1.
galli film yönetmeni ve senaristi, endonezya'da cektigi (bkz: the raid) serisi ile tanınmış , filmlerinde genellikle "pencak silat" adı verilen dövüş stiline yer verir.
devamını gör...
2.
alaylı değil, akademik temelli biridir. film sektöründe yapmak istediği işleri hayranlık duyduğu hong kong sineması ve dövüş sanatları üzerine şekillendirmiştir. jackie chan, sammo hung, stephen chow gibi komedi ve aksiyonu birleştiren tarzda değil, liu chia-liang'ın kung fu disiplinine gösterdiği ciddiyete yakın, dövüş sanatlarının hızını ve kusursuz koreografisini hiper-gerçekçilikle birleştirerek hayallerine kavuşmuş biridir.

kendi anlatımına göre, ilk kısa filmi bir festivalde gösterilmiş, filmdeki dili endonezyalı yapımcılar tarafından çok beğenilmiş ve güneydoğu asya'ya özgü bir dövüş sanatı olan pencak silat hakkında belgesel çekmesi için endonezya'ya davet edilmiş. belgesel için pencak silat yapılan salonlarda gezerken, kankası iko uwais'i görüp aşırı etkilenmiş ama belgesel için bütçe anlaşmazlıkları yaşanınca iş iptal olmuş; çekimlerin iptal olması umurunda olmadan "ben bu sporla, iko'yu sentezleyip bir film çekerim" diyerek yazıp yönettiği merantau filmini ortaya çıkarmıştır. merantau'nun konusu standarttır; bir çocuk köyden gelir şehre, bir kız vardır başı dertte, onu kurtarmak için kötü adamlarla kapışır. bu düşük bütçeli film, hollywood camiasına ''vay be, endonezya sineması ha" dedirtmiştir.
asıl olay, the raid: redemption filmiyle başlar: çok kan annecim, bitmek bilmeyen aksiyon, baştan sona mükemmel bir şekilde dizayn edilmiş dövüş kompozisyonları. the raid, hollywood sinemasını ayar etmiş filmlerden biri olarak kabul edilir. sebebi ise evans'ın hollywood filmlerindeki yumruklaşma, patlamalar, basit koreografi, dublörlerin izleyiciden gizlenmesi için kullanılan bazen mide bulandıran, aşırı hareketli çekim tekniğini ''fiziksel gerçeklikle'' yerle bir etmesidir. the raid filmindeki dövüş sahnelerinde yasak olan tek şey yüze vurmaktır. bedene vurmak ve oyuncuların darbeyle aldığı hisleri yansıtmaları zorunludur. hong kong sinemasında çoğu filmde vuruşlar gerçek sanırız, halbuki oyuncular mükemmel ötesi senkronizedir ama gerçek vuruş bir evans kuralıdır; işine gelirse.
iki düşük bütçeli filmin ardından, redemption filminin devamı olan the raid 2: berandal'ı çekmiştir. filmi izlerken, evans bütçeyi kapmış dersiniz. mekanlar çoklu ve şıktır. bu filmde biraz slow motion sahneler, daha sarsıntılı çekim tekniği kullanmıştır. finalde de hem izlettirip hem de "bit artık" dedirten, fazla hassas insanlar için tansiyon düşmesi sebepli bir gösteri tasarlamıştır. dövüş ve aksiyon koması bir filmdir. çoğu darbeyi kendiniz yemiş gibi hissedersiniz, bacaklarınız sağa sola sallanır. filmi uzak mesafeden izlemeniz önerilir.
bu üç filmle, endonezya sinemasını vatandaşı olmasa bile yüceltmiş ve hollywood'a teknik çekim öğretmiş insandır. sırayla izlendiğinde dövüş sahnelerinin işlenişinin kademe kademe arttığını hissedersiniz.
kendi tarzının dışına çıktığı, açıkçası çok beğenmediğim korku antolojisi içinde v/h/s/2; netflix kataloğu için çekilmiş apostle adlı korku, tom hardy'li aksiyon havoc filmi de vardır.
ayrıca ilk üç filmi, iki insanın buluşması gibidir. iko uwais'in hayallerinde oyuncu olmak var mıydı bilemiyorum ama ne demek lazım; kozmik tesadüf mü, kaderin cilvesi mi? belki de hayallerinde şampiyon olduğu pencak silat'ı herkese göstermek vardı. gareth evans'ın hayranı olduğu filmleri çekmesi için karşısına çıkması falan...
bence yaşanan bu olaylar; gerçek ünvanın ne olduğu, elde edilince nasıl değerlendirileceği ve geliştirileceğinin, o ünvanın gerektirdiği sorumluluğun hakkının verilmesinin en iyi göstergesidir.

kendi anlatımına göre, ilk kısa filmi bir festivalde gösterilmiş, filmdeki dili endonezyalı yapımcılar tarafından çok beğenilmiş ve güneydoğu asya'ya özgü bir dövüş sanatı olan pencak silat hakkında belgesel çekmesi için endonezya'ya davet edilmiş. belgesel için pencak silat yapılan salonlarda gezerken, kankası iko uwais'i görüp aşırı etkilenmiş ama belgesel için bütçe anlaşmazlıkları yaşanınca iş iptal olmuş; çekimlerin iptal olması umurunda olmadan "ben bu sporla, iko'yu sentezleyip bir film çekerim" diyerek yazıp yönettiği merantau filmini ortaya çıkarmıştır. merantau'nun konusu standarttır; bir çocuk köyden gelir şehre, bir kız vardır başı dertte, onu kurtarmak için kötü adamlarla kapışır. bu düşük bütçeli film, hollywood camiasına ''vay be, endonezya sineması ha" dedirtmiştir.
asıl olay, the raid: redemption filmiyle başlar: çok kan annecim, bitmek bilmeyen aksiyon, baştan sona mükemmel bir şekilde dizayn edilmiş dövüş kompozisyonları. the raid, hollywood sinemasını ayar etmiş filmlerden biri olarak kabul edilir. sebebi ise evans'ın hollywood filmlerindeki yumruklaşma, patlamalar, basit koreografi, dublörlerin izleyiciden gizlenmesi için kullanılan bazen mide bulandıran, aşırı hareketli çekim tekniğini ''fiziksel gerçeklikle'' yerle bir etmesidir. the raid filmindeki dövüş sahnelerinde yasak olan tek şey yüze vurmaktır. bedene vurmak ve oyuncuların darbeyle aldığı hisleri yansıtmaları zorunludur. hong kong sinemasında çoğu filmde vuruşlar gerçek sanırız, halbuki oyuncular mükemmel ötesi senkronizedir ama gerçek vuruş bir evans kuralıdır; işine gelirse.
iki düşük bütçeli filmin ardından, redemption filminin devamı olan the raid 2: berandal'ı çekmiştir. filmi izlerken, evans bütçeyi kapmış dersiniz. mekanlar çoklu ve şıktır. bu filmde biraz slow motion sahneler, daha sarsıntılı çekim tekniği kullanmıştır. finalde de hem izlettirip hem de "bit artık" dedirten, fazla hassas insanlar için tansiyon düşmesi sebepli bir gösteri tasarlamıştır. dövüş ve aksiyon koması bir filmdir. çoğu darbeyi kendiniz yemiş gibi hissedersiniz, bacaklarınız sağa sola sallanır. filmi uzak mesafeden izlemeniz önerilir.
bu üç filmle, endonezya sinemasını vatandaşı olmasa bile yüceltmiş ve hollywood'a teknik çekim öğretmiş insandır. sırayla izlendiğinde dövüş sahnelerinin işlenişinin kademe kademe arttığını hissedersiniz.
kendi tarzının dışına çıktığı, açıkçası çok beğenmediğim korku antolojisi içinde v/h/s/2; netflix kataloğu için çekilmiş apostle adlı korku, tom hardy'li aksiyon havoc filmi de vardır.
ayrıca ilk üç filmi, iki insanın buluşması gibidir. iko uwais'in hayallerinde oyuncu olmak var mıydı bilemiyorum ama ne demek lazım; kozmik tesadüf mü, kaderin cilvesi mi? belki de hayallerinde şampiyon olduğu pencak silat'ı herkese göstermek vardı. gareth evans'ın hayranı olduğu filmleri çekmesi için karşısına çıkması falan...
bence yaşanan bu olaylar; gerçek ünvanın ne olduğu, elde edilince nasıl değerlendirileceği ve geliştirileceğinin, o ünvanın gerektirdiği sorumluluğun hakkının verilmesinin en iyi göstergesidir.
devamını gör...