hayattan öğrenilen şeyler
konfor alanının dışına çıkma gerekliliği. rahat olunan konumdan çok daha fazlası, hayat.
devamını gör...
gülseren budayıcıoğlu
doktor hasta gizliliğini hiçe sayarak tüm hastalarının problemlerini hikayeleştirerek kitaba dökmüş olan yazar.
hipokrat'ın kemikleri sızlıyor.
hipokrat'ın kemikleri sızlıyor.
devamını gör...
türkiye’de insanların sinirli olmasının nedenleri
ülkemizde insanların mutlu olabilmesi için temel ihtiyaçlarını rahat karşılayabilmesi gerekli. maslow'un piramidine baktığımızda en temel ihtiyaçların karşılanmadığında diğer basamaklara tırmanabilmek, hayattan tat alabilmek,mutlu olabilmek pek de mümkün olmuyor.
edit: imla
edit: imla
devamını gör...
lucifer (yazar)
tanımları engelle özelliğiyle kalınıp başlıkları engelle özelliği de gelmediği sürece ben ve benim gibi daha birçok yazarın sözlükten ayrılmasına sebep olacak yazar türlerindendir. bıktım ya, gerçekten bıktım. akışa uğramaz oldum. normalde çok rahat bir şekilde hayatımdan insan çıkarabiliyorken sözlükte bu tür insanların başlıklarına maruz kalmak gerçekten koyuyor.
tanım: sözlükte karşılaşıldığında gereksiz impuls oluşumuna sebep olan kişi.
tanım: sözlükte karşılaşıldığında gereksiz impuls oluşumuna sebep olan kişi.
devamını gör...
insanı mutlu eden ucuz şeyler
bir tatlı söz, bir güzel mesaj, bir tatlı tebessüm, sıcacık bir sohbet, bunların hepsi bedava. eksik etmemek lazım.
devamını gör...
bir yazarın tüm entrylerini okumak
merak açlığının tahrik ettiği yeni şeyler öğrenme, yeni insanlar tanıma isteğinden kaynaklanır. merak duygusu bünyemi sardıkça, benim de daldığım bir âlemdir. romanları, hârika kurgu özellikler taşıyan karakterleri ve mâceraları için kurgu olduğunu bile bile ve seve seve okuruz. hâlbuki, sözlük zemininde aktüalite, tarih, felsefe, ilâhiyat, edebiyât, müzik gibi farklı alanlara ilişkin insanların birikimleri, inançları, zaafları, düşünce ve kanaatleri, gizlemeye çalıştıkları duygu ve tecessüsleri, romanlarda sınır ve özellikleri ustalıkla senarize edilerek çekici hâle getirilmiş hayâlî siluetler gibi parlak ve cezbedici olmasa da makyajsızdır, gerçektir ve evleviyetle hayrete vâbestedir. her yazılanı makaraya saran, lâkayıtlığı, mugâlatayı, yalanı sözlerine sermâye eden trollerin cerbeze cambazlıkları ise bu gerçekliğin dışındadır. onların zâten hayatları yalandır.
devamını gör...
anın fotoğrafı
/çarşaf gibi uzanıyordu deniz, yaşanmışlıkların iziyle kaybettiği iyotlu kokusuyla duruyordu öylece.
hissizliğini bu şekilde gösteriyordu yanından geçip giden yüzlerce insana. “bakın” diyordu, “buradayım. dalgalarım çarpıyor yüzünüze. beni bitirdiniz, ben bittim. eski ben değilim artık. güzelliklerimi siz susturdunuz. “/
hissizliğini bu şekilde gösteriyordu yanından geçip giden yüzlerce insana. “bakın” diyordu, “buradayım. dalgalarım çarpıyor yüzünüze. beni bitirdiniz, ben bittim. eski ben değilim artık. güzelliklerimi siz susturdunuz. “/
devamını gör...
zamparanın ölümü
teoman'ın 17 isimli albümünden çok anlamlı bir şarkıdır. çok kadın hiç kadındır oğlum yalnızlıktır sonu sözünün geçtiği şarkıdır:
pardon sizi birine benzettim geçmiş yıllardan
yemin ederim azcık içtim, bu halim doğuştan
şampiyonum sanırken diskalifiye olduğumdan
işte sevgili bayan, tüm gevezeliğim bundan
bir kız tanırdım eskiden, "hayat berbat" derdi
loş kalbinde hayal kırıklıkları biriktirirdi
her filmden, kitaptan bir rol seçerdi
beğensin diye gelirse ölüm, makyajsız gezmezdi
tanırsınız benim gibilerini boş sokaklardan
çizgilere basmadan yürümeye çalışan insanlardan
ama dün akşam dedim ki kendi kendime
kendi kendime
düşünme!
düşünme!
kim anlamış ki sen anlayasın böyle?
düşünme!
düşünme!
kim anlamış ki sen anlayasın böyle?
bir şey söyledi ki bence de doğru, bir bar filozofu
"çok kadın hiç kadındır oğlum, yalnızlıktır sonu"
kadehte yansımama baktım, ayaklı bir kanıttım
kadın dergileri testlerinde her soruya yanıttım
tanırsınız benim gibilerini boş sokaklardan
çizgilere basmadan yürümeye çalışan insanlardan
ama dün akşam dedim ki kendi kendime
kendi kendime
düşünme!
düşünme!
kim anlamış ki sen anlayasın böyle?
düşünme!
düşünme!
kim anlamış ki sen anlayasın böyle?
öyle güzelsiniz ki, galiba korkmaya başlamalı
hanfendi sizin kadar güzel olmak aman hemen yasaklanmalı
durun, tahmin edeyim, balıksınız değil mi?
çok yalnızım, n'olur size gidelim mi?
düşünme!
düşünme!
kim anlamış ki sen anlayasın böyle?
düşünme!
düşünme!
kim anlamış ki sen anlayasın böyle?
pardon sizi birine benzettim geçmiş yıllardan
yemin ederim azcık içtim, bu halim doğuştan
şampiyonum sanırken diskalifiye olduğumdan
işte sevgili bayan, tüm gevezeliğim bundan
bir kız tanırdım eskiden, "hayat berbat" derdi
loş kalbinde hayal kırıklıkları biriktirirdi
her filmden, kitaptan bir rol seçerdi
beğensin diye gelirse ölüm, makyajsız gezmezdi
tanırsınız benim gibilerini boş sokaklardan
çizgilere basmadan yürümeye çalışan insanlardan
ama dün akşam dedim ki kendi kendime
kendi kendime
düşünme!
düşünme!
kim anlamış ki sen anlayasın böyle?
düşünme!
düşünme!
kim anlamış ki sen anlayasın böyle?
bir şey söyledi ki bence de doğru, bir bar filozofu
"çok kadın hiç kadındır oğlum, yalnızlıktır sonu"
kadehte yansımama baktım, ayaklı bir kanıttım
kadın dergileri testlerinde her soruya yanıttım
tanırsınız benim gibilerini boş sokaklardan
çizgilere basmadan yürümeye çalışan insanlardan
ama dün akşam dedim ki kendi kendime
kendi kendime
düşünme!
düşünme!
kim anlamış ki sen anlayasın böyle?
düşünme!
düşünme!
kim anlamış ki sen anlayasın böyle?
öyle güzelsiniz ki, galiba korkmaya başlamalı
hanfendi sizin kadar güzel olmak aman hemen yasaklanmalı
durun, tahmin edeyim, balıksınız değil mi?
çok yalnızım, n'olur size gidelim mi?
düşünme!
düşünme!
kim anlamış ki sen anlayasın böyle?
düşünme!
düşünme!
kim anlamış ki sen anlayasın böyle?
devamını gör...
ilkokulda çocuklara cinsellik dersi verilsin
önce herkese başkalarına saygı dersi verilmesi gerektiğinden, en azından ilkokul için gereksiz bulduğum istek. hele önce bir, toplum içinde nasıl davranılır, komşuluk ilişkileri nasıl olur, insanları neden rahatsız etmememiz gerekir gibi şeyleri bir öğrenelim, cinselliğe de illa ki sıra gelir sonrasında.
devamını gör...
istemem eksik olsun
cyrano de bergerac’tan, “istemem eksik olsun” isimli bir tirattır.
rüştü asyalı (a.k.a. keloğlan) çok güzel seslendirmiştir.
ne yapmak gerek peki?
sağlam bir arka mı bulmalıyım?
onu mu bellemeliyim?
bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi
önünde eğilerek efendimiz sanmak mı?
bilek gücü yerine dolanla tırmanmak mı?
istemem!
herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım le bret?
sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım?
bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip,
taklalar mı atmalıyım?
istemem! eksik olsun!
her sabah kahvaltıda kurbağa mı yemeli?
sabah akşam dolaşıp pabuç mu eskitmeli?
onun bunun önünde hep boyun mu eğmeli?
istemem! eksik olsun böyle bir şöhret!
eksik olsun!
ciğeri beş para etmezlere mi “yetenekli” demeli?
eleştiriden mi çekinmeli?
“adım mercuré dergisinde geçse” diye mi sayıklamalı?
istemem!
istemem! eksik olsun!
korkmak, tükenmek, bitmek…
şiir yazacak yerde eşe dosta gitmek.
dilekçeler yazarak içini ortaya dökmek?
istemem! eksik olsun!
istemem! eksik olsun!
ama şarkı söylemek, düşlemek, gülmek, yürümek…
tek başına…
özgür olmak…
dünyaya kendi gözlerinle bakmak…
sesini çınlatmak, aklına esince şapkanı yan yatırmak…
bir hiç uğruna kılıcına ya da kalemine sarılmak…
ne ün peşinde olmak, para pul düşünmek,
isteyince ay’a bile gidebilmek.
başarıyı alnının teriyle elde edebilmek.
demek istediğim asalak bir sarmaşık olma sakın.
varsın boyun olmasın bir söğütünki kadar.
yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var?
– dök içindeki öfkeyi dostum. ama saklama benden seni sevmediğini.
– sus… ”
edit:alıntıdır.
rüştü asyalı (a.k.a. keloğlan) çok güzel seslendirmiştir.
ne yapmak gerek peki?
sağlam bir arka mı bulmalıyım?
onu mu bellemeliyim?
bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi
önünde eğilerek efendimiz sanmak mı?
bilek gücü yerine dolanla tırmanmak mı?
istemem!
herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım le bret?
sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım?
bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip,
taklalar mı atmalıyım?
istemem! eksik olsun!
her sabah kahvaltıda kurbağa mı yemeli?
sabah akşam dolaşıp pabuç mu eskitmeli?
onun bunun önünde hep boyun mu eğmeli?
istemem! eksik olsun böyle bir şöhret!
eksik olsun!
ciğeri beş para etmezlere mi “yetenekli” demeli?
eleştiriden mi çekinmeli?
“adım mercuré dergisinde geçse” diye mi sayıklamalı?
istemem!
istemem! eksik olsun!
korkmak, tükenmek, bitmek…
şiir yazacak yerde eşe dosta gitmek.
dilekçeler yazarak içini ortaya dökmek?
istemem! eksik olsun!
istemem! eksik olsun!
ama şarkı söylemek, düşlemek, gülmek, yürümek…
tek başına…
özgür olmak…
dünyaya kendi gözlerinle bakmak…
sesini çınlatmak, aklına esince şapkanı yan yatırmak…
bir hiç uğruna kılıcına ya da kalemine sarılmak…
ne ün peşinde olmak, para pul düşünmek,
isteyince ay’a bile gidebilmek.
başarıyı alnının teriyle elde edebilmek.
demek istediğim asalak bir sarmaşık olma sakın.
varsın boyun olmasın bir söğütünki kadar.
yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var?
– dök içindeki öfkeyi dostum. ama saklama benden seni sevmediğini.
– sus… ”
edit:alıntıdır.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
pc başında ömür çürütüyorum.
devamını gör...
kişinin kendini en özgür hissettiği an
deniz paraşütü ile marmaris üzerinde yükseldiğim, etrafımda gökyüzünden başka hiçbir şeyin olmadığı andı.
sağ sol, aşağısı yukarısı sadece mavi... açıklı koyulu... ondan güzel ve özgür bir an hatırlamıyorum hayatımda.
sağ sol, aşağısı yukarısı sadece mavi... açıklı koyulu... ondan güzel ve özgür bir an hatırlamıyorum hayatımda.
devamını gör...
cahille tartışmak
"tatlı bir yalan söylersen on kişi seni alkışlar
acı bir gerçek söylersen sekiz kişi sana saldırır
ama o iki kişi sorgulamaya başlar
o iki kişiye selam olsun.(bertrand russell)"
devamını gör...
ya kızım beni deli etme ben aradığımda o telefon açılacak diyen erkek
yıl 2021 ve maalesef hala böyle tiplere boyun eğen kadınlar var asıl vahim olan bu! ulan hırt sen kimsin döl israfı denip ağzına aduket çekilmesi gereken erkektir.
devamını gör...
ikiden fazla yastıkla yatan insan
benimdir.
doğru kelime mi bilmiyorum ama yastıklardan kendi haremimi kurdum denebilir. bir yastık kafamın altına, bir yastık sarılmak için, bir yastık da sırtıma.
doğru kelime mi bilmiyorum ama yastıklardan kendi haremimi kurdum denebilir. bir yastık kafamın altına, bir yastık sarılmak için, bir yastık da sırtıma.
devamını gör...
eşinden bahseden tip
ulan adam hayırla anıyorsa niye gavat olsun.
veya kadın eşinden rızayla bahsediyorsa niye kötü olsun.
bu ne biçim genelleme, ne biçim üslup, ne biçim başlıktır?
veya kadın eşinden rızayla bahsediyorsa niye kötü olsun.
bu ne biçim genelleme, ne biçim üslup, ne biçim başlıktır?
devamını gör...
ataol behramoğlu
bilincin ve vicdanın sesi
bugün katıldığım bir kitap fuarında bu şekilde anons edildi değerli şair. şiir sever olmamak ne mümkün böyle şairleri görünce. hemen bir kaç satır bir şeyler okuyasın geliyor. şiir ile arası olmayan ben, şiir kitaplarına nasıl düştüm, çıkamadım içinden. yaptığı söyleşide en belirgin kullandığı iki ifade vardı. umudunu kaybetme, iyimser ol... yalnız iyimserliğini bilgiye dayandır.
yıllar önce aydınlarla birlikte kaldığı cezaevinde, buradan çıkamayacağız diyenlere, deme öyle karamsar olup moral bozma, içinden çıkamıyorsan çözüm üret demeyi ihmal etmemiş bu cesur yürekler.
söyleşi derken öyle tek taraflı konuşmayı sevmezmiş şairimiz. interaktif bir konuşmaydı beklentisi. herkesin arasına karışıp, sorun bana ne istiyorsunuz?
hangi şiirimi okuyayım? sorun yahu! ne tatlı samimiyet! önce ses seda çıkmadı sonra insanlar bir açıldı pir açıldı. soran sorana.. tatlı mı tatlı bir çocuk ele geçirdi mikrafonu, kaç tane şiirin var? bu masum soruya cevap geçikmedi. çokk..çook.. saymadım ki?
şair; genci, yaşlısı herkese içten hitabı ile iyimserliğini bulaştırdı. ne güzel insanlar yaşar bu memlekette diye düşünmeme sebep oldu. bir mücadelenin ve vicdanın sesi olan bu güzel şairimize bir kitap imzalatmak üzerimize vazife oldu.

aydınlık güzel günlere...

öğreneceğiz yürümeyi...
bugün katıldığım bir kitap fuarında bu şekilde anons edildi değerli şair. şiir sever olmamak ne mümkün böyle şairleri görünce. hemen bir kaç satır bir şeyler okuyasın geliyor. şiir ile arası olmayan ben, şiir kitaplarına nasıl düştüm, çıkamadım içinden. yaptığı söyleşide en belirgin kullandığı iki ifade vardı. umudunu kaybetme, iyimser ol... yalnız iyimserliğini bilgiye dayandır.
yıllar önce aydınlarla birlikte kaldığı cezaevinde, buradan çıkamayacağız diyenlere, deme öyle karamsar olup moral bozma, içinden çıkamıyorsan çözüm üret demeyi ihmal etmemiş bu cesur yürekler.
söyleşi derken öyle tek taraflı konuşmayı sevmezmiş şairimiz. interaktif bir konuşmaydı beklentisi. herkesin arasına karışıp, sorun bana ne istiyorsunuz?
hangi şiirimi okuyayım? sorun yahu! ne tatlı samimiyet! önce ses seda çıkmadı sonra insanlar bir açıldı pir açıldı. soran sorana.. tatlı mı tatlı bir çocuk ele geçirdi mikrafonu, kaç tane şiirin var? bu masum soruya cevap geçikmedi. çokk..çook.. saymadım ki?
şair; genci, yaşlısı herkese içten hitabı ile iyimserliğini bulaştırdı. ne güzel insanlar yaşar bu memlekette diye düşünmeme sebep oldu. bir mücadelenin ve vicdanın sesi olan bu güzel şairimize bir kitap imzalatmak üzerimize vazife oldu.

aydınlık güzel günlere...

öğreneceğiz yürümeyi...
devamını gör...
erkeklerin kız arkadaşlarına abur cubur paketi hazırlama modası
hemcinslerim cidden bu sağlıksız, anlamsız ve itici hediyeden mutlu oluyor musunuz?
buradan
buradan
devamını gör...

