1.
yıllardır saçma sapan fikirler savunup, zamanla her savunduğu fikirde hatalı olduğu görülüp yine de 74 yaşında saçma fikirler icat eden biri. bakalım ömrü yeni saçma fikirlerinin sonuçları görmeye yetecek mi?
başbakan (bkz: ahmet davutoğlu) nun eski başdanışması, (bkz: gelecek partisi) kurucusu
eski (bkz: zaman gazetesi) köşe yazarı.
başbakan (bkz: ahmet davutoğlu) nun eski başdanışması, (bkz: gelecek partisi) kurucusu
eski (bkz: zaman gazetesi) köşe yazarı.
devamını gör...
2.
etyen mahçupyan, entelektüel bir camiada başlayıp zamanla akp’nin danışman kadrosuna evrilen kariyerinde, gerçekleri eğip bükme sanatında ustalaşmış bir figür olarak karşımıza çıkıyor. demokrasi, çoğulculuk ve özgürlükçülük gibi kavramları kendine göre şekillendirmesiyle tanınan mahçupyan, bir dönem akp’nin "ılımlı" yüzü olarak lanse edildi ve otoriterleşme sürecini adeta bir "kaçınılmaz sosyolojik olgu" gibi sunarak bu dönüşümün entelektüel meşruiyetini inşa etmeye çalıştı. liberallik mi? tabii ki, ama yalnızca "uygun şartlar altında" ve iktidarın işine geldiği kadarıyla.
fetö konusunda da benzer bir esneklik gösterdi. 17-25 aralık’tan önce, devlet içindeki bu yapıya dair endişeler pek umurunda değilken, olaylar kopunca birden mesafe koymaya karar verdi. o zamana kadar gülen hareketinin "eğitimci ve sivil" tarafına vurgu yapıp, devletteki yapılanmasının ne kadar sorunlu olduğuna pek de değinmiyordu. ama ne zaman ki işler terse döndü, o zaman mahçupyan da rüzgâr nereden eserse oraya yönelen klasik "entelektüel makas değişimini" gerçekleştirdi.
peki ya hablemitoğlu? 2000'lerin başında gülen yapılanmasına dair açık uyarılar yapan, "köstebek" kitabında fetö’nün devlet içindeki örgütlenmesini detaylarıyla anlatan hablemitoğlu’nun öldürülmesi karşısında mahçupyan ve benzerleri ne yaptı? hiçbir şey. o dönemin liberal entelektüelleri, bu suikasta yönelik ciddi bir refleks geliştirmedi, çünkü tam da o dönem gülen hareketi, "demokratikleşmenin motoru" olarak pazarlanıyordu.
özetle, mahçupyan'ın düşünsel serüveni, "entelektüel tutarlılık" ile değil, dönemin siyasi rüzgârlarına göre konumlanan bir pragmatizmle şekillendi. kimlikler, demokrasi, otoriterleşme… her şey konjonktüre göre yeniden tanımlandı. gerçekten bir duruşu mu vardı, yoksa sadece olaylara "eleştirel bir gözle" bakıyor gibi yaparak iktidara lojistik destek mi sağlıyordu? işte asıl soru bu.
fetö konusunda da benzer bir esneklik gösterdi. 17-25 aralık’tan önce, devlet içindeki bu yapıya dair endişeler pek umurunda değilken, olaylar kopunca birden mesafe koymaya karar verdi. o zamana kadar gülen hareketinin "eğitimci ve sivil" tarafına vurgu yapıp, devletteki yapılanmasının ne kadar sorunlu olduğuna pek de değinmiyordu. ama ne zaman ki işler terse döndü, o zaman mahçupyan da rüzgâr nereden eserse oraya yönelen klasik "entelektüel makas değişimini" gerçekleştirdi.
peki ya hablemitoğlu? 2000'lerin başında gülen yapılanmasına dair açık uyarılar yapan, "köstebek" kitabında fetö’nün devlet içindeki örgütlenmesini detaylarıyla anlatan hablemitoğlu’nun öldürülmesi karşısında mahçupyan ve benzerleri ne yaptı? hiçbir şey. o dönemin liberal entelektüelleri, bu suikasta yönelik ciddi bir refleks geliştirmedi, çünkü tam da o dönem gülen hareketi, "demokratikleşmenin motoru" olarak pazarlanıyordu.
özetle, mahçupyan'ın düşünsel serüveni, "entelektüel tutarlılık" ile değil, dönemin siyasi rüzgârlarına göre konumlanan bir pragmatizmle şekillendi. kimlikler, demokrasi, otoriterleşme… her şey konjonktüre göre yeniden tanımlandı. gerçekten bir duruşu mu vardı, yoksa sadece olaylara "eleştirel bir gözle" bakıyor gibi yaparak iktidara lojistik destek mi sağlıyordu? işte asıl soru bu.
devamını gör...
3.
ülkenin en büyük sürüngen zihni. bugünün mimarlarından. kullanışlı bir aparat. en ala fethullahçılardan biri. zamanında bu cemaatin demokrat yuvası olarak pazarlamasını yapan satıcı, pazarlamacı. pişmanlıklar içinde yalnız bir adam olarak ölecek.
devamını gör...
4.
neo ittihatçılık diye bir youtube videosu çekmiş, karşıma çıktı. seyretmedim değil, içim elvermedi seyretmeye.
pek farkında değil ama 100 yıldır bu ülkede bir kaç eksantirik tip hariç kimse ittihatçılardan utanmadı. bu ara övünenler de çok arttı.
komik işte.
pek farkında değil ama 100 yıldır bu ülkede bir kaç eksantirik tip hariç kimse ittihatçılardan utanmadı. bu ara övünenler de çok arttı.
komik işte.
devamını gör...
5.
et yediği için mahçup olmasına üzüldüm.
devamını gör...