bekir sıtkı sezgin
başlık "kadınlar hamamına zorla götürülen erkek çocuk" tarafından 11.07.2021 11:36 tarihinde açılmıştır.
1.
1 temmuz 1936-10 eylul 1996 arasında yaşamış türk sanat müziği bestekarı ve yorumcusu. müziğe karşı yeteceği küçük yaşlarda annesi ve babası tarafından fark edilmiş. temel eğitimini de annesi ve babasından almıştır. babası hafız hüseyin efendi, annesi feride hanım'dır. 1943 yılında kocamustafapaşa’da hekimoğlu ali paşa ilkokuluna başlayan bekir sıtkı sezgin babasını etkisiyle 7 yaşına da tüm makamları ayırt edebilecek şekilde bir müzik eğitimine başlamıştır . 1952’de istanbul’da pertevniyal lisesi’nden mezun oldu. babasının etkisi ile başarılı bir sınavdan sonra istanbul belediye konservatuvarı’na girdi ve buradan mezun oldu.istanbul belediye konservatuvarı’ndaki eğitimi sırasında aralarında mesut cemil tel, şefik gürmeriç, ferdi şatatzer, münir nurettin selçuk, nevzad atlığ, sadettin kaynak gibi isimlerin bulunduğu ustalardan eğitim almış bu onun kendi tarzını bulmasında önemli bir rol oynamıştır.
izmir’de bulunan teyzesinin yanına gittiği zamanlarda buradaki hisar camii’nde ünlü bestekar rakım elkutlu ile tanıştı ve bu onun hayatında önemli bir dönüm noktası oldu.
1959’da girdiği izmir radyosu’nda iki yıl sonra solist ses sanatçısı oldu. bu görevini türkiye radyo ve televizyon kurumu (trt) bünyesinde devam ettirdi. 1965’te birinci sınıf ses sanatçısı oldu. iki yıl sonra izmir radyosu’nda sanatçı adaylarına repertuvar ve üslûp hocalığı yaptı. 1974’te izmir radyosu klasik koro şefliğine getirildi.
1975-1976 ders yılında istanbul’da öğrenime açılan türk musikisi devlet konservatuvarı’nın şan bölümünde repertuvar hocalığına tayin edildi. bu görevi sebebiyle izmir'den istanbul'a taşındı.
1978’de istanbul radyosu’ndaki vazifesine "küçük koro" ve "kadınlar topluluğu" şefliğiyle "repertuvar kurulu" üyeliği, ayrıca türkiye radyo ve televizyon kurumu merkez denetleme kurulu üyeliği ilâve edildi. 1981 yılı sonunda türkiye radyo ve televizyon kurumu’ndan emekli oldu.
1982’de istanbul teknik üniversitesi’ne bağlanan türk musikisi devlet konservatuvarı’ndaki görevi ölümüne kadar devam etti.
bekir sıtkı sezgin, 10 eylül 1996'da hayata gözlerini yumdu.
alaeddin yavaşça bekir sıtkı'ya ithafen yazdığı hüzzam bir şarkıda şöyle tanımlamıştır kendisini:
"üslûbu güzeldi şakıyan bir başkaca sesti, sezgin bir lûtf u ilahi özge nefesti, feryatlarının afakı tutan nağmelerinde, rüzgâr gibi cümle makamat sonsuzluğa esti"
türkiyede ilk tasavvufi konseri kendisi vermiştir.
izmir’de bulunan teyzesinin yanına gittiği zamanlarda buradaki hisar camii’nde ünlü bestekar rakım elkutlu ile tanıştı ve bu onun hayatında önemli bir dönüm noktası oldu.
1959’da girdiği izmir radyosu’nda iki yıl sonra solist ses sanatçısı oldu. bu görevini türkiye radyo ve televizyon kurumu (trt) bünyesinde devam ettirdi. 1965’te birinci sınıf ses sanatçısı oldu. iki yıl sonra izmir radyosu’nda sanatçı adaylarına repertuvar ve üslûp hocalığı yaptı. 1974’te izmir radyosu klasik koro şefliğine getirildi.
1975-1976 ders yılında istanbul’da öğrenime açılan türk musikisi devlet konservatuvarı’nın şan bölümünde repertuvar hocalığına tayin edildi. bu görevi sebebiyle izmir'den istanbul'a taşındı.
1978’de istanbul radyosu’ndaki vazifesine "küçük koro" ve "kadınlar topluluğu" şefliğiyle "repertuvar kurulu" üyeliği, ayrıca türkiye radyo ve televizyon kurumu merkez denetleme kurulu üyeliği ilâve edildi. 1981 yılı sonunda türkiye radyo ve televizyon kurumu’ndan emekli oldu.
1982’de istanbul teknik üniversitesi’ne bağlanan türk musikisi devlet konservatuvarı’ndaki görevi ölümüne kadar devam etti.
bekir sıtkı sezgin, 10 eylül 1996'da hayata gözlerini yumdu.
alaeddin yavaşça bekir sıtkı'ya ithafen yazdığı hüzzam bir şarkıda şöyle tanımlamıştır kendisini:
"üslûbu güzeldi şakıyan bir başkaca sesti, sezgin bir lûtf u ilahi özge nefesti, feryatlarının afakı tutan nağmelerinde, rüzgâr gibi cümle makamat sonsuzluğa esti"
türkiyede ilk tasavvufi konseri kendisi vermiştir.
devamını gör...
2.
3.
türk sanat müziği üstâdıdır.
devamını gör...
4.
böyle üstatları olan bir memlekette hiçbir halttan anlamayan bir takım insanların kendilerini divayım, tsm'nin bilmem nesiyim diye bu millete yutturması ne kadar da can sıkıcı...
o kanser olası arabesk ağızlarını sanat müziğine de bulaştırdılar.. bunda hiçbir sakınca görmeyecek kadar adi, utanmaz, alçaaak insanlardır bunlar.
bekir hocayı kim tanısın?
b.ersoy, a.şenses, m.abacı, m,ersoy ve bunların benzerlerini milletin sanat müziği sanatçısı olarak tanıması ve kabul etmesi ne büyük bir üzüntü sebebi.
o kanser olası arabesk ağızlarını sanat müziğine de bulaştırdılar.. bunda hiçbir sakınca görmeyecek kadar adi, utanmaz, alçaaak insanlardır bunlar.
bekir hocayı kim tanısın?
b.ersoy, a.şenses, m.abacı, m,ersoy ve bunların benzerlerini milletin sanat müziği sanatçısı olarak tanıması ve kabul etmesi ne büyük bir üzüntü sebebi.
devamını gör...
