orijinal adı: un viejo que leía novelas de amor
yazar: luis sepulveda
yayım yılı: 1989
yaşlı bir adam küçük bir amazon köyünde yaşamaktadır. köyün yerlilerinden ormana, avlanmaya, hayatta kalmaya dair pek çok şey öğrenmiştir. gecelerini de aşk romanları okuyarak geçirmektedir. doğanın güzelliğine, insanın acımasızlığına dair bir roman.
yazar: luis sepulveda
yayım yılı: 1989
yaşlı bir adam küçük bir amazon köyünde yaşamaktadır. köyün yerlilerinden ormana, avlanmaya, hayatta kalmaya dair pek çok şey öğrenmiştir. gecelerini de aşk romanları okuyarak geçirmektedir. doğanın güzelliğine, insanın acımasızlığına dair bir roman.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "gogol’un dar paltosu" tarafından 12.03.2021 03:05 tarihinde açılmıştır.
1.
bir luis sepulveda romanıdır.
luis sepulveda ismini duyduğum zaman sonsuz bir mutluluk ve bu dünyada yalnız olmadığımı bilmemin verdiği bir huzur hissetmeme neden olan muhteşem kitaptır bu roman.
aşk romanları okumam pek. bana hitap etmez, belki aşk romanlarına zaman harcamayacak kadar kibirli bir insan olduğum içindir. bilemiyorum bunu. antonio josé bolívar proaño ile bu konuda benzeşmiyoruz. o gündüzleri avlanıp geceleri aşk romanları okuyan bir ihtiyar. ben de gün boyu romanlar okuyan bir ihtiyarım.
antonio josé bolívar proaño insan türünün acımasızlığının farkında. insan sadece kendisine zarar vermekle yetinemeyecek kadar gaddar, doyumsuz ve vicdansız bir yaratık. antonio josé bolívar proaño bu yüzden kendi başına yaşamaya seçmiş.
insan ırkı hem doğaya geç hayvanlara karşı acımasızlığının boyutunu kendisinin bile tahmin edemeyeceği bir seviyeye çıkarıyor gün geçtikçe. kendinden zayıf olanı ezmeyi bir marifet sayan insan ırkı kendi sonuna doğru dolu dizgin giderken var olan her şeyi de peşi sıra yok etmekte.
dünyayı insanlardan kurtarmak gerekliliği konusunda antonio josé bolívar proaño ile aynı fikirdeyiz.
luis sepulveda ismini duyduğum zaman sonsuz bir mutluluk ve bu dünyada yalnız olmadığımı bilmemin verdiği bir huzur hissetmeme neden olan muhteşem kitaptır bu roman.
aşk romanları okumam pek. bana hitap etmez, belki aşk romanlarına zaman harcamayacak kadar kibirli bir insan olduğum içindir. bilemiyorum bunu. antonio josé bolívar proaño ile bu konuda benzeşmiyoruz. o gündüzleri avlanıp geceleri aşk romanları okuyan bir ihtiyar. ben de gün boyu romanlar okuyan bir ihtiyarım.
antonio josé bolívar proaño insan türünün acımasızlığının farkında. insan sadece kendisine zarar vermekle yetinemeyecek kadar gaddar, doyumsuz ve vicdansız bir yaratık. antonio josé bolívar proaño bu yüzden kendi başına yaşamaya seçmiş.
insan ırkı hem doğaya geç hayvanlara karşı acımasızlığının boyutunu kendisinin bile tahmin edemeyeceği bir seviyeye çıkarıyor gün geçtikçe. kendinden zayıf olanı ezmeyi bir marifet sayan insan ırkı kendi sonuna doğru dolu dizgin giderken var olan her şeyi de peşi sıra yok etmekte.
dünyayı insanlardan kurtarmak gerekliliği konusunda antonio josé bolívar proaño ile aynı fikirdeyiz.
devamını gör...
2.
" benim adım antonio josé bolívar proano ve elimde sabırdan başka bir şey kalmadı.. "
1949/ 2020 yılları arasında yaşayan şilili yazar luis sepulveda imzalı eser; özgün adı un viejo que leía novelas de amor olan kitabımız roman türünde yer almakta iken 1989 yılında yayınlanmış ve ödül de almıştır.
kitabımı emrah imre çevirisinden okudum.
bir amazon köyünde yaşayan ve nüfusa geç kaydettirildiği için kaç yaşında olduğunu kendisi bile bilmeyen antonio josé bolívar proano adında yaşlı bir adamın egzotik yaşamı, jaguar ile mücadelesi, asla onlardan biri olarak kabul edilmese de artık "oralı " sayıldığı için orada verdiği mücadele, kâbile halkıyla olan bağı, aşk romanları okuyarak hayata tahammül edişi ve yalnızlığı da konu ediniliyor.
antonio josé bolívar proano çok erken yaşlarında bir kez evlenmiş, belki de aşkın yarım kalmasının ne demek olduğunu derinden bildiği için aşk romanları okumayı seviyor olabilir, köye gelen diş hekiminin getirdiği kitapları okuyarak hayal dünyasını genişletmeye çalışır, artık ezbere bilir okuduğu kitapları, yüzlerce kez okumuştur çünkü.
ormanı ondan iyi tanıyan yoktur denilebilir, bir gün mızrak yılanı tarafından sokulduğunda onu shuar kâbilesi ve büyücüsü iyileştirir, onun yaşına sonsuz saygı duyar ve onu bir bilge olarak gördükleri de derinden hissedilmektedir.
ondan çekinir, onu severler, onlardan olmasa da artık oralıdır...
yaşam vahşi, insanlar barbar, herkes biraz acımasızdır, bir gün belediye başkanı ve birkaç kişiden oluşan kâfile yola çıkar, belediye başkanı ise antonio josé bolívar proano' yu pek sevmez, onun bilgeliği karşısında kimse belediye başkanını ciddiye almaz olur, belediye başkanı da peşinde oldukları jaguarı öldürmesini ondan ister, böylelikle ondan kurtulacaktır.
antonio josé bolívar proano ve jaguar arasındaki rekabet ile kitabımızın sonlarına doğru yaklaşırız.
egzotik yaşamı, vahşeti, rekâbeti, savaşmayı, insanın acımasızlığını, sınırlarını zorlayarak kendini tanıma çabasını, primitif bir yaşamın kişi üzerinde yarattığı etkileri gözler önüne seren bir kitaptı.
anlatımı sürükleyici bulsam da umduğum kadar sert bir kitap değildi, aşk romanları okuyor olma eyleminin kitapta daha ön planda tutularak anlatılmasını beklemiştim, kitap okuma eyleminden ziyâde vahşi yaşam karşısında hayatta kalma çabası daha ön planda gibiydi.
seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.
kitabın sonunda biraz üzülmüş olabilirim..

dişlerin nasıl?
ihtiyar elini cebine götürerek,
“işte buradalar,” diye karşılık verdi.
cebinden rengi atmış bir mendil çıkarıp takma dişlerini dişçi’ye gösterdi.
“iyi de niye ağzına takmıyorsun, be adam?”
“birazdan takacağım. sadece yemek yerken veya konuşurken kullanıyorum.
öbür zamanlarda ne demeye takıp ömürlerini kısaltayım ki?”
büyüteç yardımıyla okurdu ve en sevdiği ikinci eşyası büyüteciydi. birinci sıradaysa takma dişleri vardı.
antonio josé bolívar proaño, dağdaki köyüne dönemeyeceğini biliyordu. yoksul hemşerileri her şeyi bağışlamaya hazır olsalar da başarısızlığa tahammülleri yoktu.
adam anılardan başka dostunun olmadığı ormanda kalmaya mecburdu. bu lanetli mekândan, aşkını ve rüyalarını elinden alan bu yeşil cehennemden intikam almak istiyordu.
hissettiği acizliğin sonucunda ormanı ondan nefret edebilecek kadar iyi tanımadığını fark etmişti.
gök gürültüsünü kimse zapt edemez.
terk ânında kimse ötekinin semâsını sahiplenemez.
yabancı için ağlamıyorlardı.
antonio josé bolívar ve nushino için ağlıyorlardı.
hayal etmeyi en çok sevdiği şeyse kardı..
gündüzleri insan ve orman ayrı varlıklardır. gece olduğundaysa insan ormanın bir parçası haline gelir.
varmak istediğimiz bir nokta olmazsa başıboş halde döner dururuz.
bilmediği bir güç ona jaguarı öldürmesinin mecburi bir merhamet eylemi olduğunu telkin ediyordu; fakat affedip unutma lüksüne sahip kişilere mahsus bir merhamet değildi bu.
işte buradayım.
benim adım antonio josé bolívar proano
ve elimde sabırdan başka bir şey kalmadı...
ihtiyar sızlayan ayağına aldırmadan hayvanın tüylerini okşadı ve utanarak, şerefsiz, alçak bir varlığa dönüştüğünü hissederek hüngür hüngür ağladı;
bu savaşın galibi kesinlikle kendisi değildi..
1949/ 2020 yılları arasında yaşayan şilili yazar luis sepulveda imzalı eser; özgün adı un viejo que leía novelas de amor olan kitabımız roman türünde yer almakta iken 1989 yılında yayınlanmış ve ödül de almıştır.
kitabımı emrah imre çevirisinden okudum.
bir amazon köyünde yaşayan ve nüfusa geç kaydettirildiği için kaç yaşında olduğunu kendisi bile bilmeyen antonio josé bolívar proano adında yaşlı bir adamın egzotik yaşamı, jaguar ile mücadelesi, asla onlardan biri olarak kabul edilmese de artık "oralı " sayıldığı için orada verdiği mücadele, kâbile halkıyla olan bağı, aşk romanları okuyarak hayata tahammül edişi ve yalnızlığı da konu ediniliyor.
antonio josé bolívar proano çok erken yaşlarında bir kez evlenmiş, belki de aşkın yarım kalmasının ne demek olduğunu derinden bildiği için aşk romanları okumayı seviyor olabilir, köye gelen diş hekiminin getirdiği kitapları okuyarak hayal dünyasını genişletmeye çalışır, artık ezbere bilir okuduğu kitapları, yüzlerce kez okumuştur çünkü.
ormanı ondan iyi tanıyan yoktur denilebilir, bir gün mızrak yılanı tarafından sokulduğunda onu shuar kâbilesi ve büyücüsü iyileştirir, onun yaşına sonsuz saygı duyar ve onu bir bilge olarak gördükleri de derinden hissedilmektedir.
ondan çekinir, onu severler, onlardan olmasa da artık oralıdır...
yaşam vahşi, insanlar barbar, herkes biraz acımasızdır, bir gün belediye başkanı ve birkaç kişiden oluşan kâfile yola çıkar, belediye başkanı ise antonio josé bolívar proano' yu pek sevmez, onun bilgeliği karşısında kimse belediye başkanını ciddiye almaz olur, belediye başkanı da peşinde oldukları jaguarı öldürmesini ondan ister, böylelikle ondan kurtulacaktır.
antonio josé bolívar proano ve jaguar arasındaki rekabet ile kitabımızın sonlarına doğru yaklaşırız.
egzotik yaşamı, vahşeti, rekâbeti, savaşmayı, insanın acımasızlığını, sınırlarını zorlayarak kendini tanıma çabasını, primitif bir yaşamın kişi üzerinde yarattığı etkileri gözler önüne seren bir kitaptı.
anlatımı sürükleyici bulsam da umduğum kadar sert bir kitap değildi, aşk romanları okuyor olma eyleminin kitapta daha ön planda tutularak anlatılmasını beklemiştim, kitap okuma eyleminden ziyâde vahşi yaşam karşısında hayatta kalma çabası daha ön planda gibiydi.
seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.
kitabın sonunda biraz üzülmüş olabilirim..

dişlerin nasıl?
ihtiyar elini cebine götürerek,
“işte buradalar,” diye karşılık verdi.
cebinden rengi atmış bir mendil çıkarıp takma dişlerini dişçi’ye gösterdi.
“iyi de niye ağzına takmıyorsun, be adam?”
“birazdan takacağım. sadece yemek yerken veya konuşurken kullanıyorum.
öbür zamanlarda ne demeye takıp ömürlerini kısaltayım ki?”
büyüteç yardımıyla okurdu ve en sevdiği ikinci eşyası büyüteciydi. birinci sıradaysa takma dişleri vardı.
antonio josé bolívar proaño, dağdaki köyüne dönemeyeceğini biliyordu. yoksul hemşerileri her şeyi bağışlamaya hazır olsalar da başarısızlığa tahammülleri yoktu.
adam anılardan başka dostunun olmadığı ormanda kalmaya mecburdu. bu lanetli mekândan, aşkını ve rüyalarını elinden alan bu yeşil cehennemden intikam almak istiyordu.
hissettiği acizliğin sonucunda ormanı ondan nefret edebilecek kadar iyi tanımadığını fark etmişti.
gök gürültüsünü kimse zapt edemez.
terk ânında kimse ötekinin semâsını sahiplenemez.
yabancı için ağlamıyorlardı.
antonio josé bolívar ve nushino için ağlıyorlardı.
hayal etmeyi en çok sevdiği şeyse kardı..
gündüzleri insan ve orman ayrı varlıklardır. gece olduğundaysa insan ormanın bir parçası haline gelir.
varmak istediğimiz bir nokta olmazsa başıboş halde döner dururuz.
bilmediği bir güç ona jaguarı öldürmesinin mecburi bir merhamet eylemi olduğunu telkin ediyordu; fakat affedip unutma lüksüne sahip kişilere mahsus bir merhamet değildi bu.
işte buradayım.
benim adım antonio josé bolívar proano
ve elimde sabırdan başka bir şey kalmadı...
ihtiyar sızlayan ayağına aldırmadan hayvanın tüylerini okşadı ve utanarak, şerefsiz, alçak bir varlığa dönüştüğünü hissederek hüngür hüngür ağladı;
bu savaşın galibi kesinlikle kendisi değildi..
devamını gör...
