kelebek diyagramı
güneş lekelerinin güneş üzerinde bulundukları enlemlerin zamana göre değişimin veren grafik.
lekelerin gözlemleri 18. yüzyıla dayanır. o tarihlerden itibaren düzenli olarak kaydedilen veriler hem leke çevrimini hem de lekelerin ortaya çıktıktan sonra yüzeyde izlediği yolu açıkça gösterir.
lekeler genel olarak orta enlemler dediğimiz 30-35 derece enlemlerinde ortaya çıkar. etkinliğin maksimum olduğu dönemde 10-15 derece enlemlerine doğru iner. çevrim boyunca güneş ekvatoruna doğru ilerler ve yaklaşık 5 derece enlemine geldiklerinde kaybolurlar.
aşağıdaki görselde üst bölüm kelebek diyagramı ve lekelerin zamana göre enlemler üzerindeki ilerleyişini temsil ediyor. şekiller kelebeğe benzediği için diyagram bu isimle anılıyor. alt kısımda ise ortalama günlük leke alanlarının, gözlenen güneş yarı küresinin yüzde olarak ne kadarını kapladığı verilmiş. her iki şekil de 10 yıllık dönemlere ayrılmış ve birbirine bağlı veriler içerdiklerini grafikleri karşılaştırarak görebilirsiniz.
üstteki şekli incelediğimizde yukarıda bahsettiğim durumu net bir şekilde görebiliyoruz. dikey düzlemde 90 n ve 30 n ile gösterilen noktalar güneş'in 90 derece ve 30 derece kuzey enlemleri. 90 s ve 30 s ise güney enlemleri temsil ediyor. gördüğünüz gibi lekeler hiçbir zaman 30 derece enlemlerinden fazla uzaklaşmıyorlar. zaman ilerledikçe resimde eq ile gösterilen ekvatora doğru yöneliyorlar ve bir sonraki 10 yılın başında tekrar 30 derece civarında ortaya çıkıyorlar.
lekelerin güneş yüzeyinde belirme nedeni ise güneş'in manyetik alanındaki kutupların sürekli olarak, alternatif akım motorundaki akım gibi yön değiştirmesidir. bu arada nikola tesla'nın bu motoru güneş'ten ilham alarak tasarladığı söylenir.
lekelerin aynı yerde sabit durmayıp ekvatora doğru hareket etme nedeni ise diferansiyel dönme olayıdır.

görselin kaynağı
lekelerin gözlemleri 18. yüzyıla dayanır. o tarihlerden itibaren düzenli olarak kaydedilen veriler hem leke çevrimini hem de lekelerin ortaya çıktıktan sonra yüzeyde izlediği yolu açıkça gösterir.
lekeler genel olarak orta enlemler dediğimiz 30-35 derece enlemlerinde ortaya çıkar. etkinliğin maksimum olduğu dönemde 10-15 derece enlemlerine doğru iner. çevrim boyunca güneş ekvatoruna doğru ilerler ve yaklaşık 5 derece enlemine geldiklerinde kaybolurlar.
aşağıdaki görselde üst bölüm kelebek diyagramı ve lekelerin zamana göre enlemler üzerindeki ilerleyişini temsil ediyor. şekiller kelebeğe benzediği için diyagram bu isimle anılıyor. alt kısımda ise ortalama günlük leke alanlarının, gözlenen güneş yarı küresinin yüzde olarak ne kadarını kapladığı verilmiş. her iki şekil de 10 yıllık dönemlere ayrılmış ve birbirine bağlı veriler içerdiklerini grafikleri karşılaştırarak görebilirsiniz.
üstteki şekli incelediğimizde yukarıda bahsettiğim durumu net bir şekilde görebiliyoruz. dikey düzlemde 90 n ve 30 n ile gösterilen noktalar güneş'in 90 derece ve 30 derece kuzey enlemleri. 90 s ve 30 s ise güney enlemleri temsil ediyor. gördüğünüz gibi lekeler hiçbir zaman 30 derece enlemlerinden fazla uzaklaşmıyorlar. zaman ilerledikçe resimde eq ile gösterilen ekvatora doğru yöneliyorlar ve bir sonraki 10 yılın başında tekrar 30 derece civarında ortaya çıkıyorlar.
lekelerin güneş yüzeyinde belirme nedeni ise güneş'in manyetik alanındaki kutupların sürekli olarak, alternatif akım motorundaki akım gibi yön değiştirmesidir. bu arada nikola tesla'nın bu motoru güneş'ten ilham alarak tasarladığı söylenir.
lekelerin aynı yerde sabit durmayıp ekvatora doğru hareket etme nedeni ise diferansiyel dönme olayıdır.

görselin kaynağı
devamını gör...
savage sendromu
rezistan over sendromu olarak da bilinir.
primordial foliküller vardır;ancak fsh reseptörlerinin olmaması veya postreseptör defekt varlığı nedeniyle fsh'a karşı cevap yoktur,foliküler gelişim devam edemez.
kesin tanı over biyopsisi ile konulur.
tedavi olarak ise menopoza kadar hormon replasman tedavisi uygulanır.
primordial foliküller vardır;ancak fsh reseptörlerinin olmaması veya postreseptör defekt varlığı nedeniyle fsh'a karşı cevap yoktur,foliküler gelişim devam edemez.
kesin tanı over biyopsisi ile konulur.
tedavi olarak ise menopoza kadar hormon replasman tedavisi uygulanır.
devamını gör...
14 şubat için antik öyküler
(bkz: heyecanlıyız)
devamını gör...
ülkenin geri kalmışlık belirtileri
sağ partilerin yüksek oy oranları.
devamını gör...
mascc skoru
febril nötropeni hastalarında düşük riskli grubu belirlemek ve hastane yatışını azaltmak için önerilen uzun hali (multinational association for supportive care in cancer :mascc) olan risk skorunu ölçeğidir.
skorun 21'in altında olması hastaneye yatış endikasyonu iken 21 üzerinde ise ayaktan tedavi edilebilmektedir.

resim bu siteden alıntıdır.
skorun 21'in altında olması hastaneye yatış endikasyonu iken 21 üzerinde ise ayaktan tedavi edilebilmektedir.

resim bu siteden alıntıdır.
devamını gör...
en güzel yaş
içinde mutlu olunan her yaş.
devamını gör...
düşün ki kedin bunu okuyor
tombişim lütfen biraz sakinleşirmisin. her zaman yalnızca yemek yemeyi düşünüp depresyonda olan babana hiç sevgi göstermiyorsun üstüne üstelik az bir şey sevmeye çalışsam hemen sinirleniyorsun. biliyorum sokaklarda büyüdün ancak şuan gayet te sakin ve özgür bir evdesin, ayrıca ucuz mamaları da sevmiyorsun buna istinaden baba yorgun.
devamını gör...
bir şey
bir şey ayrı yazılır ama ille de ayrı değildir iki sözcük birbirinden. zaten ikisi arasına giren mesafe onların birbirlerinden uzak olduğu anlamına da gelmez. çünkü her şey zaman meselesidir ve mekan, üzerinde uzlaşılmış bir yalandır.
gece gece sevdiğim sözleri ve sözcükleri aklama işine girdiysem ve bunun nedeni yağmursa yapılacak bir şey yoktur aslında. en iyi bildiğim şeyi yapıp yazdıkça yazacağım.
bir şey güzeldir; çünkü kendi başına bir anlama gelmezmiş gibi görünse de anlamını bilmediğimiz her sözcüğün anlamına gelebilir. az şey midir bu?
bir şey ayrı olduğu halde bir arada olmanın da bir metaforu sayılır. sayılmaz belki ama ben sayılsın istiyorum. ayrı ama birlikte, zamana mahkum ve mekana isyankar. taş kesil ulan!
düşünüyorum da, müthiş bir şey. en sevdiğim kitap isimlerinden biridir bu. bu gece serbest çağrışım gecesi. kedilere pizza verip ayarlarını bozabilirim mesela yazdığım tanımda. ama yapmayacağım bunu. çünkü daha önce çok güzel bir şekilde yapıldı bu.
eğer en sevdiğiniz kitap isimlerinden birinde bir şey sözü geçiyorsa ona sahip çıkın. çünkü söylemek istediğim bir şey var.
gece gece sevdiğim sözleri ve sözcükleri aklama işine girdiysem ve bunun nedeni yağmursa yapılacak bir şey yoktur aslında. en iyi bildiğim şeyi yapıp yazdıkça yazacağım.
bir şey güzeldir; çünkü kendi başına bir anlama gelmezmiş gibi görünse de anlamını bilmediğimiz her sözcüğün anlamına gelebilir. az şey midir bu?
bir şey ayrı olduğu halde bir arada olmanın da bir metaforu sayılır. sayılmaz belki ama ben sayılsın istiyorum. ayrı ama birlikte, zamana mahkum ve mekana isyankar. taş kesil ulan!
düşünüyorum da, müthiş bir şey. en sevdiğim kitap isimlerinden biridir bu. bu gece serbest çağrışım gecesi. kedilere pizza verip ayarlarını bozabilirim mesela yazdığım tanımda. ama yapmayacağım bunu. çünkü daha önce çok güzel bir şekilde yapıldı bu.
eğer en sevdiğiniz kitap isimlerinden birinde bir şey sözü geçiyorsa ona sahip çıkın. çünkü söylemek istediğim bir şey var.
devamını gör...
akp'li özlem zengin'e çıplak arama tepkisi
türkiye'de çıplak arama vardır. toplu olarak gözaltına alındığımız bir akşam buna şahit oldum. üstelik kadınları ve erkekleri ayırmadan, hepimiz aynı odanın içerisindeyken toplu olarak yapıldı bu muamele. direnenler dayak yediler.
nöbetçi hakime bunu söylediğimizde duymamazlıktan geldi, tamam hadi beraat diye yolladı bizi apar topar. mahkeme salonundan bile zorla çıkarıldık, böyle saçma bir uygulama başka ülkede yoktur. ondan sonra burada tartışıyoruz ülkede diktatörlük var mı diye.
nöbetçi hakime bunu söylediğimizde duymamazlıktan geldi, tamam hadi beraat diye yolladı bizi apar topar. mahkeme salonundan bile zorla çıkarıldık, böyle saçma bir uygulama başka ülkede yoktur. ondan sonra burada tartışıyoruz ülkede diktatörlük var mı diye.
devamını gör...
monad
kartezyen düşüncenin özne/nesne dualizmini aşma çabası felsefenin adeta bi kanseri haline gelmişti. holistik bi anlayış sevdasıyla nice yiğitler bu yolda can vermiş, niceleri de ajdar'ın müziğinde dans eden müslüm gibi ciğerci kedisi misali konuya uzak kalmışlardı. işte böyle bir zamanda ortaya leibniz çıkıp özne/nesneyi, bilim/dini ve kültür/doğayı birleştirecek bir kelepçe bulduğunu iddia edecek, lakin kant gelecek 'hoop hemşerim nereye' diyecek ve özellikle leibnizci zaman/mekan anlayışının üzerine kurulu olan monadı tarihin tozlu, leş gibi sayfalarına gönderecek.
leibniz kartezyen düşüncenin aksine nesneye gerçeklik atfetmez. hatta töz de değildir*. (daha sonra kant leibniz'e seri töz getirecek)
maddenin gerçekliği ile ilgili descartesci metafizik konuyu yeterince temellendiremez ve doyurucu açıklama vermez. leibniz'e göre maddenin ana özelliği öyle yer kaplama falan değil, korunum vardır. yani ne demek bu, kartezyen anlayışa göre kuvvet hareketin niceliğidir. madde uzamsaldır ve dolayısıyla tüm gerçekliğin ölçümü yapılabilir. kuvveti hareketi ve hareketin niceliğine indirgenebilmesi mümkündür. tanrı tarafından da korunan hareketin toplamıdır madde dediğimiz şey ve biz bu sayede bilim yaparız.(m.v =p) klasik mekaniğin atası descartes..
ancak leibniz, madde hareketin niceliğine indirgenemez, maddenin esasında nitelik olarak kuvvet vardır, der. yani korunan m.v'nin karesidir. yani uzun lafın kısası skolastik düşünceyle descartesci fiziği uzlaştırma çabası gibidir biraz bu hareket. kant'ın da ömrünün yirmi iki senesini verdiği ve boşa kürek çektiğini farkettiği fizik ve metafiziği kapsayıcı bir felsefi sistem oluşturma çabası, leibniz için de asli motivasyon kaynağıdır. o sebeple leibniz olmadan kant eksik anlaşılır.
aslında burada leibniz'in töz anlayışı da çokomelsiz çok önemli, özellikle spinoza'dan ayrıldığı noktalar önemli ancak başlık töz başlığı değil yapacak bi şey yok.
sahi monad neydi.. monad şerefti, haysiyetti.. monad ramazan pidesiydi.. bayram çikolatasıydı.. ama asıl olarak bölünemezlerin toplamından ibaret olan bileşiklere giren bölünemez cevherdir. atomla falan karışmasın, monadlar atom değildir, elektron değildir, kuark, nötrino, foton hiç değildir. gerçi fiziksel atom diye bi şeyden ne kadar bahsedebiliriz o da ayrı konu. neyse monadların önünde tartışmayalım. monadlar sadece bir takım nitelikler itibariyla farklılıklar arz edebilir ve bu farklılıklar sayesinde maddedeki değişim gerçekleşir. onun haricinde bildiğimiz cevherdir monadlar. ayrıca leibnizci mantıkta da her doğru önermenin nesnesidir.
leibniz kartezyen düşüncenin aksine nesneye gerçeklik atfetmez. hatta töz de değildir*. (daha sonra kant leibniz'e seri töz getirecek)
maddenin gerçekliği ile ilgili descartesci metafizik konuyu yeterince temellendiremez ve doyurucu açıklama vermez. leibniz'e göre maddenin ana özelliği öyle yer kaplama falan değil, korunum vardır. yani ne demek bu, kartezyen anlayışa göre kuvvet hareketin niceliğidir. madde uzamsaldır ve dolayısıyla tüm gerçekliğin ölçümü yapılabilir. kuvveti hareketi ve hareketin niceliğine indirgenebilmesi mümkündür. tanrı tarafından da korunan hareketin toplamıdır madde dediğimiz şey ve biz bu sayede bilim yaparız.(m.v =p) klasik mekaniğin atası descartes..
ancak leibniz, madde hareketin niceliğine indirgenemez, maddenin esasında nitelik olarak kuvvet vardır, der. yani korunan m.v'nin karesidir. yani uzun lafın kısası skolastik düşünceyle descartesci fiziği uzlaştırma çabası gibidir biraz bu hareket. kant'ın da ömrünün yirmi iki senesini verdiği ve boşa kürek çektiğini farkettiği fizik ve metafiziği kapsayıcı bir felsefi sistem oluşturma çabası, leibniz için de asli motivasyon kaynağıdır. o sebeple leibniz olmadan kant eksik anlaşılır.
aslında burada leibniz'in töz anlayışı da çokomelsiz çok önemli, özellikle spinoza'dan ayrıldığı noktalar önemli ancak başlık töz başlığı değil yapacak bi şey yok.
sahi monad neydi.. monad şerefti, haysiyetti.. monad ramazan pidesiydi.. bayram çikolatasıydı.. ama asıl olarak bölünemezlerin toplamından ibaret olan bileşiklere giren bölünemez cevherdir. atomla falan karışmasın, monadlar atom değildir, elektron değildir, kuark, nötrino, foton hiç değildir. gerçi fiziksel atom diye bi şeyden ne kadar bahsedebiliriz o da ayrı konu. neyse monadların önünde tartışmayalım. monadlar sadece bir takım nitelikler itibariyla farklılıklar arz edebilir ve bu farklılıklar sayesinde maddedeki değişim gerçekleşir. onun haricinde bildiğimiz cevherdir monadlar. ayrıca leibnizci mantıkta da her doğru önermenin nesnesidir.
devamını gör...
hangi normal sözlük yazarıyla ne yapmak isterdiniz sorusu
merdumgriz ile efendicene rakı içmek. sözlüğün valisi ile goygoy yapmak. rahatsız ile kapalida derbi izlemek. yarasa seneca ile korku filmi izlemek black rose immortal ile cradle of filth konseri izlemek. meja ile maddenin olası hallerinden bahsetmek. im melting lan melting ile sokak kedilerini beslemek. hristiyanismail ile papaz büyüsü yapmak. erdal kalın poe ye nothing else matters çalmak.
devamını gör...
baylan pastanesi
çocukluğumda annemle çarşı pazar gezmelerinden sonra oturup 'cup grille' yediğimiz pastane. (eskisi gibi yiyemiyorum artık çok ağır gelmeye başladı tabi) baylan her jenerasyon için kadiköy'ün de sembol mekanlarından biridir.
1920'lerde kurulmuş, batı usulü tatlı ve kurabiyeleriyle efsaneler arasına ismini yazdırmış. kurucusu, rum filip lenas. ilk türkiye'ye geldiğinde çeşitli pastacılarda çalışmış. daha sonra istiklal caddesi'nde* ''loryan'' * isimli bir pastane açar. yabancı isimlerin türkçeleştirilmesini öngören saçma sapan bi yasa peydah olunca ''baylan'' diye değiştirirler. 50'lili yıllarda karaköy'e de bi şube açmış lenas. kadiköy şubesi ise 61 de lenas'ın küçük oğlu mihal tarafından açılmış. ancak bildiğim kadarıyla beyoğlu ve karaköy şubeleri daha sonra kapanmış. bir tek kadiköy kalmış. ünlü edebiyatçıların müdavim olduğu bi yer olmuş zamanla. tarık buğra'lar, cemal süreya'lar, tomris uçar'lar ''baylancılar'' olarak anılırmış.
özellikle arka taraftaki sarmaşıklarla kaplı bahçesi yazın ayrı bi güzelliktir. yolu düşen mutlaka bi italyan espressosu içsin, krokanlı çikolatasından yesin sevgili yazarlar.*
1920'lerde kurulmuş, batı usulü tatlı ve kurabiyeleriyle efsaneler arasına ismini yazdırmış. kurucusu, rum filip lenas. ilk türkiye'ye geldiğinde çeşitli pastacılarda çalışmış. daha sonra istiklal caddesi'nde* ''loryan'' * isimli bir pastane açar. yabancı isimlerin türkçeleştirilmesini öngören saçma sapan bi yasa peydah olunca ''baylan'' diye değiştirirler. 50'lili yıllarda karaköy'e de bi şube açmış lenas. kadiköy şubesi ise 61 de lenas'ın küçük oğlu mihal tarafından açılmış. ancak bildiğim kadarıyla beyoğlu ve karaköy şubeleri daha sonra kapanmış. bir tek kadiköy kalmış. ünlü edebiyatçıların müdavim olduğu bi yer olmuş zamanla. tarık buğra'lar, cemal süreya'lar, tomris uçar'lar ''baylancılar'' olarak anılırmış.
özellikle arka taraftaki sarmaşıklarla kaplı bahçesi yazın ayrı bi güzelliktir. yolu düşen mutlaka bi italyan espressosu içsin, krokanlı çikolatasından yesin sevgili yazarlar.*
devamını gör...
ironi işareti
ters tarafa bakan soru işareti şeklindedir. ironik girdilerde açıklayıcı emoji olarak kullanılabilir.
ayrıca, (bkz: sarcasm)

ayrıca, (bkz: sarcasm)

devamını gör...
ev almak
sadece büyük şehirler için değil maalesef her il ve ilçe için ev alımı satımı bariz şekilde zorlaştı. emeği geçenleri bir bir anıyorum.
devamını gör...
bugün için şükrettiğin bir şeyi yaz
bugün de yaşıyoruz, çok şükür.
devamını gör...
hücre
canlı vücudunu oluşturan, görev bakımından en küçük birim.
aynı zamanda suçluların kapatıldığı küçük oda ve gizli örgütlerin oluşturduğu topluluk anlamına da gelir.
aynı zamanda suçluların kapatıldığı küçük oda ve gizli örgütlerin oluşturduğu topluluk anlamına da gelir.
devamını gör...
2 şubat 2021 yök'ün yüz yüze eğitim talebi
eğer üniveristelerin açılması tekrardan ertelenirse "yeni gezi"ye hazır olun.
devamını gör...
büyük macellan bulutu
samanyolu galaksisi'nin uydularından biri olan düzensiz cüce galaksi. yaklaşık 150-200 bin ışık yılı uzaklıkta bulunur ve en yakın uydu galaksilerden biridir.
ışık kirliliği olmayan bölgelerde, güney yarım küreden çıplak gözle görülebilir. dorado ve mensa takımyıldızları yönüne bakmak gerekir. özellikle belirli aylarda kuzey yarım küreden de izlenebilir. ancak ufuktan çok fazla yükselmediğinden, gözlem şartları güneye göre daha kısıtlıdır.
içerisinde yaklaşık 10 milyar yıldız olduğu tahmin edilmektedir. gökyüzüne baktığınızda dolunayın kapladığı alanın yaklaşık 20 katı kadar daha büyük alan kaplar ancak oldukça sönük olduğundan ay kadar net görünmez.
düzensiz cüce galaksilerin çoğunda olduğu gibi, büyük macellan bulutu'nda da gaz ve toz boldur. bu da yıldız oluşumunun devam ettiği anlamına gelir. özellikle nötrinoların varlığı ile ilgili güzel kanıtlara vesile olan sn 1987a süpernovası bu galaksi içerisinde gerçekleşmiştir. ayrıca x ışın kaynakları da bulunur ve bu da yüksek enerji astrofiziği çalışan gök bilimciler için güzel bir veri tabanı sayılır.
küçük macellan bulutu ile ortak bir gaz ve toz yığını içerisinde bulunurlar. bu da uzun süredir birbirleriyle etkileşim halinde olduklarını gösterir.
şurada kendisine zum yapılırken kısa bir görüntüsü var:
ışık kirliliği olmayan bölgelerde, güney yarım küreden çıplak gözle görülebilir. dorado ve mensa takımyıldızları yönüne bakmak gerekir. özellikle belirli aylarda kuzey yarım küreden de izlenebilir. ancak ufuktan çok fazla yükselmediğinden, gözlem şartları güneye göre daha kısıtlıdır.
içerisinde yaklaşık 10 milyar yıldız olduğu tahmin edilmektedir. gökyüzüne baktığınızda dolunayın kapladığı alanın yaklaşık 20 katı kadar daha büyük alan kaplar ancak oldukça sönük olduğundan ay kadar net görünmez.
düzensiz cüce galaksilerin çoğunda olduğu gibi, büyük macellan bulutu'nda da gaz ve toz boldur. bu da yıldız oluşumunun devam ettiği anlamına gelir. özellikle nötrinoların varlığı ile ilgili güzel kanıtlara vesile olan sn 1987a süpernovası bu galaksi içerisinde gerçekleşmiştir. ayrıca x ışın kaynakları da bulunur ve bu da yüksek enerji astrofiziği çalışan gök bilimciler için güzel bir veri tabanı sayılır.
küçük macellan bulutu ile ortak bir gaz ve toz yığını içerisinde bulunurlar. bu da uzun süredir birbirleriyle etkileşim halinde olduklarını gösterir.
şurada kendisine zum yapılırken kısa bir görüntüsü var:
devamını gör...
insanın yapmaktan bıkmayacağı şey
yatmak , insan oğlu yatmaktan bıkmaz.
devamını gör...
