kendisi çok sevdiğim türk kahvesinden sonra, en sevdiğim ikinci kahvedir. bu denli sabırlı ve ponçik bir kişiliğe moderatörlük teklifini götüren her kimse kendisini tebrik ediyorum. şeker gibi bir şey yahu. birçok moderatörümüzü darlıyorum ama en çok kendisini darlamaktan keyif alıyorum doğrusu. sağ ol var ol emii.
devamını gör...

bazen kelimeler öyle bir yağmur gibi yağıyor ki zihnime,kendimi unutup unutup yeniden hatırlıyorum anılarda, seslerde.
bir başkasının yalnızlığında ya da çaresizliğinde bulup kendimi,didik didik edip dünyayı,sözcükleri sökercesine çıkarmak, çıktıklarında verecekleri acıları duyumsamak istiyorum.
insanın içi,hava kapalıyken kararmaz yalnız:güneş arsızca sırıttığında bir yaz günü ya da her yer çiçeklerle bezeli olduğunda bile,o çiçeklerin köklerinde bulunan siyahı görür.kökleri kemiren böcekleri,güneşten ödü patlayan solucanları görür.
yalnızlığında kalmak hem garip bir haz verip içi içine sığmazken,öte yandan bir ağrı yüreğin ta derinlerine saplanıverir.
kabuğundan kaçıp kurtulmanın,sessiz bir mağaraya sığınmanın çare olacağını sanır.ama,ne yerin dibi ne de bir dağın tepesi onu kabul eder;çünkü gittiği her yere kendini de götürmektedir.
devamını gör...

ismi en dirençli insanı bile zedeleyen illet.bazen yakalandım mı diye düşünsem de farklı bir şey çıkıyor.yarın bugün başıma gelirse de pek şaşırmam.elbette herkesten uzak olsun temennim ama günümüz koşullarında ne mümkün.
devamını gör...

henüz okunmamış onca kitabin varken tekrar kitap almak.
devamını gör...

şokopoptaki her olay.
devamını gör...

köyde olduğum durumdur. oturduğum yer şehrin merkezine 40 dakika mesefadedir. hayvanlarla geçim sağlanır. çoğu hane akrabamızdır. herkes birbirine yardım eder. erken kalkılır işler bitirilir. belli saatlerde ağaç diplerinde veya yüksek bir yerde toplanılır ve saatlerce sohbet edilir. bu sohbetlerden çoğu eskiye yönelik olup birbirleriyle alay etme şeklidir. bu saatler en sevdiğim saatlerdir hep ilgiyle dinlerim.
devamını gör...

inanmayacaksınız ama yardıma ihtiyacı olan insanlara ve hayvanlara yardım ederdim. benim ihtiyacım yok şu anlık paraya. gözümü doyuramadığım kıyafet ve kitaptan başka ihtiyacım yok. ama bazı insanların yiyecek yemekleri yok, giyecek kıyafetleri yok. 2021 yılındayız ama hâlâ suya ulaşamayan insanlar var. sağlık sorunları olan ama parası olmadığı için tedavi olamayan insanlar var. bir oyuncağı bile olmayan çocuklar var. ki hepimiz biliriz oyuncak ne kadar kıymetlidir bir çocuk için. bir babanın eve giderken çocuklarına çikolata götürebilmesini isterdim. dışarıda bir sürü yaralı ya da aç hayvan var. elimden gelse hepsine yardım etmek isterdim.
devamını gör...

çok dikkat edilmesi gerekir. bilgi içeren, yorumlarınızı kattığınız donanımlı ve açıklayıcı bir tanım girmelisiniz. ilk tanım önemlidir. bu konuyla ilişkili diğer başlıkları okumanız gerekir. bilgi edinmek gerekir. bu yüzden başlık açma fobisi oluştu bende. donanımlı olduğum konularda, zamanımı ayırabileceğim bir zamanda başlık açmayı tercih ederim. işin özü başlık açmış olmak için açmayınız.
devamını gör...

praglı yazar franz kafka’nın anlatım tarzından ve öykü ve romanlarında yarattığı kahramanlar, olay örgüsü ve atmosferden hareketle türetilen bir yazım tarzıdır.

romanlarından ve öykülerinden hareketle anlaşılmaya çalışılırsa daha doyurucu bir anlam çıkartılabilir. ancak kafka’nın hayatını ve karakterini bilmek de çok yardımcı olacaktır.

kafkaesk yapıtlar karanlık olmaktan çok gridir aslında. yıllar önce kafka ile tanışmama vesile olan ve usta çevirmen kamuran şipal tarafından çevirisi yapılan cem yayınlarından çıkan kafka serisinin kapaklarının gri olması belki de bu yüzdendir. bir türlü içinden çıkılmayan karanlığa vuran cılız ve faydasız bir ışık vardır her zaman eserlerde. belki hiçbir işe yaramaz ama oradadır. ayrıca atmosfer hep sisli ve puslu bir duygu uyandırır okuyanda.

bu gri atmosferi kayıp (amerika) romanında hissediyoruz bolca. gemi ile amerika’ya gitmekte olan karl rossmann’ın gemi güvertesinde düşünürken bile bir türlü tam bir aydınlıkta ya da karanlıkta kalmadığını fark eder okuyan.

işçi ve kaza sigortasında çalıştığı dönemlerde sürekli bir evrak yükü ile uğraşmaktan nefret eden kafka bunu o kadar dile getirmiştir ki yanlış hatırlamıyorsam eğer belçika çalışma bakanlığının önünde içerideki bürokratik işlemlerin ne kadar azaltıldığını gösteren bir kafka endeksi vardır.

kafkaesk sadece edebiyata değil hayatın her yanına nüfuz etmiş olur böylelikle.

kafka’nın dev romanları dava ve şato’da kafkaesk tarzın bürokrasi ile olan kavgasını çok açık bir şekilde görüyoruz. şatoda bir kadastrocu olan k. şatoya ulaşmak için işe girer ama bürokratik engeller onu şatodan her zaman uzak tutar. davada ise josef k. suçunu bilmese de yargılanmak için kendi ayakları ile gider mahkemeye ve derdini anlatacak birini bulana kadar binanın labirentinde kaybolur. poseidon isimli öyküde ise denizler tanrısı evrak işine o kadar boğulur ki denizle bir türlü ilgilenemez.

kafkaesk tarz aynı zamanda hayata karşı başlamadan kaybedilmiş bir savaşta boşu boşuna mücadele etmeyi de anlatır. kafka’nın da dediği gibi hayata karşı savaşımızda hayatın yanında olmamız gerekir. çünkü bu savaş çoktan kaybedildi. akbaba öyküsünde bir bacağı bir akbaba tarafından kemirilmekte olan adamın buna sessizce boyun eğdiğini görürüz. direnme fikri aklına geldiği an ise her şey alt üst olur.

kafkaesk aynı zamanda anlaşılamayan ya da yanlış anlaşılan, dışlanan, toplumdan soyutlanan insanları da anlatır. farklı ya da tuhaf olmak reddedilmek için haklı bir gerekçedir. kafka’nın en ünlü eseri olan dönüşüm’de korkulu rüyalardan uyanan gregor samsa kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak bulunca çevresinde kimseyi göremez. ve ilk günahın simgesi olan elma samsa’nın sonu olur. açlık sanatçısı öyküsünde ise bir kafes içinde günlerce aç kalışını sergileyen sanatçı git gide yalnızlaşır ve sanatı dikkat çekmemeye başlar, halbuki onun aç kalmasının nedeni çok farklıdır ama bir türlü anlaşılmaz izleyenler tarafından.

son olarak da kafkaesk nazilerin gelişini öngörmüş bir tarz olarak polis devletlerine karşı olan ve onların acımasızlığını anlatan bir anlatım türüdür. cezalılar kolonisi isimli öyküde kafka’nın gri zihninin ürünü olan makine, suçluların suçlarını sırtlarına iğne ile kazıyarak yazar ve suçlular kan kaybından ölene kadar bu işkence devam eder.

kafkaesk ile ilgili yazacak, anlatacak daha çok şey olabilir ama büyük ihtimalle buraya kadar kimse okumadığı için artık burada keseceğim.

kafkaesk ya her şeydir ya da hiçbir şey ama kuş aramaya çıkan bir kafes kadar anlamsız ve korkutucu, yerden biraz yükseğe asılmış bir ipe benzeyen gerçek kadar da sert, acımasız ve kaçınılmazdır.
devamını gör...

bir miktar kırgınım.
devamını gör...

gökhan semiz'in anısına bir şarkıları vardır. onun vefatı sonrası zaten grup ruhen dağılmıştır.

bizim de yüreğimizin sol kapağı burkuldu...

devamını gör...

şimdi bu adam sağda solda gençlik bitmiş diye de konuşuyordur. gözü kör olasıca.
devamını gör...

kendisini takip eder, yorumlarını her daim beğeniriz.
devamını gör...

ünlü düşünür euripides'e göre bir kişinin düşüncelerini açıklayamaması köleliktir.
devamını gör...

beyin fetişi.

gerçi artık yok*
devamını gör...

araplara çöl faresi diyende bunu eleştirende kaç arap ülkesine gitmiş. ülkedeki suriyeliler ve tarih kitspları dışında ne kadar biliyorlar oraları ve insanlarını.
özellikle arsbistana hiç yolunuz düşmeden, oraya gidip suud hatta arap olmayanların vr hatta arabistan arabı olmayanları nasıl köle olarak kullanıldığını görmeden, kabe üzerinden gelen paraların nerelere harcandığından, petrolden gelen paranın nasıl harcandığını bilmeden, ülkenin yönetim biçimi olan şeriatın sadece gelen yabancılara yada üçüncğ dğnya ülkesinden çalışnaya gelen garibana uygulandığını bilmeden, nasıl karaktersiz, aşağılık ve şerefsiz olduklarını anlamadan, amerika ve ingilizin götünü yalamaktan nasıl zevk aldıklarını görmeden, türk olduğunuzu öğrendiklerinde bakışlarının değişmesiyle birlikte ne zorluklar çıkardıklarını yaşamadan karar vermeyin.

bunları hepsini görüp yaşamış biri olarak genel olarak araplara laf söylemek bence de ırkçılıktır. ürdün, lübnan arapları, bizdeki hatay ve mersin arapları gibi çok düzgün araplarda tanıdım.

ve evet araplara genel anlamda hakaret etmek özellikle arapları genel olarak tekdüze görmek hepsini birbirine benzetmek gibi bir hataya düşüyoruz.

arabistan özellikle suud kökenliler ve kuveyt arapları için söylenecek her söz asla bir ırkçılık değildir.
devamını gör...

evvettt. şu an güzellik yarışmasında finale kaldığımı hayal ediyorum. mikrofon uzatıp bu soruyu soruyorlar bana.heyecandan titreyen sesimle şu klişe cevabı veriyorum.. savaşları,adaletsiz düzeni..
şimdi sizi bu hayalimden çıkartıp başka bir hikaye'ye gönderiyorum.. taş devrindeyiz. iç güdüsel olarak henüz medeniyeti görmediğimiz için saçma sapan şeyler yapıyoruz. neden saçma olsun ki? insanoğlu işte sadece kendini iyi görüyor. belki şu an'da da öyle şeyler yapıyoruzdur. bakın bu hikaye için de sonuç önyargı çıktı..
soruya nereden bakarsam bakayım tek bir cevap veremiyorum. hikayesiz şu an ki hissiyatımla söylüyorum:

kötü insanları değiştirirdim... aklıma milyon tane gelen dileklerden biri.

edit: bu sonuçta tatmin etmedi beni bencilliğim devreye geçti..* kendimi sevmediğim özelliklerimi değiştirirdim.
devamını gör...

al sen püskevit ye demiş resmen.

canımsın white wolf.
devamını gör...

nedense kuran'da her şey açık seçikken, hac suresi 16. ayet muhammet kitapta ala al, mora mor demişken, hep yanlış anlaşılıyor bu ayetler. "allah orada onu demek istememiş"miş! neden allah bir şeyler dikte ederken dolambaçlı yollar seçiyor? domuz etinde böyle dolambaçlı yollar yok ama. al benden de bir tefsir. bakara suresi 173. ayet "kuran'da domuz denmiş ama bugün bildiğimiz domuzu kastedilmemiş. o domuz mekke'de yetişen zararlı bir domuzmuş"

valla kuran'ı dini en iyi ışid biliyor gardaş. ne yapak ona tabi olak mı? hem islamda açık seçik bir haram-helal kavramı bile yok. kimisinin abdestini kan bozar, kimisininkini namahrem birinin dokunması. kimine ahtapot, midye haramken, kimine değil.

güzel kardeşim, biz ateist olurken bilmediğimiz şeye ateist olmadık. bazılarımız islamı en dibine kadar yaşadık. mesela turan dursun... sen onun bildiği kadar ilim biliyor musun?

"aga boş ver soru sorma, kaybolur gidersin" yüzünden müslümanların sakalı boktan çıkmıyor. teyzemi s.kebilir miyim? emmoğluma nikah düşer mi? g.te kaçan nohut oruç bozar mı?... islam binbeşyüz yıldır bu daireden çıkamıyor. koca koca kelli felli adamlar baş başa verip "g.te kaçan nohut ıslaksa oruç bozar, az nemliyse mekruhtur" gibi salak saçma şeylere kafa yoruyor.

bakın avrupaya; adamlar dini kovduklarında yükselmeye başladılar.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim