troll başlıklar bolca olsa da, çok iyi tespitlerin de olduğu, kaliteli yazarlar barındıran, iyisiyle kötüsüyle severek takip ettiğim sözlük.
devamını gör...

korku salan açıklama.

bu 19 yıl sadece bir hazırlıksa, hazırlık sonrasını tahayyül edemiyorum.

ayrıca “1960’tan 2002’ye kadar olan kayıp 42 yıl” diyerek, demokrat partiyi arada derede akladığı gözümden kaçmadı. 1994’ten sonra istanbul hariç demeyi unutmuş olmalı.
devamını gör...

ithaka yolculuğun kendisidir kanımca, uzun, sevinçli, korkusuz ve en sonunda bilgeleşerek varacağı kendi'dir insanın.


ithaka’ya doğru yola çıktığın zaman,
dile ki uzun sürsün yolculuğun,
serüven dolu, bilgi dolu olsun.
ne lestrigonlardan kork,
ne kikloplardan, ne de öfkeli poseidon’dan.
bunların hiçbiri çıkmaz karşına,
düşlerin yüceyse, gövdeni ve ruhunu
ince bir heyecan sarmışsa eğer.
ne lestrigonlara rastlarsın,
ne kikloplara, ne azgın poseidon’a,
onları sen kendi ruhunda taşımadıkça,
kendi ruhun onları dikmedikçe karşına.
dile ki uzun sürsün yolun.
nice yaz sabahları olsun,
eşsiz bir mutluluk ve sevinç içinde
önceden hiç görmediğin limanlara girdiğin!
durup fenike’nin çarşılarında,
eşi benzeri olmayan mallar al,
sedefle mercan, abanozla kehribar
ve her türlü baş döndürücü kokular;
bu baş döndürücü kokulardan al alabildiğin kadar;
nice mısır şehirlerine uğra,
ne öğrenebilirsen öğrenmeye bak bilgelerden.

hiç aklından çıkarma ithaka’yı.
oraya varmak senin başlıca yazgın.

ama yolculuğu tez bitirmeye kalkma sakın.
varsın yıllarca sürsün, daha iyi;
sonunda kocamış biri olarak demir at adana,
yol boyunca kazandığın bunca şeylerle zengin,
ithaka’nın sana zenginlik vermesini ummadan.
sana bu güzel yolculuğu verdi ithaka.
o olmasa, yola hiç çıkmayacaktın.

ama sana verecek bir şeyi yok bundan başka.

onu yoksul buluyorsan, aldanmış sanma kendini.
geçtiğin bunca deneyden sonra öyle bilgeleştin ki,
artık elbet biliyorsundur ne anlama geldiğini
ithakaların.

konstantin kavafis

(ithaka, iyon denizi’nde bir adadır)
devamını gör...

az önce izleyip bitirdiğim nolan filmidir.

epik bir film diyemem. muhteşem de diyemem. ama gerçekten sağlam film. nolan mantık hatalarını gidermek için elinden geleni yapmış ama halen birkaç mantık hatası mevcut. ters akan bir entropide hiçbir canlının sağ kalması mümkün değil. her ne kadar zamanı tekil ve öznel olarak filmde ayırmışlarsa da, zamandaki akış özneldir bence. ya da okuduklarıma göre. yani ters akan bir zamanda düz ilerlemek, filmde denildiği gibi "rüzgara işemek" ile aynı şey. ters esen rüzgar, yaralanmasanız bile sizi param parça eder.

ama sağlam film tekrar diyorum. nolan güzel bir iş çıkartmış. daha güzel sahneler bekliyordum ayrıca. durum hikayelerine çok fazla dalmış nolan bu sefer. yani konuyu ve gidişatı anlatması zaten 1,5 saat sürdü.

edit: ayrıca filmdeki ana hikayenin en büyük kusuru da şudur. eğer geçmişte olacak bir şeyi biliyorsanız ve müdahale edebiliyorsanız, başka şeylere de edebilirsiniz. yani bu film hiç olmamalıydı. bu konu hiç yaşanmamalıydı. demek istediğimi anlarsınız filmi izleyince.
devamını gör...

yazılarını takip ettiğim ve takdir ettiğim yazarımız.
devamını gör...

amerikalı mühendis edward a. murphy, jr. tarafından, başarısızlıklar ve hata kaynaklarının karmaşık sistemlerde incelenmesi üzerine ortaya konan özdeyişlerdir.

"çözülen her problem yeni problemler yaratır."
*negatif bakış açısının temelidir.
devamını gör...

üst edit: bu tanım, üstteki tanıma hitaben yazılmıştır. maide suresi 38.ayetin hükmü ile ilgilidir. maide suresi 44. ayet ile ilgili değildir.

ahkam ilmini bilmeden, ahkam kesmek bu olsa gerek.

hırsızın islami literatürde karşılığı; çalmayı adet haline getirmiş kişidir. yani kişi; ihtiyacı olmadığı halde, başka birinin malını çalıyorsa bu hırsızdır. eğer kişi; gücü yettiği halde, çalışma imkanı varken; çalışmak yerine, çalmayı tercih ediyorsa bu hırsızdır.

eğer kişi ihtiyacı var iken çalıyorsa, çalışmaya güç yetiremediğinden çalıyorsa, çalışamamasında yöneticilerin eksikliği söz konusuysa ve yönetici ihtiyaç sahibinin ihtiyacını karşılama noktasında noksanlık göstermişse, çalınan şey hırsızlık olarak değerlendirilemez. çaldığı şeyi ihtiyacından dolayı çalmışsa bu hırsızlık değildir. çaldığı şeyin değeri kadar ödemeyi devlet yapmak zorundadır. yani hırsızlığın faturası yöneticiye kesilir.

kur an, hırsızın elini kesin emri verir. sebebi hırsızlık yapmaya meyilli olan kişilere gözdağı vermektir. bunu insanların şahitliği önünde yapılmasının hikmeti budur.

her hırsızın eli kesilmiş olsa idi, dünya üzerinde hırsızlık oranının bir hayli düşeceği kanaati; yabana atılır bir iddia değildir.
devamını gör...

obstrüktif uyku apne sendromu (osas) olarak geçer. tanısı polisomnografi ile konur. 1 gece uyku laboratuvarında uyumanız gerekir ve her yerinize elektrotlar bağlanarak izleme alınırsınız.
devamını gör...

nasıl daha önce kimsenin bu fobiyle alakalı bir başlık açmadığına hayret ettiğim, akıllara durgunluk veren derecede korkunç olan olaydır. maalesef bir kere başıma geldi ve 7 ay geçmesine rağmen hala atlatamamış bulunmaktayım. o yüzden sevgili başlığı açan yazar, eğer böyle bir olay yaşanırsa salih reisin hacı yağı sürmüş olması için dua et. en azından kokusu seni sakinleştirir.
devamını gör...

çok fazla derin düşünen bir insan,hayatın neşesini kaçırır.

johann wolfgang von goethe
devamını gör...

amca ne taharet aldın,ne tuvalet kağıdı kullandın, pantolon yere düştü, donun da iki numara küçük sanki.bence bu rol icin pek uygun degilsin. yalnız olayı anlatırken memelerini çok güzel avucladın o konuda tam puan veriyorum sana. tuvalet bence petrol istasyonu için fazla avangard kalıyor. bar tuvaleti olabilir belki. düşünsene gaz çıkardığında camın buğusu kayboluyor falan... 8 numaralı kapıda yukarıdaki deliğe memelerini, aşağıdaki deliğe kukusunu sığdıracak zayıf kızlara ilk içkiler bedavaymış mesela? bilemiyorum sözlük, bu gece kafam güzel sanırım.
devamını gör...

iron maiden davulcusu. tam bir eski topraktır.

el bileklerini harika kullanan, pedallara fazla yüklenmeyen, tek pedal çalan, güzel partisyonlar yazan adamdır. gayet temiz tuşeleri var. kendisi 69 yaşında ayaklı bir müzik tecrübesidir. "yaşlandı yeaa" diyenleri hala bagetle dövebilecek kondisyondadır.

süper akıcı parçaların içine komplike kesik ataklar sokmasına rağmen davul sound'u asla ama asla sırıtmaz.

harika tripletleri vardır, trampet tonu da 10 numaradır.

old school heavy metal davulu konusunda dünyanın hala bir numarasıdır.

mesela lars ulrich de, kendisi de parça arasında random ataklar kullanmaya bayılırlar, ama lars'ınki yer yer aşırı kulak tırmalarken kendisininki harika duyulmaktadır.

yine mesela joey jordison ("karşılaştırdığın elemana bak" dediğinizi duyar gibiyim, haklısınız ancak yaptıkları müzik türünü karşılaştırmıyorum, örnek veriyorum sadece) denen insan evladı çok (çoo..ok) hızlı çift cross kullanır, ama nicko mcbrain'in (nicko tek pedal çaldığı halde) yarısı bile etmez

hi-hat'e tecavüz ederek sesi boğmaz, özellikle tiz sesler konusunda hi-hat yerine ride'ına, bileklerine, stick control'üne güvenir.

işte "iyi" davulcuyla overrated davulcunun farkı da budur.
devamını gör...

ön açıklama: ders adı olarak açılan bir başlık mevcut. (bkz: elektromanyetik alan teorisi) fakat ben teorinin kendisini anlatacağım için başlığı bu şekilde açtım.

fizik ve matematik alanlarındaki çalışmalarıyla ünlü olan bilim insanı james clerk maxwell'in elektrik ve manyetizma arasındaki ilişkiye dair ispatı sonucu ortaya çıkan teori. bu sayede ışıkla ilgili önemli bilgilere de ulaşıldı.

yine upuzun bir yazı olacak. uyarmadı demeyin.

bu arkadaşlar meşhur maxwell denklemleri:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu denklemler bize ne anlatıyor? tek tek bakalım.

***

resimdeki ilk eşitlik gauss yasası olarak bilinir. çeşitli kaynaklarda farklı şekillerde yazıldığına şahit olabilirsiniz.

cisimler, elektrik yükü dediğimiz bir özelliğe sahip olabilirler. elektrik yükleri pozitif ya da negatif yük olmak üzere 2 türdür. bir de nötr olmak dediğimiz yüksüzlük durumu var ki, burada onunla ilgilenmeyeceğiz.

bu yasa bize, elektrik yüklerinin nasıl elektrik alan oluşturduğunu anlatır. bir başka deyişle, elektrik yüklerinin, yarattıkları elektrik alandaki dağılımını anlatır.

***

ikinci formül de bir gauss yasasıdır. ancak bu sefer manyetizma ile ilgilidir. bir yüzeyden elektrik akımı geçiyorsa, orada bir elektrik alandan bahsedebiliriz. bu alan, hayali çizgilerle temsil edilir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı

çizgilerin ne kadar sık ya da seyrek olduğu, yani çizgi yoğunluğu, yüzeyden geçen elektrik alanın kuvveti hakkında bilgi verir. elektrik akısı olarak da adlandırabileceğimiz bu yoğunluk, manyetik alan için de benzer şekilde ifade edilir.

manyetizma için gauss yasası şunu söyler: eğer elimizde kapalı bir yüzey varsa, bu yüzey içerisinden geçen net manyetik akı sıfırdır çünkü bu yüzeyde manyetik alan çizgilerinin başlangıç ve bitiş noktaları belirli değildir. bu çizgiler, kapalı ilmekler oluşturur. kapalı bir yüzeyden çıkan manyetik alan çizgileri ile o yüzeye giren manyetik alan çizgileri sayıca birbirine eşittir.

yukarıdaki resimde gördüğünüz elektrik alan çizgileri, bu bakımdan farklıdır. onlar her zaman pozitiften negatife doğrudur ve kapalı ilmek oluşturmazlar. bunun altında yatan temel neden çift kutuplulukla ilgilidir. doğada hiçbir zaman tek kutuplu bir mıknatıs bulamazsınız.

***

3. formül faraday yasasıdır. zaman içerisinde değişen bir manyetik alanın elektrik akımı oluşturabileceğinden bahseder.

***

4. formül amper yasasıdır. eğer hareketli bir elektrik yükünüz varsa, bir manyetik alan üretirsiniz. üretilen bu manyetik alan, onu üreten elektrik akımıyla orantılıdır. bu yasa daha çok, elektrik alan üreten kapalı ilmekler (ya da teller diyebiliriz) ile ilgilidir. *

***

ilk yasa olan gauss yasası mesela şu formda yazılabilir:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı

burada paydada ε0 olarak gördüğümüz nicelik, boş uzayın elektriksel geçirgenliğidir.

son yasa olan amper yasası da şu şekilde yazılabilir:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

burada gördüğünüz μ0 da boş uzayın manyetik geçirgenliğidir.

yani bu ikisini uzayın, elektrik ya da manyetik akıya gösterdiği direnç olarak da düşünebilirsiniz.

***

şimdiii... diyelim ki bir elektrik yükünü aldınız ve aşağı yukarı ya da sağa sola doğru hareket ettirmeye başladınız. tüm bu anlattığım formülleri ve bize söylediklerini de göz önüne alırsanız ne olur? hareketli yükünüz, ona dik bir manyetik alan oluşturur. oluşan bu manyetik alan da hareket nedeniyle zamanla değişeceğinden, yeni bir elektrik alan oluşturur. yeni oluşan elektrik alanı, yine bir manyetik alan oluşturur ve bu olay bu şekilde sürüp gider.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı

tam da bu görselde olduğu gibi; sağa sola doğru değişen elektrik alanlar ve ona dik yönde, yukarı aşağı şekilde oluşan manyetik alanlar.

maxwell bunu fark ettikten sonra, elde ettiği şeyin bir tür dalga olduğunu anladı. fakat ne tür bir dalga olduğunu bir süre düşünmesi gerekti. ε0 ve μ0 değerlerini de kullanarak (çünkü bunlar doğanın kendine ait değerleri. bunları biz uydurmadık.) bu dalgaların hızını hesaplamayı başardı: saniyede 299,792 kilometre! bilenlere tanıdık geldi bile...

18. yüzyılda ışığın hızı yaklaşık olarak hesaplanmıştı. maxwell işte bu sayıyı gördüğü anda, ışığın bir elektromanyetik dalga olduğunu anladı.

işte, maxwell'in başarısının bu kadar önemli olmasının nedeni, tüm bu formülleri harmanlayıp bugün birçok elektronik eşyanın temelini oluşturan taşları yerine oturtacak şekilde yorumlayabilmesidir.
devamını gör...

başlamasına 3 dakika kalan yayın, heyecanla beklemekteyim! özenle seçilmiş parçalarla harika bir yayın olacak. *
devamını gör...

söylenenlere göre benim girdim yüzümden uçurulan yazar.

entry: #661883
kaynak: #786876

sil deseydin silerdim bu kadar tantana yaratmaya gerek var mıydı? senin yazılarını alt tarafı beğenmedim. fazla romantik buldum. girdim iki satır hakaretsiz yazı yazmışım. bu kadar mı kırılgansınız gerçekten ? minnacık bir eleştiriyi kaldıramayacak kadar mı egoistsiniz ? sağı solu tehdit edecek kadar mı önemsiyorsunuz internetteki bir yorumu ? acınası. gerçekten acınası ya. bu kadar insanı uğraştırdığına değdi mi? bir mesaj atamadın mı kaldır diye? ne oldu egon mu izin vermedi benden bir şey istemeye? yoksa zaten istediğimi yaptırırım diye mi hiç sorma gereği duymadın ?

aaa doğru demi herkesin seni beğenmesi gerekiyordu ? mükemmel nickaltını kirletmişim. tüh.

neyse bir şarkı göndereyim bal porsuğu kardeşime. sen seversin böyle saf romantizmi.



yoldaş almaya geldi seni benden*
devamını gör...

alman mühendisliğinin efsane ürünlerinden biri olan anti-tank tanktir. anti-tank işte, tank avcısı tank.

75mm kwk40 (kampfwagenkanone 40) ve 54 top mermisini birincil silah ve cephane olarak kullanan tank, piyadeler ve hafif zırhlı hedefler için 7.92mm mg34 makineli tüfek ve 600 mermiden oluşan bir ikincil silah sistemine sahiptir.

önce silahını tanıyalım. kwk40 aslında bir anti-tank topu olan pak40'ın tank paletleri ve şasesi üzerine oturtulmuş hali. kampfwagenkanone ismi aslında çok açıklayıcı ve basit, fakat almanca olduğu için göz korkutuyor birazcık. alt tarafı bir topa bu kadar uzun isim vermek falan. neyse, dağıtmayalım konuyu da açıklayayım.

kampf: savaş
wagen: vagon, araç, araba gibi birşey. kabaca tekerlekli ve hareket edebilen kutu diyelim, aynı araba ve vagon gibi
kanone: top

parçaları birleştirince puzzle bize diyor ki, "yürüyen bir aracın içine monte ettiğimiz top". pak40 için ayrıca bir entry girerim, girince de buraya pak40 için bkz veririm.

bu top, ikinci dünya savaşı boyunca panzer iv orta zırhlı tank ile stug iii ve stug iv anti-tank tankları tarafından ana silah olarak kullanılmış. bir önceki modeli olan kwk37 topunun yerini alan kwk40, kullanılmaya başlamasıyla birlikte muazzam bir ateş gücü sağlamış alman ordusuna. l/43 ve l/48 olmak üzere de iki tipi var (büyük l harfi bunlar. lüleburgaz). 43 ve 48 sayıları tamamen kullandıkları top mermilerinin kalibresiyle alakalı. 43mm olanı 43mm top mermisi ateşliyor, diğeri 48mm işte.

bu tankların diğer tanklardan farklı olan bir diğer özelliği de fixed turret olarak üretilmesi, yani alışılagelmiş tanklardan farklı olarak taretleri dönmez. hatta stug iii ausf. a gibi modellerin taret sayılabilecek bir yapıları bile yoktur. namlusu çok kısadır falan. dışarıdan bakınca paletli, yürüyen çelik bir kutuya benzer ausf. a modeli. neyse. almanlar bu tanklara stuk40 ismini verdiler (sturmkanone 40). hatta kimi kaynaklara göre stug bir tank değil, saldırı topu idi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
stug iii ausf. a

pak40 gibi toplar genellikle iki adet lastik tekerlek (bildiğimiz traktör tekerleği gibi tekerlek) üzerine inşa edilir ve genellikle savunma için kullanılırdı. motorlu bir taşıt olmadığı için taşıyıcı ataçlara ihtiyaç duyarlardı ve atış yapmadan önce sabitlenirlerdi. yani topu itip kakarak en fazla atış yapacağı yönü değiştirebilirsiniz, mobilite için ise bir araca bağlayıp çekmeniz gerekiyor. bu da şu iki sorunu beraberinde getiriyor; birincisi pak40 atış yaparken sabit bir hedef ve vurulması çok kolay, ayrıca taarruz için çok elverişli değil. düşman kovalarken falan işe yaramaz. ikincisi ise taşınma esnasında atış yapamaz. işte stuk40 bu sorunları aynı anda çözen bir yöntem, ve bu yüzden taarruz topu ismini alıyor kimi insanlar tarafından. fakat benim görüşüm, palet varsa tanktır aga. bu kadar. istisnalar var tabii ki, ona sonra şeyaparız.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
pak40 top

şimdi dedik ki bu tank devrim niteliğinde birşey. atış yaparken sabit hedef haline gelen toplarınız var, bu toplar hareket için başka araçlara ihtiyaç duyuyorlar, araca bağlayıp çektiğinizde de atış yapamıyorlar. öyle bir yöntem geliştiriyorsunuz ki hem kolayca hareket edip hem de kolayca pozisyon alabiliyorsunuz. dahice, gerçekten. hatta daha da dahice bir şey söyleyeyim. pak40 ulu orta duran bir top, yani açık havada. tabii ki kamuflajı, siperini, ne bileyim ıvır zıvırını kurarsınız ama cephaneyi koymak için sınırlı alanınız yok. stug iii getirdiği muhteşem avantajlarına rağmen bu konuda birşey yapamıyor diyecekken alman mühendisler tekrar yardımımıza koşuyor. klasik pak40 top mermilerini daha küçük hale getiriyorlar daha fazla taşınması için. böylece 54 tane mermi taşıyabiliyor stug iii. bu da beraberinde bir dezavantaj getiriyor tabii. stug iii sadece kendisi için tasarlanmış mermileri atabilir hale geliyor.

şimdi gelelim tankımızı tanımaya. eski panzer iii şasesini alıyor alman mühendisler, üzerine kwk40 topunu oturtuyor, etrafını da çelikle örüyor, ortaya stug iii adlı tank avcısı çıkıyor. asıl üretiliş amacı piyadeye destek olsun diye, zırhlı hafif silah olmasıyken zamanla geliştirilip düzeltiliyor, ana top değiştiriliyor falan, ortaya jagdpanzer falan çıkıyor, destek silahıyken tank avcısı tank yaratıyorlar.

fikir nerden çıkmış peki, kim düşünmüş bunu ona da bakalım. erich von manstein diye bi general var alman ordusunda. bu adam ilk dünya savaşında topçuların mobilite yetersizliğini görüyor, ayrıca zırhlı binaları, çeşitli yol tuzaklarını ve barikatları aşmakta zorluk çektiğine de şahit oluyor, sonra diyor ki "ulan ben bu topu alır paletin üzerine koyarım. patır kütür önüme gelenin üzerinden geçerim". bu fikri yüzünden "saldırı topu (ing. assault artillery, alm. sturmartillerie)" fikrinin babası kabul edilir.

bu abinin fikri doğrultusunda ihale daimler-benz şirketine patlıyor. yüce führer diyor ki "bana bi yolluk yap", bunun üzerine 75 mm top taşıyabilecek zırhlı, piyade destekçisi bir silah üretimine giriyor daimler. tankın yerden yüksekliği ortalama bir asker boyundan biraz daha yüksek olacak şekilde, ve normal tanklardan çok daha farklı tasarlanıyor. tepesinde taret olmadığı için görece düz sayılabilecek bir tavanı var.

neyse efendim, bu abiler 5 tane prototip yapıyorlar 1937 yılında. panzer iii şasesini ve paletlerini alıp üzerine kwk37 model top koyuyorlar. bu top kwk40 gibi uzun menzilli ve yüksek patlayıcı güce sahip bir top değil. tasarlanma amacına uygun olarak kwk37 koyuluyor, yani piyadeye destek. piyade dediğimiz adam 2 km ileri atış yapan biri değil sonuçta, o yüzden hayvan gibi uzak mesafelere atış yapmasına ihtiyaç yok denilerek bu topta karar kılınmış. ayrıca çelik zırhla örmüşler topun dört bir yanını, ortaya kampfwagen çıkmış, savaş arabası yapmışlar :)

yine tasarlanış amacına göre piyade tugaylarına verilen stug iii tankları, bir süre sonra fikir birliğiyle mekanize kanadına kaydırılıyor ordunun. baktılar ki bu toplar desteği bırak saldırı bile yapar, hemen stug müfrezeleri kuruyorlar. sonra bu müfrezelerden stug tugayları falan kuruluyor, iş cidden büyüyor.

rus kv-1 ağır zırhlı tankları ve t-34 tanklarıyla karşılaşmaya başladıktan sonra kwk37 topları kwk40 toplarıyla değiştiriliyor, 1942 baharında stuk40 l/43, sonbaharında ise stuk40 l/48 kullanılmaya başlanıyor. hatta 1942 aralığından itibaren mg34 7.92mm makineli tüfek de eklendi silahlara, çünkü o kadar can yakar hale gelmişti ki bu tanklar, piyadeler üzerlerine atlayıp bomba patlatır olmuştu. bunu engellemek için, yani düşman piyadeye karşı makineli tüfek eklenmesi ihtiyacı duyulmuş, zamanla o da geliştirilerek önüne siperlik alan eklenmiş.

23.9 ton ağırlığında olan tank 6.85 m uzunluğunda ve 2.95 m genişliğinde. yüksekliği ise 2.16 m olan tank 4 kişilik mürettebata sahip. zırh kalınlığı 16 ile 80 mm arasında değişen tank, gücünü 300 beygirlik maybach hl120trm v-12 benzinli motordan alıyor. bu da saatte 40 km hıza ulaşmasını ve 155 km operasyonel menzile ulaşmasını sağlıyor.

fixed turret olması, silah sistemleri, zırhı, hareketli akşamı vs derken tam bir fiyat/performans canavarı olan stug iii (ausf. g), 82.500 rm (reich mark) maliyetle üretilebiliyordu. panzer iii ausf. m ise 103.163 rm fiyata üretiliyordu (tareti falan dönebilen bir tank çeşidi). yaklaşık olarak 11.300 stug iii ve stuh 42 üretildi savaş sonuna kadar. bu da ne kadar etkili ve ucuz olduğunu gösteriyor aslında.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
güney sovyetlerden bir ausf. m, 1943.

tarihsel en bilinen başarısı ise stalingrad meydanlarında, sovyet tanklarına karşı girdiği savaşta stug iii ausf. f model 1 tane tankın (stug.abt.244) 20 dakika içinde 9 sovyet tankını havaya uçurmasıdır. hatta tank komutanı kurt pfreundtner, knight's cross madalyası ile ödüllendirilmiştir. ancak en büyük başarı 5 temmuz 1943 ile 17 haziran 1944 tarihleri arasında 2. ss panzer tümeni das reich'a bağlı sturmbannführer walter kniep komutasındaki 2. sturmgeschütz abteilung birliğinin elde ettiği başarıdır. bu birlik 2 adet kaybedilen stug'a karşılık toplamda 129 adet sovyet tankını imha etmiştir.

o kadar bahsettik, fotoğraflarını da koyalım.

ilk model olan stug iii ausf. a:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
son model olan stug iii ausf. g:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

edit. bu yazı daha önceden bir dergide yayınlanmıştı. havamı da atayım *
devamını gör...

iştir. işsizken bi türlü bulamazsınız, zibilyon tane görüşmeye gidersiniz, biz sizi arayacağız derler aramazlar. çalışıyorken de herkes iş teklif eder. tuhaf bir durumdur.
devamını gör...

boğaziçi öğrencilerinin sayın padişahınımıza yazdıkları mektuptur. keşke muhalefet partilerin yöneticileri de bu gençlerin yarısı kadar cesarete sahip olsalardı. buradan.
devamını gör...

bu bir josef koudelka fotoğrafıdır. 1968 ağustos’unda, adını “işgal dizisi” koyduğu, prag’da çektiği fotoğraflardan biri.

fotoğraf 20 ağustos 1968 – 21 ağustos 1968, sovyetler birliği ile diğer varşova paktı müttefiklerinin çekoslovakya'yı işgalinin simgesidir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

o değil de ben iltifat almadığımı fark ettim. teşekkürler sözlük. *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim