müthiş imreniyorum okuduğu kitapla hayat değiştirenlere, çekinmesem biraz zorlasam kıskanıyorum diyeceğim.nasıl oluyor yahu nedir bu işin esbab-ı mucibesi? bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti... ne cümle ama! ben de okudum o kitapları neyi esirgiyorlar benden de ele avuca sığmayan o hakikatleri serimlemiyorlar önüme. yoksa doğal ışıktan veya gönül gözünden mi yoksunum ben? ulan yoksa anormal miyim ben?
devamını gör...

uzunlaağğğr yanıyor arabamızdaaa bu ışık hepimize fazlaağğğ...* kendilerini bir tesadüf eseri keşfettiğim müziğin bir de v2'si vardır ki onu daha çok severim sözlerden ve bir değişik ritminden ötürü.
devamını gör...

konfüçyüs'ün üstün, efendi, ahlaklı, erdemli insanı tanımlamak için kullandığı terim. çin kültüründe önemli bir yere sahip junzi, cinsiyetlerin üstünde bir terimdir ve diğer insanlara örnek kişidir.
devamını gör...

-60 tl müze kart ücreti
-70 tl topkapı sarayı harem giriş ücreti
-fiyatı belli değil- topkapı sarayı konyalı lokantası kahve molası( manzara hatrına)
-15 tl yerebatan sarnıcı giriş ücreti
-13 tl deniz müzesi giriş ücreti
-50 tl beylerbeyi sarayı giriş ücreti
-8-15 tl sinema ilk seans bilet fiyatı
-geriye kalan para ile yiyecek içecek ulaşım giderlerini karşılama.

diğer bir alternatif
200 -300 tl günübirlik istanbul turlarına katılmak
devamını gör...

dalga geçmektir. sizi hem uyutuyorum hem dalga geçiyorum demektir.
lan sel felaketi ve çay arasında ne gibi bir bağlantı var bilen var mı ?
rize’de çay fırlatmak akıl tutulması değil midir ?
rize yahu çayın başkenti falan değil mi deliricem.
çay fırlatırken surat ifadesi o kadar itici bir hal alıyor ki inanamıyorum.
alın lan fakirler alın der gibi fırlatıyor.
şaka gibi ama şaka değil.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

konserleri, bar ortamını, meyhaneleri fena özledik. o kadar entry yazıldı “yoldaş bizi meyhanaye götür” diye ama yoldaş sağ ola, bizi çorbacıya bile götürmedi.

ama sizler “yetim” değilsiniz! ben sizi bara götürüyorum. hadi hazırlayın drink’leri.

herkesin o çok sevdiği türküyü, en iyi yorumlayan rock’çının sahnesine konuk olalım.

not: görüntüleri iyi izlerseniz, belki “şirin” leri bile görebilirsiniz.

damsızgirilir
devamını gör...

hiç beklemediğiniz yerden darbe yiyebilirsiniz manasında, hiçbir insanı veya unsuru hafife alıp göz ardı etmemek gerek manasına gelen deyim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

agatha christe'in ilham kaynaklarından olan amerikalı şair, yazar, editör ve edebiyat eleştirmenidir. dönemine damga vurmuştur.

favori öykülerimden morgue sokağı cinayetleri.
devamını gör...

-ters baskı.
-bitmek bilmeyen ucu açık final.
-büyüteç gerektiren puntolar.
-aşırı detaycı betimlemeler.
-abartılı fiyat.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gerçekte yaşanan bir hayat hikayesinden esinlenilmiş bir filmdir.


sarah isminde 17 yaşında bir kızımız var ve biraz vurdumduymaz bir tip. otoriter bir babaya sahip olan kız, babası tarafından bodruma kilitlenir. sebebi ise ; 18 yaşına geldiğinde floriada’dan başlayarak dünya turu yapmayı planlıyor oluşudur.

19 sene boyunca o bodrumda yaşamak zorunda kalır. babası tarafından 4 kez tecavüze uğrayan kız, bir çocuğunu düşük yapar. diğer üç çocuğu yaşar.


daha fazla spoiler vermek istemiyorum. izlerken oldukça sövülecek sahnelere sahip. olay akışı biraz hızlı ilerlemiş ama daha akıcı olabilirdi. bazı kısımlar gerçekten hiç düşünülmemiş. o ufacık bebekler nasıl 19 yıl boyunca o bodrumda yaşadı? soğuktan ve anneleri dışında kimseyle konuşmadıklarından dolayı ölmeleri gerekmez mi? ayrıca anneleri dışında kimse olmadığı için nasıl konuşmayı, yürümeyi vs. vs. öğrendiler?

onun dışında kıza bir sahnede "sana uslu durman gerektiğini söylemiştim. giy şu elbiseyi" diyor ve kız hiç karşı gelmeden giyiyor ardından da adamın ona üçüncü kez sahip olmasına izin veriyor. ikinci çocuktan sonrasında sanki buna kendisi izin veriyor, göz göre göre tecavüze uğramayı kabul ediyor.

ve bu kızın bir erkek arkadaşı vardı. en son o bodruma kapatılmadan önce onunla konuşmuştu. sarah, "babam çağırıyor seni daha sonra ararım." diyip telefonu kapatmıştı. çocuğun hiç mi aklına gelmedi adamın ona bir tuzak kurduğu falan?

film sonunda ise adam hapse giriyor ve mutlu aile tablosu çizilmiş, çocuklar top oynuyor falan. o kadının ve o çocukların psikolojik açıdan çökmüş olmaları gerekiyor. mutlu aile tablosu neydi öyle?

fazlasıyla eksikleri, atlanmış ve üstünde durulmamış şeyleri vardı. yine de insanı yaşanmış bir olay olması üzüyor. "ne iğrenç pislik babalar var." dedirten bir olay.
devamını gör...

nazım hikmet / bütün şiirleri
devamını gör...

1) eğitim.

2) ekonomi.

3) dinin siyasete alet edilmesi.

4) ahlak.

5) çıkarcı yöneticiler.

6) eleştiriye tahammülsüzlük.

7) kitap okumamak.

8) yöneticileri kutsal görmek.

daha çok örnek verilebilir sayın yazarlar.


tanım: türkiye'nin genel sorunlarını paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...

nobel ödüllü yazar (bkz: hermann hesse) nin kadim doğu felsefesi, budizm üzerine yazdığı bence baş yapıt diyebileceğimiz mükemmel kitap. başkahramanımız siddhartha bir samana'dır. yolculuktadır. ve yolculuğu kendini yani ben'i bulmak üzeredir. kendi ben'inin aradığı bu yolculukta aslında hakikatı, yaşamın anlamını, varoluşu, aşkı, bilgiyi, mutluluğu aramaktadır. bu yolda karşısına her ne çıkıyorsa siddhartha her şeye öğretici olarak bakar. sürekli öğrenme çabası içindedir. bu yolculukta hiçliği de buluyor varlığı da. ve kitabın sonunda huzuru bir nehirde buluyor. meditasyon, budha, budizm, doğu felsefeleri hakkında bilgi edinmek ve kendi yolculuğuna çıkmak isteyenler için mükemmel bir kitap. hangi dinden olduğunuzun bir önemi yok, hatta hiç bir dine inanmayadabilirsiniz. bu kitabı ya da budizmle ilgili kitapları okuduğunuzda budist de olmuyorsunuz. varoluş kaygısı çekenlerin mutlaka bilmesi gereken bilgilerdir.
kaygıyı azaltan, depresif duyguları düşünceleri yok eden, takıntılı düşünceleri gönderen memnuniyeti arttıram ve günde bir kez alınan bir ilaç var diyelim siz bu ilacı alır mısınız? aynı zamanda bu almanızı istediğim ilacın bir çok olumlı yan etkisi olduğunu iddia ediyorum. nedir bunlar: mesela özsaygıda artış, mesela empati geliştirme , mesele özgüvende artış hatta ve hatta belleğin gelişmesini sağlıyor desem?ve bu ilaç tamamen doğal ve maliyeti de sıfır. heralde hiç kimse bu ilacı kaçırmaz. böyle bir ilaç mümkün mü? tabi ki mümkün. evet bu ilkacın adı: meditasyon
meditasyon yaşamın zorluklarına karşı duyarlı olmayı engellemek için atmanız gereken bence ilk adımdır. meditasyon sayesinde zihni terbiye etmeyi öğreniyorsunuz. hırslarınızdan arınıyorsunuz. kazanmanın hazzından vazgeçmek kaybetmenin yoğun acısı ve korklusundan kurtulmanıza yarıyor. işte bu kitap bize bunu öğretiyor.
ben kitabı ilk okumam üzerinden 5 yıl geçtikten sonra tekrar okudum. gerçekten farklı bir tad alıyorum.
devamını gör...

esasen tam olarak aydinlanmamis bir konudur. darwin'den tutun gunumuzun bilim insanlarina kadar bircok kisi tarafindan sorgulanmis ve bir sonuca varilamamistir. ama meseleyle alakali sayisiz kuram ortaya atilmistir.

kuram 1: beynin evrimi buyuk olasilikla asama asama meydana gelmistir. sureci baslatan en buyuk olay iklim degisiklikleri olabilir. iklim degistikce (havalarin sogumasi, ormanlarin cekilmesi, kuraklik) atalarimizi savunmasiz birakip, daha kolay yiyecek avlayacaklari alanlara cikmalarina neden olmasi hayli yuksek bir ihtimaldir. bu yeni yasayis zorunlulugu da onlari iki ayak uzerinde durmalarina akabinde av icin keskin aletler yapmalarina olanak sagladi. bu da zekanin gelismesine dolayli yoldan etki etti. hatta bu kuramla ilgili soyle soylenir; eski insanlar sadece aletleri yaratmakla kalmadi, ayni zamanda aletlerde insanlari yaratti...

kuram 2: bu kuram daha cok insanoglunun sosyal ve kollektif yasayis tarziyla baglanti kurmaktadir. insanlar avlanma, cifcilik, savas vb. nedenlerden oturu toplu halde ekip olarak yasamaktaydi. bu gruplar maymunlardan cok daha kalabalikti. bu da her alanda onlari daha avantajli konuma sokmaktaydi. birbirinden farkli olan bireylerin etkilesim icinde bulunmalari zekalarinin gelismesine olanak sagladi. bir grup kesimce desteklenen bu kurama makyavelist zeka kuramı denir...

kuram 3: bu kurama gore ise disilerin zeki erkekleri es olarak secmesi insan zekasini o zamandan bu zamana kadar gelistirdigi yonunde. o donemlerde disil bireyler, fiziksel kapasitelerinden oturu, hayati ihtiyaclarini karsilamakta erkeklerden daha cok zorlandigini, bu yuzden "alfa" olarak bilinen lider vasifli, daha stratejik dusunen, zekasiyla avlanacak canlilari alt edebilen, daha zeki erkeklere yani cinsel seçilime yoneldigi, bu da genetiksel olarak gelismeye ittigi one surulmektedir.

kuram 4: sonradan kazanilan dilin gelismesi zekanin gelismesini ivmelendirmis olabilir. dilin ortaya cikmasi, soyut dusunmeyi, plan yapmayi, organize olmayi bircok benzeri ozelligi de insana dolayli yoldan kazandirmasi mumkundur. tabii ki bu faktor de beyin gelisimini desteklemistir.

gunumuzce en fazla desteklenen kuramlar bunlar. mesele zekanin evrimlesmesiyse eger, akla su soruda gelebilir. insan zekasi daha ne kadar gelisebilir? bilim insanlarinin bu konudaki gorusleri su yonde; gunumuz itibariyla insanin anatomik yapisi ve zekasinin degisimi artik durma noktasinda. baslica neden olarakta;
- ayaklari uzerinde duran bir tur olmamiz,
-gerceklesmis evrimsel baskilarin ortadan kalmasi, rahat kosullarda yasiyor olmamiz,
- ve de disi bedeninde dogum kanalindan gececek kafa ve beden capinin sınırlı olmasi,

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


ozellikle insan beyninin gelismesi icin on kosul, beyin yapisinin buyumesidir. su anki beyin yapimizdan buyuk beyinle noronlarin uzunlugu artabilir. buradaki asil mesele beynin enerji ihtiyacinin da dolayli yoldan artmasidir. beynin enerji kullanimi artikca vucut isisi da aratacaktir. bu da dokularimizda ciddi hasara hatta olume neden olabilecek boyutlara gelinmesine neden olabilir. bununla beraber noronlarin incelmesi yada kalinlasmasi gorulebilir. noronlarin incelmesi durumunda hatali refleksler olusabilir. kalinlasmasi durumunda ise sinyallerin hedeflere ulasmasi uzar, beyin yavas gelisir, ogrenme sureci zorlasir. lafin kisasi su anki beyin yapimizdan daha buyuk bir beyin boyutu insan icin zaralidir. bu da gelisiminin onunde bir engel teskil etmektedir, yani lafin kisasi insan anatomisinin evrimi sona erdi denilebilir evet...
devamını gör...

gerçek olamayacak kadar ironik olaylar yaşadığımız bu dönemde şaşırtmayan olaylar bütünlerinden sadece biridir.
(bkz: aklımızla dalga geçen açıklamalar)
devamını gör...

27 mayıs 1960 darbesinden bir buçuk yıl sonra kurulan hükümeti sarsan olaylardan birinin başrolü, adalet partisi zonguldak milletvekili. 28 ocak 1962 gecesi, parlamenterlerin lokali durumundaki anadolu kulübü'nde eğlenirken yan masadaki iller bankası genel müdürü selahattin babüroğlu'yla aralarında bir itiş kakış yaşanır. daha taraflar sakinleştirilememişken beşer'in subay karılarına ağır bir küfür ettiği (rivayete göre "subay karılarını s..... etme cemiyeti kurdum" demiş, başka bir kaynaksa "güzel karılarla oturuyorsun nerden buluyorsun bunları" sorusuna "subay karıları kızları onlar" demiş) tüm ankara garnizonlarında yayılır, silahlı subaylar fellik fellik beşer'i aramaya başlar. nuri beşer iki hafta boyunca saklanarak yaşar, en sonunda dokunulmazlığının kaldırılacağı gün meclise gider ve emniyete teslim olur. bir ay sonra ilk kalkışmasını yapacak olan talat aydemir'in en önemli bahanelerinden birinin kahramanı olacaktır...

peki kimdir bu nuri beşer? nuri beşer sendikacı kökenli bir milletvekilidir. 1922'de erzincan eğin'de doğar. fakir bir aileye mensup olan beşer, ilkokul çağlarında geldiği istanbul'da bir karyola fabrikasında 11 yaşında çalışmaya başlar. bir yandan çalışır bir yandan da sultanahmet'teki sanat okulunu bitirir. henüz 17 yaşında mke'de tesviyeci olarak işe girer. askerlik dahil yedi yıl mke'de çalıştıktan sonra da 1946'da haliç tersanesine transfer olur.

nuri ustanın haliç tersanesinde iş başı yaptığı dönemde artık demokrat parti kurulmuş, "yeter söz milletindir" sloganıyla seçimlere gitmektedir. seçmen zaten tek partiden, 2. dünya savaşı'nın hayata yansıması olan kıtlık ve baskıdan bıkmıştır. ancak nuri beşer'e göre yeni partinin o yıllarda en tanınan ismi olan celal bayar'ın başbakanlığında 3008 sayılı iş kanunu'nun çıkması da onu proletarya arasında popüler biri yapmaktadır. o yıllarda kit'lerde bile koşullar oldukça kötüdür:


...bu dönemde işyerlerinde çok katı bir hiyerarşi vardı. en üstte memurlar, altında ustabaşları ve en altta "amele" bulunurdu. ustabaşı hükümdar gibiydi. 3008 sayılı iş yasası vardı, ancak ikinci dünya savaşı nedeniyle uygulanmıyordu. dp kurulduğu andaysa partinin iktidar olacağı belliydi, sadece işçilerin yüzde 85'i demokrat partiliydi, birçok ocak başkanı da işçiydi. abdullah baştürk bile dp'de ocak başkanlığı yaptı...


nitekim nuri beşer de demokrat parti'nin nişantaşı mahalle ocağının kurucuları arasında yer alır. partide samatya bucak başkanlığına (o yıllarda bucaklar ve köy-mahallelerde ocaklar, partilerin ilçe altı örgütlenmeleri oluyor) kadar yükselir.

proletarya, hem değişiklik isteği hem de grev ve sendika haklarını tanıyacağı vaatleri üzerine dp'ye oy vermeyi uzun yıllar sürdürecek, 1959'da ismet inönü'nün konvoyuna topkapı'da saldıran güruh arasında da pek çok paşabahçe şişecam veya beykoz kundura fabrikalarında çalışan işçiler olacaktır. grev hakkı 1961'e kadar tanınmaz gerçi, ancak daha dp iktidara gelmeden chp hükümeti sendika hakkını verir, sendikalar örgütlenmeye başlar. önce her işyeri ayrı ayrı sendikalaşır, sonra tekel, denizcilik bankası, şeker endüstrisi, sümerbank fabrikaları gibi birden fazla fabrikaya sahip işyerleri sendika federasyonları kurar, 1953'teyse ülkemizin ilk ve müesses nizamla en yakın sendikalar konfederasyonu, darbelerde disk yasaklanırken o darbe danışma meclislerinde temsil edilmiş türk-iş kurulur. 1948'de liman-dok işçileri sendikasının (dok gemi iş), 1951'de istanbul sendikalar birliği'nin kurucuları arasında yer alan nuri beşer bu süreçlere de katılır. 1957'de de türk-iş genel başkanlığına seçilir. şüphesiz politik kimliği bu göreve gelmesinde etkili olmuştur, zira seçimlerde aday olamasa da aday adayı olmuş, ayrıca dp mitinglerinde konuşmalar yapmıştır. ancak türk-iş genel başkanlığı sırasında menderes'le tartışmaları da olur. yine de 27 mayıs'a zemin hazırlayan 28 nisan 1960 olayları esnasında menderes'e "memleket meseleleri sokakta çözülemez, bu konuda size duyulan tepkiyi tasvip etmiyorum" gibi bir telgraf çektiğinin duyulması üzerine, ihtilali müteakiben türk-iş kendisini ihraç eder.

1961 ekiminde, artık menderes'lerin idam edildiği ve seçimlere gidileceği bir dönemde nuri başkanı (zira artık nuri usta değil, profesyonel bir sendikacıdır) adalet partisi kurucuları arsında görürüz. o yıllarda henüz ecevit'in kalesi olmamış, ereğlili politikacı kemal anadol'a göre ap il merkezinde "demokratların kalesidir" yazan zonguldak'tan aday olur, meclise girer. seçimlere göre birinci parti chp'dir, ancak 27 mayıs'a karşı tepkileri ustaca kullanan ve kendilerini dp'nin varisi olarak tanıtan yeni türkiye partisi ve adalet partisi oldukça güçlü bir şekilde meclise girmiştir. hassas dengeler üzerinde, intikam isteyen adalet partisi'yle darbeden sorumlu tutulan chp koalisyonu kurar. üç buçuk ay sonra da ilk paragrafta anlattığımız olay patlar.



kimse kurtaramadı beni, bana selam vermeye korktular. 14 gün ankara'da her gece bir ev değiştirdim, 14. gün meclise gittim, savunmamı yaptım ve merkez cezaevine teslim oldum...

diye mehmet ali birand'a olayı anlatan beşer, bir yıl hapis ve 4 ay tatvan'da sürgünle cezalandırılır. cezasını bitirdikten sonra siyasete dönemez, zira partisi bile ona sahip çıkamayacaktır. eski sendikası liman-dok iş kendisine sahip çıkar, müşavir olarak işe alır. 1963 yılında pendik'te bindiği taksinin üstüne bir cemse biner. tüm kemikleri kırık da olsa mucize eseri hayatta kalan, aylarca tedavi gören nuri beşer askeriyeyi mahkemeye vererek tazminat kazanır, tazminatıyla evinin kooperatif taksitlerini peşinen öder.

2013'te sessiz sedasız vefat eden nuri beşer, 1989'da türkiye'nin en önemli işçi sendika uzmanlarından, odtü iktisat bölümünde yarı zamanlı öğretim üyesi yıldırım koç'a konuşmuş, yıldırım hoca da beşer'le evinde yaptığı röportajı hem youtube'a koymuş hem de buradan aldığı notları "türk-iş tarihinden portreler" çalışmasında kullanmıştır. işbu girdide de genel olarak bu kaynaklardan ve 32. gün kapsamında yapılan ünlü "12 mart: ihtilalin pençesinde demokrasi" belgeselinden faydalanılmıştır.
devamını gör...

seveni kadar sevmeyeninin de oldukça fazla olduğu, akıllarda ‘run forrest run’ repliğiyle yer etmiş film. tom hanks her zamanki gibi oyunculuğunun hakkını vermiş. film yaklaşık iki buçuk saat olduğu için yer yer sıkıcı gelse de kesinlikle izlenmesi gereken filmlerdendir.* spoiler* jenny karakterine inanılmaz sinir oldum. sürekli git gelli ruh hali ve davranışlarıyla forrest’ı kullandığını düşünüyorum ancak filmin sonunda biraz üzdü.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim