haluk bilginer ve tolga çevik’in beni çok düşündürttüğü platform. netflix vardı iptal ettik, blu tv vardı iptal ettik exxen’in de tadına bir bakarız gibi.
devamını gör...

armysuzy bir kadındır. benjamin armysuzy'dir. o zaman benjamin bir kadındır.
devamını gör...

çinlilere çirkin laflar söyleyince duyar yapan tayfa . bakınız görünüz. en güzel yıllarım evde geçiyor bunlar yüzünden.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: cennetten düşerken canınız acıdı mı) klişesiyle kapışır.
devamını gör...

(bkz: erasmus yapma fikrinden nefret etmeye başlamak)

"kadının amacı şu, erkeğin amacı şu" diye diye bir nesli erasmus'tan kopardınız be.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hep kafamı karıştırıyor şu iş. önce suyu mu koymalı yoksa çayı mı?

böyle çayı bile içerken 3-4 defa düşeneceğiniz bir kahvenin sahibi söylemişti. "önce suyunu koyacaksın kardeşim, diğer türlü haşlanır çay" diye. "doğrudur abi peki içine karbonatta koyalım mı? "diye sormuştum bi keresinde. pssshie diye gülüp adisyona 3 çizik daha atmıştı.

dişleri sarının en koyusu, elleri siğil içinde bi abiydi işte. belki dişlerini biraz kazısanız alt katmanlarda samsun veya maltepe marka sigarayı bile bulabilirdiniz. öyle bir abiydi, adisyona fazla çizik atar, hep kahvede işlerin kötü gittiğinden, bu gidişle batacağını söylerdi. işin garibi seneler boyunca hiç batmadı aksine 2 tane daha kahve açtı. garip ve iyi bir abiydi

üniversite okurken ev arkadaşım çay demlerken demlik kapağının aralık bırakılması gerektiğini söylerdi. ülkü ocaklarında çaycılık yapmış bir dönem. orda öğrenmiş bu taktiği. çay hava aldığı için daha hızlı demlenirmiş. iyi çocuktu, evde kova yapar sokakta bulduğu iti köpeğe eve getirirdi. onunla doğru dürüst hiç kavga etmedim. çok parasız günler geçirdik beraber ama çayımız hep vardı.

kürt bir arkadaşım kaçak çay dışında çay içmezdi mesela. ona göre ideal çay kaçak olmalıydı. kafeye gittiğimiz zaman önce kendine çay söylerdi. çaydan bir yudum alır kaçak değilse içmezdi. geri gönderip yerine kahve söylerdi. hiç unutmam bol sütlü şekerli kahve. kahveye uzaktan bakınca bile şeker kokusunu alırdınız. öyle bi çocuktu o da işte. kavgam olsa ilk onu çağırırdım herhalde. elleri kocamandı.

hiç anlamamışımdır mesela o kaçak çayı. "ırak'ta, iran'da bu çay nasıl yetişir? oralar hep çöl değil mi? çay sulak yerde büyümez mi abdullah sen söyle kardeşim bu çay nerden geliyor?" dedim bikeresinde. "ne bilim gardaş geliyo işte" demişti. geliyordu işte ne farkeder.

çayın ideali nasıl olur bilmiyorum. kendimi bildim bileli çay memleketten gelir bizim. anne tarafı karadenizli. galiba en iyi çay annemin demlediği çay. insanlar bize çayımızı içmeye gelir çünkü. çayımız iyi olmasa neden gelsinler ki?

aslında kahve hepsinden güzelde bakma sen kahve pahalı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

parçanın bu satırları keşke denen umut noktası. bitmişle bitmemiş arasını mayalar, köpürtür.

ne sen bulutsun, ne de ben yağmur
ne sen mağrur ne de ben mağrur
hüzünlü bir akşam, susmuşuz, durgunuz, hepsi bu


hep sonradan, gelir aklım başıma, hep sonradan, sonradan
devamını gör...

deniz kenarında denizi göremediğim bir gün.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
şu havlularınızı da bi toplayın ama ablacım yaa.
devamını gör...

benim attığım mesajdır. arada yazıyorum sevinsin garibanlar * .
devamını gör...

vakti zamanında 25 kuruş eksiğim olduğunda ekmek alamadığım için her türlü alırım o 50 kuruşu.
devamını gör...

sergey brin : 21 ağustos 1973'te moskova'da dünyaya gelmiştir. brin'in hem anne hem babası moskova eyalet üniversitesi'nden matematikçi olarak mezun olmuşlardır.

brin altı yaşındayken ailesi amerika'ya göç etmiş ve maryland'a yerleşmişlerdir.
brin ilk ve orta eğitimini maryland'de almış ayrıca maryland üniversitesi'nde matematik prefesörü olan babasından yüksek matematik eğitimi almıştır. daha sonra maryland üniversitesi'ne giden sergey burada matematik ve bilgisayar bilimleri dersleri almış.

ve larry gibi onur derecesiyle mezun olduktan sonra stanford üniversitesi'nden bilgisayar bilimleri dalında master derecesi almıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
larry page: 26 mart 1973'te michigan'da dünyaya gelmiştir.

larry dünyaya geldiğinde babası michigan eyalet üniversitesi'nde yapay zeka üzerine doktora çalışmaları yapmaktaydı, annesi ise aynı üniversitede programlama dersleri vermekteydi. larry ilk ve orta öğrenimini michigan'da yaptıktan sonra michigan üniversitesi bilgisayar mühendisliği bölümünü onur derecesiyle bitirmiştir.

ayrıca stanford üniversitesi'nde bilgisayar bilimleri hakkında master derecesi almıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
google'ın kurucularından olan bu iki genç, para peşinde koşan iş adamları değildi. sadece iyi bir arama teknolojisi oluşturmak isteyen iki hackerdı. yapılandırdıkları google'ın nasıl sonuçlanacağı hakkında en ufak bir fikirleri yoktu. içleride sadece yeni bir şey üretme ve üst düzey bir teknoloji geliştirme isteği vardı. 90'larda popüler olan ve ağırlığını piyasaya koymuş olan yahoo ve lycos gibi birçok arama motoru zamanında ciddiye almadıkları google tarafından sönük bırakıldı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şükür ki canlı dinleme fırsatım oldu. başka türlü bir şey, sezenler olmuş ve diğerleri, hepsini severim de en sevdiğim şarkıları destina'dır.

sevgili derya köroğlu der ki;

dün gece sen uyurken
yüreğim bir yıldız gibi bağlandı sana
işte bu yüzden sırf bu yüzden
yeni bir isim verdim sana destina
*

sonrasında sahneye hüzünlü bir ud çıkar ve ardından ona eşlik eden diğer enstrümanlar.
tek tek kalbinize dokunur, zaman zaman ağlatır...*

devamını gör...

evet çok doğru. özellikle zayıf, hatlı, kısmen kemikli bir yüze sahipseniz ve iri gözlüyseniz; akabinde, oo senin yüzüne bi'güzellik gelmiş. kilo mu aldın sen, çok yakışmış... ünlemleriyle bitecek olaydır. ne yazık ki ben, burdan da sınıfta kalmış durumdayım. zira; göz yaşına alerjim* var benim. her ağladığımda sonu doktorda bitiyor.* bundandır kışın bile gözlük takmalarım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

genel olarak ele aldığımızda şüphe, rekabet gibi kavramların etkisiyle kişide gelişen bir duygu, ruh halidir.

kadın erkek ilişkileri söz konusu olduğunda dozunu ayarlamak çok önemlidir. çiftlerin birbirini hiç kıskanmaması da matah bir durum değildir fikrimce.

yaşadığımız çağda güven, insanlar için çok önem verilen ama pek de zor bulunan bir olgu haline geldi. dolayısıyla "acaba gerçekten seviliyor muyum? şu an onun için en uygun seçenek ( maddi statü, görsellik vb.) ben olduğum için mi yanımda? yarın bir gün daha iyisiyle karşılaşırsa terk edilir miyim? gibi düşünceler ilişkideki güveni hep bir şüphede bırakıyor.

güvenin tam olmadığı ilişkilerde de kıskançlık rahatsız edici bir boyuta evriliyor, sonu çok kötü olaylara sebep olabiliyor. güven tamsa hiç kıskançlık olmamalı da demiyorum, şahsen dozunda kıskançlık sevilip sahiplenildiğimi hissettirir bana, hiç kıskanmayan biri partnerini pek de sevmiyor gibi geliyor.

kıskançlığın dozu ne olmalı, rahatsız edici boyutu nedir kişinin bakış açısına, hayatı algılayış biçimine göre tabii ki farklılık gösterebilir. bu yüzden ilişkiyi yaşadığınız insanı yeteri kadar tanıyıp, huyunu suyunu, verebileceği tepkileri biliyorsanız, kıskançlık ilişkinizde bir sorun haline gelmeyecektir diye düşünüyorum.
devamını gör...

öncelikle kappa nedir?

(başka yerde yazdığımı alıntılayacağım)
--- alıntı ---
chat'te "kinaye yapıyorum, ironi yapıyorum" tümcelerini ifade eder.
--- alıntı ---

birtakım malum yazarların, birtakım malum entrylerini okuduktan sonra "ne olur ironi yapmış olsun" demekteyim. bu çok mühim bir sorundur! sorunun çözüme kavuşması için de böyle bir şey düşünmüş bulunuyorum.

şöyle güzel bir kappa butonu gelsin de kim gerçekte ne diyor öğrenelim. aksi takdirde engel listemdeki kişi sayısı katlanarak artacak! *
destek bekliyoruz efendim.
devamını gör...

hayır kadınlar çok konuşmuyor, kadınların anlatacak çok şeyleri var, daha çok kitap okuyor, daha çok düşünüyorlar, dolayısıyla hem zekaları gelişiyor, hemde fikirleri, ve ne düşündüklerini daha doğru ifade edebilecek kapasiteleri olduğu için, daha çok şeyi farkediyorlar, ve doğal olarak daha çok konuşuyorlar, bunun bilimsel verileri de var ama şimdi üşeniyorum, kadınlar sorunları çıkaran olmadıkları halde okuyup araştırıp, konuşup iletişim kurup, çözüm araken, erkekler, konuyu kapatmak istiyor çünkü sorunun kaynağı kendileridir genelde, bu "çok" tan kasıt bence erkeklerin işine gelmeyen bir çokluk..

erkeklerin öncelikleri farklı malumunuz,
yine hep verdiğim yüzdeyi veriyorum, %99,99 u böyle bence, yani şahsen bir kadına erkek olarak değilde nötr insan olarak yaklaşan bir erkek görmedim henüz, entellektüel, sanatçı, akademisyen olanlar da dahil, yani ben rastlamadım,

bu öncelikten yola çıkarsak da, gündemlerinde okumanın, düşünmenin, konuşmanın da olmayacağını tahmin etmek zor olmaz, haliyle konuşmayı da sevmezler tabiiki, konuşmak için, konuşabilmek lazım önce, söyleyecek bir şeylerinin olması lazım, o cümleleri kurmak, yönetmek, konuyu bağlamak filan lazım, yani bir bildiğinin olması lazım..

anladınmı şimdi kadınların çok konuşuyor olduğu gerçeğinin arkasındaki gerçeği *
devamını gör...

listerin şişelerinin arka alt tarafında sonu p ile biten bir kod bulunur.

örneğin: 1619p.

bu şu demek: 2019 yılının 161. günü üretilmiş. yani ilk üç hane gün, son hane ise yılı temsil ediyormuş.

raf ömürleri 36 aymış. ona göre satın alırsınız.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim