1.
the screaming of the valkyries
karanlık ingiliz metal grubu cradle of filth'in bu sene çıkan, şimdilik son albümü.

önden saldıkları malignant perfection ve to live deliciously parçalarının başlıklarını açmıştım; ilkini epey beğendiğimi, ikincisinin ise pek benlik olmadığını söylemiştim diye hatırlıyorum (bkz. bakmaya üşenmek, haha).
albümde bir tane aşırı beğendiğim parça oldu, o da the trinity of shadows. yalnız bunu cidden aşırı beğendim. grubun gelmiş geçmiş en beğendiğim şarkılarından biri olmasından da öte, sözlük yazarlarının favori metal şarkıları başlığında bile paylaştığımı anımsıyorum bu muhteşem çalışmayı.
aslında albüm kesinlikle kötü değil. ben 7.5/10 verdim. yani bazı şarkıları benlik olmasa da kendi tarzlarında kaliteli, kimisi ise benlik olsa da aşırı bayılmadığım çalışmalar oldu. yalnız bence albümün en büyük sıkıntısı... parçalar art arda gayet uyumlu akarken 6. şarkı you are my nautilus'a geldiğimizde bence bayağı saçma sapan bir kompozisyonla karşılaşıyoruz. başları, hatta ilk yarısı belki de en beğendiğim şarkı girişi albümde ama sonra bayağı tutarsız geçişler, rastgeleymiş izlenimi veren part'ların art arda dizilişi gibi bir durum cidden benim dinleme keyfimi epey bozdu. cradle'ın bundan önceki iki albümündeki yağ gibi akış bunda da var gibiydi ama işte 6. şarkıda bu bozuluyor kanımca ve ilk yarısı bu kadar süper olan bir şarkının içine edilmiş olması da olayı bin beter yapıyor. parçanın sonlarında başlardaki temalara dönülse de işte ondan önceki uzun macera arayışları bence cidden de hoş görülemez bir şey.
ezcümle... bir parçası bana göre anormal güzel, bir tane de efsane olabilecekken saçma sapan atraksiyonlarla piç edilmiş şarkı içeren bir albüm. genel olarak da kaliteli bir eser. işte şarkılarının bazıları benlikken, kimisini ise yine kaliteli bulsam da bana hitap etmedi bunlar.
albümdeki favorim, dediğim gibi the trinity of shadows.
sonra non omnis moriar'ı da çok beğendim.
malignant perfection'ı da epey beğendim.
bunlar benim açımdan albümde öne çıkan parçalar.

önden saldıkları malignant perfection ve to live deliciously parçalarının başlıklarını açmıştım; ilkini epey beğendiğimi, ikincisinin ise pek benlik olmadığını söylemiştim diye hatırlıyorum (bkz. bakmaya üşenmek, haha).
albümde bir tane aşırı beğendiğim parça oldu, o da the trinity of shadows. yalnız bunu cidden aşırı beğendim. grubun gelmiş geçmiş en beğendiğim şarkılarından biri olmasından da öte, sözlük yazarlarının favori metal şarkıları başlığında bile paylaştığımı anımsıyorum bu muhteşem çalışmayı.
aslında albüm kesinlikle kötü değil. ben 7.5/10 verdim. yani bazı şarkıları benlik olmasa da kendi tarzlarında kaliteli, kimisi ise benlik olsa da aşırı bayılmadığım çalışmalar oldu. yalnız bence albümün en büyük sıkıntısı... parçalar art arda gayet uyumlu akarken 6. şarkı you are my nautilus'a geldiğimizde bence bayağı saçma sapan bir kompozisyonla karşılaşıyoruz. başları, hatta ilk yarısı belki de en beğendiğim şarkı girişi albümde ama sonra bayağı tutarsız geçişler, rastgeleymiş izlenimi veren part'ların art arda dizilişi gibi bir durum cidden benim dinleme keyfimi epey bozdu. cradle'ın bundan önceki iki albümündeki yağ gibi akış bunda da var gibiydi ama işte 6. şarkıda bu bozuluyor kanımca ve ilk yarısı bu kadar süper olan bir şarkının içine edilmiş olması da olayı bin beter yapıyor. parçanın sonlarında başlardaki temalara dönülse de işte ondan önceki uzun macera arayışları bence cidden de hoş görülemez bir şey.
ezcümle... bir parçası bana göre anormal güzel, bir tane de efsane olabilecekken saçma sapan atraksiyonlarla piç edilmiş şarkı içeren bir albüm. genel olarak da kaliteli bir eser. işte şarkılarının bazıları benlikken, kimisini ise yine kaliteli bulsam da bana hitap etmedi bunlar.
albümdeki favorim, dediğim gibi the trinity of shadows.
sonra non omnis moriar'ı da çok beğendim.
malignant perfection'ı da epey beğendim.
bunlar benim açımdan albümde öne çıkan parçalar.
devamını gör...





