2 gün önce 45 oldum ama hiç öyle demiyorum, hatta bunu bir farkındalık değil, subjektif bir değerlendirme olarak görüyorum. hayat kısa klişesini de saçma buluyorum zaten. bazen yılların hızlı geçtiği doğru ama sadece bazen, en azından benim açımdan.
herhalde rocky (serisi) diyen çok kişi olur dünyada buna ve ben de çok severim bu serinin bazı filmlerini. ya da kan sporu ve the karate kid gibi filmler de hem dövüş sanatları hem de spor filmi kategorisine girebilirler. başka da birçok spor filmi var elbette. kimisi spor temalı belgesel filmleri bile seçebilir hatta favorisi olarak.
ama ben shaolin futbolu diyeceğim. izlediğim en çılgın spor filmi uzak ara. fantastik de sayılır bence. filmi başlığında tanıtmıştım.
maddi durumunuzun iyi olduğuna veya bir de lüks şeyler birer kere giyiliyorsa bayağı zengin olduğunuza delalettir, ama mesela giyim markası/mağazası sponsorlu bir ünlü/influencer olmanızın neticesinde de bu gerçekleşebilir.
bizim ortaokul-lisede bir ingilizce öğretmeni vardı böyle. okula her gün farklı ve çok lüks kıyafetlerle gelirdi. sonradan duyduğumuza göre kocası zenginmiş. benim dersime hiç girmese de işte dikkat çekerdi giyimi ve bazı öğrenciler özel dikkat etmiş ve kadın senelerce sürekli farklı kıyafetler giymiş.
gavurcası mystery... aslında bu tür, çoğunlukla gerilim veya korku filmleriyle angaje oluyor: gizem-gerilim, korku-gizem filmi şeklinde. ya da gizem-drama filmlerine de yaygınca rastlayabiliyoruz. aslında çoğu türle/etiketle iç içe geçebilir gizem filmleri de kanımca en yaygınları bu kombinasyonlar.
ben genelde gizem-gerilim olarak etiketlenen the game filmini seçiyorum favorim olarak bu türde. burada baş karakterin içinde olduğu şey bir oyun mu, yoksa kendisi büyük bir tehlikenin mi içinde... işte filmin gizem boyutu bu ve ilk izlediğimde "hangisi lan hangisi..." diye delirmiştim ekran başında. bir diyorsunuz, haaaa çok eksantrik ve karanlık bir oyunmuş, bir diyorsunuz "eyvah, baş karakter korkunç ve psikopatça bir tuzağa düşmüş". bir diyorsunuz, baş karakterin kardeşi bu katakullinin içinde, bir diyorsunuz onu da kandırmışlar. hele bir de kadın karakter var ki orada, işte o müthiş bir mistik unsurdu filmdeki. valla aklım şaşmıştı filmi ilk izlediğimde ama büyük bir keyif ve heyecanla seyretmiştim... (bkz: heyecan filmi)
filmin başlığında detaylı bir tanım girmiştim diye de hatırlıyorum bu arada.
ekleme:in the mouth of madness da diyebilirdim aslında fantastik bir korku-gizem filmi olarak ama onu daha saatler önce yazarlardan birer favori bilim kurgu fantezi ve korku filmi başlığında seçmiştim. in the mouth of madness filmindeki sutter cane karakteri ve onun yer aldığı mistik ve karanlık, kurgusal hobb's end kasabası müthiş etkileyici gizem unsurları olsa da gene de the game diyeceğim; zira in the mouth of madness esas olarak bir korku filmiyken, the game'deki gizem unsuru ise filmin tüm tansiyonunu ve heyecanını belirliyor diyebilirim. gene de ikisini de denk etkileyicilikte görüyorum aslında gizem unsurları babında. zor bir seçim olduğundan biraz çelişir gibi de oluyorum galiba. burada noktalayayım bu tanımı. haha. yani işte the game'i seçtim neticede.
braindead ve karanlığın ordusu arasında kalsam da ikincisini seçeceğim. braindead de çok sağlamdır ama fazla gore sahneler barındırır. aynı yönetmenin yüzüklerin efendisi film üçlemesini çekmesi de enteresan. nereden nereye dedirtiyor. haha.
karanlığın ordusu [army of dakness] aslında bir üçlemenin son filmidir ve bu üçlemenin ikinci filmi evil dead ii için de korku komedi türünde denebilir. lakin, o ikinci film biraz rahatsız edici de diyebilirim; yani işte en azından bazı sahneleri... gene korku komedi türüne dahil edilebilecek the texas chainsaw massacre 2 kadar rahatsız edici sahneleri olan bir film olmasa da işte biraz korku yönü baskın bir film gene de. army of darkness ise bana göre full eğlence.
aaa, bir anda aklıma shocker da geldi ve gene arada kaldım...
karanlığın ordusu'nu da shocker'ı da başlıklarını açıp sözlükte tanıtmıştım. valla karanlığın ordusu / army of darkness diyorum ya gene de. son kararım. yani shocker'ı da bunun kadar seviyorum ama işte bu gerçekten salt eğlence...
ekleme:#3916841; aaa. bu, en fazla izlediğim filmdir. 100'den fazla kez izledim, çoğu da çocuk ve ergenken. komedi gibi gelmiyordu bize çocukken elbette, komik sahneleri olsa da. the lost boys... benim açımdan en değerli filmlerden biridir. çocukluğum ve ergenliğimdir yani bir nevi. the return of the living dead filminde de komedik sahneler var ama acayip korkmuştum bu filmden ben ufakken. ahaha. aslında elm sokağında kabus serisinde de çok komik sahneler var ama işte ben gene de karanlığın ordusu diyorum zira cidden katışıksız eğlence sunuyor o yapım bana.
az önce gene aldığım uyarı olduğundan iskoçlara özgü özellikler başlığına yazdığım tanımları düzenledikten sonra silip silip gene göndermek durumunda kaldım, demek istediğim başlık. ilgi çekeyim diye yapmadım bunu yani. işte düzenleyemeyince ve hazır tanım beğeni falan da almamışken düzenledikten sonra eksik gördüğüm önceki tanımı silip gene göndereyim dedim birkaç kez.
mesela onların sosyoekonomik olarak en alt sınıfları bile golf oynuyor/oynayabiliyor diye biliyorum. emin değilim de, yazlıkta [davutlar] tanıştığım bir iskoç adamla sohbet etmiştim ve kendisi öyle demişti. ben de kendisine ingilizce olarak, "golf, bizde zengin sporu/aktivitesi ya" dediğimde çok şaşırmıştı. tabii onların topraklarının yapısı da golf oynamaya daha müsait. bunu da görmezden gelemeyiz. bir de futbolu en az ingilizler kadar seviyorlar sanırım. tanıdığım ve sohbet ettiğim neredeyse tüm iskoç erkekleri futbola çok düşkündü. iskoçların ingilizleri genelde hiç sevmediğinden bahsetmeme gerek var mıdır bilmiyorum. haha.
#3916660: evet. entry'nin başına koyduğumdan orta çağ işkencelerinden filan kendimi kurtarabildiğimi ummaktan başka bir şey yapabilsem de can sıkıntısından hiçbir şey yapmak istemiyorum gibi hissedeyazarken birdenbire diyorum trollük mü yapsam da kendimi eğlendirsem ve iç sesim de şu yanıtı vermekte beis görmediğini iddia ettiğini rivayet eyliyor: "işte budur, evet!"
tdk'nin online sözlüğünde yer almasa da, google'dan aratınca karşıma çıkan birçok medikal vb. sitede kuş gribi ile aynı anlamda olduğu söylenen kelime ikilisi.
genelde samimi olunan kişilerle kurulan diyaloglarda kullanılan kelime ikilisidir ama pek de tanınmayan biriyle sıcak bir sohbette de kullanılabilir elbet.
örnek:
— o iş yerine gidip eleman arıyor musunuz diye sormayı planlıyorum ya, çalışanlarından birini de çocukluktan tanıyorum ve belki işe girmemde bir yardımı dokunabilir kendisinin.
— durduğun kabahat. ben olsam da böyle bir fırsatı değerlendirirdim.
ya da negatif kontekstlerde de kullanılabilir. mesela birine "böyle davranmaya devam edersen burayı terk edeceğim." derseniz, karşınızdaki "durduğun kabahat!" diyebilir.
aslında "sordun sayıyorum" demektir. hatta bunu diyen kişi öyle bir konuşmaya/yazmaya başlar ki "keşke bu konu açılmasaydı ya..." falan bile diyebilirsiniz bazen. karşıdaki o denli dolmuş olabilir yani.
ya da siz karşıdakine "şu film de amma kötüydü ya" falan derseniz karşınızdaki de "hiç sorma ya..." falan diyebilir. böyle de, kısa bir yanıt olarak da kullanılır yani bu (meret).
10 tane yeterli diye düşündüm. bir tane yerli film koydum sadece ama işte mesela bir sürü şener şen, kemal sunal, zeki alasya - metin akpınar komedisini falan da çok seviyorum tabii.
(bkz: the big lebowski) - sadece en sevdiğim komedi değil, tüm türler ve zamanlarda en sevdiğim filmdir de bu. hem başlığında yeterince detaylı bir tanım girmiştim, hem de the dude başlığında da epey şey yazmıştım film ve baş karakteri hakkında.
(bkz: salak ile avanak) - cıvık komedide net favorim. bunun da başlığında detaylı bir tanım girmiştim diye hatırlıyorum.
(bkz: snatch) - müthiş ötesi bir film ve zeka dolu bir komedi. bayılıyorum.
(bkz: macera peşinde) - ergenliğimdeki favorilerimden olan, az bilinen sayılabilecek bir film. bunu da başlığını açarak tanıtmıştım aynı şekilde.
(bkz: ghost (film)) - bu da çocukluğumdaki favorilerimden ve bunun içinde detaylı bir tanım girmiştim başlığında.
(bkz: weekend at bernie's) - bunun başlığı açılmamış. bu da eskilerden... çok eğlenerek izlediğim bir filmdi. 2. filmi de çok iyiydi sanki. yani yanlış anımsamıyorsam...
(bkz: aşık oldum) - en sevdiğim yerli komedilerden. aslında yabancı bir filmin uyarlaması ama çok başarılı bir şekilde yerelleştirmişler, bu sayede de sımsıcak ve gülmekten yerlere yatıran bir film olmuş.
(bkz: hayırsever) - çok eğlenceli bir rumen komedisi.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.