23 ekim 1958, perşembe: sevinç ve gurur
pasternak, nobel edebiyat ödülü’ne layık görüldü. ödül, resmen “çağdaş lirik şiirdeki önemli başarısı ve büyük rus epik geleneği alanındaki katkıları” nedeniyle verildi. ama herkes biliyordu ki asıl neden doktor jivago’ydu.
pasternak, isveç akademisi’ne gönderdiği ilk telgrafta şunları yazdı:
“minnettarım, mutluyum, gururluyum, şaşkınım.”
gazetecilere verdiği röportajda ödülü stockholm’de bizzat almayı umduğunu söyledi. çok sevinçliydi. moskova dışındaki villasında, “hayatımın en güzel günlerinden biri” diyordu.
ancak o anda farkında olmadığı bir şey vardı: bu sevinç, sovyet yönetimi için bir provokasyondu.
---
24-26 ekim: fırtına kopuyor
nobel komitesi’nin kararından hemen sonra kremlin’de bir toplantı yapıldı. kararın arkasında aslında mikhail suslov vardı, “gri kardinal” denen adam. cpsu merkez komitesi başkanlığı, “b. pasternak’ın iftiraya dayalı romanı üzerine” başlıklı özel bir karar aldı.
sovyet basını topyekün saldırıya geçti:
· edebiyat gazetesi’nde pasternak, “batı’nın sovyet karşıtı propagandasında yem rolü oynayan hain” olarak nitelendirildi
· pravda’da bir editör onu “kötü niyetli bir filistin” ve “iftiracı” diye tanımladı, romanı da “düşük seviyeli gerici zırvalık” ilan edildi
yazarlar birliği’nde durum daha da vahimdi:
25 ekim’de moskova edebiyat enstitüsü tüm öğrencilerini pasternak’ı ve romanını kınayan dilekçeler yazmaya çağırdı. aynı gün sscb yazarlar birliği yönetim kurulu toplandı. ünlü çocuk şairi sergey mihalkov (sovyet marşının da yazarı) pasternak’ın vatandaşlıktan çıkarılmasını ve sürgün edilmesini talep etti.
26 ekim’de yazarlar birliği’nin genel kurulunda pasternak oy birliğiyle sendikadan ihraç edildi.
---
27-29 ekim: kıskaç daralıyor
kgb, pasternak’a seçenekleri sundu: ödülü reddetmezsen, ülkeden çıkarılırsın. bir daha da geri dönemezsin. üstelik ailen de seni takip edemez.
pasternak 68 yaşındaydı. sağlığı iyi değildi. sırt ve bacak ağrılarından şikayet ediyordu. anavatanından ayrılırsa bir daha geri dönemeyeceğini biliyordu. sürgün onun için ölüm demekti.
batı’dan da sesler yükseliyordu ama işe yaramıyordu. albert camus, hatta hindistan başbakanı jawaharlal nehru bile devreye girdi. nehru’nun kruşçev’le iyi ilişkileri vardı ama bu bile pasternak’ı kurtaramadı.
---
29 ekim 1958, çarşamba: “gönüllü” red
pasternak, kalemle kısa bir telgraf yazdı. kendi elleriyle köy postanesine götürdü ve dünyaya duyurdu. telgraf şöyleydi:
“bu ödülün mensubu olduğum toplumda kazandığı anlamı dikkate alarak, bana takdim edilen bu hak edilmemiş ödülü reddetmek zorundayım. gönüllü reddimi hoşnutsuzlukla karşılamamanızı rica ediyorum.”
gazetecilere verdiği röportajda şunu söyledi:
“bu kararı tamamen yalnız başıma verdim. kimseye danışmadım. yakın arkadaşlarıma bile söylemedim.”
aynı akşam oğlu yevgeny onu gördüğünde durumu şöyle anlatıyor:
“o akşam babamı gördüğümde tanıyamadım. solgun, ifadesiz bir yüz, yorgun ve acı dolu gözler. sürekli aynı şeyi söylüyordu: ‘artık hiçbir şeyin önemi yok, ödül’ü reddettim.’”
---
sonrası: ölüm ve iade
pasternak ödülü reddetti ama isveç akademisi onu hâlâ nobel ödüllü olarak kabul etti. tören onun yokluğunda yapıldı ve ödül “bir gün kabul edebilirse” diye emanete kondu.
sovyet basınındaki kınamalar reddinden sonra da devam etti. 6 kasım’da pravda’da yayınlanan bir mektupla kamuoyundan özür dilemeye zorlandı. yazarlar birliği’ne geri alınmadı. romanı öldüğünde bile rusça basılmamıştı.
mayıs 1960’ta, iki yıl sonra, akciğer kanserinden öldü.
doktor jivago sscb’de ancak 1988’de yayınlanabildi. ertesi yıl, 1989’da oğlu yevgeny, babasının 31 yıl önce reddetmek zorunda kaldığı nobel madalyasını oslo’ya gidip teslim aldı
devamını gör...