yazar: ray bradbury
yayım yılı: 1951
yanmayan evlerin bulunduğu bir yerde görevleri yalnızca kitap yakmak olan itfaiyecilerin olduğu bir distopya düşünün. ve kitap kağıtlarının yanma ısısı fahrenheit 451.
yaşamaya alıştıkları bu toplumda evinde kitap bulunduran insanların evlerini sorgulamadan yakmak görevi olan bir itfaiyeci olan baş karakter guy montag bir gün işe giderken küçük bir kızın ona "nasılsın?" sorusunu yöneltmesiyle, yaşadığı hayatı sorgulamaya başlar. her gün birçok kez yaktığı o kitaplardan birini ve insanların canı pahasına koruduğu o kitapları neden korumak istediklerini merak eder. kitap tam da bu noktada başlar.
yayım yılı: 1951
yanmayan evlerin bulunduğu bir yerde görevleri yalnızca kitap yakmak olan itfaiyecilerin olduğu bir distopya düşünün. ve kitap kağıtlarının yanma ısısı fahrenheit 451.
yaşamaya alıştıkları bu toplumda evinde kitap bulunduran insanların evlerini sorgulamadan yakmak görevi olan bir itfaiyeci olan baş karakter guy montag bir gün işe giderken küçük bir kızın ona "nasılsın?" sorusunu yöneltmesiyle, yaşadığı hayatı sorgulamaya başlar. her gün birçok kez yaktığı o kitaplardan birini ve insanların canı pahasına koruduğu o kitapları neden korumak istediklerini merak eder. kitap tam da bu noktada başlar.
- prometheus şeref kürsüsü ödülü (1984)
- retro hugo en iyi roman ödülü (2004)
- retro hugo en iyi roman ödülü (2004)
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "mrs freud" tarafından 26.11.2020 23:58 tarihinde açılmıştır.
61.
1950' lerde yazılmış bir korku distopyası. benim gibi bilim- kurgudan hazetmeyenlerde dahi merak uyandırabiliyor.
insanların kitap okumayı reddettiği, chatgpt aracılığıyla özet bilgiler öğrenip durduğu ve sadece izlemekten ve zarar vermekten hoşlandığı distopyanın kendisini 70 yıl sonra gerçekleştirmiş olması ne kadar da acınası... sadece bugünlerde kitapların yakılmasına gerek yok. televizyon o yıllarda aptal kutusuydu evet ama bugün evlerde duvar boyutlarında bir televizyona da gerek yok. zira medya duvar boyutuna çıkmaktan daha iyisini yaptı ve cebimize girecek kadar küçüldü. artık onu her yere götürebiliyoruz. denizkabuğu radyosu dinleyecek walkmanlere de ihtiyacımız yok, tuhaftır ki aynı boyutlarda zaten kablosuz kulaklarımız var ve istediğimiz müziği açıp kendimizi mildred kadar dış dünyaya kapatabiliyoruz. uyumak için uyku ilaçlarına ihtiyacımız yok, sabahlamayı adet edinmiş olanlarımız var.
üzgünüm ray, korkarım kitaplar yakılmaktan beter.
insanların kitap okumayı reddettiği, chatgpt aracılığıyla özet bilgiler öğrenip durduğu ve sadece izlemekten ve zarar vermekten hoşlandığı distopyanın kendisini 70 yıl sonra gerçekleştirmiş olması ne kadar da acınası... sadece bugünlerde kitapların yakılmasına gerek yok. televizyon o yıllarda aptal kutusuydu evet ama bugün evlerde duvar boyutlarında bir televizyona da gerek yok. zira medya duvar boyutuna çıkmaktan daha iyisini yaptı ve cebimize girecek kadar küçüldü. artık onu her yere götürebiliyoruz. denizkabuğu radyosu dinleyecek walkmanlere de ihtiyacımız yok, tuhaftır ki aynı boyutlarda zaten kablosuz kulaklarımız var ve istediğimiz müziği açıp kendimizi mildred kadar dış dünyaya kapatabiliyoruz. uyumak için uyku ilaçlarına ihtiyacımız yok, sabahlamayı adet edinmiş olanlarımız var.
üzgünüm ray, korkarım kitaplar yakılmaktan beter.
devamını gör...
