1.


*
maastricht’i gezerken, bir elma bahçesine girdik. çoğu insanın belki de yanından geçip gideceği küçücük ama benim hayranlıkla durup baktığım bir ayrıntıya rastladım… bir böcek oteli.
bahçenin girişinde olan tabela…

böcek oteli; doğada yaşayan canlılara küçük de olsa güvenli yaşam alanları oluşturmak için hazırlanmış yapay bir barınak. fotoğrafta içinde gördüğünüz bambu kamışları, farklı çaplarda delikler açılmış ahşap parçaları, kozalaklar, kuru dallar, delikli tuğlalar ve çeşitli doğal malzemeler aslında rastgele yerleştirilmemiş. her biri farklı canlıların barınma, yumurtlama ve kışlama ihtiyaçlarına göre düşünülmüş.
özellikle yalnız yaşayan arılar için içi boş bambu kamışları ve farklı çaplarda delikler hazırlanıyor. bunlar bal arıları gibi koloni halinde yaşamıyor, tek başlarına yuva yapıyorlar. bal üretmeseler de doğadaki en önemli görevlerden birini üstleniyorlar… bitkilerin tozlaşmasını sağlamak.
bu küçük otellerden uğur böcekleri, bazı kelebek ve güve türleri, çeşitli yararlı böcekler ve bazı örümcekler de yararlanabiliyor. yani aslında küçücük bir ahşap yapının içinde kocaman bir ekosisteme yer açılıyor.
ve en önemli bir ayrıntı, bu bir bal arısı kovanı değil. buradaki amaç bal üretmek değil… doğada giderek yaşam alanları azalan, özellikle yalnız yaşayan arılara ve diğer faydalı canlılara güvenli alan yaratmak.
yan taraftaki bina üzerine iliştirilmiş, benim aklımda kalan o muazzam cümle…

“tozlaşma varsa, hayat var.”
gelecek nesillerini önemseyen bir toplumun, yalnızca insana değil, doğaya da aynı ölçüde saygı göstermesi. çok etkilendim bundan…
gezdiğim süre boyunca tek bir çöp göremedim. her yer yeşile gark olmuş… ağaçlar, çiçekler, parklar, bahçeler… insanla doğanın birbirinin alanına saygı duyarak yan yana yaşayabildiği bir şehir…
ve ister istemez düşünmeye başlıyorsun. medeniyet sadece daha büyük binalar yapmak, * daha hızlı arabalar üretmek, daha yüksek teknolojiye sahip olmak değil.
medeniyet, bir ağacın gövdesine veya bahçenin içine bir arının yuva yapabileceği küçücük bir ev bırakabilmek. bir ağaca iliştirmek…
bir uğur böceğinin kışlayabileceği bir köşe düşünmek.
bir çiçeğin tozlaşmasını sağlayacak canlıların yaşamını önemsemek.
toprağı, ağacı, suyu, kuşu, böceği ve insanı aynı hayatın parçaları olarak görebilmek.
doğa bize ait değil; biz doğanın bir parçasıyız. tozlaşma varsa hayat var.
hayat varsa gelecek var.
geleceği düşünmekse, doğaya bugün gösterdiğimiz saygıyla başlıyor.
devamını gör...
2.
hamamböcekleri de kalacaksa onlara kuralları hatırlatmakta fayda var. genelde gece çıkıyorlar ortalığa. millet uyurken rahatsız edebilirler.
devamını gör...