charlie chaplin
yaptığı sanata lafım yok, fakat kısaca gerçek hayatından* bahsedeceğim.
- annesi ve babası doğumundan kısa süre ayrıldılar. babası bir alkolikti ve ölene dek içti. annesi ise akıl hastanesinde hayata gözlerini yumdu. charlie bir süre yetimhanelerde yaşadı ve nihayet bazı müzikhollerde sahne alarak kendini bu trajediden uzaklaştırdı. daha sonra mack sennett tarafından keşfedilip hollywood'a ayak bastı, o günden sonra gerçek yeteneği ve yaratıcılığı sayesinde durdurulamaz yükselişi başlamış oldu.
- chaplin ilk karısı mildred harris ile, mildred on beş yaşındayken onunla beraber olup, o on altı yaşındayken evlendi. engelli doğan çocukları maalesef sadece üç gün yaşadı. bir yıl sonra mildred'den ayrılan charlie, yine on beş yaşında olan lita grey ile ikinci şansını denedi. hamile kalan lita'dan çocuğunu aldırmasını istedi, ancak kızın ailesi araya girince yine on altı yaşını bekleyip lita ile evlenmek zorunda kaldı. 3 yıl sonra ayrıldılar. gerekçe ise charlie'nin lita'yı oral sekse zorlaması ve aldatması* olacaktı. charlie 625.000 dolar gibi dönemine göre çok yüksek bir meblağ ödedi ve ayrıldılar.
- chaplin, minta durfee'nin anlattığına göre, çok kötü kokuyordu. iki hafta boyunca hiç değiştirmeden aynı takım elbiseyi giyebiliyordu. sürekli çevresinden şikayet alan charlie bunu tasarruf için yaptığını savunuyordu.*
- set ortamında zalim, egoist ve zorba tavırları ile diğer oyuncuları zorluyordu. marlon brando ile a countess from hong kong filmi setinde neredeyse birbirlerine gireceklerdi. brando, chaplin için, 'korkunç derece zalim', 'egoist bir zorba ve pinti', 'muhtemelen hayatımda gördüğüm en sadist insan' gibi cümleler kurdu. gerekçesi ile insanları film setinde azarlaması ve çok aşağılayıcı ifadeler ile rencide etmesiydi. marlon brando'ya bile oyunculuk mesleğinin yüz karası olduğunu söyleyebilecek kadar yükselebilen sinirli biriydi. daha sonraları chaplin de brando'nun çalışması imkansız birisi olduğunu söyleyecekti tabii.
- luis bunuel meşhur inzivasına çekilmeden önce bütün hollywood'u ifşa etmişti. e hali ile chaplin de buradan nasibini aldı. bunuel'in iddiasına göre, chaplin evinde sürekli grup seks partileri düzenliyor ve arkadaşlarını davet ediyordu. hatta bir detay olarak charlie asla zenginlerin çağırdığı profesyonelleri çağırmaz, onun yerine amatör ve sokak işi seks işçilerini ayarlardı.
ayrıca;
- lastik ve lastikten yapılmış her şeyden tiksiniyordu. bu sebeple prezervatif de kullanmıyordu.
- sütten de nefret ediyordu, süt şişelerine dokunmak bile istemiyordu.**
ilk karısı, mildred harris.

charlie chaplin ve mildred harris.

ikinci karısı, lita grey.

charlie chaplin ve lita grey.

bu da charlie'nin normal hali.


kaynak; stephen weissman - chaplin: a life
luis bunuel - my last sigh.
- annesi ve babası doğumundan kısa süre ayrıldılar. babası bir alkolikti ve ölene dek içti. annesi ise akıl hastanesinde hayata gözlerini yumdu. charlie bir süre yetimhanelerde yaşadı ve nihayet bazı müzikhollerde sahne alarak kendini bu trajediden uzaklaştırdı. daha sonra mack sennett tarafından keşfedilip hollywood'a ayak bastı, o günden sonra gerçek yeteneği ve yaratıcılığı sayesinde durdurulamaz yükselişi başlamış oldu.
- chaplin ilk karısı mildred harris ile, mildred on beş yaşındayken onunla beraber olup, o on altı yaşındayken evlendi. engelli doğan çocukları maalesef sadece üç gün yaşadı. bir yıl sonra mildred'den ayrılan charlie, yine on beş yaşında olan lita grey ile ikinci şansını denedi. hamile kalan lita'dan çocuğunu aldırmasını istedi, ancak kızın ailesi araya girince yine on altı yaşını bekleyip lita ile evlenmek zorunda kaldı. 3 yıl sonra ayrıldılar. gerekçe ise charlie'nin lita'yı oral sekse zorlaması ve aldatması* olacaktı. charlie 625.000 dolar gibi dönemine göre çok yüksek bir meblağ ödedi ve ayrıldılar.
- chaplin, minta durfee'nin anlattığına göre, çok kötü kokuyordu. iki hafta boyunca hiç değiştirmeden aynı takım elbiseyi giyebiliyordu. sürekli çevresinden şikayet alan charlie bunu tasarruf için yaptığını savunuyordu.*
- set ortamında zalim, egoist ve zorba tavırları ile diğer oyuncuları zorluyordu. marlon brando ile a countess from hong kong filmi setinde neredeyse birbirlerine gireceklerdi. brando, chaplin için, 'korkunç derece zalim', 'egoist bir zorba ve pinti', 'muhtemelen hayatımda gördüğüm en sadist insan' gibi cümleler kurdu. gerekçesi ile insanları film setinde azarlaması ve çok aşağılayıcı ifadeler ile rencide etmesiydi. marlon brando'ya bile oyunculuk mesleğinin yüz karası olduğunu söyleyebilecek kadar yükselebilen sinirli biriydi. daha sonraları chaplin de brando'nun çalışması imkansız birisi olduğunu söyleyecekti tabii.
- luis bunuel meşhur inzivasına çekilmeden önce bütün hollywood'u ifşa etmişti. e hali ile chaplin de buradan nasibini aldı. bunuel'in iddiasına göre, chaplin evinde sürekli grup seks partileri düzenliyor ve arkadaşlarını davet ediyordu. hatta bir detay olarak charlie asla zenginlerin çağırdığı profesyonelleri çağırmaz, onun yerine amatör ve sokak işi seks işçilerini ayarlardı.
ayrıca;
- lastik ve lastikten yapılmış her şeyden tiksiniyordu. bu sebeple prezervatif de kullanmıyordu.
- sütten de nefret ediyordu, süt şişelerine dokunmak bile istemiyordu.**
ilk karısı, mildred harris.

charlie chaplin ve mildred harris.

ikinci karısı, lita grey.

charlie chaplin ve lita grey.

bu da charlie'nin normal hali.


kaynak; stephen weissman - chaplin: a life
luis bunuel - my last sigh.
devamını gör...
the queen’s gambit
altın küre ödüllü dizidir.
-en iyi mini dizi
-mini dizi dalında en iyi kadın oyuncu
(bkz: 78. altın küre ödülleri)
-en iyi mini dizi
-mini dizi dalında en iyi kadın oyuncu
(bkz: 78. altın küre ödülleri)
devamını gör...
almanca dersi
gruppe 47 yazarlarından biri olan ve ikinci dünya savaşı sonrası alman edebiyatına büyük katkı sağlamış siegfried lenz'in 1968 yılında yayımladığı eser. lenz savaş sonrası boşluğa düşmüş bir ülkede doğdu ve ikinci dünya savaşının oluştuğu şartları deneyimledi; bu eserde de bunun izlerini bunu deneyimlemiş biri olarak oldukça gerçekçi bir biçimde aktarmış. savaşın geride yalnızca ölüm ve yıkım değil; ağır travmalar, toplumda ve toplumu oluşturan bireylerde geri dönülemez yıkımlar bıraktığını olabilecek en sade ve savaştan en az şekilde bahsederek yüzümüze çarpıyor lenz. siggi jepsen karakterinin bakış açısından nazi zulmünün yalnızca insana değil sanata karşı da ne kadar baskıcı bir tutum izlediğini okuyoruz. her şeyin başlangıcı yalnızca küçük bir cümle; "die freuden der pflicht" (alm. görev şevki)
sadece bir cümle bizi küçük bir kasabanın, otoriter bir babanın, baskıya uğramış bir sanatçının ve kendi iç çatışmalarında debelenip duran ana karakterin dünyasına götürüyor. hiç savaştan bahsetmeden savaşın yıkımını anlatmanın romanıdır bu.
eser dilimize almanca dersi olarak ayşe sarısayın tarafından çevrilmiştir. ek olarak; eser christian schwochow tarafından 2019 yılında çekilmiş bir filme de sahiptir.
weißt du, was sehen ist? vermehren. sehen ist durchdringen und vermehren. oder auch erfinden. um dir zu gleichen, musst du dich erfinden, immer wieder, mit jedem blick. was erfunden wird, ist verwirklicht.
sadece bir cümle bizi küçük bir kasabanın, otoriter bir babanın, baskıya uğramış bir sanatçının ve kendi iç çatışmalarında debelenip duran ana karakterin dünyasına götürüyor. hiç savaştan bahsetmeden savaşın yıkımını anlatmanın romanıdır bu.
eser dilimize almanca dersi olarak ayşe sarısayın tarafından çevrilmiştir. ek olarak; eser christian schwochow tarafından 2019 yılında çekilmiş bir filme de sahiptir.
weißt du, was sehen ist? vermehren. sehen ist durchdringen und vermehren. oder auch erfinden. um dir zu gleichen, musst du dich erfinden, immer wieder, mit jedem blick. was erfunden wird, ist verwirklicht.
devamını gör...
pentagram
dinlenir dinlenir en son denilir ki ben bir daha dinliyim bi ya. ayrıca pentagram aslında bir semboldür. daire içerisinde el çizimi yıldızdır. satanik olduğu da bilinir.*
devamını gör...
uzun entry görünce artıyı basan tip
biz anlıyoruz onları sen şey etme bir bilen. yazana kadar bi'ton zaman geçiyor. hatta paylaşmadan önce kendi adıma konuşacak olursam önce okuyorum. sonra önizlemeden kontrol ediyorum. yani kısacık süre içinde gelen artıların nedeni anlaşılıyor sayın yazarlar. rica edeceğim önce okuyun, dilerseniz yine artıyı basarsınız.
devamını gör...
normal sözlük trakyalılar cemiyeti
59 plaka numarası ile başvurumu yaptığım cemiyet. kayıt için dilekçemi an itibari ile yönetime ulaştırdım.
(bkz: ayırlı olsun)
(bkz: ayırlı olsun)
devamını gör...
mutluluğu kaybettiğin yerde arama
değerli klinik psikolog beyhan budak ın son kitabı. sahi kitap yayın evinden çıkan bu kitap ilk baskı için 100bin adet basılmış. beyhan budak daha önce 2 tane kendine yardım kitabı çıkarmıştı bu üçüncüsü. ilk kitapta kendine iyi davran güzel insan okuyucuya kendine iyi davranmasını öğütlüyordu. ikinci kitabında senin suçun değil geçmişin yüklerinden kurtulma rehberi sunmuştu bizlere. bu üçüncü ve son kitabında ise kabullenerek nasıl güçlenebileceğimizi keşfetmeyi vaad etmiş.
ben beyhan budak'ı ilk olarak podcast'lerinden tanıdım. birbirinden keyifli ve öğretici ve de faydalı bilgileri mükemmel ses tonu ile anlatıyordu. ve gerçekten bir psikologa gidemeyecek durumda olanlar için (maddi sebepler veya başka diğer sebeplerden ötürü) gerçekten mükemmel bir hizmet diye düşündüm. daha sonra youtube kanalında bu podcastlerin videoları olduğunu gördüm. gerçekten dev hizmet dedim. hem de mesleğim ve meslektaşım adıma gururlandım. ve tabi ki bu süreçte sevgili beyhan hem tanınmaya başladı ve takipçi sayısı milyonlara ulaştı hem de bu podcastlerin ve videoların ardından kitaplarla okuyucuya ulaşmak istedi çok da iyi oldu. ben ilk 2 kitabını zevkle okudum ve bir çok danışanıma da gönül rahatlığıyla tavsiye ettim ve de çopk iyi geri dönüşler aldım. şimdi bu 3. kitabı olan 'mutluluğu kaybettiğin yerde arama' kitabını da hemen çıkar çıkmaz aldım ve okumaya başladım. yine harika bilgilerle dolu ve hiç yormadan okunan bir kitap. sevgili beyhan okuyucuyla sohbet eder gibi yazmış bu kitabını da. okurken mutlaka bol bol altını çizeceğiniz yerler çıkacak. hiç çekinmeyin çizin. size yine kitap içinde ve kitap sonunda bazı alıştırmalar verecek ki bunları da mutlaka yapmanızı öneririm.
şunu da söylemeden geçemeyeceğim, beyhan'ın podcast kanalı, 2020 yılında türkiye'de en çok dinlenilen podcast kanalı oldu. ve ben yine hem beyhanla hem de mesleğimle psikolojiyle gurur duydum. umarım bu kitap da bol okuyucuya ulaşır.
ben beyhan budak'ı ilk olarak podcast'lerinden tanıdım. birbirinden keyifli ve öğretici ve de faydalı bilgileri mükemmel ses tonu ile anlatıyordu. ve gerçekten bir psikologa gidemeyecek durumda olanlar için (maddi sebepler veya başka diğer sebeplerden ötürü) gerçekten mükemmel bir hizmet diye düşündüm. daha sonra youtube kanalında bu podcastlerin videoları olduğunu gördüm. gerçekten dev hizmet dedim. hem de mesleğim ve meslektaşım adıma gururlandım. ve tabi ki bu süreçte sevgili beyhan hem tanınmaya başladı ve takipçi sayısı milyonlara ulaştı hem de bu podcastlerin ve videoların ardından kitaplarla okuyucuya ulaşmak istedi çok da iyi oldu. ben ilk 2 kitabını zevkle okudum ve bir çok danışanıma da gönül rahatlığıyla tavsiye ettim ve de çopk iyi geri dönüşler aldım. şimdi bu 3. kitabı olan 'mutluluğu kaybettiğin yerde arama' kitabını da hemen çıkar çıkmaz aldım ve okumaya başladım. yine harika bilgilerle dolu ve hiç yormadan okunan bir kitap. sevgili beyhan okuyucuyla sohbet eder gibi yazmış bu kitabını da. okurken mutlaka bol bol altını çizeceğiniz yerler çıkacak. hiç çekinmeyin çizin. size yine kitap içinde ve kitap sonunda bazı alıştırmalar verecek ki bunları da mutlaka yapmanızı öneririm.
şunu da söylemeden geçemeyeceğim, beyhan'ın podcast kanalı, 2020 yılında türkiye'de en çok dinlenilen podcast kanalı oldu. ve ben yine hem beyhanla hem de mesleğimle psikolojiyle gurur duydum. umarım bu kitap da bol okuyucuya ulaşır.
devamını gör...
atatürk'ün dinsiz olduğu iddiası
bir iddiadır.
ayrıca dinsiz olabilir. banane atatürk'ün inanışından.
ha dini olanların nasıl kişiler olduğunu biliyoruz o ayrı.
ayrıca dinsiz olabilir. banane atatürk'ün inanışından.
ha dini olanların nasıl kişiler olduğunu biliyoruz o ayrı.
devamını gör...
sözlük radyosunun yayına başlaması
o gün bu gün arkadaşlar!
devamını gör...
yalnızlık
oldukça çarpıcı bir guy de maupassant öyküsünün adı.
"bana gelince, artık ruhumu kapattım. artık kimseye, neye inandığımı, ne düşündüğümü ve neyi sevdiğimi söylemiyorum. bu korkunç yalnızlığa mahkûm olduğumun bilincinde, herhangi bir fikir ileri süremeden bakıyorum olaylara. fikirler, kavgalar, zevkler, inançlar, hiçbiri umurumda değil! kimseyle bir şey paylaşmadığımdan, her şeye de ilgimi kaybettim. fikirlerimi göstermeden, keşfedilmeden yaşıyorum. günlük konuşmalar için sıradan cümlelerim ve konuşma ıstırabına bile katlanmak istemediğimde "evet" diyen gülüşüm hazır.
beni anlıyorsun ya?"
"bana gelince, artık ruhumu kapattım. artık kimseye, neye inandığımı, ne düşündüğümü ve neyi sevdiğimi söylemiyorum. bu korkunç yalnızlığa mahkûm olduğumun bilincinde, herhangi bir fikir ileri süremeden bakıyorum olaylara. fikirler, kavgalar, zevkler, inançlar, hiçbiri umurumda değil! kimseyle bir şey paylaşmadığımdan, her şeye de ilgimi kaybettim. fikirlerimi göstermeden, keşfedilmeden yaşıyorum. günlük konuşmalar için sıradan cümlelerim ve konuşma ıstırabına bile katlanmak istemediğimde "evet" diyen gülüşüm hazır.
beni anlıyorsun ya?"
devamını gör...
neşet ertaş türkülerinden alıntılar
"beni eller gibi görme
sen benimsin ben seninim
gel seni benden ayırma
...
senin galbin benim galbim
sana malumdur her halım
kaçma benden nazlı gülüm
...
kalpten kalbe bir yol vardır
gözünen görünmez sırdır
ikimizin kalbi birdir
...
galbimi galbinde duyan
halım değil midir ayan
garibi bu hala koyan
sen benimsin ben seninim. "
sen benimsin ben seninim
gel seni benden ayırma
...
senin galbin benim galbim
sana malumdur her halım
kaçma benden nazlı gülüm
...
kalpten kalbe bir yol vardır
gözünen görünmez sırdır
ikimizin kalbi birdir
...
galbimi galbinde duyan
halım değil midir ayan
garibi bu hala koyan
sen benimsin ben seninim. "
devamını gör...
günün sözü
“aklın ve bilginin üç büyük düşmanı vardır;kötülük, bilgisizlik ve tembellik.”
haeckel.
haeckel.
devamını gör...
yks'den sonra yapılacaklar
boş oturmak.
sıkılmak.
sadece durmak.
evet bunları özledim.
sıkılmak.
sadece durmak.
evet bunları özledim.
devamını gör...
yazarların duymuş olduğu en garip isim
sim. bildiğimiz sim hani bu minik parlak seyler yok mu iste o.
devamını gör...
düğünümde çalmazsa olmaz dediğin şarkı
düğün yapmak gibi asla bir düşüncem yok ama küçük bir eğlence yaparsam kesinlikle zeybek ve harmandalı oynamak istiyorum. çalmazsa olmaz.
devamını gör...
devrim televizyondan yayınlanmayacak
türkçe çevirisi :
evde kıçının üstünde oturmayacaksın dostum
ekranın karşısına geçip ayaklarını uzatamayacaksın
uyuşuk uyuşuk oradan oraya zaplamayacaksın
reklamlar başlayınca bira almaya koşturamayacaksın
çünkü devrim televizyondan yayınlanmayacak
devrim televizyonlardan yayınlanmayacak
devrimin ana sponsoru general motors olmayacak
reklamsız dört bölüm halinde sunulmayacak
devrim dudaklarına seksi bir kıvrım kazandırmayacak
devrim selülitlerinden kurtulmanı da sağlamayacak
devrim bir ayda on kilo verdirmeyecek, ince göstermeyecek seni
çünkü devrim televizyondan yayınlanmayacak
senin ve dostunun resimleri olmayacak
bir market arabasını sokakta iterken gösteren
ya da renkli bir televizyonu çalıntı bir ambulansa sokmaya çalışırken
cnn kazanan partiyi saat 8:32'de tahmin edemeyecek
ya da 29 bölgeden canlı bağlantı yapamayacak
aynasızların yoldaşlarını vurması son dakika haberi olmayacak
çünkü devrim televizyondan yayınlanmayacak
kuzey güney, seinfield ve ally mcbeal
artık hayatımıza bu kadar cuk oturmayacak
kadınlar sex and the cityde samanthanın kimle yattığına aldırmayacak
çünkü tüm zenciler daha aydınlık bir gün için sokağa dökülecek
çünkü devrim televizyondan yayınlanmayacak
saat 11'de haber özetleri verilmeyecek
jackie onassisi burnunu silerken gösteren resimler olmayacak
devrim haberi beyaz bir kasırga, beyaz bir yıldırım ya da
beyaz insanlarla ilgili haberlerden sonra gelmeyecek
yatak ondandaki güvercini, su depondaki kaplanı ya da
tuvaletindeki gulyabaniyi kafana takmana lüzum yok
devrimin tadı coca-colayla daha iyi gitmeyecek
devrim ağız kokularını yok etmeyecek
devrim seni şöför koltuğuna oturtacak
devrim televizyondan yayınlanmayacak
devrim televizyondan yayınlanmayacak
devrimin tekrarı olmayacak
devrim canlı olacak
orijinal hali ise şu şekildedir :
the revolution will no be televised
you will not be able to stay home, brother.
you will not be able to plug in, turn on and cop out.
you will not be able to lose yourself on skag and skip,
skip out for beer during commercials,
because the revolution will not be televised.
the revolution will not be televised.
the revolution will not be brought to you by xerox
in 4 parts without commercial interruptions.
the revolution will not show you pictures of nixon
blowing a bugle and leading a charge by john
mitchell, general abrams and spiro agnew to eat
hog maws confiscated from a harlem sanctuary.
the revolution will not be televised.
the revolution will not be brought to you by the
schaefer award theatre and will not star natalie woods
and steve mcqueen or bullwinkle and julia.
the revolution will not give your mouth sex appeal.
the revolution will not get rid of the nubs.
the revolution will not make you look five pounds
thinner, because the revolution will not be televised, brother.
there will be no pictures of you and willie may
pushing that shopping cart down the block on the dead run,
or trying to slide that color television into a stolen ambulance.
nbc will not be able predict the winner at 8:32
or report from 29 districts.
the revolution will not be televised.
there will be no pictures of pigs shooting down
brothers in the instant replay.
there will be no pictures of pigs shooting down
brothers in the instant replay.
there will be no pictures of whitney young being
run out of harlem on a rail with a brand new process.
there will be no slow motion or still life of roy
wilkens strolling through watts in a red, black and
green liberation jumpsuit that he had been saving
for just the proper occasion.
green acres, the beverly hillbillies, and hooterville
junction will no longer be so damned relevant, and
women will not care if dick finally gets down with
jane on search for tomorrow because black people
will be in the street looking for a brighter day.
the revolution will not be televised.
there will be no highlights on the eleven o'clock
news and no pictures of hairy armed women
liberationists and jackie onassis blowing her nose.
the theme song will not be written by jim webb,
francis scott key, nor sung by glen campbell, tom
jones, johnny cash, engelbert humperdinck, or the rare earth.
the revolution will not be televised.
the revolution will not be right back
after a message about a white tornado, white lightning, or white people.
you will not have to worry about a dove in your
bedroom, a tiger in your tank, or the giant in your toilet bowl.
the revolution will not go better with coke.
the revolution will not fight the germs that may cause bad breath.
the revolution will put you in the driver's seat.
the revolution will not be televised, will not be televised,
will not be televised, will not be televised.
the revolution will be no re-run brothers;
the revolution will be live.
evde kıçının üstünde oturmayacaksın dostum
ekranın karşısına geçip ayaklarını uzatamayacaksın
uyuşuk uyuşuk oradan oraya zaplamayacaksın
reklamlar başlayınca bira almaya koşturamayacaksın
çünkü devrim televizyondan yayınlanmayacak
devrim televizyonlardan yayınlanmayacak
devrimin ana sponsoru general motors olmayacak
reklamsız dört bölüm halinde sunulmayacak
devrim dudaklarına seksi bir kıvrım kazandırmayacak
devrim selülitlerinden kurtulmanı da sağlamayacak
devrim bir ayda on kilo verdirmeyecek, ince göstermeyecek seni
çünkü devrim televizyondan yayınlanmayacak
senin ve dostunun resimleri olmayacak
bir market arabasını sokakta iterken gösteren
ya da renkli bir televizyonu çalıntı bir ambulansa sokmaya çalışırken
cnn kazanan partiyi saat 8:32'de tahmin edemeyecek
ya da 29 bölgeden canlı bağlantı yapamayacak
aynasızların yoldaşlarını vurması son dakika haberi olmayacak
çünkü devrim televizyondan yayınlanmayacak
kuzey güney, seinfield ve ally mcbeal
artık hayatımıza bu kadar cuk oturmayacak
kadınlar sex and the cityde samanthanın kimle yattığına aldırmayacak
çünkü tüm zenciler daha aydınlık bir gün için sokağa dökülecek
çünkü devrim televizyondan yayınlanmayacak
saat 11'de haber özetleri verilmeyecek
jackie onassisi burnunu silerken gösteren resimler olmayacak
devrim haberi beyaz bir kasırga, beyaz bir yıldırım ya da
beyaz insanlarla ilgili haberlerden sonra gelmeyecek
yatak ondandaki güvercini, su depondaki kaplanı ya da
tuvaletindeki gulyabaniyi kafana takmana lüzum yok
devrimin tadı coca-colayla daha iyi gitmeyecek
devrim ağız kokularını yok etmeyecek
devrim seni şöför koltuğuna oturtacak
devrim televizyondan yayınlanmayacak
devrim televizyondan yayınlanmayacak
devrimin tekrarı olmayacak
devrim canlı olacak
orijinal hali ise şu şekildedir :
the revolution will no be televised
you will not be able to stay home, brother.
you will not be able to plug in, turn on and cop out.
you will not be able to lose yourself on skag and skip,
skip out for beer during commercials,
because the revolution will not be televised.
the revolution will not be televised.
the revolution will not be brought to you by xerox
in 4 parts without commercial interruptions.
the revolution will not show you pictures of nixon
blowing a bugle and leading a charge by john
mitchell, general abrams and spiro agnew to eat
hog maws confiscated from a harlem sanctuary.
the revolution will not be televised.
the revolution will not be brought to you by the
schaefer award theatre and will not star natalie woods
and steve mcqueen or bullwinkle and julia.
the revolution will not give your mouth sex appeal.
the revolution will not get rid of the nubs.
the revolution will not make you look five pounds
thinner, because the revolution will not be televised, brother.
there will be no pictures of you and willie may
pushing that shopping cart down the block on the dead run,
or trying to slide that color television into a stolen ambulance.
nbc will not be able predict the winner at 8:32
or report from 29 districts.
the revolution will not be televised.
there will be no pictures of pigs shooting down
brothers in the instant replay.
there will be no pictures of pigs shooting down
brothers in the instant replay.
there will be no pictures of whitney young being
run out of harlem on a rail with a brand new process.
there will be no slow motion or still life of roy
wilkens strolling through watts in a red, black and
green liberation jumpsuit that he had been saving
for just the proper occasion.
green acres, the beverly hillbillies, and hooterville
junction will no longer be so damned relevant, and
women will not care if dick finally gets down with
jane on search for tomorrow because black people
will be in the street looking for a brighter day.
the revolution will not be televised.
there will be no highlights on the eleven o'clock
news and no pictures of hairy armed women
liberationists and jackie onassis blowing her nose.
the theme song will not be written by jim webb,
francis scott key, nor sung by glen campbell, tom
jones, johnny cash, engelbert humperdinck, or the rare earth.
the revolution will not be televised.
the revolution will not be right back
after a message about a white tornado, white lightning, or white people.
you will not have to worry about a dove in your
bedroom, a tiger in your tank, or the giant in your toilet bowl.
the revolution will not go better with coke.
the revolution will not fight the germs that may cause bad breath.
the revolution will put you in the driver's seat.
the revolution will not be televised, will not be televised,
will not be televised, will not be televised.
the revolution will be no re-run brothers;
the revolution will be live.
devamını gör...
tevkif
“alıkoyma, durdurma, tutuklamak” anlamlarına sahip olan kelimedir.
devamını gör...
okunması gereken kitaplar
martı
hayvan çiftliği
hayvan çiftliği
devamını gör...

