hz. muhammed'in amcasının oğlu olan sahabi. ayrıca hz. ali'nin abisidir. asıl adı, cafer bin ebu talib'dir. fakat uçan cafer anlamında cafer-i tayyar olarak anılmıştır. bunun sebebi şudur;

hz. muhammed, bizanslılarla savaşmak için bir ordu hazırlar. ordunun başında hz. zeyd vardır. hz. muhammed şöyle buyurdu:

eğer zeyd öldürülürse, ya da yaralanırsa, cafer bin ebu talib komutayı alsın, eğer olur da cafer de öldürülürse, ya da yaralanırsa, komutayı abdullah ibni ravaha alsın. eğer abdullah ibni ravaha da öldürülür ya da yaralanırsa müslümanlar kendilerine bir komutan tayin etsinler.

bu savaş, mute savaşı'dır. hristiyanlar bu savaşı bizansların, müslümanlar ise müslümanların kazandığını söyler. fakat bundan ilave müslümanlar bir nevî berabere kalmış olabileceklerini de söylerler.

bizanslar 100.000 kişiydiler. fakat modern dönemde yaşayan, 83 yaşındaki tarihçi walter kaegi bir tahmin olarak savaşta 10.000 bizanslının olduğunu söyler. müslümanlar 3.000 kişiydiler. savaş yeni başlamıştı ki hz. zeyd şehid oldu. hz. cafer hızlıca atından indi ve atını düşmanlar alıp da kullanmasın diye atının ayaklarını kesti. hemen sancağı aldı. ve şu şiiri okumaya başladı;

ne de güzeldir cennet. ona yaklaşmak hoştur, ve onun içecekleri soğuktur. bizanslılara yaklaştı azap. onlar kâfir ve soysuzdur. öyleyse, karşılaştığım zaman onlarla dövüşmek bana şart oldu.

elindeki kılıcıyla, düşmanlarla savaşıyordu. fakat bir süre sonra kendisine bir darbe isabet etti, bu darbe elini kopardı. sancağı sol eliyle tuttu. bir darbe daha geldi, bu sefer sol eli koptu. sancağı göğüs ve pazılarıyla tuttu. ve gelen üçüncü darbe, onu ikiye ayırdı.

abdullah bin ömer, defnedilmeden önce hz. cafer'in vücudunun ön tarafında 50 ya da 90'dan fazla yara gördüklerini söyler. hz. muhammed, allah'ın cafer'in kesilen iki kolu karşılığında kendisine iki kanat ihsan ettiğini ve onlarla cennette uçtuğunu buyurmuştur. işte bu sebepten hz. cafer'e "tayyâr" (uçan) ve zü'l-cenâheyn (iki kanatlı) denir.

bu kılıcın hz. cafer-i tayyar'ın kılıcı olduğu söylenir:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ilişkiler elbet biter diye ilişkiye başlamamak,diye birşey de var.
yaşattılar çok şükür,mahrum kalmadım.
devamını gör...

başka birinin fotosunu kullansa hırsız,

kendi fotosunu kullansa kendini pazarlıyo,

caps kullansa tipsiz, özgüvensiz oluyor.

yani ne yapsa yaranamayacak yazardır, o yüzden canı ne istiyorsa onu yapsındır yazarıdır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yazar haklı beyler- bayanlar. başlık sahibini oylayıp, tanımlarınızı girelim ve sessizce dağılalım. şahsen ben de daha 3 gün önce kazıklanarak yeşil mahlası almadan, renkli mahlaslı arkadaşlara içten içe kinleniyor, hasedimden geberiyordum. “ aldılarda ne oldu sanki, hıh çok da bi şey sanki” diye içime içime söyleniyordum. neyse sonra çalıştım, azmettim ben de aldım. her ne kadar mahlasım yeşil olsada ruhum fakir. beni dışlamayın lütfen.(swh)
devamını gör...

evet 70'ler'in ve 80'ler'in kılık kıyafetini bende çok beğeniyorum.biraz daha özen söz konusu.vatkalı ceket(eskiden hiç sevmezdim şimdi farklı geliyor) diz üstü yarım yırtmaç etek,hafif topuk ayakkabı ve düğme küpeler bence güzel ama tabii herkesin düşüncesi farklı olabilir moda konusunda.eskiden olsa annemin eski fotograflarına bakıp gülerdim sadece yırtık kotlarla bile ömrümü geçirebilirim diye düşünürdüm ama zevkler değişiyor zamanla.. günümüz modasında yırtık kotlarla devam ediliyor bir şekilde.onlara da laf yok bu arada bize hersey yakışıyor.
devamını gör...

alışveriş sonrası kasada kredi veya banka kartı yerine kimlik, öğrenci kimliği ne varsa vermek. hatta bir de farkında olmadan niye çekmiyor bana bakıyor havasına giriyorsunuz saniyelik, o daha da rezil. tabii uyarıldıktan sonra özür faslı, hemen yalandan kıkırdamalarla şirinlikler derken başında verilmesi gereken banka/kredi kartı sonunda kasadaki kişiye uzatılır.
devamını gör...

allahın bir lütfudur. hiç bir kar tanesi birbirine benzemediği gibi hiç bir insan da birbirine benzemez.*
devamını gör...

esasen tam olarak aydinlanmamis bir konudur. darwin'den tutun gunumuzun bilim insanlarina kadar bircok kisi tarafindan sorgulanmis ve bir sonuca varilamamistir. ama meseleyle alakali sayisiz kuram ortaya atilmistir.

kuram 1: beynin evrimi buyuk olasilikla asama asama meydana gelmistir. sureci baslatan en buyuk olay iklim degisiklikleri olabilir. iklim degistikce (havalarin sogumasi, ormanlarin cekilmesi, kuraklik) atalarimizi savunmasiz birakip, daha kolay yiyecek avlayacaklari alanlara cikmalarina neden olmasi hayli yuksek bir ihtimaldir. bu yeni yasayis zorunlulugu da onlari iki ayak uzerinde durmalarina akabinde av icin keskin aletler yapmalarina olanak sagladi. bu da zekanin gelismesine dolayli yoldan etki etti. hatta bu kuramla ilgili soyle soylenir; eski insanlar sadece aletleri yaratmakla kalmadi, ayni zamanda aletlerde insanlari yaratti...

kuram 2: bu kuram daha cok insanoglunun sosyal ve kollektif yasayis tarziyla baglanti kurmaktadir. insanlar avlanma, cifcilik, savas vb. nedenlerden oturu toplu halde ekip olarak yasamaktaydi. bu gruplar maymunlardan cok daha kalabalikti. bu da her alanda onlari daha avantajli konuma sokmaktaydi. birbirinden farkli olan bireylerin etkilesim icinde bulunmalari zekalarinin gelismesine olanak sagladi. bir grup kesimce desteklenen bu kurama makyavelist zeka kuramı denir...

kuram 3: bu kurama gore ise disilerin zeki erkekleri es olarak secmesi insan zekasini o zamandan bu zamana kadar gelistirdigi yonunde. o donemlerde disil bireyler, fiziksel kapasitelerinden oturu, hayati ihtiyaclarini karsilamakta erkeklerden daha cok zorlandigini, bu yuzden "alfa" olarak bilinen lider vasifli, daha stratejik dusunen, zekasiyla avlanacak canlilari alt edebilen, daha zeki erkeklere yani cinsel seçilime yoneldigi, bu da genetiksel olarak gelismeye ittigi one surulmektedir.

kuram 4: sonradan kazanilan dilin gelismesi zekanin gelismesini ivmelendirmis olabilir. dilin ortaya cikmasi, soyut dusunmeyi, plan yapmayi, organize olmayi bircok benzeri ozelligi de insana dolayli yoldan kazandirmasi mumkundur. tabii ki bu faktor de beyin gelisimini desteklemistir.

gunumuzce en fazla desteklenen kuramlar bunlar. mesele zekanin evrimlesmesiyse eger, akla su soruda gelebilir. insan zekasi daha ne kadar gelisebilir? bilim insanlarinin bu konudaki gorusleri su yonde; gunumuz itibariyla insanin anatomik yapisi ve zekasinin degisimi artik durma noktasinda. baslica neden olarakta;
- ayaklari uzerinde duran bir tur olmamiz,
-gerceklesmis evrimsel baskilarin ortadan kalmasi, rahat kosullarda yasiyor olmamiz,
- ve de disi bedeninde dogum kanalindan gececek kafa ve beden capinin sınırlı olmasi,

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


ozellikle insan beyninin gelismesi icin on kosul, beyin yapisinin buyumesidir. su anki beyin yapimizdan buyuk beyinle noronlarin uzunlugu artabilir. buradaki asil mesele beynin enerji ihtiyacinin da dolayli yoldan artmasidir. beynin enerji kullanimi artikca vucut isisi da aratacaktir. bu da dokularimizda ciddi hasara hatta olume neden olabilecek boyutlara gelinmesine neden olabilir. bununla beraber noronlarin incelmesi yada kalinlasmasi gorulebilir. noronlarin incelmesi durumunda hatali refleksler olusabilir. kalinlasmasi durumunda ise sinyallerin hedeflere ulasmasi uzar, beyin yavas gelisir, ogrenme sureci zorlasir. lafin kisasi su anki beyin yapimizdan daha buyuk bir beyin boyutu insan icin zaralidir. bu da gelisiminin onunde bir engel teskil etmektedir, yani lafin kisasi insan anatomisinin evrimi sona erdi denilebilir evet...
devamını gör...

sakin ve eğlenceli bir şarkı gibi görünse de en zor soruları soran şarkılardan biridir. aklıma engelli bir çocuğun ailesine beni kabullenebilecek misiniz minvalinde sordugu soruları getirir.
benimle oynar mısın? bülent ortaçgil

su olsam, ateş olsam
göklerdeki güneş olsam
konuşmasam taş olsam
yine de oynar mısın benimle?

sus olsam, kusur olsam
ağızdaki küfür olsam
doğuştan esir olsam
yine de oynar mısın benimle?

sayılmasam kaç olsam
toprakdaki güç olsam
aptal gibi suç olsam
yine de oynar mısın benimle?
benimle oynar mısın?
benimle oynar mısın?

su olsam, ateş olsam
göklerdeki güneş olsam
konuşmasam taş olsam
yine de oynar mısın benimle?
benimle oynar mısın?
benimle oynar mısın?



buradan
devamını gör...

gta şifreleridir.
devamını gör...

zekât olarak verebileceğim bir puan.
devamını gör...

"ne varsa onda var" anlamına gelen ve nesir halinde yazılan bu eser mevlana'nın sohbetlerini içeriyor. altısı arapça geriye kalan 72 parçası ise farsçadan oluşmaktadır. bu sohbetler mevlana'nın ölümünden sonra oğlu sultan veled tarafından derlenmiştir. aynı zamanda bu eserde mevlana'nın diğer eserlerinden de izlere rastlamak mümkün aynı şekilde babasının maarif'inden de izlere rastlanması muhtemeldir.
devamını gör...

bolca düşünmece. bir çıkar yol bulamama, başa sarıp yine düşünmece. oturup bunu dertlerinin üzerine eklemece..
devamını gör...

nickini ilk gördüğümde bir anlık kendim sandığım ama tanımı okuyunca ben olmadığımı fark ettiğim yazar.

ayrıca nick seçimini çok başarılı buldum şahsen.*
devamını gör...

sen birazdan her işi halledeceksin
az daha oyalan.
devamını gör...

yapılışını gözleme şansınız olduğu hamur işi.
devamını gör...

hayatta kalmak.
devamını gör...

zamanında

'akp pkk'dan daha tehlikelidir'' ve ''erdoğan'dan hesap sormazsam namussuzum''
da demiş olan bir devlet bahçeli yorumu.
maskeli balo şarkısı eşliğinde dinleyiniz...

buradan
devamını gör...

eskisi gibi olmadığım bir arkadaşımın bir olay çıkartıp bana küsmesini bekliyorum. artık konuşmak için açtığı konular o kadar bayat geliyor ki, sanki ayıp olmasın diye mesaj atıyor, konuşuyormuş hissiyatı veriyor. konuşuyor da denemez, konuşmuş gibi yapıyor işin doğrusu. neden bilmiyorum bir anda aramızdaki yakınlığı olabildiğine uzaklaştırması canımı yakıyor. geçenlerde bu soğukluğun geçmesi amacıyla onu bir yere davet ettiğimde gelmemek için yalan söylemesi kadar gücüme giden bir şey olmamıştı dostluğumuzda. onun hakkında bir çok şeyi biliyorum, çünkü yakın bir arkadaşıydım. bir şey yapmak istemediği vakitlerde hep aynı yalanı söyledi mesela şimdiye kadar. oysa istemediğini o gün açıkça söylese üzülmezdim bile. belki de eskisi kadar ilgisini çekmiyorumdur ya da onu eğlendirmiyorumdur. bilemiyorum. yazarken farkettim de sanki eğlenceli biri gibi gözükmezsem arkadaş edinemeyeceğimi düşünerek hareket ediyormuşum. ki böyle olmayınca edinemiyorum da. sorun galiba benim o kadar da eğlenceli birisi olmadığımı, onun sıkıcı diye nitelendirdiği şeyleri yaparken keyif aldığımı fark etmesidir. bilemiyorum. isteğim eğer olacaksa ya eskisi gibi olmamız ya da aradaki garip arkadaşlık ilişkisinin tamamen bitmesi, böyle sahiden iyi hissettirmiyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim