doğum günlerini hiç kaçırmam.süprizde yaparım,süprizde severim..ama adım başı bir gün de olmaz, orada bir durun o kadar da sevgi pıtırcığı değiliz. çok mu eğlenmek istiyoruz o günleri geçirip kendimize başka bir gün armağan edelim ki yeterince özel olsun.
devamını gör...

şarap gibidir. hanımefendi özen ister saygi ister sevgi ister. edebiyat bir hayat alışkanlığı bir yaşam zevkidir. bunu bilen anlayan ve böylesine dikkatli bir tutumda olan hanımefendi onun dilinden anlayan ve onun hassasiyetlerine saygi gösteren bir bey ile denk gelirse şiir gibi ilişki yaşarlar. anlamak hissetmekle birleşir ifadelere özgürlük katar ruh katar hayata tat katar siyah beyaz iken her yer renkli olur. cümleler kanina karışır mazallah başını kitaplara çarpar üstünü başını şiir yaparsin. bir o kadar tatlı görünürsün hanımefendinin gözüne. öğle uykulari gibi sessiz tatli aksama doğru baslayan hafif yağmur gibi serin ve naiflesir dünya.
aksamlari bir kadeh sarapta kaybolur, geceleri ayisiginda sevisirsin. edebiyat bilen anlayan hanımefendi dünyayı dünyan kılar. selam olsun şehrin yalniz ve güzel hanımefendilerine...
devamını gör...

ooo hele şükür bir devlet büyüğümüz afrika şartlarında yaşadığımızı fark etmiş.
devamını gör...

kapak tasarımıyla çağ atlatmış yegane klasikler dizisi.

ciltli olanları paha biçilemezdir. ciltli olmayanları da çok güzeldir. üzerinde herhangi bir resim vb. bulunmadığından ve bütün dizi aynı tasarıma sahip olduğundan kitabın daha kolay özümsenmesini sağlar. çünkü herhangi başka bir yayınevinin çıkardığı başka bir kitap üzerindeki resim insanın tahayyülüne etki eder. dolayısıyla kitabı okurken bilinçaltınızda hep bir imgelem olacaktır. bunun yerine kitabı okumadan hiçbir şey görmemek ve doğrudan metne dalmak insanı direkt yazıyla ve yazarla buluşturacağından sezgiyi daha da güçlendirecektir. en azından benim fikrim bu yönde. hali hazırda yayınevinin çevirmenleri de çok yetenekli. en azından ortalamanın üstünde yeterliliğe sahipler diyebiliriz. dolayısıyla piyasanın en iyisi olduğu bile söylenebilir.
devamını gör...

yaz ve kış aylarında yeri tutulamayacak olan bir icattır. bizim evde yok ama olan evlerden biliyorum.

alırken paraya kıyıp kaliteli bir model almak uzun vadede sizi üzmeyecektir.

ben klimaya param olmadığı için vantilatör kullanıyorum yaz aylarında, kışın zaten üşümüyorum.

kaliteli vantilatör tavsiyesi isteyen varsa mesaj kutum açıktır.
devamını gör...

yüzüklerin efendisi serisine ilham kaynağı olduğu düşünülen mitolojik yüzük.

hikaye kaba taslak şöyle bir şey; sigmund odin'in soyundan gelen bir savaşçıdır. girdiği bir savaşta öldürülür ve odin onun kılıcını başkaları kullanmasın diye parçalara ayırır. kılıcın parçaları oğluna verilmek üzere karısı hjordis tarafından saklanır. hjordis yeniden evlenir ve sigmund'un oğlu sigurd, demirci regin tarafından büyütülür, demirci regin'in iki kardeşi vardır, ejderha fafnir ve şekil değiştiren otr...

günlerden bir gün otr, somon balığı avlamak için su samuru kılığına girer. loki su samurlarının derisine hayrandır. samur derisinden kendisine güzel bir kıyafet yaptırmak niyetindedir. terziye talimatı vermiştir lakin malzeme eksiktir. otr'la karşılaşır ve onu tuzağa düşürerek öldürür, derisini yüzer ve deriyi şahsi terzisine teslim eder. havalı kıyafetine kavuşmuştur.

tabi tüm bu olanlar otr'un babası hreidmar'ın kulağına gider. nasıl gitmiştir, mevzuyu kendisine kim aktarmıştır onu bilmiyorum. demek ki, ortada bir görgü tanığı var ki, adam olaydan haberdar oluyor. oğlunun su samuruyken avlanması ve loki'nin kıyafetine meze olması hreidmar'ı ziyadesiyle kızdırmıştır. intikam yeminleri eder.

tesadüf bu ya odin, loki ve hoenir bir yolculuk esnasında hreidmar'ın konutunda konaklamak zorunda kalırlar. hreidmar'ın istediği fırsat ayağına gelmiştir. hemen tazminat talebinde bulunur. oğlunun canına karşı kilosunca altın ister. aksi halde odin ve hoenir, hreidmar'ın salonunda rehin kalacaklardır. el mecbur loki tazminatı ödemek için altın arayışına girer. cüce andvari'nin altın stokuna ulaşır ve stoku bir güzel patlatır. lakin altınların arasında bir yüzük vardır. bu yüzük, yüzüğü takanın servetini katlayacak, zenginliğine zenginlik katacaktır. ancak cüce andvari bu değerli yüzüğü çalınma tehlikesine karşı lanetlemiştir. sinsilikler prensi loki'nin bu durumdan haberi yoktur. tüm hazineyi sırtladığı gibi hreidmar'ın salonunun yolunu tutar. altınları teslim eder, odin ve hoenir'in serbest kalmasını sağlar.

tabi altın takıntısı olan ejderha fafnir, gözünün önündeki altınların çekiciliğine dayanamaz ve hazineyi ele geçirmek için babası hreidmar'ı öldürür. loki'nin samur kürkü sevdası koca bir aileyi faciaya sürüklemiştir.

demirci regin, kardeşi fafnir'in babasını öldürdüğünü duyunca evlatlığı sigurd'dan fafnir'e meydan okumasını ister. sigurd'un gerçek babası sigmund'un kılıcının parçalarını kullanarak sigurd'a yeni bir kılıç döver. sigurd bu kılıçla ejderhanın karşısına çıkar ve onu yener. regin'in talimatı ile ejderhanın kanıyla yıkanır ve kalbini pişirmeye başlar. kalbi pişirirken elini yakar ve elini ağzına götürdüğü anda fafnir'in kanı dudaklarına bulaşır. bu olay ile birlikte sigmund hayvanların lisanına hakim olmuştur. çevresindeki kuşlar regin'in onu öldüreceğini kendisine söylerler. böylece sigurd, regin'in kellesini alır ve andvari'nin lanetli yüzüğünün bulunduğu hazineye sahip olur.

bu olaydan sonra sigurd, gün yüzü göremeyecektir. brynhild adındaki bir kadına aşık olur ve yüzüğü ona hediye eder. bu sırada büyücü grimhild, sigurd'un kendi kızı gudrun'a aşık olması için bir iksir yapıp, sigurd'a içirir. brynhild, sigurd'un büyünün etkisinde olduğunu bilmediği için sigurd'u affetmez ve öldürür. durumu öğrenince pişman olur ama artık çok geçtir. parmağındaki yüzükle birlikte sigurd'un cenaze ateşine atlar...

hikâyeyi okurken kuvvetle muhtemel, lotr evreni ile arasında ki temel benzerlikleri görmüşsünüzdür diye düşünüyorum. sigmund'un kılıcının parçalanması ve sonrasında dövülmesi narsil'in hikayesine çok benzemektedir. iki kılıçta varislerin görevlerini yerine getirebilmesi için yeniden dövülmüştür.

ha keza smaug'un cücelerin hazinesine çökmesi, fafnir'in yaptıklarını andırır.

son kertede yüzüğün gücü ve lanetine ek olarak yok ediliş hikâyesinde de, bu mitolojik anlatıdan esintiler vardır.

tüm bunların ışığında; tolkien'in ''andvari yüzüğünün laneti'' anlatısından etkilenmiş olabileceği ve kurgusunun bir kısmına bu mitolojik unsurları dahil etmiş olması olasıdır diyebiliriz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
galerimde bulursam atarım daha
devamını gör...

bir gerçek.

bazıları okunmamış, bazılarına yorum yapılmamış, haklarında soru bile sorulmamış, kendi hallerine bırakılıp boynu bükülmüş başlıklar var. bazılarında da uzun uzun emek verilerek yazılmış ama hiç yüzüne bakılmamış tanımlar var.

"niye sürekli cinsiyetçi başlık açılıyor, niye bilgi içerikli, bilimsel başlık açılmıyor?" diyenleri bekliyoruz özellikle. tamam, bu tür başlıklarda belki sürekli tanım girilip muhabbet edilecek bir durum yok. fakat bazı başlıklara özellikle her bilgiyi eklemiyorum ki birileri de kalanları yazsın, herkesin katılımı olsun. ne yazık ki kimse yazmıyor.

kendi adıma konuşayım:

(bkz: beyaz cüce)
(bkz: evrenin çapı)
(bkz: termodinamik çevrim)
(bkz: süper volkan)
(bkz: ampul)
(bkz: korona)
(bkz: el dorado)
(bkz: döngüsel kuantum kütle çekim teorisi)
(bkz: alexei yagudin)
(bkz: evgeni plushenko)
(bkz: oort bulutu)
(bkz: graft versus host hastalığı)
(bkz: tekillik)
(bkz: flynn etkisi)

daha çok var ama bu kadarı yeterli. bu sadece benim profilimdekilerin birkaçı. kim bilir başka yazarlarda da daha ne başlıklar var aynı durumda olan.
devamını gör...

"yalnızlık alıp karşına kendini,
öteki kendinlerle konuşmaktır.
bakışmaktır, öteki kendinlerle;
dövüşmektir.
kimi zaman da, öldürmektir
içlerinden sana en çok benzeyeni,
benzemiyor diye.
yalnızlık, öldürmektir." demiştir hasan ali toptaş. güzel de demiştir.
devamını gör...

türk dil kurumu sözlüğüne göre hedef noktaları dairesel olarak belirlenmiş nişan tahtasına küçük okların atılmasıyla oynanan bir oyun türü demek, yani bildiğimiz dart kelimesinin uydurulmuş karşılığı. her şeye bir karşılık bulmak zorundalar mı diye insanın düşünesi geliyor?
devamını gör...

büyümüş hallerini hayal ettiğinden daha mutlu anları büyüdüklerinde yaşatmaları. iyi ki doğmuşlar kuzularım benim.
devamını gör...

arapça kökenli ve ülkemizde de kullanılan bazı isimlerin anlamları.

vahide isim değildir, 'birinci' demektir. ilk doğan kıza verilen numara.

saniye 'ikinci' demektir, ikinci olarak doğan kıza verilen numara.

selase ve bite isimleri 'üçüncü' demektir, üçüncü doğan kızlara verilen numara.

rabia da 'dördüncü' demektir, dördüncü doğan kıza verilen numara.
devamını gör...

en iyi yatırım kendinize yapacağınız yatırımdır.
ytd.
devamını gör...

sanılanın aksine doğumda yaşanan acı tamamen unutulmaz. bazı kadınlar acıyı en yüksek derecede hatırlarken bazılarının anıları daha siliktir sadece.


doğum ağrısı konusunu inceleyen bir araştırmada kadınların aslında bu acıyı unutmadığını ortaya koyuyor. ayrıca isveç’te 2000 kadın üzerinde yapılan ve ağrıyla ilgili hafızanın zaman içinde değişip değişmediğine bakıldı.

kadınlardan bu ağrının şiddetini doğumdan iki ay sonra ve 12 ay sonra derecelendirmeleri istendi. veriler ağrının unutulmadığını gösteriyordu. kadınların yüzde 60’ı her iki dönemde aynı derecede ağrı bildiriminde bulunmuş, üçte biri daha önce hangi dereceyi bildirdiklerini unutmuş, yüzde 18’i ise 12. ayda daha fazla ağrı çektiklerini ifade etmişti.

beş yıl sonra araştırmacılar kadınlarla yeni bir değerlendirme yaptı. bazı kadınların ağrıya dair hafızaları silikleşmiş, yarıya yakını ilk değerlendirmeden daha az acıya işaret etmişti; fakat ilk değerlendirmede en fazla ağrıdan söz edenlerde acıya dair hafıza etkisini yitirmemişti. ancak bu kötü anlama gelmiyordu. kadınlar doğum tecrübesini bir başarı olarak görüp, “doğum acısına katlandıysam her şeye katlanabilirim” sonucunu çıkarıyordu.


kaynak
devamını gör...

kıyafet alışverişi yaparken sadece bedenine bakan kişi net zengindir.
devamını gör...

fas çayı olarak ta anılan nane çayı, çay ve naneden oluşan fas kökenli sıcak içilen bir içecektir. mağrip bölgesinde, orta ve batı afrika’da oldukça popülerdir. bu bölgelerde bulunan ülkelerin önemli bir kısmı eski fransız sömürgesi olmasından dolayı günümüzde fransa’da da çokça tüketilen bir lezzettir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

tarihçesine gelecek olursak, 9.yy’da bir tüccar olan süleyman isimli bir mağriplinin çin’e yaptığı seyahatlerini not aldığı yazılarında, çayın çinliler için neredeyse kutsal görüldüğünü ve sosyal hayatın çok önemli bir parçası olduğunu aktarmaktadır. çay hakkında, çin’de bulunanlar dışında günümüze ulaşan en eski bilgidir. çayın pakistan, iran, arap yarımadası ve türkiye’den sonra mısır’a 16.yy’da ulaştığı tahmin ediliyor ancak libya çölünün ötesine geçmiyor.

çin’in yeşil çayı ancak 17.yy. sonlarında mağrip ülkelerine ulaşmaya başlıyor. 18.yy.’da ingilizlerin hindistan’da ürettikleri çayları fas’ta bulunan limanlara ulaştırmaya başlamasıyla bölgede çay yavaş yavaş sosyal hayatta yerini bulmaya başlıyor. hindistan’da ingilizlerin, hindiçin’de fransızların, endonezya’da ise hollandalıların çay yetiştiriciliğini büyük ölçüde geliştirmesiyle çay artık nadir bulunan bir bitki olmaktan çıkıyor ve dünyanın birçok bölgesinde tüketimi artıyor.

o döneme kadar mağrip ülkelerinde nanenin demlenmesiyle elde edilen bir içecek günlük hayatta çokça tüketiliyordu, çayın bölgeye ulaşması ve her eve girmeye başlamasıyla nane ve yeşil çayın demlenmesiyle elde edilen yeni bir içecek ortaya çıktı ve kısa sürede bölge halkının çokça tükettiği bir tat halini aldı. bu yeni lezzet zaman içinde yavaş yavaş ta olsa kültürel bir gelenek ve ulusal bir içecek halini almaya başladı. bölgenin göçebe halkları sayesinde nane çayı tüm mağrib’e, sonrasında orta ve batı afrika’ya kadar yayıldı.

kaynak

aynı zamanda benim bir faslı'nın elinden içme şansını bulduğum çaydır. nanesi sert değildir, çok hoş bir aroma katar. eğer fırsatını bulursanız muhakkak denemeniz gereken bir lezzettir.
devamını gör...

katıldığım başlık.

takip ettiğim hiçbir yazarın tüm yazılarını oylamıyorum çünkü okuyorum. hoşuma gidenleri, emek verilenleri oyluyorum. ve takip etmediğim, o an hoşuma giden yazıları da oyluyorum. hoşuma gitmediği halde hiçbir tanımı oylamadım da. yapanlar var mı, evet var ama bu beni ya da bana yapılanı bağlamaz.

düzeltme: bazı cümleler kaldırıldı.
devamını gör...

türklerin mangal dediğine yabancılar barbekü diyor, bir farkı yok aslında... valla mangal, keyifli insanlarla birlikte yapıldığında benim açımdan gerçekten çok eğlenceli bir aktivitedir ama her şeyde sorun çıkartan insanlarla mangal yapmaksa tam bir işkence... her ikisini de tecrübe etmiş biri olarak artık kim neyi seviyorsa onlarla o aktiviteyi yapıyorum. mesela mangal seven yakın akrabalarla mangal yaptık, çok da eğlendik ama mangal sevmeyenlere de restoranda barbekü yaptırdık.. parasal açıdan bakınca pek fark yok, ikisinde de hemen hemen aynı masrafı yaptık..
devamını gör...

sağlık . yerinde olmazsa tadı olmaz dünyanın...
devamını gör...

tanrınız her neyse; jesus, allah, buda, gök tengri, just god ya da makam, mevki, güzellik, kendi benliğiniz; artık her neye tapınıyorsanız salın kardeşim başkasının tanrısını.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim