azra gülendam haytaoğlu
orman yangınları başladığında kayıp haberi dolanan üniversiteli genç kız. bugün cesedi bulunmuş.
üniversiteli kıza evinde tecavüz edip boğarak öldüren ve banyoda 5 parçaya ayırıp valizle ormana gömen emlakçı mustafa murat ayhan gözaltına alındı.
buradan
buradan
türkiye kadınların mezarıdır. allah kahretsin.
üniversiteli kıza evinde tecavüz edip boğarak öldüren ve banyoda 5 parçaya ayırıp valizle ormana gömen emlakçı mustafa murat ayhan gözaltına alındı.
buradan
buradan
türkiye kadınların mezarıdır. allah kahretsin.
devamını gör...
sivas'ta 30 erkeğin grup seks yaparken basılması
devamını gör...
ingilizce konuşurken yapılmış en büyük salaklık
ilkokuldaydım sanırım. ingilizce dersinde öğretmen bi diyaloğu okumamı istemişti ve kişilerin adı “katie” ve “dana” idi. ben de çok heyecanlanıp “dana” ismini aksanlı ya da daha uzatarak farklı şekilde söylemek yerine türkçede olduğu haliyle telaffuz etmiştim ve koca sınıf bana gülmüştü bütün ders. *
devamını gör...
bir insanla ilişkiyi kesmek için yeterli sebepler
güvenin yıkılması.
devamını gör...
metalci gençliğin tarihe karışması
ahmet kaya dinleyen ülkücü gibi evde gizli gizli bu kültürü sürdürmeye devam etmekteyim...
devamını gör...
çocuk yaparak evliliği kurtarmak
bencil bireylerin çoğu zaman yaptığı bu olay: evliliği kurtarmaz, sadece mutlak sonucu geciktirir. sonrasında doğacak çocuğun hayatını düşünmeden alınmış en yanlış karardır. böyle bireylerin değil çocuk yapmak bir yana, evlenmeyi bile düşünmemesi gerekir.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
e.a'ya ithafen...
sen, i̇stemsiz olarak yaptiğim her şeyin intikamını aldın benden. hem de bunu, beni en zayıf noktamdan vurarak yaptın. öldürerek değil ama süründürerek yaptın. benden sevgini esirgeyerek yaptın. benim seni bir insanın bir insanı sevebileceği kadar çok sevdiğimi bilerek ve sirf bu yüzden, buna yaslanarak: beni bir insanın bir insanı sevebileceği kadar sevmeyerek yaptın. eksik bırakarak, beni böyle cezalandırarak yaptın.
bense eksik sevildikçe hırçınlaştım. zaman zaman neyin yolunda gitmedigini anlamlandiramaz ve tüm hatayı kendimde ararken zaman zamansa verdiğim tavizlerin ve istemeden yaptığım hatalarin farkına varamaz oldum. tüm bu her şeyin yükünü kaldırmak zorunda kaldığım için yoruldum.
sense ne kendi eksiklerini kapattın, ne benim yanlışlarımı düzeltmek zahmetinde bulundun ne de beni kaybetmemek adına bir çaba gösterdin. oysa böyle belirsizlik yaratmak yerine beni sevdiysen bunun sorumluluğunu alsaydın veya sevmiyordunsa da bu hususta bana karşı dürüst olsaydın ve benden kopmaya hazır hissedene değin benimle olan bağını sürdürmeye devam etmeseydin, bu kadar yıpranmazdım.
benden kopmaya hazır hissetmeyi bekledin ve daha sonra da beni gitmeye mecbur bırakana değin çaba sarfettin. birini sevince çok zor pes eden ve nadiren ondan vazgeçen biri olduğumu bildiğin için, senden kopana değin beni acıdan acıya, psikolojik işkencelere sürükledin. tüm bunları bildiğim halde, umut ettigimden değil, senden vazgeçeceksem bile ardıma bir kez olsun bakmadan gidebilmek için, verdiğin tüm acılara katlandim, kahrına da lütfuna da itaat ettim. bedenimin, ruhumun,kalbimin... (buna bir { dur! } diyebileceğim halde) "göz yumdum çektikleri eziyete!"
sonra seni özgür bıraktım... şaşırdın. çünkü yapmamı deli gibi istediğin halde, bir yandan da bunu yapma gücünü kendimde bulacagimi düşünmüyordun. oysa ben, vazgeçme kabiliyetim olmadığından değil; her ne yapmış olursan ol henüz senden vazgeçme eşiğine gelmedigim icin bunu yapmiyordum. sense bunu vazgeçilmezlik sanip bu kadar çok değer veriyor olmamı zayıflık saydin. çünkü hiç böylesine cikarsiz, böylesine karsiliksiz, bir sevgiyle karsilasmamistin. çünkü henüz sevmenin ne kadar yüce, değer verdiğini gösteriyor olmanın ne kadar büyük bir şey olduğunu bilmiyordun. saklı sevgilerin insanıydın. çocuk değildin ama olgunlasmamısti henüz sevgin ve kederin.
sen olgunlasirken ben yandım. dört bir yanımı sardı yangınım. sonra kül oldum ve küllerimden yeniden doğdum. dedim ki, demek ki yanmak ve küllerimden yeniden doğmakmış yazgım. sonra ayağa kalktım. artık sevgim değil tecrübemdi taptığım kendi acımla kendi ruhumda kavrulurken, piştiğimi anladım. sonra git gide kendimi onarirken kendim, yer degistirdi bir gün tecrübem ve sevgim. ben de kalmak için verdiğim savaştan ve gitmek için verdiğin çabaya engel olmaya çalışmaktan vazgeçtim. i̇şte böylesine bir anda, böylesine birden, akıntıya kürek sallamaktan vazgectim!
aynı ülkede yaşıyor, aynı şehirde nefes alıyor ve hatta aynı yerde çalışıyorduk. ve her çıkış saatinde denk gelip durduk. i̇lk hafta umursuzca bakan gözlerin ilerleyen vakitlerde bir umut merhamet dinlenip durdu. benim sana gelmeyisime, bu kadar güçlü bir şekilde karşında duruyor oluşuma, senin bana gelmek isteyisin karşısında gösterdiğim gaddarlik ve istikrara şaştın. i̇lk hafta özgürlüğün hazzını derinlemesine yaşayan ve mağrur bir duruşla geleceğimden emin bir şekilde bakan gözlerde, ben gelmedikçe hayat ışığı sönen ve sen gelmek istesen bile seni kabul etmeyeceğimi bildiginden, yuruyen bir cesedin ruhsuzlugunu, kabahatinden ötürü mahcup ama özre yüzü olmayan bir insanın derin pişmanlığını sezdim.
ama senin çektiğin acıdan ya da kivranislarindan ötürü zevk almadım. çünkü ben aci çeken bir insan karşısında kahkaha atmazdim! çünkü sen değildim. cunku senin aksine, acı çeken bir insan karşısında gülüp eglenseydim, insan yanlarim acirdi benim. çünkü ben senin gibi bir insan bana eğilsin diye yapmadığım şeyi bırakmayıp insan yanlarımı kaybetmedim. sadece senin mutluluğuna da mutsuzluguna da kayıtsız kalmakti yaptığım... hem de bunu seni senin silahinla vurarak yaptım! seni gaddarligimdan da merhametimden de mahrum bırakarak yaptım! hem de senin gibi arkadan vurarak degil; gözünün içine bakarak, tüm dürüstlüğüm, tüm mertligimle yaptım.
senin gibi yaptığım başka yapmak istediğim başka olarak yapmadım. senden gerçekten vazgectigim ve tüm bu yaşadıklarımıza dönüp baktığımda, senin aksine, yaptığım seyleri senin canını yakmak için değil; artık kendi canım yanmasın diye yaptım. yani seni hür bırakırken, kendimi de azat ettim. senin gibi yaralı bırakmadım, toparlanamasin diye kanatlarını koparmadim ardimdakinin. üzmüş olabilirim ama yipratmadim. her zaman mükemmel olamamış olabilirim, ama nahif sevdim. ve bir zamanlar sevmiş olduğum insana karşı cirkinlesmedim hiçbir zaman.
geçen gün tasinirken, taşları çok sevdiğimden doğum gunumde benim için yaptigin ve birçok şeyi atmama rağmen atmaya kiyamadigim bir hediyenle karsilastim. babam yanlışlıkla eşyaları taşırken taşlardan bir tanesinin üzerine basıp kırdı. her şeye karşın kalbim öyle çok acıdı öyle çok acıdı ki, taa derinlerden gelen bir yaranın sizlamasini o yaranın tam üstünde hissettim. sonra o taşı yine atmaya kıyamadım ve yerden alıp kitaplığımın en üst rafina yerleştirdim.
ama senin hatrına değil; "acemiligim, safliğım, incinmisliğim adına"
(...)
sen, i̇stemsiz olarak yaptiğim her şeyin intikamını aldın benden. hem de bunu, beni en zayıf noktamdan vurarak yaptın. öldürerek değil ama süründürerek yaptın. benden sevgini esirgeyerek yaptın. benim seni bir insanın bir insanı sevebileceği kadar çok sevdiğimi bilerek ve sirf bu yüzden, buna yaslanarak: beni bir insanın bir insanı sevebileceği kadar sevmeyerek yaptın. eksik bırakarak, beni böyle cezalandırarak yaptın.
bense eksik sevildikçe hırçınlaştım. zaman zaman neyin yolunda gitmedigini anlamlandiramaz ve tüm hatayı kendimde ararken zaman zamansa verdiğim tavizlerin ve istemeden yaptığım hatalarin farkına varamaz oldum. tüm bu her şeyin yükünü kaldırmak zorunda kaldığım için yoruldum.
sense ne kendi eksiklerini kapattın, ne benim yanlışlarımı düzeltmek zahmetinde bulundun ne de beni kaybetmemek adına bir çaba gösterdin. oysa böyle belirsizlik yaratmak yerine beni sevdiysen bunun sorumluluğunu alsaydın veya sevmiyordunsa da bu hususta bana karşı dürüst olsaydın ve benden kopmaya hazır hissedene değin benimle olan bağını sürdürmeye devam etmeseydin, bu kadar yıpranmazdım.
benden kopmaya hazır hissetmeyi bekledin ve daha sonra da beni gitmeye mecbur bırakana değin çaba sarfettin. birini sevince çok zor pes eden ve nadiren ondan vazgeçen biri olduğumu bildiğin için, senden kopana değin beni acıdan acıya, psikolojik işkencelere sürükledin. tüm bunları bildiğim halde, umut ettigimden değil, senden vazgeçeceksem bile ardıma bir kez olsun bakmadan gidebilmek için, verdiğin tüm acılara katlandim, kahrına da lütfuna da itaat ettim. bedenimin, ruhumun,kalbimin... (buna bir { dur! } diyebileceğim halde) "göz yumdum çektikleri eziyete!"
sonra seni özgür bıraktım... şaşırdın. çünkü yapmamı deli gibi istediğin halde, bir yandan da bunu yapma gücünü kendimde bulacagimi düşünmüyordun. oysa ben, vazgeçme kabiliyetim olmadığından değil; her ne yapmış olursan ol henüz senden vazgeçme eşiğine gelmedigim icin bunu yapmiyordum. sense bunu vazgeçilmezlik sanip bu kadar çok değer veriyor olmamı zayıflık saydin. çünkü hiç böylesine cikarsiz, böylesine karsiliksiz, bir sevgiyle karsilasmamistin. çünkü henüz sevmenin ne kadar yüce, değer verdiğini gösteriyor olmanın ne kadar büyük bir şey olduğunu bilmiyordun. saklı sevgilerin insanıydın. çocuk değildin ama olgunlasmamısti henüz sevgin ve kederin.
sen olgunlasirken ben yandım. dört bir yanımı sardı yangınım. sonra kül oldum ve küllerimden yeniden doğdum. dedim ki, demek ki yanmak ve küllerimden yeniden doğmakmış yazgım. sonra ayağa kalktım. artık sevgim değil tecrübemdi taptığım kendi acımla kendi ruhumda kavrulurken, piştiğimi anladım. sonra git gide kendimi onarirken kendim, yer degistirdi bir gün tecrübem ve sevgim. ben de kalmak için verdiğim savaştan ve gitmek için verdiğin çabaya engel olmaya çalışmaktan vazgeçtim. i̇şte böylesine bir anda, böylesine birden, akıntıya kürek sallamaktan vazgectim!
aynı ülkede yaşıyor, aynı şehirde nefes alıyor ve hatta aynı yerde çalışıyorduk. ve her çıkış saatinde denk gelip durduk. i̇lk hafta umursuzca bakan gözlerin ilerleyen vakitlerde bir umut merhamet dinlenip durdu. benim sana gelmeyisime, bu kadar güçlü bir şekilde karşında duruyor oluşuma, senin bana gelmek isteyisin karşısında gösterdiğim gaddarlik ve istikrara şaştın. i̇lk hafta özgürlüğün hazzını derinlemesine yaşayan ve mağrur bir duruşla geleceğimden emin bir şekilde bakan gözlerde, ben gelmedikçe hayat ışığı sönen ve sen gelmek istesen bile seni kabul etmeyeceğimi bildiginden, yuruyen bir cesedin ruhsuzlugunu, kabahatinden ötürü mahcup ama özre yüzü olmayan bir insanın derin pişmanlığını sezdim.
ama senin çektiğin acıdan ya da kivranislarindan ötürü zevk almadım. çünkü ben aci çeken bir insan karşısında kahkaha atmazdim! çünkü sen değildim. cunku senin aksine, acı çeken bir insan karşısında gülüp eglenseydim, insan yanlarim acirdi benim. çünkü ben senin gibi bir insan bana eğilsin diye yapmadığım şeyi bırakmayıp insan yanlarımı kaybetmedim. sadece senin mutluluğuna da mutsuzluguna da kayıtsız kalmakti yaptığım... hem de bunu seni senin silahinla vurarak yaptım! seni gaddarligimdan da merhametimden de mahrum bırakarak yaptım! hem de senin gibi arkadan vurarak degil; gözünün içine bakarak, tüm dürüstlüğüm, tüm mertligimle yaptım.
senin gibi yaptığım başka yapmak istediğim başka olarak yapmadım. senden gerçekten vazgectigim ve tüm bu yaşadıklarımıza dönüp baktığımda, senin aksine, yaptığım seyleri senin canını yakmak için değil; artık kendi canım yanmasın diye yaptım. yani seni hür bırakırken, kendimi de azat ettim. senin gibi yaralı bırakmadım, toparlanamasin diye kanatlarını koparmadim ardimdakinin. üzmüş olabilirim ama yipratmadim. her zaman mükemmel olamamış olabilirim, ama nahif sevdim. ve bir zamanlar sevmiş olduğum insana karşı cirkinlesmedim hiçbir zaman.
geçen gün tasinirken, taşları çok sevdiğimden doğum gunumde benim için yaptigin ve birçok şeyi atmama rağmen atmaya kiyamadigim bir hediyenle karsilastim. babam yanlışlıkla eşyaları taşırken taşlardan bir tanesinin üzerine basıp kırdı. her şeye karşın kalbim öyle çok acıdı öyle çok acıdı ki, taa derinlerden gelen bir yaranın sizlamasini o yaranın tam üstünde hissettim. sonra o taşı yine atmaya kıyamadım ve yerden alıp kitaplığımın en üst rafina yerleştirdim.
ama senin hatrına değil; "acemiligim, safliğım, incinmisliğim adına"
(...)
devamını gör...
sarılmak
özdemir asaf bey'den bir alıntı bırakmadan edemiyorum :" sarılmak için önce yürek gerekir kollar sonraki iş..."
devamını gör...
başak
sünbüle, genç kız, bakire olarak ta bilinen bir takım yıldızıdır.
burçlar arasında kadın kimliği olan tek takım yıldızıdır. eski insanlar tarafından bu kadın , kimi zaman babil toprak tanrıçası iştar'a benzetilmiş, kimi zaman iyonya doğa tanrıçası demeter'e benzetilmiştir.
anadolu'da ise; doğa tanrıçaları kibele ve artemis olduğuna inanılmıştır.
uluğ bey, ise üzüm salkımına benzettiği başağa, ''salkum'' demiştir.
şimdi mitolojik efsaneye değinirsek;
saflık ve güzelliğin vücut bulmuş hali olan erigone, babası ikarus'un ölümü üzerine, onun acısına dayanamaz.
ve intihar eder.
ancak çapkın zeus, bu güzelliğin bu şekilde harcanmasına izin vermeyecektir.
dolayısı ile kızı , babasını ve onun köpeğini yıldızlara dönüştürerek, onlara göklerdeki yerlerini bahşeder.
dip not:
baba, çoban takım yıldızı
genç kız, başak
köpek, büyük köpek takım yıldızı.
''
''
''
burçlar arasında kadın kimliği olan tek takım yıldızıdır. eski insanlar tarafından bu kadın , kimi zaman babil toprak tanrıçası iştar'a benzetilmiş, kimi zaman iyonya doğa tanrıçası demeter'e benzetilmiştir.
anadolu'da ise; doğa tanrıçaları kibele ve artemis olduğuna inanılmıştır.
uluğ bey, ise üzüm salkımına benzettiği başağa, ''salkum'' demiştir.
şimdi mitolojik efsaneye değinirsek;
saflık ve güzelliğin vücut bulmuş hali olan erigone, babası ikarus'un ölümü üzerine, onun acısına dayanamaz.
ve intihar eder.
ancak çapkın zeus, bu güzelliğin bu şekilde harcanmasına izin vermeyecektir.
dolayısı ile kızı , babasını ve onun köpeğini yıldızlara dönüştürerek, onlara göklerdeki yerlerini bahşeder.
dip not:
baba, çoban takım yıldızı
genç kız, başak
köpek, büyük köpek takım yıldızı.
''
''
''
devamını gör...
film önerileri
1- yarının sınırında (bilim kurgu/aksiyon)
2- şimşek hırsızı 1, 2 (fantastik)
3- ekim düşü (biyografi)
4- leap year (romantik komedi)
5- zindan adası (gerilim/gizem/dram)
6- earth (belgesel)
7- müttefik (savaş/romantik)
8- cesur (animasyon)
9- hokkabaz (yerli)
2- şimşek hırsızı 1, 2 (fantastik)
3- ekim düşü (biyografi)
4- leap year (romantik komedi)
5- zindan adası (gerilim/gizem/dram)
6- earth (belgesel)
7- müttefik (savaş/romantik)
8- cesur (animasyon)
9- hokkabaz (yerli)
devamını gör...
gece gece canının tatlı istemesi
canınıza söyleyin gece gece huysuzluk yapmayı bıraksın. sabaha kadar dayanıversin.
onun yaptığı huysuzluğun bedelini biz ödüyoruz sonra.
onun yaptığı huysuzluğun bedelini biz ödüyoruz sonra.
devamını gör...
fihrist
devamını gör...
bu devirde türkü dinleyen insan
türkü dönüp dolaşıp geldiğim kürkçü dükkanıdır. lakin ankara havası denen o elektro bağlama gürültüsü ve karadeniz ve dogu türkülerine sokulmaya çalışılan siveli arabeskimsi şeyi türküden saymıyorum diyeyim.
devamını gör...
sel oldu iban veriyorum türk milleti büyüktür
“vergi vermeyelim, ihtiyaç oldukça iban yollasınlar, biz para yollayayalım” bu cümleyi duydum haberlerde az önce, bana daha mantıklı geldi. (hızlı geçildi söyleyen kişi, kaçırdım kim olduğunu.)
devamını gör...
çocukluk fotoğrafları
ben küçükken sarışındım diyenlerin ne kadar doğru söylediklerini anlamamızı sağlayan fotoğraflardır.
şahsen ben de çocukken sarışındım.
şahsen ben de çocukken sarışındım.
devamını gör...
recep tayyip erdoğan
sürekli aldatılan t.c başkanı.
devamını gör...
şahinbey'de iki pitbull köpeğin saldırdığı çocuk
önce link buradan
gaziantep şahinbey'de bir site bahçesindeki iki serbest gezen pitbull cinsi köpeğin saldırısı sonucu yüzü gözü paramparça olan bir çocuğun olduğu hadise.
yavrucağın hayatı tehlikesi var.
kişisel yorumum ise köpeklerin acil uyutulması, sahibi olacak kişilerin ise cinayete teşebbüsle yargılanması ama önce ıslata ıslata ve hatta defaten dövülmesi gerektiği yönünde.
tersi ile gelecek tepkiler olacak. onlara tavsiyem önce zavallı çocuğun her tarafa bulaşan kanlarına baksınlar sonra gelsinler.
gaziantep şahinbey'de bir site bahçesindeki iki serbest gezen pitbull cinsi köpeğin saldırısı sonucu yüzü gözü paramparça olan bir çocuğun olduğu hadise.
yavrucağın hayatı tehlikesi var.
kişisel yorumum ise köpeklerin acil uyutulması, sahibi olacak kişilerin ise cinayete teşebbüsle yargılanması ama önce ıslata ıslata ve hatta defaten dövülmesi gerektiği yönünde.
tersi ile gelecek tepkiler olacak. onlara tavsiyem önce zavallı çocuğun her tarafa bulaşan kanlarına baksınlar sonra gelsinler.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
kara sevda şarkısı da benimdir ona göre gençler, sonradan vay efendim black rose görmedim tanımını demeyin.
kara sevda şarkısının yeri ben de başkadır. ulan be, ne şarkı ama…
kara sevda şarkısının yeri ben de başkadır. ulan be, ne şarkı ama…
devamını gör...
erkekler kadınları neden zor anlıyor sorunsalı
türkiye özelinde konuşacak olursak, aynısı kadınlar için de geçerli olup cinsiyetler arası kutuplaşmadan kaynaklanmaktadır.
bu noktada, ailelerin yetiştirme tarzı önemlidir.
bu noktada, ailelerin yetiştirme tarzı önemlidir.
devamını gör...
