erol egemen'in bir türlü ortaya çıkmamasından dolayı edilen sitem cümlesi.

kim ulan bu? kimse çıksın ortaya.
devamını gör...

türk dil kurumuna göre bildiğimiz fabl kelimesinin karşılığı ve bu şekilde tdk sözlüğüne geçmiş. öykünce demek bana çok itici ve yapmacık geliyor açıkçası.
devamını gör...

insanın hayatta huzur bulması için yapması gereken şeylerin başında gelendir.
devamını gör...

bugün de üzüldüm çok şükür.
devamını gör...

1 temmuz 2004 karnımın acıkması tanımı kadar ilginç bir tanımdır.
afiyet olsun.
devamını gör...

real zaragoza ismiyle bir de futbol kulübü olan ispanya şehridir.

aragon özerk bölgesi'nin başkentidir.
devamını gör...

eğitim alma fırsatım olan ünlü bir eğitim profesörü şöyle söylemişti; ''aslında hepimiz otizmliyizdir, aramızda ki farkı belirleyen ise çevresel uyaranlara verdiğimiz tepkidir.'' bu söyleme şu şekilde açabiliriz; hepimiz strese girdiğimiz zamanlarda otizmli çocukların tanı almasında başlıca kriter olan steotip hareketler sergileriz. örnek vermek gerekirse tırnaklarımızı kemirir, dizlerimizi titretir ve dahi saçlarımız ile oynarız ancak çevreden gelen rahatsız edici bakışlar sonucunda bu davranışı sonlandırabiliriz işte bizi ayıran temel farklardan birisi bu sosyal mesajları okuyabilmektir.

konuya gelirsek insan zihni okyanusun ortasında birbirine bağlı adalar gibidir. zaman zaman kimi adalar çöker kimileri yükselişe geçer yükselen adalar bağlı olduğu adalara yükseltirken bambaşka adaların yükselişini yavaşlatır.

şimdi yukarıda ki iki bilgiyi bağlayalım birlikte. otizmli çocukların duygusal bağ kurmak ve empati duygusunu hissetmek noktasında ciddi problemler yaşadığını biliyoruz. evcil hayvanlar ile terapi uygulamak çok uzun zamandır uygulanan bir terapidir burada var olan amaç şüphesiz otizmli bireyin canlılar ile empati kurmasını sağlamak ve duygusal bağlarını güçlendirmektir. duygusal gelişiminin desteklendiği otizmli bireyler buna bağlı olarak insanlarla iletişim kurma noktasında daha istekli hale gelir ve bireysel terapilere karşı olumlu geri dönütler verir tabi buna bağlı olarak ifade edici dil becerileri başta olmak üzere birçok gelişim alanında gelişme kayıt eder.

örnek hayvan terapilerini bırakayım başlığa;
ata binme terapisi
yunuslarla terapi
devamını gör...

özdemir erdoğan, posta gazetesinden alev gürsoy cimin'e verdiği röportajda zeki müren hakkında açıklamalarda bulunma hadisesi.
açıklamalar şu şekilde ;
--- alıntı ---

bakın, zeki müren ilk defa 1950’de piyasaya çıkmıştır ve o türkiye’nin ilk rol modelidir. insanlarımız onu küçük erkek çocuklarıyla birlikte televizyonda seyretti. ve onu izleyen erkek çocuklar travmalar yaşadı. kötü bir rol modeldi. sonradan bir sürü zeki müren’in taklitçileri çıktı. insanlar ona özendi. ben bir insanın eşcinsel olmasından rahatsız olmam ama eğer bu, toplum önünde örnek olacak şekilde kullanılıyorsa zararlıdır.

bakın mesela bülent ersoy, çok daha namuslu, çünkü o kadın oldu. yani erkek çocuklara kötü örnek olmadı. “ben böyle hissediyorum” dedi ve gitti kadın oldu. bu kadına kimse bir şey diyemez ama zeki müren kötü bir rol modeldi. aklı başında olan herkes böyle düşünür. bugün erkekler mini etek giyip oje sürse, makyaj yapsa hoş karşılanır mı?

hem bu tehlikeyi kabul ediyorsunuz hem de sanat uğruna bunu görmezden geliyorsunuz… bana kalırsa bu büyük bir sahtekarlık ve çelişkidir. bunu konuşmamak ahlaksızlıktır. siz böyle bir tehlikenin varlığını kabul ediyorsunuz ama sanat uğruna ağzınızı açıp tek kelime etmiyorsunuz. bir tek özdemir erdoğan konuşuyor.
hayır! ‘sanat güneş’i ifadesini ona ne devlet ne halk verdi. bizzat kendi kendine yakıştırdı. çünkü müthiş bir şöhret hırsı vardı. bilmediğiniz çok şey var. “paşa deniyordu” diyorsunuz. bir tek asker çıkıp da bir şey demedi. nedir paşa? bir asker ortamında en yüksek ve en şerefli yerdir. onu bile kullandı, her şeyi kullandı. buna karşı çıkıyorum. ilk çıktığı seneler sesi iyiydi ama bu kişiyi günümüzde hâlâ evrensel bir sanatçı gibi gösterenler ahlaksızdır

--- alıntı ---
kaynak
devamını gör...

genel olarak yaşadığım durum . aslında benim kaygım kendimi ifade edememekten değil , yanlış anlaşılma ve karşımdaki insanın veya insanların üzülmesine kırılmasına sebep olacak bi şey söyleme korkusundan kaynaklanıyo . bu yüzden de genelde fazla açıklıyorum her şeyi , söylediklerime dikkat etmeye çalışıyorum . daha önceden de istemediğim konularda yanlış anlaşıldığım için ekstra bi dikkat etme gereği duyuyorum aslında.
devamını gör...

kendisi hakkında şahane ama küfürlü de bir tespit. sizin için kendi ellerimle sansürledim:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: başkası adına utanmak)
30 yaşında olmak, işsiz olmak, bir mal sahibi olmamak, kenarda paranın olmaması, borcunun olması gibi şeylerin hiçbiri utanılacak şey değildir. annenin, ablanın bile çalıştığı yerde hiç hak etmediğin şeylere sahip olmak, babanın avucuna bakmak, sana bu imkanları veren insanlar uykusundan feragat edip sabah işe giderken kazık kadar adamın kasesini devirip yatması, bu düzeni değiştirmek için en ufak gayrete girmeyip üstüne pişkin pişkin bununla övünmesi bence utanç verici.
bir sonraki level ne, evlenip evde yatıp eş parası yemek mi?
devamını gör...

iki tanesini bırakayım buraya.
- evde yapmayacağın hiçbir şeyi dışarıda yapma. (yere sigara söndürmek, yere tükürmek vb.)
- tanımadığın kimsenin yanında meyve, sebze soyma. (ince soyduysan pinti görür, kalın soyduysan müsrif görür)
devamını gör...

galata kulesinin önünde tek başıma içiyordum . öyle canım sıkılıyor öyle konuşmak istiyorum ki kalkıp sürekli birilerinden çakmak istiyorum , oysa çakmağım var . derken evsizler ,şarapçılar ,tinerciler her ne diyorsanız o arkadaşlardan istedim bir tanesi gelsene kardeş yanımızda otur dedi . benim için evsiz ,şarapçı,tinerci filan değillerdi o sırada hikayelerini merak ettiğim insanlardı . konuşan insanlardı ,ağız dolusu kahkahalar atıyorlardı ,mutlulardı . neyse oturdum dört beş kişiler onlar içiyoruz beraber . içkiler bitti ben ısmarlarım dedim bir arkadaş eşlik etti beraber aldık geldik . birkaç defa daha gittik geldik , herkes küfelik sarhoş . o sırada yurtta kalıyorum , çıkış yaptığım için gece o saatte üstelik sarhoş olarak dönme şansım yok . sabaha karşı üç dört gibi etraftaki birkaç kişinin haricinde kimse kalmamıştı . her şey yolunda gibiydi ama bir ara iki tanesi tartışmaya başladı ve kavgaya döndü mevzu . ben sırtımı duvara dayayıp sağlam durmaya çalışıyorum ama şarap kötü çarpmıştı . sonra bunları ayırdı iki tanesi ve polis geliyor gitmemiz lazım filan dediler . hakikaten ışıklı bir şeyler de yaklaşıyor ama seçemiyorum tam olarak . sesler filan yükseliyor . hızlandık ilerde tekel vardır bir tane galiba o sokaktan girip biraz koştuk . sonra bir kapının önünde durduk kapıyı açtı bizden biri ve içeriye attık kendimizi . korkunun etkisiyle biraz ayılmıştım , terk edilmiş bir binadayız . önceden oralarda gezinirken gördüğüm ahşap harabe binalardan biri . çıktık yukarıya bu gece burda yatarsın dediler , meğer barındıkları yaşadıkları yermiş . telefonun ışığını açıyorum etrafta şırıngalar ,kovalar var . her tarafta çöp var ,bok var . bana sen yukardaki yatakta yatarsın diyor gösteriyor çıkıyorum . demir bir ranza var ,sonra bir şişe uzatıyor , buraya işersin diyor . kafamı kaldırıyorum üzerimde çatı yok odanın yukarısı olduğu gibi açık . titreyerek uyumaya çalışıyorum müthiş bir yağmur başlıyor . bardaktan boşanırcasına üzerime serpiliyor . dışarda siren sesleri içerde donuyorum . o gece ölmediğim için çok ama çok mutluyum .
devamını gör...

geçen elimde telefonla sandalyeden düştüm, telefonun üstüne düşmemek için bileğimin üzerine düştüm. ne evi ne arabasından bahsediyor bunlar anlayabilene bravo.
(bkz: araba almanın imkansız olması)
(bkz: sıfır araba almanın imkansız olması)
(bkz: artık bilgisayar almanın imkansız olması)
aklımızla dalga geçen açıklamalar
devamını gör...

abi bi beş dakika bakar mısın ? kesin sinyalcidir, görmezden gelin ve hızlanarak uzaklaşın.
devamını gör...

cemal el durra'nın 11-12 yaşlarında olan filistinli oğlu muhammed el durra'nın babasının kucağında israil askerleri tarafından katledilmesi olayıdır. olay 2000 senesinde gerçekleşti. muhammed, 1989 doğumlu, mülteci bir ailenin çocuğuydu. mülteci kampında, orta halli bir ailenin çocuğuydu ve öğrenciydi. babası cemal şöyle der,

muhammed yüzmeyi ve futbol oynamayı seven bir çocuktu. israil askerlerinin hemen her gün kampa düzenlediği baskınlara şahit olması sebebiyle filistin kimliği güçlenmişti ve bu yüzden komutan olmak istiyordu.

30 eylül 2000 tarihinde cemal, oğlu muhammed ile araba almak için gazze'deki bir oto pazarına giderler ama istedikleri arabayı bulamazlar. eve dönerken israil askerlerinin rastgele mermilerine maruz kalırlar. selahaddin caddesine varırlar ve israil askerlerinin yağdırdıkları mermilerin ortasında kalırlar. cemal, oğlu ile birlikte sığınmaya çalıştığı metal blokun yanından bağırmasına rağmen israil askerleri mermi yağdırmaya devam eder. cemal, elinden ve ayağından vurulur ve vücuduyla oğluna siper olmaya çalışır. ama muhammed önce sağ bacağı, sonra da karnından vurularak şehid olur.

cemal, oğlunun bağırarak kendisine "baba, bize neden ateş ediyorlar?" dediğini söyler. ve şöyle der:

ben ellerimle işaret ediyor ve bağırıyordum. fakat mermiler yağmur gibi üzerimize yağıyordu ve çocuğumu kurtaramadım. o sahne çok acıydı. ama halkımıza yönelik katliamlar yapan ve yapmaya devam eden işgal devleti için bu hiç de yeni bir durum değildi.

babasının, çocuk var, ateş etmeyin diye bağırmasına rağmen şehid edilir muhammed. cemal, bir süre sonra oğlunun kanlı bedenini görünce, muhammed'in şehid olduğunu anladı. ve, çocuk öldü, çocuk öldü. dedi.

muhammed şimdi yaşasa, 31-32 yaşlarında olacaktı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tecrübe, öğretmenlerin en iyisidir. yalnız okul masrafı ağırdır.
-thomas fuller
devamını gör...

devasa dikenli ve pullu bir vücuda, yarasa kanadı benzeri kanatlara sahip olan, ağzından ateş çıkarmasıyla ünlü efsanevi yaratık.

şimdi bir tane olsa da üzerine binip rüzgârla yarışsam... denizlerin, ormanların üzerinden uçsam gece karanlığında ya da bir çölde, yıldızlara bakarak...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

her gün olmasa da ara ara yazdığım bir defterim vardır. zannedildiğinin aksine günlük tutmak için çok olaylı bir hayatınızın olmasına gerek yok. ben genelde hislerimi yazar ve neden böyle hissettiğime, bunun derininde ne yattığına dair analizler yapmaya çalışırım. yazmak en büyük terapidir. insanın özüne biraz daha yaklaşmasını, kendini gerçekten tanımaya başlamasını sağlar.
devamını gör...

pandemiden sonra sayısının arttığını düşündüğüm ülkelerdir.
canım yazarlarımın asla gitmem dediği bir ülkede 3 sene yaşamışlığım var.*
ve hiç hiç gidilmek istenmeyen bir diğer ülkeye de çok gitmek istiyorum. *
yani siz de haklısınız yeme, içme, temizlik vs ama ben olaya çok farklı bir yerden baktım hep.
ben her ortama uyum sağlayan bir buki olarak malesef bir ülke ismi veremeyeceğim.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim