1.
la légion arménienne. birinci dünya savaşı sırasında, 1916 yılında işgalci fransız ordusuna yerel destek alabilmek amacıyla oluşturulmuştur. adı doğu lejyonu yani la légion d’orient olan bu birliğe başlangıçta isyancı tüm topluluklar dahil edilmek istense de ağırlıklı olarak ermenilerden oluşmaktaydı. ikinci dünya savaşı sırasında hitler'in oluşturduğu ermeni lejyonu ile karıştırılmamalıdır.
ahmet hulki saral'ın türk istiklal harbi güney cephesi ıv adlı eserinde belirttiği üzere
"ermeni lejyonu 10.150 askerden oluşuyordu. dağılımı şöyleydi: antep'te 2.500, maraş'ta 2.000, urfa'da 1.000, şar'da (tufanbeyli) 350, saimbeyli'de 1.500, zeytun'da (süleymanlı) 500, kozan'da 300, osmaniye, bahçe ve haruniye'de 1.000, adana ve mersin'de 1.000."
bu lejyonun mondros mütarekesi'nin imzalanmasıyla terhis edilen ordu sonrası neler ettiğiyse buradan okunabilir.
maraş'ta henüz meclis kurulmamışken çarpışılan düşman, bu lejyondur. antep'te çarpışılan düşman bu lejyondandır. çukurova'da sivillere yönelik çeşit çeşit katliamları yapan bu lejyondur. "fransız kurşunu geçmez adama" denilerek türkülere giren o kurşunu sıkan bu lejyondur.
mustafa kemal atatürk'ün nutuk'ta şöyle bahsettiği yine bu lejyondur.
"şüphe etmemek gerekirdi ki, ermeni kıtali konusundaki sözler, gerçeğe uygun değildir. aksine, güney bölgelerinde, yabancı kuvvetler tarafından silahlandırılan ermeniler, gördükleri koruyuculuktan cesaret alarak bulundukları yerlerdeki müslümanlara saldırmaktaydılar. intikam düşüncesiyle her tarafta insafsız bir şekilde öldürme ve yok etme siyaseti gütmekteydiler. maraş’taki feci olay bu yüzden çıkmıştı. yabancı kuvvetlerle birleşen ermeniler, top ve ağır makineli tüfeklerle maraş gibi eski bir müslüman şehrini yerle bir etmişlerdi. binlerce çaresiz ve suçsuz ana ve çocukları işkenceyle öldürmüşlerdi. tarihte bir benzeri görülmemiş olan bu vahşeti yapan ermenilerdi. müslümanlar yalnız namuslarını ve canlarını korumak için karşı koymuş ve kendilerini savunmuşlardı. yirmi gün süren maraş soykırımında, müslümanlarla birlikte şehirde kalan amerikalıların, bu olay hakkında istanbul’daki temsilciliklerine çektikleri telgraf, bu faciayı yaratanları, yalanlanamayacak bir şekilde ortaya koymaktaydı.
adana ili içindeki müslümanlar, tepeden tırnağa kadar silahlandırılan ermenilerin süngülerinin baskısı altında her dakika öldürülmek tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyorlardı. canlarının ve bağımsızlıklarının korunmasından başka bir şey istemeyen müslümanlara karşı uygulanan bu zulüm ve yok etme politikası, uygar dünyanın dikkatini çekecek ve onları insafa getirecek nitelikteyken, aksinin yapıldığını iddia ederek ondan vazgeçilmesini isteme gibi bir teklif nasıl ciddi olarak kabul edilebilirdi?” (atatürk’ün chp’nin ikinci kurultayında, 20-25 ekim 1927 tarihlerinde okuduğu büyük nutuk) buradan
fransa ile yapılan 1921 ankara antlaşması ismen anmıyor olsa da asıl bu lejyona desteğin kesilmesi üzerinedir.
bugünlerde salyalarını akıta akıta soykırım lakırdılarını edenler, bize askerliğe elverişli eli silah tutan bunca ermeninin 1915 yılından sonra nereden nasıl türeyebildiğini de izah edebilseler keşke.
ahmet hulki saral'ın türk istiklal harbi güney cephesi ıv adlı eserinde belirttiği üzere
"ermeni lejyonu 10.150 askerden oluşuyordu. dağılımı şöyleydi: antep'te 2.500, maraş'ta 2.000, urfa'da 1.000, şar'da (tufanbeyli) 350, saimbeyli'de 1.500, zeytun'da (süleymanlı) 500, kozan'da 300, osmaniye, bahçe ve haruniye'de 1.000, adana ve mersin'de 1.000."
bu lejyonun mondros mütarekesi'nin imzalanmasıyla terhis edilen ordu sonrası neler ettiğiyse buradan okunabilir.
maraş'ta henüz meclis kurulmamışken çarpışılan düşman, bu lejyondur. antep'te çarpışılan düşman bu lejyondandır. çukurova'da sivillere yönelik çeşit çeşit katliamları yapan bu lejyondur. "fransız kurşunu geçmez adama" denilerek türkülere giren o kurşunu sıkan bu lejyondur.
mustafa kemal atatürk'ün nutuk'ta şöyle bahsettiği yine bu lejyondur.
"şüphe etmemek gerekirdi ki, ermeni kıtali konusundaki sözler, gerçeğe uygun değildir. aksine, güney bölgelerinde, yabancı kuvvetler tarafından silahlandırılan ermeniler, gördükleri koruyuculuktan cesaret alarak bulundukları yerlerdeki müslümanlara saldırmaktaydılar. intikam düşüncesiyle her tarafta insafsız bir şekilde öldürme ve yok etme siyaseti gütmekteydiler. maraş’taki feci olay bu yüzden çıkmıştı. yabancı kuvvetlerle birleşen ermeniler, top ve ağır makineli tüfeklerle maraş gibi eski bir müslüman şehrini yerle bir etmişlerdi. binlerce çaresiz ve suçsuz ana ve çocukları işkenceyle öldürmüşlerdi. tarihte bir benzeri görülmemiş olan bu vahşeti yapan ermenilerdi. müslümanlar yalnız namuslarını ve canlarını korumak için karşı koymuş ve kendilerini savunmuşlardı. yirmi gün süren maraş soykırımında, müslümanlarla birlikte şehirde kalan amerikalıların, bu olay hakkında istanbul’daki temsilciliklerine çektikleri telgraf, bu faciayı yaratanları, yalanlanamayacak bir şekilde ortaya koymaktaydı.
adana ili içindeki müslümanlar, tepeden tırnağa kadar silahlandırılan ermenilerin süngülerinin baskısı altında her dakika öldürülmek tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyorlardı. canlarının ve bağımsızlıklarının korunmasından başka bir şey istemeyen müslümanlara karşı uygulanan bu zulüm ve yok etme politikası, uygar dünyanın dikkatini çekecek ve onları insafa getirecek nitelikteyken, aksinin yapıldığını iddia ederek ondan vazgeçilmesini isteme gibi bir teklif nasıl ciddi olarak kabul edilebilirdi?” (atatürk’ün chp’nin ikinci kurultayında, 20-25 ekim 1927 tarihlerinde okuduğu büyük nutuk) buradan
fransa ile yapılan 1921 ankara antlaşması ismen anmıyor olsa da asıl bu lejyona desteğin kesilmesi üzerinedir.
bugünlerde salyalarını akıta akıta soykırım lakırdılarını edenler, bize askerliğe elverişli eli silah tutan bunca ermeninin 1915 yılından sonra nereden nasıl türeyebildiğini de izah edebilseler keşke.
devamını gör...