jinju yazar profili

jinju kapak fotoğrafı
jinju profil fotoğrafı
rozet
karma: 6407 tanım: 208 başlık: 55 takipçi: 69

son tanımları | başucu eserleri


yengeç konserveleme gemisi

takiji kobayashi beyin romanı. gazap üzümleri gibi, germinal gibi, işçi direnişini değil maalesef ama işçilerin çektiği çileleri anlatan bir roman.

arka arkaya okuduğum kitaplarda benzer temalar işlenmesi, bilinçli olmasa da benzer temalar etrafında dolaşmak güzel. farklı coğrafyalarda aynı acıların yaşandığını görmek çok üzücü. kızıllık/kızılbaşlılık yapmak rusyada, amerikada olduğu gibi japonyada da problem yaratmış işçiler için. kolıma'daki gibi, japonlar da kıyafetlerindeki bitleri ayıklayabilmek için ateşe başvurmak zorunda kalmış. insan onurunun bu kadar ayaklar altına alınmış olması ne acı.
devamını gör...

ağaçtaki

canım hestiş'in hediyesi canım kitap.

kitabın 20-25 sayfasını okuyup buradaki tanımları okumak için ara vermiştim ve neden"rahatsız edici" bulunduğunu anlamamıştım, doksan küsür sayfalardnas sonra anladım.
nihilist pierre anthon ve ona karşılık hayatın anlamını somut delillerle ortaya koymak, var olduğunu kanıtlamak isteyen bir avuç çocuk. kendileri ve arkadaşları için hayatın anlamının nerde olduğunu çözmeye çalışırken verdikleri mücadele, giriştikleri işbirliği muazzam.
öte yandan her birinin anlam yüklediği "şey" o kadar farklı, o kadar simgesel ki... hayatın anlamını dinde bulanlar, vatanında bulanlar, bir bedende bulanlar, ölü ya da diri...her biri üzerine tezler yazılır.
ama başkası yazsın. benden bu kadar. bays.
devamını gör...

hizmetçi izliyor

serinin üçüncü kitabı. diğerlerini zamanında eyyorlamıştım. bu birinci bu da ikinci kitap. şimdi geldik üçüncüye:

aradan 11-12 sene geçmiş. millie evlenmiş, çoluk çocuk sahibi olmuş. (arada bir de iki buçukuncu kitap varmış hizmetçinin gelini diye, nasıl evlendikleirni orada anlatıyormuş.) damat tabii ki enzo. bu kitapta en az altı yüz yirmi sekiz kere enzo'nun ne kadar yakışıklı olduğunu okuyoruz. esmer kaslı vücudunu gözümüzde canlandırmamızı istiyor yazar ama benim gözümde hep kıllı ve kokulu bi enzo canlandı okurken, sorry.

millie nihayet hizmetçiliği bırakmış, sosyal hizmetler görevlisi olarak görev yapıyor ve bir ev atın alıyor. ev on nömre bi muhitte ama komşularla başı dertte bu sefer de. biri gösteriş meraklısı suzette, öteki de röntgenci deli manyak janice. (belki de başka bir şeydi emin değilim) biri çocuklardan nefret eden öteki de kendi öz çocuğuna tasma takan deli bi manyak.

yine millie'nin tuhaf hisleri, ardından bir cinayet, kabak millieye mi patlayacak endişesi ve gerçeklerin oraya çıktığı mutlu son.

yine tek seferde kendini okutun 350 sayfa.

bazı bilgileri (millienin geçmişini, enzoyla geçmişlerini, enzonun ne kadar yakışıklı olduğunu, millienin bir zamanlar hizmetçi olduğunu...) yedi yüz elle dört bin kere tekrarlaması dışında aynı "hizmetçi" keyfi.

bilin bakalım kimlerle okudum? evet rene ve fare. öpücükler kalpler.
devamını gör...

hizmetçinin sırrı

freida mcfadden'ı hizmetçi serisinin ikinci kitabı. ilk kitabı şurada eyyorlamıştım.

bu kitap, öncekinden 3-4 yıl sonraki bir zaman aralığını anlatıyor. millie hizmetçiliğe devam ediyor ama bir yandan da sosyal hizmetler okuyor. 30 yaşında bir kadın artık. sevgilisi brokoliyle ite kaka yürüttükleri bir ilişkileri var.
evine temizliğe gittiği ailenin 9 aylık bebeği annesine değil de millie'ye "anne" diye seslenince dananın kuyruğu kopuyor ve millie işten atılıyor. buradan sonra bulduğu işte ise yine gizem, yine mağdur bir kadın, yine kahramanlığa soyunan millie...

mcfadden'ın kitaplarındaki o bir oturuşta bitirme büyüsünü seviyorum. hiç sıkılmadan bunalmadan akıp gidiyor 350 sayfa, merak duygusu her zaman başta, sayfalar birbirini ardına çevriliyor fakat aptala abnlatır gibi anlatması da kalbimi kırıyor.

kurguyu sevdim, başına gelenleri ve işlerin bir anda hiç beklemediği şekilde kızışmasını sevdim, karakterlerin "benzerliğini" sevmedim, benzerlik üzerine kurulan yapıyı sevdim.
enzo'ya tam anlamıyla ısınamadım ama brokoliyi de hiç sevmedim. basiretsiz bir adam. ne koca olur ondan ne arkadaş.

okuma konusunda beni gaza getiren rene ve fareye öpücükler. kalp.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının 2026 okuma listesi

en son normal sözlük yazarlarının 2022 yılı okuma listesinde aktiftim. ohoo 4 yıl olmuş. ben başlıyorum listeye. arkamda mısınız?

her ay 4 kitap hedefiyle 48 kitaplık bir listem olacak. bunun yarısı yerli yazarlardan olmalı, çünkü bu konuda çok eksiğim. bir kısmı okuma gruplarım tarafından seçilmiş, önceden planlanmış kitaplar olacak. bazıları yolda çıkacak karşıma, son anda listeme dahil olacak.
2026 bol okumalı, nitelikli bir yıl olacak.


liste bilahare eklenecek.

eklendi.

kırmızı buğday-ahmet büke 2025'in yarımı :(
kanını satan adam-yu hua
dublinliler-james joyce henüz haberi yok ama (gbkz: bubbles of death) ile birlikte okuyacağız.
dava-franz kafka
kuru kız-ayfer tunç
budala-dostoyevski
yüzyıllık yalnızlık - g. g. marquez
dorian gray'in portresi-oscar wilde
açlık-knut hamsun
öteki-dostoyevski
çoban kulübesi-tim winton
kamelyalı kadın-dumas jr.
genç werther'in acıları-goethe (yeni yılın ilk kitabı oldu.)
kum tefrikaları-ömür iklim demir 2025'in yarımı :(
ağaçtaki kız-şebnem işigüzel
on iki gezici öykü-g. g. marquez
göklerin kara şeytanı
pandemi-seher tanıdık
ölümün ağzı-irfan yalçın
ben malala-malala yusufzay
varolmanın dayanılmaz hafifliği-milan kundera
eugenie grandet-balzac
huzursuzluğun kitabı-pessoa
önemsiz bir kadın-oscar wilde
panzer ası
koku-patrick suskind
george r.r. martin-gece kuşları
ev sahibesi-dostoyevski
kitap yiyici-stephane malandrin
puslu kıtalar atlası-ihsan oktay anar
vejetaryen-han kang
agathachristie-sonsuz gece
kör talih-stanislaw lem
annie ernaux kitaplarından biri. ucuz olan.
günden kalanlar-kazuo ıshiguro
sevgili-toni morrison
veba-albert camus
devamını gör...

bir kitapta iz bırakmak

çoktandır kitap okuyamıyordum. dün hava serinken şöyle battaniyemi çekeyim kahvemi alayım keyifle dune okuyayım dedim. bir güzel döktüm sonra kahveyi her yere.

hadi battaniye yıkanır da, kitaba kalıcı sakarlık anıları bırakmış oldum. sonra düşününce, eskiden olsa kitabın hasar görmesinin beni çok üzeceğini fark ettim. şimdi ise kitapta iz bıraktığımı düşünüyorum, üzmüyor. kitaptaki kahve lekesine baktığımda sağanak yağışlı bi eylül gününü hatırlayacağım. sıcak evimde oturduğumu, kitap okumayı çok sevdiğimi, istediğim hayatı yaşadığım ve mutlu olduğum günlerden geçtiğimi, kitabıma kahve döküldüğünü ama bunun beni üzmek yerine içimi huzurla doldurduğunu, çünkü anı yaşadığımı...

dökülen sıcak bir kahve tenimde bile ömürlük izler bırakabiliyorken kitabımda bırakmış, çok mu?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük gartic.io etkinlikleri

tabletim ve eşantiyon kalemimle geldim. yenilmek isteyen buyursun.
devamını gör...

ömer'in çocukluğu

muallim beyin çocukluğunu anlattığı kitap. herkes nedense ayılıp bayılıyor ama ben çok fanı olamadım. yani evet tamam, tatlış anılarını anlatıyor da... herkeste var benzer anılar. biraz tatlı dilli herkesin anlatabileceği türden dümdüz anılar...

şeyi sevdim. zamanında bi köpke korkutmuş küçük ömeri. havlamış durmuş parçalayacakmışçasına. adamın biri de bu sahneye tnaık olmuş ama pencereden bakıp "hoşt" demekle yetinmiş. ömer adamı anlatıp bi ton saydırdıktan sonra diyor ki: "sen o zaman bana gerçekten insancasına bi yardımda bulunmuş olsaydın ben seni şimdi böyle mi yazardım?"
devamını gör...

cemo (kitap)

kemal bilbaşar'ın ta 1966 tarihli kitabı.
ince memed'in yan çarı gibi, benzer topraklarda, benzer zamanlarda geçen bir roman. okurken yaşar kemal'i anmamak mümkün değil.
tarım işçiliği, ağalık, eşkiyalık... bildiğimiz konular ama başka bir yaklaşım. bir tarafta yeni kurulan devlete ve kurucusuna minnet, bir taraftan da osmanlı'ya saygı duyan halkın ağalara baş kaldırısını okumak çoğzel.

önce cano anlatıyor. kendi karısıyla nasıl tanıştığıyla başlıyor, kızı cemonun damat memoyla nasıl tanıştığıyla bitiriyor. sonra memo alıyor sazı eline. cemo'dan önceki yaşamını, cemo'yla tanışmasını ve ardından yaşananları anlatıyor. (devam kitabının adı memo, orada da senem mi anlatıyomuş neymiş, okumadım henüz, çok pahalı)

yayımlandıktan bir yıl sonra da türk dil kurumu roman ödülünü kazanmış
yeşilçam da boş geçmemiş bu konuyu, türkan şoray patlatmış bir film. muhtemelen izlemem.


kitap boyunca memo ne iyi adam ne güzel adam sevdasına ne kadar bağlı derken sonda bir anda poligamik birine dönüşüyor. eski sevgilisini görünce mevcut karısını unutuyor, aylar sonra aklına geliyor filan. düştün gözümden memo.



memonun dayısı adamdır.
yengesi de kadın.
devamını gör...

babıls ile büklüm gemisi radyo yayını

babıls konuşurken hoparlörü kulağıma sokuyorum, cenk konuşurken yorganın altına... anca dengeleniyor.
iyi yayınlar brolar.
devamını gör...

uzun beyaz bulut gelibolu

bir buket uzuner kitabı.

çanakkale zaferinin yıldönümü yaklaşırken beni tarihe boğmayacak ama zaferin o çarpıcı atmosferini de yansıtacak bir kitap arayışındaydım bu kitabı seçtiğimde.
seçimimden memnun muyum? bilmiyorum. yazdıkça anlayacağım.

konu:
zelendalı viki, dedesi alistair john taylor çavuşun çanakkaleye savaşmaya gittiği ve bir daha geri dönmediği dedesini bulmak için yaptığı uzun çalışmalar sonunda bir ize ulaşır ve takip ederek çanakkale'ye gider. girdiği köy kahvesinde duvarda fotoğrafı asılı olan ali can çavuş'un fotoğrafını köylülere gösterir ve der ki: işte bu benim dedem!
tabii önce köy karışır, sonra istanbul karışır, sonra dünya karışır. zelenda ve ingiltere gibi ülkelerin elçilikleri çeşitli açıklamalar yaparlar, türk basını dehşetengiz haberler yapar. yine de gizemi çözebilecek tek kişi vardır: ali can çavuş'un kızı beyaz.

eyyor: (spoiler içerebilir)
beyaz tam bi uyuz. babasına kara sevdalanan, geceleri yatak odalarını gözleyip anasıyla babası arasındaki aşnafişnayı bile kıskanan bi çocukmuş. anasına kızıp inadından evlenmemiş bile. o kadar huysuz ki, görücülerin de kapısında sıra olduğunu sanmıyorum.
köylüye küsmüş sokağa çıkmıyo 80 küsur yaşında kadın. ama köylünün saygısı sonsuz herkes ona hayran? neden? kimseye açmadığı kapısını bi viki'ye açıyo. alıyo kızı eve, biri zelendalı askerin biri türk askerin mektuplarını okuyor. gizemi aydınlatamaya çalışıyorlar.
beyaz biliyor halbuki her şeyi, şak diye anlatsa yeter, maks bir saatini alır. yook illa uzatacak. ıkına sıkıla zar zor anlatıyor kıza. yazık vikiciğe.
daha sonra gelen ali can çavuşun oğlu ali osman taylar'ın olaya dahiliyeti, viki'yle ilişkisi o kadar sinir bozucuydu ki burada anmak bile istemiyorum.

evet kararımı verdim:
çanakkale zaferini anma açısından mektuplar çok kıymetli. hem türk askerinin konuya bakışını hem de dünyanın öbür ucundan kalkıp savaşmaya gelen zelendalının bakışını okumak ufuk açıcı.
gerisi ise... tırt.
devamını gör...

kitap kulübü hakkında her şey

kimse de credit vermemiş bana aşkolsun. sayemde 14 şubat çekilişi ve tabii ki hediyeleşmesini tamamladık canım ciğerim kulübümle.
bu yıl yine el emeği ürününü gönderen de var, annesine patik ördüren de... kitapçıları dolaşıp arkadaşının zevkine uygun kitabı seçen de var, kütüphanesinden en kıymetli kitabı gönderen de... birbirini hiç tanımayan bu kadar kişinin birbirini mutlu etmekten başka amaç gütmeksizin bir araya gelmesi, birbirini düşünüp hediyeler alması, mektuplar yazması o kadar kıymetli ki.
duygulanıyorum muntazaman.

bu sene benim hediyem sevgili @kiriktopuktan geldi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

takvimi ofisime neşe kattı ve farz oldu miyazaki'ye giriş yapmak. gidem de bakam on küçük zenci ne haltlar karıştırmış.
devamını gör...

babıls ile büklüm gemisi radyo yayını

babıl konuştukça kulaklığı östaki boruma kadar sokmama, konuklar konuşurken olabildiğince uzaklaştırmama ve buna iki saat boyunca devam etmeme değen bir yayın oldu.

teşekkürler babılboy <3 bitanesin.
devamını gör...

babıls ile büklüm gemisi radyo yayını

biyografinin kralı mine söğütün yazdığı adalet cimcoz biyografisidir.

ne dönem bilmen gerekiyor, ne kadını tanıman gerekiyor, ne merak etmen… okuyup keyif alıyorsun. mis.
devamını gör...

babıls ile büklüm gemisi radyo yayını

ben de bugün dinleyiciyim. dinleyip dinleyip tebelleş olmak bana iyi gelecek.
devamını gör...

babıls ile büklüm gemisi radyo yayını

yoğun istek üzerine yine katılımcı olacağım program. dinlenme oranını artırmışım, tanım rekorları kırdırmışım öyle diyolla.

edebiyattan girecekmişiz. girerim.
oscardan çıkacakmışız. işte orda ben çıkarım.

bizim oğlan leo ödülüne kavuştuktan sonra hiçbir törenle ilgilenmeyişimin sene-i devriyesi çünkü…
devamını gör...

germinal

natüralist zola'nın romanı.

konu:
maden. maden işçileri.
eski iş yerinden ustabaşını tokatlaması sebebiyle dehlenen etienne (etiyen deyü okunur) yeni bir iş arayışındayken yolunun düştüğü madene bir şekilde kabul ettiriyor kendini. ancak bu iş yerinde (diğer her yerde olduğu gibi) işçilere yapılan haksızlıklar hadsafjasdsda olduğundan sendikalaşma, örgütleşme, grev gibi haklardan faydalanmaları konusunda işçileri bilinçlendirmede başı çekiyor etienne. aşık oluyor, dost ediniyor, aç kalıyor... çok aç kalıyor. ancak sonunda başarıyor... mu? bilmem. onu da ben söyleyemem okuyun öğrenin.

eyyor:
vikipedinin söylediğine göre bizde de natüralizmin ilk temsilcisi kabul edilen hüseyin rahmi gürpınar beyciğim yazdığı bir romandaki müstehcenlik dolaysıyla yargılanmış ve duruşmaya çıktığında kendini şu sözlerle savunmuş: "gerçek öykücülük, tüm bilimleri, fenleri kapsayan, her kötülüğü, her hastalığı, her gizli fesadı, yarayı aydınlığa çıkaran yüce bir güçtür"
germinal boyunca maden işçilerinin ve tabii işverenlerinin her türlü kötülüğünü, hastalığını, fesadını ve yarasını okuyoruz ve bu hikayeyi böyle muhteşem kılan da o! gerçeklerin şılaks diye yüzümüze vurması. kötünün tüm kötülüklerini görmemiz, zihnindeki tüm hastalığı okumamız. o kadar doğal ki gerçekliğinden bir an şüphe ettirmiyor.
zola'nın bu kitabı yazmadan önce madenlere inip çıktığını, oradaki işçilerle içli dışlı olduğunu, böylece mükemmel tasvirlerle bize oraları anlatabildiğini söylüyorlar.
ayrıca öyle bir aydınlatma yaratmış ki bu roman, zola'nın cenaze töreni "ger mi nal, germi nal!!" diye haykıran işçilerle dolmuş taşmış. öyle diyolla.
ulan keşke o günlere şahit olabilseydik be.

emile zola'nın erkek olmasını kabullenemiyorum ya. bence kesinlikle kadın.
emine pir zola'nın gerçek adının emine olması kadar eminim bundan.
devamını gör...

babıls ile büklüm gemisi radyo yayını

uzun bir ara verdiğim sözlüğe bir radyo yayınıyla döneceğimi kim bilebilirdi ki?! kimse!!

son yarım saat, sonra çok eğlenicez. yani umarım. bakıcaz.
devamını gör...

ülkem okuyor derneği

2023 yılı itibarıyla beyşehir merkezli olmak üzere kurulan, yönetim kurulu asil listesinde adımın bulunmasından gurur duyduğum ilk göz ağrım, canım dernek.

yıllardır kitap okurum, çevremde de benimle birlikte kitap okuyan insanlar olsun birlikte konuşalım, tartışalım ister bulamazdım. geçtiğimiz yıllarda internetteki okuma blogu sayesinde tanıştığım canım havva aydanur ertuğrul bir gün aradı, bir dernek açalım, ülkece okuyalım dedi. açalım ama ben hiç dernek açmadım, nasıl açılır bilmiyorum dedim. ben de ilk defa açıcam dedi. tamam o zaman dedim. türkiyede okuma ve anlama oranını artırmak adına kolları sıvamak üzereydik ki 6 şubat depremi meydana geldi. hayallerimizin biraz beklemesi gerekecekti.

havva acil tıp teknisyeni devlet memuru. deprem süresince hatay'da aktif görev aldı. görevlendirmesi bittiğinde ise bölgeye karavanla gitti, yine yardım dağıttı. bu süreçte hepimizin dikkatini çeken bir gerçek vardı: hiçbir doğal afette kitap temel ihtiyaçtan sayılmamıştı. oysa bizler biliyoruz ki, ülkemiz okusaydı deprem bu kadar zarar vermeyebilir, bu kadar can almayabilirdi. yıkıntılar altından bu kadar haksızlık, bu kadar ahlaksızlık çıkmayabilirdi. okuyan ve anlayan toplum daha aydınlık günler görebilirdi.

şubat ayından itibaren bölgedeki çocuklara kitap desteği sağlamaya başladık. henüz dernek değildik, para toplamamız yasal değildi. biz de bağışçı ile ihtiyaç sahibini buluşturan bir sistem geliştirdik. bir taraf bizi arıyor şu kitaba ihtiyacım var diyor, öteki taraf ise arayıp elindeki kitapların listesini iletiyordu bize. 10 kişilik teyit ekibimiz ihtiyacın samimiliğini kontrol ediyor, kontrolden geçen talepler 10 kişilik eşleme ekibimizce ilgili bağışçıya yönlendiriliyordu. böylece binlerce çocuğun en azından eğitim ihtiyacını karşılamaya gayret ettik. bu şekilde çok fazla abla/abi kardeş ilişkisi kuruldu, çok öğrenciye düzenli burs bağlandı. desteklerimiz devam ediyor.

hatay'da okul enkazları kaldırılamaz, ders yapılamazken 21 okulun açılışını sağladık, 19 tan kütüphane kurduk ve buralarda eğitim öğretim halen devam etmekte.

ancak bu şekilde devam ederken kurumsal kimliğimiz ve tüzel kişiliğimizin olmayışı bizi zorlamaya başladı. nihayet ilk adımlarımızı ve attık ve resmi olarak ülkem okuyor derneğini kurduk. kuruluştan bu yana her adımı kurallara, kanunlara uygun olarak attık, bundan sonra da bünyemizde hiçbir haksızlık hukuksuzluğa yer vermeyeceğiz.

dernekle ilgili detayları kurucumuzun ve derneğin instagram hesaplarından yahut merak ederseniz doğrudan mesaja tarak benden alabilirsiniz. ayrıca hesap numaramızı da verebilirim. *

yine bağışlamak istediğiniz kitaplarınız olursa bir mesaj ötenizdeyim.

okuma anlama oranının yükseldiği aydınlık yarınlarda görüşmek üzere,
ülkem okuyor derneği yönetim kurulu üyesi
jinju.
devamını gör...

dişi kurdun rüyaları

ülkem okuyor derneği ile 52 hafta 52 kitap okuma etkinliği yapıyoruz. yılın ikinci haftasında kitabımız dişi kurdun rüyaları idi ve her bir sayfası bana listemizin ne kadar başarılı olduğunu gururla hissettirdi.

kitap temelde uyuşturucu kaçakçılığı, anne sevgisi, memleket sevgisi, hayvanlar dünyası ve hayvan hakları, hıristiyanlık, din kalpazanlığı gibi birçokkonuyu barındırıyor. hepsinden azar azar ama doyurucu bir şekilde bahsediyor, hepsini farklı karakterler üzerinden anlatıyor ve tüm bu konular ile karakterleri öyle ustaca birbirlerine bağlıyor ki... birsürü karakter ismine rağmen hiçbir kafa karışıklığı oluşmuyor.

akbar ve taşçaynarlı bölümler çok zevkli, belgesel izlercesine akıp gidiyor sayfalar. hayvanların kişileştirildiği satırlar bile yine hayvanları okur gibi, gerçeklikten şaşmıyor. isa'yı anlatırken milada götürüyor, film izler gibi isa'nın çarmıha gidişini okuyoruz. tren macerasında yine bir aksiyon filmi havası...

of anlatılır gibi değil. herkes alıp okuyabilir mi lütfen? teşekkürler.

okuduktan sonra düşüncelerimi pekiştiren bir makale

kitapta beni rahatsız eden iki şey oldu. ilki adını unuttuğum baş karakterin kötü adamlara gidip "bu yaptığınız çok yanlış" dediğinde onların tövbe edeceğini sanması, ikincisi ise yine aynı karakterin hayatını birleştirmek istediği kadının, daha sonra neler hissettiğini, neler yaptığını bilmeyişimiz. sayın aytmatov'un dişi kurdun rüyaları 2: igna'nın yolu kitabını yazmadan vefat etmesi biraz kırıcı...
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim