11 ağustos 1999 tam güneş tutulması
benim için tam karşılığı "ürkmek" di. korkuyla karışık ürkmek. pencere camlarını ateşe tutup is bağlatıp hazırlanmıştık oysa eğlenceye. ağustosun ortasında gündüz vakti hava aniden buz kesti, ortalık karardı, hatta ışığı yaktığımı hatırlıyorum. doğanın, evrenin büyüklüğü ve bizim acziyetimiz resmen önümdeydi. tam eşhedü falan demeye karar verdim, güneşin koronasından ilk ışıkları saçıldı ve lannnn bildiğin doğa olayı işte ne oluyor dedim.
devamını gör...
kitap alıntıları
"çünkü insanlık tarihi davetsiz misafirleri sevmezdi; kahramanlarını kendi seçer, ne kadar usandırıcı bir çabaya girerlerse girsinler hakkı olmayanları acımasızca geri çevirirdi; talihin ilerlemekte olan arabasından bir kez düşen kişi, arabaya bir daha yetişemezdi."
az önce bitirdiğim kitap olan "bir çöküşün öyküsü"*nün son sayfasından bir alıntı.
az önce bitirdiğim kitap olan "bir çöküşün öyküsü"*nün son sayfasından bir alıntı.
devamını gör...
kırmızı oda sayesinde babasının tacizini ortaya çıkaran 11 yaşındaki kız çocuğu
evet umarım insanlar “türk aile yapısının” eşcinsellerle değil de başka şeylerle yozlaştığını bir şekilde anlar diyeceğim ama yobazlar yine anlamazlar...
devamını gör...
öz güveni artıran şeyler
daha huzurlu bir hayat için uygulayabileceğimiz yöntemler. ezilip bükülmeden bir kerecik hayır diyebilmek iyi bir başlangıç olabilir. motor henüz soğuk olduğu için bir şey fark edemeyebilir insan. motor ısınmaya başladıkça farkı görecektir.
devamını gör...
son of a bitch
fakir ise 'o****u çocuğu, zengin ise 'yasak aşkın meyvesi' anlamına gelen ingilizce söz öbeğidir.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
"nefes aldığın şehir ne kadar şanslı.
kim bilir, sesini gökyüzü sanan kuşlar bile vardır."
sait faik abasıyanık
kim bilir, sesini gökyüzü sanan kuşlar bile vardır."
sait faik abasıyanık
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
kadınların kendilerine söyledikleri yalanlar
o kadar da pahalı değil, zaten indirimdeydi.
kendime en çok söylediğim yalan olur kendisi.
kendime en çok söylediğim yalan olur kendisi.
devamını gör...
biz kendimiz yapmıyoruz bize yaptıran allah'tır
bak sen şu allah' ın işine ?!
devamını gör...
nasılsın sorusuna düşünmeden verilen iyiyim cevabı
çünkü düşünürse "iyiyim" demeyecek. anlatacak, söyleyecek ama dinleyecek, anlayacak biri var mı etrafında?
dilimize yapışmış bu söz "iyiyim". ne fazlasını söyleyecek takatimiz ne de başkasını anlayacak ahvalimiz kalmamış. herkes yorgun.
dilimize yapışmış bu söz "iyiyim". ne fazlasını söyleyecek takatimiz ne de başkasını anlayacak ahvalimiz kalmamış. herkes yorgun.
devamını gör...
30 bin takipçili instagram hesabı olan kadınla sevgili olmak
ünlü biriyle sevgili olan kişinin durumu.
devamını gör...
z kuşağı pimi çekilmiş el bombası gibidir
dikkat et elinde patlamasın dediğim başlık.
ne bu z kuşağı düşmanlığınız?
not: z kuşağıyım.
ne bu z kuşağı düşmanlığınız?
not: z kuşağıyım.
devamını gör...
ikigai japonların uzun ve mutlu yaşama sırrı
"japonların uzun ve mutlu yaşam sırrını" japon olmayan iki insanın anlattığı kitap. genelde "kişisel gelişim" vaadinde bulunan kitapları içeriğindeki ilginç öyküler ve bilimsel veriler için okuyorum. bu kitap (belirtmekte fayda var, ben serinin yalnız ilk kitabını okudum) aynı kategorideki alışıldık amerikan tipi kitaplar ile bazı noktalarda ciddi farklılıklar taşıyor.
her konuyu evirip çevirip evrene enerji göndermeye bağlamadığı için içeriği yararlı ve uygulanabilir nitelikte. araban mı yok, karın mı öldü? neyse canım gel enerji gönderelim, her şey mükemmel olacak diye nutuk çekmiyor yani. mütevazı ve akla yatkın bir içeriği var, oldukça ölçülü.
birkaç kişinin yaşadığı mucizeler yerine bir halk ve kültürü pek çok yönüyle, en azından bir yabancının kazanım sağlayabileceği yönleriyle ele alınmış.
her konuyu evirip çevirip evrene enerji göndermeye bağlamadığı için içeriği yararlı ve uygulanabilir nitelikte. araban mı yok, karın mı öldü? neyse canım gel enerji gönderelim, her şey mükemmel olacak diye nutuk çekmiyor yani. mütevazı ve akla yatkın bir içeriği var, oldukça ölçülü.
birkaç kişinin yaşadığı mucizeler yerine bir halk ve kültürü pek çok yönüyle, en azından bir yabancının kazanım sağlayabileceği yönleriyle ele alınmış.
devamını gör...
ayın en çalışkan 10 yazarı hakkında ne dediler
yukarıdaki #1643038 nolu entry’yi gördükten sonra listeye bakma ihtiyacı hissettim.
çok özür dilerim sayın yazar; boş bir günümdü. ondan oldu*.
çok özür dilerim sayın yazar; boş bir günümdü. ondan oldu*.
devamını gör...
anın fotoğrafı
kedimin ismi kedi. kardeşim çocukları ile oynasın diye sokaktan sahiplendi. beni aradı ve ismini ne koyalım dedi 1 ay önce. bende kimsede olmayan ama en çok kullanılan kedi ismini tercih ettim. ne iyi etmişim de kedi koymuşum. biraz yaramaz olduğu için kedimiz şehir değiştirecek ve artık benimle yaşamaya başlıyacak.
devamını gör...
entelektüel sorunu
giacomo papi’nin radikal şıkların sayımı isimli çok etkileyici kitabında adı geçen ve dünyada hala hüküm süren sorundur. bu sorunu, yazar doğru basittir, yanlış karmaşıktır şeklinde özetlemiştir.
entelektüel insanların radikal şıklar olarak görülmeye başlandığı bir dönemde ortaya koyulan sorun entelektüellerin sıradan halkın üzerinde bilgi, akıl ve mantığı kullanarak baskı kurmaya çalışması ve hatta utanmadan arlanmadan sıkılmadan onları düşünmeye, yorumlamaya ve hatta üretmeye zorlamaları olarak da açıklanabilir. yazmaya elim varmıyor ama bu radikal şıklar işi halka okuma sevgisi aşılmaya çalışmak gibi bir ahlaksızlığa kadar vardırmışlardır.
halbuki karmaşıklık halkı aşağılayan bir şeydir. karman çorman cümleler kurup halkın kullanmaktan imtina ettiği, gözünden bile sakındığı, pamuklara sarıp sarmalayarak zihninin sandıklarında sakladığı beynini kurcalamak akıl alır gibi değil.
ayrıca karmaşıklık hem sıkıcı hem de kibirlidir. insanların anlamayacağı ve anlamaya çalışırken yorulacağı kavramları kullanmak halkın zekasına bir hakaret değil midir? en son ilkokulda kitap okuyarak kendini gerçekleştirme konusunda bir arpa boyu yol almış olan halka kitap okuyarak yukarıdan bakmak mutlu cahiller tugayı tarafından cezalandırılması gereken bir suç değil midir?
basit olan her şey halk tarafından bilindiği için demokratik, karmaşık olanlar ise seçkinci bir tavır olduğu için antidemokratiktir. halk, neyi zorlanmadan anlıyorsa doğru odur ve o kadardır.
radikal şıkların halkı kandırmak için kulladığı bilgi, mantık ve akıl yararsızlıkları çok uzun zaman önce kanıtlanmış kavramlardır.
sözlüğün radikal şıklarından biri olarak ben de tövbe etmeye karar verdim. bundan sonra basit tanımlar yazıp kısa cümleler kuracağım. çünkü ignorance is bliss.
entelektüel insanların radikal şıklar olarak görülmeye başlandığı bir dönemde ortaya koyulan sorun entelektüellerin sıradan halkın üzerinde bilgi, akıl ve mantığı kullanarak baskı kurmaya çalışması ve hatta utanmadan arlanmadan sıkılmadan onları düşünmeye, yorumlamaya ve hatta üretmeye zorlamaları olarak da açıklanabilir. yazmaya elim varmıyor ama bu radikal şıklar işi halka okuma sevgisi aşılmaya çalışmak gibi bir ahlaksızlığa kadar vardırmışlardır.
halbuki karmaşıklık halkı aşağılayan bir şeydir. karman çorman cümleler kurup halkın kullanmaktan imtina ettiği, gözünden bile sakındığı, pamuklara sarıp sarmalayarak zihninin sandıklarında sakladığı beynini kurcalamak akıl alır gibi değil.
ayrıca karmaşıklık hem sıkıcı hem de kibirlidir. insanların anlamayacağı ve anlamaya çalışırken yorulacağı kavramları kullanmak halkın zekasına bir hakaret değil midir? en son ilkokulda kitap okuyarak kendini gerçekleştirme konusunda bir arpa boyu yol almış olan halka kitap okuyarak yukarıdan bakmak mutlu cahiller tugayı tarafından cezalandırılması gereken bir suç değil midir?
basit olan her şey halk tarafından bilindiği için demokratik, karmaşık olanlar ise seçkinci bir tavır olduğu için antidemokratiktir. halk, neyi zorlanmadan anlıyorsa doğru odur ve o kadardır.
radikal şıkların halkı kandırmak için kulladığı bilgi, mantık ve akıl yararsızlıkları çok uzun zaman önce kanıtlanmış kavramlardır.
sözlüğün radikal şıklarından biri olarak ben de tövbe etmeye karar verdim. bundan sonra basit tanımlar yazıp kısa cümleler kuracağım. çünkü ignorance is bliss.
devamını gör...
sevmek
sevmek, var olmayan birine sahip olmadıklarını vermektir.
(bkz: jacques lacan)
lacan malum anlaşıl(a)mamasıyla meşhur (burada gülücük emojisi vardı). bu yüzden biraz açmak isterim. lacan demek istiyor ki seven kişi, sevdiği kişiye hayal kurma imkanı tanır. ve bu hayal kuruş, aşka sebebiyet verir. örnekle daha kolay anlaşılabilir. söz gelimi ahmet mehmete aşık. mehmet ise bunun farkında. mehmet her konuştuğunda ahmet hayran hayran onu dinliyor. mehmet ben şu filmi izledim diyor, ahmet ise içinden diyor ki "vayyy bu filmi izlediyse daha neler neler izlemiştir, ne cool çocuk " fakat işin aslı öyle değil. mehmet hasbelkader izlemiştir o filmi ve başka da o tarz film izlememiştir. ancak ahmetin kendisine aşık olduğunu bilir ve bunu engellemez, yani ahmetin hayal kurmasına izin verir. ona entelektüel bir imajı varmış gibi davranır. öyle biri değildir ama "öyle biri olmayı" verir ahmete. olmayanı verir. sevmek de budur zaten. olmayanı vermek.
edit: gülücük emojisi yasakmış da ehehe
(bkz: jacques lacan)
lacan malum anlaşıl(a)mamasıyla meşhur (burada gülücük emojisi vardı). bu yüzden biraz açmak isterim. lacan demek istiyor ki seven kişi, sevdiği kişiye hayal kurma imkanı tanır. ve bu hayal kuruş, aşka sebebiyet verir. örnekle daha kolay anlaşılabilir. söz gelimi ahmet mehmete aşık. mehmet ise bunun farkında. mehmet her konuştuğunda ahmet hayran hayran onu dinliyor. mehmet ben şu filmi izledim diyor, ahmet ise içinden diyor ki "vayyy bu filmi izlediyse daha neler neler izlemiştir, ne cool çocuk " fakat işin aslı öyle değil. mehmet hasbelkader izlemiştir o filmi ve başka da o tarz film izlememiştir. ancak ahmetin kendisine aşık olduğunu bilir ve bunu engellemez, yani ahmetin hayal kurmasına izin verir. ona entelektüel bir imajı varmış gibi davranır. öyle biri değildir ama "öyle biri olmayı" verir ahmete. olmayanı verir. sevmek de budur zaten. olmayanı vermek.
edit: gülücük emojisi yasakmış da ehehe
devamını gör...


