dahlvier yazar profili

dahlvier kapak fotoğrafı
dahlvier profil fotoğrafı
rozet
dahlvier (editör)
karma: 104453 tanım: 13330 başlık: 2800 apolet: 11 takipçi: 140
Lich-Count Mage

son tanımları | başucu eserleri


the screaming of the valkyries

karanlık ingiliz metal grubu cradle of filth'in bu sene çıkan, şimdilik son albümü.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

önden saldıkları malignant perfection ve to live deliciously parçalarının başlıklarını açmıştım; ilkini epey beğendiğimi, ikincisinin ise pek benlik olmadığını söylemiştim diye hatırlıyorum (bkz. bakmaya üşenmek, haha).

albümde bir tane aşırı beğendiğim parça oldu, o da the trinity of shadows. yalnız bunu cidden aşırı beğendim. grubun gelmiş geçmiş en beğendiğim şarkılarından biri olmasından da öte, sözlük yazarlarının favori metal şarkıları başlığında bile paylaştığımı anımsıyorum bu muhteşem çalışmayı.

aslında albüm kesinlikle kötü değil. ben 7.5/10 verdim. yani bazı şarkıları benlik olmasa da kendi tarzlarında kaliteli, kimisi ise benlik olsa da aşırı bayılmadığım çalışmalar oldu. yalnız bence albümün en büyük sıkıntısı... parçalar art arda gayet uyumlu akarken 6. şarkı you are my nautilus'a geldiğimizde bence bayağı saçma sapan bir kompozisyonla karşılaşıyoruz. başları, hatta ilk yarısı belki de en beğendiğim şarkı girişi albümde ama sonra bayağı tutarsız geçişler, rastgeleymiş izlenimi veren part'ların art arda dizilişi gibi bir durum cidden benim dinleme keyfimi epey bozdu. cradle'ın bundan önceki iki albümündeki yağ gibi akış bunda da var gibiydi ama işte 6. şarkıda bu bozuluyor kanımca ve ilk yarısı bu kadar süper olan bir şarkının içine edilmiş olması da olayı bin beter yapıyor. parçanın sonlarında başlardaki temalara dönülse de işte ondan önceki uzun macera arayışları bence cidden de hoş görülemez bir şey.

ezcümle... bir parçası bana göre anormal güzel, bir tane de efsane olabilecekken saçma sapan atraksiyonlarla piç edilmiş şarkı içeren bir albüm. genel olarak da kaliteli bir eser. işte şarkılarının bazıları benlikken, kimisini ise yine kaliteli bulsam da bana hitap etmedi bunlar.

albümdeki favorim, dediğim gibi the trinity of shadows.



sonra non omnis moriar'ı da çok beğendim.



malignant perfection'ı da epey beğendim.



bunlar benim açımdan albümde öne çıkan parçalar.
devamını gör...

uyumuyorsan ne yapıyorsun sorusu

(bkz: bundan sana ne olması) *
devamını gör...

doğduğun seneyi söylemeden anlat

atatürk'ün doğumundan tam 1 asır sonra.
devamını gör...

devekuşu gibi kafayı kuma gömmek

(bkz: devekuşu etkisi)

işte yaygın bir deyiştir. mesela sen bir gerçekliği görmezden geliyorsan, o gerçeklik aslında ortadan kaybolmuyor demektir.

şu karikatürü görünce bu başlığı açayım dedim.

türkçeye çevirirsem, burada aslan; "iki kötü haberim var: 1.si, seni hala görebiliyorum, 2.si ise orası tuvalet kumluğum." diyor. *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

insanı çamaşır gibi yıkayan makine satışa sunuldu

merdaneliyse sıkıntı var. *
devamını gör...

çizgi dizi

yani anlaşılabileceği gibi, epizotlardan oluşan çizgi yapımlara denir.

çocukluğum ve ergenliğimde "çizgi film kuşağı" denen şeyler olurdu ama bunlar aslında çizgi dizilerdi. sanırım sadece cumartesi sabahları çizgi sinema kuşağı olurdu.

tdk, çizgi film için şunu demiş:


isim, sinema, televizyon
bir konuyla ilgili olarak karakterlerinin hareketlerini belirtecek biçimde art arda çizilmiş resimlerden oluşan sinema filmi:
      "çizgi film izlemeyi çok seviyordu. bıraksalar saatlerce, bıkmadan, çizgi film izleyebilirdi." - ali çankırılı

bu da olmamış bence. tv için yapılan uzun metrajlı çizgi filmler de var, bir sürü var hatta ama tdk'nin bu tanımında sinema filmi olmasıyla kısıtlanmış. ayrıca tek çizgi film tekniği çizilmiş resimler baz alınarak yapılması değildir. tabii burada "çizgi" kelimesi de bu kavramı sınırlandırıyor. işte farklı tekniklerle yapılanlara da animasyon film deyip geçeriz de, bunu da tdk, sözlüğüne dahil etse iyi olurmuş.

nispeten az bilinen, favori çizgi dizilerimden biri için: (bkz: visionaries: knights of the magical light)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu arada ben hala çizgi film diyebiliyorum çizgi dizilere. yani çocukken sorgulamazdık... daha doğrusu aklım ermezdi benim böyle şeylere. tv'lerde çizgi film dendiğinden benim de hafızama öyle girdi. çizgi dizilere bu eski alışkanlık yüzünden hala çizgi film diyebilirim yani. haha.
devamını gör...

stephen hawking

vasat fikirleri bir ara sürekli gündem olduğundan acayip antipati beslediğim biriydi. böyle kusacak kadar tiksinmiştim hatta, bir orangutanın bile düşünebileceği şeylerin "stephen hawking insanlığı uyardıııı!" falan diye parlatılıp durmasından.

geçmişte bilime yaptığı katkıları hariç tutuyorum elbette. ama işte bir yerlere geldikten sonra boş boş söylemleriyle gündeme gelmesi beni çok irite etmişti.
devamını gör...

yazarların yaşamak isteyeceği evler

ılıman iklimli bir yerde şöyle bir odada kalabilirim ben. cidden ufak oda, havalandırma dışında benim açımdan hiç sıkıntı yaratmıyor. mesela kıyı ege ikliminde penceremi veya balkon kapımı aşırı soğuk birkaç gece dışında hep açık tutarım, uyurken bile. hoş, havalandırmak için teknoloji kullanırsam daha soğuk bir iklimde de şöyle bir odada kalabilirim sanırım. mis gibi oda.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

günaşırı

tdk:

zarf, (gü'naşırı)
bir gün ara ile, iki günde bir:
      "gelir desen dar gelir / günaşırı alacaklılar gelir" - orhan veli kanık

günaşırı ne yapıyorum diye düşündüm de... galiba öyle bir şey yok. yani yaptığım şeyleri ya her gün yaparım ya da işte yapmam gereken veyahut yapmak istediğim günlerde yaparım.
devamını gör...

kuraklık var diyenler deli gibi yağmur yağıyor mutlu musunuz

bu bir parodi başlığıdır. yaz bitti mutlu musunuz, kış bitti mutlu musunuz sorusu gibi başlıklar var ya. hani kıştan şikayet ediyordunuz, şu anda sıcaklardan yapış yapış olduk. mutlu musunuz? falan gibi serzenişler olur ya. onlara gönderme.

şu anda buca'dayım (izmir) ve burada bayağı yağmur yağmaya başladı bir süredir ve ben mutluyum elbette. kuraklık felaket bir şey. zaten bilen bilir, izmir'de bayağı süredir geceden sabaha su kesintisi uygulanıyor günaşırı falan.

yağmurda ıslanmayı sevmem ama ben evdeyken hep yağabilir. gerçi hep de yağmasın ya. yani karniyen yağmur dönemi gibi bir şeyin bir daha olmasını balıklar falan dışında kimse istemezdi bence. *
devamını gör...

sözlük yazarlarının kol saatleri

(bkz: lorus r2387kx9)

üstteki foto internetten, altındaki ikisi ise ben ve saatim. valla çok güzel. şaka gibi bir fiyata aldım. cidden de model olarak da en beğendiğim dijital saatti, sipariş vermeden önce ararken gördüklerimden.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

prog rock

progressive rock demektir. merriam-webster ve oed gibi çok mühimsenesi sözlüklerde de bu şekliyke [prog rock] yer alır. sözlükte progresif rock olarak da açılmış başlığı. ben de bir zamanlar progresif diyordum da artık prog veya progressive demeyi tercih ediyorum.

progressive metal ve prog metal ikilisi de aynı şekilde... ben açmıştım ikincisinin başlığını. yani sözlükte aratırken bence kabul edilen iki başlığın da olması iyi bir şey.

prog rock türüyle 90'ların ilk yarısında jethro tull ve pink floyd gibi gruplarla tanışsam da bu türe tam eğilmem 2005 gibi falan olmuştu. hala aslında prog metalciyim ama prog rock kültürü babında da kalburüstü biri olmaktan uzak olsam da fena değilimdir.

2004-2005'ten beri takıldığım prog archives sitesi mesela bu bağlamda bilgilenmemde ve kültürlenmemde epey büyük bir rol oynamıştır, hala da oynamaktadır. orada prog rock, sayısız alt türe bölünmüştür. işte siteyi inceleyip görebilir, ilgilenen biri çıkarsa.

birkaç tane de sevdiğim prog rock parçası paylaşayım ve bu yazımı noktalayayım.

gryphon - second spasm



yes - close to the edge (bunun başlığının açılmaması çok absürtmüş ya. başkası açmazsa ben bir ara açayım.)



renaissance - trip to the fair



genesis - firth of fifth



pink floyd - high hopes



van der graaf generator - a plague of lighthouse keepers



mia - cornonstipicum



return to forever - the romantic warrior



pallas - the bringer of dreams



saens - babel lights



ozric tentacles - feng shui



the gourishankar - moon7



iq - life support



pandora - dramma di un poeta ubriaco



l'ombra della sera - ho incontrato un'ombra (a blue shadow)



vrajitor’s tenebrarium - e.n.l.d. (plak şirketi albümü komple youtube'a koymuş.) [grubun başlığında * tanıtıp kritik etmiştim.]



daha da bir sürü çok sevdiğim prog şarkısı sayabilirim elbette.
devamını gör...

sözlüğün en yakışıklı 45 yaş üstü yazarı

45 üstü'nü 45'ten fazla diye popomuzla okursak; sözlükte o kadar yazar varmış da bir de yakışıklı mıymış hepsi, diye sordurtabilir. *

ciddi yanıtlarsam... beyler, birkaç ay sonra aranıza tool nick'li biladerim geliyor! ben de 1 seneden biraz sonra geliyorum da, bu süreçte saç ektirmezsem bu kategoride aday değilim. haha.
devamını gör...

kişinin kendisini bir şey sandığını sanan kişi

yani ben kendimi olduğum gibi görüyorum mesela. 44 yaşında kendinizi hala bir şeyler "sanıyorsanız", geçmiş olsun. esprili yazmayı ve konuşmayı severim. birçok insanı güldürebiliyorum da. ama bunu güldürmek için yapmam; esprili konuşmayı ve yazmayı sevdiğim için; bu, üslubumun bir parçası olduğu için, bana böyle daha eğlenceli geldiği için yaparım.

esprilerimi komik bulmayanlara da son derece saygılıyımdır zira mizah görecelidir. hatta iş bununla da sınırlı değildir. herkes aynı şeyleri beğenemez, aynı şeylerden etkilenemez, doğal olarak da aynı kişi ve şeyleri komik bulamaz. ben sizin beni komik bulmamanızı saygıyla karşılarım. ama gidip de bana "kendini komik sanan kişi" derseniz, komik duruma düşen siz olursunuz. ayıktırayım.

sözlükte oranın buranın fotolarını çekip paylaşıyorum diye "kendini ara güler sanan tip" diye de laf yemiştim sahi. benim güzel foto çektiğimi sandığımı nereden çıkartmıştı o insan, hiç bilemiyorum. hatta ben fotoğrafçılıktan hobi olarak bile hiç anlamam. hatta kötü foto çekerim ben bence. haha. sadece gördüğüm bazı etkileyici şeyleri görüntüleyip paylaşmak isteyebiliyorum.

kendimi zeki sandığımı sananlar da çıktı tabii. yani ben böyle bir şey söylememişken hem de.

biraz büyüseniz mi sanki ya?..
devamını gör...

istanbullu egosu

istanbullu egosu diye bir şey olmadığını düşünüyorsanız şu videoyu izlemenizi öneririm. ego olmayan yerden mizah çıkmaz, demişler. *



tabii günümüzde böyle bir şey kalmamış olabilir, onu bilemem.
devamını gör...

sözlükteki ayı'lar

tırnak işaretiyle ayırdım zira ayıların tırnakları pek tehlikelidir...

şaka şaka. yani kendileri ayı olmasa da o yönde mahlaslar kullanan yazarlar.

ayı var bir kere. esaslı bir adamdır ama bir russian bear'dır da.

pandasuratli ise süratli bir pandadır. değildir tabii (yani öyleyse bile konu bu değil). yani tahminimce gotik makyaj seven biri. ayı (russian bear olan, üstte bahsettiğim) ile de sonsuz mutluluklar dilerim kendisine.

bay panda var sonra. bitmeyen proje hedefleri, hevesleri olan bir yazarımız.

demin bir başlıkta karadereli panda nick'li bir yazarın eski bir tanımını gördüm ama kendisine hiç rastlamamıştım galiba, sözlükte aktif olduğum süreçte. o nick'i görünce bu başlığı açayım dedim hatta.

sözlükte "ayı" ile başlayan mahlasları arattığımda bir tek ayı yavrusu çıkıyor.

@panda diye aratınca ise direkt panda ile birlikte pandawick, pandaa, pandaba, pandasema ve pandastarget_ çıkıyor ama sonuncusu pandaların hedefi olmuş galiba. haha.

@bear diye aratınca ise düz bear ile birlikte; bearwithtear ve bearly çıkıyor.

bunların kimisi 0 (sıfır) tanıma sahip bu arada.

benim bildiklerim, hatırladıklarım ve bulduklarım şimdilik bu kadar efenim.

ekleme: okyanus ayısı'nı unuttum. fenerbahçeli bir yazarımız.

ayı'ları koruyup kollayalım diyeceğim ama onlar kendilerini gayet iyi koruyabilirler kanımca. onlardan sakınalım da demeyeceğim. sözlükte tanıdığım hiçbir ayı'lı nick'li yazar durup dururken kimseye yamuk yapmaz gibi bir izlenimim mevcut.
devamını gör...

keşkeleri iyi ki'ler ile değiştirmek

keşkekleri iyi bir kilerde muhafaza etmeyi yeğlerim. *

ciddi olursam... bu dümdüz böyleyse siz bir pozitif düşünce kelebeği olmuşsunuz demektir. fakat... eğer... mesela bir uçağı kaçırırsanız ve eve dönünce "keşke evden daha erken çıksaydım" dedikten sonra o uçağın düştüğü haberini alırsanız, "iyi ki o uçağı kaçırmışım" diyebilirsiniz.
devamını gör...

günlük tanım düzenleme limitiniz doldu lütfen bir süre bekledikten sonra işleme devam ediniz

gene aldığım uyarı. ne zamandır almıyordum. demek ki bu ara sözlükte çok aktifmişim. birçok tanımıma edit geçerim. çok typo falan yapıyorum ya. bu tanım düzenleyebilme sınırsızlığı beni çok tembel yazmaya alıştırdı. bu limit aşma uyarısı ise işte arada kendime çekidüzen vermemi öğütlüyor gibi.
devamını gör...

hiç korona olmamış efsane nesil

nesil derken? *

korona olmadım. hatta 5-6 senedir hiç üşütmedim bile. en son ankara'dayken hafif üşüttüğüm günler olmuştu. 2020'de ankara'dan temelli taşındıktan sonra hiç hasta olmadım.
devamını gör...

buca

izmir'in ilçeleri başlığını açtıktan sonra henüz bir tanım girmediğimi şaşırarak fark ettiğim, başlığın müsebbibi izmir ilçesi.

öncelikle, başlıkta yazan bazı yazarlar gibi çocukluk ve ergenlik anılarım yok burada. belki bu yüzdendir ki buca'ya öyle nostaljik güzellemeler döşeyemem. ben seviyorum burasını, burada başıma hiçbir olumsuz şey gelmedi. ama işte öyle buca aşığı falan da sayılmam.

izmir'e ufaklığımdan beri aydın'dan gider gelirdik. işte enternasyonal fuar falan. ya da kemeraltı'ndan alışveriş. ya da işte akraba ziyareti...

abim üniversiteyi kazandıktan sonra onun fakültesine yakın diye buca'dan bir ev almıştık. çok iyi fiyata aldık ve işte hala bu evdeyiz. ben mesela buradan yazıyorum şu anda. hatta evimizin yakınındaki bir marketin sahibi, biz evi aldıktan sadece 1-2 sene sonra, aldığınız fiyatın iki katına satın, hemen alırım demiş abime. haha. biraz ballıyız sanırım. ankara - kolej'deki evimiz de aynı şekilde çok uygun zamanda ve fiyata alındı. ve bu iki evimiz de bana göre alanlarındaki en güzel konumda. konumlarını tam söyleyemem de harbiden böyle düşünüyorum.

buca'ya işte abimin yanına git-gel yapardım, 2006-2008 arasında falan da yüksek lisans yaparken burada yaşadım da. ege üni'yi kazanmıştım işte ve buca'daki evimizden bornova'ya git-gel yaparak yüksek lisans öğrenimimi gördüm.

korona dönemine kadar ankara'da yaşayıp çalışmıştım senelerce ve korona patlayınca ankara'daki evimizi kiraya verdik ve bundan sonra senelerimin çoğunu kuşadası/davutlar, kasım - mart aralarını falan da buca/izmir'de geçirmeye başladım ve bu böyle devam etmekte.

buca aşığı sayılmasam da seviyorum da burasını. ama işte yazının başında açtığımı söylediğim başlıktaki tanımımda da dediğim gibi, buradaki evimizde asansör yok ve bu yüzden asansörlü bir ev daha almayı planlıyoruz. aklımızda balçova var ama yine buca'dan bir ev daha da olabilir (diğerini kiraya veririz gene).

buca, çok küçük bir ilçe sayılmaz. bizim yaşadığımız kısmı gerçekten nezih. dediğim gibi, burada bunca senede başıma hiçbir kötü olay gelmedi. buca'nın farklı yerlerinde farklı vukuatlar olduğunu da duymadım değil tabii.

ezcümle, buca'yı seviyorum, kendimi bir buca aşığı addetmesem de.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim