30 yaşını geçmiş ama hala sözlükte yazan insan
oysa ben * ne hevesle gelmiştim buraya, gençler yer verirler, sen tecrübelerini yaz biz okuruz, kitap yaz, okuyalım apla derler falan sanmıştım, meğer ezik diyorlarmış bizim gibilere...
devamını gör...
ben öküzüm demenin farklı yolları
ingilizce: ı am ox
almanca: ıch bin ein ochse
arapça: انا ثور
çince: 我是牛
fransızca: je suis un boeuf
hintçe: मैं एक बैल हूं
ispanyolca: soy un buey
italyanca: sono un bue
japonca: 私は牛です
korece: 나는 황소 다
latince: ego bovi
portekizce: eu sou um boi
rusça: я бык
yunanca: είμαι βόδι
sonuç: öküzlük her dilde farklı olsa da
öküz heryerde öküzdür.
almanca: ıch bin ein ochse
arapça: انا ثور
çince: 我是牛
fransızca: je suis un boeuf
hintçe: मैं एक बैल हूं
ispanyolca: soy un buey
italyanca: sono un bue
japonca: 私は牛です
korece: 나는 황소 다
latince: ego bovi
portekizce: eu sou um boi
rusça: я бык
yunanca: είμαι βόδι
sonuç: öküzlük her dilde farklı olsa da
öküz heryerde öküzdür.
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
- giymiycem çoraplarımı, ben soğuk seviyorum. üşümek istiyorum.
- oğlum çorapsız gezilir mi? kızlar der ki 'aa bunun çorabı yok' (tamam bunu neden dedim ben de bilmiyorum)
- yoo benim karım da soğuğu sevecek. öyle evleneceğim ben.
- iyi, bir eskimo bulalım sana onunla evlen. hatta gidin kutuplarda yaşayın.
uzun bir sessizlikten sonra
- neden eski bir moyla evleniyorum ben? evlenmem eski bir moyla. yeni moyla evleneceğim.
- haahh şimdi oldu...
- oğlum çorapsız gezilir mi? kızlar der ki 'aa bunun çorabı yok' (tamam bunu neden dedim ben de bilmiyorum)
- yoo benim karım da soğuğu sevecek. öyle evleneceğim ben.
- iyi, bir eskimo bulalım sana onunla evlen. hatta gidin kutuplarda yaşayın.
uzun bir sessizlikten sonra
- neden eski bir moyla evleniyorum ben? evlenmem eski bir moyla. yeni moyla evleneceğim.
- haahh şimdi oldu...
devamını gör...
odyoloji
sadece işitme değil, aynı zamanda denge bozuklukları alanını da inceleyen, tanı ve tedavisini yapan bilim dalıdır.
devamını gör...
daddy (yazar)
karma puanlarını kıskandığım yazar tanesi*.
tanımayan yoktur, bilirim. bir yerlerde karşılaşmış, çarpışmış yada portakallaşmış olabilrsiniz. dili tatlı, kendi nahiftir. konuşurken sözleriniz duvara çarpmaz, tutar onu alır sana geri uzatır. tartışabilirsiniz, gülebilirsiniz, sorabilirsiniz. çok gezmemiştir belki, ama çok okumuş öğrenmiş belli. iradesi güçlü, öğrendiğini yaşantı haline getiren, sözde değil özde gelişim sağlayan değerli biridir. biriyle konuşurken boş sohbet yapıyor olmak yorar beni. yormadan yorulmadan vakit geçirebildiğim, mesaj kutusunu kendi malım gibi kullanabildiğim empatik ve sempatik bir yazardır.
herkesin tanınmaya değer olduğunu düşünenlerdeniz, siz de deneyin. kendisine sevgi ve saygılarımı sunuyor, kaleminin hep iyilik ile yazmasını diliyorum.
tanımayan yoktur, bilirim. bir yerlerde karşılaşmış, çarpışmış yada portakallaşmış olabilrsiniz. dili tatlı, kendi nahiftir. konuşurken sözleriniz duvara çarpmaz, tutar onu alır sana geri uzatır. tartışabilirsiniz, gülebilirsiniz, sorabilirsiniz. çok gezmemiştir belki, ama çok okumuş öğrenmiş belli. iradesi güçlü, öğrendiğini yaşantı haline getiren, sözde değil özde gelişim sağlayan değerli biridir. biriyle konuşurken boş sohbet yapıyor olmak yorar beni. yormadan yorulmadan vakit geçirebildiğim, mesaj kutusunu kendi malım gibi kullanabildiğim empatik ve sempatik bir yazardır.
herkesin tanınmaya değer olduğunu düşünenlerdeniz, siz de deneyin. kendisine sevgi ve saygılarımı sunuyor, kaleminin hep iyilik ile yazmasını diliyorum.
devamını gör...
normal sözlük'e veda
ya tamam da neden bu dramatize alüminyum hükümet istifa ediyormuş tarzı açıklamalara başlıklara gerek var mı? fazla zamanını almış bırakmıştır. gene beklerizdir, ellerine emeğine sağlıktır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ölümden döndüğü anlar
4,5 yaşlarındayken millette nasıl uc yeme, peçete yeme huyu varsa gariptir ki bende de toz deterjan yeme isteği vardi. deterjanin kokusu iştahımı açıyordu derken bir gün deterjan kokusu yine iştahımı açmış elimde kepçe, deterjan kutusuna gözlerim hipnozlu bir şekilde yaklaşırken şans eseri babaannem görmüş ve toz deterjanı ulaşamayacağım bir yere kaldırmıştı. eğer babaannem yetismese ben sizlere ömür olacaktım sözlük ailesi kaldı 8 can.
mahallede yokuştan aşağı 3 tekerlekli bisikletimle "ulaa yirmağa gideyrum yırmaağa" diye bağırırken alt yoldan son sürat araba ile burun buruna gelmemiz sonucu yerde sekip duvarin arkasında bulunan evin çatısına uçmuştum. kaşım yarılmış, kolum incinmişti. kaldı 7 can.
yaklaşık 5 sene önce staj yaparken büyük yolcu servisi evime yakın yerde tam ineceğim zaman şoför gaza basmış,hareket etmişti. servisten kafa üstü yere çakılmıştım. servis yüksek olduğu için ve düştüğüm yer cadde üstü oldugu için düştüğüm yerde herkes arabasını park etmisti. arabaların üstüne düşmemem tamamen mucize. yine aynı kaşım yarılmış, 3 gun yerimden kalkamamıstım.staj bitene kadar herkes yere kafa atan kız diye benimle dalga geçmişti. kaldi 6 can.
kendi kusmuğumda boğulmuş nefes alamamıştım. şaka değil arkadaşlar. evet millet kendi b*kunda boğulur,ben kendi saframda boğulacaktım. nefes alamadığım için yere yığılmış, gecenin bir vakti tüm aile halkini korkutmustum. annem eger yetismese sırtıma vurmasa ve kafamı soğuk suyun altına sokmasa ben harbi harbi sizler ömürdüm. kaldi 5 can.
*liste güncellemeye açıktır. canlar tükendikçe yenisi gelecektir.
mahallede yokuştan aşağı 3 tekerlekli bisikletimle "ulaa yirmağa gideyrum yırmaağa" diye bağırırken alt yoldan son sürat araba ile burun buruna gelmemiz sonucu yerde sekip duvarin arkasında bulunan evin çatısına uçmuştum. kaşım yarılmış, kolum incinmişti. kaldı 7 can.
yaklaşık 5 sene önce staj yaparken büyük yolcu servisi evime yakın yerde tam ineceğim zaman şoför gaza basmış,hareket etmişti. servisten kafa üstü yere çakılmıştım. servis yüksek olduğu için ve düştüğüm yer cadde üstü oldugu için düştüğüm yerde herkes arabasını park etmisti. arabaların üstüne düşmemem tamamen mucize. yine aynı kaşım yarılmış, 3 gun yerimden kalkamamıstım.staj bitene kadar herkes yere kafa atan kız diye benimle dalga geçmişti. kaldi 6 can.
kendi kusmuğumda boğulmuş nefes alamamıştım. şaka değil arkadaşlar. evet millet kendi b*kunda boğulur,ben kendi saframda boğulacaktım. nefes alamadığım için yere yığılmış, gecenin bir vakti tüm aile halkini korkutmustum. annem eger yetismese sırtıma vurmasa ve kafamı soğuk suyun altına sokmasa ben harbi harbi sizler ömürdüm. kaldi 5 can.
*liste güncellemeye açıktır. canlar tükendikçe yenisi gelecektir.
devamını gör...
ahterbin
farsça kökenli bu kelime
yıldız sayan aşktan veya kederden uykusuz kalan anlamına geliyor
yıldız sayan aşktan veya kederden uykusuz kalan anlamına geliyor
devamını gör...
burçlara inanmak
burçların uzun vadeli* tahminleri, kişilik özellikleri bana olabilir geliyor olduğu için, zararsız gördüğüm için, içinde olduğum durum.
hayat istatistikler ve genellemeler ile anlamlandırılıyor ekseriyetle.
yarınla ilgili, öncelerden yola çıkmanın astrolojik adı burç, matematiksel adı istatistik.
hayat istatistikler ve genellemeler ile anlamlandırılıyor ekseriyetle.
yarınla ilgili, öncelerden yola çıkmanın astrolojik adı burç, matematiksel adı istatistik.
devamını gör...
uyuz moderatörler
beyaz futbol'un şuanda ki moderatörü. uyuz adam, o ritme ayak uyduramıyor. ah ulan ertem zamansız çekip gittin.
devamını gör...
sevişelim mi demenin kibar yolları
(bkz: do you sex?)
devamını gör...
sabaha bir ayet bırak
“olur ki siz bir şeyden hoşlanmazsınız, hâlbuki hakkınızda o bir hayırdır. ve olur ki bir şeyi seversiniz, hâlbuki hakkınızda o bir şerdir. allah bilir, siz bilmezsiniz.” (bakara, 2/216).
devamını gör...
ismi yanlış yazmak
yurdumun, devlet dairesi memurlarına mahsus eylem.
elin yabancısı, kyle ismini yanlış yazmıyor, bizim memurlar, ne isimler uyduruyorlar.
bugün, bankadaki çalışan ismimi okudu,
-isminiz hep yanlış yazıldı değil mi, dedi.
-evet, nerden anladınız, dedim.
-benim ismimi de yanlış yazdılar hep, dedi
yabancılar bunu can you spell ile çözmüş, biz çözemedik.
liseye kadar, ismime uyuz olurdum, kimse doğru yazmıyor diye, halbuki ismimi yanlış yazanlara uyuz olmalıymışım. çözümü her seferinde uyararak buluyorum.
-aman gözünü seveyim yanlış yazma, sonra kayıtlarda çıkmıyor, diye.
elin yabancısı, kyle ismini yanlış yazmıyor, bizim memurlar, ne isimler uyduruyorlar.
bugün, bankadaki çalışan ismimi okudu,
-isminiz hep yanlış yazıldı değil mi, dedi.
-evet, nerden anladınız, dedim.
-benim ismimi de yanlış yazdılar hep, dedi
yabancılar bunu can you spell ile çözmüş, biz çözemedik.
liseye kadar, ismime uyuz olurdum, kimse doğru yazmıyor diye, halbuki ismimi yanlış yazanlara uyuz olmalıymışım. çözümü her seferinde uyararak buluyorum.
-aman gözünü seveyim yanlış yazma, sonra kayıtlarda çıkmıyor, diye.
devamını gör...
yılmaz güney
sırf sol görüşlü olduğu için kendisine düşmanlık beslenen, bu topraklardan çıkmış değerli bir yönetmen, oyuncu ve sanatçıdır. işlerine gelince sanatı dışında her şeyi nefret etmek için malzeme yapanlara şunu hatırlatayım.
eylül 1971'de gerçekleşen festivalde yılmaz güney toplam 25 bin tl'lik bir ödül kazanır. 4 ödülün birden toplamı olan bu miktar, o dönem için bir sinemacı elbette çok yüksek bir meblağdır. ancak yılmaz güney, ödülü türk hava kuvvetlerini güçlendirme vakfı'na bağışlar.
madem sanatı dışında bazı şeyleri konuşmak istiyorsunuz bunu konuşun.

*
eylül 1971'de gerçekleşen festivalde yılmaz güney toplam 25 bin tl'lik bir ödül kazanır. 4 ödülün birden toplamı olan bu miktar, o dönem için bir sinemacı elbette çok yüksek bir meblağdır. ancak yılmaz güney, ödülü türk hava kuvvetlerini güçlendirme vakfı'na bağışlar.
madem sanatı dışında bazı şeyleri konuşmak istiyorsunuz bunu konuşun.

*
devamını gör...
merlin
bbc yapımı 5 sezonluk fantastik dizi.2008'de başlayıp 2012'de ekranlara veda etmiştir.
devamını gör...
mitolojik kitap önerisi
devamını gör...
aşk ve gurur
orijinal ismi pride and prejudice (gurur ve önyargı) olmasına rağmen inatla kitabı bile zamanında aşk ve gurur diye çevirilmiş joe wright filmi. 2005 veya 2006 yılları olması gerek, o zamanlar izlemiştim ve kitap ile arasındaki fark beni dehşete düşürmüştü. farktan ziyade eksiklik demek daha doğru olacaktır çünkü film düpedüz eksik gelmişti yine de bütün kitap uyarlamalarının temel sorunu budur o yüzden görmezden gelinebilir düzeyde. mr.darcy rolüne matthew macfadyen'i ben baya yakıştırdım, elizabeth rolünde oynayan keira knightley'de kötü bir iş çıkarmamıştı hatırladığım kadarıyla. jane austen başarılı bulsam bile severek okuduğum bir yazar değil, bunun en temel sebebi yazdığı türün bana hitap etmiyor olması ama yine de okumamak büyük bir eksiklik çünkü gerek karakterler ve iç dünyaları gerek dönemin koşullarını oldukça güzel aktarıyor ve ben bu koşulları özellikle kadınları aşağılamak üzerine kurulmuş bir dönemde yazmaya başlayan bir kadının ağzından okumanın gerekliliğine inanıyorum. film ise facia olmasa bile izlenmese de olur denilebilecek bir durumdaydı yine de uyarlandığı kitap sayesinde adını izlenmesi gerekenler listesine almayı başardı.
--! spoiler !--
mr.collins'i oynayan oyuncu rolüne tam oturmuş, dönemin kadına bakış açısını yansıtan feci can sıkıcı ve rahatsız edici bir karakterdi tom hollander bunun altından o kadar iyi kalkmış ki izlerken karakterin suratına kusmak istiyorsunuz. elizabeth ve mr.darcy kendi içgüdüleri ve fikirleri arasında derin bir çatışmaya tutuşmuş birbirini yanlış anlamayı her fırsatta beceren iki karakter. elizabeth dönemin şartlarına boyun eğmekten nefret eden ve buna tümüyle olmasa bile bir nebze karşı çıkan bir figür ki bu bana jane austen acaba kendini elizabeth yerine mi koydu diye düşündürüyor. mr.darcy ise beni en şaşkına uğratan karakter olmuştu izlerken ve okurken çünkü geçirdiği karakter değişimi beni oldukça rahatsız etti. bu figür güçlü, kısmen kaba ve entelektüel bir adamın portresiyken aniden zavallı bir aşık konumuna sürüklendi ki bu beni aslında başından beri böyle bir adam olduğu düşüncesine itti. duygusal olmakta bir sorun yok elbette ama keskin çizgileri olan bir karakteri aniden bu konuma sürüklemek izleyicide rahatsız edici bir his uyandırıyor. kitap bu konuda daha başarılıydı elbette ve bu kaçınılmaz olan bir şey çünkü daha geniş bir zaman aralığına yayarak daha detaylı bir okuma fırsatı buluyoruz bundan ötürü mr.darcy karakterinin bu keskin çizgileri törpülemesi anlaşılır geliyor ama film bu konuda sınıfta kalmış. dekor, kostümler ve mekanlar dönemi çok iyi yakalamış bu konuda şikayet edebileceğim tek bir şey bile yok. mr.bingley ve jane'in o yapış yapış aşkı hakkında yorum yapmak istemiyorum.
elizabeth bennet: ı wonder who first discovered the power of poetry in driving away love.
mr. darcy: ı thought poetry was the food of love.
elizabeth bennet: of a fine, stout love it may. but if it is only a vague inclination ı'm convinced one poor sonnet would kill it stone dead.
mr. darcy: so what do you recommend, to encourage affection?
elizabeth bennet: dancing. even if one's partner is barely tolerable.
elizabeth bennet: you are last man ı will ever prevail to marry!
elizabeth bennet: and those are the words of a gentleman. from the first moment ı met you, your arrogance and conceit, your selfish disdain for the feelings of others made me realize that you were the last man in the world ı could ever be prevailed upon to marry
--! spoiler !--
--! spoiler !--
mr.collins'i oynayan oyuncu rolüne tam oturmuş, dönemin kadına bakış açısını yansıtan feci can sıkıcı ve rahatsız edici bir karakterdi tom hollander bunun altından o kadar iyi kalkmış ki izlerken karakterin suratına kusmak istiyorsunuz. elizabeth ve mr.darcy kendi içgüdüleri ve fikirleri arasında derin bir çatışmaya tutuşmuş birbirini yanlış anlamayı her fırsatta beceren iki karakter. elizabeth dönemin şartlarına boyun eğmekten nefret eden ve buna tümüyle olmasa bile bir nebze karşı çıkan bir figür ki bu bana jane austen acaba kendini elizabeth yerine mi koydu diye düşündürüyor. mr.darcy ise beni en şaşkına uğratan karakter olmuştu izlerken ve okurken çünkü geçirdiği karakter değişimi beni oldukça rahatsız etti. bu figür güçlü, kısmen kaba ve entelektüel bir adamın portresiyken aniden zavallı bir aşık konumuna sürüklendi ki bu beni aslında başından beri böyle bir adam olduğu düşüncesine itti. duygusal olmakta bir sorun yok elbette ama keskin çizgileri olan bir karakteri aniden bu konuma sürüklemek izleyicide rahatsız edici bir his uyandırıyor. kitap bu konuda daha başarılıydı elbette ve bu kaçınılmaz olan bir şey çünkü daha geniş bir zaman aralığına yayarak daha detaylı bir okuma fırsatı buluyoruz bundan ötürü mr.darcy karakterinin bu keskin çizgileri törpülemesi anlaşılır geliyor ama film bu konuda sınıfta kalmış. dekor, kostümler ve mekanlar dönemi çok iyi yakalamış bu konuda şikayet edebileceğim tek bir şey bile yok. mr.bingley ve jane'in o yapış yapış aşkı hakkında yorum yapmak istemiyorum.
elizabeth bennet: ı wonder who first discovered the power of poetry in driving away love.
mr. darcy: ı thought poetry was the food of love.
elizabeth bennet: of a fine, stout love it may. but if it is only a vague inclination ı'm convinced one poor sonnet would kill it stone dead.
mr. darcy: so what do you recommend, to encourage affection?
elizabeth bennet: dancing. even if one's partner is barely tolerable.
elizabeth bennet: you are last man ı will ever prevail to marry!
elizabeth bennet: and those are the words of a gentleman. from the first moment ı met you, your arrogance and conceit, your selfish disdain for the feelings of others made me realize that you were the last man in the world ı could ever be prevailed upon to marry
--! spoiler !--
devamını gör...
türkiye'de en fakir insanın 4 dairesi var
kadın iç sesimiz (bkz: nerede yaşıyor lan bu?)*
devamını gör...
döneminin lise akımları
ülkü ocaklarına gidip şu reisi tanıyorum, bu abiyi çağırırım diye ciğeri 5 para etmez adamların ismini zikrederek dayılık yapmak.
devamını gör...
j eğrisi
devalüasyon sonucu döviz kurunun yükseltilmesine karşılık, ülkenin net ihracat gelirlerinin önce azalacağını ve belli bir dönemden sonra (genellikle 2 yılın üzerinde) artacağını gösteren eğridir.
devamını gör...