z kuşağını anlamak için çeşitli platformlara girmelerine hiç gerek yok. gençlere iki dakika ayırıp dertlerini, sıkıntılarını dinleyip bunlara çözüm bulsalar; haklarına, özgürlüklerine sahip çıksalar yeter.
devamını gör...

yoksulluk neredeyse yok oldu diyen çalışma bakanı utanır mı? sanmam.
devamını gör...

şunu görmek ne kadar sevindirici anlatamam.bir kaç gün önce bir arkadaşa aynı kitabı okuyup üstünde tartışabilir miyiz ? diye teklif etmiştim.
devamını gör...

bir ülke, konu fark etmeksizin her şeyde geri gidebilir mi ya? inanılır gibi değil. hayır bir de ben bu adamın şarkılarını dinlerken sesini beğenmekle birlikte duruşuna da saygı duyardım. fanatik galatasaraylı bana, severek 100.yıl fenerbahçe marşı dinletecek bir adam, nasıl olur da böyle bir şey ortaya çıkarabilir? müzik altyapısı desen seçim şarkılarından hallice, sözler sanki eghonomi çok ii yeeğenim tayfasına yazılmış gibi.

içi kararanlar için eskiye özlem
devamını gör...

up.
devamını gör...

dillerin oluşumu beni hep çok düşündürmüştür. ispanyolcada bir acele havası var.

küçüklüğümden beri hep şöyle düşünürüm: sanki dilin oturmaya başladığı dönem bu topluluğun çok sinirli bir yöneticisi varmış da sürekli koştura koştura hizmet ediyorlarmış, çok ortada görünmek istemiyorlarmış ya da boğalar çok başıboşlarmış sürekli onlardan kaçıyorlarmış da ondan bu kadar hızlı konuşuyorlarmış.

mesela rusçanın da çok ön damaktan konuşulmasının sebebini soğuktan kasılmalarına bağlardım. ya da arapların çöl sıcağından, ter içinde dilleri dışarda wahelahela gibi seslerle konuştuklarını düşünürdüm.
devamını gör...

mükremin çıtır, laz bakkal, tirbişon, feriştah yenge ve en önemlisi saldıray abi ("çıkar şu üstündekileri ne dediğin anlaşılmıyor!" gibi replikleri olan) gibi kült karakterlerin hayat bulduğu güzel bir tiyatro/dizi konseptiydi.

şimdi bkm nin geldiği duruma bakıyorum da nereden nereye.
devamını gör...

2009 yılında çıkan, temelleri titanik'ten daha önceye dayanan, zoe saldana'nın harika ötesi bir iş çıkardığı film. uzun süre en yüksek hasılatlı film olmuştur.


edit: yine en yüksek olmuş.
devamını gör...

çok da uzak olmayan karanlık bir gelecekte, 20 yaşına basmış insanların açıklar olarak bilinen masalsı topraklarda yer kapmak için yarıştığı distopik bir dünyayı anlatan, 4 sezonluk enfes bir netflix dizisi.
devamını gör...

0.5 kız. yanlış anlamayın kız yarım değil. ilişkimiz flört gibi. ama değil. ama gibi. bilmem anlatabildim mi?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ilk tanımda filmin geneline dair söylenebilecek çoğu şey söylenmiş, bu noktada filmle ilgili oldukça kişisel düşüncelerimi söylemek istiyorum.

öncelikle filmin fantastik yönünü oldukça beğendim, hatta bayıldım. keşke böyle şeyler benim aklıma gelseydi diye düşünüyorum hep. aynı portrait of a lady on fire filminde olduğu gibi oldukça iyi bir senaryo, celine hanımı kutluyorum. ama nedense bu kadının yönetmenliğine hala alışamadım. filmlerini izledikten sonra hep aynı şeyi hissediyorum: mükemmel hikaye, zayıf film. belki zayıf diyerek abartıyor olabilirim ama ortalama diyeyim. bunu şu yüzden bir konu haline getiriyorum, belki başka bir yönetmen olsa o kadar da ciddiye almam. ama hikaye ve atmosfer bu kadar iyiyken filmin bütünü de ortalamanın üstüne çıkabilirmiş gibi hissediyorum. bunu hak ediyor, serzenişim bu yüzden.

film başlangıçta çok diyalogsuz ve ağır ilerliyor. benim için biraz zordu bu yüzden. ama sonra iki küçük arkadaşın birlikteliği ile daha tatlı bir hal alıyor. ayrıca filmin 73 dakika olduğu düşünülürse oldukça keyifli olduğu söylenebilir.

filmin en beğendiğim yönlerinden biri de, izlerken kendimi gerçekten ama gerçekten bir seyirci gibi hissetmemdi. şöyle bir düşününce, ana-kız sahneleri, uyku-yatak sahneleri, orman ve kulübe sahneleri, neredeyse hepsini ya tam arkalarından ya da tam karşılarından, mesafeli bir yerden seyrediyoruz. karakterlerden biriymiş gibi hissetmemiş olsam da tam olarak, net bir seyirci hissiyle analiz ve yorum yapabilmem çok kolay geldi bana. bu hoşuma gitti.

bir de görüntü yönetmenine de ayrı bir parantez açmak istiyorum burada. yine portrait of a lady on fire filminin de görüntü yönetmenliğini yapan claire mathon harika iş çıkarmış. ne eksik ne fazla. bu kadın beni hiç şaşırtmıyor ya gerçekten, sevgilerimi iletiyorum kendisine.

özetle, çok kolay, her an keyifle izlenebilecek bir film. tatlı, hüzünlü, komik ve hafif de ayrıca. ama uzun süre iz bırakacak bir film olduğunu da pek sanmıyorum.
devamını gör...

(bkz: ne bu tantana)
devamını gör...

bu tarz sorularda hemen aklıma reşat nuri gültekin'in "en uzun, en çaresiz geceni düşün. sabah olmadı mı?" sözü geliyor. her acı geçer vesselam.
devamını gör...

tom clancy'nin romanından uyarlanan 2021 yapımı 1 saat 49 dakika uzunluğunda aksiyon gerilim filmidir. ımdb puanı 5.8/10



bugün izlediğim amerikan klişesi bir film. bu filmi izlemeden önce #1160385 bu yazımda bahsettiğim aksiyon filmini izlemiştim. ve iki aksiyon filmini karşılaştırmak gerekirse tom clancy's without remorse filminin daha çok sardığını söyleyebilirim.

yine bir amerikan filmi yine bir amerikalı dünyayı kurtarıyor. konusu bakımından punisher dizisini andırıyor. tabi punisher'ın sahneleri ayrı bir güzeldir. aksiyon, gerilim dizisi izlemek isteyenlere kesinlikle öneririm. aslında geçen yıllarda popüler olmuştu izlemeyen çok az kişi kalmıştır ama ben yine de tavsiye edeyim.

şimdi gelelim başlıktaki filmin konusuna. filmde amerikan askerleri suriye'de operasyona gidiyorlar. ve elbette amerikan askeri varsa rus istihbaratı da vardır değil mi. rus istihbaratı bu amerikan timine bilgi akışı sağlıyor. ve bir rehine kurtarma operasyonu gerçekleştiriyorlar. rehineyi kurtarıyorlar fakat rehin alan kişilerin suriyeli olmadığını öğreniyorlar... görev başarılı bir şekilde gerçekleştikten sonra takım dağılıyor. ana karakterimiz olan çavuşun bir çocuğu olacak bu yüzden askerlik mesleğini bırakıp güvenlik görevlisi olmaya karar veriyor. ta ki karısının ve çocuğunun intikamını almak isteyene kadar. bu noktadan sonra filmin akışı daha iyi oluyor diyebilirim.

ben filmdeki aksiyonu yeterli buldum. öyle wow denecek bir durumu yoktu ama tatmin eder. yani konusu her amerikan filmi ile aynı olduğu için ne diyebilirim ki. ya görmezden gelip yapmacık şaşırmalar ile izleyeceğiz ya da söve söve olayları tahmin edeceğiz. ama filmde en çok sevdiğim şey gerilimin yeterli olmasıydı. filmlerde ana karakterin insan olmasına rağmen ölümsüz olmasından rahatsız olmuyorsanız izlemenizi öneririm.
devamını gör...

aktroll. uluda da yapıyor aynı trollüğü.
devamını gör...

magnus winbjörk  adlı sanatçının gözünden.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

diziyi izleyenler geçmişe gitti mi! bilmem ama ben olduğum yerde kaldım. yarısında izlemeyi bıraktım. zamanda yolculuk meselesinin artık suyu çıkarıldı. “aman efendim geçmişe gittik, vay efendim tarihi değiştirdik, şimdi ne halt edeceğiz?”

netfilliks dark (dizi) yapmış, daha ilk sezonda izleyenlerin beynini sulandırmıştı. bunun üzerine iş yapmacaksanız, artık şu zamanda yolculuk meselesine girmeyin.

beğenmediğim dizidir. türk işi dark bu kadar olur.
devamını gör...

şener şen'in başrolünü oynadığı daima güncel kalacak 'gecim sıkıntısı' meselesini konu edinen film.
gün yirmi dört saat, hafta yedi gün. yetmedi, yetiremedim.
devamını gör...

açıp bir sayfasını, fatiha'yı dahi okuyamayan, okuduğunu anlayamayan, kendi deyimiyle sorgulamayan insanoğlu'na allah'ın sözüdür. inanmıyor olabilirsin kimse sana hesap sormuyor ama afedersin k.çının boyutlarından bahsetmiyorsun, bir milyardan fazla insanın inandığı bir kitaptan bahsediyorsun,
"-kes sesini" derler adama. arkadaş koca kitaptan cımbızla bir ayet seçip efendim işte inanmayanları öldürün diye ayet var diyor. açıklayayım,
müslümanlar daha hicret etmemiş, bir avuç insan topluluğu. inanmayan kitle ben müslümanım diyene eziyet ettiği yetmiyormuş gibi işkence ve mallarına yağma başlıyor. sonra daha ileri gidip müslümanlar katledilmeye başlıyor. kanun ve nizamın hak getirdiği o günlerde benim annemi babamı sırf bir şeye inanıyor diye öldürseler, malımı mülkümü alsalar, sevdiklerime eziyet etseler, benim inandığım şeye inananların hepsine bunları yapsalar, ben de gidip bunu yapanları öldürürüm. ama hz. muhammed gidin onlara saldırın demiyor. kaldı ki hz. ömer, hamza o dönem mekke'de müşriklerin bile çekindiği, karşılaştığında yolunu değiştirdiği kimseler. o dönem müslümanlara yapılan eziyeti tarihçiler anlatırken kelimelerin yetersizliğinden bahseder. işte bu dönemde müslümanlar bizlere yapılan bu zulme karşı neden karşılık vermiyoruz, neden savaşmıyoruz derken ayetler iner. "savaşın, sizinle savaşanlarla siz allah yolunda savaşın." yani bu ayetleri bir yerinizden anlamayın. zevki adam öldürün denmiyor size. ister inan ister inanma ama şunu bil. bu kitaba inanan insanlar sırf inanıyor diye bağnaz, gerici ilan edilemez.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim