yazar: paul auster
orijinal adı: wall writing
yayım yılı: 1976
türkçeye "duvar yazısı" adıyla çevrilen kitap, paul auster'ın 1960'lı yıllardan 1980'li yıllara kadar uzanan erken dönemlerinde yazdığı seçme şiirlerinden oluşan bir derlemedir. kitabın orijinal çekirdeğini oluşturan eserlerden biri "wall writing" (1976) başlıklı şiir kitabıdır.
orijinal adı: wall writing
yayım yılı: 1976
türkçeye "duvar yazısı" adıyla çevrilen kitap, paul auster'ın 1960'lı yıllardan 1980'li yıllara kadar uzanan erken dönemlerinde yazdığı seçme şiirlerinden oluşan bir derlemedir. kitabın orijinal çekirdeğini oluşturan eserlerden biri "wall writing" (1976) başlıklı şiir kitabıdır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 06.09.2025 17:45 tarihinde açılmıştır.
1.
" orada zaman yoktur;
ve başlayan şey zamanın sonudur.. "
geçen yıl yitirdiğimiz amerikalı yazar ve şair paul auster imzalı eser; collected poems adlı eserindeki şiirlerinden derlenmiş ve dilimize ise gökçenur ç. tarafından çevrilmiştir.
kitabımızın ilk baskısının 2008 yılında yapıldığı bilinmektedir.
paul auster bize bu kitabıyla salt romancı olmadığını, şiirle de arasının iyi olduğunu hatırlatıyor, sanki istersem şiir de yazarım dercesine yazıyor.
her şeyin her zaman göründüğünden başka olduğunu, ayrılık kavramının ona ne anlam ifade ettiğini, sevmiş olmayı, söylenmemiş sözlerin ağırlığı altında kalmayı, kendine yabancılaşmayı, ölümün o kadar korkunç bir şey olmadığını, bazı şeylerin mutlak şekilde yarım kaldığını hissettiren ve hatırlatan şiirlerdi.
büyüleyici ve yabânî olduğu kadar felsefeye de selam çakan şiirler olduğunu kendi adıma söylemem mümkün olacaktır, sanki devamı varmış ama yazılmaktan vazgeçildiği için yarım kalmış bir şiir dünyası hüküm sürüyor.
severek okuduğum ve bir derinliği olan şiirlerdi, paul auster insanı derinden etkilerken sanki bazı dizelerinde kişiyi geçmişe götürüyor, unuttuğunu sandığı bir şeyleri hatırlatıyor, seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.
kitabın en can alıcı dizesi bence " sözünü tutmayarak sözünü tutmuş olur " dizesiydi..
bu da benden bir duvar yazısı olsun öyleyse, güzel bir kitaptı.

burada kimse yok
ve beden der her ne söylediyse
söylenmedi aslında.
kimse bir beden değildir sadece
ve bedenin ne dediğini
senden başka kimse duymaz.
sen benim yokluğumdun.
sözünü tutmayarak sözünü tutmuş olur.
yüzüm bir taşa dönüşmeden önce
yas tutmazdım taşlar için.
sonsuza dek, amaçsızca yürürdüm seninle.
çaresiz ve en sert ardılına dönüşüyorum senin.
ve ciğerlerimizde yarısı söylenmemiş sözler birleşen ateşin artan isteği,
ve bizi taşıyacak sözcükler
bizden uzakta şimdi-
her şey olduğundan başkadır.
hiçbir şey bitmez.
saat var olduğumuz saatin başına döner: orada hiçbir şey yokmuş gibi.
ve görebiliyorsam hiçliği
bu hiçlik değildir artık.
orada zaman yoktur.
ve başlayan şey zamanın sonudur.
kendimizinkinden başka bir yaşamın ölülerine dönüşüyoruz biz.
artık kendime yakın bile değilim.
eskiden olduğumuz şeyiz sanki,
her şey içimizde değişti,
dünya dediysek
dünya söylenmemiş bir şey olarak kalsın..
ve başlayan şey zamanın sonudur.. "
geçen yıl yitirdiğimiz amerikalı yazar ve şair paul auster imzalı eser; collected poems adlı eserindeki şiirlerinden derlenmiş ve dilimize ise gökçenur ç. tarafından çevrilmiştir.
kitabımızın ilk baskısının 2008 yılında yapıldığı bilinmektedir.
paul auster bize bu kitabıyla salt romancı olmadığını, şiirle de arasının iyi olduğunu hatırlatıyor, sanki istersem şiir de yazarım dercesine yazıyor.
her şeyin her zaman göründüğünden başka olduğunu, ayrılık kavramının ona ne anlam ifade ettiğini, sevmiş olmayı, söylenmemiş sözlerin ağırlığı altında kalmayı, kendine yabancılaşmayı, ölümün o kadar korkunç bir şey olmadığını, bazı şeylerin mutlak şekilde yarım kaldığını hissettiren ve hatırlatan şiirlerdi.
büyüleyici ve yabânî olduğu kadar felsefeye de selam çakan şiirler olduğunu kendi adıma söylemem mümkün olacaktır, sanki devamı varmış ama yazılmaktan vazgeçildiği için yarım kalmış bir şiir dünyası hüküm sürüyor.
severek okuduğum ve bir derinliği olan şiirlerdi, paul auster insanı derinden etkilerken sanki bazı dizelerinde kişiyi geçmişe götürüyor, unuttuğunu sandığı bir şeyleri hatırlatıyor, seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.
kitabın en can alıcı dizesi bence " sözünü tutmayarak sözünü tutmuş olur " dizesiydi..
bu da benden bir duvar yazısı olsun öyleyse, güzel bir kitaptı.

burada kimse yok
ve beden der her ne söylediyse
söylenmedi aslında.
kimse bir beden değildir sadece
ve bedenin ne dediğini
senden başka kimse duymaz.
sen benim yokluğumdun.
sözünü tutmayarak sözünü tutmuş olur.
yüzüm bir taşa dönüşmeden önce
yas tutmazdım taşlar için.
sonsuza dek, amaçsızca yürürdüm seninle.
çaresiz ve en sert ardılına dönüşüyorum senin.
ve ciğerlerimizde yarısı söylenmemiş sözler birleşen ateşin artan isteği,
ve bizi taşıyacak sözcükler
bizden uzakta şimdi-
her şey olduğundan başkadır.
hiçbir şey bitmez.
saat var olduğumuz saatin başına döner: orada hiçbir şey yokmuş gibi.
ve görebiliyorsam hiçliği
bu hiçlik değildir artık.
orada zaman yoktur.
ve başlayan şey zamanın sonudur.
kendimizinkinden başka bir yaşamın ölülerine dönüşüyoruz biz.
artık kendime yakın bile değilim.
eskiden olduğumuz şeyiz sanki,
her şey içimizde değişti,
dünya dediysek
dünya söylenmemiş bir şey olarak kalsın..
devamını gör...
