8 ocak 2021 muharrem ince'den boğaziçi açıklaması
muharem ince, prof. dr. melih bulu’nun boğaziçi üniversitesi rektörlüğü’ne getirilmesiyle başlayan protestolara ilişkin demeç verdi.sayın ince'nin açıklamaları şu şekilde ;
--- alıntı ---
bu çocukları anlamak lazım. üniversite özgürlük ister. özgürlük olmadan üniversitede bilim olmaz, üretim olmaz. bunu anlayamıyorlar. boğaziçi üniversitesi, dünyanın sayılı üniversitelerinden biridir. ak parti milletvekili aday adayı olan birini neden rektör atarsın ki? toplumu bu kadar germeye gerek yok. türkiye'nin üretmeye, barışmaya ihtiyacı var. türkiye'nin büyümeye ihtiyacı var. türkiye’de bu gerginliklerle, iktidarlar veya muhalefetler oy kazanabilir ama yarın bunun bedeli ağır olur. o yüzden bu çocukları, anlamak lazım. yüreğim, desteğim, gönlüm boğaziçi üniversitesi'ndeki öğrencilerle birlikte. bu tür yerlerde provokatörler olur. bunlara dikkat etmek lazım. bu her zaman olur ve olacaktır. onun için öğrencilere sağduyulu bir şekilde, yasalara uyarak protesto hakkını kullanmalarını tavsiye ederim. içlerindeki provokatörlere de dikkat etmelerini öğretmen ağabeyleri olarak tavsiye ederim.
--- alıntı ---
kaynak
--- alıntı ---
bu çocukları anlamak lazım. üniversite özgürlük ister. özgürlük olmadan üniversitede bilim olmaz, üretim olmaz. bunu anlayamıyorlar. boğaziçi üniversitesi, dünyanın sayılı üniversitelerinden biridir. ak parti milletvekili aday adayı olan birini neden rektör atarsın ki? toplumu bu kadar germeye gerek yok. türkiye'nin üretmeye, barışmaya ihtiyacı var. türkiye'nin büyümeye ihtiyacı var. türkiye’de bu gerginliklerle, iktidarlar veya muhalefetler oy kazanabilir ama yarın bunun bedeli ağır olur. o yüzden bu çocukları, anlamak lazım. yüreğim, desteğim, gönlüm boğaziçi üniversitesi'ndeki öğrencilerle birlikte. bu tür yerlerde provokatörler olur. bunlara dikkat etmek lazım. bu her zaman olur ve olacaktır. onun için öğrencilere sağduyulu bir şekilde, yasalara uyarak protesto hakkını kullanmalarını tavsiye ederim. içlerindeki provokatörlere de dikkat etmelerini öğretmen ağabeyleri olarak tavsiye ederim.
--- alıntı ---
kaynak
devamını gör...
aslan burcu
gavur gibidirler. 3 ay boyunca konuştuğun, melekten üstün, saf, çiçekleri açtıran kadın 4. ayın sabahı geldi mi artık o, o değildir. methiyeler düzülmesinden hoşlanan, içi içine sığmayan 17 yaşındaki peri güzeli artık bir şeytana dönmüştür, bir hanım abladır. ulan ne serenadlar yaptım, ne baladlar dizdim uğruna dediğin kadın, aslan pençesini çıkarmıştır artık. saniyede 3 milyon ışık yılı hızıyla uzaklaşmanız yararınızadır.
devamını gör...
google'ı açıp ne arayacağını unutmak
kimi zaman başıma gelen sinir bozucu hadise. bir şeyi aramak, bulmak için google'a açıyorum. sonra bir şey oluyor, google bana, ben googla bakıyorum. bu tatsız anı uzatmamak adına kapatıyorum sekmeyi.
devamını gör...
şiir yazmayı kolay bir iş zannetmek
her insan şiir yazamaz. her insanın mürekkebinden anlamlı sözler damlayamaz. yaşanmışlıklarınız olmalı. mutlu olduğunuz, ağladığınız, kızdığınız, kırıldığınız anlar. ondan sonra bu duygularınızı iyi ifade edebilmelisiniz, ki sanırım bu yetenek işi oluyor. yani kelimelerle dans etmeniz gerek. bu her babayiğidin harcı değil.
devamını gör...
cemil meriç
"bu ülkede sağcı-solcu, ilerici-gerici yoktur. namuslular ve namussuzlar vardır, siz namuslulardan olun." diyen bir cemil meriç geçti bu topraklardan. keşke reenkarnasyon gerçek olsa ve ülkeye bu düşünceyi aşılayabilecek insanlar, farklı bedenlerde tekrar tekrar yaşasa!
devamını gör...
geceye acı ama gerçek bir cümle bırak
kimse vazgeçilmez değildir..
devamını gör...
küfür etkisi yaratan ama küfür olmayan sözler
uzun uzun aciklama yapilan kisiye; anlayip anlamadigi soruldugunda isitilen, "hayir anlamadim" cevabi.
sac yoldurur.
sac yoldurur.
devamını gör...
instagram'ı bırakmak
az önce gerçekleştirdiğim ve kendimle sebepsiz bir şekilde gurur duymama neden olan eylem. ilk bir kaç dakika "nası lan napıyoruz şimdi peki !?" oldum ama bir süre sonra acı gerçekle karşılaştım. sadece zamanı değil yaşamın zenginliklerini de çalan bir uygulama imiş bu instagram. hayatım sepyadan renkli bir yaşama döndü, daha rahat nefes alabiliyorum artık. kimsenin nerede ne yaptığını bilmemem inanılmaz huzur veriyor. benim ne yaptığımdan haberlerinin olmaması değişik bir haz veriyor. artık bana ait daha fazla şeyle ilgileneceğim: annemle, babamla, ağabeyimle ve kedimle daha fazla vakit geçireceğim. ve bir gün onlarda bu sevgi çabamı görüp, telefonu bırakarak yüzüme bakacaklar (kedim hariç, onun hiç bir zaman umrunda olmadım).
devamını gör...
boney m
rasputin çok hoş bir parçadır.klibi de şarkıyla örtüşür.
devamını gör...
benjamin button’ın tuhaf hikayesi
bir diğer eseri muhteşem gatsby olan, amerikalı yazar francis scott fitzgerald’ın iki yıl boyunca zihninde tasarladıktan sonra kaleme aldığı, yaklaşık elli sayfalık olmasından mütevellit bir çırpıda bitebilecek ve buna rağmen yaşın insanın kimliği üzerindeki etkisine dikkat çeken konusu sayesinde günlerce üstüne düşünülmeye değecek enfes bir kitap.
kitabın arka bülteninde ise konu şu şekilde anlatılır:
benjamin button doğduğunda ‘‘tuhaf’’ olan bir şeyler vardı. o bir bebekten daha çok yetmişlerinde bir ihtiyar görünümündeydi. dahası, yaşamındaki bu tuhaflık yıllar geçtikçe daha çok fark edilecek, gittikçe gençleşerek ona herkesinkinden bambaşka bir yaşam deneyimi sunacak, onu ömrü boyunca ilginç deneyimlere sürükleyecekti.
eser sinemaya da uyarlanmıştır.
(bkz: benjamin button’ın tuhaf hikayesi (film))
kitabın arka bülteninde ise konu şu şekilde anlatılır:
benjamin button doğduğunda ‘‘tuhaf’’ olan bir şeyler vardı. o bir bebekten daha çok yetmişlerinde bir ihtiyar görünümündeydi. dahası, yaşamındaki bu tuhaflık yıllar geçtikçe daha çok fark edilecek, gittikçe gençleşerek ona herkesinkinden bambaşka bir yaşam deneyimi sunacak, onu ömrü boyunca ilginç deneyimlere sürükleyecekti.
eser sinemaya da uyarlanmıştır.
(bkz: benjamin button’ın tuhaf hikayesi (film))
devamını gör...
doğu demirkol
ağzının yamukluğunu avantaja çevirmiş ve kendisine +10 puan katmış tiyatrocu.
devamını gör...
homo erectus
dik yürüyen insan manasına gelen terim.
alt paleolitik çağın insan türlerinden biri olarak bahsedilen bu tür, 1,9 milyon ile başlayıp günümüzden 100.000 yıl öncesine kadar yaşadığı kabul edilmiştir. homo erectus türü, afrika kıtasını terk eden ilk tür kabul edikmekle birlikte, ateşi kulanıp, mağaralarda yaşayan ilk tür olarak kayıtlara geçmiştir.
ek: hala dik durma konusunda problem yaşayışımızı, buraya bağlasak mı adlı bilimsel teorilerin dolaşıp, konunun nasıl bağlananacağının bilinmemesi de cabası.
alt paleolitik çağın insan türlerinden biri olarak bahsedilen bu tür, 1,9 milyon ile başlayıp günümüzden 100.000 yıl öncesine kadar yaşadığı kabul edilmiştir. homo erectus türü, afrika kıtasını terk eden ilk tür kabul edikmekle birlikte, ateşi kulanıp, mağaralarda yaşayan ilk tür olarak kayıtlara geçmiştir.
ek: hala dik durma konusunda problem yaşayışımızı, buraya bağlasak mı adlı bilimsel teorilerin dolaşıp, konunun nasıl bağlananacağının bilinmemesi de cabası.
devamını gör...
halk neden ayaklanmıyor sorunsalı
"yoksullar bodrumlarında atom bombası yapmayı öğrenene kadar geri kalanımızın sorunu yoktu."
der hiç sevmediğim yazar charles bukowski, hiç sevmediğim bir kitabında.
der hiç sevmediğim yazar charles bukowski, hiç sevmediğim bir kitabında.
devamını gör...
dünya turuna çıkan japon vatandaşın elazığ'da bıçaklanması
devamını gör...
ateist
dinlerin dogmasını reddedip sorgulamaktan çekinmeyen imtihan diyerek bazı şeyleri geçmeyen yolda olmaya ve ilerlemeye bilime değer veren insanlardır. saygı beklemesine gerek yoktur çünkü her varlık ve fikre* saygı duyulmak zorunludur. başkasının inancının başlığını sözler köşküne çevirerek allah kitap din iman sövüp alay eden insanlardan farkı kalmayan insanların toplandığı başlık da denebilir. tercih meselesi.
devamını gör...
california
abd'nin batı yakasında bir eyalet. başkenti sacramento, en gelişmiş ve en bilinen şehri ise los angeles'dır. abd'nin en gelişmiş eyaleti, teknoloji ve ar-ge merkezidir. şayet california bağımsız bir devlet olsaydı dünyanın en büyük sekizinci ekonomisine sahip olacaktı. silikon vadisi, hollywood gibi meşhur yerlerin hepsi bu eyalettedir.
california önceden meksika'ya bağlıydı. amerikan meksika savaşlarında abd burayı ele geçirdikten sonra işgalci pozu vermemek için cüzi bir miktar vererek satın aldı gözükmüştür. daha önce meksika'nın olduğu için bugün bile çok yoğun bir hispanik nüfusa ev sahipliği yapmaktadır. ispanyolca yaygın olarak konuşulur, yer adlarının hemen hemen hepsi ispanyolca'dan gelir.
california önceden meksika'ya bağlıydı. amerikan meksika savaşlarında abd burayı ele geçirdikten sonra işgalci pozu vermemek için cüzi bir miktar vererek satın aldı gözükmüştür. daha önce meksika'nın olduğu için bugün bile çok yoğun bir hispanik nüfusa ev sahipliği yapmaktadır. ispanyolca yaygın olarak konuşulur, yer adlarının hemen hemen hepsi ispanyolca'dan gelir.
devamını gör...
kaliteli yaşam için ucuz öneriler
haftada en az 3 gün egzersiz yapmak. spor yapmak hem bedenen hem ruhen iyi hissettiriyor
yeterli su tüketmek. düzenli olarak içildiğinde cildiniz de güzelleşiyor.
sosyal medyadan uzak durmak. yapmacık hayatları görmemek daha iyi geliyor.
yeterli su tüketmek. düzenli olarak içildiğinde cildiniz de güzelleşiyor.
sosyal medyadan uzak durmak. yapmacık hayatları görmemek daha iyi geliyor.
devamını gör...
düğününüzde terk edilmek
ted mosbynin başına gelendir. benim başıma gelse ancak bu kadar zoruma giderdi * allah affetsin stellaya karşı hala büyük kinim var.
devamını gör...
x&y
coldplay'in chris martin band olmadığı, bir müzik grubu olduğu zamanlar.
6 haziran 2005 tarihinde piyasaya sürdüğü en sevdiğim en sevdiğim albümlerden bir tanesi. albüm o kadar vurucu bir albüm ki, başından sonuna dinlerken sizi gerçekten çarpabiliyor.
önce square one ile başlıyor, hemen ardından what if ile devam ediyor ki bu iki şarkının birbirinin ardına çalması gerçekten beni alıp bambaşka yerlere götürüyor...
sonrasında white shadows çalıyor, vurucu bir şarkıdır kendisi.
"swim out on the sea of faces
the tide of the human races
an answer now is what i need
see it in the new sun rise and
see it breaking on your horizon
come on love
stay with me"
ondan sonra da chris'in eski eşi için yazdığı şarkı *o zamanlar birlikteydi* şarkıdan tutun, bambaşka efsanelere konu olmuş şarkı çıkıyor karşımıza. fix you...
talk çalıyor onun sonrasında, dikkatli bakılmasa bile 42 dışında, otostopçunun galaksi rehberi göndermeleri mevcut :)
x&y ile biraz olsun başımızın döndürmesini durduruyor coldplay, biraz çiviliyor insanı. hemen ardından, coldplay denildiği zaman akla gelen şarkılardan biri haline gelmiş o kült çalmaya başlıyor: speed of sound...
speed of sound biterken üzülüp tekrar tekrar açmak istiyoruz, ama bunun yerine a message çalıyor, yüzümüzde bir tebessüm... hayatımıza girip kısa yaşamımızda bize konuk olmuş insanlar geliyor aklımıza...
low çalıyor sonrasında, low bana hep gerek şarkı sözü bakımından, gerek şarkının gidişatı, melodisi... speed of sound'ın devamı gibi gelir, speed of sound pt2 olsa asla sırıtmaz bu mesela.
sonrasında canımızı acıtacak bir şarkı geliyor, the hardest past... .
geliyor, en sevdiğim, coldplay'in en ama en sevdiğim şarkısı... swallowed in the sea, coldplay'in en underrated ve en güzel şarkısı gibi geliyor bana bu, hele bir çıkış yeri vardır şarkıda, 2:12'de başlar, uuuuuuuuu, haa aaa a....
twisted logic, swallowed in the sea sonrasında gelmesi de çok tatlı oluyor, insanı pamuk şekere döndürür bu şarkı diyorum her dinlediğimde.
bitiyor, son şarkı... until kingdom come, ama üzücü kısım şu ki, krallık gelene kadar sen de gel diyor şarkıda, ama bir sonraki albümde krallığın tamamen yıkılışını, bir daha geri gelmeyeceğini anlatıyorlar... zaten o da ciddiye alınacak son coldplay albümü benim için...
o albümü de fransız devrimi esintisi ile yapıyorlar lakin 1789 değil, 1848 fransız devrimi :)
6 haziran 2005 tarihinde piyasaya sürdüğü en sevdiğim en sevdiğim albümlerden bir tanesi. albüm o kadar vurucu bir albüm ki, başından sonuna dinlerken sizi gerçekten çarpabiliyor.
önce square one ile başlıyor, hemen ardından what if ile devam ediyor ki bu iki şarkının birbirinin ardına çalması gerçekten beni alıp bambaşka yerlere götürüyor...
sonrasında white shadows çalıyor, vurucu bir şarkıdır kendisi.
"swim out on the sea of faces
the tide of the human races
an answer now is what i need
see it in the new sun rise and
see it breaking on your horizon
come on love
stay with me"
ondan sonra da chris'in eski eşi için yazdığı şarkı *o zamanlar birlikteydi* şarkıdan tutun, bambaşka efsanelere konu olmuş şarkı çıkıyor karşımıza. fix you...
talk çalıyor onun sonrasında, dikkatli bakılmasa bile 42 dışında, otostopçunun galaksi rehberi göndermeleri mevcut :)
x&y ile biraz olsun başımızın döndürmesini durduruyor coldplay, biraz çiviliyor insanı. hemen ardından, coldplay denildiği zaman akla gelen şarkılardan biri haline gelmiş o kült çalmaya başlıyor: speed of sound...
speed of sound biterken üzülüp tekrar tekrar açmak istiyoruz, ama bunun yerine a message çalıyor, yüzümüzde bir tebessüm... hayatımıza girip kısa yaşamımızda bize konuk olmuş insanlar geliyor aklımıza...
low çalıyor sonrasında, low bana hep gerek şarkı sözü bakımından, gerek şarkının gidişatı, melodisi... speed of sound'ın devamı gibi gelir, speed of sound pt2 olsa asla sırıtmaz bu mesela.
sonrasında canımızı acıtacak bir şarkı geliyor, the hardest past... .
geliyor, en sevdiğim, coldplay'in en ama en sevdiğim şarkısı... swallowed in the sea, coldplay'in en underrated ve en güzel şarkısı gibi geliyor bana bu, hele bir çıkış yeri vardır şarkıda, 2:12'de başlar, uuuuuuuuu, haa aaa a....
twisted logic, swallowed in the sea sonrasında gelmesi de çok tatlı oluyor, insanı pamuk şekere döndürür bu şarkı diyorum her dinlediğimde.
bitiyor, son şarkı... until kingdom come, ama üzücü kısım şu ki, krallık gelene kadar sen de gel diyor şarkıda, ama bir sonraki albümde krallığın tamamen yıkılışını, bir daha geri gelmeyeceğini anlatıyorlar... zaten o da ciddiye alınacak son coldplay albümü benim için...
o albümü de fransız devrimi esintisi ile yapıyorlar lakin 1789 değil, 1848 fransız devrimi :)
devamını gör...
