1.
en güzel salağa yatma biçimi.
küçüklüğümden beri ablam bana her şeyi anlatır ben de bilmiyormuşum gibi davranırım. üstüme yapıştı kaldı.
ayrıca bazen çok zor. hakkında heyecanlandığınız bir olay gerçekleşene kadar susmak zorundaysanız hele, çok zor.
küçüklüğümden beri ablam bana her şeyi anlatır ben de bilmiyormuşum gibi davranırım. üstüme yapıştı kaldı.
ayrıca bazen çok zor. hakkında heyecanlandığınız bir olay gerçekleşene kadar susmak zorundaysanız hele, çok zor.
devamını gör...
2.
kişinin yapmak istemediği bir işten uzak durmak, veya kaçınmak amacıyla, kendini zayıf göstermesidir.
muhtaç ve aciz görünür böylece diğerleri ona yardım eder.
itiraf başlığı gibi görünecek ama, zaman aman kullanırım bu metodu.
aramızda kalsın. kıps.
muhtaç ve aciz görünür böylece diğerleri ona yardım eder.
itiraf başlığı gibi görünecek ama, zaman aman kullanırım bu metodu.
aramızda kalsın. kıps.
devamını gör...
3.
bir iktidar yasasıdır. "enayi avlamak için enayi rolü yapın, avınızdan daha aptal görünün."
1872 yılının soğuk kışında birleşik devletler sermayedarı asbury harpending, londra'yı ziyareti sırasında bir telgraf aldı. amerika'nın batısında bir elmas madeni bulunmuştu. telgraf güvenilir bir kaynaktan geliyordu kaliforniya bankasının sahibi william ralston ama harpending bunu yine de bir şaka olarak aldı, muhtemelen güney afrika'da bulunan dev elmas madeninden esinlenmişti. doğru, amerika'nın batısında altın madenleri ile ilgili ilk raporlar geldiğinde de herkes bunu kuşkuyla karşılamıştı ve o raporlar doğru çıkmıştı. ama batı'da bir elmas madeni nasıl olabilirdi ki? her neyse harpending telgrafı baba parası arkadaşı baron rotschild'a göstererek bunun bir şaka olması gerektiğini söyledi. ama baron ise şöyle bir yanıt verdi: "bundan o kadar emin olma. amerika çok büyük bir ülke, şimdiye kadar bir çok sürpriz sergiledi zaten. belki deposunda başka sürprizleri vardır." harpending ilk gemiye binerek birleşik devletlere döndü.
san francisco'ya vardığında havada 1840'ların altına hücum günlerini hatırlatan bir heyecan vardı. philip arnold ve john slack adındaki bu iki kaba saba cahil adam, elmas madenini bulan kişilerdi. madenin wyoming'deki yerini açıklamamışlardı ama birkaç hafta önce oldukça saygı duyulan bir maden uzmanını madenin nerede olduğunu anlayamaması için karışık bir yoldan oraya götürmüşlerdi. oraya vardıklarında uzman madencilerin elmasları çıkarmalarını izlemiş, san francisco'ya geri dönünce taşları çeşitli mücevhercilere götürmüş ve bir tanesinin değerinin 1.5 milyon dolar olduğu söylenmişti.
new york'daki mücevherci olan charles tiffany* (bkz: tiffany & co)* ilk tahminleri doğrulayacaktı. adamlar bu teklife pek de sıcak bakmadılar, çünkü tuzağın kokusunu almışlardı. bu şehirli düzenbazlara nasıl güvenebilirlerdi? ya tiffany ve sermayedarlar bütün madeni ellerinden almayı becerirlerse?*
ralston onlara 100.000 dolar vererek ve bu parayı onlar adına üçüncü bir şahsa teslim ederek korkularını dindirmeye çalıştı. eğer anlaşma kabul edilirse ek bir 300.000 dolar daha verilecekti adamlara. madenciler kabul ettiler.
küçük grup new york'a doğru yola çıktı. oraya varınca samuel barlow*'un malikanesinde bir toplantı düzenlendi. şehrin tüm aristokratlarının kaymak tabakası ise oradaydı. iç savaşta * kuzeyli güçlere komuta eden general george mccellan, benjamin butler the new york tribune gazetesinin editörü horace greeley harpending ralston ve tiffany. yalnızca slack ve arnold yoktu, turistiz ayağına şehirde gezmeye karar vermişlerdi*.
tiffany elmasların gerçek olduğunu ve bir servet tuttuğunu söyleyince sermayedarlar heyecanlarını zorlukla kontrol edebildiler. rotschild ve diğer büyük iş adamlarına elmas madeni hakkında bilgi verip onları da yatırıma davet etmek üzere telgraf çektiler. aynı zamanda maden sahiplerine bir test daha istediklerini söylediler. kendi seçtikleri bir maden uzmanının değerini doğrulamak için slack ve arnold'la madene gitmesinde ısrar ediyorlardı. adamlar isteksizce kabul ettiler. bu arada san francisco'ya geri dönmek zorundaydılar. tiffany'nin incelediği taşları saklaması için harpending'e bıraktılar.
birkaç hafta sonra ülkenin en iyi maden uzmanı louis janin, san francisco'da maden sahipleriyle buluştu. jamin madenin sahte olmadığından emin olmaya kararlı, doğuştan kuşkucu biriydi. harpending ve ilgili birkaç zengin de ona eşlik ediyordu. madenciler daha önceki uzmanı olduğu gibi bu kişileri de bir dizi ıssız kanyondan geçirerek nerede oldukları konusunda kafalarının iyice karışmasını sağladılar. madene varan sermayedarlar şaşkınlık içinde janin'in bölgeyi kazmasını, karınca tümseklerini düzeltmesini,kayaları ters çevirmesini ve zümrütler, yakutlar, safirler, çoğunlukla
da elmaslar buluşunu izlediler. kazı sekiz gün sürdü, sonunda janin ikna olmuştu. yatırımcılara madencilik tarihindeki en zengin alana sahip olduklarını söyledi. "yüz adam ve uygun makinelerle her ay bir milyon dolarlık elmas çıkarmayı garanti ediyorum." dedi. ralston, harpending ve sermayedarlar birkaç gün sonra sanfrancisco'ya geri dönüp 10 milyon dolarlık özel yatırımcı şirketi kurmak için hızla harekete geçtiler. bu davranışları heyecanlarını saklamaları anlamına geliyordu, madenin gerçek değerini açıklamayıkesinlikle istemiyorlardı. böylece aldırmıyormuş gibi göründüler.janin'in haklı olduğunu kim bilebilir, dediler maden sahiplerine, maden düşündüğümüz kadar zengin olmayabilir. bu yalnızca madencileri sinirlendirmeye yaradı. farklı bir taktik deneyen sermayedarlar iki adama eğer madenden pay almada israr ederlerse şirketi yönetecek olan acımasız işadamları ve yatırımcılar tarafından soyulup soğana çevrileceklerini söylediler; daha iyisi şu anda teklif edilmiş olan 700.000 doları alıp -o dönem için inanılmaz bir rakamdi- hirslarını bir kenara bırakmalıydılar. madenciler bunu anlamış göründüler ve sonunda parayı almayı kabul ettiler, karşılığında bölge üzerindeki haklarını sermayedarlara devredip haritaları teslim ettiler. maden haberi çılgın bir yangın gibi yayıldı. maden arayanlar wyoming'e dağıldılar. bu arada harpending ve grup yatırımcılardan topladıkları milyonları dağıtmaya, araç gereç almaya, bu alandaki en iyi adamları tutmaya, new york ve san francisco'daki en lüks ofisleri dayayıp döşemeye başladılar. birkaç hafta sonra madeni ilk ziyaretlerinde acı gerçeği öğrendiler: tek bir elmas ya da yakut bulunamıyordu. her şey sahteydi. mahvolmuşlardı. harpending bilmeden dünyanın en zengin adamlarını yüzyılın en büyük oyununa çekmişti.
1872 yılının soğuk kışında birleşik devletler sermayedarı asbury harpending, londra'yı ziyareti sırasında bir telgraf aldı. amerika'nın batısında bir elmas madeni bulunmuştu. telgraf güvenilir bir kaynaktan geliyordu kaliforniya bankasının sahibi william ralston ama harpending bunu yine de bir şaka olarak aldı, muhtemelen güney afrika'da bulunan dev elmas madeninden esinlenmişti. doğru, amerika'nın batısında altın madenleri ile ilgili ilk raporlar geldiğinde de herkes bunu kuşkuyla karşılamıştı ve o raporlar doğru çıkmıştı. ama batı'da bir elmas madeni nasıl olabilirdi ki? her neyse harpending telgrafı baba parası arkadaşı baron rotschild'a göstererek bunun bir şaka olması gerektiğini söyledi. ama baron ise şöyle bir yanıt verdi: "bundan o kadar emin olma. amerika çok büyük bir ülke, şimdiye kadar bir çok sürpriz sergiledi zaten. belki deposunda başka sürprizleri vardır." harpending ilk gemiye binerek birleşik devletlere döndü.
san francisco'ya vardığında havada 1840'ların altına hücum günlerini hatırlatan bir heyecan vardı. philip arnold ve john slack adındaki bu iki kaba saba cahil adam, elmas madenini bulan kişilerdi. madenin wyoming'deki yerini açıklamamışlardı ama birkaç hafta önce oldukça saygı duyulan bir maden uzmanını madenin nerede olduğunu anlayamaması için karışık bir yoldan oraya götürmüşlerdi. oraya vardıklarında uzman madencilerin elmasları çıkarmalarını izlemiş, san francisco'ya geri dönünce taşları çeşitli mücevhercilere götürmüş ve bir tanesinin değerinin 1.5 milyon dolar olduğu söylenmişti.
new york'daki mücevherci olan charles tiffany* (bkz: tiffany & co)* ilk tahminleri doğrulayacaktı. adamlar bu teklife pek de sıcak bakmadılar, çünkü tuzağın kokusunu almışlardı. bu şehirli düzenbazlara nasıl güvenebilirlerdi? ya tiffany ve sermayedarlar bütün madeni ellerinden almayı becerirlerse?*
ralston onlara 100.000 dolar vererek ve bu parayı onlar adına üçüncü bir şahsa teslim ederek korkularını dindirmeye çalıştı. eğer anlaşma kabul edilirse ek bir 300.000 dolar daha verilecekti adamlara. madenciler kabul ettiler.
küçük grup new york'a doğru yola çıktı. oraya varınca samuel barlow*'un malikanesinde bir toplantı düzenlendi. şehrin tüm aristokratlarının kaymak tabakası ise oradaydı. iç savaşta * kuzeyli güçlere komuta eden general george mccellan, benjamin butler the new york tribune gazetesinin editörü horace greeley harpending ralston ve tiffany. yalnızca slack ve arnold yoktu, turistiz ayağına şehirde gezmeye karar vermişlerdi*.
tiffany elmasların gerçek olduğunu ve bir servet tuttuğunu söyleyince sermayedarlar heyecanlarını zorlukla kontrol edebildiler. rotschild ve diğer büyük iş adamlarına elmas madeni hakkında bilgi verip onları da yatırıma davet etmek üzere telgraf çektiler. aynı zamanda maden sahiplerine bir test daha istediklerini söylediler. kendi seçtikleri bir maden uzmanının değerini doğrulamak için slack ve arnold'la madene gitmesinde ısrar ediyorlardı. adamlar isteksizce kabul ettiler. bu arada san francisco'ya geri dönmek zorundaydılar. tiffany'nin incelediği taşları saklaması için harpending'e bıraktılar.
birkaç hafta sonra ülkenin en iyi maden uzmanı louis janin, san francisco'da maden sahipleriyle buluştu. jamin madenin sahte olmadığından emin olmaya kararlı, doğuştan kuşkucu biriydi. harpending ve ilgili birkaç zengin de ona eşlik ediyordu. madenciler daha önceki uzmanı olduğu gibi bu kişileri de bir dizi ıssız kanyondan geçirerek nerede oldukları konusunda kafalarının iyice karışmasını sağladılar. madene varan sermayedarlar şaşkınlık içinde janin'in bölgeyi kazmasını, karınca tümseklerini düzeltmesini,kayaları ters çevirmesini ve zümrütler, yakutlar, safirler, çoğunlukla
da elmaslar buluşunu izlediler. kazı sekiz gün sürdü, sonunda janin ikna olmuştu. yatırımcılara madencilik tarihindeki en zengin alana sahip olduklarını söyledi. "yüz adam ve uygun makinelerle her ay bir milyon dolarlık elmas çıkarmayı garanti ediyorum." dedi. ralston, harpending ve sermayedarlar birkaç gün sonra sanfrancisco'ya geri dönüp 10 milyon dolarlık özel yatırımcı şirketi kurmak için hızla harekete geçtiler. bu davranışları heyecanlarını saklamaları anlamına geliyordu, madenin gerçek değerini açıklamayıkesinlikle istemiyorlardı. böylece aldırmıyormuş gibi göründüler.janin'in haklı olduğunu kim bilebilir, dediler maden sahiplerine, maden düşündüğümüz kadar zengin olmayabilir. bu yalnızca madencileri sinirlendirmeye yaradı. farklı bir taktik deneyen sermayedarlar iki adama eğer madenden pay almada israr ederlerse şirketi yönetecek olan acımasız işadamları ve yatırımcılar tarafından soyulup soğana çevrileceklerini söylediler; daha iyisi şu anda teklif edilmiş olan 700.000 doları alıp -o dönem için inanılmaz bir rakamdi- hirslarını bir kenara bırakmalıydılar. madenciler bunu anlamış göründüler ve sonunda parayı almayı kabul ettiler, karşılığında bölge üzerindeki haklarını sermayedarlara devredip haritaları teslim ettiler. maden haberi çılgın bir yangın gibi yayıldı. maden arayanlar wyoming'e dağıldılar. bu arada harpending ve grup yatırımcılardan topladıkları milyonları dağıtmaya, araç gereç almaya, bu alandaki en iyi adamları tutmaya, new york ve san francisco'daki en lüks ofisleri dayayıp döşemeye başladılar. birkaç hafta sonra madeni ilk ziyaretlerinde acı gerçeği öğrendiler: tek bir elmas ya da yakut bulunamıyordu. her şey sahteydi. mahvolmuşlardı. harpending bilmeden dünyanın en zengin adamlarını yüzyılın en büyük oyununa çekmişti.
devamını gör...
4.
çamura yatma anlamı içeren söz. siz karşı tarafın ne olduğunun farkındaysanız eğer sorun yoktur. çamura yatmaya devam edebilir.
devamını gör...
5.
olayın aslını bildiğim zaman karşımdaki insanın yalan söylediğini fark ettiysem yapmayı sürdürdüğüm eylem. az bi kapalı sandığı apaçık kartlarını oynasın bakalım. hangi çıkarı için ne yalan söyleyecek biz de bilelim değil mi ama?
devamını gör...
6.
(bkz: tecahülüarif)
devamını gör...
7.
çok istiyorum yapmayı, yorulmayayım istiyorum iş uzerıme kalmasın istiyorum. bir kerede hazıra konayım istiyorum. azıcık prenses olmak istiyorum. şaşkın gözlerle bakmak ıstıyorum ama eşim dahil kimseyi inandıramıyorum. üzerime yapışan güçlü kadın etiketini çıkartamıyorum a dostlar.
devamını gör...
8.
genellikle kadınların uzman olduğu konu. genelleme yapmayalım ama bir çoğumuz bunu her konuda sıklıkla yapıyoruz. benimse ah keşke diye her seferinde söylendiğim , yapılacak bir iş mevzu bahis olduğunda biliyorsam bilmiyorum diyemiyorum yıkıyorlar da yıkıyorlar yahu. en iyisi her konuda bilsen de bilmiyormuş gibi yapmak.
devamını gör...