bir kadının sustuğu an
susuyorum. canım artık konuşmak istemiyor. zamanında çok konuştum, bir şey fark etmedi.
devamını gör...
başörtülü biri ile evlenmek
anlatmayayım, durayım diyorum ama yok anlatacağım.*
buradan yeni tanıştığım birisi vardı (evet arkadaşlarım var,neyse)
bir iki gün aralıklı konuştuk sonra tesettürlü olduğumu söyledim yani laf öyle geldi.
"-kusura bakma benim hiç öyle tanıdığım yok,bu yüzden seninle de konuşamam (!) sakın fake açıp tekrar gelme"* dedi.
aklımda kaldı, şaşırdım çünkü hiç böyle birşey yaşamamıştım.
bana bu deneyimi yaşattığın için sağ ol(!) oksijen israfı.*
velhasıl var böyleleri..
buradan yeni tanıştığım birisi vardı (evet arkadaşlarım var,neyse)
bir iki gün aralıklı konuştuk sonra tesettürlü olduğumu söyledim yani laf öyle geldi.
"-kusura bakma benim hiç öyle tanıdığım yok,bu yüzden seninle de konuşamam (!) sakın fake açıp tekrar gelme"* dedi.
aklımda kaldı, şaşırdım çünkü hiç böyle birşey yaşamamıştım.
bana bu deneyimi yaşattığın için sağ ol(!) oksijen israfı.*
velhasıl var böyleleri..
devamını gör...
anksiyete
bende var olan psikolojik rahatsızlık. gerçi insanların takma kafana ya demesi bu rahatsızlığa sahip insanlar için daha büyük bir rahatsızlık.
devamını gör...
sex life
2021 yılında netflix'te 8 bölüm olarak yayımlanmış, bölümlerini ikişer bölüm şeklinde patricia rozema, jessika borsiczky, samira radsi ve sheree folkson yönetmenliğini resheida brady senaristliğini üstlendiği +18 ve drama dizisidir.
2016 yılında günlük olarak yazılıp yayımlanan easton’ın evlenmeden önceki hayatı ve ilişkileriyle ilgili 'dövmeli kötü çocuklar' olarak bahsettiği 4 erkek arkadaşıyla yaşadığı dolu dizgin, seks ön planlı ve özgür olduğu hayatını anlattığı '44 chapters about 4 men' adlı kitabından uyarlanmıştur. başlangıçta aynı temel konulara değinen dizi ve kitap zamanla farklı yollara gitmiştir.
billie, (sarah shahi) cooper'la (mike vogel) olan evliliğinde kendi içinde sorunlar yaşamaya başlar. bir çoğuna göre mükemmele yakın bir hayatı olmasına rağmen kendi içinde bazı tatminsizlikler yaşar. 2 çocuklu bir anne olan billie evliliğini ve kendini sorgulamaya başlar. hayatına heyecan katmak adına eski sevgilisiyle yaşadığı deneyimleri günlüğüne yazmaya başlar. fantaziler üretir ve hayatını daha yaşanılır bir hale getirmeye çalışır. cooper bu günlüğü okur ve tüm hayatı başına yıkılır. öz güvenini kaybeder eşine olan daha doğrusu eşinin kendisine olan sevgisini sorgulamaya başlar. ve düşer brad'in (adam demos) peşine. anlamaya çalışır onda fazla olan ne diye. (hahah duş sahnesine pek gülmüştüm mesela) sonra bu günlüğü billie'nin sasha'ya (margaret odette) dediği gibi 'kullanma kılavuzu' olarak kullanmaya başlar. noktası noktasına uygulamaya başlar ve bu öz güvenini çok daha baltalar.
alabildiğine seks olan bu dizi evliliğin cinsel yönden zayıfladığında olabilecekleri gözler önüne sermeye çalışıyor. özellikle kadının çocuklardan sonra yaşadığı ruhsal değişimleri ve hayatı sorgulamaya başlamasını konu alıyor. cinselliğin önemini vurgularken mide bulandırıcı olaylara da imza atar mı atar. özellikle sasha ve billie'nin dostluk dedikleri bu ilişki bana biraz fazla zorlama gibi geldi. yani tamam bende bir çok konuda biraz daha geniş bir insanım ama aralarındaki bu ilişkinin sağlıksızlığı genişliğin, arkadaşlığın pek ötesinde gibi. bir süre sonra çok fazla zorlama ve abartıya girdi gibi geldi bana. evet başlarda ilgimi çekti değinmeye çalıştığı konuları beğendim ama devamında ki kaş yaparken göz çıkarma halleri beni irite etti.
dizinin yaratıcısı stacy rukeyser ve neredeyse tüm ekip kadın. bu ekiple çalışılmasının en büyük nedeni kadın bakış açısını televizyonlara yansıtmak ve dizinin konusuna tamamiyle kadınlar tarafından kurulan ekiple değinmek.
yani açıkçası deminde dediğim gibi benim için fazla zorlama bir dizi. özellikle son sahne yani bitiş anı fazlasıyla saçmaydı. o kadar diren o kadar alttan al o kadar uğraş o kadar yapıcı ol yıkılan yuvayı kurtar son dakika kendini brad'in kollarına at peh peh peh... yani sanırım yeni bir sezon çekilecek ve heyecanı devam ettirmeye çalıştılar. yani böyle bunalım olmaz olsun. ne lohusalıkmış arkadaş. evet bir birliktelikte cinsellik önemli ama bunu yıllar geçip çoluk çocuğa karıştıktan sonra anlamazsın değil mi? serseri sevgilisini unutmak için evlenip mükemmel bir evliliği alt üst etmek ve evliliği kurtarmak için denenen akıl almaz genişlikler. doğu-batı sentezi bir evlilik gibi. komik ötesi komik.
neyse efem belki siz beğenirsiniz. çerezlik bir dizi olarak düşünebilir ve izleyebilirsiniz.
iyi seyirler...
2016 yılında günlük olarak yazılıp yayımlanan easton’ın evlenmeden önceki hayatı ve ilişkileriyle ilgili 'dövmeli kötü çocuklar' olarak bahsettiği 4 erkek arkadaşıyla yaşadığı dolu dizgin, seks ön planlı ve özgür olduğu hayatını anlattığı '44 chapters about 4 men' adlı kitabından uyarlanmıştur. başlangıçta aynı temel konulara değinen dizi ve kitap zamanla farklı yollara gitmiştir.
billie, (sarah shahi) cooper'la (mike vogel) olan evliliğinde kendi içinde sorunlar yaşamaya başlar. bir çoğuna göre mükemmele yakın bir hayatı olmasına rağmen kendi içinde bazı tatminsizlikler yaşar. 2 çocuklu bir anne olan billie evliliğini ve kendini sorgulamaya başlar. hayatına heyecan katmak adına eski sevgilisiyle yaşadığı deneyimleri günlüğüne yazmaya başlar. fantaziler üretir ve hayatını daha yaşanılır bir hale getirmeye çalışır. cooper bu günlüğü okur ve tüm hayatı başına yıkılır. öz güvenini kaybeder eşine olan daha doğrusu eşinin kendisine olan sevgisini sorgulamaya başlar. ve düşer brad'in (adam demos) peşine. anlamaya çalışır onda fazla olan ne diye. (hahah duş sahnesine pek gülmüştüm mesela) sonra bu günlüğü billie'nin sasha'ya (margaret odette) dediği gibi 'kullanma kılavuzu' olarak kullanmaya başlar. noktası noktasına uygulamaya başlar ve bu öz güvenini çok daha baltalar.
alabildiğine seks olan bu dizi evliliğin cinsel yönden zayıfladığında olabilecekleri gözler önüne sermeye çalışıyor. özellikle kadının çocuklardan sonra yaşadığı ruhsal değişimleri ve hayatı sorgulamaya başlamasını konu alıyor. cinselliğin önemini vurgularken mide bulandırıcı olaylara da imza atar mı atar. özellikle sasha ve billie'nin dostluk dedikleri bu ilişki bana biraz fazla zorlama gibi geldi. yani tamam bende bir çok konuda biraz daha geniş bir insanım ama aralarındaki bu ilişkinin sağlıksızlığı genişliğin, arkadaşlığın pek ötesinde gibi. bir süre sonra çok fazla zorlama ve abartıya girdi gibi geldi bana. evet başlarda ilgimi çekti değinmeye çalıştığı konuları beğendim ama devamında ki kaş yaparken göz çıkarma halleri beni irite etti.
dizinin yaratıcısı stacy rukeyser ve neredeyse tüm ekip kadın. bu ekiple çalışılmasının en büyük nedeni kadın bakış açısını televizyonlara yansıtmak ve dizinin konusuna tamamiyle kadınlar tarafından kurulan ekiple değinmek.
yani açıkçası deminde dediğim gibi benim için fazla zorlama bir dizi. özellikle son sahne yani bitiş anı fazlasıyla saçmaydı. o kadar diren o kadar alttan al o kadar uğraş o kadar yapıcı ol yıkılan yuvayı kurtar son dakika kendini brad'in kollarına at peh peh peh... yani sanırım yeni bir sezon çekilecek ve heyecanı devam ettirmeye çalıştılar. yani böyle bunalım olmaz olsun. ne lohusalıkmış arkadaş. evet bir birliktelikte cinsellik önemli ama bunu yıllar geçip çoluk çocuğa karıştıktan sonra anlamazsın değil mi? serseri sevgilisini unutmak için evlenip mükemmel bir evliliği alt üst etmek ve evliliği kurtarmak için denenen akıl almaz genişlikler. doğu-batı sentezi bir evlilik gibi. komik ötesi komik.
neyse efem belki siz beğenirsiniz. çerezlik bir dizi olarak düşünebilir ve izleyebilirsiniz.
iyi seyirler...
devamını gör...
ülkeler hakkında ilginç bilgiler
ispanya'nın afrika kıtasında da toprağı vardır.
devamını gör...
türk halkının en bilgili olduğu konu
her konu
devamını gör...
gogol’un dar paltosu
yazdıklarını okumak ziyadesiyle keyif verici. kaleminin iyi olmasını ego tanrılarına borçlu olmadığını biliyor olsa gerek onlara pek adak adamıyor. tabiri caizse kasıntı değil. nice değerli kalem okudum lakin kasım kasım kasılmalarından ötürü ben kasıldığım için onları okumayı bıraktım. kendisinin en çok bu yanını seviyorum. özellikle anılarını aktarırken ve dahi açtığı diğer farklı başlıklarda samimi bir dil kullanıyor ki, benim için en büyük artısı bu. dar paltosunun koltuk altı yırtıldığı için mahlasını değiştirmesine üzüldüm. yenisini alsaydık da dar paltosu ile arzı endam etseydi diye içimden geçirmedim değil. zira henüz bu mahlasına alışamadım. lakin alışırız, insan nelere alışmıyor. tosbağalar da alışır...
kalemi daim olsun daha önemlisi çizgisi daim olsun. kendisine de selam olsun.
kalemi daim olsun daha önemlisi çizgisi daim olsun. kendisine de selam olsun.
devamını gör...
lachyrmal gland
orbita’nın içini nemli tutmak amacıyla üretilen ve gözyaşı salgısını oluşturan bez; kısaca gözyaşı bezi.

resmin kaynağı

resmin kaynağı
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ilk aşkları için yaptıkları
kafa atmıştım.
şimdi feminikler doluşcak fakat genede bahsedeyim.
1. sınıfın ilk günü. mavi gözlü, mavi önlüklü hatunum asiye kımıl kımıl yaklaşıyo sınıfa doğru. tuttup kolundan sordum adını.
dedi asiye. elimle tek gözümü kapatıp, bende korsan dedim.
memnun oldu tabi...
karizmam o biçim, saçlar hemüz dökülmemiş.
biraz muhabbet, sohbet derken gözüm alnında ki sivilcesine ilişti. dedim oynama daha da büyütürsün. ama dedi kaşınıyor.
mahallede ercan hep patlatırdı. anneside ona öyle tembihlemiş. bahsettim. dedi korsan patlatalım. tamam deyip elimi attım hemen dur acıyo dedi.
o zaman dedim kafa tokuşturalım. nasıl olcak? dedi.
dedim 3 deyince.
1 - 2 - 3!
45 kişilik mevcudu olan sınıftan bir çığlık sesi.
asiye feryat figan bağrıyo nasıl tırsıyorum ama.
kızın alnı oldu davul gibi.
viyak viyak bağırdıkça, heyecan yapmışım kaçcak delik arıyom. tek ayak üzerinde ceza yedim. kızın ailesi o gün gelip kızı okuldan aldı. bir daha sınıfta eskisi gibi olamadık.
yaman kızdın assy...
girersin zamansız rüyalarıma, facebook'a koyduğun o evlilik fotoğrafınla...
şimdi feminikler doluşcak fakat genede bahsedeyim.
1. sınıfın ilk günü. mavi gözlü, mavi önlüklü hatunum asiye kımıl kımıl yaklaşıyo sınıfa doğru. tuttup kolundan sordum adını.
dedi asiye. elimle tek gözümü kapatıp, bende korsan dedim.
memnun oldu tabi...
karizmam o biçim, saçlar hemüz dökülmemiş.
biraz muhabbet, sohbet derken gözüm alnında ki sivilcesine ilişti. dedim oynama daha da büyütürsün. ama dedi kaşınıyor.
mahallede ercan hep patlatırdı. anneside ona öyle tembihlemiş. bahsettim. dedi korsan patlatalım. tamam deyip elimi attım hemen dur acıyo dedi.
o zaman dedim kafa tokuşturalım. nasıl olcak? dedi.
dedim 3 deyince.
1 - 2 - 3!
45 kişilik mevcudu olan sınıftan bir çığlık sesi.
asiye feryat figan bağrıyo nasıl tırsıyorum ama.
kızın alnı oldu davul gibi.
viyak viyak bağırdıkça, heyecan yapmışım kaçcak delik arıyom. tek ayak üzerinde ceza yedim. kızın ailesi o gün gelip kızı okuldan aldı. bir daha sınıfta eskisi gibi olamadık.
yaman kızdın assy...
girersin zamansız rüyalarıma, facebook'a koyduğun o evlilik fotoğrafınla...
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ses tonları
tamino’nun crocodile şarkısına değişik bir cover yaptım.kulaklıkla dinlemenizi öneririm.
(bkz: https://vocaroo.com/1nyxiEW...)
(bkz: https://vocaroo.com/1nyxiEW...)
devamını gör...
hayat kalitesini düşüren şeyler
(bkz: idiyopatik ürtiker) gece uyutmaz, gündüz süründürür, can sıkıcı, yorgunluk verici, hayattan bezdirici, çirkinleştirici, intihara meyillendirici, kaşıntı, kanamalar, artık bir işe yaramayan haplar, sürekli uyku hali, bezginlik, bıkkınlık. yeter da biz de insanız.
devamını gör...
günün sözü
hiç dikkat ettin mi?
sende olmayan şey sürekli aklındadır. sahip olduğunda da unutur ve kanıksamaya başlarsın.
oslo
sende olmayan şey sürekli aklındadır. sahip olduğunda da unutur ve kanıksamaya başlarsın.
oslo
devamını gör...
romeo ve juliet
william shakespeare'ın en ünlü oyunudur.
romeo: asaletim sadece aşkının tapınağına girdiğimde olacak içimde. bir gün yıkılırsa bedenin başka ülkelerin çamurlu evlerinde: bil ki bütün denizleri ayaklarına dökeceğim. juliet: eğer sevgin azalacaksa gittikçe çoğalan aşkımdan, bırak avcılar çıkarsın kalbimi yerinden! sök at ne varsa: çamura bulanmış sevdaları, bu dağların ceylanlarını, kana susamış kontları ve senden arta kalan şu cılız bedenimi! yok et benim olmadığım bütün şatoları. görebileceğin bir şey kalmasın benden kalan. romeo: senin dudaklarınla, dudaklarım günahtan arındı. juliet: öyleyse şimdi günah dudaklarımda kaldı.
romeo: asaletim sadece aşkının tapınağına girdiğimde olacak içimde. bir gün yıkılırsa bedenin başka ülkelerin çamurlu evlerinde: bil ki bütün denizleri ayaklarına dökeceğim. juliet: eğer sevgin azalacaksa gittikçe çoğalan aşkımdan, bırak avcılar çıkarsın kalbimi yerinden! sök at ne varsa: çamura bulanmış sevdaları, bu dağların ceylanlarını, kana susamış kontları ve senden arta kalan şu cılız bedenimi! yok et benim olmadığım bütün şatoları. görebileceğin bir şey kalmasın benden kalan. romeo: senin dudaklarınla, dudaklarım günahtan arındı. juliet: öyleyse şimdi günah dudaklarımda kaldı.
devamını gör...
elden düşme dünya
wilhelm genazino kitabıdır.
bu dünyada yeni diyebileceğimiz hiçbir şey yok. her şey bir öncekinin tekrarı. ilk elden sahip olduğumuzu düşünme cüretini gösterebileceğimiz eşyalarımız olmadığı gibi. duygularımız da yok aslında. her şey elden düşme. işlerimiz, aşklarımız, korkularımız, hobilerimiz, sevdiklerimiz ve nefret ettiklerimiz, umutlarımız ve hayal kırıklıklarımız ve hatta benliğimiz bile. bir bit pazarı içinde amaçsızca dolaşıp birbirimizden haberdar değilmiş gibi davranıyoruz. bir sahafta kitapları tek tek yoklayıp en az okunmuş kitabı bulmaya çalışır gibi yaşıyoruz hayatı. çok dinlenmiş bir plağın çizikler içindeki seslerinin kaybolup gitmiş yerlerine zaten bildiğimiz ezgi parçalarını doldurarak dinler gibi yaşıyoruz hayatı. yırtık bir pantolonu yama yaparak giyip ne kadar yeni göründüğüne hayret eder gibi yaşıyoruz hayatı. çiğneyip bir kenara bıraktığımız naneli sakızın kurumuş hüznünü yeniden ağzımıza atıp nane aromasını acıyla karışık bir mutlulukla bulmaya çalışır gibi yaşıyoruz hayatı.
elden düşme bir dünyada yaşıyoruz, elden düşme hayatlarımızı. ben sizin yerinizde olsam bu kitabı bir kitabevinden değil bir sahaftan alır okurdum, elden düşme.
bu dünyada yeni diyebileceğimiz hiçbir şey yok. her şey bir öncekinin tekrarı. ilk elden sahip olduğumuzu düşünme cüretini gösterebileceğimiz eşyalarımız olmadığı gibi. duygularımız da yok aslında. her şey elden düşme. işlerimiz, aşklarımız, korkularımız, hobilerimiz, sevdiklerimiz ve nefret ettiklerimiz, umutlarımız ve hayal kırıklıklarımız ve hatta benliğimiz bile. bir bit pazarı içinde amaçsızca dolaşıp birbirimizden haberdar değilmiş gibi davranıyoruz. bir sahafta kitapları tek tek yoklayıp en az okunmuş kitabı bulmaya çalışır gibi yaşıyoruz hayatı. çok dinlenmiş bir plağın çizikler içindeki seslerinin kaybolup gitmiş yerlerine zaten bildiğimiz ezgi parçalarını doldurarak dinler gibi yaşıyoruz hayatı. yırtık bir pantolonu yama yaparak giyip ne kadar yeni göründüğüne hayret eder gibi yaşıyoruz hayatı. çiğneyip bir kenara bıraktığımız naneli sakızın kurumuş hüznünü yeniden ağzımıza atıp nane aromasını acıyla karışık bir mutlulukla bulmaya çalışır gibi yaşıyoruz hayatı.
elden düşme bir dünyada yaşıyoruz, elden düşme hayatlarımızı. ben sizin yerinizde olsam bu kitabı bir kitabevinden değil bir sahaftan alır okurdum, elden düşme.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının oy vermiyor olması
yazar olmadığımı öğrendiğim başlık.*
oy vermek bedava olduğu için kullanmıyor olabilirler. ücretli olsaydı eminim ki herkes parasını verir ve havasını atmak için bunu kullanırdı.
oy vermek bedava olduğu için kullanmıyor olabilirler. ücretli olsaydı eminim ki herkes parasını verir ve havasını atmak için bunu kullanırdı.
devamını gör...
6 kelimelik hikayeler
dünyanın en kısa hikayesi ernest hemingway'e atfedilir. rivayete göre hemingway, bunu bir öğle yemeğinde arkadaşlarıyla 6 kelimelik bir hikaye yazabileceğine dair girdiği iddia sonucu yazmıştır: "for sale: baby shoes. never worn." türkçesi: "satılık bebek ayakkabısı. hiç giyilmedi."
devamını gör...



