normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bugün kendime çok güzel, çok tatlı, çok şeker bir arkadaş buldum. saatlerce sohbet ettik, güldük eğlendik. gerçekten özlemişiz böyle karşılıklı muhabbet etmeyi. çok güzel bir gün geçirdik beraber.
bugünümü sen güzelleştirdin, teşekkür ederim.
bugünümü sen güzelleştirdin, teşekkür ederim.
devamını gör...
kurulu düzen
almanya anayasasının ilk maddesi bununla alakalıdır :
- kurulu düzen bozulamaz, bozulması teklif dahi edilemez.
- kurulu düzen bozulamaz, bozulması teklif dahi edilemez.
devamını gör...
beklemek
iniş ve çıkışlar, yükselişler ve düşüşler…
ara ara çocuk halimi düşünürüm, yaşadıklarımdan çok durumlara bakış açım, hayattan beklentim gibi hayata olan gözlemimi hatırlamaya çalışırım. biraz beyin fırtınasının ardından aydınlık sayfalar canlanır kafamda, düşünmeye devam edince ise simsiyah anılar. o yeni yoğrulmaya başlamış zihnimin gri bir bölgesini pek hatırlayamıyorum. günler ve geçirdiğim vakitler ne heyecanlı ve mutlu geçerdi. her şeye karşı sonsuz bir istek, geleceğe karşı verilmiş devasa sözler. merakım asla doymuyor ve daha ufacık olan dünyamda her şeye karşı bir öğrenme güdüsü gösteriyordum. inanılmaz bir yaşam arzusu ancak her şeyin toz pembe olduğunu düşünmeyin lütfen. bu arzu üzgün olduğum zamanlarıda kapsıyor. o kadar beyaz bulutların üstünden simsiyah bi denize çakılıyordum aksi durumlarda. ufacık bir ipliğim tutuşsa hayatımın bağlı olduğu halatlar kül olmuşcasına bir aşırılık kaplıyordu içimi. ee, bir bakıma çocuk olmanın tanımına da uyuyor sanırsam bu. doruklarda yaşamak ve inanılmaz bir devam etme gayreti. sonra şimdiyi düşünüyorum, bu büyümüş olan beni ve belki de içimde bir nebze de olsa kalmış olan küçüğümü. doruklara ulaşmak hala çok kolay, mutluluk ve hüzün. peki ya merak ve ilerleyiş? burada iki ayrı monoloğum var birisi artan merakım ve sınırsız tecrübe edilecek bilginin çokluğu karşısında ezilme, bir diğeri ilerleyişin ağırlığı, sebebini arama ve ilerleyişin geçmesini bekleme. evet, günlerle beraber sona doğru ilerliyoruz ve ayakta tutanda o merak oluyor. öğrenmek, öğrendikçe cebe konanın miktarının küçüklüğünü fark etmek. daha ağır ağır ilerlemek ve elimden geldiğince renkli bir süreçle yol almak. ne için tüm bunlar? kaçınılmaz bir son karşısında bir bekleyiş? ya da içten içe bilinen tüm bu durumlar karşısında yavaşlayan adımlarla durana kadar devam edip sonunda yine bekleme pozisyonuna varmak?
ara ara çocuk halimi düşünürüm, yaşadıklarımdan çok durumlara bakış açım, hayattan beklentim gibi hayata olan gözlemimi hatırlamaya çalışırım. biraz beyin fırtınasının ardından aydınlık sayfalar canlanır kafamda, düşünmeye devam edince ise simsiyah anılar. o yeni yoğrulmaya başlamış zihnimin gri bir bölgesini pek hatırlayamıyorum. günler ve geçirdiğim vakitler ne heyecanlı ve mutlu geçerdi. her şeye karşı sonsuz bir istek, geleceğe karşı verilmiş devasa sözler. merakım asla doymuyor ve daha ufacık olan dünyamda her şeye karşı bir öğrenme güdüsü gösteriyordum. inanılmaz bir yaşam arzusu ancak her şeyin toz pembe olduğunu düşünmeyin lütfen. bu arzu üzgün olduğum zamanlarıda kapsıyor. o kadar beyaz bulutların üstünden simsiyah bi denize çakılıyordum aksi durumlarda. ufacık bir ipliğim tutuşsa hayatımın bağlı olduğu halatlar kül olmuşcasına bir aşırılık kaplıyordu içimi. ee, bir bakıma çocuk olmanın tanımına da uyuyor sanırsam bu. doruklarda yaşamak ve inanılmaz bir devam etme gayreti. sonra şimdiyi düşünüyorum, bu büyümüş olan beni ve belki de içimde bir nebze de olsa kalmış olan küçüğümü. doruklara ulaşmak hala çok kolay, mutluluk ve hüzün. peki ya merak ve ilerleyiş? burada iki ayrı monoloğum var birisi artan merakım ve sınırsız tecrübe edilecek bilginin çokluğu karşısında ezilme, bir diğeri ilerleyişin ağırlığı, sebebini arama ve ilerleyişin geçmesini bekleme. evet, günlerle beraber sona doğru ilerliyoruz ve ayakta tutanda o merak oluyor. öğrenmek, öğrendikçe cebe konanın miktarının küçüklüğünü fark etmek. daha ağır ağır ilerlemek ve elimden geldiğince renkli bir süreçle yol almak. ne için tüm bunlar? kaçınılmaz bir son karşısında bir bekleyiş? ya da içten içe bilinen tüm bu durumlar karşısında yavaşlayan adımlarla durana kadar devam edip sonunda yine bekleme pozisyonuna varmak?
devamını gör...
kadınlar camiye giremez
islam dininin de hristiyanlığın yaşadığı gibi bir reforma ihtiyacı var.
devamını gör...
3 ocak 2022 emekli ve memurlara verilen zam oranı
sadece elektriğe gelen zama bakılsa bile insanın ağlayası geliyor. ayda 300 kws harcamaya en son 250 lira ödedim. bu ay, kaba hesapla bunun 125 lirasını %50, diğer 125 lirasını %150 zamlı ödeyeceğim. e eşek değilim ya bir de çay ısmarlarım bedaşa düz 500 öderim.
devamını gör...
imbat
bazı bölgelerde deniz meltemi diye de bilinen ve öğle ile akşam arası esen serin rüzgardır. yazlıkçı teyzelerin, şu hani “bugün hiç esmedi” cümlesindeki, esmediğinde bunaltan rüzgarın ta kendisidir.
devamını gör...
kitap alıntıları
"beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma; boş yere mağaramdan çıkarma beni. alışkanlıklarımı, özellikle yalnızlığa alışkınlığımı kaybettirme boşuna. tedirgin etme beni. bu sefer geride bir şey bırakmadım. tasımı tarağımı topladım geldim. neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim. bir kere çavuş olduktan sonra bir daha amelelik yapamayan zavallı köylüye dönerim." *
devamını gör...
geceye nazım hikmet'ten bir şiir bırak
hiçbir korkuya benzemez, halkını satanın korkusu.
devamını gör...
şehr-i hüzün
manga'nın efsanevi albümüdür. her şarkısına gönülden bağlıyım hepsini de ezbere bilirim. dinlemesi* de söylemesi de zevklidir.
devamını gör...
kedilerin otistik çocuklar üzerinde olumlu etkileri
çok doğru.
bence sadece otistik çocuklar üzerinde değil tüm çocuklar ve bebekler üzerinde hatta tüm insanlar üzerinde evcil hayvanların oldukça olumlu etkisi vardır.
en başta sorumluluk almayı öğretir. kolay değildir evcil hayvan beslemek çünkü onlar da bir candır.
insana merhameti öğretir her canlıya karşı.
bence sadece otistik çocuklar üzerinde değil tüm çocuklar ve bebekler üzerinde hatta tüm insanlar üzerinde evcil hayvanların oldukça olumlu etkisi vardır.
en başta sorumluluk almayı öğretir. kolay değildir evcil hayvan beslemek çünkü onlar da bir candır.
insana merhameti öğretir her canlıya karşı.
devamını gör...
küçük prens kitabını çocuk kitabı sanmak
büyük bir yanılgıdır. hani edebiyatımızda yakın anlamını göstererek uzak anlamı kullanılan bir sanat var: tevriye.
küçük prens de tıpkı tevriye mantığıyla yazılmış bir kitap.
eser çocuk kitabı gibi görünüyor ancak aslında yetişkin insanlar için yazılmış.
küçük prens de tıpkı tevriye mantığıyla yazılmış bir kitap.
eser çocuk kitabı gibi görünüyor ancak aslında yetişkin insanlar için yazılmış.
devamını gör...
menengiç kahvesi
her şey bir kere bir dene, bir kereden bir şey olmaz diye başladı...
devamını gör...
kedi ve insan ilişkisi
kediler asil hayvanlar olduklarından, kedi istediği zaman gerçekleşen iletişim ve ilişkidir.
kedilere bu yüzden hayranım valla. tamamen bağımsız, özgür, isyankar. helal olsun diyorum kendilerine, umarım ileride bir kediyle yeniden ev arkadaşlığı yapabilirim.
kedilere bu yüzden hayranım valla. tamamen bağımsız, özgür, isyankar. helal olsun diyorum kendilerine, umarım ileride bir kediyle yeniden ev arkadaşlığı yapabilirim.
devamını gör...
aşırı düşünmek
(bkz: efkar) efkâra sebebiyet verir. efkâr, fikrin çoğuludur. fikir, düşünce demektir. çoğalan düşünceler de sizi efkâra sürükler.
aklıma selda bağcan'ın ayrılık şarkısı geldi:
...fikrimden geceler yatabilmirem
bu fikri başımdan atabilmirem...
aklıma selda bağcan'ın ayrılık şarkısı geldi:
...fikrimden geceler yatabilmirem
bu fikri başımdan atabilmirem...
devamını gör...
üzüntüden uyumak
o günü unutturur ama yaşattığı kırgınlığı da, yaşatanı da unutturmaz. sabaha ölü gibi uyandırır, günü zehir eder. zamanla geçer lakin bir daha o gece yaşanan hiçbir şey unutulmaz.
yaşadım tabii, başka nereden bileceğim allasen? *
yaşadım tabii, başka nereden bileceğim allasen? *
devamını gör...
evli biriyle sevgili olmak
bu resim dünyanın hiçbir yerinde kabul görmez. başkasına ait olanı sevebilirsin ama onun hayatına dahil olmak bu haksızlık.
devamını gör...
bir gecede çaylak kaldık
beni oldukça güldüren başlıktır.
zaten sarayın çevresindeki 3-5 yazar yazıyordu halkın gerisi hep çaylak ıdı *.
zaten sarayın çevresindeki 3-5 yazar yazıyordu halkın gerisi hep çaylak ıdı *.
devamını gör...
3 aylık kızını döverek öldüren kişinin ölü bulunması
devlet asmaz millet asar olmuş.
devamını gör...
once upon a time in hollywood
yine tarantino klişeleri ile dolu bir film. ayaklar, alternatif sonlar, özgüven dolu kötü adamlar.
totalde beğendiğim ama birkaç sahnesinin beni rahatsız ettiği bir film. bruce lee ile olan sahnede sanki amerika çine karşı dövüşüyor. gereksiz ve hikayenin gidişatıyla ilgisi olmayan bir hikaye. bruce lee özellikle pısırık gösterilmiş gibi. brad pitt'in canlandırdığı `cliff booth` karakteri abd' nin vücut bulmuş hali gibi, abd bir insan olsa aha da bu filmdeki bu karakter derim. hareketleri kaba saba tavırları soğuk, kanlı öldürme sahneleri. bu arada brad pitt de çok yaşlanmış görünce üzüldüm gençlik aşkımız ne hale gelmiş.
değinmeden geçemeyeceğimiz bir sharon tate meselesi var. bana göre fazla romantik gösterilmiş. filmin köşe kırlenti gibi duruyor orda. tamam çok güzel bir kadın ama bu özelliği dışında da oyunculuğa olan tutkusu ile işlenen bir karakter olaydı keşke. margorat robbie'nin de karaktere bürünenemediği fikrindeyim. son bir kaç filmdir hep çılgın uçarı kız rolleriyle esip gürleyen margorat robbie, sharon tate olamamış. yavan ve basit durmuş. bakışları boş, çakma bir tatlı kız olmuş. onun dışındaki diğer karekterlerin iyi oynandığı fikrindeyim. rick dalton karakteri ile leonardo di caprio esip gürlemiş.
totalde beğendiğim ama birkaç sahnesinin beni rahatsız ettiği bir film. bruce lee ile olan sahnede sanki amerika çine karşı dövüşüyor. gereksiz ve hikayenin gidişatıyla ilgisi olmayan bir hikaye. bruce lee özellikle pısırık gösterilmiş gibi. brad pitt'in canlandırdığı `cliff booth` karakteri abd' nin vücut bulmuş hali gibi, abd bir insan olsa aha da bu filmdeki bu karakter derim. hareketleri kaba saba tavırları soğuk, kanlı öldürme sahneleri. bu arada brad pitt de çok yaşlanmış görünce üzüldüm gençlik aşkımız ne hale gelmiş.
değinmeden geçemeyeceğimiz bir sharon tate meselesi var. bana göre fazla romantik gösterilmiş. filmin köşe kırlenti gibi duruyor orda. tamam çok güzel bir kadın ama bu özelliği dışında da oyunculuğa olan tutkusu ile işlenen bir karakter olaydı keşke. margorat robbie'nin de karaktere bürünenemediği fikrindeyim. son bir kaç filmdir hep çılgın uçarı kız rolleriyle esip gürleyen margorat robbie, sharon tate olamamış. yavan ve basit durmuş. bakışları boş, çakma bir tatlı kız olmuş. onun dışındaki diğer karekterlerin iyi oynandığı fikrindeyim. rick dalton karakteri ile leonardo di caprio esip gürlemiş.
devamını gör...
