efsane olan fight club filminin efsane kadın karakteridir. hacı filmde ayrı seviyordum bu kadını ya, saykoydu ama şahaneydi be. nedeni de marla kimseyi umursamayan biriydi, kafasına göre takılıyordu, aslında dibe batmak için yapıyordu bunları ama yine de izleyiciye samimi olduğunu aktarıyordu. halktan biriydi öyle fantastik özellikleri yoktu. hümanist takılmak yerine yeri gerçekçi olmayı tercih ediyordu.

insani değerler onun umrunda olmadı, o daha çok insanların zaaflarından yararlanmak istedi çünkü kafasına göre takılıp daha ne kadar dibe batarım diye düşündü. özellikle filmde sigara içişi cidden insanı çileden çıkaran cinsten. seksi ve de cazibeliydi ve bir o kadar da tehlikeliydi. iyisini de yapıyordu çünkü insanların kibirli, çıkarcı ve bencil olduğunu biliyordu, ona göre hareket ediyordu.

yalnız bu karaktere can veren adeta bir dönem kendisini gerçekten marla singer zanneden insanların olduğu harika aktris helena bonham carter’a ayrı hayranım arkadaş. çünkü böylesine şahane bir karakteri ancak o canlandırabilirdi. daha söylenecek çok şey var bu harika karakter üzerine yalnız ilk etapta aklıma gelenleri yazdım. dibe vurmak isteyen, insanları umursamayan, kendi kafasına göre takılan bir karakter.

ne diyeyim ki şahane anasını satıyım. *
devamını gör...

ingiliz matematikçi ve bilgisayar bilimcisi alan turing'in 1950'de ortaya attığı, bugün yapay zekâ olarak bildiğimiz teknolojinin temeli olan test.

kısaca şöyle;

bir sorgulayıcı var ve bir soru - cevap etkinliği düzenleniyor. sorgulayıcı, bir klavye ya da ekran aracılığıyla, konuşma olmaksızın bir insanla bir makineyi aynı anda sorguluyor. bu arada makineyi de, insanı da görmüyor. bir dizi soru ve cevabın ardından, eğer sorgulayıcı hangisinin insan, hangisinin makine olduğunu net şekilde anlamazsa, makine turing testini geçmiş sayılıyor.
devamını gör...

boş vakitler. yata yata geçirdiğin vakitlerin kıymetini tutuşunca anlıyorsunn.*
devamını gör...

dünyamız, tecrübe etmeye bir ömrün yetmeyeceği kadar güzellikler ile bezenmiştir ve hayat ise yaşamaya doyamayacağımız kadar haz ile doludur.

bir insan ömrü ortalama 70 yıl diyebilir miyiz. peki ya 100 olsa*

4,5 milyar yıldan fazla süre önce oluşmuş dünyada 100 yıl nedir ki. kim bilir ne hikayeler unutuldu 4,5 milyar yılda.

bize verilen bu süre içerisinde bir de zorluklar var tabi. ağıza alınmayacak kötülükler, uykularınızı kaçıracak vahşetler. bunlar da var dünya üzerinde.

bir de bizler varız. bir koşuşturma içinde kayıp ederiz zaten sayılı olan günlerimizi. ve sadece izliyoruz hayatı. fakat yaşamıyoruz. bahsettiğim o hazları tecrübe edenlerin hayatlarını izliyoruz ve yine bahsettiğim o vahşetin bizlerden uzak olması için dualar ediyoruz. çoğu zamanda elimizdekiler için şükür ediyoruz.

peki nedir elimizdekiler,

aklımızın erdiği yaşta henüz daha çok ufakken ölüm ile tanışıyoruz. sevdiğimiz herkesin öleceği gerçeği ile yaşıyoruz. değer verdiğimiz her şeyin biteceğini bile bile yaşıyoruz. ve hala kayıp edeceğimizi bile bile yeni insanlar sevmeye devam ediyoruz. biteceğini bile bile değer vermeye devam ediyoruz.

işte elimizdekiler bunlar, takvimin sayfaları gibi kopup giden günler ve kayıp olup gidecek değerler. yanı kısaca üzüntüler var elimizde, özlemler ve hüzünler.

belki ilk cümlelerde anlatılan haz dolu dünyayı yaşayan azınlığın arasında olunsa keyifli olabilir hayat. sınırsız imkanlar ve değer vermeden yaşanan bir hayat. kişinin kendinden başka kayıp edecek hiç bir şeyinin olmaması.

fakat sayılı günlerini henüz kendinin bile anlam veremediği bir koşuşturmaca da sadece hayatta kalabilmek için geçiren insanlar, hayatı yaşamak yerine yaşayanları izleyen insanlar, kayıp edeceğini, biteceğini bile bile seven insanlar için böyle bir şey dilemek belki de çok olağan dışı olmazdı.
devamını gör...

coldplay'in chris martin band olmadığı, bir müzik grubu olduğu zamanlar.

6 haziran 2005 tarihinde piyasaya sürdüğü en sevdiğim en sevdiğim albümlerden bir tanesi. albüm o kadar vurucu bir albüm ki, başından sonuna dinlerken sizi gerçekten çarpabiliyor.

önce square one ile başlıyor, hemen ardından what if ile devam ediyor ki bu iki şarkının birbirinin ardına çalması gerçekten beni alıp bambaşka yerlere götürüyor...
sonrasında white shadows çalıyor, vurucu bir şarkıdır kendisi.

"swim out on the sea of faces
the tide of the human races
an answer now is what i need
see it in the new sun rise and
see it breaking on your horizon
come on love
stay with me"

ondan sonra da chris'in eski eşi için yazdığı şarkı *o zamanlar birlikteydi* şarkıdan tutun, bambaşka efsanelere konu olmuş şarkı çıkıyor karşımıza. fix you...

talk çalıyor onun sonrasında, dikkatli bakılmasa bile 42 dışında, otostopçunun galaksi rehberi göndermeleri mevcut :)

x&y ile biraz olsun başımızın döndürmesini durduruyor coldplay, biraz çiviliyor insanı. hemen ardından, coldplay denildiği zaman akla gelen şarkılardan biri haline gelmiş o kült çalmaya başlıyor: speed of sound...

speed of sound biterken üzülüp tekrar tekrar açmak istiyoruz, ama bunun yerine a message çalıyor, yüzümüzde bir tebessüm... hayatımıza girip kısa yaşamımızda bize konuk olmuş insanlar geliyor aklımıza...

low çalıyor sonrasında, low bana hep gerek şarkı sözü bakımından, gerek şarkının gidişatı, melodisi... speed of sound'ın devamı gibi gelir, speed of sound pt2 olsa asla sırıtmaz bu mesela.

sonrasında canımızı acıtacak bir şarkı geliyor, the hardest past... .

geliyor, en sevdiğim, coldplay'in en ama en sevdiğim şarkısı... swallowed in the sea, coldplay'in en underrated ve en güzel şarkısı gibi geliyor bana bu, hele bir çıkış yeri vardır şarkıda, 2:12'de başlar, uuuuuuuuu, haa aaa a....

twisted logic, swallowed in the sea sonrasında gelmesi de çok tatlı oluyor, insanı pamuk şekere döndürür bu şarkı diyorum her dinlediğimde.

bitiyor, son şarkı... until kingdom come, ama üzücü kısım şu ki, krallık gelene kadar sen de gel diyor şarkıda, ama bir sonraki albümde krallığın tamamen yıkılışını, bir daha geri gelmeyeceğini anlatıyorlar... zaten o da ciddiye alınacak son coldplay albümü benim için...

o albümü de fransız devrimi esintisi ile yapıyorlar lakin 1789 değil, 1848 fransız devrimi :)
devamını gör...

stres , konfor ve bir başkası.
devamını gör...

ben aslında yoğum.
devamını gör...

eskiden ben de “para nedir ki beyim, sevgiyi satın alabilir mi?” diye leyla gibi gezerdim ortalıkta. doğrudur maneviyatı satın alamaz ama bu dünya maneviyat ile dönmüyor maalesef.

parayla çok da güzel huzur olur, saadet olur. anneannem para yok diye doktoruna gitmeyi aksatıyorsa, arkadaşım parasızlık yüzünden okulu bıraktıysa, ev sahibi kira ödenemiyor diye çıkın diyorsa, bilmem kaç kişi evine ekmek götüremiyor diye kendini astıysa/yaktıysa; asıl parayla huzur olur.
bir kutu süt dokuz lira, çocuğuna süt almak için kenarda para biriktiren anne mi huzurlu yani? maalesef içinde bulunduğumuz dönemde huzur parayla olur.
devamını gör...

tebrik ettiğim kadındır. bir şeyler için mücadele ediyordur, aferin ona.
devamını gör...

#800245 bugün de ifşa olduk çok şükür.*
bu sözlükte de her şey çok çabuk duyuluyor he.
devamını gör...

katılmadığım başlık. elbette zevkler ve renkler tartışılmaz ama, bence kilolu olup göze hitap eden çok güzel kadınlar var. bence her şey yakışanı giymekle alakalı. fiziğin bir önemi olmamalı.

(bkz: tess munster)
devamını gör...

dünyanın demek belki iddialı olur ama hanuta gofret gerçekten güzel.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

geceleri ağlamama sebep olan ders. platona felsefe okulunun girişine bilmeyen giremez yazdıracak kadar da önemlidir, beynim almamaktadır.
devamını gör...

dark'ta zamanda yolculuk kitabını yazan, zaman makinasının mucidi, saatçi tannhaus amcamızla kanka olurdum sonra ver elini 1986 ver elini 2052.
devamını gör...

herhangi bir sorunu fiziksel şiddet uygulamadan çözerek çocuk büyütmektir. bunun iki ihtimali vardır;
- fiziksel şiddet uygulamadan fakat psikolojik, sözel, duygusal, cinsel veya ekonomik şiddet uygulayarak da büyütüyor olabilir. bu durumda tamamen şiddetin yokluğundan bahsedemeyiz. tam tersine fiziksel şiddetten daha kötü sonuçlar doğuracağı aşikardır. hal böyle olunca sağlıksız bir çocuk büyüyecek ve sağlıksız bir birey olacaktır.
- şiddetin hiçbir çeşidini uygulamadan çocuk büyütmek demek sağlıklı bir birey sağlıklı bir toplum demektir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kronik bir sütlaç ve kokoreç hastası olarak noluyo diyerekten savaş meydanına koşar gibi koşup geldiğim başlık.

sütlaç bile tamam ama kokoreç kırmızı çizgimizdir; yedirmeyiz.*

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

genel olarak bozuk para taşımayı hatta para taşımayı sevmeyen bir insan olarak temassız ödemeyi tercih ediyorum.

yok efendim 6 lira tuttu 10 lira uzattım bir liranız var mı beyefendi falan hiç bana göre değil.

temassız ödeyeceğim ben diyorum ve dıt, finito.*
devamını gör...

uzun bir süredir üstünde kurmaylarımla çalışmalar yaptığım tamamen 'bilimsel' gözlemlere dayalı derin analizlerle elde edilen bu altın niteliğindeki listeyi, sitemizin evlenme hayalleri kuran genç kızlarımız adına bir kamu vazifesi olarak sunarım. foling lav hadiseleri var hocam.

bu siteden hiçbir genç kızımızın tercihlerden ötürü kafa karışıklığı ile, boynu bükük ayrılmasını istemiyorum. her şey onlara feda, mutlu gülümseyen bir sözlük kadını gibisi yok. kız mühim.

biz kataloğu oluşturduk hocam. liste halinde gözler önüne seriyoruz. karakter özelliği analizi isteyen katalogtan favori adayını belirtirse özel hizmet bedeline tabi tutularak dm yolu ile şahsınıza iletilecektir.

1-ivanmilinski

2-bir bilen

3-mellisho

4- domestic hıyar-spawn ikisi tek paket. sısısısıs

5-balkoninsanı

6- 4-3-3 oynatan aykut

7- cinci hoca

8-lennykereviz

9-başımıza icat çıkarma denilen çocuk

10-zippodan çıkan çınn sesi

evet. şimdilik ilk liste hazır, olmazsa halı sahaya gideriz hocam. kadro çakı gibi. bence olur.
devamını gör...

geçmisimi fazla büyütüyorum. sanki tek zor şeyler yaşayan benmişim gibi bakıyorum olaya.
konuşurken konudan konuya atlıyorum. aklımda aynı zamanda o kadar çok şey düşünüyorum ki konuşurken söyleyeceklerimi karıştırıyor ya da hemen başka bir konuya geçiyorum.
olmayacak uçuk hayaller kuruyorum ve o hayallerin gerçekleşmeyeceğini bile bile kendime bu eziyeti yapmaya devam ediyorum.
ön yargılarımı yıkmaya çalışsam da ön yargılı bi insanım.
her türlü insan ilişkilerinde çok seçiciyim. bu da bir süre sonra yoruyor ve yalnız bırakıyor insanı.
devamını gör...

hobaaa tepkisiyle karşıladığım başlıktır.

işte başlık böyle olur. hadi basın bana. artıyı basın.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim