duşta röportaj veren yeşilçam yönetmenine dönüşmek
başlık "sehpadaki midi klavye" tarafından 06.08.2026 14:59 tarihinde açılmıştır.
1.
kısa bir serinleme duşumun vazgeçilmez parçası... yıllar önce izleyip ''ben de bunun gibi bir şey yapıcam.'' deyip hiçbir zaman yapamadığım o filmin röportajını veriyorum.
önce filmi yıllaaaar yıllar önce çekmek istediğimi ama yapımcıların vizyonuma hazır olmadığını belirtiyorum. bunu belirtmezsem olmaz, bu verilecek röportajın zorunlu cümlesi... hemen ardından gelen saçma sapan, anlamsız ama izleyicilerin anlam yüklediği o şeyi cevaplıyorum... ''filmin 42. dakikasında kadraja giren adamın bir çorabı neden yırtık? burada ne anlatmak istediniz?''
içimden bir ses ''o adamın çorabı gün içinde yırtılmış, hiçbir şey anlatmak istemedim öyle spontane gelişen bi olay bu...'' demek istiyor ama yapmıyorum, derin bir nefes alıp kameraya o mistik, bilge bakışı atıyorum: ''orada sağ ayağındaki o yırtık... aslında sistemin birey üzerinde açtığı o tamir edilemez deşiktir. adam yürüyor ama topuğu toprağa değiyor, anlıyor musun? burjuva ahlakının dikiş tutmazlığıdır o yırtık. izleyici orada kendi hayatındaki yırtıkları görecek.''
sırf röportajı devam ettirmek için saçımı bir kere daha şampuanlıyorum bu arada.
sonrasında yüzümü kızartan ve beni utandıran o soru geliyor...
''filmdeki bazı şarkılar direkt olarak müzik gruplarından çalıntı izlenimi veriyor. bir esinlenme mi söz konusu yoksa direkt çaldınız mı? müzik gruplarının bundan haberi var mı?''
işte o an yine yüzüme hiçbir şey bilmeyen bilge gülümsemesini yerleşiriyorum... ''çalmak veya çalıntı demek kadar sığ, kadar estetikten uzak bir yaklaşım olamaz. biz buna sinema dilinde sesler arası metinsellik'veya auditory collage diyoruz.'' diyerek konuyu kapatıyorum ve duştan çıkıyorum.
önce filmi yıllaaaar yıllar önce çekmek istediğimi ama yapımcıların vizyonuma hazır olmadığını belirtiyorum. bunu belirtmezsem olmaz, bu verilecek röportajın zorunlu cümlesi... hemen ardından gelen saçma sapan, anlamsız ama izleyicilerin anlam yüklediği o şeyi cevaplıyorum... ''filmin 42. dakikasında kadraja giren adamın bir çorabı neden yırtık? burada ne anlatmak istediniz?''
içimden bir ses ''o adamın çorabı gün içinde yırtılmış, hiçbir şey anlatmak istemedim öyle spontane gelişen bi olay bu...'' demek istiyor ama yapmıyorum, derin bir nefes alıp kameraya o mistik, bilge bakışı atıyorum: ''orada sağ ayağındaki o yırtık... aslında sistemin birey üzerinde açtığı o tamir edilemez deşiktir. adam yürüyor ama topuğu toprağa değiyor, anlıyor musun? burjuva ahlakının dikiş tutmazlığıdır o yırtık. izleyici orada kendi hayatındaki yırtıkları görecek.''
sırf röportajı devam ettirmek için saçımı bir kere daha şampuanlıyorum bu arada.
sonrasında yüzümü kızartan ve beni utandıran o soru geliyor...
''filmdeki bazı şarkılar direkt olarak müzik gruplarından çalıntı izlenimi veriyor. bir esinlenme mi söz konusu yoksa direkt çaldınız mı? müzik gruplarının bundan haberi var mı?''
işte o an yine yüzüme hiçbir şey bilmeyen bilge gülümsemesini yerleşiriyorum... ''çalmak veya çalıntı demek kadar sığ, kadar estetikten uzak bir yaklaşım olamaz. biz buna sinema dilinde sesler arası metinsellik'veya auditory collage diyoruz.'' diyerek konuyu kapatıyorum ve duştan çıkıyorum.
devamını gör...