jess yazar profili

jess kapak fotoğrafı
jess profil fotoğrafı
rozet
karma: 41965 tanım: 3685 başlık: 275 apolet: 2 takipçi: 202
🍀

son tanımları | başucu eserleri


günaydın sözlük

günaydın sözlük,
yaklaşık bir haftadır sosyal medya platformlarına girmekten tiksinir hale geldim. o meşhur seksenler tarzındaki fotoğraflar* bir yana, leşi görür görmez üzerine üşüşen akbabalar gibi bir oyuncunun vefatı üzerinden kendi hırs, öfke ve bilumum duygu ve düşüncelerini olur olmaz şekilde boşaltan insanların paylaşımları midemi bulandırıyor artık... neymiş efendim, "böyle yalnız ölümler artacakmış.", "kız arkadaşı ne biçim bir insanmış.", "erkekler, kadınlarla iyi geçinmezlerse yalnız öleceklermiş." falan filan... modern zamanda yalnızlık, izolasyon cart curt gibisinden süslü cümlelerle paylaşım yapan akademisyenleri bile gördü bu gözler.. hani gençlerin başkası adına utanmak anlamında kullandıkları bir kelime vardı? tamam buldum cringe. son zamanlarda gördüğüm en cringe şeyler bunlar olabilir.
devamını gör...

işsiz kalmak

son zamanlarda ruhumu daraltan hadise. yaklaşık bir yıldır azalan iş potansiyelimin son 2 aydır neredeyse durma noktasına gelmesiyle birlikte ne yapacağını bilemeyen birine dönüştüm.

23 yıldır yoğun bir çalışma hayatı olan ama birtakım talihsizlikler neticesinde eyt'den emekli olamamış ve emekli olmasına da daha uzun yıllar olan 40+ bir kadın olarak şuan ne yapacağımı bilemiyorum. böyle bir hadiseye hiç hazır değildim, sudan çıkmış balık gibiyim.

hayatım boyunca hep çalıştım, önceliğim hep iş hayatımdı. yemek, ev işleri vs hep eşimle iş bölümü yaparak hallettiğimiz şeylerdi. o konularda da öyle aman aman bir becerim yoktu ama bu süreçte haliyle yoğun olarak çalışan kişi eşim olduğundan yemek, ev işleri vs benim doğal sorumluluğum haline geldi ki olması gereken de bu zaten. şikayetim yok ama bu duruma alışmakta güçlük çekiyorum.

bu arada 6 aydır terapiye gidiyorum. son zamanlara kadar iş hayatım ve mesleğim üzerine inşa etmiş olduğum kimliğimin çöküşünü terapistle birlikte izliyoruz. son haftalarda en çok üzerinde durduğumuz konu, yetersizlik ve değersizlik duyguları oldu. sadece bir şeyler başarınca değerli olmayı hak ettiğim düşüncesinin yıllarca esiri olduğumdan boş/işsiz kalmak bana kendimi işe yaramaz hissettiriyor. ama terapistim bu düşünceye karşı mantıklı yanıtlar vermemi istediğinde "sadece var olmam bile değerli olmam için yeterli bir sebep olmalı aslında." diye düşündüm ama insanoğlu her zaman mantıklı davranamıyor işte...

işin kötüsü, eskisi gibi yoğun çalışmak da istemiyorum artık...bir yanım çalışmam gerektiğini haykırırken, diğer yanım ise böyle bir dönemin belki de yıllardır ihmal ettiğim kendimi toparlamam için bir fırsat olduğunu söylüyor. bilemiyorum kafam çok karışık, belki bazen burayı işsizlik günlüğüm gibi kullanabilirim belki de kullanmam. bilemiyorum öyle işte...
devamını gör...

ağlayası gelmek

son birkaç haftadır terapi odasında konuştuklarımız beni çok yoruyor ve hep ağlayasım geliyor. aslında bir yandan ağlayıp çözülmek ve içimdeki habis duygulardan bir an evvel kurtulmak istiyorum ama diğer yandan da ya ağlamaya başlayıp kendimi toparlayamazsam, terapistin karşısında darmadağın kalırsam diye çok korktuğumdan dudağımın üstüne iki parmağımla bastırıp ağlamamı biraz olsun azaltmaya çalışıyorum.

hele geçen haftaki terapide kendimi hüngür hüngür ağlamamak için zor tuttum. terapi biter bitmez koşa koşa tuvalete gittim, ne de olsa yalnızken hüngür hüngür ağlamak daha kolay...

ne kadar yüzümü yıkasam da fayda etmedi. kıpkırmızı bir surat ve gözlerim kan çanağına dönmüş halde asansörü beklemeye başladım. asansörün kapısı birdenbire açıldı. benim bu yüz-göz kıpkırmızı halimi gören kadın yanındaki adamı dürtüp beni gösterdi. terapiden herhalde fısı fısı bir şeyler dedi.

"ne sandın ablacım terapiye gitmek öyle mutluluk getiren bir şey değil, önce temiz bir yüzleşme yaşayacaksın. sana bunları söylemediler mi?" diyesim geldi ama diyemedim tabii ki*
devamını gör...

tramvayla başetmek

en iyi baş etme yöntemi, tramvay altında kalmak üzere olan birini kurtarmaktır. geçenlerde balat'a gittim, hem de tek başıma. ama ne zaman tek başıma bir yerlere gezmeye gitsem başıma en olmadık şeyler gelir sanki yoldaşım şeytanmış gibi. neyse, tramvaydan inip karşıya geçmek üzereyken benden birkaç adım öndeki kadını kolundan tuttuğum gibi geri çekmemle birlikte kadıncağız, karşı yönden gelen tramvayın altında kalkmaktan son anda kurtuldu. bir de panikle "napıyorsun be ablacım!" diye kadına bağırdım. hadi teşekkür etmesini geçtim, yüzüme bile bakmadan "dalmışım yaa!" diye cevap verdi bana umursamazca...benim ise olayın etkisiyle dakikalarca elim ayağım titredi. şimdi hangimiz travma geçirdi, hangimiz tramvayla baş etti, belli değil anasını satıyım.*
devamını gör...

kedime saygım var davranışları

gecenin bir yarısına verilen mr randevusu nedeniyle gidilen hastanenin bekleme salonundaki koltuklarda uyuyakalmış olan anne kedi ve yavru kedileri rahatsız etmeden yanlarına oturup onları izlemeye doyamamak da sayılır mı?*

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

saçtaki egzama

küçük oğlumda yıllardır olan dert idi. birkaç ay önce bir arkadaşımın tavsiyesi ile aldığım egzama karşıtı şampuan hem kaşıntısını hem de kızarıklıklarını azalttı. neredeyse hiç kaşıntı yok şuan saç dipleri çok rahatladı, reklam gibi olmasın ama biz çok memnun kaldık.
devamını gör...

günaydın sözlük

günaydın sözlük,
dün benim iki numara yani 15 yaşına girmek üzere olan oğlum, heyecanla yanıma gelip "şebnem ferah 6 yıl sonra 3 haziranda konser verecekmiş. abimle gideceğiz." dedi. konser biletlerinin fiyatlarını, bulup bulamayacağını bile düşünmeyecek kadar masumane bu heyecanına hayran kaldım, o an bir şey diyemedim. aradan biraz zaman geçince, "18 yaşın altında olduğum için gidemem ki." dedi. böylesine masumane bir heyecana öyle hasret kalmışım ki ahh be yavrum tek derdin bu olsun demedim, diyemedim.* "büyüyünce gidersin." diyebildim, hemen hesap yaptı: "tekrardan 6 yıl sonra konser verse 21 yaşında oluyorum, giderim tabi." dedi. bir anda zamanda bükülme yaşayıp ergenliğime gittim sanki, şebnem ferah'ın yeni çıktığı zamanlardı, şimdi benim oğlum aynı yaşlarda ve şebnem ferah dinliyor. vay be nereden nereyee?
devamını gör...

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

ne zaman şu şarkıyı dinlesem, şehir dışında üniversite okuduğum zamanlara ışınlanıyorum sanki... esenler otogarından okuduğum üniversitenin bulunduğu o hiç sevmediğim anadolu şehrine giden bir gece otobüsüne binmişim, gece yarısı otobüs izmit taraflarındaki o büyük beton santralinin yanından geçiyorken ben de gecenin o koyu karanlığında oranın ışıklarına bakıyorum gibi bir hissiyata kapılıyorum.. ilginç olan ise, bu şarkı 2015'te çıkmış, ben ise 2000'lerin başında üniversiteydim.. insan beyni ne kadar acayip, ne alaka kıvrımlarını sevdiğim ne alaka yaa..*
devamını gör...

müge anlı ile tatlı sert

geçenlerde trafik kazası geçirmiş olan bir adamın karısı ile müge anlı arasında geçen diyalog aklıma geldikçe kendimi gülmekten alamıyorum. adamı, kaza sonrasında karısı iyi bakamadığı için ailesi kendi evine getirmiş, kadın da güya masumane bir şekilde "kocamı bana geri verin." hikayesini anlatırken, konuşmalarının arasında aslında kocasının geçirdiği kaza nedeniyle alacağı tazminatın 20 milyon lira civarında olacağı için eşini geri istediğini ağzından kaçırdı. müge anlı, bu pası gole çevirmez mi? elbette hiç kaçırmaz.*

müge anlı: "trafik kazası tazminatı 20 milyon lira olamaz, sana bunu kim söyledi?"
kadın: "o, bu, şu."
evet, yeni terör unsurumuz artık "el alem" değil, o, bu, şu...*
devamını gör...

günaydın sözlük

günaydın sözlük,
dün itibariyle kendi adıma yepyeni bir döneme geçiş yapmış bulunmaktayım. yapay zekaya olan kızgınlığımı bir kenara bırakıp onu sömürebildiğim kadarıyla sömürmeye başladım. el alem, o, bu, şu, yapay zekayı çat pat kullanarak içerik üretip önümüze sürüp para kazanırken, ben bu dünyadan uzak kalan bir geri kafalı olamazdım. evet, girişimcilik damarım kabardı ve ben de gerek sosyal medyada gerekse medium'da yapay zeka destekli içerikler üretmeye başladım. daha bebek adımlarıyla yürüyorum. o kadar yeniyim ki daha bebek yeni yeni yürümeyi öğreniyor, öyle düşünün. daha sadece bir içerik paylaşabildim. ama umutluyum, belki bir gün paylaştığım içerikler viral olur, ben de milyonlar kazanırım. umut fakirin ekmeği işte, n'aparsın?* bugüne kadar hep sistemin dışında kaldım, memur olabilecekken kendi işimi kurdum ve yirmi küsur yıl sonra içimdeki girişimci tekrar ayağa kalktı, duramıyorum onu, imdat yardımmmm!
devamını gör...

merkezi hekim randevu sistemi

kolaylıkla bulabileceğiniz yöntemi söyleyeyim size. saat 09:55'te ve 23:55'te sisteme girin, randevu bulursunuz. gün içinde randevusunu iptal edenler oluyor, bunların sisteme geçişi bu zamanlarda oluyor yani günde iki kez sistemi yeniliyorlar. bu da benim size bugünkü kıyağım olsun.*
devamını gör...

en çok neyi yapamıyorsun sorusu

dikkatimi toparlayamıyorum. bir arkadaşımla bu konuyu konuştuğumda, kendisi de aynı durumdan muzdarip olduğunu söyleyerek "dikkat namustur. biz namusumuzu kaybettik." dedi. namussuz oldum galiba ben.*
devamını gör...

sedat peker

yeni doğan 3 bebeğin her birine ellişer gram altın hediye etmiş. ikiz erkek bebek doğurup isimlerini "sedat" ve "peker" koyduğun anda, 100 gram altın garanti. ytd. *
devamını gör...

normal sözlük yazarlarından ingilizce mizah paylaşımları

sultan cattoman empire*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şiir okuyan erkek iticiliği

sabah sabah aklıma adını hatırlayamadığım bir dizideki sahneyi getiren başlık. şöyle ki: bir kafe ortamında şiir okuyan bir adam var, kadının biri ona hayran oluyor. birlikte terasa çıkıp bir şeyler içerlerken adam, kadına direkt yakınlaşmaya çalışıyor. kadın da bu şiir okuyan sözde romantik adamla istanbul manzaralı terasta romantik anlar yaşadığını zannederken, adamın bu tavrına çok şaşırıyor ve onu reddediyor. o anda işte o sözde hassas ruhlu romantik adamın içinden canavar çıkıyor. kadına etmediği hakaret, küfür kalmıyor. hatta kadına fiziksel şiddet bile uyguluyor. şiir okuyan erkek denilince benim zihnimde canlanan profil bu: romantizm kolpa, hassasiyet yapmacık..
devamını gör...

gelinlik

bir zamanlar kiralamak suretiyle nikahımda* giydiğim elbise. ayrıca, ek bir bilgi olarak söyleyeyim: kiraladığınız gelinliğin ikinci el olup olmamasını da tercih edebiliyorsunuz. sizin bedeninize göre dikilmiş veya ayarlanmış bir gelinliği birkaç günlüğüne kiralayıp iade ettiğinizde onu başka birileri de kiralayabiliyor. yani bence böylesi çok makul bir seçenekti. ömür boyu gelinliğin sandıkta çürümesine gerek yok diye düşünüyorum.*
devamını gör...

sözlüğe bir hayat tecrübesi bırak

herkese anlayacağı dilden konuşun. özellikle nezaket göstereceğiniz insanlar konusunda seçici olun. çünkü bazı insanlara nazik davranmanız, onların sizi kullanmaya hazır biri olarak görmesine neden olur.
devamını gör...

sözlük yazarlarının yetenekleri

her 10 senede bir 30 kg alıp sonrasında yaklaşık 2 sene spor, diyet vs yaparak aldığım kiloları verebiliyorum. duygusal yiyicinin önde gideniyim. bir süre kendimi salıp sonra dizginlemeye başlıyorum. hayatım, böyle döngüler halinde ilerliyor, bu konuda inanılmaz yetenekliyim. hiç kimse bana nasıl kilo alınır, verilir gibi konularda tavsiye vermeye kalkmasın, kalbini kırarım baştan söyleyeyim.*
devamını gör...

günaydın sözlük

günaydın sözlük,
bu sabah uzun zaman sonra ilk defa çok dinç bir şekilde uyandım. içimde inanılmaz bir enerji vardı. ben de hemen kendimi mutfağa attım, bir baktım hamur yoğuruyorum. bu aralar poğaça tariflerine sardım. bu hafta çocukların sınav haftası, en azından anne poğaçası yiyerek bu haftaya başlarlarsa, belki sınavlarında daha başarılı olurlar diye düşündüm. fi tarihinde bir yerlerde okumuştum: "çocuklar, nice annenin hayatını kurtarmıştır." minvalinde bir cümleydi. bazen aşırı melankolik mi oluyorum bilmiyorum ama gerçekten beni hayata bağlayan tek dayanağın çocuklarım olduğunu düşünmeden edemiyorum. aman neyse ne... iyi dilek ve dualarla çocukları okula yolladım. kahvemi yaptım, yeni hafta güzellikle başlayabilir mesela ben buna hazırım.*
devamını gör...

masaya yumruğunu vurup sus be hanım diyen erkek

ölümcül bir hata yapmıştır.* erkeklerin neredeyse iki katı konuşma kabiliyetine sahip olan birine sus denmez, ne kadar ayıp. akıllı kadınlar, zaten erkeklerin dinleme eşiğinin çok kısa olduğunu bildiğinden, en önemli şeyleri baştan söylerler, devamında söylenme moduna geçerler.o moda geçtiklerini anladığınızda siz de dinlemezsiniz olur biter. boşuna dememişler: "erkekler sır saklar… çünkü çoğunu zaten duymamıştır."* benim en iyi sırdaşım eşimdir mesela.*
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim