dahlvier yazar profili

dahlvier kapak fotoğrafı
dahlvier profil fotoğrafı
rozet
dahlvier (editör)
karma: 115733 tanım: 14572 başlık: 3277 apolet: 11 takipçi: 145
Lich-Count Mage

son tanımları | başucu eserleri


daryalak

(bkz: yaran yanlış okumalar)
devamını gör...

hayatının hangi dönemindesin sorusu

bu ay orta yaş dönemine girdim. yani orta yaş ne zaman başlıyor, tam üzerinde uzlaşılmış bir şey değil bu ama dünya sağlık örgütü 45 yaş diyordu diye biliyorum. çok da fark etmez ya. yani zaten 5 sene önce de orta yaş dönemine girmiş olabilirim. 5 senenin aramızda lafı mı olur? *
devamını gör...

açık buldum muydu yapıştırırım yazarı

uzun ifadeyle: "açık arama radarım her zaman açıktır ve kusur tespit ettim miydi yapıştırırım; eğer kusursuz bir başlıksa/tanımsa da 'tüh, açık yok' derim ve elbette beğeni atmam falan söz konusu bile olamaz" yazarıdır.

enteresan gerçekten. yani sizinle sadece bir açık verdiğinizde, hatalı bir şey yazdığınızda falan gömmek mahiyetinde interaksiyona geçen yazarlar var. kişisel, yani spesifik olarak kimsenin üzerine alınmasına gerek yok da 4 senelik sözlük yazarlığı serüvenimde bu tabloyu şaşırarak takip etmekteyim. daha doğrusu başlarda şaşırırdım da artık kanıksadım.

bulduklarını sandıkları açıkların da %90'ın üzerindeki bir kısmı açık da sayılmaz aslında, ki bu da ayrı bir hikaye. yani benim içeriklerim özelinde böyle en azından.

ben sevdiğim, sempati duyduğum veya tanımadığım (kendilerine karşı nötr olduğum) yazarları özel mesajla uyarmayı tercih ediyorum normalde, "şu şekilde düzeltmen iyi olabilir" gibi; o da anca ciddi bir hatalı bilgi falansa. sevmediğim tek tük yazarların ise hatalı bilgi içerebilen tanımlarını görmezden gelmeyi yeğlerim ekseriyetle.

bahtettiğim tarzdaki yazarlar ise goygoy kapsamındaki tanımlarda bile sanki kritik bir hata yapmışsınız gibi "yapıştırıyor". demek ki bazılarını da sözlükte böyle laf sokmak mutlu ediyor.

herkesin tercihi kendine.

ekleme: başlıktaki "muydu" ve tanımdaki "miydi"yi biraz recep ivedik stayla olsun diye öyle yazmıştım. yani sonuçta bahsettiğim tarzda takılan yazarları iç sesimle taklit edince cuk oturuyor. "mavi flüte burdan kodum muydu..." - haha.

devamını gör...

telefon kameran hangisi sorunsalı

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

benimki a. bir önceki telefonum q idi. a daha iyi ya. ne yapacaksın 3 tane kamerayı? * - yani takılıyorum tabii. benim kameradan istediğim şeyler minimal, iyi fotoğraf çekebilmesi dışında. başkaları ise farklı nedenlerle daha gelişkin kamera sistemli telefonları tercih edebilir.

ekleme: #3934389: sözlüğün geyik jargonundan bu "sorunsal" şeysi yahu. her şeyi bu kadar ciddiye almak da, ne biliim. yani ciddi bir başlık olsa zaten başlıkta bu sözcüğü kullanmazdım.

benimki şundan yani. markası nothing ama gayet de "oh boy, you're something!" denebilecek bir telefon. haha.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

jonathan edwards

tarihin en iyi üç adım atlamacısı olan eski ingiliz sporcu. 1995'te kırdığı rekor halen geçilebilmiş değildir. o yılki dünya atletizm şampiyonası'nda üst üste 2 kez dünya rekorunu kırmıştır ve işte 31 senedir de geçilemedi kendisi. önce 18.16 m ile dünya rekorunu kırmış, bundan 20 dakika kadar sonraki ikinci atlayışında ise 18.29 atlamıştır ve bir kez daha dünya rekoru kırmıştır; ki bunda çizginin 11 santim gerisine basmış, yani aslında 18.40 m atlamış teknik olarak. bundan bir sene, hatta galiba 1-2 ay önceki avrupa şampiyonası'nda 18.43 m atlasa da bu rüzgar destekli olduğundan rekor sayılmamıştır. kendisinin rekoruna christian taylor adlı abd'li atlet bir hayli yaklaşmıştır aslında 18.21 m atlayarak ama o da bunu 2015'te yapmış emekli bir sporcudur. edwards'ınki geçilemez bir rekor gibi görünmüyor fakat tabii ki zor olmalı, 31 senedir kimse geçemediğine göre...

şu videoda kendisinin 1995'te üst üste 2 kez dünya rekoru kırdığı atlayışlarını görebilirsiniz. aslında düşündüm de, çok zor olmalı ya o ikinci atlayışını geçmek. haha.



kendisi bir de şuradaki worldathletics.org/news/new... röportajında aslında çok daha uzağa atlayabilirdim ama 18.29'luk derecemle mutluyum, falan diyor. burada herhalde sonraki atlayışları için konuşuyordur. bu arada "çok çok daha uzağa" falan diyor. emin misin ya jonathan? buna "can atsan" bile mesela 20 metre atlayabilir miydin acaba? *
devamını gör...

o yarimin damından hoplıyamadım

muratgilin damından atlayamadım* veya o yarimin damından atlayamadım* adlarıyla da bilinen enteresan bir diyarbakır türküsü. kaynak kişisi ve icracısı celal güzelses olan eser, hicaz makamında ve ağıt türünde. ben şu kaynaktaki ismini ve bilgileri baz aldım: www.repertukul.com/O-YARIMI... - bu kaynaktan türkünün hikayesini de okuyabilirsiniz.




o yarimin damından hoplıyamadım
liralarım döküldü toplıyamadım
o yara mektup yazdım yollıyamadım

bağlantı:
vurmayın arkadaşlar ben yaralıyam
el alem al geymiş ben karalıyam

mardin kapısında vurdular beni
evsel bahçasına koydular beni
gözüm kapanmadan görseydim seni

bağlantı

mardinkapı'sından endim aşağı
belime bağladım acem kuşağı
imdada yetişin evse uşağı

bağlantı

murat gilin damından hoplıyamadım
liralarım döküldü toplıyamadım
dört hane mektup yazdım yollıyamadım

bağlantı

yalnız şu papağanın performansına hayran kaldım. bu kadar iyi ritim ve melodi kulağı olan ve doğru nağme yapabilen bir papağan ilk kez duyuyorum. kusursuz bir performans. umarım yapay zeka falan değildir. x.com/telqraft/status/20361...
devamını gör...

blok flüt

(bkz: recorder) - bizim blok flüt dediğimiz enstrümanın ingilizcesi. flute dendiğinde bizde yan flüt denen enstrüman anlaşılıyor o dilde. ki aslında onlar haklı. flüt dendiğinde asıl flüt olan yan flüt anlaşılmalıydı bizde de ama blok flüt anlaşılıyor normalde.
(bkz: phillipflute2368)
devamını gör...

kahve tatlı makarna gazoz sinema

izmir/buca'da bulunan mistik bir mekanın dış tarafında yazılan şeyler. ne bir mekan adı var ne de aşağıdaki, geçen gün çektiğim fotolarından da görebileceğiniz "normal" bir girişi. zaten görüp dururdum ve bana bayağı tuhaf gelirdi burası da sözlüğe taşımak yeni aklıma geldi. tam ben buradan geçerken bir adam sürgülü kapıyı açıp içeri girdi ve biraz "karanlık" bir edayla etrafa bakınıp kapattı. valla tam korku filmi konusu gibi. cidden "davetkar" bir yer olmakla alakası yok ve "bir girip bakayım" dediğinizde nasıl girebileceğiniz bile belli değil. mesela o içeri giren, herhalde oranın çalışanı olan kişi belki de girdikten sonra kilitledi. yani dikkat etmedim ama olabilir.

tenha bir sokakta bu arada burası. yani buca'nın şu eski tip evlerin olduğu dar ara sokaklarında. buca'yı bilenler anlamıştır neresinden bahsettiğimi.

en alttaki fotodan da anlayabileceğiniz gibi diğer tarafta da "kahve tatlı makarna gazoz sinema" yazıyor. ucunu çekebilsem de anlaşılıyor.

gerçi günahlarını da almayayım. belki mekan bakımda falandı ve/ya kapalıydı. çok da sık geçtiğim bir yerde değil zaten. gene de tekinsizlik havası veren bir imaj bence. haha.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

sinema ve gazoz demişken... *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük yazarlarından ingilizce mizah paylaşımları

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fact-checking

bir yazıda veya konuşmada falan bahsedilen bilgilerin doğru olup olmadığını—hoş, doğru çıkmazsa bu "bilgi" olmaz zaten—çeşitli yollarla kontrol etmektir. çok mühimsenesi bir konudur. bilhassa kritik mevzularda bunu her zaman yaparım. bu kavramın kısa bir türkçe karşılığı yok sanırım. "doğru olup olmadığını kontrol etmek" gibi şeyler geliyor aklıma sadece dilimizde.

ekleme/düzeltme: sahi teyit de diyebiliriz ya. şimdi aklıma geldi nedense. haha. ingilizce ile fazla içli dışlıysam demek... gene de fact-checking de çok kullanılan bir sözcük ve doğru dürüst ingilizce bilmeyenler bile bunu kullanabiliyor.

(bkz: yapay zekanın verdiği bilgileri hap gibi yutmak)
devamını gör...

yapay zekanın verdiği bilgileri hap gibi yutmak

yapılmaması gereken şeydir. hatta bu yapay zekayla da sınırlı değildir. beşer de şaşabilir yani, ne kadar uzman olursa olsun. ben bir oxford üniversitesi profesörünün bir makalesini bile okusam, "şurasını önemli buldum, hafızama net doğru bilgi olarak kodlayabilirim" dediğim kısımları mutlaka google'dan falan aratıp fact-checking'ini yaparım.

#3933538: yapay zekanın gösterdiği kaynaklardaki bilgilerin de fact-checking'inin yapılması gerekebilir duruma göre. ama çoğu durumda ben o kadar da uğraşmam. yani sonuçta cidden önemsemem ve "bunun doğru olup olmadığını mutlaka bilmem lazım" demem lazım, o denli "titizlenmem" için. ekleme: ahaha, kendi tanımımın bağlantısını kopyalamışım yanlışlıkla ve başlıktaki kopyalamak istediğim tanım silinmiş. sağlık olsun diyelim.
devamını gör...

implant ameliyatı

devam etmekte olan sürecimdir ama üst çenemin iki implant operasyonunun da tamamlandığını, ikincisinde sünüs lifting başarısız olduğundan üst çenemin bir tarafına kısa/short implantlar yapıldığını aktarmıştım bu başlıktaki bir önceki tanımımda. üstteki tanımımda sürecin geri kalanını bu başlıkta yazmam falan demişim ama bu konu da bu başlığın konusu gibi düşündüm sonra ya. yani aynı sürecin devamı neticede...

artık cerrahi'de değil, protetik diş tedavisi'nde bu sürecim devam etmekte. yarın da provalara başlayacaktık ve işte 3 hafta içinde falan implantlarıma, yani yapay dişlerime kavuşmayı planlıyordum, ancak dişçim rahatsızlanmış ve yarınki randevum herhalde haftaya bir güne ertelenmiş oldu.

ben vidalı sistem uygulanacak sanıyordum ama dişçim bana yapıştırma önerdi. henüz yapılmadığından hala vidalı yaptırabilirim ama böyle konularda da uzmanları dinlemek gibi bir geleneğimiz olmuştur hep ailece. gene de kafamda soru işaretleri kalmasın diye, default web browser'ım norton neo'nun yapay zekasına bu konuyu sordum ve yanıtını aşağı iliştiriyorum, böyle bir süreç yaşaması muhtemel olan başka yazarlar da ileride faydalanabilir diye.

ama elbette ki yapay zekanın dediklerini de hap gibi yutmuyorum ve siz de aşağıda denenlere koşulsuz güvenin demiyorum. bir dahaki dişçi randevumdan evvel iyice araştıracağım bu konuyu.


ben/dahlvier: neo, selamlar.

dişlerimle ilgili olarak implant sürecindeyim ve ben vidalı implant yapılacak sanıyordum ama dişçim benim çene yapıma göre yapıştırma daha uygun olur dedi. ben de kendisine vidalı daha iyi diye duyuyordum, dedim. kendisi de isterseniz vidalı da yapabiliriz ama bence size yapıştırma daha uygun. vidalı her durumda her hasta için ideali değildir derim ben dedi. bu konuda sen ne dersin? :)

neo:
implant üstü protezlerde vidalı mı, yapıştırmalı mı?
selamlar! implant sürecinde bu tür kafa karışıklıkları yaşamanız çok normal. diş hekiminizin "her hasta için vidalı olan en iyisidir denemez" yaklaşımı aslında modern diş hekimliğinde oldukça kabul gören, vaka odaklı bir yaklaşımdır. her iki yöntemin de kendine göre avantajları ve dezavantajları vardır.

hekiminizin neden yapıştırma (simante) yöntemini önerdiğini anlamak için her iki sistemin farklarına birlikte bakalım:

1. vidalı (sement-retained) implantlar bu yöntemde kron (kaplama), implantın içine doğrudan bir vida ile tutturulur. kaplamanın üzerinde bu vidaya ulaşmak için küçük bir delik bulunur ve bu delik kompozit dolgu ile kapatılır.

avantajları: gerektiğinde kolayca sökülebilir (tamir veya temizlik için). yapıştırıcı artığı (siman) riski yoktur.
dezavantajları: vida gevşemesi riski olabilir. kaplamanın üzerindeki delik (dolgu ile kapatılsa da) estetik olarak veya çiğneme yüzeyinde bazen dezavantaj yaratabilir.
2. yapıştırmalı (cement-retained) implantlar implantın üzerine önce bir dayanak (abutment) takılır, ardından kaplama bunun üzerine özel bir medikal yapıştırıcı ile yapıştırılır; tıpkı doğal diş kaplamalarında olduğu gibi.

avantajları: estetik olarak daha kusursuzdur (vida deliği yoktur). dişin pozisyonu veya açısı ideal değilse, yapıştırma yöntemiyle bu açılar daha kolay telafi edilebilir. çiğneme kuvvetlerine karşı daha dirençli bir yüzey sunar.
dezavantajları: eğer yapıştırıcı artıkları diş eti altında kalırsa "peri-implantitis" dediğimiz diş eti iltihabına yol açabilir (ancak titiz bir hekim bunu rahatlıkla önler). sökülmesi gerektiğinde kaplamanın kesilmesi gerekebilir.
hekiminiz neden yapıştırma demiş olabilir? çene yapınıza göre bu tercihin yapılmasının birkaç teknik sebebi olabilir:

açı problemi: eğer implantın yerleştirildiği açı, vidanın çıkış deliğini dişin ön yüzüne veya estetik olarak riskli bir noktaya getiriyorsa, yapıştırma yöntemi bu görüntüyü gizlemek için tek çaredir.
mesafe ve alan: dişler arasındaki mesafe veya karşı çene ile olan kapanış ilişkisi, vida mekanizması için yeterli dikey alan sunmuyor olabilir.
pasif uyum: yapıştırma yöntemi, implant parçaları arasındaki mikro uyumsuzlukları tolere etmekte bazen daha başarılıdır.
özetle ne yapmalı? diş hekiminiz size her iki seçeneği de sunmuş ama tecrübesine dayanarak birini tavsiye etmiş. bu noktada şu soruyu sorabilirsiniz: "vidalı yaparsak estetik bir sorun mu oluşur yoksa teknik olarak ömrü mü kısalır?"

eğer hekiminiz çene yapınızdaki bir anatomik kısıtlılıktan bahsediyorsa, onun önerdiği "yapıştırma" yöntemi uzun vadede sizin için daha konforlu olabilir. "vidalı her zaman daha iyidir" algısı, sadece sökülebilir olması nedeniyle yaygındır; ancak ağız içindeki mekanik ve estetik dengeler bazen yapıştırmayı zorunlu kılar.

implant sürecinizde şimdiden geçmiş olsun, umarım her şey dilediğiniz gibi ilerler!

ben/dahlvier: teşekkür ederim. detaylarını sormamıştım ama bir dahaki randevumuzda sorayım. üst çenemin bir tarafının sinüs lifting operasyonu başarısız geçmişti ve oraya kısa/shorts implant uygulandı. belki de bu yüzden yapıştırma önermiş olarak düşündüm şimdi, senin verdiğin bilgiler ışığında. :)

neo:
sinüs lifting ve kısa implant sürecinde tercihler
rica ederim! verdiğiniz bu yeni detay (sinüs lifting başarısızlığı ve kısa/short implant kullanımı), taşları yerine oturtuyor. tahmininiz oldukça yerinde; diş hekiminizin neden yapıştırma (simante) yöntemini daha uygun gördüğüne dair teknik taşlar şimdi daha netleşiyor.

kısa implantlarda yapıştırma yönteminin tercih edilmesinin muhtemel birkaç teknik sebebi şunlar olabilir:

1. kuvvet dağılımı ve pasif uyum kısa implantlar, standart implantlara göre kemik içinde daha az yüzey alanına sahiptir. vidalı sistemlerde, vidanın sıkılması sırasında implant üzerine binen "tork" (dönme kuvveti) ve mikro gerilimler, kısa bir implantın kemikle olan hassas bağlantısını zorlayabilir. yapıştırma yönteminde ise kaplama, implantın üzerindeki dayanağa (abutment) daha "pasif" bir şekilde oturur ve çiğneme yüklerini daha dengeli dağıtabilir.

2. vida deliği ve kırılma riski kısa implantlarda dikey mesafe genellikle kısıtlıdır. vidalı bir sistemde, kaplamanın ortasından geçen vida yolu, porselenin yapısını zayıflatabilir. özellikle arka bölgede (sinüs bölgesi çiğneme yükünün en fazla olduğu yerdir) bu zayıflık, porselenin çatlamasına veya kırılmasına neden olabilir. yapıştırma yöntemi, kaplamanın bütünlüğünü koruyarak daha dirençli bir yapı sunar.

3. açılanma ve estetik telafi sinüs lifting başarısız olduğunda, implantın yerleştirilebileceği "mevcut kemik" her zaman ideal açıda olmayabilir. hekiminiz implantı mecburen kemiğin en kalın olduğu noktaya, belki biraz açılı yerleştirmiş olabilir. vidalı sistemde bu açının çıkış deliği çiğneme yüzeyinin çok kenarında kalabilir ve sorun yaratabilir. yapıştırma yöntemi, bu tür açısal sapmaları bir "abutment" aracılığıyla maskelemek için en iyi yoldur.

4. hijyen ve peri-implantitis risk yönetimi kısa implantlarda en kritik konu, implant çevresindeki kemiği korumaktır. hekiminiz, vidalı sistemin ara bağlantı noktalarında oluşabilecek mikro sızıntılar yerine, çok titiz bir yapıştırma ile biyolojik aralığı daha iyi koruyabileceğine inanmış olabilir.

hekiminize bir sonraki randevuda şunu sorabilirsiniz:

"kısa implant kullandığımız ve sinüs bölgem hassas olduğu için mi yapıştırma yöntemiyle kuvvetleri daha dengeli dağıtmayı hedeflediniz?"

bu soru hem konuya hakim olduğunuzu gösterir hem de hekiminizin planlamasındaki asıl teknik detayı (kuvvet yönetimi mi yoksa açısal bir zorunluluk mu) net bir şekilde öğrenmenizi sağlar.

sürecin geri kalanı umarım çok daha sorunsuz ve konforlu ilerler! başka bir sorunuz olursa buradayım.
devamını gör...

ilk ve tek

bence tam olarak doğru bir kullanım değildir. tekse tektir zaten. ilk, ardından devamlarının da geldiği veya gelebileceği kapısına çıkar.

ben bunu şöyle kullanabilirim ancak: "ilk ve şimdilik tek". mesela "yönetmenin ilk ve şimdilik tek animasyon filmi", gibi. yani ilgili yönetmen ileride başka animasyon filmleri de yaparsa "ilk" olur, mevzubahis filmi; yapmazsa ise "tek" olarak kalır. sadece "ilk animasyon filmidir" demek sanırım teknik olarak yanlış sayılmaz, yönetmenin o ana kadarki tek animasyon filmiyse bu. fakat ilgili yönetmen bu mesleğinden emekli olmuşsa, bu kullanım da bana göre hatalı olur.

gene de tamamen yanlış bir kullanımdır da diyemem, "ilk ve tek" için. mesela "bunu başarabilen ilk ve tek kişidir" denirse, bundan "ileride başkaları da çıkabilir" manası çıkabilir. ama mesela "bu temayı 70'lerde işleyen ilk ve tek filmdir" derseniz, bu doğru olmaz; "tek filmdir" demek zaten yeterli olur. 70'ler geride kaldı zira, yani başka böyle filmler gelemez o on yıldan; zaman makinesi falan bulunmadığı müddetçe en azından. *

(bkz: tekse tektir buna ilk de diyenin hakkı kötektir)
devamını gör...

altının çok kötü düşmesi

dibi düşmek gibidir. düşün hele bir, altın/dibin düşüyor. altının dibi görmesi ise aynaya baktığı manasına gelir. umarım dibi boylamaz.

zırvalamam bir yana, bence garanti yatırım diye bir şey yoktur ama altın gene de en güvenilirlerdendir.
devamını gör...

zıttınla terbiye olur benzediğinle kavuşursun

tanım: bir söz.

ben bana benzeyen kişilerle pek yakın ilişki kuramıyorum genelde ya. cinslik bende olabilir gerçi. benim ahbaplık kurduğum hemen hemen herkes karakter ve mizaç olarak benden çok farklı kişilerdir. bana benzeyen kişilerle iletişim halindeyken ya geriliyorum ya da sıkılıyorum falan. birbirimize de bir şeyler katamıyoruz öyle kişilerle gibime gelir hep. bana benzemeyen biriyle arkadaşlık/dostluk kurduğumda ise birbirimizi zenginleştiriyoruz gibi hissediyorum.

ama tabii etik değerler bakımından bana zıt biriyle de yakınlık kuramam herhalde. etik önemli...
devamını gör...

ilkbahar yaz sonbahar kış

dört mevsimdir. bence akla en yatkın sıralama budur. yani ilkbahar çiçek açma, doğuş gibi düşünülebilir. kış da işte son mevsim gibi düşünülebilir. bir de sonbahardan sonra gelmesi bu "sonlanışı" perçinler. zaten son ay olan aralık da kış mevsimindedir. hoş, ilk ay ocak da kış mevsiminde ama gene de bu sıralama bence en mantıklısı.

ben nedense eskiden sonbahar kış ilkbahar yaz diye sıralardım. belki de öğrenciyken yaz mevsimi "mutlu son" gibiydi, o yüzdendir; hani okullar bitiyor, yani tatile giriyor falan gibi düşünülebilir. demek ki öğrencilik böyle bir şey: sonbahar ile hem okullar başlıyor hem de mevsimleri öyle başlatıyordum ben. yaz ile birlikte de ikisini de bitiriyordum.
devamını gör...

yazarlarla ilgili beş garip kelime

(bkz: mage)
(bkz: wizard)
(bkz: sorcerer)
(bkz: necromancer)
(bkz: warlock)
devamını gör...

yazarların favori et yemeği

yazarların favori yemeği ve yazarların en sevdiği sebze yemeği başlıkları var da bu neden olmasın, diyerek açtığım başlıktır. aradım, taradım, ve bununla aynı kapıya çıkacak bir başlık bulamadım.

benimki dana çöp şiştir. 3 yaşımdan ilkokul 3'e kadar aydın merkezde oturuyorduk. buradan, gene aydın'a bağlı olan memleketimiz güllübahçe'ye gidip gelirken galiba ortaklar'ın oralardaki çöp şişçilerde mutlaka dururduk ve işte çöp şiş yerdik. fiks ve sık yaptığımız bir şeydi bu: yani bu yolları sık teperdik ve fiks yolda buradaki çöp şişçilerde durup çöp şiş yerdik. öküz gibi yerdim valla, ufacıkken bile. anormal lezzetli idi. o yolda o eski çöp şişçiler mi lezzetler mi kalmadı falan diye duyuyorum bazılarından da işte asırlardır haberim yok açıkçası zaten. hatta aydın merkeze en son ne zaman gitmiştim hatırlamıyorum bile.

hala da en sevdiğim et yemeği bu ya. gerçi 6 senedir falan dışarıdan bir şey yemiyorum ama en son ankara'dayken, 2019'da falan tarihi mutfak lokantası'nda yediklerimin tadı hala damağımda. ev yapımı yiyorum aslında hala arada ama gerçek ustalarının yaptıkları daha lezzetli oluyor elbette.

ramazan da geçtiğine göre görsel paylaşabilirim sanırım. canım çekti, demeyi düşünenlere "benim de çekti, her zaman bulamıyoruz" diye bir yanıt verebilirim. haha.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

patatesten yapılan yemekler

(bkz: patatesli börek)
devamını gör...

renaud lavillenie

sergey bubka'nın, benim ergenlik dönemime denk gelen, 1994'teki "kırılamaz" denen sırıkla atlama rekorunu tam 20 sene sonra, 2014'te kırabilen fransız sporcu. armand duplantis tabii 2020'den itibaren öyle inanılmaz şeyler yaptı ve yapmaya devam etmekte ki [#3932748] artık bubka'nın rekorları bile pek konuşulmaz oldu.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim