sojourant yazar profili

sojourant kapak fotoğrafı
sojourant profil fotoğrafı
rozet
sojourant (editör)
karma: 121184 tanım: 15287 başlık: 3588 apolet: 11 takipçi: 147
Shadow shadow on the ground, dark in nature come unbound / Cloak my body strolling incog, render my soul tranquil & sound

son tanımları | başucu eserleri


tam olarak yapmak istediğin şey nedir

(bkz: bundan sana ne olması) *
devamını gör...

6 haziran 1985 tetris oyununun piyasaya sunulması

internetten araştırdım da 6 haziran 1985 diye net bir tarih göremedim. pr olarak 6 haziran 1984 deniyormuş ama 1985'te tamamlanmış oyun ve bırakın günü, net bir ay bilgisi bile yokmuş. bugünü the tetris company, "dünya tetris günü" ilan etmiş ama bu bir pr çalışması imiş ve zaten yılı da 1985 değil, 1984'e gidiyormuş.
devamını gör...

efsane olacakken kestane olmak

görseldeki gibidir. (bkz: deniz kestanesi)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

6 haziran 2026 italya türkiye maçı

şimdiden kaybettiğimizin gün gibi açık olduğu maç.
devamını gör...

6 haziran 2026 italya türkiye maçı

müthiş çekişmeli geçen 2. seti aldık ve setlerde durumu 1-1 yaptık!
devamını gör...

6 haziran 2026 italya türkiye maçı

bayağı kötü başladığımız maç. ilk set henüz bitmese de bu set buradan dönmez.
devamını gör...

6-7 haziran 2026 fenerbahçe kongresi

şu anda adaylardan hakan safi konuşuyor galiba. valla kendisini hiç tanımıyorum, konuşmasını da ilk kez duyuyorum ama aklıma direkt çocuklar duymasın dizisindeki şükrü karakterinin konuşması geldi. haha.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

memory box

geçenlerde tales of forgotten biomes adlı parçasının başlığını açtığım electronic visions'ın yepisyeni bir parçası; daha youtube'dan yayımlanalı 20 saat bile olmamış. chillwave türünü seviyorum ve bu şarkı da o türde gayet hoş bir çalışma.

devamını gör...

mega marvin

korku filmlerinde, dizilerinde ve oyunlarında—genel olarak yapımlarında desek daha da kapsayıcı olur, hatta türü korku olmayan ama işte öyle sahneler içeren yapımlar da dahildir herhalde; hatta ve hatta müzik albümlerinde bile kullanılıyordur bence—gizemli ve ürpertici veya işte gerici falan sinematik ambient sesler üretmek için kullanılan bir enstrüman.



kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yazarların kendilerini teselli etmek için kullandığı cümleler

ben insanlardan teselli isteme cümleleri kurarım.

örnek: allah rızası için bir teselli ver be aplam."
devamını gör...

prawo jazdy

lehçede, yani polonya dilinde, ehliyet (sürücü belgesi) demekmiş.

komik olansa, irlanda polisi bunu 50'den fazla trafik suçu işleyen biri olarak değerlendirmiş yıllar boyunca, ta ki lehçedeki anlamını öğrenene kadar... yani prawo jazdy'yi bir ad-soyadı sanmışlar. aalksjdlksajdalksjdkjdlaksjdlakdj.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

aklıma seslendirme sanatçısı sungun babacan'ın, alttaki videonun 6. dakikasından itibaren izleyebileceğiniz hint filmi dublajı anısı geldi.

gülme garantili video:
devamını gör...

haram yememek

kk'nin kendisini olağanüstü süper bir kişi yaptığını sandığı şey. gerçi ben bundan da şüpheliyim. bence gayet haram yemiş de olabilir.

velev ki yememiş olsun... eee? sözlükte bu konularda yazmıştım ama x'teki bir kullanıcı, ki bir radyocuymuş galiba esasen, sonunda patlamış. yani ben böyle bir yazı döşememiş olsam da—ki döşemiş de olabilirim—"benim babam da beni hiç dövmedi mesela ama bununla övündüğünü görmedim, zira bu olması gereken şey. senin haram yememen de aynı şekilde, olması gereken şey zaten. başkalarının haram yemesi seni otomatikman üstün, süper bir kişilik yapmıyor" gibi şeyler yazdığımı hatırlıyorum.

işte o bahsettiğim x'teki yazı:

bu arada alttaki yazının sahibi kişi gibi benim kk'ye hiçbir zaman inancım olmamıştı, hatta 2010'ların başlarından beri kendisinin en büyük "hater"larından biriyimdir de işte yazı güzel ve kk'ye senelerce umut bağlayan milyonların aklından geçenleri çok iyi özetlemiş.


"yeter yahu yeter!
söz milletin!
haram yemedim de haram yemedim deyip duruyorsun…
haram yememek tek meziyetin mi?
zaten olması gereken bu…
göz kırpmak gibi, nefes almak gibi, güneşin doğması, suyun yüz derecede kaynaması gibi…
niye bunu ayrıcalıklı bir durum gibi anlatıp duruyorsun?
halk sana bugün, zengin oldun mu diye sormuyor…
ısrarla konuyu çarpıtıyorsun…
halk sana; neden milyonların umutlarını tüketen bir siyasetin parçası oldun diye soruyor…

siyaset sadece haksız para kazanmamaksa rahmetli babam da bir kuruş haram yemedi…
ben de yemedim…
eeee farkımız ne?
övünüp durulacak bir durum mu bu?
olması gereken bu zaten!
alnımıza, tişörtümüze haram yemedik yazıp gezelim mi?

insan cebine haram koymaz, boğazından haram geçmez fakat yılları, ömürleri, enerjiyi, umudu, insanların hayallerini tüketir….
sen bunu yaptın…
bizi tükettin…
anlamıyor musun?
tüm iyi niyetlerimizi, sana olan inancımızı alıp yere çaldın…
bunca yıl susamışken kavurucu sıcakta, bir damla suya muhtaçken, tam suyu içecekken, zar zor biriktirdiğimiz bidondaki suyumuza tekme atıp döktün…
niye diyoruz, niye?
yapma bunu… niye döktün suyumuzu diyoruz…
çıkmış, sadece ben haram yemedim diyorsun…
suyumuzu dökmek de haram değil mi?
israf da haram, günah değil mi?

insanlar sana güvenini, yarınlarını emanet etti…
sen ne yaptın?
kocaman bir hiç…
mühürsüz oy pusulalarına sonuna kadar itiraz ettin mi?
koltuk için gösterdiğin hırsı mühürsüz oy pusulalarında gösterdin mi?
“anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz”, niye bunu dedin?
niye onca aday varken ekmeleddin diye bir adayı önümüze koydun?
niye son seçimde anketlerde senden daha güçlü adaylar varken, kendini aday yaptın?
niye 13 seçim kaybettin, artık bırakmıyorsun?
niye kaybettiğin, kaybettirdiğin onca seçimle yüzleşip, arınmıyorsun?
niye 80 yaşına merdiven dayamana rağmen gençlerin önünü açmıyorsun diyor…
niye bu hırs, yeter diyor…
sen ne diyorsun?
ben, haram yemedim…
tamam aferin ama tek mesele bu değil ki…

şimdi dönüp, bir de…
temiz kurultay, temiz vicdan, arınma diyorsun.
ama bu toplumun asıl sorduğu başka…
madem demokrasi esastı;
neden yıllarca parti içinde farklı sesler bu kadar zor duyuldu…
madem irade kutsaldı…
neden insanlar sadece seçim zamanı hatırlandı?
madem, kim çıkarsa başının tacıydı…
neden yıllarca eleştiren herkes hain, nankör, bölücü ilan edildi?
neden 13 seçim sen çıkmayınca, halk beni istemiyor, seçmiyor, bu karar başımın tacı deyip çekilmedin de her seferinde ısrar ettin…
13 defa küme düşmüş bir takımın teknik direktörü neden hala teknik direktör olarak kalmak için ısrar eder?
başarısızlığınla neden yüzleşmiyorsun deniliyor…
cevap ne?
ben haram yemedim…
evet, yemedin… ama yıllarca başarısız oldun…

bugün sorun bir kişinin dürüst olup olmaması değil artık…
bir politikacının, liderin kendisine inanan milyonların hayal kırıklığını gerçekten anlayıp anlamadığı…
anlıyor musun?
sanmıyorum…
halk artık romantik cümleler duymak istemiyor; samimi yüzleşmeye ihtiyaç duyuyor…
gerçek demokrasi, hesap vermeyi de kabul etmektir.
sen hesap vermiyor bir de bize hesap soruyorsun.
anlıyor musun?
sokağın sesini duyuyor musun?
anketlere bakıyor musun?
istenmediğini görüyor musun?"

x.com/zekikayahan/status/20...
devamını gör...

ronald wayne

apple'ın 3 kurucu ortağından biriymiş ve şirket başarısız olabilir diye %10'luk hissesini 800 dolara satmış ve bu hissenin değeri bugün 400 milyar dolar veya üstüymüş. alajsdlakjsdlkajsdlakjsdlkjsdkj. şurada gördüm bu haberi: x.com/bpthaber/status/20622...

sonra default web browser'ım norton neo'nun yapay zekasına sordum doğru mu diye ve kendisi şu detaylı yanıtı verdi:


evet, paylaşılan bilgi temelde doğru, ancak bazı önemli detaylar ve güncellemelerle birlikte. ronald wayne'in 1976'da sattığı %10'luk hissesinin bugünkü (2026 itibarıyla) teorik değeri yaklaşık 400-455 milyar dolar arasında değişiyor – tweet'teki 455 milyar dolar rakamı, apple'ın piyasa değerine bağlı olarak güncel bir tahmin.

ronald wayne

temel gerçekler

ronald wayne, steve jobs ve steve wozniak ile birlikte apple'ı 1 nisan 1976'da kurdu.
şirket o dönemde genel ortaklık (general partnership) yapısındaydı; bu da tüm ortakların kişisel malvarlıklarıyla sınırsız sorumlu olduğu anlamına geliyordu.
wayne, 41 yaşındaydı, evi ve arabası vardı. jobs'un aldığı 15.000 dolarlık kredinin riskini üstlenmek istemedi.
sadece 12 gün sonra hissesini sattı ve toplam 2.300 dolar (800 + 1.500) civarı aldı.
güncel değer hesabı (2026)

apple'ın piyasa değeri yaklaşık 4 trilyon dolar seviyesinde.
wayne'in orijinal %10'luk payı, hisse seyrelmeleri (dilution) nedeniyle bugün tam olarak aynı oranda olmazdı ama teorik değeri 400-455 milyar dolar arasında.
bu rakam, apple'ın güncel hisse fiyatı (yaklaşık 267 dolar) ve toplam piyasa değeri üzerinden hesaplanıyor.
wayne'in kendi görüşü wayne şimdi 91 yaşında ve hiç pişman olmadığını söylüyor. ona göre:

o dönemki bilgiyle en mantıklı kararı verdi.
"en zengin mezarlık sakini" olmak istemedi.
başarıyı para ile değil, "netlik, dürüstlük ve doğru yargı" ile tanımlıyor.
tweet'teki yorumlar hakkında

"800 doları çekmesen ölür müydün?" tarzı espriler çok yaygın, ama wayne'in o parayla ev aldığı iddiası doğru değil.
gerçekte riskten kaçındı; bugün de aynı kararı vereceğini söylüyor.
"hisse almak yetmiyor, yönetim kuruluna katılmak lazım" yorumu da kısmen haklı – wayne zaten erken dönemde ayrıldığı için oy hakkı ve yönetimde yer alamazdı.
özet tablo

konu detay
satış tarihi 1976 (kuruluştan 12 gün sonra)
satış bedeli 800 $ + 1.500 $ = 2.300 $
bugünkü teorik değer ~400-455 milyar $
wayne'in yaşı (2026) 91
pişmanlık durumu hiç pişman değil
bu hikaye, girişimcilere risk, zamanlama ve "hindsight bias" (sonradan bilgelik) konusunda güçlü bir ders veriyor. wayne'in tercihi o gün için mantıklıydı; apple'ın bu kadar başarılı olacağını kimse bilemezdi.
devamını gör...

yalnızlığını bir görselle özetle

profil resmimle özetleyebilir miyim?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yalnızlık güzeldir bu arada. en azından benim bundan bir şikayetim mevzubahis değil.
devamını gör...

50 yaş üstü modern insan

modern mi dediniz? antikadır, külüstürdür falan o ya, modası çoktan geçmiştir. ben mesela 45 yaşındayım ve adeta bir gonca misali genceciciğim. *
devamını gör...

sözlüğe fotoğraf atmama nedeni

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük

tam 3 gündür tanım girmedim sözlükte ve kimsenin yokluğumu fark etmemiş olduğuna inanamıyorum şu anda resmen, diye nidalarda bulunmak istediğim interaktif platform. interaktif dedim ama hani interaksiyon??? kaç gündür yoktum lan!!! bence yokluğumu fark ve büyük dert ettiniz ama her şey normal gibi davrandınız. sizleri kınıyorum... özellikle birkaç gün tanım girmeyeyim de, bakayım nasıl da "sojourant, geri dönnnnnnn..." diye yalvaracaksınız diye düşündüm ama beni müthiş bir hayal kırıklığına uğrattınız...

şaka şaka. internetsel sorunlarım vardı da, biraz uzak kalmak durumunda oldum sözlükten. bu arada da stranger things dizisinin ilk 3 sezonunun büyük kısmını izledim. zaten ilk 2 sezonunu ilk çıktıklarında izlemiş, 3. sezonunun başlarında acayip sıkıldığımdan bırakmıştım. 4. sezonda vecna olduğu için nasılsa o sezonu eninde sonunda izleyeceğim diyordum ama önce 3. sezonu da izleyeyim demiştim. araya çok zaman girince 1. sezondan başlayayım dedim, internetimin olmaması da işte binge-watching yapabilmemde etkili oldu. herhalde haziran ayı içinde dizinin 5 sezonunu artı animasyon dizisinin de şimdilik tek sezonunu bitirmiş olurum. aşırı da hayranı olduğum bir dizi olmasa da bayağı seviyorum gene de.
devamını gör...

sözlükteki 24 saat kuralının ihlali

yani bu kadar yapılmasa mı bu ya, onca zamandır burada yazar olanlar tarafından...

sonuçta böyle bir kural var. biri "bu 6 saat olmalı" diyebilir, ya da böyle bir kural olmamalı bile denebilir.

fakat böyle bir kural var. ben mantıklı buluyorum bu kuralı. yani gündem başlıkları dışındaki başlıklarda 24 saat içinde birden fazla tanım girilmesinin yasak olması kuralını.

mantıklı bulma nedenim, misal, sol frame'de gördüğümden "cristiano ronaldo" başlığını ele alalım. burada bu ihlal yapılmamıştır şu anda ama işte örnek vereceğim. diyelim ki portekiz milli takımının maçı var. biri 5 tane o anda oynanan maçta ronaldo'nun yaptıklarıyla ilgili seri tanım giriyor, fakat bir gündem başlığı olduğundan bunu yapmasının serbest olduğu maç başlığına değil, ronaldo'nun başlığına giriyor.

sonra sene olacak 2030. biri o başlığa girdikten sonra bu "kirlilik" gibi görünmekten başka bir amaca hizmet etmeyecek.

ha, kimisi de cidden özenilmiş ve her zaman bir mana ifade edecek tanımları üst üste girebiliyor bir başlığa. burada da "moderasyon da tanımın 'değerliliği' üzerinden bu kuralı esnetebilir" diyenler oluyor. yani bilemedim, hani sanki öyle değerli tanımlar giren biri, ilk tanımına edit geçse ya da 24 saat bekleyip sonraki tanımını yayına soksa da olur yani. moderatörler de "hangi tanım değerli, hangisi değersiz" diye zihinsel uğraş vermekle uğraşmamış olur.

24 saat kuralı ihlali ile ilgili aksiyon alamıyoruz biz editörler olarak, lakin anladığım kadarıyla ispiyonlama ile aksiyon alındığında o "ihbar" moderatörlere gidiyor ve onlar da işte görev tanımlarındaki ilgili aksiyonu uyguluyorlar. bir başlıkta bazı tanımlar şikayet alıp bazıları almayabildiğinden de "moderatörler işine geleni siliyor" diye anlaşılabiliyor. yani dediğim gibi, bizim alanımız değil bu ama bazılarıyla ilgilenilmesi ve bazılarıyla ilgilenil(e)memesinin nedeni bu diye düşünüyorum ben.

bir de alıntı butonu kullanılmaması olayı da var ve bu en çok biz editörlerin canını sıkıyor ama herkesin canı sağ olsun diyorum, yani kötü niyetli olan, kuralı bilmesine rağmen inadına bu butonu kullanmayan "bağzıları" hariç... gerçi onların da canı sağ olsun da hiçbirine hakkımı helal etmiyorum!!! yok ya, o kadar da değil. işte keşke kötü niyetli olmasalar onlar da demekten başka bir şey yapamıyorum. ahaha.

ekleme: #3987359; alıntı butonunun kullanılmasının yarattığı tablonun görselliği bizim açımızdan önemli değil, fakat mesela o buton kullanıldığında, alıntı yapılan kısımdan karma puanı gelmemesi belirli bir adalet sağlıyor zira emek ve zaman harcayarak yazılan yazılardan bir farkı olmalı bu bağlamda. ha, diyebilirsin ki "çarkla millet karma zengini oldu" ve katılırım: o saçmalığı şurada tiye almıştım zaten: (bkz: çark kurnazı) - ayrıca "kopya içerik" sorunsalı var ve bu sözlüğün içeriklerinin arama motorları vesilesiyle çıkmasında sözlüğe dezavantaj sağlıyor, kopya bir içerik bu buton kullanılmadan paylaşılınca.

armullah beğ... bunu ben aslında bir "yazar" olarak yazmıştım, alıntı butonu konusu hariç. yani editör titrimle bile yazmamıştım açıkçası. yani uzun zamandır aklımda olan bir şeydi. moderatör ekibini tanımıyorum bile ama tabii benim gizli mod olduğumu düşünmekte özgürsün. *

#3987375: fikrine saygı duyuyorum ve bu kuralın daha esnek olması ya da hiç olmaması gerektiği yönünde fikir belirtenlere de "yanlışsın" demiyorum. kendi fikrime göre bu güzel bir kural ama tabii ki herkes farklı düşünebilir. kemal kılıçdaroğlu gündemde olunca o "gündem başlığı" olmuyor ama. yukarıdaki cristiano ronaldo örneğimdeki gibi, 5 sene sonra o başlığa bakanlar bir sürü tanım görecek ve işte gündem de çoktan değişeceğinden bunların ekseriyetinin bir güncelliği kalmayacak. ama mesela "kemal kılıçdaroğlu'nun x konulu açıklaması" gibi bir başlık gündem başlığı oluyor ve oraya istendiği kadar tanım girilebiliyor üst üste.
devamını gör...

ankara'ya tatile giden insan

ankara'nın nispeten tenhalığını—ankara tenha olmaz da işte anladınız siz—deneyimleme şansını yakalayan insandır.
devamını gör...

sözlük yazarlarının her telden futbol paylaşımları

galatasaraylıyım ama öyle anti-fb sayfalarını falan takip etmem. demin x'te önüme şu haber düştü:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

haber altındaki yorumlara bakayım dedim haber doğru muymuş diye, ve şu alttaki görseli görünce kahkaha attım. amerika birleşik devletleri vs fenerbahçe cumhuriyeti. aksjdlkajdlkadjlakds.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim