türk dil kurumuna göre dilimize fransızcadan geçen bibliyoman kelimesi kitap düşkünü anlamına gelirken bibliyomani kelimesi kitap düşkünlüğü anlamına gelir.
bibliyomani olan kişilerin kitaplara olan aşırı düşkünlükleri obsesif-kompulsif bozukluğu* belirtisi olarak gösterilebiliyor. bu da bize bibliyomani kelimesini kitapları sağlıklı bir psikoloji ile seven anlamına gelen bibliyofil kelimesi ile karıştırılmaması gerektiğini gösteriyor.
devamını gör...
aşırı kitap düşkünlüğü olarak tanımlayabileceğimiz bibliyomani, kitap toplama ve biriktirmenin çok ciddi bir seviyeye ulaştığı obsesif kompülsif bir hastalıktır.

bu terimi ilk kullanan kişi dr. john ferriar'dır. ferriar bu sözcüğü, 150 binden fazla kitapla dolu sekiz evi ve yaklaşık 100 bin sterline mal olmuş bir kitap koleksiyonu bulunan richard heber için kullanmıştır.

bibliyomanlar, kitapları okumak için satın almazlar. onlar için kitap satın almak bir arzudur. ve bunun için her şeyi yapabilirler. cinayet işleyen bibliyoman hastaları bile kayıtlara geçmiştir.

bibliyomanlar, kitaplar konusunda çeşitli amaç ve isteklere sahip olabilirler. kimi bibliyomanlar kitapları kokusu için toplar, kimileri kapaklarına hayrandır, kimileri yazınsal mirası korumak için toplar, kimileri mal varlığının ve gücünün sembolü olarak toplar, kimileri özel olarak ilgilendikleri alanla ilgili yazılmış kitapları toplar. sonuç olarak istek farklı olsa da amaç aynıdır: kitap toplamak.

tarihin en ünlü kitap hırsızı, bir bibliyoman olan stephen blumberg’tir. akıl hastası da olan stephen blumberg yirmi yılda 20 bin kitap, 11 bin de tarihi yazı çalmıştır. aslında para kazanmak amacıyla sık sık antika eşyalar çalan stephen çaldığı kitapları hiç satmamıştır.

yine ünlü bir bibliyoman da thomas phillipps (1792-1872). ölümünde 160.000 kitap ve el yazması içeren koleksiyonu vardır.
devamını gör...
yunancada;
biblion= (kitap)
mania= (hastalık)
evet, kitap hastalığı..hastalık derecesinde kitap düşkünü olan kimse anlamına gelmektedir.


tek bir sevdası, tek bir tutkusu vardı: kitaplar.


bir kitabı seviyordu çünkü o bir kitaptı; kokusunu, biçimini, ismini seviyordu onun..


bu adamın sahaflar ve eskiciler haricinde kimseyle konuşmuşluğu yoktu. ketum olduğu kadar hayalperest, nemrut olduğu kadar mahzun bir adamdı; tek düşüncesi, bir tek sevdası, tek bir tutkusu vardı: kitaplar. bu aşk ve bu tutku onu içten içte yakıp kavuruyor, ömrünü tüketiyor, ruhunu kemiriyordu..


hayır! sevdiği bilginin kendisi değildi aslında; onun aldığı biçimi, yansıyan suretini seviyordu..


gustave flaubert/ biblomania
devamını gör...
kitap satın alma hastalığıdır. bu hastalığa sahip olanlara biblioman denir. ciddi anlamda muzdarip olduğum hastalıktır. bütçenize sağlam bir delik açar. kitapçıları ağzınızın suyunu akıtarak gezmek en büyük zevkinizdir. eve elinizde 20 tane kitapla dönmeniz normaldir. evinizin boştaki odasını kitaplık yapar, arada bir elinizde bir fincan kahveyle onları seyredersiniz. tabi sadece kitabı satın alıp mobilya gibi kullanmak saçmadır, aldığınız hızla kitapları okursunuz. benimki gibi bir de el yazması koleksiyonerliğiniz varsa, artık upgrade olmuşsunuz demektir. hayırlı olsundur.
devamını gör...
bir kitapçıya girdiğinde kendini tutamayan insanlardır:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
japonların tsundoku dedikleri hadise.
devamını gör...
#990157
bibliomania da "okuma" amacı kaybolur. hastalık seviyesinde sadece satın almaya başlar.
tsundoku ise okuma amaçlı satın alır ve istifler. okuyamadığı zaman suçluluk hisseder.

(bkz: tsundoku)
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim