ekşi sözlük çaylaklarının normal sözlük’e doluşması
artık ekşi sözlüğü bir kenara mı bıraksak
devamını gör...
girift radyo yayını
arkadaşlar merhaba kanalıma hoş geldiniz.
normal sözlük radyomuzun yeni yayın dönemine kadar -geliyor gelmekte olan- girift radyo yayınımız sizlerle olamayacak.
bu olamayış süresince aykut duyar kasacak konular biriktirirken yoğun bir şekilde çalışıp ev geçindirecek. ben ise girift'te yapamadığım goy goyu aykut'u özel mesajlarla darlayarak yapacağım .
siz de etik dinleyici ile akvaryum radyo yayınını dinleyerek bunlar da şarkı mı bea diyebilirsiniz *
o arada özlenirsek sevinirim.
görüşürüz anacığım.
normal sözlük radyomuzun yeni yayın dönemine kadar -geliyor gelmekte olan- girift radyo yayınımız sizlerle olamayacak.
bu olamayış süresince aykut duyar kasacak konular biriktirirken yoğun bir şekilde çalışıp ev geçindirecek. ben ise girift'te yapamadığım goy goyu aykut'u özel mesajlarla darlayarak yapacağım .
siz de etik dinleyici ile akvaryum radyo yayınını dinleyerek bunlar da şarkı mı bea diyebilirsiniz *
o arada özlenirsek sevinirim.
görüşürüz anacığım.
devamını gör...
friedrich nietzsche
müziğin sesini duymayanlar,dans edenleri deli sanıyor.
friedrich nietzsche
friedrich nietzsche
devamını gör...
tusbuddy
gerçekten ihtiyaç olup olmadığını merak ettiğim başlıktır. her bireyin ihtiyaçları, öğrenme hızı, kapasitesi farklıdır. odaklanmadan 12 saat çalışan birisi odaklanıp 9 saat çalışan birine amma da boş yaptın diyebilir mi? farmaya harcanan saatler ile biyokimya bir tutulabilir mi? tusiyer olmaya yaklaşmışken kafamda binbir soru..
devamını gör...
duygusal ilişkilerde önce kendini düşünen insan
hayatta attığımız her adımda önce kendimizi düşünürüz. nesi saçma bunun?
bencil değil benci olmaktır bu.. e tabi aradaki çizgiye dikkat!
bencil değil benci olmaktır bu.. e tabi aradaki çizgiye dikkat!
devamını gör...
yazarların en sevdiği aşk şiirleri
öncelikle bu başlıkta sözlük yazarları kastedilmiyor ise de isteyen yazarlar kendilerinin veya okuduğu yazarların en sevdikleri aşk şiirini elbette yazabilirler. ben de aşağıda en sevdiğim aşk şiirini yazacağım açıkçası. artful living isimli site bazı şair ve yazarların en sevdiği aşk şiirlerini sormuş ve bir yazıda derlemiş. başlığı açmaktaki asıl amacım da bu yazıyı paylaşmak. yazarları, en beğendikleri aşk şiirlerini ve bu şiirlerin kime ait olduğunu bu tanıma ekliyorum, yazının tamamı ve şiirler için linke tıklayabilirsiniz.
ahmet ümit - üçüncü şahsın şiiri (attila ilhan)
ali lidar - mona rosa (sezai karakoç)
ece temelkuran - aşk (cemal süreya)
kaan murat yanık - geyikli gece (turgut uyar)
ahmet telli ve şükrü erbaş - saman sarısı (nazım hikmet ran)
nermin yıldırım - çakıl (bedri rahmi eyüboğlu)
pelin batu - hatırlama (ahmet hamdi tanpınar)
tuna kiremitçi - yaşlandığında (william butler yeats)
salvadore* - pia (attila ilhan)
ahmet ümit - üçüncü şahsın şiiri (attila ilhan)
ali lidar - mona rosa (sezai karakoç)
ece temelkuran - aşk (cemal süreya)
kaan murat yanık - geyikli gece (turgut uyar)
ahmet telli ve şükrü erbaş - saman sarısı (nazım hikmet ran)
nermin yıldırım - çakıl (bedri rahmi eyüboğlu)
pelin batu - hatırlama (ahmet hamdi tanpınar)
tuna kiremitçi - yaşlandığında (william butler yeats)
salvadore* - pia (attila ilhan)
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
"sen nereden bileceksin, demek istedim. en muhtaç durumdakilerin en nefret ettiği şey minnettarlıktır, sırf kendilerini yeniden iyi hissetmek için ilk fırsatta saldırırlar." ben kirke - madeline miller
devamını gör...
martin eden
yine abartılmakla haklı olmak arasında kalan kitaplardan biri. jack london'ın kaleminden çıkma ve onun yarı otobiyografisi.
kitapta martin eden isimli bir gencin zihnen sınıf çatışmasına uğraması ve ait olmak istediği sınıfla alakalı verdiği mücadele anlatılıyor. elbette bu mücadeleye başlamasındaki etken üst sınıfa mensup bir hanımefendi oluyor. genç adam, gördüklerine hayret ediyor, heyecanlanıyor ve kendisinin de onlardan biri olması için çaba gösteriyor. zamanla kıza olan tutkusu artığı gibi, öğrendikleri neticesinde dünyaya olan bakışı da değişip artıyor. en sonunda kafasında kurduğu üst mertebeyle karşısına çıkan bambaşka oluyor. gördükleri onu ruth'tan, ailesinden, kendisinden ve dahi dünyadan soğutuyor. son ise kaçınılmaz elbette.
kitap hakkında yazılan yorumları görünce hayli yüksek bir beklenti içerisinde okudum ama istediğim sonucu alamamış olabilirim. belki de anlatılmak isteneni anlamadım yahut bir şey bana dokunmadı, bilmiyorum fakat öğrendiğim yazarlar/eserler harici çok etkilemedi. güzeldi, kelimeleri sıkmıyordu, anlatım hoştu falan da... ne bileyim yahu.
herhalde ölümün detaylandırılması bir miktar etkiledi. kitap bitince gözlerimi kapattım, bir an okyanusun dibindeymişim gibi oldum. o an eminim her okuyucuyu etkilemiştir. haricinde "oha ulan" tepkisi veilecek olağan üstü olaylar yaşanmadı. şey hariç; "ben aynı martin'im, ünlü olmadan önce de buydum" ibaresinin derinlerime işlediğini söylemeyi unutmayayım.
eğer okuyacaksanız beklentiyi arşa çıkarmadan okuyun derim. * düşünce yapısı insandan insana değişiyor tabii ama siz yine de dikkat edin.
birkaç cümle:
-"önceki hayatının edebi gerekliliklerine aşina bir hayalet gibi çalışıyordu. hayaletlerin ölmüş ama öldüğünü fark etmemiş insanların ruhları olduğunu duyduğunu hatırlayınca, öldü de bundan haberi mi olmadı, diye anlamak için bir an çalışmasını kesti."
-"yaşamayı arzu etmeyen bir hayat, sona erme yoluna girmiş demektir."
-"uyanık geçirdiği her an etrafında ve üzerinde çiğ bir öfkeyle parlıyordu. acıtıyordu. dayanılmaz bir acı veriyordu."
-"hayat dayanılmaz ölçüde sıkıcı ve aptaldı; feci bir tat bırakıyordu ağzında."
edit: kelime düzenleme.
kitapta martin eden isimli bir gencin zihnen sınıf çatışmasına uğraması ve ait olmak istediği sınıfla alakalı verdiği mücadele anlatılıyor. elbette bu mücadeleye başlamasındaki etken üst sınıfa mensup bir hanımefendi oluyor. genç adam, gördüklerine hayret ediyor, heyecanlanıyor ve kendisinin de onlardan biri olması için çaba gösteriyor. zamanla kıza olan tutkusu artığı gibi, öğrendikleri neticesinde dünyaya olan bakışı da değişip artıyor. en sonunda kafasında kurduğu üst mertebeyle karşısına çıkan bambaşka oluyor. gördükleri onu ruth'tan, ailesinden, kendisinden ve dahi dünyadan soğutuyor. son ise kaçınılmaz elbette.
kitap hakkında yazılan yorumları görünce hayli yüksek bir beklenti içerisinde okudum ama istediğim sonucu alamamış olabilirim. belki de anlatılmak isteneni anlamadım yahut bir şey bana dokunmadı, bilmiyorum fakat öğrendiğim yazarlar/eserler harici çok etkilemedi. güzeldi, kelimeleri sıkmıyordu, anlatım hoştu falan da... ne bileyim yahu.
herhalde ölümün detaylandırılması bir miktar etkiledi. kitap bitince gözlerimi kapattım, bir an okyanusun dibindeymişim gibi oldum. o an eminim her okuyucuyu etkilemiştir. haricinde "oha ulan" tepkisi veilecek olağan üstü olaylar yaşanmadı. şey hariç; "ben aynı martin'im, ünlü olmadan önce de buydum" ibaresinin derinlerime işlediğini söylemeyi unutmayayım.
eğer okuyacaksanız beklentiyi arşa çıkarmadan okuyun derim. * düşünce yapısı insandan insana değişiyor tabii ama siz yine de dikkat edin.
birkaç cümle:
-"önceki hayatının edebi gerekliliklerine aşina bir hayalet gibi çalışıyordu. hayaletlerin ölmüş ama öldüğünü fark etmemiş insanların ruhları olduğunu duyduğunu hatırlayınca, öldü de bundan haberi mi olmadı, diye anlamak için bir an çalışmasını kesti."
-"yaşamayı arzu etmeyen bir hayat, sona erme yoluna girmiş demektir."
-"uyanık geçirdiği her an etrafında ve üzerinde çiğ bir öfkeyle parlıyordu. acıtıyordu. dayanılmaz bir acı veriyordu."
-"hayat dayanılmaz ölçüde sıkıcı ve aptaldı; feci bir tat bırakıyordu ağzında."
edit: kelime düzenleme.
devamını gör...
barista
kahveye olan tutkunuz varsa gerçekten çok keyif veren bir meslektir.
benim için baristalar hir sanatçıdır. kahveyi sunum aşaması , üstüne çizdiği şekiller hepsi bir ustalık gerektirmektedir. ayrıca mesleğimdir. bu sektöre girişim kahveye olan bağlılığımdan gelmektedir. sabahları kahve kokusuyla birlikte çalışmak büyük zevktir. parfüm dahi sıkmayız çünkü parfümümüz üstümüze sinen kahve kokumuzdur.
tanım; kahveyi hazırlayan kişilere denir.
benim için baristalar hir sanatçıdır. kahveyi sunum aşaması , üstüne çizdiği şekiller hepsi bir ustalık gerektirmektedir. ayrıca mesleğimdir. bu sektöre girişim kahveye olan bağlılığımdan gelmektedir. sabahları kahve kokusuyla birlikte çalışmak büyük zevktir. parfüm dahi sıkmayız çünkü parfümümüz üstümüze sinen kahve kokumuzdur.
tanım; kahveyi hazırlayan kişilere denir.
devamını gör...
herkes doğduğu ilde yaşasaydı ne olurdu sorunsalı
işsizlik oranı şu anki gerçek rakamın 2 katı olurdu ne olacak.
devamını gör...
derinkuyu yeraltı şehri
inşasını hangi halkların yaptığı netlik kazanmayan, m.ö. 3000 yılına kadar uzanan tarihiyle kapadokya bölgesinde hala ayakta duran yeraltı şehri.
öncesi tam olarak tahmin edilmemekle birlikte, orada kaldığından emin olunan ilk grup, tarihteki ilk hristiyanlardı.
roma'nın katliamından kaçan ilk hristiyanlar sığınma arayışlarını derinkuyu yeraltı şehri sayesinde giderebildiler.
hristiyanlık ilk 200 yıl boyunca tüm roma topraklarında yasaklanmıştı. yakalanan tüm hristiyanlar en acımasız yollarla katlediliyordu. bu süreçte o zamanki nüfusa göre büyük bir sayı olan 2 milyondan fazla hristiyan roma askerleri tarafından katledildi.
sağ kalmak ve dinlerini yaşayabilmek adına derinkuyu'ya kadar ilerleyen hristiyanlar, yaşamlarının uzun bir süresini bu şehirde geçirdiler. içinde restorasyonlar yaptılar, kilise ve misyoner okulları eklediler.
yeraltı şehri 8 kattan oluşuyor ve 85 metre kadar derinliğe ulaşıyordu. içi, yer yüzüne çıkmalarını gerektirmeyecek kadar donanımlıydı. ahırdan, mutfağa, tuvaletten , yemekhaneye kadar tüm yaşam alanları yapılmıştı.
yeraltından yüzeye bağlanan bacalar sayesinde sürekli bir temiz hava akışı sağlanıyordu. kuyular, suyun süzülmesiyle yeraltına arınmış bir şekilde ulaşması mantığıyla yapılmıştı.
günümüzde ziyarete açık olan yeraltı şehrinin sadece küçük bir kısmını gezebiliyorsunuz.
öncesi tam olarak tahmin edilmemekle birlikte, orada kaldığından emin olunan ilk grup, tarihteki ilk hristiyanlardı.
roma'nın katliamından kaçan ilk hristiyanlar sığınma arayışlarını derinkuyu yeraltı şehri sayesinde giderebildiler.
hristiyanlık ilk 200 yıl boyunca tüm roma topraklarında yasaklanmıştı. yakalanan tüm hristiyanlar en acımasız yollarla katlediliyordu. bu süreçte o zamanki nüfusa göre büyük bir sayı olan 2 milyondan fazla hristiyan roma askerleri tarafından katledildi.
sağ kalmak ve dinlerini yaşayabilmek adına derinkuyu'ya kadar ilerleyen hristiyanlar, yaşamlarının uzun bir süresini bu şehirde geçirdiler. içinde restorasyonlar yaptılar, kilise ve misyoner okulları eklediler.
yeraltı şehri 8 kattan oluşuyor ve 85 metre kadar derinliğe ulaşıyordu. içi, yer yüzüne çıkmalarını gerektirmeyecek kadar donanımlıydı. ahırdan, mutfağa, tuvaletten , yemekhaneye kadar tüm yaşam alanları yapılmıştı.
yeraltından yüzeye bağlanan bacalar sayesinde sürekli bir temiz hava akışı sağlanıyordu. kuyular, suyun süzülmesiyle yeraltına arınmış bir şekilde ulaşması mantığıyla yapılmıştı.
günümüzde ziyarete açık olan yeraltı şehrinin sadece küçük bir kısmını gezebiliyorsunuz.
devamını gör...
yardım kategorisi
her türlü yardım ihtiyacınız için kullanabileceğiniz kategoridir.
müzik ve takip butonunun hemen arasında yer almaktadır.
yardım başlığı açmanın, normal başlık açmaktan hiçbir farkı yok.
tek yapmanız gereken, yardım başlığı açarken tanım kutusundaki yardım butonuna tik koymak.
açtığınız başlık, #yardım kategorisinde yayına girmiş olacak.
bu kategoride format zorunluluğu bulunmuyor.
müzik ve takip butonunun hemen arasında yer almaktadır.
yardım başlığı açmanın, normal başlık açmaktan hiçbir farkı yok.
tek yapmanız gereken, yardım başlığı açarken tanım kutusundaki yardım butonuna tik koymak.
açtığınız başlık, #yardım kategorisinde yayına girmiş olacak.
bu kategoride format zorunluluğu bulunmuyor.
devamını gör...
dubleks evde yaşamanın zorlukları
ust kattaki ergen cocuklari alt kata yemege cagirmak icin internetini kesmek zorunda kalmaktan baska bir zorluk yok gibi.
devamını gör...
ağız lehçe ve şive ayrımı
ağız, lehçe ve şive ayrımı
aslında çoğumuz ağızı şive olarak biliriz ama bu yanlıştır.
aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerinin konuşma diline “ağız” denir. karadeniz ağzı, konya ağzı gibi...
bir dilin izlenebilen tarihi dönemlerine ayrılmış koluna “şive” denilir. dilin şiveleri, ulusu oluşturan insanların zaman içinde farklı coğrafyalara dağılmasıyla ortaya çıkmıştır. türkçenin pek çok şivesi vardır: azerbaycan türkçesi, türkmen türkçesi, kazak türkçesi...
bir dilin tarihsel, bölgesel, siyasal sebeplerden dolayı ses, yapı ve söz dizimi özellikleriyle ayrılan koluna “lehçe” denir. örneğin çuvaş ve yakut lehçeleri.
kaynak: türk dili ve edebiyatı dersi kitabıdır, bilgiler bana ait değildir. ve edebiyat dersinden öğrendiğim bazı bilgileri ekstra olarak kendim ekledim.
aslında çoğumuz ağızı şive olarak biliriz ama bu yanlıştır.
aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerinin konuşma diline “ağız” denir. karadeniz ağzı, konya ağzı gibi...
bir dilin izlenebilen tarihi dönemlerine ayrılmış koluna “şive” denilir. dilin şiveleri, ulusu oluşturan insanların zaman içinde farklı coğrafyalara dağılmasıyla ortaya çıkmıştır. türkçenin pek çok şivesi vardır: azerbaycan türkçesi, türkmen türkçesi, kazak türkçesi...
bir dilin tarihsel, bölgesel, siyasal sebeplerden dolayı ses, yapı ve söz dizimi özellikleriyle ayrılan koluna “lehçe” denir. örneğin çuvaş ve yakut lehçeleri.
kaynak: türk dili ve edebiyatı dersi kitabıdır, bilgiler bana ait değildir. ve edebiyat dersinden öğrendiğim bazı bilgileri ekstra olarak kendim ekledim.
devamını gör...
beşiktaş
tam adı beşiktaş jimlastik kulübü olup ülkemizin yegane değerlerindendir.
çarşı gibi avrupaya nam salmış bir taraftar grubuna da sahiptirler.
çarşı gibi avrupaya nam salmış bir taraftar grubuna da sahiptirler.
devamını gör...
avrupalılar o kadar keşif ve buluş yaparken doğulular ne yapıyordu sorunsalı
buluş yapıyorlardı. arkadaşlar tanımların hepsini okudum da ciddi mi yazıyorsunuz anlamadım. çok fazla okumuş olmanıza, entellektüel birikime falan ihtiyacınız yok. ben de bilgisiz biriyim ama şu google denen zımbırtıyı çok profesyonel kullanıyorum. geliştirin kendinizi. merak ettiğiniz bir kelime yazıp entera basarak başlayın mesela. sonra da bu tarz sorunsallarınızı aramaya başlarsınız. doğuda yüzlerce yıl öncesinden çinden tutun anadoluya kadar yüzlerce buluş gerçekleşmiştir. avrupanın gelişimi daha geç fakat daha tutarlı, daha hızlı olmuştur. doğu insanı inanç ve kültür olarak değişime daha kapalı olduğu için gelişim çok çok yavaşlamıştır ama bu durum o kadar buluş olduğu gerçeğini değiştirmez. "yeaa doğulular zır cahil yeaa tek bir buluş bile yok kanka, hep avrupa bulmuş." diyenleri nazikçe araştırmaya sevk edin.
devamını gör...
alttaki yazara bir mesaj bırak
alttaki sayın yazar a sağlık, sevgi ve hoşgörü dolu günlerinin olmasını temenni ediyorum.
devamını gör...
cem yılmaz'ın mizahına sadece ergenlerin gülmesi
allah allah.
en çok güldüğüm erkek.
öyle ki güldürdüğü için bana yakışıklı bile geliyor. karizmatik adam vesselam.
46 yaşında bir ergenim demek ki.
en çok güldüğüm erkek.
öyle ki güldürdüğü için bana yakışıklı bile geliyor. karizmatik adam vesselam.
46 yaşında bir ergenim demek ki.
devamını gör...

