koltuk sevdalisi yazar profili

koltuk sevdalisi kapak fotoğrafı
koltuk sevdalisi profil fotoğrafı
rozet
karma: 7572 tanım: 555 başlık: 45 takipçi: 127
Yes i doesn't

son tanımları


ezgi mola'nın musa orhan davasında para cezasına çarptılması

(bkz: akp döneminde gerçekleşmiştir)
devamını gör...

260 kadını mesajla taciz eden kişinin serbest bırakılması

tacizin büyüğü küçüğü, sanalı gerçeği vb. olamaz. hele can sıkıntısından hiç olamaz.
sosyal medyadaki tacizler fazla ciddiye alınmıyor, ancak bunu yapan kişiler tecavüzcü potansiyeli taşıyor. bunun ile ilgili bir piramit vardı hatta, bu onun ilk basamağı. hele bunun yaptığı bir değil iki değil , 260. ikiyüzaltmış. bu normal değil. ilerde olaylar daha da kötüleşecek. çünkü zaten herkes adalet sisteminin olmadığının farkında, onlarda... neyse boş konuşuyorum. siz yumuşak davrandikca bu tacizler tecavüzler asla bitmeyecek.
devamını gör...

karısını canlı canlı yakan iğrenç varlık

iki gün sonra serbest bırakılacaktır.
her seferinde " daha ne kadar vahşileşebilirler? " diyorum, ama artık böyle şeyler şaşırtmıyor. cani dolu ülke, ve de hepsi sokaklarda rahat rahat geziyor.
bu durumda birilerinin işine geliyor.
devamını gör...

homofobik

homofobik olduğunu söyleyenleri ve yetmiyormuş gibi bununla övünenleri engelleyeceğim başlık.

ha birde kime sorsan karşı, homofobik. ama lezbiyen pornosunu en çok izleyen 2. ülkeyiz. bizim kadar ikiyüzlü bir toplum yok.

ileride çocuğunuzun başına gelirse eger anlarsınız, ne diyebilirim ki. medeniyetsizler.
devamını gör...

sedat peker vs süleyman soylu

olaya bak.
bir mafya ve içişleri bakanı sidik yarıştıyor,
komik olan ise yarışı mafya kazanıyor.
şaka gibi ülke.
devamını gör...

eurovision

insanlarımız tarafından aşırı ciddiye alınan eğlence yarışması. bakın eğlence yarışması diyorum, bizimkiler her olayda olduğu hemen aşırı hırs yapıyor, rekabete giriyor. bakın ingiltere'ye, sıfır çekiyolar yıllardır. geçen de sıfır aldılar ama gayet de eğlendiler, eğlendik.

bide bizde küçüklükten beri ebeveynler çocukları “biz farklı dindeniz, bizi sevmiyolar, her olayda karşı tarafta olurlar, bize oy vermezler" gibisinden saçma sapan cümleler ile yetiştirdiğinden ülkedeki herkes kompleksli bireylere dönüştü. bu yüzden de en ufak şeyleri bile ciddiye alıp sinirleniyoruz, kişileştiriyoruz.

ha bide komşu ülkelere oy veriliyor bizde haksızlık yapılıyor diyenler için, arkadaşlar bu yarışmada komşuların birbirlerine puan verdiği sistem yıllar önce kaldırıldı. komşu puanlarından zarar eden sadece biz değildik ki biz de azerbaycan'dan puan alıyorduk ve azerbaycan'a puan veriyorduk. biz de o zamanki sisteme uyum sağlamıştık yani.

birde az önce eurovisionda iki performansımızı izledim, aşırı üzdü ya. şu geldiğimiz hale bak. o zamanki eğlenceye, enerjiye bak; birde şimdikine. bu ülkenin insanlarına eğlenceyi bile çok gördüler.

ülkece siyasal islam lanetinden kurtulursak eğer katılacağız, öyle umuyorum.

hem bakın, onlar da bizi çağırıyor.. :")
twitter.com/eschoney1/statu... .
devamını gör...

elfen lied

"elfen lied" almancadır ve elf'in şarkısı anlamına gelir.

2004'te yayınlanmaya başlamasıyla birlikte o yıl çok konuşulan ve ses getiren animelerden biriydi, elfen lied.

konuya bakacak olursak;

yeni bir türün ilk bireyleri yavaş yavaş dunyaya adım atmaya başlamıştır, öyle ki bu daha tam olarak çıkmamış olan türün insan ırkının sonunu getireceği bile düşünülmektedir. bu yeni türün insanlara yaşatabileceği vahşetin kapasitesi gun geçtikçe açığa çıkarken uzmanlar, bilim insanları bu tür üstünde deneylerine başlamıştır bile, devlet de arkasındadır.

bu bahsedilen yeni türün, sırtlarından çıkan 'vektör' adı verilen 2 metre boyutunda elleri ve kafalarının üzerinde küçük bir çift boynuzları bulunmaktadır, fakat insanlar 'vektör' denen elleri goremezler. ayrıca bu turdekiler genelde kırmızı gözlere ya da pembemsi saçlara sahip olurlar. aynı zamanda bu 'vektör'lerin başka bir insana teması o virüsün yayılmasını sağlar, virüsün bulaştığı kişilerin doğacak çocukları da diclonius adı verilen yeni türe dahil olur.

tabi her ne kadar insanlığı "tehdit " edici olsalar da, animeler bu türün uzerinden işlenir, suçsuz olmasına rağmen işkencelere, acımasız deneylere maruz kalan, dışlanılan, sevilmeyen, masum küçük bir çocuk olsa dahi günah kecisi ilan edilen bu yeni türlerden.

öncelikle animenin kendisi kadar ünlü olan açılış müziği ile başlayayım, çünkü animedeki duyguyu gerçekten çok iyi aktarıyor. ayrıca klipteki görselleri de gustav klimt'in eserlerinden yola çıkarak yapmışlar. bunlarla birlikte latincenin güzelliği de olaya dahil edilince mükemmel bir opening çıkmış.
dinlemek için buradan

şimdi senaryoya gelecek olursak;


bir gün bu lablardan kaçmayı başaran bir diclonius, insanların arasına karışır. adı lucy olan bu diclonius, kaçarken başına aldığı bir kurşun darbesiyle hafızasını kaybetmiş ve kişiliği bölünmüştür...
sabaha karşı denizi izlemeye gelen iki kuzen yuka ve kouta, sadece "nyuu" diyebilen iki boynuzlu çıplak bir kızla karşılaşırlar. nyuu'yu evlerine götürürler ve onunla yaşarlar. ama nyuu'nun hafızası zaman zaman yerine gelir ve o zaman acımasız katil lucy'ye dönüşür,
ve insanlığın yok olmasını engellemek isteyen bilim insanları lucy'yi öldürmek zorundadırlar...
onu evine alan kouta'nın ise babası ve kız kardeşi öldürüldüğünden sonra aklı dengisi bozulmuştur, hastanede yattığı sırada aldığı ilaclar nedeniyle de geçmişini hatırlayamamaktadır. ve lucy ile zaman içerisinde unuttuğu bazı şeyleri hatırlayacaktır...



animenin konusu, senaryosu gayet güzel. lakin işleyiş konusunda da aynı şeyi diyemem, bolca mantık hatası ve boş sahne var.
öyle ki ana karakter ve mantıken animenin onun etrafında dönmesi gereken lucy, aksine nadir karşımıza çıkıyor. peki biz napıyoruz? 13 bölüm boyunca salak iki kuzenin (kouta ve yuka) hayatını, aşklarını, hiç durup düşünmeden sokakta görüp eve aldıkları kızları,cinsiyetler arasında yaşanan cinsel gerilimin yarattığı komiklikleri(!), ve gereksiz çıplaklığı izliyoruz. sonra son iki üç bölümde anime birden yine lucy'e odaklanıyor, allam lütfen sonu kötü bitmesin!!1!1! diye şükrediyoruz..
ama sonu da çok havada kalmıştı diyebilirim. yarıda kesilmiş gibiydi, gerçi animenin manga ile bir süre sonra yolları ayrılıyordu. yine de oradada benzer bir son vardı diye hatırlıyorum, gerisi spoiler, ona da gerek yok...
( japonya da kuzen ilişkisi normal karşılanıyormus bu arada, bunu da öğrenmiş olduk..)

mantık hataları da bolca var, ama benim kafama en çok takılan ve gözüme çarpan şey boynuzlardı. iyi tamam, evrim geçiriyorlar sonuçta, falan filan.. ama neden boynuz- daha doğrusu kedi kulağına benziyor- çünkü bizim gibi primat ailesine mensup olanların boynuzlarının olmamasının bir nedeni vardır, evrim geçiriyorlar ise, neden böyle birşeye ihtiyaç duyup da geçiriyorlar? animedeki çoğu şey ile birlikte bu soru da havada kalmıştı...

fakat bu animeye "duygu sömürüsü" demek yanlış. böyle diyen birçok kişi var. anime ilk bölümden, hayatın tüm acı gerçeklerini yüzünüze vuruyor. tüm mantık hatalarına ya da gereksiz sahnelere rağmen izlenilesi bir anime.

kısaca animede bolca dram var. acı, kan, vahşet, dehşet, kıskançlık, nefret, aşk, yalnızlık, travma. çok hassas iseniz, izlemenizi en başından önermiyorum. ama bunun dışında yine ne olursa olsun, izlenmeye değer bir anime diye düşünüyorum, öyle ki, sadece bir kaç dakikalık sahneleri için bile izlenir. bittikten sonra gerçekten üzerinizde bir etki bırakıyor, zaten izlerken de o hissi çok iyi yaşatıyor. isteyerek ya da istemeyerek sizi o havaya sokuyor. hiç değilse, sadece lucy'nin hikayesi için izleyin...
başka anime eleştirilerinde görüşmek üzere...
devamını gör...

smells like teen spirit

"our little group has always been, and always will until the end" sözüyle her defasında beni duygulandıran şarkıdır.
devamını gör...

koltuk sevdalisi

ahahahah çok komik ya. bu şahıs* kendi ulkesini kuran adamı sevmeyenleri savunuyor, hatta "isterse nefret de edebilir ne var bunda?" diyor. kim şimdi atatürk düşmanı?

kendisi önceden zaten nickaltima birşeyler girmişti, bende karşılıksız olmasın dedim, ve gayette doğruları yazdım :)
galiba zoruna gitmiş.*
devamını gör...

yazarların google nick araştırma sonucu

ben aratınca direk bu şahıs çıkıyor.
karıştırdılar mı ne?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(bkz: koltuk sevdalisi)
devamını gör...

prusyadaki kral

atatürk düşmanlarını savunan ve yüksek ihtimalle kendiside öyle olan,* ataerkil zihniyetli yazar.
devamını gör...

1 mayıs işçi ve emekçi bayramı

"işçi ne kadar çok zenginlik üretirse, üretiminin gücü ve büyüklüğü ne kadar artarsa, kendisi de o kadar yoksullaşır. ne kadar çok meta üretirse, kendisi de bir meta olarak o kadar ucuzlar. şeyler dünyasının değerinin artmasıyla doğru orantılı olarak insanların dünyası değersizleşir. emek sadece meta üretmekle kalmaz, aynı zamanda, genel olarak meta ürettiği oranda kendini ve meta olarak işçiyi de üretir."

(karl marx, economic and philosophic manuscripts, 1844)

1 mayıs işçi bayramı kutlu olsun.

hizliresim.com/6hc0ga
devamını gör...

izu yarımadası

ızu yarımadası, japonya'nın honshū adası'nda bulunan bir yarımadadır. yarımada, pasifik okyanusu kıyısında shizuoka prefektörlüğü sınırları içerisinde yer almakta olup derin girintili kıyılara sahip dağlık bir yapıya sahiptir. yarımadanın yüzölçümü 1,421.24 km² olup nüfusu 2005 yılı itibarı ile 473,942'dir.

izu yarımadası'na adanan gezi rehberi vardır ve bu 3 bölümdür;
ilki dağ'a: (link: www.japondan.com/2015/06/14...)
ikincisi okyanus'a: (link: www.japondan.com/2015/07/02...)
üçüncüsü de kültüre adanan: (link: www.japondan.com/2015/12/19...).
devamını gör...

canına susamak

bir deyim.
bile bile belasını aramak, kendisine zarar vermek istemek anlamına gelmektedir.
örneğin, "canına mi susadın sen, hemen uzaklaş buradan." vb..
devamını gör...

marksist arkeoloji

marksist arkeoloji, arkeolojik yaklaşımların marksizm düşüncesi ile bağlantılı ele alındığı bir kuramdır.

bu alanda karl marx ve friedrich engels hiçbir şey yazmamış olmasına rağmen, 20. yüzyılda sovyetler birliği'nde öne atılmıştır. gordon childe bazı çalışmalarında bu kuramı kullanmıştır ve onun ileri sürdüğü tarım devrimi kavramının sonraları marksist arkeoloji alanının oluşmasına büyük katkısı olmuştur. lan hodder bu kuramı yazdığı bir makalesinde şiddetle eleştirmiştir.
devamını gör...

myers-briggs kişilik göstergesi

myers–briggs tip göstergesi, insanların dünyayı nasıl algıladıkları ve verdikleri kararlar konusunda farklı psikolojik tercihleri belirten introspektif bir öz bildirim anketidir. mbtı'nın orijinal versiyonu katharine cook briggs ve kızı ısabel briggs myers tarafından oluşturulmuştur.

myers-briggs tip göstergesinin 16 kişilik tipi, her biri iki kategoriden oluşan dört boyuttan oluşmaktadır. bu boyutlar şunlardır:

içedönük (i) / dışadönük (e)
duyusal (s) / sezgisel (n)
düşünsel (t) / duygusal (f)
yargısal (j) / algısal (p)

dışadönüklük ve içedönüklük
(extraversion (e) - ıntroversion (ı) )
jung'un belirttiği gibi, bu boyut bireyin tutumunun göstergesidir. dışadönükler dışa bakıyor ve dış dünyaya yönelirken, içe dönükler içe bakıyor ve öznel iç işleyişlerine yöneliyor.

algılama ve sezgi
(sensing (s) - ıntuition (n) )
bu boyut, insanların bilgiyi alma şekline odaklanır. algılama türleri gerçek olanla ilgilenir. gerçeklere odaklanmak ve öğrenmek için duyularını kullanmaktan zevk alırlar. sezgisel türler, gösterimlerle daha çok ilgilenir. soyut düşünürler ve olasılıkları hayal etmekten zevk alırlar.

düşünme ve duygu
(thinking (t) - feeling (f) )
bu boyut, bir kişinin aldığı bilgilere göre nasıl davranacağını belirlemek için algılama ve sezgi işlevlerine dayanır. düşünmeyi vurgulayanlar karar vermek için gerçeklere, verilere ve mantığa odaklanır. aksine, duyguları vurgulayanlar, karar vermek için insanlara ve duygulara odaklanır.

yargılama ve algılama
(judging (j) - perceiving (p) )
bu son boyut, bir kişinin dünyayla etkileşimde bulunurken rasyonel veya irrasyonel yargılarda bulunma eğiliminde olup olmadığını belirlemenin bir yolu olarak briggs ve myers tarafından mbtı'ya eklendi. yargılayan kişi yapıya güvenir ve kesin kararlar verir, ancak algılayan kişi açık ve uyarlanabilirdir.
devamını gör...

eroin

eroin bağımlısı, cenneti görmüş ama orada kalamamış ve bu dünyayı mecburen bir süre daha çekmek zorunda kalmış bir insan gibi hisseder...
devamını gör...

kurtlar vadisi netflix'de yayınlansaydı ne olurdu sorunsalı

her dizide eşcinsel ve siyahi olmasından ve sevişme sahnesi olmasından ötürü, yuksek ihtimalle polat ve çakır aşk yaşardı. belki memati siyahi olurdu. hatta polat sadece yüzünü değil cinsiyetinide değiştirmiş olurdu.*
güllü zaten kesin trans olurdu. elif ve canan da arada kaçamak yapardı belki.*
hatta belki biraz bilim kurgu aksiyon da eklenir, abdülhey yarı robot olurdu.**

ibb.co/S708pYF
devamını gör...

yazarların cinsel olmayan fantezileri

yemek yerken tlc'nin ağır yaşamlar programını izlemek.
diyette değilim ama diyetteyseniz kesinlikle uygulayın, bir anda soğuyup yemeyi bırakıyorsunuz.*
devamını gör...

koltuk sevdalisi

kadın cinayetlerini hafife alan zihniyetsizlerle konuşmama kararı aldım.
birde karşıdakinin savunmasını dinlemeden direk engelliyorlar malum gerçeklerle yüzleşemiyorlar.
sonra da nick altına gelip böyle havlıyorlar. birde kendilerini birşey sanmaları yokmu.*
devamını gör...
devamı...

Normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
portakal radyo & dergi renk modu sözlük kütüphanesi online yazarlar kulüpler yazarak kitap kazan puan tablosu sıkça sorulan sorular yönetim kadrosu istatistikler iletişim