yazarları ağlatan şarkılar
devamını gör...
türkçe
okula 1. sınıfa başlamamla öğrendiğim zengin ve köklü dildir.
devamını gör...
sözlükteki kadın yazarlara limon atmak
yanlış bir tercih, hanımefendilerimize portakal atılır sözlüğümüzde.
devamını gör...
26 haziran 2021 kanal istanbul için ilk kazmanın vurulması
atacağınız her kazma sandıkta fena şekilde girecek. doğa katliamı.
devamını gör...
anne olmak istemeyen kadın
nasıl bu kadar emin konuşabiliyorsunuz hayret ediyorum. anneniz kadar normal bir kadındır. kendimi tanımlıyorum resmen bu başlığa. sizin tabirinizle "adam" gibi bir erkek bulamamakla hiçbir alakası yok bunun. ya da 35 yaşıma gelince isterim zaten diye de düşünmüyorum. belki öyle "adam" gibi bir erkek aramıyorumdur. belki hemcinsimden hoşlanıyorumdur (ki bu anne olmaya engel değildir.)belki de erkek arkadaşım olmasına rağmen kendim istemiyorumdur. illa altında bir sebep aramaya gerek yok. bu bir tercihtir ve istemek kadar istememek de normaldir. her kadın anne olmak istemez yani anlayacağınız.
devamını gör...
kafa'nın masada olan beş yazarı
ay bir gulesim geldi..
tanım: hangi masaymis bu dedirtendir.. troll dicem.. o bile olamaz..
tanım: hangi masaymis bu dedirtendir.. troll dicem.. o bile olamaz..
devamını gör...
ümitcan uygun'un canlı yayında uyuşturucu kullanması
tek işi muhaliflere ve hakkını arayan garibana diklenmek olan güvenlik güçleri ve devletimizin yine üç maymunu oynayacağı olay.
mobile.twitter.com/solcugaz...
uyuşturucuya özendirme, cinayet, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, tehdit gibi onlarca pis işe bulaşmış bu yaratık hala elini kolunu sallayarak gezebiliyor fakat sıradan vatandaş en ufak eleştiri yaptığında üstüne çökülüyor. birileri “bizden tecavüzcü, sapık kollayıcı olmaz” diye bağırıyordu. bunun hakkında ne düşünüyor acaba merak ediyoruz vatandaşlar olarak.
zamanın ötesinden gelen edit: şahıs sosyal medya baskısıyla “gözaltına alınmıştır.” üç gün sonra salınır, rapunzel birey çıkar; boğaziçli öğrencileri terörist ilan eder. hdp ye çatar. konu kapanır.
mobile.twitter.com/solcugaz...
uyuşturucuya özendirme, cinayet, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, tehdit gibi onlarca pis işe bulaşmış bu yaratık hala elini kolunu sallayarak gezebiliyor fakat sıradan vatandaş en ufak eleştiri yaptığında üstüne çökülüyor. birileri “bizden tecavüzcü, sapık kollayıcı olmaz” diye bağırıyordu. bunun hakkında ne düşünüyor acaba merak ediyoruz vatandaşlar olarak.
zamanın ötesinden gelen edit: şahıs sosyal medya baskısıyla “gözaltına alınmıştır.” üç gün sonra salınır, rapunzel birey çıkar; boğaziçli öğrencileri terörist ilan eder. hdp ye çatar. konu kapanır.
devamını gör...
epinefrin
adrenalin olarak bilinen, salgılandığında kalp atışını hızlandıran, damarları genişleten, kan basıncını artıran, göz bebeklerini büyüten hormon.
devamını gör...
aurora (yazar)
oldukça kaliteli yazıları olan ve artılarını esirgemeyen yazar arkadaşımızdır.
takipteyiz efendim.
takipteyiz efendim.
devamını gör...
yaşamak
ilk olarak 1993 yılında yayımlanan (bazı kaynaklarda 1992 olduğu belirtilmiş) çinli yazar yu hua romanıdır.
kitabın iki anlatıcısı var. biri, çin'de köyleri gezip köylülerden öğrendiği hikâyelerle halk şarkıları oluşturan gezgin ve diğeri ise o gezginin köylerden birinde tanıştığı fugui adlı kişi. kitap yaşanmış tarihi döneme ışık tuttuğu için gerçekten değerli bir eser.
başta gayet keyifli başlayan anlatım fugui'nin yaşadıklarıyla buluşunca pek de öyle devam etmiyor. kitabın ismi ''yaşamak'' fakat insana ''yaşamak böyle olur mu?'' sorusunu sorduruyor.
edit: normal sözlük kitap edebiyat kulübü ile birlikte toplantımızı gerçekleştirdiğimiz üçüncü kitap. bu sayede kitabı tekrar okuma fırsatı buldum. yazar yu hua, sade, net, betimleme ve ruh tahlillerinden uzak bir anlatım seçmiş. fakat kitabı okumadan önce veya okuduktan sonra kitabı daha iyi özümseyebilmek için şu bilgilere sahip olmakta fayda var:
tarih derslerinden ve dizi- filmlerden bildiğimiz üzere çin çok büyük bir geçmişe ve tarihe sahip. ülke 1912'li yıllara kadar hanedanlıkla yürütülüyor, 1912'li yıllarda iç çatışmaların ve afyon savaşları'nın etkisi ile hanedanlıklar yıkılıyor. yerine cumhuriyet gelse de ne yazık ki ülkeye refah ve mutluluk getirmiyor. ülke; milliyetçiler ve komünistler olarak iki zıt kutba ayrılıyor ve çatışmalar devam ediyor. bu çatışmalara bir de japonya ile olan savaş eklenince ''biz ne yapıyoruz, aramızdaki anlaşmazlıklara geçici de olsa bir son verelim'' diyorlar ve japonları ülkelerinden çıkarıyorlar. japonya ile olan savaştan sonra dengeler değişiyor; komünistler güçlenirken milliyetçiler güç kaybediyor ve tom ve jerry gibi kaldıkları yerden savaşmaya devam ediyorlar. sonrasında ise mao dönemi başlıyor ve kitapta mao'yu, devrimi ve yaptığı uygulamaları görüyoruz.
buradan kulübe ve değerli üyelerine de teşekkürlerimi sunmak istiyorum, sesim geliyor mu? kitabın yazarı yu hua ve karakteri fugui'ye zaman zaman sinirlendiğimiz, jiazhen'in sadakatini ve anneliği ile eşliği arasındaki dengeyi eleştirdiğimiz, youqing ve fenxia'ya üzülmekten kendimizi alamadığımız, çin tarihi hakkında kısa da olsa konuştuğumuz ve en önemlisi yine birbirimize bir şeyler kattığımız ve keyifli vakit geçirdiğimiz bir toplantıya olanak sağladıkları için teşekkürü borç bilirim.
kitabın iki anlatıcısı var. biri, çin'de köyleri gezip köylülerden öğrendiği hikâyelerle halk şarkıları oluşturan gezgin ve diğeri ise o gezginin köylerden birinde tanıştığı fugui adlı kişi. kitap yaşanmış tarihi döneme ışık tuttuğu için gerçekten değerli bir eser.
başta gayet keyifli başlayan anlatım fugui'nin yaşadıklarıyla buluşunca pek de öyle devam etmiyor. kitabın ismi ''yaşamak'' fakat insana ''yaşamak böyle olur mu?'' sorusunu sorduruyor.
edit: normal sözlük kitap edebiyat kulübü ile birlikte toplantımızı gerçekleştirdiğimiz üçüncü kitap. bu sayede kitabı tekrar okuma fırsatı buldum. yazar yu hua, sade, net, betimleme ve ruh tahlillerinden uzak bir anlatım seçmiş. fakat kitabı okumadan önce veya okuduktan sonra kitabı daha iyi özümseyebilmek için şu bilgilere sahip olmakta fayda var:
tarih derslerinden ve dizi- filmlerden bildiğimiz üzere çin çok büyük bir geçmişe ve tarihe sahip. ülke 1912'li yıllara kadar hanedanlıkla yürütülüyor, 1912'li yıllarda iç çatışmaların ve afyon savaşları'nın etkisi ile hanedanlıklar yıkılıyor. yerine cumhuriyet gelse de ne yazık ki ülkeye refah ve mutluluk getirmiyor. ülke; milliyetçiler ve komünistler olarak iki zıt kutba ayrılıyor ve çatışmalar devam ediyor. bu çatışmalara bir de japonya ile olan savaş eklenince ''biz ne yapıyoruz, aramızdaki anlaşmazlıklara geçici de olsa bir son verelim'' diyorlar ve japonları ülkelerinden çıkarıyorlar. japonya ile olan savaştan sonra dengeler değişiyor; komünistler güçlenirken milliyetçiler güç kaybediyor ve tom ve jerry gibi kaldıkları yerden savaşmaya devam ediyorlar. sonrasında ise mao dönemi başlıyor ve kitapta mao'yu, devrimi ve yaptığı uygulamaları görüyoruz.
buradan kulübe ve değerli üyelerine de teşekkürlerimi sunmak istiyorum, sesim geliyor mu? kitabın yazarı yu hua ve karakteri fugui'ye zaman zaman sinirlendiğimiz, jiazhen'in sadakatini ve anneliği ile eşliği arasındaki dengeyi eleştirdiğimiz, youqing ve fenxia'ya üzülmekten kendimizi alamadığımız, çin tarihi hakkında kısa da olsa konuştuğumuz ve en önemlisi yine birbirimize bir şeyler kattığımız ve keyifli vakit geçirdiğimiz bir toplantıya olanak sağladıkları için teşekkürü borç bilirim.
devamını gör...
gülme krizi
kendimi bildim bileli her sahur kardeşlerimle yaşadığımız durum.
niye bize böyle oluyor, en ufak bir fikrimiz yok. ne oluyorsa, sahur sofrasına geçince deli dürtmüş gibi bir gülme krizi...
ne desek, ne yapsak komik gelme hali...
annem deliriyor gülmeyin diye...
biz de rahatsızız sözde, aslında rahatsız da değiliz. çünkü çok eğleniyoruz ama annem yüzünden durdurmaya çalışıyoruz kendimizi, nedense bir türlü aşamadık bu durumu...
niye bize böyle oluyor, en ufak bir fikrimiz yok. ne oluyorsa, sahur sofrasına geçince deli dürtmüş gibi bir gülme krizi...
ne desek, ne yapsak komik gelme hali...
annem deliriyor gülmeyin diye...
biz de rahatsızız sözde, aslında rahatsız da değiliz. çünkü çok eğleniyoruz ama annem yüzünden durdurmaya çalışıyoruz kendimizi, nedense bir türlü aşamadık bu durumu...
devamını gör...
kitap alıntıları
"bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar."
olağanüstü bir gece-stefan zweig
olağanüstü bir gece-stefan zweig
devamını gör...
kadın ve erkeğin arkadaş olması
bilime göre kadınla erkeğin arkadaş olarak kalabilmesi imkansız değil, ama çok kolay da değil.arkadaşlığın aynı cinsiyet arkadaşlıklarına kıyasla daha zor kurulduğunu, daha fazla iletişim ve şeffaflık istediğini söylüyorlar. evet olabilir yani herşey bizim elimizde.
devamını gör...
yazarların mahlaslarının bir üst seviyesi
galadriel.(u:o kadar güzel olabilir miyim bilmiyorum ama saçı sarıya boyatıp,lens takmak şart yalnız.)
ormanın hanımı
ormanın hanımı
devamını gör...
karşı cinse mesaj atma bahanesi
bahane? her şeyin ulu orta , açık saçık yaşandığı bu devirde bence naiflik çok fazla.
insanlar aldatıyor olmaları, fuckbuddy’leri olması ile övünüyor.. çirkinlik yıldızlardan kuş bakışı dünyayı izleyecek durumda.
gerçekten şu yukarıda tanımlanan grubun dışındaysanız, duygularınız varsa dümdüz “ seni görebilir miyim? “ yazın gitsin.
insanlar aldatıyor olmaları, fuckbuddy’leri olması ile övünüyor.. çirkinlik yıldızlardan kuş bakışı dünyayı izleyecek durumda.
gerçekten şu yukarıda tanımlanan grubun dışındaysanız, duygularınız varsa dümdüz “ seni görebilir miyim? “ yazın gitsin.
devamını gör...
piknik
sevdiklerinizle birlikte yapıyorsanız harika bir etkinliktir.
piknik bittikten sonra çöplerinizi toplamanız rica olunur.
piknik bittikten sonra çöplerinizi toplamanız rica olunur.
devamını gör...
kendini ispatlayan genç iş bulur
(bkz: ne istediniz de vermedik) diyen olmadı bize anca ispatla falan filan deniliyor...
birde (bkz: gökten düşen üç elmanın da aynı kişiye düşmesi) sorunsalı var. sen çık elma ağacına düşmeden topla elmaları
kurtlu olmayanı seç, yoldan geçerken göz hakkı diye birilerine ver.kaldı mı zor bela elinde bir elma aman ha onu hemen yeme zor günler için sakla. çok birşey istemedik aslında sen hep yanlış kişilere verdin üstelik fazla fazla. ben sadece bir elma peşinde kendimi ispatlama derdinde...
şimdi sorarım size kim yiyiyor çatır çatur bu elmaları. kaldı mı elma ağacı bırakmadılar bize peki benim elmam nerede?
gökten üç elma düştü; biri bana, biri dinleyenlere, diğeri de bütün iyi insanlara olsun”
birde (bkz: gökten düşen üç elmanın da aynı kişiye düşmesi) sorunsalı var. sen çık elma ağacına düşmeden topla elmaları
kurtlu olmayanı seç, yoldan geçerken göz hakkı diye birilerine ver.kaldı mı zor bela elinde bir elma aman ha onu hemen yeme zor günler için sakla. çok birşey istemedik aslında sen hep yanlış kişilere verdin üstelik fazla fazla. ben sadece bir elma peşinde kendimi ispatlama derdinde...
şimdi sorarım size kim yiyiyor çatır çatur bu elmaları. kaldı mı elma ağacı bırakmadılar bize peki benim elmam nerede?
gökten üç elma düştü; biri bana, biri dinleyenlere, diğeri de bütün iyi insanlara olsun”
devamını gör...
feminizm çöplüktür
komik başlık. eminim ki feminizm hakkında bir kitap bile okumamış ergen bir erkek tarafından açıldı.
devamını gör...

