amma da çok anlama geliyor, dedirten sözcük.
tdk:
1.
nesnesiz vakit geçirme, eğlenme, oyalanma vb. amaçlarla bir şeyle uğraşmak:
"çimenler üzerinde çocuklar oynuyor, kuzular otluyor." -
hüseyin rahmi gürpınar
2.
nesnesiz kımıldamak, hareket etmek:
"elimde bulunan fotoğraftaki kadının eli oynadı." -
nazlı eray
3. -le bir şeyi sürekli evirip çevirmek veya sürekli olarak ona dokunmak.
4.
nesnesiz bir film, oyun vb.nde rol almak:
"bütün rolleri, şahısların sesleri, tavırları, mimikleriyle tek başına oynamıştı." -
yusuf ziya ortaç
5.
nesnesiz film gösterilmek:
"başka bir sinemada da çok komik bir film oynuyordu." -
aziz nesin
6.
nesnesiz tiyatro eseri sahneye konmak:
"birisi dedi ki bu iki perdelik bir oyun imiş, bitince ötekini oynayacaklarmış." -
memduh şevket esendal
7.
nesnesiz eşyanın herhangi bir parçası kımıldamak, hareket etmek:
"birdenbire apartman kapısının oynadığını hissettim." -
peyami safa
8.
nesnesiz sarsılmak, yeri değişmek:
depremde yapı oynadı.
9.
nesnesiz sporla ilgili çalışmalara katılmak:
tenis oynamak.
10.
nesnesiz müziğin gerektirdiği uyumlu hareketleri yapmak:
"ne oynadığı gazinonun ismini söyledi ne de danslarından bahsetti." -
refik halit karay
11.
nesnesiz büyük bir ustalık, beceri ve kolaylıkla bir işi yapmak.
12.
nesnesiz değişiklik göstermek:
bunların fiyatı iki bin ile üç bin lira arasında oynar.
13. -le tehlikeye düşürmek:
benim sağlığımla oynama.
14.
nesnesiz oyalanmak, gereği gibi yapmamak, boşuna vakit geçirmek.
15. -le, mecaz rastgele yön vermek, aldatmak:
talih bizimle oynuyor.
16. -le, mecaz herhangi birine karşı önemsemeyici davranışlarda bulunmak:
koca adamla oynamaya utanmıyor musun?
17.
nesnesiz, mecaz tedirgin etmek, rahatsız edici davranışta bulunmak.
18.
nesnesiz,
mecaz değiştirmek, bozmak, tahrif etmek:
"borsada istediği gibi oynuyordu fiyatlarla." -
necati cumalı
(bkz:
oyna devam)
devamını gör...