yaşar kurt / ver bana düşlerimi
devamını gör...

20 yaşındayım boyum uzun bir tane dil biliyorum çok hafif baklavalarım var (görmek isteyen kuvvetli şekilde isterse görebiliyor baklavaları) seks performansım 3.5 dakika (ortalamanın üstündeyim) orgazm olduktan sonra çıplak sigara içerim. sizi sadece seks için kullandığımı belli etmem. temizliğine düşkün bir beyefendiyim. tokat şaplak kırbaç kemer isteyene takılırım. sözlükten fuckbuddy arayacak kadar eli boş ve hayasızım. taliplerimi bekliyorum. yaş kategorisi yok 85 yaş özel tercihimdir.
devamını gör...

siyasetçiler beyinleri ve kalpleri olmadan da yaşayabiliyor.
devamını gör...

arapçadan dilimize geçmiş bir kelimedir. üstünlük taslama, kendini başkalarından büyük görme, tepeden bakma, burnun büyüklüğü olarak tanımlanır.
devamını gör...

araçta sadece kendisi varmış gibi davranan tiplerdir.
devamını gör...

"umarım en kısa sürede bulunur" dediğim iş/ler.

(bkz: eşekten düşenin halinden eşekten düşen anlar)
devamını gör...

sanırım yine iko uyurken biri düğmelerle oynadı.
(al bozdunuz işte cıks cıks)
devamını gör...

kerem bursin ya. niye dünyanın en yakışıklı adamı gibi davranılıyor? aşırı acayip.
devamını gör...

bazen hayretle okuyorum yazılanları. insanın geçmişi geçmiştir. saf bakış açısı ne demektir yahu? zihniyetinizi temizlerseniz en saf bakış açısını elde etmiş olursunuz. bunu başarmanız dileğiyle.
devamını gör...

folklore albümü ile hayranı olduğum sanatçı. folklore albümünü dinlerken yakın dönem pop albümlerinde hiç yaşamadığım duyguları yaşadım. kalbime dokundu diyebilirim. bu arada kendisi hayranı olduğum tek pop sanatçısıdır.
devamını gör...

kimseye hayır diyemiyorum ve bu beni çok üzüyor.
mesela bugün bir sürü işim vardı ama kendi de çok rahat yapabileceği özel işi için beni arıyor iş arkadaşım ya da herhangi birisi ve ben hayır diyemiyorum. yardım istemiş birini geri çevirecekmişim gibi kötü hissediyor, hayır diyemiyor ve bu sefer fazladan yük alıyorum üzerime. ama ben kendim yapabileceğim her işi kendim yapıyorum, yapamadıklarımı da yapmaya çalışıyorum.

herkes bana her şeyi çok rahat söylüyor kırar mıyım, canını yakar mıyım vs demeden.
ben de canımı sıkan, moralimi bozan, üzen, kıran kimseye bunu diyemiyorum. kırılmaktan, anlaşılamamaktan, kırıldığımı belli etmemeye çalışacağım diye çabalamaktan yoruldum.

kendimi değil hep başkalarını teselli ettim, ediyorum. insan kendi omzuna dokunup "geçecek bunların hepsi" diyemiyor çünkü...

ben böyle olmak, hassas olmak, detaylı düşünmek istemiyorum artık (ama elimden de başkası gelmiyor).
yani söylenen söz ne anlama geliyorsa onu anlamak istiyorum artık sadece; acaba öyle mi demek istedi, böyle mi demek istedi, acaba beni yanlış mı anladı diye düşünmek istemiyorum. kendimi açıklamak istemiyorum, ben de herkesin anladığı kadar olmak istiyorum.

insanların siz onlara değer verdikçe sizi değersizleştirmesinden bezdim.
sadri alışık'ın ofsayt osman'ı gibi "bu da mı gol değil hakim bey ?" demek istiyor insan bazen...

ne olur ben sizin hayatınızda nasıl özenli davranmaya çalışıyorsam siz de öyle yapsanız, ne olur zaten zorla açtırdığım çiçeklerimi tarumar etmeseniz?

ne olur?
devamını gör...

beklenen geç geliyor;geldiği sırada insan başka yerlerde oluyor.

tehlikeli oyunlar
oğuz atay
devamını gör...

lüleburgaz trakya'nın parisidir, aksini iddia eden kırklareli merkez'de oturuyordur diyerek "selamınaleyküm". an itibarı ile ayağımı attığım cemiyet.

baba: makedonya göçmeni, anne: yunanistan göçmeni. kütük pınarhisar-kaynarca. daha ne yapalım, kanımızı akıtıp "gündendi" renginde mi akıyor onu mu kontrol ettirelim?

yapmayın kendinizi aykırı. ayrıca sözlüğü çok bırkalıyorsunuz, bozuljak beaganın.
devamını gör...

cezve ve fincan.. olmasa kahvesiz kalırım..
devamını gör...

doğru olmayan önermedir.

akla, mantığa uygun, güven duyulan ve sevilen bir erkek bulabilseler soluğu nikah masasında alırlar diye düşünüyorum. bilin bakalım sorun nerede?!
devamını gör...

insanolunbiraz'ın tanımında görüp okuduğum kitap.
bunu eklememin sebebi #1115418 numaralı tanımda insanolunbiraz'ın yaşadığı olayı okumam belki kitabı daha kolay kabullenmeme, anlamama sebep oldu.*
çünkü buradaki karakterimiz, bir bıyık ile ün ve saygı kazanıyor. bunu kabullenmek zor.

en iyisi biz fazla uzatmadan kitaba geçelim.
tahsin yücel'in romanı.
konumuz şöyle;
cumali adlı başkarakterimiz, askerlikten dönüp tıraş olmaya gittiği vakit berberimiz ve orada oturan halk bıyığını kesmemesinin daha iyi olacağını söyler. o da "bu kadar millet aynı şeyi söylüyorsa doğrudur." mantığıyla kestirmiyor bıyıklarını.
ve cumali bundan sonra bıyık'ın eşliği ile değer görür, evlenir, aldatır, masallara konu olur, sevinir, üzülür...
her şey karapala* sayesinde* gerçekleşir.

işte biz de bu yolculukta cumali ile gezmekteyiz, cumali ile kitabın son sayfasını okumaktayız.

inceleme:
birincisi, kitaptan bir çıkarım yapamazsınız. yani olsa olsa "geçiçi olan bu hayat için maddi*, manevi* şeylere fazla bağlanmamak en doğrusudur." olur.
o yüzden o amaçla okumayın. zevk için okuyun.
ikincisi, kitabın akıcılığı mükemmeldi.
yirmi sayfa okumak için koltuğa oturuyorsunuz bi' bakıyorsun yetmişinci sayfayı yarılamışsınız bile. sürekli tahminler yürütüyorsunuz bazıları doğru bazıları yanlış çıkıyor ama hep küçük bir merak var.

şimdi ben yanlış çıkan bir tahminime geleceğim.
kitabın sonuna.

şimdi şu malum ölümü okumadan önce ben belki sonunda vazgeçer de bıyıklarını keser; biz de rahatlarız, o da rahatlar. sadece arada birilerin ağzına laf olur, o kadar, demiştim ama tutmadı.
yalan yok sonu beni üzse bile en iyi sondu. tahsin yücel eğer başka bir yolu, sonu seçmiş olsaydı boşluk kalırdı sanırım.
bir de zamanın getirdiği yaşlılık ile değil de, kendi sonunu hazırlayan bıyık'ını düzeltirken kullandığı makas ile ölmesi anlamlı bence.

sonuç olarak ben bu kitabı sevdim, güzeldi.
devamını gör...

türk milliyetçileri arasında pratikte bir ayrım söz konusu olmasa da teoride olan ayrımın en bariz göstergesidir. bu konuda bir çok okuma yapmış birisi olarak aşağıdaki cümleleri sarf etmem gerektiğini düşünüyorum.

türkçüler; türkçü kavramı, hüseyin nihal atsız'ın tabiri ile, simitçi veya limoncu manasındaki "cı","cu" ekini almaz. türkçülük bir aidiyeti belirtir. bu aidiyet türk milletine olan bir aidiyetin tecellisidir. türkçülük denildiği zaman tabi akıllara mustafa kemal atatürk ve onun fikir babası olarak nitelendirdiği ziya gökalp gelmektedir. ziya gökalp'ten önce türkçülük çalışmaları başlamış olsa bile, türkçülük fikirlerini sistematikleştirerek ortaya bir yapı çıkaran ziya gökalp olmuştur. hüseyin nihal atsız'ın ırkçı söylemleri olsa dahi kendisi türk milletine hizmet eden fakat ırken türk olmayanları da, yaptıkları çalışmalardan dolayı türk olarak nitelendirmiştir. türk ırkçısı mıdır? evet, ama onun ırkçılığı milletini aşırı sevmekten gelmektedir. yoksa diğer bütün ırkları yok edelim. hepsini öldürelim modunda değildir. ziya gökalp, yusuf akçura, zeki velidi togan, hüseyin nihal atsız bu isimlerin tamamını iyi bir şekilde incelediğiniz zaman bir çok alanda çalışmalar yürüttüklerini ve eserleri olduğunu göreceksiniz. nihal atsız'dan örnek verecek olursak bir yandan osmanlı kroniklerine çalışırken, bir yandan roman ve şiirleri ile gönlümüze taht kurmuştur. diğer yandan türk tarihinin meselelerine eğilirken, türkçülük fikrinin adeta bir işçisi gibi çalışmış, devamlı suretle fikir üretmiştir.

ulusalcılık; xıx. yüzyılın sonlarında osmanlı toplumunda türkçülük rağbet görse bile, aslında temele indiğimizde dünya toplumları için fransız ihtilaliyle birlikte milliyetçilik akımları kendini göstermeye başlamıştı. milliyetçilik kavramı ortaya çıktığında yanında eşitlik, özgürlük, demokrasi kavramları da vardır. yani milliyetçilik aslında gayet cumhuriyetçi ve demokratik bir kavramdır. adı da milliyetçilik değil, daha çok ulusçuluktur. peki bu ulus nitelendirmesi nedir? ulus nitelendirmesi avrupalı yazarlar tarafından çok tartışılmış ve nihayetinde ortak toprak parçası üzerinde yaşayan, ortak kültür ve tarihi mirasa sahip, ortak bir dil kullanan insanlarla ifade edilmiştir. gazi mustafa kemal atatürk her ne kadar en büyük türk milliyetçilerinden birisi olsa dahi ortaya koymuş olduğu ilkeler onun milliyetçilik fikrini fransız ihtilalinde olduğu gibi yan kavramlarla tamamlamıştır. bu sürecin sonunda bu tip bir milliyetçiliği benimseyenler genelde kendini ulusalcı olarak nitelendirmişlerdir.

ülkücülük; ülkücülüğün ne demek olduğunu anlamak için, ülkücülüğü kuran, kitabını yazan alparslan türkeş'in hayatını ve eserlerini iyi tahlil etmek gerekir. alparslan türkeş 9 ışık olarak adlandırdığı eserinde ülkücülüğün 9 temel ilkesini ortaya koymuştur. 9 ilkeden birisi olan ahlakçılık kısmında ise bu görüşlerin temelini adeta özetlemiştir. türk töresi ve islam inancı bu görüşün temelini oluşturmuştur. 1965'ten sonra türkiye'deki öğrenci olaylarına baktığımız zaman sovyet rusya destekli ve bulgaristan üzerinden finanse edilen sol gruplar komünizm propagandası yaparken darwinizmi de anlatıyordu. anadolu insanları komünizme karşı sadece türk milliyetçiliği ile değil islami bir tavırla da karşı koymaktaydı. özellikle sovyetlerin sınırları dahilinde bulunan türk coğrafyalarında ibadetin yasaklanması ve ezan sesi gibi dini ritüellerin engellenmesine dair bilgiler anadolu da hızla yayılmıştı. türk topluma da bir reaksiyon geliştiriyordu. bu reaksiyon müslüman ve türk vurgusu bulunan ülkücü harekette tecelli etti.

açık şekilde ifade etmek gerekirse üç grupta sekülerdir. üç grupta ilerlemeye açıktır. aradaki ufak ayrıntılar ortak mutabakatta eritilebilecek şekildedir. hasretimiz türk milliyetçilerinin birliğinedir.
devamını gör...

--- alıntı ---

faks cihazının bulunmasıyla birlikte, kullanımı giderek azalan, sadece yazı aktarabilen, 1970'li yılların popüler iletişim aygıtı. teleks ağları, iki yönlü metin tabanlı mesajlaşma için telgraf düzeyinde bağlantı devresi kullanan, telefon ağlarına benzer şekilde, teleprinterlar için bir müşteriden müşteriye anahtarlı ağ idi.

teleks, daktiloya benzer bir klavyeye sahiptir. aynı telefon numarası gibi bir numarası olur. karşı tarafın teleks numarası aranır, gönderilmek istenen veri, klavyeden girildiğinde, dakikada 45,5 bit hızıyla, karşı tarafın teleks aygıtında bulunan bir şaryodan kağıda dökülürdü.

teleks ilk olarak 1930'da almanya'da, 1970'te küba ve pakistan arasında kullanıldı. grafik, resim, fotoğraf vb. aktarımı sağlayamadığı, ağır ve hantal bir yapıya sahip olduğu, veri iletiminin yavaşlıkları gibi nedenlerle bugün demode sayılmaktadır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

--- alıntı --- buradan

şener şen'in meşhur banker bilo filminde "almanyadan teleks geldi" repliğinde ki teleks işte bu cihazdır.
devamını gör...

ön sırada oturuyordum ve küçük kopya kağıtlarım ayağa kalkmamla etrafa saçılmıştı.*
devamını gör...

her ne kadar atv bomboş bir haber kanalı olursa olsun maske takmak gereklidir. dayının yaptığı yanlıştır.

maske takmak, korona virüsten korunmak için oldukça gereklidir. lütfen maskelerimizi takalım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim