dahlvier yazar profili

dahlvier kapak fotoğrafı
dahlvier profil fotoğrafı
rozet
dahlvier (editör)
karma: 110427 tanım: 13921 başlık: 3011 apolet: 11 takipçi: 143
Lich-Count Mage

son tanımları | başucu eserleri


çark kurnazı

çarıklı milyoner ve şark kurnazı'nın karışımıdır.

yani sözlükteki şans çarkı ile karma puanı zengini olmak gibi düşünün.

bu kurnazların yolunu kesebilmenin tek yolu, çarka "kalbimiz seninle" dilimini de koymaktır.

iflas olmayan çark mı olur?

hepsi iyi kanka, s.çarım böyle çarka, şok!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

duy beni yoldaş dost; bu çark fazla oldu çok; gel kurtar bizi benjamin; sen bu çarka çomak sok!

geyik yapıyorum bu arada ama sanki belli sakıncaları oldu ya bu çark olayının. kişisel olarak low-profile [low profile] olmayı sevdiğimden karma puanı sıralamasında altlara düşmem hoşuma bile gidiyor ama yani cidden olmadı böyle sanki... sözlüğe yeni gelen biri, o listede sözlüğe en çok katkıda bulunan kişileri gördüğünü sanır başta, onlardan feyzalmak isteyenler olabilir. gel gör ki, çark çevirerek de listenin tepelerine kısa sürede çıkabilmenin mümkün olması hoş değil. yani mesela ben de o listede tırmanayım diyen biri, tanım girerek falan karmamı yükselteceğime çark çeviririm. zaten sittinsene tanım girsem de çark kullananlarla karma puanında yarışamam, falan der.

dediğim gibi, kişisel olarak karma puanı listesinde nerede olduğum, hatta o listeden tamamen çıkabilecek olmam bile umurumda değil. yani sözlüğün iyiliğini gözeterek yazıyorum bunları sadece.
devamını gör...

yazarların ruh halini anlatan gif

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yazarların favori stephen king kitapları

1993'ten beri falan stephen king fanıyım. sözlükte çeşitli başlıklarda bahsetmişimdir, bana okumayı sevdiren yazar kendisi olmuştur. abim mesela okumayı söktüğünden beri deli gibi kitap okurdu ve ilkokulda yetişkinler için kitaplar okumaya da başlamıştı ama ben ortaokul başlarına kadar sadece çocuk klasiklerini falan okurdum ama yani çok da fazlasını okumazdım onların bile. işte stephen king'in hayvan mezarlığı romanını okumamla birlikte bu değişti. bu romanı pek de sevmemiştim aslında konu olarak ama king'in üslubunu ve işte hikaye anlatıcılığının sürükleyiciliğini çok sevmiştim. sonra sayısız king kitabı okudum ve aklıma gelen favorilerimi yazmak istedim bu tanıma. sizin de favorilerinizi yazmanız güzel olurdu ama. :>

(bkz: büyücü ve cam küre) - kara kule serisinin 4. romanı bu. seriyi 1998 senesinde, lise 2'deyken keşfetmiştim. tüm seriye bayılıyorum ama bunun yeri ayrıdır. serideki tüm romanları da tek tek favorilerim arasında yazabilirdim ama sadece 1 tanesini yazmayı daha uygun gördüm.

(bkz: korku ağı) - (bkz: 'salem's lot): bu, en erken okuduğum king romanlarından biriydi ve zaten kendisinin de ilk romanlarından biri, hatırladığım kadarıyla 2.si. yani cidden ergenliğimin başlarımda bu romandan ne kadar büyülendiğimi anlatamam. müthiş bir atmosferi vardı ve okuduğum yaş da düşünüldüğünde beni ne kadar etkilediğini hayal edebilirsiniz.

(bkz: yaratık) - bu romanın orijinal adı desperation, yani çaresizlik gibi bir şey manası. bunu da orta sonda veya lise başında okumuştum. 1996 çıkışlı bir roman ve çıktığı zamanlarda okumuştum işte. daha girişinde dumura uğramıştım. spoiler vermeyeyim de işte yani daha romanın başlarında kahramanların başlarına böyle şeylerin gelmesi beni acayip şaşırtmıştı. hayvan mezarlığı'nda mesela hani ilk 100 sayfada falan doğru dürüst bir şeyler olmazken, burda king dede direkt hardcore dalmış. haha. genel olarak da çok beğendiğim bir romandı. sonra bir arkadaşımın kız arkadaşı hacılamıştı güzelim romanımı. haha.

(bkz: koşan adam) - orijinal adı, (bkz: the running man): bu da eskiden okuduğum king romanlarından biriydi. bunun ilk film uyarlamasının kitapla alakası yok gibiydi. eğlenceli filmdi ama kitap çok derin... bayağı çarpıcı bir roman yani. böyle... nasıl desem... bir black mirror bölümü gibi, hem de en çarpıcılarından... galiba bir film uyarlaması daha yapılıyordu bunun, ya da gösterime girmiş bile olabilir belki. umarım bu sefer bu olağanüstü iyi romanın hakkını verirler.

(bkz: ejderhanın gözleri) - (bkz: the eyes of the dragon) - bu da işte bir peri masalı falan gibi olsa da cidden çok sürükleyici ve büyüleyici bir kitaptı. king'in alışıldık üslubundan farklı bir şeyler okuyoruz burada ama cidden de nefis bir karanlık peri masalıdır bu da. yani o havadaki bir romandır. müthiş güzeldir.

(bkz: şeffaf) - (bkz: the tommyknockers): bu da en erken okuduğum king romanlarından biriydi. çok tuhaf bir roman olduğunu düşünüyorum. h.p. lovecraft'ın uzaydan gelen renk'indeki gibi dünya dışı bir meşumluk var burada işte ve cidden beni çok etkilemişti bu romanı da king'in.

(bkz: hayatı emen karanlık) - (bkz: the dark half): bu da bayağı süper bir roman. yani çok karanlık ve bir o kadar da manyakça bir konu işleniyor burada. korku ağı gibi bunun da atmosferini çok beğenmiştim ama bunu o kadar erken okumadığımdan o kadar da etkilendiğimi söyleyemem. yani estetik zevklerime çok hitap etti yine de. bayağı güzel bir romandır.

(bkz: ruhlar dükkanı) - (bkz: needful things): müthiş bir korku/gizem romanı ama işte king'in "sonları", 70'lerdeki ilk eserlerinden sonra epey light'lığa evrildi. bu da buna kurban gidiyor biraz. herhalde beni ergenler okuyor, onların akıllarını yok etmeyeyim demeye başlamış king amca bir yerden sonra ve romanlarının sonlarında daha yumuşatmış olayı. gene de işte çok güzel bir roman bu da ve romandaki o kasabaya açılan yeni dükkan ve sahibinin gizemi okuru esir alıyor.

(bkz: kemik torbası) - (bkz: bag of bones): bu da müthiş atmosferik bir romandı. hatta bunu yalnız başımayken çok tenha bir yerde okumuştum ve büyük kısmını mum ışığında okuyup kendimi iyice moda sokayım dediğimi hatırlıyorum. neticesinde etrafımı hayaletler kuşatmış gibi olmuştu. o koşullarda okumasam belki daha az etkilenirdim ama gene de çok iyi roman bence.

(bkz: rüya avcısı) - (bkz: dreamcatcher): bu da çok heyecanlı bir romandı ve büyük zevkle okumuştum. bayağı maceralı bir roman. bunun galiba 2002 çıkışlı filmi pek beğenilmedi ama onu da çok sevmiştim ben. sonunda ters köşe oluyorsunuz ama. bunu da olumlu karşılamıştım ben. romandaki son veya benzerini beklerken bambaşka bir şeyler olması beni olumlu manada ve zevk verici mahiyette şaşırtmıştı sinemada.

(bkz: kara ev) - (bkz: black house): king, bunu peter straub ile birlikte yazdı. bence müthiş güzel bir roman. o sapık dede falan... bayağı sarsılmıştım bazı yerlerinde. yine çok atmosferik ve alışılandan daha psikopat bir roman. gizem unsuru da nefis tabii gene.

bu kadarı yeterli dedim şimdilik. başlarda hafızamdan yazacaktım ki sonra bir internet sayfasından bakayım da uğraşmayayım hatırlamakla dedim. bir yerden sonra kronolojik oldu yani. son bahsettiğim roman 2001 çıkışlı ve benim bu zamandan sonra king'le olan alakam epey azalmıştı zaten. tek tük okuduğum daha sonraki dönem romanları olsa da o eski hayranlığım kalmadığından burada noktalayayım dedim favorilerimi. yani benim açımdan öne çıkan king romanları bunlar. mesela 2002 çıkışlı from a buick 8'teki hayal gücü ve yaratıcılığını da çok beğenmiştim king'in ama biraz saçma gelen tarafları da olmuştu. belki de ben yetişkin olmuştum artık. haha. gerçi hala fantastik korku manyağıyım, orası ayrı. :p

(bkz: falcı) - (bkz: thinner)'ı unutmuşum ya. ondan da çok etkilenmiştim. film uyarlaması ise bayağı kötüydü bence.

(bkz: tılsım) - (bkz: the talisman) da unuttuklarımdan olmuş. bunda da müthiş bir macera boyutu var. soluksuz okumuştum ve çok heyecanlanmıştım okurken.

"o" - "it"... bunun abridged (kısaltılmış) versiyonunu okumuştum ergenken ama o zamanlar orijinalinin 1.000 küsur sayfa olduğunu da bilmiyorduk. sonra o uzun/tam versiyonu çıktı. birkaç kez okuyayım demiştim ama bir türlü tam o mod'a giremedim ve kaldı öyle. belki bir gün okurum zira çok övüyorlar full/orijinal versiyonunu. it (1990) yapımı beni amma korkutmuştu ama ufakken. :d bu arada okuduğum o birkaç yüz sayfalık "abridged" versiyonunu da çok beğenmiştim aslında ya. yani bu romanı da favorilerim arasına alabilirim bence.

bu arada ben bu romanların bir kısmının orijinal ingilizcesini de okudum. kara kule serisinin hem türkçe hem de ingilizce orijinallerini defalarca okudum hatta.
devamını gör...

sözlük yazarlarının fotoğrafları

5 sene falan öncesinden galiba bu.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yazarların milyon dolarlık evleri

mesela stephen king'in şu meşhur evinin değeri 1.5 milyon dolar civarı tahmin edilmiş şu www.re-thinkingthefuture.co... sitede yazılana göre. gene de king gibi yüzlerce milyon dolarlık serveti olan birine göre mütevazı bir ev sayılabilir. ama zaten maine'in kırsal bir bölgesinde diye biliyorum burası ve sonuçta new york'un seçkin yerlerindeki kadar devasa arsa ücretleri de yoktur oralarda, o yüzden de akla yatkın bir fiyat diyebilirim. zaten king bunu bayağı eskiden gayet uygun bir fiyata almış.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ne o? bir an sözlük yazarlarının evlerinden bahsedeceğim sanmıştın, değil mi? zaten öyle san diye başlığı böyle açtım. yani işte böyle troll damarım da bazen tutmuyor değil. ha-ha-ha!
devamını gör...

normal sözlük yazarlarından ingilizce mizah paylaşımları

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kimseye öğüt vermeyin diye öğüt vermek

ya da (bkz: kimseye akıl vermeyin diye akıl vermek)

dün bir yerde gördüm de, cidden ironik aslında. bunu ben de yaptım çok. yani yerli yersiz kimseye akıl/öğüt vermeyin diye başkalarına akıl/öğüt vermek nereden baksan tutarsızlık. *
devamını gör...

holger rune

holger vitus nødskov rune

şimdi öncelikle... 3.5 senedir falan jannik sinner'ı destekliyordum ve artık rune'yi (rune gibi okunuyormuş dancada, rüun gibi değil)) destekliyorum. bunu şurada açıklamıştım: #3869710 — holger rune bildiğim bir tenisçiydi zaten ama çok da iyi bildiğim bir tenisçi değildi. kendisi hakkında kapsamlı bir tanım gireceğim ve bunda tenissever yazarlara faydalı olabilmesi gayesi güttüğüm gibi, kendim için de bilgilendirici bir yazı olacağından bir taşla iki kuş vurmuş gibi olacağım. yazının en sonuna da bu tanımı yazarken faydalandığım kaynakları koyacağım.

o halde başlayalım. ilk olarak, kendisini tutmaya başlamamı ilk şurada açıklamıştım: (bkz: tutulan ve sempati duyulan milli takımlar ve sporcular)

29 nisan 2003 doğumlu dan tenisçidir. wiki'ye göre şu anda monaco - monte carlo'da yaşamaktadır. 2020 senesinde profesyonel tenis oynamaya başlamıştır. 1.88 m boyundadır, 77 kilodur, sağlaktır ve çift el backhand kullanmaktadır. gençlerde (junior) dünya 1 numarası olabilme başarısı göstermiştir. yetişkinlerde ise 2003'te, yani henüz 20 yaşındayken atp tek erkekler sıralamasında 4. sıraya kadar yükselebilmiştir—ki bu danların erkeklerde tarihte gördüğü en yüksek sıradır—ve şu andaki sırası 16.lıktır. geçtiğimiz ekim ayında aşil tendonu yırtılması gibi aşırı ciddi bir sakatlık geçirmiştir ama birkaç gün önce yaptığı bir x paylaşımıyla ameliyat sonrası rehabilitasyon sürecinin olumlu seyrettiğini açıklamıştır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

an itibarıyla turnuvalardan edindiği toplam kazanç $15,209,776 olan dan yıldız, 175-107 galibiyet-mağlubiyet sayılarına sahiptir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kendisi tüm kortta efektif olabildiği stiliyle dikkat çekse de file oyununda da fark yaratacak derecede iyidir. agresif ve cesur bir stili olan tenisçinin en güçlü ve favori vuruşu forehand olsa da (kimin değil ki, swh), backhand vuruşları da etkilidir ve sürpriz dropshot'lar atmada da kabiliyetlidir kendisi. agresif geri çizgi civarı oyunuyla birlikte güçlü servisleriyle de dikkat çeken isim, en kuvvetli rakiplerinin bile her daim ciddiye aldığı ve duruma göre çekindiği bir tenisçi olmuştur. kendisi ise sert kortu da toprak kortu da sever ve ikisinde de cengaverce savaşır. maçlardaki kritik anlarda da cesaretiyle ön plana çıkan tenisçinin ateşli kişiliği ve bunu dışa yansıtışı da kortlara ekstra seyirci çekiyormuş. yani seksi anlamında ateşli demiyorum, işte millet izlemeyi seviyormuş yani onun o tutkulu, agresif tarzını. zaten kabalalıklara kalsa hep kaos olsun, hep böyle şeyler izlesinler. ahahaha.

holger, ablasının dediğine göreydi galiba, çok mutlu bir çocukmuş ve hala öyleymiş. ayrıca sadece teniste değil, dahil olduğu her alanda çok rekabetçiymiş; mesela satrançta da hep kazanmak istermiş. herkes ister kazanmak da işte kaybedince de bunu fazla takabilirmiş ve hırs yaparmış. "galiba" dedim zira bunu yazmak sonradan aklıma geldi ama aşağıda verdiğim 15 kaynaktan falan hangisinde okumuştum bunları hatırlamıyorum ve bakmaya da üşeniyorum şu anda tek tek. haha.

carlos alcaraz ve jannik sinner ile birlikte aynı jenerasyondan sayılırlar ve bu 3'ü de dünya 1 numarası olmak, grand slam'ler kazanmak hedefleri olan genç isimlerdir. diğer ikisi bunları başarabilse de rune henüz başaramamıştır ama ilgili sakatlığından sağlam dönerse ileride başaramaması için herhangi bir sebep görememekteyimdir zira kendisi tıpkı alcaraz gibi henüz 22 yaşındadır. rune, daha 20 yaşındayken dünya sıralamasında ilk 4'e çıkabilmesiyle beraber, sinner ve alcaraz ile birlikte "umut veren gençlerin büyük 3'ünden biri" olarak gösterilmeye başlanmış medyada ama 3'ün 1'ini aldı tabii sonrasında... şaka şaka, diğer ikisi uçtu diyelim bence. gene de belli olmaz bu işler. 22 yaş da epey genç olmak demek. tabii o talihsiz sakatlığından nasıl dönebilecek rune, bunu da mühimsemek lazım geleceğe dair tahminlerde bulunurken kendisiyle ilgili.

danimarka-kopenhag'ın kuzey banliyölerinde yer alan gentofte doğumlu olan holger, kız kardeşi alma ile birlikte yine bu civarlardaki charlottenlund'da büyümüştür. şimdilerde bir model olan kız kardeşi oynuyor diye, wiki'ye göre 6 yaşında, şu www.scmp.com/magazines/styl... ve şu montecarlotennismasters.com... sitelere göreyse 3 yaşında (ki wiki'nin yanlış bilgi verme ihtimali hiç az değildir) tenise merak salmıştır ve daha küçük yaşlarında bu sporu çok ciddiye almaya başlamıştır ve wiki'ye göre bu yaşlardaki idolü novak djokovic'tir, holger'in—gelgelelim bu bilgi yanlış gibi görünüyor, diğer okuduklarımı da aktaracağım bu konuda altlarda.

yalnız şu www.mouratoglou.com/en/Prof... kaynakta da 6 yaş denmiş ki bu kaynak güvenilir olmalı. belki de 3 yaşında öyle ciddiye almıyordur ve 6 yaşında hırsla oynamaya başlamıştır falan, bilemedim şimdi. şu www.thesportreview.com/biog... kaynakta da 6 diyor. böylece 3 tane 6, yani 666 oldu. şeytan diyor ki buna inan yani... şaka bir yana, bu 6 yaşında tenis oynamaya başlaması bilgisi doğru olmalı zira bu son bahsettiğim kaynakta direkt alıntı olarak holger'in bunu dediği aktarılmış. zaten başka kaynaklara da baktım hep 6 deniyor gibi. yalnız wiki'nin idol bilgisi yanlış gibi duruyor zira başka kaynaklarda hep nadal ve federer'den bahsedilmiş bu bağlamda. hatta bir kaynakta ilk idolünün nadal olduğu, ama o dünya 2.liğine düşünce de federer'in yeni idolü olduğu ve bunun böyle devam ettiğini söylediği aktarılıyor holger'in.

kız kardeşine göre başlarda çok tembelmiş aslında dan tenis yıldızı. çok küçükken tenisle birlikte futbol da oynuyormuş—hatta ilk yaptığı spor buymuş—ama tenis ona daha cazip gelmeye başlamış zamanla zira bunda başarı kendisine bağlıyken, futbol gibi bir takım sporundaysa siz çok iyi olsanız bile takımınız kaybedebilir, diye düşünerek (ki bence haklı) konsantrasyon ve çalışmalarını tamamen tenise kanalize etmiş dan isim.

kız kardeşi, yani aslında ablası alma, holger'den 4 yaş büyük olduğundan elbette daha iyiymiş ama bu da holger'i hep hırslandırmış ve hafta sonlarında sürekli ablasıyla tenis oynamak istiyormuş ufak holger.

idolü djokovic demiştim ama başka bir kaynakta da şu bilgi var. bunu bir kez daha söyleyeyim, wiki pek güvenilir bir kaynak olmayabiliyor. yani mesela akademik bir konuda bir yazı yazarken ben oradan normalde faydalanmam bile. oradakilerle çelişebilecek şeylerden de bahsediyorum bu yazımda da yani. neyse, başka bir kaynakta ise holger'in çocukluğunda o anda dünyanın en iyisi olan tenisçinin posterini odasının duvarına astığı söyleniyor ve bu genelde roger federer ya da rafael nadal oluyormuş ve o anda hangisi 1 numaradaysa o tenisçi gibi giyinip kortta da onların davranışlarını taklit ediyormuş, raketini bile ona göre belirliyormuş. djokovic'in ilk idolü olması bilgisi yanlış olmayabilir de tabii ama bu bilgi de burada dursun dedim. gene de mouratoglou sitesinde de idolleri için federer ve nadal denmiş ve wiki'deki bilgi kanımca yanlış bu yüzden. zaten hala onun akademisine uğruyormuş holger ve orada düzenli antrenman yapıp kurumun fizyoloğu louis fresneau ile birlikte çalışıyormuş. yani o kurumun internet sitesindeki bilgilerin yanlış olduğunu zannetmem. hoş, bu "hala" dediğim de hangi senenin bilgisi bilinmese de bu idolleri falan zaten seneler önce de bilinen şeylerdir.

çocukluktaki koçu lars christensen, rune'nin 12-13 yaşına kadar aslında çok tembel olduğunu, kortta pek hareketli olmadığını söylemiş. kız kardeşi de fitness egzersizlerinden kaçındığını falan söylüyordu. işte koçu zorla ama zorla ona bayağı egzersizleri dayatmış senelerce. rune de bu konu açıldığında bir kahkaha patlatıp, "şimdi bakınca, ona [koça] bunun için teşekkür ediyorum" demiş. 2019'da roland garros tek oğlanlarda şampiyon olan holger, o senenin sonunda da işte veletlerde dünya 1 numarası olmuş ve yani bir teniz yıldızı olacağı daha o zamanlar belli olmuş, hatta netleşmiş diyebiliriz bence.

aslında böyle incik cıncık, ilk koçu kimmiş falan bilgilerini vermeyecektim ama 13 yaşındayken mouratoglou tenis akademisi'nde eğitim almaya başlaması ilgimi çekti. bildiğin muratoğlu'nun yunancası gibi [oglou] bir ismi varmış akademinin, haha. burası fransa'daymış yalnız (alpler).

gene de koçları hakkında belli bilgiler vereyim zira okuyunca enteresan geldi bana bunlar... zaten holger sık koç değiştirmesiyle dikkat çeken bir tenisçiymiş. ilk koçu lars christensen imiş holger'in, çocukluğunda ve annesiyle birlikte onun en büyük ilham kaynakları olduğunu söylüyormuş dan tenisçi. profesyonel kariyerinin de başlarında lars varmış aslında kendisinin ama 2022 sonlarına doğru patrick mouratoglou ile birlikte çalışmaya başlamış rune ve bu da üstteki paragraftaki akademinin sahibiymiş zaten. wiki'de "additional coach" denmiş kendisi için, yani hem lars hem de muratoğlu ile birlikte çalışıyormuş herhalde o zamanlar. muratoglou ile yollar ayrılmuş, kısa süreliğine bir daha birleşmiş falan derken 2023 sonlarında lars da muratoğlu da artık rune'nin profesyonel hayatından çıkmış.

çocukluğumdaki (evet, benim çocukluğumdaki) illk hayranı olduğum tenisçi boris becker ile birlikte çalışmaya başlamış rune işte sonrasında—ki bu ismi görünce aklıma favori tenisçilerimin hepsinin soyadının er ile bitmesi başlığım geldi; bu sefer bu olmamış oldu ama adı er ile bitiyor. yani er laneti tam olarak bitmiş değil, haha!—ve bu hikaye gayet ilginç, işte becker bazı yasal (yani aslında yasa dışı) durumlar yüzünden birleşik krallık'a giremiyormuş ve yollarımızı ayıralım dese de rune, sorun olmaz ya, falan demiş falan... becker, rune'ye takı ve şapka takma, ben takmazdım, bunlar konsantrasyonu dağıtabilen şeyler öğüdü vermiş ve holger de buna uymuş. gerçi kep takıyor ama ters takıyor. boris'in uyarısı belki de düz takmaması içindi, ya da holger bir yerden sonra "şapkasız çıkmam abi" demeye başladı, bilemem... neyse, bu konuyu çok da uzatmayayım zira zaten uzun bir yazı olacak totalde. işte efendim, o koç senin bu koç benim derken şimdiki durumda baş koçu kenneth carlsen imiş holger'in ve ilk koçu lars'ı da yardımcı koçu yapmış gene kendisi. bir nevi 7'de koçun kimse 70'de de o olacak herhalde sorunsalı falan fistan galiba. haha. yani bu son değişim 2024 sonlarında olmuş ve bu ikili koçluk görevlerini koruyorlar herhalde rune için. zaten bahsettiğim sakatlığı var şu anda kendisinin ama wiki'de bu son verdiğim bilgiden sonra başka koçluk değişimi bilgisi konmamış. gerçi internetten arattığımda mouratoglou ile 2024 sonlarında tamamen yollarını ayırmışlar gene diye bilgilere rastlıyorum, bu da demek oluyor ki arada onunla bir kere daha çalışmışlar. herhalde artık koç olarak bir tek kenneth carlsen ile çalışıyor kendisi ama tabii "moratoğlu"nun akademisine de hala gidiyor olabilir.

ekleme/güncelleme: şuradaki www.reddit.com/r/tennis/com... içeriğe göre, danimarka online medyasının aktardığı şekliyle 2025'te lars christensen yeniden koçu olmuş holger'in ve en güncel bilgi bu galiba. holger'in menajeri de olan annesi aneke bunu onaylamış ve kenneth carlsen ile lars birlikte ortak koçluk yapacaklarmış artık holger'a. ayrıca kendisinin fitness koçu lapo becherini ve fizyoterapisti de louis fresneau imiş, an itibarıyla. yalnız bunlar 2024'ün gelişmeleri ve 2025'in planları gene de. yani tenisçinin 2025 sonlarında yaşadığı sakatlıktan sonra da durum/kadro aynı mı bilmiyorum açıkçası. zaten kortlara ne zaman dönebileceği de belli değil gibi görünüyor kendisinin.

tenisçinin henüz 20 yaşındayken dünya 4.lüğüne çıkabildiğini söylemiştim ve zaten 21 yaşındayken nike'ın sponsorluğu varmış ve milyonlarca dolar para ödülü... ama kötü mizacıyla da ün salmış ki bu benim kendisini desteklememe engel olacak bir şey değil. yani cidden kriminal bir şeyler yapmadığı sürece geçimsiz biri olması falan benim takacağım şeyler değil. işte dönem dönem tuhaflıklarıyla ve diğer tenisçilerle sürtüşmesiyle falan gündem oluyormuş kendisi daha o zamanlar ve "kötü çocuk" olarak anılmaya başlamış bile... kortta duygularını gösterdiği ve agresif reaksiyonlar verebildiği gibi, bazı oyun içi olayları sosyal medyasına da taşırmış. kameraların önündeki homofobik bir yorumu tepki çekmiş. bilemedim, yorumu görmediğim için. belki de gençliğine verebiliriz ama önce açıklamayı görmem lazım.

bir new york times makalesinde kendisi için: "tenisin kazananlara (winner) da kötü adamlara (villain) da ihtiyacı vardır ve rune ikisi de olmaya niyetli gibi görünüyor" denmiştir. holger rune'nin casper ruud ile olan bazı şeyleri de tenis dünyasında çok konuşulmuş: bir yenilgi sonrası rune, ruud'un elini çok soğukça sıkmış ve ruud da "how rude?!" demiş... dememiş, o star wars'taki jar jar binks'in lafıydı ama buraya uydu diye bahsedeyim dedim, haha. sonuçta burada da tenis yıldızlarının savaşı var. bu da bir bakıma yıldız savaşları! bana çok boş geldi bu muhabbetler: işte holger de ruud yüzüme bağırdı demiş, ruud'un babası da holger yalan söylüyor, demiş, holger'in annesi de "oğlum doğru söylüyor, ruud'un babası yalan söylüyor esas" demiş falan... bomboş, çocukça muhabbetler. ama ikisinin arasındaki şeylere aileleri bile müdahil olması enteresan. işte böylesi olaylar kendisinin "bad boy" imajını güçlendirse de ben de count dahlvier olarak bir villain olduğumdan benim en azından online personama daha uygun bir karakter belki de rune. nıhahahaha!!! (kötü adam kahkahası)

2023 sonlarındaki rolex paris masters'ta top 10 rakiplerinin 4'ünü 4 günde mağlup etmesi de onun 4-4'lük bir tenisçi olduğunu gösteriyor zaten. benim favori sayım da 4'tür (ciddiyim). rune de bir ara 4. sıraya yükselmiş. gördüğünüz gibi 4'ler havada uçuşuyor. may the 4th be with you! ahanda gene star wars, zuhahaha. bu arada bu turnuvadaki devasa başarısıyla alakalı mı bilmesem de wiki'ye göre kendisinin saat sponsoru da rolex imiş. rolex zaten tenis sponsorluğunu seviyor. yani birçok turnuvada görüyorum ben koca koca rolex amblemli reklamlarını. bu arada başka bir kaynakta ise rolex paris masters'ta 7 günde top 10'daki 5 tenisçiyi yendiği söyleniyor holger'in ki bu atp tarihinde daha önce görülmemiş hayvanlıkta bir başarıymış. hatta bir kaynakta yazdığına göre, atp veya herhangi bir tenis organizasyonunda, tek bir turnuvada 5 tane birden top 10 oyuncuyu yenilgiye uğratabilmesini ilk ve tek gösterebilen kişi holger imiş. bravo diyoruz.

şimdi de şampiyonluklarına ve başarılarına gelelim... 2020'de profesyonel olduğundan bahsetmiştim dan tenisçinin. bir sene sonra biella'da ilk challenger şampiyonluğunu kazanmış ve yine 2021'de ama bu sefer senenin sonlarında abd açık'ta elemelerden gelmiş ve ilk turda djokovic'ten 1 set almayı başarabilmiş. kendisi ilk atp şampiyonluğunu ise münih'te, 2022'nin nisanında finalde dünya 3 numarası alexander zverev'i eleyerek kazanmış. holger'in grand slam'lerdeki ilk büyük başarısı ise yine 2022'nin roland garros'unda olmuş: denis shapovalov'u ezdikten sonra 3 tur daha ilerlemiş ve bir önceki yılın finalisti, o zamanın dünya 4.sü stefanos tsitsipas'ı da elemiş, ama çeyrek finalde şu sürtüştüğü casper ruud'a elenmiş. bunun ardından da yine 2022'de işte üstteki paragrafta bahsettiğim atp tarihine geçtiği müthiş başarılı rolex paris masters turnuvası gelmiş. işte patrick mouratoglou ile birlikte çalışmaya başlamasının ardından gelen iki ayda stockholm ve rolex paris masters şampiyonluklarıyla birlikte bazel'de de final oynaması kendisini iyiden iyiye dünya tenis gündemine oturtmuş. 2023'te münih'te 2. şampiyonluğunu kazanan rune, monte carlo ve roma olmak üzere iki tane daha masters 1000 finali oynamış ve bu senenin ağustos ayında da dünya 4.lüğüne yükselmiş. yıldız isim, 2025'in nisanında barcelona açık finalinde carlos alcaraz'ı yenerek 5. ve şimdilik son atp şampiyonluğunu kazanmıştır. dan tenisçi, djokovic'in 2024 olimpiyatlarında alcaraz'ı finalde nasıl yendiğini iyi etüt ettiğini ve aynı taktikleri uygulamaya çalıştığını ve neticesinde rakibini alt edebildiğini söylemiş bu maç için.

holger rune'un grand slam'lerde henüz çeyrek finallerin ötesine geçebilmişliği olmamış: yani roland garros'ta 2022 ve 2023'te çeyrek final oynayabilme başarısı göstermiş kendisi. wimbledon tenis turnuvası'nda da 2023'te çeyrek final oynamış. avustralya açık tenis turnuvası'nda iki kere, 2023 ve 2025'te 4. tura çıkabilmiş. abd açık'ta ise en fazla 3. tura çıkabilmiş, dan isim. bunlar, şimdiye kadarki grand slam'lerdeki en büyük başarıları yani. bu arada kendisi 1973'ten beri yapılan sıralamalarda (önceden yapılmıyormuş) 4. sıraya çıkarak bu kadar yükselebilen ilk danimarkalı tenisçi olduğu gibi (ki bunu söylemiştim), bir grand slam turnuvasında çeyrek final oynayabilen de ilk tenisçi olmuş. bu bilgileri aldığım kaynak "genel" yazmış ama bunlar erkeklerdedir zira kadınlarda dünya 1 numarası olmuş caroline wozniacki de bir danimarkalı ve kendisinin grand slam şampiyonluğu bile var zaten.

mouratoglou'nun sitesinde yazdığına göre babolat raketler kullanıyormuş ve bunların ana telleri rpm blast 130/16 imiş. bunlar çok teknik işler, kendim hiç anlamam bunlar ne demek falan. hahaha. o halde biraz da magazinle bu yazıyı sonlandırayım: yine aynı sitede aktarıldığına göre kendisinin favori turnuvası fransa açık imiş (roland garros) ve gezmeyi en çok sevdiği şehir de paris'miş zaten. favori futbolcusu cristiano ronaldo olan tenisçinin favori kahramanı ise james bond imiş ve film olarak da en sevdiği eser buymuş. favori aktörü daniel craig olan ismin favori dizisi ise prison break imiş. rune; makarna, bolonez ve dondurmayı çok seviyormuş ve gizli yeteneği jonglörlükmüş. en sevdiği okul dersi ispanyolca olan tenisçinin aktardığına göre en olumlu özelliği kendisini adayabilmesi iken en kötü özelliği ise tembellikmiş. burada okul tembelliğinden bahsetmiyorum, ki o bazda bir bilgiye rastlayamadım. yani işte kendisini bir şeylere, ki işte en çok tenise adamasını en olumlu özelliği olarak görürken, tembelliğe meyilli olmasını da en olumsuzu olarak görüyormuş. yani tembel olduğunu kendisi de kabul ediyor demek ki. zaten kişisel web sitesinde de, "tüm gün koltukta yayılarak başarıya ulaşamazsını" gibi bir şey yazıyordu ve bunu da belki en çok kendi kendini motive etmek için yazmıştır/demiştir, kim bilir. ben de tembel biriyim. sevmediğim hiçbir şeyi yapmam kolay kolay. bir aktiviteyi seversem ise ciddi adanmışlık sergileyebilirim. holger de herhalde tenisi ve/ya başarıyı seviyor. ikisi birdense tadından yenmez zaten.

gene de magazinle de bitmesin dedim bu yazı ya. yani o kadar uğraştım, daha tenisle alakalı bilgiler vererek nihayete erdireyim bu yazıyı dedim... holger'ın koçu christensen, tennis channel'a verdiği bir röportajında; holger'in kendisine ilk defa dünyanın en iyi tenisçisi olmak istiyorum, dediğinde 7 veya 8 yaşında olduğunu tahmin ettiğini belirtmiş. yani henüz bunu başaramamış olsa da, 2022'de atp newcomer of the year (2022 atp yılın en iyi yeni geleni) olarak seçilmiş diğer tenisçiler tarafından ve işte demek ki potansiyeli kendisi daha 20 yaşında bile değilken görülmüş. dediğim gibi, 22 yaş da geç sayılmaz. tabii alcaraz ve sinner gibi uzun süre dünya 1 numarası olarak listenin tepesinde yer alması mümkün olmayabilir ama 30 yaşından evvel 1 numaraya en az 1 kere yükselmesi de kimseyi şaşırtmaz diye düşünüyorum. kendisi alcaraz'dan sadece 6 gün daha gençmiş bu arada. bakalım, ilgiyle takip edeceğim rune'yi bundan sonra.

yazımı bitirirken de holger'in en az bu yazım kadar uzun ama bundan daha derli toplu* ve büyük başarılarla dolu bir kariyerinin olmasını dilerim demekle birlikte, 90'lardan beri süregelen favori tenisçilerimin hepsinin soyadının er ile bitmesi lanetimi de artık soyadı değil de adı er ile biten favori tenisçim olarak tam olmasa da kısmen bozduğu için kendisine teşekkürlerimi sunarım. yani bunu yazının gerilerinde söylemiştim ama teşekkür etme fikri yeni dank etti. *



kaynaklar:
www.atptour.com/en/players/...
en.wikipedia.org/wiki/Holge...
www.scmp.com/magazines/styl...
montecarlotennismasters.com...
www.tennismajors.com/atp/10...
www.mouratoglou.com/en/Prof...
www.tennis-x.com/grand-slam...
www.tennisabstract.com/cgi-...
holgerrune.com/bio
www.uts.live/holger-rune/
www.thesportreview.com/biog...
bolavip.com/en/tennis/holge...
bnpparibasopen.com/players/...
www.tennis-x.com/playerbio/...
devamını gör...

30 ocak 2026 djokovic sinner maçı

müthiş maçı djokovic kazandı. yaşlı kurdu tebrik ederim, elden ayaktan düşmemiş.

şu tanımı #2068808 yazdığım zamanda, yani 3.5 sene kadar önce yine djokovic'e kaybettiği bir maçla birlikte tutmaya başladığım sinner'ı, yine djokovic'e kaybettiği bir maç sonrasında artık tutmuyorum. manidar oldu. çünkü kaybetti ve desteğimi çektim... şaka şaka, şurada açıklamıştım olayı: #3869950 - yani artık öncelikle desteklediğim tenisçi danimarkalı holger rune. o bir turnuvada elenirse falan da gene sinner'cıyım tabii.
devamını gör...

30 ocak 2026 djokovic sinner maçı

setlerde durumun 2-2 olduğu müsabakadır. manyak heyecanlı bir 5. yani son set bizleri bekliyor. set başlamış bile hatta. alttaki yazıyı tamamladım ve maça döndüm, sinner son setteki ilk puanı aldı.

djokovic 3. setin başlarında tükenmiş gibi görünüyordu ama toparladı. hatta 3. setin 4. oyunundaydı galiba, çizgiye düşen ve vurabileceği bir topa hamle bile yapmamıştı. yani dışarı düşecek sandı ama hızlı bir top değildi ve her ihtimale karşı karşılayabilirdi ve buna yeltenmedi bile. böyle kalbinin oraları falan tutuyordu ama nasılsa kendine geldi gene. maçı sadece izliyorum ben, arkada müzik dinliyorum yani. djokovic'in bir sağlık sorunu falan olduysa ve spiker söylediyse de duyamadım yani.

bakalım kim kazanacak...
devamını gör...

bireysel sporlarda başarılı isimlere vasat ve abartılmış demek

neresinden baksan saçma bir argümandır. geçen senelerin birinde biriyle tartışmıştık bu yüzden. novak djokovic için abartılmış, vasat bir tenisçidir, demişti kendisi. yani insanlarla tartışmaları uzatmayı sevmediğimden kısa kesmiştim de ağır saçmalamıştı bence eleman.

takım sporlarında böyle bir şey iddia edebilirsiniz tabii de, bireysel sporlarda başarınız dünyada sizinle aynı alanda rekabet eden isimlere kurabildiğiniz üstünlük seviyesine göre ölçülür ve djokovic de yakın dönemin en başarılı birkaç tenisçisinden biridir, kimisine göre isi birincidir bu alanda. yani bana sorarsanız federer, nadal veya djokovic'ten herhangi birini "en iyi" görmek doğalken, bunlardan herhangi birini "vasat, abartılmış" falan görmek ise abesle iştigaldir.

diyeceklerim bu kadar.
devamını gör...

30 ocak 2026 djokovic sinner maçı

bu senenin avustralya açık tenis turnuvasında carlos alcaraz'ın finaldeki rakibini belirleyecek olan yarı final maüsabakasıdır.

birazdan başlaması bekleniyor. elbette izleyeceğim.

bu turnuvada son kez jannik sinner'ı koşulsuz tutuyorum. bundan sonra, her türlü spor turnuvasında önce türk sporcular/takımlar, sonra danimarkalı sporcuları/takımları tutmaya karar verdim çünkü yakında. (bkz: tutulan ve sempati duyulan milli takımlar ve sporcular) teniste erkeklerde dan holger rune'u destekleyeceğim yani artık mesela. gerçi aşırı ciddi bir aşil tendonu sakatlığı geçirmiş galiba kendisi. yani ne zaman döner, dönerse eski formunu bir daha bulabilir mi, meşhul. gene de işte mesela kadınlarda bizden zeynep sönmez'i desteklerken erkeklerde de rune'u destekleyeceğim. yani yeniden sağlığına kavuşabilirse tam manasıyla... bizden bir erkek tenis yıldızı çıkarsa da o önceliğim olur bittabi.

sinner'ı da tabii türkler veya danimarkalılarla oynamadığı her maçta desteklemeye devam ederim. sadece önceliğim değil artık.
devamını gör...

ikinci çocukların ailenin en zeki insanları olması

ailedeki 2. ve son çocuğum ve ailemin geri kalanı en zekimiz sensin dese de ben onları da zeki buluyorum. gerçi benim bakış açım şu şekil zaten: (bkz: akıl hastalığı olmayan herkesin belli yönlerden zeki olması)
devamını gör...

normal sözlük yazarlarından ingilizce mizah paylaşımları

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

futbolcu isimlerini devam ettir

hakan şükür maçta sakatlandığında onu sedyeyle kenara kim taşımış?

hakan taşıyan.
devamını gör...

dertsiz gönüllere kramp işte benim donald trump

efsaneyi hatırlayalım diye hortlattığım başlıktır. zira artık trump, başlığı açtığım zamana nazaran daha şiddetli bir kramp. *
devamını gör...

evde sular kesikken dışarıda manyak gibi yağmur yağması

ilahi ironidir...

izsu.gov.tr/bilgi-merkezi/a...

önce sabah 7 - öğlen 12 arasında su kesintisi olacak dendi: yani 5 saat.

sonra 17:00'ye kadar olacak dendi: yani 10 saat.

en son 19:00'a kadar olacak dendi: yani 12 saat.

saat 20:00'yi geçti ve hala sular yok...

gerçi bir güncelleme daha yapılıp gece 01:00'e kadar kesinti olacak notu düşülmüş bulunduğum buca için. bunu şimdi gördüm.

ama dışarıda çılgınlar gibi yağmur yağıyor: (bkz: 29 ocak 2026 izmir yağmuru)

bir ara dolu bile yağdı hatta. benim üstteki başlıkta ilk bahsettiğimde yoğun bir yağış vardı ama sonra manyak ötesi bir dolu yağışı oldu. dolu taneleri büyük olmayabilir ama çok yoğundu herhalde zira çatılardan müthiş bir ses geldi buraya. sonra gene yağmura döndü ve şiddetini artırdı. çılgın gibi yağmakta şu anda.

ama evde sular hala kesik...
devamını gör...

oktay kaynarca’nın yaşayan en ünlü malatyalı olması

(bkz: şeftali evde yok ben kayısıyım) *
devamını gör...

29 ocak 2026 izmir yağmuru

yok yok, şu anda manyak ötesi bir yağışa evrildi olay. gerçi bu yağmur mu, emin değilim. böyle bir yağmur sesi duyduğumu hatırlamıyorum. dolu diyeceğim de, yine de böyle sesler duyduğumu hatırlamıyorum daha önce. izmir'in buca ilçesindeyim bu arada ben. böyle kiremitler yağıyor falan gibi bir ses cidden. akılalmaz...
devamını gör...

olası abd türkiye savaşı

olası bir anadolu efes - houston rockets maçı gibi olur. rockets demişken... teknolojik üstünlük belirler savaşın sonucunu. yani bizim abd'lilerden daha yiğit olmamızın falan günümüz dünyasında pek ehemmiyeti yok.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim