sözlüğün en sevilen yazarı
aklıma karayip korsanları dünyanın sonu filminde korsan kralı seçimleri geldi. yok mu herkesin kendine oy vermesi ?
devamını gör...
koltuk senin uygulaması
24 yaş altı gençler için istanbul büyükşehir belediye başkanı ekrem imamoğlu'nun hayata geçirdiği harika bir uygulama..
devamını gör...
boşanmayı güzellemek
kanaatimce çok yanlış bir eylemdir.ortada aşırı şiddet vs gibi durumlar yoksa bir uzmandan destek alınmalı,aile toparlanmalıdır.ailenin dağılması toplumun dağılmasını beraberinde getirebilir. güzelleme yapmak yerine yardımcı olunmalıdır.
devamını gör...
kant ahlakı
evrensel doğruların değişmemesini savunur. yalan söylemek her zaman yanlıştır. bu düşüncesine karşı olarak arkadaşlarını öldürmek için arayan bir katile onun yerini yalan söylemende mi yanlış olur diyerek sonuçcular tarafından eleştirilir.
devamını gör...
normal sözlük'te tanışıp evlenecek ilk çift
ermolettin'in burası çok sesli ortam ben çıkıyorum diye homurdanacağı, yeni evli çifte beş kuruş para takmayacağı, boşanırsanız haber edinde biraz mutlu olayım diyeceği düğün günüdür. ermolettin için acı verici ama merak ettiği içinde katılacağı düğündür. ben bir kasa dolusu vişne getiririm benden çok şey beklemeyin. arada sarhoşu,huysuzu muhakkak olacaktır. kaotik bir ortam olur bence silah seslerini duyar gibi oldum.
devamını gör...
günler boşa geçiyor hissi
uykusuzluk sebeplerinden bir tanesidir.
devamını gör...
kedi sahipleri için ideal süpürge
elektrik süpürgesi tavsiyem yok ancak, kedileri balık eti ağırlıklı mamalarla besleyip 2 günde 1 tararsanız çok büyük oranda kıl dökme azalır, bilginiz olsun.
devamını gör...
bir daireyi lüks yapan detaylar
büyük bir şömine
okyanus akvaryumu
bir kaç otomobilin sığabileceği kapalı otopark
manzaralı bir teras
sesli komutla evdeki tüm opsiyonel elekrikli eşyaya hükmedebilmek.
okyanus akvaryumu
bir kaç otomobilin sığabileceği kapalı otopark
manzaralı bir teras
sesli komutla evdeki tüm opsiyonel elekrikli eşyaya hükmedebilmek.
devamını gör...
yeraltından notlar
normal sözlük kitap edebiyat kulübü ile sohbetini gerçekleştirdiğimiz 7. kitap.
ayrıntılı bir inceleme girebilmek için kitabı bir kez daha okumam gerekiyor, tam odaklanamamıştım çünkü. yine de biraz uzun bir tanım olacak fakat bu esere değer.
fyodor mihayloviç dostoyevski'nin yazdığı kitap iki bölümden oluşuyor. ilk kısmı felsefik iken ikinci kısmı öykü türünde.
kitaptaki anlatıcının bir ismi yok, asla öğrenemiyoruz. dostoyevski, bu ismini bilmediğimiz karakter aracılığıyla hayattaki neredeyse her şeyi sorguluyor. karakterin ismi yok çünkü o karakter sensin, benim, biziz, onlar! hepimizin karanlık tarafı yani gölgesi/shadow'u yok mu? hepimiz yeraltından daha doğrusu bilinçdışımızı temsil eden mahzenimizden sorgulayarak, acı çekerek çıkmaya çalışmıyor muyuz? hatta yorulup pes ediyoruz. kimi zaman bunun farkında bile değiliz. karakter birçok şeyin farkında olduğunu söylese de o da bazı şeylerin farkında değil aslında.
pek ciddiye alınmayan, görmezden gelinen biri karakterimiz. gözlem yeteneği gelişmiş bu yüzden. insanlarla fazla iletişim kurmadığından genelde gözlemleyip onları fazlaca eleştiriyor. aslında kendisini eleştiriyor. siniri de bundan. fark edilmek, dikkate alınmak, birkaç tatlı söz duymak istiyor. herkesi eleştirirken aslında kendinde sevmediği şeyleri o kişilerde gördüğü için dayanamadığını fark etmiyor. ayrıca, küçümsendiğini, kendisine tiksintiyle bakıldığını söylüyor fakat o da insanlara küçümseyen gözler ve fikirlerle bakıyor. buna psikolojide projection yani yansıtma diyoruz. kısaca, kendimizde sevmediğimiz şeyleri başkasına atfetmek anlamına geliyor. tam bir savunma mekanizması yani. bu mekanizmayı bizimle tanıştırdığın için teşekkürler sigmund freud! yukarıda shadow demişken seni anmazsak olmaz carl gustav jung!
ilk bölümde dikkatimi çeken kısım, anlatıcının duvar ile ilgili söyledikleri oldu. ''şüphesiz böyle bir duvarın hakkından gelmeye gücüm yetmezse boşu boşuna yırtınacak değilim, ama karşımda gücümün yetmediği bir taş duvar var diye büsbütün boyun eğmeye de razı olamam.''
bu kısım tam bir sistem eleştirisi. hatta haruki murakami, gazze- israil çatışması zamanında israil'de ödül konuşması yaparken yumurta-duvar metaforunu kullanarak yaptığı konuşmasında ''yüksek taş bir duvar ile o duvara çarpıp kırılan bir yumurta varsa, ben her zaman yumurtadan yanayım. evet, duvar ne kadar doğru, yumurta ne kadar yanlış olursa olsun ben yumurtanın yanındayım. çünkü her birimiz bir yumurtayız. her birimiz kırılgan kabuğumuzun içinde nadide birer ruhuz... ve hepimizin karşısında bir duvar var. bu duvarın adı sistemdir.'' derken öncesinde kesinlikle dosto'nun yeraltından notlar'ından etkilenmişti. söz konusu konuşma.
keyifli okumalar, fakat bu kitap da okunmak için doğru zamanı bekleyen eserlerden. yoksa ilk bölümde sıkılıp bir kenara atabilirsiniz*. bunu hak etmiyor olsa da ilk bölümü okurken sıkılan kişileri de asla eleştiremem.
ayrıntılı bir inceleme girebilmek için kitabı bir kez daha okumam gerekiyor, tam odaklanamamıştım çünkü. yine de biraz uzun bir tanım olacak fakat bu esere değer.
fyodor mihayloviç dostoyevski'nin yazdığı kitap iki bölümden oluşuyor. ilk kısmı felsefik iken ikinci kısmı öykü türünde.
kitaptaki anlatıcının bir ismi yok, asla öğrenemiyoruz. dostoyevski, bu ismini bilmediğimiz karakter aracılığıyla hayattaki neredeyse her şeyi sorguluyor. karakterin ismi yok çünkü o karakter sensin, benim, biziz, onlar! hepimizin karanlık tarafı yani gölgesi/shadow'u yok mu? hepimiz yeraltından daha doğrusu bilinçdışımızı temsil eden mahzenimizden sorgulayarak, acı çekerek çıkmaya çalışmıyor muyuz? hatta yorulup pes ediyoruz. kimi zaman bunun farkında bile değiliz. karakter birçok şeyin farkında olduğunu söylese de o da bazı şeylerin farkında değil aslında.
pek ciddiye alınmayan, görmezden gelinen biri karakterimiz. gözlem yeteneği gelişmiş bu yüzden. insanlarla fazla iletişim kurmadığından genelde gözlemleyip onları fazlaca eleştiriyor. aslında kendisini eleştiriyor. siniri de bundan. fark edilmek, dikkate alınmak, birkaç tatlı söz duymak istiyor. herkesi eleştirirken aslında kendinde sevmediği şeyleri o kişilerde gördüğü için dayanamadığını fark etmiyor. ayrıca, küçümsendiğini, kendisine tiksintiyle bakıldığını söylüyor fakat o da insanlara küçümseyen gözler ve fikirlerle bakıyor. buna psikolojide projection yani yansıtma diyoruz. kısaca, kendimizde sevmediğimiz şeyleri başkasına atfetmek anlamına geliyor. tam bir savunma mekanizması yani. bu mekanizmayı bizimle tanıştırdığın için teşekkürler sigmund freud! yukarıda shadow demişken seni anmazsak olmaz carl gustav jung!
ilk bölümde dikkatimi çeken kısım, anlatıcının duvar ile ilgili söyledikleri oldu. ''şüphesiz böyle bir duvarın hakkından gelmeye gücüm yetmezse boşu boşuna yırtınacak değilim, ama karşımda gücümün yetmediği bir taş duvar var diye büsbütün boyun eğmeye de razı olamam.''
bu kısım tam bir sistem eleştirisi. hatta haruki murakami, gazze- israil çatışması zamanında israil'de ödül konuşması yaparken yumurta-duvar metaforunu kullanarak yaptığı konuşmasında ''yüksek taş bir duvar ile o duvara çarpıp kırılan bir yumurta varsa, ben her zaman yumurtadan yanayım. evet, duvar ne kadar doğru, yumurta ne kadar yanlış olursa olsun ben yumurtanın yanındayım. çünkü her birimiz bir yumurtayız. her birimiz kırılgan kabuğumuzun içinde nadide birer ruhuz... ve hepimizin karşısında bir duvar var. bu duvarın adı sistemdir.'' derken öncesinde kesinlikle dosto'nun yeraltından notlar'ından etkilenmişti. söz konusu konuşma.
keyifli okumalar, fakat bu kitap da okunmak için doğru zamanı bekleyen eserlerden. yoksa ilk bölümde sıkılıp bir kenara atabilirsiniz*. bunu hak etmiyor olsa da ilk bölümü okurken sıkılan kişileri de asla eleştiremem.
devamını gör...
ruhu güzel insanlar
yürekleri sıcacıktır, kötülükten hep kaçarlar. üzmemeye çalışırlar, sessiz olmaya özen gösterirler, gözleri sevgiyle parlar.
ama maalesef dünyanın bu acımasız düzeninde yer bulamazlar, istenmezler, sevilmezler.
ama maalesef dünyanın bu acımasız düzeninde yer bulamazlar, istenmezler, sevilmezler.
devamını gör...
kendime not
dara dustugunde hatirlayacagin uc eylem: yapmak, gelmek, olmak.
olmayacak dualara amin demeyi kes, karalar baglama raddesine gelmeden gerceklikle yuzles.
silkelen ve kendine gel, yeter.
coreycim taylor’in dedigi gibi; waiting in the dark for miracles, but miracles don’t happen here.
olmayacak dualara amin demeyi kes, karalar baglama raddesine gelmeden gerceklikle yuzles.
silkelen ve kendine gel, yeter.
coreycim taylor’in dedigi gibi; waiting in the dark for miracles, but miracles don’t happen here.
devamını gör...
normal sözlük'ün 35 yaş istilasına uğramış olması
15 yaşındakilerin istilasına uğramasından daha iyi olan durumdur..
devamını gör...
kadın sözlük yazarı hesapları yönetimin fake hesapları mı sorunsalı
evet ben hepsini test ettim, birkaçı ile buluştum hatta.
baya sakallı bıyıklı adamlar hepsi. bana susmam için bir miktar para bile verdiler ama; artık dayanamıyorum.
siz değerli sözlükdaşlarımı kandırmaya vicdanım el vermiyor. sonunda birisi durumu fark edip beni bu yükten kurtardı.
baya sakallı bıyıklı adamlar hepsi. bana susmam için bir miktar para bile verdiler ama; artık dayanamıyorum.
siz değerli sözlükdaşlarımı kandırmaya vicdanım el vermiyor. sonunda birisi durumu fark edip beni bu yükten kurtardı.
devamını gör...
kadınların kışın mini etek giymesi
kuzey avrupa ülkelerinde sık görülen bir durum.bünyeleri kuvvetli çok serin havalarda bile giyebiliyorlar.
devamını gör...
normal sözlük’te moderatör olmak
yazarların hizmetçisi olmak demektir. modlar bizim için çalışan kâh gece bekçisi , kâh sabah dükkan açıcı kalfadır.
devamını gör...
aşko diyen kızlar vs reis diyen kızlar
ikisini söylemeyenler, bu alemin kralıdir dostlar.
devamını gör...
çok kolay tersleyen insan
çevresinde ki insana kimseyi hayatının merkezine koyma, kimseyi çok ciddiye alma demek için icat edilmiş kamu spotudur.
oldu canım ben mesajı aldım, de geç öteye.
oldu canım ben mesajı aldım, de geç öteye.
devamını gör...


