2006 abd yapımı bu 3 dakikalık kısa korku, gizem ve bilim kurgu filminin senaristi ve yönetmeni david f. sandberg iken, oyuncuları da kendisiyle birlikte lotta losten'dır. yapımın konusunda bir çift yeni bir eve taşınır ve burada rastladıkları dolap bildiğimiz bütün fizik kanunlarının ötesinde bir şeylere sebebiyet verebiliyordur. içine konan her şeyden bir tane daha var edebilen bu dolap tarafından büyülenen kadın, kocasının da dolaba girmesini ister ve bu hiç de beklenmedik ve korkutucu bir şeye sebebiyet verecektir. yapım, el amario adıyla da bilinmektedir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 18.04.2026 21:21 tarihinde açılmıştır.
1.
senaryosu david f. sandberg ile lotta losten tarafından yazılmış ve ikili tarafından yönetilen 3 dakikalık kısa film; 2016 yapımlı olduğu bilgisi verilmiştir.
filmimiz gerçek hayatta da evli olan bir çift tarafından çekilmiştir.

bir gün bir kadın evindeki gardrobu açıp kapatırken bir şey fark eder, askılıkların birden çoğaldığını görmüştür, dolaba koyduğu her şey kendini klonlamaktadır, kadının aklına bir fikir gelir, david adındaki kocasına seslenir ve adam gönülsüz de olsa gardroba girer, sonrasında ise olaylar akıl almaz bir hâl alır.
feda ettiğin insanı sonsuza dek yitirme olasılığı üzerine düşündürür film.
hiç beklemediğimiz bir yerden yakalar film bizi, vazgeçmek ve kaybetmek gibi konular üzerine düşündürür.
feda ettiğin insan artık seni sever mi?
son zamanlarda izlediğim en farklı kısa filmlerden biriydi, filmin bana düşündürdüğü temel kazanım şu oldu;
sevdiğin insanı feda ettiğin an onu kaybedersin, hem de geri dönüşü olmaz şekilde kaybedebilirsin, onu hayatında daimi sanır iken bir anda onun yok olduğunu görebilirsin, hep var olacak, hep yanında kalacak sanıp değerini bilmez isen hayat onu senden alabilir, alır, tıpkı filmdeki kadının kocasının hayatını riske atıp da sonrasında yaşadıkları gibi...
kıymetini bilmez bazen insan,
sonsuza dek yitirene değin...
filmimiz gerçek hayatta da evli olan bir çift tarafından çekilmiştir.

bir gün bir kadın evindeki gardrobu açıp kapatırken bir şey fark eder, askılıkların birden çoğaldığını görmüştür, dolaba koyduğu her şey kendini klonlamaktadır, kadının aklına bir fikir gelir, david adındaki kocasına seslenir ve adam gönülsüz de olsa gardroba girer, sonrasında ise olaylar akıl almaz bir hâl alır.
feda ettiğin insanı sonsuza dek yitirme olasılığı üzerine düşündürür film.
hiç beklemediğimiz bir yerden yakalar film bizi, vazgeçmek ve kaybetmek gibi konular üzerine düşündürür.
feda ettiğin insan artık seni sever mi?
son zamanlarda izlediğim en farklı kısa filmlerden biriydi, filmin bana düşündürdüğü temel kazanım şu oldu;
sevdiğin insanı feda ettiğin an onu kaybedersin, hem de geri dönüşü olmaz şekilde kaybedebilirsin, onu hayatında daimi sanır iken bir anda onun yok olduğunu görebilirsin, hep var olacak, hep yanında kalacak sanıp değerini bilmez isen hayat onu senden alabilir, alır, tıpkı filmdeki kadının kocasının hayatını riske atıp da sonrasında yaşadıkları gibi...
kıymetini bilmez bazen insan,
sonsuza dek yitirene değin...
devamını gör...
