varoluşçuluk
sartre ve camus ile pik noktasına ulaşmıştır.her ne kadar karamsar gibi görünse de insana sınırsız bir özgürlük verir.
sartre'ye göre, insan bir şekilde var olmuş. örnek vermek gerekirse, bir ürün fabrikadan çıkmadan önce her yönü tasarlanmış olarak çıkar. boyu, rengi ve ne amaç için imal edildiği bellidir. bu ürün fabrikadan çıktıktan sonra '' hayır ya ben bana yüklediğiniz görevi yapmak istemiyorum. benim kafamda başka planlar var" diyemez.
burdan yola çıkan sartre '' insanın tasarlanmamış bir varlık olduğunu ''söyler.
yani insan tanrı tarafından yaratılmış bir varlık olsaydı, o'nun yapacağı veya yapmayacağı şeyler önceden belli olurdu. sartre buna öz der. hatta marangoz örneği verir. nasıl bir marangoz yapacağı mobilyanın her şeyini tasarlayarak yapıyorsa, tanrı'da insanı tasarlayarak yaratsaydı bütün hisleri ( duyguları, aşkları, iyiliği,kötülüğü, cimriliği vb ) her şeyi önceden belli olurdu. o yüzden insan öyle veya böyle bir şekilde bedenen var olur ve özgürlüğe muhtaçtır. yani biz yaptığımız veya yapmadığımız her şeyle özgürlüğümüzü ortaya koyarız. hatta şöyle bir örnek veriyor. önünüzde iki yol var. biri a) yolu diğeri b) yolu. hangi yolu seçeceğimize özgür irademizle karar veririz. peki bizi bir otorite yönlendiriyorsa? işte o otoriteye uymak veya uymamakta senin tercihindir. sonuçlarına katlana biliyorsan yaparsın.
ilk önce var oluşunu gerçekleştiren insan, yaptığı seçimlerle ve bu seçimler sonucunda aldığı sorumluluk ile,kendi özünü,kendi oluşturur.
sartre'ye göre, insan bir şekilde var olmuş. örnek vermek gerekirse, bir ürün fabrikadan çıkmadan önce her yönü tasarlanmış olarak çıkar. boyu, rengi ve ne amaç için imal edildiği bellidir. bu ürün fabrikadan çıktıktan sonra '' hayır ya ben bana yüklediğiniz görevi yapmak istemiyorum. benim kafamda başka planlar var" diyemez.
burdan yola çıkan sartre '' insanın tasarlanmamış bir varlık olduğunu ''söyler.
yani insan tanrı tarafından yaratılmış bir varlık olsaydı, o'nun yapacağı veya yapmayacağı şeyler önceden belli olurdu. sartre buna öz der. hatta marangoz örneği verir. nasıl bir marangoz yapacağı mobilyanın her şeyini tasarlayarak yapıyorsa, tanrı'da insanı tasarlayarak yaratsaydı bütün hisleri ( duyguları, aşkları, iyiliği,kötülüğü, cimriliği vb ) her şeyi önceden belli olurdu. o yüzden insan öyle veya böyle bir şekilde bedenen var olur ve özgürlüğe muhtaçtır. yani biz yaptığımız veya yapmadığımız her şeyle özgürlüğümüzü ortaya koyarız. hatta şöyle bir örnek veriyor. önünüzde iki yol var. biri a) yolu diğeri b) yolu. hangi yolu seçeceğimize özgür irademizle karar veririz. peki bizi bir otorite yönlendiriyorsa? işte o otoriteye uymak veya uymamakta senin tercihindir. sonuçlarına katlana biliyorsan yaparsın.
ilk önce var oluşunu gerçekleştiren insan, yaptığı seçimlerle ve bu seçimler sonucunda aldığı sorumluluk ile,kendi özünü,kendi oluşturur.
devamını gör...
hüseyin nihal atsız
"bir gün olur, elbette eski beğler dirilir;
yine kılıç kuşanır tarihteki paşalar.
yine şanlar alınıp nice canlar verilir,
yiğit akınımızdan yine dünya şaşalar.
“türk tarihi” denen kahramanlık şiirini
yeniden yazmak için harcayacağın kandır.
mısraların içinde en güzel ve derini
batıda “niğbolu””, doğuda “çaldıran”dır.
yine batılıların üçüncü kosova’da
topraklara sereriz, bir değil, birkaçını.
çekilince kılıçlar yeniden haçova’da
param parça ederiz cermenliğin haçını.
yine ufka açılır şanlı korsanlarımız,
bir türk gölü yaparlar akdeniz’in içini.
acı acı gülerek bu gün susanlarımız.
yarın rezil ederler romalı’nın piçini."
yine kılıç kuşanır tarihteki paşalar.
yine şanlar alınıp nice canlar verilir,
yiğit akınımızdan yine dünya şaşalar.
“türk tarihi” denen kahramanlık şiirini
yeniden yazmak için harcayacağın kandır.
mısraların içinde en güzel ve derini
batıda “niğbolu””, doğuda “çaldıran”dır.
yine batılıların üçüncü kosova’da
topraklara sereriz, bir değil, birkaçını.
çekilince kılıçlar yeniden haçova’da
param parça ederiz cermenliğin haçını.
yine ufka açılır şanlı korsanlarımız,
bir türk gölü yaparlar akdeniz’in içini.
acı acı gülerek bu gün susanlarımız.
yarın rezil ederler romalı’nın piçini."
devamını gör...
kışı güzel kılan detaylar
sarı saçlarıma düşen kar taneleridir.
..ya da kar taneleri düşmüş sarı saçlarımdır.
olaya nasıl bakılırsa bakılsın. saçlarım kar taneleriyle harika görünüyor.
..ya da kar taneleri düşmüş sarı saçlarımdır.
olaya nasıl bakılırsa bakılsın. saçlarım kar taneleriyle harika görünüyor.
devamını gör...
boğaziçi’nde aşağı bak yalanı
yalan yada gerçek olması bir şey değiştirmeyecek durumdur.
öncelikle orijinal videoyu izledim yine rahatsız oldum. polisin yolunda yürüyen bir öğrenciye bağırıp itip kakmasını nasıl doğru buluyorsunuz anlamıyorum. üstelik bir sebep yokken bunu yapıyor. kimse gelip burada covid-19 falan demesin. dışarı çıkın bakın herkes yan yana yürüyor, alışveriş yapıyor vs.. hatta ak parti mitinglerinden bahsetmek bile istemiyorum. polisin kötü niyetli olduğu gayet açık sessizce yürüyen öğrenciye kullanılan üsluptan polisin niyeti gayet açık. bunu açamaya gerek bile duymuyorum. yani özetle evet “e öyle olmasa bile polisin bu tavrı yanlış”
gelelim #aşağıbakmayacağız durumuna bu zaten bir metafor. utanılacak bir şey yapan insan aşağı bakar. insanların burada söylemek istediği şey biz utanılacak bir şey yapmadık. polis öyle söylemese bile gayet güzel denk gelmiş diyorum. utanılacak bir şey yapmayan öğrenciler ve utanmaz olan bir yönetim. bunun oradaki polisle bir alakası yok zaten. binlerce insan bunu polise söylemiyor. mesajın nereye gitti çok açık.
sonuç olarak evet haklısın video çarpıtılmış ama yine de bu hastag anlamından bir şey kaybetmiyor #aşağıbakmayacağız
öncelikle orijinal videoyu izledim yine rahatsız oldum. polisin yolunda yürüyen bir öğrenciye bağırıp itip kakmasını nasıl doğru buluyorsunuz anlamıyorum. üstelik bir sebep yokken bunu yapıyor. kimse gelip burada covid-19 falan demesin. dışarı çıkın bakın herkes yan yana yürüyor, alışveriş yapıyor vs.. hatta ak parti mitinglerinden bahsetmek bile istemiyorum. polisin kötü niyetli olduğu gayet açık sessizce yürüyen öğrenciye kullanılan üsluptan polisin niyeti gayet açık. bunu açamaya gerek bile duymuyorum. yani özetle evet “e öyle olmasa bile polisin bu tavrı yanlış”
gelelim #aşağıbakmayacağız durumuna bu zaten bir metafor. utanılacak bir şey yapan insan aşağı bakar. insanların burada söylemek istediği şey biz utanılacak bir şey yapmadık. polis öyle söylemese bile gayet güzel denk gelmiş diyorum. utanılacak bir şey yapmayan öğrenciler ve utanmaz olan bir yönetim. bunun oradaki polisle bir alakası yok zaten. binlerce insan bunu polise söylemiyor. mesajın nereye gitti çok açık.
sonuç olarak evet haklısın video çarpıtılmış ama yine de bu hastag anlamından bir şey kaybetmiyor #aşağıbakmayacağız
devamını gör...
birlikte yaşadığı kadını zincire bağlayıp işkence eden adam
tunceli’de oktay güler’in zincire bağlayarak 6 ay işkence yaptığı e.a., komşularının yardımıyla kurtuldu. kadının babası “kızımın telefonda diyebildiği tek şey,’baba gelin beni kurtarın, bu adam beni öldürecek’ oldu” dedi.
onedio
ntv
bu ruh hastaları ile aynı otobüse biniyor, aynı sokakta yürüyoruz. bizi geçtim artık en büyük korkum çocuklaradır.
onedio
ntv
bu ruh hastaları ile aynı otobüse biniyor, aynı sokakta yürüyoruz. bizi geçtim artık en büyük korkum çocuklaradır.
devamını gör...
11 kere üst üste fake hesap açan yazar
12. hesabıyla bu başlığı okuyacak yazardır. ataları uhud savaşında tepeyi terk etmeyen okçulardan geliyor sanırım.
selam olsun doğukan, ne olursan ol yine gelme doğukan.
selam olsun doğukan, ne olursan ol yine gelme doğukan.
devamını gör...
zülfü livaneli
bir sanat insanı.
yazar, müzisyen, senarist, film yönetmeni.
sanatın her dalı ile ilgilenen uluslararası başarılara imza atmış aydın kişilik.
şarkılarından ve bestelerinden ziyade şu anda türkiye'de kitapları ile daha çok tanınmaktadır.
bir dönem aktif olarak siyasetle ilgilenmiş, sonrasında "chp'nin atatürk'ün laik, çağdaş reformcu çizgisini 21. yüzyıla taşıyamadığı" gerekçesiyle siyasetten uzaklaşmıştır. şu zamanlarda bile hala geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar yüzünden siyasetin içine çekmeye çalışanlar olmuştur. tüm bunlara tepki olarak "yıllardır aktif siyaset dışındayım. o defteri çoktan kapattım. buna rağmen zorla siyasete sürüklemeye çalışıyorlar. beni kitaplarım ve müziğimle rahat bırakın. yokum ben yokum, yokum. daha nasıl anlatayım." şeklinde tweet atmıştır.
en iyi romanı şahsi fikrimce kendi hayatı üzerinden türkiye'nin yakın siyasi geçmişini anlattığı sevdalım hayattır.
bu eserde yazarı daha yakından tanıma fırsatı buluruz. kendi kişisel yaşantısını, çocukluk, ilk gençlik anılarını anlattığı bu kitapta okumayı çok abarttığı için annesinin ve babasının ona kitap okuma yasağı koyduğundan bahsetmiştir.
küçük bir ışıkla, karanlıkta gizli gizli kitap okumaya çalışmasını, romanlarla çok haşır neşir olduğu için hayal gücünün onu gerçek hayattan uzaklaştırmasını bu eserinde çok güzel şekilde kelimelere dökmüştür.
yazarın serenad isimli kitabı çok beğenilmiş baston globe tarafından 2020'nin en sevilen kitabı seçilmiştir.
en son kitap raflarıyla buluşan eseri ise balıkçı ve oğlu'dur.
ülker livaneli ile evlidir. onu ilk gördüğü anda etkilendiğini, okul sıralarında iken tanıştıklarını kendi kelimeleriyle anlatmıştır.
aylin livaneli adında bir tane kızları vardır.
yazar, müzisyen, senarist, film yönetmeni.
sanatın her dalı ile ilgilenen uluslararası başarılara imza atmış aydın kişilik.
şarkılarından ve bestelerinden ziyade şu anda türkiye'de kitapları ile daha çok tanınmaktadır.
bir dönem aktif olarak siyasetle ilgilenmiş, sonrasında "chp'nin atatürk'ün laik, çağdaş reformcu çizgisini 21. yüzyıla taşıyamadığı" gerekçesiyle siyasetten uzaklaşmıştır. şu zamanlarda bile hala geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar yüzünden siyasetin içine çekmeye çalışanlar olmuştur. tüm bunlara tepki olarak "yıllardır aktif siyaset dışındayım. o defteri çoktan kapattım. buna rağmen zorla siyasete sürüklemeye çalışıyorlar. beni kitaplarım ve müziğimle rahat bırakın. yokum ben yokum, yokum. daha nasıl anlatayım." şeklinde tweet atmıştır.
en iyi romanı şahsi fikrimce kendi hayatı üzerinden türkiye'nin yakın siyasi geçmişini anlattığı sevdalım hayattır.
bu eserde yazarı daha yakından tanıma fırsatı buluruz. kendi kişisel yaşantısını, çocukluk, ilk gençlik anılarını anlattığı bu kitapta okumayı çok abarttığı için annesinin ve babasının ona kitap okuma yasağı koyduğundan bahsetmiştir.
küçük bir ışıkla, karanlıkta gizli gizli kitap okumaya çalışmasını, romanlarla çok haşır neşir olduğu için hayal gücünün onu gerçek hayattan uzaklaştırmasını bu eserinde çok güzel şekilde kelimelere dökmüştür.
yazarın serenad isimli kitabı çok beğenilmiş baston globe tarafından 2020'nin en sevilen kitabı seçilmiştir.
en son kitap raflarıyla buluşan eseri ise balıkçı ve oğlu'dur.
ülker livaneli ile evlidir. onu ilk gördüğü anda etkilendiğini, okul sıralarında iken tanıştıklarını kendi kelimeleriyle anlatmıştır.
aylin livaneli adında bir tane kızları vardır.
devamını gör...
joyce
tabiki akıllı net dostum ne demek. benim yazdıklarım artık halka mal olduğu için halkindir. herhangi bir telif hakkı falan istemem.
bizi burjuvanin süslü masaları değil halkın yer sofraları mutlu eder.
bir gece ateş yakılmış etrafında toplanmış gençler insanlar. birisi türkü söylüyor birisi şiir okuyor. akdeniz akşamları diyeni döverek götürüyorlar çalılıklara ve o gitarı kafasında kırıp geri getiriyorlar. az sonra hiç akillanmayan birisi elfidaaaa diyor . onu da götürüyorlar.
bu sıralar hiç keyfim yok kuzuuuum haha. iş yerinde çok iş var. bir de hayatımda değişiklikler oldu alışamadım. kış geldi kışı da sevmiyorum. sözlükte çok duramıyorum yazmıyorum oylamiyorum da. kendime zaman ayırıyorum hatta biraz.
zaten ben bir şeyi uzun süre devam ettiremiyorum. namaza başlasam birinci ayda bırakırım. alkol desen aynı. ayran desen ikinci gün de bikarim.
sizi okuyorum eyvallah. ama bazı yazıları erken siliyorsunuz ben okumadan. geçen vardı öyle bir yazı çok merak ettim ne yazdınız başlığı unuttum ya.
ben de siliyorum tabi yazıp yazıp. bazen daha iyisini bazen içime sinmedi. bazen kimseyi üzmeyelim. bazen ne gerek var.
karnıbahar da çıktı tam mevsimi. artık nisan sonuna kadar yaparız yeriz. haha . kafa dağıtırken aklıma bu geldi napim. karnıbahar i kim sevmez. ama inanın kıymasız iyi olmuyor. bizimkiler sebzenin içinde kıyma et sevmiyormus bak bak bak. ya etsiz yemek olur mu.
sözlerime son verirken uzattık selam ve dua ile.
o kumral saçlarda kuzummmm havalı duruyor ama ben görünce şey gibi geldi öğretim üyesi akademisyen. her an ders anlatacak ve ingilizce ile başlayacak.
bizi burjuvanin süslü masaları değil halkın yer sofraları mutlu eder.
bir gece ateş yakılmış etrafında toplanmış gençler insanlar. birisi türkü söylüyor birisi şiir okuyor. akdeniz akşamları diyeni döverek götürüyorlar çalılıklara ve o gitarı kafasında kırıp geri getiriyorlar. az sonra hiç akillanmayan birisi elfidaaaa diyor . onu da götürüyorlar.
bu sıralar hiç keyfim yok kuzuuuum haha. iş yerinde çok iş var. bir de hayatımda değişiklikler oldu alışamadım. kış geldi kışı da sevmiyorum. sözlükte çok duramıyorum yazmıyorum oylamiyorum da. kendime zaman ayırıyorum hatta biraz.
zaten ben bir şeyi uzun süre devam ettiremiyorum. namaza başlasam birinci ayda bırakırım. alkol desen aynı. ayran desen ikinci gün de bikarim.
sizi okuyorum eyvallah. ama bazı yazıları erken siliyorsunuz ben okumadan. geçen vardı öyle bir yazı çok merak ettim ne yazdınız başlığı unuttum ya.
ben de siliyorum tabi yazıp yazıp. bazen daha iyisini bazen içime sinmedi. bazen kimseyi üzmeyelim. bazen ne gerek var.
karnıbahar da çıktı tam mevsimi. artık nisan sonuna kadar yaparız yeriz. haha . kafa dağıtırken aklıma bu geldi napim. karnıbahar i kim sevmez. ama inanın kıymasız iyi olmuyor. bizimkiler sebzenin içinde kıyma et sevmiyormus bak bak bak. ya etsiz yemek olur mu.
sözlerime son verirken uzattık selam ve dua ile.
o kumral saçlarda kuzummmm havalı duruyor ama ben görünce şey gibi geldi öğretim üyesi akademisyen. her an ders anlatacak ve ingilizce ile başlayacak.
devamını gör...
bir ilişkide olması gereken en önemli şey
şey in ayrı yazılması.
devamını gör...
antiseptik
septik, basit olarak zararlı mikroorganizma demektir. antiseptik ise bu zararlı mikroorganizmaları yok eden, ortadan kaldıran bileşenlerdir. mikropsavarlardır.
devamını gör...
ölmenin en kötü yanı
bilinmezliğe yolculuktur.
devamını gör...
bedava kitap için 800 entry yazmak
bir iphone çekilişi değildir tabi, çünkü genelde bu gibi çekilişlerde bir iki kişi etiketlemek dışında ekstrem bir şey istenmez. ama bir kitap için 800 tanım giren yazar, bunu maddi bir kaygıyla değil manevi bir sebeple yapar. bunu düşünmek zor olmamalı. ayrıca hak edip kitapları alan yazarlarımızı kutluyorum şimdiden.
devamını gör...
filenin sultanları'na din ile saldıran imam
kadının ilerlemesinden ve bilinçlenmesinden bu kadar korkan başka bir toplum yoktur herhalde. dinle kafayı bozmuş ahlaksızların ortak özelliklerin biri de sürekli her şeyi bel altına bağlamak. nihayetinde insanın fikri neyse zikri de o oluyor. hayır imam efendi, kadın okuyacak, spor yapacak, çalışacak.
devamını gör...
komik ad soyad kombinasyonları
(bkz: engin-ar)
devamını gör...
dayanamıyorsanız orucu hanımınızla açabilirsiniz
sırf erkeklere özgü bir din! hanımlar içinde aynısı geçerli mi?
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
öfkeliyim.
öfkemi adlandıramıyorum.
yaratılışıma mı, ona mı, buna mı bilmiyorum.
anlar değişiyor, insanlar değişiyor ama benim öfkem değişmiyor. isyanlarım dinmiyor. tam yoluna koyduğunu düşündüğüm an beyin hücrelerime baskı yapıp geri geliyor. işte buradayım diye haykırıyor. öyle anlarda yokuş aşağıya, çarpa çarpa, korkusuzca girişiyorum kime, neye çattığımı bilmeden. sonrası pişmanlık, üzülüyorum, savunmasız kalıyorum. yaratılışıma öfke duyuyorum. yaratılışlara öfke duyuyorum. bazılarını sevemiyorum, sevmiş gibi davranamıyorum. kendimden nefret ettiğim zamanlarda kendimden nefret ettiriyorum daha çok dolu dolu ağlamak için. işin hakkını vermek için. içimde bir zehir var onu boşaltamıyorum. kendi kendimi yiyiyorum. insanları suçluyorum, kendime öfkeleniyorum.
öfkemi adlandıramıyorum.
yaratılışıma mı, ona mı, buna mı bilmiyorum.
anlar değişiyor, insanlar değişiyor ama benim öfkem değişmiyor. isyanlarım dinmiyor. tam yoluna koyduğunu düşündüğüm an beyin hücrelerime baskı yapıp geri geliyor. işte buradayım diye haykırıyor. öyle anlarda yokuş aşağıya, çarpa çarpa, korkusuzca girişiyorum kime, neye çattığımı bilmeden. sonrası pişmanlık, üzülüyorum, savunmasız kalıyorum. yaratılışıma öfke duyuyorum. yaratılışlara öfke duyuyorum. bazılarını sevemiyorum, sevmiş gibi davranamıyorum. kendimden nefret ettiğim zamanlarda kendimden nefret ettiriyorum daha çok dolu dolu ağlamak için. işin hakkını vermek için. içimde bir zehir var onu boşaltamıyorum. kendi kendimi yiyiyorum. insanları suçluyorum, kendime öfkeleniyorum.
devamını gör...



