japonya'nın bir distopya olduğunu, japonların bir distopyada yaşadığını öğrendiğimiz bir başlık olmuş. siyasetçi olsam bu başlıkta yazan yazarlardan eğitim alıp eldeki verileri nasıl bu kadar bağlamından koparmayı becerebilmişler öğrenmek isterdim. ciddi anlamda hiç beceremediğim, büyük bir yetenek bence.
yazı çok uzun oldu kısa kes derseniz. youtube'da gördüğünüz, reddit'te okuduğunuz çoğu şey abartı. doğru yanları var ama ilgi çekmek için konuları bağlamdan koparıp anlatıyorlar.
mesela denmiş ki "japonlar için tabuttan hallice bir eve sahip olmak hayal bile olamıyor.” külliyen yalan. yazar arkadaş bu bilgiyi nerden almış bilmiyorum ama çok büyük yanıltılmış. size burada japonya'daki konut sistemini, kredilerini anlatmak isterdim ancak uzun sürer ama kısaca şunu söyleyeyim. ortalama ücret kazanan herhangi bir japon istediği zaman ortalama bir bölgede ortalama bir ev alır. zaten japonya'da ev sahipliği oranı çok yüksektir. ayrıca bu tabuttan hallice olan evler genellikle şehirlerin merkezinde tek başına yaşayan insanlar içindir. genellikle öğrenciler ve işe yeni başlamış genç insanlar oturur. ortalama 40-60 metrekaredir. aileler merkezde değilde çevresinde yaşar evler ortalama 100-150 metrekaredir. youtube'da izlediğiniz videolar biraz reklam. alın size bir emlak sitesi translate kullana kullana bakın.
suumo
sonra japonya'daki çalışma şartlarından bahsetmişler. mobbing, aşırı çalışma falan. evet doğru çalışma şartları sıkıntılıdır. ama işveçten sıkıntılıdır. ne bileyim hollanda'ya göre sıkıntılıdır ama türkiye'ye göre çok daha iyi durumdalar. iş kazalarının ve işçi ölümlerinin nedenleri biraz farklıdır mesela. açmak gerekirse türkiye'de işyerinde kalp krizi geçirirsen kalp krizi geçiriyorsun. japonya'da ise aşırı çalışmaktan kalp krizi geçiriyorsun. sonra türkiye'de bir kamyon şöförü kaza yapınca direksiyon başında uyumuş oluyor. japonya'da aşırı çalışmaktan yorgun düştüğü için o kazayı yapmış oluyor. nüans farklılıklarına dikkat etmek lazım. tabi batı avrupa'dan kuzey ülkelerinden geridedir orasına bir şey diyemem. orası beni aşar. bu konuda bilgi sahibi olan ve bu konuyu araştırmış birileri vardır.
kadın hakları konusunda çok geri oldukları doğru. hatta türkiye bile daha iyi durumda olabilir. ancak burada güvenlikten ya da gece sokağa çıkabilmekten bahsetmiyorum. topluma kendisini kanıtlayabilmesinden bahsediyorum.
alkol bağımlılığı yok. yani aşırı bir alkol tüketimi yok demek daha doğru. alkol japonya'da görünür. bizdeki gibi gizli tüketilmez. bizde bir kadehte içsen bağımlısın bir şise devirsende bağlısın ama orda öyle değil. tabii her alkol tüketen bağımlıdır derseniz haklısınız. ancak uyuşturucu kullanımı çok nadirdirdir. uyuşturucu konusunda türkiye'den daha katıdırlar.
intihar konusu japonya'da şeffaf bir şekilde yönetilir. birisi intihar etmişse intihar etmiştir. kimse bizdeki gibi saklamaya, gizlemeye çalışmaz. o yüzden bizim gibi ülekelere nazaran veri olarak çok görünür. ayrıca estetik konusunda belki türkiye'den fazladır ama batıyla benzerdir. köylülerden farklı olma çabası derken sivas'ta doğup, büyüyüp istanbul'a adım attığı ilk andan itibaren sanki yedi kuşaktır istanbullu'ymuş gibi davranmaksa eğer böyle bir şeyi pek görmedim. ancak kore'de nasıl olduğunu bilmiyorum. hiç yaşamadım. ben sadece japonya hakkında konuşuyorum.
insanlar yalnız falan değil. abartmayalım. evet yalnızlık var bu bir sorun ama bu sorun türkiye'de de var. avrupa'da da var. insanlar bireyselleştikçe yalnızlaşıyor. bu global bir sorun japonya ile alakası yok. ancak orta doğuda yalnızlık yoktur tabi. varsa bile adamların en son sorunu olur heralde.
nezaket ve samimeyetlerinin rol olduğu söylenmiş. kısa cevap değil. aslında nezakete bakış açıları farklı. çatışmadan kaçınma olarak görüyorlar. samimileşmenin bir adımı olarak değil. samimiyetleri de bizdeki gibi değil. aile içi samimiyetleri daha çok kurumsal.
* toplumun küçük bir parçası olarak görülüyor. ona göre hareket ediyorlar. bizdeki eski nesillerin aile yapısına benzer bir durum var. ama son dönemde değişiyor.
ancak japonlar kendilerine benzer insanların yanında daha samimiler. bu yüzden japonyada altkültürler çok gelişmiştir. altkültürler konusunda japonya ile yarışabilecek bir ülke ya da topluluk yoktur. altkültürlerin kendi medyaları, toplanma alanları falan var. o soğuk, sürekli telefonuna bakan insanların nasıl biri olduğunu çok rahat görürsünüz. bence uzun süreli giden insanlar ya da kısa süreli gitse bile oradaki insanlarla iletişim kurmak için öncelikle hobileriyle alakalı insanları bulması gerekiyor. japonya'ya en kolay bu şekilde uyum sağlarsınız.
bir de tarikat ve yakuza hakkında yazılmış. tarikatlar amerika ve türkiye'ye oranla japonya'da daha azdır. bundan eminim. yakuza da eskisine oranla çok güçsüz. çok fazla yakuza kalmadı. artık devir kore ve çin mafyasının devri. onlarda çok güçlü değil de neyse. zaten hem tarikatları ve yakuzaları japon polisi çok sıkı takip ediyor. japon polisi adamların ayakkabı numarasını harbiden biliyordur. işin şakası bir yana polis en küçük açıklarında topluyor bunları. devlet bu konularda çok sert. birde bu tarikatlardan özellikle
aum şinrikyo ve yaptığı terör olayları hakkında yazacağım ama üşeniyorum.
son olarak dil öğrenme güçlüğü çektikleri doğru. ingilizce bilen sayısı tokyo'da bile çok az ama. öğrenememelerinin nedeni biz türklerle aynı çok uzatmaya gerek yok bence.
devamını gör...