nostalghia
vatanından uzak bir şairin kendisine tamamen yabancı bir ülkedeki gözlemlerini başarılı şekilde aktaran 1983 yapımı andrey tarkovski filmi. kendisinin italya'da çektiği ilk film olarak da bilinir.
filmin en unutulmaz sahnesi ''bir delinin haykırışı''dır. şuradan türkçe altyazılı şekilde sahneyi izelmek mümkün:
-- spoiler --
insanoğlu dinle!
domenico burada, bagno vignoni’nin delisi.
hayır, onun deli olmadığını biliyorum.
öyleydi, bunu anlayacaksın.
o burada roma’da, bir gösteri için.
üç gündür konuşmalar yapıyor.
…
nasıl gidiyor?
kalbin nasıl?
bilmiyorum, sınıra dayandım.
içimde hangi atam konuşuyor?
hem aklımda hem de bedenimde…
aynı anda ayrılamam.
bu yüzden tek kişi olamıyorum.
kendimi aynı anda sayısız şey olarak hissedebiliyorum.
fazla büyük usta kalmadı.
zamanımızın gerçek kötülüğü budur.
kalbin yolları gölgelerle kaplanmış.
yararsız görünen seslere kulak vermeliyiz.
okul duvarları, asfalt ve refah reklâmlarının
uzun kanalizasyon boruları ile dolu beyinlere…
böceklerin vızıltıları girmeli.
her birimizin gözlerini ve kulaklarını…
büyük bir rüyanın başlangıcı olan şeylerle doldurmalıyız.
birisi piramitleri yapacağımızı haykırmalı.
yapmamamızın bir önemi yok!
o isteği beslemeliyiz…
ve ruhun köşelerini esnetmeliyiz…
sınırsız bir çarşaf gibi.
dünyanın ilerlemesini istiyorsanız…
el ele vermeliyiz.
sözüm ona sağlıklıları…
sözüm ona hastalarla karıştırmalıyız.
siz sağlıklı olanlar!
sağlığınız ne anlama gelir?
insanoğlunun bütün gözleri, içine…
daldığımız çukura bakıyor.
özgürlük faydasızdır…
eğer gözlerimizin içine bakmaya…
yemeye, içmeye ve…
bizimle yatmaya cesaretiniz yoksa!
dünyayı yıkıntının eşiğine getirenler…
sözüm ona sağlıklı olanlardır.
insanoğlu dinle!
senin içinde su, ateş…
ve sonra kül…
ve külün içindeki kemikler.
kemikler ve küller!
gerçekliğin içinde veya…
hayalimde değilken, ben neredeyim?
işte yeni anlaşmam:
geceleri güneşli olmalı…
ve ağustos da karlı.
büyük şeyler sona erer…
küçük şeyler baki kalır.
toplum böylesine parçalanmaktansa…
yeniden bir araya gelmeli.
sadece doğaya bak
hayatın ne kadar basit olduğunu göreceksin.
bir zamanlar olduğumuz yere dönmeliyiz…
yanlış tarafa döndüğümüz noktaya.
hayatın ana temellerine geri dönmeliyiz…
suları kirletmeden…
deli bir adam size…
kendinizden utanmanızı söylüyorsa…
ne biçim bir dünyadır burası!
şimdi müzik
müzik!
ah... anne!
başının etrafında dolaşan…
ve sen güldükçe berraklaşan…
o hafif şey havaymış.
-- spoiler --
filmin en unutulmaz sahnesi ''bir delinin haykırışı''dır. şuradan türkçe altyazılı şekilde sahneyi izelmek mümkün:
-- spoiler --
insanoğlu dinle!
domenico burada, bagno vignoni’nin delisi.
hayır, onun deli olmadığını biliyorum.
öyleydi, bunu anlayacaksın.
o burada roma’da, bir gösteri için.
üç gündür konuşmalar yapıyor.
…
nasıl gidiyor?
kalbin nasıl?
bilmiyorum, sınıra dayandım.
içimde hangi atam konuşuyor?
hem aklımda hem de bedenimde…
aynı anda ayrılamam.
bu yüzden tek kişi olamıyorum.
kendimi aynı anda sayısız şey olarak hissedebiliyorum.
fazla büyük usta kalmadı.
zamanımızın gerçek kötülüğü budur.
kalbin yolları gölgelerle kaplanmış.
yararsız görünen seslere kulak vermeliyiz.
okul duvarları, asfalt ve refah reklâmlarının
uzun kanalizasyon boruları ile dolu beyinlere…
böceklerin vızıltıları girmeli.
her birimizin gözlerini ve kulaklarını…
büyük bir rüyanın başlangıcı olan şeylerle doldurmalıyız.
birisi piramitleri yapacağımızı haykırmalı.
yapmamamızın bir önemi yok!
o isteği beslemeliyiz…
ve ruhun köşelerini esnetmeliyiz…
sınırsız bir çarşaf gibi.
dünyanın ilerlemesini istiyorsanız…
el ele vermeliyiz.
sözüm ona sağlıklıları…
sözüm ona hastalarla karıştırmalıyız.
siz sağlıklı olanlar!
sağlığınız ne anlama gelir?
insanoğlunun bütün gözleri, içine…
daldığımız çukura bakıyor.
özgürlük faydasızdır…
eğer gözlerimizin içine bakmaya…
yemeye, içmeye ve…
bizimle yatmaya cesaretiniz yoksa!
dünyayı yıkıntının eşiğine getirenler…
sözüm ona sağlıklı olanlardır.
insanoğlu dinle!
senin içinde su, ateş…
ve sonra kül…
ve külün içindeki kemikler.
kemikler ve küller!
gerçekliğin içinde veya…
hayalimde değilken, ben neredeyim?
işte yeni anlaşmam:
geceleri güneşli olmalı…
ve ağustos da karlı.
büyük şeyler sona erer…
küçük şeyler baki kalır.
toplum böylesine parçalanmaktansa…
yeniden bir araya gelmeli.
sadece doğaya bak
hayatın ne kadar basit olduğunu göreceksin.
bir zamanlar olduğumuz yere dönmeliyiz…
yanlış tarafa döndüğümüz noktaya.
hayatın ana temellerine geri dönmeliyiz…
suları kirletmeden…
deli bir adam size…
kendinizden utanmanızı söylüyorsa…
ne biçim bir dünyadır burası!
şimdi müzik
müzik!
ah... anne!
başının etrafında dolaşan…
ve sen güldükçe berraklaşan…
o hafif şey havaymış.
-- spoiler --
devamını gör...
uğur mumcu
ayaktakımına mensup pespayelerin, hainlerin korkulu rüyasıydı. adam gibi adamdı, bir yiğit gazeteciydi, hukukçuydu.
devamını gör...
hak ettiği değeri görmeyen yemekler
musakka. adı bile güzel.
devamını gör...
müdavim
bir yerin yerlisi 'gibi' olmak.
mesela bir mekâna sık gelip giden birisi, oranın müdavimidir.
devamlı müşteri gibi.
mesela bir mekâna sık gelip giden birisi, oranın müdavimidir.
devamlı müşteri gibi.
devamını gör...
istenmediği yerde durmaya devam eden insan
benim. herkesten özür diliyorum.
şu hayatta en çekindiğim şeylerden biri insanları rahatsız etmek. böyle sıkılır söylemezler diye ödüm kopuyor. ima falan anlamıyorum ve hep aklımda şu var. ya ima ediyorlarsa konuşmak istemediklerini ve ben anlamıyorsam? içimde bunun getirdiği bir endişe var. hep insanları rahatsız ettiğimi düşünür bir yanım çok inceden.
ancak beni istenmediğim yerden kaldırmak, göndermek pek kolay olmuyor. aynı ürkeklik orada hiç yaşanmıyor. hasta sayılacak şekilde doğmuş ve okul hayatı boyunca hep birilerinin istemediği çocuktum. eğitim alma hakkım bile hiç edilmeye çalışıldı ki hâlâ benim gibi olup kendine okul bulamayan çocuklar var. oradan gelme bir inadım var. bu yüzden istediğim zaman istediğim yerde dururum. eğer istenmiyorsam beni istemeyen gitsin. çok netim bu konuda gençler.
ben hep şöyle diyorum. bir ortamı aslan gibi sahiplenip sıfır empati ile başka insanların bir ortamda ne kadar durması gerektiğine inanan insanlara sempati duymak ya da onlar yüzünden utanmak zorunda değilim. basit yani.
yönetim katındayım. daha önce çalıştığım yerde yöneticim beni istememişti ve işten çıkmam için elinden geleni yapmıştı. yine inat edip çıkmamıştım. şimdi ben başka çalışana sırf canım öyle istiyor diye mobbing uygulasam ve o istenmediği yerde dursa gurursuz oluyor he mi? valla biz böyle yaparsak daha çok sömürülürüz diyorum ben.
bence herkes istediği yerde istediği kadar durabilir. ben öyle düşünüyorum.
şu hayatta en çekindiğim şeylerden biri insanları rahatsız etmek. böyle sıkılır söylemezler diye ödüm kopuyor. ima falan anlamıyorum ve hep aklımda şu var. ya ima ediyorlarsa konuşmak istemediklerini ve ben anlamıyorsam? içimde bunun getirdiği bir endişe var. hep insanları rahatsız ettiğimi düşünür bir yanım çok inceden.
ancak beni istenmediğim yerden kaldırmak, göndermek pek kolay olmuyor. aynı ürkeklik orada hiç yaşanmıyor. hasta sayılacak şekilde doğmuş ve okul hayatı boyunca hep birilerinin istemediği çocuktum. eğitim alma hakkım bile hiç edilmeye çalışıldı ki hâlâ benim gibi olup kendine okul bulamayan çocuklar var. oradan gelme bir inadım var. bu yüzden istediğim zaman istediğim yerde dururum. eğer istenmiyorsam beni istemeyen gitsin. çok netim bu konuda gençler.
ben hep şöyle diyorum. bir ortamı aslan gibi sahiplenip sıfır empati ile başka insanların bir ortamda ne kadar durması gerektiğine inanan insanlara sempati duymak ya da onlar yüzünden utanmak zorunda değilim. basit yani.
yönetim katındayım. daha önce çalıştığım yerde yöneticim beni istememişti ve işten çıkmam için elinden geleni yapmıştı. yine inat edip çıkmamıştım. şimdi ben başka çalışana sırf canım öyle istiyor diye mobbing uygulasam ve o istenmediği yerde dursa gurursuz oluyor he mi? valla biz böyle yaparsak daha çok sömürülürüz diyorum ben.
bence herkes istediği yerde istediği kadar durabilir. ben öyle düşünüyorum.
devamını gör...
ağladıktan sonra yüze gelen güzellik
o kadar tuhaf ama doğru ki . ağlamanın bitmesine yakın ağlamaya ara veriyor koşa koşa aynaya gidiyorum . bakıyorum baya iyi duruyor yüzüm sonra dönüp ağlamaya devam ediyorum . sırf ağlıyoruz diye self lovemızdan ödün vermiyeceğiz herhalde .
devamını gör...
günün sözü
“sizi üzenlere hala selam veriyor olmanız vicdanınızın sadakasıdır.”
mevlana
mevlana
devamını gör...
çocukluğunu unutmak
bazıları da hiç çocuk olmaz, ailede öyle büyük dertler vardır ki anne babalarına ebeveynlik etmekten çocuk olduğunu bile unuturlar.. sonra da o unutulamayan ve yaşanamamış olan çocukluğun yasını tutarlar.. hiç çocuk olmaya fırsat bulamamış olanlar, ömür boyu çocuklar gibi özgürce hareket etmenin hasretini yaşarlar...
devamını gör...
rastgele kişilere günaydın mesajı atma organizasyonu
organizasyon tam uymadı da, anladınız siz
olay şu. her sabah sözlükten rastgele kişilere günaydın mesajı atıyoruz. "kesinlikle art niyet yoktur"
olay şu. her sabah sözlükten rastgele kişilere günaydın mesajı atıyoruz. "kesinlikle art niyet yoktur"
devamını gör...
normal sözlük yazarlık rütbeleri
an itibariyle heyecanla bekliyorum. ay acaba bana nasıl bir rütbe verilecek*. açıkçası en çok merak ettiğim olaylardan biri bu. rütbe biraz daha lakap gibi olduğundan ve ben de lakapları genelde sevdiğimden acaba benimki ne olur diye şuan oturmuş düşünmekteyim*
"daha yeni geçtin 10.000 karma puanı bir dur be zalım" dediğinizi duyar gibiyim. ama ne yapayım, burayı seviyorum ve ben fazla meraklı bir insanım*.
"daha yeni geçtin 10.000 karma puanı bir dur be zalım" dediğinizi duyar gibiyim. ama ne yapayım, burayı seviyorum ve ben fazla meraklı bir insanım*.
devamını gör...
haldun taner
kime kalmış bu dünya? hepsi gidecek, hepsi. kralı da, karunu da. *
devamını gör...
diyelim ki o bunu okumayacak
ben seni çok sevdim, belki zordur anlaması sessizliğimden.
devamını gör...
yumurtadan çıkmış kabuğunu beğenmez
ilyas salman’ın hababam sınıfı filminde geçen sahneyi akla getirir. ilyas salman öğretmendir ve öğrencisi ilyas salman’ın ailesi köylü diye küçümsemeye, rezil etmeye çalışır. salman’da ise en ufak bir utanma oluşmaz.
canım ailem beni yetiştirmiş, ellerinden geleni yapmış, iş güç sahibi olana kadar hatta olduktan sonra bile desteklerini çekmemişler. ben kimim beğenmeyeceğim.
üstteki bir yazara cevap niteliğindedir! ailemizde ailesini, doğduğu yeri seçemediler. senin kendini geliştirmene engel olmadılarsa, yaşadıkları çevrede o kadar olabilmiştir. bizim imkanlarımızla ailelerimizin imkanlarını kıyaslayamazsınız.
t. ailesini küçümseyen küçük insanlar için kullanılan söz.
canım ailem beni yetiştirmiş, ellerinden geleni yapmış, iş güç sahibi olana kadar hatta olduktan sonra bile desteklerini çekmemişler. ben kimim beğenmeyeceğim.
üstteki bir yazara cevap niteliğindedir! ailemizde ailesini, doğduğu yeri seçemediler. senin kendini geliştirmene engel olmadılarsa, yaşadıkları çevrede o kadar olabilmiştir. bizim imkanlarımızla ailelerimizin imkanlarını kıyaslayamazsınız.
t. ailesini küçümseyen küçük insanlar için kullanılan söz.
devamını gör...
normal sözlük'teki aile ortamı
insan aile üyelerinden birine özel mesajda nude atar mı kardeşim? madem aile isek bu özel mesajda birbirlerine nude atanlar ne oluyor? lan bırak yerim böyle aileyi ya. herkes bağımsız yazsın bence aile olayı bizi aşar. *
devamını gör...
kamil
argoda, saf salak anlamında kaaamil şeklinde uzatılarak söylenen bir sıfattır aynı zamanda.
devamını gör...
günün sosyal medya ünlüsü
devamını gör...
adil yıldırım
köşe yazarı ve aynı zamanda ilişki koçudur. youtube kanalında kadınlara papatyam diyip pamuklara sararken, erkekleri sırtlan diye adlandırarak yerden yere vurmaktadır. papatyalara sırtlanlardan korunma yöntemleri sunmaktadır. *
devamını gör...
lost'tan akılda kalanlar
we have to go back kate! we have to go back!
devamını gör...

