nerede negatif duygu var hepsi içine çullanmış sanki. dışarıya çıksan daha fazla, içeriye girsen daha da fazla. kimseye bir şey olmuyor. kendi kendine ediyorsun, hırçınlığın senin ruhuna izler bırakıyor, bak bakalım o benliğinden taşan nefret kimin boğazını sarmış? bütün pencereler tozlu değil mi? diyelim ki öyle, olmasa başka bir şey görecek misin sanki? gözlerine inen kömür karası perdeler ne olacak? biliyorum bütün bu karanlığı görmezden gelemezsin ancak sen karanlığı içine çekmişsin, önce o seni yutmuş sonra sen onu iliklerine işlemişsin. neden bundan rahatsızlık duymuyorsun peki? neden bu eziyet hoşuna gidiyor? bu kadar mı kıymeti yok canının?

ve bir insan bu kadar mı üşengeç olur?
resmen yaşamayı bile erteliyorsun, düşünmeyi bırakıp eyleme dök artık bazı şeyleri. aksi takdirde sen düşünürken eyleme dökebilmiş insanların çoktan yolun sonuna ulaşmış olduklarını da düşünmek zorunda kalacaksın. iki gram hırsın olsun.

ayrıca kendine eziyet etme işini bırak.
hobi diyorsun da sayılmıyor be o.
devamını gör...

sana değmez.
devamını gör...


buraları yıkılıyo benden yıkılıyo
hergün peşime bıyıklı takılıyo
ben seni seçtim tahminin doğru
devamını gör...

gecenin bir koru sozluk icin enteresan projeler ureten yazar arkadasimiz. "yapma etme ortaligi karistirma" dedim ama ikna etmis olabilirim de, olmayabilirim de...
devamını gör...

mustafa kemal atatürk'ün çanakkale'ye geçmeden önce tekirdağ'da oluşturduğu alayın ismidir. çanakkale savaşı'nda da nüfusuna göre en fazla şehit veren illerimizden biri de tekirdağ olmuştur.
devamını gör...

genelde sonrasında da sevilmez. çünkü ilk intiba iki kişinin tüm iletişiminin %60 ‘ını belirler.*

kişiler arası iletişim dersini veren o hocanın yalanıncısıyım.
devamını gör...

madem yeni 18 oldun utanmadın mi lan bu kapak fotoğrafını kullanmaya?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: gelsin komplo teorileri).
bu başlık sanki daha önce de açılmıştı.
devamını gör...

1955-1963 yılları arasında güney vietnam’da görev yapmış devlet başkanı.

kendisi 1901 doğumlu ve katolik. dini tercihinden bahsetmenin bir nedeni de bugün başlık açtığım medenileştirme misyonu ile bağlantısı olması. atalarının 17.yy dan itibaren katolikliği seçmesinin nedeni de bu misyonla alakalı.

dini kısmı geçersek, o dönem vietnam için bürokrat yetiştiren bir fransız okulu’ndan mezun oldu. kariyerine en alttan başlamasına rağmen, hızla yükseldi. kendisine içişleri bakanlığı görevini kazandıran ise komünistlere karşı fransa ile kurduğu ittifaktı. onun kendi halkına zulmetmesi içişleri koltuğu kazandırdı. çok uzun süreli olmayan bu koltuk deneyimi, fransızlarla parlamento kurulması konusunda anlaşamayınca , bitti ve bir süre sonra vietnam’dan kaçtı ve yurtdışında 10 koca yıl geçirdi.

phoneix programı başlığında belirttiğim gibi, fransa sonrası güney vietnam’a abd yerleşti. amerika kurduğu bu hükümetin başına diem’i getirdi. o dönemin çok aydınlık bir dönem olmadığını, kuzey ve güney arasındaki mücadelenin devam ettiğini, ortalığın kan gölüne döndüğünü belirteyim. diem, böyle bir dönemde başkan oldu işte. ortalığı yatıştırması gerekirken, daha da körükleyici icraatlarda bulundu. önce, kadrolara akrabalarını yerleştirdi. katolikleri kayırdı ve ülkedeki budist vatandaşlara zulüm etti.bir çok vatandaş, sırf dini inancından dolayı işkence gördü ve öldürüldü. yani birleştirmesi gerekirken, iyice ortalığı viran etti.

her diktatörün başına gelen, onun da başına geldi. amerika ile ters düşünce, amerika’nın düzenlediği bir operasyonla öldürüldü. şu an okuduğum sempatizan (yazar : viet thanh nguyen) kitabından ölümüyle ilgili şöyle bir alıntı paylaşayım:


…ngo dinh diem’in amerika kuklası değil, başkan olduğuna inandığı için suikasta uğramadığı,iyi günlerinde çekilmiş bir fotoğrafın örneği. domuz bağıyla bağlı ellerini, kan maskeli yüzünü, amerikan zırhlı personel aracının içini süsleyen rorschach lekesinden beyin dokusunu ve düşürüldüğü alçaltıcı durumu gözler önüne seren ve dünyanın dört bir yanında dolaşıma giren fotoğrafıyla şehitliğe yaraşır bir ölümün kurbanı olmuş beyaz takım elbiseli bu minyon adam, şimdi vietnamlı katolik yoldaşları için bir azizdi. fotoğrafın alt metni ise al capone kadar incelikliydi: amerika birleşik devletleri’yle dalaşmayın.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fazlasıyla yaptığım bir şey bu, hiç de anormal olduğunu düşünmüyorum.
sokakta yerleri temizleyen belediye çalışanlarına "günaydın, kolay gelsin" demekten, pazardaki esnafa "teşekkür ederim, hayırlı işler" demekten, marketteki kasiyere "merhaba, kolay gelsin" demekten ya da bana yardımcı olan herhangi birisine teşekkür etmekten hiç rahatsız olmadım. hatta bir güzellik görünce iltifat etmekten de çekinmem asla. bize hizmet ediyor olması teşekkürü hak etmediği ya da bizim de zinhar diyemeyeceğimiz anlamına gelmiyor. korkmayın yahu *
şu iki kelime ile gülümseyen insanlar ne büyük mutluluk sebebidir.
o çok değerli teşekkür ederimlerini sakınan insanlar bence bunu bir daha düşünsün...
neyi kimden esirgiyoruz allah aşkına, sonra da insanlar hep mutsuz, kimse gülmüyor. önce kendinden başlamalı insan değişmeye...
kamu spotumu da verdiğime göre çalışmaya geri dönebilirim *
iyi günler, iyi haftalar tüm sözlük ahalisine...*
devamını gör...

futbol liginde takımların sayısının tek sayıya denk gelmesi halinde takımlar karşılaşma için eşleşecek rakipler bulurken, takımın biri rakipsiz kalır. rakipsiz takımın durumunu ifade etmek için de bay geçmek tanımı kullanılır.
devamını gör...

iç burkan bir durum. boş boş ekrana bakmaya sebep oluyor.
devamını gör...

bilgiye ve sorgulamaya aç insanlarla sohbet etmekten çok keyif alırım. insan ne kadar bilgili ise o kadar da bilgiye açtır diyebiliriz bir anlamda. çünkü bu insanlar size bir şeyler katarken sizin de ona bir şeyler katacağından emin bir şekilde dinler sizi. ortaya farklı bakış açıları koyar, farklı sorular sorarak sizi de kendi sorgulamasının içine dahil eder. hayatı sadece yiyip içip gezmek olarak görmeyen, karşısında akıp giden evren denilen sahnenin her bir dekoru üzerine düşünür. sahne arkasını irdeler. işte bu dünya gezintisinde beraber beyin fırtınası yapabildiğim dostlarım en keyifli sohbetlerin aktörüdür benim için.
devamını gör...

18 nisan 1590 yılında babası 3. mehmed henüz manisa sancakbeyi iken manisa da doğdu. annesi handan valide sultandır. 21 aralık 1603 tarihinde babasının ölümü üzerine 13 yaşını 8 ay geçerken tahta çıktı. henüz büyümediği için sancağa gönderilmemiş hatta sünnet dahi edilmemişti.

sultan 1. ahmed’in tahta geçeceği babası ölmeden 6 ay önce belli olmuştu. çünkü bu tarihe kadar abisi şehzade mahmud veliaht’tı. fakat babasından celali isyanlarını bastırmak için ordu istemek gafletine düşünce isyan edeceği korkusu ile idam edilmiş, ve henüz 13 yaşında veliahd şehzade olmuştu.

sancağa çıkmadan tahta çıkan ilk padişahtır. sultan ahmed, sultan 3. mehmed’in 4. oğlu olarak doğmuştu. kendinden küçük bir şehzade mustafa vardı ki, daha sonra deli mustafa olarak anılmış ve iki kez kısa süreli olarak tahta çıkmıştır. sultan ahmed fatih kanunnamesini kardeşi üzerinde tatbik etmemiş, yani onu öldürtmemiştir.

1.ahmed tahta oturduktan 33 gün sonra, 23 ocak 1604 yılında sünnet oldu ve tüm imparatorlukta şenlikler düzenlendi.

babası gibi çok dindar olan sultan ahmed, mükemmel bir tahsil görmüştü. genç yaşına rağmen çok iyi arapça ve farsça biliyordu. “bahti” mahlasıyla yazdığı şiirleri topladığı bir divanı vardır. şiirleri tasavvufa, aşka, kahramanlığa, siyasete ve milli hisler üzerinedir.

tahta geçtikten 19 gün sonra sultan ahmed, büyükannesi safiye valide sultan’ı, eski saraya nakletti. böylece zevci 3.murad’ın daha şehzadeliğinde nüfuz kazandıktan sonra oğlu 3. mehmed’in bütün saltanatı boyunca görülmemiş derecede büyük ve son derece zararlı bir siyasi nüfuz edinmiş olan safiye valide sultan’ın siyasetle ilişiği kesildi ve ölen padişahların eşlerinin olduğu “gözyaşı sarayı” olarak da bilinen beyazıtta ki eski saraya gönderildi.


alınan bu karar genç padişahın aldığı ilk doğru karar olarak kayıtlara geçmiştir. ağabeyinin idamında da etkisi olması safiye sultan için bu sonu kaçınılmaz kılan detaylar arasındadır. aslen italyan olan ve venedik’in hem korfu valisi hem de büyük asillerinden olan baffa’nın kızı olan safiye sultan, henüz 12 yaşındayken türk korsanları tarafından adriyatik denizinde esir alınmış ve manisa’ya veliahd şehzade murad’a hediye edilmişti. safiye valide sultan gözyaşı sarayına sürüldüğü zaman 54 yaşındaydı. bu da sultan 3. mehmedi doğurduğu zaman 17 yaşında olduğunu gösteriyor.

sultan ahmed han, kanuniden beri devlet işleriyle ciddi anlamda ve kabiliyet göstererek alakadar olmuştur. çocuk yaşta gösterdiği zeka ve kavrayış, sonradan oğulları osman ve murad’da deha derecesini bulmuş ve bu iki hükümdar babaları gibi çocuk denecek yaşta büyük fayda sağlamışlardır. 1. ahmed zevk ve eğlence konusunda mutedil olup bu bakımdan kanuniden sonra gelen üç padişaha benzemez. çok dindar ve hiç içki içmeyen bir hükümdar olmasının yanı sıra tıpkı yavuz sultan selim gib sade giyinir, hatta çok değerli kumaşlar kullanmazdı. bir diğer meziyeti ise harem’in devlet yönetimine etkisini çok önceden görüp yaptığı ilk icraatla büyükannesi’ni eski saraya sürmesi olmuştur. onun hükümdarlığı boyunca sarayda hiçbir kadının nüfuzu mevzubahis olmamıştır. buna kösem sultan da dahildir.

fatih kanunnamesi’nin belki devletin bütünlüğü için hayati değer bir değer taşıyan, fakat şüphesiz çok çirkin bir adet olan kardeş katlinin artık bir istisna hükmüne girmesi, sultan ahmed’in meziyetleri arasındadır. ancak tek kardeşi şehzade mustafa’yı idam ettirmemesini, tahta çıktığında henüz bir şehzadesinin olmamasına aynı zamanda şehzade mustafanın akli dengesinin daha o zamanlar bozuk olmasına da bağlamak mümkün. zira sultan ahmed, oğulları 2.osman ve 4.murad kadar olmasa da çok sert ve icap ettiğinde devletin menfaatleri için kan dökmekten çekinmeyen bir padişahtı. buna karşın sultan ahmed hiç sefere çıkmamıştır. gerçi o dönemler ordunun başında sefere çıkan avrupalı hükümdarlar da yok denecek kadar azalmıştı, aynı zamanda kuyucu murad paşa gibi bir vezire sahip olmasıda sefere çıkmamasını açıklayabilir. buna karşılık sultan ahmed, her fırsatta istanbul’da ve diğer yakın illerde halkın arasına karışmış dertlerini bizzat dinlemiştir.



saltanatı döneminde gerçekleşen bir çok mühim olay vardır. bunlar arasında zitvatorok anlaşması ile avusturya ile olan savaşın bitmesi, başlayalı 100 yılı geçmiş olan celali isyanlarının bastırılması, şehzade katline son vermesi planlanan ekber ve erşed kanununun çıkması bunlardan bazılarıdır.

1605 yılının sonlarına doğru kahveden 51 yıl sonra tütün de istanbul sınrlarından onun zamanında geçmiştir ve kahve derecesinde rağbet görmüştür. amerika’ya mahsus bir bitki olan tütünü ingilizler, kızılderelilerden öğrenmişler sonrasında avrupaya ve bu arada istanbul’a da getirmişlerdi. o dönem sigara gibi kağıda sarılıp içme şekli henüz bilinmediği için çubukla içiliyordu.

sultan 1. ahmed han, 21 kasım’ı 22 kasım’a bağlayan 1617 gecesi vefat etti. hastalığının bir mide rahatsızlığı olduğu bilinmekle birlikte çok fazla bir detay yoktur. birkaç hafta hasta yatmış ve artan ağrılara dayanamamış vefat etmiştir. öldüğünde 27 yaşını 7 ay geçiyordu ve o ana kadar eceliyle ölen en genç padişahtır. kendisinden sonra önce kardeşi mustafa daha sonrasında oğulları osman, murad ve ibrahim sırasıyla tahta geçtiler.
devamını gör...

caravaggio'nun 1601 yılında başadığı ve 1606 yılında bitirdiği, louvre'da sergilenen sanat eseri.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu eser, caravaggio'nun ustalık zamanları diyeceğimiz bir döneminde ortaya çıkardığı eserlerden bir tanesi, bu yüzden bu eser, sevgili caravaggio'nun ilk zamanlar ortaya koyduğu eserlerinden çok daha fazla detay ve çok daha farklı bir haz barındırıyor bünyesinde, ayrıca ışık ve gölge kullanımı konusunda, içerisinde bulunduğu akımın diğer ressamlarından bir tık değil, birkaç tık ileride olduğunu da fark ediyoruz.

resmetmeye çalıştığı o dramatik anı, yapılabilecek en harika teatral hava ile resmetmesi ve bunu izleyiciye olabildikçe hoş bir biçimde yansıtmasına bakıyorum da... bir ağız dolusu küfür savuruyorum kavramsal sanat'a, nereden nereye gelmişiz yahu.
devamını gör...

gone girl , a private war da ki oyunculuk performansıyla göz dolduran esrarengiz güzelliği ve hoş ses tonuyla izlemelere doyamadığım ingiliz oyuncudur. psikopat rollerin hakkından sinsice gelir.en iyi kadın oyuncu oscar'ına çok yaklaşmış fakat alamamıştır. verin rosamund ablamıza oradan bir oscar.
devamını gör...

ferdi tayfur seven yazar. ferdi tayfur seven insandan zarar gelmez. sevincini, üzüntüsünü, yalnızlığını ve kalabalığını kendi içinde yaşar. içi yanar, huzuru kalmaz, o da özler, sanma ki yaşıyordur ama çiçekler açar, böcekler öter, nisan yağmurunda ıslanır. allahım sen bilirsin.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir zamanlar deli gibi takip ettiğim tek dizinin bana göre kilit noktası olan bu görüntü ve repliklerdir. neden derseniz , hep bihter’in behlül’ü baştan çıkardığı düşünüldü savunuldu... aslında ilk kapılıp kendine aşık etmeye çalışan behlül’dü. buyrun burdan ;

devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim