(bkz: adam smith) ulusların zenginliği isimli kitabında malların değişim değerinin kullanım değeri ne göre belirlendiğini söylemektedir. yani daha faydalı olan şeyin değişim değeri daha yüksektir. işte elmas ve su burada devreye girer. kullanım değeri çok yüksek olan, hayati öneme sahip olan su ile neredeyse hiçbir şey alınamazken, kullanım değeri sıfıra yakın olan elmas ile birçok şey satın alınabilir. (hani faydası belirliyordu kardeş malın piyasa fiyatını? )

sonra marshall çıkıp (bkz: marjinal fayda) yasasını ortaya atarak adam smith 'in imdadına yetişmiştir.

susamış bir kişinin ilk bardak suyu paha biçilemez derecede önemlidir. ancak 5. bardak su faydasız, hatta zararlıdır. ancak elması ne kadar alırsan al her seferinde değerli ve kıymetli bir üründür (kullanım değeri değişmez) . bu yüzden elmas pahalı, şu ucuzdur.
devamını gör...
elmas-su paradoksu, normalde hayatta kalma açısından suyun elmastan daha değerli olmasına rağmen istisnai bir şekilde elmasın değerli olduğu ilgili paradokstur ve değer paradoksu olarak da bilinir. adam smith, bu paradoksun ilk temelini atandır.
elmas-su paradoksu'na göre ekonomide bir şeyin değeri, nadir bulunabilirliğidir.
devamını gör...
işte kapitalist bakış ve düşüncenin, sermayenin zavallılığı da ikiyüzlülüğü de bu kafada zaten. ( ama buna tabii kendisi inanmıyor aslında, kitleler böyle sansın diye ikiyüzlülük ediyor çünkü.. sözde bedava olan su ve hava olmadan hayatta bile kalamayacağını biliyor. ama onlara "değer" biçerken yalan söylemek zorunda ki, insan emeğine gelince de değersiz diyebilsin..
yani aslında mücevher olan güya kendi kirli parası, bedava ve değersiz olan da kitlelerin emeği.. kitleler çalışıp üretecekler, o'da kirli kağıtlarını artırıp daha çok emek sömürüp çalacak.. devran da öyle sürecek.. insanlar da demek ki ekonomi böyle bir şeymiş sanacaklar..
kimse de demeyecek ki, tamam seni mücevherden bir adada altından bir hücreye kilitleyelim, tapusunu da yanına bırakıp kimseyi yaklaştırmayalım. mutlu mesut yaşamak ister misin. niye itiraz edip, ucuz ve değersiz havanın, suyun, emeğin peşinde koşup duruyorsun o zaman. bırak insanlar kendi ürettiklerini kendileri adilce paylaşsınlar. sen mücevherlerin, altınların, paralarınla yatıp yuvarlansana..
kısaca, ortada paradoks falan yok, kuyruklu bir yalan ve sinsi bir ikiyüzlülük var. markstan şamarı yiyene kadar da gevelemiş.. hepsi bu. at terli..
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"elmas su paradoksu" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim