yazar: arzu çur
yayım yılı: 2004
eşinden boşanıp çocuğuyla birlikte ayrı eve çıkarak ayaklarının üzerinde durmaya çalışan 30'lu yaşlardaki ayşegül'ün içsel yolculuğunu mizahi bir dille aktaran eser.
yayım yılı: 2004
eşinden boşanıp çocuğuyla birlikte ayrı eve çıkarak ayaklarının üzerinde durmaya çalışan 30'lu yaşlardaki ayşegül'ün içsel yolculuğunu mizahi bir dille aktaran eser.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "scaremongering" tarafından 14.05.2025 16:58 tarihinde açılmıştır.
1.
iletişim yayınları'ndan çıkan bir arzu çur romanıdır.
iletişim de hayal kırıklığına uğrattı beni. çok mu kitapsız kalmıştnız, şunu basmaya nasıl karar verdiniz? süreç nasıl işledi allah aşkına anlatın bana.
dandik ikinci şans aşk romanları nı düşünün. hiçbir farkı yok. elinize aldığınız pembe kapaklı chick-lit boktan bir roman düşünün, tam olarak bu kitap.
yazarda ipek ongun tadı aldım ve ufakken burjuva serra'nın sekko hayatını okumak keyifli gelse de büyüdükten sonra kadının samimiyetsizliğine katlanamamaya başladım. o nedenle bir eziyetti kitap benim için. bitirmekteki tek motivasyonum şu tanımı girebilmekti.
182 sayfa boyunca 32 yaşında bir kadının mızmızlanmalarını okuduk. üstelik olabilecek en sığ ve şımarık yerden. yazar herhalde böylece esprili olduğunu düşündü. galiba bu boşanma sürecini eğlenceli kılmaya çalıştı kendince. başaramadı.
3. sınıfa giden oğluyla kendisini yaşam keşmekeşi içinde bulan ayşegül'ün çocukluğu kabak tadı verdi. gerçek bir kezonun zihnine ufak bir yolculuk, sanki çok lazımmış gibi.
sevilmediğinde mızmızlanıyor. sevildiğinde mızmızlanıyor. insanlar başına bir iş geldi sanıp fıttırınca azar işitiyor. hayatını dramaların başrolü olarak yaşıyor ayşegül. hepsi kendi yarattığı dramalar.
evine misafir çağırıyor, geldiler diye mızmızlanıyor. evine çatkapı gelip kendisine hakaretler eden ve fazla fazla dert anlatan insanlara kapıyı göstermeyi beceremiyor, bunu yaptılar diye mızmızlanıyor. en nefret ettiğim her şey ayşegül: mağduriyetlerin kadını.
sarışın ve uzun boylu olmanız uçuş uçuş olup aşk hayalleri kurmasına yetiyor. sevilme ihtimali kendisini yok sayması için yeterli. hiç sevmediği bir adamla sırf kendisini sevdi diye evlenip, sonra da kendisini ona deli gibi aşıktım diye ikna edecek kadar iç görüden ve dürüstlükten uzak. bütün bunlar yaşanırken bir de kendimi sevmeyi öğrendim diye ahkam kesiyor aynı ikiyüzlülükle.
kendine dürüst olamayan insandan korkarım.
kezolardan korkarım.
dünyadaki tüm ayşegüller, kadın erkek farketmeksizin anksiyetemi tetikliyor ve midemi bulandırıyor. kimseye de tavsiye etmiyorum kitabı.
iletişim de hayal kırıklığına uğrattı beni. çok mu kitapsız kalmıştnız, şunu basmaya nasıl karar verdiniz? süreç nasıl işledi allah aşkına anlatın bana.
dandik ikinci şans aşk romanları nı düşünün. hiçbir farkı yok. elinize aldığınız pembe kapaklı chick-lit boktan bir roman düşünün, tam olarak bu kitap.
yazarda ipek ongun tadı aldım ve ufakken burjuva serra'nın sekko hayatını okumak keyifli gelse de büyüdükten sonra kadının samimiyetsizliğine katlanamamaya başladım. o nedenle bir eziyetti kitap benim için. bitirmekteki tek motivasyonum şu tanımı girebilmekti.
182 sayfa boyunca 32 yaşında bir kadının mızmızlanmalarını okuduk. üstelik olabilecek en sığ ve şımarık yerden. yazar herhalde böylece esprili olduğunu düşündü. galiba bu boşanma sürecini eğlenceli kılmaya çalıştı kendince. başaramadı.
3. sınıfa giden oğluyla kendisini yaşam keşmekeşi içinde bulan ayşegül'ün çocukluğu kabak tadı verdi. gerçek bir kezonun zihnine ufak bir yolculuk, sanki çok lazımmış gibi.
sevilmediğinde mızmızlanıyor. sevildiğinde mızmızlanıyor. insanlar başına bir iş geldi sanıp fıttırınca azar işitiyor. hayatını dramaların başrolü olarak yaşıyor ayşegül. hepsi kendi yarattığı dramalar.
evine misafir çağırıyor, geldiler diye mızmızlanıyor. evine çatkapı gelip kendisine hakaretler eden ve fazla fazla dert anlatan insanlara kapıyı göstermeyi beceremiyor, bunu yaptılar diye mızmızlanıyor. en nefret ettiğim her şey ayşegül: mağduriyetlerin kadını.
sarışın ve uzun boylu olmanız uçuş uçuş olup aşk hayalleri kurmasına yetiyor. sevilme ihtimali kendisini yok sayması için yeterli. hiç sevmediği bir adamla sırf kendisini sevdi diye evlenip, sonra da kendisini ona deli gibi aşıktım diye ikna edecek kadar iç görüden ve dürüstlükten uzak. bütün bunlar yaşanırken bir de kendimi sevmeyi öğrendim diye ahkam kesiyor aynı ikiyüzlülükle.
kendine dürüst olamayan insandan korkarım.
kezolardan korkarım.
dünyadaki tüm ayşegüller, kadın erkek farketmeksizin anksiyetemi tetikliyor ve midemi bulandırıyor. kimseye de tavsiye etmiyorum kitabı.
devamını gör...
