polaris
kutup yıldızı. tabii bu durum kuzey yarım küre için geçerli.
polaris, biz onu tek bir yıldız gibi görsek de küçükayı takımyıldızı'nda bulunan 3'lü bir yıldız sisteminin üyesi. üyelerin boyut ve konumları şu şekilde:

görselin kaynağı
yıldızın kütlesi güneş kütlesinin yaklaşık 4,5 katı. parlaklığı ise güneş'in parlaklığından 2500 kat kadar fazla. ancak oldukça uzakta olduğundan (yaklaşık 430 ışık yılı) biz onu daha sönük görüyoruz. yüzey sıcaklığı hemen hemen güneş'in sıcaklığı kadar. kendi etrafındaki bir turunu 119 günde tamamlıyor.
polaris, dünyanın dönüş ekseni doğrultusuna yakın olduğundan ve gökyüzünde hemen hemen tam olarak kuzey gök kutbuna denk geldiğinden, kısa vadede sabit bir yıldız gibi görünür. ancak 26.000 yıllık bir döngü sonucunda kutup yıldızı olmaktan çıkıp yerini vega'ya bırakacak.
gökyüzündeki yeri şu şekilde:
görselin kaynağı
polaris, biz onu tek bir yıldız gibi görsek de küçükayı takımyıldızı'nda bulunan 3'lü bir yıldız sisteminin üyesi. üyelerin boyut ve konumları şu şekilde:

görselin kaynağı
yıldızın kütlesi güneş kütlesinin yaklaşık 4,5 katı. parlaklığı ise güneş'in parlaklığından 2500 kat kadar fazla. ancak oldukça uzakta olduğundan (yaklaşık 430 ışık yılı) biz onu daha sönük görüyoruz. yüzey sıcaklığı hemen hemen güneş'in sıcaklığı kadar. kendi etrafındaki bir turunu 119 günde tamamlıyor.
polaris, dünyanın dönüş ekseni doğrultusuna yakın olduğundan ve gökyüzünde hemen hemen tam olarak kuzey gök kutbuna denk geldiğinden, kısa vadede sabit bir yıldız gibi görünür. ancak 26.000 yıllık bir döngü sonucunda kutup yıldızı olmaktan çıkıp yerini vega'ya bırakacak.
gökyüzündeki yeri şu şekilde:

görselin kaynağı
devamını gör...
erdoğan'ın eş cinsellere güvence vermesi
pek güzel, tarihe bakarak geçmişte verdiği sözü öne çıkaran bu başlık açılmış .
ama 1994 yılında, “bütün servetim yüzüğüm”
1999 yılında, “eğer bir gün duyarsanız ki tayyip erdoğan çok zengin olmuş, bilin ki haram yemiştir!” de demişti uzun.
sazlıklardan havalanan... şarkısı eşliğinde güzel oluyor bunları anımsamak.
ama 1994 yılında, “bütün servetim yüzüğüm”
1999 yılında, “eğer bir gün duyarsanız ki tayyip erdoğan çok zengin olmuş, bilin ki haram yemiştir!” de demişti uzun.
sazlıklardan havalanan... şarkısı eşliğinde güzel oluyor bunları anımsamak.
devamını gör...
rte’nin 1 mayıs’ı biz ilan ettik beyanı
ateşi de sen buldun.
devamını gör...
akıştaki nickaltı trafiği
yuh ya ne kasmışsınız arkadaş. biraz sakin olun, insanları salın. içlerinden gelmişler ki yazıyorlar, içimden gelmiş yazıyorum. akışı değiştirmek tüm yazarların elindedir. bir arkadaşım var bilgi kategorisinden çıkmıyor mesela. bu da bir seçenek. her şeye bok atmasak mı? yarın bir gün sana da yazarlar aynı şeyleri düşünüp yazmamızı istemezsin varsayıyorum. e sen de mod düşürme?
devamını gör...
evlenen arkadaşa alınacak hediye
kahve makinası. kendim seviyorum belki de ondandır.
devamını gör...
türk siyasetinin temel sorunu
gerizekalılık.
devamını gör...
ankara'da öz kızını hamile bırakan babanın evinin köylüler tarafından ateşe verilmesi
olay başlı başına canımı sıkmış olsa da, asıl dikkatimi çeken "ancak kürtaj için hamilelikte yasal sürenin aşılması nedeniyle bebeği aldıramayan h.a." kısmı oldu. işin tıbbi boyutunu bilemiyorum ama bu kızcağızı o bebeği doğurmak zorunda bırakacaksa vay bu ülkenin adaletinin haline.
midem bulanıyor artık.
midem bulanıyor artık.
devamını gör...
türkiye'de bir memurun amir olabilmesi için gerekli şartlar
kpss derecesi, yüksek lisans eğitimi, alanındaki bilgi ve deneyimi, sınavlardaki puanı, mülakat başarısı ve liyakat değildir.
kadın memurlar için; bıyık bırakmak, genelde pantolon giymek, pantolon paçası ile yumurta topuk ayakkabı arasından görünen bileğe yığılmış - tercihen koyu ten rengi- ince soket çorap ve yine aynı yerden umursamazca görünen hafif kıllı kalın güneş yüzü görmemiş beyaz ayak bileği bu şartlardan bazılarıdır.
kadın memurlar için; bıyık bırakmak, genelde pantolon giymek, pantolon paçası ile yumurta topuk ayakkabı arasından görünen bileğe yığılmış - tercihen koyu ten rengi- ince soket çorap ve yine aynı yerden umursamazca görünen hafif kıllı kalın güneş yüzü görmemiş beyaz ayak bileği bu şartlardan bazılarıdır.
devamını gör...
evlenince kocanın kütüğüne geçmek
hayatını birleştiriyorsun, kütüğe mi takıldın, herif kütük olmasında, diğerlerine alışırsın.
devamını gör...
erkeğe en çok yakışan şey
söz verince ve söz söyleyince tutmak için elinden geleni yapmasıdır. şahsen aksini kendime yakıştıramam.
devamını gör...
yök'ün galatasaray üniversitesi hakkında aldığı karar
türkçe okutmanlarımıza zorluk çıkarıldı hadi biz de çıkaralım mantığı değildir. uluslararası ilişkilerde denklik olmalıdır. aksi halde bir müddet sonra başka konularda da dayatmalar çıkabilir ve ses edilmezse eğitim terörüne kadar konu gider. gayet yerinde karardır. türkçe zaten kolay bir dil. ekmeğinizi bu ülkeden alıyorsanız dilini de öğrenin. ya da yıllardır öğrenseydiniz...
devamını gör...
kürdistan'a giden sözlük yazarları
#1447431
google'da arattığım zaman merdin, tatvan ve amed dediğin şehirleri bulamadım. büyük ihtimalle yanlış yazmışsındır.*
google'da arattığım zaman merdin, tatvan ve amed dediğin şehirleri bulamadım. büyük ihtimalle yanlış yazmışsındır.*
devamını gör...
engerek balığı
chauliodus olarak da bilinen ve uzun sivri dişlere sahip bir balık türüdür. açık denizlerin 1100 ile 1300 metre arası değişen derinliklerinde yaşarlar. avlanmak için gündüzleri 500-600 metre arası derinliklere çıkarlar.
genellikle gümüş, siyah veya yeşil renklerdedirler. sivri dişleriyle avlarını bir seferde hareketsiz bırakabilirler
bilinen en yırtıcı avcılardan birisidir.
genellikle gümüş, siyah veya yeşil renklerdedirler. sivri dişleriyle avlarını bir seferde hareketsiz bırakabilirler
bilinen en yırtıcı avcılardan birisidir.
devamını gör...
hoşlanılan bireyin fenerbahçeli çıkması
kendi hayatı yetmezmiş gibi sizin hayatınızı da batağa çekme potansiyeli vardır. dikkat edin.
devamını gör...
seri artılanmayı istememek
takipçi sekmesiyle ilgili durum.
şimdi efendim, kimi yazarlar akışta takılır, kimisi de takipçilerin sayfalarına girer ve tek tek okur. ben genelde 2.yöntemi uyguluyorum. zaten takipçi sekmesi bu işe yaramıyor mu? yani takip ediyorum ama okumuyorum diye bir şey söz konusu mu burada, anlamadım.
günde en az 1 kere takip ettiklerimin sayfasına uğrar, o gün neler yazdığını okur ve beğendiklerimi artılarım. benim gibi yapan da bir çok yazar var bu arada. eğer bundan rahatsız olunuyorsa, takip mevzusu da mantıksız geliyor bana. okumayacaksan niye takip ediyorsun ki demezler mi insana?
tabi bu seri artılama, iade-i ziyaret için değil, gerçekten okunduğu zaman değeri oluyor. yoksa okunmadıktan sonra beğeni yapmanın da bir anlamı olmuyor.
şimdi efendim, kimi yazarlar akışta takılır, kimisi de takipçilerin sayfalarına girer ve tek tek okur. ben genelde 2.yöntemi uyguluyorum. zaten takipçi sekmesi bu işe yaramıyor mu? yani takip ediyorum ama okumuyorum diye bir şey söz konusu mu burada, anlamadım.
günde en az 1 kere takip ettiklerimin sayfasına uğrar, o gün neler yazdığını okur ve beğendiklerimi artılarım. benim gibi yapan da bir çok yazar var bu arada. eğer bundan rahatsız olunuyorsa, takip mevzusu da mantıksız geliyor bana. okumayacaksan niye takip ediyorsun ki demezler mi insana?
tabi bu seri artılama, iade-i ziyaret için değil, gerçekten okunduğu zaman değeri oluyor. yoksa okunmadıktan sonra beğeni yapmanın da bir anlamı olmuyor.
devamını gör...
aşk
hayatı esir eden üç harfli büyü.
devamını gör...
pieces of a woman
2020 amerikan yapımı bir festival filmi. yayın hakları netflix tarafından alınmış. filmi beğendim açıkçası fakat metaforlar çok kör göze parmaktı sanki.
cast çok iyi kesinlikle, vanessa kirby ve iliza shlesinger gerçekten kardeş gibiler mesela, burun ve ağız yapıları, boy tip çok harika bir seçim olmuş.
buradan itibaren spoiler içerebilir, martha karakterinin yaşadığı buhran elbette ki yaşamayanın anlamayacağı türdendir fakat yaşananların üzerinden 5 ay geçmiş olmasına rağmen hala ilk günkü hırçınlıkla sağa sola saldırılır mı bilemiyorum ya, yani 5-6 ay boyunca gerçekten eşinle konuşmaz mısın, ailene gittiğin yemekte öyle boş çene çalınırken aniden bu kadar kontrolsüz ve yoğun bi şekilde sanki dün yaşanmış gibi sivrilir misin bilemedim.
evde doğum yapıyor, entel dantel işler kardeşim kusura bakmayın da, tamam saygı da duyduk buraya kadar da ok, ama sanki çocuk doğuracaktım alien doğurdum gibi de olasılıksız bi şey yaşamış tepkisi çok geldi bana. o kadar yüksek bir ihtimaldi ki, o kadar riskliydi ki zaten yaptığı, risk gerçekleştiği an “aa niye böyle oldu, olmamalıydı:dd” gibi bi şok geçirmesi çok garip.
dramdan, trajediden beslenen insanlar vardır, martha’yı biraz öyle buldum açıkçası. bin yıldır bunu bekliyormuş gibi dört elle sarıldı dramına. kendisini bir saniyeliğine dramından uzaklaştırmak isteyeni hunharca kovaladı yanından. en sevmediğim insan tipidir, gerçekten inanılmaz rahatsız oldum. çok büyük acı çekiyorum adı altında bütün çevrene zulmedemezsin yani, bizim de hayatımız akıyor, özür dileriz senin acın varken bizim hayati fonksiyonlarımız işlemeye devam ettiği için ya, çok pardon gerçekten.
gelelim büyük mecidiye camii konusuna. bunu ciddi mi yazmışlar yoksa zavallım sean post ejaculation syndrome mu yaşıyor anlayamadım. ne amerikası ne üçüncü büyüğü kardeşim nal gibi boğaziçi köprüsüne ya, deli deli yaptın kendini.
bu arada yeri gelmişken martha’ya gösterilen şefkat ve anlayışın zerresi sean’a gösterilmiyor bu beni çok rahatsız etti. kadın ne kadar çocuğunu kaybettiyse adam da o kadar kaybetti. kadın ne yaşadıysa adam da onu yaşadı. üstüne üstlük adam bi de eşini de kaybetti yani. zaten sürekli “sen fakirdin” “sen bizim gibi kültürlü müsün ki yoo hırbosun” falan diyen bir kayınvalide yanında kendine sevdiği kadın ve çocuğuyla yaşam kurmaya çalışıyor, ne çocuk kalıyor ne sevdiği kadından eser, dönüyor tekrar uyuşturucuya. martha’dan daha ağır bir yükü sırtlamış ama martha’dan daha gerçekçi ve çözüm odaklı ilerliyordu bence. bi yerde bozdu epey kötüledi falan ama tekrarlıyorum martha’ya gösterilen ‘ah zavallım ne yapsa yeridir’ iltiması sean’a gösterilmedi. çünkü neden, çünkü çocuk sadece martha’nındı galiba biz kaçırdık mı n’olduysa.
avukat suzanne’in ve despot annenin ebeyi günah keçisi ilan etmeleri ok, martha’yı kendini suçlamaktan uzak tutmaya çalışıyorlar ve bu, yanlı da olsa kendilerince mantıklı bir hareket fakat suzanne’in sürekli “halkın desteği” demesi :dddd gören de kuzenin cillop gibi doğurdu ebe gelip bebenin ümüğünü sıktı sanacak. çok çok çok olası bir şey vardı ve yaşandı abicim, ebe muhtemelen “ben ne alaka awq” olmuştur. neyse ki martha manipülasyonlarınıza yenik düşüp zavallım ebenin canını yakmadı.
neyse işte bu da böyle bir filmimizdi. 7.5/10 diyebilirim.
cast çok iyi kesinlikle, vanessa kirby ve iliza shlesinger gerçekten kardeş gibiler mesela, burun ve ağız yapıları, boy tip çok harika bir seçim olmuş.
buradan itibaren spoiler içerebilir, martha karakterinin yaşadığı buhran elbette ki yaşamayanın anlamayacağı türdendir fakat yaşananların üzerinden 5 ay geçmiş olmasına rağmen hala ilk günkü hırçınlıkla sağa sola saldırılır mı bilemiyorum ya, yani 5-6 ay boyunca gerçekten eşinle konuşmaz mısın, ailene gittiğin yemekte öyle boş çene çalınırken aniden bu kadar kontrolsüz ve yoğun bi şekilde sanki dün yaşanmış gibi sivrilir misin bilemedim.
evde doğum yapıyor, entel dantel işler kardeşim kusura bakmayın da, tamam saygı da duyduk buraya kadar da ok, ama sanki çocuk doğuracaktım alien doğurdum gibi de olasılıksız bi şey yaşamış tepkisi çok geldi bana. o kadar yüksek bir ihtimaldi ki, o kadar riskliydi ki zaten yaptığı, risk gerçekleştiği an “aa niye böyle oldu, olmamalıydı:dd” gibi bi şok geçirmesi çok garip.
dramdan, trajediden beslenen insanlar vardır, martha’yı biraz öyle buldum açıkçası. bin yıldır bunu bekliyormuş gibi dört elle sarıldı dramına. kendisini bir saniyeliğine dramından uzaklaştırmak isteyeni hunharca kovaladı yanından. en sevmediğim insan tipidir, gerçekten inanılmaz rahatsız oldum. çok büyük acı çekiyorum adı altında bütün çevrene zulmedemezsin yani, bizim de hayatımız akıyor, özür dileriz senin acın varken bizim hayati fonksiyonlarımız işlemeye devam ettiği için ya, çok pardon gerçekten.
gelelim büyük mecidiye camii konusuna. bunu ciddi mi yazmışlar yoksa zavallım sean post ejaculation syndrome mu yaşıyor anlayamadım. ne amerikası ne üçüncü büyüğü kardeşim nal gibi boğaziçi köprüsüne ya, deli deli yaptın kendini.
bu arada yeri gelmişken martha’ya gösterilen şefkat ve anlayışın zerresi sean’a gösterilmiyor bu beni çok rahatsız etti. kadın ne kadar çocuğunu kaybettiyse adam da o kadar kaybetti. kadın ne yaşadıysa adam da onu yaşadı. üstüne üstlük adam bi de eşini de kaybetti yani. zaten sürekli “sen fakirdin” “sen bizim gibi kültürlü müsün ki yoo hırbosun” falan diyen bir kayınvalide yanında kendine sevdiği kadın ve çocuğuyla yaşam kurmaya çalışıyor, ne çocuk kalıyor ne sevdiği kadından eser, dönüyor tekrar uyuşturucuya. martha’dan daha ağır bir yükü sırtlamış ama martha’dan daha gerçekçi ve çözüm odaklı ilerliyordu bence. bi yerde bozdu epey kötüledi falan ama tekrarlıyorum martha’ya gösterilen ‘ah zavallım ne yapsa yeridir’ iltiması sean’a gösterilmedi. çünkü neden, çünkü çocuk sadece martha’nındı galiba biz kaçırdık mı n’olduysa.
avukat suzanne’in ve despot annenin ebeyi günah keçisi ilan etmeleri ok, martha’yı kendini suçlamaktan uzak tutmaya çalışıyorlar ve bu, yanlı da olsa kendilerince mantıklı bir hareket fakat suzanne’in sürekli “halkın desteği” demesi :dddd gören de kuzenin cillop gibi doğurdu ebe gelip bebenin ümüğünü sıktı sanacak. çok çok çok olası bir şey vardı ve yaşandı abicim, ebe muhtemelen “ben ne alaka awq” olmuştur. neyse ki martha manipülasyonlarınıza yenik düşüp zavallım ebenin canını yakmadı.
neyse işte bu da böyle bir filmimizdi. 7.5/10 diyebilirim.
devamını gör...
ilham getiren şeyler
kişisel gelişim kitapları değildir.
devamını gör...
türkiyeli
türkiye cumhuriyeti bir ulus devlettir. ulus devlet, içinde tüm yöresel ve etnik gruplar kendi varlıklarını da koruyacak şekilde olmak üzere üst bir milli kimliği oluşturur ve ‘tek devlet’ olarak yapılanır. atatürk "türkiye devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür" diyerek ulus devlete vurgu yapmıştır. başka bir tanımla; yasama, yürütme ve yargı erklerini ulusal bir hükümet elinde merkezileştiren ve yurttaşların siyasal karar sürecine eşit koşullarda katılımını sağlayan devlet yapısıdır.*
yurttaşlık tanımı bütün anayasalarımızda yer almıştır. ırkçı bir amaç güdülmese de tartışma yaratır. osmanlı devleti olsaydık osmanlı yazacaktı bu maddede. anlatılmak istenen budur. kastedilen soy değildir. 1924 anayasası bu gerçeği daha net açıklamıştır. 1982 anayasasının tanımı anlamı zedeleyicidir.
özgün dile sahip ülkelerde yaşayan halka o ülkenin adı ile seslenilir. fransalı, rusyalı, ingiltereli, ispanyalı, almanyalı denmez. bu ülkelerin içinde de binbir çeşit halk vardır. ancak hiç biri çıkıp ben fransalıyım ya da rusyalıyım demez. bu sebeple türkiyeliyim demek hatalı bir söylemdir. buradan kavga çıkarıp tartışmak kimseye fayda sağlamaz. ilk tanımda ilber ortaylı'ya atfedilen sözler, odun kafalılar kısmı haricinde doğrudur. *
yürürlükteki 1982 tarihli anayasa'nın 66. maddesine göre, "türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes türktür."
1961 anayasası'nın 54. maddesi;
türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes türktür.
1924 anayasası'nın 88. maddesi;
türkiye’de din ve ırk ayırdedilmeksizin vatandaşlık bakımından herkese “türk” denir.
not: bu tanım hiçbir şekilde milliyetçilik içermez. türk ya da kürt* kardeşlerim umarım açıklamayı yeterli bulmuştur.
yurttaşlık tanımı bütün anayasalarımızda yer almıştır. ırkçı bir amaç güdülmese de tartışma yaratır. osmanlı devleti olsaydık osmanlı yazacaktı bu maddede. anlatılmak istenen budur. kastedilen soy değildir. 1924 anayasası bu gerçeği daha net açıklamıştır. 1982 anayasasının tanımı anlamı zedeleyicidir.
özgün dile sahip ülkelerde yaşayan halka o ülkenin adı ile seslenilir. fransalı, rusyalı, ingiltereli, ispanyalı, almanyalı denmez. bu ülkelerin içinde de binbir çeşit halk vardır. ancak hiç biri çıkıp ben fransalıyım ya da rusyalıyım demez. bu sebeple türkiyeliyim demek hatalı bir söylemdir. buradan kavga çıkarıp tartışmak kimseye fayda sağlamaz. ilk tanımda ilber ortaylı'ya atfedilen sözler, odun kafalılar kısmı haricinde doğrudur. *
yürürlükteki 1982 tarihli anayasa'nın 66. maddesine göre, "türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes türktür."
1961 anayasası'nın 54. maddesi;
türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes türktür.
1924 anayasası'nın 88. maddesi;
türkiye’de din ve ırk ayırdedilmeksizin vatandaşlık bakımından herkese “türk” denir.
not: bu tanım hiçbir şekilde milliyetçilik içermez. türk ya da kürt* kardeşlerim umarım açıklamayı yeterli bulmuştur.
devamını gör...
