bir oruç aruoba eseridir.

iki kitaptan oluşur bunlar tavşan besleyene kılavuz ve özlem çekene kılavuzdur.

oruç aruoba eserinde bol bol sorgulamalar yapmış ve okurken düşünmemizi istemiş. okurken baya düşündüğüm konular oldu. özlem denilen kavram ve başka kavramlarla ilişkisi kafamı çok kurcaladı.
yazar hem nefis gözlemlerini paylaşıyor hem düşünmeye sevk ediyor.

kendine ait üslubu ve yazım şekli diğer kitaplarında olduğu gibi devam ediyor.
yazar kağıdı kalemi önüne koyup düşünmüş, düşündüklerini aktarmış.

her kitabında hissettiğim gibi yine garip şeyler hissettim.
hayatımızda olup biten şeylerin farkında olmadığımı hissettiren bir eserdi.

mesela bir olay oluyor ve biz onun farkında olmuyoruz. oruç aruoba çıkıp öyle bir anlatıyor ki “aaa cidden öyle” diyoruz.
okurken sık sık bu hisse kapıldım. her kitabında kapılıyorum.

ayrıca yazar bir konu üzerinde yazarak düşünürken sık sık alıntılar paylaşmış. özlem ilgili bir şeyler anlatırken çıkıp şule gürbüz örneği vermiş.
bazı şairlerin şiirlerini eklemiş. neden öyle düşündüğünü açıklamaya çalışmış.
bilmiyorum bir kavram üzerine bu kadar düşünmek ve yazmak bana çok sıra dışı geliyor.
oruç aruoba düşünme ve ifade etme konusunda çok ilerde birisi ve bunu bir kere daha göstermiş. *

yazarı seviyorsanız ve şiirsel metinlerine hayranlığınız varsa mutlaka okumanız gereken bir eser.

bu arada kitap yazarın diğer kitapları gibi metis yayınlarından çıkmış.
müthiş bir alıntıyla yazımı bitiriyorum. okuyacaklara iyi okumalar.


özlem, şimdi gidip uyuman konusunda da, ikircikliliğindir: "o, şimdi uyuyor mu - uyuyor olsa da yarın yorulmasa..." "o şimdi uyumuyor mu: uyumuyorsa, beni düşünüyor olsa -bende gidip uyumasam...
devamını gör...

bugün yani 21 mart doğum günümdü* fakat gün boyu hiç kimse tarafından hatırlanmadığı için bir kişi bile kutlamadı*. insan bir tuhaf hissediyormuş, tarif edemediğim nötr bir his.

edit: sadece hissettiklerimi paylaştım fakat birçok güzel insan mesajlarıyla beni mutlu etti, var olun.
devamını gör...

savaşın öldürdüğü çocukların ahı var.*
hassas içeriktir!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

alan kurdi, 2015
görsel kaynağı
devamını gör...

italyan oyun ve öykü yazarı luigi pirandello tarafından 1909 yılnda yazmaya başladığı ancak 1926 yılında tamamlayıp yayımladığı felsefi ve mizahi bir roman. kitabın ana kahramanı vitangelo moscarda' nın bir gün aynada yüzünü incelerken karısının ona burnunun sağa doğru yamuk olduğunu söylemesi ile hayatı altüst oluyor ve içsel bir buhranın başlangıcı oluyor. 28 yıl boyunca hiç bu eğriliği fark etmeyen moscarda insanın varoluşundan bu yana kendine bakış açısı ile diğer insanların bakış açısının ve gördüğü şeylerin birbirinden farklı olduğunu anlıyor. sorgulamaya başlıyor ve her insan için farklı bir moscardo olduğunun ama aslında asıl moscardo'nun kim olduğunun bilincine varıyor. oldukça ilginç ama bir o kadar da akıcı olan bu kitapta bu sorgulamaya ve buhrana şahit oluyor ve ara ara okuyucuya da kendini ve benlik kavramını sorgulatıyor.*benlikler arasında kaybolan delirmiş bir moscardoyu okuyoruz ve yazar bize moscardo ile şu soruyu sorgulatıyor:
"insan bir midir. hiç midir, yoksa binlerce midir?"


başkalarının bende birini gördüğü ama o birinin de benim tanımadığım bir ben olduğu; başkalarının ancak bana ait olmayan gözlerle dışarıdan bakarak görebildikleri ve tanıyabildikleri o birisine, benim içimde ve onlara göre benim görüntüm olduğu hâlde( demek ki 'benim' dediğim aslında benim için değildi!!) bana hep yabancı olarak bir görüntü atfedecek olmaları; onlara göre benim olan bu hayatın içine giremeyeceğim düşüncesi, benim huzurumu kaçırıyordu.
devamını gör...

inansam ne olacak ki ? birinin hayatını karartmaya hakkım yok. geleceği olmayan birini kim ne yapsın. aah ah aşk inanılmaz güçlü bir duygu, yaşayanlar için çok ama çok güzel günleri müjdeleyen cinstendir. fakat bana haram kılınmışsa yapılacak bir şey kalmamıştır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

beni de yazın dediğimdir.
iddialıyım ona göre.
devamını gör...

maskenin sık aralıklarla değiştirilmesi, sıvı alımının arttırılması ve kadınlar için makyaj malzemelerinin kullanımı gibi durumlara dikkat edilmesini gerektiren bir durumdur. tabi sağlık alanı dışında çalışanlar için daha uygulanabilir önerilerdir bunlar.
devamını gör...

"büyük bir hayal kırıklığı yaşayıp
ben artık kimseyi sevemem deme!
unutma ki,
en güzel çiçekler
mezarlıklarda yetişir"

-nazım hikmet

herkes gibi ben de hayal kırıklıkları yaşadım. bir daha sevemem de dedim ama işte öyle olmadığını anladım. ya da sadece sevmekte değil. bir daha güvenemem dedim güvendim. tabii her seferinde de hayal kırıklığına uğrayacağız diye bir şey yok. zamanında yaşadığımız o hayal kırıklıkları bizi ilerisi için hazırlıyor ve daha sonrasında şansımız yaver de giderse bu sefer yaşamıyoruz hayal kırıklığını bu sefer başarıyoruz. hem ayrıca ne güzel demiş nazım hikmet. ben hep hayal kırıklığına uğradığım zaman aklıma bu sözler gelirdi. umut etmeyi asla bırakmazdım. o anın beni bitirmesine asla izin vermezdim. şuan bir hayal kırıklığı yaşasam yine aynı sözler gelir aklıma ve ben yine içimi ferah tutarım bilirim ki nasıl her gecenin bir sabahı varsa bu hayal kırıklığının da bir sonu var.
devamını gör...

sinirlerin yıprandığını gösterir. acıdan da, sevinçten de, öfkeden de gözler aynı tepkiyi verir. gözünüze birikmişlik, tahammülsüzlük, hayal kırıklıkları kaçmıştır. benden bu kadar, daha üzerime gelmeyin sinyalini istemeden de olsa verme durumudur. artık bunun için sebep üretmeye gerek yoktur. kendiliğinden dolar.
devamını gör...

herhangi bir soru çözerken veya ciddi şekilde birini dinlerken ellerim sabit durmuyor. ya elimde kağıt kalem benzeri bir şey olacak onunla oynayacağım ya da parmaklarımla oynacağım. başka türlû yapamıyorum.
devamını gör...

üç nokta fazla uzun geldiği için yaptığım eylem. hem iki nokta daha asil değil mi sizce de? bence öyle..

iki nokta koydum tam şuraya
bize benziyorlar,
biri sen diğeri ben.
yan yanalar, birbirlerinden destek alıyorlar sanki
ve hiç ayrılmayacak gibiler
hep öyle kalsınlar..
devamını gör...

yahudi kökenli avusturyalı psikiyatrist.


“bir şeyi kaybedeceğinizi anladığınız an o şeyi daha çok seversiniz.”


alfred adler
devamını gör...

pers imparatoru mısır'ı almak için savaşa girer.istediğini yapmıştır ama daha fazla can yakmak ister.
otağda dururlarken pers kralı başlar planına.

ilk önce mısır prensesi sefil halde geçer otağ önünden. mısır kralı tepki vermez.

sonra veliaht prens gelir ve gözü önünde idam ederler.

sonra hizmetçisi gelir pers askerleri elinde.mısır kralı yerle bir olmuş,ağlar,dövünür.

pers kralı memnundur ama şaşırmıştır 'ordusunu,kızını,oğlunu kaybeden kral soğuk kanlılıkla dururken neden önemsiz bir kişinin,hizmetçisinin perişanlığını görünce böylesine yıkılır?'.
neden?
insan en değersiz şeyini kaybettiğinde her şeyi kaybettiğini anlar.



hangi türk aydınına sorarsanız 'toprak kaybettik' cevabını alırsınız. ama aynı soruya cemil meriç şu cevabı verir.

türkiye ruhunu kaybetti.toprak mı? en değersiz şeyimizdir belki de..belki de en değersiz şeyimizi kaybedince her şeyimizi kaybettiğimizi anladık.

ruhumuzu.
devamını gör...

iyi günde kötü günde yanında olandır. sırdaşındır. seni anlayandır. bu bir insan olabilir. bazı ruhu zenginler içinse şarkılar,şiirler ve kitaplar olması muhtemeldir.
devamını gör...

geniş bir arazide av yapan emekli bir adamın orada olduğu esnada gerçekleşen bir uyuşturucu-para takası sırasında çıkan çatışma ile birlikte orada bir cesetin yanında bulduğu parayı alan llewelyn moss adlı karakterin ve parayı aldıktan sonra peşini bırakmayan psikopat karakterde anton chigurh karakterini işleyen vahşi amerika tarzı bir film.

filmde birçok sahnede görülen hayvan katliamları da farkındalık oluşturmak için verilen bir mesaj olduğunu düşünüyorum.


filmde uyuşturucu para döngüsünde hiç olan hayatları gözler önüne seriyor.
filmde oyunculukların kaliteli olduğunu düşünüyorum, şans verebilirsiniz.
keyifli seyirler.
devamını gör...

paylaşmak, kendimi daha iyi hissetmek, bazen de kendime bile itiraf edemediğim şeyleri yazarken fark etmek.
devamını gör...

nereye basıcanı şaşıran bir ben miyim acaba*yeni düzene de alışırım herhalde ama gözlerim önce butonların eski yerlerine gidiyor ardından da parmaklarım şaşırıp kalıyor*
devamını gör...

gelmiş geçmiş en iyi albüm ünvanını zorlar alır. çok severiz.
devamını gör...

5 yaşımda merak sarıp 30 senedir araştırmalara devam ediyorum.
üniversite'de bölümü okumamama rağmen, bir çok mühendis ve profesör takip ediyordu beni.
binlerce paylaşım yaptım, bir yerlere ışık tutmaya, farklı açıdan bakmaya çalıştım.
mikdat kadıoğlu ile ara ara görüşüyorduk.
ama sosyal medya denen pislik çukuru yüzünden elimi ayağımı çektim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim