annesini telefonuna annem diye kaydeden kadın
gerçekten beynim yandı annemi başka ne diye kaydedebilirim ki? sanki çok anormal bir durummuş gibi algıladım bir an kendimden şüphe ettim. nasıl bir kafada yaşıyorsunuz ya.
devamını gör...
yasemin
''tanrı'nın hediyesi'' anlamına gelen farsça ''yâsamin'' kelimesinden türemiştir. birçok kaynakta saflığı, güzelliği ve duygusallığı sembolize etmekle birlikte ülkelere göre çeşitli anlamları vardır.
örneğin:
filipinler'de onur ve saygıyı simgelerken, hindistan'da yasemin çiçeğinin şans getirdiğine inanılır, rönesans italya'sında ise hz. meryem'in saflığı ile ilişkilendirilmiştir.
örneğin:
filipinler'de onur ve saygıyı simgelerken, hindistan'da yasemin çiçeğinin şans getirdiğine inanılır, rönesans italya'sında ise hz. meryem'in saflığı ile ilişkilendirilmiştir.
devamını gör...
sagopa kajmer şarkılarında geçen mükemmel sözler
siyah saç ak defterle geldin, ak saç siyah defterle gidiyorsun.
devamını gör...
normal sözlük 2020 istatistikleri
efendim, 7 kasım 2020 tarihinde yayın hayatına başlayan kafa sözlük, 54 günlük yayın hayatı boyunca 218.000 adet tanımı bünyesine kattı.
yalnızca, 1 aralık - 31 aralık tarihleri arasında kafa sözlük'e 147.500 adet tanım girişi gerçekleştirildi.
54 günlük süre zarfında elde ettiğimiz veriler ;
toplam yazar sayımız : 4940
günlük tanım rekorumuz : 7.984
başlık başına düşen tanım sayımız : 5
anlık online rekorumuz : 527
gömülmüş yazar sayımız : 90
google ındex sayımız : 18.000
alexa tr site sıralamamız : 1.817
bununla birlikte, siz yazarlarımızın katkıları ile 2 adet yardım etkinliği düzenleyerek hedeflediğimiz desteği karşı tarafa ulaştırdık.
(bkz: kafa sözlük köy okuluna kitap yardımı etkinliği)
(bkz: kafa sözlük - koruncuk vakfı yılbaşı hediye ve yardım etkinliği)
kafa sözlük, interaktif sözlükler sıralamasında en yakın rakibinin 2 katı kadar tanım alarak, en çok tanım girişinin yapıldığı 2.sözlük konumuna yerleşti.
bu başarı senin, benim, hepimizin!!!.
elbette yönetim olarak ciddi bir çaba içerisindeyiz, ancak sizler tevazu göstermeseydiniz bu iş buralara kadar gelmezdi.
yeni yılda adından bir hayli söz ettiren; global anlamda çok daha büyük yardım organizasyonları ile her canlıya dokunmayı hedefleyen, yazarı olmaktan gurur duyacağınız bir platformu hep beraber inşa edeceğiz. *
54 günde bunları yapan, koca 1 senede neler yapmaz hiç düşündünüz mü ?
yalnızca, 1 aralık - 31 aralık tarihleri arasında kafa sözlük'e 147.500 adet tanım girişi gerçekleştirildi.
54 günlük süre zarfında elde ettiğimiz veriler ;
toplam yazar sayımız : 4940
günlük tanım rekorumuz : 7.984
başlık başına düşen tanım sayımız : 5
anlık online rekorumuz : 527
gömülmüş yazar sayımız : 90
google ındex sayımız : 18.000
alexa tr site sıralamamız : 1.817
bununla birlikte, siz yazarlarımızın katkıları ile 2 adet yardım etkinliği düzenleyerek hedeflediğimiz desteği karşı tarafa ulaştırdık.
(bkz: kafa sözlük köy okuluna kitap yardımı etkinliği)
(bkz: kafa sözlük - koruncuk vakfı yılbaşı hediye ve yardım etkinliği)
kafa sözlük, interaktif sözlükler sıralamasında en yakın rakibinin 2 katı kadar tanım alarak, en çok tanım girişinin yapıldığı 2.sözlük konumuna yerleşti.
bu başarı senin, benim, hepimizin!!!.
elbette yönetim olarak ciddi bir çaba içerisindeyiz, ancak sizler tevazu göstermeseydiniz bu iş buralara kadar gelmezdi.
yeni yılda adından bir hayli söz ettiren; global anlamda çok daha büyük yardım organizasyonları ile her canlıya dokunmayı hedefleyen, yazarı olmaktan gurur duyacağınız bir platformu hep beraber inşa edeceğiz. *
54 günde bunları yapan, koca 1 senede neler yapmaz hiç düşündünüz mü ?
devamını gör...
yaohnanen kabilesi
güney pasifik okyanusunda bulunan vanuatu adasında yaşayan kabile. bu kabilenin ilginç özelliği, geçen gün ölen prens philip'in kendi tanrıları olduğuna inanmaları. prens ölünce kabile de yas tutmuş. kabilenin tarım ürünlerini koruduğuna ve yanardağ ruhu reenkarnasyonu bulunduğuna inandıkları prensin ölümünü adada bulunan otel çalışanından öğrenmişler. kabile prensin öldüğüne inanmamış, hatta kadınlar çığlık atarak ağlamışlar.
prens adaya hiç gitmemiş ama bu kabile her nedense o'nu tanrı olarak benimsemiş. fakat 50 yıl önce adaya gittiklerinde kraliçe elizabeth ve prens philip'in büyük boy fotoğraflarından etkilenip, güçlü beyaz bir kraliçeyle evli olduğu için prensi tanrı ilan etmişler. bunu öğrenen prens de kabileye imzalı bir fotoğrafını göndermiş. kabile de avlanmakta kullandıkları sopayı prense hediye olarak gönderip onunla fotoğraf çekinmesini istemiş, prens de bu sopayla çekilen fotoğrafı adaya göndermiş.
prens adaya hiç gitmemiş ama bu kabile her nedense o'nu tanrı olarak benimsemiş. fakat 50 yıl önce adaya gittiklerinde kraliçe elizabeth ve prens philip'in büyük boy fotoğraflarından etkilenip, güçlü beyaz bir kraliçeyle evli olduğu için prensi tanrı ilan etmişler. bunu öğrenen prens de kabileye imzalı bir fotoğrafını göndermiş. kabile de avlanmakta kullandıkları sopayı prense hediye olarak gönderip onunla fotoğraf çekinmesini istemiş, prens de bu sopayla çekilen fotoğrafı adaya göndermiş.
devamını gör...
yirmi dokuz diye bir yaş yoktur otuzdur o
devamını gör...
mutlu olma yolunda en büyük engel
“ çok gülme ağlayacaksın.” cılar tayfası. ne zaman ağzım dolu dolu gülsem ortamdan bir tanesi fırlayıp hemen hevesimi kursağımda bırakıyor. her ne kadar inanmasam da; “acaba başıma bir şey mi gelecek?”,” araba mı çarpacak?”, ailemden birine bir şey mi olacak?” gibi en kötü olasıklar aklıma geliyor ve tüm şevkim kırılıyor. kahrolsun bu tayfa!
devamını gör...
kadınların ayıp olmasın diye erkeklerin her esprisine gülmesi
bu kadın ya da erkek fark etmeksizin olan bir şeydir. karşıdaki üzülmesin diye yalandan gülmek cinsiyet değil karakter meselesidir.
devamını gör...
beyaz zenciler
yeraltı edebiyatının amiyane tabirle en 'temiz' kitaplarındandır ve iyi bir başlangıçtır. bataille'in şiddetli ruh halleri, bukowski'nin 'pislik'leri, burroughs'un madde kullanım yelpazesi olmadan görece 'normal'lenmiş bir norveç alt kültürü yaşantısıdır gözler önüne serilen. yaratıcı (yazar, şair, ressam, müzisyen) gençlerin hayatından olağan kareler gibi görünür olan biten. bir de güzel bir sarıcı, kapsayıcı atmosferi vardır. ne ara aldınız ne ara bitirdiniz fark etmeden kaptırıp gidebilirsiniz rahatça. yolculuktayken, kamptayken, dağda bayırdayken, ya da hayatınız çok hızlı akıyorken okunması çok keyif verebilir.
alışılageldik orta sınıf veya küçük burjuva hayatına, sadece yaşayarak tokat gibi yanıt veren bir avuç insan. yaptıkları, gittikleri yerlerdeki normcu insanlara yer yer şaşırtıcı, yer yer iğrendirici genelde 'görmezden gelinmesi gereken' bir yığın saçmalık ya da ahlaksızlık gibi görünür. işin eğlenceli kısmı da buradadır. okurken yer yer sesli kahkahalar attırabilir kişisine göre.
bu arada karakterlerin bu eğilimleri çoğu kimsenin zannettiğinin aksine zorlama bir marjinallik çabası, 'hadi şöyle olalım' diye üzerine düşünülüp kurulmuş bir planlı hareketten çok, beyaz zencilerin her şeysi gibi doğaçlamadır, içtendir öylece o an filizlenir ve uygulanır. üzerine ne ertesi gün ne de önceki gün konuşulmaz sadece 'yaşanır'
genelde öyküyü, olay akışı modunda aktarmayı sevse de yer yer aşağıdaki gibi paragraflara da yer vermiş ambjörnsen :
''o gece boyunca ılık bir bahar yağmuru yağdı. kaldırımlardaki it boklarının, hani şu sadık iyi dostlarımıza ait güzel atıkların arasından zikzaklar çizerek yürürken, ilkbaharın soyunma zamanı olduğunu düşünüyordum. durup sokaktaki ışığın güzelliğine, karanlığın yumuşak aurasına hayran oluyordum. kentin doğusuna doğru ilerlerken tüm duygularım şiirselleşmişti. her şeyi, evlerin cephelerini, arabaları, telefon kulübelerini, sosis satan büfeleri, tramvay raylarını gerilerdeki bir başka şeyin ifadesi, bir ruhun belki de tanrının mistik bir manifestosu olarak düşünüyordum. insan yaratıcılığının eseri, evet tamam. ama nereden geliyordu düşünceler, itkiler? ve niçin aramızdan yalnızca bazılarına doğuştan armağandı düş gücü? arayıp bulma tutkusu? çünkü böyleydik biz; çok uzaklarda çılgınlığın savanlarında çıktığımız yaşam boyu sürecek olan safaride, varlığına derinden inandığımız altın gergedanın peşinden koşan bir çete.''
birr alıntı da arka kapaktan:
---beyaz zenciler uyku tulumları, sırt çantaları veya bira kasalarıyla çingene hayatı yaşayan dumancılar, beyazcılar, asitçilerdir... beyaz zenciler şairdir, çılgındır, düş kurmayı ve küfretmeyi severler; onları en iyi polisler tanır! beyaz zenciler mahkum edildiğimiz rezil, yoz televizyon dizilerine benzeyen hayatlardan; eğitim, kariyer, başarı ve benzeri cüce düşüncelerden nefret ederler. beyaz zenciler sevgi edebiyatı yapmazlar, severler. bütün enerjilerini kendilerini garantiye almak için harcayanların hiçbir zaman anlayamayacağı kadar çok severler. beyaz zenciler gerçekten 'düzen karşıtı'dırlar, tüm ideallere ve ideolojilere karşı ihanet içindedirler. onlar toplum dışına atılmamışlardır, orada 'imkansızın kıyısında öfkeli ve eğri bir hayat' yaşamayı seçmişlerdir. ---
alışılageldik orta sınıf veya küçük burjuva hayatına, sadece yaşayarak tokat gibi yanıt veren bir avuç insan. yaptıkları, gittikleri yerlerdeki normcu insanlara yer yer şaşırtıcı, yer yer iğrendirici genelde 'görmezden gelinmesi gereken' bir yığın saçmalık ya da ahlaksızlık gibi görünür. işin eğlenceli kısmı da buradadır. okurken yer yer sesli kahkahalar attırabilir kişisine göre.
bu arada karakterlerin bu eğilimleri çoğu kimsenin zannettiğinin aksine zorlama bir marjinallik çabası, 'hadi şöyle olalım' diye üzerine düşünülüp kurulmuş bir planlı hareketten çok, beyaz zencilerin her şeysi gibi doğaçlamadır, içtendir öylece o an filizlenir ve uygulanır. üzerine ne ertesi gün ne de önceki gün konuşulmaz sadece 'yaşanır'
genelde öyküyü, olay akışı modunda aktarmayı sevse de yer yer aşağıdaki gibi paragraflara da yer vermiş ambjörnsen :
''o gece boyunca ılık bir bahar yağmuru yağdı. kaldırımlardaki it boklarının, hani şu sadık iyi dostlarımıza ait güzel atıkların arasından zikzaklar çizerek yürürken, ilkbaharın soyunma zamanı olduğunu düşünüyordum. durup sokaktaki ışığın güzelliğine, karanlığın yumuşak aurasına hayran oluyordum. kentin doğusuna doğru ilerlerken tüm duygularım şiirselleşmişti. her şeyi, evlerin cephelerini, arabaları, telefon kulübelerini, sosis satan büfeleri, tramvay raylarını gerilerdeki bir başka şeyin ifadesi, bir ruhun belki de tanrının mistik bir manifestosu olarak düşünüyordum. insan yaratıcılığının eseri, evet tamam. ama nereden geliyordu düşünceler, itkiler? ve niçin aramızdan yalnızca bazılarına doğuştan armağandı düş gücü? arayıp bulma tutkusu? çünkü böyleydik biz; çok uzaklarda çılgınlığın savanlarında çıktığımız yaşam boyu sürecek olan safaride, varlığına derinden inandığımız altın gergedanın peşinden koşan bir çete.''
birr alıntı da arka kapaktan:
---beyaz zenciler uyku tulumları, sırt çantaları veya bira kasalarıyla çingene hayatı yaşayan dumancılar, beyazcılar, asitçilerdir... beyaz zenciler şairdir, çılgındır, düş kurmayı ve küfretmeyi severler; onları en iyi polisler tanır! beyaz zenciler mahkum edildiğimiz rezil, yoz televizyon dizilerine benzeyen hayatlardan; eğitim, kariyer, başarı ve benzeri cüce düşüncelerden nefret ederler. beyaz zenciler sevgi edebiyatı yapmazlar, severler. bütün enerjilerini kendilerini garantiye almak için harcayanların hiçbir zaman anlayamayacağı kadar çok severler. beyaz zenciler gerçekten 'düzen karşıtı'dırlar, tüm ideallere ve ideolojilere karşı ihanet içindedirler. onlar toplum dışına atılmamışlardır, orada 'imkansızın kıyısında öfkeli ve eğri bir hayat' yaşamayı seçmişlerdir. ---
devamını gör...
türkler hristiyanlığı kabul etseydi olabilecekler
haçlı seferleri çok farklı bir boyut kazanmış olacaktı. dünya siyasi haritası günümüzden tamamen farklı bir halde bulunacaktı. en fazla cadı yakılan ülke rekoru bizde olacaktı.
devamını gör...
demir perde
ilk kez winston churchill tarafından 5 mart 1946 tarihinde fulton'da bir konferansta iron curtain olarak dile getirilmiştir. türkçesi, ingilizcesinin bire bir karşılığıdır.
ikinci dünya savaşı sonrası soğuk savaşın hüküm sürdüğü 1945-1991 arası avrupa'yı ikiye bölen bir perdedir. sovyetler birliği'nin kendisini ve uydusu olan ülkeleri, özgür avrupa ülkelerinden izole etme çabalarını anlatır.
avrupa, sscb'nin ve müttefiklerinin avrupa'nın doğusunda olması nedeniyle ayrıca doğu bloku ve batı bloku olarakta fiziken ikiye ayrılmıştır. demir perdenin belkide en önemli sembolü bölünmüş almanya ve berlin duvarıdır.
iki rakip taraf sscb ve abd önderliğinde kendi ekonomik ve askeri birliklerini kurmuştur. bir taraf sscb önderliğinde ekonomik yardımlaşma konseyi ve varşova paktı; diğer taraf ise abd önderliğinde nato ve avrupa topluluğu ile mücadelerini sürdürmüştür.
zaman zaman yugoslavya ve arnavutluk gibi ülkelerde doğu bloku tarafında yer alsada zamanla sscb'nin zayıflaması neticesinde demir perde yıkılmıştır. bir zamanlar varşova paktına üye olan arnavutluk, bulgaristan, çek cumhuriyeti ve slovakya, macaristan, polonya, romanya, eski sscb cumhuriyetlerinden estonya, letonya, litvanya, eski yugoslav cumhuriyetlerinden hırvatistan, karadağ, kuzey makedonya, slovenya artık nato üyesi olmuşlardır.
ikinci dünya savaşı sonrası soğuk savaşın hüküm sürdüğü 1945-1991 arası avrupa'yı ikiye bölen bir perdedir. sovyetler birliği'nin kendisini ve uydusu olan ülkeleri, özgür avrupa ülkelerinden izole etme çabalarını anlatır.
avrupa, sscb'nin ve müttefiklerinin avrupa'nın doğusunda olması nedeniyle ayrıca doğu bloku ve batı bloku olarakta fiziken ikiye ayrılmıştır. demir perdenin belkide en önemli sembolü bölünmüş almanya ve berlin duvarıdır.
iki rakip taraf sscb ve abd önderliğinde kendi ekonomik ve askeri birliklerini kurmuştur. bir taraf sscb önderliğinde ekonomik yardımlaşma konseyi ve varşova paktı; diğer taraf ise abd önderliğinde nato ve avrupa topluluğu ile mücadelerini sürdürmüştür.
zaman zaman yugoslavya ve arnavutluk gibi ülkelerde doğu bloku tarafında yer alsada zamanla sscb'nin zayıflaması neticesinde demir perde yıkılmıştır. bir zamanlar varşova paktına üye olan arnavutluk, bulgaristan, çek cumhuriyeti ve slovakya, macaristan, polonya, romanya, eski sscb cumhuriyetlerinden estonya, letonya, litvanya, eski yugoslav cumhuriyetlerinden hırvatistan, karadağ, kuzey makedonya, slovenya artık nato üyesi olmuşlardır.
devamını gör...
iticilikte çığır açan sözcükler
boş yapma.
devamını gör...
iklimin insan karakteri üzerindeki etkisi
sıcak ülkelerdeki insanların daha samimi ve sevecen, soğuk ülkelerdeki insanların daha sert ve ketum olmaları ile örnek verilebilir. hayatla mücadele insanın tabiatını şekillendirir..
devamını gör...
breaking bad
en öyle çok dizi, film ve oyun takip eden biri değilim. aksine böyle şeylerin biraz vakit kaybı olduğuna inanırım. şöyle ki bu dizi toplamda 62 bolum ve her biri 47 dakika çarp topla ne yapıyor toplamda kesintisiz 2 gün. yani insan ömründen 2 günün buna mi ayıracak. he sadece bu olsa dert degil de bunun gibi milyon tane dizi film oyun falan düşünün, 2 gün yapıyor.
neyse, ulan madem bitmiş bir dizi oturayım izleyeyim dedim. zira dizi izlerken beni en çok demoralize eden diğer bir şey de diziyi beklemek. benimde bitmiş diziler daha çok ilgimi çekmeye başladı.
en büyüleyici tarafı ise karakter gelişimidir. mr white in mrs white in pinkman in karakter gelişmeleri inanılmaz. hank in oyunculuğu harika. konu olarak çok sıradan, sıradan derken eminim amerikanın o yöresinde oturanlar için zaten günlük yasam standartları diyebiliriz ama işleniş sekli ve karakterler gerçekten süper.
walt’un akil oyunları, pinkman’in sürekli bitmek tükenmek bilmeyen manipülasyonları. skyler in dönüşümü falan bence izlemeye değer.
neyse, ulan madem bitmiş bir dizi oturayım izleyeyim dedim. zira dizi izlerken beni en çok demoralize eden diğer bir şey de diziyi beklemek. benimde bitmiş diziler daha çok ilgimi çekmeye başladı.
en büyüleyici tarafı ise karakter gelişimidir. mr white in mrs white in pinkman in karakter gelişmeleri inanılmaz. hank in oyunculuğu harika. konu olarak çok sıradan, sıradan derken eminim amerikanın o yöresinde oturanlar için zaten günlük yasam standartları diyebiliriz ama işleniş sekli ve karakterler gerçekten süper.
walt’un akil oyunları, pinkman’in sürekli bitmek tükenmek bilmeyen manipülasyonları. skyler in dönüşümü falan bence izlemeye değer.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
kimseler aşık değil mi bu şehirde? kimseler, bir meydanın kanepesinde kimseyi beklemeyecek mi, yüzünü bir dakika görmek için kimsenin?
(bkz: sait faik abasıyanık)
(bkz: sait faik abasıyanık)
devamını gör...
pop art
1950'lerde, özellikle abd ve ingiltere'de soyut dışavurumculuğa tepki gösteren genç sanatçıların 1960'larda bir akım haline getirdikleri sanat türü.
(bkz: andy warhol)
(bkz: roy lichtenstein)
(bkz: marcel duchamp)
(bkz: andy warhol)
(bkz: roy lichtenstein)
(bkz: marcel duchamp)
devamını gör...
yazarların yaşadığı komik olaylar
gıda sektöründe faaliyet gösteriyorum. turistik bir belde de bir restoran açma planımız var.
sarı siteye girilir, ilanlar tek tek kontrol edilir.en sonunda uygun bir ilan bulunur.
ilan sahibiyle iletişime geçtim biraz yaşlıca biri, restoran , gazino ve pansiyonu aynı anda kiraya verecek kira da uygun sayılır. ruhsat problemi var mı? v.s bir çok bilgi alınır ve yola çıkılır.
yüzlerce km yol yaptıktan sonra tarif edilen yere gittim, bahsedilen hiç bir şey yok, neyse biz amcayı bulduk
- amca bahsettiğin yer neresi
* burası oğlum
-amca orada bir taş var
* heh orası gazino
- restoran,pansiyon nerede
* (yıkık bir dam gösterip) burası , şuraya uzanıp yatarsın şurada duş alırsın, ben de çatıya taşınırım(çatı yok)
beynin 15 dk lığına kendini kapadı.
amca bize bir şiir okudu.1992 yılında basılmış kendi şiir kitabını imzalayıp verdi.
şizofren bir amcamız bizi dumura uğratıp yüzlerce km yol yaptırdı.
işin garibi o kadar ciddi anlatıyorki telefonda anlamak imkansız.
her işte bir hayır varmış diyip geri döndük, şiir kitabını da okudum.yaklaşık 30 yılda yazmış.
sarı siteye girilir, ilanlar tek tek kontrol edilir.en sonunda uygun bir ilan bulunur.
ilan sahibiyle iletişime geçtim biraz yaşlıca biri, restoran , gazino ve pansiyonu aynı anda kiraya verecek kira da uygun sayılır. ruhsat problemi var mı? v.s bir çok bilgi alınır ve yola çıkılır.
yüzlerce km yol yaptıktan sonra tarif edilen yere gittim, bahsedilen hiç bir şey yok, neyse biz amcayı bulduk
- amca bahsettiğin yer neresi
* burası oğlum
-amca orada bir taş var
* heh orası gazino
- restoran,pansiyon nerede
* (yıkık bir dam gösterip) burası , şuraya uzanıp yatarsın şurada duş alırsın, ben de çatıya taşınırım(çatı yok)
beynin 15 dk lığına kendini kapadı.
amca bize bir şiir okudu.1992 yılında basılmış kendi şiir kitabını imzalayıp verdi.
şizofren bir amcamız bizi dumura uğratıp yüzlerce km yol yaptırdı.
işin garibi o kadar ciddi anlatıyorki telefonda anlamak imkansız.
her işte bir hayır varmış diyip geri döndük, şiir kitabını da okudum.yaklaşık 30 yılda yazmış.
devamını gör...
profil fotosu kapak rozet uyumu ve analizi
ben de bu konuda takintiliyim. rozetim yok ama profil foto ile kapak fotosu uyumlu olmazsa hic foto olmasin daha iyi diyenlerdenim.
devamını gör...
kahve dünyası
kahve sevenlerin uğrak yeri.kapısının önünde kahve kokusunu almaya başlarsın. ne güzel koku..
devamını gör...
hocalara sorulan garip sorular
hoca bulunca sorduğunuz komik, garip sorularla hoca da dahil herkesi şaşırtabilecek bir performansa sahip olduğumuz yurdum gerçeğidir.
devamını gör...