oku iş bul evlen çocuk yap öl
çoğu insanın hayatının özeti. türk insanının hariç. türk insanı için oku iş bulama olarak düzeltilmesi lazım.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
devamını gör...
klasik anne sözleri
annenin sözünü dinlemezsen böyle olur.
devamını gör...
tesettürden çıkma isteğinden ötürü aileden baskı görmek
bu konuda şanslı olanlardan oldum şükür ki. hatta sanırım başımı açınca babam içten içe sevindi de. şapşik. akrabalar ve arkadaşlar beni tekfir filan ettiler tabi o ayrı. başım kapalıyken onlar gibi seksi pozlar vermediğim için başımı açınca dinden çıkmış oldum lol.
ek olarak bu konuda bi de şöyle bi durum var bendeki gibi; sadece aile baskısıyla baş örtme durumu yanlış değil şu da yanlış ki erken yaşta baş örtmek. buna ailenin pek müsaade etmemesi gerekiyor. özenmek vs ortamdan dolayı derken çocuk yaşta takılıyor başörtüsü. aile baskı kurduğu için vs. değil. sonra yıllarca kalıyor üzerinde. o yüzden çevremizdeki küçük kız çocuklarına müsaade etmemeliyiz. evet müsaade çünkü onlar çocuklar. en azından orta halli bi yönlendirme yapılmalı. 20’li yaşlara kadar kişinin düşünce yapısı bile oturmuyor nerdeyse çünkü.
ek olarak bu konuda bi de şöyle bi durum var bendeki gibi; sadece aile baskısıyla baş örtme durumu yanlış değil şu da yanlış ki erken yaşta baş örtmek. buna ailenin pek müsaade etmemesi gerekiyor. özenmek vs ortamdan dolayı derken çocuk yaşta takılıyor başörtüsü. aile baskı kurduğu için vs. değil. sonra yıllarca kalıyor üzerinde. o yüzden çevremizdeki küçük kız çocuklarına müsaade etmemeliyiz. evet müsaade çünkü onlar çocuklar. en azından orta halli bi yönlendirme yapılmalı. 20’li yaşlara kadar kişinin düşünce yapısı bile oturmuyor nerdeyse çünkü.
devamını gör...
kabak tatlısı
balkabağı ile yapılan tatlıdır. genelde üstüne tahin ve dövülmüş fındık kullanılır. sevdiğim bir tatlıdır, güzel yapılırsa yerim.
devamını gör...
yediğinin içtiğinin fotoğrafını çekip paylaşan insanlar
karşı çıkmadığım, zaman zaman da savunduğum hede. sebebi aslında basit, yemek fotoğrafı paylaşmanın görgüsüzlüğü hep "o yemeği yiyemeyen, aç insana kendisini kötü hissettirmeme" hassasiyetinden kaynaklanıyor. toplumda herkesin her yemeğe ulaşamıyor olduğu gerçeğini bu gerçeği olabildiğince gizleyerek, özünde aç ve yoksun olanın aslında o kadar aç yoksun olmadığına ikna çabası.
aç ve yoksun kişi mahrum kaldığı güzellikleri görmediğinden aslında konumunun ne kadar yoksun, sosyal hiyerarşide ne kadar geride olduğunun farkında olmuyor. çünkü etrafındaki herkes "abi biz de bi'şey yemiyoruz zaten merak etme" modunda stealth olarak takılıyor. gördüğü kadarı da onun bu eşitsizliğe sesini çıkarması için yeterli olmuyor, aç ve yoksulluğun sona ermesine de yaramıyor.
tam tersine herkes yemek fotoğrafı paylaşsa, herkesin sahip olduğu imkanlar herkes tarafından bilinse, hatta bunu yapmaya zorunlu olsalar, bunlardan mahrum olan insanların tepesi atar. "yeter lan yediğiniz içtiğiniz, hep güzel şeyler size niye bize yok? bizim suçumuz ne!?" diye sokaklara dökülürler.
biz bugüne kadar ''erdem ve ahlak'' kisvesi altında hep aslında göreceli olarak ayrıcalıklı kesime en az sıkıntı çıkaracak olan konforlu bir düzeneği sürdürüyoruz. anayasanda "sosyal devlet" diye geçiyorsun ama "aman ona toplumun ne kadar alt tabakasında olduğunu çok hissettirme" diyorsun. aman abi tadımız kaçmasın. sen yine portakallı pekin ördeğini ye ama bunu yaparken aç adama sistemin onu nasıl görmezden geldiğini hissettirme.
devlet burada bu temel eşitsizliği oluşturan ekonomik ve siyasi stratejilerin sahibi olarak sorumluluğu üstünden atmak için yine toplumu üstünüze sürecektir: "yemeğinin fotoğrafını paylaşıyorsan yemeğini de paylaş, iki fakiri de sen doyur" diyecektir. kendisi demez de topluma bunu dedirtir. oysa sen zaten o hesabı ödemek için harcadığın gelirinden de, üstüne hesabın kdv'sinden de sürekli olarak devletin topluca tutarlı ve iyi planlamayla doyurabileceği milyonlarca aç insanın parasını ödüyorsun. hepimiz ödüyoruz. sosyal devlette verginin temel amacı da budur, eşitsizliğin olumsuz etkilerini yok etmektir. halbuki bizde hükûmet, bu geliri seçimde varlığının devamlılığını sağlayacak unsurlara harcar. mesela duble yol yapar, köprü falan yapar. yemek vermez. verse de yeterince vermez.
seçmen de oyunu açları doyurmayı vaadedene değil de duble yol yapana verir. bu tercihiyle aslında kendi ahlakının sahteliğini de tescil eder. seçim sonrası da "aman abi olan var olmayan var bu yemek fotoğrafları olmuyor" der. aman diyim üçüncü boğaz köprüsünü, yeni havalimanını o adamın boğazından çaldıklarımızla yaptığımıza uyanır muyanır (!)
yemek fotoğraflarınızı paylaşın. en ağız sulandıracak instagram filtreleriyle, en lüks ışıklar altında, toplumun uçurumlarını en iyi veren kontrast ayarıyla.
aç ve yoksun kişi mahrum kaldığı güzellikleri görmediğinden aslında konumunun ne kadar yoksun, sosyal hiyerarşide ne kadar geride olduğunun farkında olmuyor. çünkü etrafındaki herkes "abi biz de bi'şey yemiyoruz zaten merak etme" modunda stealth olarak takılıyor. gördüğü kadarı da onun bu eşitsizliğe sesini çıkarması için yeterli olmuyor, aç ve yoksulluğun sona ermesine de yaramıyor.
tam tersine herkes yemek fotoğrafı paylaşsa, herkesin sahip olduğu imkanlar herkes tarafından bilinse, hatta bunu yapmaya zorunlu olsalar, bunlardan mahrum olan insanların tepesi atar. "yeter lan yediğiniz içtiğiniz, hep güzel şeyler size niye bize yok? bizim suçumuz ne!?" diye sokaklara dökülürler.
biz bugüne kadar ''erdem ve ahlak'' kisvesi altında hep aslında göreceli olarak ayrıcalıklı kesime en az sıkıntı çıkaracak olan konforlu bir düzeneği sürdürüyoruz. anayasanda "sosyal devlet" diye geçiyorsun ama "aman ona toplumun ne kadar alt tabakasında olduğunu çok hissettirme" diyorsun. aman abi tadımız kaçmasın. sen yine portakallı pekin ördeğini ye ama bunu yaparken aç adama sistemin onu nasıl görmezden geldiğini hissettirme.
devlet burada bu temel eşitsizliği oluşturan ekonomik ve siyasi stratejilerin sahibi olarak sorumluluğu üstünden atmak için yine toplumu üstünüze sürecektir: "yemeğinin fotoğrafını paylaşıyorsan yemeğini de paylaş, iki fakiri de sen doyur" diyecektir. kendisi demez de topluma bunu dedirtir. oysa sen zaten o hesabı ödemek için harcadığın gelirinden de, üstüne hesabın kdv'sinden de sürekli olarak devletin topluca tutarlı ve iyi planlamayla doyurabileceği milyonlarca aç insanın parasını ödüyorsun. hepimiz ödüyoruz. sosyal devlette verginin temel amacı da budur, eşitsizliğin olumsuz etkilerini yok etmektir. halbuki bizde hükûmet, bu geliri seçimde varlığının devamlılığını sağlayacak unsurlara harcar. mesela duble yol yapar, köprü falan yapar. yemek vermez. verse de yeterince vermez.
seçmen de oyunu açları doyurmayı vaadedene değil de duble yol yapana verir. bu tercihiyle aslında kendi ahlakının sahteliğini de tescil eder. seçim sonrası da "aman abi olan var olmayan var bu yemek fotoğrafları olmuyor" der. aman diyim üçüncü boğaz köprüsünü, yeni havalimanını o adamın boğazından çaldıklarımızla yaptığımıza uyanır muyanır (!)
yemek fotoğraflarınızı paylaşın. en ağız sulandıracak instagram filtreleriyle, en lüks ışıklar altında, toplumun uçurumlarını en iyi veren kontrast ayarıyla.
devamını gör...
alternatif prezervatif sloganları
çoğalma, haz al.
devamını gör...
sıradan biri olmak
farklı ve özel hissettiğim anlar çok oldu, öyleyim sandım kaptırdım gittim...
şimdiyse sıradan olmak istiyorum hatta farkedilmemek.
şimdiyse sıradan olmak istiyorum hatta farkedilmemek.
devamını gör...
koklayınca geçmişi hatırlatan kokular
tütün kolonyası, finger bisküvi, kireç kokusu.
devamını gör...
tavsiye alacak kimseyi bulamamak
an itibariyle yaşadığım durumdur. yok mu bir akıl hocası.
devamını gör...
mesajlaşılan kişinin konuşurken tutukluk yapması
imalat veya mühendislik hatası olabilir.
garanti belgesi ve faturası ile aldığınız yere başvuru yaparsanız genelde çözüm bulunuyor..
garanti belgesi ve faturası ile aldığınız yere başvuru yaparsanız genelde çözüm bulunuyor..
devamını gör...
herkesin sevdiği sizin sevmediğiniz şey
kokoreç.
devamını gör...
şahsiyet
izlediğim en kaliteli yapımlardan biri. ayrıca şahsiyete benzer bir mini dizi arayanlara yine haluk bilginer'in başrol oynadığı masum'u öneririm.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
sanmayın söndü hıyari tükendi
beklediği biri vardı ona kinlendi
hadi çık gel bu gece hanımefendi
sözlük bir görsün kimmiş efendi?
beklediği biri vardı ona kinlendi
hadi çık gel bu gece hanımefendi
sözlük bir görsün kimmiş efendi?
devamını gör...
mabel matiz
dm'den yürüdüğüm adam *
devamını gör...
zevk için sevişmek haramdır
şey... ben çayı da zevk aldığım için içiyorum da; o da haram oluyor mu acaba? zira, siz de çayı zorunluluktan değil de; lezzetli bir içecek olduğundan ötürü içiyorsunuzdur, değil mi?
diye bir soru sormak istediğim, yobazın telaffuz ettiği cümle.
diye bir soru sormak istediğim, yobazın telaffuz ettiği cümle.
devamını gör...
ölen kişinin ardında bıraktığı yürek burkan şeyler
"biri ölür üzülmezsiniz, sonra sandalyeye asılı hırkasını görürsünüz o hırkanın duruşu kalbinize oturur."
nuri bilge ceylan'ın bu sözü aklıma geldi.
gerçekten de bu böyledir. sakin kafayla eve girdiğinizde daha kapıyı anahtar ile açmaya çalıştığınız o ilk anda anlarsınız bir şeylerin eksik olduğunu, bir şeylerin yarım kaldığını. ne olduğu önemsiz, gözünüze ilişen ona ait her şey onu hatırlatır.
yukarıda geçen hırkanın artık sahipsiz kalması ve öylece ortada durması ise daha derin bir acıdır.
nuri bilge ceylan'ın bu sözü aklıma geldi.
gerçekten de bu böyledir. sakin kafayla eve girdiğinizde daha kapıyı anahtar ile açmaya çalıştığınız o ilk anda anlarsınız bir şeylerin eksik olduğunu, bir şeylerin yarım kaldığını. ne olduğu önemsiz, gözünüze ilişen ona ait her şey onu hatırlatır.
yukarıda geçen hırkanın artık sahipsiz kalması ve öylece ortada durması ise daha derin bir acıdır.
devamını gör...
fotoğrafların altında anlamlı söz yazmaya çalışmak
alın size fotoğraf

sözü de döşeyelim; kaplumbağalar da uçar...
nefis oldu. görev tamam! * bir başka anlam arayışında buluşmak dileğiyle hoş kalınız...
dibine kaynak: fotoğrafı çeken fotoğrafçının adı pat carosone. fotoğraf 2011 yılında çekilmiş.

sözü de döşeyelim; kaplumbağalar da uçar...
nefis oldu. görev tamam! * bir başka anlam arayışında buluşmak dileğiyle hoş kalınız...
dibine kaynak: fotoğrafı çeken fotoğrafçının adı pat carosone. fotoğraf 2011 yılında çekilmiş.
devamını gör...
sivas’ta 500 tl’lik yardım kuyruğu
sivas belediyesi sosyal yardımlaşma derneği’nin 500 tl tutarındaki yakacak yardımı çağrısına koşan binlerce yurttaşın oluşturduğu “varlık” kuyruğudur. ihtiyaç sahipleri virüs riskini de alarak bu soğuk kış günlerinde evlerine bir parça odun parası alabilmek için maalesef sıralarda bekliyor. işin garip kısmı böyle bir olayı yandaş basın ve tuvalet kağıdı akit bile haberleştirmiş.buradan
devamını gör...
romeo ve juliet
william shakespeare'in gençlik yıllarında kaleme aldığı bir oyundur.
bu oyun için çoğunluktan farklı bir düşünceyi benimsemeye başladım sanırım. herkes romeo ve juliet'in hikayesinin ilk görüşte aşk olduğunu düşünür. öyle ki birbirleri için ölen, diğerinin nefesinin içinde bulunmadığı bir havayı içine çekmeye değer görmeyen iki aşık... peki, ya hikaye aslında bu kadar trajik değilse ya shakespeare sadece aşkla dalga geçiyorsa? kitabın başında ana karakterlerimizden biri olan romeo, rosaline adlı bir kadına kafayı taktığını dile getiriyor. ancak yakın bir zamanda, capuletlerin evinde olan bir maskeli baloda juliet'le tanışıp ona sırılsıklam aşık oluyor. aşk dediğimiz kavram bu kadar basit mi? dün aşkından kederlendiğin bir kadını unutmak ve bir anda tarihe adını yazdıracak bir hikayeye dönüşmek bu kadar kolay mı? hiç sanmıyorum. gerçi "yarayla alay edermiş yaralanmamış olan." belki bu yüzdendir yazarı ve milyarlarca insanı anlamıyor olmam.
bu oyun için çoğunluktan farklı bir düşünceyi benimsemeye başladım sanırım. herkes romeo ve juliet'in hikayesinin ilk görüşte aşk olduğunu düşünür. öyle ki birbirleri için ölen, diğerinin nefesinin içinde bulunmadığı bir havayı içine çekmeye değer görmeyen iki aşık... peki, ya hikaye aslında bu kadar trajik değilse ya shakespeare sadece aşkla dalga geçiyorsa? kitabın başında ana karakterlerimizden biri olan romeo, rosaline adlı bir kadına kafayı taktığını dile getiriyor. ancak yakın bir zamanda, capuletlerin evinde olan bir maskeli baloda juliet'le tanışıp ona sırılsıklam aşık oluyor. aşk dediğimiz kavram bu kadar basit mi? dün aşkından kederlendiğin bir kadını unutmak ve bir anda tarihe adını yazdıracak bir hikayeye dönüşmek bu kadar kolay mı? hiç sanmıyorum. gerçi "yarayla alay edermiş yaralanmamış olan." belki bu yüzdendir yazarı ve milyarlarca insanı anlamıyor olmam.
devamını gör...