nickine gurban, sana hayran.
devamını gör...

geçen gün - profilimde gördüğünüz fotoğrafı çektiğim - şelaleye gittik bir çay içelim dedik kuzenlerle. size yemin ederim geçtiği her yerin ama her yerin fotoğrafını çekti kuzenlerimin eşleri. o kadar bağımlı olmuşlar ki.. ben ise onların ısrarları ile birkaç yerde fotoğraf çektirdim ki zaten maksimum 3 fotoğraf beğenebildim. neyse demek istediğim ben elbisemi toplayıp, masaya oturup, ayaklarımı o buz gibi suya teslim edip çayımı yudumlarken bunlar delirmişcesine fotoğraf çektiler.. anlam veremiyorum.. bazı anlarda izlerim, yaşarım fotoğraf çekmem. bu daha özel kılıyor yaşanan ânı. özellikle tek başıma sahile gittiğimde, ya da özenle hazırlandığım pekçok günde fotoğraf çekmem. oysaki insanlar tam da bu gibi anlarda fotoğraf çekip ânı yaşamayı bırakıyor..
devamını gör...

terk etmemek için tek bir neden olsun inanın gitmezler. kimse gitmeye meraklı değil ama bu ülkede yoksulluk desen var, işsizlik desen oda diz boyu, yolsuzluk var hırsızlık var , çekememezlik var, kıskançlık var en kötüsü birgün bir yerde sebepsizce öldürülme ihtimalin var. hadi söyleyin neden gitmesinler burda kalıp hayatını sefil gibi yaşasınlar mı tabi söylemesi kolay, bu arada green card kazanan arkadaşları tebrik ediyorum, yolları açık olsun. sizin için her şey sıfırdan başlıyor kendinize dikkat edin bizim yerimize de bol bol gezin.
devamını gör...

apartmanın ismi değişse ne fark eder, evin hep evindir. seninleyiz yoldaş!
devamını gör...

kendinden başka herkesin hayatının güllük gülistanlık zannedilmesi.

daha önce de burada anlattığım, ilkokul arkadaşımla yazışmamı anımsatmıştır. daha önce uzun uzun yazmıştım; şimdi detayına girmeyeyim. yazışmanın bir bölümünde, ‘bakıyorum sınıftaki tüm arkadaşlarım bir yerlere gelmişler, biri isviçre’de, diğeri şirket kurmuş; bir ben bir şey olamadım’ gibisinden bir şey yazmıştı.

bu durum onun duruma benziyor. sanırım hayatımız yokuş aşağı indiği zamanlarda, herkesin yokuş yukarı, nefesi kesilmeden çıktığını zannediyoruz. ya da kendimiz hariç kimsenin hayatında yokuş yok zannediyoruz. belki sosyal medyanın yaygınlaşması ve herkesin mutlu iken fotoğraflarını paylaşmaları bizde bu algıya neden olmuştur.

ona da anlattığım gibi, kimin ne yaşadığını bilemezsiniz. çok az kişi ağlarken fotoğrafını paylaşır ya da çok azı başarısızlıklarını gösterir. böyle olması onların mutlu olduğunu veya hayatlarında hep başarılı oldukları anlamına gelmez. ‘ben hariç herkes mutlu’ algısı tamamen yanlış olsa da benim de bir dönem aynı şeyi düşündüğüm oldu. bir konuşmada geçen söz gibi( sansürlüyorum ve küfür için özür dilerim ama konuşma bu şekilde):

‘herkes hamile olduğunuz için sizi tebrik eder ama bunun için kaç kere s…ldiğinizi kimse bilmez’.
devamını gör...

100 ilmeği iki ters iki düz 3 cm örüyoruz, ardından 2 ters, bir kes, bir arttı, 2 düz, bir kes bir arttır diye örüyoruz. erkek kazaklarında rahatlıkla kullanılacak bir örnektir.
devamını gör...

ilk bahar bitti arkadaşlar. haziranı da atlatırsak geçecek olan istektir. hadi bakayım, göreyim sizi aslanlar.
devamını gör...

bilime göre kadınla erkeğin arkadaş olarak kalabilmesi imkansız değil, ama çok kolay da değil.arkadaşlığın aynı cinsiyet arkadaşlıklarına kıyasla daha zor kurulduğunu, daha fazla iletişim ve şeffaflık istediğini söylüyorlar. evet olabilir yani herşey bizim elimizde.
devamını gör...

hiç korkmuyorum. inşallah bana da zamanı gelince nasip olur. uyurken yanlışlıkla çocuğumu ezerim korkusu var ama.. doğmamış, belki de hiç olmayacak çocuğuma şimdiden çok bağlıyım.. anasının her şeyi olur.. sigarayı bile bırakabilirim yavrumun sağlıklı olması için..
devamını gör...

küçük tuvaletin geldiğinde birkaç saat tutup sonrada tüm gücün ve kuvvetinle salıvermektir.
not: önemle duyrulur ki bu işi tek başınıza yapmayın zevkten bayılma ihtimaliniz vardır.
devamını gör...

sokakta oynayan çocuk falan görünce harçlık veresim geliyor, istemsizce elim cebime gidiyor yani. o an kendimi, devlet su işlerinden emekli 69 yaşındaki nuri amca gibi hissediyorum.
devamını gör...

the velvets olarak da bilinen 1965'te amerika'da lou reed öncülüğünde kurulan rock grubu. henüz ortada albümleri vs yokken sık sık bazı mekanlarda sahne alan grup belli bir hayran çevresi oluşturmaya başlamıştır. bu mekanlardan birine bir gece dönemin çakalı andy warhol gider ve grubun sahnesine tanık olur. ardından bir dizi görüşme sonrasında andy grubun menajeri olur ve andy'nin yeni gözdesi şarkıcı olmaya istekli alman güzeli nico andy'nin çabalarıyla gruba sokulur. daha sonra çıkan albümler, çılgın bir hayran topluluğu, amerikan popülizminin geniş kolları grubu ve müziğini kucaklar.

the velvet underground kendinden sonra gelen ''tüm'' grupları ve sanatçıları etkilemiştir. bugün dinlediğimiz ve hayranı olduğumuz her türden müzik grubunun atası bu gruptur. başta punk, grunge, post punk, trash, new wave, alternative rock, dream pop, shoegazing ve günümüz müzik gruplarının hepsinde bu grubun el izi vardır.
devamını gör...

şu aralar bir tek clytie’ye takık olmam sayılıyorsa ayırın yerimi…
devamını gör...

tartılmak
abdulrezzakı sevmek*
pekmez içmek
vitamin ilacı

çok fazla seviyorum bu hayatı öğeleri içeriyor ama alakası yok.
devamını gör...

erkeğe karşı " konuşurken indir o eli, bak indir o eli dedim"
kadına karşı " milletin sevgilisi dövüyor ben sana el bile kaldırmıyorum ona göre kıymetimi bil" .
devamını gör...

bir süredir üzerinde çalıştığım yazı için bana yardımcı olur ümidi ile aldığım lakin bir yerden sonra "dayı yeter ne anlatıyon sabahtan beri!" deyip ilerleyen zamanlarda tekrar okumak niyeti ile kitaplığa attığım kitap.

kitabın ilk başında yani birinci bölümde hz. adem ile ilgili safsataları okuyamıyoruz, evet, okuyamıyoruz çünkü bir yerden sonra bayıyor...

tam ya bu adam dinsiz imansız anarşik diyecekken ikinci bölümde adam bir tanrı * güzellemesi yapıyor, işte vay efendim tanrı yeryüzündeki her şeyi insana hizmet için yarattı diye bir giriyor, yani zannedersin birazdan guzum tanrının dediğinden gayrısı boş diye bitirecek kitabı diyecekken... akıl, akıl, akıl diye saydırmaya başlıyor.

şimdi john locke abi diyor ki kitabın bir yerinde efendim birisi bize bir zarar vermişmişmiş, işte doğal hukuk falan, oturup bu adamla konuşup zararın telafisi hususunda anlaşabilirsek oh ne güzel dünya... işte şuna buna gerek yokmuşmuşmuş. kendisine diyeceğim tek şey: gel 2021 turkiyesinde trafikte motosiklet sür. daha bir kaç km geçmeden o kitapları çöpe atar küfür dolu şiirler kaleme alırsın. pollyanna seni...

yalnız bu antik yunan ve sanayi inkılabı dönemi çok iyi ya. ne desen kült oluyor...
devamını gör...

en azından kuş cıvıltılarının odaya dolmasını sağlar.
devamını gör...

yaşadıklarından dolayı başkalarını sorumlu tutmazlar; ama kendilerini de boş yere suçlamazlar. her şeyi kontrol edemeyeceklerini bildiklerinden kontrol manyaklarının yaptığı büyük hataları yapmazlar. empati yetenekleri öyle iyidir ki olayları karşılarındaki kişilerin bakış açısından net bir şekilde görebildiklerinden daha doğru kararlar verirler.
devamını gör...

evet öldü diye yanıtlayacağım şiir.

açıkçası anlatmaya çalıştığı şey ne olursa olsun, bu tür şiirleri sevmiyorum. insanların aşırı hassas olduğu konuları nokta atışıyla bulup kanırtmak bana hoş gelmiyor. adı sanat da olsa...

aynı şekilde anneler günü, babalar günü gibi günler de bence hiç güzel değil. zaten canı acıyan insanların canını daha fazla acıtmaktan fazla bir işe yaradığını bugüne dek görmedim.

ilkokulda bilip bilmeden "anneniz/babanız ne iş yapıyor?" diye soran hocaların yaptığından çok da farklı değil. herkes her an özel duyguları ve bunların bağlı olduğu acılarıyla yüzleşmek zorunda değil.

neyse... bunlar kendi düşüncelerim olduğu için katılmayanlar olacaktır illa ki. onlara da saygı duyarım.
devamını gör...

öncelikle border = sınır
borderline kişilik bozukluğu; uçlarla kendini gösteren bir kişilik bozukluğudur. en temel anlamıyla benlik algısında, duygulanımında, kişilerle olan ilişkilerinde tutarsızlık vardır. benlik algısında şöyle bir şey olur. kişi bir anda kendisini çok güvende hissederken bir anda (1 dk içerisinde) çok güvensiz hissedebilir. bir anda kendisini çok güzel bulurken bir anda çok çirkin bulabilir. bir anda çok başarılı bulurken bir anda çok başarısız, işe yaramaz bulabilir.

aynı şey duygulanım için de geçerlidir. bir anda çok mutlu hissederken, mutlu bir an yaşıyorken 1-2 dk içerisinde hoşuna gitmeyen bir şeyden dolayı aniden ciddi anlamda bir çöküş yaşayıp mutsuz hissedebilir. çok sevgi doluyken aniden nefret duygusu besleyebilir.

kişisel ilişkilerinde de karşısındaki kişiyi bir an göklere çıkarırken başka bir an yerin dibine sokabilir. karşısındaki kişi en sevdiği kişiyken bir davranış sonucunda en nefret ettiği kişiye dönebilir. genel olarak şöyle bir şey var: ya hep ya hiç. güzel-çirkin, iyi-kötü, başarılı-başarısız. bunlar arasında çok çok hızlı geçişler yaşanıyor. ortası yok.

ps: tanımda çok fazla bir anda kalıbını kullanmış olabilirim. mazur görün.*)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim