antidepresan etkisi gösteren şeyler
yazmak. iyi bir yazı olmalı diye kaygılanmadan yazmak. içindekilerinin tamamını kağıtlara dökerek, yalansız dolansız en adi taraflarını da belirtmekten çekinmeden yazmak. şimdi kuş gibisin. artık kağıtlar düşünsün.
devamını gör...
sözlükte erkek olmak
sözlükten önce kadındık diye yorumladım
devamını gör...
polaroid fotograf makinesi
birkaç sene öncesine kadar almayı düşündüğüm ama son zamanlarda vazgeçtiğim fotoğraf makinesi türüdür.
kaliteli bir kamerası olan telefon ile fotoğraf çekme hobime devam edeceğim.
kaliteli bir kamerası olan telefon ile fotoğraf çekme hobime devam edeceğim.
devamını gör...
arpej
(bkz: merdivenaltı_müzisyen ile müzik teorisi 101)
bir akor notalarının aynı anda değil peş peşe çalınması.
bir akor notalarının aynı anda değil peş peşe çalınması.
devamını gör...
anlam verilemeyen insan davranışları
sürekli gel- git kafaya sahip olan insanların davranışıdır, korkunçtur. bugün iyidir yarın kötü, öbür gün yeniden iyi, sonra daha kötü. bir dediğini ertesi gün dememiş kadar sakin ve şaşkın bakışlarla size bakar ve sanki siz uyduruyormuşsunuz gibi bir hale girer ve bu duyguyu tüm gerçekliğiyle yansıtmasından dolayı kendinizde şüphe edersiniz. sözler verir tutmaz çünkü onları veren o olmayabilir kendisine göre.
yalan söyler ama söylemediğini iddia eder sizi ayakta uyutmaya çalışırken sizde onun acizliğine üzülür, kendinizden (böyle zeka ürünü(!) bir insanı nasıl sevdiğinizi sorgularken) nefret edersiniz.
hiç bitmeyen vaatleri, planları ve güler yüzü ile sizi uzun zaman bulutların üstüne çıkarır ve hayatın gerçekliğinin olduğu noktalarda sizi o bulutların üstüne çıkarttığı gibi anında yerin dibine sokar.
kendine ait dertleri dışında sizin ne yaşadığınızla ilgilenmez sadece kendine odaklıdır. uzak durun sinyalini verir siz görmezsiniz. kendine bile dürüst değildir. çünkü kendisi de ne istediğini bilmiyordur.
yalan söyler ama söylemediğini iddia eder sizi ayakta uyutmaya çalışırken sizde onun acizliğine üzülür, kendinizden (böyle zeka ürünü(!) bir insanı nasıl sevdiğinizi sorgularken) nefret edersiniz.
hiç bitmeyen vaatleri, planları ve güler yüzü ile sizi uzun zaman bulutların üstüne çıkarır ve hayatın gerçekliğinin olduğu noktalarda sizi o bulutların üstüne çıkarttığı gibi anında yerin dibine sokar.
kendine ait dertleri dışında sizin ne yaşadığınızla ilgilenmez sadece kendine odaklıdır. uzak durun sinyalini verir siz görmezsiniz. kendine bile dürüst değildir. çünkü kendisi de ne istediğini bilmiyordur.
devamını gör...
when calls the heart
her bir karakterin tatlı, kadınların güçlü, çocukların ise aşırı sevimli olduğu sakin, samimi dizidir. dizi coal valley adlı maden kasabasına bir öğretmenin gelmesiyle başlamakta, günlük olaylar anlatılmaktadır. iyi niyet, samimiyet, yardımseverlik gibi ne kadar pozitif kelime varsa hepsini içinde barındırır.
(bkz: kalp çağrısı)
(bkz: kalp çağrısı)
devamını gör...
daha
hakan günday'ın 2013 yılında yayınladığı kitabının ismidir.
bir çocuk düşünün, öyle bir çocuk düşünün ki dünyaya gözlerini açtığındaki gözyaşları hayata geldiği için değil, yaşamının sonlanacağı amaçlandığı için olsun. öyle bir çocuk düşünün ki, babası bir katil olmasaydı, doğmayacak olan ve her şeye rağmen doğmak için tüm zorluklardan geçen...
o çocuk, gazâ. babası ahad olan gazâ, hani şu insan kaçakçılarından biri olan, 9 yaşındaki çocuğunu ise sırf param cebimde kalsın diye yanına çırak seçen ahad'ın oğlu gazâ... işte bu kitapta insan kaçakçılığı yapan ahad'ın oğlu gazâ'nın hayatında yer edinmeye çalışıyoruz, onun korkularına eşlik ediyor, belki bazen eleştiriyor, bazense ona tavsiyeler veriyoruz.
hakan günday bu kitabında da ince düşüncesini, farklı konulardaki bilgisini ve görüşlerini büyük bir ustalıkla işlemiş. örneğin; roman, rönesans resmindeki dört temel tekniğin isimlerinin verildiği alt bölümlere ayrılarak yazılmış. ikinci dikkatimi çeken olay ise yazarımızın platon'un devlet kitabında bahsettiği ''mağara alegorisi''nden esinlenebileceği düşüncesi oldu. bence kitapta fazla geçen ''devlet'' kelimesi ve alegorideki mağarayı çağrıştıran depo ve kayalık bu alegorinin ögelerindendi. ayrıca bir kısımda ''onlar sadece gördüklerine inanıyordu. gördükleri ne kadarsa, hayatları da oydu'' sözü, alegoride geçen mağaradaki gölgeleri gerçeklik sanan tutsakları çağrıştırdı bana.
uzun lafın kısası, zekice örülmüş olay örgüsü ve değindiği konularda insanı uzunca düşündüren yapısıyla gerçekten kalbe ve beyne dokunan bir romandı. kitabın kapağı bile büyük bir özenle hazırlanmış, kitaptaki en ufak kelimenin bile büyük bir titizlikle seçilmiş olması gibi.
şimdi kitaptaki en sevdiğim, geçmişimizin bir gölge gibi nasıl istemesek de peşimizden geldiğini en güzel özetleyen alıntıyı paylaşıp tanımımı sonlandıracağım.
hiçbir şey yerinde durmuyor bu hayatta. hiçbiri memnun değil yerinden. belki de hiçbir şeyin yeri yok aslında. onun için sığmıyorlar bıraktığın çukurlara. halbuki sırf onlar için, boylarını ölçüp de ona göre kazmışsın. ama hiçbir halta yaramıyor! hepsi de gözünü kırpmanı bekliyor. kaçıp gitmek için. ya da yer değiştirip seni delirtmek için. özellikle de geçmişin..
bir çocuk düşünün, öyle bir çocuk düşünün ki dünyaya gözlerini açtığındaki gözyaşları hayata geldiği için değil, yaşamının sonlanacağı amaçlandığı için olsun. öyle bir çocuk düşünün ki, babası bir katil olmasaydı, doğmayacak olan ve her şeye rağmen doğmak için tüm zorluklardan geçen...
o çocuk, gazâ. babası ahad olan gazâ, hani şu insan kaçakçılarından biri olan, 9 yaşındaki çocuğunu ise sırf param cebimde kalsın diye yanına çırak seçen ahad'ın oğlu gazâ... işte bu kitapta insan kaçakçılığı yapan ahad'ın oğlu gazâ'nın hayatında yer edinmeye çalışıyoruz, onun korkularına eşlik ediyor, belki bazen eleştiriyor, bazense ona tavsiyeler veriyoruz.
hakan günday bu kitabında da ince düşüncesini, farklı konulardaki bilgisini ve görüşlerini büyük bir ustalıkla işlemiş. örneğin; roman, rönesans resmindeki dört temel tekniğin isimlerinin verildiği alt bölümlere ayrılarak yazılmış. ikinci dikkatimi çeken olay ise yazarımızın platon'un devlet kitabında bahsettiği ''mağara alegorisi''nden esinlenebileceği düşüncesi oldu. bence kitapta fazla geçen ''devlet'' kelimesi ve alegorideki mağarayı çağrıştıran depo ve kayalık bu alegorinin ögelerindendi. ayrıca bir kısımda ''onlar sadece gördüklerine inanıyordu. gördükleri ne kadarsa, hayatları da oydu'' sözü, alegoride geçen mağaradaki gölgeleri gerçeklik sanan tutsakları çağrıştırdı bana.
uzun lafın kısası, zekice örülmüş olay örgüsü ve değindiği konularda insanı uzunca düşündüren yapısıyla gerçekten kalbe ve beyne dokunan bir romandı. kitabın kapağı bile büyük bir özenle hazırlanmış, kitaptaki en ufak kelimenin bile büyük bir titizlikle seçilmiş olması gibi.
şimdi kitaptaki en sevdiğim, geçmişimizin bir gölge gibi nasıl istemesek de peşimizden geldiğini en güzel özetleyen alıntıyı paylaşıp tanımımı sonlandıracağım.
hiçbir şey yerinde durmuyor bu hayatta. hiçbiri memnun değil yerinden. belki de hiçbir şeyin yeri yok aslında. onun için sığmıyorlar bıraktığın çukurlara. halbuki sırf onlar için, boylarını ölçüp de ona göre kazmışsın. ama hiçbir halta yaramıyor! hepsi de gözünü kırpmanı bekliyor. kaçıp gitmek için. ya da yer değiştirip seni delirtmek için. özellikle de geçmişin..
devamını gör...
aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık
kararsızlığa düşülen bir durumda, hangi karar alınırsa alınsın, her senaryonun kötü sonuçlar doğurabileceğini ifade etmek için kullanılır.
genellikle ikili diyaloglarda dinleyici kişiden tavsiye alma beklentisiyle söylenir, bazen de yalnızca derdini paylaşmak amaçlı kullanılır.
genellikle ikili diyaloglarda dinleyici kişiden tavsiye alma beklentisiyle söylenir, bazen de yalnızca derdini paylaşmak amaçlı kullanılır.
devamını gör...
öğretmenlere verilen hizmet puanlarının geri alınması
başlığı görünce "zaten yata yata para kazanıyorsunuz hizmet puanı neyinize " zihniyetindeki kisileri görürüm diye düşünüyordum yanılmadım.
oncelikle başlığın ilk tanımında yer alan hocama gecmis olsun diyorum.
sonrasındaysa burada verilen emeğin karşılığında bir puanlama sistemi olduğunu, sanılanın aksine yata yata puan almadığımızı, çalışıp emek vererek maaş aldığımızı söylemek istiyorum. ve hala bu açıklamayı yaptıracak zihniyetlerin olması çok acı.
oncelikle başlığın ilk tanımında yer alan hocama gecmis olsun diyorum.
sonrasındaysa burada verilen emeğin karşılığında bir puanlama sistemi olduğunu, sanılanın aksine yata yata puan almadığımızı, çalışıp emek vererek maaş aldığımızı söylemek istiyorum. ve hala bu açıklamayı yaptıracak zihniyetlerin olması çok acı.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
moon ray-comanchero.
devamını gör...
beden kitle indeksi
vücut kütlesinin, uzunluğunun metre cinsinden karesine bölünmesiyle(kg/m²) hesaplanır.
18, 5 kg/m.'nin altında olanlar: zayıf
18.5 – 24, 9 kg/m. arasında olanlar: normal kilolu
25 – 29, 9 kg/m. arasında olanlar: fazla kilolu
30 – 39, 9 kg/m. arasında olanlar: obez
40 kg/m.'nin üzerinde olanlar: ileri derecede obez (morbid obez), olarak görülür.
18, 5 kg/m.'nin altında olanlar: zayıf
18.5 – 24, 9 kg/m. arasında olanlar: normal kilolu
25 – 29, 9 kg/m. arasında olanlar: fazla kilolu
30 – 39, 9 kg/m. arasında olanlar: obez
40 kg/m.'nin üzerinde olanlar: ileri derecede obez (morbid obez), olarak görülür.
devamını gör...
insanlardan soğuma nedenleri
sahte olmaları. cidden bu sebeple hayatıma insan almamaya çalışıyorum artık. birinden hoşlanacağım varsa bile kendime mani oluyorum her seferinde ya da her konuşmayı kısa kesiyorum. bakarsak daha tasasız bir hayatın kapılarını açmışım fark etmeden.
devamını gör...
banyoda yapılan hatalar
2 metrekarelik duşakabinin içinde varoluşunu sorgulamaktır.
devamını gör...
mona lisa
çocuklar günlük hayatta karşılarına çıkan ve anlam veremedikleri görselleri sesleri duyguları kokuları vs. (yani bir başka deyişle uyarıcı çevreden aldıkları uyaranları ) anlamlı hale getirdiklerinde gerçek bir ogrenme olusturuyorlar. bir sonraki öğrenme için guduleniyor, hayal güçlerini geliştiriyorlar. bunu başarmanın en estetik yolu ise sanat. işte mona lisa güzel ,çirkin, eski, yeni, değerli, doğru,yanlış, dağınık, düzenli, mutlu, mutsuz, uzak, yakın ve daha pek çok kavramı konusabileceginiz bir konu.
kim ?
kim ?
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
adim adim `peri`ye (bkz: bir başkadır) benziyorum. her seyin farkindayim ama bunun onune de gecmeye çalışmıyorum. disardan baksaniz dunyanin en mutlu insaniyim. ama itiraf ediyorum: geberiyorum mutsuzluktan ve bunu benden başkası bilmiyor..
su saatte yataga sis gozlerle giriyorum. bunu su an siz okudugunuz icin biliyorsunuz. yoksa yine kimse bilmiyor aslinda ve asla bilmeyecek.
t: `peri masalı` adi altinda bir çöküş öyküsü.
su saatte yataga sis gozlerle giriyorum. bunu su an siz okudugunuz icin biliyorsunuz. yoksa yine kimse bilmiyor aslinda ve asla bilmeyecek.
t: `peri masalı` adi altinda bir çöküş öyküsü.
devamını gör...
çağımızın hastalığı
dinlememek. inanın dinlememek. anlamamayı geçtim artık. sevmediği birini görünce televizyonda insanlar bağırarak sövmeye başlıyor. kavga ederken bağırarak konuşuyorlar. bunlar hep dinlememek için. çünkü karşılarındaki onları aşağılamıyor. çocukluğundan beri aşağılanıp söz hakkı vermeden kızılmasına maruz kaldıkları için dinlemeyi bilmiyorlar. birin dinlemeleri için karşıdakinin sesi çok gür ve onu aşağılıyor olması gerek. yoksa dinleyemiyor.
devamını gör...
sözlük yazarlarının isimleri
friedrich.
(bkz: tabi lan ne sandın)
(bkz: tabi lan ne sandın)
devamını gör...
ucemak
senenin son haftasında kraliyet armasını göğsüne iliştirmiş yazar.
şuraya bir nazar boncuğu bırakalım.
şuraya bir nazar boncuğu bırakalım.
devamını gör...
kulaklıkla son ses dinlenen şarkı
devamını gör...
