1.
ankara'da metro ve ankaray duraklarında görülen gizemli reklam sloganı ve afişidir. siyah ve kırmızı'dan oluşan göz fotoğrafının üstünde "buraya bakarlar" yazar.
bunun reklam almak amacıyla yerleştirildiğini epey sonra öğrendim, uzun süre reklamın kendisi olduğunu ve gizli bir şey anlatmaya çalıştığını sanıyordum. acayip.
bunun reklam almak amacıyla yerleştirildiğini epey sonra öğrendim, uzun süre reklamın kendisi olduğunu ve gizli bir şey anlatmaya çalıştığını sanıyordum. acayip.
devamını gör...
2.
her gördüğümde bana meşhur "tek göz" horus’un gözünü, oradan da çeşitli çağrışımlarla siyonizmi hatırlatan ve bu nedenle de asabımı bozan anlamsız reklam afişi. ya biz bu ülkede yaşamaktan iyice paranoyak olduk ya birileri bir işler karıştırıyor, haberimiz yok.
devamını gör...
3.
devamını gör...
4.
arada ankara'ya herhangi bir arkadaşımla görüşmeye vs geldiğimde, yanlış hatırlamıyorsam metroda gördüğüm yer. gerçekten de bakılıyor ve bakıyorlar.
devamını gör...
5.
içinde bulunduğumuz post-truth çağda bizi bekleyen bir başka mandela etkisi vakası. gerçekten bir zamanlar bahsi geçen pano var mıydı yoksa hugo sunucusu tolga abi’ye küfür eden çocuk vakası gibi asla somut kaydına ulaşamayacağımız, kolektif zihnimizin ankaray peronlarına monte ettiği bir ankara illüzyonu mu? belki bi'şehir efsanesi.
insan zihni öyle tuhaf bir mekanizma ki bağlama ve mekana fazlasıyla yakışan bir mizanseni geriye dönük olarak hafızaya bizzat kendi elleriyle yerleştirebiliyor. asıl mesele, hiçbir teyide ihtiyaç duymadan kendi tanıklığımıza teslim olma rahatlığımız. yarın birisi çıkıp o afiş hiç asılmadı, sadece fıkra gibi anlatılan bir ankara geyiğiydi dese zihnindeki o net peron karesine kaç kişi şüpheye düşmeden kefil olabilir? kolektif hafızanın boşluk gördüğü an kendi gerçeğini yarattığı yerde başlar en sahici şehir efsanesi.
merhaba ben ruhi çenet. mutlak olan kaderde mutlak olmayan bazı şeyler vardır. içinize sonsuza dek dehşet saçar ve düşündükçe ruhunuz hastalanır.
insan zihni öyle tuhaf bir mekanizma ki bağlama ve mekana fazlasıyla yakışan bir mizanseni geriye dönük olarak hafızaya bizzat kendi elleriyle yerleştirebiliyor. asıl mesele, hiçbir teyide ihtiyaç duymadan kendi tanıklığımıza teslim olma rahatlığımız. yarın birisi çıkıp o afiş hiç asılmadı, sadece fıkra gibi anlatılan bir ankara geyiğiydi dese zihnindeki o net peron karesine kaç kişi şüpheye düşmeden kefil olabilir? kolektif hafızanın boşluk gördüğü an kendi gerçeğini yarattığı yerde başlar en sahici şehir efsanesi.
merhaba ben ruhi çenet. mutlak olan kaderde mutlak olmayan bazı şeyler vardır. içinize sonsuza dek dehşet saçar ve düşündükçe ruhunuz hastalanır.
devamını gör...