kopuk prenses ve yedi büdüler
sözlüğe yeni bir renk getirecek mis gibi bir yazar.
alıp karşıma uzun uzun anlatasım,
sonra da uzun uzun dinleyesim var.
sanırım biraz cinsiyetçiyim. hele kendini ifade etmeye çalışan,
kendince ifade etmeye çalışan hemcinsime,
ayrı bir itibar ediyorum.
aramıza hoş geldin.
keyifli yazmaların, keyifli okumaların olsun.
alıp karşıma uzun uzun anlatasım,
sonra da uzun uzun dinleyesim var.
sanırım biraz cinsiyetçiyim. hele kendini ifade etmeye çalışan,
kendince ifade etmeye çalışan hemcinsime,
ayrı bir itibar ediyorum.
aramıza hoş geldin.
keyifli yazmaların, keyifli okumaların olsun.
devamını gör...
ölümcül sular
ölümcül sular (crawl) 2019 yılında beyaz perdeye taşınmış bir korku filmi. film, şiddetli bir kasırga sonrası şehrine timsahlar doluşan babasını kurtarmaya giden yüzücü bir kadının yaşam mücadelesini ele alıyor. çok korkunç bir film değildi ancak izlediğim zaman hoşuma gitmişti. filmi izlemeye ailemle beraber gitmiştim, abimle ben pek korkmamıştık ancak annem ve babam çok etkilenmişti, annem her korktuğunda elleriyle benim gözlerimi kapatmaya kalkıştığı için birkaç güzel sahne kaçırmış olabilirim sanırım. şu an izlesem film hakkında ne düşünürüm bilmiyorum ancak aklımda film genel hatlarıyla iyi kalmış, ha bir de başroldaki kadın çok güzeldi, bunu asla unutamam.
devamını gör...
kendinizi gerçekten mutlu hissettiğiniz son olay
beslediğim sokak kedisini gördüğüm son an. sonrasında kayıplara karıştı...
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çizimleri
yoo kim diyor furkan'ı kıskandım.

hah acaba kendimi çizsem nasıl çizerim dedim ortaya bu çıktı. hahah.
bunu buraya atmaya utanmadın mı? vallahi utanmadım. herkesin yeteneği kendine kadar. kalem tutabiliyor olmuş olmamla gurur duyuyorum ben de. bu da bana yetiyor.
şaka yaptım yetmiyor. ama olsun. yetiyor gibi davranmak havalı. çıkartın kağıdı kalemi çizili yapıcağğğmm.. (olmadı püfff.)
edit: #1020344 domestic hıyar
hayat işte tam olarak bu dostum. her zaman gotik mimari çizdirmez sana hah.

hah acaba kendimi çizsem nasıl çizerim dedim ortaya bu çıktı. hahah.
bunu buraya atmaya utanmadın mı? vallahi utanmadım. herkesin yeteneği kendine kadar. kalem tutabiliyor olmuş olmamla gurur duyuyorum ben de. bu da bana yetiyor.
şaka yaptım yetmiyor. ama olsun. yetiyor gibi davranmak havalı. çıkartın kağıdı kalemi çizili yapıcağğğmm.. (olmadı püfff.)
edit: #1020344 domestic hıyar
hayat işte tam olarak bu dostum. her zaman gotik mimari çizdirmez sana hah.
devamını gör...
sineklere laf anlatmak
gerçekten deveye hendek atlatmaktan zordur. anlatıyorum tekrar tekrar "dünyada küresel sermayeyi elinde tutan güçler istemese kimse elinde bir çatal dahi tutamaz" diye. vızzz uçuyor çatala konuyor biri, biri cama vurup duruyor, biri lambanın etrafında... hepsi manyak bunların!
devamını gör...
yaşıyorsun bu hayatı
ölsek korkak derler. yaşasak kinaye ederler. kulak asmamaya alışın. kem göz, sinsi bakışlar hep olacak. hayat sizin hayatınız.
devamını gör...
kafatasçı
aslında inceleme dalı olarak bilimin bir koludur. bilim insanları kafatası, vücut özelliklerine bakarak kişinin yaşadığı coğrafyayı hatta sosyoekonomik durumunu tahmin edebilirler. ama kavram olarak ırkçılıkla özleşmiştir ve fiziksel özelliklere göre insanlar hakkındaki yersiz ön yargılar anlamına gelir.
not: antik mısırlı bir kişinin kafatası şekli ile kutuplarda yaşayan bir kişinin kafa şekli çok farklıdır. bu noktaya kadar bilimdir. eğer siz bunu bilim adı altında yapmaz, bilimi kendinize göre yorarsanız ya da amacınız bilimsel bir veri elde etmek değilse bu kafatasçılıktır.
not: antik mısırlı bir kişinin kafatası şekli ile kutuplarda yaşayan bir kişinin kafa şekli çok farklıdır. bu noktaya kadar bilimdir. eğer siz bunu bilim adı altında yapmaz, bilimi kendinize göre yorarsanız ya da amacınız bilimsel bir veri elde etmek değilse bu kafatasçılıktır.
devamını gör...
nevşin mengü
nevşin mengü diyince aklıma tayyip ve trump görüşmesine yaptığı yorum (girdisi çıktısı 23 dk) geliyor ama herkesin sessiz kaldığı çoğu konuda çok yerinde eleştirileri ve tepkileri de var. açıkçası bu yönü ile kendisi bende hayranlık uyandırıyor.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
"ben zindanda, sen çiçeklerin arasında
kalbim acıyor
ağla istiyorum"
kalbim acıyor
ağla istiyorum"
devamını gör...
kadının hoşlandığı erkeğe sevgisini ifade etmesi
çok abartılan aslında gayet sıradan olan bir durum. ilk mesaj, ilk adım sürekli erkekten beklenmemeli ve bir kadın hislerini söylüyorsa abartılmamalı.
devamını gör...
35 yaşından sonra meslek değiştirmek
hani bir an gelir, ya acaba yanlış mesleği mi yapıyorum dersin. yıllarca okumuşsundur, ardından bir şekilde şansın da belki yaver gitmiştir ve bir meslek sahibi olmuşsundur. yıllarca aynı sektörde emek harcamış ve güzel de kazanmışsındır.
ama bir yerde çok anlamsız gelmeye başlar, geçmişini düşünür fırsat olsa ne olmak istediğini düşünürsün. neticede bu saatten sonra olmaz dersin ama bir yandan hayalini yaşayamadığın için mevcut mesleğinde kendini ileriye götürecek olan ciddi adımları atacak motivasyonu da bulamazsın kendinde.
bir yandan da gelecek kaygısı derken riske girmeye değer mi bilemezsin ve vazgeçersin.
geçmeyenlere ve mesleğini değiştirip mutlu olabilenlere kocaman bir alkış.
ama bir yerde çok anlamsız gelmeye başlar, geçmişini düşünür fırsat olsa ne olmak istediğini düşünürsün. neticede bu saatten sonra olmaz dersin ama bir yandan hayalini yaşayamadığın için mevcut mesleğinde kendini ileriye götürecek olan ciddi adımları atacak motivasyonu da bulamazsın kendinde.
bir yandan da gelecek kaygısı derken riske girmeye değer mi bilemezsin ve vazgeçersin.
geçmeyenlere ve mesleğini değiştirip mutlu olabilenlere kocaman bir alkış.
devamını gör...
ssuuddee
herşeyi geçtim, başlığın devamlı yukarda olmasını geçtim, kardeşim nerde lan bu kızıl nelson? şimdiye gelip mikserleme görevini ifa etmeliydi arkadaş. kendisini gören bilen varsa en yakın adli merciiye ihbar etsin.
devamını gör...
10000 karma puanı
ulaşması zor puan sözlüğe geleli 9 ay olmuş yeni 5 bin küsür. *
devamını gör...
22 aralık 2016 ışid'in 2 askerimizi şehit etmesi
bu platformda da onları unutmayacağız. ruhları şad olsun. konu ile ilgili kafasını kuma gömen siyasilere de yazıklar olsun.
devamını gör...
kış uykusu
nuri bilge ceylanın yazıp yönettiği başrollerinde haluk bilginer demet akbağ’ın oynadığı güzel filmdir. özellikle karlı ortam kamerayı kullanışı filmin içindeki metaforlar çok başarılıdır. kesinlikle izlenmesi gereken bir nbc filmi.
devamını gör...
iki şehrin hikayesi
"karşı- devrimin ve savaşın kurbanları, popüler romanlarda ya da hatta charles dickens'in iki şehrin hikayesi'nde pazarladığı korku öykulerinde yer almaz. çünkü bu yazarlar için saygıdeğer bir beyefendinin ya da hanımefendinin ölümü trajedidir, cumhuriyetçi bir zanaatkârın ya da bir kadın terzinin ki ilgiye değmez. "
chris harman.
zaman zaman aklıma gelen, zihnimin içinden dönen bu sözü, birkac kez, alıntılama ihtiyacı gereği duyduktan sonra bu romanı okumak benim için namus borcu olmuştu. alıntı yaptığım söz ingiliz marksist chris harman'ın dünya tarihi kitabında geçiyor. yordam yayınları tarafından türkçeye çevrildi bu kitap.
romanın çevirisi hakkında bir şey söylemek istemiyorum çünkü ingilizcesi 19 yüzyıla ait olduğu için, ahkam kesme hakkını kendimde görmüyorum.
şahsi görüşüm bu kitap hakkında bir yanılgı söz konusu. hem batı marsistleri açısından, hem de diğer cenahtan yaklaşım olarak bir haksızlık söz konusu. bir kere, harman'ın söylediği cumhuriyetçi bir terzinin ölümünü trajik olarak vermek ya da vermemek üzerine bir kurgu soz konusu değil. harman ve diğer marksistleri burada sinirlendiren şey, fransız devrimciletirinin döktüğü kanın mevzu bahis edilmesi ki, kendisi trockist neden böyle bir yaklaşım sergiliyor anlamak zor. trockistler dökülen kanın hesabını sormak konusunda epey mahirdir yanlış diye söylemiyorum yapılan bu.
dickens romanı iki şekilde ortaya koyuyor. birincisi devrimden önce, fransa da olanlar ki lucie'nin babasının yaşadıkları cumhuriyetciletrin trajedisini son derece iyi bir şekilde ortaya koyuyor. dr mannette'nin ölmesi mi daha trajik yoksa, diri diri mezara gömülmesi mi?
devrim öncesi, fransız halkının yoksulluğu son derece net bir şekilde ortaya koyuluyor. aristokrasinin insanlık onurunu ezip geçmesi, fransız alt sınıfların köpek yerine koyulması, gayet iyi bir şekilde veriliyor. aristokrasiye ait at arabasının cogugu ezmesi ve adamın davranışları bunların göstergesi.
dickens, böyle bir trajedinin devrim esnasında ve sonrasında yaşanan şiddet dalgasının altyapısını ortaya koyuyor. dediğim gibi marsistler, fransız devrimcilerinin haksız yere döktükleri kanın hesabının sorulmasına kızgınlar. elbette tüm komunist cenahı mahkum etmek gibi bir niyetim yok fakat bu romana kyüklemenin de anlamını pek çözemiyorum.
belki şu olabilir, şiddetin dalga dalga yayıldığı bir dönemde, şiddete indirgenen bir eleştirinin ne denli doğru olduğu konusunda eleştiriler olabilir. fakat dickens'in taraf tuttuğu konusuna kesinlikle katılmadığım gibi, ne aristokrasiyi aklıyor ne de yukarıda söylendiği gibi bir ingiltere övgüsü söz konusu.
kitabın eksik yanı, daha doğrusu daha derine inmesi gereken yanı, fransa'da devrim öncesi ezilenlerin yaşadığı şiddete dayalı trajedeyi daha net ve derin ortaya koyması yönünde olabilir. çünkü dickens'in eleştirildiği nokta, devrimcilerin gösterdiği şiddeti ortaya koyması. bu açıdan bir ölçüde kabul edilebilir eleştiri. aksi halde, fransa'da devrimden sonra, devrimcilerin kafayı yediği sır degil çünkü.
chris harman.
zaman zaman aklıma gelen, zihnimin içinden dönen bu sözü, birkac kez, alıntılama ihtiyacı gereği duyduktan sonra bu romanı okumak benim için namus borcu olmuştu. alıntı yaptığım söz ingiliz marksist chris harman'ın dünya tarihi kitabında geçiyor. yordam yayınları tarafından türkçeye çevrildi bu kitap.
romanın çevirisi hakkında bir şey söylemek istemiyorum çünkü ingilizcesi 19 yüzyıla ait olduğu için, ahkam kesme hakkını kendimde görmüyorum.
şahsi görüşüm bu kitap hakkında bir yanılgı söz konusu. hem batı marsistleri açısından, hem de diğer cenahtan yaklaşım olarak bir haksızlık söz konusu. bir kere, harman'ın söylediği cumhuriyetçi bir terzinin ölümünü trajik olarak vermek ya da vermemek üzerine bir kurgu soz konusu değil. harman ve diğer marksistleri burada sinirlendiren şey, fransız devrimciletirinin döktüğü kanın mevzu bahis edilmesi ki, kendisi trockist neden böyle bir yaklaşım sergiliyor anlamak zor. trockistler dökülen kanın hesabını sormak konusunda epey mahirdir yanlış diye söylemiyorum yapılan bu.
dickens romanı iki şekilde ortaya koyuyor. birincisi devrimden önce, fransa da olanlar ki lucie'nin babasının yaşadıkları cumhuriyetciletrin trajedisini son derece iyi bir şekilde ortaya koyuyor. dr mannette'nin ölmesi mi daha trajik yoksa, diri diri mezara gömülmesi mi?
devrim öncesi, fransız halkının yoksulluğu son derece net bir şekilde ortaya koyuluyor. aristokrasinin insanlık onurunu ezip geçmesi, fransız alt sınıfların köpek yerine koyulması, gayet iyi bir şekilde veriliyor. aristokrasiye ait at arabasının cogugu ezmesi ve adamın davranışları bunların göstergesi.
dickens, böyle bir trajedinin devrim esnasında ve sonrasında yaşanan şiddet dalgasının altyapısını ortaya koyuyor. dediğim gibi marsistler, fransız devrimcilerinin haksız yere döktükleri kanın hesabının sorulmasına kızgınlar. elbette tüm komunist cenahı mahkum etmek gibi bir niyetim yok fakat bu romana kyüklemenin de anlamını pek çözemiyorum.
belki şu olabilir, şiddetin dalga dalga yayıldığı bir dönemde, şiddete indirgenen bir eleştirinin ne denli doğru olduğu konusunda eleştiriler olabilir. fakat dickens'in taraf tuttuğu konusuna kesinlikle katılmadığım gibi, ne aristokrasiyi aklıyor ne de yukarıda söylendiği gibi bir ingiltere övgüsü söz konusu.
kitabın eksik yanı, daha doğrusu daha derine inmesi gereken yanı, fransa'da devrim öncesi ezilenlerin yaşadığı şiddete dayalı trajedeyi daha net ve derin ortaya koyması yönünde olabilir. çünkü dickens'in eleştirildiği nokta, devrimcilerin gösterdiği şiddeti ortaya koyması. bu açıdan bir ölçüde kabul edilebilir eleştiri. aksi halde, fransa'da devrimden sonra, devrimcilerin kafayı yediği sır degil çünkü.
devamını gör...
insana mutsuzluk veren kokular
ter kokusu.
devamını gör...
sagu
-ölen kişinin arkasından söylenen ağıt şiirleridir.
-uyaklanışı aaab,cccb şeklindedir.
-7'li hece ölçüsü ile yazılır.
-dörtlükler halinde yazılır.
-halk edebiyatında ağıta, divan edebiyatında mersiyeye benzer.
-geleneksel bir çalgı aleti olan kopuz eşliğinde söylenir.
-yuğ denilen ölüm törenlerinde söylenir.
-uyaklanışı aaab,cccb şeklindedir.
-7'li hece ölçüsü ile yazılır.
-dörtlükler halinde yazılır.
-halk edebiyatında ağıta, divan edebiyatında mersiyeye benzer.
-geleneksel bir çalgı aleti olan kopuz eşliğinde söylenir.
-yuğ denilen ölüm törenlerinde söylenir.
devamını gör...

