ertelenmiş düş kurgusu
başlık "son singapur vapuru" tarafından 15.01.2026 23:19 tarihinde açılmıştır.
1.
" sen buna kader mi diyorsun? "
1902/ 1967 yılları arasında yaşayan amerikalı yazar ve şair langston hughes imzalı 95 sayfalık eser; şiir türünde yer almakta iken dilimize ergin koparan tarafından çevrilmiş ve türkçe baskısı ilk olarak 1990 yılında yapılmıştır.
şairi birkaç ay önce okuduğum alabama'da şafak adlı eseriyle tanımıştım, nitekim bu kitap da okuduğum ikinci kitabı oldu.
alabama'da şafak kitabındaki şiirleriyle benzer yapıda olan şiirleri yer alıyor, yalnızca bu kitabındaki şiirleri daha hüzünlü buldum, kitabın adında da vurgulandığı gibi, belki de düşlerine ve hayallerine uzak olduğunu düşündüğü, düşündürdüğü, hissettirdiği içindir hüzünlü bulma nedenim.
langston hughes bir siyâhi ve o dönemin şartları göz önüne alındığında yaşam standartlarının asgâri düzeyde olduğu, bazı haklardan yoksun olduğu söylenebilir, kitaptaki şiirlerde de renginden ötürü dışlanmış hissediyor olduğunu hissettiriyor.
düşlerinin ertelenmiş olduğunu, hayal kurmasının bile yasak olabileceğini hatırlatıyor, herkes gibi mutlu bir yaşama sahip olmak istediğini düşündürüyor bazı şiirlerinde, bazı şeylerden yoksun olduğunu dile getiriyor, "biliyor musun, bu yaşa geldim, doğru dürüst bir radyom olmadı" diyor bir şiirinde, bir radyoya bile sahip olmaması insanı üzüyor.
vâroluşuna değer verilmemesine üzüldüğünü hissettiriyor.
kişisel duygularını yansıttığı şiirleri de yer alıyor, " nasıl unutursun beni,
ben senken? " diye soruyor bir şiirinde, oldukça etkileyici bir dizeydi bence.
hayata dair bazı adaletsizliklerin şairin kendine özgü üslubuyla yansıtıldığı, dokunaklı şiirlerdi.
seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

isteyemem
beyaz çocukların olmak istediklerini.
biliyorum hiçbir zaman
başkan olamayacağım.
ne çalışması?
çalışmam gerekmez benim.
hiçbir şey yapmam gerekmez
yemek, içmek, kara kalmak
ve ölmekten başka...
umurumda değil alabama
memleketim bile olsa.
neden benim olsun ki o düşler?
sen buna kader mi diyorsun?
soğukkanlıyım ve caz severim.
bundandır sağ kalabilmem.
belgim şu,
yaşayarak öğrendiğim:
sev ve karşılığında
sevil.
ahbap, bak sözüm sana
doğmak zordur
ölmek de bayağı,
öyleyse bir sevgi bulmaya bak kendine ikisinin arasında.
yarın belki
bin yıl ötede.
nasıl unutursun beni?
ama unutuyorsun işte!
yukarıya götüreceğini söylemiştin,
beni kendinle birlikte.
nasıl unutursun beni
ben, aslında senken?
kördüm belki
göremedim ve bilemedim
giderken veda ettiğini..
biliyor musun,
bu yaşa geldim
doğru dürüst bir radyom olmadı.
bach’ı tanımak isterdim.
ertelenmiş bir düşün kurgusu.
dostum, duyuyor musun?
bilmeliydim bunu çoktan
böyle olur zaten her zaman..
1902/ 1967 yılları arasında yaşayan amerikalı yazar ve şair langston hughes imzalı 95 sayfalık eser; şiir türünde yer almakta iken dilimize ergin koparan tarafından çevrilmiş ve türkçe baskısı ilk olarak 1990 yılında yapılmıştır.
şairi birkaç ay önce okuduğum alabama'da şafak adlı eseriyle tanımıştım, nitekim bu kitap da okuduğum ikinci kitabı oldu.
alabama'da şafak kitabındaki şiirleriyle benzer yapıda olan şiirleri yer alıyor, yalnızca bu kitabındaki şiirleri daha hüzünlü buldum, kitabın adında da vurgulandığı gibi, belki de düşlerine ve hayallerine uzak olduğunu düşündüğü, düşündürdüğü, hissettirdiği içindir hüzünlü bulma nedenim.
langston hughes bir siyâhi ve o dönemin şartları göz önüne alındığında yaşam standartlarının asgâri düzeyde olduğu, bazı haklardan yoksun olduğu söylenebilir, kitaptaki şiirlerde de renginden ötürü dışlanmış hissediyor olduğunu hissettiriyor.
düşlerinin ertelenmiş olduğunu, hayal kurmasının bile yasak olabileceğini hatırlatıyor, herkes gibi mutlu bir yaşama sahip olmak istediğini düşündürüyor bazı şiirlerinde, bazı şeylerden yoksun olduğunu dile getiriyor, "biliyor musun, bu yaşa geldim, doğru dürüst bir radyom olmadı" diyor bir şiirinde, bir radyoya bile sahip olmaması insanı üzüyor.
vâroluşuna değer verilmemesine üzüldüğünü hissettiriyor.
kişisel duygularını yansıttığı şiirleri de yer alıyor, " nasıl unutursun beni,
ben senken? " diye soruyor bir şiirinde, oldukça etkileyici bir dizeydi bence.
hayata dair bazı adaletsizliklerin şairin kendine özgü üslubuyla yansıtıldığı, dokunaklı şiirlerdi.
seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

isteyemem
beyaz çocukların olmak istediklerini.
biliyorum hiçbir zaman
başkan olamayacağım.
ne çalışması?
çalışmam gerekmez benim.
hiçbir şey yapmam gerekmez
yemek, içmek, kara kalmak
ve ölmekten başka...
umurumda değil alabama
memleketim bile olsa.
neden benim olsun ki o düşler?
sen buna kader mi diyorsun?
soğukkanlıyım ve caz severim.
bundandır sağ kalabilmem.
belgim şu,
yaşayarak öğrendiğim:
sev ve karşılığında
sevil.
ahbap, bak sözüm sana
doğmak zordur
ölmek de bayağı,
öyleyse bir sevgi bulmaya bak kendine ikisinin arasında.
yarın belki
bin yıl ötede.
nasıl unutursun beni?
ama unutuyorsun işte!
yukarıya götüreceğini söylemiştin,
beni kendinle birlikte.
nasıl unutursun beni
ben, aslında senken?
kördüm belki
göremedim ve bilemedim
giderken veda ettiğini..
biliyor musun,
bu yaşa geldim
doğru dürüst bir radyom olmadı.
bach’ı tanımak isterdim.
ertelenmiş bir düşün kurgusu.
dostum, duyuyor musun?
bilmeliydim bunu çoktan
böyle olur zaten her zaman..
devamını gör...
2.
langston hughes'i, yıllar önce caz tutkunu bir şair dostum aracılığıyla duymuştum ilk kez. "siyah düşler nasıl olur biliyor musun sen" demişti.. çok sarhoştu(k)..suskunluğumu haklı olarak bilmediğim şeklinde anladı. -uzun yıllar abd.de yaşamıştı- önce ingilizce okuduğu dizeleri sonra türkçe anlattı bana.. aklımda kalan dizeler:
umrumda bile değil alabama
memleketim olsa bile.. olmuştu..
öylesine hüzünle okuyordu ki dizeleri.. o akşam kızıl sakalları olan uzun saçlı mavi gözlü,ama bir siyahi olduğunu düşündüm onun. çok sarhoştuk..
'langston hughes' dedi.. sonrada..belki abartılı abd eleştirim nedeniyle söylemişti bilmiyorum. "şiir her yerde dostum" dedi. "abd.de de.. aynı..."
( nitekim daha sonra yeniden döndü abd.ne. bir siyah kadınla evli. alabama'da yaşıyor. sonrasında bir gün, "hani çok fena içmiştik, bimem hatırlıyor musun.. sana söz ettiğim şairdən dizeler gönderiyorum. dost selamlar" notuyla gönderdiği kitap, o günden beri kitaplığımda.
(hatırlamama aracı olduğun için yürekten teşekkürler son singapur vapuru..)
umrumda bile değil alabama
memleketim olsa bile.. olmuştu..
öylesine hüzünle okuyordu ki dizeleri.. o akşam kızıl sakalları olan uzun saçlı mavi gözlü,ama bir siyahi olduğunu düşündüm onun. çok sarhoştuk..
'langston hughes' dedi.. sonrada..belki abartılı abd eleştirim nedeniyle söylemişti bilmiyorum. "şiir her yerde dostum" dedi. "abd.de de.. aynı..."
( nitekim daha sonra yeniden döndü abd.ne. bir siyah kadınla evli. alabama'da yaşıyor. sonrasında bir gün, "hani çok fena içmiştik, bimem hatırlıyor musun.. sana söz ettiğim şairdən dizeler gönderiyorum. dost selamlar" notuyla gönderdiği kitap, o günden beri kitaplığımda.
(hatırlamama aracı olduğun için yürekten teşekkürler son singapur vapuru..)
devamını gör...