(bkz: dingo'nun ahırı)
devamını gör...


''hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin?
hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar? bakışlarında beni dinlendiren bir şey var; kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin...
bir yelkenliyim şimdi ben senin limanında fırtınalardan geldim sende dinleniyorum.
bu huzur, bu sessizlik hiç bitmesin diyorum;
en eşsiz dakikalar sürsün senin yanında...
hiç yumma gözlerini, ışığın eksilmesin,
gündüzüm aydınlığım, ipek böceğim benim!
güz bahçemde açılmış o son çiçeğim benim!
yorgun kalbim seninle elem nedir bilmesin;
ayırma gözlerimden çocuksu gözlerini, o sakin o yalansız, o kuytu gözlerini... ''

ümit yaşar oğuzcan - gözlerin gözlerimde.
devamını gör...

bu mevsimde tam da şöyle olan meyve.
biz bu haline gumuş deriz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

canim. ama i ile olacak. noktalı. rum aksanıyla. subaylara yalakalık yapan izmirli rum meyhaneci yorgo gibi oluyor. "endaksi yüzbasimm hemen getiriyoorum rakinisi, his buzsuz getirir miyim zaanimm."
devamını gör...

az önce yaşadığım şeydir. beğenen tüm dostlara teşekkürlerimle. darısı olmayanların başına.
devamını gör...

başlığı ele alış biçimimi değiştirecek olursam;

on beş yaşındaki bir kızla yirmi iki yaşındaki bir erkeğin arasındaki yaş farkı göze çarpar. ve erkek yargılanır. yargılayanlar haklı mıdır? kızın yaşına, yaşayacaklarına bakılırsa, evet. peki, yirmi iki yaşındaki bir kızla yirmi dokuz yaşındaki bir erkeğin arasındaki yaş farkı neden göze çarpmaz? yaş farkı aynı değil mi? öyleyse burada olan şey; algı. algımız on beş yaşındaki birini henüz çocuk olarak görür fakat yirmi iki yaşındaki kız büyümüştür.

durum bundan ibaret yani, tamamen yaş algımızla alakalı. yine de yargılamak bize düşer mi? hayır.
devamını gör...

az önce kendi yazdığım tanım karşıma çıkınca ne yazmışım lan ben diyerek olduğum yazar. arkadaş ne boş konuşuyorum. denize giderken yolda başıma gelen şeyi bile anlatmışım. yüksek ihtimalle bu tanım da öyle bir şey olacak.
t: şuursuz yazardır. boş konuşur.
devamını gör...

yahya kemal beyatlı'nın ''bir tepeden'' şiirinde esas anlamını bulmuş soylu kadındır. yahya kemal beyatlı'nın türk kadınına dair görüşlerini en yakın arkadaşı olan nihad sami banarlı şöyle anlatıyor:

''türkiye'de bir güzel kadın veya bir genç kız gördüğünüz zaman, bu türkiye güzelini size diğer bütün dünya güzellerinden daha alımlı, daha sıcak gösteren sırrı çözebilir misiniz ?

bu sırrı, türk edebiyatı'nda yine yahya kemal'in bir şiiri çözmüştür. o'nun ''bir tepeden'' şiirinde bu tılsım musîkîleşir. buna göre, türk kadını hem türk vatanına hem de türk tarihine benzediği için güzeldir :

''ırkın seni iklimine benzer yaratırken,
kaç fethe koşan tuğlar ufuklarla yarışmış
târihini aksettirebilsin diye çehren
kaç fâtihin altın kanı mermerle karışmış'' yahya kemal beyatlı

bu dört mısra türk şiiri'nin dört mucizesidir ki onda en keskin çizgileriyle, bir türk târihi, bu arada, yontulmuş mermer beyazlığı ve heyecanlı bayrak pembeliğiyle derin ve mânâlı türk kadınının güzelliği toplanır. esâsen şâirin gözünde her türk kızı bir fethin hayâlidir.''
devamını gör...

benim bi ölesim var toprak atın üstüme
devamını gör...

büyükada, ağustos 2016.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

buyrun benim. evet üzerinizde yük oluyor ve ailenizin her şeyiyle siz ilgileniyorsunuz ama bu kardeşiniz olsa bile geçerli olabilir çünkü kardeşiniz yurt dışına gidebilir anne babasıyla ilgilenmek istemeyebilir vs.

bu arada evet benciliz ve ama buradaki bencillik özgüvenli birey olmak mıdır bundan emin değilim. çünkü genel olarak türk toplumu bireyelleşmiş insanı sevmez. (hele ki kadınları) aileniz siz küçükken istediğiniz çoğu şeyi yapmaya çalışmış olduğu için doyurulmuş bir egoya sahip olursunuz. ve baskıya aşağılanmaya pek gelemezsiniz. hele ki benim gibi hem tek çocuk hem de kızsanız ve baba baskıcı değilse toplumun kadın-erkek ayrımcılığına pek maruz kalmadığınız için daha özgürlüğüne düşkün bir kadın olabilirsiniz ama türk toplumu genelde bizi pek sevmez.

not: kardeşim bir de miras bölünmüyor en güzeli bu bence.
devamını gör...

ellerimi uzatsam tutmak isterim günü
ama güneş her gece tepemde doğuyor...
devamını gör...

küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin önüne geçebilmek adına birleşmiş milletler iklim değişikliği sözleşmesi içerisinde imzalanmış bir protokoldür.
bu protokole göre kabul eden ülkeler fosil yakıt kullanımını minimuma indirgeyecek ve dünyanın maruz kaldığı sera etkisinin zararlarını azaltmaya çalışacak ve atmosfere salınan sera gazı oranını %5 seviyesine çekmeye çalışacaklardır.
(bkz: küresel ısınma)
devamını gör...

başka biri değil de, kendim; yine kendime: "sorun yok" dediğimi duymak istiyorum. samimiyetle, inanarak.
devamını gör...

sağda solda birbirine geçmiş elli tane kaynak olsa da sözlükte bu bölümü okumaya yeltenecek yazar ve çaylaklar için çok detay içinde yüzmeyen, eli yüzü temiz bir yazı yazmak farz oldu. başlık bile açmamışsınız ulan ayılar.

endüstri kimyageri veya proses mühendisi diye anılsa da bence ikisi de bir bakıma eksik tanımlamalar ama kimya sevgisi ile yanıp tutuşuyorsanız ve fizikten, matematikten feci çakmışsanız bu meslek, sizin mesleğiniz değil. başındaki kimya kısmını görüp sevindirik olmayın zira bölümün çok küçük bir kısmı gerçekten kimya ile ilgili. baskın yanı daima mühendisliktir bu alanın. ilk iki sene zaten temel mühendislik dersleri görmek üzerine geçer. yani fizik ve matematik ile aranız yoksa sürünerek bile geçemez üstüne babayı alırsınız.

ulan biz buraya meth yapmak için girdik ne diye akışkanlar mekaniği, reaksiyon mühendisliği, proses dinamiği ve kontrolü, termodinamik, fizikokimya falan görüyoruz calculus ne alaka dediğinizde olayın civcivli kısmına giriş yapmış oluyorsunuz. eğrisini doğrusunu bilerek girin şu bölüme, fizik 101'i görünce eliniz ayağınız birbirine girmesin. ben bilmiyordum ama fizik ve matematik benim için çerez gibi olduğundan yata yata geçtim. sizde aynısı olmayabilir. proflara alık alık bakarak bölümü uzattıkça uzatmak da var. ha bana kalırsa sündüre sündüre okumak daha iyidir. hiçbir şey bilmeden mezun olmaktansa bir iki sene diplomayı geç alın ama alan bilgisi sağlam şekilde mezun olun.

kimya mühendisleri sanayi ve üretimin bel kemiğini oluşturur. elinizde tuttuğunuz telefondan kullandığınız pek çok diğer şeye kadar garanti bir kimya mühendisi üretim sürecini yönetmiş veya katkıda bulunmuştur ama bu hemen sevindirmesin. çok geniş bir iş alanı olsa da türkiye'de y***ak kürek işlere mahkum olabilir hatta işsiz kalabilirsiniz çünkü biz sanayileşememiş tırt bir ülkeyiz. üretim yoksa bize ihtiyaç da yoktur. ha ama bazı şartlar sağlandığında para içinde yüzebilirsiniz. milyoner olmazsınız zaten maaşla çalışarak milyoner olunmaz ama çok sağlam gelir kapısıdır.

bu şartları sağlamak da g*t istiyor. hele bizim ülkede baya bir istiyor. kimya mühendisliği, türkiye şartlarında boğaziçi, itü, odtü, koç gibi üniversitelerde okunmayacaksa çöp bir bölüm. yani bu üniversitelerde bu bölüm tutmuyorsa hiç yazmaya bile gerek yok. abet akreditasyonu şart arkadaşlar. ha tutturmanız da yetmez. bir kere dersleri ezber yapıp geçmek yok. oturup adam akıllı çalışacak ve anlayacaksınız o dersleri yoksa üçüncü sınıfa geçtiğiniz gibi nevriniz döner, bölümden tiksinirsiniz. her telden çalar çünkü dersler. az biraz makina mühendisliği, statik falan derken inşaat mühendisliği, ekonomi, biraz moleküler biyoloji biraz da elektirik elektronik derken karman çorman bir program vardır. her şeyden az öğrenirsiniz ama çok geniş alana yayılmıştır. bölüm çok zor demelerinin esas sebebi de budur zaten. her şeye kafanızın basmasını beklerler. benim için zor değildi çünkü ben köküne kadar fizik, kimya ve matematik hatta biyoloji içine batmış bir insanım. yine de benim bile dersten çıkıp kenarda köşede ağladığım oldu. baya oturup hıçkıra hıçkıra ağladım ama benim kimya'da çap tercih etmem gibi bir etken de var. saçım dökülüyor ulan hâlâ.

dereceyle mezun oldunuz hatta benim gibi ben kimya da istiyorum ulan diye çap'da soluğu aldınız diyelim. iş orada da bitmiyor. dil bileceksiniz. bakın bu öneri değil bu alanda adam akıllı iş istiyorsanız s**e s***ke öğreneceksiniz. ingilizce'de en kötü c1 lisansınız olacak dahası ielts ve toefl'da skorunuz olacak ki yurtdışında sizi adam yerine koyup işe alsınlar. o da yetmez, üstüne gidip ikinci bir dili de öğreneceksiniz. tavsiyem almanca çünkü almanya'da üç sene çalışmış biri olarak çok iyi paralar döndüğünü ve işinizi hakkıyla yapabileceğiniz bir sürü alan olduğunu söyleyeyim. avrupa eskisi kadar ihtiyaç duymasa da abd ve arap yarımadası da iyi paralar döküyor bize. petrokimya'da dönen paraları bilseniz dudağınız uçuklar.

bu şartları sağladıktan sonra yurtdışında rahat iş bulur, iyi paralar da kazanırsınız. kalifiye bir kimya mühendisi dünyanın her yerinde çok rahat iş bulur. türkiye'de bile bulursunuz ama mesleği hakkıyla yapabilir misiniz, o imkan sağlanır mı tartışılır. ben ülkeye mecburiyetten döndüm ama burada bile çok sağlam bir maaşla iş bulma şansım oldu mesela ama dediğim gibi beni baz almayın. ben yüksek mühendis olmam bir kenara 10 yıldan az iş tecrübem olmasına rağmen kıdemli mühendise denk bir cv, eğitim ve tecrübe sürecine sahibim üstüne aynı zamanda kimya mezunu da olduğum için işverenlerin fazladan iş yükü yıkabileceği bir insanım. dünyada çok saygı gören bir meslek olsa da türkiye'de işsiz kimya mühendisi ordusu var.

işe girdiğiniz gibi ayrı sinir stres dönemi başlar çünkü fabrikada gördüğünüz ile derslerde gördüğünüz her şeyin arasında sırat köprüsü gibi uçurum vardır. yine de iş imkanlarının bir kısmını yazayım biraz fikriniz olsun. her sektörde iş bulursunuz derken ta***k geçmiyordum. kağıt sanayisi, kimya, hızlı tüketim ürünleri, cam ve seramik, kozmetik, enerji, çimento, otomotiv, savunma, endüstriyel gazlar, tekstil, yapı kimyasalları, petrol ve petrokimya, biyoyakıtlar, metal, tarım ilaçları ve gübre derken uzar gider bu liste. hani liste o kadar uzar ki benim bilmediğim iş alanları bile vardır muhtemelen.

bir diğer yanılgı kimyager ve kimya mühendisliğini aynı sanmak. benim durumumda ben hem kimyager hem kimya mühendisiyim bundan ötürü aradaki farkı ilk elden görme şansım var ancak teoride bile aynı kulvarda olan meslekler değiller zira dediğim gibi kimya mühendisliğinde mühendislik daima ağır basar. kimya ağırlıkta olarak bilimdir ama kimya mühendisliği her türlü kimyasal üretim sürecinde parmağı olan bir mühendislik dalıdır ve genel görünün aksine uygulamalı fiziğe daha yakındır.

neticede bu bölüm okurken ızdırap veren bir bölüm olsa da biraz saç kaybetmek ve delirmeyi sorun etmediğiniz takdirde şahane bir meslektir ve çok iyi para da kazandırır. 4 temel mühendislik dalından belki de en meşakatli olanı olduğunu unutmadan tercih edin. abet akreditasyonu için müsait bir zamanda ayrı bir yazı da yazarım.
devamını gör...

bir çeşit yeme bozukluğudur. bu hastalar, genellikle gizli gizli aşırı miktarlarda yemek yerler. bu yemek yeme ataklarından sonra aldıkları kalorilerden kurtulmak için çeşitli sağlıksız yollara başvururlar. bunlara örnek verecek olursak; isteyerek kusma, laksatif kullanımı, kilo kaybı takviyeleri, idrar açıcılar ve lavman sayılabilir. ayrıca sıkı diyet, oruç, yoğun egzersiz gibi yollarla da kalorilerinden kurtulma eğilimi gösterirler.

bulimia hastaları, vücutları ile ilgili çok ciddi takıntılara sahiptir. sahip oldukları kusurlar için yukarıda bahsettiğimiz şekilde ciddi bir ceza uygularlar kendilerine.

bu hastalık yemek yeme olayından daha da derin bir şekilde psikolojik bir kontrolsüzlük duygusu içerir. kilo takıntıları oldukları için kustuktan sonra kendilerini rahatlamış hissedeceklerini düşünürler. bu da onları daha büyük yeme ataklarına iter. nasıl olsa ne yersem kusarım algısı hakimdir kişide. zayıf bir bedenle diğer insanlar tarafından takdir göreceklerini düşünürler.

bulimianın semptomlarını, vücut ağırlığının sürekli değişmesi, parmaklarda yara, boğazda yara(kusma sebepli), depresyon olarak sırayabiliriz. kişi sürekli kilo alma korkusu yaşar, aşırı beslenme atakları arasında oruç tutar.

bulimianın kalp yetmezliği,mide kanseri ve ölüm gibi çok ciddi sonuçları olabilir.
devamını gör...

sözlük istatistiklerini incelediğimde karşıma çıkan yazar büyüğümüzdür. bu ninemiz veya dedemizin ellerinden öper, hayat tecrübesini ve tarihi olayları sözlüğe nakletmesini isterim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

neden? içimden atamıyorum. seninle çok mutluydum ben. beni seviyorsun sandım,öyle oldu belki de. sen sevdim dedin niçin üzdün bu kadar? mutlu değilim dedin, kendimden nefret ettim, sevgimden de. sevdiğim kişi sevgimden mutsuzmuş, o zaman mutlu olman bensizliğine bağlıydı. sana hiçbir zaman sahte bir şey yapmadım, kandırmadım. beni anlıyorsun, yanımdasın sandım, ben seni sanmışım. sen sevseydin beni ellerimi tutmak için, benle sarılmak için, öpmek için, birlikte gülmek için fırsat oluşturup gelirdin, bir yolunu bulurdun. seni yokken de sevdim, hayallerimde, sabahımda, gecemde... sesinle, gülüşünle mutluydum. ta ki o cümleyi kurana dek. demek ben seni şimdi de üzdüm ilerde de üzerim. ben seni hiçbir zaman üzmek istemedim. sendeki fırsat ben de olsaydı şimdiye dek gelmiştim ama yoktu. boş ver ne fark eder? senin başkasıyla olacağını düşününce bile çıldıran ben şimdi seni bıraktım. mutlu ol, olacaksın. benle olamadın öyle dedin, şimdi doyasıya mutlu ol. bensiz gülüşlerin güzelleşmiştir, ne mutlu senin kocaman kalbini hissedenlere. gücüm yetseydi kafa yapımızı denkleştirip senle mutlu olmayı dilerdim. hiçbir zaman aşılamayan tek yolu aşılır hale getirirdim.
devamını gör...

'önüne geçilmesi elde olmayan, istencin dışında oluşan durum.' anlamına gelen hukuki terimdir.
devamını gör...

önce herkese başkalarına saygı dersi verilmesi gerektiğinden, en azından ilkokul için gereksiz bulduğum istek. hele önce bir, toplum içinde nasıl davranılır, komşuluk ilişkileri nasıl olur, insanları neden rahatsız etmememiz gerekir gibi şeyleri bir öğrenelim, cinselliğe de illa ki sıra gelir sonrasında.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim