-şampuanınızı veya duş jelinizi değiştirdiğinizi bir içe çekişte anlaması.
-siz kanepede uzanmış kitap okuyorken bilgisayar başından uzanıp arada sizi kontrol etmesi.
-size güzel cupcakeler pişirmesi.
-araba kullanırken uzanıp bi anda elinizden öpmesi.
-uyumaya yattığınızda tek eliyle belinizden kavrayıp sizi kendine çekmesi.
-sabah sizden önce uyandığında sizi öptükten sonra evden çıkması.
olabilir sanırım.
çeyrek altın adı altında aslında 'borç' takma ve aynı oranda geri ödenmesini bekleme durumu. bence başkalarına güvenerek kenara birikim yapmak gibi bir şey. eskilerden beri var olduğuna göre insanlar, bunu iyi bir yatırım aracı olarak görüyormuş. şu an bu bir güven meselesi değil malesef risk meselesi.
gece uyku vaktin gelmiş ve huzurla yatağına girmiş, derin nefesini içine çekip gözlerini kapatmış olarak tam uykuya kendini teslim edeceğin sırada felaketleştirme senaryoları içeren overthink anının başladığı saniyeler, saniyelerin dakikalara dönüşmesi, dakikaların saatlere dönüşmesi...yatakta bir sağa bir sola dönmeler, kolunun bacağının bir türlü yerleşememesi. "uyuyamıyorum, bari sabah olsa da kalksam." diyişin ama o sabahların bir türlü olmaması. ay daraldım, yeter, ben bi uyuyayım.
neden birinden birini seçmek zorundayız? sevgimizi de göstererek disipline edebiliriz çocukları. önemli olan nokta tutarlılık. sevgiye yenilmeden konulan kuralları uygulamak.
bazı insanlar, sevgi göstermek onlar için çok daha zor olduğundan kolay olan disipline sığınıyorlar.
bir çocuk sevgisiz yetişip büyüdüğünde gördüğü en ufak ilgiye yenilmeye başlar. sosyal ilişkilerinde de özel ilişkilerinde de doğru/yanlış insan ayrımını mantık çerçevesinde gerçekleştiremez. insan yanlış olsa da gösterdiği ilgi onun için yeterlidir. duygusal bir sömürge haline gelebilir.
tutarlı bir disiplinle sevelim, sayalım çocukları. genogramlar biraz da neşeyle dolsun. aktarılsın gelecek nesillere.
aile hayatına karışan veya olur olmadık şekilde eleştiren kişiler. örn:
- senin kocan öyle habire çoluğu çocuğu bırakıp nasıl izin veriyor gezmelere? (muhtemelen baskıcı bir evliliği var.)
- saygılı (her dediklerini yapın) olun. saygılı olursanız siz kazanırsınız. (nasıl karakterlere sahip olduğu bilinmeden kayınvalide ve kayınpedere karşı saygıdan bahsedilir.)
- ben olsam kocanızın yerinde sizin böyle giyinmenize izin vermezdim. (iş ortamında bizzat yaşandı.)
- yanındaki küçük çocuğa eğilerek "bak bu ablanın çocuğu hala yok, yazık ona." gibi tatlı(!) söylemlerle çocuk yapılmasını aşılama girişimleri. (ifrit oluyorum.)
- eşin yanında "senin hanım kızmıyor mu?" gibi söylemlerde bulunmak. (kendisi evliliğinde mutsuz olduğu için karşı tarafı da doldurup ara açma niyetinde.)
bir arkadaşım durumu şöyle özetlemişti: "ne sevgili olunduğu belli ne de sevgili olunduğunda ne zaman ayrıldığınız belli." (evet, çıkma teklifi geri gelmeli ve ayrılık isteği tez duyurulmalı.)
ne başlangıcını biliyorsun ne de sonunu. belirsiz bırakılması açık kapı da bırakıyor. işe nasıl gelinirse öyle geçiliyor o kapıdan.
işlerim yolunda gidiyorsa, kendimde bir şeyi şu sıra fazla beğendiysem iç sesimde konuşurken mutlaka "maşallah" diyip konuyu hemen kapatıyorum. şom ağzımın huyunu biliyorum çünkü.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.