franz kafka kitaplarının yakılmasını istemişti. arkadaşı max brod ise yaktırmadı ve bastırdı.
devamını gör...

"aslında hayatın en güzel anı; her şeyden vazgeçtiğinde, seni hayata bağlayan birinin olduğunu düşündüğün andır."

fransız, realist bir yazardır. çok iyi bir gözlemcidir ve güçlü bir hafızası vardır. kendisi romanın shakespeare'i de sayılır. bu sözleri de ona göre hayatın en güzel anını tanımlar. şöyle bir düşününce sizi hayata bağlayan hayaller ve insanlar olması gerçekten önemlidir. hayallerinizi gerçekleştirmek için çabalar sevdiklerinizle birlikte yaşarsınız. ve hayat işte bu yüzden anlamlı ve güzeldir.
devamını gör...

var olan iddiadır. istanbul üniversitesi dr. öğretim üyesi nafiz polat girgin bir makalesinde bu durumdan bahsetmiş.

"bir gün iskender komentonunda otururken generallerinden birisi "haşmetmeapları isterseniz sefere iznik tarafından başlayalım. sonra bursa eskişehir, ankara diye gireriz" iskender sakalını sıvazlayarak "neden bursa efendi?" der. adamcağız iskender'e "iskender diye bir yemek icat etmişler efendim. bir yiyen bir daha yiyormuş" der. genç alexandros "heyhat! bu ne cüret! bu ne densizlik rhenus! benden isim hakkı almadan benim ismimle yemek çıkarmışlar. nasıl bir yemek acaba? benim adımı vermeyi uygun görmüşer. yerinde tadım istiyorum atımı hazırlayın gidiyoruz"

bu hadiseden sonra iskender, bursa'yı alır ve bu yemeği merak ederek yer ve artık alışır ve her hafta gidip bursa'lı ustalardan
iskender yer. "

istanbul üniversitesi 1998 dr. girgin.
devamını gör...

uzun hali ve kısa hali alttaki karelerde olandır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hayat beni ne zaman yorsa, üzse, bunaltsa ve çekilmez hale gelse açar ayrılık temalı bir film izlerim. psikopat mısın diye sormayın durduk yere ağlayamıyorum ne yapayım.*
bu ağlama seremonisi her zaman olmaz ama olduğu zaman filmi iliklerime kadar yaşar, gözyaşlarımın deli gibi akmasına izin veririm. sonra da yatar uyurum. sabah bir bakmışım ta ta ta taaaam arınmışım, yeniden doğmuşum. *
bugün de tema ayrılık filmleriymiş, benim yayınım öncesi yapılacak iş miydi sevgili fuzzy lee? neyse dertlenelim kederlenelim sonra toplaşır coşarız.
keyifli yayınlar diliyorum.*
devamını gör...

uzun zamandır kullanmıyorum, çünkü eskidikçe çıkardığı havlar, midemi bulandırıyor. mikrofiber bezleri daha başarılı bulup onlara terfi ettim. çamaşır suyu + sarı bez ikilisi yerine mikrofiber bez + asperox sarı güç kullanıyorum. tavsiye ederim.
devamını gör...

ikisini de yapıyorum.
nickaltına yazmak diğer insanların görmesi için. sevdiğim birini başkalarına "bakın ne ladar harika!" diye gösteresim geliyor.

evet mesajlarım kapalı ama her zaman değil. *
devamını gör...

esasında vaziyet sayfalarca anlatılacak derin sosyolojik tahlillere ihtiyaç duyuyor olsa da sabredip okuyacakların azlığından ötürü kısa bir özetle başlığa dahil olma ihtiyacı hissettim.

öncelikle sosyal medya bir gösterme yeridir. burada insanlar gösterir. evet evet gösterir. ve insanlar gösterebilecekleri en kıymetli şeyleri ön plana koyarlar. bir mühendis ya da bir doktor için de bu böyledir, ancak bir doktor ya da bir mühendisin eşi de mesleki ya da akademik olarak benzer başarılara sahip olduğundan, göstermek istediği en kıymetli şey doğal olarak eşinin mesleği değildir.

tsk'da uzman çavuşluk, yeni hali ile sözleşmeli er olma durumu ülkemiz standartlarında pek de akademik kariyer gerektirmeyen, genelde orta halli ya da düşük gelir grubu ailelerin evlatlarının tercih ettiği son derece kutsal bir meslektir. evet ibrahim tatlısesin dediği gibi 'askerimiz fakirdendir'.
anadolunun bağrından kopup gelmiş, çok farklı gerekçelerle okumamış, okuyamamış, asker olayım, hem kutsal bir iş yapayım, hem de az da sayılmayacak bir maaş kazanayım telaşındaki bu abiler de genelde ya maksimum lise mezunu ev hanımı kardeşlerimizle, ya da çok çok bir ucundan memur olmuş hemşire, öğretmen vs. grubu memur kardeşlerimizle evlenirler. işte ev hanımı tercih edenlerin eşlerini de başlığı açan arkadaş sosyal medyadan filitrelemiş ve böyle gereksiz bir başlık açma ihtiyacı hissetmiş.

çünkü sosyal medya bir gösteri çukuru. her gün lüks bir araba ile reels videosu atanlar, her yediğini paylaşanlar, para ile alınmayacak kadar lüks hayatlarını milletin gözüne sokanlar rahatsızlık vermezken, hayattaki en kıymetli şeyi eşinin yaptığı meslek olan birinin bunu ifade etmesi rahatsız etmiştir bizim cadde kızı / çocuğu yazar arkadaşı.

neyse kısa dedim, uzun oldu yine.

tanım: tsk'da komando uzmanı şeklinde bir kadro ihdas edilmediğinden var olmayan eştir.
devamını gör...

bugün dergimizi teşriflendiren yazarlarımız:
gomercan ve kurtlarladans. bir solukta okunacak güzel yazılarına buradaki öne çıkan yazılardan ulaşabilirsiniz. iyi okumalar diliyoruz.
devamını gör...

bir ay, karbonhidratsız, bakliyatsız, glutensiz, sütsüz, peynirsiz "yaşayabilip" unun ekmeğin şekerin tadını unutup, can sıkıntısından bir mozaik kek+çay kombinine teslim olmak, uyuyan devi uyandırmak...
devamını gör...

eskiden,genellikle gayrı müslim vatandaşlarımız tarafından yapılan ticaret alanı olarak bilinir, eski türk filmlerinde rastlar'dik ikrazat işi yapanlara.
devamını gör...

ben... bu kirli yalnızlık içinde utanmayı tamamen unuttum, insanın ruhunu parçalayan ve kemiklerinden iliğini emen bu lanet olası ülkede.
-amok koşucusu-
devamını gör...

istanbul'a biraz erken gibi geliyordu son bahar,
bitsin dedikçe başıma üşüşüyordu yokluğun
ve kimselere inat gitmek gelmiyordu içimden.
yere çakılmayı bekleyen kavruk yaprakları okşuyordu rüzgar.
bir güzel, ahu, afet, gözler derya ve bir ok bakışlar is bir hasmımda,
ne aşk ,ne nefret. bir değer biçmeyede gerek yok aslında..

istanbul'a biraz garip gibi geliyordu son bahar,
bir günü dört mevsim her mevsimi ayrı bir güzel geçiyordu.
rüzgarın okşamaktan vazgeçtiği yapraklara ayaklar altındaydı artık.
güzelliğin, bir siren gibi saygı duruşuna çağırıyordu aşkımı
ve yüreğim önünü ilikliyordu istemsizce seni düşününce..
sömürgemizdeki köşe
başlarına ara ara ahmak ıslatan saldırıyordu,
yağan her damla sokak lambalarının ışığıyla dans ediyordu
ve sırf beni bir şubat beklettin diye...

istanbul'a biraz eksik gibi geliyordu son bahar.

derme çatma kurduğum düşler kasırganda yerle bir oluyordu seni görünce
ve ruhuma işlemiş bir bakışını hatırlıyorum sadece..
koca bir mevsim batıyordu..!
artık yokuşun tepesinden gözümü almıyordu parlayan asfalt.
ayaklar altındaki yapraklar küllerinden yeniden doğmak için toprak oluyordu..!

istanbul'a biraz kasvetli gibi geliyordu sonbahar.
kara bulutlar felaket tellalı gibi bir açığımızı bekliyordu gökyüzünde.
konuştukça batar battıkça acıyasın gelir bir allahın belası,
senle gelen her son bahar mutlu bir aşk selası
ve bir kadehle parlatırım gökyüzümü mutluluk, aşkın cilası.
adını koyamadığım bir şey içimi ürpertiyordu çünkü..

istanbul'a biraz serin gibi geliyordu sonbahar.
akşam vaktine müteakip hırkalar ısıtıyordu üşüyen hayalleri
ve eşik altından yüz gösteriyordu, kışın kasıp kavuran zemherileri.
oysa ben seni ılık bir istanbul akşamında öpmeyi hayal ediyordum.
birde ruhuma işlemiş bir gülüşünü hatırlıyordum
ve senin için sonbahar olmaya mütemadiyen hazırdı yüreğim.

istanbul'a biraz yorgun gibi geliyordu sonbahar.
yaz sıcağından içi geçmiş rüzgarın gözleri kapanıyordu..
sonra birden esiveriyordu yorgun düşüren sıcaklara inat...
her yarın bu gün oldukça her yarın bir bilinmezdi...
oysa istanbul her ne kadar vazgeçilmez olsada ben sana alenen aşık oluyordum...

ve özlüyordum;
çünkü artık hayal meyal hatırlıyordum
saçını savurmanı,
gözünü kaçırmanı,
gülüşünü, sen gülünce mutluluğun bana dönüşünü özlüyordum.

istanbul'a biraz ağlamaklı gibi geliyordu son bahar.
rüzgardan dayak yiyen ağaçların dudakları titriyordu korkudan,
bir dal çatırdasa ağlayacak gibi oluyordu her an
artık çıplak ve tüm çıplaklığıyla yalnızdı ağaçlar.
son baharın amansız vuslat düşmanlığına inat tutuyordu kalan yapraklarını!
ama ben seni bir ara gözü yaşlı hatırlıyordum!
nedense akan her katre yaş birbirine düşman,
unutma o göz pınarlarına kıyan itlerde pişman...

istanbul'a biraz aşk gibi geliyordu son bahar
ve bu mevsim aşkın başkalaşmış haline hazırlık yapmaktan tarumar.
sen uykudan uyanırsan diye bir gözü açık uyurdu bu şehir.
bu kalp seni sevmekten bıkmaz, nefret dahi etsen yolundan kat'a çıkmaz
yüreğin yüzüme güler ve bir şubat öyle bekler bu beden
ve öyle olsa gerek ki hayat seni sevmekten ibaret,
eğer sende bunaldıysan gökyüzünden bir ömür engin deryama firar et...

2011 yılına ait nostaljik bir şiirim kalınan ikilemlerin ardından sizlerle umarım beğenirsiniz...
devamını gör...

üniversite sıralarında tanıştığım bir arkadaşın öğrenci evinde bir kenara atılmış görüp izniyle aldığım ve tek solukta bitirdiğim bir sabahattin ali novellası.
devamını gör...

39 yaş burda.
devamını gör...

üç yaşındayken de böyle gülerdin demişti annem.
devamını gör...

renkli kişiliğim ve ben biraz rahatlayıp şu şarkıyı dinlemenizi istiyoruz.
devamını gör...

"tek bir kelime ile olmayacak yollara düşen tek canlı insandır, hem de arkasında milyonlarca olmaz diyen cümleye rağmen."

noktayı koydu, cümleyi kapattı adam. şimdi tek yapması gereken sabahı beklemekti, gerisi ondan çıkmıştı. burnuna menengiç kokusu geldi, bir yanı fıstık aşılı kocaman bir ağaç, az ötesinde eski toprak bir fırın, fırının tam karşısında eski sakız tipi eski bir evin olduğundan da daha yaşlı görünen merdivenleri, sonra saksılarda sardunyalar, ötesi avlu, dışarı çık, koca bir yol.
son 20 senedir eski ihtişamını kaybetmiş bir köyün içinde yaşayan tek insandı adam, yaşamak derken sadece kelimelerde, yaşamak derken sadece o tek kelimede, yaşamak derken sadece o tek kelimeye tutunan tek insan.

menengiç kokusu geçti, fırın söndü, sardunyalar yıkılan evin altında kaldı, o tek kelime olmaz diyen cümlelere yenik düştü, adam eline kalemi alıp yeni bir cümleye başladı.

artık durmasını gerektirecek hiçbir şey kalmamıştı ve bunun farkındaydı.
devamını gör...

lütfen rammstein çalsın lutfenn.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

sgdhcjhkvjvkvjcjbkd.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim