freud purosu yazar profili

freud purosu kapak fotoğrafı
freud purosu profil fotoğrafı
rozet
freud purosu (düşünür)
karma: 13782 tanım: 590 başlık: 149 takipçi: 168
İstemeden varım ve istemeden öleceğim. Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum.

son tanımları


iskenderiye kütüphanesi

"eğer zamanda geriye gidebilseydik, ilk geleceğim yer burası olurdu."
carl sagan

900.000 kadar esere ev sahipliği yapmış iskenderiye kütüphanesi, antik çağın en büyük kütüphanesidir. içinde o devirde bilinen bütün bitki ve hayvan türlerinin birer örneğinin bulunduğu bir müzeye, anatomi salonuna, tercüme bölümüne, rasathaneye, ve aynı anda 2500 kişiye çalışma imkanı veren bu kütüphane adeta devrinin bilim merkezi olmuştur. ne yazık ki yobazlık ve savaşlar bu insanlık mirasının sonunu getirmiştir.

görsel

iskenderiye şehri, büyük iskender tarafından kurulmuştur. iskender, burada geçirdiği zamanda gün batımından çok etkilenmiş ve mimarlarına buraya bir şehir kurulmasını emretmiştir. önceleri küçük bir balıkçı kasabası olan iskenderiye, daha sonraları döneminin bilim ve kültür merkezi olacaktır. iskender'in ölümünden sonra şehir ptolemaios'un eline geçmiştir. ptolemaios, iskender'in kumandanlarından lagus'un oğludur. ptolemaios, savaştan hoşlanmamaktadır ve hiçbir zaman ülkesinin sınırlarını genişletme çabasında olmamıştır. o savaşa değil bilime ve edebiyata düşkün bir kral olarak hüküm sürmüştür. ptolemaios, mısır'ın gelenek ve göreneklerini benimsemiş, eski kanunları ve dini törenleri korumuştur. hatta bununla kalmayıp kendisine firavun unvanını da alarak halkın sevgisini kazanmıştır.

firavun, iskenderiye şehrini onarıp, geliştirerek devrin en meşhur başkenti haline getirmiştir. bu başkentin en önemli eseri ise iskenderiye kütüphanesi'dir. saraya yakın bir konuma yapılmış olan kütüphane içinde, müze, rasathane, botanik bahçesi ve anatomi salonu da bulundurmaktadır. sahip olduğu 900 bin eser ile antik çağın en büyük kütüphanesi unvanını da elde etmiştir. bu kütüphane, bulabileceği her yazılı eseri alma yetkisine sahiptir. hatta şöyle ki, mısır'a giren her kitap önce kütüphaneye getirilir bir örneği alındıktan sonra sahibine teslim edilirdi. döneminin bilim ve kültür merkezi olan bu kütüphane, devrin en önemli bilim insanlarını da ağırlamıştır. matematik bilgini öklid, mekanik bilimci arşimet, tıp bilimci herofilos, gök bilimci batlamyus ve daha niceleri. filozof, matematikçi ve astronom hypatia da bu kütüphanede dersler vermiştir.

kütüphanenin sonu ise maalesef ki oldukça hüzünlü olmuştur. kütüphane ilk olarak sezar şehri kuşattığında ortaya çıkan bir yangın ile zarar görmüştür. kütüphanenin sonunu getiren olay ise dini yobazlıktır. iskenderiye'de bir dönem halkın bir bölümü pagan inancına sahip iken çoğunluk ise hristiyandı. bu iki grup arasında sürekli devam eden bir çatışma söz konusuydu. bir gün hristiyanların, pagan inancına ait bir dini metinle alay etmesi üzerine büyük bir ayaklanma ortaya çıktı. iki taraftan da insanlar kılıçtan geçirildi. bu durum üzerine imparator ı. theodosius, iskenderiye'de pagan inancın neden bu kadar yaygın olduğunu öğrenmek istedi. valinin, kütüphanedeki metinleri hedef olarak göstermesi üzerine imparator kütüphanenin yok edilmesini emretti. kütüphanedeki tüm eserler şehrin hamamlarına dağıtılarak yakılmıştır. bu öylesine büyük bir hazinedir ki hamamlarda günlerce sadece metinler yanmıştır. ve insanlık tarihinin bilim ve kültür hazinesi böylesine bir yobazlık ile yok olmuştur. araştırmacıların, eğer bu metinlere ulaşabilseydik şu an insanlık olarak bambaşka bir noktada olurduk diye bahsettiği bu eserler, işte böyle kaybolup gitmiştir. cehaletin ve yobazlığın bu dünyadaki en büyük hastalık, en zorlu düşman olduğunu bu olay ile bir kez daha görmüş oluyoruz. bizler sahip olduğumuz bir kitabın bir yaprağını katlamaktan çekinirken, insanlık din adı altında bu mirasları yok etmiştir. bağdat, bergama, iskenderiye ve nicesi. o metinlere şu an sahip olsaydık belki de insanlık olarak hayal bile edemeyeceğimiz bir noktada olacaktık.
devamını gör...

berlin duvarı

görsel

yıllarca "utanç duvarı" olarak anılan ve soğuk savaş'ın belki de en çarpıcı örneklerinden birisidir berlin duvarı. bir tarafta sosyalist bir yönetimi benimsemiş doğu almanya, bir yanda kapitalist bir batı almanya. ve ortasında bir ülkeyi ikiye ayıran bir duvar. kesin olarak bilinmese de 86 ila 238 kişinin canına mal olmuş bir sınır burası.

duvarın inşa edilmesine kadar giden süreci başlatan olay ıı. dünya savaşı'dır. savaşı kaybeden almanya, işgal kuvvetlerince dörde bölünmüştür. amerika, fransa, sovyet ve ingiliz. daha sonraları batı'daki kuvvetler yönetim biçimlerini birleştirerek daha sonraları bir bütün haline getirmişlerdir. batı bloğunun karşısında duran sovyetler birliği ise doğu'da bir yeni rejim oluşturmuştur. doğu almanya'nın yeni rejimi sosyalizm olmuştur. her ne kadar ekonomisi sosyalizme dayansa da batıya göre ekonomisi daha kötü ve çok daha otoriter bir rejime dönüşmüştür zamanla. bu durum da doğu almanya'dan batı almanya'ya olan kaçışların başlıca sebebidir. bu yıllarca yaklaşık olarak 270 bin kişi doğu almanya'dan batıya kaçmayı başarmıştır. işte bir duvar örme fikri de tam olarak burda ortaya çıkmıştır.

görsel

12-13 ağustos 1961'de meclisin ortak kararı ile yalnızca bir gecede örülmüştür berlin duvarı. amaç tabii ki kapitalist abd tarafından yönetilen batı almanya'dan kendilerini tamamen ayırmaktır. işte 46 km uzunluğundaki bir duvar, bir gecede bir anda ortaya çıkıvermiştir. tek önlem duvar değildir elbette. duvar etrafına mayın tarlaları döşenmiş, tel örgüler konulmuş, kapanlar ve gözetleme kuleleri oluşturulmuştur. artık doğu'dan batı'ya geçmeye çalışmanın tek bir anlamı vardır: ölüm.

tüm bu önlemler de insanları durduramamış, yaklaşık 5000 kişi duvarın arkasına geçmeyi başarmıştır. tabii bu tehlikeli yolculuğun sonunda hayatını kaybedenler de olmuştur. 59 yaşındaki hemşire ıda siekman da bunlardan birisidir. ıda siekman duvarda hayatını kaybeden ilk kişidir. duvarın ardındaki kız kardeşine ulaşmak için, üçüncü kattaki evinden atlayarak karşı tarafa geçmeye çalışan siekman, bu sırada hayatını kaybetmiştir.

görsel

berlin duvarı'nı geçmeye çalışırken vurulan ilk kişi ise 24 yaşındaki gunter litfin olmuştur. gunter bir terzidir. berlin'in doğusunda oturup, batısında çalışan gunter'in tek isteği batı'ya yerleşebilmektir. bunun için tren raylarından kaçmaya çalışan litfin, polis tarafından fark edilmiş ve uyarı ateşi açılmıştır. o da su kanallarına atlayıp ordan yüzerek geçmeye çalışmıştır. bu sırada başından vurularak hayatını kaybetmiştir.

görsel

yapımından itibaren sosyalist doğu'nun kapitalist batı'ya örmüş olduğu bir engel olarak gösterilmiş berlin duvarı. 1989 yılında doğu almanya, vatandaşların sovyetler birliği'ndeki ülkelere geçiş yapabilmesine izin vermiştir. bu izinle beraber binlerce vatandaş, diğer ülkelere geçmiştir. bu durum karşısında artık duvarın bir anlamının kalmadığını düşünen doğu almanya, 9 kasım 1989'da berlin duvarı'nın yıkım kararını açıklamıştır. resmi olarak yıkımına ise ıda siekman'nın hayatını kaybettiği bernauer strasse'de, 13 haziran 1990'da başlanmıştır. yıkım yaklaşık 4 ay sürmüştür. duvarın bazı kalıntıları halen dünyanın çeşitli yerlerinde sergilenmektedir.

görsel
devamını gör...

uyuyamamak

“çünkü içim, makul bir saatte uyuyabilecek kadar huzura kavuşmadı henüz.”

miguel de cervantes
devamını gör...

guinness rekorlar kitabı

ilk olarak 1950'li yıllarda irlanda'da bir barda yazılmaya başlanmıştır. 1955 yılından beri de düzenli olarak yazılmakta ve her yıl güncel hali ile yayımlanmaktadır. ilk olarak irlanda'da bir barda yazılmaya başlanması da aslında kitap kadar ilginç bir bilgidir. kesin olmayan bir bilgiye göre, guinness şirketinin başkanı, av sırasında arkadaşları ile "en hızlı av kuşu hangisidir?" sorusu üzerine uzunca bir süre tartışmışlardır. bu tartışma aslında bu ilginç kitabın da ortaya çıkışını sağlamıştır. 1950'li yıllarda guiness biraları sponsorluğunda broşür olarak ilk rekorlar kitabı da böylece basılmış olur. 1955-2000 yılları arasında guiness rekorlar kitabı ismiyle düzenli olarak basılmıştır. 31 farklı dilde yayınlanmış olup 2008'den itibaren türkçe olarak da basılmıştır. bu kitap amerikan kütüphanelerinden en çok çalınan kitaptır.

bu kitaptaki rekorlar daha sonra yedi farklı kategoriye ayrılmıştır:
1-sporlar ve oyunlar
2-bilim ve teknoloji
3-ilginç özellikler
4-doğal dünya
5-modern toplum
6-sanat ve medya
7-gezi ve taşıtlar
devamını gör...

14 mart tıp bayramı

"beni türk hekimlerine emanet ediniz"
gazi mustafa kemal atatürk

14 mart'ın tıp bayramı olarak kutlanmasının tarihi ıı. mahmut dönemine uzanmaktadır. 14 mart 1827'de, osmanlı saray hekimi mustafa behçet efendi'nin önerisi ile ilk cerrahhane olan tıphane-i amire ve cerrahhane-i amire kurulmuştur. ilk cerrahhanenin kurulduğu bu tarih, türkiye'de modern tıp eğitiminin başladığı gün olarak kabul edilmektedir.

tıp bayramı'nın ilk kutlaması, 14 mart 1919 yılında gerçekleşmiştir. işgal altındaki istanbul'da, dönemin tıp öğrencileri işgali protesto için toplanmışlardır. daha sonra bu protestolara dönemin ünlü doktorları da katılmıştır. böylece tıp bayramı, bir yurt savunma hareketi olarak başlamıştır.

aralarına dahil olmaktan gurur ve mutluluk duyduğum tıp dünyasının, çok değerli hocalarımızın, doktorlarımızın, tıp fakültesi öğrencisi arkadaşlarımın 14 mart tıp bayramı kutlu olsun.

bir senedir devam eden pandemi savaşında en ön safta savaşan, tüm zorluklara rağmen sabırla ve özveri ile görevlerini yerine getiren tüm doktorlarımızın ve sağlık çalışanlarımızın 14 mart tıp bayramı'nı kutluyorum. iyi ki varsınız.
devamını gör...

anu

sümer mitolojisinde, tanrıların kralı olan anu, göksel katmanların en üstünde oturur. aynı zamanda, gökyüzü tanrısı, cennetin tanrısı olarak da adlandırılır. sümerler, anu'nun kötülükleri yok etmek amacıyla yıldızları asker olarak yarattığına inanırlardı. anu, anunnakiler'in babasıdır. anunnakiler ise sümer mitolojisinde panteondaki en güçlü tanrıları ifade eder. hem anu'ya hem de anunnakiler'e asur ve babil mitolojilerinde de rastlanmaktadır.
devamını gör...

erdoğan'ın israfa kesinlikle tahammülümüz yok açıklaması

haliç kongre merkezi'nde düzenlenen, ekonomi reformları tanıtım toplantısı'nda yapmış olduğu açıklamadır. saray'ın günlük gideri 10 milyon tl'yi bulurken ne desek anlamsız olacak bir açıklama.

buradan
devamını gör...

colosseum

görsel

ms 72 yılında vespasianus tarafından yapımına başlanmış olup ms 80 yılında titus döneminde tamamlanmış bir amfitiyatrodur. orijinal adı amphitheatrum flavium'dur. colesseum adını ise, önünde duran ve günümüze ulaşamamış olan imparator nero'nun “colossus neronis” heykelinden aldığı tahmin edilmektedir. inşasında roma nüfusunun dörtte biri kadar insan çalışmıştır. colesseum'un tamamlanması için gereken kaynak da titus'un ms 70 yılında kudüs'ü işgali ile sağlanmıştır. şehir düştükten sonra elde edilen ganimet bu devasa ölüm arenasının yapımında kullanılmıştır.
görsel

colesseum, antik roma döneminde gladyatör dövüşlerinin yapıldığı yerdir. gladyatör dövüşlerinin yanı sıra infazlar, dramalar, meşhur savaşların taklitleri de yapılırdı. tüm bunların yanı sıra vahşi hayvanlarla dövüşler de gerçekleştirilmiştir. hatta vahşi hayvanları arenaya taşıyan bir asansör sistemi bile bulunmaktadır colesseum'da. colesseum'un açılış töreninde 5000 vahşi hayvanın öldürüldüğü kaydedilmiştir.

bu devasa amfitiyatronun oturma düzeni de belli bir hiyerarşiye göre düzenlenmiştir. en önde romalı senatörlere ayrılan bir bölüm bulunmaktadır. onun arkasındaki kısım romalı iş adamlarına ayrılmıştır. onların iki sıra arkasında da sıradan vatandaşlar oturmaktadır. en üst kısımda da en fakir vatandaşlar yer almaktadır.
devamını gör...

medusa'nın salı

görsel

fransız romantizminin ikonlarından sayılan bu eser ressam théodore géricault tarafından çizilmiştir. géricault bu eseri yirmi yedi yaşındayken tamamlamıştır. eser şu anda louvre müzesi'nde sergilenmektedir.

eserde resmedilen olay, senegal'i ingilizlerden devralıp fransız kolonisi yapma amacıyla yola çıkan medusa gemisinin moritanya açıklarında kara oturmasından sonra yaşanmıştır. karaya oturan gemide yeterli sayıda cankurtaran filikası bulunmadığı için yolcular kendi imkanları ile geminin aksamından bir sal yapmışlardır. gemide bulunan üst düzey yetkililer filikalarda kalırken, geriye kalan 147 yolcu bu sala binmişlerdir. daha sonra filikadaki üst düzey yetkililer, salı çekmek güç olur bahanesi ile ipleri keserek bu yolcuları erzaksız ve susuz bir şekilde denizin ortasında bırakmışlardır. bu yolcular günlerde aç ve susuz yaşam mücadelesi vermişler, birbirlerini suya atmaya çalışmışlar, ayrıca aralarında intihar edenler olmuştur. dördüncü güne gelindiğinde, 147 yolcudan sadece 67 yolcu hayatta kalabilmiştir.

on üç gün sonra argus isimli bir gemi bu salı fark edip hayatta kalan 15 kişiyi kurtarmıştır. kurtulan kişiler on üç gün boyunca aç ve susuz bir şekilde denizin ortasında hayat mücadelesi vermiş yolculardır.

bu eser ise işte bu yolculardan birisinin hatırladığı bir anı anlatmaktadır. argus isimli geminin gelip onları kurtardığı anı. aslında argus isimli gemi ilk göründüğünde salı fark etmeden kaybolmuş ancak iki saat sonra geri gelip yolcuları kurtarmıştır. işte an yaşanan mutluluktan ümitsizliğe düşüş resimde harika bir şekilde aktarılmıştır bizlere.
devamını gör...

efor testi

kalbin, fiziksel aktivite sırasında nasıl çalıştığını gösteren egzersiz stres testidir. test genellikle koşu bandında veya sabit bir bisiklette gerçekleştirilir.

testin başlangıcında koşu bandı oldukça yavaş ve az eğimli olarak hareket eder. bu noktada yürümek gayet yeterli olacaktır. zamanla koşu bandının hızı ve eğimi artacak kişi koşmaya başlayacaktır. burda amaç, kalbe daha fazla yük bindirerek ulaşılması gereken kalp hızı değerine ulaştırmaktır. bu değer yaşa göre değişmektedir. bu değere ulaşmak da genellikle 8-10 dakika sürmektedir. tabii bu süre kişiden kişiye değişmektedir.

bu test; efor kapasitesinin tespitinde, sessiz koroner arter hastalıklarının teşhisinde, kalpteki ritim bozukluklarının kalp ile ilişkisinin saptanmasında, göğüs ağrılarının kalp hastalığına bağlı olup olmadığının değerlendirilmesi amacıyla kullanılır.
devamını gör...

ilk 500'de sadece bir üniversitemizin olması

eğitim sistemimizin geldiği noktayı gözler önüne seren bir sonuçtur. ilahiyat profesörünün mimarlık fakültesi dekanı olması, her mahalleye bir üniversiteye anlayışıyla dikilen binalarla üniversite eğitimi verildiğinin sanılması ile ortaya çıkan acı bir tablodur bu.


dünyanın saygın üniversite ölçüm ve inceleme kurumlarından quacquarelli symonds (qs) 2021’de dünya çapında üniversitelerin sıralamalarına yer verdi. elde ettiği verileri kullanarak oluşturduğu metodoloji ile üniversiteleri sıralayan qs’in yeni raporunda türkiye için iç karartıcı bir sonuç ortaya çıktı.

geçtiğimiz yıllarda farklı isimlerde yayınlanan raporun 2021 listesinde türkiye’den 14 üniversite yer aldı. fakat bu üniversitelerden sadece bir tanesi ilk 500 içerisine girdi. ilk 500 içerisine girmeyi başaran koç üniversitesi 465’inci sırada kendine yer bulabildi.

sabancı üniversitesi 521 ile 530’uncu üniversiteler arasında yer alırken bilkent üniversitesi 551-560’ıncı üniversitelerden biri olarak listeye girdi.

6 üniversite ilk 1000’de

ankara’daki odtü, 601 ile 650’nci üniversiteden biri olurken, boğaziçi üniversitesi 651-700’üncü üniversite arasında yer aldı. istanbul teknik üniversitesi sıralamada 751-800 arasında yer alırken, ankara üniversitesi 801-1000 üniversiteden biri oldu. sıralamada 801-1000 üniversite arasında hacettepe üniversitesi ve istanbul üniversitesi de yer aldı.

dokuz eylül üniversitesi, ege üniversitesi, gazi üniversitesi, izmir teknoloji üniversitesi, yıldız teknik üniversitesi ise sıralamada 1000 üniversiteden sonra geldi. kurum, 999’uncu üniversiteden sonra herhangi bir sıralama yapmıyor.

2020’den gerileme büyük

qs’in geçen yıl hazırladığı listede türk üniversiteleri daha yüksek puanlar alırken, koç üniversitesi 451’inci sırada yer alırken, bilkent üniversitesi 501-510, sabancı üniversitesi 521-530, odtü 591-600, boğaziçi üniversitesi 651-700, itü 651-700 üniversite arasında yer almıştı.

ankara üniversitesi, hacettepe üniversitesi ve istanbul üniversitesi 801-1000 üniversite arasında kendine yer bulmuştu.



buradan
devamını gör...

bir ülkeyi tanımanın en iyi yolu

"bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın" der albert camus. her gün daha da can yakıcı haberler aldığımız şu günlerde aslında üzerine düşünülmesi gereken bir sözdür bu. bir ülkede gencecik insanlar işsizlikten intihar ediyor, kadınlar sokak ortasında katlediliyorsa başka herhangi bir şeye bakmadan da tanıyabilirsiniz o ülkeyi.
devamını gör...

baş parmaklar aşağı

görsel

şahsiyet dizisinde bu tablo ile harika bir replik geçer. yazıma başlamadan önce ilk olarak o sözü paylaşmak isterim sizlerle.
‘’aslında bu tablo diyor ki: eğer bir suç işlemek istiyorsan ama suçlanmak istemiyorsan, tek yapman gereken etrafına bir kalabalık toplamak. çünkü bir suçu yeterince büyük bir kalabalıkla birlikte işlersen o artık suç değildir.”

1872 yılında jerome tarafından çizilen bu tablo döneminin toplum yapısını harika bir şekilde aktarıyor bizlere. bilindiği üzere antik roma döneminde insanlar collesium'u doldurarak adeta kendilerinden geçerek gladyatör dövüşlerini izliyorlardı. dönemin en büyük eğlence organizyonu olan bu dövüşlerde insanlar birbirlerine karşı ya da vahşi hayvanlara karşı dövüştürülüyordu. gladyatörler genel olarak savaş esiri ve kölelerden oluşmaktaydı. ilerleyen zamanlarda ise kendi isteği ile gladyatör olan kişiler de olmuştur. bu gladyatörlerin seçim şansı yoktu. hayatta kalmak için yapması gereken şey dövüşü kazanmaktı. işte bu noktada gladyatörün hayatını tek bir parmak hareketi belirliyordu. dövüş sırasında imparator baş parmağını yukarı kaldırırsa, gladyatörün hayatı bağışlanıyordu. eğer baş parmağını aşağı indirirse bu gladyatör için ölüm demekti. tabii bu hareketi aynı zamanda seyirciler de yapmaktaydı. yani halk gün içinde onlarca insanın ölümüne karar verip daha sonra hiçbir şey yokmuş gibi evlerine dönmekteydi. yani kimin ölüp kimin yaşayacağına karar verecek bir toplum. eğlence için çok sıradan bir şekilde insanların hayatını sonlandıran bir toplum. kim bilir belki de modern dünyadan da izler bulabiliriz bu tabloda.
devamını gör...

edirne'de 8 köpek yavrusunun diri diri yakılarak öldürülmesi

"bu ülkede dört şey olmayacaksın: kadın, çocuk, ağaç ve sokak hayvanı." sözünü bizlere her gün yeniden hatırlatan canilerin vahşeti. nasıl bir kalbe sahipsiniz ki böyle bir şeye kalkışabiliyorsunuz? öyle bir toplum haline geldik ki ne hayvana, ne ağaca ne de dünyaya bir saygımız kaldı. diyecek söz bile bulamıyor insan. umarım cezasını alırlar diyeceğim ama ona da emin değilim.
devamını gör...

mutsuzluğun asıl sebebi

"doğuştan gelen bir kusurumuz var; hepimiz mutlu olmak için dünyaya geldiğimizi sanıyoruz. bu kusurumuzu gidermedikçe, dünya gözümüze çelişkilerle dolu bir yer görünecektir. çünkü her adımımızda, ister büyük ister küçük bir şey yapmış olalım, dünyanın ve insan hayatının, mutlu bir yaşam sürdürmeye olanak verecek biçimde tasarlanmadığını anlayacağız. işte bu yüzden bütün yaşlıların yüzlerinde aynı ifadeyi, yani düş kırıklığını görmek mümkündür."

arthur schopenhauer
devamını gör...

fiksasyon

freud'un psikoanalitik gelişim kuramına göre psikoseksüel kişilik gelişimi yaşamın ilk yıllarında her biri cinsel uyarılmaya duyarlı belli bölgelerde olur. yaşamın 0-18 aylık ilk kısmını kapsayan oral dönemde erotojenik bölge ağız ve çevresidir. 1,5 yaş ile 3 yaş arasında gerçekleşen anal dönemde ise bu erotojenik bölge ve libido odağı anüs ve çevresidir. yaşamın 3 yaş ile 6 yaş arasındaki dönemi kapsayan fallik dönemde ise bu bölge genital organlardır. işte fiksasyon kelimesi de tam da bu noktada karşımıza çıkmaktadır.

kişi gelişim dönemi içerisinde, erotojenik bölgenin haz ihtiyacı eksik veya fazla doyuma ulaşırsa bireyde fiksasyon yaşanır. yani bir nevi takılma da diyebiliriz. işte burda yaşanan bu takılma durumu, bireyin yetişkinlik döneminde kendisini gösterir. örnek verecek olursak, anal dönemde birey, anüs kaslarını kontrol edebilmeyi öğrenir. kas kontrolü ile tutma veya bırakma eylemlerinden birey haz almaktadır. eğer bu haz eksik veya fazla olursa birey bu dönemde fiksasyon yaşar ve bu durum kendisini yetişkinlik döneminde gösterir. anal dönemde oluşan bu durum kendisini iki farklı şekilde gösterir: anal tutuculuk ve anal salıcı tepki. anal tutuculuk yaşayan bireyler ilerde inatçı, aşırı düzenli, aşırı titiz, cimri gibi kişilik özellikleri gösterirken, anal salıcılık kişilik özellikleri savurganlık, dağınıklık, yıkıcık, dürtüsellik olarak sıralanabilmektedir.

oral dönemi dönemsel olarak iki kısma ayırabiliriz. oral edilgen dönem, doğumdan diş çıkarmaya kadar süren dönemi ifade eder. eğer bu dönemde bir fiksasyon yaşanırsa, birey aşırı bağımlılık, saflık, edilgenlik, iyimserlik, onaylanma veya desteklenme ihtiyacı gibi kişilik özellikleri gösterecektir. diğer dönem ise oral agresif dönemdir. bu dönem dişlerin çıkmaya başlamasından itibaren devam eden süreci belirtir. eğer birey bu dönemde bir fiksasyon yaşarsa, kötümser, sömürücü, kırıcı, agresif, münakaşacı özellikler gösterecektir. ayrıca tırnak yeme, sigara içme, çok küfür etme gibi davranışlar da oral dönemde yaşanmış bir fiksasyon belirtisidir.

sevgili psy active'nin ricası ile kaleme alınmıştır. kendisine teşekkürü borç bilirim.
devamını gör...

para mutluluğu satın almaz

"insanın parası varsa çalışmak zorunda kalmaz. böylece zamanı satın alır. bu kalan zamanda da kendini mutlu edebilecek şeyleri yapar. yani para mutluluğu satın alır."

albert camus
devamını gör...

teknoloji ilerlerken hayatımız kolaylaşıyor mu yoksa zorlaşıyor mu sorunsalı

her gelişme ortaya çıkış itibari ile belli noktalarda yarar sağlayabilirken belli noktalarda da zorluklar doğurabiliyor. misal teknolojik gelişmeler ile artık bilgiye ulaşım oldukça kolaylaşmışken bir yandan da doğru bilgiyi ayırt etme gibi bir zorluk çıkartmıştır. istediğimiz konuda anında bilgi sahibi olabilecek düzeyde teknoloji sahibiyiz fakat elde ettiğimiz bilgilerin büyük çoğunluğu yalan yanlış bilgiler olmakta. başka bir açıdan bakmak gerekirse bu konuda en yol gösterici alan sosyal medya olacaktır. bu alan insanların sosyalleşmesi adına güzel fırsatlar sunuyor olsa da arka planını incelediğimiz de ruhsal anlamda bir çöküşü tetiklediğini de görüyoruz.
devamını gör...

yıkın heykellerimi

süleyman apaydın'ın şiiridir.

ey milletim,
ben, mustafa kemal'im...
çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim,
hâlâ en hakiki mürşit, değilse ilim,
kurusun damağım, dilim.
özür dilerim...
unutun tüm dediklerimi.
yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

özgürlük hâlâ,
en yüce değer
değilse eğer...
prangalı kalsın diyorsanız, köleler...
unutun tüm dediklerimi.
yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

yoksa, çağdaş medeniyetin bir anlamı,
ortaçağa taşımak istiyorsanız zamanı,
baş tacı edebiliyorsanız
sanatın içine tüküren adamı...
unutun tüm dediklerimi.
yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

yetmediyse acısı, şiddetin, savaşın.
anlamı kalmadıysa
yurtta sulh, dünyada barışın.
eğer varsa ödülü, silahlanmayla yarışın.
unutun tüm dediklerimi.
yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

özlediyseniz fesi, peçeyi.
aydınlığa yeğliyorsanız, kara geceyi.
hâlâ medet umuyorsanız
şıhtan, şeyhten, dervişten.
şifa buluyorsanız,
muskadan, üfürükçüden...
unutun tüm dediklerimi.
yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

eşit olmasın diyorsanız, kadınla erkek...
kara çarşafa girsin diyorsanız,
yobazın gazabından ürkerek...
diyorsanız ki, okumasın
kadınımız, kızımız;
budur bizim alın yazımız...
unutun tüm dediklerimi.
yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

fazla geldiyse size, hürriyet, cumhuriyet...
özlemini çekiyorsanız,
saltanatın, sultanın...
hâlâ önemini anlayamadıysanız,
millet olmanın...
kul olun, ümmet kalın,
fetvasını bekleyin, şeyhülislamın...
unutun tüm dediklerimi.
yıkın, diktiğiniz heykellerimi.
rahat bırakın beni...
devamını gör...

4 mart 2021 bitlis'te askeri helikopter kazası

allah rahmet eylesin, mekanları cennet olsun. ateş düştüğü yeri yakıyor maalesef. birkaç haber geçecek, isimleri anılacak ve yine hiçbir şey olmamış gibi devam edecek bazı şeyler. kazaya karışan couger helikopterleri ile yaşanan 3 kazada 28 şehidimizi toprağa verdik. 1996'dan beri bu helikopter kullanılıyor. daha önceki kazalarda hiç ders almadık bu sefer de mi görmezden gelinecek bazı şeyler? her şeye para bulunan ülkemizde ordu envanterini yenilemek bu kadar zor değildir. bakalım şehitler varken kongrelerde gülenler, araplar için ulusal yas ilan edip bunu kendi askerine çok görenler ne diyecek bu duruma.
devamını gör...
devamı...

Normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
portakal radyo & dergi renk modu sözlük kütüphanesi online yazarlar kulüpler yazarak kitap kazan yardım başlıkları puan tablosu sıkça sorulan sorular istatistikler iletişim