her cümlenin sonuna küfür eklemeleri.
kendilerini benzersiz sanmaları.
fazla yayılmış şekilde köy ağası gibi oturmaları.
"kızım" diye hitap etmeleri.
çoğunluğunun beyniyle düşünmüyor oluşu.
beynin kendisinde ağrı reseptörleri yoktur. yani beyin dokusunun kendisi ağrıyı hissedemez. bu nedenle baş ağrısı nedeni çevresindeki dokular olabilir.
kesinlikle paraşütle atlama yapardım. inanılmaz merak ediyorum ve istiyorum. gel gelelim ki mevcut yükseklik korkumla bunu şimdi yapsam cenaze aracına yükleyip götürürler.
bir kimyasal sistemin başına gelenler, çoğu zaman ondan önce gelenlerin sonucudur. sıcaklık değişir, denge yer değiştirir. basınç değişir, sistem cevap verir. bir katalizör reaksiyonun yolunu değiştirir. moleküller, içinde bulundukları koşullardan bağımsız hareket eden küçük iradeler değildir.
insana gelince mesele garipleşiyor.
çünkü beynimizde gerçekleşen her kararın, her duygunun, her dürtünün fiziksel bir karşılığı olduğunu biliyoruz. iyonların hareketi, membran potansiyelleri, nörotransmitterler, hormonlar, elektriksel sinyaller... bunların hepsi bir önceki durumdan etkileniyor. o halde verdiğim karar gerçekten “benim” kararım mı, yoksa fiziksel bir nedensellik zincirinin henüz farkına varamadığım son halkası mı?
buradaki asıl yanılgının, determinizm ile öngörülebilirliği birbirine karıştırmak olduğunu düşünüyorum.
bir sistemin deterministik olması, o sistemi pratikte öngörebileceğimiz anlamına gelmiyor. milyarlarca değişkenin birbirini etkilediği karmaşık bir sistemi denklemlerle ifade edemememiz, sistemin nedensellikten kurtulduğunu göstermez. kelebek etkisi, kaos, istatistiksel mekanik gibi kavramlar da bize tam olarak bunu hatırlatıyor: düzenin altında inanılmaz bir karmaşıklık olabilir.
fakat buradan “özgür irade yoktur” sonucuna atlamak da bana fazla kolay geliyor.
çünkü bir şeyi oluşturan parçaların davranışlarını bilmek, ortaya çıkan bütünün davranışını bütünüyle açıklayabileceğimiz anlamına gelmiyor. tek bir su molekülüne bakarak ıslaklığı bulamayız. tek bir nörona bakarak bir düşünceyi de bulamayız. bazı özellikler, sistem yeterince karmaşıklaştığında ortaya çıkar.
belki özgür irade de nedenselliğin olmadığı bir boşlukta ortaya çıkmıyordur.
belki tam tersine, nedenselliğin kendisi üzerinden ortaya çıkıyordur.
“kararımı ben mi verdim, yoksa beynimdeki kimyasal süreçler mi verdi?” sorusu bu yüzden bana biraz yanlış kurulmuş geliyor. çünkü o kimyasal süreçler zaten “ben” dediğimiz şeyin dışında gerçekleşen bir mekanizma değil.
belki özgür iradenin karşıtı kimya değil; özgür iradeyi, nedensellikten tamamen bağımsız olma zorunluluğuyla tanımlamamızdır.
sonuçta bir insanın atomlardan oluşması, onun kararlarının anlamsız olduğu anlamına gelmiyor. belki anlam dediğimiz şey de zaten atomların belli bir düzende bir araya gelmesinden sonra ortaya çıkan şeylerden biri.
bu sene bazı nedenlerden dolayı bir tık daha sık uğradığım havalimanı. bir türlü sevemedim, çok saçma bir yapısı var. bir de, bende ne görüyorsunuz acaba güvenlik çalışanları bana bir anlatsanız? neden tek seferde geçemiyorum ben yahu. hep bir canlı bomba muamelesi...
(bkz: yan flüt)
lisedeyken öğrenmiştim, elime alsam şimdi de 2-3 parça çalabilirim ama artık kafam kaldırmıyor. asıl öğrenmek istediğim şey kanun. nasıl güzel bir enstrümandır o yahu.
no one but me can save myself, but it's too late
now i can't think, think why i should even try
yesterday seems as though it never existed
death greets me warm, now i will just say goodbye.
vallahi dostlar, nasıl kullanırsanız öyle. ben kitap pdf'i indirmek için kullanıyorum kendisini, hiç önüme çıkmadı şimdiye kadar ama doğru olabilir, bilemiyorum.
yıllar önce izlediğim, en çok etkilendiğim sanat eseri. david beyin sürrealist filmi. filmin okuması çokça yapıldığı için detayına girmeyeceğim. herkesin mutlaka izlemesi gereken filmlerden bana göre.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.