1.
afrika talanı (the scramble for africa), 1800'lerin sonlarından 1900'lerin başlarına kadar süren, kıtanın işgali, bölünmesi ve sömürge haline getirilmesi için kullanılan kavramdır. bu dönemde yapılanlar, avrupa güçlerinin ateşli milliyetçiliği ve aralarındaki rekabetle güdümlenmiş ve gerçekleştirilmiştir. bu rekabet, afrika'nın doğal kaynaklarını ele geçirebilmek ve imparatorluk kurmak adına/hırsıyla olmuştur. beyaz adam'ın yükü (white man's burden) kavramı bu dönemde, rudyard kipling'in, filipinler-abd savaşı (1899-1902) hakkında yazdığı şiirle ortaya çıkmıştır ve kolonyal emperyalizmi haklı ve ahlaklı bir pratik olarak görüldüğünü/gösterildiğini ortaya koyar. bu dönemdeki çoğu batı gücü gerçekten de yaptıkları şeyin "iyi" (good) olduğuna zira dünyadaki beyaz olmayanlara "medeniyet" getirdiklerine inanıyorlardır.
1870 senesine gelindiğinde afrika'nın %10'u sömürgeleştirilmiştir ve avrupalılarla afrikalıların interaksiyonunun çoğu kıyı şeritlerindeki limanlarla sınırlıdır. sıtma gibi bulaşıcı hastalıklar, avrupalıların kıtanın daha içlerine girmesinin önünde bir engel oluşturmuştur. ancak, endüstrileşme ve iletişimle ulaşım alanlarındaki teknolojik gelişmeler —örneğin; tren yolları, telegraflar, buharlı gemiler— avrupalıların, afrika'yı sömürgeleştirmelerine engel teşkil edebilecek şeylerin üstesinden gelmelerine ön ayak olmuştur. kinin (quinine - sıtma ilacı) yapımı ve bunun sıtma tedavisinde yaygın olarak kullanılmaya başlanmasıyla birlikte batılılar artık afrika'nın daha iç kısımlarına girebilmeye başlamıştır.
1914'te artık afrika'nın neredeyse %90'ı kolonize edilmiştir. avrupa'nın haksız toprak ilhakından kendini kurtarabilen bir tek etiyopya, liberya ve derviş bölgesi (şimdiki somali) kalmıştır. etiyopya bu dönemde sömürgeleştirilememişse de 2. dünya savaşı döneminde, 1936-1941 yılları arasında italyanlar tarafından işgal edilmiştir. liberya da avrupa güçleri tarafından sömürge haline getirilememiştir fakat amerikan kolonizasyon birliği (american colonization society) tarafından kurulmuştur. kurucuları, abd'deki siyahi kölelerinin buraya taşınmasını isteyen bir grup beyaz amerikalıdır. buranın toprakları 1817 senesinde yerli kabilelerinden satın alınmıştır ve birkaç sene sonra ilk abd'li yerleşimcileri buraya gelmeye başlamıştır.
kaynak: twitter.com/historyinmemes/...
yüksek lisansta postkolonyal edebiyat dersleri almıştım. hakikaten korkunç bir "tarih" diyebilirim. ama üstteki kaynaktan yaptığım çevirideki, "iyilik yaptığına inandıkları" bilgisi net doğru. özellikle ingilizler, bakmışlar bu afrikalılar bilim, astronomi vs. konularında hiçbir şey bilmiyorlar; biz bunlara öğretelim demişler ve iyi niyetle bunu denemişler. bu eğitme/öğretme çabasında başarılı olunamayınca, "bunlar maymunlardan/şempanzelerden türediklerinden biz beyazlar kadar zeki değiller." sonucuna varmışlar. o dönemki bilim de maalesef bu kanıdaymış. burada boş bir kibirden bahsedebilsek de bilim de bugünkü haline böyle yanıla yanıla geldi. bunu göz önünde tutmak gerekir. gazetelerde de çarşaf çarşaf makaleler çıkmış siyahların nasıl "geri zekalı" olduklarıyla ilgili. bunlar da bilim adamları destekli yazılarmış. çok korkunç bir tarih gerçekten. hele ki afrika'dan "anne ülkemize gidiyoruz..." (mother country) diye umutla ingiltere'ye giden ilk siyahilerin yaşadıklarına yürek dayanmaz... geçen yaz siyahilerden oluşan ingiliz bir aileyle sohbet etmiştim. bugünlerde çok kültürlülük (multiculturalism) konusunda gayet rahat ve mutlu olduklarını açıklamışlardı. geçmişteki acılar çok fenaymış ama bu konuda bence de yol kat etti batı. bu arada fransa'nın yaptıklarının daha fena olduğunu söylemişti, eski fransız sömürgelerinde senelerce yaşayıp çalışan bir öğretmen arkadaşım. eski ingiliz sömürgesi afrika ülkelerinde de kalmış. fransızların oralara hiçbir şey katmadıklarını söylemişti. hala perişan haldelermiş sömürdükleri afrika ülkeleri. ingilizler kaynakları sömürse de kültürel olarak bir şeyler katmışlar onlara ve pozitif etkileri gözlemlenebiliyormuş bunun. o arkadaşımın yalancısıyım valla.
aşağıdaki görsellerde de afrika talan edilmeden önce ve edildikten sonra şeysini görebilirsiniz.

1870 senesine gelindiğinde afrika'nın %10'u sömürgeleştirilmiştir ve avrupalılarla afrikalıların interaksiyonunun çoğu kıyı şeritlerindeki limanlarla sınırlıdır. sıtma gibi bulaşıcı hastalıklar, avrupalıların kıtanın daha içlerine girmesinin önünde bir engel oluşturmuştur. ancak, endüstrileşme ve iletişimle ulaşım alanlarındaki teknolojik gelişmeler —örneğin; tren yolları, telegraflar, buharlı gemiler— avrupalıların, afrika'yı sömürgeleştirmelerine engel teşkil edebilecek şeylerin üstesinden gelmelerine ön ayak olmuştur. kinin (quinine - sıtma ilacı) yapımı ve bunun sıtma tedavisinde yaygın olarak kullanılmaya başlanmasıyla birlikte batılılar artık afrika'nın daha iç kısımlarına girebilmeye başlamıştır.
1914'te artık afrika'nın neredeyse %90'ı kolonize edilmiştir. avrupa'nın haksız toprak ilhakından kendini kurtarabilen bir tek etiyopya, liberya ve derviş bölgesi (şimdiki somali) kalmıştır. etiyopya bu dönemde sömürgeleştirilememişse de 2. dünya savaşı döneminde, 1936-1941 yılları arasında italyanlar tarafından işgal edilmiştir. liberya da avrupa güçleri tarafından sömürge haline getirilememiştir fakat amerikan kolonizasyon birliği (american colonization society) tarafından kurulmuştur. kurucuları, abd'deki siyahi kölelerinin buraya taşınmasını isteyen bir grup beyaz amerikalıdır. buranın toprakları 1817 senesinde yerli kabilelerinden satın alınmıştır ve birkaç sene sonra ilk abd'li yerleşimcileri buraya gelmeye başlamıştır.
kaynak: twitter.com/historyinmemes/...
yüksek lisansta postkolonyal edebiyat dersleri almıştım. hakikaten korkunç bir "tarih" diyebilirim. ama üstteki kaynaktan yaptığım çevirideki, "iyilik yaptığına inandıkları" bilgisi net doğru. özellikle ingilizler, bakmışlar bu afrikalılar bilim, astronomi vs. konularında hiçbir şey bilmiyorlar; biz bunlara öğretelim demişler ve iyi niyetle bunu denemişler. bu eğitme/öğretme çabasında başarılı olunamayınca, "bunlar maymunlardan/şempanzelerden türediklerinden biz beyazlar kadar zeki değiller." sonucuna varmışlar. o dönemki bilim de maalesef bu kanıdaymış. burada boş bir kibirden bahsedebilsek de bilim de bugünkü haline böyle yanıla yanıla geldi. bunu göz önünde tutmak gerekir. gazetelerde de çarşaf çarşaf makaleler çıkmış siyahların nasıl "geri zekalı" olduklarıyla ilgili. bunlar da bilim adamları destekli yazılarmış. çok korkunç bir tarih gerçekten. hele ki afrika'dan "anne ülkemize gidiyoruz..." (mother country) diye umutla ingiltere'ye giden ilk siyahilerin yaşadıklarına yürek dayanmaz... geçen yaz siyahilerden oluşan ingiliz bir aileyle sohbet etmiştim. bugünlerde çok kültürlülük (multiculturalism) konusunda gayet rahat ve mutlu olduklarını açıklamışlardı. geçmişteki acılar çok fenaymış ama bu konuda bence de yol kat etti batı. bu arada fransa'nın yaptıklarının daha fena olduğunu söylemişti, eski fransız sömürgelerinde senelerce yaşayıp çalışan bir öğretmen arkadaşım. eski ingiliz sömürgesi afrika ülkelerinde de kalmış. fransızların oralara hiçbir şey katmadıklarını söylemişti. hala perişan haldelermiş sömürdükleri afrika ülkeleri. ingilizler kaynakları sömürse de kültürel olarak bir şeyler katmışlar onlara ve pozitif etkileri gözlemlenebiliyormuş bunun. o arkadaşımın yalancısıyım valla.
aşağıdaki görsellerde de afrika talan edilmeden önce ve edildikten sonra şeysini görebilirsiniz.

devamını gör...
2.
1950 lerde ne oldu da patır patır bayraklar ve sınırlar değişti? alayı emparyalistlerin dünyaya özgürlükçü yalanlarla sunduğu diktatörlerin doğuşuyla ilintilidir. emperyalizm, demokrasi boyasıyla 1950 den sonrasında ağını ördü tüm kıtaya.kalıcı olarak .
şimdi çin ve sınırsız parası 30 yıl sonraya hazırlık yapıyor. afrika'nın altı hala zenginlik dolu.
şimdi çin ve sınırsız parası 30 yıl sonraya hazırlık yapıyor. afrika'nın altı hala zenginlik dolu.
devamını gör...
3.
newton'un evde kalmış halası sarah wedgwood kölelik karşıtı hareketin en büyük bağışçısıydı.
devamını gör...