menderes ırmağı, kendi adıyla anılan ovadan gümüş gibi parıltısıyla kıvrıla kıvrıla akarak bafa gölü’nün sularıyla buluşur. gümüş rengindeki bafa gölü'ne "ay tanrıçası selene’nin aynası" denilmiştir. efsane, gölün yanında yükselen beşparmak dağları’nda - latmos geçer. selene, boğaların çektiği gümüş bir araba üzerinde, başında bir yarım ay, elinde meşalesiyle dünyayı dolaşırken günün birinde doğanın kalbine nakış nakış işlenen büyüleyici bir ses duyar. tüm kuşların ötmeyi bırakıp, bu sesi dinlediğini görür.
endymion adında bir çoban, kavalından dökülen ezgileriyle doğayı şenlendirmektedir. tanrıça selene bu yakışıklı çobana aşık olur. çobanın uyumasını bekler ve gökyüzünden kayarak uyuyan çobanın yanına gelir. onu bir süre hayranlıkla seyrettikten sonra öper. sihirli öpücükle uyanan çoban, karşısında tanrıçayı görünce onun güzelliğinin büyüsüne kapılır.
o günden sonra her gece buluşmaya başlarlar. fakat selene, zeus’un haberi olmadan bir ölümlüyle sevişerek tanrıların yasasını çiğnemiştir. birlikte oldukları bir gece, gökyüzünden zeus şimşekler gönderir. aşkından vazgeçmeyen selene, sevgilisini ölümsüz kılması için zeus’a yakarır. zeus, iki sevgiliye acır ve çobanın sonsuza kadar uyuyarak genç kalmasını sağlar. işte o gün bu gündür bafa gölü'nden yükselen ay, aşkla dokunur beşparmak dağları’na.
bu ilişki sonsuz uykuyu dileten aşk olarak da bilinir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
selene ve çoban endymion'un aşkı şöyle dile gelir homeros'un dizelerinde:
parlak ayın çevresinde sayısız yıldız
rüzgarsızken duru gökyüzü
nasıl yanarsa ışıl ışıl.
bütün doruklar, sivri kayalar ve çayırlar
nasıl serilirse göz önüne,
gökler yırtılıp da açılır,
tekmil yıldızlar görünür
ferahlar yüreği çobanın.
devamını gör...

isim unutmak.
kabadayı filmindeki şener şen gibi lafın ortasında donup kalmak.
devamını gör...

bir insanı tanıyamadığını fark etmekten daha kötüsü nedir?

şurada #1236490 sevgili miko, “sahi neden bu kadar az yazıyorsunuz?” diye sormak istediğini söylemişti. o gün bugündür aklıma geldikçe soruyorum bunu kendime. öyle ya biz, bize yöneltilen anlamlı bir soruyu bin kez beynimize mıhlamadan kafamızı yastığa koyamıyoruz.

hislerim, fikirlerim, olaylara bakışım, dünyaya bakışım. bunların herhangi bir insan tanesininkinden daha kıymetli olduğunu asla düşünmedim. zekasına hayran olduklarım için de aptal bulduklarım için de geçerliydi bu. öyle ki en aptal diye baktığım insanların bir sözünü/hareketini yıllar sonra bir yere konumlandırıp ulan ben ne kadar safmışım dediğim bir hayli olmuştur. bunları sevgili miko o tanımı bu bağlamda yazdığı için söylüyorum. benim neden az yazdığıma ilişkin arayışım insanları bu kıymetli fikirlerden niçin mahrum bıraktığımla alakalı değildi. sahiden ben bunca olaya/duyguya rağmen neden artık bu kadar az şey sarf ediyordum? bunu o tanımın girildiği günden beri düşünüyorum. burası girizgahın henüz sonu. ben son zamanlarda mesela sevgili güneş’in uzun tanımlarını okuyacak iradeyi bulamıyorum üzerime çöken anlamsız bir ağırlık sebebiyle. sizler de bu tanımı okumak için kendinizi zorlamayınız diye bir ufak uyarı.

neden az yazıyorum? bu soruyu genişletebiliriz aslında. sözlüğe neden daha az giriyorum? neden daha az kişiyle temas kuruyorum? twittera neden hiç girmiyorum bile artık? insanları neden daha az gözlemliyorum? metro istasyonunda aklıma gelmeyi bekleyen onca afili cümleyi neden kovalamıyorum artık? başladığım bütün şiirleri henüz ilk dörtlüğe varmadan neden yırtıp atıyorum? bir tanıma hevesle başlayıp neden sık sık aman be deyip silip canhıraş çıkıyorum sözlükten?

bunları kendime bir cevap bulmak ve bu cevabın gösterdiği uçurumu aşmak niyetiyle sordum kendime. net değilsem de bir cevabım var diye hissediyorum. en azından eğer cevap bu değilse asla başkası da değil. bu aslında bir yanıyla itiraf gibi olduğundan bu tanımı karalama defterine yazamadım.

bir insana çok güvendim. öyle ya hayatımızı dumura uğratan hemen hemen her şey bir insanla ilintili, ne tuhaf. daima samimi oldum bu hayatta, insanlar asla samimiyetimden şüphe etmediler. beni tanıyıp bana çarçabuk açılan onlarca insan var. sende şeytan tüyü var dediklerini defalarca kez işittim. bana kalırsa o şeytan tüyü samimiyetimden başka bir şey değildi. ben işte o güvendiğim insana bütün samimiyetle binbir kapımı açtım. çünkü bende o samimiyet ve içimdeki o binlerce kapıdan başka bir şey de yoktu. iki yılın sonunda henüz anlayamadığım bir şekilde her şey son buldu. son bulalı da bir yılı çoktan aşıyor. ancak bir soru var: hayatın merkezine bir insanı aldığınızda ve ona açılma ihtimali olan bütün kapıları o bütün samimiyetinizle açtığınızda, o insan herhangi bir kapıyı yüzünüze vurarak çıkarsa eğer, geriye ne kalır? cevabı biliyorsunuz; asla boşluk kabul etmeyen merkez ve hangisinden çıkarsanız kurtulacağınızı bilmediğiniz açık binlerce kapı.

benim onca tökezleyişimin, onca durağanlığımın, üretkenliğimin yok oluşunun, insanlara ve olaylara karşı hissizleşmemin, yalnızca kafama eserse ayda bir birşeyler geveleyişimin galiba sebebi bu. doğrusu bunu kendimden ummazdım. kendimi güçlü ve her şeye hazırlıklı sanırdım. meğer insan bütün planlarına rağmen daima her şeye hazırlıksız yakalanan bir varlıkmış. bütün yıkımlar, felaketler, ayrılıklar, ölümler insanı hazırlıksız yakalarmış. bu aslında insanın kibirlenmesinden başka şey değil. hazırlıklı olduğunda bütün yıkımlara, ayrılıklara, felaketlere ve hatta ölümlere kafa tutacağına dair kibir. velhasılı ben de kendimi güçlü ve hazırlıklı hisseder ve bir insandan yana bu denli sarsıntıya uğrayacağımı ummazdım. oysa açık binlerce kapının ortasında öylece bırakıldım. zaman geçtikçe aştım dedimse bu alışmaktı. unuttum dedimse yanılgı. bitti dedimse yalan. hislerimin binde biri yok diyebilirim ancak etkisiyle hayatımı kasıp kavuran bir boşluğa itildiğimi kendime itiraf etme cüretini göstermeliyim artık.

evet, bir insanı tanıyamadığını fark etmekten daha kötüsü, kıymet verdiğin o insanın seni asla tanıyamamış olduğunu fark etmektir. bu farkındalığın beni içine attığı enkazı üzerimden kaldırmak için ne belediye işçileri ne ağır vasıtalar. yalnızca ince, keskin bir ışık. onu göz ucuyla yakaladım. itirafa cüret etmek böylece kolaylaştı. neden bu kadar az yazıyorum? o enkazın altındayım, hepsi bundan. şimdilik.
devamını gör...

tüm dünya olarak büyük bir kaosa sürüklenebilirdik eğer taraflardan biri beyaz olsaydı.
ikisi de zenci olduğu için olay sadece hatırlanmak kalacak.
diyelim vuran beyaz, diğeri zenci, bugün önce amerika'da sonra da dünyanın pek çok yerinde ciddi ciddi protestolar, gösteriler, itiş-kakış yaşanacaktı. blacklivesmatter söylemi yeniden bayrak haline gelip dünyayı etkisi altına alacaktı.
tam tersi olsa, vuran kişinin siyahi olması durumunda ise yine bir genellemeye gidilecek ve başka türden kaoslar yaşanacaktı.
her iki taraf da zenci olunca, olay çok da önemsenmeden kapanacak. chris rock zaten will smith'ten şikayetçi olmamış.
will smith de bundan böyle kariyerinde geleceği son noktayı gördüğünden üstünde durmayacak.
yine de dünyanın gözünü diktiği bir ödül töreninde şiddete tanık olmak çok rahatsız edici.
pek çok kişi olayı zencilerin genetik olarak şiddete yatkınlığından dem vurmuş sosyal medya platformlarında, ben ten renginden ziyade şiddete zemin hazırlayan şeyin keyif verici madde etkisi olduğunu düşünüyorum. insan otokontrolünü yitirince her şeyi yapabiliyor.
chris rock için de şunu söylemek isterim, espri yapmak ile espriyi bağırsaklarından çıkarmak arasındaki ince çizgiyi bilmeyen de espri yapmasın.
bazı törenler sululuğa elverişli değil, önümüzdeki yıllarda sahneye çıkanların bir miktar daha törenin haşmetine uygun kişilerden seçilmesi, sabahın köründe uykusundan fedakarlık eden biz izleyiciler açısından daha verimli olacaktır.
devamını gör...

afrika'nın batısında bulunan togo ülkesinin başkentidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

edit: şurada siyaseten zıt olduğum tolstoyun trenckotu zaten son noktayi koymuş #2337616 bilsem bu kadar yazmazdim. bacım gene ad hominem ile boş yapıp upuzun yapmışsın. hayatımın hiçbir yerinde senin zihniyetine zaten yer yok burada da seni engellemeyecegim ne zaman çoluk çocuk tacizini savunursan , tarikat/cemaat guzellemesi yaparsan balyoz yada duruma göre giyotin gibi tepene bineceğim.

peynirci,hatay kunefesinin falan ahvali ortada buyur halep oradaysa arşın burada.


senin tarikatci, müslüman olman benim derdim değil günü geldiğinde zaten kapatacaklar alayiniz da kaçacak delik arayacaksınız. ama çoluk çocuk badelemeyi,tacizi mesrulastirdiginiz zaman işin rengi değişir. ayrıca rahatsız olmak ayrı bir şey tiksinti duymak başka bir şey.

sosyal medya yasası ile aba altindan sopa gostermissin de "suçu ve suçluyu övmek" diye bir suç var bildin mi? hukuk bilmezsin, sözlük adabı bilmezsin, tarih bilmezsin siz nasıl kitap yayınlayabilirdiniz? cidden anlamadım. sosyal medya yasa taslağını okumasak yiyeceğiz.



#2331765

bacım bunu savunacak /aklayacaklara ağır girdikten sonra şu entry i okudum.

üzülme, acıma falan olmadı bende diğerlerinin aksine bildiğin tiksinme geldi. hani nasıl bir tiksinme desem anlatilacak gibi değil.

sana denecek çok şey var lakin sözlük kuralları gereği bunu açıktan , kişisel terbiyem gereği özelden yapamam.

bangır bangır bağırıyoruz bu işler artık sistematik yapmayın etmeyin diye.

bizim cocuklarimiz zaten oralara gitmez biz sizin çocuklarınıza bir şey olmasın diye uğraşıyoruz.

ama çocuklarınız da başkalarının çocukları da umrunuzda değil beyninizi şeyh e siyha kiraya verip ona buna mal diyorsunuz.

ha çocuklarınız sizin umrunuzda olmayabilir de bizim umrumuzda en azından.

tarikat ve cemaatler kapatılmali ilişkili kim varsa da ya sürgün yada idam edilmeli. o kadar entelektüel takiliyorsunuz madem biraz tarih okuyun selçuklu dan osmanlıya bu tarikat ve cemaatlerin tarumar etmediği değer kalmadı. hoş niye yazıyorsam gene şeyhine beynini kiraya verip burada tarikat ovecek.

gün gelecek devran dönecek o devran döndüğünde tarikat savunan herkesi göreceğim ben.
devamını gör...

nick'i her ne kadar uzunluk ölçüsü birimi gibi gelsede aslında avcıdır. hemen yakalar. haa yazıyor mu? güzel yazıyor.
devamını gör...

sultan iii.selim han’ın* ilahi bir ilham alarak oluşturduğu makama verilen addır.
farsça bir kelime olup, gönül süsleyen ateş anlamına gelmektedir.

suzidilara saz semaisi
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

2015. o yıldan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı, hiçbir şey...
devamını gör...

1 ocak boyunca dolar kuru 7.5 olarak sabitlenmiştir.
karma puanı olanlara duyurulur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

"... yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
yitirmiş öpücükleri,
payı yok, apansız inen akşamdan,
bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
seni, anlatabilsem seni...
yokluğun, cehennemin öbür adıdır
üşüyorum, kapama gözlerini..."

ahmed arif
devamını gör...

arkadaşlarımla geçirdiğim dolu dolu zamanları,
çocukluğumda yediğim ekmek arası domatesi,
çocukluğumda erkenden uyanıp çizgi film izlemeyi,
sokakta sabahtan akşama kadar arkadaşlarla oynadıktan sonra eve koştur koştur gelip uyumayı.
devamını gör...

"ayrılıklar da sevdaya dahil." diyor.atilla ilhan..ve cevap veriyor cahit zarifoğlu; "oturup konuşsaydık,geçerdi belki herşey. başını alıp gitmek sevdaya dahil değil....
devamını gör...

öyle güçlü bir flashback yaşatır ki insana o ana dönersiniz tekrar tüm ayrıntılarıyla yaşarsınız. koku duyusunun en az evrimleşen duyu olduğu ve bu yüzden de en güçlüsü olduğu söylenir.
devamını gör...

elbet bir bildiği var bu çocukların, öyle kolay değil genç ölmek..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir (bkz: cevat çapan) şiiridir.

neyle boğuşur insan
koşup yorulduktan sonra
geçmiş zamanın ardından
silik, karanlık anılarından başka
yapayalnız kalmışsa o yalancı pehlivan?
temennalar, naralar,
elenseler, şikeler, tuş olmalar bir yana-
nerede can yoldaşları
doruklara tırmanan
o korkusuz dağcılar,
pişmanlık denizinde
vurgun yiyen dalgıçlar?

mutluluk bir gülmüş eskiden
adı üç kez anılan.
devamını gör...

"duygularınızı değiştirmeleri olanaksızdı; siz kendiniz bile değiştiremezdiniz duygularınızı, isteseniz bile. yaptığınız, söylediğiniz ya da düşündüğünüz her şeyi en küçük ayrıntısına kadar açığa çıkarabilirlerdi; ama nasıl işlediğini sizin bile bilmediğiniz,yüreğinizin içi,sırrını korurdu."
devamını gör...

bence güzel oldu.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim