1.
" seni anlıyorum,
duvarın çöküşünü durduramayışını da.. "
1954 doğumlu türk şair, yazar ve mimar ali cengizkan imzalı eser; şiir türünde yer almakta iken 1982 yılında yayınlanmıştır.
şairin adını duymuş olsam da kitaplarıyla merhaba'laşmamıştım, dolayısıyla kendisinden okuduğum ilk kitap bu oldu, daha önce okumamış olmak da benim ayıbım olsun.
şimdi ise kitabımıza geçelim;
çocuk ömrümüz kavramıyla örtüşen şiirlerdi sıklıkla, çocukluğun ne zaman bittiğini anlamadığımız gibi ömrümüzün de ne zaman bu safhasına geldiğimizi bilemeyiz, sanki ömrünün de çocukluğun bitişi gibi bir anda bu raddeye geldiğine şaşıran bir bakış açısıyla yazıyor bana kalırsa bu kitabındaki şiirlerinde şair.
aşka, aşkın yitimine, ölümün özgürlükle ilgisine, sonları, kendini anlatmanın imkânsızlığını, hâlâ bir umut bekliyor olmayı, anılarla yaşamayı yansıtan şiirlerdi benim için.
hayatı farklı bir yerden yakalayan, bazı imgelerin düşündürücü olduğu, tesirli, keskin şiirler olduğunu kendi adıma söylemem mümkün olacaktır.
şiirlerde en düşündürücü bulduğum dize ise; "gül yapıyorlar eski anılardan " dizesi oldu, anıları durup durup koklar gibi hatırladığını ve anıların da dikenlerinin olabileceğini düşündüren bir yapıdaydı.
şairin iç dünyasını yansıtma biçimi oldukça iyiydi.
seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

neye yarar şiir, bir yanıt değilse?
neye yarar düşün, savunulmuyorsa.
seni anlıyorum,
duvarın çöküşünü durduramayışını da.
dedim, «özgürlük tanımaktır ölümü..»
neye yarar aşk, çoğaltılmazsa
neye yarar sevinç, paylaşılmıyorsa?
karşıya geçecektik, yanımda yoktu.
bir eylem beklentisi, yanı başımda.
kendimi sorguladım çırılçıplak.
yüzme bilmezdi
ama sanki hep bir yarıştaydı.
denediğim ve öldürdüğüm tüm olanaklar her şey yetersizdi kendimi anlatmak için.
benim nasıl olduğumu değil,
bu şiiri sor.
hızla yer değiştiriyor göğsümün yarası...
her şey senin için
bir fincan kahve, bir bardak soğuk suyla çünkü biz vardık ve bizden de önce kurtarılacak bir sen vardın elimizde.
gözlerim yoruldu mu
resmine bakıyorum.
çünkü bilir, her bitiş bir başlangıçtır.
sardım şiiri bir bıçağa, yüreğime soktum.
umutsuz anların duyumsamasıysa hüzün şiir hep böyle anlarda söylenmelidir,
iş olmaz, gün tutmaz, ertelenirse çözüm
şiir yürekte patlayıp, göğsü delmelidir.
çünkü kanla kazanılmıştır her şey
ve kanla yitirilir...
duvarın çöküşünü durduramayışını da.. "
1954 doğumlu türk şair, yazar ve mimar ali cengizkan imzalı eser; şiir türünde yer almakta iken 1982 yılında yayınlanmıştır.
şairin adını duymuş olsam da kitaplarıyla merhaba'laşmamıştım, dolayısıyla kendisinden okuduğum ilk kitap bu oldu, daha önce okumamış olmak da benim ayıbım olsun.
şimdi ise kitabımıza geçelim;
çocuk ömrümüz kavramıyla örtüşen şiirlerdi sıklıkla, çocukluğun ne zaman bittiğini anlamadığımız gibi ömrümüzün de ne zaman bu safhasına geldiğimizi bilemeyiz, sanki ömrünün de çocukluğun bitişi gibi bir anda bu raddeye geldiğine şaşıran bir bakış açısıyla yazıyor bana kalırsa bu kitabındaki şiirlerinde şair.
aşka, aşkın yitimine, ölümün özgürlükle ilgisine, sonları, kendini anlatmanın imkânsızlığını, hâlâ bir umut bekliyor olmayı, anılarla yaşamayı yansıtan şiirlerdi benim için.
hayatı farklı bir yerden yakalayan, bazı imgelerin düşündürücü olduğu, tesirli, keskin şiirler olduğunu kendi adıma söylemem mümkün olacaktır.
şiirlerde en düşündürücü bulduğum dize ise; "gül yapıyorlar eski anılardan " dizesi oldu, anıları durup durup koklar gibi hatırladığını ve anıların da dikenlerinin olabileceğini düşündüren bir yapıdaydı.
şairin iç dünyasını yansıtma biçimi oldukça iyiydi.
seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

neye yarar şiir, bir yanıt değilse?
neye yarar düşün, savunulmuyorsa.
seni anlıyorum,
duvarın çöküşünü durduramayışını da.
dedim, «özgürlük tanımaktır ölümü..»
neye yarar aşk, çoğaltılmazsa
neye yarar sevinç, paylaşılmıyorsa?
karşıya geçecektik, yanımda yoktu.
bir eylem beklentisi, yanı başımda.
kendimi sorguladım çırılçıplak.
yüzme bilmezdi
ama sanki hep bir yarıştaydı.
denediğim ve öldürdüğüm tüm olanaklar her şey yetersizdi kendimi anlatmak için.
benim nasıl olduğumu değil,
bu şiiri sor.
hızla yer değiştiriyor göğsümün yarası...
her şey senin için
bir fincan kahve, bir bardak soğuk suyla çünkü biz vardık ve bizden de önce kurtarılacak bir sen vardın elimizde.
gözlerim yoruldu mu
resmine bakıyorum.
çünkü bilir, her bitiş bir başlangıçtır.
sardım şiiri bir bıçağa, yüreğime soktum.
umutsuz anların duyumsamasıysa hüzün şiir hep böyle anlarda söylenmelidir,
iş olmaz, gün tutmaz, ertelenirse çözüm
şiir yürekte patlayıp, göğsü delmelidir.
çünkü kanla kazanılmıştır her şey
ve kanla yitirilir...
devamını gör...