bazen salt, doğrudan, bodoslama dürüstlük göstermek karşıdakini incitebilir veya onun güzel hayallerini yıkabilir mesela. öyle anlarda yalan söylemesem de ya susmayı, ya yuvarlak yanıtlar vermeyi, ya da konuyu değiştirmeyi falan tercih ederim.
mesela karşınızdaki kişi kendisini çok özel görüyor... ama bakıyorsunuz ki iyi/düzgün de bir tip. şimdi "pek özel biri değilsin bence ama iyi bir insansın" da denmez ki şimdi...
ya da karşınızdaki sizi çok özel görüyor... "yok ya, ben sıradan biriyim" demek yerine genelde, "teşekkür ederim. bence herkes kendince özeldir ya" falan demeyi yeğlerim ben şahsen. "sıradan biriyim" desem hem mesela sahte mütevazılık gibi de anlaşılabilir, ya da ne bileyim lüzumsuz muhabbet yani en azından. bir dönem eğitimcilik de yaptığımdan her insanın kendisine özel ayrıksı nitelikleri olduğunu da gözlemledim ve işte herkes kendisine özgü özel nitelikler taşır, gibi düşünürüm. özgür özel nitelikler taşır diyecekmişim neredeyse. bir harfle yırttık. *
genelde tamamen dürüstümdür ama ve düşündüklerimi doğrudan söylerim. iyi niyetimi de birçok insan sezgisel olarak kısa sürede kavradığından dobralığımın birilerini incittiği de çok çok nadirdir.
şan konusundaki bilgisi ve teknik değerlendirmelerine laf etmek haddime olmasa da videolarını rahat rahat izleyemediğim kişi. bazı durumlarda çat-çat-çat diye saniyeler, yarım saniyelerle kritiğini yaptığı ses performansı videolarını durdurup durdurup acayip ve bence çoğu irite edici taklit sesler çıkarması, cidden anca vasat üstü veya işte en fazla iyi veyahut çok iyi kimi "ses kullanımı anları"na abartılı methiyeler dizmesi, sanki olağanüstü bir şeyler dinliyormuş gibi reaksiyonlar göstermesi falan gibi şeylerden cidden rahatsızlık duyabiliyorum. hani bu "vocal coach reacts to x" tarzı videolarda, mercek altına alınan performansa bir klavye ve işte kendi sesiyle eşlik etmek ve işte abartılı reaksiyonlar verebilmek bu tarz youtuber'lığın standardı olsa da, emre yücelen bunları bana göre en keyif kaçırıcı mahiyette uygulayan kişidir.
yorumlarına genelde katılıyorum ve kendisini daha keyifle izlemek isterdim gerçekten ama işte tablo maalesef bu, benim perspektifimden.
bazen dedim çünkü hani kendi zihnimize hapsolduğumuz dönemler olmuştur ama işte çoğumuz bu mental tutsaklıktan bir şekilde çıkabilmişizdir. yine de dönem dönem yeniden ussal bir kodese tıkılmayacağımızın da garantisi yoktur hiçbir zaman.
bu karanlık zindan çok çok karanlıksa kişi kendi hayatını sonlandırmayı bile düşünebilir ve hatta bunu yapanlar da olmuyor değil...
böyle kendi aklımızın esiri olduğumuz dönemlerde işte dışarıdan birilerinin bizi kurtarabilmesi de kolay değildir. derler ya hani: "dışarı baksana, hava ne kadar güzel. bir gez, açılırsın" falan... keşke o kadar kolay olsa bu işler... tabii çok ağır durumlarda profesyonel destek almak da şart olabiliyor.
işte zindana düşmek gibi dememde de "süreç" vurgusu yapmak istemiştim esasen. yani böyle akli süreçlerden çıkış normalde zaman alır. bir süre aklına esir düşmek gibi değerlendiririm ben bunu. ve bazı insanların bu zihinsel zindanları labirentsi bir yapıda da olabilir ve onların çıkışı, ışığı bulması daha bile uzun sürebilir.
herkes için dersem belki abartmış olurum ve burada kimseye yalan söylemiş gibi olmak istemem, ama çoğu insan için böyle aklın karanlık zindanlarından çıkış mümkündür. gayet mümkündür. böyle bir süreçten geçen insanlar ışığı yeniden görebilecekleri umudunu asla yitirmesinler.
ikisi de insansız aslında teknik olarak, ancak görüyorsunuz: 1 harf nelere kadir. *
insansı/antropoit veya gavurca olarak humanoid tabii ki sadece teknolojik kontekstte kullanılmaz. mesela antropoit denince akla şempanze ve orangutan gibi insana yakın türler gelebilir. anthropoid* ve humanoid aynı anlama da gelebilir, ama arada bir nüans var: humanoid'de direkt "insana yakın/benzer" demiş olurken, anthropoid'de ise işte insanın da geldiği düşünülen yüksek primatlar [yani kuyruksuz maymunlar, ingilizce olaraksa ape denen mahlukat] da kapsanmış olur benzetme babında;" insana veya kuyruksuz maymunlara yakın/benzer" demek yani bu da. fantastik kurgu bağlamında da insansı varlıklar çok geniş yer bulur. balık adam, kuş adam falan... işte sayısız örnek verilebilir. insansız denince de aklımıza insanlığın yok olduğu apokaliptik ve post-apokaliptik kurgular gelebilir ve bu da bilim kurgu... gerçi bilim kurguda da insansı yaratıklar gırla gider. fantastik kurguların da bazılarında hep fantastik yaratıklar olur ve insan olmaz. yani insansızlık olur. off, daha fazla uzatmayayım. kafa karıştırmayı amaçlamamıştım gerçekten. :d
yanlış anlaşılmasın... zenofobi gibi bir şeyden bahsetmiyorum. burada çekik gözlüleri öveceğim hatta. haha.
bana göre tarihin en inanılmaz şarkıcısı olan dimash kudaibergen'in bir canlı performans videosunu bir dostuma atmıştım. elemanın verdiği yanıt "çekik gözlüyse korkacaksın hacı" şeklindeydi. :d
arkadaşıma attığım performans şuydu: (bkz: olimpico)
sonra efendim... büyük ihtimalle batı dünyasının ölçüp yayımladığı iq skorlarında, daha doğrusu iq ortalaması listelerinde de en tepelerde sürekli çekikler oluyor: yakın senlerden birinde ilk 5'in ya 5'i, ya da 4'ü bunlardan oluşuyordu misal... işte tayvan, japonya, çin, güney kore falan...
hatta google aramamda ilk çıkan siteye göre 2026'da ilk 6'nın hepsi onlardan oluşuyormuş. askdljalksdjlskajdlkadjs. worldpopulationreview.com/c... — 2019 ve 2024 gibi tarihler sanırım bu ölçüm standartlarının çıkış tarihleri. yani bunlar 2026 verileri ama o yıllarda çıkan sistemlere göre ölçülmüşler diye anladım. siteye giderseniz başka iq ölçümü sonuçlarını da görebilirsiniz. ben crop'ladım ilk ikisini. ya da diğer ihtimalle son ciddi global iq ölçümü 2024'te yapılmış olabilir ve işte 2026'da da geçerli olan odur. başka bir ihtimal varsa da şu anda aklıma gelmedi.
biraz önce çin'in insansı robot teknolojisi başlığını da açmıştım. kling 3.0 ve seedance 2.0 ile yapay zekanın video üretimi alanında herkesi aştı çinliler. işte insansı robot teknolojisinde de herhalde durum farklı değil.
demin de şu çekik gözlü veledin sanki hayatın tüm zorluklarını yaşamış, 50 yaşındaki bir gitarist gibi duygular yansıttığını görünce ben de ikna oldum.
hayatımda gördüğüm en yeteneksiz şarkıcılardan biri. kendisi kibar birine benziyor, yani o bakımdan "odun" diyeceğim son kişilerden olurdu. ama şarkıcı olarak cidden "odun" bence. düz ağaç da odun demek zaten. feridun odun. kafiyeli de. haha. altını çizeyim de başım belaya girmesin. şarkıcı olarak dümdüz, odun gibi söylemesini kastediyorum. sonuçta sanatçı olarak piyasaya çıktıysan, biri "harika şarkı söylüyorsun" dediğinde hoşuna gidiyorsa, ben "odun gibi söylüyor" dediğimde de hoşlanmasan bile anlayışla karşılaman gerekir.
bu arada kendisinin kulağı da yeterince iyi değil bence. gerçi mesela soner arıca'nın kulağı daha bile kötüdür ama adamın ses rengi ve yorumculuğu güzel ve özel. fd için maalesef aynı şeyi söyleyemeyeceğim. sonradan düşündüm de, kulak konusunda yapılabilecek eleştiri babında fd'den önce düşünülebilecek birçok başka isim var. bu eleştirimi geri alıyorum. ama şarkıları çok kötü. ahaha.
sevenleriyle de bir derdim yok bu arada. kim, kimi/neyi dinlemekten keyif alıyorsa alsın. sadece çıktığından beri kendisini korkunç kötü bir şarkıcı olarak gördüğümü söylemek istemiştim.
çekikler video üretmede uzmanlaşmış yapay zeka teknolojisinde kling 3.0 ve seedance 2.0 ile birlikte abd'nin amiyane tabirle eline vermişti, daha bu ay...
insansı robot teknolojisinde de şu seviyeye ulaşmışlar: x.com/XH_Lee23/status/20234... — gösteri, çin'in 2026 ilkbahar festivali galası'ndan.
bu konuda abd nerede bilmesem de gene çin ileridedir diye düşünüyorum zira geçen seneki teknolojilerini katlarca geliştirmişler.
trump reyiz deliriyordur bence. :d
aşağıdaki de aynı gösteri videosunun youtube bağlantısı.
sanırım çok yeni bir gösteri. youtube'a daha bugün yüklenmiş.
bugün nedense böyle konuları görüyorum sözlükte. birkaç gündür sözlüğe pek uğrayamadım, yani bilemiyorum bu konular nereden çıktı. ama bana sözlüğe geldiğimden beri kel deniyor. bir yazar da son zamanlarda "bald wizard" demeye başlamıştı. haha.
kellik, fazla kilo, kısa boyluluk gibi şeyler kimilerinin problem yaptığı, kimilerinin yapmadığı şeylerdir. ben mesela bir ara 110 kiloyu görecek kadar şişmanlamış, obezite başlangıcına kadar gitmiştim. bunu cidden problem yaptım ve bu yönde bir kompleksim vardı. belki de 20'lerimde olmamdan...
şimdi o kadar fazla kilom yok, işte 80'li kilolardayım ama hala kelim. bana kel diyebilirsiniz. diyen diyor, siz de deneyin. ama şeyini de çıkartmasanız iyi olabilir. :p
bir müzisyene miydi... bir muhabir, "eşinizi kilo problemi..." diye cümleye başlayarak bir şeyler soracak olmuştu. müzisyen de, "eşimin fazla kiloları var ama bunu problem olarak görmüyor(uz)" deyip muhabirin sorusunu ağzına dürüm yapıp sokmuştu. :d
kısa boylu olmadığım için bu bakımdan kişisel durumumdan bir örnek veremem ama kısa ve mutlu, kendisiyle barışık da sayısız insan var tabii. bence sanki hatta 1.70'lik bir erkek olmak, 1.95'lik bir erkek olmaktan daha avantajlı. ben bile 1.80 küsurluk boyumla kafamı bazen belli kapıların üst yüzeylerine çarpabiliyorum falan. işte 1.90 ve üzeri olanlarda 2-3 kat daha dikkatli olmak gerekli, bilinmeyen bir binaya girerken. yani sağlık yerinde olduğu sürece çok kısa olmayı bile herkes problem yapmaz diye düşünüyorum şahsen.
mühim olan sağlık arkadaşlar, sağlık... ama tabii ki kel olmak, kısa boylu olmak ya da fazla kilolu olmak sizi psikolojik yönden kötü etkiliyorsa, öz güveninizi zedeliyorsa bu da mental sağlık açısından önemli tabii...
bu kızı çok sıkıcı bulan tek ben miyim ya? bayık kelimesinin sözlükteki (normal sözlük'teki de olabilir ayrıca) karşılığı olmalı. haha.
çok donuk, bayık ve ruhsuz buluyorum kendisini. ilk duyduğumdan itibaren şarkıcı olarak fena değil derim, ama işte bana baygınlıklar getiren bir aura ve enerjisi var.
kesin illüminati falan bence. mesela "bacada yaz iyi" demek olabilir. yani yazları soba yakmadığımızdan bacalarda yazları kurum birikmez manasında olduğu konusunda derin şüphelerim, bu savımı destekleyebileceğim gizli belgelerim ve özel tanıklarım var.
maç sonucu: inter 3-2 juve - ikinci yarıda juve tamamen beraberliğe oynadı ve işte skor olarak geride kaldıkları süreler de azdı. o sürelerde fazla efor sarf ettiler ama işte azdı o süreler. gene de mağlubiyet almaları umarım gs maçında bizim lehimize yansır. tersine, telafi etmeliyiz diye canavar da kesilebilirler elbette. bakalım...
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.