1.
1927/ 2014 yılları arasında yaşayan türk yazar ve şair vecihi timuroğlu imzalı eser; yalnızca 55 sayfa olan kitabımız 1983 yılında yayınlanmıştır.
kitap hakkında konuşmadan önce yazarı hakkında bir parantez açmakta fayda var.
yazar olmasının yanı sıra edebiyat öğretmenliği ve okul müdürlüğü de yapmış, doğum gününe 6 gün kala hayatını kaybetmiştir.
şairin adını daha önce duyduğumu hatırlamıyorum, okuduğum ilk kitabı bu oldu.
şiirleri çok iyi bulduğum söylenemez ama iyi bulduğum dizeler de vardı.
toplumcu gerçekçi bir çizgide ilerleyen şiirler olduğunu kendi adıma söyleyebilirim, güzel günleri bekleyen, mücadele eden, sürgünü yaşamış biri izlenimi veren şiirlerdi.
yalnızlığın, ayrılığın, sevdanın, ölümün, özlemin ve uzaklığın yansıtılma biçimleri fena değil gibiydi ama beklediğim kadar keskin de değildi, yalnızlığın ilelebet olma ihtimâli, sevdasız yaşamanın zor gelişi, yoksulluk ve ölümün insanın belini büken durumlar oluşu, bazı şiirleri özetleyebileceğim konulardandı.
kısmen pastoral bir havası da vardı bazı şiirlerin, bu durum da şiirlere doğallık katıyor sanki.
etkileyici bulduğum bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

ölülerle ayrılmışız
seğiren gözlerimizde zaman.
toprağımızda yalnızlığımız.
kaburgalarımızı sıkan bir ayrılık bu.
sevdasız nasıl yaşarız?
ve ölümden güzeldi yarpuzun tadı.
neyi arıyor gözlerimiz dağlara dalıp?
yoksulluğa ve ölüme yakın yaşadık hep
umudun varlığından habersiz.
istesek de ayrılığa yabancıyız...
kitap hakkında konuşmadan önce yazarı hakkında bir parantez açmakta fayda var.
yazar olmasının yanı sıra edebiyat öğretmenliği ve okul müdürlüğü de yapmış, doğum gününe 6 gün kala hayatını kaybetmiştir.
şairin adını daha önce duyduğumu hatırlamıyorum, okuduğum ilk kitabı bu oldu.
şiirleri çok iyi bulduğum söylenemez ama iyi bulduğum dizeler de vardı.
toplumcu gerçekçi bir çizgide ilerleyen şiirler olduğunu kendi adıma söyleyebilirim, güzel günleri bekleyen, mücadele eden, sürgünü yaşamış biri izlenimi veren şiirlerdi.
yalnızlığın, ayrılığın, sevdanın, ölümün, özlemin ve uzaklığın yansıtılma biçimleri fena değil gibiydi ama beklediğim kadar keskin de değildi, yalnızlığın ilelebet olma ihtimâli, sevdasız yaşamanın zor gelişi, yoksulluk ve ölümün insanın belini büken durumlar oluşu, bazı şiirleri özetleyebileceğim konulardandı.
kısmen pastoral bir havası da vardı bazı şiirlerin, bu durum da şiirlere doğallık katıyor sanki.
etkileyici bulduğum bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

ölülerle ayrılmışız
seğiren gözlerimizde zaman.
toprağımızda yalnızlığımız.
kaburgalarımızı sıkan bir ayrılık bu.
sevdasız nasıl yaşarız?
ve ölümden güzeldi yarpuzun tadı.
neyi arıyor gözlerimiz dağlara dalıp?
yoksulluğa ve ölüme yakın yaşadık hep
umudun varlığından habersiz.
istesek de ayrılığa yabancıyız...

devamını gör...