valla bir yolu var mı bilmiyorum. ben gençliğimde çok sinirli bir tiptim ve bu kendimle birlikte çevreme de zarar veriyordu. bir yaştan sonra mizacımın bu yönünü epey törpüledim. bir anda olmadı tabii ve hala bazen sinirlenebiliyorum ama işte eskisine oranla devede kulak kalır. yalnız sinirlerine hakim olmak öfkenin içinde patlaması demek olmamalı. bu da sağlıklı değil. yani hoşgörülü olabilmek genelde negatif öfke enerjisini iyi yönde kanalize edebilmenizi sağlıyor ama bazen de öfkelenmek iyidir. yani öfkelenmeniz gereken bir durumda lay lay lom diye ters psikolojiye girmeyi de pek sağlıklı bulmuyorum ben açıkçası.
memleketim güllübahçe'de en çok sorulan soru olabilir. hatta belki de ülkedeki köy ve kasaba gibi yerlerde buralara gelen yabancılar veya işte pek tanınmayan kişiler hakkında en çok merak edilen şey ve dolayısıyla sorulan soru da olabilir.
benim zorrrrrrrrrrla kırdığım bir alışkanlıktır. hani ellerim ceplerimde yürürken düşüp kafamı kırmayayım diye bu alışkanlığımı zorla kırdım. hava buz gibiyse bile ellerim ceplerimde dolaşmam. tek elimi bile cebime sokmam hatta yürürken.
şu alttaki foto da birçoklarınca yanlış algılandığından x'te timeline'ıma düşüp duruyor. haha. basit bir eli cebe sokma hadisesi oysaki.
koyun tüyü kırpmak için kısa boylu olmak daha avantajlı olduğundan, yani kamburun çıkmadan veya bel ağrısı çekmeden koyun yünü kırpabilmek için kısa boylular daha avantajlı olduğundan böyle bir sözümüz varmış 113 sene evvel (küsuratlı sene söyleyeyim de salladığım belli olmasın). (bkz: 1 koyun 3 alın)
ama sonra kısa boyluları aşağılayan bir söz yakışmaz bize, denmiş cumhuriyet döneminde ve bu söz değiştirilmiş. ne de iyi edilmiş. oh bebek, ne de iyi edilmiş.
2. isim buluşup görüşme, ilişki kurma; münasebet:
"her nevi halkla temas ve kaynaşma hâlinde bulunmalıdır." - sait faik abasıyanık
3. isim değinme, sözünü etme, bahsetme:
bu konuya teması gereksiz görmüştü.
4. isim gidip gelme, ulaşım, bağlantı:
iki şehir arasında temas kesildi.
5. isim, ruh bilimi => dokunma (ı).
6. isim => ilişki.
sanal ortamda poke/dürtme vardı facebook'ta, fiziksel temasa en yakın sanal eylem olarak. ama o bile sanal. et ete değecek, yoksa ona temas denmez. insanların hayatına dokunun, diye bir kamu spotuyla da bu tanımımı sonlandırıyorum. temasta kalalım.
tabii aktifken sakin olmak da önemli. passiflora öneriyorum bunun için. kendim hiç kullanmadım ama gene de öneriyorum. işte böyle de güvenilmez bir tipim. olmadı siyanür deneyin. isot serpilmiş ayranla karıştırarak siyanür kullanımı insanı dinginleştiriyormuş denmese de %0.000000000000000000000000000000000001 de olsa böyle bir ihtimal olabilir bence. yani hangi karışımın ne gibi bir netice verebileceğini denemeden bilebilirsiniz duruma göre. mesela benim siyanürlü fikrim kesin öldürür bence.
yazlıktaki odamda kullandığım kablolu 2.1/2+1 hoparlör sistemidir. yani 2 tane stereo hoparlörle birlikte bir de subwoofer'ı var bunun.
hi-fi bir sistemle kıyaslanamasa da sevdiğim bir hoparlör sistemidir. izmir'deki evimde şu anda kullanmakta olduğum philips spa2201/10 marka/model hoparlörlerimle kıyaslarsam... spa5300'de işte hem subfoofer var, hem ses ayarı var ve daha güçlü bir hoparlör sistemi olduğundan da gücünü direkt prizden çekiyor, bilgisayardan değil. yani iki hoparlör sistemimi de seviyorum ben ama yazlıktaki odam daha büyük olduğundan orada spa5300 gibi cidden güçlü ses veren bir sistemimin olması daha uygun. bugün olsa böyle subwoofer'lı bir 2.1/2+1 sistem alır mıydım bilemiyorum açıkçası zira 2.0/1+1, yani standart stereo sistemleri daha fazla seviyorum normalde. belki de işte spa2201/10'dan daha güçlü bir 2.0 sistem alabilirdim, hatta belki de o tarz bir sistem de yeterli olabilir. gene de bozulmadığı sürece spa5300'ü kullanmaya devam. yazlıktaki odamda subwoofer'ını çok rahat yerleştirebildiğim bir oda düzenim de var hem. yani böyle de gayet iyi. hoparlörlerin otomatik uyku moduna geçmesi bence lüzumsuz bir özellik ve hoparlörlerin volümünü uygun ayarlamazsanız, düşük sesle müzik falan açıkken bile kendi kendine kapanabiliyor hoparlörler. o ayarı uygun bir hale getirirseniz bu bir sorun teşkil etmiyor. bende etmiyor en azından diyeyim.
uzuuuun senelerdir kullanmaktayım iki philips hoparlör sistemimi de. dayanıklı meretler yani. sıpalar mı desem? haha.
izmir'deki evimde kullandığım minik ama ses kalitesi ve seviyesi tatmin edici kablolu pc hoparlörlerimdir. usb ile bilgisayardan güç alıyor. 2.0/1+1 standart stereo hoparlörler bunlar.
ses çok açıkken ve işte bilgisayarda sesli bir şey açık değilken hafif hışırtı/cızırtı yaptığıyla ilgili eleştiriler gördüm amazon.co.uk'de ama ben hiç maksimum veya maksimuma yakın seste kullanmadığımdan böyle bir şikayetim olmadı. hoparlörlerin ses ayarı yok bu arada. bilgisayarınızın sesini ne kadar açmışsanız o kadar açık oluyor işte sesi.
buradaki odam ufak olduğundan daha fazlasına ihtiyacım yok. bu hoparlörlerime bir şey olursa da ya bunun aynısından ya da ses ayarı da olan philips spa2209 modelinden alırım sanırım, eğer piyasada bulabilirsem. yazlıktaki odam daha büyük ve orada da philips spa53002.1/2+1 model hoparlör kullanıyorum. orada daha hacimli ses daha iyi oluyor. onun da başlığını açayım birazdan.
philips marka hoparlörleri seviyorum. logitech falan da denemiştim ve bir tanesi başlığın konusu olan hoparlörlerimden 3 kat falan pahalıydı ama bunun kadar iyi değildi verdiği ses hakikaten.
uzuuuun senelerdir kullanmaktayım iki philips hoparlör sistemimi de. dayanıklı meretler yani. sıpalar mı desem? haha.
amerikan prog rock / neo-prog grubu ageless'ın 2026 çıkışlı, son albümü echoes of five years'taki intro'dan hemen sonraki şarkıdır. albümü baştan sona iki kez dinledim ve en sevdiğim parça bu oldu albüm içerisindeki. yani öyle inanılmaz bir şarkı falan değil ama gayet hoş bir neo-prog parçası. sound'u güzel, besteler güzel, icralar güzel... beauty işte. geçmiş de güzel. sen güzel, ben güzel, her şey güzel. *
sen öyle san, ismail. o doktorlar o anda clark kent mode'unda olduklarından gözlük takıyorlar. aslında süpermen olup gözlerinden lazer bile çıkarabiliyorlar!!!
işte bir sırrı daha deşifre ettiğime göre şimdi bir süre gölgelere çekilebilirim. with great power comes great responsibility. *
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.