1.
bugün tanıştığım çok şeker bir insanın ismidir. yürüyüş yolundaydım sahilde, birinin yanından geçiyordum ve bana el işaretleri yaptı. tipi de nispeten benzediğinden ben de kendisini yabancı sandım haliyle ve ingilizce, "hello, how can i help you?" falan dedim. gene konuşmadı ve el işaretleri yaptı. "do you speak english?" dedim. "merhaba" dedi. türk müsün falan dedim. neyse uzatmayayım. türkmüş ama belli bir konuşma engeli var ve algılaması güçlü olsa da kendini ifade etmesi de tuhaf. bu sefer o da benim ana dilim ingilizce sandı, ben o dilden girince. hangisinde daha iyisin diyor, ikisi de ama türk'üm ve ana dilim türkçe dedim. how are you, what is your name, what is this falan dedi. yani ingilizce birkaç şey de öğrenmiş.
şimdi tanı ve teşhis koyamam tabii ama ben kendisini " zihinsel engelli" gibi görmedim. sakallarımı gösterdi ve iltifat etti ama garip kelimelerle falan. teşekkürler falan dedim. sonra beraber yürümeye başladık. arada zank diye durup bana yarı işaret yarı sözcüklerle bir şeyler anlatıyor. adın ne diye sordum. havaya işaretler yapmaya başladı. işaret dili bilmiyorum maalesef falan dedim sonra da tişörtüne işaretler çizmeye başladı, meğerse adının harflerini çiziyormuş. c-a-n çizdi. "can" dedim, "kut" diye tamamladı aniden. cankut imiş adı ki başlığı da onun adına açtım. şahane bir iletişimdi gerçekten. sonra benim sapmam gereken yola gelince ayrıldık. umarım 2025'te de rastlaşırız dedi. haha. ama tuhaf anlatıyor. yani anlayamadığım şeyler de oldu, onlarda gülümseyip konuyu değiştirdim. o benim anlattığım her şeyi anladı gibime geldi. o da kışları izmir'deymiş benim gibi, karşıyaka'da ama; bizim evimiz o semtte değil. bir de bu cankut 29 yaşındaymış. tahmin etmemi istedi, 28 demiştim ilk galiba. yaklaşmışım yani. *
tanım da girelim: bir erkek ismi.
şimdi tanı ve teşhis koyamam tabii ama ben kendisini " zihinsel engelli" gibi görmedim. sakallarımı gösterdi ve iltifat etti ama garip kelimelerle falan. teşekkürler falan dedim. sonra beraber yürümeye başladık. arada zank diye durup bana yarı işaret yarı sözcüklerle bir şeyler anlatıyor. adın ne diye sordum. havaya işaretler yapmaya başladı. işaret dili bilmiyorum maalesef falan dedim sonra da tişörtüne işaretler çizmeye başladı, meğerse adının harflerini çiziyormuş. c-a-n çizdi. "can" dedim, "kut" diye tamamladı aniden. cankut imiş adı ki başlığı da onun adına açtım. şahane bir iletişimdi gerçekten. sonra benim sapmam gereken yola gelince ayrıldık. umarım 2025'te de rastlaşırız dedi. haha. ama tuhaf anlatıyor. yani anlayamadığım şeyler de oldu, onlarda gülümseyip konuyu değiştirdim. o benim anlattığım her şeyi anladı gibime geldi. o da kışları izmir'deymiş benim gibi, karşıyaka'da ama; bizim evimiz o semtte değil. bir de bu cankut 29 yaşındaymış. tahmin etmemi istedi, 28 demiştim ilk galiba. yaklaşmışım yani. *
tanım da girelim: bir erkek ismi.
devamını gör...