köy denilince akla gelenler
çıkmaz sokaklar gelir aklıma,
her sokakta kapısının önü kadınlar kahvesi olmuş kapısı açık bir ev,
mahalleden göç etmiş kimsenin artık uğramadığı yıkık dökük evler,
çarşıda bir atatürk heykeli,
her hafta kurulan bir pazar,
müsaitmisiniz diye aramadan çalınan kapılar,
sabah erkenden gelenlerin içtiği köy kahvesindeki süt,yanık yoğurttan ayran,
bağlar gelir aklıma,bağ evleriyle,çocuk sesleriyle şenlenen,
bayramlar gelir aklıma 3-4 ailenin aynı anda ziyaret ettiği,bayramlaştığı,şakalaştığı,
yaşlılar gelir aklıma hepimizi birleştiren,ton ton,sevgi dolu...
her sokakta kapısının önü kadınlar kahvesi olmuş kapısı açık bir ev,
mahalleden göç etmiş kimsenin artık uğramadığı yıkık dökük evler,
çarşıda bir atatürk heykeli,
her hafta kurulan bir pazar,
müsaitmisiniz diye aramadan çalınan kapılar,
sabah erkenden gelenlerin içtiği köy kahvesindeki süt,yanık yoğurttan ayran,
bağlar gelir aklıma,bağ evleriyle,çocuk sesleriyle şenlenen,
bayramlar gelir aklıma 3-4 ailenin aynı anda ziyaret ettiği,bayramlaştığı,şakalaştığı,
yaşlılar gelir aklıma hepimizi birleştiren,ton ton,sevgi dolu...
devamını gör...
ders çalışırken kronometre tutmak
asla sahip olamadığım bi alışkanlık. birkaç kere denedim pomodoro tekniği’ni uygulamak adına falan ama yok yani. çok geriliyorum biri sürekli beni kontrol ediyormuş gibi hissediyorum, sürekli kontrol ediyorum o yüzden de bi anlamı kalmıyor. çok gerekli olduğunu da düşünmüyorum açıkçası kaç saat çalışıldığından çok ne kadar verimli çalışıldığı daha önemli benim için**.
devamını gör...
nereye gidiyoruz baba
jean-louis fournier'in, -engelli çocuk sahibi bir baba olarak- yaşadığı tüm zorlukları, hayal kırıklıklarını, acılarını, üzüntülerini ve elbette özlemlerini kaleme aldığı anlatısı.
yazara bu eseri 2008 prix femina ödülünü kazandırmıştır.
kitap gerçekten çok üzücü.hassas insanların gözleri dolmadan okuyabilmesi mucize olur gibi gözüküyor.engellilerin, engelli yakınlarının yaşadıklarına tanık olmak isteyen , onları birazcık daha iyi anlamak isteyenlerin okuması gereken bir kitap.
not :ben kitabın yarısını ağlayarak okudum.yazar hiçbir şey saklamadan tüm çıplaklığı ile içini dökmüş . bir engelli yakını olarak zaten birebir tanık olduğum olaylar olduğu için belki beni daha çok etkiledi. kesinlikle tavsiye ederim.
daha detaylı bilgi için
ilgili başlık (bkz: asla kimseyi öldürmedi benim babam)
yazara bu eseri 2008 prix femina ödülünü kazandırmıştır.
kitap gerçekten çok üzücü.hassas insanların gözleri dolmadan okuyabilmesi mucize olur gibi gözüküyor.engellilerin, engelli yakınlarının yaşadıklarına tanık olmak isteyen , onları birazcık daha iyi anlamak isteyenlerin okuması gereken bir kitap.
not :ben kitabın yarısını ağlayarak okudum.yazar hiçbir şey saklamadan tüm çıplaklığı ile içini dökmüş . bir engelli yakını olarak zaten birebir tanık olduğum olaylar olduğu için belki beni daha çok etkiledi. kesinlikle tavsiye ederim.
daha detaylı bilgi için
ilgili başlık (bkz: asla kimseyi öldürmedi benim babam)
devamını gör...
yokuşta geriye kaçırmadan kalkış yapabilen insan
yokuş kalkış sistemi olmayan manuel arabada bu eylemi yapıyorsa şoförlük işini büyük oranda çözmüş insandır.
devamını gör...
martı jonathan livingston
bir kuşu özgür olduğuna ikna edebilmek niye dünyanın en zor işi?
richard bach, martı metaforu ile aslında tam olarak insanları ve düşünce yapılarını özetlemiştir. martılar uçar ve bizim gözümüzde özgür varlıklardır. fakat ya özgür olduklarının farkında değillerse? ya dünyaya gelmelerinin tek nedeninin yemek bulup günlük hayatı kurtarmak olduğunu düşünüyorlarsa?
gerçi biz insanların da bundan farklı kalır yanı yoktur belki de. sabahattin ali'nin de dediği gibi; insan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı. martılar gibi ana amacımız ''yaşamak'' iken tek yaptığımız günü kurtarmak olmamalı. büyük çoğunluğu toplum tarafından çizilmiş sınırlarımızdan çıkabileceğimiz, daha insancıl sebeplere ihtiyacımız var.
ben inanıyorum ki, birçok insanın içinde aslında bir martı jonathan yatıyor. çünkü biliyorum, o kişiler hayatı sorguluyor, sadece yemek, içmek için dünyaya gelmediğimizi iyi biliyor. mağara alegorisi'ndeki gibi, gölgeleri gerçeklik sanmayı bırakıp mağaradan çıkarak güneşin aydınlattığı gerçekliğe ulaşmamız ve özgürleşmemiz gerektiğini düşünüyor.
richard bach, martı metaforu ile aslında tam olarak insanları ve düşünce yapılarını özetlemiştir. martılar uçar ve bizim gözümüzde özgür varlıklardır. fakat ya özgür olduklarının farkında değillerse? ya dünyaya gelmelerinin tek nedeninin yemek bulup günlük hayatı kurtarmak olduğunu düşünüyorlarsa?
gerçi biz insanların da bundan farklı kalır yanı yoktur belki de. sabahattin ali'nin de dediği gibi; insan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı. martılar gibi ana amacımız ''yaşamak'' iken tek yaptığımız günü kurtarmak olmamalı. büyük çoğunluğu toplum tarafından çizilmiş sınırlarımızdan çıkabileceğimiz, daha insancıl sebeplere ihtiyacımız var.
ben inanıyorum ki, birçok insanın içinde aslında bir martı jonathan yatıyor. çünkü biliyorum, o kişiler hayatı sorguluyor, sadece yemek, içmek için dünyaya gelmediğimizi iyi biliyor. mağara alegorisi'ndeki gibi, gölgeleri gerçeklik sanmayı bırakıp mağaradan çıkarak güneşin aydınlattığı gerçekliğe ulaşmamız ve özgürleşmemiz gerektiğini düşünüyor.
devamını gör...
şanlıurfa'da yaşayan normal sözlük yazarları
sözlüğün üzerime çip taktığına emin olduğum ve ürküten başlık.
şu an birkaç günlüğüne ankara'dayım ama dönünce... neden olmasın? *
şu an birkaç günlüğüne ankara'dayım ama dönünce... neden olmasın? *
devamını gör...
kendinle aran nasıl sorunsalı
çok iyiyiz. özellikle son zamanlarda geçmişimle yüzleştim, kendimi tanıdım ve kendime zaman tanıdım. uzun süreli bir depresyon döneminden neşeli, enerjik, kendine has bir insan olarak gururla çıktım. kendimi seviyorum. sizi de seviyorum sözlük halkı, çok hoşsunuz.
devamını gör...
üstat kadir mısıroğlu'na denk kemalist tarihçi olmaması
üstad değil üstat.
kadir mısırlıoğlu değil fesli kadir.
tarihçi değil vatan haini.
ee tartışılacak başlık kalmadı yani.
kadir mısırlıoğlu değil fesli kadir.
tarihçi değil vatan haini.
ee tartışılacak başlık kalmadı yani.
devamını gör...
bir cümle ile çocukluğunu tanımlamak
cümle bile israf olur tanımlamaya.
tek kelimeyle travma...
tek kelimeyle travma...
devamını gör...
ezgi mola'ya destek verenlere suç duyurusu
yok canım daha neler! ülkemiz 1 nisan şakası gibi... musa orhan, tecavüzcünün teki dışarıda gezecek, buna tepki verenler de hapise girecek öyle mi? şaka gibi.
muhtemelen hapise girmezler tabii ki ama tecavüzcüye tepki verene destek çıkanlara dava açılmış olması bile insana utanç vermeye yetiyor. yazıklar olsun!
muhtemelen hapise girmezler tabii ki ama tecavüzcüye tepki verene destek çıkanlara dava açılmış olması bile insana utanç vermeye yetiyor. yazıklar olsun!
devamını gör...
anime film önerileri
seri olanları değil de tek oturuşta izleyebileceğimiz animelerin toplandığı başlık. anime önerileri denilince seri animeler ve film olanlar genelde karışık tavsiye ediliyor. bir seriye başlamak değil de anime film izlemek isteyenlere rehber olacak bir başlık olsun istedim.
(bkz: your name)
(bkz: when marnie was there)
(bkz: wolf children)
(bkz: children who chase lost voices)
(bkz: mary and the witch’s flower)
listeye ufak bir ekleme yapmaya geldim:
(bkz: tenki no ko) (weathering with you)
(bkz: suzume o tojimari)
(bkz: your name)
(bkz: when marnie was there)
(bkz: wolf children)
(bkz: children who chase lost voices)
(bkz: mary and the witch’s flower)
listeye ufak bir ekleme yapmaya geldim:
(bkz: tenki no ko) (weathering with you)
(bkz: suzume o tojimari)
devamını gör...
çaya kaç şeker
şekere artık uyuşturucu muamelesi yapıldığından dolayı gizlice atıyorum. yakalanırsam şifa sadece içicinin diyorum.
devamını gör...
22 nisan 2021 dolar kuru
laptop almam lazım yapmayın!!!
devamını gör...
türklere hiç benzemiyorsun
bana çok derler. arada insana da benzemiyorsun diyenler de çıkar.
devamını gör...
kurban bayramınız kutlu olsun
hayırlı bayramlar sözlük.*
devamını gör...
modern talking
80'li yıllar yabancı müzikleri deyince akla ilk gelen alman ikili. 1983 yılında kurulmuş ve 1987 yılında dağılana kadar büyük yankı uyandırmıştı. ikili 1998 'de tekrar bir araya gelmiş ve bu birliktelik 2003 yılında sona ermişti.
devamını gör...
mum
aynı zamanda bu şarkılar adam olmaz albümünden, hoş bir bülent ortaçgil şarkısı.
sen içimdeki küçük mum
hala sönmedin yanıyor musun?
....................
yalnız anlarımda
ümitsiz zamanlarda
şarkı oldun bana
....................
sen içimdeki küçük mum
hala sönmedin yanıyor musun?
....................
yalnız anlarımda
ümitsiz zamanlarda
şarkı oldun bana
....................
devamını gör...


