en nefret ettiğim insan tipidir. mutlaka ve mutlaka uzak durulması gerekir.
devamını gör...

başlığı açan yazara katılıyorum. kendini seven sevgi saçar. böylece özlem giderilir*.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
edit:
sevmekse doğuştan yetimiz. sevmek basit, güzel, bebek gibi... umarım bu konuda kimse zorlanmaz*.
devamını gör...

sadece psikolojik değil her türlü şiddeti normalleştiriyorlar. maalesef bu baskıcı zihniyet yüzünden hayalimizdeki* hayatı ya gizli saklı yaşıyoruz ya da aileden bağları kopararak. özellikle de bir kadınsanız en modern ailede bile illa baskı var. dilerim yeni nesil anne-baba olduğunda bu zinciri kırar da çocuklarına eziyet etmez.
devamını gör...

ben doğdum.*
devamını gör...

bilinmezliğe yolculuktur.
devamını gör...

çok sevgili yazarımız ve usta ressamımız pablo mellisho ile uzun görüşmelerimiz sonucu gartic phone etkinliği düzenleme kararı aldık. yine aynı günde ve aynı saatte, yani cumartesi günü 22:00'da gerçekleşecek olan bu etkinliğe katılmak için "ben varım" yazmanız yeterli.
oda maksimum 30 kişi olabiliyor aklınızda bulunsun.

oyundan kısaca bahsetmek gerekirse,
tıpkı bugün oynadığımız gartic oyununda olduğu gibi amacımız yine resim çizmek ve çizilen resimleri tahmin etmek lakin ufak bir farkla. bu sefer önce her oyuncunun bir cümlelik bir hikaye başlatması gerekecek. örneğin "trollerden bıkmış kafa sözlük yazarı", "kırmızı oje süren tavşan" gibi. nasıl bir hikaye oluşturacağınız tamamen size kalmış durumda. hayal gücünüzü sonuna kadar kullanın. daha sonra oluşturmuş olduğunuz hikaye rastgele olarak bir başka kullanıcının ekranına gelecek ve o kullanıcı da sizin hikayenizi resmedecek. daha sonra çizilmiş olan resim yine bir başka kullanıcının ekranına gelecek ve o kullanıcı da resimde ne anlatıldığını tahmin edecek. döngü bu şekilde sürüp gidiyor. herkes çizimlerini ve tahminlerini bitirdiğinde odanın yöneticisi çizimleri ve tahminleri bir albüm şeklinde gösterime sunacak. bir bakıma kulaktan kulağa gibi. ortaya çok eğlenceli senaryolar ve çizimler çıkacağına eminim. oyunda ne yazık ki chat yok tek kötü özelliği belki de bu. ve kesinlikle ses kullanma özelliği yok. sesinizi açmak veya konuşmak zorunda kalmayacaksınız içiniz rahat olsun.

katılımcıların adını buraya ekleyeceğim
odayı kurduğumda belirlediğimiz saatten (22:00) 10 dakika önce katılımcılara oda linkini atacağım. böylece tam zamanında başlamış ve beklememiş olacağız.
son olarak herhangi bir sorunuz, aklınıza takılan bir şey olursa portakal atmaktan çekinmeyin.

katılımcı listesi:
devrin
bengaripsengüzeldünyaumutlu
je-
mementomori
evernevergreen
merdumgiriz_
summer queen
devamını gör...

çok sevdiğim bir indie rock grubu olan arctic monkeys şarkısıdır.
devamını gör...

irtica: gericilik
iltica: sığınma
devamını gör...

doğurabilen varlığa ehliyeti sorguluyor embesil.
devamını gör...

bu olayda tamamıyla bir nefsi müdafaa söz konusu. hayatını muhtemelen başkalarının sırtından geçinerek, gasp yaparak vs. geçiren bir sülük, bir asalak, işinde gücünde olan bir gencin telefonunu gasp etmeye çalışıyor. telefonu vermeyince boğazını sıkıp tornavida ile tehdit ediyor. mağdur genç ilk etapta bağırıp yardım istiyor fakat gelen giden olmuyor ve nihayetinde cebinden bıçağını çıkarıp kendisini savunuyor ve asalak olan şahsı sol bacak uyluk bölgesinden bıçaklıyor.

net bir şekilde nefsi müdafaa var ve bu durumda tutuklanmış olması dahi hukuk sisteminin ne kadar kötü bir durumda olduğunu gösteriyor. şimdi gelelim yukarıda bir arkadaşımızın girdiği tanıma, kusura bakma ama dostum çok sağlam saçmalamışsın. neden mi? buyrun efenim.

#1659324 şimdi bu tanımda arkadaşımız diyor ki;

ölen şahıs sadece bacağa alınan bıçak darbesi ile ölmüş ise kasık kısmında yüzeye yakın seyreden atardmarın kesilmesi ile kan kaybına bağlı ölmüş olma ihtimali akla geliyor.


evet bu doğru, fakat bıçak darbesi ilgili resimlerden de görülebileceği üzere sol bacak uyluk atardamarını parçalamış. yani hamle belden aşağıya gelmiş, kişi öldürme saikiyle hareket etmemiş. ve davamında arkadaşımız şöyle birşey yazmış:

diğer türlü kan kaybından ölmesi de zaman alan bir süreç. telefonu istedi sen de ver kardeşim. canından / özgürlüğünden daha mı kıymetli.


sol uyluk atardamarı parçalandığı zaman kanama o derece yoğun olur ki, muhtemelen 3-5 dakika içerisinde ilgili kişi çoktan ahiret yolculuğuna başlamıştır zaten. türkiye de ortalama ambulans gelme süresi dakika civarı. yani bu durumda pek zaman alan bir süreç değil. kaldı ki o genç şok haliyle oradan koşar adım uzaklaşmıştır zaten, e hergün adam öldürmediğine göre?

telefon verme meselesine gelelim, ne münasebet kardeşim? adam çalışacak, kazanacak, emeği ile alın teri ile bir telefon alacak, beynini muhtemelen uyuşturucu ile hiç etmiş asalağın biri gelip telefonunu istedi diye verecek? ne güzel istanbul be!

devamında saçmalama düzeyini arşa çıkarıp şöyle bir varsayımda bulunmuş:

bıçak taşıyorsun ve bu bıçakla birini öldürüyorsun. hafifletici sebepler olsa da nefsini müdafaa etme durumun yok. planlayarak öldürme suçu olarak işleme alınacak muhtemelen.


planlayarak birini öldürmek için o kişiyi kameraların olmadığı bölgeye çeken mağdur genç olmalıydı. ama olayda tam tersi. eşşek cennetini boylamış olan şahıs, genci ittire kaktıra kameraların olmadığı bölgeye çekip gasp etmeye çalışıyor, sonuç olarak canlı girdiği sokaktan ceset torbasında çıkıyor, burada planlama falan yok nefsi müdafaa var. hem o tipin telefonunu aldıktan sonra o gence zarar vermeceğinin bir garantisi var mı? yok. burada bu genç eğer ki ceza alırsa sadece bıçak taşımaktan ceza alır. onunda yatarı olmaz zaten adli para cezası ile kurtulur.

sonuç olarak sizde böyle bir durum yaşama ihtimalinize karşı bütçenize göre bir envanter daima yanınızda bulundurun arkadaşlar. manyağın biri boğazınıza tornavida veya bıçak falan dayayıp değerli eşyalarınızı isterse siz onu öldürün. sizin ananız ağlayacağına onun ki ağlasın.

genç mağdur arkadaş muhtemelen ilk mahkemede beraat alacaktır. en kısa sürede dışarı çıkmasını umuyorum.-

edit: #1659872 al işte bitane daha hukuktan bihaber adam çıkmış burada işkembeden sallıyor. kadir şeker meşru müdafaa hakkını kullanmış yersen. kadir şeker olayında karşısındaki adamın elinde kesici delici herhangi bir alet yok. bu olayda ise açık ve net gaspçının elinde tornavida var.

tornavida ile seni tehdit eden birine karşı kendini bıçakla savunabilirsin, hem öldürücü bir bölgeye darbe gelmemiş zaten, bacağına vurmuş bıçağı. kadir şeker direkt olarak kalbine 6 cm saplamış bıçağı. direk kalbe bıçak vurmak mı meşru müdafaa oluyor? silahsız birine karşı? abi gerçekten pırıl pırıl kafalarınız var ya. aman dikkat edin o kafalara siz, maşaallah sıfır km. bir zarar gelmesin. (bkz: aklı yok fikri var)
devamını gör...

"sevgi özgürlüğün çocuğudur," der erich fromm ancak bir başkası da ekler: "sevgi, dünyanın her yerinde yasal olan bir cinayettir."
devamını gör...

genel anlamda rusça: çarçabuk manasına gelen, kafe-resraurant arası, alkol de alınabilen, lokanta minvalindeki mekanlar için kullanılan kelimedir. lakin kafeden farkı, alkol alınabiliyor olmasıdır. kafede alkol, sadece kahvenin içeriğinde gerekliyse, çok az miktarda, tabiri caizse eser miktarda kullanılır. ancak bistroda alkol doğrudan masalara, içecek olarak gelir, gelebilir.

bakmayın kelimenin çarçabuk manasına geldiğine, türkiye'de gittiğim çoğu bistroda istediğim bir yemeğin gelişi gerçekten çok uzun sürüyor. örnek olarak klasik bir hamburgerin, 45 dakikada geldiğini, 1 saat- 1 saat 45 dakikada da sade makarna getirme gibi bir rekorları olduğuna defalarca kez şahit oldum. hatta hangi şefin yahut hangi markanın bistrosu olduğu farketmeksizin....

bistro konusunda bir diğer husus da fransa'ya has cafe* kültürünün kelime etimolojisinin bistro olduğu görüşüdür ki bu konu ruslar ve fransızlar arasında bilhassa ikinci dünya savaşı ve soğuk savaş dönemi dünya standartları kapsamında tartışma ve rekabet konusu haline gelmiştir.

esasında bistroda hızlı tüketim ve dolayısıyla hızlı üretim esastır. ancak lezzet konusunda da belirlenen fiyatın kat be kat üstünü karşılaması gerekmektedir ki bistro kalitesini ortaya koyabilsin.
devamını gör...

ölmek mi daha zor ölmekten kaçmak mı ?
kapanın içindesin, nereye gitsen hayaletler peşinde; gaz odasında ölebilirsin, kafana bir kurşun sıkılabilir, yakılabilirsin, deneylerde canlı canlı kullanılabilir, acıdan ölebilirsin...

bu filmi izlerken ne teknik, ne görüntü yönetimi, ne oyunculuklar, ne müzikler, hiçbiri umrumda olmadı. belgesel izliyormuş gibi izledim. o kadar gerçekçi ve çıplaktı ki her şey. biziz bu dedim kendime, insan güçlendiği zaman namussuz, güçü yitirince acınası bir mahluk oluyor. günümüzde yahudi devleti israil’in gazzede yaptıklarını düşündükçe üzülsem mi bilemedim ama sonra baktım ki, insan lan bu. 9 litre kan 209/210 kemik, bir beyin, bir kalp taşıyor. zorda kalınca kalbini gösterip acı dileniyor, güçlendiği zaman beynini kullanıp gücünü çağlar ötesine taşımak istiyor. nikos kazancakis ne güzel anlatıyor bizi:

“bir zamanlar diyordum ki: bu türk’tür, bu bulgar’dır ve bu yunanlı’dır. ben, vatan için öyle şeyler yaptım ki patron, tüylerin ürperir; adam kestim, çaldım, köyler yaktım, kadınların ırzına geçtim, evler yağma ettim… neden? çünkü bunlar bulgar’mış, ya da bilmem neymiş… şimdi kendi kendime sık sık şöyle diyorum: hay kahrolasıca pis herif, hay yok olası aptal! yani akıllandım, artık insanlara bakıp şöyle demekteyim: bu iyi adamdır, şu kötü. ister bulgar olsun, ister rum, isterse türk. hepsi bir benim için. şimdi, iyi mi, kötü mü, yalnız ona bakıyorum. ve ekmek çarpsın ki, ihtiyarladıkça da, buna bile bakmamaya başladım. ulan, ister iyi, ister kötü olsun be! hepsine acıyorum işte… boşversem bile, bir insan gördüm mü içim cız ediyor. nah diyorum, bu fakir de yiyor, içiyor, seviyor, korkuyor, onun da tanrı’sı ve karşı tanrı’sı var, o da kıkırdayacak ve dümdüz toprağa uzanacak, onu da kurtlar yiyecek… hey zavallı hey! hepimiz kardeşiz be… hepimiz kurtların yiyeceği etiz…"


kurtlar yiyecek lan bizi. o güzelim bedenlerimiz öyle kokacak ki annemiz o kokuyu alsa evladım demeye utanacak. bedenimiz çürüyecek, kafamızın içinde karıncalar gezecek, ayaklarımıza yılanlar dolanacak, başımızda bir dua edenimiz olduğunu görünce kendimizi hatırlayacağız işte. bilmiyorum, bilemiyorum. bu film bana hiç iyi gelmedi sözlük, itten aç, yılandan çıplak olduğumuzu bir kez daha anladım.
devamını gör...

çocukluğumda sinek ilaçlama araçları gürültülü bir motor sesi ile berber arkasında kimsenin birbirini göremediği beyaz bir duman bırakırdı. nedense ne kadar çocuk varsa peşinden koşardı.

tabi çocuk olarak ben de koşar, gözün gözü görmediği ortamı fırsat bilerek önüme gelene allah ne verdiyse tekme tokat dalardım. tarif edilmez keyif alırdım. canınızı yakmış olabilirim. büyümüşsünüzdür şimdi. affediverin beni.

peşinden ne kadar koşup solumuşsam hala üzerime sinekler konmaz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kırklar dağı/diyarbakır
devamını gör...

sözlükte çok yeni olmasam da genelde yazmak yerine okumayı tercih ettiğimden , her yazmak istediğimde uzun uzun ne yazacağımı düşünüp sonra da karar veremeyip silmemden kaynaklıyo sanırım böyle bi sürede bu kadar az tanım yazmam ama sözlük gerçekten bana bi sürü bilgi , vakit geçirtecek hatta bağımlılık yapacak bi eğlence ve en önemlisi güzel insanlar kazandırdı . buradaki 100.tanımımı girdiğim günü hatırlamak için bi şeyler yazmak ve takip eden , oylayan , bana ya da sözlüğe en ufak bi katkısı olan herkese kendi adıma gerçekten çok teşekkür etmek istiyorum bu bahaneyle . umarım burada daha nice tanımlar yazar ,güzel zamanlar geçiririz .
devamını gör...

nüfus planlamasını zorunlu kılacak günler geliyor. bu kadar tüketen bir dünyada 1 milyar insanı geçmemek lazım diye düşünüyorum. zaten devletler önlem almaz ise kıt kaynaklar sebebiyle insanlar birbirini öldürür ve sonuç yine aynı kapıya çıkar orası ayrı.
devamını gör...

ev işi yapıyorum. malum hayat müşterek.

bebek bezi de degiştiyorum. çok eğlenceli bir etkinlik tavsiye ederim.

sakal bıyık hala yerinde. hele bizim ufaklığın bir babacım deyişi var yeme de yanında yat.

çocuk anneciğim demediğine göre yırttık sanırım.

erkek adamım diye göğsümü gere gere dolaşayım bari.
devamını gör...

eğer yarın öbür gün akademisyen olursam öğrencilerime hep üst perdeden bakacağım. sınavlarda kolay sorup herkese düşük puan vereceğim. çünkü neden yapmayayım?
devamını gör...

mütevazılığı paçalarımızdan akıttığımız başlık.

bana öyle geldi.

ayrıca ne o öyle ya?
yazar demek kendi kendinin kıymetini bilen demek değil miydi? tdk da tanımı mı değişti? başkası kıymet bilince başka bir şey oluyordu. o konuya bu başlıkta değinmeyeceğim.
(yine ne dedim ben.) *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim