a.b.d ordusunun kızılderililer karşısında aldığı ikinci büyük yenilgidir. montana'nın güney batısındaki little bighorn bölgesinde, 7. süvari alayının, general custer ile birlikte yok edildiği savaştır.
a.b.d ordusu, altın keşfedilen kızılderili topraklarını satmayı kabul etmeyen ve rezervasyonlara gelip teslim olmayan herkesi düşman kabul etmişti ama kızılderililer kendi ülkelerinde yaşadıkları için, niye teslim olalım ki dediler. a.b.d üç farklı orduyu kızılderilileri bulup yok etmesi için görevlendirdi.
25 haziran 1876 sabahı, general custer'ın crow (apsaroke) ve arikara izcileri oturan boğa'nın hunkpapa sioux kampını keşfettiler. general custer, yıllar önce 1868'de güneyli cheyenne ve arapaho'ların kampını şafak sökerken, insanlar uykudayken basıp, washita river katliamını yaptığı gibi, bu kampa da ertesi sabah saldırmaya karar verdi. ama aslında bu kızılderililer yalnız değildi, çünkü birçok kabile, dini törenleri güneş dansı için biraraya gelmişti. ama kızılderililer belli bir düzen ve mesafe ile kamp kurdukları için, izciler uzaktaki yada tepelerin ardındaki diğer kampları görmemişti.
general custer ertesi sabah, herkes uykudayken saldırmayı planlıyordu ama etrafı gözetlemeye çıkan bazı sioux gençleri a.b.d askerlerini gördü ve hızla kendi kamplarına doğru haber vermeye gittiler. custer artık ani, şok bir sabah baskını yapamayacağını anlayınca, ordusuyla üç koldan saldırıya geçti. kampın dışında yabani meyve, kök toplayan bazı kadınları, çocukları öldürdüler ve kampa girdiler ama oturan boğa ve savaşçılarıda karşılık vermeye başlamışlardı. birkaç savaşçı etraftaki kabilelere haber vermeye gönderildi, bazı kabilelerde silah seslerini duyup gelmişti zaten. oglala sioux'ların reisi çılgın at gelince savaşçıları belli bir düzen içinde askerlere saldırttı. custer kadın, çocuk birkaç yüz kişiyi öldürüp yine kahraman sayılacağını hayal etmişti ama etraftan hâla yüzlerce savaşçı atlarla yada koşarak geliyor, çevresindeki askerler teker teker vuruluyorlardı. sonunda general custer, iki erkek kardeşi, kızılderili izcileri ve birliğindeki tüm askerleri öldürüldü. kızılderililer 268 a.b.d askeri, 4 crow ve 2 arikara izciyi öldürmüşlerdi. diğer iki birliğin başındaki komutanlar hakim bir yere sığındılar, ve kayıplar verselerde tamamen yok olmaktan kurtuldular.
devamını gör...

hırsız sadece hırsızlıkla yetinseydi, penisinden olmayacaktı. penisin kopmasına neden olan eylem hırsızlık değil tecavüz olduğu için hırsızın değil tecavüzcünün penisini koparan kadındır. kendini koruma kapsamında yapılmış haklı bir eylemdir.
devamını gör...

yazarların yörelerinden derlediği, türkçe dilinin zenginliğini göstermesi ve türkçenin kelime hazinesini geliştirmesi açısından gerekli olan database.

(bkz: tünç atmak) koyundan insana geçen öksürük.
örnek: mustafa hönk hönk öksürüyor. kesinlikle koyunu tünç atmış.

ekleme: manisa yöresi.

(bkz: eyseri)
(bkz: çonçi)
(bkz: gupgup)
devamını gör...

poşet, bulmaca, hediye paketi ve en güzeli para.* *
devamını gör...

''linç'' nedir diye sorsak, mağduriyet hikayesi ile cevap verecek, insanlar.
uzun zaman önce yanlışa yanlış dediğimiz için adımız, ''linç edene'' çıktı. çok insana mesaj yazıp '' kör müsünüz'' demek istedim fakat diyemedim. boş boş yazanlara laf anlatmak zordu fakat kalemine güvendiğim, çok sevdiğim, aklı başında insanlar dahi, yanlışı destekledi. yetmedi, bağzııı mod'lar tarafından çanak tutuldu. radyo programlarında bu konu konuşuldu. neyse, herkesin azıcıkta olsa zamanla utandığını var saymak istiyorum.

üzerinden çok vakit geçti, sakın ama sakın olayları harlayıp önüme sermek gibi bir hamlede bulunmayın, ciddiyetle uyarıyorum. bu konuda ne bir mesaj ne de bir yorum kabul etmiyorum!

sol'da, linç kültürünü görünce aylar önce yazdığım yazıyı paylaşmak istedim.
ali püsküllüoğlu, linç kelimesini, halktan bir topluluğun, bir suçluyu ya da kendilerine göre suç olan davranışta bulunmuş birini yumruk, taş, sopa gibi araçlarla döve döve öldürmesi olarak tanımlamıştır.
linç kültürü bugünlerde sıklıkla maruz kaldığımız ve şahit olduğumuz tepkiler silsilesidir.
linç kültürü sonucunda her daim mağdur/lar ortaya çıkar.
sürü psikolojisi ile hareket eden ve aklını kesinlikle kullanmamaya and içmiş kitlelerin zaman zaman linç yapan taraf, zaman zaman mağdur olan taraf olarak görmekteyiz.
sağduyulu insanlar* sorgular, düşünür evet evet düşünür ve tartışır. hatta en önemli özellikleri yanlışa yanlış demektir. yanlışa yanlış dememek gibi anlaşılması güç, kibarlık veya daha doğrusu duyar geliştiren insanlar hızla çoğalmaktadır.
empati yapayım derken ya da merhamet göstereyim derken ne yazık ki yapay mağduriyetlerin destekçileri olurlar.
her daim nezaketi ve saygıyı es geçmeden, insanların hata yapabilme paylarını hesaba katarak yaşamak zorundayız. çabamız bu yönde, en azından. kaostan özellikle uzak durmaya özen gösteren bir insan olarak
hayatta her insanın kırmızı çizgisi vardır, her duruma eyvallah çekemeyecek insanlar vardır. bazı yorumlarımız, bazı keskin tepkilerimiz gerçekten en hassas olduğumuz konuların sonucunda dökülür dilimizden.intihalbenim kırmızı çizgim, mesela, üzgünüm.....

aklımız-fikrimiz var, bir insanın izzeti nefsini, kendi egomuz uğruna kırmak gibi bir tutumumuz elbette olmayacak.
türkiye'de, nice linç hikayeleri ve mağduriyet hikayeleri dinleyerek seçimler yapıyoruz, liderler belirliyoruz.
herkese bir kitap tavsiyesinde bulunmak isterim, tanıl bora tarafından yazılmış olan (bkz: türkiye'de linç rejimi) kitabını okuyunuz efendim, okutunuz.
devamını gör...

mumyalama işinin piridir. ölü bedenleri mumyalamak öyle kolay iş değil. o kadar firavun ve vatandaş adamın elinden geçiyor. işin emek kısmında bir nevi. empati yapmak lazım. yemeden içmeden sonsuzluğa kadar insan mumyala, ruh yönlendir buna can mı dayanır?

o sebeple anubis'e sahip çıkmak boynumuzun borcu. misal yunan mitolojisindeki kayıkçı kharon'a bir bakın, o da öte alem yolculuğundan sorumlu ama şahsiyetsizin teki. anubis'in değerini bilelim. ona değersiz falan demeyelim zira adamın yaşamı çalkantılarla dolu; anubis darbe ile görevden alınan bir tanrı. demokratik ilkeleri savunan her birey, anubis'in yanında saf tutmakla mükelleftir.

osiris'in, anubis'e yaptığı tanrısal müdahalenin savunulacak hiç bir yanı yok. yetkileri kısıtlanıp sadece ölülerin geride bırakılmaması işlerine bakmak zorunda kalmış ve bir nevi kızağa çekilmiştir ki, yapılanlar ayıptır, günahtır, zulümdür...

adamın çocukluğu zaten çalkantılı geçmiş, anası olacak neftis'in yediği halt yüzünden çocuk neredeyse canından olacakmış. sen kalk çocuğu babası set dururken osiris'e ver. akıllı işi değil yemin ederim. adam dellenmiş haliyle, vallahi de billahi de keserim bu çocuğu demiş ve düşmüş çocuğun peşine...

neftis bakmış durum ciddi. çocuğu kaptığı gibi nil nehri'nin yakınlarında bir bataklığa saklamış. burada onu isis bulmuş ve büyütmüş. adamın anası babası kaç kere değişmiş, psikolojisini bir düşünün yahu. ilişkiler ağı o kadar karmaşık ki, o mertebelere geldiğine şükretmemiz lazım.

bütün bunları yaşamış adam, yine de vazifesini yapmak için elinden geleni yapmış, öte dünya terazisini hatasız tartmak her babayiğidin harcı değil. ölen kişinin kalbini alıyorsun, karşısına bir tüy koyuyorsun ve şaşmaz bir adaletle bu tartıdan sonuç çıkarıyorsun. hangi tanrı bu kadar ince ve hassas çalışıyor?

sırf çakal kafalı diye adama haksızlık yapılmasını kabul etmiyorum. şekilciliğe kurban ediyorsunuz bu emekçi abimizi. artı bu adam iyi ruhları koruyor, kolluyor. milleti öte dünyada ağzı dili lal bırakmıyor. daha ne yapsın da şu ölümlülere yaransın bilemiyorum.

nankörüz vesselam.
devamını gör...

2016

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ancak gerçek bir çay severdir.serçe parmak da hafif havaya kaldırılır.adabı budur.
devamını gör...

bazı kişisel problemleri nedeniyle sözlüğü ve radyoyu bırakan yazardır. şimdiye kadar radyoda yayınlarımı dinleyenlere, yazılarımı okuyanlara ve mesajlarla destek olanlara teşekkürler!

edit: galiba biraz toparlanıp geri dönmüştür!*
devamını gör...

fazla paranoyakça olabilecek hareket.napıyorsunuz boş zamanlarınız atomu falan mı parçalıyorsunuz?
devamını gör...

kuran kitabında yazmayan bir görüştür. abbasi ve emevilerden gelen dini yozlaşmanın ve kadının rolünün geriye atılması için yapılan bir eylemdir.
devamını gör...

hayatım kusura bakma ya, trafikteydim kızım, trip yapma. iyi küs. muhattap olmuyorum, ben içeri arkadaşlarımın yanına gidiyorum. sana da süre
devamını gör...

düşünce ve belirsizlik. belirsizliği düşünmek daha yavaş öldürüyor.
devamını gör...

haberin başlığı aynen bu şekilde.
70 yaşındaki adamın savunmasını okuyunca bile içim ürperdi. bu haysiyetsiz canavarları hadım etmek lazım.

gaziantepli y. a., henüz 6 aylıkken geçirdiği havale nedeniyle yüzde 50 zihinsel engelli kaldı. ailenin en küçük çocuğu olan y.a., 7 yaşındayken annesini kaybetti. 5 yıl önce mahalleden bir çocuğun dövmesi üzerine sığındığı elektronik eşya dükkânında, dedesi yaşındaki işyeri sahibinin tecavüzüne uğradı. ve yaşadıklarına dayanamayıp kendini 5. kattan aşağıya attı, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.



a.a. (69) adlı işyeri sahibi tarafından götürüldüğü dükkânın arka tarafından silah tehdidiyle tecavüze uğrayan çocuğa daha sonra arkadaşının ağabeyi, komşusu ve mahalleden esnaf olmak üzere 5 kişi daha tecavüz etti. tecavüzleri evde, araba, evin çatısında ve dağlık alanda bazen tek bazen de toplu olarak defalarca tekrarlayan şahısların istismarına dayanamayan çocuğun yaşadıkları, yakınlarına ve komşularına anlatmasına rağmen kimseyi ikna edemeyince mahallenin muhtarına anlattı. kadın muhtarın durumu, aile ve sosyal politikalar il müdürlüğüne bildirmesine üzerine zalimlik son buldu.

"acıyıp yemek verdik"
uzman nezaretinde alınan ifadesinde şahısların istismarı nerede, ne zaman ve nasıl gerçekleştirdiklerini tek tek anlatan çocuğun beyanı üzerine şahıslar farklı tarihlerde gözaltına alındı. haklarında "çocuğun nitelikli cinsel istismarı", "birden fazla kişiyle çocuğun birden fazla kez nitelikli cinsel istismarı", "cinsel amaçla çocuğu hürriyetinden yoksun bırakma" gibi farklı suçlardan dava açılan şahıslar, gaziantep 11. ağır ceza mahkemesi'ndeki duruşmalarda verdikleri ifadelerde suçlamaları reddederek, "çocuğa acıdıkları için yemek veya para verdiklerini" iddia ederek kendilerini savundular.

torunu yaşındaki çocuğa tecavüz etti
torunu yaşındaki çocuğu ilk kez işyerinde istismar ettiği iddia edilen ve daha önce de kardeş olan 2 kız çocuğunu da işyerinde elle taciz edip cinsel bölgelerine dokunduğu yönünde hakkında şikâyet bulunan sanık a.a. ifadesinde, "y.a., zaman zaman işyerime gelip benden para isterdi. sonra torunlarım dünürlerime benim hakkımda laf taşıdığını söyleyince bir daha işyerime gelmemesini söyledim. ailesi kendisine gerekli özeni göstermiyordu. aleyhimde şikayetçi olan g. ve d. isimli çocukları da mahalleden tanırım, işyerime kumanda almaya gelmişlerdi. 10 liralık kumanda aldılar ama 5 lira verdiler. anneleri benim kızımın arkadaşıdır, neden şikâyetçi olduklarını bilmiyorum" diyerek kendisini savundu.

"engelli çocuğu varmış"
küçük kızların ailesinin de hakkında ayrıca şikayeti olduğu "ayı" lakaplı sanık m.ı. ise her iki suçlamayı da kabul etmezken, mahallede elektrikçi olarak çalıştığını, neden kendisinden şikayetçi olduklarını bilmediğini iddia etti. y.a.'nın okuldan arkadaşı olduğunu ve m. ile birlikte bir kez kendisine sigara ve yemek alacağını söyleyerek tecavüz ettiğini söylediği ü.a.z ise ifadesinde tecavüzü reddedip mağduru tanımadığını iddia etse de m.ı'nın yanında çalıştığı ve ağabeyinin de suça karıştığı ortaya çıktı. sanıklardan s.a. ise, istismar suçunu işlemediğini, çünkü kendisinin de engelli bir çocuğunun olduğunu, bir kez evine gelen mağdura yemek ve 2 lira da harçlık verdiğini iddia ederek kendisini savundu. sanık h.z, mağdurun kendi kardeşi yaşında olduğunu, istismar olayını gerçekleştirmediğini iddia ederken komşusu olan t.a. de istanbul'da yaşadığını, eşiyle kavga edince gaziantep'e geldiğini belirterek istismar olayına katılmadığı gibi diğer şahısları tanımadığını iddia etti ancak sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımlarda sanıklardan m.ı. ve h.z. ile pikniğe gittikleri fotoğraflar kendisini yalanladı.

ceza yağdı
27 kasım 2020 tarihinde görülen davanın karar duruşmasında mahkeme heyeti bir üyenin şerhiyle sanıklardan a.a. hakkında "silah zoruyla nitelikli cinsel istismar" suçundan 24 yıl, "cinsel amaçla silah zoruyla çocuğu hürriyetinden yoksun bırakma" suçundan da 9 yıl olmak üzere toplam 31 yıl hapis cezası verdi. sanıklardan h.z, m.ı. ve t.a.. hakkında, "birden fazla kez fazla kez, toplu olarak nitelikli cinsel istismar" suçundan 30 yıl, "birden fazla kez cinsel amaçla silah soruyla çocuğu hürriyetinden yoksun bırakma" suçundan da 11 yıl ay olmak üzere toplam 41 yıl 3'er ay hapis cezası hapis cezası veren mahkeme sanık s.a. hakkında ise "birden fazla kez nitelikli cinsel istismar" suçundan 20 yıl hapis cezası verdi. mahkeme suça sürüklenen çocuk ü.a.z. hakkında ise olay tarihinde 15 yaşından küçük olması nedeniyle verdiği cezayı en üst sınır olan 7 yıla indirdi.

yaşadıklarına dayanamadı
yaşadıklarından dolayı agresifleşen ve kendisine zarar vermeye başlayan çocuk, babasının da talebi üzerine devlet korumasına alındı. 12 ocak 2021 tarihinde vasi davasıyla ilgili rapor işlemleri için gaziantep üniversitesi şahinbey araştırma ve uygulama hastanesi'ne götürülen çocuk, hastaneye getirildikten sonra pandemi kuralları gereği izolasyon evine yerleştirildi. burada izolasyon süresinin tamamlanması beklenirken17 şubat günü öğle saatlerinde bakım personeli odada temizlik yaparken personeli itip yeniden kaçarak inşaat halindeki metruk bir binanın 5. katından kendisini aşağıya attı. olay yerine çağrılan ambulansla abdulkadir yüksel devlet hastanesi'ne kaldırılan y. a, yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdi.
y.a.'nın cesedi adli tıp kurumu'nda yapılan otopsinin ardından toprağa verildi.
intihar olayıyla ilgili soruşturma başlatıldı.



kaynak
devamını gör...

kalleş kompiter.
sen buranın muhtarı mısın?
çiçek et yer mi ya?
devamını gör...

gün bitti lambayı hazırla
ışık kalmadı girecek odamıza
çek perdeleri sevdiceğim
kanadı kırık bir akşam
zonkluyor durmadan dışarda.

sen bugünden yarına
birazcık umut sakla

yarın farklıdır bugünden
adı değişir hiç olmazsa,
kara bir suyu
geçiyoruz şimdilerde
basarak yosunlu taşlara.

sen bugünden yarına
birazcık umut sakla

gün bitti sevdicegim
geriye kalan posa
bu serin güz akşamında
geç otur karşıma sessizce
devam et ördüğün hırkaya
-metin altiok
devamını gör...

özgün halini koruyan en eski cami bayezid camiidir. ondan evvel inşâ edilmiş olan fatih camii, depremler dolayısıyla özgünlüğünü yitirmiştir. bayezid camii ise hâlâ ilk günkü görünüşünü muhafaza etmektedir. yapı, cami ve külliyeden meydana gelmektedir. şehrin merkezi bir bölgesine inşâ edilmiştir. cami, klâsik osmanlı mimarisinin erken dönem eserlerinden birisidir. caminin inşâsı ile alakalı malumatı, cümle kapısının üzerindeki arapça kitabede buluruz. kitabeyi, meşhur hattat şeyh hamdullah celî-sülüs ile yazmıştır. celî-sülüs, hat sanatında bir terimdir. büyük ve göze hoş gelen süslü yazı manâsına gelir. osmanlı döneminde bayezid camiinde kullanıldığı gibi birçok camide kullanılmıştır. kitabede şu yazar: “bu binanın yapımına 906 yılının (miladi 1501) zilhicce ayının sonlarında başlandı ve hicrî 911 yılında (miladi 1505) tamamlandı.” bayezid camii’nin vakfiyesi, rumeli kazaskeri mevlânâ abdurrahman çelebi tarafından 1505 yılında yazılmıştır. bugün vakıflar genel müdürlüğünde muhafaza edilmektedir. bu vakfiyede, külliyenin maişeti için selânik, bursa ve edirne’de birer kervansaray inşâ ettirilmiş, ayrıca selanik’te bedesten, başhâne, hamam gibi başka eserler vakfedilmiştir. eserin mimarının kim olduğu hâlâ tam olarak bilinmemektedir. adı geçen üç mimar vardır ve tarihçiler de bu üç isim üzerinde ihtilâfa düşmüşlerdir. bu isimler, mimar hayreddin, mimar kemaleddin ve mimar yakûp şâh’tır. dört ayak üstüne oturulmuş 16,78 metre çapında bir ana kubbesi kuzey ve güneyde iki yarım kubbe ile desteklenen cami, ana kubbesinde yirmi, yarım kubbelerde yedişer pencereye sahiptir. caminin 24 kubbeli revaklarla çevrilmiş kare biçiminde bir son cemaat avlusu bulunmaktadır. avlu zemini mermer döşelidir ve ortasında şadırvan bulunur. aslında üstü açık olan şadırvan, ıv. murat zamanında etrafına dikilen sekiz sütun üzerine oturtulmuş bir kubbe ile örtülmüştür. avlu döşemesi ve şadırvanın sütunları bizans`tan kalma malzemenin yeniden işlenmesiyle elde edilmiştir. avlu mermerleri arasında geniş kırmızı porfir taşı levhalar vardır. renkli taşlar ve kufi yazılarla bezeli minarelerden sağ tarafta olanı özgün süslemelerini büyük ölçüde korur ancak diğeri birkaç kez onarım geçirmiş ve bezemelerini yitirerek daha sade kalmıştır. bu nedenle sağdaki minare, “selçukludan osmanlı'ya geçişin istanbul'daki tek örneği” olarak kabul edilir. harimin sağ köşesinde hünkar mahfili yer alır. 10 sütun üzerinde duran mahfile, dışarıdan bir merdiven ve kapı ile girilir. caminin mihrap tarafında, sağda ve pencere hizasında oğlu yavuz sultan selim tarafından yaptırılmış sultan bayezid türbesi bulunur. yine yavuz sultan selim’in yaptırdığı solundaki türbede de kızı selçuk hatun yatar, koca mustafa reşit paşa'nın mezarı da burada bulunmaktadır.
devamını gör...

enrico fermi'nin talebesinin talebesi, kuantum alan teorisini yalamış yutmuş, standart model'in babalarından, einstein'ı ters köşe yapan birleşik alanlar kuramı ile nobel alan parçacık fizikçisi.

nobel kazandıran birleşik alanlar kuramı'nda elektromanyetik kuuvet ile zayıf kuvvetin etkileşimini birleştirip, ahanda elektrozayıf kuvveti buldum demiştir. gram felsefe bilmeyen teorik fizikçilerden bi ufak farkı vardır. ( 'dreams of theory' de bilimi harekete geçiren soru ''neden'' sorusudur demiş)*

bu amcaya -ve bi çok parçacık fizikçisine- göre, fizik bu yolun sonunda mutlak gerçekliğe ulaşacakmış. weinberg'i diğer fizikçilerden farklı kılan şey, bunun bi 'inanç' olduğunu bilmesi.( edwart witten'a falan bakın, zannedersiniz mağaradan çıkmış) yakışmadığı halde felsefi dil kullanmaya çalışmasına rağmen süper çarpıştırıcı* ya da herhangi bi hızlandırıcının mutlak gerçeklikle alakası hakkında tek kelimesi yoktur. ancak nihai bi teorinin insanlık için hiçbi şey ifade etmeyebileceğini ve fiziksel teorileri kabul edip etmeme kararında kullanılan tekniklerin öznel olduğunu kabul ettiğini hatırlıyorum. daha sonra, nihai, mutlak bir teori- ya da her şeyin teorisi- olsa da bunu bilemeyeceğimizi de söylemiş kendisi. insan yaşlandıkça şüpheci oluyo tabi. dine karşı olan konumu ateizm değildir, anti-teizm'dir. tanrı yoktur dememiş, tanrı'yı sevmiyorum ve ona inanmıyorum demiş.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hem görevim gereği hem de daha çeşitli şeyler gördüğüm için hep akıstayım. ayrıca gündeme girince bir buhranlar basıyor beni, gelecek için olan umudumu kaybediyorum. akış güzeldir dostlar, akışı sevin.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim