jess yazar profili

jess kapak fotoğrafı
jess profil fotoğrafı
rozet
karma: 41748 tanım: 3662 başlık: 275 apolet: 2 takipçi: 203
🍀

son tanımları | başucu eserleri


günaydın sözlük

günaydın sözlük,
birkaç gündür balkonumuzun kenarlarına kuşlar için birkaç şey koyuyorum: ekmek kırıntısı, bulgur pilavı, pirinç pilavı vs. artık bir önceki günden artakalan ne varsa... uzaktan da kuşları gözlemliyorum. kargasından sığırcığına, saksağanın martısına kadar çeşit çeşit kuş geliyor.. biri geldiği zaman, diğerlerinin oraya gelmesine izin vermiyor. "buralar benim gibi." davranıyor, sonradan gelen kuşlar da bunu kabul etmiyor tabii ki.. aralarında bir çekişme başlıyor ki görmeniz lazım. "hepinize yetecek kadar var sakin sakinnn!" diyorum ama beni dinleyen yok. yani, "ekmek kavgası" sadece biz insanoğluna özgü değilmiş meğersem.*
devamını gör...

yazarların entel görünmek için yaptıkları

yeminli tercüman olmamdan mütevellit, mesleğimi duyanlar, "entel" olduğuma kanaat getiriyor.* entellik, dış görünüşten ziyade aura meselesi biraz da, hani öyle fularla, kitap, kahve ile olacak iş değil bence. entel görünme çabaları bazılarında öyle sakil duruyor ki, ben hep buradan görüyorum.*
devamını gör...

günaydın sözlük

günaydın sözlük,
geçen gün annem kan tahlillerini bana attı, "sen anlarsın, birkaç tane kırmızı var." dedi. kırmızı dediği, yani normal dışı sonuçlar oluyor. neyse baktım, ufak tefek şeyler. sıkıntı yok dedim ama bu arada annemin, benim hayatım boyunca asla sahip olamadığım kadar iyi hemoglobin, demir, demir bağlama kapasitesi değerlerine sahip olduğunu görünce çok şaşırdım. benim değerlerim sürekli yerlerde sürünür ve ne yapsam düzeltemedim. elbette annem adına çok sevindim ama ben, ondan farklıyım, dünyaya çok zayıf gelmiş ve ölecek bu bebek denilip 40 küsur yaşlarına kadar gelebilmiş biriyim. bu da benim ne kadar mücadeleci biri olduğumu gösterir ama değil mi? ne büyük başarı ama..* iyi ve nice mücadeleli haftalara diyelim o zaman.
devamını gör...

günaydın sözlük

günaydın sözlük,
bu sabah anneliğimi sorgulayarak güne başladım desem yeridir. bitmek bilmeyen ergen sarmalına girmiş gibiyim. bir oğlum 20 yaşında. o artık nerede ne zaman ne yapacağını biliyor da şimdi de benim ufaklığın* tripleriyle uğraşıyorum. dün gece yarın okul var yatma saatin geldi dediğimde, bana "oğluşun artık büyüdü, oğluşuna güven, yatıyorum birazdan." dedi ama yatmamış, bilgisayarını da kapatmamış tabii ki, o ara 2 kere elektrik kesintisi olmuş. en sonunda pes etmiş, yatmış. bir de bu sabah marifetmiş gibi bana bunları anlatıyor. o elektrik kesintileri de benim gazabımdan kaynaklanmış olabilir bu arada.* anneliğin insana kattığı böyle süper güçler var dermişim.* aman neyse, bugün herkes için huzurlu bir gün olur umarım.
devamını gör...

eğitim seviyesi arttıkça kişide artan şey

her yaşadığı duruma isim takma hastalığı. "borderline'ın kıyısından dönüp narsistsavar oldum ben... şizofrenik bağırtılarla bipolar bozukluğu kombo yapıp depresif hallerden varoluşsal sancılara geçerken duygudurum bozukluğunun majörüne doğru gittim."*
devamını gör...

yapay zeka deyip geçmek

artık yapay zeka deyip geçemeyeceğimiz raddeye geldi maalesef, bazı projeleri çok güzel hallediyor namussuz.* yeni nesil meslek tanımı yükleniyor bence: yapay zeka ile üretilen şeyleri insan eli değmiş* gibi yapmak..
devamını gör...

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

bilmediğiniz konularda fazla konuşmayın ve bulunduğunuz ortamın insicamını bozmayın lütfen.. bugün böyle birine çok sinir oldum da ondan böyle konuya bodoslama girdim.* oğlumun okulunda türkçe öğretmeni ile veliler arasında kitap* kritiği etkinliği vardı. kitabı önceden okuyup çeşitli notlar alan veliler olarak etkinliğe katıldık. esasen güzel bir toplantı oluyordu ta ki bir veli, kendi hayat hikayesini, memleketini*, siyasi görüşünü vs anlatıp kitabın yazarı hakkında bilip bilmeden konuşana kadar... neyse ki hocamız, duruma nazikçe müdahale etmek suretiyle konuyu yine kitapta dikkatimizi çeken cümlelere getirdi. bizim üniversitede literary criticism* hocamız, böyle bir yazarın eseri hakkında ne zaman atıp tutsak, "yazar şimdi mezarında ters döndü." derdi. bugün de yeminle, (bkz: ahmet haşim) mezarında ters dönmüştür.*
devamını gör...

kırk yaşından sonra gelen gerçekler

aklına mukayyet olunması gerektiği gerçeği insanın yüzüne tokat gibi çarpar.. kırk yaşından sonra kafayı kırmazsan hiçbir zaman kırmazsın inşallah.. bu yaşlarda aklına mukayyet oldun oldun, olamadın mı youtube'da "benim tatlı ayçiçeklerim nasılmış bugün?" diye güne başlayan datça'ya yerleşmiş enerjici ablalara dönüşüverirsin maazallah, hem de farkına varmadan.*
devamını gör...

genç olmanın çok güzel olması

kesinlikle çok güzel bir şey. dünya sağlık örgütüne göre en az 2 sene daha genç sayılırım, yaşasın!*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

soğuk hali daha güzel olan yemekler

üzerine sarımsaklı domates sosu dökülmüş karışık sebze* kızartması. bu güzelliği bir gün dolapta bekletirseniz, domates sosu iyice sebzelerin içine özleşmiş olacağından ortaya muhteşem bir lezzet çıkıyor.
devamını gör...

günaydın sözlük

günaydın sözlük,
yeni bir ay, yeni bir hafta, yeni bir güne merhaba demeyi çok seviyoruz. bir şeylere anlam yüklemek çok hoşumuza gidiyor. planlar, programlar yapma, diyete başlama zamanı gibi kodladığımız şeyler bunlar ama nedense, devamı gelmiyor çünkü abartıyoruz bence. (bkz. aşağıdaki görsel) değişim, mikro alışkanlıklar edinmekle başlıyor aslında. her gün 100 sayfa değil de 10 sayfa kitap okumak, 5 dil öğrenmek değil de bir dili a1'den a2'ye çıkartmak için günde 15-20 dakika ayırmak gibi. önemli olan süreklilik iken, biz önüne bir senelik yemek konmuş da hepsini bir günde bitirmesi gereken insan gibi davranıyoruz. sonra da her şeyden midemiz bulanıyor ve yine başa dönüyoruz. kendimizi bunaltmaya hiç gerek yok, az ama istikrarlı olabileceğimiz bir plan yapmak lazım diye düşünüyorum naçizane.. hani eylül geldi amanın her şeye birden asılmaya başlamam lazım diyenler varsa diye şeyettiydim.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

nesrin cavadzade

yakıştığı diziler var, yakışmadığı diziler var... mesela, yasak elma (dizi) dizisindeki şahika karakterini kendisine çok yakıştırmıştım. babası yaşındaki zengin kocasını otopside dahi çıkması mümkün olmayan bir zehirle öldüren kadın olmasının yanı sıra entrikaları olsun, canının istediğini zehirlemesi olsun, bu rol için biçilmiş kaftan gibiydi ama uraz kaygılaroğlu ile partner olduğu bir dizideki* karakteri üzerinde çok sakil durmuştu. dizi, bir kenar mahallede geçiyordu, belki de o yüzden o karakteri ona yakıştıramamıştım. olmaz hocam bu kadında zengin koca avcısı vibe'ı var, mümkünse etiler, bebek, ulus civarında geçen bir dizide oynatın, kendisini bir daha kenar mahallelere göndermeyin mümkünse.*
devamını gör...

hanımın bir film yıldızı için bu çocuğa da bitiyorum demesi

dengesiz bir tip değilse, kesin intikam alıyordur eşinden.* eşi de bir zamanlar film izlerken kadın oyuncuyu kastederek "at gibi kadın." demiştir, hatta daha da ileri gidip "o kadınsa bizim hanım ne?"* diyerek elin kadınıyla eşini kıyaslamıştır. eğer öyleyse, hanımına çok ayıp etmiştir ama hanımı da çok güzel intikamını almıştır, helal olsun ablaya.*
devamını gör...

günaydın sözlük

günaydın sözlük,
bazen hayat sanki sorumlulukları üstümüze yığıyor, suskunluklarımız yüreğimizi dağlıyor, söyleyemediğimiz kelimeler içimizde birikiyor.. ama sonra minik bir şey oluyor, bazen bir çocuğun gülümsemesi, tanımadığımız birinin minik bir tavsiyesi veya iltifatı kalbimize dokunuyor ki o anda sanki kalbimiz çiçek açıyor. bu sabah, bana da bundan oldu.* kahvesiz çeviri yapamayan biri olarak kahvemin bitmiş olduğunu fark eder etmez hemen markete gittim. tam kahvelere bakarken, yanıma orta yaşlı biri geldi. daha önce hiç içmediğim bir kahve markasını göstererek "bundan al, daha önce denemediysen bir şans ver bence, içimi yumuşak çok güzel kahve." dedi. tamam dedim, şimdi o hiç tanımadığım kişinin tavsiye ettiği kahveyi* içerken aklıma ne geldi, biliyor musunuz? mutluluk, öyle devasa eylemler gerçekleştirmemiz sonrası ortaya çıkan bir şey değil, minik anların içindeki derinlikte saklı. aslında hepimiz, yaralı, telaşlı ve kaygılıyız ama tek ihtiyacımız belki de görülmek ve anlaşılmak... ben bu konuda bugün şanslıyım galiba, güne iyi başladım, darısı tüm sözlükdaşların başına...*
devamını gör...

günlük hayatta en çok kullandığınız kelime

(bkz: tamamdır). geçen gün bir türkçe öğretmeni, tamam kelimesinin yeterli olduğunu ayrıca bir ek getirmeye gerek olmadığını yazmıştı, şimdi hocam kusura bakmayın ama dil yaşayan bir varlıktır ve ben bir filolog olarak "tamamdır" kelimesinin yerine göre gayet uygun bir şekilde kullanılabileceğini düşünüyorum. özellikle iş hayatında yazışma esnasında kuru bir şekilde "tamam" demek, biraz kaba duruyor. o yüzden "tamamdır" denildiğinde ifadenin daha yumuşak ve kibar bir hal aldığını düşündüğümden, en çok onu kullanıyorum. bir de "tamamdır" kelimesinin iş hayatındaki geniş zamanlı konuşma stilinin bir nevi tamamlayıcısı olduğunu düşünüyorum. şöyle ki:
- dosyayı yarın teslim almak isterler, mümkün müdür?
- mümkündür, tamamdır yarın dosyanızı teslim ederiz. gibi gibi.*
devamını gör...

travma öncesi stres bozukluğu

bu stres denilen illeti kronik hale gelmeden çözmek lazım. yoksa, travma öncesi sonrası derken, bir bakarsın duvarlara boş boş bakarken bulursun kendini... şuan adını hatırlayamadığım bir psikolog, "travma virüs gibidir. güçsüz kaldığımız zamanlarda tekrar ortaya çıkar." gibisinden bir şeyler demişti. ne zaman depresif, hasta, yorgun, maddi açıdan sıkıntılı vs olsam, travmaların etkisi yoğunlaşıyor sanki. elimden geldiğince maddi manevi her açıdan kendimi güçlü tutmaya çalışmak, en azından travmaların etkisini hafifletiyor.*
devamını gör...

kişiliği ideolojisi kötü kişilerin mükemmel eserler vermesi

benim için (bkz: cahit zarifoğlu) da o kişilerden biridir. şiirlerini çok severdim, kendisi hayranı olduğum bir şair idi ta ki eşine yazdığı şiiri okuyana kadar... "aklımdan çıkmıyorsun dedim başka türlüsünü yorgunum anlatmaya." gibisinden muhteşem dizeleri yazabilen birinin eşine "nasılsın iyi misin, ev işlerinden yorulduğunda otur dinlen..." minvalinde dizeler yazmış olmasını bir kadın olarak hazmedemiyorum. hem eşine zulmettiğinin, halden anlamaz biri olduğunun farkında hem de eşinin ona karşı anlayışlı ve sabırlı olmasını bekliyor. şair dediğin hani ince ruhlu insan olurdu? hani beyefendi çok zarif bir insandı? dört çocuğunun annesine böylesine* hakaret edercesine şiir yazarak değersizleştirmeye çalışan birinin gözümde gram değeri yok...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

90'ları güzel kılan detaylar

istanbul'un daha yaşanılır bir şehir olması. sokaklar, fazla kalabalık değildi. nispeten daha güvenliydi. en basitinden, istiklal caddesinin bile bir ruhu vardı sanki... şimdi ruhsuz bir yere dönüştü, artık ne o eski insanlar var, ne de eski hareketli zamanları...
devamını gör...

günaydın sözlük

günaydın sözlük,
bu aralar aşırı sosyalleştiğim günler geçiriyorum. her gün bir şey var, dün bir akrabamın mevlidi vardı, orada 30 senedir görmediğim çocukluk arkadaşımı gördüm, çok değişmiş yahu neyse.* yarın doktor kontrolüm var, cuma günü küçük oğlumun liseye kayıt işlemlerini yapacağız. cumartesi akşamı iş arkadaşımın düğünü var, pazar günü de kayınvalidemle trakya'da akraba ziyareti yapacağız derken, hani yani iş hayatında yeterince insana maruz kalıyorum zaten, sosyalleşmenin bu kadarı bana bi' tık fazla sanki ama ben, bunların da üstesinden gelirim gibi gibi.*
devamını gör...

şikayetini doktora tuhaf şekilde anlatmak

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim