orijinal adı: hand to mouth
yazar: paul auster
yayım yılı: 1997
auster'ın, yazarlık kariyerinin başında yaşadığı yoksulluk, başarısızlık ve hayatta kalma mücadelesini aktardığı otobiyografik anı kitabı.
yazar: paul auster
yayım yılı: 1997
auster'ın, yazarlık kariyerinin başında yaşadığı yoksulluk, başarısızlık ve hayatta kalma mücadelesini aktardığı otobiyografik anı kitabı.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 10.05.2025 00:30 tarihinde açılmıştır.
1.
özgün adı hand to mouth olan paul auster imzalı eser; roman türünde yer alsa da otobiyografik bir eser olduğu söylenebilir.
1997 yılında yayınlanmıştır.
kitabın adının neden cebi delik olduğu hakkında güçlü tahminlerim var, birincisi kitapta yazarın çulsuzluk anıları ön planda ve çulsuz olma durumu kitabın sonuna kadar devam ediyor.
ikincisi ise bir seferinde cebinde olduğuna emin olduğu bir para ilginç bir şekilde yok olmuş, cebi delik, cebinde para durmaz, israf etmeyen biri olsa da para kazanması kolay olmamış.
kitap amerikan kültürüne dair ağır eleştiriler de barındırıyor, misâl yazarın annesinin savurgan bir tip olduğunu ondan öğreniyoruz, babasının ise en sonunda alışveriş yapmayı kendisinin üstlenerek durumu kurtarmaya çalıştığını anlatıyor.
amerika yazar tarafından doymak bilmeyen, sürekli tüketen, her şeyin bir dekordan ibaret olduğu, insanların yüklü miktarda alışveriş yapmayı bir tür kişilik göstergesi olarak yorumladıkları bir yer olarak görülüyor.
paul auster amerikalı olsa da aslında yahudi, yani amerika'ya tapmaması çok olağan gözüküyor.
kitap boyu yazarın hayatının farklı dönemlerini biz de yaşıyoruz, başlarda genç, sonra yetişkin, daha sonra ise baba oluyor ve sonrası, kitap boyu cebi delik olma durumu, yani cebinde paranın bir türlü kalıcı olmaması devam ediyor.
meslekî açıdan vârolma çabası, arkadaşlık ilişkileri, hayata dair duygu ve düşünceleri, gözlemleri, yazarın kendine has üslubu ile karşımıza çıkıyor.
çok severek okuduğum bir kitap oldu, yazarın bazı bölümlerde anlattıkları oldukça komikti, gülmemek imkânsızdı, üvey babası öldüğünde çektiği acı, yahudi olduğu için bazen yaşadığı dışlanmalar, baba olduğunda vâroluşunun bile değişmesi, her şeye rağmen yaşama ve yazma çabası, kendine özgü komik üslubu, kitaba dair etkileyen şeylerdendi.

o anda nasıl yıkıldığımı bugün bile anımsıyorum.
amerikan yaşamının sağlıklılığı, haysiyeti, dürüstlüğü yutturmacadan, reklam palavrasından başka bir şey değildi.
başıma gelenlere artık aldırmıyordum.
kaybetmek kazanmak, kazanmak kaybetmek demekti.
gözlerinde daha önce hiç görmediğim bir yitik, boş bakış vardı.
bu para öylesine beklenmedik bir şeydi ve öylesine büyük bir meblağdı ki, gökten bir melek inip alnımdan öpmüş gibi geliyordu.
ölüm üzerime doğru yürüyordu ve bu yaklaşan ölümün belirtileri her yerde kendini gösteriyordu.
1997 yılında yayınlanmıştır.
kitabın adının neden cebi delik olduğu hakkında güçlü tahminlerim var, birincisi kitapta yazarın çulsuzluk anıları ön planda ve çulsuz olma durumu kitabın sonuna kadar devam ediyor.
ikincisi ise bir seferinde cebinde olduğuna emin olduğu bir para ilginç bir şekilde yok olmuş, cebi delik, cebinde para durmaz, israf etmeyen biri olsa da para kazanması kolay olmamış.
kitap amerikan kültürüne dair ağır eleştiriler de barındırıyor, misâl yazarın annesinin savurgan bir tip olduğunu ondan öğreniyoruz, babasının ise en sonunda alışveriş yapmayı kendisinin üstlenerek durumu kurtarmaya çalıştığını anlatıyor.
amerika yazar tarafından doymak bilmeyen, sürekli tüketen, her şeyin bir dekordan ibaret olduğu, insanların yüklü miktarda alışveriş yapmayı bir tür kişilik göstergesi olarak yorumladıkları bir yer olarak görülüyor.
paul auster amerikalı olsa da aslında yahudi, yani amerika'ya tapmaması çok olağan gözüküyor.
kitap boyu yazarın hayatının farklı dönemlerini biz de yaşıyoruz, başlarda genç, sonra yetişkin, daha sonra ise baba oluyor ve sonrası, kitap boyu cebi delik olma durumu, yani cebinde paranın bir türlü kalıcı olmaması devam ediyor.
meslekî açıdan vârolma çabası, arkadaşlık ilişkileri, hayata dair duygu ve düşünceleri, gözlemleri, yazarın kendine has üslubu ile karşımıza çıkıyor.
çok severek okuduğum bir kitap oldu, yazarın bazı bölümlerde anlattıkları oldukça komikti, gülmemek imkânsızdı, üvey babası öldüğünde çektiği acı, yahudi olduğu için bazen yaşadığı dışlanmalar, baba olduğunda vâroluşunun bile değişmesi, her şeye rağmen yaşama ve yazma çabası, kendine özgü komik üslubu, kitaba dair etkileyen şeylerdendi.

o anda nasıl yıkıldığımı bugün bile anımsıyorum.
amerikan yaşamının sağlıklılığı, haysiyeti, dürüstlüğü yutturmacadan, reklam palavrasından başka bir şey değildi.
başıma gelenlere artık aldırmıyordum.
kaybetmek kazanmak, kazanmak kaybetmek demekti.
gözlerinde daha önce hiç görmediğim bir yitik, boş bakış vardı.
bu para öylesine beklenmedik bir şeydi ve öylesine büyük bir meblağdı ki, gökten bir melek inip alnımdan öpmüş gibi geliyordu.
ölüm üzerime doğru yürüyordu ve bu yaklaşan ölümün belirtileri her yerde kendini gösteriyordu.
devamını gör...
