bir sözlükte yazar olan insanlar, sözlük yazarlığını çok önemli bir şey gibi görmekteler. örneğin 3-4 tane madde yazalım;

1- sözlükte arkadaş edinemediği için üzülenler ve bir de bunun için başlık açanlar
2- deli gibi puan kasıp 3 k entryim var ehehe demek isteyenler.
3- sözlük yazarıyım e o halde elitim tarzı davrananlar...
.....

yazsak daha bir çok madde çıkar.
evladım sen pc başında en fazla 300 ₺ lik klavyenden naçizane görüş bildiriyorsun. eğlenelim fikir paylaşalım olayı bu. neden kendini lord zannediyorsun?

gerçekten sözlüklerdeki insanlar " ben önemli biriyim tamam mı herkes farkımda olsun !!! herkes bana dm atsın !!! " diye bağırıyor.

(bkz: so what)
devamını gör...

sökük, kumaşın veya başka dikilebilen bir nesnenin dikiş kısmından açılmasıdır. yırtık ise kumaşın dikiş olmayan bir tarafından açılmasıdır. yırtık, sökükten daha kötüdür. sökük, tekrar dikilebilir ama yırtığın dikilmesi zordur, sadece mümkünse tamiri yapılabilir, yırtık yer için ya yama yapmak gerekir ya da sık ve yoğun zikzak dikimler yapılabilir.

esasen söküğü de yırtığı da hiç bilmezdim. dikiş nakış işlerinden hiç anlamam, 10 sene tekstil sektöründe çalıştığı için bizim evde o işlere eşim bakıyor, geçen gün eteğim yırtılınca eşimin "sökük dikilebilir ama yırtık dikilmez, sökülseydi ben dikerdim ama yırtılmış, ben onunla uğraşamam" demesiyle sökük ve yırtık arasındaki farkı öğrenmiş oldum. sonra kendimce hemen buradan bir metafor ürettim. şöyle ki, bazı ilişkiler sökük gibi emek vermeye değer yani emek verince zamanla düzelebiliyor, bazı ilişkiler ise yırtık gibi ne yapsan fayda etmiyor, yani umutsuz vaka. eee aradaki farkı anlamak için ise, hayat tecrübesi gerekiyor.
devamını gör...

ihsan oktay anar’ın 16 şubatta raflarda olacak yeni kitabıdır.

ihsan oktay anar en sevdiğim yazarlardan birisi. yıllardır kitap bekliyordum gelmiyordu tam umudumu kaybettiğim anlarda yeni kitap haberiyle karşılaştım çok mutlu oldum.

var ol uzun ihsan efendi.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tamamlanmış bir davut.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ankara'ya geldiğim ilk yıl,demette bir sokak sandığım sokak.
nerden bileyim kızılay metroda bile bir çıkışı olduğunu.
her türlü yayının özenle kopyasının yapıldığı sokak.
sınavlara çalışanlar için tam bir vaha.
devamını gör...

ana tarayıcım olarak aktif şekilde kullandığım arama motoru.

hakkında yazılanlar için, gizlilik ve güvenlik gibi sebeplerden dolayı bu tarayıcıyı ana tarayıcım yapmaya karar verdim. çünkü google oturum açmasanız ve konum ayarlarınız kapalı olsa dahi yine de konumunuzu topluyor ve bunu zorla kabul ettiriyor. bu da benim için oldukça rahatsız ediciydi.

bu sebepten ana tarayıcı olarak ducduckgo kullanmaya başladım. kullanmak isteyenler için en büyük eksisinin istenilen sonucu daha spesifik şekilde aratmak zorunda kalabiliyorsunuz. örneğin google’a ais yazdığınızda ösym aday işlemleri sistemi linki ilk sırada karşınıza çıkacaktır ama duckduckgo’da yabancı siteler çıkabiliyor.

bunun dışında herhangi bir caps, bilinen bir fotoğraf vs aradığınızda google’a benzer birkaç kelime yazarak buna ulaşabiliyorsunuz ancak duckgo’da bulması uzun bir uğraş gerektirebiliyor. ayrıca google’da kişi, film vs aradığınızda doğrudan çıkan vikipedi yönlendirmeleri, kısa bilgilendirmeler vs de yok.

bu sebeplerden dolayı hız, ulaşabilirlik vs konularında google çok daha iyi hizmet sunuyor. yani google kullanırsanız oldukça işinizi kolaylaştırdığınızı bilmeniz gerekiyor. ancak duckgo ise google’un sürekli yarattığı takip ediliyorum, her saniye yazdığım her kelime izleniyor tedirginliğini yaratmıyor. bir şey ararken aşağı indiğinizde falan konumundan bağlanıyorsunuz bilgilendirmesini görmüyorsunuz. eminim siteyi geliştirmek için birtakım bilgiler vs onlar da kullanıyordur ancak google gibi yazıp geri sildiğiniz harfi dahi veri olarak topladıklarını düşünmüyorum. bu yüzden şimdilik kullanmaya devam ediyorum. seviyoruz. arama sonuçlarının daha spesifik olmama nedeni de zaten verilerimizi sürekli izleyip kaydetmemesi.
devamını gör...

gel beraber alalım nefesimizi sevdiğim,
sensiz boğazımdan geçmiyor.

ahmed arif
devamını gör...

3 yıldır kuaföre gitmiyorum çünkü neden her işi kendim çözebiliyorum. kuaförler bir para tuzağı ve dedikodu kazanıdır net.
devamını gör...

bahsi geçen şarkı ve şarkıdaki kuzey kanımca bu...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kimse şarkının linkini bırakmamış bari ben bırakayım tık tık
devamını gör...

karanlıktaysan, gölgen bile seni yalnız bırakır. repliğiyle akıllarda kalan, bir ıı. dünya savaşı dönem kültüdür.
devamını gör...

(bkz: doğan kitap)’tan ocak 2012’de yayımlanan (bkz: hakan günday) kitabıdır.

kitabın tek cümlelik özeti, aslında yazarının kendisinin de kurduğu şu cümle ile verilebilir:

‘’dünya bir tezgahtır. tezgahın hangi tarafında hayat olduğuysa ancak, ölünce anlaşılır…’’

kitap içerik olarak yine bize kötü çocukları başka bir gözden tasvirle anlatmaktadır. antalya’ya kafileler halinde gelen turistleri söğüşlemenin türlü türlü yöntemlerini bilen, uygulayan, ve bu dolandırıcılığı en iyi şekilde, en fazlaca yapanların gururla böbürlendiği, diğerlerinin onlardan övgü ile bahsettiği bir iş hanı düşünün. kuyumcularla, pırlantacılarla, saatçilerle dolu bir işhanı, topaz…

özetle topaz’a turistlerin (müşterilerin) turizm firmaları ile anlaşmalı bir şekilde ( yapılan alışverişler karşılığında komisyon ödeyerek) topaz’a getirilmesini, topaz’a getirildikten sonra tezgahtarların müşterileri nasıl avladıklarını, satış yapmak uğruna kimisinin nasıl ahlak ve insanlık çizgisinin dışına çıkabildiklerini gözler önüne seren bir kitaptır.

açıkçası kitap kurgu olsa da, anlatılan birçok şeyin doğruluğuna, gerçekleşme ihtimaline,hele de bu topraklarda, yürekten inandığımı belirtmeliyim… çünkü topaz esnafının gözünden baktığımızda dünya gerçekten de bir tezgahtır, insanoğlu da tezgahtar... dünya'da her şey satılıktır. herkesin ve her şeyin bir fiyatı vardır. işte hayat da bu alışverişten ibarettir. kimi insan kollanırken kimisi zorlanıyor. ne olursa olsun, sonunda da harcanıyor… topaz esnafına göre en pahalı olan en değerli olandır. lakin topaz’da durum bundan farklıdır. topaz’da rağbet gören, değer değil biçilen fiyattır…

bu arada; kitap ismi, kuyum sektöründe yüzük ölçmeye yarayan edevatın isminden gelmektedir.
kitaptan bir alıntı ile bahsi geçen insanları tanımlayarak girdiyi bitirmek istiyorum:

‘’çocukken oyuncakları olmadığı için, büyüyünce insanlarla oynamayı meslek edinmişler…’’

tavsiyemdir, okuyunuz…
devamını gör...

ya o kadar karma verip renkli nick alıyorsak istediğimiz renk alalım
bu ne ben belki sevmiyorum yeşil renk
yoldaş bana turkuaz nick ver
devamını gör...

sintilasyondan kurtulmayı sağlayan, teleskop, mikroskop gibi optik aletlerde kullanılan teknoloji. uyarlanabilir optik adıyla da bilinir.

atmosfer kaynaklı ışık bozulmaları, aynalar aracılığıyla gelerek bir bilgisayar tarafından ölçülerek kaydedilir. bilgisayar ölçülen bozulmalara göre aynalarda düzeltme sağlar. bozulmanın kaydedilebilmesi için ya özellikleri iyi bilinen yıldızlar kullanılır ya da yapay yıldız olarak lazer ışıkları aracılığıyla işlem gerçekleştirilir.

lazer kullanan bir teleskop:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


herkes sanır ki ''selvi boylum al yazmalım ''bir aşkın filmi !
oysa ilyas'a aşıktı asya ,
cemşit' i sevdi !
aşk ömür de bir defa olur ,
ama insan iyiyi güzeli hep severdi !
asya aşıktı ilyas'a ama cemşit'i sevdi !
hayat hani o asya'nın dönüp bakarsam gidemem
dediği çizgi !
sevdi ama aşk başka ,dönüp baksa gidemezdi !

çünkü cemşit gibi severse bir adam !
öyle sevilirse asya gibi bir kadın !
dönüp bakmazdı ölse bile !
dönüp bakmadı ve gitti !
o filmde sevgi aşkı yendi !

sahi neydi sevgi ''sevgi emekti ''
aşk mı !
kaybedenler konuşulmaz
aşk kaybetti ....

"alıntıdır"
devamını gör...

baktım ben var mıyım diye yokmuşum.
devamını gör...

vicdanın dibiyim..
devamını gör...

aynı zamanda bu şarkılar adam olmaz albümünden, hoş bir bülent ortaçgil şarkısı.



sen içimdeki küçük mum
hala sönmedin yanıyor musun?
....................
yalnız anlarımda
ümitsiz zamanlarda
şarkı oldun bana
....................

devamını gör...

başarılı bir durak.
devamını gör...

ilk yapısal noktada kirpiksi cisim ile başlayabiliriz.
bu kaslar merceği çekerek ışığa odaklanmasına yardım eder.
aynı zamanda sayfam sıvı üretimi sağlar.
göz rengine hayran hayran baktığımız kısım iris dır.
gözbebeğinin büyüklüğünü kontrol eden kaslara sahiptir.
gözümüzün siyah karadeliği de diyebileceğimiz göz bebeği
iris de ki ışığın göze girmesini sağlar.
gözbebeği ayrıca duygulara da karşılık verir.
korku anında dikkate değer şekilde küçülür mutluluk anında ise açılır.
gözün saydam kısmını oluşturan kornea
ışık ışınlarını kırar.
ve ışınların keskin bir görüntü olarak retinaya ulaşmasını sağlar.
gözün ön kısmını dolduran saydam sıvı
besin yönünden oldukça zengindir.
gözün ön kısmına verilen ad olan konjonktiva dış tabaka kornea ile göz akını ki adına sklera deriz koruma sağlayarak
hasar durumunda kendini hızlıca onarır.
uzun lif hücresi mercek,
ışığı retinaya tam odaklanması için ufak kaslar yani kirpiksi cisim tarafından çekilerek incelir yada kalınlaşır.
mercekler yaş ilerledikçe kalınlaşır ve iyi odaklanamaz.
mercek bulanmaya başladığında ise katarakt dediğimiz göz kusuru meydana gelebilir.
göz yuvasının ciddi bir kısmını opak beyaz renk oluşturur göz akı olarak adlandırdığımız skelera
kemik yuvası içinde kaslar sayesinde hereket etmesine olanak tanır.
makula retinanın detaylı görüşten sorumlu olan kısmı dır.
gözün en duyarlı noktasıda denilebilir.
her gözde bulunan optik alanda sinirler kiyazma da birleşir ve sinyalleri retinadan beyin arka kısmın da bulunan görme korteksine taşır.

ve tüm bu fizyolojik yapı,
gezegende ki tüm türler içinde en karmaşık ışık algılama sistemini meydana getirir.

ancak fizyolojik sistem bir yana,
dünya üzerinde ki en sağlıklı göze sahip olmak,
gözlerin içinin gülümsemesi ile mümkün olandır.

sağlıklı ve bol tebessümlü gözler..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

öncelikle filler bu savaşta sanıldığı gibi büyük rol oynamamıştır. tamam askerler şaşırıyor ilk gördüğünde ama çok kısa süre sonra bu şaşkınlık geçiyor, amaç şaşırtmak zaten.

timur yenileceği savaşa girmeyecek kadar zeki bir adamdır. 1396'da bayezid haçlıların içinden örgü iğnesi gibi geçerken timur, bayezid'in ne denli tehlikeli olduğunu biliyordu. zaten savaşa girmede çekiniyordu, ankara savaşı öncesi, sivası alıp bayezid'in geldiğini duyunca telaşla suriye'ye inmişti. o, çok meşhur mektuplaşmalar da bu olaydan sonra sertleşmiştir. bayezid, timurun kendinden kaçtığını görünce "korkak", "surların içinde ağlayanlar senden daha cesur(surların içindeki dediği istanbul'un kuşatılmasına atıftır, yani o surların içinde aman dileyenler bile senden daha cesur anlamında. tabii bu son söz bir iddiadır henüz netleşmiş değildir) tarzında çeşitli mektuplar yollatmıştır. bayezid bu konuda timura sitem etmiştir, "niye kaçıyorsun?" gibisinden.

mamafih timurun ordusunda ki subaylar da "bayezid henüz bir kaç sene evvel avrupayı dize getirdi, onunla yapacağımız bir savaş sonumuzu getirebilir, bundan kaçınmalıyız" gibisinden timura nasihatlar veriyordu. eğer timur değilde bir başkası olsa bu nasihatları kesinlikle dinlerdi, zira timur da bayezidin ne denli kuvvette olduğunu iyi biliyordu. timur bunların üstüne "biz haçlılar gibi değiliz, onlar gibi dağılacakta değiliz" diye orudusunu yavaş yavaş savaşa hazırlamıştı. ama timur halen çekiniyordu, ki haklıydı da alternatifi olmayan bir savaştı. timurun imparatorluğu osmanlı devleti gibi değildi, adam akıllı düzenli kurumları bile yoktu. diğer yandan zaten bizzat yaşadığımız osmanlı yenilgisinde her ne kadar böyle bir tehlike varsa da, toparlama şansı timur imparatorluğundan çok daha fazlaydı. işte savaşın kırılma anlarından biri burada gerçekleşti. timur bunun farkındaydı, bayezidin ordusunu içten dağıtmalıydı ve savaşta ilk temaslar kurulmadan önce yormalıydı. zira bayezid'in ordusu timur ile karşılaşmaya can atıyordu ama timurun ordusu bayezid ile karşılaşmayı hiç istemiyordu. bayezid'in ordusu çok daha moralliydi, istanbul'un düşmesi an meselesiydi bir defa.

işte timur bunu çok iyi analiz etmişti, savaşın nerede olacağına kendisi karar vermişti. bakın herşey bir yana size şunu söylemeliyim; bir muharebe de savaşacağı alanı kendisi seçen ve daha da önemlisi bunu rakibine kabul ettiren, savaşı başlamadan kazanır. ve her askeri dahi bunu başarmıştır. mesela fatih ile uzun hasan arasında cereyan eden 1473 otlukbeli savaşı, fatih savaş alanını bizzat kendisi seçmiştir. daha çok örneklendirebiliriz bunu, ama bunun yeterli olduğunu varsayıyorum. timur bunu bayezide kabul ettirmişti, öte yandan timur bayezidin sinirine hakim olamadığını ve bunun savaşı kaybetmesine sebep olabileceğini düşünmüştü, ki haklı çıkmıştır. tabii ki koca bir savaşı buna dayatamayız ama bu etkili olmuştur. hırstan gözü dönen bayezid timurun yaptığı akıl oyununu fark edememiştir.

timur, ankaraya bayezid'den önce varmış ve su yollarını kapatmıştır. bayezid günlerce yoldan ordusuyla yorgun gelmiş, üstüne ordu da istikrarsızlıklar gizli gizli büyümeye başlamıştı. ordu da sadece sırplar değil türkler de saf değiştirmiştir. hatta sırplar daha azınlıklıdır, savaşı değiştirecek kadar değildir. bayezid ankaraya geldiğinde ordusu susuzluktan halsizleşmişti, kısacası bunca akıl oyunundan sonra timurun yapması gereken tek şey; şahı mat ettiğini duyurmasıydı. gerisini anlatmak isterdim ama biraz erindim açıkcası, ama anlatmaya da pek gerek var mı bilmiyorum. timur adeta anadolu da esip gürledi. üstüne izmir'i de alıp raconu kesti gitti. osmanlılar için asıl önemli olanlar savaştan sonra meydana gelmiştir. tarihte "eğer" diye birşey olamaz ama "alternatif tarih" adı altında "eğer" diyeceksek, bayezid bu oyunların farkına varabilseydi işler bambaşka yerlerde idi.

son olarak bu savaştan sonra osmanlılar fatih sultan mehmet'e kadar timurlulara haraç vermiştir. hatta 1416 dolaylarında şahruh ı. mehmeti tehdit etmiş "anadolu'nun sınırlarını bozarsanız bu defa da ben gelirim" demiş, bunun üstüne göz dağı vermek için anadolu beyliklerini bizzat gelipdağıtmıştır. o esna da osmanlılar korkmuş, istemedikleri savaşın hazırlıklarına başlamışlardı. şahruh daha sonra çekip gidince bir oh çekmişlerdi. fatih başa gelince "alabilen babayiğit varsa alsın" diye timurlular ve onların veliahtı olduğunu söyleyen uzun hasana raconu kesmiştir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim