1.
"sessizdim ama asla kör olmadım.."
son tanımları | başucu eserleri
2.
mütemadiyen
hayatın bize “bitmeyen döngü” diye kakaladığı o tuhaf kelime..
başına ne koyarsan koy, sonu dünden belli..
insan bir noktadan sonra fark ediyor..
hayatta güzel olan şeyler hep “bir süreliğine”
karmaşa, yorgunluk ve saçma sapan sorumluluklar ise mütemadiyen....
mesela sabah alarmı..
kapatsan da çalıyor,
sonra bir daha çalıyor,
yetmezmiş gibi ruhunun içinden çalıyor..
işte o alarmın ruhani hâli.. mütemadiyen...
trafik?
mütemadiyen..
durmadan çalan telefon?
mütemadiyen..
“bu işi acil halledelim mi?” terörü?
mütemadiyen..
kesintisiz, nefes almadan,
toplantıdan çıkıp toplantıya koşanların ilahi cezası..
mütemadiyen...
hayat bazen böyle şeyler fısıldıyor..
“yorgunsun biliyorum ama daha bitmedi,
bak sana yepyeni bir sorun getirdim. sürpriz!”
ve sen, göz altı morluklarınla birlikte,
sanki yeni yılı bekler gibi karşılıyorsun.. mütemadiyen devam eden yıpranma festivali..
yine de bir şekilde ilerliyoruz..
çünkü insan garip bir canlı mütemadiyen yoruluyor ama bir o kadar da mütemadiyen devam ediyor....
başına ne koyarsan koy, sonu dünden belli..
insan bir noktadan sonra fark ediyor..
hayatta güzel olan şeyler hep “bir süreliğine”
karmaşa, yorgunluk ve saçma sapan sorumluluklar ise mütemadiyen....
mesela sabah alarmı..
kapatsan da çalıyor,
sonra bir daha çalıyor,
yetmezmiş gibi ruhunun içinden çalıyor..
işte o alarmın ruhani hâli.. mütemadiyen...
trafik?
mütemadiyen..
durmadan çalan telefon?
mütemadiyen..
“bu işi acil halledelim mi?” terörü?
mütemadiyen..
kesintisiz, nefes almadan,
toplantıdan çıkıp toplantıya koşanların ilahi cezası..
mütemadiyen...
hayat bazen böyle şeyler fısıldıyor..
“yorgunsun biliyorum ama daha bitmedi,
bak sana yepyeni bir sorun getirdim. sürpriz!”
ve sen, göz altı morluklarınla birlikte,
sanki yeni yılı bekler gibi karşılıyorsun.. mütemadiyen devam eden yıpranma festivali..
yine de bir şekilde ilerliyoruz..
çünkü insan garip bir canlı mütemadiyen yoruluyor ama bir o kadar da mütemadiyen devam ediyor....
devamını gör...
3.
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
sözlüğün babacan yazarı.. atları seviyor.. ailesini seviyor.. şakalaşmayı seviyor..
gece vardiyasını sevmiyor *
gece vardiyasını sevmiyor *
devamını gör...
6.
emin olunan bir konuda yanılmak
bir şey anlatıyorum.. öyle bir özgüven, öyle bir kesin ton..
“bu böyle..”
“kesin öyle..”
“hatta eminim..”
sesimdeki kararlılık atomu bile titretecek güçte..
sonra gerçek kapıyı çalıyor.. hiç de öyle değilmiş..
ve o an… göz göze gelip atılan kahkaha.. sonra onun gülerek söylediği "kesin öyleymiş bak" cümlesinin havada takla atarak gelip çarpması *
bir konuda emin olup yanılmak komik..
ama aynı şeyin hep aynı kişide başına gelmesi ise garip bir durum..
yine de kesin benim söylediğim doğru tezinden vazgeçmeyeceğim.......
“bu böyle..”
“kesin öyle..”
“hatta eminim..”
sesimdeki kararlılık atomu bile titretecek güçte..
sonra gerçek kapıyı çalıyor.. hiç de öyle değilmiş..
ve o an… göz göze gelip atılan kahkaha.. sonra onun gülerek söylediği "kesin öyleymiş bak" cümlesinin havada takla atarak gelip çarpması *
bir konuda emin olup yanılmak komik..
ama aynı şeyin hep aynı kişide başına gelmesi ise garip bir durum..
yine de kesin benim söylediğim doğru tezinden vazgeçmeyeceğim.......
devamını gör...
7.
fazla düşünme sorunu
zihnin, olmuş ya da olacak bir şeyin etrafında dönüp dolaşmasıdır..
sanki bir problem çözüyormuşsun gibi hissedersin ama aslında olan tek şey,
duygularının ve korkularının kendi kuyruğunu ısırmasıdır..
fazla düşünme, yaşadığın, yaşayamadığın, anlamlandıramadığın duyguların zihninde kendi aralarında konuşma biçimidir..
yanlış yapmaktan korkan bir tarafın vardır,
incinmek istemeyen bir gölge,
belki de kimseye belli etmediğin bir “ya olmazsa?” korkusu..
çözümü, düşünmemek değil..
zihne, “tamam, duyuyorum seni” demek..
sonra yavaşça şunu eklemek
“her şeyi bilmek zorunda değilim..
her adımın garantisi yok..
ve bu normal..”
sanki bir problem çözüyormuşsun gibi hissedersin ama aslında olan tek şey,
duygularının ve korkularının kendi kuyruğunu ısırmasıdır..
fazla düşünme, yaşadığın, yaşayamadığın, anlamlandıramadığın duyguların zihninde kendi aralarında konuşma biçimidir..
yanlış yapmaktan korkan bir tarafın vardır,
incinmek istemeyen bir gölge,
belki de kimseye belli etmediğin bir “ya olmazsa?” korkusu..
çözümü, düşünmemek değil..
zihne, “tamam, duyuyorum seni” demek..
sonra yavaşça şunu eklemek
“her şeyi bilmek zorunda değilim..
her adımın garantisi yok..
ve bu normal..”
devamını gör...
8.
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
görünüş olarak vikinglere benzettiğim yazar
devamını gör...
10.
pandora
tanrıların hediyesi bazen lanetin kılıfıdır..
dünyanın ilk günleri..
henüz insanların kaderi yazılmamış, gökyüzü tanrıların nefesiyle ağır ağır titreşirken, olympos’ta bir tartışma kopar.. prometheus, insanlara ateşi verir. ateş, tanrıların tekelidir; zeus’un öfkesi de bu yüzden büyüktür..
zeus, insanı ateşle onurlandıran prometheus’a karşı dolaylı bir ceza verir..
ve bir kadın yaratır..
ama bu kadın sıradan değildir; tanrıların elinden çıkan kusursuz bir mozaiktir..
aphrodite ona güzelliği,
athena ona aklı ve zarafeti,
hermes ona ikna gücünü ve sözün sinsiliğini,
hera ona kıskançlığı,
hefestos ona nefes, beden ve canlılık verir..
ve böylece pandora ortaya çıkar.
adının anlamı bile tuhaf biçimde ironiktir..
“tüm armağanlara sahip olan.”
ama tanrıların armağanı her zaman lütuf değildir..
zeus, pandora’nın eline kapalı bir kutu (ya da bazı anlatılarda bir kavanoz) verir..
kutunun içindekilerin ne olduğunu söylemez..
sadece şu uyarıyı yapar..
“sakın açma.”
işte bütün hikâyenin düğümü burada atılır..
insanı insan yapan o kadim duygu... merak
prometheus’un kardeşi epimetheus pandora’ya âşık olur ve onu evine alır..
prometheus kardeşine uyarıda bulunur..
“zeus’tan gelen hiçbir hediyeyi kabul etme.”
ama aşk, kulakları sağır eder..
epimetheus, pandora’yı bağrına basar;
kader de tam o anda düğümlenir..
ve o saniye.. hikaye başlar..
ev sessizdir..
kutunun üzerinde tanrıların dokunuşunu andıran kabartmalar vardır..
pandora onu eline aldığında, kapağın altından ince bir ışık sızar..
sıcak bir nefes gibi..
merak, tedirginlik, yasak..
insan ruhunu kemiren üçlü..
ve pandora, işte o anı seçer..
dünya tarihinin en kırılgan saniyesi..
kapağı kaldırır.. kutudan dışarı birden karanlık bir uğultu yayılır..
hastalıklar
yalan
şiddet
açlık
savaş
çaresizlik
kıskançlık
yıkım…
insanlığın tüm dertleri bir anda etrafa savrulur..
tanrılar insana ateş için öfkelidir; işte bedel budur..
pandora bağırır, kutuyu kapatmaya çalışır..
ama kötülükler çoktan uçup gitmiştir..
pandora kapağı zorla bastırırken içeriden cılız bir ses duyulur..
sonuçta kutuda bir şey kalmıştır..
tek bir şey..
umut
mitologlar bu detayı iki türlü yorumlar
1. umut kötülüklerin panzehiridir; tanrılar insanı tamamen çaresiz bırakmamıştır..
2. umut da bir lanettir; insanı acı çekmeye devam etmesi için hayata bağlar..
waterhouse’un tablosunda pandora’nın yüzündeki o ince tereddüt tam da bu bilmeceyi taşır
içerideki ışık bir şifa mı, yoksa yeni bir bela mı?

*
bu hikâye sadece mitoloji değildir; insanlığın kendi iç yapısının metaforudur..
merakın bedeli
bilginin ağırlığı
kötülüğün kaynağı
umudun çelişkisi
kadere karşı çaresizlik
tanrıların değil, insanın kendi seçiminin sonuçları
pandora’nın yapıp ettiği tek şey, insanın doğasını ortaya çıkarmaktır..
dünyanın ilk günleri..
henüz insanların kaderi yazılmamış, gökyüzü tanrıların nefesiyle ağır ağır titreşirken, olympos’ta bir tartışma kopar.. prometheus, insanlara ateşi verir. ateş, tanrıların tekelidir; zeus’un öfkesi de bu yüzden büyüktür..
zeus, insanı ateşle onurlandıran prometheus’a karşı dolaylı bir ceza verir..
ve bir kadın yaratır..
ama bu kadın sıradan değildir; tanrıların elinden çıkan kusursuz bir mozaiktir..
aphrodite ona güzelliği,
athena ona aklı ve zarafeti,
hermes ona ikna gücünü ve sözün sinsiliğini,
hera ona kıskançlığı,
hefestos ona nefes, beden ve canlılık verir..
ve böylece pandora ortaya çıkar.
adının anlamı bile tuhaf biçimde ironiktir..
“tüm armağanlara sahip olan.”
ama tanrıların armağanı her zaman lütuf değildir..
zeus, pandora’nın eline kapalı bir kutu (ya da bazı anlatılarda bir kavanoz) verir..
kutunun içindekilerin ne olduğunu söylemez..
sadece şu uyarıyı yapar..
“sakın açma.”
işte bütün hikâyenin düğümü burada atılır..
insanı insan yapan o kadim duygu... merak
prometheus’un kardeşi epimetheus pandora’ya âşık olur ve onu evine alır..
prometheus kardeşine uyarıda bulunur..
“zeus’tan gelen hiçbir hediyeyi kabul etme.”
ama aşk, kulakları sağır eder..
epimetheus, pandora’yı bağrına basar;
kader de tam o anda düğümlenir..
ve o saniye.. hikaye başlar..
ev sessizdir..
kutunun üzerinde tanrıların dokunuşunu andıran kabartmalar vardır..
pandora onu eline aldığında, kapağın altından ince bir ışık sızar..
sıcak bir nefes gibi..
merak, tedirginlik, yasak..
insan ruhunu kemiren üçlü..
ve pandora, işte o anı seçer..
dünya tarihinin en kırılgan saniyesi..
kapağı kaldırır.. kutudan dışarı birden karanlık bir uğultu yayılır..
hastalıklar
yalan
şiddet
açlık
savaş
çaresizlik
kıskançlık
yıkım…
insanlığın tüm dertleri bir anda etrafa savrulur..
tanrılar insana ateş için öfkelidir; işte bedel budur..
pandora bağırır, kutuyu kapatmaya çalışır..
ama kötülükler çoktan uçup gitmiştir..
pandora kapağı zorla bastırırken içeriden cılız bir ses duyulur..
sonuçta kutuda bir şey kalmıştır..
tek bir şey..
umut
mitologlar bu detayı iki türlü yorumlar
1. umut kötülüklerin panzehiridir; tanrılar insanı tamamen çaresiz bırakmamıştır..
2. umut da bir lanettir; insanı acı çekmeye devam etmesi için hayata bağlar..
waterhouse’un tablosunda pandora’nın yüzündeki o ince tereddüt tam da bu bilmeceyi taşır
içerideki ışık bir şifa mı, yoksa yeni bir bela mı?

*
bu hikâye sadece mitoloji değildir; insanlığın kendi iç yapısının metaforudur..
merakın bedeli
bilginin ağırlığı
kötülüğün kaynağı
umudun çelişkisi
kadere karşı çaresizlik
tanrıların değil, insanın kendi seçiminin sonuçları
pandora’nın yapıp ettiği tek şey, insanın doğasını ortaya çıkarmaktır..
devamını gör...
11.
hayatın kırılma noktaları
bazı günler insan, hayatının kırılma anını tam o anda yaşadığını bile fark etmez..
her şey olağan görünür..
saat ilerler, pencere aralıktan sızan havayı değiştirir,
bir kalemin ucu masaya düşer..
ama görünmez bir çizgi, tam o dakikada çekilir içerde..
ben o çizgiyi ilk kez, bir akşamüstü masanın kenarında duran soğumuş kahveye bakarken anlıyorum.. oda sessiz, hava durgun, yüzümde nedeni belirsiz bir yorgunluk var.. aynı sokaklar, aynı saatler, aynı insanlar..
ama içimde ince bir kapı aralanıyor,
o kapının ardında yıllarca ertelediğim kararların
kırılgan ama kararlı yüzleri..
hayatın kırılma noktası dediğin
kocaman bir sahne değil;
bazen sadece kendi kendine söylediğin
ve bir daha geri alamadığın bir cümleyle gelir.. *
her şey olağan görünür..
saat ilerler, pencere aralıktan sızan havayı değiştirir,
bir kalemin ucu masaya düşer..
ama görünmez bir çizgi, tam o dakikada çekilir içerde..
ben o çizgiyi ilk kez, bir akşamüstü masanın kenarında duran soğumuş kahveye bakarken anlıyorum.. oda sessiz, hava durgun, yüzümde nedeni belirsiz bir yorgunluk var.. aynı sokaklar, aynı saatler, aynı insanlar..
ama içimde ince bir kapı aralanıyor,
o kapının ardında yıllarca ertelediğim kararların
kırılgan ama kararlı yüzleri..
hayatın kırılma noktası dediğin
kocaman bir sahne değil;
bazen sadece kendi kendine söylediğin
ve bir daha geri alamadığın bir cümleyle gelir.. *
devamını gör...
15.
günaydın sözlük
kasımpatının o inadına canlı renkleri gibi bir gün olsun.. tatsızlıkların bittiği, yeniden başlamanın eşiği olsun bu sabah..
çay sıcak olsun, omuzlar dik, ruh hafif asi..
o zaman günaydın..
olanlara, olmayanlara;
uyanıp hayata göz kırpanlara da, hâlâ karanlığın içinde bir tur daha dönenlere de..
günaydın…
umut etmeyi unutmayanlara,
kalbinin bir köşesinde yaşamın nabzını hâlâ parmak uçlarında hissedenlere..

sabah erken açılınca çiçekçiler hiç affetmem.. buna vesile olan tüm öğretmenlerimizin de öğretmenler günü kutlu olsun..
çay sıcak olsun, omuzlar dik, ruh hafif asi..
o zaman günaydın..
olanlara, olmayanlara;
uyanıp hayata göz kırpanlara da, hâlâ karanlığın içinde bir tur daha dönenlere de..
günaydın…
umut etmeyi unutmayanlara,
kalbinin bir köşesinde yaşamın nabzını hâlâ parmak uçlarında hissedenlere..

sabah erken açılınca çiçekçiler hiç affetmem.. buna vesile olan tüm öğretmenlerimizin de öğretmenler günü kutlu olsun..
devamını gör...
17.
paranoyak deli
sevgili deli'm
enerjin yüksek olsun, adımların dik, kahkahaların bol..
bugün kim ne diyorsa desin, dünya biraz da senin etrafında dönsün..
şimdi yeniden başla..
en güzel yanınla, en ulaşılmaz hayalinle, en kararlı tarafınla..
doğum günün kutlu olsun.. *
enerjin yüksek olsun, adımların dik, kahkahaların bol..
bugün kim ne diyorsa desin, dünya biraz da senin etrafında dönsün..
şimdi yeniden başla..
en güzel yanınla, en ulaşılmaz hayalinle, en kararlı tarafınla..
doğum günün kutlu olsun.. *
devamını gör...






