kırlentlerle ev yapmak
saatler süren bir istanbul trafiği sonunda artık ağrı içinde kardeşimin evine gittim. sırtıma ve kolumun altına minderleri doldururdu. üzüntülü bir akşamdı, sessizdi. ağlamamak için sıklıkla yukarı baktığını hissettim.
hatırlıyo musun, minderlerden ev yapıyoduk böyle diyince kocaman gülümsedi. hatta aynı çocukluğundaki gibiydi.
güzel çocukluk anıları bir çatlaktan sızarak yılları aşıp geliyor ve ortamın havasını aniden değiştiriyor bazen.
hatırlıyo musun, minderlerden ev yapıyoduk böyle diyince kocaman gülümsedi. hatta aynı çocukluğundaki gibiydi.
güzel çocukluk anıları bir çatlaktan sızarak yılları aşıp geliyor ve ortamın havasını aniden değiştiriyor bazen.
devamını gör...
claranın dağdan aşağı yuvarlanan tekerlekli sandalyesi
adı güzel, kendi güzel, mahlası güzel miniğim..
genç yaşına rağmen bu kadar olgun ve aklı başında başka bir kişi tanımadım ben. umarım kalbi gibi bir hayat yaşar. bu sözlükteki en minnak, akıl küpü yazar arkadaşımdır kendisi. hep yazsın.. çokça kalp, bolca vitamin bırakıyorum buralara. *
genç yaşına rağmen bu kadar olgun ve aklı başında başka bir kişi tanımadım ben. umarım kalbi gibi bir hayat yaşar. bu sözlükteki en minnak, akıl küpü yazar arkadaşımdır kendisi. hep yazsın.. çokça kalp, bolca vitamin bırakıyorum buralara. *
devamını gör...
türk tipi teselli yöntemleri
daha iyisi olacaktır ondan olmamıştır. *
devamını gör...
sevgililer günündeki instagram hikayelerinin samimiyetsizliği
sosyal medyada ilişki yaşamak kavramının yansımalarıdır.
devamını gör...
armysuzy
tanımları buram buram kalite kokan ve artılarını esirgemeyen yazar arkadaşımızdır.
takipteyiz efendim.
takipteyiz efendim.
devamını gör...
jenga
bir hevesle alınıp günlerce oynandıktan sonra yıllarca evde fazlalık oluşturan oyundur.
devamını gör...
gece saat 2'de sözlüğe giren kadının asıl amacı
bana amacımı sorgulatan başlık. düşündüm bulamadım .
devamını gör...
vartolu sadettin
eroin ticareti yaptığı halde şirin gösterilen bir karakter. ama işler güçler'in sansür'e maruz kaldığınıda gördük bu ülkede maalesef.
devamını gör...
kendini ifade edememe kaygısı
genel olarak yaşadığım durum . aslında benim kaygım kendimi ifade edememekten değil , yanlış anlaşılma ve karşımdaki insanın veya insanların üzülmesine kırılmasına sebep olacak bi şey söyleme korkusundan kaynaklanıyo . bu yüzden de genelde fazla açıklıyorum her şeyi , söylediklerime dikkat etmeye çalışıyorum . daha önceden de istemediğim konularda yanlış anlaşıldığım için ekstra bi dikkat etme gereği duyuyorum aslında.
devamını gör...
hermeneutik
yorumbilim olarak bilinir günümüzde. disiplinin teşekkülü aslında hristiyan kutsal metinlerinin anlaşılmasıyla ilgili sorunlarla ilgilidir. temeli tamamen teolojik tartışmalarla döşenmiştir. günümüzde en genel kavram olarak geisteswissenschaften (beşeri bilimleri bilimler olarak çevrilir ama metafizik arkaplanı türkçeye çevrilirken buharlaşır) hermeneutik disiplinin odak noktasıdır. disiplinin amacı, pozitif bilimler gibi nesnel olguları saptamak değil, öznenin araştırma esnasında yakaladığı anlamların tarihsel,toplumsal ve kültürel yapıyla bağlantısını açıklamaya çalışmaktır. kıyası kullanır.
türkçeye yorumsamacılık olarak çevrilir daha çok.( öztürkçeci anlayışın berbat çevirileri böyle gereksiz bi lügat parçalamaya sebep oldu bu ülkede. adam newton kitabı çevirmiş. moment'i, kıpı diye çevirmiş.
erken dönem tarih felsefecilerinin(u: benedetto croce etc) hermeneutikten disiplin olarak bahsetmese de, kuramlarında değindikleri söylenir. ancak bunu formüllendiren kişi friedrich schleirmacher'dir.* teoriye fazla girmeden özet geçip kapatıyorum konuyu.
daha sonra bütün disiplinlerin başına geldiği gibi eklektizme kurban gidecek hermenötik. pozitivizmli(tarihselci) yorumsamacılık mı ararsın,* romantik yorumsamacılık mı ararsın, eleştirel yorumsamacılık mı ararsın, hepsi var.
geç modern dönemde dilthey'la beraber çizgisini buluyo nihayet disipin. pozitif bilimlere alternatif bir okuma geliştirebiliyo. dilthey'den sonra gelen heidegger'ler gadamer'ler habermas'lar her biri bi ucundan tutup farklı yerlere götürüyolar.*.
türkçeye yorumsamacılık olarak çevrilir daha çok.( öztürkçeci anlayışın berbat çevirileri böyle gereksiz bi lügat parçalamaya sebep oldu bu ülkede. adam newton kitabı çevirmiş. moment'i, kıpı diye çevirmiş.
erken dönem tarih felsefecilerinin(u: benedetto croce etc) hermeneutikten disiplin olarak bahsetmese de, kuramlarında değindikleri söylenir. ancak bunu formüllendiren kişi friedrich schleirmacher'dir.* teoriye fazla girmeden özet geçip kapatıyorum konuyu.
daha sonra bütün disiplinlerin başına geldiği gibi eklektizme kurban gidecek hermenötik. pozitivizmli(tarihselci) yorumsamacılık mı ararsın,* romantik yorumsamacılık mı ararsın, eleştirel yorumsamacılık mı ararsın, hepsi var.
geç modern dönemde dilthey'la beraber çizgisini buluyo nihayet disipin. pozitif bilimlere alternatif bir okuma geliştirebiliyo. dilthey'den sonra gelen heidegger'ler gadamer'ler habermas'lar her biri bi ucundan tutup farklı yerlere götürüyolar.*.
devamını gör...
beyin yakan filmler
inception
devamını gör...
nefret ve kinden kurtulma yolları
nefret ve kinin büyümesi, vücudu ve benliği sarması artık bir süreden sonra insanı boğmaya başlar. kötü anıları ve duyguları geride bırakamazsanız, tekrarlar. içinde nefret duyan insan kendini sevmekte zorlanır, ve zaten her şey kendini sevmekte başlar.
nefretle başa çıkmak için her ne kadar zor olsa da onu kabul etmek gerekir, belki de bize verdiği acıyı kabul etmeliyizdir. bir şeyden nefret ediyorsanız, ''evet, nefret ediyorum'' deyin. nefret ettiğiniz durum veya kişi zaten nefretinizden pek etkilenmez, en büyük zararı nefreti içinde bulunduran görür hep. ağlayın, bağırın, çağırın... öfkeyle birlikte nefretinizi atmaya çalışın.
dozunda olan kinin nedeni genelde bağışlayamamaktan oluşur. bağışlayamadığınız şeyler sizi bir türlü bırakmaz ve peşinizden gelir. bana yapılan iyilikler dışındaki birçok şeyi unutmamın en iyi yönü de bu sanırım, kin tutamamam. unutuyorum çünkü*.
o kişiyi bağışlamasanız bile geçmişteki anınızı bağışlamaya çalışın. bu demek değil ki aynı şeyleri yapan kişiyi hep bağışlayın, bunu yaparsanız istismar edilmiş olursunuz. demek istediğim, zaten yaşanmış bir olayı değiştiremezsiniz, bu yüzden o anının peşinizden gelmesine izin vermeyin ya da siz onun peşinden gitmeyin. bırakın, gitsin. o olayı bir daha yaşamamak için temkinli olun yeter, nefret ve kin sadece bunu duyan kişileri yıpratır çünkü.
nefretle başa çıkmak için her ne kadar zor olsa da onu kabul etmek gerekir, belki de bize verdiği acıyı kabul etmeliyizdir. bir şeyden nefret ediyorsanız, ''evet, nefret ediyorum'' deyin. nefret ettiğiniz durum veya kişi zaten nefretinizden pek etkilenmez, en büyük zararı nefreti içinde bulunduran görür hep. ağlayın, bağırın, çağırın... öfkeyle birlikte nefretinizi atmaya çalışın.
dozunda olan kinin nedeni genelde bağışlayamamaktan oluşur. bağışlayamadığınız şeyler sizi bir türlü bırakmaz ve peşinizden gelir. bana yapılan iyilikler dışındaki birçok şeyi unutmamın en iyi yönü de bu sanırım, kin tutamamam. unutuyorum çünkü*.
o kişiyi bağışlamasanız bile geçmişteki anınızı bağışlamaya çalışın. bu demek değil ki aynı şeyleri yapan kişiyi hep bağışlayın, bunu yaparsanız istismar edilmiş olursunuz. demek istediğim, zaten yaşanmış bir olayı değiştiremezsiniz, bu yüzden o anının peşinizden gelmesine izin vermeyin ya da siz onun peşinden gitmeyin. bırakın, gitsin. o olayı bir daha yaşamamak için temkinli olun yeter, nefret ve kin sadece bunu duyan kişileri yıpratır çünkü.
devamını gör...
kitaplarda en sinir bozan durum
birden çok "en"e sahip olduğum durumlar bütünü.
kitapların kapak yazısında kitabın özeti denilebilecek kadar ipucu barındırması hakikaten sinir bozucu. sence gerçekten kitabın özetini okumak istesem arka kapağına mı bakarım? kullanma kılavuzu değil ki bu. sırf bu yüzden arka kapak yazılarını kitabın ortasında ya da sonunda ancak okuyorum artık.
bazı kitaplarda eserden önce ön söz, editör veya çevirmen notu olarak eklenen metnin son söz niteliğinde oluyor ancak bunun tespiti mümkün olmadığı için haliyle metni okumuş bulunuyorum. yine aynı nedenden bu metinleri de okumayı sonraya bırakıyorum.
kitapta dizin gerekliliği olduğu halde eklenmemiş olması ise kitabı ecüş bücüş notlarımla haritaya çevirmeme sebep oluyor. not almak sorun değil fakat indeks eklemekle çözülebilecek bir meseleyle bu kadar uğraşmak insanı sinir edebiliyor.
kitapların kapak yazısında kitabın özeti denilebilecek kadar ipucu barındırması hakikaten sinir bozucu. sence gerçekten kitabın özetini okumak istesem arka kapağına mı bakarım? kullanma kılavuzu değil ki bu. sırf bu yüzden arka kapak yazılarını kitabın ortasında ya da sonunda ancak okuyorum artık.
bazı kitaplarda eserden önce ön söz, editör veya çevirmen notu olarak eklenen metnin son söz niteliğinde oluyor ancak bunun tespiti mümkün olmadığı için haliyle metni okumuş bulunuyorum. yine aynı nedenden bu metinleri de okumayı sonraya bırakıyorum.
kitapta dizin gerekliliği olduğu halde eklenmemiş olması ise kitabı ecüş bücüş notlarımla haritaya çevirmeme sebep oluyor. not almak sorun değil fakat indeks eklemekle çözülebilecek bir meseleyle bu kadar uğraşmak insanı sinir edebiliyor.
devamını gör...
şaka maka evlenme yaşımızın gelmesi
olmayan yaştır toplumun size böyle ampır ampır şeyler dayatmasına izin vermeyin.
devamını gör...
akıcı konuşma teknikleri
en basit yöntem kitapları sesli okumak ve bunu yaparken çiçek koklar gibi (diyaframdan) nefes almaktır.
devamını gör...
geceye bir alıntı bırak
"sen hiç kimsenin olamayacağı kadar çok şeyimsin benim.
yüreğimde sana ayrılan yer herkesinkinden büyük. yalnızca bir arkadaş, bir kan kardeş, bir sırdaş, birçok yakın dost değil, bir büyük sevgisin sen. yanında sonsuz şımarabileceğim ve hala kaybetmekten korkmayacağım tek kişi...
yani biraz annem, biraz babam, hatta hiç görmediğim dedem, belki hiç doğmayacak oğlum... sonra daimi
hayranım ve tabi dokunulmamış sevgilim.
sen benim masumiyetimsin tuna benim en yakınımsın! aslında belki öbür yarımsın? bütün bunlar ne demek anlıyor musun? hı? "
(bkz: kumral ada mavi tuna)
(bkz: buket uzuner)
devamını gör...
yaşlanmak
"yaşlanmak bir dağa tırmanmaya benzer, çıktıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır ama görüş açınız genişler"
yaaşlanmayı en iyi tarif eden bu kelimeler isveçli oyun yazarı ve film yönetmeni ingmar bergan'a ait. bir insan yaşlandığı zaman ne arar? stresten uzak huzur arar. büyük metropollerden uzaklaşıp ege' yi tercih etmenin temelinde de bu faktörler yatıyor.
yaaşlanmayı en iyi tarif eden bu kelimeler isveçli oyun yazarı ve film yönetmeni ingmar bergan'a ait. bir insan yaşlandığı zaman ne arar? stresten uzak huzur arar. büyük metropollerden uzaklaşıp ege' yi tercih etmenin temelinde de bu faktörler yatıyor.
devamını gör...
silikon kulak tıkacı
kulağa yerleştirildikten sonra hamur gibi şekillendirilen, gürültü seviyesini hatırı sayılır ölçüde azaltan hayat kurtarıcı.

kitap okurken, uyurken, ders çalışırken epey faydasını gördüm. tavsiye ederim.
son olarak, alerjik bünyesi olanların antialerjik versiyonunu araştırmasını öneriyorum.
edit: köpük olanı da kullandım. bunun kadar kesmiyor sesi, boşluklar kalıyor arada. bilemiyorum tabi, herkesin kendi tercihi sonuçta. neyle rahat ederseniz en iyisi odur.

kitap okurken, uyurken, ders çalışırken epey faydasını gördüm. tavsiye ederim.
son olarak, alerjik bünyesi olanların antialerjik versiyonunu araştırmasını öneriyorum.
edit: köpük olanı da kullandım. bunun kadar kesmiyor sesi, boşluklar kalıyor arada. bilemiyorum tabi, herkesin kendi tercihi sonuçta. neyle rahat ederseniz en iyisi odur.
devamını gör...
düşmez kalkmaz bir allah
insanın başına her an her şey gelebilir, gücünü ve yüceliğini yitirmeyen tek varlık allah'tır anlamına gelen atasözü.
devamını gör...
