piccolo yazar profili

piccolo kapak fotoğrafı
piccolo profil fotoğrafı
rozet
karma: 2607 tanım: 75 başlık: 7 takipçi: 93

son tanımları


600 milletvekili ne işe yarıyor sorunsalı

geçen gün yaşadığım şehrin bir milletvekilini atm'de para çekerken gördüm. para çekmeyi biliyorlarmış. çok şarşırmıştım. para çekme işini iyi yapıyorlar. bu işe yarıyorlar.

he unutmadan. yarasın milletvekilimize *
devamını gör...

asgari ücretin açlık sınırının altında olması

asgari ücretin açlık sınırının altında olması sadece asgari ücretlileri değil daha fazla kazanan insanları da etkileyecek. bu asgari ücretle çalışmaktansa insanlar parayı başka şekilde kazanmaya çalışır. nasıl olacağını açıklamak gerekmiyor heralde. asgari ücretle çalışırsa da nasıl çalışacakları malum. hiçbirimizim ne güvenliği, ne sağlığı artık garanti değil. sonumuz hayrolsun.
devamını gör...

özgür özel

çık bir açıklama yap gözünü sevdiğim. biraz halkınızın yanında olun. aloo uyanın milleti açlığa mahkum ediyorlar. biraz muhalefet edin. hadi hükümeti geçtim onlardan halkın işine yarayan herhangi bir şeyi yapmazlar ama siz bari halkın yanında olun.
devamını gör...

yazarların 2026 yılı asgari ücret tahminleri

asgari ücret açlık sınırının altında kaldı ve ülkenin çoğunluğu bu ücrete yakın maaş alıyor. neyse açlıktan ağzımız kokmaya devam. buna ses etmeyen halka da her şey müstehak.
devamını gör...

japonların yaşam tarzları

ekleme: cevap vermek istemiyorum ama bazı şeyleri yazmak lazım. bir milliyeti aşşağılamak ırkçılık değilse, bu bir nefret söylemi sayılmıyorsa ırkçılık nedir? tamam türkiye'de sadece ben türk'üm dediğin zaman ırkçı oluyorsun. bunu normalleştirdik anlıyorum ama yinede ırkçılığın ne olduğunu, nefret söyleminin nasıl gerçekleştiğini unutmasak mı? bir gün bize de lazım olmaz mı?

birde ne zaman pkk ve amerika aynı güce denk oldu da aynı kefeye konulabiliyor. kürtürel olarak nasıl etkiledi, ne zaman istanbul'u ankara'yı ya da herhangi bir türk şehrini işgal etti? daha da önemlisi biz ne zamandan beri pkk ile savaştaştayız? bildiğim kadarıyla terör örgütü ile savaşmazsın, terörle mücadele edersin. iki durum birbiriyle aynı değil. hatta benzer bile değil. eğer karşılaştıracaksan birinci dünya savaşı sonrasındaki kurtuluş savaşını karşılaştırırsın. zaten onu da söyledim. japonların bir atatürk'ü olmadı diye. daha fazla yazmaya gerek yok. bu ülkede ırkçılığın ne olduğunu herkes biraz da olsa biliyor ama işte neyse uzatmanın bir anlamı yok.


şu tanıma #3829225'>#3829225">*yorum yapabilecek tarihi bir yetkinliğe ya da sosyolojik bir bilgiye sahip değilim ama tanımda nick'im geçtiği için bildiğim kadarıyla cevap vereyim. aynı başlığa ikinci kez yazmak istemezdim ama uzun bir yazı olunca yazmak zorunda kaldım. neyse kısa cevap; japonya'nın bir atatürk'ü yoktu. atatürk'ün ne kadar büyük bir lider olduğunu, bırakın atatürk seviyesinde, onun yanına bile yaklaşamayacak birinin bile çoğu ülkeye nasip olmadığını japonya örneğinde bile rahatlıkla görebilirsiniz. 


uzun cevaba geçersek; japonlar kurtuluş savaşı vermek yerine işgali kabullenmeyi seçti daha doğrusu imparatorluk kabullendi ve kimse ses çıkaramadı. ayrıca amerika, birinci dünya savaşı sonrasında özellikle anadolu'da yapılan hataları yapmadı. askerle işgalden çok kültürel bir işgali benimsedi. japon anayasasını kendisi belirledi. yoğun bir kültürel baskı oluşturdu. bunlara japon imparatorluğu da karşı çıkmayınca insanlar amerikan kültürüne diğer ülkelere kıyasla çok daha fazla maruz kaldı. 


bu sistem bir şekilde tuttu. bu sisteminde desteği ile japonya dünyanın en büyük ikinci ekonomisi oldu. burada da japonya, amerikadan daha iyi olmaya çalıştı. bunu da yapmak için amerika'daki tüketim çılgınlığını kullandı. neredeyse her japon şirketinin amacı amerikada pazar payı almak oldu. japonya daki tüm işleyiş bu amaca göre yapıldı. istemsizce olsa bile japon şirketleri japonlara amerikan kültürünü taşıdı. hem amerikadan daha iyi olamadılar hem de amerikan kültürünün daha fazla yayılmasına neden oldular. 


amerika, eğitim sistemine karışınca ikinci dünya savaşı bir japonun gözünden değilde tarafsız birisinin gözünden anlatıldı. japon gençliği bu tarafsız eğitim sistemiyle büyüdü ve amerikan kültürünü özgürlükle özdeştirdi. bu da amerikan kültürünü çekici hale getirdi. 


japon tarihçilerinin bazıları amerikayı atom bombaları ve tokyo bombardımanı nedeniyle soykırımla şuçluyor ama savaşı kazanan amerika oldu. tarihi de amerika yazıyor. yazdığı tarihte de atom bombasını atanları barış kahramanı olarak tanıtıyor. hatta bu tarih anlatımı o kadar güçlü yapıyorlar ki dünyanın neresine giderseniz gidin amerika'yı bu konuda öven, atom bombalarının atılmasını normal gören insanlar bulursunuz. ayrıca çoğu insan japonya'yı amerikanın anlatımına göre tanıyor bu da bir çok yanlış anlaşılmaya neden oluyor. bu konu hakkında sözlük bile yeterli bir örneklem bence. 


ancak japonya'da özellikle amerikan işgaline uğramış ve şu an amerika üslerine sahip bölgelerde amerikan karşıtlığı çok yüksektir. bu konuda okinava güzel bir örnektir. bugüne kadar okinava da valilik yapmış insanların ortak özelliği amerikan karşıtlığıdır. okinava'da siyaseti yönlendiren yegane sebep amerikan üssüdür. hatta bazen öyle durumlar olur ki okinavalılar amerika karşıtlığı üzerinden etkinlikler, protestolar düzenler. hatta küçük bir kısmı bile olsa okinavadaki amerika üslerinin kapatılması için gerekirse japonya'dan özerklik ya da bağımsızlığı düşünüyor. yani amerikalılarla karşılaşan japonlar amerikalıların boyunlarına sarılmaktan çok, genelikle kendi bölgelerinden çıkarmayı düşünüyor. 


bir de japonlar amerikan kültürünü amerikalılar olmadan seviyor. amerikalılar ile iyi anlaşıp dostluk kuran çok japon yok. bu benim gözlemim tabi.


sanki japonya'yı savunuyor gibi tanımlar giriyorum ama japonya gri bir ülke. iyi yanlarıda, kötü yanlarıda çok. o kadar ülke varken kimseye japonya'da yaşamayı tavsiye etmem. illa başka bir ülkeye göç etmek isterseniz o ülke japonya değil. alışması gerçekten zor bir ülke. ancak burada yazıldığı kadar kötü de değil.


bir kesim anlamadığım bir şekilde japonları karaktersiz, acıma duygusu olmayan insanlarmış gibi göstermeye çalışıyor ya da garip garip konularda bilmeden konuşup aşşağılıyor. bu bana garip geliyor. hayatında tanımadığı belki hiç görmediği bir milleti bu şekilde aşşağılamak ırkçılık değil midir? ben mi farklı düşünüyorum.
devamını gör...

japonların yaşam tarzları

japonya'nın bir distopya olduğunu, japonların bir distopyada yaşadığını öğrendiğimiz bir başlık olmuş. siyasetçi olsam bu başlıkta yazan yazarlardan eğitim alıp eldeki verileri nasıl bu kadar bağlamından koparmayı becerebilmişler öğrenmek isterdim. ciddi anlamda hiç beceremediğim, büyük bir yetenek bence.

yazı çok uzun oldu kısa kes derseniz. youtube'da gördüğünüz, reddit'te okuduğunuz çoğu şey abartı. doğru yanları var ama ilgi çekmek için konuları bağlamdan koparıp anlatıyorlar.


mesela denmiş ki "japonlar için tabuttan hallice bir eve sahip olmak hayal bile olamıyor.” külliyen yalan. yazar arkadaş bu bilgiyi nerden almış bilmiyorum ama çok büyük yanıltılmış. size burada japonya'daki konut sistemini, kredilerini anlatmak isterdim ancak uzun sürer ama kısaca şunu söyleyeyim. ortalama ücret kazanan herhangi bir japon istediği zaman ortalama bir bölgede ortalama bir ev alır. zaten japonya'da ev sahipliği oranı çok yüksektir. ayrıca bu tabuttan hallice olan evler genellikle şehirlerin merkezinde tek başına yaşayan insanlar içindir. genellikle öğrenciler ve işe yeni başlamış genç insanlar oturur. ortalama 40-60 metrekaredir. aileler merkezde değilde çevresinde yaşar evler ortalama 100-150 metrekaredir. youtube'da izlediğiniz videolar biraz reklam. alın size bir emlak sitesi translate kullana kullana bakın. suumo


sonra japonya'daki çalışma şartlarından bahsetmişler. mobbing, aşırı çalışma falan. evet doğru çalışma şartları sıkıntılıdır. ama işveçten sıkıntılıdır. ne bileyim hollanda'ya göre sıkıntılıdır ama türkiye'ye göre çok daha iyi durumdalar. iş kazalarının ve işçi ölümlerinin nedenleri biraz farklıdır mesela. açmak gerekirse türkiye'de işyerinde kalp krizi geçirirsen kalp krizi geçiriyorsun. japonya'da ise aşırı çalışmaktan kalp krizi geçiriyorsun. sonra türkiye'de bir kamyon şöförü kaza yapınca direksiyon başında uyumuş oluyor. japonya'da aşırı çalışmaktan yorgun düştüğü için o kazayı yapmış oluyor. nüans farklılıklarına dikkat etmek lazım. tabi batı avrupa'dan kuzey ülkelerinden geridedir orasına bir şey diyemem. orası beni aşar. bu konuda bilgi sahibi olan ve bu konuyu araştırmış birileri vardır. 


kadın hakları konusunda çok geri oldukları doğru. hatta türkiye bile daha iyi durumda olabilir. ancak burada güvenlikten ya da gece sokağa çıkabilmekten bahsetmiyorum. topluma kendisini kanıtlayabilmesinden bahsediyorum. 


alkol bağımlılığı yok. yani aşırı bir alkol tüketimi yok demek daha doğru. alkol japonya'da görünür. bizdeki gibi gizli tüketilmez. bizde bir kadehte içsen bağımlısın bir şise devirsende bağlısın ama orda öyle değil. tabii her alkol tüketen bağımlıdır derseniz haklısınız. ancak uyuşturucu kullanımı çok  nadirdirdir. uyuşturucu konusunda türkiye'den daha katıdırlar. 


intihar konusu japonya'da şeffaf bir şekilde yönetilir. birisi intihar etmişse intihar etmiştir. kimse bizdeki gibi saklamaya, gizlemeye çalışmaz. o yüzden bizim gibi ülekelere nazaran veri olarak çok görünür. ayrıca estetik konusunda belki türkiye'den fazladır ama batıyla benzerdir. köylülerden farklı olma çabası derken sivas'ta doğup, büyüyüp istanbul'a adım attığı ilk andan itibaren sanki yedi kuşaktır istanbullu'ymuş gibi davranmaksa eğer böyle bir şeyi pek görmedim. ancak kore'de nasıl olduğunu bilmiyorum. hiç yaşamadım. ben sadece japonya hakkında konuşuyorum. 


insanlar yalnız falan değil. abartmayalım. evet yalnızlık var bu bir sorun ama bu sorun türkiye'de de var. avrupa'da da var. insanlar bireyselleştikçe yalnızlaşıyor. bu global bir sorun japonya ile alakası yok. ancak orta doğuda yalnızlık yoktur tabi. varsa bile adamların en son sorunu olur heralde. 


nezaket ve samimeyetlerinin rol olduğu söylenmiş. kısa cevap değil. aslında nezakete bakış açıları farklı. çatışmadan kaçınma olarak görüyorlar. samimileşmenin bir adımı olarak değil. samimiyetleri de bizdeki gibi değil. aile içi samimiyetleri daha çok kurumsal. * toplumun küçük bir parçası olarak görülüyor. ona göre hareket ediyorlar. bizdeki eski nesillerin aile yapısına benzer bir durum var. ama son dönemde değişiyor.


ancak japonlar kendilerine benzer insanların yanında daha samimiler. bu yüzden japonyada altkültürler çok gelişmiştir. altkültürler konusunda japonya ile yarışabilecek bir ülke ya da topluluk yoktur. altkültürlerin kendi medyaları, toplanma alanları falan var. o soğuk, sürekli telefonuna bakan insanların nasıl biri olduğunu çok rahat görürsünüz. bence uzun süreli giden insanlar ya da kısa süreli gitse bile oradaki insanlarla iletişim kurmak için öncelikle hobileriyle alakalı insanları bulması gerekiyor. japonya'ya en kolay bu şekilde uyum sağlarsınız.


bir de tarikat ve yakuza hakkında yazılmış. tarikatlar amerika ve türkiye'ye oranla japonya'da daha azdır. bundan eminim. yakuza da eskisine oranla çok güçsüz. çok fazla yakuza kalmadı. artık devir kore ve çin mafyasının devri. onlarda çok güçlü değil de neyse. zaten hem tarikatları ve yakuzaları japon polisi çok sıkı takip ediyor. japon polisi adamların ayakkabı numarasını harbiden biliyordur. işin şakası bir yana polis en küçük açıklarında topluyor bunları. devlet bu konularda çok sert. birde bu tarikatlardan özellikle aum şinrikyo ve yaptığı terör olayları hakkında yazacağım ama üşeniyorum. 


son olarak dil öğrenme güçlüğü çektikleri doğru. ingilizce bilen sayısı tokyo'da bile çok az ama. öğrenememelerinin nedeni biz türklerle aynı çok uzatmaya gerek yok bence.
devamını gör...

seyircili seyir defteri

canımı en çok acıtan şey. izlerken diyorsun ki; "bir ülke hiç mi değişmez." ama biraz düşününce ne kadar değiştiği yüzümüze vuruyor. artık bu ülkenin bir ferhan şensoy'u yok. bırakın böyle bir oyunu yazabilecek, oynayabilecek biri bile yok. yazık güzel ülkeme.

bu arada şarkıları muhteşemdir. milletimizin düşüncelerini iyi anlatır. başka ülkede yaşayamıyorsun ama bu ülkede de yaşatmıyorlar.


çok özleyip geliyorum,
gelir gelmez kaçıyorum.
her sefer daha bariz;
bi bokluk var burada..
devamını gör...

otomotiv sektörü yanılgısı

bunun nedenleri aslında çok basit. birincisi yanlış şekilde yapılan şehir planlamasıdır. sen yüz metrekarelik bir alana apartman dikip, orada ortalama on ailenin yaşamasına neden olup üstüne o apartmana bir park yeri yapmazsan; insanlar arabalarını yol ortasına ya da kaldırıma park ederse, bu şehirde 'ne kadar çok araç var' dersin. kısaca onbinlerce insanı daracık alanlara sığdırmaya çalışırsan ve bu insanların kullandığı araçlar gözüne batar. ikincisi yolların bırak otomobili, at arabasının bile geçemeyeceği şekilde yapıldıysa ve üzerine araç kullanan her on kişiden on biri hiçbir kurala uymaz, öküz gibi araç sürerse; bu yanılgıya kapılırsın.


bunun çözümü aslında çok basit; ama insanımız, elindeki ata toprağını iki kuruş için satıp yüzlerce insanın o alana adeta tecavüz etmesine izin vermese, bu sorun zaten çözülecek bir şey. ancak ne yazık ki;
para > ata toprağı.
devamını gör...

torpille atanan insanın vicdanı

vicdan? üniversiteden yeni mezun olduğum dönemde, hazırlık sınıfını birlikte okumak zorunda kaldığım biri instagram hesabında paylaştığı bir gönderiye denk gelmiştim. gönderisi şöyle bir şeydi:
"sayın ... belediye başkanımız ... , sayın milletvekilimiz ... bey'lere katkılarından dolayı çok teşekkür ederim."

adamlar bunu başarı göstergesi olarak anlatıyor. siz de burada vicdandan bahsediyorsunuz. komik.
devamını gör...

hafta tatilinin 7 yerine 11 günde 1 tasarısı

sonra çalışacak insan bulamıyoruz diye ağlarlar. böyle sistem mi olur? bu vatandaşına eşşek muamelesi yapmaktır. bakın her şeyi geçtim bu konu hakkında herhangi bir araştırma yapıldı mı? yoksa sırf birileri zengin olsun diye kendi insanını mı ezecek devlet?

peki burada neden işçi, halk eziliyor? biraz da işveren ezilsin.

hadi bunu geçtim çalışandan nasıl verim alacaklar? verimi geçtim çalışacak insan bulabilecekler mi? eğer çok yoğun bir iş gücüne ihtiyacın varsa bir kişi yerine iki kişi çalıştır. nedir bu arkadaş. sen hem insanları verdiğin parayla açlığa mahkum et. hem de köle gibi çalıştır. yazıktır gerçekten.
devamını gör...

türkiye'deki ahlaki çöküşün nedenleri

bir çok neden yazılabilir. vicdan erezyonu denilen kendi çıkarı için her şeyi mübah görme, eğitimin her konuda olduğu gibi ahlak konusunda da yetersiz olması gibi. ama en önemli konular hukukun düzgün işlememesi ve denetimsizliktir. devletin bu konuda hiç bir şekilde sorumluluk almaması ve herkes başının çaresine baksın düşüncesiyle hareket etmesidir. bu durumun çoğu insanın düşündüğü gibi geri dönülemez bir noktasını geöiçtiğini söyleyemeyiz. düzgün bir yönetim ve iyi bir eğitimle pekala düzeltilebilir. ancak yirmili ve benim gibi otuzlu yaşlardaki insanlar bu düzelmeyi görebilir mi, bilmiyorum.

ben çocukken denirdi ki atalarımızdan miras aldığımız bu dünyayı güzelleştirip daha iyi, daha yaşanılabilir hale getirip torunlarımıza emanet etmeliyiz. maalesef bize, can güvenliğimizin olmadığı, sağlıklı beslenme imkânından yoksun kaldığımız ve bu ülkeyle olan bağlarımızın koparılmaya çalışıldığı bir miras bırakıldı. ancak bizler, bizden sonrakilere daha yaşanabilir, daha özgür ve çağdaş medeniyetlere daha yakın bir ülke bırakmakla sorumluyuz. en azından ben böyle düşünüyorum.
devamını gör...

prof. dr. şener üşümezsoy'un tahmin ettiği deprem

çok bir şey yazmak istemiyorum ama sizler elinde doğru düzgün veri olmayan, düşüncelerini ve verilerini makale haline getirip yayınlamayan kişileri dinleyip gelecek olan marmara depremini önemsemezseniz hatay'da, maraş'ta olanların daha kötüsünü yaşayacaksınız.

şener üşümezsoy eğer kendinden ve elindeki verilerden bu kadar eminse çıksın uluslararası saygın bir dergide makalesini yayınlasın. biz de görelim.

bakın öleceksiniz, öleceğiz. depremin şakası yok olmaz. insanları kandırmanın hiçbir yararı yok. gölcük'ten ders çıkarmadık, maraş'tan ders çıkarmadık. yeter artık uyanın kendinizi düşünmüyor olabilirsiniz ailenizi sevdiklerinizi düşünün. zaten geç kaldık ama bari deprem oluncaya kadar bir şeylerin düzelmesi için baskı yapalım. hatay'ı hatırlayın. ama elinde bir paket bisküviyle evlatlarının ölümü ile yüzleşmek zorunda kalan adamı hatırlayın. yarın o adamın yerinde ben, sen ya da bizler olabiliriz. lütfen şu işi ciddiye alın.
devamını gör...

13 mart 2024 amazon 250 tl hediye kuponu çekilişi

çekilişe katıldım! numaram:18
devamını gör...

1 ocak 2024 japonya'da art arda meydana gelen iki deprem

üst edit 2 : ölü sayısı 73 olarak güncellenmiş. ayrıca ölenler arasından ailesinden izin alınmış 15 kişinin; ismi, yaşı ve ölmeden önce yaşadıkları yerler açıklanmış.

bu arada 48 saat sonra 79 yaşındaki biri enkaz altından sağ olarak kurtarılmış. mâlum biliyorsunuz bizde olsa melekler koruyordu ya artık japonya'da kim koruduysa?

üst edit : ölü sayısı en son 55 olarak güncellenmiş. haberlere bakarken enkaz altından kendi çabalarıyla eşiyle birlikte çıkmış ancak iki kızı hala enkaz altında olan yaşlı bir adamı gördüm de maraş depreminde yaşanan trajediler aklıma geldi. söyleyebileceğim bir söz yok.

bir de tokyo haneda havalimanında deprem bölgesine yardım götürmeye hazırlanan bir sahil güvenlik uçağı ile yolcu uçağı çarpışmış. yolcularda ölen yokmuş ama sahil güvenlik uçağının 6 mürettebatından 5'i ölmüş ve diğer mürettebat ağır yaralıymış. kazanın nasıl yaşandığı tam bilinmiyordu en son. bu olay tam bir rezillik.

şu ana kadar çeşitli şehirlerden toplam 20 kişinin öldüğü kesinleşen deprem. wajima şehrinde 200'e yakın ev ve dükkanın yandığı enkaz sayısının bilinmediği haber sitelerinde geçiyor. ayrıca hem twitterda hem de bölgeden yapılan haberlerde özellikle wajima ve nanao şehirlerinde hala yangınların devam ettiğini ve bir çok enkazın olduğunu söylüyorlar ve bu yüzden ölü sayısı artacağından korkuyorlardı. en azından yapılan tüm tsunami uyarıları geri çekilmiş. şükür ki bunca olan kötü olaydan sonra bir de büyük bir tsunami felaketi yaşanmadı. buradan

bu bölgede çok fazla eski ev vardı ve çok fazla büyük depremin olmadığı bir yer. bir kaç senedir o bölgede aralıklarla beş ve altı büyüklüğünde depremler oluyordu ve büyük bir deprem bekleniyordu ama m7.6 kadar büyüğü beklenmiyordu ki daha önce orada bu kadar büyük bir deprem ölçülmemiş.bu da insanları ve yöneticileri rehavete soktuğu söyleniyordu haberlerde. yani japonya da olsan evlerin eski olması ve orada yaşayanların, o şehirleri yönetenlerin "zaten büyük deprem olmuyor" bakış açısından dolayı oluşan rahatlık insanların canına mâl oluyor.

son olarak yazar arkadaşlarımız japonya'yı övmüş ama adamlar bu depreme hiç hazır değilmiş. helikopterlerin sesinden enkaz altında kalanların sesi duyulmuyormuş ve başka bir çok sıkıntı twitterda yazılıyordu dün. tabi tek kıskandığım konu da özellikle niigata şehrinde olan dükkan sahipleri twitterda "güvenlik nedeniyle geçiçi olarak kapalıyız" gibi tweet atıyor. insanlarda açık olan ve ihtiyaç halinde gidebilecekleri yerlerin adreslerini, isimlerini falan atıyorlar. bizim maraş depremini hatırladım da insanlarımız enkaz altındayken interneti kesmişlerdi ve belki de kurtulabilecek yüzlerce insanımıza ulaşılamamıştı. neyse bir şey söylemeyeceğim.
devamını gör...

hilafet bayrağı açan adamı döven genç

insanlara köpek, ırkçı gibi hakaret ederken hala başkalarını ön yargıyla suçlamak. işte adamım işte aradığım ironi bu. #2819934 kudurun olm kudurun ama korkmayın bu kadar. çoçuk tek başına yüzlerce insandan korkmamış.

bir de ters kelepçeyle çocuğu afişe etmiş kahraman polisimiz. keşke aynısını somali cumhurbaşkanının oğluna da yapabilseler ne bileyim canlı yayında hakem dövene ya da zamanında muhalefet parti liderine yumruk atana da yapsalardı.
devamını gör...

29 aralık 2023 galatasaray fenerbahçe maçının iptal olması

(bkz: #2816699">#2816699) dedim ve güzel yanıldım. * yanıldığım için mutluyum. keşke takımlar en başında çöle* gitmeden tepki koysalardı.
devamını gör...

mehmet büyükekşi

federasyon başkanı olduğu dönemde rezil bir futbol vardı. sayesinde daha beter oldu. yetmedi türklük onurunu, gururunu ayaklar altına altı. valla helal becereksizlikte seviyeyi arşa çıkardı.
devamını gör...

29 aralık 2023 galatasaray fenerbahçe maçı

rezillik. iki takımda işlerine gelince atatürkçü olur. stadyum ismini atatürk koyacağız diye şov yapanların, izmir marşı okuyanların, en büyük atatürkçü biziz diyenlerin samimiyetini maç saatinde göreceğiz bakalım gerçek atatürkçü olup olmadıklarını.

tabi gerçekte olacakları ülke olarak biliyoruz. maçı oynayıp, arap maskotu olduktan sonra ülkeye gelince "tff istifa" ve "yaşa mustafa kemal paşa yaşa" diyip olayı kapatacaklar. biraz da mağduriyet kasıp yine atatürkçülük rolü kesmeye devam edecekler.
devamını gör...

nisan 2024’te asgari ücret açlık sınırının altına düşecek

seçime kadar olmaz da seçimden sonra nasıl bir dünya bizi bekliyor orası muamma işte. seçimden sonra sadece asgari ücretli değil çoğumuz dolar kuru ve enflasyonun altında ezileceğiz. allah sonumuzu hayır etsin.
devamını gör...

kemal kılıçdaroğlu

türk halkı olarak bir süre daha sömrülmemize sebep olan er kişisi. bir koltuk, bir hırs uğruna geleceğimizi yakmıştır.

sadece bir seçimi kaybetmemiştir. yarattığı sorun sanılandan çok daha büyük. ekonomi, göçmen sorunu, baskı rejimi gibi nedenlerle yok olmakta olan siyasal islama can simidi olmuştur. akp dışında onun gibi düşünen partileri meclise sokmuştur. bir an önce kendisi ve avaneleri partiden istifa etmelidirler ama bu koltuk sevdası ile senelerdir yaptıkları gibi aldıkları oyu övüp aslında ne kadar dürüst* olduklarından bahsedip devam edecekler. malum koltuk sıcak, koltuk güzel.

son olarak bu seçim özelinde kendisine söyleyebileceğim tek şey yazıklar olsun. umarım yarından tezi yok siyasetten silinirsin.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim