köylü yazardan ironiler
onu cok sevdigimi bilen özü sözü bir yazar.. sen hep yaz ben okurum.. okudukça beğenirim.. begendikce favlarim..
devamını gör...
muhabbet kuşu
bugüne kadar hep o burnu havada kedilerin gururunu okşadınız ( ben dahil ). ama asıl adam gibi adam olan muhabbet kuşudur. işte evcil hayvan budur ! makaradır, şamatadır, nankörlüğü akarı kokarı yoktur. işte feraset, işte fazilet....
devamını gör...
gereksiz yere yapılan şeyler
özür dilemek kimi insan bunu hak etmiyor.
devamını gör...
halhal
devamını gör...
sözlük bozdu sözlüğü bozdular ekşidi geyikleri
cidden artık bayan muhabbetler. yıl 2021. bunlar 10 yıl önce kafa sözlük te olsa ok eyvallah ama herkesin elinde telefon var. şuraya 10 tanım giren 13 yaşındaki bir çocuk dahi yazar sıfatı alabilir. hal böyleyken durmadan şikayet etmek acayip bayıyor. karanlıktan şikayet edeceğine kalk mum yak yahu.
rahatsız mısın entelektüel dünyana nanik yapanlardan? engelle. misal beni rahatsız edenleri engelliyorum. öff vallahi kasıntılı halleriniz baydı.
(bkz: başlıklarımı engelle)
rahatsız mısın entelektüel dünyana nanik yapanlardan? engelle. misal beni rahatsız edenleri engelliyorum. öff vallahi kasıntılı halleriniz baydı.
(bkz: başlıklarımı engelle)
devamını gör...
dava
bir franz kafka kitabıdır.
kafka benim kurtarıcım. hayatımın seyrini değiştiren yazar. koruyucu azizimle tanışma hikayemiz tam 20 yıl öncesine dayanıyor. ankara ayazında hem kitapların hem de kitabevinin sıcaklığına sığınmak için imge kitabevine girdiğimde gri paltolarıyla beni bekleyen kafka ciltleri ile karşılaştım ve içim ısındı. hemen bütün kitaplarını aldım ve üst katta yalnız ve yorgun bir şekilde elindeki sıcak çayla beni bekleyen kitapça’ya çıktım. orda bambaşka biri ile daha tanıştım. çok kısa bir süre önce aramızdan ayrılan ve bu kitabı dilimize çevirmiş olan kamuran şipal ki benim için o da bir kafka’dır. kitapları karıştırmaya başladım ve bütün kitapları tek tek inceledim. sonra eve gittim ve okumaya başladım.
işte o okumaya başladığım kitaplardan biri dava idi. dava, ortada belirsiz bir suç varken hatta belki de bir suç bile yokken yargılama ve cezayı anlatan bir kitaptı. jozef k. o kadar emindir ki bir suç işlediğine yargılanmak ve ceza almak için can atmaktadır. büyüleyici bir yapıt olduğuna emin olarak bitirdim kitabı ama içimde bir kurt vardı, muhtemel bir kitap kurdu. bu hikayenin altında başka bir hikaye olabileceğini düşünüp araştırmaya başladım. ve haklı çıktım.
kafka nişanlısıyla mektuplaşırken bir yandan da nişanlısının en yakın arkadaşı ile mektuplaşmaktadır. yani benim azizim o kadar da aziz değildir. bir gün odasını kapısı çalınır ve içeri nişanlısı ve nişanlısını en yakın arkadaşı birlikte girerler. kafka suçun farkındadır ve cezayı bekler. ceza nişan yüzüğünün atılmasıdır. belki kafka’nın bu hikayeyi yeniden anlattığını bilirseniz kitabı daha büyük bir keyifle okursunuz.
kafka benim kurtarıcım. hayatımın seyrini değiştiren yazar. koruyucu azizimle tanışma hikayemiz tam 20 yıl öncesine dayanıyor. ankara ayazında hem kitapların hem de kitabevinin sıcaklığına sığınmak için imge kitabevine girdiğimde gri paltolarıyla beni bekleyen kafka ciltleri ile karşılaştım ve içim ısındı. hemen bütün kitaplarını aldım ve üst katta yalnız ve yorgun bir şekilde elindeki sıcak çayla beni bekleyen kitapça’ya çıktım. orda bambaşka biri ile daha tanıştım. çok kısa bir süre önce aramızdan ayrılan ve bu kitabı dilimize çevirmiş olan kamuran şipal ki benim için o da bir kafka’dır. kitapları karıştırmaya başladım ve bütün kitapları tek tek inceledim. sonra eve gittim ve okumaya başladım.
işte o okumaya başladığım kitaplardan biri dava idi. dava, ortada belirsiz bir suç varken hatta belki de bir suç bile yokken yargılama ve cezayı anlatan bir kitaptı. jozef k. o kadar emindir ki bir suç işlediğine yargılanmak ve ceza almak için can atmaktadır. büyüleyici bir yapıt olduğuna emin olarak bitirdim kitabı ama içimde bir kurt vardı, muhtemel bir kitap kurdu. bu hikayenin altında başka bir hikaye olabileceğini düşünüp araştırmaya başladım. ve haklı çıktım.
kafka nişanlısıyla mektuplaşırken bir yandan da nişanlısının en yakın arkadaşı ile mektuplaşmaktadır. yani benim azizim o kadar da aziz değildir. bir gün odasını kapısı çalınır ve içeri nişanlısı ve nişanlısını en yakın arkadaşı birlikte girerler. kafka suçun farkındadır ve cezayı bekler. ceza nişan yüzüğünün atılmasıdır. belki kafka’nın bu hikayeyi yeniden anlattığını bilirseniz kitabı daha büyük bir keyifle okursunuz.
devamını gör...
sürekli kaybedilen şeyler
bir flash belleğim var. uzun zamandır kaybedip kaybedip buluyorum. ama bu sefer bulamayacak gibiyim.
devamını gör...
dün ormanci bugün rahatsız yarın kim sorusu
kim mahlaslı bi yazar yok mu şurda esprinin dibine vuralım şakalardan yerlerde yuvarlanalım.
devamını gör...
türkiye'nin düzelmesinin tek yolu
insan, insan, insan.
insanı değiştirmeden, hiçbir şey değişmeyecek.
ne demiş yazar: "iğneyi de çuvaldızı da herkes kendine batırmalıdır."
bkz
insanı değiştirmeden, hiçbir şey değişmeyecek.
ne demiş yazar: "iğneyi de çuvaldızı da herkes kendine batırmalıdır."
bkz
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının kullandığı hitap şekilleri
ağa, dostum, tatlım, çok tatlım.
devamını gör...
kedilere özgü gariplikler
ense köküme yatar. alır yere koyarım. sonra tekrar çıkar. bi daha yere koyarım. bu ben pes edinceye kadar sürer. kedi ense seviyor.
devamını gör...
26 nisan 2021 mansur yavaş'ın tam kapanma açıklaması
türkiye'nin en yaşanabilir şehri olma yolunda ilerliyor ankara. ankaralılar çok şanslılar.
devamını gör...
ekonomik kriz
ekonominin temel yapı taşları olarak kabul edilen mal, hizmet, üretim, döviz fiyatları üzerinde kabul edilebilir seviyelerin ötesinde yaşanan şiddetli dalgalanmalara ekonomik kriz adı verilmektedir.
devamını gör...
saul kripke
modal mantığa semantik bir temel arayan analitik felsefeci..
''semantical considerations on modal logic'' adlı makalesinde 'mümkün dünya' kavramı-ki metafizik bi kavramdır- temelinde nicel mantığın imkanını tartışır. kısaca anlatsam küfür yiyebilirim ama yememeyi diiliyorum tabi. kripke mantığını temellendirmek için üçlü bi model yapısı kurar ve bunu tanımlar : g*, k*, r*
sezgisel/semantik tarzda k'yı mümkün dünyalar kümesi, g'yi gerçek dünya ve r'yi rölatif imkan bağıntısı(accessibility relation)* olarak düşünebiliriz. yalnız bu bağıntının refleksif ya da daha açık olmak gerekirse yansımalı ve geçişlidir. böylece her dünya, diğer dünyalara nazaran kendisine bağlı olarak mümkündür. burada tamamen formel modeller söz konusudur ve çoğu zaman mantıkçılar bu teknik dilin arkasına saklanırlar. ancak tabi ki bu dilin kullanılması bir takım felsefi önkabül ve referansları gerektirmekte. her ne kadar objektif gerçekliği babalarının evinden getiriyomuş havasında olsalar da...
son olarak kripke'nin mantık aygıtı tekil terimlerin kullanılmasını gerekli kılar ve bu tüm semantik yapılar için geçerlidir. (bkz: willard van orman quine) bunu asla kabul etmez, hatta formel semantiği mantık için bir gerileme olarak görür. (kripke bunu 'naming and necessity' de gayet kılıfına uydurmuştur)
''semantical considerations on modal logic'' adlı makalesinde 'mümkün dünya' kavramı-ki metafizik bi kavramdır- temelinde nicel mantığın imkanını tartışır. kısaca anlatsam küfür yiyebilirim ama yememeyi diiliyorum tabi. kripke mantığını temellendirmek için üçlü bi model yapısı kurar ve bunu tanımlar : g*, k*, r*
sezgisel/semantik tarzda k'yı mümkün dünyalar kümesi, g'yi gerçek dünya ve r'yi rölatif imkan bağıntısı(accessibility relation)* olarak düşünebiliriz. yalnız bu bağıntının refleksif ya da daha açık olmak gerekirse yansımalı ve geçişlidir. böylece her dünya, diğer dünyalara nazaran kendisine bağlı olarak mümkündür. burada tamamen formel modeller söz konusudur ve çoğu zaman mantıkçılar bu teknik dilin arkasına saklanırlar. ancak tabi ki bu dilin kullanılması bir takım felsefi önkabül ve referansları gerektirmekte. her ne kadar objektif gerçekliği babalarının evinden getiriyomuş havasında olsalar da...
son olarak kripke'nin mantık aygıtı tekil terimlerin kullanılmasını gerekli kılar ve bu tüm semantik yapılar için geçerlidir. (bkz: willard van orman quine) bunu asla kabul etmez, hatta formel semantiği mantık için bir gerileme olarak görür. (kripke bunu 'naming and necessity' de gayet kılıfına uydurmuştur)
devamını gör...
efendi erkek
kibar ve görgülü insan.
efendi erkek candır.
kibar ve görgülü insanlar eğlenceli olmaz diye bir kural yok. eğlence anlayışınız küfür ya da hakaret etmekse tuhaf olan budur. eğlence dediğiniz şey esprili olmanın, bir şeylerden zevk almanın, birçok hobi edinmenin ya da tek bir hobide başarılı olmanın bile beraberinde getirebileceği bir şey.
ikinci olarak, özellikle vurguluyorum, aklı başında bir kadın için efendi erkek her zaman kazanır. istisnalar kaideyi bozmamakla beraber, 20'li yaşlardaki kadınların yanlış tercihleri üzerinden genelleme yapamazsınız. o yaşlarda kadınlar da erkekler de
-genellikle- işin dalgasında olur. ilk baktıkları şey de, insanların karakteri olmaz çoğunlukla. zihinsel olgunluğa erişmiş bir insan, karşısında kendisi gibi doğru dürüst, nazik, sevecen birini ister. tabi ki 20'li yaşlarında o olgunluğa ulaşan ya da 30'undan 40'ından sonra bile ulaşamayan tipler vardır. bunlar konu dışı.
***
insanlar tercih edilmiyor oluşlarının nedenini genelde farklı yerlerde arar. pek zeki olmayabiliriz, pek güzel/yakışıklı olmayabiliriz, anlayışlı ve düşünceli olmayabiliriz, bu gibi nedenlerden dolayı tercih edilmeyebiliriz. gerçeklerle yüzleşip kendimizi düzeltmek dururken "iyi insanım, efendi insanım da ondan kaybediyorum" demek bize bir şey kazandırmaz. yahut belki de yaptığımız seçimler tamamen yanlıştır ve bu yüzden kaybediyoruzdur. suçu iyiliğe, güzel kalpliliğe, efendiliğe atmak yersiz.
efendi erkek candır.
kibar ve görgülü insanlar eğlenceli olmaz diye bir kural yok. eğlence anlayışınız küfür ya da hakaret etmekse tuhaf olan budur. eğlence dediğiniz şey esprili olmanın, bir şeylerden zevk almanın, birçok hobi edinmenin ya da tek bir hobide başarılı olmanın bile beraberinde getirebileceği bir şey.
ikinci olarak, özellikle vurguluyorum, aklı başında bir kadın için efendi erkek her zaman kazanır. istisnalar kaideyi bozmamakla beraber, 20'li yaşlardaki kadınların yanlış tercihleri üzerinden genelleme yapamazsınız. o yaşlarda kadınlar da erkekler de
-genellikle- işin dalgasında olur. ilk baktıkları şey de, insanların karakteri olmaz çoğunlukla. zihinsel olgunluğa erişmiş bir insan, karşısında kendisi gibi doğru dürüst, nazik, sevecen birini ister. tabi ki 20'li yaşlarında o olgunluğa ulaşan ya da 30'undan 40'ından sonra bile ulaşamayan tipler vardır. bunlar konu dışı.
***
insanlar tercih edilmiyor oluşlarının nedenini genelde farklı yerlerde arar. pek zeki olmayabiliriz, pek güzel/yakışıklı olmayabiliriz, anlayışlı ve düşünceli olmayabiliriz, bu gibi nedenlerden dolayı tercih edilmeyebiliriz. gerçeklerle yüzleşip kendimizi düzeltmek dururken "iyi insanım, efendi insanım da ondan kaybediyorum" demek bize bir şey kazandırmaz. yahut belki de yaptığımız seçimler tamamen yanlıştır ve bu yüzden kaybediyoruzdur. suçu iyiliğe, güzel kalpliliğe, efendiliğe atmak yersiz.
devamını gör...
amazon kindle
e-kitap okuyucu olarak ilk kez 2007 yılında satışa çıkmış ve o zamandan bu yana 10’un üzerinde farklı modeli üretilmiş harika cihaz.
geçtiğimiz 4 yıl içerisinde paperwhite 2-3-4 modellerini farklı dönemlerde uzun süreli kullandım. modeller arasında belirgin farklılıklar olmadığını söyleyebilirim. sadece hız konusunda biraz değişiklik oluyor ancak paperwhite 2’de dahi sayfa değişme hızı bir kitap yaprağını çevirmekten daha kısa sürmekte. paperwhite 4’te ekstra olarak su geçirmezlik ve bluetooth ile kulaklık bağlayıp sesli kitap dinleme imkanı var ancak bu telefon ile de rahatça yapılabileceği için çok da matah bir özellik değil. su geçirmez olması havuzda, denizde kullanım için biraz daha kafa rahatlığı sağlıyor ama o da olmazsa olmaz değil benim için.
en önemli tavsiyem eğer eski model olanlarından biri tercih edilecekse kendiliğinden ekran aydınlatması olmasına dikkat edilmesi, yeni modeller direkt olarak ışıklı üretiliyor zaten. böylece geceleri odanın ışığı kapalıyken kitap okuma keyfi sürülebilir.
bu cihazda bir şeyler okumak tablet ile okumakla kıyaslanamaz. basılı bir kitabı okurken ne kadar gözünüz yoruluyorsa kindle ile de en fazla o kadar yorulur.
şarj konusunda diyeceğim şudur ki çoğunlukla şarj aletini kaybediyorum ve kaybettiğimi farkedene kadar kitabı bitirmiş oluyorum. tam dolu batarya ile 300-400 sayfalık bir kitap rahatça okunabilir.
içine yüklenebilen sözlükler sayesinde yabancı metinleri okurken anlamını bilmediğiniz kelimenin üzerine dokunmanız yeterli oluyor, ayrıca wi-fi’ye bağlıysanız aynı şekilde kavramların vikipedi tanımları da ekranda küçük bir pencere şeklinde beliriyor.
kindle, farklı formatları çalıştırabiliyor olsa da en uygun olanı .mobi uzantılı dosyalar. bilgisayarınıza calibre uygulamasını indirerek farklı dosya türleri arasındaki çevirme işlemlerini kolaylıkla gerçekleştirebilmenin yanı sıra bu dosyaları cihazınıza da rahatça gönderebilirsiniz.
cihazınızda ayarlar kısmında görüntüleyebileceğiniz ve dilerseniz amazon hesabınız üzerinden değiştirebileceğiniz kindle’a ait kişisel e-posta adresine send to kindle olayı ile ufak tefek pdf’leri e-posta yoluyla gönderdiğinizde cihaza direkt olarak gitmesini sağlayabilirsiniz. bu işlemi telegram’daki send to kindle botlarını kullanarak çok daha efektif bir şekilde gerçekleştirebilirsiniz.
eğer elinizdeki kindle reklamlı bir sürüm ise amazon support’a türkiye’de bu servisin kullanımda olmadığını ve reklamların bizi alakadar etmediğini bildirirseniz çok kısa bir sürede reklamları tamamen kaldırabilirsiniz.
geçtiğimiz 4 yıl içerisinde paperwhite 2-3-4 modellerini farklı dönemlerde uzun süreli kullandım. modeller arasında belirgin farklılıklar olmadığını söyleyebilirim. sadece hız konusunda biraz değişiklik oluyor ancak paperwhite 2’de dahi sayfa değişme hızı bir kitap yaprağını çevirmekten daha kısa sürmekte. paperwhite 4’te ekstra olarak su geçirmezlik ve bluetooth ile kulaklık bağlayıp sesli kitap dinleme imkanı var ancak bu telefon ile de rahatça yapılabileceği için çok da matah bir özellik değil. su geçirmez olması havuzda, denizde kullanım için biraz daha kafa rahatlığı sağlıyor ama o da olmazsa olmaz değil benim için.
en önemli tavsiyem eğer eski model olanlarından biri tercih edilecekse kendiliğinden ekran aydınlatması olmasına dikkat edilmesi, yeni modeller direkt olarak ışıklı üretiliyor zaten. böylece geceleri odanın ışığı kapalıyken kitap okuma keyfi sürülebilir.
bu cihazda bir şeyler okumak tablet ile okumakla kıyaslanamaz. basılı bir kitabı okurken ne kadar gözünüz yoruluyorsa kindle ile de en fazla o kadar yorulur.
şarj konusunda diyeceğim şudur ki çoğunlukla şarj aletini kaybediyorum ve kaybettiğimi farkedene kadar kitabı bitirmiş oluyorum. tam dolu batarya ile 300-400 sayfalık bir kitap rahatça okunabilir.
içine yüklenebilen sözlükler sayesinde yabancı metinleri okurken anlamını bilmediğiniz kelimenin üzerine dokunmanız yeterli oluyor, ayrıca wi-fi’ye bağlıysanız aynı şekilde kavramların vikipedi tanımları da ekranda küçük bir pencere şeklinde beliriyor.
kindle, farklı formatları çalıştırabiliyor olsa da en uygun olanı .mobi uzantılı dosyalar. bilgisayarınıza calibre uygulamasını indirerek farklı dosya türleri arasındaki çevirme işlemlerini kolaylıkla gerçekleştirebilmenin yanı sıra bu dosyaları cihazınıza da rahatça gönderebilirsiniz.
cihazınızda ayarlar kısmında görüntüleyebileceğiniz ve dilerseniz amazon hesabınız üzerinden değiştirebileceğiniz kindle’a ait kişisel e-posta adresine send to kindle olayı ile ufak tefek pdf’leri e-posta yoluyla gönderdiğinizde cihaza direkt olarak gitmesini sağlayabilirsiniz. bu işlemi telegram’daki send to kindle botlarını kullanarak çok daha efektif bir şekilde gerçekleştirebilirsiniz.
eğer elinizdeki kindle reklamlı bir sürüm ise amazon support’a türkiye’de bu servisin kullanımda olmadığını ve reklamların bizi alakadar etmediğini bildirirseniz çok kısa bir sürede reklamları tamamen kaldırabilirsiniz.
devamını gör...



