ara ara bu başlık önüme düşüyor, yorumu yapıp çıkıyorum. üstte yer alan yazar arkadaşımızın profilini inceledim entry saatleri oldukça değişken. her masada olan bir yazarımız severek takip edeceğim.
delilik değil ancak bir süre nadasa çekilmek daha sağlıklı kararlar vermeyi sağlayacaktır bu sebeple bekleyerek iyileşmek en etkili yol olmalı, en azından benim için bu böyle olmuştu.
kadını erkeği olmaz bu işin, sigara tüketen bir birey olarak kendi kokumdan inanılmaz rahatsız olduğum anlar olabiliyor bu sebeple naneli şekeri yanımdan eksik etmiyorum, sigara içen yazarlara tavsiyemdir.
sevgiliniz veya eşinizden yok yere şikayet duymamanız için günde 1 adet naneli şeker iyi gelir.
bana kalırsa günümüz dünyasında içerik tüketim alışkanlıklarımız ruh halimizi ve stres seviyemizi doğrudan etkiliyor.
seçilerek ve bilinçli bir şekilde tüketilen içerikler, günün yorgunluğunu hafifletmekle kalmıyor, aynı zamanda daha pozitif bir bakış açısı geliştirmemize de yardımcı oluyor.
özellikle yoğun bir iş gününün ardından zihnimizi dağıtacak, günlük koşuşturmacadan bir nebze uzaklaştıracak aktiviteler büyük önem taşıyor.
bu noktada, iş çıkışında birkaç bölüm dizi izlemek veya keyif aldığımız bir programla vakit geçirmek oldukça rahatlatıcı bir etkiye sahip.
insan zihni, sürekli iş temposuna ve gündelik sorumluluklara maruz kaldığında bir süre sonra yıpranıyor ve geri dönülemez hasarlara yol açabiliyor. ((bkz: psikolojik rahatsızlıklar)
ancak dizi, film veya müzik gibi seçilmiş içeriklerle geçirilen kısa süreler bile hem bedensel hem de ruhsal olarak bir yenilenme fırsatı sunuyor.
stresin azalmasıyla birlikte, günün geri kalanına veya ertesi güne daha dinç ve motive bir şekilde hazırlanmak mümkün hale geliyor.
dolayısıyla, kişisel zevklerimize hitap eden içerikleri düzenli olarak tüketmek aslında yalnızca bir eğlence aracı değil aynı zamanda bir tür terapi görevi de gördüğünü düşünüyorum.
bu sebeple, herkesin kendine zaman ayırıp, ilgi alanına uygun içeriklerle zihnini rahatlatması, yaşam kalitesini artıran küçük ama değerli bir alışkanlık haline getirilebilir.
benim aklımdan asla çıkmayan vakıf(ısaac asımov) serisi oldu.
başta biraz zorlayıcı gibi geldi ama içine girdikçe bırakamadım. psikotarih fikri – yani toplumların davranışlarının matematikle tahmin edilebilmesi – hem ilginç hem de ürkütücüydü.
seri, koca bir imparatorluğun çöküşünü ve bilgiyle yeniden ayağa kalkma çabasını anlatıyor. sanki gelecekte geçen ama geçmişten ilham alan bir tarih dersi gibi. bilgiye verilen değer ise beni en çok etkileyen şey oldu.
bilimkurgu sevenlere değil, düşünmeyi seven herkese öneririm. gerçekten insanı hem düşündürüyor hem de hayran bırakıyor.
bir şeyler değişir ama fark etmezsin. önce küçük şeylerden başlar: bir mesajı hemen yanıtlamamak, onunla ilgili bir haberi duyduğunda içinin kıpırdamaması, bir zamanlar kalbini sıkıştıran cümlelerin artık sadece kelime gibi gelmesi. sonra bir gün, ansızın fark edersin: "sanırım artık umursamıyorum."
bu fark ediş öyle gürültülü bir şey değildir. bağırmaz, çağırmaz. içinde yankılanan sessizliktir. eskiden seni yerle bir eden bir davranış, artık seni geçip giderken rüzgar bile yapmıyorsa… işte o zaman anlarsın: bir şeyler bitmiş. ama bu, kaybedilmiş bir savaş değil. bu, belki de en sessiz zaferindir.
umursamamak unutmak değildir. hâlâ hatırlarsın. nerede ne söylendi, ne hissettin, nasıl incindin... hepsi kayıtlıdır. ama o kayıtlar artık canını yakmaz. dokunduğunda kanatmaz. çünkü artık beklentin yoktur. bir beklentinin kalmaması, bir duygunun külleriyle baş başa kalmak gibidir. soğuktur, ama acıtmaz.
bazı duyguların bitişi hüzünlüdür, ama bazıları özgürleştiricidir. artık umursamamak, o kişiye ya da duruma karşı değil, kendine duyduğun saygının bir ilanıdır. çünkü bir noktada şunu öğrenirsin: her şeyi önemsemek, kendini unutmaktır. ve kendini hatırlamak, bazen hiçbir şeyi umursamamakla başlar...
varsayım, bilimsel araştırmalardan günlük yaşantımıza kadar pek çok alanda önemli bir rol oynar. bir düşüncenin doğruluğu henüz kanıtlanmadan, geçici olarak kabul edilmesi varsayım olarak tanımlanır. bilimsel alanda, bir teori geliştirilmeden önce belirli bir olguyu açıklamak veya test etmek amacıyla varsayımlar yapılır.
bu varsayımlar, deneyler ve gözlemlerle test edilerek doğru ya da yanlış olduğu belirlenir. eğer bir varsayım doğrulanırsa, teoriye dönüşebilir; yanlışlanırsa, yeni bir varsayım ve çözüm önerisi geliştirilir.
bilimde, varsayım bir teorinin temelini atar. newton’un yerçekimi yasası gibi, başlangıçta bir varsayıma dayanan bu tür teoriler zamanla deneysel verilerle desteklenmiş ve geçerliliği kanıtlanmıştır. benzer şekilde, modern fizik de kuantum mekaniği gibi teorilere dayalıdır ve bu teoriler, kuantum parçacıklarının doğasına dair varsayımlar üzerinde şekillenir. böylece bilim, sürekli gelişen ve kendini yenileyen bir süreçtir.
günlük yaşamda da varsayım, bilinçli veya bilinçsiz olarak kullanılır. insanlar, karşılaştıkları durumları anlamak için varsayımlarda bulunur. örneğin, bir kişi iş görüşmesinin başarılı geçeceğini varsayar ve buna göre hazırlık yapar. sosyal ilişkilerde ise, insanlar birbirlerinin davranışlarını tahmin ederek iletişim kurar.
bu varsayımlar, sosyal güveni ve ilişkileri güçlendirir.
sonuçta, varsayım hem bilimsel araştırmalarda hem de kişisel yaşantımızda önemli bir araçtır.
yanlışlanabilir olmaları sayesinde yeni bilgilere ve keşiflere yol açar. ancak, bu varsayımların sorgulanması ve doğruluğunun test edilmesi, ilerlemenin anahtarıdır.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.