sokrates
demogogların ve işi bilmeyen kimselerin başa geçmesi ihtimali yüzünden demokrasiye karşı çıkmış bir filozoftur.
platon'un bir kitabında demokrasinin hatalarını göstermek için şu soruyu sorar:"bir gemi yolculuğu yapılacak olsa geminin kaptanını kimlerin seçmesini isterdin? rastgele ve herhangi bir insan topluluğunun mu yoksa deniz deneyimi olan kaptanların mı?"
sokrates, "atina gençliğini yozlaştırmak" suçuyla 500 atinalının bulunduğu mahkemece %52'e %48 oy sonucunda baldıranotu zehriyle idam edilmiştir.
platon'un bir kitabında demokrasinin hatalarını göstermek için şu soruyu sorar:"bir gemi yolculuğu yapılacak olsa geminin kaptanını kimlerin seçmesini isterdin? rastgele ve herhangi bir insan topluluğunun mu yoksa deniz deneyimi olan kaptanların mı?"
sokrates, "atina gençliğini yozlaştırmak" suçuyla 500 atinalının bulunduğu mahkemece %52'e %48 oy sonucunda baldıranotu zehriyle idam edilmiştir.
devamını gör...
alet çantası sözlük olsa alınabilecek nick
estetik olmuş karga burnu.
ademin havya.
ademin havya.
devamını gör...
son senfoni
bir robert seethaler romanıdır.
daha sonra kendisi hakkında bir tanım yazmayan düşündüğüm için uzun uzun yazarı anlatmayacağım ama hızlı okunan ve etkileyiciliği üst düzey romanlar okumak istiyorsanız bence robert seethaler’in toprak, bütün bir ömür, tütüncü çırağı romanlarına bir göz atın.
bu kitap bir besteci ve orkestra şefi olan gustav mahler’in son seyahatini yani belki de son senfonisini anlatıyor. gustav mahler 14 kardeşinin sekizini çok küçük yaşta kaybedip ölümle erken tanışan, ilk konserini 14 yaşında veren, kendinden 20 yaş küçük eşinden olan kızlarından birini difteri yüzünden kaybeden bir müzisyen. ve yaşadığı bunca şeyi müzikle tedavi etmeye çalışan bir dahi.
kitap büyük müzik dahisinin son gemi seyahatini anlatırken geri dönüşlerle müzisyenin hayatına da derin bakışlar atıyor. gemide büyük saygı gören müzisyeni ise ara ara gemide çalışan ve onun hizmetine tahsis edilen bir çocuk ile sohbet ederken görüyoruz. bu bir tesadüf olmasa gerek.
mahler öldüğünde sadece elli yaşındaydı ama sanki yüzyıllar boyunca bu dünya üzerinde kalmış gibi yaşadı ve eserler bıraktı. nasıl bir müzik tutkusu olduğunu anlamak için hayatına bakmak yeterlidir belki ama ölmeden önce söylediği son sözler de bize bir ipucu verecektir:
“ mozart, mozart.”
daha sonra kendisi hakkında bir tanım yazmayan düşündüğüm için uzun uzun yazarı anlatmayacağım ama hızlı okunan ve etkileyiciliği üst düzey romanlar okumak istiyorsanız bence robert seethaler’in toprak, bütün bir ömür, tütüncü çırağı romanlarına bir göz atın.
bu kitap bir besteci ve orkestra şefi olan gustav mahler’in son seyahatini yani belki de son senfonisini anlatıyor. gustav mahler 14 kardeşinin sekizini çok küçük yaşta kaybedip ölümle erken tanışan, ilk konserini 14 yaşında veren, kendinden 20 yaş küçük eşinden olan kızlarından birini difteri yüzünden kaybeden bir müzisyen. ve yaşadığı bunca şeyi müzikle tedavi etmeye çalışan bir dahi.
kitap büyük müzik dahisinin son gemi seyahatini anlatırken geri dönüşlerle müzisyenin hayatına da derin bakışlar atıyor. gemide büyük saygı gören müzisyeni ise ara ara gemide çalışan ve onun hizmetine tahsis edilen bir çocuk ile sohbet ederken görüyoruz. bu bir tesadüf olmasa gerek.
mahler öldüğünde sadece elli yaşındaydı ama sanki yüzyıllar boyunca bu dünya üzerinde kalmış gibi yaşadı ve eserler bıraktı. nasıl bir müzik tutkusu olduğunu anlamak için hayatına bakmak yeterlidir belki ama ölmeden önce söylediği son sözler de bize bir ipucu verecektir:
“ mozart, mozart.”
devamını gör...
rubik küpü
macar profesör ernö rubik tarafından icat edilen ve dünyanın en çok satan oyuncağı ünvanına sahiptir.
devamını gör...
tek kelime ile derdini anlat
zaman
devamını gör...
plüto
bu entry ;
haksızlığa uğrayarak gezegenlikten çıkarılmış plüton'a adanmıştır. sevgili plüton, sen hala bizim gözümüzde en kral gezegensin. *
haksızlığa uğrayarak gezegenlikten çıkarılmış plüton'a adanmıştır. sevgili plüton, sen hala bizim gözümüzde en kral gezegensin. *
devamını gör...
moskova knezliği
kurulduğu sıralarda altın orda devletine bağlı olan rus devletidir. altın orda devleti dağılıp hanlıklara ayrılınca bağımsız hareket edebilme imkanına kavuşmuş ve yayılma alanları bulmuştur. sınırları moskova dışına genişlemiş ve zamanla çevredeki hanlıkları ve diğer knezlikleri bir bir yutarak, korkunç ivan zamanında* rusya çarlığına dönüşmüştür.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
dışarı çıkıyorsanız dikkat! çiçeklerle karşılaşmayın
ya da koklamayın onları, iyisi mi yüzünüzü örtün şapkanızla
ya da düşünmeyin hiç, ben bakin öyle yapıyorum
neden diyeceksiniz, insandaki sevgiliyi eskitiyor bu çiçekler
güneşe benzetiyorlar adamı, masaya vurmuş koyun bulutlarına
pek tuhaf! ben de sahanda yumurtayı kıskanırım
beni seviyorsanız dikkat! köşe başındaki camcıya sorun
o ne derse doğrudur, dalga geçmeyin adamla
ustelik beni sevmek haşlanmış pirinçleri beyazlatır
gunaydin!
sabahlariniz gibidir beni sevmek, horuzun renkleri gibidir
beni sevdiniz mi yangindir artık parmaklarınız
sizi görmüyor muyum dikkat! trenlere çikolata yediriyorum
bunu her zaman yapıyorum, akılla oynamak yani
öyle trenler var ki insani şımartıyor
çıkıp kuruluyorum pencere yanına gel keyfim gel
gidip duruyorum böylece, adimi bileceksiniz çok ülkeli adam
üstelik daha kalkma saati gelmeden trenlerin.
sokağa dökülüyorsam dikkat! bu da doğrudur oldukça
bir kanunu vardır belki, ya su içmişimdir ya da yıkamışımdır yüzümü
olmayacak şey mi niye bakmayayım denizlere
en akilli tarafımdır balıkla deniz tutmak.
bir cümle tuhafsa dikkat! pek tuhaftır insanin tırnak çıkardığı
sonra da boyadığı, ne demeli sonra da kestiği
korkum yok ben güpegündüz rakılar boğazlıyorum
gözlerimi batırıyorum ıstakozlara
oh ne güzle şişenin de bir anlamı oluyor böylece
kim konuşuyor ben konuşmuyorum.
bir gün çok yürürseniz dikkat! sinekler şehirde kalıyor
butun taşıtlar paslanıyor ayrıca
pencereli yıldız, misafirli oda, bol bol öttürüyorsunuz onları
çünkü kırlara çıkıyorsunuz, şemsiyenizi bırakın ayıp
bana parmağınızdaki çiçekleri gösterin.
bir yere kapanıyorsanız dikkat! yanınızda olsun elleriniz
kim ne der bakindi iste durmadan ellerinize
dünyayı dolasan damarlar içinde
en kemikli taraflarıyla zencileri döversiniz
en kirli yerleriyle çat kapı fakir mahalleleri
ayıptır yani insan elini temiz tutmalı biraz.
bir gün olumu beğenmeyecekseniz dikkat! ölmeyin kolayla
kadınlara sarkıntılık edin, hoşa giden bardaklar satın alin
ya da bir aptalın yalnızlığını secin, çiçek sulamakla olsun bu
tıkır da tıkır isleyen apartmanlar vardır ya, sakin ha
ya da her sabah
göğe bir yüz metre kollarınızla.
edip cansever - yangın
ya da koklamayın onları, iyisi mi yüzünüzü örtün şapkanızla
ya da düşünmeyin hiç, ben bakin öyle yapıyorum
neden diyeceksiniz, insandaki sevgiliyi eskitiyor bu çiçekler
güneşe benzetiyorlar adamı, masaya vurmuş koyun bulutlarına
pek tuhaf! ben de sahanda yumurtayı kıskanırım
beni seviyorsanız dikkat! köşe başındaki camcıya sorun
o ne derse doğrudur, dalga geçmeyin adamla
ustelik beni sevmek haşlanmış pirinçleri beyazlatır
gunaydin!
sabahlariniz gibidir beni sevmek, horuzun renkleri gibidir
beni sevdiniz mi yangindir artık parmaklarınız
sizi görmüyor muyum dikkat! trenlere çikolata yediriyorum
bunu her zaman yapıyorum, akılla oynamak yani
öyle trenler var ki insani şımartıyor
çıkıp kuruluyorum pencere yanına gel keyfim gel
gidip duruyorum böylece, adimi bileceksiniz çok ülkeli adam
üstelik daha kalkma saati gelmeden trenlerin.
sokağa dökülüyorsam dikkat! bu da doğrudur oldukça
bir kanunu vardır belki, ya su içmişimdir ya da yıkamışımdır yüzümü
olmayacak şey mi niye bakmayayım denizlere
en akilli tarafımdır balıkla deniz tutmak.
bir cümle tuhafsa dikkat! pek tuhaftır insanin tırnak çıkardığı
sonra da boyadığı, ne demeli sonra da kestiği
korkum yok ben güpegündüz rakılar boğazlıyorum
gözlerimi batırıyorum ıstakozlara
oh ne güzle şişenin de bir anlamı oluyor böylece
kim konuşuyor ben konuşmuyorum.
bir gün çok yürürseniz dikkat! sinekler şehirde kalıyor
butun taşıtlar paslanıyor ayrıca
pencereli yıldız, misafirli oda, bol bol öttürüyorsunuz onları
çünkü kırlara çıkıyorsunuz, şemsiyenizi bırakın ayıp
bana parmağınızdaki çiçekleri gösterin.
bir yere kapanıyorsanız dikkat! yanınızda olsun elleriniz
kim ne der bakindi iste durmadan ellerinize
dünyayı dolasan damarlar içinde
en kemikli taraflarıyla zencileri döversiniz
en kirli yerleriyle çat kapı fakir mahalleleri
ayıptır yani insan elini temiz tutmalı biraz.
bir gün olumu beğenmeyecekseniz dikkat! ölmeyin kolayla
kadınlara sarkıntılık edin, hoşa giden bardaklar satın alin
ya da bir aptalın yalnızlığını secin, çiçek sulamakla olsun bu
tıkır da tıkır isleyen apartmanlar vardır ya, sakin ha
ya da her sabah
göğe bir yüz metre kollarınızla.
edip cansever - yangın
devamını gör...
krem şanti
vay be başlık açılmamış bu zamana kadar.
lisede, sınıfta bir eleman vardı. din hocasıyla bir gün atışmaya başladılar. hoca baktı ki en son mücadele edemiyor arkadaşımızla "sen git krem şantiye tap o zaman evladım" demişti. aklımda hep krem şantiye tapan şahıs olarak kaldı kendisi.
t: su ile çırpılırsa daha yoğun kıvamlı oluyor. süt ile yapılınca daha lezzetli olan pasta süslemesi diyebilirim sanırım.
lisede, sınıfta bir eleman vardı. din hocasıyla bir gün atışmaya başladılar. hoca baktı ki en son mücadele edemiyor arkadaşımızla "sen git krem şantiye tap o zaman evladım" demişti. aklımda hep krem şantiye tapan şahıs olarak kaldı kendisi.
t: su ile çırpılırsa daha yoğun kıvamlı oluyor. süt ile yapılınca daha lezzetli olan pasta süslemesi diyebilirim sanırım.
devamını gör...
anonim kalmanın önemi
sözlükte bazı yazarlara psikolog muamelesinde bulunanlar için önemli bir durumdur.
not: psikolog değilim. dert anlatan daha da dertlenir.
not: psikolog değilim. dert anlatan daha da dertlenir.
devamını gör...
yunus emre aşkın yolculuğu
kadı yunus'tan, oduncu yunus'a,
kibrin yerini alçak gönüllülüğe,
sert mizacın yerini güzel ahlaka,
ukalalığın yerini marifete bıraktığı
müthiş bir yolculuk hikayesidir.
özellikle "taptuk emre" rolüne hayat veren, payidar tüfekçioğlu' nun (allah rahmet eylesin) başarılı oyunculuğu için dahi izlenir.
kibrin yerini alçak gönüllülüğe,
sert mizacın yerini güzel ahlaka,
ukalalığın yerini marifete bıraktığı
müthiş bir yolculuk hikayesidir.
özellikle "taptuk emre" rolüne hayat veren, payidar tüfekçioğlu' nun (allah rahmet eylesin) başarılı oyunculuğu için dahi izlenir.
devamını gör...
kadınların tahammül edilemeyen hareketleri
haksız olduğu halde sürekli konuşup üste çıkma çabaları... yazarken gerildim.
devamını gör...
haytalı
üretiminde süt, nişasta ve gül şurubu kullanılan antakya tatlısıdır. oldukça tatlı bir görünüme sahiptir. ben gül suyunun tadını fazlasıyla almıştım. bana çok hitap ettiğini söyleyemeyeceğim ancak farklı bir lezzet olduğu için denenmeli.

haytalı ismi bu tatlıyı yaratan köyün adından gelmektedir. anlatıldığına göre köyün fakir bir köy oluşundan tatlı olarak mısır unu ve sütün karışımından yapılan muhallebiyi gerçek bir gül suyu üzerine koyularak ikram edilerek ortaya çıkmıştır.
buradan

haytalı ismi bu tatlıyı yaratan köyün adından gelmektedir. anlatıldığına göre köyün fakir bir köy oluşundan tatlı olarak mısır unu ve sütün karışımından yapılan muhallebiyi gerçek bir gül suyu üzerine koyularak ikram edilerek ortaya çıkmıştır.
buradan
devamını gör...
jessie j
money money money şarkısıyla tanımış olduğum ingiliz pop sanatçısı.
devamını gör...
türkçüler ülkücüler ve ulusalcılar
türk milliyetçileri arasında pratikte bir ayrım söz konusu olmasa da teoride olan ayrımın en bariz göstergesidir. bu konuda bir çok okuma yapmış birisi olarak aşağıdaki cümleleri sarf etmem gerektiğini düşünüyorum.
türkçüler; türkçü kavramı, hüseyin nihal atsız'ın tabiri ile, simitçi veya limoncu manasındaki "cı","cu" ekini almaz. türkçülük bir aidiyeti belirtir. bu aidiyet türk milletine olan bir aidiyetin tecellisidir. türkçülük denildiği zaman tabi akıllara mustafa kemal atatürk ve onun fikir babası olarak nitelendirdiği ziya gökalp gelmektedir. ziya gökalp'ten önce türkçülük çalışmaları başlamış olsa bile, türkçülük fikirlerini sistematikleştirerek ortaya bir yapı çıkaran ziya gökalp olmuştur. hüseyin nihal atsız'ın ırkçı söylemleri olsa dahi kendisi türk milletine hizmet eden fakat ırken türk olmayanları da, yaptıkları çalışmalardan dolayı türk olarak nitelendirmiştir. türk ırkçısı mıdır? evet, ama onun ırkçılığı milletini aşırı sevmekten gelmektedir. yoksa diğer bütün ırkları yok edelim. hepsini öldürelim modunda değildir. ziya gökalp, yusuf akçura, zeki velidi togan, hüseyin nihal atsız bu isimlerin tamamını iyi bir şekilde incelediğiniz zaman bir çok alanda çalışmalar yürüttüklerini ve eserleri olduğunu göreceksiniz. nihal atsız'dan örnek verecek olursak bir yandan osmanlı kroniklerine çalışırken, bir yandan roman ve şiirleri ile gönlümüze taht kurmuştur. diğer yandan türk tarihinin meselelerine eğilirken, türkçülük fikrinin adeta bir işçisi gibi çalışmış, devamlı suretle fikir üretmiştir.
ulusalcılık; xıx. yüzyılın sonlarında osmanlı toplumunda türkçülük rağbet görse bile, aslında temele indiğimizde dünya toplumları için fransız ihtilaliyle birlikte milliyetçilik akımları kendini göstermeye başlamıştı. milliyetçilik kavramı ortaya çıktığında yanında eşitlik, özgürlük, demokrasi kavramları da vardır. yani milliyetçilik aslında gayet cumhuriyetçi ve demokratik bir kavramdır. adı da milliyetçilik değil, daha çok ulusçuluktur. peki bu ulus nitelendirmesi nedir? ulus nitelendirmesi avrupalı yazarlar tarafından çok tartışılmış ve nihayetinde ortak toprak parçası üzerinde yaşayan, ortak kültür ve tarihi mirasa sahip, ortak bir dil kullanan insanlarla ifade edilmiştir. gazi mustafa kemal atatürk her ne kadar en büyük türk milliyetçilerinden birisi olsa dahi ortaya koymuş olduğu ilkeler onun milliyetçilik fikrini fransız ihtilalinde olduğu gibi yan kavramlarla tamamlamıştır. bu sürecin sonunda bu tip bir milliyetçiliği benimseyenler genelde kendini ulusalcı olarak nitelendirmişlerdir.
ülkücülük; ülkücülüğün ne demek olduğunu anlamak için, ülkücülüğü kuran, kitabını yazan alparslan türkeş'in hayatını ve eserlerini iyi tahlil etmek gerekir. alparslan türkeş 9 ışık olarak adlandırdığı eserinde ülkücülüğün 9 temel ilkesini ortaya koymuştur. 9 ilkeden birisi olan ahlakçılık kısmında ise bu görüşlerin temelini adeta özetlemiştir. türk töresi ve islam inancı bu görüşün temelini oluşturmuştur. 1965'ten sonra türkiye'deki öğrenci olaylarına baktığımız zaman sovyet rusya destekli ve bulgaristan üzerinden finanse edilen sol gruplar komünizm propagandası yaparken darwinizmi de anlatıyordu. anadolu insanları komünizme karşı sadece türk milliyetçiliği ile değil islami bir tavırla da karşı koymaktaydı. özellikle sovyetlerin sınırları dahilinde bulunan türk coğrafyalarında ibadetin yasaklanması ve ezan sesi gibi dini ritüellerin engellenmesine dair bilgiler anadolu da hızla yayılmıştı. türk topluma da bir reaksiyon geliştiriyordu. bu reaksiyon müslüman ve türk vurgusu bulunan ülkücü harekette tecelli etti.
açık şekilde ifade etmek gerekirse üç grupta sekülerdir. üç grupta ilerlemeye açıktır. aradaki ufak ayrıntılar ortak mutabakatta eritilebilecek şekildedir. hasretimiz türk milliyetçilerinin birliğinedir.
türkçüler; türkçü kavramı, hüseyin nihal atsız'ın tabiri ile, simitçi veya limoncu manasındaki "cı","cu" ekini almaz. türkçülük bir aidiyeti belirtir. bu aidiyet türk milletine olan bir aidiyetin tecellisidir. türkçülük denildiği zaman tabi akıllara mustafa kemal atatürk ve onun fikir babası olarak nitelendirdiği ziya gökalp gelmektedir. ziya gökalp'ten önce türkçülük çalışmaları başlamış olsa bile, türkçülük fikirlerini sistematikleştirerek ortaya bir yapı çıkaran ziya gökalp olmuştur. hüseyin nihal atsız'ın ırkçı söylemleri olsa dahi kendisi türk milletine hizmet eden fakat ırken türk olmayanları da, yaptıkları çalışmalardan dolayı türk olarak nitelendirmiştir. türk ırkçısı mıdır? evet, ama onun ırkçılığı milletini aşırı sevmekten gelmektedir. yoksa diğer bütün ırkları yok edelim. hepsini öldürelim modunda değildir. ziya gökalp, yusuf akçura, zeki velidi togan, hüseyin nihal atsız bu isimlerin tamamını iyi bir şekilde incelediğiniz zaman bir çok alanda çalışmalar yürüttüklerini ve eserleri olduğunu göreceksiniz. nihal atsız'dan örnek verecek olursak bir yandan osmanlı kroniklerine çalışırken, bir yandan roman ve şiirleri ile gönlümüze taht kurmuştur. diğer yandan türk tarihinin meselelerine eğilirken, türkçülük fikrinin adeta bir işçisi gibi çalışmış, devamlı suretle fikir üretmiştir.
ulusalcılık; xıx. yüzyılın sonlarında osmanlı toplumunda türkçülük rağbet görse bile, aslında temele indiğimizde dünya toplumları için fransız ihtilaliyle birlikte milliyetçilik akımları kendini göstermeye başlamıştı. milliyetçilik kavramı ortaya çıktığında yanında eşitlik, özgürlük, demokrasi kavramları da vardır. yani milliyetçilik aslında gayet cumhuriyetçi ve demokratik bir kavramdır. adı da milliyetçilik değil, daha çok ulusçuluktur. peki bu ulus nitelendirmesi nedir? ulus nitelendirmesi avrupalı yazarlar tarafından çok tartışılmış ve nihayetinde ortak toprak parçası üzerinde yaşayan, ortak kültür ve tarihi mirasa sahip, ortak bir dil kullanan insanlarla ifade edilmiştir. gazi mustafa kemal atatürk her ne kadar en büyük türk milliyetçilerinden birisi olsa dahi ortaya koymuş olduğu ilkeler onun milliyetçilik fikrini fransız ihtilalinde olduğu gibi yan kavramlarla tamamlamıştır. bu sürecin sonunda bu tip bir milliyetçiliği benimseyenler genelde kendini ulusalcı olarak nitelendirmişlerdir.
ülkücülük; ülkücülüğün ne demek olduğunu anlamak için, ülkücülüğü kuran, kitabını yazan alparslan türkeş'in hayatını ve eserlerini iyi tahlil etmek gerekir. alparslan türkeş 9 ışık olarak adlandırdığı eserinde ülkücülüğün 9 temel ilkesini ortaya koymuştur. 9 ilkeden birisi olan ahlakçılık kısmında ise bu görüşlerin temelini adeta özetlemiştir. türk töresi ve islam inancı bu görüşün temelini oluşturmuştur. 1965'ten sonra türkiye'deki öğrenci olaylarına baktığımız zaman sovyet rusya destekli ve bulgaristan üzerinden finanse edilen sol gruplar komünizm propagandası yaparken darwinizmi de anlatıyordu. anadolu insanları komünizme karşı sadece türk milliyetçiliği ile değil islami bir tavırla da karşı koymaktaydı. özellikle sovyetlerin sınırları dahilinde bulunan türk coğrafyalarında ibadetin yasaklanması ve ezan sesi gibi dini ritüellerin engellenmesine dair bilgiler anadolu da hızla yayılmıştı. türk topluma da bir reaksiyon geliştiriyordu. bu reaksiyon müslüman ve türk vurgusu bulunan ülkücü harekette tecelli etti.
açık şekilde ifade etmek gerekirse üç grupta sekülerdir. üç grupta ilerlemeye açıktır. aradaki ufak ayrıntılar ortak mutabakatta eritilebilecek şekildedir. hasretimiz türk milliyetçilerinin birliğinedir.
devamını gör...
diamond tema
felsefe, tarih ve din konularında belgesel tadında videolar hazırlayan bir youtuber. kendisi youtube'da en başarılı bulduğum, en sevdiğim kanallardan birisi. öncelikle her konuyu oldukça detaylı bir şekilde ele alıyor. bunun için de uzun bir araştırma yaptığı da çok belli. videolar en az bir saatlik olsa da asla sıkmıyor ve video bittiğinde o konuda ciddi bir bilgi birikimine sahip oluyorsunuz. bu konulara ilgi duyan kişilere kesinlikle tavsiye edebileceğim birisidir kendisi. kanalın linkini de şöyle bırakayım:
buradan
buradan
devamını gör...
dance w ur ghost
iyi güzel hoş.
devamını gör...
ibrahim çolak'ın intihar etmesi
hele hele...
taciz tecavüz kültürüne ses etmeyen herkes bu adamın intiharı üzerinden kadınları yargılıyor yine.
yahu nasil lan nasil? o kadar mi uzaksınız şu topluma? taciz iddialarının yeri mahkemeler imiş? bilmesek ayni mahkemelerde erkeklerin nasıl kollandigini, bilmesek hani hakimlerin neredeyse yine tacize/tecavüze uğrayan kadınları mahkum ettiğini he diyeceğiz. siz nasil bilmiyorsunuz arkadaş?
velevki yeri mahkemeler olsun, velevki bu kadınlar twitter'da açıklayarak "yanlış" yapmış olsun, bu herifin gidip kendini asmasini o kadına/kadınlara yikmaya utanmıyor musunuz?
taciz yoksa çıkar paşalar gibi benim alnım ak dersin. üç beş kötü niyetli karalıyor dersin. mücadele edersin.
bu arkadaşın öbür mahalleden oluşu dokunmuş hemen. muhafazakar insan tacizci olmazcilar atlamış tabi. ordan geliş var. yine ellerinde saldıracak sağlam bi argüman olmadığı için o kadına uydurdukları kilif fetö'culuk olmuş. ulan azıcık merak edip 3 dakikanızı ayirsaniz, elden ele dolaştırdiginiz o twitte fetö' yu savunmadığıni, aksine sizin de onla beraber yürüdüğünüzü, o tarihe kadar sesi cikmayan "bağımsız yargının" birden bire bağımsızlığını hatırladığını yazmaya calistigini bilirdiniz. bilirdiniz de tabi işinize gelmez bu.
taciz etmekten utanmayan. taciz ettikten sonra hayatında pişmanlık duymayan ancak tacizci olduğu ortaya çıkınca "utancından yaşayamayan" erkek bu işte. benim ifşam ne zaman çıkacak diye ödü kopan diğerleri de bunun intiharını siper edip kadınları susturmaya girişiyor dört koldan.
fakat geçti ağalar. kadınlar eskisi kadar yalnız hissetmiyor artık. annesi, babasi, eşi onu yalniz biraksa hiç tanımadığı başka bir kadın gelip yanında duruyor. ıyi de oluyor.
hepimizin ağzına siçacaklar böyle böyle. hepimiz yedigimiz bokların nasıl zararlar yarattığını sindirene kadar, ataerkil toplumun omiriligimize işlediği o adi erkekliği sökene kadar tokatlayacaklar böyle bizi.
elleri dert görmesin.
her yıl binlerce kadın bu erkeklik tarafından katlediliyor. ibrahim değil ama ola ki başka bir x şahıs bu kadın mücadelesinin kaza kurşununa kurban gitmiş olsun. şu dünya tarihinde tertemiz, hiç bir masumun kanına girmemiş bir tane hak mücadelesi yoktur. kadınların mucadelesi neden ayri olsun.?
taciz tecavüz kültürüne ses etmeyen herkes bu adamın intiharı üzerinden kadınları yargılıyor yine.
yahu nasil lan nasil? o kadar mi uzaksınız şu topluma? taciz iddialarının yeri mahkemeler imiş? bilmesek ayni mahkemelerde erkeklerin nasıl kollandigini, bilmesek hani hakimlerin neredeyse yine tacize/tecavüze uğrayan kadınları mahkum ettiğini he diyeceğiz. siz nasil bilmiyorsunuz arkadaş?
velevki yeri mahkemeler olsun, velevki bu kadınlar twitter'da açıklayarak "yanlış" yapmış olsun, bu herifin gidip kendini asmasini o kadına/kadınlara yikmaya utanmıyor musunuz?
taciz yoksa çıkar paşalar gibi benim alnım ak dersin. üç beş kötü niyetli karalıyor dersin. mücadele edersin.
bu arkadaşın öbür mahalleden oluşu dokunmuş hemen. muhafazakar insan tacizci olmazcilar atlamış tabi. ordan geliş var. yine ellerinde saldıracak sağlam bi argüman olmadığı için o kadına uydurdukları kilif fetö'culuk olmuş. ulan azıcık merak edip 3 dakikanızı ayirsaniz, elden ele dolaştırdiginiz o twitte fetö' yu savunmadığıni, aksine sizin de onla beraber yürüdüğünüzü, o tarihe kadar sesi cikmayan "bağımsız yargının" birden bire bağımsızlığını hatırladığını yazmaya calistigini bilirdiniz. bilirdiniz de tabi işinize gelmez bu.
taciz etmekten utanmayan. taciz ettikten sonra hayatında pişmanlık duymayan ancak tacizci olduğu ortaya çıkınca "utancından yaşayamayan" erkek bu işte. benim ifşam ne zaman çıkacak diye ödü kopan diğerleri de bunun intiharını siper edip kadınları susturmaya girişiyor dört koldan.
fakat geçti ağalar. kadınlar eskisi kadar yalnız hissetmiyor artık. annesi, babasi, eşi onu yalniz biraksa hiç tanımadığı başka bir kadın gelip yanında duruyor. ıyi de oluyor.
hepimizin ağzına siçacaklar böyle böyle. hepimiz yedigimiz bokların nasıl zararlar yarattığını sindirene kadar, ataerkil toplumun omiriligimize işlediği o adi erkekliği sökene kadar tokatlayacaklar böyle bizi.
elleri dert görmesin.
her yıl binlerce kadın bu erkeklik tarafından katlediliyor. ibrahim değil ama ola ki başka bir x şahıs bu kadın mücadelesinin kaza kurşununa kurban gitmiş olsun. şu dünya tarihinde tertemiz, hiç bir masumun kanına girmemiş bir tane hak mücadelesi yoktur. kadınların mucadelesi neden ayri olsun.?
devamını gör...
güneş (yazar)
en sevdiğim yazarlardandır. kalemi güneş gibi sıcak, zamansız ve tılsımlı. hep vârolsun.
devamını gör...
