kaktüs beslemek
çiçeklerden daha çok sevdiğim ama bir tanecik bile çiçek vermek istemeyen bitki. 4 tane kaktüsüm var sadece bir tanesi şımardı büyüdü diğerleri duruyor. sebebi neydi ki...
devamını gör...
bir işten anlayıp çaktırmamak
işten anlayıp caktirmamak zor hatta çok zordur. bundan daha zor olan şey ise; “dünyanın en güç işi bir şeyin nasıl yapılacağını bilirken, başka birinin nasıl yapamadığını ses çıkarmadan seyretmektir”. terence hanbury white.
devamını gör...
eleştiride üslubun önemi
çok onemlidir. üslup insanın kimligidir.
devamını gör...
muhabbet kuşu
ortalama ağırlığı 32-38 gram arasındadır. ingiliz cinslerinde 45 gram, daha sıska cinslerde ise 27-28 gram gelmektedirler. 28 gramlık bir hayvanın gagayla tırnak etini ısırması durumunda verebildiği acı çok acayip.
devamını gör...
durup dururken seni seviyorum diyen sevgili
içinden gelmiştir. her şeyin altında da bir mana aramayın deli olursunuz. *
ben de bazen el ele yürürken içimden gelir tutar elini öperdim. şaşırır o da benim elimi öperdi. *
şaşırmayın, mana aramayın ilişki bu her an her şey olabilir. *
ben de bazen el ele yürürken içimden gelir tutar elini öperdim. şaşırır o da benim elimi öperdi. *
şaşırmayın, mana aramayın ilişki bu her an her şey olabilir. *
devamını gör...
yazarların duydukları enfes cümleler
"derinlemesine hasta bir topluma uyum sağlamak, bir sağlık ölçütü değildir."
devamını gör...
birini çok sevmek
çok güzel bir şey sevmek. çok seviyorsan ne güzel. şu hayatta iyi ki çok sevdim diyorum. birini çok sevdim. belki hak ettiğinden fazlasıyla. ama sonucunda karşınızdaki kişi size karşı "bensiz yapamaz, çok seviyor bu cepte artık. ne yapsam katlanır bu." kafasına girerse toksik bir ilişkiye dönüyor. senin sevginin değeri türk lirası gibi düşüyor. sevgi karşılık beklemeden yapılmalı, evet. ama karşındaki senin sevgine karşı sana bir hiç muamelesi yapıyorsa orada dur ve sevginin değerini ölç. öyle bir devir ki sevgiyi bile suistimal eden insanlar var. çok seveni kullanıyorlar. ne mutlu "gerçek" sevginin farkında olan iki kişi şu toksik ilişkilerin dünyasında birbirlerini bulabilirse.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
daha ben anlatmadan sıkıntımı anlayan, her şeyimi bilen sen; dinlemedin bile beni. oysa her şeyi düzeltmek istemiştim. sana verdiğim değer kadar kırıldı kalbim. her bir telinden öpüyorum, dikkat et kendine bu aralar hava çok sıcak.
devamını gör...
çerçeveleme etkisi
özellikle medya ve pazarlamada çok sık kullanılıyor. istenilen mesajı karşı tarafa parlatıp sunuyorsunuz. beyin bu ilizyona hemen aldanıyor ve çerçeve içindeki şey'e odaklanıyor. nasıl istiyorlarsa öyle algılamanızı sağlıyorlar. durum kıyaslaması yapılamadığından sadece gösterilen seçenek var oluyor. karar vermeyi çok etkiliyor. mesela kişi, sürekli 'ekonomi çok iyi gidiyor' haberlerine denk geliyor ise buna inanmaya başlıyor. market'in girişinde %50 indirim ibaresini görüldüğünde içeri girilmesi an meselesi oluyor. ders çalışırken önemli yerlerin altını, üstünü boşuna çizmiyormuşuz demek. aslında bu etkideki amaç algıda seçicilik yaratmak. sözlükte araya giren reklamlar bana bu etkiyi hatırlattı.
devamını gör...
osuruk böceği
şu fani hayatta en çok çekindiğim şeylerin başında gelen haşere. korkunç bir ses çıkaran bu canlı aynı zamanda leş gibi bir koku bırakır ortama.
devamını gör...
athazagoraphobia
değer verdiğimiz kişi veya kişiler tarafından değer görmeme, unutulma veya göz ardı edilme korkusudur.
devamını gör...
robin spielberg
"müzik, hayatınızın zor yıllarını kolay atlatmanızı sağlar." sözünün sahibi piyanist.
müzik tutkusunu küçük yaşlarda keşfetmiş.
piyano derslerine yedi yaşında başlamış.

on yaşına gelene kadar elli tane orijinal besteye imza atmış.
new york'un hemen dışında büyüyen spielberg, ailesiyle broadway'deki tiyatrolara gidermiş.
gençlik zamanlarında amerikan müziğine duyduğu sevgiyle filmlerde ve tiyatrolardaki popüler amerikan şarkılarını aranje etmiş.
konser kayıtlarına 1996'da başlayan spielberg birçok broadway oyununda piyanist olarak rol almış.

dinleyicilerin onun eşsiz müziğini dinlemek için konserlerine tekrar tekrar katıldığı söyleniyor.
kendisinin müziği hakkında hippopress new hampshire'dan bruce bressack şöyle söylüyor:
"sahneye ilk çıktığı andan son notası dinlediğiniz salonu nazikçe kucaklayana kadar sizi aşikar ve ruhsal bir büyünün etkisine alıyor.
daha iyi bir söyleyişle onun performansına şahit olduktan sonra dünyaya dair çok daha iyi hissediyorsunuz."
kaynak
müzik tutkusunu küçük yaşlarda keşfetmiş.
piyano derslerine yedi yaşında başlamış.

on yaşına gelene kadar elli tane orijinal besteye imza atmış.
new york'un hemen dışında büyüyen spielberg, ailesiyle broadway'deki tiyatrolara gidermiş.
gençlik zamanlarında amerikan müziğine duyduğu sevgiyle filmlerde ve tiyatrolardaki popüler amerikan şarkılarını aranje etmiş.
konser kayıtlarına 1996'da başlayan spielberg birçok broadway oyununda piyanist olarak rol almış.

dinleyicilerin onun eşsiz müziğini dinlemek için konserlerine tekrar tekrar katıldığı söyleniyor.
kendisinin müziği hakkında hippopress new hampshire'dan bruce bressack şöyle söylüyor:
"sahneye ilk çıktığı andan son notası dinlediğiniz salonu nazikçe kucaklayana kadar sizi aşikar ve ruhsal bir büyünün etkisine alıyor.
daha iyi bir söyleyişle onun performansına şahit olduktan sonra dünyaya dair çok daha iyi hissediyorsunuz."
kaynak
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
şimdi ikimizin bir fotoğrafı olmalıydı ama böyle duvara asmalık değil , telefonda saklamalık hiç değil . istiyorum ki kitap arasında unutmalık bir fotoğrafımız olsun . bundan yıllar sonra birisi o fotoğrafı bulsun ve desin ki , " bir adam bir kadına nasıl böyle güzel bakabilir ? "
devamını gör...
yazarlara göre iyiliğin tanımı
kendine yapılmasını istediğin eylemler bütünü.
devamını gör...
erkeklerin tahammül edilemeyen hareketleri
asla büyümemeleri
devamını gör...
yağmur başlayınca duygulanmak
çok duygusal olan insanların başına geliyordur bence. nerede bi yağmur nerede bi gözyaşı biz oradayız.
devamını gör...
islam’da kadının yeri
kadınların savaş ganimeti olarak erkeklere sunulması, gönderilen dinin inanan çoğunluğunun yobaz ve hanzo olduğunu bilip itaat etmezse döv demesi her şeyi ozetlemiyor mu? şeriat'da kadınlar okuyamaz, çalışamaz mahremi olmadan dışarı çıkamazlar ve çeşit çeşit yasaklar.. kısaca islam'da kadının yeri falan yoktur, erkeğin bir nevi kölesidir ve erkeğe itaat etmek zorundadır.
devamını gör...
hassas türk aile yapısı (yazar)
yazar gibi yazar . sözlüğün okuyup beğendiğim nadir yazarlarından. daim olsun .
devamını gör...
vizontele tuuba
vizontele serisinin ikinci filmi. ilkinin yerini tutmasa da iyi filmdir. belediye reisi ile kütüphane müdürü, kütüphane için bina ararken adamın biri; “olmaz reis bey, oğlum evlenecek burası da onundur.” diyor. söz konusu sahnede oynayan dayı, yılmaz erdoğan’ın gerçek babasıdır. bu bilgiden sonra yılmaz erdoğan’ın “hangi oğludur acaba?” diye sorması ayrı bir komiktir.
devamını gör...






