çünkü bitmiştir..
o insanın gülümsemesi silinmiştir.. sesi bir daha yankılanmayacaktır..
kızdığımız her ne varsa onun kaybıyla yok olur.. ve sonra kalanlar için keşkeler başlar..
ne zamandan sonra usulca ellerimizi gevşetip, tutunduğumuz her şeyi ardımızda bırakmamız gerektiğini anlarız.. zamanın suskun bakışında gizli olan o eşiğe varınca..
haydar – “su ve elektürük tamam.”
recep – “ee okula yol paramuz kalmadu.”
haydar – “yürürüz.”
recep – “bakkala olan borc da duruyor.”
haydar – “bakkal da yürür.”
zeus bir ıslık çaldı poseidon’a..
o ıslık, sıradan değildi.. gökyüzünün mavi kubbesini delip geçen, bulutların arasına kıvılcım gibi düşen bir çağrıydı.. ince ama kudretli.. şimşeğin kardeşi, rüzgarın sırdaşı bir ses..
olimpos o an sustu.
hera kaşlarını hafifçe kaldırdı.. athena, parşömeninin kenarına düşen gölgeyi fark edip başını göğe çevirdi.. ares homurdandı, savaşın sesine alışkındı ama bu başka bir şeydi.. bu, gücün bağırmadan konuşmasıydı..
denizlerin altında, poseidon üç dişli asasını mercanların arasına yaslamıştı.. dalgalar omuzlarına çarpıyor, akıntılar sakalında dolaşıyordu.. tam o anda o ıslık suyun içinden geçerek ona ulaştı.. suyun içinde ıslık olmaz sanırsınız ama tanrılar söz konusuysa, imkansız yalnızca henüz denenmemiştir..
poseidon başını kaldırdı..
deniz bir anlığına dümdüz oldu..
“yine ne istiyorsun, kardeşim?” diye mırıldandı.. gözlerinde öfke yoktu.. o ıslıkta meydan okuma değil, oyun vardı..
zeus bulutların üzerine yaslanmış, elinde yıldırımları da yoktu bu kez.. sadece dudaklarının kenarında yarım bir tebessüm..
ıslık bir davetti..
hatırlamaya..
tanrılar unutmaya meyillidir.. insanların duaları, savaşları, adakları arasında kaybolurlar.. oysa bir zamanlar kardeştiler.. göğü, denizi ve yeraltını paylaşmadan önce aynı karanlıkta omuz omuza durmuşlardı..
poseidon suyun yüzeyine çıktı.. ufukta kara bulutlar birikmeye başladı.. bu öfkenin değil, hareketin işaretiydi. dalgalar yükseldi, gökyüzü alçaldı.. iki güç birbirine yaklaştı..
“ıslık mı çalıyorsun artık?” dedi poseidon, yarı alaycı..
zeus omuz silkti. “yıldırım fazla gürültülü.. bazen insan / ya da tanrı / dinlenmek için daha azına ihtiyaç duyar..”
o anda bir rüzgâr esti.. hermes kahkaha attı, apollon lirinin tellerine hafifçe dokundu.. dünya, o an fark etmeden nefes aldı..
zeus ikinci kez ıslık çaldı..
bu kez daha yumuşak..
deniz kıyısındaki bir balıkçı başını kaldırdı.. uzaktan gelen o sesi rüzgar sandı.. deniz sakin, gökyüzü berraktı.. güneş gibi gülümsedi her şey..
tanrılar dağıldı..
gökyüzü yerine yerleşti..
deniz ritmine döndü..
ve olimpos’ta o gün sıradan bir gün değil, ıslıkla gelen bir özlem gidermeydi..
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.