tek bir tanımla içim rahat etmeyeceği için birkaç tanım vereceğim:
"derler ki aşk; birisine seni yok etme kudreti verip, bunu kullanmama hususunda ona itimat etmektir."
(bkz: çalıkuşu)

"aşk birisine şiddetle sarılma, onunla aynı yerde olma özlemidir. onu kucaklayarak, bütün dünyayı dışarda bırakma arzusudur, insanın ruhuna güvenli bir sığınak bulma özlemidir."
(bkz: orhan pamuk)

"aşk bir ayrıcalıktır ve bütün ayrıcalıklar lâyık olunmamış şeylerdir, bu yüzden de bunun bedelini ödemesi gerektir.
(...)aşkın ayrıcalığı her zaman cennet değildir, aynı zamanda cehennemdir de. aşk içinde yaşam, sürekli bir gerginlik, korku ve huzursuzluk içinde geçer."
(bkz: milan kundera)
devamını gör...

hiç şaşırtmamıştır. bu medya maymunlarından aksini beklemek safdillik olurdu. bunlar ruhlarını birkaç reklama satmışlar.
devamını gör...

"hileyle hazırlanan bir düzenin güç kullanılarak üstesinden gelinebilir" anlamındaki atasözüdür.
devamını gör...

yakın zamana kadar bendim. sonra üç numara saçın rahatlığını keşfettim.
devamını gör...

üniversite stajını kamu da yaptım.devlet memurlarını genel olarak bilirsiniz, asık suratlı çok iş yapılmadığı halde sinirli ve kendini bir şey zanneden tipler(hepsine demiyorum ama çoğunluğu bu tanıma uyuyor)beni de en gıcığından birinin yanına verdiler hiçbir şey yaptırmıyor,konuşmuyor arada çıkın dışarı hava al diyor, eyvallah..sonlara doğru yaklaşıldığında ben staj dosyamı gösterip onaylatmaya götürdüm kendisine. kadın ne yaptıysam onaylamıyor okumuyor bile yazdığımı olmamış düzelt diyor. düzeltiyorum bunu çıkar diyor herşeyi yarım ağızla söylüyor. en sonunda benimki de kafa neticede ne yapmamı istiyorsunuz bana yol gösterin lütfen deyince, bastı kalayı bağırdıkça bağırıyor çıkın gidin görmek istemiyorum sizi diyor. biz de 2 kişi ağlamaklı çıkıyoruz odasından tuvalete giriyoruz diğer stajer kız da hüngür hüngür ağlıyor ben onu teselli etmeye çalışıyorum sonra ne mi oluyor?
aynen şöyle;
-sesin dışardan duyuldu hayırdır.
+kahkaha atıyor.. ay stajerlere bir bağırdım nasıl korktular..
-hadi ya az değilsin sende..
(hep beraber gülüyorlar)
devamını gör...

karanfil ağacı
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
çam ağacı
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çocukları ve eşleriyle olan mevzuları anlatıyorlar. spesifik gibi görünen fakat hemen hemen her evde yaşanan olayları "sadece bizde yaşanmıyormuş" coşkusuyla hep bir ağızdan konuşuyorlar. coşkun bir ortam olarak görülmesinin bir diğer nedeni de herkesin aynı anda sürekli konuşması. ilginç bir şekilde anlaşabiliyorlar da.
nerden mi biliyorum?
bir gün boyunca arka odada aç, susuz, sigarasız, tuvaletsiz yaşamaya çalışmak gibi bir hata yapmıştım.
devamını gör...

tarih boyunca zorba iktidar sınıfının ihanetleriyle, geçmişle bağları tahrip edilen şehir istanbul’ u, vedat türkali’ nin 1944 yılında akşehir’ de yazdığı “bekle bizi istanbul” şiirinin çok sevdiğim dizeleriyle anıyorum.


salkım salkım tan yelleri estiğinde
mavi patiskaları yırtan gemilerinle
uzaktan seni düşünürüm istanbul
binbir direkli halicinde akşam
adalarında bahar
süleymaniye’ nde güneş
hey sen güzelsin kavgamızın şehri

ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
bakışlarımda akşam karanlığın
kulaklarımda sesin istanbul

boşuna çekilmedi bunca acılar istanbul
bekle bizi
büyük ve sakin süleymaniye’ nle bekle
parklarınla köprülerinle, kulelerinle, meydanlarınla
mavi denizlerine yaslanmış
beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle
ve bir kuruşa yenihayat satan
tophanenin karanlık sokaklarında
koyunkoyuna yatan
kirli çocuklarınla bekle bizi
bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi
bekle dinamiti tarihin
bekle yumruklarımız
haramilerin saltanatını yıksın
bekle o günler gelsin istanbul bekle
sen bize layıksın.


devamını gör...

bağımlılık adlı hastalığın etiyolojisi. ister kumar olsun ister kokain, nucleus accumbens tarafından üretilen bu transkripsiyon faktörü bir insanın beyninin ne kadar ''bağımlı bir beyin'' olduğunun kantitatif bir ölçütü olması bakımından devrimsel bir nitelik taşımakta. c-fos downregülasyonu ile kendi üretimine pozitif feedback sağlama, dynorphin salınımının azaltılması ile kappa opioid reseptörlerinin stimülasyonunun azalması hasebiyle drug/reinforcer'a karşı geliştirilen yorulma hissinin azaltılması, ampa reseptörlerinin glu2r subüitesinin artışı ile glutamata olan hassasiyetin azaltılması ile beynin bir nevi şalterini çekme (uzun dönem potansiasyonunun azaltılması nedeniyle hafıza ve bilişsel eksiklikler, sağlıklı bir nöroplastisitenin oluşturulamaması) gibi sonuçlara gebe olacak olan delta fos b transkripsiyon faktörü, özellikle prefrontal kortekste patolojik sayılabilecek bağlantılar oluşturarak gerek histolojik gerekse davranışsal ölçekte değişimler oluşturur. bir proinflammatuar olan nükleer faktör kappa b transkripsiyon faktörünün derişimsel artışı da nucleus accumbens'in dendritik uzantılarının genişlemesine neden olmakta ve ödül sistemini duyarlı hale getirmekte. işin tuhafı bu molekül ile uğraşan bilim insanları birbirinden ayrışan faktörlerin birbirini tetikleyebileceğini (bkz: cross sensitization) göstermiştir. bu da demek oluyor ki ben eğer geçmişte kokainmansam ve eğer gidip alkol içersem kokain içme isteğim artacaktır. sigarayı bıraktıysam ve o gece bir bardak şarap içtiysem o gece sigara içme şansım var. içeceğim bir bardak kahve bile eğer kumarbazsam beni kumarhaneye itebilir. üstelik yağlı besinler dışında tüm haz araçları kendilerinin devamlı maruziyetinde onlara olan isteği artırmak gibi tehlikeli bir yana sahipler (yağlı besinlerin böyle bir etkiye neden olamamasının sebebi muhtemelen aşırı artan leptin ve azalan orexin değerleri, azalan gis hormonları vs). kokain üzerine yapılan araştırma gösteriyor ki kokainmanların bu maddeyi düzenli kullanmaları delta fos b yi lineer bir şekilde artırıyor. bu da demek ki delta fos b nin bir cap'i yok. yani bağımlılığın, bu ''çukur''un gerçekten de bir dibi yok.

peki, madem ki bağımlılık bir hastalık; bu hastalığı nasıl tedavi edeceğiz? bu hastalığın etiyolojisi tıpkı kanserler gibi genomik düzeyde. dolayısıyla farmakolojik ajanımızın hedefi bu gen olmalı. histon deasetilazlar (özellikle kokain için konuşacaksak hdac5), ilgili genlerin aktivasyonu ile sorumlu moleküllerdir. h3k9 adlı histonun metillenmesinin de bağımlılık davranışı oluşması ile ilişkisi saptanmış. bu enzimi inhibe eden trikostatin a bugün bir antifungal olarak da kullanılmaktadır ve kokain kullanımı için hem profilaktik (kromatin arkitektürünü yeniden şekillendirerek(remodelling) kokainin genomik düzeydeki etkilerini azaltır) hem de relaps azaltıcı niteliktedir. aynı şekilde vorinostat adlı ilaç da yapı olarak trikostatin a'ya benzer ve bugün kütanöz t hücreli lenfoma/sezary sendromu için kullanılmakta.
devamını gör...

korsanların tek gözünü güvertedeki aydınlığa, diğer gözünü ise ambardaki karanlığa adapte etmek için göz bandı takması durumudur.
yani bizlerin -en azından benim- sandığımız gibi, oyulmuş gözlerini saklamak için takmıyorlarmış.
devamını gör...

düz kas spazmını önleyen, koah ve astım tedavisinde kullanılan bir ilaç.


sevgili robins'in ukdesidir.
devamını gör...

at, avrat, silah
devamını gör...

her yıl sınav döneminde hocalar ve öğrencilerin tartışma sebebi olan harf.
kaldırıldığı takdirde olacaklar:
"bu yıl şirketimizin karı %10 arttı."
kar mı? karı mı? yoksa kârı mı? aklımda deli sorular. *
devamını gör...

sağlıksız bir iç boğuşma.
söylememiz gereken şeyleri o anda çok zaman geçmeden söylersek iletişim aksaklıklarını gidermiş oluruz. yanlış anlaşılmaların önüne geçer. doğru ifadeyi bulmak da gerekiyor.
eninde sonunda söylenen şeylerin, vakit geçtikten sonraki konuşmaların hiçbir anlamı kalmıyor çünkü.
devamını gör...

abraham lincoln'ün bitirmek için çok uğraşıp uğrunda canından olduğu savaş.
devamını gör...

ben tam tersini düşünüyorum. hatta çoğu şeyi eksik bile anlatıyor bence.
devamını gör...

sanırım aşağı yukarı 15 aydır gitmeyen, benim bu kadın. bu hafta bu ölüm orucunu saçımı kestirerek bozacağım. yetti artık, daraldım. yoksa dayanamıycam makineye vurucam. bunu yaşamak istemiyorum.
devamını gör...

200 yıl sonra hiçbirimizi kimse hatırlamayacak.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gece saat 3-4 civarı durduk yere uyandım. evde tektim kimse yoktu. karşımda beni izleyen orta boylarda, uzun saçlı,kadın silueti vardı ama yüzü hem karanlıktan hem de saçlarından pek görünmüyordu . "sen kimsin ne işin var burda? "dedim.kısık ama duyabileceğim bir ses tonuyla "korkma ve uyumaya devam et" dedi.önce rüya görüyorum sandım sonra elimle gözlerimi yokladım baktım hala karşımda , aynı soruyu tekrar sordum "ne işin var burda?" dedim. "ben seni koruyorum,korkma benden uyu" dedi. uyumamak için direndim arkamı döndüm ama yok hem korkuyorum hem hala rüya mı değil mi bilmiyorum sonra içim geçmiş uyumuşum. sabah uyandığımda onu gördüğüm yerdeki sandalyemin yönü bana doğru dönmüştü. bazi eşyaların yönü değişmişti. başka zaman da özellikle uyuma aşamasında 1,2 defa da siluetini görmüştüm. sonra da uğramaz oldu. arada evde tek kaldığımda garip garip sesler duysam da bir yerden sonra alıştım..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim