ilgili paylaşımlarını ve yorumlarını keyifle okuduğum değerli bir yazar. beğenileri için de ayrıca teşekkürler. kısacık muhabbet etme imkanı buldum ve takdir ettiğim güzel bir insan.
devamını gör...

yalnızlığı yaşarız geride kalan gibi
düşer düşer kalkarız,
her eylül’e isyan gibi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ve eylül olunca ben, düşerim üzüme.
devamını gör...

üniversiteye hazırlık sürecinde bölüm sonu canavarı gibi son anda ortaya çıkan, çoğu öğrencinin korkulu rüyası matematik konusu.

>>>sinüsler, kosinüsler, tanjantlar, kotanjantlar... bütün bunlarla kim neden uğraşır ki?
bütün bu soruların genç raikkonen'in aklını kurcaladığı bir günün sonunda, raikkonen'in bazı şeylere bakışı geri dönülmez biçimde değişecekti. bütün değişimler bir fikirden filizlenir, fikir de okuma ve düşünmenin meyvesidir. raikkonen de elbette -o günün sonunda- okuduğu için değişecekti.

yunanca "trigonon" (üçgen) ve "metron" (ölçmek) kelimelerinden türetilmiş olan trigonometri, üçgenlerin açıları ve kenarları arasındaki bağıntıyı inceler. matematiğin bir konusu kabul edilse de çıkışı astronomi ile mümkün olmuştur. bu nispeten yeni gibi görünen hesaplamaların basit hallerini babilliler ve eski mısırlılar hali hazırda biliyor idiler (ki bu da m.ö. 18. yy civarına tekabül ediyor).
sümerliler çemberi 360 eşit parçaya bölerken yunanlılar çemberde kirişler üzerine çalıştılar. araplar tanjant, kotanjant, sekant ve kosekant kavramlarını tanımlarken abbasiler döneminde ise trigonometri sahaya indi ve akdeniz'in çevresinin uzunluğu bu matematiksel yolla hesaplandı. ardından regiomontanus ve euler ile birlikte seyreden bir tarihsel akış trigomometriyi bugüne kadar getirdi.

>>>raikkonen okuyor ve anlam veremiyordu, çemberde açı, yay, kiriş derken nasıl oldu da tanjanta kotanjanta geçildi birden? burayı birazcık daha kurcalamalıydı.

trigonometrinin altı esas oranı (sinüs, kosinüs, tanjant, kotanjant, sekant, kosekant) arasındaki ilişkileri ilk ortaya koyan kişi iranlı ebu'l vefâ ve ortaya koyduğu birkaç bağıntı:

sin(a+b)=sin(a).cos(b)+cos(a).sin(b)
cos(2a)=1-2sin^2a
sin(2a)=2.sin(a).cos(a)

>>>bu bağıntıları tanıyordu genç raikkonen, az önce çözdüğü soruda kullanmıştı.

ebu'l vefâ, el mervezî'nin ilk kez önermiş olduğu tanjant ve sekant fonksiyonlarını tanımlamıştı. cebirde de bir devrime yol açmış ve ilk defa dördüncü dereceden denklemleri çözümlemişti.

>>>ebu'l vefâ trigonometrinin atası kabul ediliyordu. peki ya el mervezî kimdi? meraklı raikkonen büyük bir iştahla tekrar araştırmaya koyuldu.

habeş el hasib el mervezî. merv'li büyük türk matematikçi. el-harizmî'nin trigonometrisini ileri taşımış, ilk defa tanjant ve sekanttan bahsetmiştir.

>>>bir dakika, türk mü? nasıl yani, trigonometrinin yere basan ayaklarından birisi bir türk'e mi aitti? asla yapamadığı tanjantlı sorular geldi aklına raikkonen'in, ne hissedeceğini bilmiyordu. neden sonra kendine geldi ve sorular sormaya devam etti. peki el harizmî kimdi?
bu iş gittikçe karmaşıklaşıyordu genç raikkonen için. ama kararlıydı, bu trigonometriyi başına saranları tamamen deşifre edecekti.

ilk defa sinüs ve kosinüs cetvellerini oluşturan, bunların foksiyonları üzerinde çalışan kişi, doğunun büyük insanı el-harizmî. aynı zamanda cebrin ve algoritminin babası. kitabında kullandığı "al-jabr" kelimesi (anlamı restorasyon imiş. ikinci dereceden bir denklemde sadeleştirme amacıyla her iki tarafa sayı eklenmesi anlamına geliyormuş) "cebir" kelimesinin kökenini oluşturken isminin latin dilindeki karşılığı olan al-gorismi, algoritma kelimesine temel oluşturuyormuş.

>>>el-harizmî'yi duymuştu daha önce genç raikkonen, fakat ne cebrinden ne trigonometrisinden ne de algoritmisinden haberdardı. bir de birunî vardı, kimdi yahu o, harizmî ile karıştırıyordu hep raikkonen.

trigonometrik fonksiyonlarda yarıçapın bir birim olarak kabul edilmesini sağlayan kişi: birunî

>>>raikkonen iyiden iyiye sinirlenmişti, elini nereye atsa trigonometri çıkıyordu.

el-battanî. yunanlıların kirişlerinin yerine sinüs'ü kullanan, ilk defa kotanjantı tanımlayan matematikçi. el-mervezî'nin çalışmalarını incelemiş, sekant ve kosekantın işteş fonksiyonlarını keşfetmiş, kosekant hakkındaki ilk trigonometrik tabloyu hazırlamıştır. trigonometrik olarak keşfettiği bazı bağıntılar:

tan(a)=sin(a):cos(a)
sec(a)=√1+tan^2(a)
sin(x)=a.cos(x) olmak üzere sin(x)=a:(√1+a^2)

>>>her ne kadar burada karmakarışık gibi dursa da bu bağıntıları da sıklıkla kullanıyordu genç raikkonen çözdüğü sorularda. okumaya devam etti:

...modern trigonometrinin babalarından sayılan harran doğumlu el battanî....

>>>harran? evet evet harran, urfa harran hem de, battan kasabasından...
genç dostumuz şaşkınlık içerisinde sayfaları karıştırmaya devam ediyordu.

regiomontanus, napier, newton, euler....

>>>bütün yazılar birbiri içine giriyor, sayfa sesleri boğuklaşıyordu. genç raikkonen çıktığı "trigonometrici" avından elinde nihayet bir adresle dönmüştü: urfa, harran, battan kasabası.

>>>sınavlar geçti, yıllar geçti. bir gün urfa'ya giderse aklına mutlaka trigonometri gelecekti -artık o kadar da genç olmayan- raikkonen'in.

>>>geçen zamanda daha büyük bir araştırma da yapmıştı raikkonen. ve ulaştığı sonuç trigonometrinin bütün bu okuduklarından da eski olduğu; latinlere araplardan, araplara ise hintlilerden geçtiği, öncesinin bilinmediği idi. "trigonometrici" avından aslında eli boş döndüğünü böylece yıllar sonra anladı kimsesizlerinkimiraikkonen.
devamını gör...

tavuklar yemlerdeki fiyat artışından dolayı greve girip yumurtlamama kararı almışlar diye duydum*.
devamını gör...

philip morris gibi bir sigara firmasından sponsorluk alan, kazı başkanı ahmet yaraş’ın sular altında kalmaması için çok çaba sarfettiği fakat başarısız olduğu antik kent.

bu kazı sırasında hükümeti eleştirdiği için hiç bir kazıya kazı başkanı olamıyordu en son.

antik dünyanın tıp merkezi, kazıdan bana kalan yegane şey kitap ayracı.

antik kentler sular altında kalmasın...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

biraz agresif biraz üzgündür. kıyamam ağlamaklı olmuş bir de.

devamını gör...

buğday tenli kadınlarda görülmeyen sorunlardır. beyazdırlar ama mavi damarları görünecek kadar süt beyaz değil ve güneşte renkleri hemen döner esmer olurlar. canım buğday tenli kadınlar.
devamını gör...

"yakın tarihlerde yapılan araştırmalar bir hayvanın bile kendi türünün acı çekmekte olan bir üyesine, hatta bir başka türe, yardım etmek için muazzam bir çaba ve bedele katlanabildiğini gösteriyor."

türümüz, bir başkasının ocağına incir dikip bir de karşısında utanmadan ağlayabilecek samimiyetsiz kişilerle dolu. başkasına yardım etmek kenara dursun, ona zarar vermek için yarış hâline giriyor insanlar. ve bununla övünebilecek zihniyete sahipler.

insanlığı öyle unuttuk ki, birine hakaret etmeye kalkıştığında hayvan isimlerini sarf edenlerle dolu ortalık. oysa biz başkalarına zarar veren huzursuz varlıklarız, hayvanlarla yan yana dahi gelemeyiz. öyleyse neden hayvanları birçok insandan hatta genelleyecek olursak insanlardan daha çok sevmeyelim?
devamını gör...

barış manço şarkısıdır. şarkıda naiflik vardır. " seni gidi arı " demek varken "seni gidi bal böceği" demiştir.
devamını gör...

deniz kabuğu ve sahilde bulunan ilginç taşlar
devamını gör...

bu sabah günaydın diyen tek kişi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

romanya

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yaptığı dijital çalışmalara bayıldığım ve izin alarak yapmış olduğu çalışmayı kokpit olarak yaptığım kafa sözlük yazarımız, çalışmaların devamını bekleriz (en azından ben çalışmaları bekliyorum efendim.*) saygılar.
devamını gör...

tüm ağaçların rengarenk yapraklarla donandığı, sonbahar mevsimi.
hava ne soğuktur, ne sıcak. kışa adaptasyon mevsimidir.
yağmur ile nemlenir.
biraz hüzün biraz kasvet barındırır.
ama yormaz.
sonbahar, duygulara sakin bir şekilde ayar verir.
arada, hava ılıyınca, yanda taşınan ince bir üst giyimle, ısınılıp mutlu olunur.
okulların, dizilerin, hayatın kaldığı yerden devamıdır.
ister istemez, ağustos böceği olmaktan, karıncaya dönüştürür.
tertip düzen mevsimidir.
benim gibi, tertip düzen sevenlere iyi gelir.
devamını gör...

intihar denilince ne tuhaftır ki, akla isveç, norveç gibi refah seviyesi yüksek ülkeler gelirdi. sebep olarak da monoton bir yaşamdan dolayı bunalıma girmek, sürekli kapalı ve karanlık havanın depresyona sevk etmesi gibi sebepler ortaya çıkar, yine de anlam verilemezdi.
son dönemlerde bu intihar salgını türkiye'ye de bulaştı. köprüden atlayanlar, yüksek binadan kendini boşluğa bırakanlar, cinnet geçirip silahı ateşleyenler, kutu kutu ilaç içenler, hava gazı ya da tüp gazına davrananlar, birkaç metrelik urganı boynuna geçirip yaşamını sonlandıranlar...
intihar haberlerinde ölenin yakınları, ailesi, ahbabı, komşusu hep şu tanıdık açıklamayı yapar:
çok sessiz biriydi, çok sakin hayatı vardı, böyle bir şey yapacağını düşünmezdik.

düşünülemez, çünkü kişi, karşıdakine yaklaşmayacak kadar anlaşılmaz ve karmakarışık duygular içerisinde. buna sosyal, ekonomik, ruhsal sıkıntılar da eklenince bireyin psikolojisi yerlerde sürünüyor.
devamını gör...

yürümez ulan yürümez. cinsel ilişki olmayacaksa neden ilişki yaşıyoruz? ulan ben sevdiğim insana dokunamayacaksam neden ilişki yaşıyorum?
incir reçeli senaryosu mu yazıyoruz neden cinsel ilişki yaşamıyoruz.

sevişeceksin hayvanlar gibi için içine sığmayacak sevgiden kafayı sıyıracaksın. sevgilinle cinsel hayatını keşfedeceksin mimiklerini tenini ezberleyeceksin.
cinsellik olmayan ilişki yürümez. hatta sağlıklı bir cinsellik olmayan ilişki yürümez. bir taraf diğer tarafı tatmin edemiyorsa yine o ilişki yürümez.

sevdiğin insanı şefkatle okşayamayacaksan sevemeyeceksen ilişkinin bir manası yoktur.
devamını gör...

olgunlasma seviyesi olabilir. o doneme gelene kadar iyi kotu bir cok tecrubeler edinilir, hatalar yapilir, keskeler cogalir.dogru ya da yanlis insanlar gelir gecer... duse kalka karakter bir sekilde sekillenir. boyle omur gecerken insan yasadiklariyla harmanlanir, karakteri tam manasiyla oturur. o olgunluk seviyesine gelince insan, kendini en gelistirdigi mertebeye yukselir. s. freud 'un bununla ilgili bir sozu vardir cok hosuma gider; "bir olgunluk seviyesi vardir. o seviyeye ulasinca kimseyle ugrasasin gelmiyor. kendini yetistirememis, sinsi, iki yuzlu insanlardan uzaklasiyorsun. seni hasta edecek insanlarla birlikte olmaktan vazgeciyorsun. o seviyeye ulasinca kendine deger vermeyi ogreniyorsun"...kendine deger vermenin otesinde artik hicbir seye sasirmiyorsun, "bu da olabilir" deyip gecmeyi ogreniyorsun, bir sekilde buyuyorsun... iste buyudugun anda en gelistigin ana tekabul edebiliyor...
devamını gör...

arada kalmak
devamını gör...

trakyalı sayılırım rakı şişeleri ile bağ evime duvar yaptık, vatandaşlık başvurusunu nereye yapıyoruz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim