honore de balzac'ın ilk romanı olarak bilinir. türkçeye 'tılsımlı deri' olarak çevrilse de aslında eksik bir çeviri bence de. her neyse. balzac'ı ünlendiren roman da diyebiliriz. çok da manidar, günümüzde en az bilinen kitabı da bu kitaptır. kime sorsam "hayır, duymamıştım o kitabı" demesinden de anladım. kaldı ki sağlam bir balzac okuyucusu olarak tanımladığım ben de çok geç keşfetti bu kitabı. küçük bir bilgi olsun, araştırmalarım sonucu öğrendim ki freud'un da son okuduğu kitapmış.
gelelim kitabın konusuna,
yaşadığı kötü olaylardan dolayı genç yaşta intihar etmek üzere olan raphael'in intihardan kısa bir süre de olsa vazgeçmesine neden olan, bir antikacıdan duyduğu sihirli deriyi edinmesiyle birlikte başına gelenleri anlatır. balzac kitabı 3 bölümle ele almıştır.
ilk bölümde, bu genç adamın 'tılsımlı' deriyi elde etmesini anlatır.
ikinci bölümde, hayatına giren iki kadını ve neden intihar etmek istediğini özetler. bu iki kadından biri saflığı, diğeri ise vicdansızlığı temsil eder. tabii hepimizin de tahmin ettiği gibi raphael de vicdansız ve kalpsiz olan kadına aşıktır. fakat yanlış kadına aşık olduğunu da geç olsa anlayacaktır. her neyse, bu derin bir konu kitaptan bağımsız...
üçüncü bölümde ise can çekişme fazını anlatır.
kitabın dili ilk başta ağır gelse de olay örgüsüne girdikçe oldukça sadeleşen bir kitap. balzac'ın yine kalemine sağlık demek istiyorum. öyle bir olay örgüsü ile ele alıyor ki romanı, insanı kendine çekiyor.
yazımı da, olayı başlatan(veya aslında bitiren) antikacının o unutulmaz cümlesiyle bitirmek isterim: size biriki kelimeyle insan hayatının büyük bir sırrını açıklayacağım. insan iki şeyle tükenir, içgüdüyle oluşan bu iki şey onun varlığının kaynaklarını kurutur. bu iki ölüm nedeninin aldığı bütün biçimleri iki eylem özetler: istemek ve yapabilmek.
vouloir et pouvoir... evet, aynen öyle.
kısacası, keyifle okunabilir. fakat duygusal olarak hassas bir döneminizdeyseniz daha sonraya bırakın, ağır gelebiliyor.
devamını gör...