1.
yunanca "gastros" (mide) ve "namos" (yasa-kural) kelimelerinin birleşiminden oluşmuş bir kelimedir.
kısaca yemek sanatı diye tanımlanabilir.
(bkz: yunanca)
kısaca yemek sanatı diye tanımlanabilir.
(bkz: yunanca)
devamını gör...
2.
bir gaziantep şehri ünvanı. *
devamını gör...
3.
mc donalds, burger king, kfc gibi restoranların da girdiği alan. ne kadar sanatsal ve sağlıklı tartışılır.
devamını gör...
4.
abi gastronomi okuyan insanların yaptıkları her yemeği paylaşmalarına sinir oluyorum. tamam, kabul ben de bir yemeği güzel yaptığımda heyecanlanıyorum ama çekip 4 sosyal medya platformumda paylaşmiyorum hani. adam kuru fasülye pilav yapmış, insta storyde paylaşıyor. dönüp "bizde de patlıcan var yen mi?" diye sorası geliyor insanın.
devamını gör...
5.
son yılların en iyi pazarlanmış bölümüdür. ambalajı başka, içeriği çok başkadır. yemek yapmak için ilk 1000e girenler var siz düşünün gerisini.
not: mezun olduğum bölüm.
not: mezun olduğum bölüm.
devamını gör...
6.
gelecekte şef olacağım meslek.
devamını gör...
7.
çoğunlukla "astronomi" bilimi ile karıştırılır. meslek erbabına gastronot diyince hafiften kızıyorlar. bilginiz olsun.
devamını gör...
8.
benim için gastronominin sınırı marketin peynir reyonunda bitiyor. lüks çünkü.
devamını gör...
9.
bütün yiyecek içecek alanını ilgilendiren, kaliteli besin ürünlerini kapsayan bir terim, bunun yanında "iyi yemek yeme, pişirme, yemekten anlama sanatı" olarak da tanımlanan bir terimdir. sosyalleşme yönünü de işin içine katarsak, gastronomi turizmin de bir parçası olarak sunulmaktadır.
devamını gör...
10.
güzel bir bölümdür. ancak bu bölümden mezun biri olsam ya dünyayı gezerdim ve mesleğimi o esnada geçim kaynağı olarak kullanırdım ya da kendi işimin patronu olurdum.
devamını gör...
11.
beni derin düşüncelere gark eden sanat dalı. amacı beni doyurmaktan fazlası gastronominin. öncelikle birinin ötekisini doyuruşu aslında insanın varoluşuna dayanıyor. alma mater / besleyici ana kültürü veya fizyolojik olarak ilk besinlerimizi sahiden de emerek ediniyor oluşumuz ve bu besnin direkt olarak anneden geliyor oluşu düşündürücü. demek ki beslenmek, içerisinde bir ikram taşıyor. bu ikram sadece yemeği yapan ve yiyen arasında değil, toprak ve doğanın insan vücuduna olan bir ikramı söz konusu. dolayısıyla beslenmek olağanüstü edilgen bir mesele. yani işin doymak ve doyurulmakla alakalı kısmı bu edilgenliğe sahip. ancak gastronomi bir biçim katmak işi. her kim eti çiğ yemek yerine pişirdi, tüm medeniyetimizi ona borçluyuz. zira beyin gelişimimizde maillard reaksiyonunun önemi emsalsiz. doğada pişirmek diye bir şey yok ama insan zihnine muazzam iyi geliyor bu.
ama iş artık faydanın ötesinde bir şeye evriliyor; yediğimiz şeyler bir "ifade"ye dönüşüyor. bir çeşit "ifade" gibi geliyor önüme gelen tabak. "sen buna layıksın" gibi bir alt metni var. czn burak'ın veya nusret'in getirdiği yanarlı dönerli tabağa layık olmak kimisi için ziyadesiyle onore edici olabilir ama bana insanlık altı geliyor mesela. veya evine gelen burger king'e layık olmak öyle küçültücü ve avam ki. kim olduğunu seçmeye falan varan derinlikli bir şey bu gastronomi. masterchef jürilerinin ansızın bir köşeden çıkarak ilgili ürünü tanıttıkları reklamlarda nasıl da "eşşeğe" hitap eder gibi hitap ediyorlar; o somer şef'in gözlerindeki hafif kısılma ve gülümsemeyi veya ne halt olduğu belli olmayan danilo diye bir lavuğun fırlayıp (ki bu herif 3-4 sene önce atvde dandik yarışmalarda oynayan bir cast'tı ve şimdi cilalanıp dünya şefi gibi lanse ediliyor) eşşeğe güler gibi gülüp bağıra bağıra sosisli sandviçi gösterip yemesini düşünün. mmmmm leziz. tadına bir şey diyemem, ancak öyle insanlık altı bir hal ki. yani sen avam bir pleb olarak git patsonu ye, biz de poşe yumurtalı ahtapot yiyelim zest sos ile. bu iki tabak arasındaki fark doymak ve doymamakın ötesi; insan ve hayvan olmakla ilgili.
ama iş artık faydanın ötesinde bir şeye evriliyor; yediğimiz şeyler bir "ifade"ye dönüşüyor. bir çeşit "ifade" gibi geliyor önüme gelen tabak. "sen buna layıksın" gibi bir alt metni var. czn burak'ın veya nusret'in getirdiği yanarlı dönerli tabağa layık olmak kimisi için ziyadesiyle onore edici olabilir ama bana insanlık altı geliyor mesela. veya evine gelen burger king'e layık olmak öyle küçültücü ve avam ki. kim olduğunu seçmeye falan varan derinlikli bir şey bu gastronomi. masterchef jürilerinin ansızın bir köşeden çıkarak ilgili ürünü tanıttıkları reklamlarda nasıl da "eşşeğe" hitap eder gibi hitap ediyorlar; o somer şef'in gözlerindeki hafif kısılma ve gülümsemeyi veya ne halt olduğu belli olmayan danilo diye bir lavuğun fırlayıp (ki bu herif 3-4 sene önce atvde dandik yarışmalarda oynayan bir cast'tı ve şimdi cilalanıp dünya şefi gibi lanse ediliyor) eşşeğe güler gibi gülüp bağıra bağıra sosisli sandviçi gösterip yemesini düşünün. mmmmm leziz. tadına bir şey diyemem, ancak öyle insanlık altı bir hal ki. yani sen avam bir pleb olarak git patsonu ye, biz de poşe yumurtalı ahtapot yiyelim zest sos ile. bu iki tabak arasındaki fark doymak ve doymamakın ötesi; insan ve hayvan olmakla ilgili.
devamını gör...
12.
sosyal medya ile birlikte marka yapıp paylaşanların bile kendilerine verdileri unvandır.
devamını gör...
13.
güneyin gsmh'ya katkısıdır. trabzon'dan eşimin ailesinin ilk gelişi....veriyoruz mehteri, veriyoruz mehteri... tantuni, kebap, künefe, içli köfte, kerebiç, ciğer, acı, humus, fındık lahmacun, en son babam; yeter bülent, ya öleceğim yada 100 kilo olacağım demişti...
devamını gör...
14.
γαστήρ -τρός mide/ kuralları sözcüğünden türetilmiş olup, yemek bilimi/ yemek yapma sanatı olarak ifade edilir.
salt karın doyurmaktan ziyade yemek ve kültür arasındaki ilişkiyi de konu edinir, bölgeden bölge yemeklerin ve pişirme stillerinin değişimini yakından inceler.
bu alandaki uzman kişi ise gastronom adını alır.
gastroloji ise mide hastalıkları olarak benzerlik gösterir.

gastronomi ve mutfak teriminin ilk kez 1801 yılında joseph berchoux kullanmıştır.
salt karın doyurmaktan ziyade yemek ve kültür arasındaki ilişkiyi de konu edinir, bölgeden bölge yemeklerin ve pişirme stillerinin değişimini yakından inceler.
bu alandaki uzman kişi ise gastronom adını alır.
gastroloji ise mide hastalıkları olarak benzerlik gösterir.

gastronomi ve mutfak teriminin ilk kez 1801 yılında joseph berchoux kullanmıştır.
devamını gör...
15.
mutfak sanati.
kars murfagina ne denir?
karstronomi.
ulan sirf gicik olun diye inatla devam edicem.
kars murfagina ne denir?
karstronomi.
ulan sirf gicik olun diye inatla devam edicem.
devamını gör...
16.
mümkünse türkiye'de daha fazla mezunu yer almaması gereken alandır. zira o kadar çok mezunu var ve iş arayan insanların artık o kadar çok rakibi var ki. rakiplerinizi geride bırakmanın birkaç yolundan kelam edebilirim.
1) yes chef demeyi öğrenin, mantığını kavrayın. herkese de demeyin. ayrımına varmayı öğrenin.
2) çok değil akıllı çalışın.
3) gelişime açık bir alan ancak reçete toplamak yerine teknik öğrenmeyi huy edinin. panna cotta yapmayı öğrendikten sonra seçtiğiniz malzemeyle birleştirip füzyon yaratabilirsiniz. (boza ile panna cotta fikri bana aittir evet lütfen çalmayınız)
4) doğru şefi arayın bulun, yalvarın, ekonominiz yettikçe az para çalışın gerekirse ama doğru şefle çalışın.
5) burada ikiye ayrılacaksınız; ya çok çevresi olan şeflere yalakalık yapıp iyi yerlere bir şekilde kendinizi atıp kötü insan ortalama şef olup insanlara zulüm edip patronlarla kanka olup iyi para kazanacaksınız ya da işimi hep doğru yapıcam şefimin sözünden çıkmayacağım diyip şefin takdiriyle pozisyon alıp diğer söylediğim insanların sizden az şey bilmesine rağmen başınıza şef olarak geçmesini izleyecek sonrasında yurtdışı hayalleriyle buralardan tüyeceksiniz. bunlar yaklaşık 10 yılın tecrübeleri ve şunu söyleyebilirim ki bu sektörde çok fazla insan tanıyorum (maalesef) ve kiminle konuşsam istisnasız sektörü bırakma niyetinde. bahsettiğim fikir yurtdışında da aynen devam ediyor bu arada. onlardan biri de benim.
kolaylıklar dilerim.
1) yes chef demeyi öğrenin, mantığını kavrayın. herkese de demeyin. ayrımına varmayı öğrenin.
2) çok değil akıllı çalışın.
3) gelişime açık bir alan ancak reçete toplamak yerine teknik öğrenmeyi huy edinin. panna cotta yapmayı öğrendikten sonra seçtiğiniz malzemeyle birleştirip füzyon yaratabilirsiniz. (boza ile panna cotta fikri bana aittir evet lütfen çalmayınız)
4) doğru şefi arayın bulun, yalvarın, ekonominiz yettikçe az para çalışın gerekirse ama doğru şefle çalışın.
5) burada ikiye ayrılacaksınız; ya çok çevresi olan şeflere yalakalık yapıp iyi yerlere bir şekilde kendinizi atıp kötü insan ortalama şef olup insanlara zulüm edip patronlarla kanka olup iyi para kazanacaksınız ya da işimi hep doğru yapıcam şefimin sözünden çıkmayacağım diyip şefin takdiriyle pozisyon alıp diğer söylediğim insanların sizden az şey bilmesine rağmen başınıza şef olarak geçmesini izleyecek sonrasında yurtdışı hayalleriyle buralardan tüyeceksiniz. bunlar yaklaşık 10 yılın tecrübeleri ve şunu söyleyebilirim ki bu sektörde çok fazla insan tanıyorum (maalesef) ve kiminle konuşsam istisnasız sektörü bırakma niyetinde. bahsettiğim fikir yurtdışında da aynen devam ediyor bu arada. onlardan biri de benim.
kolaylıklar dilerim.
devamını gör...
17.
yemek çoğu zaman günlük bir alışkanlık, sadece karnımızı doyurduğumuz bir eylem gibi görünür. ama biraz daha yakından baktığımızda, her tabakta sadece malzeme değil, düşünce, kültür ve bilinçli tercihler olduğunu fark ederiz. gastronomi işte tam da bu yüzden sıradan bir etkinlik değil; bilim, sanat ve felsefenin birleşiminde duran çok katmanlı bir alan.
bir yemeği hazırlamak, aslında küçük bir laboratuvar deneyine benzer. ısı, zaman ve malzeme oranı, belirli kimyasal reaksiyonları tetikler. örneğin, ekmeğin kabuğundaki kızarmış tabaka ya da etin dış kısmında oluşan kahverengilik, sadece lezzet değil, bilimsel süreçlerin bir sonucudur. bu anlamda gastronomi, doğrudan kimya ve fizik bilgisiyle ilişkilidir. ama mesele yalnızca bu kadar teknik değildir.
bir yemeğin bizde uyandırdığı his, onunla kurduğumuz duygusal ve zihinsel bağla ilgilidir. bazı tatlar bizi çocukluğumuza, anneannemizin mutfağına ya da özel bir ana götürür. bu yüzden tat almak, yalnızca dilimizdeki hücrelerle değil, hafızamızla ve duygularımızla da ilgilidir. yemek, belleği uyandıran, zamanı büken ve geçmişi bugüne taşıyan bir araç haline gelir.
yemeğin toplumsal yönü de çok güçlüdür. ne yediğimiz, nasıl ürettiğimiz ve kiminle paylaştığımız; değerlerimizi, kültürümüzü ve dünyaya bakış açımızı yansıtır. bu yüzden gastronomi aynı zamanda etik bir alandır. gıda israfı, sürdürülebilir üretim, hayvansal ürünlerin kaynak kullanımı gibi konular, yemekle ilgili kararlarımızı sadece damak tadı değil, vicdan üzerinden de şekillendirir.
gastronomi aynı zamanda bir estetik deneyimdir. yemeğin görüntüsü, sunumu, renklerin uyumu, tabaktaki düzen... tüm bunlar görsel algımıza hitap eder. bazen bir şefin hazırladığı tabak, bir ressamın tuvali kadar etkileyici olabilir. çünkü yemek, yalnızca yenilecek bir nesne değil; bazen duygusal, bazen sanatsal bir ifade biçimidir.
ama belki de gastronominin en çarpıcı boyutu, onun insan doğasıyla olan derin ilişkisidir. açlık, insanın en temel içgüdüsüdür. ama biz insanlar, bu içgüdüyü sadece bastırmakla yetinmeyiz; onu biçimlendirir, anlam katar, bir kültür yaratırız. pişirmek, düzenlemek, paylaşmak… bunların hepsi insanın doğayla kurduğu yaratıcı ve düşünsel ilişkinin parçalarıdır.
bir yemeği hazırlamak, aslında küçük bir laboratuvar deneyine benzer. ısı, zaman ve malzeme oranı, belirli kimyasal reaksiyonları tetikler. örneğin, ekmeğin kabuğundaki kızarmış tabaka ya da etin dış kısmında oluşan kahverengilik, sadece lezzet değil, bilimsel süreçlerin bir sonucudur. bu anlamda gastronomi, doğrudan kimya ve fizik bilgisiyle ilişkilidir. ama mesele yalnızca bu kadar teknik değildir.
bir yemeğin bizde uyandırdığı his, onunla kurduğumuz duygusal ve zihinsel bağla ilgilidir. bazı tatlar bizi çocukluğumuza, anneannemizin mutfağına ya da özel bir ana götürür. bu yüzden tat almak, yalnızca dilimizdeki hücrelerle değil, hafızamızla ve duygularımızla da ilgilidir. yemek, belleği uyandıran, zamanı büken ve geçmişi bugüne taşıyan bir araç haline gelir.
yemeğin toplumsal yönü de çok güçlüdür. ne yediğimiz, nasıl ürettiğimiz ve kiminle paylaştığımız; değerlerimizi, kültürümüzü ve dünyaya bakış açımızı yansıtır. bu yüzden gastronomi aynı zamanda etik bir alandır. gıda israfı, sürdürülebilir üretim, hayvansal ürünlerin kaynak kullanımı gibi konular, yemekle ilgili kararlarımızı sadece damak tadı değil, vicdan üzerinden de şekillendirir.
gastronomi aynı zamanda bir estetik deneyimdir. yemeğin görüntüsü, sunumu, renklerin uyumu, tabaktaki düzen... tüm bunlar görsel algımıza hitap eder. bazen bir şefin hazırladığı tabak, bir ressamın tuvali kadar etkileyici olabilir. çünkü yemek, yalnızca yenilecek bir nesne değil; bazen duygusal, bazen sanatsal bir ifade biçimidir.
ama belki de gastronominin en çarpıcı boyutu, onun insan doğasıyla olan derin ilişkisidir. açlık, insanın en temel içgüdüsüdür. ama biz insanlar, bu içgüdüyü sadece bastırmakla yetinmeyiz; onu biçimlendirir, anlam katar, bir kültür yaratırız. pişirmek, düzenlemek, paylaşmak… bunların hepsi insanın doğayla kurduğu yaratıcı ve düşünsel ilişkinin parçalarıdır.
devamını gör...
18.
bazen diyorum ki acaba burdan mı ilerleseydim üniversitede falan ama sonra yalnız yemek yapmayı sevdiğimi, mutfağa başkası gelince sinirlendiğimi ve aşırı dağınık ve yavaş çalıştığım aklıma geliyor. sonra diyorum ki sen sadece arada bir sevdiğin yemekleri yapan yemeğe hobi olarak bakan bir adamsın. teknik merak ediyorsan açarsın okursun internetten, kitaptan. olmadı aşçılık kurslarına gidersin diyorum. çünkü bir işten para kazanmak ile hobi olarak ilgilenmek farklı şeyler. takım çalışmasına mutfak özelinde asla tahammülüm yok, acele asla etmem, açarım bir video ya da klasik müzik yavaş yavaş takılırım. yorulurum salona/odama geçer dinlenince dönerim falan. sürekli aktif emir almaya gelemem. iş olarak mümkün değil. ancak çok zengin aileden gelseydim tek benim şef olduğum bir restoran açar, sadece kendi sevdiğim yemeklerden ve benim yarattığım yeni yemeklerden oluşan bir menü olurdu. belki bir yardımcı olurdu oda getir götür, doğrama falan. yok vazgeçtim oda olmazdı, hiç tahammülüm yok yalnız olucam. tekrar karar verdim ki yok abi yapamam birileri ile mutfakta.
devamını gör...
19.
ilk duyduğumda, insan gazıyla alakalı birşey sanmıştım, insanların bu gazı başa bela.
devamını gör...
20.
günün anlam ve önemine binaen, vay be elinde meğer bunca zamandır müthiş hipersüpersonik silahlar cephanelikler varmış denilen iran dilinde "şikemperverlik" demiyorlar hayret. sallasa birer tane komşularına karşılık veremezler yani o derece.
devamını gör...