geceye bir sanat eseri bırak
galina zhiganova - a woman cuts the hem of a kimono so as not to wake a cat (2007)adı üzerinde, uyuyan kediyi uyandırmamak için kıyafetinden bir parça kesmeyi tercih etmiş bir kadının resmi. bir kedim bile yok ama kendisine çok hak veriyorum. bu eseri pek beğendim o yüzden bu geceye bırakayım.
devamını gör...
sokak röportajında ekonomiden dem vuran 11 yaşındaki çocuk
başlık değiştiği için ben de düzeltme yapmak zorunda kaldım.
bu dünya güzeli kız "bir şey diyebilir miyim?" diye izin isteyerek dahil oluyor bu röportaja...
böyle lafa giriyor 11 yaşındaki kız çocuğu; tüm derdi annesi eve ders çalışsın diye çağırırken arkadaşları ile sokakta 5 dk daha fazla oyun oynamak olması gereken bir kız çocuğu...
ağzından çıkan her söz, her soru yüreğine batıyor insanın...
"kendi kendimize bakıyoruz" diyor, "5 kişilik bir aileye 2000 tl nasıl yetsin?" diyor.
bu kız 11 yaşında, soracağı sorular bunlar değil, minicik sırtında koca bir hayat yükü, kimden sorulacak hesabı bunun?
bunları düşünüyorum çünkü halimiz bu diyor...
halimiz bu...
bu dünya güzeli kız "bir şey diyebilir miyim?" diye izin isteyerek dahil oluyor bu röportaja...
böyle lafa giriyor 11 yaşındaki kız çocuğu; tüm derdi annesi eve ders çalışsın diye çağırırken arkadaşları ile sokakta 5 dk daha fazla oyun oynamak olması gereken bir kız çocuğu...
ağzından çıkan her söz, her soru yüreğine batıyor insanın...
"kendi kendimize bakıyoruz" diyor, "5 kişilik bir aileye 2000 tl nasıl yetsin?" diyor.
bu kız 11 yaşında, soracağı sorular bunlar değil, minicik sırtında koca bir hayat yükü, kimden sorulacak hesabı bunun?
bunları düşünüyorum çünkü halimiz bu diyor...
halimiz bu...
devamını gör...
çiçekleri neden sevdiğini bilmeyen kadın
ben de "sevginin niçini olmaz ki efendim (...)
çünkü biz önce severiz sonra sevdiğimiz şeyin güzel taraflarını bulmaya çalışırız." demek istiyorum.
çünkü biz önce severiz sonra sevdiğimiz şeyin güzel taraflarını bulmaya çalışırız." demek istiyorum.
devamını gör...
az bilinen güzel kitaplar
kıyıda köşede kalmış, güzel olmasına rağmen hak ettiği ilgiyi görmemiş, sözlük yazarlarının beğendiği kitapları öğrenmeyi amaçlayan başlık. çoğu zaman belli başlı kitaplar öne çıktığı, tavsiye edildiği için bazı kitaplar içeriklerinin kalitesine rağmen gölgede kalıyor. aynı yazarların, aynı kitapların sürekli cilanan krallıkları hüküm sürüyor ve bazı güzel eserler bu kalabalığın içinde tabiri caizse yitip gidiyor. bu sebeple pek bilinmeyen, yazarların güzel bulduğu kitapları merak etmekteyim.
devamını gör...
garip psikolojik rahatsızlıklar
katatonik şizofreni: hastalar kaskatı kesilirlerken şizofreni de seyreder. ama öyle bir kaskatılıktır ki günlerce aynı vaziyette durabilirler.
majör depresyon: kişi kendini çok değersiz ve işe yaramaz görür. bunu kendi içerisinde bitirmiştir, kendine kanıtlamıştır. en sonunda hareket bile edemeyecek hâle gelebilir. sürekli aklında intihar ve kendine zarar verme vardır.
şizofreni: kişi, depresyonunu alakasız şeylere bağlayabilir. örneğin yerlere basılmasına. yerlere basmasak sıkıntısı geçecek sanar ve buna öyle inanır ki kendisinin "yer" olduğunu düşünür, sanar. paranoyalar geliştirir ve yankı gibi sesler duyar. örneğin herkes ona bomba atmak istiyor sanabilir. tabii bu kadar absürt olmak zorunda değil. seyrek de olsa gerçekte olmayan şeyler görür. tabii bunların hepsi değişebilir.
manik depresyon*: depresyondaki kişi değerli olmak uğruna koşar da koşar. böylece depresyondan kurtulur ama bu kez de gereksiz bir neşeli veya sinirli olma hâli seyreder. yorulmayabilirler. bu hastalar önce depresyona sokulur sonra da depresyonları tedavi edilir. aşırı neşeli oluşları sıkıntı yaratabilir. delice şeyler yaparak kendilerine ve çevreye zarar verebilirler.
anksiyete: her türlü tedavi edilmesi gereken psikolojik tepkidir. kaygılıdırlar. ellerini ceplerine atmak konusunda mesela çok kaygılanabilirler. kalpleri hızlıca çarpmaya başlar kaygılandıklarında. bu doğal bir şey olsa da kaygıları yersizdir. travmalar nedeni ile tuhaf alışkanlıklar geliştirebilirler. kişi kirpiklerini kopartabilir, taş yiyebilir, kafasını duvara vurabilir, bir gülüp bir ağlama krizine girebilir.
hepsi oldukça garip ve inanması, anlaması güç bence psikolojik rahatsızlıkların. öte yandan hepsi de birbiri ile iç içe, değişken, kronik. kişi psikolojik rahatsızlığına alışmalı. ilaçlar çoğu kez kesin bir çözüm sağlamaz. çünkü beyne ulaşmaları çok dolanbaçlıdır. toplumumuz ne yazık ki psikolojik rahatsızlıklar konusumda bilinç ve duyar yoksunu. kafaya takmamakla vs. düzelir sanıyorlar, numara yapılıyor, rahat etmeye çalışılıyor zannediyorlar.
uzman bir klinik psikolog ile uzun süreli bir terapi ve rutin bir doktor muaynesi önerilir. (bkz: hiwell)
majör depresyon: kişi kendini çok değersiz ve işe yaramaz görür. bunu kendi içerisinde bitirmiştir, kendine kanıtlamıştır. en sonunda hareket bile edemeyecek hâle gelebilir. sürekli aklında intihar ve kendine zarar verme vardır.
şizofreni: kişi, depresyonunu alakasız şeylere bağlayabilir. örneğin yerlere basılmasına. yerlere basmasak sıkıntısı geçecek sanar ve buna öyle inanır ki kendisinin "yer" olduğunu düşünür, sanar. paranoyalar geliştirir ve yankı gibi sesler duyar. örneğin herkes ona bomba atmak istiyor sanabilir. tabii bu kadar absürt olmak zorunda değil. seyrek de olsa gerçekte olmayan şeyler görür. tabii bunların hepsi değişebilir.
manik depresyon*: depresyondaki kişi değerli olmak uğruna koşar da koşar. böylece depresyondan kurtulur ama bu kez de gereksiz bir neşeli veya sinirli olma hâli seyreder. yorulmayabilirler. bu hastalar önce depresyona sokulur sonra da depresyonları tedavi edilir. aşırı neşeli oluşları sıkıntı yaratabilir. delice şeyler yaparak kendilerine ve çevreye zarar verebilirler.
anksiyete: her türlü tedavi edilmesi gereken psikolojik tepkidir. kaygılıdırlar. ellerini ceplerine atmak konusunda mesela çok kaygılanabilirler. kalpleri hızlıca çarpmaya başlar kaygılandıklarında. bu doğal bir şey olsa da kaygıları yersizdir. travmalar nedeni ile tuhaf alışkanlıklar geliştirebilirler. kişi kirpiklerini kopartabilir, taş yiyebilir, kafasını duvara vurabilir, bir gülüp bir ağlama krizine girebilir.
hepsi oldukça garip ve inanması, anlaması güç bence psikolojik rahatsızlıkların. öte yandan hepsi de birbiri ile iç içe, değişken, kronik. kişi psikolojik rahatsızlığına alışmalı. ilaçlar çoğu kez kesin bir çözüm sağlamaz. çünkü beyne ulaşmaları çok dolanbaçlıdır. toplumumuz ne yazık ki psikolojik rahatsızlıklar konusumda bilinç ve duyar yoksunu. kafaya takmamakla vs. düzelir sanıyorlar, numara yapılıyor, rahat etmeye çalışılıyor zannediyorlar.
uzman bir klinik psikolog ile uzun süreli bir terapi ve rutin bir doktor muaynesi önerilir. (bkz: hiwell)
devamını gör...
her güne bir kitap
(bkz: ölüm,yazı,vücut)

(...)eğer felsefe,
olguların olanaklılık koşullarını anlamakla yükümlü düşünce disipliniyse,
o zaman söylenemez olanın alanına adım atıp,orada "vücutsal kendiliği" kavramaya çaba göstermelidir.
böyle bir çaba, söylenemez olanı söyleme yanılsamasına kapılmaz, yada kapılmamalıdır.
bilir ki söylenemez olan,
söylenemez kalacaktır.
ama kavramsal çabanın yazısı söylenemez olanı cağrıştırabilir, ya da onun ölçüsünü yeniden koyabilir.
tüm kavramlara söylemediklerini söyleterek...
ahmet soysal 'ın
sezi, doku ve kavram niteliklerini
ölüm de,
yazı da,
ve vücut da bir solukta betimlemiş,
resimleri ile bahar kocaman
simgesel hale getirmiştir.
"soyutlama" isimli sergi çalışmaları sayfalar arasında görsel şölen oluşturmuştur.
bir solukta okunan kitabımız 53 sayfa olarak,
norgunk yayıncılık tarafından 2004 yılında baskıya alınmıştır.

(...)eğer felsefe,
olguların olanaklılık koşullarını anlamakla yükümlü düşünce disipliniyse,
o zaman söylenemez olanın alanına adım atıp,orada "vücutsal kendiliği" kavramaya çaba göstermelidir.
böyle bir çaba, söylenemez olanı söyleme yanılsamasına kapılmaz, yada kapılmamalıdır.
bilir ki söylenemez olan,
söylenemez kalacaktır.
ama kavramsal çabanın yazısı söylenemez olanı cağrıştırabilir, ya da onun ölçüsünü yeniden koyabilir.
tüm kavramlara söylemediklerini söyleterek...
ahmet soysal 'ın
sezi, doku ve kavram niteliklerini
ölüm de,
yazı da,
ve vücut da bir solukta betimlemiş,
resimleri ile bahar kocaman
simgesel hale getirmiştir.
"soyutlama" isimli sergi çalışmaları sayfalar arasında görsel şölen oluşturmuştur.
bir solukta okunan kitabımız 53 sayfa olarak,
norgunk yayıncılık tarafından 2004 yılında baskıya alınmıştır.
devamını gör...
çaylakların aşırı ezik olduğu gerçeği
ne ara sözlük açıldı da ne ara türediniz be kardesim.
devamını gör...
güzel kadın isimleri
gelecekte olursa eğer kızımın / kızlarımın ismini bırakmak isterim.
eylül ve arven
eylül ve arven
devamını gör...
yağmur sonrası toprak kokusu
şu sıralar güne başlarken duyulan rahatlatıcı kokudur.
devamını gör...
zor bir insan olmak
insanlar sizi anlamaya çalışmazlar. genellikle ötekileştirilirsiniz. zor bir insan olmak zordur.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
üç hürel - bir sevmek bin defa ölmek demekmiş
buradan dinleyebilirsiniz
slash - anastasia*
buradan
keny arkana - la rage*
ve buradan
t: hangi birini bırakayım dediğim başlık.
buradan dinleyebilirsiniz
slash - anastasia*
buradan
keny arkana - la rage*
ve buradan
t: hangi birini bırakayım dediğim başlık.
devamını gör...
canpare
fındık kremalısı ve çikolata kremalısı olan bisküvi. severek ailecek yiyoruz efendim sadece kendileri kilo olarak geriye dönmezlerse daha da mutlu olacağız.
devamını gör...
atatürk bugün yaşasaydı ak partili olurdu
dedemin inanarak söylediği tez.
ihtiyarla oturup çayımızı yudumlarken o lanet siyaset bataklığına adım atmamızla başladı.
ihtiyar bugünlerimizin değerini anlattı. sorunu isyana, şükürsüzlüğe kadar getirdi.
nankör ve devlet düşmanlığıyla süslerken, hard kapitalizm abimiz içimden '' ulan şu yaşlı moruklar yok mu'' haykırdı.
ah ah . kaybedeceğim bir savaşa girmiştim. taş devrinin ilk dönemlerini anlatıyor sanıyordum ama dedem 50 yıl öncesini anlattığını sonradan fark ettim.
yolların olmadığını, hastanelerin, türbanlı bacıları, camilerin ahıra, türkçe ezan hadisesi, tüp kuyrukları, kara borsa, sağ sol, alevi sünni olayları, darbeler uzun bir masal .
''hey hey atatürk bugün yaşasaydı akp rozeti takar'' diye noktalı.
inanmış gibi yapıp fazla kalbini yormadım.
dedemi incitemedim.
the walking deadler hakkın rahmetine kavuşmadığı sürece zor.
ihtiyarla oturup çayımızı yudumlarken o lanet siyaset bataklığına adım atmamızla başladı.
ihtiyar bugünlerimizin değerini anlattı. sorunu isyana, şükürsüzlüğe kadar getirdi.
nankör ve devlet düşmanlığıyla süslerken, hard kapitalizm abimiz içimden '' ulan şu yaşlı moruklar yok mu'' haykırdı.
ah ah . kaybedeceğim bir savaşa girmiştim. taş devrinin ilk dönemlerini anlatıyor sanıyordum ama dedem 50 yıl öncesini anlattığını sonradan fark ettim.
yolların olmadığını, hastanelerin, türbanlı bacıları, camilerin ahıra, türkçe ezan hadisesi, tüp kuyrukları, kara borsa, sağ sol, alevi sünni olayları, darbeler uzun bir masal .
''hey hey atatürk bugün yaşasaydı akp rozeti takar'' diye noktalı.
inanmış gibi yapıp fazla kalbini yormadım.
dedemi incitemedim.
the walking deadler hakkın rahmetine kavuşmadığı sürece zor.
devamını gör...
keyif verici madde
nerede lütfen söyleyin.
devamını gör...
sözlükte sabahlamak
hava değişiminden olsa gerek.. gram uykum yok.. beraber sabahlayacagiz sevgili sözlüğüm..
devamını gör...
her şeyi kafaya takma sorunu
herkes mükemmelliyetçilikten takıyormuş onca şeyi de haberimiz yokmuş be sözlük; vay anasını. tek meczup ben miyim acaba diye düşünmedim değil. swh.*
benim gördüğüm kadarıyla mükemmelliyetçilikten ziyade paranoyaklıktan kaynaklanan sorun şeysi.
genellikle takıntıları tetikleyen bir korku hissi ve ardından da bu korkuyu bastırmak üzere tekrar eden saplantılı davranışlar gelişiyor.
benim gördüğüm kadarıyla mükemmelliyetçilikten ziyade paranoyaklıktan kaynaklanan sorun şeysi.
genellikle takıntıları tetikleyen bir korku hissi ve ardından da bu korkuyu bastırmak üzere tekrar eden saplantılı davranışlar gelişiyor.
devamını gör...
italya denilince akla gelenler
sıcak akdeniz insanı, yüksek sesli coşkulu konuşmalar, pizza, makarna, şarap, sıcak, sıcak, çok sıcak.
devamını gör...
pazar akşamları gelen boşluk hissi
çocukluğumuzu özlediğimizi gösterir. hani bugün sobalı evimizin sobasında kaynamış sıcak suyla leğende banyo edip sonrasında soba kenarına oturup ısınırken sobanın çıtırtısını duymuş olsak boşluk moşluk olmazdı.
(bkz: 90 larda çocuk olmak)
(bkz: sobalı evde büyümek)
(bkz: 90 larda çocuk olmak)
(bkz: sobalı evde büyümek)
devamını gör...

