dahlvier yazar profili

dahlvier kapak fotoğrafı
dahlvier profil fotoğrafı
rozet
dahlvier (editör)
karma: 114567 tanım: 14432 başlık: 3221 apolet: 11 takipçi: 144
Lich-Count Mage

son tanımları | başucu eserleri


yalınç

tdk:

1. sıfat birleşik olmayan, yalnız bir maddeden oluşan.

2. sıfat karışık olmayan; basit.

(bkz: yalın vs yalınç)
devamını gör...

futbolda en zor mevki

bence hepsi zor.

forvetsen, yeteri sayıda gol atamadığın sürece...
kanatsan, iyi bindirmeler yapamadığın ve/ya rakip kanadı iyi durduramadığın sürece...
oyun kurucuysan, iyi oyun kuramadığın sürece...
stopersen, rakip hücumcuları iyi "stop" edemediğin sürece...
beksen, takımın "arkasını" iyi kollayamadığın sürece...
ileriye dönük orta saha isen forvetleri iyi besleyemediğin sürece...
kaleciysen de hatalı goller yediğin sürece... ve büyük takım kalecisiysen mucize kurtarışlar yapamadığın sürece...

hep diken üstündesin.

ama "karakter" önemli işte. büyük takım futbolcusu tüm bu psikolojik etkilerden kendini arındırıp kendisini her zaman formda tutmalı.

kalecilik, fiziksel efor olarak en basiti olsa da aslında mental olarak en çok sağlamlık gerektiren mevki bence. yani bir forvet basit bir gol kaçırırsa unutulabilir veya telafi edebilir, sonra bir gol atarak. ama "rezil" bir gol yiyen kalecinin durumu çok daha zor...

kalecilik diyeyim madem. ama mentali kuvvetli bir kaleciysen de bu tür psikolojileri aşabilirsin.
devamını gör...

13. cuma

bugün yine, yeni, yeniden olan gündür. bize uğur, düşmanlarımıza uğursuzluk getirmesi temennisiyle. bunu okuyanlar arasında düşmanım varsa ona da uğursuzluk getirsin. şaka şaka. *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

cuma günü coşkusu

bugün 13. cuma yalnız; dikkatli olmakta fayda var, demek istediğim başlıktır. *

(bkz: bugün cuma enseyi kapa)
devamını gör...

kırk yıl kıran olmuş eceli gelen ölmüş

tdk:

"salgın ve öldürücü hastalık da olsa eceli gelmeyen ölmez" anlamında kullanılan bir söz.

(bkz: ece erken) *
devamını gör...

sevilmeyen spor dalları

öncelikle ben spor yapmayı hiç sevmem. esneme hareketleri yapıyorum sadece, bel fıtığım olduğu için. çocukluktan lise 2'ye kadar falan öyle maç falan yapıyordum; futbol, basket, masa tenisi falan oynuyordum elbette ama öyle manyak gibi sürekli de oynamıyordum bunları. haha.

izleyici olarak ise sporu çok severim: futbol, tenis, masa tenisi, basketbol, voleybol, hentbol, atletizm, kış sporları, yüzme, tekli ve senkronize atlama/dalma, sutopu, buz hokeyi... envaitürlü spor müsabakasını/organizasyonunu izlemeye bayılırım. olimpik spor dallarının tümünü de çok severim bu arada.

en sevmediğim spor dalı sanırım beyzbol. denemiştim de bir dönem takip etmeyi ama sıkıntıdan patladım ve bir daha hiç takip etmedim.

düşünüyorum da... başka da yok galiba ya, net olarak sevmediğim bir spor dalı. mesela formula 1'i çeyrek asırdır falan takip etmiyorum ama etsem gene severek izlerdim bu yarışları bence.

ha, bir de boks olabilir. ya da işte öyle birbirine vurmalı diğer sporlar. öyle ekrana bakamayacak kadar kötü olmuyorum bu sporları izlerken ama bir yaştan sonra hoşuma gitmemeye başladı bu tarz müsabakalar. kırk yılda bir çok önemli bazı boks maçlarını izlerim ama gene de.
devamını gör...

formula 1 izlemenin saçma olması

formula 1'i çoooooooook eskiden takip ederdim ve bir takım/pilot sempatizanı olup izlenince gayet zevkli bir şey bence formula takip etmek. spor değil argümanına asla katılmıyorum. pilotluğunun yetenek gerektirmediği iddiası zaten tümden absürt. hiç, bir formula 1 pilotunun araç içi kamerasından gösterilmesi vasıtasıyla nasıl zorlu bir şey yaptığını seyrettiniz mi? ayrıca inanılmaz efor sarf ediyorlar ve enerji harcıyorlar. yani 3 gün falan ceset gibi oluyorlar yarıştan sonra, akılalmaz bir efor sarf ettikleri için. gelişen teknolojiyle birlikte sarf edilen efor azalmış mıdır bilmesem de eskiden durum buydu.

yani artık takip etmesem de bunları söylemek istediğim başlıktır. ismail bıradırım ve oytun umarım alınmazlar ama işte tablo da bu bence. haha.

ben de beyzbolu aşırı saçma bir spor olarak görüyorum da işte seven de seviyor demek ki izlemeyi...
devamını gör...

dayı olmak

bir ara olmuştum, dediğimdir. ama çakma dayılık tabii. haha.

bana ufakken iki yeğenim "dayı" diyordu. bunların da biri benden 3-4 yaş, diğeri 5-6 yaş küçük. yani mesela ben 13 yaşındayım ve 9 yaşındaki yeğenim bana "dayı" diyordu. "x (ismim) dayı" diyorlardı yani. anneannem zorluyordu yeğenlerimi, öyle diyeceksiniz diye. aklım ermeye başladıktan sonra ben engelledim artık öyle demelerini çünkü çok absürttü lan. aasdashdkjahkdjhakjshd.

şu anda da sözlük dayısıyım gerçi. yani öyle diyenler var. *
devamını gör...

konserler ve müzik festivallerinde uykusu gelmek

konserlerde ve işte müzik festivallerinde maalesef uykum geldiği için 20'li yaşlarımın hemen başlarından sonra, birkaç istisna dışında hiçbir konsere dinleyici olarak katılmadım. o istisnalarda da gitmem gerekiyordu gibi bir şey; uzun hikaye, şimdi tek tek açıklamaya üşendim.

sahnedeki sanatçı(lar)/grup(lar) mükemmelse bile esnemekten bir hal oluyorum öyle ortamlarda. üniversiteye başladığımda ne de hevesliydim halbuki. ancak 1-2 sene konserlere/festivallere gittikten sonra işte bu ortamlarda uykumun gelmesine engel olamadığımı anladım ve böyle organizasyonlara gitmemeye başladım. kendim çeşitli rock ve metal gruplarında vokalisttim uzun senelerce ve kendi sahne aldığım konserlere elbette gidiyordum. hahaha. sahne aldığım organizasyon bir festivalse bizden önceki ve sonraki grupları da izlemişliğim vardır, ama sonrakileri genelde kısa bir süre izleyebilip/dinleyebilip sonra salondan ayrılırdım.

ufak barlarda bir nebze tolere edebiliyordum aslında canlı performanslara, ama oralarda bile genelde canlı müzik yokken barlarda takılırdım. cd'lerden falan çalınan albüm kaydı müziklerinde öyle uykum gelmiyordu ama işte canlı performanslar mevzubahisse cidden fena uykum gelirdi.

yani, bilemiyorum. o kadar yoğun ses bana gürültü gibi geliyor ve gürültülü ortamlarda hep uykum gelir. düğünlerde de öyle mesela. hatta çocukken, kendi sünnet düğünümde akşam 9'a kadar falan dayanabilip, sonra gidip uyumuştum ve millet sünnet çocuğu yokken gece yarılarına kadar düğünümde oynamış. aalksdalshdkjashdkjhaskjdhkajshd.
devamını gör...

sizi neden işe alalım sorusu

uygun yanıtı ektedir:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

rutin dışına çıkmak

tdk:

1. bir şeyi her zamankinden farklı yapmak.

2. alışılmış olandan farklı davranmak.

bazen gerekli olan şeydir. kişisel olarak 30'lu yaşlarımla birlikte rutin hayatı yeğleyen birine dönüştüm ama bazen de canım sıkılıyor, rutin dışına çıkıyorum ve bu can sıkıntıma iyi geliyor. hep rutin hep rutin de olmuyor yani. haha.
devamını gör...

can sıkıntısına iyi gelen şeyler

(bkz: rutin dışına çıkmak) - ben rutin hayatı çok severim ama bu nadiren de olsa can sıkıntısına neden oluyor. öyle durumlarda rutinimin dışına çıkarak can sıkıntımı giderme yoluna giderim.
devamını gör...

ziynet sali’nin sali pazarına gitme ihtimali

(bkz: sorun salı mı sorunsalı)
devamını gör...

isminin veya lakabının hakkını vermek

görselde güzel örneklendirilendir:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

lost'tan akılda kalanlar

ikinci sezonunun bir yerlerinde izlemeyi bıraktığımdan aklımda çok şey de kalamadı bu diziyle ilgili, demek istediğim başlık.

işte numaralar vardı, uçak kazası, sal sahneleri falan...
devamını gör...

yarış atını kesip kavurma yapan vicdansız

troll başlık sanıp fast food yapmış işte, diye espri yapacaktım da hoş bir şey değilmiş.
devamını gör...

tasni

tdk:

1. isim, eskimiş => yapay.

2. isim, eskimiş => uydurma.

3. isim, eskimiş, felsefe => yapıntı.

alakalı olarak: (bkz: musanna)
devamını gör...

yapıntı

tdk:

1. isim, felsefe gerçekle çeliştiğini, gerçekliğe uymadığını bile bile tasarlanan şey, hayal gücüyle yaratılmış olan şey; tasni:
"oyun kişilerini gerçek kişiler ve yapıntı kişiler olarak ikiye ayırabiliriz." - metin and

2. isim bilgi kuramında ve ontolojide gerçeğe uymayan ancak belirli bir kuramsal veya pratik amaç için kullanılması sakıncasız olan tasarım; tasni.

alakalı olarak: (bkz: musanna)
devamını gör...

musanna

tdk:

1. sıfat => sanatlı.

2. sıfat, eskimiş => uydurma.

3. sıfat, felsefe => yapıntılı.

(bkz: yapıntı)

örnek cümle: fantastik edebiyat; ismiyle müsemma, musanna kurgular ihtiva eden bir yazın çeşididir.
devamını gör...

uydurma

tdk:

1. isim uydurmak işi; tasni.

2. isim => şişirme haber.

3. sıfat gerçek dışı, uydurulmuş olan; uyduruk, yalan, sahte, asılsız, düzme, musanna:
"atatürk'ün osmanlıcayı türkçeleştirmek hususundaki güzel arzusunu bugünkü 'uydurma dilcilik' gayretine alet etmişiz." - burhan felek

4. sıfat yeni bir biçim verilmiş:
"ben babamın eskilerinden uydurma şeylerle giyiniyordum." - halit ziya uşaklıgil

5. isim bir değeri olmayan.

son anlamını beğendiğim kelimedir. bundan sonra beğenmediğim, değersiz bulduğum filmlere, albümlere falan uydurma film/albüm diyeceğim. * - gerçi zaten bu anlamını da biliyordum ama işte bu şekilde kullanmıyordum en azından. haha.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim