roman
8 / 10
puan ver

öne çıkanlar | diğer yorumlar

jerzy kosinski'nin 1968 yılında yayınlanan kitabıdır. 1971 yılında da e yayınları tarafından türkçeye kazandırılmıştır.
bu kitap hakkında söyleyeceğim iki şey var. biri, kosinki'yi ilk defa okuyacaksanız mutlaka türkçeye boyalı kuş adıyla çevrilen the painted bird kitabından başlayın. iki, kosinski'nin karanlık ve her yanından kötülük akan dilinden haz etmediyseniz şansınızı zorlamayın, bu kitabı okumayın.


"cam kavanozu ağzına kadar kelebekle doldurduktan sonra, içine birkaç yanar kibrit soktuk.ürperen çiçekler arasından bir mavi duman, ağır ağır yükseldi.
önceleri her yeni kibrit, bu yaşayan yapraklar arasına ölümü değil de hayatı getiriyordu sanki: çünkü böcekler gitgide daha hızlı uçuşuyor, çarpışıyor, kanatlarının renkli tozunu silip süpürüyorlardı. dumanın camı her karartışında, kelebekler, delice dönüşlerine yeniden başlıyorlardı. hangi kelebeğin daha fazla dayanacağı, kaç kibrite göğüs gerebileceği konusunda bahse tutuştuk."


"böylesine özgür görünüşlü ora insanlarını kıskanıyordum, çünkü ne pişmanlıkları vardı ne de umutları. nüfus kağıtları, doktor raporları, otomatik makinelerde delinen mesai kartları ve elektronik beyinler, telefon rehberleri, pasaportlar, banka hesapları, sigorta poliçeleri, vasiyetnameler, kredi kartları, emeklilik ödenekleri, ipotek ve borç dünyasında her biri, kendinden başka kimseyi tanımaksızın, en küçük bir şeye bağlanmadan yaşıyorlardı.
mucize sonucu onların dilini konuşmam, derimin rengini, kafamın biçimini ve saçlarımın görünüşünü değiştirmem mümkün olsa, onlardan biri haline dönüşürdüm. böylece ne olduğum ve ne olacağım görüntüsünü kendimden uzaklaştırabilirdim; bana aşılanan kanun korkusundan, başarısızlık saplantısından ve başarı simgelerinden kendimi kurtarırdım; sahip olma hayallerini, edinilen, kullanılan, tüketilen her şeyle birlikte “aidiyeti” ispatlayan her şeyi -tasdikname, unvan, diploma- ortadan kaldırırdım. böyle bir değişim geçirdikten sonra da, yaşamaktan başka şey seçme olanağım kalmazdı.
o zaman dünya benimle başlar, benimle biterdi. "
devamını gör...
hayvan yavruları ilk adımlarını atmaya başladıklarında hayatta kalmayı öğrenmek zorundadırlar. öncelikle onları avlayan doğal avcılarından korunmak için bir savunma mekanizması geliştirecekler daha sonra da hayatta kalmaya devam etmek için karınlarını doyurmayı öğreneceklerdir.

insan yavruları ise ilk adımlarını atmaya başlar başlamaz öldürmeye adayacaktır kendini. daha bebekken bahçeye çıktığında çiçekleri yolacak, biraz daha büyüyünce kedilere, köpeklere eziyet edecek, yetişkin olunca ise avlara çıkacak be yetinmeyip kendi türünün de sonunu getirmek için savaşlar başlatacaktır.

insan türü vahşidir, saldırgandır, sapkındır; yoldan çıkmış, gözü dönmüştür. yaşayan her şeyi bir av olarak görebilir. öldürmek onun için sadece anlık bir karardır. aç olduğu için de öldürebilir, açgözlü olduğu için de. vücudunu sıcak tutmak için de öldürebilir, serinlemek için de. kendine bir barınak inşa etmek için de öldürebilir, seyahat etmek için de.

her şey adımlarla başlar. insan dünyayı adım adım yok eder. jerzy kosinski en yalın, en vahşi, en korkunç cümlelerle anlatıyor insanlığı bize. çünkü insanlık layık olduğunu yaşamak zorundadır.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"adımlar" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim