veda etmek
''veda ederken kalbim duracak gibi hissediyorum.''
sevilen kişilerle ayrılırken gerçekleştirilen eylem. sevilen kişiler diyorum çünkü zaten hayatımızda bir anlama ve yere sahip olmayan kişilerle yollarımızın ayrılmasını veda olarak görmüyorum.
asıl veda, hayatındaki anlamlı varlıklara duyduğun özlemi ve hüznü ifade eder. bu yüzden veda etmek en sevmediğim ve gerçekleştirmek istemediğim şeydir. bir daha o kişiyi görüp işitemeyecek gibi, o yere bir daha gelemeyecekmiş, o zamanı bir daha yaşayamayacakmış gibi hissediyorum. oysa ben o kişiyi ömrümce görmek, işitmek ve varlığını hissetmek istiyorum. o yere bir daha gitmek, o zamanı hiç unutmamak ve bir daha yaşamak istiyorum.
lisenin son cumasının verdiği burukluk gibi. bir daha asla aynı yerde bulunamayacak olmanın bilinci, sınava girecek ve üniversiteye gidecek olmanın heyecanı, ayrılığın verdiği hüzün gibi. o zamanlar güzel bir gelecekle karşılaşacağımızı ve hayallerimize yaklaşacağımızı düşündüğümüz için belki de bu kadar anlamlı gelmiyordu o veda anları. veda olarak görmüyorduk belki de. oysa ben arkadaşlarıma uzunca süre bakmış, unutmamak için belleğime kazımaya çalışmıştım. yakın arkadaşla elbet görüşülür fakat birçok arkadaş tozlu raflara kaldırılmış gibi hissediyorum. çok uzaklara gitmişler de bindikleri trene yetişememişim gibi. oysa ne çok koşmuştum, anılarım beni neden beklemedi?
bugün unuttuğum arkadaşımdan bir arama geldi
yarın çok uzaklara gidiyormuş
''bir gün geri döndüğümde kocaman gülümseyerek buluşalım'' dedi
yarın çok uzaklara gidiyormuş.
sevilen kişilerle ayrılırken gerçekleştirilen eylem. sevilen kişiler diyorum çünkü zaten hayatımızda bir anlama ve yere sahip olmayan kişilerle yollarımızın ayrılmasını veda olarak görmüyorum.
asıl veda, hayatındaki anlamlı varlıklara duyduğun özlemi ve hüznü ifade eder. bu yüzden veda etmek en sevmediğim ve gerçekleştirmek istemediğim şeydir. bir daha o kişiyi görüp işitemeyecek gibi, o yere bir daha gelemeyecekmiş, o zamanı bir daha yaşayamayacakmış gibi hissediyorum. oysa ben o kişiyi ömrümce görmek, işitmek ve varlığını hissetmek istiyorum. o yere bir daha gitmek, o zamanı hiç unutmamak ve bir daha yaşamak istiyorum.
lisenin son cumasının verdiği burukluk gibi. bir daha asla aynı yerde bulunamayacak olmanın bilinci, sınava girecek ve üniversiteye gidecek olmanın heyecanı, ayrılığın verdiği hüzün gibi. o zamanlar güzel bir gelecekle karşılaşacağımızı ve hayallerimize yaklaşacağımızı düşündüğümüz için belki de bu kadar anlamlı gelmiyordu o veda anları. veda olarak görmüyorduk belki de. oysa ben arkadaşlarıma uzunca süre bakmış, unutmamak için belleğime kazımaya çalışmıştım. yakın arkadaşla elbet görüşülür fakat birçok arkadaş tozlu raflara kaldırılmış gibi hissediyorum. çok uzaklara gitmişler de bindikleri trene yetişememişim gibi. oysa ne çok koşmuştum, anılarım beni neden beklemedi?
bugün unuttuğum arkadaşımdan bir arama geldi
yarın çok uzaklara gidiyormuş
''bir gün geri döndüğümde kocaman gülümseyerek buluşalım'' dedi
yarın çok uzaklara gidiyormuş.
devamını gör...
benjamin button'ın tuhaf hikayesi
hamilelik esnasında hücrelerin normalden daha hızlı yaşlanmasına sebep olan, 4 milyonda bir görülen hastalıkla doğan bir bebeğin kurgusal hikayesini anlatıyor.
öyküsü 1922 yılında yazıldı, filmi 2008 yılında çekildi. başrollerinde brad pitt ve cate blanchett’in oynadı.
birinci dünya savaşı 'nın bittiği gün doğar benjamin.
babası anneyi ve bebeği görmeye gelir. anne babaya, bebeğime iyi bak der ve ölür.
baba bebeğe ilk bakışta bile katlanamadığı için, onu bir yaşlı bakım evinin merdivenlerine bırakıp gider.
bakım evini siyahi bir çift işletiyordur. çocuğu olmayan, çok dindar olan bir siyahi çift.
kadın, çocuğun ona özel bir mucize olduğunu düşünür. çok yoğun bir sevgiyle ve bol dua ile büyütür onu. büyüdükçe gençleştiğini, beceri geliştirdiğini fark eder ve bunları ettiği dualara yorar.
bir gün, yaşlıları ziyarete gelen küçük kızıl bir kızla tanışır. kız ona çok ilgi duyar.
benjamin, o kızda dahil herkese inanır, herkesi sever. sevilmek ve ilgi görmek onu mutlu eder.
sevildikçe, ilgi gördükçe, yeni şeyler deneyimledikçe, siyahi annesi ona dua ettikçe, hızla değiştiğini görür.
yürümekten, konuşmaktan aciz yaşlı çocuk gitmiş, yerine dünyanın en yakışıklı erkeği olan brad pitt gelmiştir.
her anı felsefik sözler ile dolu, her anı hüzün ve mucize dolu bir film. sonuna doğru ise brad pitt’in en yakışıklı olduğu zamanları var. o mavi gözler ile o sevgi dolu gözler ile o umut dolu bakan gözler ile sanki bana bakıyormuş gibi izledim filmi.
öyküsü 1922 yılında yazıldı, filmi 2008 yılında çekildi. başrollerinde brad pitt ve cate blanchett’in oynadı.
birinci dünya savaşı 'nın bittiği gün doğar benjamin.
babası anneyi ve bebeği görmeye gelir. anne babaya, bebeğime iyi bak der ve ölür.
baba bebeğe ilk bakışta bile katlanamadığı için, onu bir yaşlı bakım evinin merdivenlerine bırakıp gider.
bakım evini siyahi bir çift işletiyordur. çocuğu olmayan, çok dindar olan bir siyahi çift.
kadın, çocuğun ona özel bir mucize olduğunu düşünür. çok yoğun bir sevgiyle ve bol dua ile büyütür onu. büyüdükçe gençleştiğini, beceri geliştirdiğini fark eder ve bunları ettiği dualara yorar.
bir gün, yaşlıları ziyarete gelen küçük kızıl bir kızla tanışır. kız ona çok ilgi duyar.
benjamin, o kızda dahil herkese inanır, herkesi sever. sevilmek ve ilgi görmek onu mutlu eder.
sevildikçe, ilgi gördükçe, yeni şeyler deneyimledikçe, siyahi annesi ona dua ettikçe, hızla değiştiğini görür.
yürümekten, konuşmaktan aciz yaşlı çocuk gitmiş, yerine dünyanın en yakışıklı erkeği olan brad pitt gelmiştir.
her anı felsefik sözler ile dolu, her anı hüzün ve mucize dolu bir film. sonuna doğru ise brad pitt’in en yakışıklı olduğu zamanları var. o mavi gözler ile o sevgi dolu gözler ile o umut dolu bakan gözler ile sanki bana bakıyormuş gibi izledim filmi.
devamını gör...
bahar
her kış geldiğinde ben kış insanıyım, her bahar geldiğinde de ben bahar insanıyım diyorum.
ama sanırım küçük bir farkla bahar insanıyım.
açık havada hafif hafif esen rüzgar ve rüzgar sayesinde ağaçların yapraklarından gelen o hışırtı, yerde mini mini küme papatyalar..
ölen bitkilerin yeniden doğuşu, ağaç yapraklarının çiçek açması..
elinde sıcak içeceğin, sırtında da şalınla dakikalarca hiçbir şey yapmadan sadece etrafa bakarak bile vakit geçirebilirsin.
en sevdiğim çiçek sanırım papatya, baharın habercisi.
sade, gösterişsiz ama sevimli.
fakat ne kadar toplamak istesem de bir iki taneden fazlasını koparmaya kıyamıyorum. allah'tan kuzenlerim toplamış vicdanım sızlamadan mini bir bukete sahip oldum.

oh papatya, yüzümün haline bak
ama sanırım küçük bir farkla bahar insanıyım.
açık havada hafif hafif esen rüzgar ve rüzgar sayesinde ağaçların yapraklarından gelen o hışırtı, yerde mini mini küme papatyalar..
ölen bitkilerin yeniden doğuşu, ağaç yapraklarının çiçek açması..
elinde sıcak içeceğin, sırtında da şalınla dakikalarca hiçbir şey yapmadan sadece etrafa bakarak bile vakit geçirebilirsin.
en sevdiğim çiçek sanırım papatya, baharın habercisi.
sade, gösterişsiz ama sevimli.
fakat ne kadar toplamak istesem de bir iki taneden fazlasını koparmaya kıyamıyorum. allah'tan kuzenlerim toplamış vicdanım sızlamadan mini bir bukete sahip oldum.

oh papatya, yüzümün haline bak
devamını gör...
kaside
arapça 'kasada' kökünden gelip, kelime anlamıyla 'kastetmek, yönelmek, niyet etmek' demektir. belirli bir maksada yönelik olarak yazılan anlamına da gelmektedir.
ilk beyti kafiyelidir. sonraki beyitlerin ilk mısraları serbest, ikinci mısraları ilk beyitle aynı kafiyede olan ve baştan sona aynı aruz kalıbıyla yazılan nazım şeklidir.
kasideler konularına göre altıya ayrılırlar;
tevhid : allah'ın birliğini anlatan kasidelerdir.
münacaat : allah'a yalvarmak, dua etmek amacıyla yazılan kasidelerdir.
naat : peygamberimizi övmek için yazılan kasidelerdir.
medhiye : devrin ileri gelenlerini övmek için yazılan kasidelerdir.
hicviye : devrin yöneticilerini eleştirmek için yazılan kasidelerdir.
kasideler altı bölümden oluşmaktadırlar.
nesib veya teşbib: başlangıç bölümü de sayılan bu kısımda, şair konuyla ilgisi bulunmayan tasviri yapar. genellikle 15-20 beyit arasında olur. şiir yönünün en ağır olduğu bölümdür. bu bölümde anlatılan konuya göre gruplara ayrılır. bahariyye*, ıydiye*, şıtaiyye*, ramazaniyye*, rahşiyye*, sayfiyye*.
girizgah: konuya giriş için bir veya birkaç beyitten oluşan geçiş bölümüdür. bu bölüm, nesib bölümü ile asıl bölüm olan medhiye bölümünü birleştirir.
medhiye: allah'ın, hz. muhammed'in, padişahın veya önde gelen kişilerin övüldüğü, yüceltildiği en uzun bölümdür.
tegazzül: kasidenin ölçüsüne ve uyağına uygun yazılan, araya sıkıştırılan gazeldir.
fahriye: şairin kendisini övdüğü bölümdür.
dua: kasidenin en son bölümüdür. birkaç beyitten oluşur. bu bölümde allah'a, peygamber'e, ülke büyüklerine iyi dileklerde bulunulur.
ilk beyti kafiyelidir. sonraki beyitlerin ilk mısraları serbest, ikinci mısraları ilk beyitle aynı kafiyede olan ve baştan sona aynı aruz kalıbıyla yazılan nazım şeklidir.
kasideler konularına göre altıya ayrılırlar;
tevhid : allah'ın birliğini anlatan kasidelerdir.
münacaat : allah'a yalvarmak, dua etmek amacıyla yazılan kasidelerdir.
naat : peygamberimizi övmek için yazılan kasidelerdir.
medhiye : devrin ileri gelenlerini övmek için yazılan kasidelerdir.
hicviye : devrin yöneticilerini eleştirmek için yazılan kasidelerdir.
kasideler altı bölümden oluşmaktadırlar.
nesib veya teşbib: başlangıç bölümü de sayılan bu kısımda, şair konuyla ilgisi bulunmayan tasviri yapar. genellikle 15-20 beyit arasında olur. şiir yönünün en ağır olduğu bölümdür. bu bölümde anlatılan konuya göre gruplara ayrılır. bahariyye*, ıydiye*, şıtaiyye*, ramazaniyye*, rahşiyye*, sayfiyye*.
girizgah: konuya giriş için bir veya birkaç beyitten oluşan geçiş bölümüdür. bu bölüm, nesib bölümü ile asıl bölüm olan medhiye bölümünü birleştirir.
medhiye: allah'ın, hz. muhammed'in, padişahın veya önde gelen kişilerin övüldüğü, yüceltildiği en uzun bölümdür.
tegazzül: kasidenin ölçüsüne ve uyağına uygun yazılan, araya sıkıştırılan gazeldir.
fahriye: şairin kendisini övdüğü bölümdür.
dua: kasidenin en son bölümüdür. birkaç beyitten oluşur. bu bölümde allah'a, peygamber'e, ülke büyüklerine iyi dileklerde bulunulur.
devamını gör...
ev yapımı hamburger
bimden alınmış markası belirsiz hamburger ekmeği+ yine bimden alınmış markası bilinmeyen hazır köfte + ..
başka bir şey yok, bekleme ev yapımı işte ne bekliyorsun.
başka bir şey yok, bekleme ev yapımı işte ne bekliyorsun.
devamını gör...
90'lı yıllarda genç olmak
lisede grup vitamin, coşkun sabah, brian adams dinlemek, üniversitede kral tv'de çıkan tüm yerli şarkıları ezbere bilmek, number one fm'den yabancı pop dinlemek, dikilmiş giysiler ile saçma modaya uymayıp kendi modasını kendi icat etmek, cüzdanda otobüs bileti, arkadaş resmi taşımak, bir çanta ile en az bir yıl geçirmek, kucakta kitap defter ile tüm şehri dolaşabilmek, sinemayı sinemada izlemek, tv'de çok güzel diziler programlar seyretmek, az para ile en iyi doyulan yerlerde tıka basa yemek yemek, otobüsle saatlerce yorulmadan şehirden şehire gidebilmek, konforu bilmemek, evde-köyde can çıkana kadar çalışabilmek, anadan babadan konudan komşudan çekinerek kıt kanaat bir şekilde dünyanın keyfine varabilmektir.
devamını gör...
17 ocak 2021 normal sözlük güncellemeleri
kafa store kısmına heykelin koyulsa karma puanı biriktirip almak için sıraya girecek sözlük yazarlari tanıyorum iko.
morun en güzel tonu
(bkz: yaptı yine yapacağını).
morun en güzel tonu
(bkz: yaptı yine yapacağını).
devamını gör...
1 milyon dolar vs sevdiğin kız
1 milyon dolar için hepinizi, sevdiğim kız için dünyayı yakarım.
devamını gör...
seksendört
1999 yılında kurulan türk rock grubudur. yabancı grupların ingilizce düzenlemeleriyle başlamış sonrasında ise türkçeye yönelip "ölürüm hasretinle", "yorma", "aklımı geri ver" gibi şarkılarla hit olmuşlardır. geçen yıl bu dönemin rock müzik felsefesine uygun olmadıklarını düşünerek dağılmaya karar verdiler. "dönem, başka müzik tarzlarının satılmasını kolaylastıran vitrinlere sahip" demişti hatta tuna velibaşoğlu.
sevdiğimiz ve hâlâ dinlediğimiz grupların yavaş yavaş dağılıp tükenmesi beni çok üzüyor. en sevdiğim şarkılarını da şöyle bırakayım:
sevdiğimiz ve hâlâ dinlediğimiz grupların yavaş yavaş dağılıp tükenmesi beni çok üzüyor. en sevdiğim şarkılarını da şöyle bırakayım:
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çıkma teklifi hikayesi
iki buçuk yıllık platonik bir evreden sonra kafamda tasarladığım naçizane bir plan ile kendisine açılma kararı aldım. plana göre kendisini eski usul numaralar ile gizleyen iki arkadaşımın yardımı ile hesap ödeme ve olay esnasında çalacak şarkı buradan işlerini halledecektim. mevcut şahsiyetime göre beklentinin üzerinde bir hediye alarak kendisine vermek istedim çünkü olaydan iki gün sonra kendilerinin doğum günüydü. içimde tam olarak tarif edemediğim çok garip bir his vardı. ben içimdeki bu his ile cebelleşirken kendilerinin kafeden içeri girdiğini gördüm. bulunduğum masaya doğru yönelerek karşıma oturdu. ilk yarım saat boyunca olan bitenden bihaber, karşısındaki insanı yakın arkadaş olarak gören bu kızın ve iki buçuk yıllık emeğin, arkadaşlığın yanıp kül olacağına inan kendimin sohbeti başladı. uygun bir anı bulduktan ve kendimi hazır hissettikten sonra kelimeler ağzımdan dökülmeye başladı. ilk olarak kendisine "seninle geçirdiğim 2.5 yılda sen bana her ne kadar arkadaş gözüyle baktıysan ben sana o kadar arkadaşlıktan öte bir göz ile baktım. ben her gece başımı yastığa koymadan önce bir soru sordum kendime, dedim ki: sen bu kızdan gerçekten hoşlanıyor musun? ve evet her gece kendime sorduğum bu sorunun cevabı hiç değişmeden aynıydı ben senden hoşlanmıyorum! ben seviyorum seni. çünkü hoşlanmak ile sevmek nezdimde çok farklı şeyler. hoşlanmak gelip geçici bir duyguyken sevmek bende bambaşka, baki. ben senin hayatından sen beni çıkarmadığın sürece çıkmak istemiyorum ancak şunu bilmeni isterim ki beni hayatında tuttuğun sürece senin beni sevmen için bir şeyleri sürekli deneyip duracağım... " kendisinin ne tepki vereceğini, kelimelerine nasıl başlayacağını kestirmek güçtü. çünkü ben bu kelimeleri sarf ederken gözlerini doldurabilmeyi başarmıştım. belki o da bana karşı boş değildi, bir şeyler hissediyordu. karşımda onunla, içimde ise kendim ile cebelleşirken benim için o mahur beste çoktan çalmaya başlamıştı. kendisine has, o güzel diliyle bu işin olmayacağını, benimle aynı duyguları hissetmediğini belirterek zatı şahanemi reddetti. her ne kadar bu ihtimale kendimi hazırlamış olsam da tabir-i caizse dünyam başıma yıkıldı.
edit1:
malum olaydan üç veya dört ay geçti ama gelin görün ki sevgili kafacılar aynı durumda devam ediyorum. dünyamı tekrar kuramadım bir türlü. kafanızı da bir güzel şişirdim kusuruma bakmayın. en azından yazarak içimdekileri atmak istiyorum. böyle bir başlık görünce yazmak istedim. umarım herkes sevdiği insan tarafından sevilir kendinize iyi bakın:)
edit2:
şuan durumumun nasıl olduğu hakkında mesajlarınız için çok çok teşekkür ederim. dilim döndüğünce buradan anlatayım. aradan neredeyse 1.5 yıl geçti. bu süre içerisinde kız arkadaşlarım oldu. onlarla güzel vakitler geçirdim. aslında onu unutabilmek için mi denedim böyle bir yolu ondan da emin değilim ancak hiçbiri kendilerinin yerini tutamadı. yaşanmamışlığın özlemini duymak mı bu? yoksa başka bir şey mi bilemiyorum ama olmadı işte. hala seviyorum onu hala özlüyorum. bitmeyen bir şeyler var içimde tek taraflı. gülüşü, bakışı bir olaya vereceği tepki dahi beynimin içine kazılı unutamıyorum. zaten unutmak da istemiyorum aslında. hasretiyle yaşayıp gidiyorum öyle. devam etmeye çalışıyorum..
edit1:
malum olaydan üç veya dört ay geçti ama gelin görün ki sevgili kafacılar aynı durumda devam ediyorum. dünyamı tekrar kuramadım bir türlü. kafanızı da bir güzel şişirdim kusuruma bakmayın. en azından yazarak içimdekileri atmak istiyorum. böyle bir başlık görünce yazmak istedim. umarım herkes sevdiği insan tarafından sevilir kendinize iyi bakın:)
edit2:
şuan durumumun nasıl olduğu hakkında mesajlarınız için çok çok teşekkür ederim. dilim döndüğünce buradan anlatayım. aradan neredeyse 1.5 yıl geçti. bu süre içerisinde kız arkadaşlarım oldu. onlarla güzel vakitler geçirdim. aslında onu unutabilmek için mi denedim böyle bir yolu ondan da emin değilim ancak hiçbiri kendilerinin yerini tutamadı. yaşanmamışlığın özlemini duymak mı bu? yoksa başka bir şey mi bilemiyorum ama olmadı işte. hala seviyorum onu hala özlüyorum. bitmeyen bir şeyler var içimde tek taraflı. gülüşü, bakışı bir olaya vereceği tepki dahi beynimin içine kazılı unutamıyorum. zaten unutmak da istemiyorum aslında. hasretiyle yaşayıp gidiyorum öyle. devam etmeye çalışıyorum..
devamını gör...
üzerinde ne var sorusu
devamını gör...
geceye bir türk filmi repliği bırak
durun! bu nikah kıyılamaz! siz kardeşsiniz!
edit: en az 15 ayrı filmde 25 kez yaşanmış olabilir.
edit: en az 15 ayrı filmde 25 kez yaşanmış olabilir.
devamını gör...
nazlı ılıcak
her dönemin kadını olarak gemisini yüzdürme konusunda ustaydı, mehmet barlas ile aynı kalibre bunlar, ta ki siyasal islam ile tanışana dek, ters rüzgara yakalanınca gemisi karaya oturdu.
devamını gör...
tarkan
mexico city'den los angeles'e, paris diskolarından moskova caddelerine kadar dünya zirvelerinde dolaşmış olan mega star.
devamını gör...
şortlu kıza hakaret eden varlığın sosyal medyası
öncelikle yavuz atsız beyin kumarhane keyfine bakalım

anladığımız kadarıyla inşaat işleriyle biraz içli dışlı. müteahhit olabilir.

vegasta işlerin pek yolunda gitmediğini görüyoruz.

tarık akan sevgisi şurada

kumarhanede şortuyla verdiği bir poz

facebooktaki arkadaşlarının bir kısmına göz atalım

linkten detaylı habere ulaşabilirsiniz
neler olmuştu hatırlayalım isterseniz.

yaşanan olayın videosu
yorumu sizlere bırakıyorum.

anladığımız kadarıyla inşaat işleriyle biraz içli dışlı. müteahhit olabilir.

vegasta işlerin pek yolunda gitmediğini görüyoruz.

tarık akan sevgisi şurada

kumarhanede şortuyla verdiği bir poz

facebooktaki arkadaşlarının bir kısmına göz atalım

linkten detaylı habere ulaşabilirsiniz
neler olmuştu hatırlayalım isterseniz.

yaşanan olayın videosu
yorumu sizlere bırakıyorum.
devamını gör...
ağır roman
1996 yılı mustafa altıoklar'ın yönetmenliğini yaptığı metin kaçan'ın aynı adlı kitabından senaryoya çevrilmiş türk drama filmi.
aklımda her şeyden çok sado'non ''alem g.t olmuş'' repliği ile yer edinen filmin baş rollerinde okan bayülgen, müjde ar, mustafa uğurlu, savaş dinçel, küçük iskender ve burak sergen bulunmaktadır.
aklımda her şeyden çok sado'non ''alem g.t olmuş'' repliği ile yer edinen filmin baş rollerinde okan bayülgen, müjde ar, mustafa uğurlu, savaş dinçel, küçük iskender ve burak sergen bulunmaktadır.
devamını gör...
bir öz eleştiri yap
şahsım eleştiriye hiç açık değil.
bu yüzden kendime kıyamıyorum.
bu yüzden kendime kıyamıyorum.
devamını gör...
uğurlama
domestic hıyar ukdesidir.
bu kente yalnızlık düştüğü zaman olarak bilinen sözleri ibrahim karaca'ya ait grup yorum şarkısıdır.
bu kente yalnızlık çöktüğü zaman
uykusunda bir kuş ölür ecelsiz
alıp da başını gitmek istersin
karanlık sokaklar kör sağır dilsiz
ey sevda kuşanıp yollara düşen
bilesin bu yollar dağlar dolanır
yare ulaşmadan düşersen eğer
yarına sesinin yankısı kalır
gecenin içinde gün aralanır
yar sevdası ile yürek bilenir
sızılı bir ırmak uğurlar seni
su olup akarsın kır çiçeklenir
bu kente yalnızlık düştüğü zaman olarak bilinen sözleri ibrahim karaca'ya ait grup yorum şarkısıdır.
bu kente yalnızlık çöktüğü zaman
uykusunda bir kuş ölür ecelsiz
alıp da başını gitmek istersin
karanlık sokaklar kör sağır dilsiz
ey sevda kuşanıp yollara düşen
bilesin bu yollar dağlar dolanır
yare ulaşmadan düşersen eğer
yarına sesinin yankısı kalır
gecenin içinde gün aralanır
yar sevdası ile yürek bilenir
sızılı bir ırmak uğurlar seni
su olup akarsın kır çiçeklenir
devamını gör...
yaşı geldiği halde evlenmeyen insan
yaşamayı seven insandır..toplumsal değer yargılarına takılmayan,aman toplum ne der olayını iplemeyen kafasına takmayan insandır.severim böyle insanları çok kafa olurlar kadınıda erkeğide...
devamını gör...
