orijinal adı: nothing
yazar: janne teller
yayım yılı: 2000
okuyucuyu danimarka’nın bir kasabasında 14 yaşındaki pierre anthon ve onun bir grup arkadaşıyla birlikte anlam arayışı yolculuğuna çıkaran eserde yazar, “hiçbir şeyin anlamı yok” diyen pierre’nin söylediklerini ve yaşadıklarını kaleme alıyor.
yazar: janne teller
yayım yılı: 2000
okuyucuyu danimarka’nın bir kasabasında 14 yaşındaki pierre anthon ve onun bir grup arkadaşıyla birlikte anlam arayışı yolculuğuna çıkaran eserde yazar, “hiçbir şeyin anlamı yok” diyen pierre’nin söylediklerini ve yaşadıklarını kaleme alıyor.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "rene" tarafından 17.01.2023 16:12 tarihinde açılmıştır.
1.
janne teller'ın 2000 yılında yayınlanmış danimarkanın kurgusal bir kasabasındaki bir sınıf orta okul çocuğunun nihilist yaşıtları pierre anthon yüzünden delirmesini anlattığı romanı.
kitap sevgili hestianın bana yeni yıl hediyesi olarak gönderdiği kitaptı. öyle olmasaydı denk gelir miydim bu kitaba bilmiyorum fakat çok iyi bir seçim yapmış hestia. kitap muhteşem seviyede rahatsız ediciydi. bunu nasıl anlatacağımı bilmiyorum ama rahatsız edici sanırım en iyi sözcük grubu oluyor. kitap kötü değildi, yanlış anlaşılmasın. kitabı çok beğendim. pierre anthon'un söylediklerinin doğruluğundan mıdır yoksa insanın en masum hali dediğimiz çocukluk döneminin aslında en de gaddar hali olduğunu bu kadar güzel anlatmasından mı bilmiyorum. okurken sürekli midemde bir rahatsızlık hissettim.
hiçbir şeyin anlamının olmaması, anlam için her şeyi yaptırabilirmiş insanlara.
çok anlamlı sandığımız şeyler, çıkarılıp gözümüzün önüne konunca çok da anlamlı gelmeyebilirmiş.
sıradan sandığımız şeyler anlamın ta kendisi olabilirmiş.
kitap bitince boş boş etrafima baktım bir süre. ne yapacağımı bilemedim. sonra silkinip hayatına devam ediyorsun ama. aklının bir köşesinde pierre anthon ile. öyle bir kitaptı işte.
kitap sevgili hestianın bana yeni yıl hediyesi olarak gönderdiği kitaptı. öyle olmasaydı denk gelir miydim bu kitaba bilmiyorum fakat çok iyi bir seçim yapmış hestia. kitap muhteşem seviyede rahatsız ediciydi. bunu nasıl anlatacağımı bilmiyorum ama rahatsız edici sanırım en iyi sözcük grubu oluyor. kitap kötü değildi, yanlış anlaşılmasın. kitabı çok beğendim. pierre anthon'un söylediklerinin doğruluğundan mıdır yoksa insanın en masum hali dediğimiz çocukluk döneminin aslında en de gaddar hali olduğunu bu kadar güzel anlatmasından mı bilmiyorum. okurken sürekli midemde bir rahatsızlık hissettim.
hiçbir şeyin anlamının olmaması, anlam için her şeyi yaptırabilirmiş insanlara.
çok anlamlı sandığımız şeyler, çıkarılıp gözümüzün önüne konunca çok da anlamlı gelmeyebilirmiş.
sıradan sandığımız şeyler anlamın ta kendisi olabilirmiş.
kitap bitince boş boş etrafima baktım bir süre. ne yapacağımı bilemedim. sonra silkinip hayatına devam ediyorsun ama. aklının bir köşesinde pierre anthon ile. öyle bir kitaptı işte.
devamını gör...
2.
başlığı bilerek açmadım. özellikle hiçbir yorumda bulunmadım çünkü okumasına sebep olduğum kişinin fikrini etkilemek istemedim. bir de hediye göndereceğim kişiyi ifşa etmek istemedim. discord'da biz eğlencesini çok yaptık fakat bu önemli bir noktaydı kendi adıma. kitabı seçerken istedim ki o ortamı anlayacak, bilecek birine gitsin kitap. açıkçası 0rene'nin kitabı sevmesine çok sevindim. tam olarak tecrübe etmesini istediğim hisleri güvenli şekilde tecrübe etmiş.
gelelim kitapla nasıl tanıştığıma. bir iş mülakatı için çocuk romanları, hikaye kitapları okumaya başlamıştım. 6-18 yaş grubu için olabildiğince fazla türde, farklı alanlara dokunan kitaplar okumaya ve çocuklara bu alanlarda kitap okumaya nasıl teşvik edebileceğime kafa yoracağım bir işti.
sürüncemede kaldı, sonuçlanmadı maalesef. hâlâ haber bekliyorum. kalbimin köşesini bu işe bıraktım. toplu dua çemberlerine açığım. bir 'haydi inşallah'ınızı alırım. bu süreçte işi bulmama aracı olan kişinin başlangıç için tavsiye ettiği bir çocuk kitabı ağaçtaki. şaka gibi ama kitap, çocuklar için yazılmış, çocuk kitabı raflarında satılan bir kitap.
üniversitedeki ilk derste bölüm başkanımız "çocuk kitapları okuyun" demişti, saçmalıyor diye düşünmüştük hepimiz. sonra bize "sineklerin tanrısı"nı okutup, vize sınavında sordu. * ve benim okumayı midemin kaldırmadığı, okuyamadığım nadir kitaplardandır. ağaçtaki de tam olarak böyle bir kitap. çocuk kitabı oluşuna kesinlikle aldanılmaması ve yetişkinlik döneminde okunması gereken bir roman. okuduğunuzda günlerce etkisinde kalacak, sizde uyandırdığı bazı duyguları sonsuza kadar yüreğinizde saklayacaksınız.
kitabı bitirdiğimde ilk düşündüğüm "sekiz kişi toplanıp beni dövseydi ancak bu kadar boş ve uzun bakardım duvara". 0rene'nin dediği gibi, kitap inanılmaz rahatsız edici, okurken rahat rahat yayılamıyorsunuz mesela. içinizde böyle bir dik oturma hissi, bi saçınızı başınızı toplayıp dikkat kesilme hissi geliyor. fakat kitap bu derece rahatsız edici olmasına rağmen kesinlikle kötü değil. hatta hayatımda okuduğum en iyi romanlardan biri. bu yüzden istedim birilerinin okumasını. istedim ki bu rahatsızlığı biriyle paylaşayım ve birlikte "rahatsız edici" diyelim.
okuyun, okutun. fakat bunu yaparken okuyucunun +16 yaş olduğuna emin olun.
gelelim kitapla nasıl tanıştığıma. bir iş mülakatı için çocuk romanları, hikaye kitapları okumaya başlamıştım. 6-18 yaş grubu için olabildiğince fazla türde, farklı alanlara dokunan kitaplar okumaya ve çocuklara bu alanlarda kitap okumaya nasıl teşvik edebileceğime kafa yoracağım bir işti.
sürüncemede kaldı, sonuçlanmadı maalesef. hâlâ haber bekliyorum. kalbimin köşesini bu işe bıraktım. toplu dua çemberlerine açığım. bir 'haydi inşallah'ınızı alırım.
üniversitedeki ilk derste bölüm başkanımız "çocuk kitapları okuyun" demişti, saçmalıyor diye düşünmüştük hepimiz. sonra bize "sineklerin tanrısı"nı okutup, vize sınavında sordu. * ve benim okumayı midemin kaldırmadığı, okuyamadığım nadir kitaplardandır. ağaçtaki de tam olarak böyle bir kitap. çocuk kitabı oluşuna kesinlikle aldanılmaması ve yetişkinlik döneminde okunması gereken bir roman. okuduğunuzda günlerce etkisinde kalacak, sizde uyandırdığı bazı duyguları sonsuza kadar yüreğinizde saklayacaksınız.
kitabı bitirdiğimde ilk düşündüğüm "sekiz kişi toplanıp beni dövseydi ancak bu kadar boş ve uzun bakardım duvara". 0rene'nin dediği gibi, kitap inanılmaz rahatsız edici, okurken rahat rahat yayılamıyorsunuz mesela. içinizde böyle bir dik oturma hissi, bi saçınızı başınızı toplayıp dikkat kesilme hissi geliyor. fakat kitap bu derece rahatsız edici olmasına rağmen kesinlikle kötü değil. hatta hayatımda okuduğum en iyi romanlardan biri. bu yüzden istedim birilerinin okumasını. istedim ki bu rahatsızlığı biriyle paylaşayım ve birlikte "rahatsız edici" diyelim.
okuyun, okutun. fakat bunu yaparken okuyucunun +16 yaş olduğuna emin olun.
devamını gör...
3.
canım hestiş'in hediyesi canım kitap.
kitabın 20-25 sayfasını okuyup buradaki tanımları okumak için ara vermiştim ve neden"rahatsız edici" bulunduğunu anlamamıştım, doksan küsür sayfalardnas sonra anladım.
nihilist pierre anthon ve ona karşılık hayatın anlamını somut delillerle ortaya koymak, var olduğunu kanıtlamak isteyen bir avuç çocuk. kendileri ve arkadaşları için hayatın anlamının nerde olduğunu çözmeye çalışırken verdikleri mücadele, giriştikleri işbirliği muazzam.
öte yandan her birinin anlam yüklediği "şey" o kadar farklı, o kadar simgesel ki... hayatın anlamını dinde bulanlar, vatanında bulanlar, bir bedende bulanlar, ölü ya da diri...her biri üzerine tezler yazılır.
ama başkası yazsın. benden bu kadar. bays.
kitabın 20-25 sayfasını okuyup buradaki tanımları okumak için ara vermiştim ve neden"rahatsız edici" bulunduğunu anlamamıştım, doksan küsür sayfalardnas sonra anladım.
nihilist pierre anthon ve ona karşılık hayatın anlamını somut delillerle ortaya koymak, var olduğunu kanıtlamak isteyen bir avuç çocuk. kendileri ve arkadaşları için hayatın anlamının nerde olduğunu çözmeye çalışırken verdikleri mücadele, giriştikleri işbirliği muazzam.
öte yandan her birinin anlam yüklediği "şey" o kadar farklı, o kadar simgesel ki... hayatın anlamını dinde bulanlar, vatanında bulanlar, bir bedende bulanlar, ölü ya da diri...her biri üzerine tezler yazılır.
ama başkası yazsın. benden bu kadar. bays.
devamını gör...
4.
bir janne teller kitabıdır.
başlığa benden önce yazan üç kişiden ikisine bu kitap hestia tarafından hediye edilmiş. bir kişi de zaten hestia. bu başlığa yazan dördüncü kişi olarak geleneği bozmuyorum ve bu kitabı bana da hediye ettiği için hestia'ya teşekkür ediyorum.
yazara daha önce hiç denk gelmemiştim. kitaba da öyle. ama kitabı okumaya başladığım andan itibaren beni etkisi altına aldı. tek oturuşta okudum. sanırım okurken kafamı bile kaldırmadım kitaptan.
bir açıdan ütopik bir hikaye anlatıyor kitap. zira bir grup yedinci sınıf öğrencisinin hikayesi. yedinci sınıflara derse giren ve bir yedinci sınıfın sınıf öğretmenliğini yapan bir öğretmen olarak benim öğrencilerimle bu kitaptaki öğrenciler arasında her iki grubun da insan olması dışında bir benzerlik yok. benim öğrencilerim daha çok birbirlerine tüküren, sonra da gelip bana şikayet eden, düz yolda yürürken bile düşmeyi başarıp benden annelerini aramamı isteyen az gelişmiş yaşam formları.
kitabın yıldızı elbette ki temiz tıraşlı ve yaşı orijinalinden oldukça genç olan bir friedrich nietzsche olan pierre anthon. kendisi bir gün okulu bırakıp her şeyin anlamsızlığına iman edip erik ağacına çıkan bir öğrenci. açıkçası ben de bir gün hayatın külliyen anlamsız olduğuna inanırsam erik ağacına çıkmayı en mantıklı eylem olarak görürüm.
sınıf arkadaşları erik ağacının önünden geçip okula gitmek istediklerinde ise pierre anthon onlara erik atıyor. ama önemli olan nadiren isabet eden erikler değil. önemli olan pierre anthon'un her şeyin anlamsız olduğuna dair söylediklerinin bu çocuklara mantıklı gelmeye başlaması. ancak mantılı cümleler çoğu insanı olduğu gibi bu çocukları da rahatsız ediyor.
tıpkı sineklerin tanrısı kitabındaki çocuklar gibi olan bu yedinci sınıf öğrencileri çocuklar kadar masum değil. çünkü aslında çocuklar bizim sandığımız kadar masum değiller.
pierre anrhon'un kışkırtmaları sonucunda hayatta anlamlı şeylerin olduğunu bu küçük diyojen'e kanıtlamak isteyen çocuklar ise gölge etmekten başka ihsan eyleyemezler ne yaparlarsa yapsınlar.
bence müthiş bir kitaptı. hestia'ya bu kitap için bir kez daha teşekkür ederim.
başlığa benden önce yazan üç kişiden ikisine bu kitap hestia tarafından hediye edilmiş. bir kişi de zaten hestia. bu başlığa yazan dördüncü kişi olarak geleneği bozmuyorum ve bu kitabı bana da hediye ettiği için hestia'ya teşekkür ediyorum.
yazara daha önce hiç denk gelmemiştim. kitaba da öyle. ama kitabı okumaya başladığım andan itibaren beni etkisi altına aldı. tek oturuşta okudum. sanırım okurken kafamı bile kaldırmadım kitaptan.
bir açıdan ütopik bir hikaye anlatıyor kitap. zira bir grup yedinci sınıf öğrencisinin hikayesi. yedinci sınıflara derse giren ve bir yedinci sınıfın sınıf öğretmenliğini yapan bir öğretmen olarak benim öğrencilerimle bu kitaptaki öğrenciler arasında her iki grubun da insan olması dışında bir benzerlik yok. benim öğrencilerim daha çok birbirlerine tüküren, sonra da gelip bana şikayet eden, düz yolda yürürken bile düşmeyi başarıp benden annelerini aramamı isteyen az gelişmiş yaşam formları.
kitabın yıldızı elbette ki temiz tıraşlı ve yaşı orijinalinden oldukça genç olan bir friedrich nietzsche olan pierre anthon. kendisi bir gün okulu bırakıp her şeyin anlamsızlığına iman edip erik ağacına çıkan bir öğrenci. açıkçası ben de bir gün hayatın külliyen anlamsız olduğuna inanırsam erik ağacına çıkmayı en mantıklı eylem olarak görürüm.
sınıf arkadaşları erik ağacının önünden geçip okula gitmek istediklerinde ise pierre anthon onlara erik atıyor. ama önemli olan nadiren isabet eden erikler değil. önemli olan pierre anthon'un her şeyin anlamsız olduğuna dair söylediklerinin bu çocuklara mantıklı gelmeye başlaması. ancak mantılı cümleler çoğu insanı olduğu gibi bu çocukları da rahatsız ediyor.
tıpkı sineklerin tanrısı kitabındaki çocuklar gibi olan bu yedinci sınıf öğrencileri çocuklar kadar masum değil. çünkü aslında çocuklar bizim sandığımız kadar masum değiller.
pierre anrhon'un kışkırtmaları sonucunda hayatta anlamlı şeylerin olduğunu bu küçük diyojen'e kanıtlamak isteyen çocuklar ise gölge etmekten başka ihsan eyleyemezler ne yaparlarsa yapsınlar.
bence müthiş bir kitaptı. hestia'ya bu kitap için bir kez daha teşekkür ederim.
devamını gör...
