1.
..
son tanımları | başucu eserleri
3.
uyku
hayatımda hep çok uyumamdan şikayet ederdim... son bir haftadır gözüme doğru düzgün uyku girmedi sebepsiz.. bugün huzurlu bir uyku temenni ediyorum çünkü mutluyum ve bu yeterince iyi bir neden. misler gibi uyuyacam şimdi
devamını gör...
4.
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
karnım ağrıyor sözlük halkı bu sefer korku, kaygı, stres değil sebebi...*
tarih düşmek istedim 27.02.2026
tarih düşmek istedim 27.02.2026
devamını gör...
7.
sessizliğin sesi
sessizliğin sesi vardı.
rüzgarın uğultusu sinesine çekilir buradadır yerim dedi. korku dolu, soğuk, başıboş, çaresiz ve ürkekti; esen rüzgar ancak direnmekteydi bulunmak istediği yer konusunda. bakışlarında bile vardı yalnızlığı, hatta tam karşısında hiç sebepsiz duran tepelerin bile duyardı sessizliğini, öyle yalnızdı.. duyardı, ağaçların bile sessizliğini…
sevmezdi böyle gün batımlarını, ayrılıkları hatırlatırdı, sonsuz yeldaları sonra.. nedensizce kendinde buldu tüm hataları hep muhatabı bitirmişti tüm savaşları… sanki her şey onda başlamış ve sırf varlığından mütevellit sona ermişti, böyle bahtsız.. bu günü de o batırmıştı da tüm dünya da bilirmiş de karşındaymış gibi, sorumlusuydu bunun da.
kaçıp gitmek istedi. yollar değiştirdi, yuvalar.. insanlar değişti, fikirler.. bedenine değdi yalnızlık, yüreğine..
kaçıp gitmek istedi, çok istedi lakin her şeyin sorumlusu olduğundan habersizce.
daima kaçtı, yalnızlığından. yüzüne vurdu yalnızlık, ait olduğum kişi sensin diye. kendinden gelmiş yalnızlığı bırakmak isterken kendinden kaçan olmuş o yaratık. bir hiç kimse gibi, bilinmez gibi ne fark eder ki yokmuş gibi.. kaçamamış ama kaybetmiş de aynı zamanda kendini, yalnızlığından kaçağını düşünürken.
ve…ve şimdilerde hep sessizliğin sesi vardı yüreğinde. öyle ki yalnızdı, sessizliğin bile sesini duyardı. bir kendini duyuramaz ama sessizliğin sesi her an içinde… sessizliğin sesi vardı.
rüzgarın uğultusu sinesine çekilir buradadır yerim dedi. korku dolu, soğuk, başıboş, çaresiz ve ürkekti; esen rüzgar ancak direnmekteydi bulunmak istediği yer konusunda. bakışlarında bile vardı yalnızlığı, hatta tam karşısında hiç sebepsiz duran tepelerin bile duyardı sessizliğini, öyle yalnızdı.. duyardı, ağaçların bile sessizliğini…
sevmezdi böyle gün batımlarını, ayrılıkları hatırlatırdı, sonsuz yeldaları sonra.. nedensizce kendinde buldu tüm hataları hep muhatabı bitirmişti tüm savaşları… sanki her şey onda başlamış ve sırf varlığından mütevellit sona ermişti, böyle bahtsız.. bu günü de o batırmıştı da tüm dünya da bilirmiş de karşındaymış gibi, sorumlusuydu bunun da.
kaçıp gitmek istedi. yollar değiştirdi, yuvalar.. insanlar değişti, fikirler.. bedenine değdi yalnızlık, yüreğine..
kaçıp gitmek istedi, çok istedi lakin her şeyin sorumlusu olduğundan habersizce.
daima kaçtı, yalnızlığından. yüzüne vurdu yalnızlık, ait olduğum kişi sensin diye. kendinden gelmiş yalnızlığı bırakmak isterken kendinden kaçan olmuş o yaratık. bir hiç kimse gibi, bilinmez gibi ne fark eder ki yokmuş gibi.. kaçamamış ama kaybetmiş de aynı zamanda kendini, yalnızlığından kaçağını düşünürken.
ve…ve şimdilerde hep sessizliğin sesi vardı yüreğinde. öyle ki yalnızdı, sessizliğin bile sesini duyardı. bir kendini duyuramaz ama sessizliğin sesi her an içinde… sessizliğin sesi vardı.
devamını gör...
8.
son zamanlarda yazarların kendisi için yaptığı en iyi şey
açmamak kimseye içini ..
devamını gör...
9.
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
çok mu geç bir saat bilmiyorum ancak ben deli gibi gibi mutlu hissediyorum...
ben galiba öğretmen oluyorum, oldum, olacam...
hayat o kadar garip ki kim derdi zamanın sessiz ve sakin bir çocuk oluşunun verdiği gözlem becerisi ilerde hareketli ve sosyal hayatında bana bir şey kazandıracağını... evet efendim, ben ziola... hayrola? ne işin var yine burda demeyin, ziola sadece hüzün rüzgarına kapılınca esmez buraya.. duygularını dizginleyemeyeceğini hissedince de uğrar hatta içinden dolup dolup taşan mutluluk patlamalarında da gelir... hep derim acıyı çoğu zaman hissettirmeyebilirsin seni dinleyenlere ama anlatabilirsin, anlaşılır da elbet ancak mutluluk öyle bir kavram değil daha basit anlatılır gibi düşünülse de aslında çok bir tarifi yoktur... o yüzden ben pek bilmem mutluluğu anlatmayı ancak yanımda olsan yüzümdeki ifadeden, belki hızlı hızlı konuşmamdan, sesimdeki titreyiş ve belki de sadece gözlerimden anlaşılır.
tarifi yok diye anlatmayalim mı? anlatalım efendim buyrun;
ben öğretmenim, bir gün yeşermez denileni yeşertme umudu olan, siyah bir kapağın ardında bembeyaz bir sayfanın olduğunu savunan..
ben ziola bir gün kim olduğumu unutursam buraya ugrayacağimi biliyorum. yardım almaktan çekinme, tabii ki de çıkmaza gireceksin; her şeyi bir anda aktaramazsın, kendine yüklenme; bir eğitmensin, eğitmen olacaksın görevin sadece sayilar ve harflerden ibaret değil, sen hayatsın; tükenebilir, yorulabilirsin bu senin yetersiz olduğunu göstermez insan olduğunu gösterir; toparlanacaksın senin ideallerin var ve unutma lütfen kendin yetiştirilmek istediğin gibi yetiştir.
madem vaktinde görülmeyen herkesi görecegim en çok onları göreceğimz keşfedeceğim dedin ve bu kadar özel bir alana geçecegini düşünmedin ve kabul olmuşsa duan; lütfen bunu bir iş değil kutsal bir görev bil...
bir umudun yeşerdiği yersin.
ben galiba öğretmen oluyorum, oldum, olacam...
hayat o kadar garip ki kim derdi zamanın sessiz ve sakin bir çocuk oluşunun verdiği gözlem becerisi ilerde hareketli ve sosyal hayatında bana bir şey kazandıracağını... evet efendim, ben ziola... hayrola? ne işin var yine burda demeyin, ziola sadece hüzün rüzgarına kapılınca esmez buraya.. duygularını dizginleyemeyeceğini hissedince de uğrar hatta içinden dolup dolup taşan mutluluk patlamalarında da gelir... hep derim acıyı çoğu zaman hissettirmeyebilirsin seni dinleyenlere ama anlatabilirsin, anlaşılır da elbet ancak mutluluk öyle bir kavram değil daha basit anlatılır gibi düşünülse de aslında çok bir tarifi yoktur... o yüzden ben pek bilmem mutluluğu anlatmayı ancak yanımda olsan yüzümdeki ifadeden, belki hızlı hızlı konuşmamdan, sesimdeki titreyiş ve belki de sadece gözlerimden anlaşılır.
tarifi yok diye anlatmayalim mı? anlatalım efendim buyrun;
ben öğretmenim, bir gün yeşermez denileni yeşertme umudu olan, siyah bir kapağın ardında bembeyaz bir sayfanın olduğunu savunan..
ben ziola bir gün kim olduğumu unutursam buraya ugrayacağimi biliyorum. yardım almaktan çekinme, tabii ki de çıkmaza gireceksin; her şeyi bir anda aktaramazsın, kendine yüklenme; bir eğitmensin, eğitmen olacaksın görevin sadece sayilar ve harflerden ibaret değil, sen hayatsın; tükenebilir, yorulabilirsin bu senin yetersiz olduğunu göstermez insan olduğunu gösterir; toparlanacaksın senin ideallerin var ve unutma lütfen kendin yetiştirilmek istediğin gibi yetiştir.
madem vaktinde görülmeyen herkesi görecegim en çok onları göreceğimz keşfedeceğim dedin ve bu kadar özel bir alana geçecegini düşünmedin ve kabul olmuşsa duan; lütfen bunu bir iş değil kutsal bir görev bil...
bir umudun yeşerdiği yersin.
devamını gör...
10.
ufak tefek cinayetler
" birini merak ediyor olmak aşkın ne kadar berrak bir tanımı değil mi? ne yaşıyor, ne yaşamış, ne hissediyor? bugün onu görmeden önce ne yapıyordu... "
ufak tefek cinayetler~
devamını gör...
12.
anın fotoğrafı
14.
yazarları en çok mutlu eden iltifat
" ... görünce aklıma sen geldinnn"
yeterli değil midir birinin aklına gelmen..
başa yawrum kelimesi de getirilir*
yeterli değil midir birinin aklına gelmen..
başa yawrum kelimesi de getirilir*
devamını gör...
15.
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bugün doğum günüm, büyüyemedim.

heyyyyyy bugüüünn günlerden daha büyük bir benn(u: <3333 )
"bugün, yirminci baharın ilk gününde, ömrümün en özel duraklarından birine geldim. çocukluğumun o masalsı kapısından süzülen her bir kareye baktığımda, zamanın sadece takvim yapraklarını eskittiğini, ruhumun özünü hiç değiştiremediğini görüyorum. "ve ben hâlâ..." dedirten her fotoğraf, içimde bir yerlerde o minicik yüreğin hâlâ aynı açıklıkla çarptığını fısıldıyor. dünyaya o ilk günkü şaşkınlık ve merakla bakıyorum; küçük parmaklarımın ucundan süzülen hayaller, büyüyen avuçlarımda şekillenmeye devam ediyor. bedenim yirmi yaşına ermiş olsa da, gözlerimdeki ışıltı, kahkahalarımın yankısı ve kalbimdeki o saf inanç, dünkü çocuktan bana miras. iyi ki doğmuşum, iyi ki bu yaşa gelmişim ve iyi ki içimdeki o küçücük ben, her an benimle, yanımda, bu yolculukta ışık olmuş."




büyüyemedim.

heyyyyyy bugüüünn günlerden daha büyük bir benn(u: <3333 )
"bugün, yirminci baharın ilk gününde, ömrümün en özel duraklarından birine geldim. çocukluğumun o masalsı kapısından süzülen her bir kareye baktığımda, zamanın sadece takvim yapraklarını eskittiğini, ruhumun özünü hiç değiştiremediğini görüyorum. "ve ben hâlâ..." dedirten her fotoğraf, içimde bir yerlerde o minicik yüreğin hâlâ aynı açıklıkla çarptığını fısıldıyor. dünyaya o ilk günkü şaşkınlık ve merakla bakıyorum; küçük parmaklarımın ucundan süzülen hayaller, büyüyen avuçlarımda şekillenmeye devam ediyor. bedenim yirmi yaşına ermiş olsa da, gözlerimdeki ışıltı, kahkahalarımın yankısı ve kalbimdeki o saf inanç, dünkü çocuktan bana miras. iyi ki doğmuşum, iyi ki bu yaşa gelmişim ve iyi ki içimdeki o küçücük ben, her an benimle, yanımda, bu yolculukta ışık olmuş."




büyüyemedim.
devamını gör...
16.
iş hayatının insana kazandırdıkları
iş hayatı kesinlikle hayatın ta kendisi.
içinde çıkarcılıkların, günün sonunda bir başına kaldığın , sen kendini ne yerine koyarsan o yerdesin dedirten yerdir.
biz bir aileyiz ama başın sıkışırsa daima yokuz diyen bir yerdir .. veee bonus bir işe el verdin mi kolunu da hatta iki kolunu da ver diyen yerdir . . .
sürün bizim için derler off çok doluyum..
neysemmm sen kendini hangi konumda görüyorsan öyle davranırlar.
içinde çıkarcılıkların, günün sonunda bir başına kaldığın , sen kendini ne yerine koyarsan o yerdesin dedirten yerdir.
biz bir aileyiz ama başın sıkışırsa daima yokuz diyen bir yerdir .. veee bonus bir işe el verdin mi kolunu da hatta iki kolunu da ver diyen yerdir . . .
sürün bizim için derler off çok doluyum..
neysemmm sen kendini hangi konumda görüyorsan öyle davranırlar.
devamını gör...
17.
aşk
çokça içselleştirilmiş bir gündür benim için... biraz da içinde çocukça bir hisle evet öğretmen olmak istiyorum dedim... çok tuhaf bir his belki 'aşk' gibi.. sarılmaz ve kuvvetli.. bir gün ben yoruldum dersem eğer bugünlerimi hatırlamak istiyorum.. şimdilerde gözleri dolu dolu minik kalpleri ne şekilde ısındıracam diye bakan biri olduğumu unutmak istemem ne olursa olsun...
sadece içim kıpır kıpır... ve o kadar hızlı sabah olsun istiyorum ki .. yarın bayrammışçasına.
hislerimin ve içinde tatlı kıpırtılar hisseden tüm arkadaşlarımın ömürleri boyunca bunu tazecik kalması için dua ediyorum bugün...
hayırlı geceler dilerim...
sadece içim kıpır kıpır... ve o kadar hızlı sabah olsun istiyorum ki .. yarın bayrammışçasına.
hislerimin ve içinde tatlı kıpırtılar hisseden tüm arkadaşlarımın ömürleri boyunca bunu tazecik kalması için dua ediyorum bugün...
hayırlı geceler dilerim...
devamını gör...
18.
şahsına
"ağırdan alıyor gökyüzü… güzellik çünkü, aceleye gelmez.. dallar, rüzgâra kapılmış; susuyor şehir. başlıyor tam orada hayat, usulca. yaşadığını, bir an durup göğe bakınca anlıyor insan. içimizde kıpırtı… belki bir şiirin ilk dizesi. bazı anlar var, hep ilk kez gibi. o anlarda işte, tutuluyor insan dallarına.. tutkuyla bakan gözler… şiir düşünen bir kalp… hayat, onlardan yana biraz..."
şahsına.. benden gelen
şahsına.. benden gelen
devamını gör...



