sojourant yazar profili

sojourant kapak fotoğrafı
sojourant profil fotoğrafı
rozet
sojourant (editör)
karma: 119798 tanım: 15122 başlık: 3521 apolet: 11 takipçi: 147
Everywhere you've been I've been before you

son tanımları | başucu eserleri


eurovision 2026


spanish prime minister pedro sánchez:

“we are not participating in eurovision this year. when russia invaded ukraine, it was excluded from the contest. the same principles should apply to ısrael—there can be no double standards.

this is a matter of responsibility and humanity.”

x.com/universalnewsx/status...

ispanya katılmıyor yani buna ve cumhurbaşkanı sanchez: "rusya, ukrayna'yı işgal ettiğinde yarışma dışına itilmişti. aynı prensip israil'e de uygulanmalı—çifte standart olmamalı. bu bir sorumluluk ve insanlık meselesidir" demiş. bayağı katıldım kendisine.

ben gene de izlerim ya bu yarışmanın finalini. sonuçta onca senenin alışkanlığı. şimdi bir yarı finallere falan göz atayım hatta youtube'dan. canlı izlemedim de banttan izlerim işte.
devamını gör...

sinan akçıl'ın yaptığı milli takım şarkısı

(bkz: türkler geliyor) - olmamış şarkıdır.
devamını gör...

ankara

vay be, herkes sevdiğini yazıyor. bu beni mutlu etti.

ben de toplam 11 senemi ankara'da geçirdim. bu şehri çok sevenlerden biriyim ben de.

valla egeliyim, hayatımın çoğu da deniz(ler)in dibinde geçti, ama "burada/ankara'da deniz yok yeaaaa" diye hiç ağlamadım. haha.

2020'de ayrıldık ankara'dan tamamen, işte korona patladıktan sonra. yani o ara en mantıklı karardı. sonra da ekonomi iyiden iyiye bozulunca dönmedik, oradaki evimizi de kiraya verdik. yani başta sağlık tedbiri ile ilgili—zira oradaki evimiz kolej gibi gayet kalabalık bir semtte ve koronavirüs kapmak bayağı olasıydı orada—sonra dönmememiz bağlamında da aslen ekonomik sebepli bir karardı ankara'dan tamamen ayrılmak. hoş, artık senelerimi dönüşümlü olarak geçirdiğim kuşadası/davutlar ve buca/izmir'i de çok seviyorum. yani kendi açımdan bir problem yok.

"tamamen" dedim ama belli olmayabilir de. bakmışsın bir gün ankara'ya dönmüşüm gene...
devamını gör...

sözlük yazarlarının dinlemekten asla bıkmadıkları albümler

benimki sadece for the love of art and the making'dir; dan prog metal grubu beyond twilight'ın 2006 çıkışlı, son albümüdür bu.

20 senedir asla mı baymaz bir albüm ya. cidden benim açımdan böyle bir albüm daha yok. binlerce kez dinlemişimdir çıktığından beri, ki çıkmadan önce sızan versiyonunu bile dinlemiştim. grubu zaten önceki albümlerinden de biliyordum ve çok beğeniyordum, bu albümü de büyük hevesle bekliyordum fakat bu kadar akılalmaz bir albüm çıkarmalarına bayağı şaşırarak sevinmiştim.

hala da çok mesudum böyle bir albüm olduğu için. binlerce kez dinledim, ki 10.000'in üzerinde bile olabilir bu rakam. galiba bu ömrüm boyunca böyle devam edecek ve bu rakam astronomik boyutlara ulaşacak. hakikaten beni asla baymayan tek eser bu. başka da çok defa dinlediğim albümler var ama onları çok fazla üst üste dinlersem beni sıkıyorlar, bu yüzden o albümleri dinleme sayım bunun yanına bile yaklaşamaz.

işte hayatımın albümünün, hatta genel bağlamda sanat eserinin kapağı:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tarihten bir fotoğraf bırak

çin seddi - 1907

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözlük yazarlarının favori metal şarkıları

yansıtmak

tdk:

1. -i yansıma yoluyla nesnelerin görüntülerini vermek.

2. -i (parlak cisim, yüzey vb.) üzerine düşen ışığı, sesi vb.ni geri çevirmek; aksettirmek:
ayna ışığı yansıtır. kubbe, sesi yansıtır.

3. -i, mecaz dış görünüş, davranış vb. hakkında duygu ve düşünceleri belli etmek:
"dantele ve pembeye olan düşkünlüğünü ise mintanında yansıttı." - latife tekin

4. -i, mecaz düşünce, olay vb.ni bir başka kişiye iletmek, aktarmak:
"çağın tiyatro anlayışını yansıtan yazılar da yayımlanıyordu." - metin and

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yazarız adını göklere

faruk k & birkaç iyi adam imzalı a milli erkek futbol takımımız için yazılmış olan marş. sinan akçıl'ın türkler geliyor'u mu yoksa bu mu daha kötü emin olamadım. "çek bir besmele" deyip amerikan apartması şarkı bestelemek de iyiymiş. *

devamını gör...

türkler geliyor

sinan akçıl'ın a milli erkek futbol takımımız için yaptığı parça.

rezalet diyemem ama "olmamış" bence. hem çok sıradan hem de ceddin deden neslin baban melodisi kullanılan kısmında ritmik bir eksantriklik denenmiş ama oraları da iyi kotarılamamış, odak dağıtıcı mahiyette olmuş kanımca. yani sinan akçıl gibi müzikal yeteneksizlikte zirve birinin bir müzisyen olabilmesi bile yeterince garip zaten. haha.

devamını gör...

bilingues cavendi - one should beware of the double-tongued

hayatımın sadece müzik albümü değil genel bağlamda da 1 numaralı sanat eseri olan, dan prog metal grubu beyond twilight imzalı for the love of art and the making'de yer alan kısacık bir parçadır; albümde 3 tane 9 saniyelik (evet, saniye) parça var, bunlar albümdeki en kısa parçalar ve bu da onlardan biri. sözde "albümdeki birçok parça çok kısa, ciddi kısmı 1 dakika bile sürmüyor" falan demiştim ve bu yüzden albümdeki belirli, albüm standartlarında uzun sayılacak parçalar dışındakilerin başlığını açmamın lüzumsuz olacağından dem vurmuştum ama şu yaptığıma bak!..

ahaha. bu, 43 parçadan oluşan ve toplam süresi 38 dakika bile olmayan albümdeki bu 9 saniyelik ultra-kısa parça benim telefon zil sesim ya. o yüzden açtım bunun başlığını da. yani 9 saniyelik bir parça da uzun uzun tanıtılamaz herhalde. gene de biraz bir şeylerden bahsedebilirim elbette... diglot/bilingual bir insan olarak "2 dilli" sayılabilirim sanırım ama burada "çift dilli" tabii ki farklı bir şey ve belli ki biraz tekinsiz bir manası var. şu [www.tumblr.com/interretiali...] kaynağa göre bilingues cavendi, "beware of people with two tongues" demekmiş. yani "iki dilli insanlardan kendinizi sakının"... yani parça isminin gerisi de aşağı yukarı bu manaya geliyor. albümün açılış sözleri de latince olunca tabii bu "iki dil" kullanılması olayı yerine oturuyor.

biraz da ironik gibi aslında burası... hani şeytansı, çatal dillilerden korkun gibi bir şeyden bahsediliyor gibi görünüyor başta ama parçanın adı da latince ve ingilizce konmuş; bu da iki dil oluyor. tematik olarak albümün buraları aslında pozitif bir havada. bu da işte biraz daha ironikleştiriyor mevzuyu. bu parçada dominant enstrüman piyano ve "ç" sesi bazlı vokaller de adeta perküsyon görevi görüyor, arkadaki davulları destekleyen ve/ya güçlendiren. gerçi ses tellerindense ünsüz harfler ve işte hışırtımsı, tıslamamsı sesler güdümünde olduğundan bu "section", buna "vokal" demek de etimolojik olarak sanırım yanlış olsa da siz anladınız ne demek istediğimi. ya da aşağıdan dinleyip görebilirsiniz. yoksa duyabilir misiniz? *

ben telefon zil sesim olarak çok seviyorum bunu ya. işte hem pozitif bir havası var, hem böyle işte bir ortamdayken çalınca milleti yerinden zıplatmıyor, hem de hemen her türlü ortamda bir şekilde duyabiliyorum telefonum çaldığında.

devamını gör...

dünyanın en kalabalık ülkesi

2023 itibarıyla bu hindistan olmuştur. valla kendimi bildim bileli bu ülke çin idi fakat artık eski bilgileri tazelemek gerekiyor, ki okuduğuma göre 21. yüzyıl boyunca da bu durumun değişmesi pek mümkün görünmüyormuş.
devamını gör...

şu an hangi şehirdesin sorusu

izmir/buca. aslında 2 ay önce falan kuşadası/davutlar'a dönmem gerekiyordu her seneki gibi ama belirli nedenlerle hala dönemedim. çok da fark etmez. iki yerde de mutluyum zira.
devamını gör...

sözlük yazarlarının favori metal şarkıları

dağılmalarına en çok üzüldüğüm topluluk olan ama arkalarında, bize bıraktıkları paha biçilmez bir müzikal hazine niteliğindeki diskografileri için kendilerine hep müteşekkir kalacağım isveçli folk/power metal grubu falconer'dan gelsin bu da:

(bkz: pale light of silver moon)

devamını gör...

dawn of the dragonstar

isveçli epik power metal grubu twilight force'un 2019 tarihli, 3. stüdyo albümü—ki şahanedir—ve albüme ismini veren harika şarkıdır. grubun ilk albümü 2014'te çıkmıştı ve o zamanlardan beri bildiğim bir topluluktu bu ama kendilerini sıkı takibe almam bu 2019 çıkışlı albümleriyle başladı zira burada favori vokalistlerimden biri olan alessandro conti var. yani bu albüm ile birlikte grubun kadrosuna katıldı kendisi ve burada allyon mahlasını kullanıyor. büyülü sesiyle harikalar yarattığından bahsetmeme bile gerek yok. gördüğünüz gibi nasıl da bahsetmiyorum. haha.

twilight force'un sözlükte başlığını açıp 4 albümünü de—ki bunu yapmakta erken davranmazsam bu aralıkta grubun 5. albümü de çıkabilir ve o da dahil olur—kapsamlıca inceleyeceğim bir zaman, o yüzden bu tanımda fazla bir şey yazmayacağım. benim açımdan 9/10'luk bir albümdür, dawn of the dragonstar. yani senfonik ve epik power metal seven kimsenin ıskalamaması gereken bir çalışma olduğu kanısındayım bunun. bu arada kendi deneyimim özelinde, 3. veya 4. dinlememde tam keyfini alabilmiştim bu albümün ilk kez. ilk 1-2 dinlememde bazı şarkıları kendini bana açmamıştı ama onları da dinledikçe sevdim sonra.


grup, resmi youtube hesabından albümün tümünü, hatta kimi parçalarının farklı versiyonlarını da tek parça halinde paylaşmış. ben de aşağı bırakayım dedim. keyifli dinlemeler.



albümün kliplendirilmiş nefis açılış parçasını da ayrıca ekleyeyim:

devamını gör...

lovin' you

minnie riperton imzalı şarkı. 1970'lerden gelse de 90'lardaki şıpsevdi sakızı reklamıyla tanışmıştım ben bu parçayla. 90'ları bilecek/hatırlayacak yaştaki çoğu kişi de hemen hatırlar bence duyunca/dinleyince.

devamını gör...

dungeons & dragons: shadow over mystara

neredeyse 1.5 senedir oynamadığım oyunmuş. üstteki tanımda bahsettiğim, hardest difficulty'de ilk oynayışımda tek krediyle bitirmemin üzerinden oyunu demine kadar hiç oynamamıştım. demin oynadım, gene bitirdim. anlayacağınız paslanmamışız.

işte d'raven ile oynayarak final boss olan synn'i power word kill büyüsüyle hakladığım anın ekran görüntüsü:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

nick'imi sojourant yaptıktan sonra artık bu oyundaki karakterimin adı da soj oldu ve olacak bundan sonrasında da. sojourant koyamam zaten zira 6 harf sınırı var. bir de isim tablosunda type-c olacak bir isim olması magic/wizard hat alabilmek adına önemli. yani kafama göre şapka alabilmek için oyunun başlarında, kafama göre isim belirlememem gerekiyor. soj, type-c kriterini karşıladığından mystara ortamlarında bu adla varım artık.

yani bu kadar uzun süre bu oyunu oynamamış olmam beni bile şaşırttı. bir daha bu kadar uzun ara vermem, kuvvetle muhtemeldir ki. arada birkaç haftalık veya aylık aralar verebilirim ama işte bir daha bu kadar uzun ara verirsem şaşırırım.
devamını gör...

christian bale

adam sanat için vücudunu hunharca kullanıyor. the machinist için kendisini adeta bir iskelete döndürmüştü. öyle hile falan yok yani, adam cidden böyle kilo vermiş rolü için. ki bu filmde karakterin etine dolgun hali de var. kısa sürede hayvan gibi kilo verip sonrasında almış yani kendisi, film için. yani kilolu bir karakteri oynayacaksa da hayvan gibi kilo alıyordu falan. akılalmaz...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

mio min mio filminde de kendisinin ergenliğini görüyoruz. bu zaten kendisinin ilk oyunculuk deneyimini sunduğu film. sözlükte başlığını açmıştım. yani 80'lerde izlemesem de gene de seyredeli 15 sene falan olmuştur, belki de aşmıştır bu filmi ve izlediğim en güzel çocuk filmlerinden biriydi.

işte o filmdeki ergen bale:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözlük yazarlarının başına gelen en saçma olay

sözlükte bir başlıkta anlatmıştım da şimdi bulamayabilirim. burada da anlatayım. ankara'da üniversite okurken işte bir hafta sonu kızılay'a indik. annnnormal bir kalabalık vardı. yani kızılay zaten hafta sonları çok kalabalık olur da, o gün ekstra kalabalıktı. caddede sıraya dizilip küçük adımlarla falan yürüyebiliyoruz, o denli kalabalık. hatunun biri arkadan ayağıma/topuğuma bastı. neyse dedim, yürümeye devam ettim ve art arda 3 kez topuğuma bastı hatun ve 3.den sonra dönüp" e, yuh!" dedim. zaten hatun olduğunu da arkamı dönüp tepki verdikten sonra fark ettim. hatun ben öyle bir tepki verince "allahtan siz çok düzgün yürüyorsunuz(!)" dedi. normalde "popomda gözlerim yok, size göre nasıl yürüyeceğim?" falan diyebilirdim de olayın absürtlüğü karşısında gülmekten kendimi alamadım. haha.
devamını gör...

mesela ben

kendinden örnek vermeyi seven insanların kullandığı ifade biçimi. mesela ben, kendimden çok örnek veririm. mesele ben örnek alınası bir kişi miyim sorunsalıdır ama. bence değilim. tutarsız insanları örnek almayın. mesela ben... ben olsam beni örnek almazdım ama kendimi örnek olarak sunmaktan da geri durmuyorum. (bkz: durmak yok yola devam)
devamını gör...

dungeons & dragons tarzı normal sözlük yazarları

sonunda "x tarzı sözlük yazarları" akımına ben de katılıyorum, yani bu türden bir başlık açıyorum ben de ilk kez. default web browser'ım norton neo'nun yapay zekasına "neo, selamlar. şu fotoğrafımı dungeons & dragons tarzı bir görsele çevirebilir misin?" dedim ve kendisinin yarattığı içeriği paylaşıyorum. yani zaten ilk seferinde ürettiği bu resmi çok beğendiğimden başka bir talepte de bulunmadım. "beni büyücü yap" falan da demedim, hatta benimle ilgili hafıza yazma özelliği de külliyen deaktif durumda ama işte baz aldığı fotomun bir büyücü olarak yorumlanması da şaşırtıcı sayılmaz. haha. altına da hangi fotomu baz aldığını koyayım. (bkz: dungeons and dragons)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim