kazıklanma garantili tatil yerleri
edremit korfezi. 34 plaka görünce " aha kazlar geldi " moduna geçiyorlar.
devamını gör...
kafe sözlük
çok ta takmayın , herşeyde bir hayır arayın, muhakkak düşünülmüş tür ve yoldaş kardeşin vardır bir bildiği.
tabiki sizin de düşünceniz sözlüğün daha iyi olması için , sizin burda olmanız yazmanız daha güçlü olmak için yeter.
hep beraber daha iyi daha güçlü daha tanınmış bir sözlük için, yazın, öğretin, bilgilendiriniz efendim
tabiki sizin de düşünceniz sözlüğün daha iyi olması için , sizin burda olmanız yazmanız daha güçlü olmak için yeter.
hep beraber daha iyi daha güçlü daha tanınmış bir sözlük için, yazın, öğretin, bilgilendiriniz efendim
devamını gör...
seni sen yapan cümlelerin
ünlü düşünür descartes'in en sevdiğim sözünü feyz alarak hayatımı idame ettirmekteyim.*
"üşeniyorum, öyleyse yarın."
"üşeniyorum, öyleyse yarın."
devamını gör...
duyulunca mutlu eden sözler
sesini duymak için aradım.
devamını gör...
korku
korku, her insanın hayatında yer alan ve kişinin hayatta kalmasına yardımcı olan bir duygudur.
böyle bir duygu nasıl olurda insanı hayatta tutar diye soracak olursanız, ölüm korkusundan tutunda, gece evimizde otururken duyduğumuz herhangi bir tıkırtının vücudumuzda yarattığı etkiler sebebiyle koruma mekanizmamızı ortaya çıkarıp kendimizi güvence altına almak isteğini temel olarak alabiliriz.
peki, bu korku duygusu beynimizde nasıl bir etki yaratıyorda korunma mekanizmamızı ortaya çıkarıyoruz?
gece evde otururken, birden elektriğin gitmesi ve içeriden bir ses duymamız, beynimiz için bir uyarıdır ve bu uyarıyı alan, koku hariç tüm duyulardan uyartı alan talamus'tur. alınan bu uyarı yorumlanması için vücudun iç durumu hakkında bilgi alan, aldıklarını değerlendiren ve yanıt veren duyu korteksine gönderilir. uyarı yorumlandıktan sonra hafızadan sorumlu olan hipokampus'a yollanır. hipokampus ise daha önce benzer olarak yaşanmış anılarla bu yaşanan anı bağlamaya, ortak noktası olup olmadığına bakar. ondan sonra, başta korku olmak üzere duyuların denetiminden sorumlu olan ve empatiye dayalı eylemlerimize yön veren amigdala göreve girer. olabilecek tehlikeleri belirler ve korku anısını saklar. son olarak, duygusal kararları hormonlar salgılayarak yöneten hipotalamus, böbreküstü bezlerini çalıştrarak vücudumuzda adrenalin ve nöradrenalin hormanlarının salgılamasını sağlayıp kalbimizin hızlı atmasını ve böylece savaş ya da kaç mekanizmamızın devreye girmesine sebep olur.
bu süreç beyinde yaşananlardı, fakat vücudumuzun da korku anında uğradığı değişiklikler de mevcut. böbrek üstü bezlerinden salgılanan adrenalin ve nöradrenalin hormanlarının bazı etkilerini şöyle sayabiliriz:
-kalbin atış hızı ve basıncı artar.
-kana glikoz geçmesi sağlanarak kan şekeri artar.
-yağ asitleri serbest bırakılarak enerji verici olarak kullanılır.
-derideki kılcal damarlar daralır, böylece yüzün rengi sararır.
-göz bebekleri daha iyi görebilmek için büyür.
-soluk alıp verme hızlanır.
-sindirim sistemi faaliyetini yavaşlatır.
-kanın pıhtılaşma süresi kısalır.
tabii ki, korkunun serüveni bu kadar değildir. yaşadığımız korku anlarında, beynimiz kendine uzun ya da kısa olmak üzere iki ayrı yol belirler. kısa yol, daha çok işi şansa bırakmamak prensibiyle işler. ve yolculuğu talamus, amigdala ve hipotalamus arasındadır. uzun yol ise korku sürecini uzatıp daha uzun yaşanmasına sebep olur. yani içinde olduğu anın daha önce yaşanıp yaşanmadığını, yaşandıysa nasıl sonuçlara vardığını hesaba katar. onun yolculuğu ise talamus, duyu korteksi, hipokampus arasındadır.
biz insanlar olarak, hayatımızda bu duyguyu ne kadar istemesek de yaşamamızı sağladığı da bir gerçektir. isteyerek korkamayız fakat çoğunlukla istemediğimiz şeylerden korkarız ya da bilmediklerimizden.
insanın beyni ve bedeni de en az tarihi kadar gizem ve muamma içerir ve korku hakkında yapılan araştırmalar bu gizeme ışık tutmaktadır. ve bu tutulan ışık daha da büyüyüp bizim bilmediklerimizi aydınlatacak ve korkularımıza ışık olacaktır. fakat biz insanlar geliştikçe ve ürettikçe, korkularımızı daha fazla tetikleyecek etkenler ortaya çıkarıp içinden çıkılamayacak bir döngüye girebileceğimiz olasılığını da ihtimaller arasına yerleştirmeliyiz.
kaynakça
böyle bir duygu nasıl olurda insanı hayatta tutar diye soracak olursanız, ölüm korkusundan tutunda, gece evimizde otururken duyduğumuz herhangi bir tıkırtının vücudumuzda yarattığı etkiler sebebiyle koruma mekanizmamızı ortaya çıkarıp kendimizi güvence altına almak isteğini temel olarak alabiliriz.
peki, bu korku duygusu beynimizde nasıl bir etki yaratıyorda korunma mekanizmamızı ortaya çıkarıyoruz?
gece evde otururken, birden elektriğin gitmesi ve içeriden bir ses duymamız, beynimiz için bir uyarıdır ve bu uyarıyı alan, koku hariç tüm duyulardan uyartı alan talamus'tur. alınan bu uyarı yorumlanması için vücudun iç durumu hakkında bilgi alan, aldıklarını değerlendiren ve yanıt veren duyu korteksine gönderilir. uyarı yorumlandıktan sonra hafızadan sorumlu olan hipokampus'a yollanır. hipokampus ise daha önce benzer olarak yaşanmış anılarla bu yaşanan anı bağlamaya, ortak noktası olup olmadığına bakar. ondan sonra, başta korku olmak üzere duyuların denetiminden sorumlu olan ve empatiye dayalı eylemlerimize yön veren amigdala göreve girer. olabilecek tehlikeleri belirler ve korku anısını saklar. son olarak, duygusal kararları hormonlar salgılayarak yöneten hipotalamus, böbreküstü bezlerini çalıştrarak vücudumuzda adrenalin ve nöradrenalin hormanlarının salgılamasını sağlayıp kalbimizin hızlı atmasını ve böylece savaş ya da kaç mekanizmamızın devreye girmesine sebep olur.
bu süreç beyinde yaşananlardı, fakat vücudumuzun da korku anında uğradığı değişiklikler de mevcut. böbrek üstü bezlerinden salgılanan adrenalin ve nöradrenalin hormanlarının bazı etkilerini şöyle sayabiliriz:
-kalbin atış hızı ve basıncı artar.
-kana glikoz geçmesi sağlanarak kan şekeri artar.
-yağ asitleri serbest bırakılarak enerji verici olarak kullanılır.
-derideki kılcal damarlar daralır, böylece yüzün rengi sararır.
-göz bebekleri daha iyi görebilmek için büyür.
-soluk alıp verme hızlanır.
-sindirim sistemi faaliyetini yavaşlatır.
-kanın pıhtılaşma süresi kısalır.
tabii ki, korkunun serüveni bu kadar değildir. yaşadığımız korku anlarında, beynimiz kendine uzun ya da kısa olmak üzere iki ayrı yol belirler. kısa yol, daha çok işi şansa bırakmamak prensibiyle işler. ve yolculuğu talamus, amigdala ve hipotalamus arasındadır. uzun yol ise korku sürecini uzatıp daha uzun yaşanmasına sebep olur. yani içinde olduğu anın daha önce yaşanıp yaşanmadığını, yaşandıysa nasıl sonuçlara vardığını hesaba katar. onun yolculuğu ise talamus, duyu korteksi, hipokampus arasındadır.
biz insanlar olarak, hayatımızda bu duyguyu ne kadar istemesek de yaşamamızı sağladığı da bir gerçektir. isteyerek korkamayız fakat çoğunlukla istemediğimiz şeylerden korkarız ya da bilmediklerimizden.
insanın beyni ve bedeni de en az tarihi kadar gizem ve muamma içerir ve korku hakkında yapılan araştırmalar bu gizeme ışık tutmaktadır. ve bu tutulan ışık daha da büyüyüp bizim bilmediklerimizi aydınlatacak ve korkularımıza ışık olacaktır. fakat biz insanlar geliştikçe ve ürettikçe, korkularımızı daha fazla tetikleyecek etkenler ortaya çıkarıp içinden çıkılamayacak bir döngüye girebileceğimiz olasılığını da ihtimaller arasına yerleştirmeliyiz.
kaynakça
devamını gör...
andy warhol
pop art akımının önemli temsilcilerinden abd'li ressam, film yapımcısı, yayıncı. 1987 yılında 59 yaşında ölmüştü. bugünkü sosyal medya popülerliğini görmese de bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak diyerek büyük bir öngörüde bulunmuştu.
devamını gör...
derdini seveyim başlıkları
devamını gör...
babayla girilen diyaloglar
babamın hiç unutamadığım sözünü yazayım ben de madem. ''seninle konuşacak veya yapacak hiçbir ortak şeyimiz yok. sen bu hayattaki en büyük pişmanlığımsın. ''
devamını gör...
ciddi ciddi whatsapp'ı tamamen bırakmak
ben sadece haberleşme amacıyla kullanıyorum.
sohbet, muhabbet için zaten kullanmam.
ama gecenin üçünde de mesaj gelse başım gözüm üstünedir. cevap vermeye çalışırım.
gecenin üçünde de olsa yardıma her daim hazırım.
gecenin üçünde de olsa insanların canı sıkkın, morali bozuk olabilir.
gecenin üçünde de olsa empati yapabilirim.
gecenin üçünde de olsa dostluk, arkadaşlık önemlidir.
gecenin üçünde de olsa insanlık, insanları anlamaya çalışmaktan geçer.
gecenin üçünde de olsa yazın arkadaşlar, sözlükte yazanlara da cevap vermeye çalışırım.
gecenin üçünde de olsa insanlık devam ediyor.
sohbet, muhabbet için zaten kullanmam.
ama gecenin üçünde de mesaj gelse başım gözüm üstünedir. cevap vermeye çalışırım.
gecenin üçünde de olsa yardıma her daim hazırım.
gecenin üçünde de olsa insanların canı sıkkın, morali bozuk olabilir.
gecenin üçünde de olsa empati yapabilirim.
gecenin üçünde de olsa dostluk, arkadaşlık önemlidir.
gecenin üçünde de olsa insanlık, insanları anlamaya çalışmaktan geçer.
gecenin üçünde de olsa yazın arkadaşlar, sözlükte yazanlara da cevap vermeye çalışırım.
gecenin üçünde de olsa insanlık devam ediyor.
devamını gör...
bal porsuğu (yazar)
çekilin, linç yemeye geldim.
1. burası bir sözlük, üyesi olduğu ekşi gibi, yani kurallar belli. nickaltı kapalı bir değil, isteyen gelip yazıyor, sözlük kural ve formatlarına uymuyorsa silinir, bu kadar. gerisi kalır. yani hem ayranım dökülmesin hem arka nahiyem sıcak kalsın durumu yok, işine gelmiyorsa yol orada.
2. derdin varsa, yönetim de yardımcı olmuyorsa yaz? milyon tane ayılıp bayılanın var baksana? haklıysan biz de yanında duralım? o da yok.
3. troller hep var, hep de var olacak. kimse kusura bakmasın, canım istediğinde ben de yapıyorum, burası pembe kucaklar ana okulu değil, dakka başı mükemmel tasviri insanlar gibi dolaşacak halimiz de yok?
4. yoldaş'ın bindiği dalı, hem de böyle "değerli bir yazarın" oturduğu dalı yanlışlıkla olsa bile keseceğine inanmıyorum kimse kusura bakmasın. yoldaşın yalakası da değilim, burası sözlük ya? porsuğa bir, yoldaşa iki olmadı bana üç. bu ne ya, ülkenin en faal muhalefet lideri ömür boyu sürgüne gitmiş gibi? sıktınız.
kaç oldu lan? hah, 5. yine de varsa başka bişi alsın bir çaylak hesabı anlatsın derdini??
ben gidiyorum, çoluk çocuk bekler, hof!
peşin not : dm'den sakın ama sakın "yhaaa öyle değil, öyle biri değillll :s" diye gelmeyin, valla küfrederim.
1. burası bir sözlük, üyesi olduğu ekşi gibi, yani kurallar belli. nickaltı kapalı bir değil, isteyen gelip yazıyor, sözlük kural ve formatlarına uymuyorsa silinir, bu kadar. gerisi kalır. yani hem ayranım dökülmesin hem arka nahiyem sıcak kalsın durumu yok, işine gelmiyorsa yol orada.
2. derdin varsa, yönetim de yardımcı olmuyorsa yaz? milyon tane ayılıp bayılanın var baksana? haklıysan biz de yanında duralım? o da yok.
3. troller hep var, hep de var olacak. kimse kusura bakmasın, canım istediğinde ben de yapıyorum, burası pembe kucaklar ana okulu değil, dakka başı mükemmel tasviri insanlar gibi dolaşacak halimiz de yok?
4. yoldaş'ın bindiği dalı, hem de böyle "değerli bir yazarın" oturduğu dalı yanlışlıkla olsa bile keseceğine inanmıyorum kimse kusura bakmasın. yoldaşın yalakası da değilim, burası sözlük ya? porsuğa bir, yoldaşa iki olmadı bana üç. bu ne ya, ülkenin en faal muhalefet lideri ömür boyu sürgüne gitmiş gibi? sıktınız.
kaç oldu lan? hah, 5. yine de varsa başka bişi alsın bir çaylak hesabı anlatsın derdini??
ben gidiyorum, çoluk çocuk bekler, hof!
peşin not : dm'den sakın ama sakın "yhaaa öyle değil, öyle biri değillll :s" diye gelmeyin, valla küfrederim.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydıııın sözlük ahalisi. bugün yeni bir ay başlıyor koşun hadi aylık hedef belirleyin, plan yapın, şöyle kendinize bir kahve ısmarlayın. bu ay da her şeyi halledecek umudumuz var; daim olsun! *
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
bir ömür ağrıma gitse de dünyadan oluşmuş harfler
yarım dalgın ve kusurlu geldim ben buraya
günde beş defa hiçbir şey yapmamaktansa
kalıp sana baktım
kalıp sana bakmak oldu dünya
seyyidhan kömürcü
yarım dalgın ve kusurlu geldim ben buraya
günde beş defa hiçbir şey yapmamaktansa
kalıp sana baktım
kalıp sana bakmak oldu dünya
seyyidhan kömürcü
devamını gör...
sermet bey
ilk nickaltı açılımı benden. *
gelir gelmez yazdığınız şiirle neşem kat kat arttı. elinize sağlık, devam devam. *
iyi pişmeler, keyifli sözlükler. *
gelir gelmez yazdığınız şiirle neşem kat kat arttı. elinize sağlık, devam devam. *
iyi pişmeler, keyifli sözlükler. *
devamını gör...
kahvaltının olmazsa olmazı
çay olmazsa olmaz, bu sabah çay olmadan kahvaltı yaptım bir gerginlik var üstümde hala gün başlamamış gibi hissediyorum canım bir sıkkın anlatamam.
devamını gör...
trt diyanet çocuk kanalı'nın kurulması
diyanet son zamanlarda ''türk aile yapısı'' diyerek dindar ve kindar bir nesil yetiştirmek için çok çalışıyor.
“diyanet’in her geçen yıl artış gösteren faaliyetleri, mevcut iktidar tarafından arzu edilen toplumsal değişime ivme kazandırma amacıyla hayata geçiriliyor. aile kurumunun bütünlüğünü korumaya yönelik çalışmalar, kadınların boşanmalarını engelleme amacıyla gerçekleştirilen etkinlikler, çocukları kavramakta zorlandıkları dinî kavramlarla tanıştıran eğitimler, gençlere kyk yurtlarında verilen manevi danışmanlık hizmetleri, üniversite kampüslerinin tamamına cami/külliye yapılması, tahayyüllerdeki toplumu inşa etmek için atılan adımlar arasında yerini alıyor. bu çalışmaların bizzat diyanet işleri başkanlığı himayesinde yürütülmesi, kurumun cumhuriyet tarihinde belki de hiç olmadığı kadar araçsallaştırıldığını ortaya koyuyor.”
bu konuda yazılmış "biz her şeyiz" diyanet'in işleri isimli kitabı okumanızı öneririm. konuyla ilgili yazar burcu karakaş ile yapılan röportaj aşağıdadır. (46. dakikadan itibaren izleyebilirsiniz)
“diyanet’in her geçen yıl artış gösteren faaliyetleri, mevcut iktidar tarafından arzu edilen toplumsal değişime ivme kazandırma amacıyla hayata geçiriliyor. aile kurumunun bütünlüğünü korumaya yönelik çalışmalar, kadınların boşanmalarını engelleme amacıyla gerçekleştirilen etkinlikler, çocukları kavramakta zorlandıkları dinî kavramlarla tanıştıran eğitimler, gençlere kyk yurtlarında verilen manevi danışmanlık hizmetleri, üniversite kampüslerinin tamamına cami/külliye yapılması, tahayyüllerdeki toplumu inşa etmek için atılan adımlar arasında yerini alıyor. bu çalışmaların bizzat diyanet işleri başkanlığı himayesinde yürütülmesi, kurumun cumhuriyet tarihinde belki de hiç olmadığı kadar araçsallaştırıldığını ortaya koyuyor.”
bu konuda yazılmış "biz her şeyiz" diyanet'in işleri isimli kitabı okumanızı öneririm. konuyla ilgili yazar burcu karakaş ile yapılan röportaj aşağıdadır. (46. dakikadan itibaren izleyebilirsiniz)
devamını gör...
komşunun verdiği aşureyi çöpe atmak
çok aşırı şüphelerim olmaz ise kesinlikle yapmayacağım harekettir.
devamını gör...
berat albayrak'ın sağlık sorunu
merak edilendir.
hayır nasıl bir sorunmuş ülke şaha kalkarken, gemini kaptansız bırakıyorsun?
tam şu köşeyi dönsek almanya bizi kıskanacak dönemecindeydik sayın bakanım.
hayır nasıl bir sorunmuş ülke şaha kalkarken, gemini kaptansız bırakıyorsun?
tam şu köşeyi dönsek almanya bizi kıskanacak dönemecindeydik sayın bakanım.
devamını gör...
alerjik rinit
diğer adıyla saman nezlesi.
kişinin hayat kalitesini ciddi manada düşüren lanet bir durum. sabah uyanır uyanmaz, ıpişuuu ıpişşuuuu diye üst üste 20 kere hapşırdınız mı hiç?
toplu taşımaya binince de aynı hapşırma krizleri yokluyor insanı. hadi eskiden hapşırınca, insanlar "çok yaşayın" derdi.
şimdi öyle hapşırsam atarlar beni metrobüsten.
bu bir dramdır.
kişinin hayat kalitesini ciddi manada düşüren lanet bir durum. sabah uyanır uyanmaz, ıpişuuu ıpişşuuuu diye üst üste 20 kere hapşırdınız mı hiç?
toplu taşımaya binince de aynı hapşırma krizleri yokluyor insanı. hadi eskiden hapşırınca, insanlar "çok yaşayın" derdi.
şimdi öyle hapşırsam atarlar beni metrobüsten.
bu bir dramdır.
devamını gör...
çocukken inanılmaz kıymetli olan şeyler
muz vallaha da muz billaha da muz benim için aşırı kıymetliydi çocukluğumun ve hatta biraz da ergenliğe doğru kıymetli meyveydi alamazdık temel ihtiyaçları zor alan annemden bir de onu istemek aşırı lükstü yiyenlere bakardım uzaktan biraz buruk meyvedir benim için alır dağıtırım hatta ama o vakitlerdeki gibi kıymetli gelmiyor şimdi evde kilolarca var ama yemiyorum kıymeti kalmadı
devamını gör...
dobralık ile patavatsızlık arasındaki ince çizgi
nedir o ince çizgi? önce bu soya odaklanıp cevaplayalım.
dobralık*; işler yolunda gitmediğinde veya beklenen bir sonucun dışında bir sonuç elde edildiğinde özeleştiri veya eleştiri sınırlarında kalmak şartıyla yapılacak açıklamadır. yani gelişim için yapılması gereken uyarı, açıklama diyelim kısaca.
patavatsızlık; ise bir durum veya olay karşısında, lafın nereye/kime dokunacağını düşünmeden akla gelenin süzülmeden dile getirilmesidir. yani aklına geleni akıl süzgecinden geçirmeden dillendirmektir kısaca.
şimdi konumuza bu iki tanım ışığında tekrar dönecek olursak aslında çok ince bir çizgi olmadığını görürüz.
özetle, ilim kendini bilmektir. kendini yani haddini bilirsen dobra olursun. kendini yani haddini bilmezsen de patavatsız…
(bkz: haddini bilmek)
(bkz: haddini aşmak)
(bkz: haddini aşmamak)
dobralık*; işler yolunda gitmediğinde veya beklenen bir sonucun dışında bir sonuç elde edildiğinde özeleştiri veya eleştiri sınırlarında kalmak şartıyla yapılacak açıklamadır. yani gelişim için yapılması gereken uyarı, açıklama diyelim kısaca.
patavatsızlık; ise bir durum veya olay karşısında, lafın nereye/kime dokunacağını düşünmeden akla gelenin süzülmeden dile getirilmesidir. yani aklına geleni akıl süzgecinden geçirmeden dillendirmektir kısaca.
şimdi konumuza bu iki tanım ışığında tekrar dönecek olursak aslında çok ince bir çizgi olmadığını görürüz.
özetle, ilim kendini bilmektir. kendini yani haddini bilirsen dobra olursun. kendini yani haddini bilmezsen de patavatsız…
(bkz: haddini bilmek)
(bkz: haddini aşmak)
(bkz: haddini aşmamak)
devamını gör...