1.
heraklitos'un sözüdür. her şey bir başka şeyin yıkımı ve ölümüyle var olur. bir şeyin tekrar aynı şekilde var olma olasılığı yoktur. insan, toplum, çevre hatta nesneler sürekli bir değişimin içindedir. değişimin değişmeyen tek şey olduğuna dikkat çekilir.
devamını gör...
2.
zamanla alakalı bir söz diye düşünüyorum. nehir nasıl akıp geçerse zaman da öyle akıp geçer. telafisi imkansız.
devamını gör...
3.
nehirler fakir fukaranın bir kalıp sabunla küvet boncornosu yapma keyfidir. siz bana nehrin yufka yerinden bir kıyıcık gösterin..
devamını gör...
4.
herakleitos değişmeyen tek şey değişim yasasıdır demiş ve bu yasaya logos demiştir. her şey akıyor ve bir nehirde iki defa yıkanılamaz diyerek desteklemiştir.
devamını gör...
5.
geçip giden zamanı tutamayışımızı ve değişimin mutlak olduğunu anlatan efsane anekdot.
bugün deneyimledim bunu iliklerime kadar. merak ettim, bilmek istedim bu yolu. çoğu kişinin yapmayacağı, üstünü zincirlerle kilitleyip, tahta parçalarıyla mühürledikleri bir odaya girdim.
eski defterler açılmaz bizim toplumumuzda. o an cezası kesilir, diyeti ödenir herkes yoluna gider.
dönüp ardına bakanlar güçsüzdür, zayıftır, ahmaktır.
üzerine geçmişte kapanmış bir kapıyı çalmak onursuzluktur. bizim insanımız fevridir bu konularda, serttir dinlemez. dinlese anlamak istemez zaten.
geçtim o yolları. bilmek istedim üstü çizilen o taşlı yolu, geçmek istedim. o kilere tekrar bakmak istedim.
o yol bir zamanlar açıklıktı, yeşildi, kenarlarında papatyalar, rengarenk sümbüller vardı.
şimdi taşlı, sisli bir karanlık, bir belirsiz grilik kaplamış her yanını.
o oda bir zamanlar aydınlıktı, açıktı, gün dolardı pencerelerinden, kahkaha izleri duvarlarında yankı bulur kulaklara çarpardı, buram buram amber kokuları dağılırdı.
şimdi ise ışıksız, havasız, kırık dökük eşyalarla kaplı soluk bir oda.
girdim. aradım. bakındım. bulamadım.
bulmak için girmedim belki ama.. ne bileyim belki bir tortusu kalmıştır diye işte..
beraberken, henüz çok başlarındayken sanki ellerimden tutar ve beni döndürürdü. o da ben de dönerdik etrafımızda. mutluyduk.
o geçmiş hisleri böyle adlandırıp somutlaştırıyorum artık. bir gün tutarsanız sevdiğiniz birini ellerinden onunla birlikte dönmeye başlarsanız ne denemeye çalıştığımı yaşayarak anlarsınız.
o günler sanki bir kapsülde kalakalmış.
çağırsan gelmez kovsan gitmez.
duvarda asılı eski bir resim gibi gözümün önüne gelip durdu.
karşımda tanımadığım, daha önce görüp bilmediğim arazi vardı sanki.
ışıl ışıl bakan gözleri sönmüş, neşeli sesi hüzne boğulmuş.
bir de kendime baktım. acemilikten, korkudan ne yaptığını bilmeden sahibini tırmalayan bir kediyken şimdi ise yanında sakin sakin mırlayan bir tabiata bürünmüşüm.
tedirgin, hırslı aynı zamanda sevgi dolu bakışlarım gitmiş yerini derin bir sükunet ve anlayış almış.
incitici, yaralayan sözlerim gitmiş, dinleyen ve anlamak isteyen bir ben gelmiş.
her şeyin kimyası zamanında güzel ve özeldir dostlar. aradan geçen bunca zaman ikimize de çokça şey öğretmiş, çokça pürüzlü köşelerimizi törpülemiş.
bazen verirken bazen de almış.
asla inanmazdım bir zamanlar benden el çekene el verip kaldırmaya çalışacağımı.
o beni düşürmüş olabilir, canımı yakmış olabilir ama aynı şeyi ona yapmak doğama ters. düşene vurmayı kabul edemiyorum.
düşersin, kalkarsın, gülersin, ağlarsın her durumda yeni bir yüzünü gösterir sana hayat, yeni bir duyguyu tattırır.
geriye ise tutamadığın zamanın anısı kalır.
bugün deneyimledim bunu iliklerime kadar. merak ettim, bilmek istedim bu yolu. çoğu kişinin yapmayacağı, üstünü zincirlerle kilitleyip, tahta parçalarıyla mühürledikleri bir odaya girdim.
eski defterler açılmaz bizim toplumumuzda. o an cezası kesilir, diyeti ödenir herkes yoluna gider.
dönüp ardına bakanlar güçsüzdür, zayıftır, ahmaktır.
üzerine geçmişte kapanmış bir kapıyı çalmak onursuzluktur. bizim insanımız fevridir bu konularda, serttir dinlemez. dinlese anlamak istemez zaten.
geçtim o yolları. bilmek istedim üstü çizilen o taşlı yolu, geçmek istedim. o kilere tekrar bakmak istedim.
o yol bir zamanlar açıklıktı, yeşildi, kenarlarında papatyalar, rengarenk sümbüller vardı.
şimdi taşlı, sisli bir karanlık, bir belirsiz grilik kaplamış her yanını.
o oda bir zamanlar aydınlıktı, açıktı, gün dolardı pencerelerinden, kahkaha izleri duvarlarında yankı bulur kulaklara çarpardı, buram buram amber kokuları dağılırdı.
şimdi ise ışıksız, havasız, kırık dökük eşyalarla kaplı soluk bir oda.
girdim. aradım. bakındım. bulamadım.
bulmak için girmedim belki ama.. ne bileyim belki bir tortusu kalmıştır diye işte..
beraberken, henüz çok başlarındayken sanki ellerimden tutar ve beni döndürürdü. o da ben de dönerdik etrafımızda. mutluyduk.
o geçmiş hisleri böyle adlandırıp somutlaştırıyorum artık. bir gün tutarsanız sevdiğiniz birini ellerinden onunla birlikte dönmeye başlarsanız ne denemeye çalıştığımı yaşayarak anlarsınız.
o günler sanki bir kapsülde kalakalmış.
çağırsan gelmez kovsan gitmez.
duvarda asılı eski bir resim gibi gözümün önüne gelip durdu.
karşımda tanımadığım, daha önce görüp bilmediğim arazi vardı sanki.
ışıl ışıl bakan gözleri sönmüş, neşeli sesi hüzne boğulmuş.
bir de kendime baktım. acemilikten, korkudan ne yaptığını bilmeden sahibini tırmalayan bir kediyken şimdi ise yanında sakin sakin mırlayan bir tabiata bürünmüşüm.
tedirgin, hırslı aynı zamanda sevgi dolu bakışlarım gitmiş yerini derin bir sükunet ve anlayış almış.
incitici, yaralayan sözlerim gitmiş, dinleyen ve anlamak isteyen bir ben gelmiş.
her şeyin kimyası zamanında güzel ve özeldir dostlar. aradan geçen bunca zaman ikimize de çokça şey öğretmiş, çokça pürüzlü köşelerimizi törpülemiş.
bazen verirken bazen de almış.
asla inanmazdım bir zamanlar benden el çekene el verip kaldırmaya çalışacağımı.
o beni düşürmüş olabilir, canımı yakmış olabilir ama aynı şeyi ona yapmak doğama ters. düşene vurmayı kabul edemiyorum.
düşersin, kalkarsın, gülersin, ağlarsın her durumda yeni bir yüzünü gösterir sana hayat, yeni bir duyguyu tattırır.
geriye ise tutamadığın zamanın anısı kalır.
devamını gör...
6.
sanki bir defa yıkanılabilirmiş gibi!
devamını gör...
7.
değişimin kaçınılmaz olduğunu, tekrarın mümkün olmadığını hatırlatan heraklitos sözüdür.
bir suyla duş aldın diyelim, o su kirlendi, o suyla tekrar duş almak seni temizleyemez. değişmek zorundasın.
bir suyla duş aldın diyelim, o su kirlendi, o suyla tekrar duş almak seni temizleyemez. değişmek zorundasın.
devamını gör...
8.
nehir sürekli akış halindeyse yıkanır. su pis değil sonuç olarak.
devamını gör...
9.
bir bakıma derin bir anlamı da vardır.
akışta olan hiçbir şeyi bir zaman sonra olduğu gibi tekrar bulamazsınız.
şöyle de düşünebiliriz, aynı anne ve babadan olma 3 kardeşten biriyseniz ve aynı evde büyüyorsanız dahi hiçbirinizin anne ve babası aynı kişi değildir.
hiç kimse ve hiçbir şey bir dakika öncesi ile aynı değildir. korkunç bir durum ama evet, aynı nehirde iki kez yıkanılmaz. nehir aynıdır ama nehir aynı değildir.
akışta olan hiçbir şeyi bir zaman sonra olduğu gibi tekrar bulamazsınız.
şöyle de düşünebiliriz, aynı anne ve babadan olma 3 kardeşten biriyseniz ve aynı evde büyüyorsanız dahi hiçbirinizin anne ve babası aynı kişi değildir.
hiç kimse ve hiçbir şey bir dakika öncesi ile aynı değildir. korkunç bir durum ama evet, aynı nehirde iki kez yıkanılmaz. nehir aynıdır ama nehir aynı değildir.
devamını gör...
10.
tek yıkanmalık nehirler için asılmış tabela.
devamını gör...
11.
zaman akıyor, güneş sistemi akiyor, samanyolu akıyor, aynı olan hiç bir şey yok zaten. nehire gelene kadar.
devamını gör...
12.
3-4 defa yıkandık baktık olmuyor nehir yatağından uzağa göçtü.
devamını gör...