yıl 2002:
- büyük 1999 depreminden 3 yıl sonraydı.
- amerika ortadoğu'ya girdi.
- türkiye son kez dünya kupası'na katıldı.
- vatandaşlar ekonomik krizle baş ediyordu.
- mhp iktidar ortağıydı.
- erdoğan'ın siyasi yasağı bulunuyordu.
- türkiye'de son defa iktidar değişti.
yıl 2026:
- büyük 2023 depreminden 3 yıl sonra.
- amerika ortadoğu'ya girdi.
- türkiye tekrardan dünya kupası'na katılacak.
- vatandaşlar ekonomik krizle baş ediyor.
- mhp iktidar ortağı.
- imamoğlu tutuklu yargılanıyor.
- ?
gene fifa dünya kupası'na gidemediklerinden iddiamı değiştiriyorum: artık gayet dengeliler. 3 defa üst üste dünya kupası'na katılamıyorlar. yani istikrarlı ve dengeli olarak gidemiyorlar bayağı. *
sabahın 07:30'unda kalkma suratsızlığı. hiç alışkın değilim ben arkadaşlar böyle erken kalkmaya. 5 saatlik falan uykuya hele hiç mi hiç alışkın değilim. haha.
bence 31 mart gününün saatleri içinde belli olduğu için inanılırdır. yani maç uzatmalara gitseydi de müsabaka 1 nisan gününe sarksa idi 1 nisan şakası sanırdım. *
psikolojik bakımdan çok zor maçtı ama altından kalkabildik bu stresin. yalnız dev kulüplerle başa baş oynamayı istiyorsak oyunumuzu bayağı ileri götürebilmemiz gerekiyor önümüzdeki dünya kupası'na kadar. tamamen ümitsiz de sayılmam. yani tarihte de beklenmedik zamanlarda sürpriz yapmışlığımız yok değil.
#3943072; hayır febeli patagonyalı. barış alper aynı mallığı yapsa da aynı tepkiyi gösterirdim, ki yaptığım şey de bir tespitti zaten ve kötü senaryo gerçekleşseydi olacak şeye işaret ettim. bana inanıp inanmamak sana kalmış tabii. ayrıca milli takımda kulüpçülük sen yapabilirsin ve yapmıştın da galiba—ki burada yaptığın şey de kulüpçülük—de ben yapmam, konu milli takımsa. benim bir kere bile böyle bir şey yaptığıma rastlayamazsın.
ilgili pozisyonda ofsayt çıksaydı ve işte dünya kupası'na kalamasa(ydı)k tenhada gezmemesi gerekecekti, demek istediğim topçu. neyse ki şanslı(yız) da gol oldu.
benim açımdan özel müzik topluluklardan biri olan alman progressive metal grubu vanden plas imzalı yeni şarkı. bu haziran ortalarına doğru çıkacak accult ii adlı albümlerinin açılış parçası olacakmış ve işte önden salmışlar klibiyle birlikte. full akustik ballad formunda bir şarkı. hatta ufak zil dokunuşları falan olsa da sonlarına kadar davul ve/ya perküsyon bile yok. yarısından sonra "metal" olur demiştim ama olmadı. gerçi sonlarındaki senfonik tınılarda akustik enstrümandan ziyade klavye kullanılmamışsa full akustik olmamış oluyor tabii ama gene de tamamen ballad formatında en azından. valla albüm açılışı ve önden paylaşılan single olarak bu formda bir şarkı tercih etmek büyük cesaret, kendilerini kutluyorum. çok da beğendim parçayı.
bu arada bu grubun vokalisti andy kuntz, eskilerin iyi bildiği zira bizde beşiktaş'ta oynayan alman futbolcu stefan kuntz'un öz kuzeni. gerçi milli takımımızı da çalıştırmıştı s. kuntz, o yüzden yeni kuşak da kendisini tanıyabilir. bu da magazinsel bir detay olsun. haha.
hakikaten beğendim şarkıyı. albümü de merakla bekliyorum.
6 senedir falan dışarıda yemesem de mc donald's'ın daha önce yediğim hiçbir şeyini pek beğenmedim, big mac de dahil. buradan ilk bir şeyler yediğimde belki de çocuktum ve gene de pek beğenmemiştim.
whopper, 90'larda ben orta son veya lisedeyken gelmişti bizim oralara ve arkadaşlarım ballandıra ballandıra anlattıklarından özenip yemiştim. sonra arada double whopper falan da yedim ama bir süre sonra ya bunların tadı bozuldu ya da benim zamanla damak zevkim değişti. yani 2000'lerin başlarından sonra yemedim bir daha.
burger king'den bir şeyler yiyeceksem ya bk steakhouse burger ya da texas smokehouse burger yerdim sonrasında. işte 2020 senesinde yedim galiba en son. o ara burgerleri ufalmıştı biraz diye hatırlıyorum. yani 2010'ların başları ve ortalarında daha büyüktü.
avustralya-victoria menşeli, şu anki merkezi abd-kaliforniya'da bulunan quiksilver markasının gözlük modeli. başlığında demiştim, bu markanın bir cüzdanını kullanıyorum 10 senedir falan ve hala yırtılma gibi sorunları olmadı. ben ergenken bu markanın tişörtleri falan modaydı ama normalden pahalı olduğundan al(a)mazdık. gerçi ısrar etsem aldırabilirdim annemlere de işte giyime pek para harca(t)ma merakım olmadı, hala da yok.
bundan bir önce kullandığım ray-ban marka gözlüğüm vardı ama onu alalı da 20 sene falan olmuştur. haha. ondan sonra optik gözlüklerimde kolormatik ve transition camlar tercih ettim bir süre, fakat 7 senedir falan onu da bırakmıştım. yani ortamı "karartan" gözlük kullanmamaya başladım. yani başta biraz gözlerim güneşten rahatsız oluyordu falan ama sonra alışmıştım.
artık orta yaşa girdim diye midir bilmem, gene gözlerim güneş gözlüğü aramaya başladı. ama bir taraftan da kopkoyu renkli camlı güneş gözlüğü istemiyordum. ve karşıma quiksilver ellipse'in aşağı fotolarını koyacağım gözlüğü çıktı.
cuma günü sipariş vermiştim galiba ve bu sabah elime ulaştı. çok uygun fiyata aldım bu arada. hakikaten çok iyi fiyata aldım.
çerçeve ana malzemesi biyo-naylon ve işte atık plastiklerden dönüştürülerek yapılmış. kulağa kötü gelse de bence güzel. doğaya da faydalı. çerçevesindeki burun pedi kısımları ve kulağa değen uçları ise kauçuk malzemeden. yüzüme acayip iyi oturdu ve hiçbir açıdan güneş almaz gibi görünüyor. özellikle yanlardan kesinlikle almaz.
camları polikarbonat malzemeden.
%100 uv filtreli.
benimkinin camları mor-eflatun gibi, çerçeve yanındaki quiksilver logosu da öyle. oda ışığına taktığımda evdekiler "gözlerin görünüyor" dedi. benim de istediğim buydu zaten. mesela güneşli bir yerden nispeten karanlık bir binaya girdim. gözlüğü çıkarmama gerek olmaz zira cidden fazla karanlık göstermiyor.
made in italy, yani italya üretimi.
farklı renkleri var ve ben camı en açık renk gibi görüneni tercih ettim. yani dediğim gibi, etrafı kapkaranlık gösteren güneş gözlüklerini normalde tercih etmeme eğilimindeyim. aslında kahveverengi, koyu yeşil ve füme gibi renkler dışındaki gözlük camları sağlığa zararlı diye duyuyordum ama bir araştırdım da, şu anda öyle bir genel kanı yok gibi. o yüzden kaptım mor camlı gözlükleri. ahaha.
önce kendi çektiğim fotolarını koyayım, sonra yüzde nasıl durduğu anlaşılsın diye az önce çektiğim ayna selfie'lerimi koyayım. ilk selfie'yi profil fotom yaptığımdan kırmızı kazağımın rengi daha canlı görünsün ve kapak resmime uysun diye orton efekti uygulamıştım. ikincisinde crop dışında bir işlem yok. en alta da ürünün promo fotoğraflarını koyacağım. açıdan açıya nasıl göründüğü de değişiyor, malum. ben normalde yüzümde denemeden gözlük almam da işte bu çok uygun bir fiyattaydı ve iyi ki almışım diyorum.
ekleme: şu alttakileri dde tanımı girdiğimin ertesi günü dışarıda çekildim. bunlarda camlarının nasıl da kopkoyu olmadığı daha net anlaşılıyor ve işte farklı açılardan nasıl görünüyor anlaşılsın diye koyayım dedim sonra bu selfie'lerimi de. dışarıdan az ışıklı bir binaya girince de gözlüğü direkt çıkarmama gerek olmaması da güzel, yani çok "karartmadığı" için ortamı.
alttakiler de ürünün farklı modellerinin/renklerinin promo fotoğrafları. daha farklı çeşitleri de var da işte hepsini de koymayayım dedim tanıma.
benimkinin promo fotoları da şunlar. gördüğünüz gibi camları en açık renkli gibi görünen buydu, o yüzden bunu tercih ettim ben de.
2. isim kızartılarak hazırlanmış yemek:
kabak kızartması. patlıcan kızartması.
3. sıfat kızartılarak pişirilmiş:
kızartma et.
karışık kızartma, çocukluğumdan beri en sevdiğim yemeklerden biridir. yani işte patates+patlıcan+biber+kabak, yanında da köfte olursa tadından yenmez. bir de sarımsaklı yoğurt elbette. havuç pek sevmiyorum şahsen böyle karışık kızartmalarda.
gece gece canınızı çektirdiysem affetmeyebilirsiniz, tüm açlığınızla bana saldırabilirsiniz. yamyam olduğunuz için...
yok ya, el kızartmaca oynayalım. şimdi durup dururken birbirimizin canına kast etmenin lüzumu yok. haha.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.