genelde sevdiğim şeylere sığınarak kendimi izole edebilsem de her geçen gün yapması gittikçe zorlaşan eylem.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

karantina süreci başlamadan önce üniversitede ders için gittiğim son sınıf.
devamını gör...

takılırsa uğraştırır,hasta eder.büyük olasılıkla gitmiştir artık.
devamını gör...

sadık olun.. gerisi teferruat..
devamını gör...

recep tayyip erdoğan'ın yerine akp'den birisi gelir fazla heyecanlanmayın.

(bkz: siz bu halkın cahilliğini hafife alıyorsunuz)
devamını gör...

onun değerlerini önemseyen 3 tane evlat yetiştirmeye uğraşmak.
hayırlarını görsün,
onlarda vatanın hayrını görsün
inşallah.
devamını gör...

gerdek gecesinin sabahında kanlı çarşaf isteyen bir kültürün olduğu bu coğrafyada böyle bir soru sorulmasa zaten şaşardım. sınır çizmeyi bilmeyen biriyseniz, evlilikte çok zorluk yaşarsınız. önce haddinizi bilmeyi, sonra had bildirmeyi öğrenip öyle evlenmek lazım yoksa bu ülkede hiç istemediğiniz şeyleri mecburen yaşayan birine dönüşmek hiç zor değil...
devamını gör...


bu gece de yıkıklığa devam..
devamını gör...

eğer kinci biriyse tüm kirli çamaşırlarınızı ortaya dökmesi kaçınılmazdır. işte bu yüzden en yakın arkadaşınız da olsa eline koz vermeyin yarını düşünün.
devamını gör...

saygı bitti mi ilişki de biter.
devamını gör...

kişinin okuyabileceğinden fazla kitap alarak evde biriktirmesi şeklinde tanımlayabileceğimiz bir istifleme bozukluğudur.
hastaların kitap sahibi olmak için çok ciddi bir istekleri vardır. bazen bu istek kitap çalmaya dek ilerleyebilir. finansal bir sıkıntı içinde olsalar da satın alma davranışlarından asla taviz vermezler.
bibliomania ve tsundoku birbirine oldukça karıştırılır. bibliomania okuma niyeti olmadan kitap satın almayı anlatır, tsundoku hastaları ise okuma niyeti ile kitap biriktirir. ama bir türlü eyleme geçemez. bibliomania hastaları okumadığı kitaplarla ilgili herhangi bir şey hissetmezken, tsundoku hastaları suçluluk duygusu hisseder.

peki kişileri bu duruma sürükleyen sebepler nelerdir? en başta tsundoku hastaları ilgili kitabı bir daha asla bulamayacağını düşünür ve hemen satın almak ister. tükenmesinden, bir daha basılmamasından korkar. ayrıca bu satın alma işlemi hastaları oldukça mutlu eder. bu da onları sürekli kitap almaya yönlendirir.
devamını gör...

şu şekil bir yavrucağım var ve kendileri 1.5 aylık. henüz yeni yem yemeye başladığı için eğitmeye yeni yeni başlıyorum. anne ve babasını eğitmedeki üstün başarısızlığımdan sonra bu sefer uysal ve insanlara alışmış bir kuş yetiştirebilmeyi umuyorum. anası da babası da aşırı yabani oldular ,alıştıramadım insanlarla olmaya*, sürekli ısırıp kaçıyorlar. yavruları da şuan onlar gibi ama geç olmadan müdahale edip eğitebilmeliyim.* adını da uysal koyduk, uysal olsun yabani olmasın diye*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir erkeğin alabileceği en güzel hitap şekli. enişte ile müşterek girilen işte başarı yakaladıktan sonra "aferin lan geraneci" şeklinde bir övgü almak gerçekten de öz güvenimi restore etti, motivasyonumu boostladı. teşekkür ederim enişte, o senin geraneciliğin...
devamını gör...

buradaki çoğu kişi "bilgisiz olup güzel olmaktansa bilgili olup çirkin olmak daha iyidir" minvalinde şeyler yazmışlar. o öyle olmuyor maalesef. tanıdığım çoğu güzel diyebileceğim arkadaşımdan çok daha bilgiliyim, yani ben öyle düşünüyorum. onlar hep bi adım, -hatta bayağı bir adım-, öndeyken ben hep arka planda kaldım. yani ilk etapta ne olursa olsun dış görünüşe bakılıyor, zaman geçtikçe insanın içini tanırsınız. dolayısıyla kendimizi geliştirmek, bilgili olmak sadece kendimiz için yapmamız gereken bi eylem oluyor. bence öyle olmalı da zaten. sadece bunu dışarıya yansıtamıyor olmak hep üzüyor. hayatta hep geri planda kalmak psikolojik açıdan büyük bir savaş.
devamını gör...

kafa yapıcı bir madde üzerine yazılmış güzel bir şarkı. (bkz: alphaville)
"winter's cityside
crystal bits of snowflakes
all around my head and in the wind
ı had no illusions
that ı'd ever find a glimpse
of summer's heatwaves in your eyes
you did what you did to me
now it's history, ı see
here's my comeback on the road again
things will happen while they can
ı will wait here for my man tonight
ıt's easy when you're big in japan"
devamını gör...

yükseklik korkum var. altıma sica sica çekmiştim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

there will be blood (2007), yönetmen paul thomas anderson'ın filmidir. yazar upton sinclair' in oil romanından uyarlanmıştır.

film, bir petrol zengininin yatırım yapmak üzere bir kasabaya taşınması ve buradaki bağnaz halkı manipüle etme sürecini anlatıyor.

bu film oyunculukları ile parlıyor. zaten daniel day-lewis hak ederek o sene en iyi erkek oyuncu akademi ödülü nü almış. ancak day-lewis kadar filmde üç kağıtçı bir din adamını canlandıran paul dano 'nun oyunculuğu da üst seviyede, o da o sene en iyi yardımcı erkek oyuncu akademi ödülü adayı oluyor ama alamıyor. day-lewis gibi insanüstü bir performans sergileyen bir aktör karşısında bu derece parlamak kolay bir iş değil.

görüntü yönetmeni robert elswit çok iyi iş çıkarmış, sinemada yönetmen ve oyunculuktan sonra en büyük görev görüntü yönetmenine düşüyor. hakkını vermiş ve o senenin en iyi görüntü yönetmeni akademi ödülü nü almış.

karakterler ve oyunculuklar dışında filmde para ve din çatışması da oldukça ilgi çekiciydi. iki büyük güç arasında kimin kazanacağını görmek sizi ekran karşısına kilitliyor.

özellikle filmde ayin sahnesi ve en son sahne gibi kusursuz sahneler var. anderson buralarda bütün hünerlerini konuşturmuş. tam bu tarz filmlerin yönetmeni olduğunu bir kez daha göstermiş.

izlemesi gayet keyifli ve müthiş oyunculuklar içeren bir film olarak nitelendirebilirim.

ilginç anekdotlar (imdb.com dan çevrilmiştir)

bu film ile en iyi erkek oyuncu ödülünü ikinci kez alan daniel day-lewis bu ödülü iki kez alan dokuzuncu aktör oldu. diğer sekiz oyuncu (ikinciyi alış sırasına göre) :
1. spencer tracy (1937, 1938),
2. fredric march (1932, 1946),
3. gary cooper (1941, 1952),
4. marlon brando (1954, 1972),
5. dustin hoffman (1979, 1988),
6. tom hanks (1993, 1994),
7. jack nicholson (1975, 1997),
8. sean penn (2003, 2008).

yukarıda da bahsetmiştim. upton sinclair' in romanı baz alınmıştır ama senaryoyu uyarlayan yönetmen paul thomas anderson romanın ilk 150 sayfasını kullanmış, romanın orjinali 1920 lerde geçer ama filmde daha önceye california'da petrol işinin patlamasına taşınmıştır. film 1898, 1902, 1911 ve 1927 de geçiyor.

doğru mu bilmem biraz reklam gibi geldi bana ama daniel day-lewis' in oğlunu oynayan dillon freasier aslında oyuncu olmayıp, filmin çekildiği yerde ilkokula giden bir çocukmuş. yönetmen çocuğun annesini bu filmde oynatabilmek için kırk takla atmış. annesi dur bakayım babasını oynayacak daniel day-lewis kim deyince , day-lewis'in çete liderini oynadığı, eli satırlı "the butcher" rolündeki gangs of new york (2002) filmini seyretmiş ve oğlum bu satırlı psikopat ile mi film çevirecek diye dehşete düşmüş, bunun üzerine yapım ekibi day-lewis' in kibar bir centilmeni oynadığı the age of innocence (1993) filmini seyrettirmiş ve annesi o şekilde ikna olmuş. (ben bile meh dedim yani.)

oyunculuğun doruğa ulaştığı iki sahneyi de buraya bırakıyorum. spoiler içerir:

daniel plainview baptism scene
i drink your milkshake
devamını gör...

bizi burada bırakıp ta gittiler galiba.
devamını gör...

yatakta sabahın olmasını bekliyorum..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim