orijinal adı: après la finitude. essai sur la nécessité de la contigence
yazar: quentin meillassoux
yayım yılı: 2006
modern düşünürlerden biri olan quentin meillassoux'nun modern kuşkuculuğa karşı çıktığı ve spekülatif materyalizm olarak adlandırılan görüşlerini anlattığı kitabıdır.
yazar: quentin meillassoux
yayım yılı: 2006
modern düşünürlerden biri olan quentin meillassoux'nun modern kuşkuculuğa karşı çıktığı ve spekülatif materyalizm olarak adlandırılan görüşlerini anlattığı kitabıdır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "ropdöşambırım hamamda kaldı" tarafından 09.01.2026 13:24 tarihinde açılmıştır.
1.
kant’tan sonra neredeyse refleks haline gelen: "dünyayı ancak bize göründüğü haliyle bilebiliriz." fikrine itiraz niteliğinde bir kitap. bu kitap temelde “kant çok iyi adam ama bu konuda biraz fazla temkinli, "hatta yer yer: "abi sen bu kapıyı niye bu kadar erken kapattın?" dercesine kantın felsefesini eleştiriyor.
kant’a göre insan zihni olmadan dünya diye bir şeyden anlamlı şekilde bahsedemeyiz. uzay, zaman, nedensellik zaten bizim aklımızın ayarları. insan yokken dünya nasıldı sorusu da bu yüzden pek makul ve makbul değil.
meillassoux ise gayet sakin bir şekilde okuyucunun kulağına şunu fısıldıyor: "bilim bu soruyu soruyor ve cevaplıyor." evren 13,8 milyar yaşında diyor, dünya 4,5 milyar yıllık diyor, insan da araya sonradan giriyor. eğer felsefe buna "ya ama bu sadece bize göre" diyorsa, bilimle aynı odada oturmakta zorlanıyor demektir.
aslında meillassoux' a göre kilit mesele matematik. renk, tat, koku gibi şeyler evet, bize bağlı. ama sayılar, süreler, oranlar pek umursamıyor. bir yıldızın yaşı, kimse bakmıyorken de o yaş. matematik sayesinde dünya, biz yokken de düşünülebiliyor.
kitabın en eğlenceli ve biraz rahatsız edici kısmı şu: doğa yasaları zorunlu değil. fizik bile “şartlar böyle denk geldi” modunda. ama zorunlu olan tek şey var: her şeyin değişebilir olması. yani evrenin tek garantisi, garanti vermemesi.
yani kant insan öncesine “buraya kadar” diyip kapıyı kapatırken, mösyö meillasoux neden ulan diyerek kapıya matematik ile abanmış. işin özeti bu. ezcümle insan merkezli düşünmeden de felsefe yapılıyormuş.
kant’a göre insan zihni olmadan dünya diye bir şeyden anlamlı şekilde bahsedemeyiz. uzay, zaman, nedensellik zaten bizim aklımızın ayarları. insan yokken dünya nasıldı sorusu da bu yüzden pek makul ve makbul değil.
meillassoux ise gayet sakin bir şekilde okuyucunun kulağına şunu fısıldıyor: "bilim bu soruyu soruyor ve cevaplıyor." evren 13,8 milyar yaşında diyor, dünya 4,5 milyar yıllık diyor, insan da araya sonradan giriyor. eğer felsefe buna "ya ama bu sadece bize göre" diyorsa, bilimle aynı odada oturmakta zorlanıyor demektir.
aslında meillassoux' a göre kilit mesele matematik. renk, tat, koku gibi şeyler evet, bize bağlı. ama sayılar, süreler, oranlar pek umursamıyor. bir yıldızın yaşı, kimse bakmıyorken de o yaş. matematik sayesinde dünya, biz yokken de düşünülebiliyor.
kitabın en eğlenceli ve biraz rahatsız edici kısmı şu: doğa yasaları zorunlu değil. fizik bile “şartlar böyle denk geldi” modunda. ama zorunlu olan tek şey var: her şeyin değişebilir olması. yani evrenin tek garantisi, garanti vermemesi.
yani kant insan öncesine “buraya kadar” diyip kapıyı kapatırken, mösyö meillasoux neden ulan diyerek kapıya matematik ile abanmış. işin özeti bu. ezcümle insan merkezli düşünmeden de felsefe yapılıyormuş.
devamını gör...
2.
lise 3 felsefe kitabı bu kitaptan daha derindir herhalde. anlatılmak istenen şey ile anlatılan şey uyumlu değil. basit ve yüzeysel olmayan bir konu nasıl bu kadar uyduruk anlatılır örneği. 'bon marché' bir kalem. kısacası sevmedim.
devamını gör...
