dahlvier yazar profili

dahlvier kapak fotoğrafı
dahlvier profil fotoğrafı
rozet
dahlvier (editör)
karma: 107399 tanım: 13642 başlık: 2909 apolet: 11 takipçi: 141
Lich-Count Mage

son tanımları | başucu eserleri


alttaki yazara bir mesaj bırak

üsttekini dinle.
devamını gör...

idioglossia

demin disco queen parçasının başlığını açtığım isveçli prog metal devi pain of salvation'ın asıl tarzını çok daha iyi yansıtan bir parçadır. yine daha önce başlığını açıp methiyeler düzdüğüm iter impius gibi beni derinden etkilemiş bir pain of salvation şarkısıdır. hele vokalist daniel gildenlöw'ün o "for stealing what could have been... meeeeeeeeee!!!" dediği kısımda daniel ile birlikte benim ciğerim de sökülüyor gibi oluyordu gençken. artık böyle duyguları o kadar yoğun yaşamasam da hala etkileniyorum tabii gençliğimde beni etkileyen böyle çoğu şeyden.

idioglossia adlı müthiş etkileyici parça, grubun 2000 tarihli, 3. stüdyo albümü olan the perfect element i içinde yer alır.

devamını gör...

disco queen

demin paylaştığım coook pardon şarkısı gibi amerikan merkezli/stilindeki gece kulübü parçalarının tarzının satirik bir parodisi olan pain of salvation şarkısı; bilhassa da nakaratları tam bu formda. daniel gildenlöw'ün amerikan kültürel hegemonyasına saldırdığı bir eserdi bu parçanın yer aldığı 2007 tarihli scarsick albümü. yani bence güzel bir albüm, 7/10 verdiğimi hatırlıyorum ve albümdeki eleştirileri bazı amerikalılar yerinde bulurken kimisi de gildenlöw'le toshack geçmeyi uygun gördü; hatta bir tane amerikan, gildenlöw'ün nakaratlardaki "yes disco" dediği tiz vokalleriyle ilgili, "biri toshack'larını sıkarken acıyla ciyaklayarak söylemiş orasını herhalde" falan demişti (elbette ingilizce olarak). ahaha.

tabii 11 eylül saldırılarından hemen sonra daniel'in pain of salvation'ın official sitesinin homepage'ine "hak ettiler" minvalinde kocaman bir yazı koyması da birçok abd'linin kendisine bilenmesine yol açmıştı. gildenlöw sanırım; amerikan halkını kastetmedim, politik çerçevede layığını buldular manasında dedim, gibi bir netleştirme yapmış sonrasında defalarca ama gene de işte kendisi bayağı tepki almaya devam etti uzun süre, amerikalılardan. en son 2010'ların biraz ilerilerinde progpower usa'de miydi, öyle bir festivalde sahne almıştı pain of salvation ve buzları eritmişler demek ki diye yorumlamıştım bunu ben. hatta daniel, dünyada en sevdiği şehrin new york olduğunu da açıklamıştı sonra bir aralar. yani eski düşmanlar dost oldu mu desek, yoksa daniel davayı sattı mı desek, ne desek?.. *

devamını gör...

coook pardon

bir akdo ve lvbel c5 şarkısıymış. bir yılbaşı programında canlı performansını sunmuşlar ve x'te timeline'ıma düştü birinin bunu eleştirdiği bir tweet demin.

sanılabileceği gibi gömme gereği duymuyorum. bazı insanlar da böyle şeylerle stres atıyor demek ki. dünyada müzik diye bir şey kalmasa bile bunu dinleyeceğime trafik gürültüsü dinlerim daha iyi ama aslında bunu hakaret olarak söylemedim. yani hiç ilgilenmeyeceğim tarzda bir çalışma diye öyle dedim. neticede kimsenin neyle eğlendiği beni ilgilendirmez. cidden herkes nasıl mutlu oluyorsa öyle olabilir ve hiç zaman harcayıp sinirlerimi bozamam ben milletin tercihleri hasebiyle.

şurada milleti nasıl coşturduğunu görebiliyoruz:



şu da orijinali:



akdo'yu ilk kez duysam da lvbel c5 diye bir şey duyduğumu/gördüğümü hatırlıyorum da ne olduğunu yeni öğrenmiş oldum. hatta herhalde gruptur derdim de tek kişinin sahne adıymış herhalde.
devamını gör...

türkiye’de edinilebilecek en ucuz hobi

internet olabilir mi? yani internetimiz varsa yapabildiklerimiz.

ayda iki kere sinemaya gitsen vereceğin parayla her gün 5 tane film izleyebilirsin mesela. yani torrent gibi illegal şeylere bulaşmasan bile youtube'da sayısız full film var. evet, gişe filmleri değil ama sonuçta bazıları çok iyi.

youtube ve müzik mevzusu da aynı.

ya da illegal e-kitap indirmesen bile gutenberg'den legal olarak sayısız kitabı ücretsiz okuyabilirsin. gerçi türkçe kitaplar için bunun bir muadili var mı, emin değilim.

bence internette takılmak ve internet aracılığıyla yapılabilen şeyler, türkiye gibi bir ülkedeki en uygun maliyetli hobi sayılabilir.
devamını gör...

gecenin bir yarısı son ses zorno izleyen komşu

porno diye düzelteyim mi diyorum editörlük görevim gereğince ama bir yandan da zurna blowjob gibi düşünsek de dedim. hani son ses zurna falan... zurna+porno=zorno. xd

belediye "düzeltir misin?" diye özel mesaj atarsa düzelteceğim. ahaha. ciddi bir başlık olsa hemen düzeltirdim elbette.
devamını gör...

batı'nın doğu'ya üstünlüğünün sebebi

afrika talanı başlığına yazdıklarıma biraz göz atarsanız, batı'nın sömürgecilik tarihinden önce bilim konusunda zaten daha üstün olduğunu görürsünüz. çok büyük yanılgıları da varmış ve bunlardan biri zaten insanlığa büyük zarar vermiştir ama sonuçta yine de bilimde doğu kültürlerinden halihazırda daha üstünlerdi sömürüye başlamadan evvel.

japonya da mesela doğu, hatta uzak doğu ülkesi. ama onların refah seviyesi avrupa'nın bile üstünde diye biliyorum.

yani ingilizlerin kurnazlığı gibi konuları işin içine katarsak bu konu çok giriftleşir.

türkiye olarak... öncelikle yeni bir cumhuriyet sayılırız. batı ise çok daha köklü geleneklerinin üzerine koyarak medeniyetini devam ettiriyor. biz osmanlı'nın devamı sayılabilir miyiz? belki belli yönlerden. ama daha 100 yılı anca geçmiş bir cumhuriyetiz sonuçta. bir de batı, birçok değerini, haklarını kanla ve büyük acılarla kazandı. biz de çok savaştık, kanlı mücadeleler verdik ama cumhuriyet, bize atatürk'ün bir hediyesiydi. batı'da ise böyle hakların kazanılmasında başrol oynayan halklarıdır.

şöyle bir şey de okumuştum ama doğruluğundan emin değilim. nerede okuduğumu hatırlamıyorum ve çok sene geçti okuyalı. doğu, bilim ve felsefede batı'dan daha üstünken, yani çok eskiden batı, doğu'dan bir şeyler öğrenmek istemiş bu bağlamda ve galiba bir arap toplumuydu, "biz üstün olduğumuzdan sizden ileriyiz" diye bunlara posta koymuş. batı da sonra hırs yapıp onları geçmiş. yani bu kadar basit değildir olay tabii de işin özü böyle bir şeymiş diye okumuştum bir yerlerde.

bir de nordik insanların çok değişik bir bilgeliği var. nordic wisdom diyorum ben buna ki bir isveç oyunu olan zelenhgorm'da da böyle bir konsept vardı ve işte bu oyunda, peygamberlerin çıktığı yerlerdeki bilgelikten daha üstün bir bilgeliğin olduğu söylenirdi kuzeyde ve buna nordic wisdom denirdi. bu tabii ki bir isveç oyunu olduğundan kendilerine yontmuşlar denebilir ama bunda bir doğruluk payı da görüyorum ben. mesela doğu kültüründen çıkan bilgeler beni pek şaşırtmaz. bilge değillerdir demiyorum da, bunu ben de düşünebilirdim derim genelde, bir doğulu bilgenin yazdıklarını okuyunca. ama bir düşünür/filozof olmasa bile, kafası çalışan bir danimarkalı, isveçli falan birinin bana çok değişik gelen bir bilgeliği oluyor sıklıkla.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarından ingilizce mizah paylaşımları

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hiçbir şey yapmamaktan zevk almak

hiçbir şeyden zevk alamamak başlığını görünce açayım dediğim başlıktır.

efendim, eskiden böyle hep bir şeylerle iştigal edeyim; oyun oynayayım, bilgileneyim, kendimi geliştireyim falan filan derken hep bir şeylerle meşgul olmaya çalışırdım. yani en kötü film izlerdim mesela kafamı yormak istemiyorsam dahi.

bir yaştan sonra arkada saçma bir youtube videosu açıp dinleyerek internette boş boş takılmaktan zevk alır oldum ve bu da kayda değer hiçbir şey yapmamakla eş değer benim açımdan ve bundan cidden zevk alıyorum.

yani tamamen saldım ve her zaman böyle takılıyorum da demiyorum ama harbiden zamanımın ciddi kısmını böyle boş boş geçiriyorum ve bundan da zevk alıyorum. ahaha.

belki de gençliğimde ziyadesiyle bilgilendim ve kültürlendim, artık da biraz keyif mode on istiyor bünyem. bir nevi zihinsel emeklilik mi desem, ne desem?..

gene de bir anda eski halime de dönebilirim, belli olmaz. şu anda öyle bir arzum yok ama zaman ne gösterir bilemem.
devamını gör...

bir üstteki yazar hakkında düşünülenler

geçenki beğendiği metal müzik şarkısıyla beni şoklara uğratmış kişi. birazdan koyacağım parçayı buraya. şimdi yer tutayım. :p

tanım bağlantısını vereyim veya: #3829063 - buradan da o bayağı ekstrem metal parçasına ulaşabilir ilgilenen.
devamını gör...

92

avrupa'daki farklı dillerde bunun nasıl söylendiğini merak edenler için amme hizmeti. çokomelli bir konu bu bence. *

danimarka'da çok tuhafmış. zaten dancanın da acayip bir dil olduğu söylenir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

cypher haklı mıydı sorusu

cypher, kendi de ifade ettiği gibi bıkmış/yorulmuş biriydi. belki morpheus'un liderlik ettiği "davaya" hiçbir zaman inanmamıştı, belki başta inanıp sonra inancını yitirmişti... neticede o şekilde bir yaşam onun için bir yüktü. neo'nun seçilmiş kişi olup tüm o robotlar ordusunun tek başına hakkından gelebileceğine inanmıyordu. bu arada çoğu insan aslında bu bağlamda kendisi gibi düşünürdü bence. gene de cypher, bir haindi ve sinsi bir tipti. morpheus'un neo'ya kırmızı ve mavi hapı sunup birini seçmekten başka çaren yok minvalinde onu bir tercihe zorlaması beni rahatsız etmişti açıkçası zira manipülatif bir vücut diliyle bunu yapmıştı. geçen morpheus vs ajan smith başlığına yazdığımı buraya kopyala yapıştır yapayım bu konuda:


öncelikle, morpheus bana mavi ve kırmızı hapı sunup "ikisinden birini almak zorundasın" baskısını kurduğu anda; ikisini de almıyorum, ya anlat ya da evime dönerim, derdim. yani neden mavi hapı alıp o ana kadar yaşadığım deneyimleri unutmak isteyeyim ki? kırmızı hapı alacak kadar idealist biri değilim ve morpheus'a deli gibi güvensem bile almazdım sanırım. mavi hapı da almazdım ama. bu iki seçenekten birine zorlandığım anda zaten ters reaksiyon verip ya anlat ya da evime döneceğim, derdim. bunu ikinci kere söyledim. deja vu! :d ama anlatırsa ve ikna olursam da kırmızı hapı alabilirdim.

tamam, zaten başta iki hapı da almazdım ve al o hapları popona fitil yap, derdim ben morpheus'a, ama cypher gibi bir hainlik de yapmazdım, kırmızı hapı alsa idim, ki dediğim gibi, bana önceden ikna edici bir açıklama yapsaydı kırmızı hapı alabilirdim de. cypher da neo gibi sazanlayıp kırmızı hapı hemencecik almış gibi görünüyor. bundan sonrasında ise... cypher olsaydım... ne bileyim, senin davana inanmıyorum ve işte sürekli sen ne dersen onu yapmak beni acayip sinirlendiriyor. artık başka gemide biraz keyfime bakmam için bağlantılarını mı kullanırsın ne yaparsın bilmiyorum da, senin için çalışmak istemiyorum ben, falan derdim muhtemelen.

hele ajan smith ile anlaşıp yeniden bir robot kölesi olmak istemek... evlerden uzak. yani ihanetinin yanında bu tercihi de çok problemliydi bence. hafızan tamamen silinecek mesela ki bu korkunç bir şey.

fakat işte, cypher o kadar yılgındı ki başka bir çıkış bulamadı kendi adına. yani ajan smith ile yaptığı anlaşmanın onu matrix'te böyle zengin bir aktör yapacağının da bir garantisi yoktu ki. hafızanı sildiği anda zaten o görüşmeyi de unutacaksın. sen bizi senelerce uğraştırdın, ben de seni matrix'teki en sefil hayata mahkum edeceğim de diyebilirdi smith. bunu bile göze aldı yani cypher. o denli koşullarından memnuniyetsizdi. mutlu hissedebileceği bir dünyayı yalan bile olsa kucaklamak için herkesi ve her şeyi feda edebilirdi ve bunu denedi de zaten.
devamını gör...

modern insanın anlam arayışı

bilim arasın ve varsa bilim insanlarından öğreneyim kafasındayım ben. yani anlam aradığım bir dönem oldu hayatımda ama çok geçmeden tek beklentimin mümkün olduğunca az sorun yaşayarak keyifli bir yaşam sürmek olduğunun idrakine vardım. kaldı ki, bilimsel bir geçerliliği olmayan mutlak ve nesnel bir anlamını da kendim bulamam herhalde diye düşünüyorum yaşamın.

dark oracle dizisi için girdiğim tanımda aktardığım şu alıntıyı da manalı buluyorum ve "gerçeği" aramak ile "hayatın anlamını" aramak arasında da bir paralellik kurulabileceği kanısındayım.


"many seek the truth not because it is lost, but because they are."

çevirisi: "birçok kişi gerçeği, gerçek kayıp olduğu için değil, kendileri kaybolduğu için arar."

— doyle
devamını gör...

bulunduğunuz yerdeki hava durumu

bulunduğum yerde -3 derece görünüyor şu anda. inanır mısınız bilmem ama pencerem açık oturuyorum. uyurken kapatırım herhalde sanırım zira henüz yorgana geçmedim ve battaniyeyle üşürüm gecenin ilerleyen saatlerinde, pencere açık yatarsam.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir tanesi az iki tanesi fazla gelen şey

günlük tükettiğim ekmek sayısı. 1.5 ekmek civarı yiyorum günde zira. 3 öğünümde ortalama yarımşar ekmek.
devamını gör...

çok hakim olunmayan alanlarda favori belirlemek

benim açımdan sadece eğlencesine listeler oluşturmak gibi bir manadan çok daha fazlasını ifade etmez.

mesela progressive metal / prog metal alanına kalburüstü sayılabileceğim denli bir hakimiyetim var ve bu türdeki favorilerimden bahsederken iddialı olabilirim. yani yine de subjektivite önemli rol oynuyor böyle durumlarda bile ama en azından bu türdeki önde gelen grup ve albümlerle birlikte orta seviyede ve az bilinenlerin bile ciddi kısmını bildiğimden bu alanda favori belirlerken kendimden epey emin olurum. korku filmlerinde, bilhassa fantastik korku türünde de buna benzer şeyler söyleyebilirim kendi adıma, ancak prog metale olan hakimiyetim derecesinde bir bilgim olduğunu da iddia edemem bu türde.

ama mesela yerli ve yabancı diziler... yerli diziler mevzuunda 0'dan hallice, yabancı diziler mevzubahisse ise çok az bilgiliyim diyebilirim ve favori dizilerim olsa da, izlemediklerim arasında izlediklerimden daha fazla beğeneceğim diziler olabileceğinin de farkındayım.

gelgelelim, işte benim açımdan eğlencesine bir aktivite aslında favori belirlemek. sonuçta tamam, kalite kıstasım yok demiyorum ama kişisel zevklerim daha büyük rol oynuyor bu bağlamda bittabi.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarından ingilizce mizah paylaşımları

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

81

doğum senemin son 2 rakamı, şu anki boyumun son iki rakamı (gençken 1.83'tüm) ve üniversite lisansta mezuniyet not ortalamamdı (bizim üniversitede 100 üzerindendi). ayrıyeten sex & beer. *
devamını gör...

yılbaşını kutlamak şeytanla ilişkiye girmektir

bana yılbaşını kutlamak başını almaktır dendi? ben mesela yaşımı başımı aldığımdan kutluyorum. zaten yeni yıldan bir şey bekleyen de başını alır, yani başını alıp bu diyarlardan gider. bu diyarlarda yeni yıldan hayır gelmez. bir de timbuktu'yu deneyin. burada her yıl bir öncekinden daha fantastik oluyor, timbuktu'dan bildiriyorum. zaten timbuktu'nun şu yapısı bile noel ağacına benzemiyor mu azizim?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

boyu 180 cm olan erkek

3 santim ile geçiyordum dediğimdir ama geçenlerde bir sağlık kontrolünde boyum ölçülünce 1.81 çıktım. yani yaşlandıkça çekmişim. *
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim