girildiğinde rahatsız eden şeyler
mani dönemi.. kafa kelebek oluyor.. girdiğin de ne çıkacağı belirsiz..
devamını gör...
pogba'nın bira şişesini masadan kaldırması
içecektir sonra onu. kimse hacılamasın diye kaldırmıştır.
devamını gör...
baba bedduası almak
ömür boyu iki yaka bir araya bile gelmeyebilir. almayın, etmeyin.
devamını gör...
ebeveynlerin kabullenemedikleri gerçekler
1. entry her şeyi özetlemiş işte. çocuğunun birey olduğunu kabul edemiyor aileler. ne saçma bir şeydir bu? sanki onlar bizim yaşımızda hiç olmamış gibi...
devamını gör...
hayattan gram zevk almamak
(bkz: depresyon)
devamını gör...
annenin arkadaşının çocuğuyla arkadaş olma zorunluluğu
eskiden ailecek görüştüğümüz hatta çok sık görüştüğümüz bir aile vardı. çocukları bana ve kardeşime akrandı. gel gör ki ben yaşıtım olan kızdan nefret ederdim o da benden. haftada en az iki kez görüşmek zorundaydık fakat bu durumdan ikimiz de hoşlanmazdık.
senelerce tatile gittik, doğum günü kutladık, piknik yaptık vs ama hiç arkadaş olamadık.
bu bana ders oldu, kendi çocuklarım olunca eğer arkadaşımın çocuğuyla bir araya gelmek istemezlerse asla zorlamadım.
çocukluğumun en güzel yıllarında dert sahibi oldum resmen, bari onlar olmasın dedim.
senelerce tatile gittik, doğum günü kutladık, piknik yaptık vs ama hiç arkadaş olamadık.
bu bana ders oldu, kendi çocuklarım olunca eğer arkadaşımın çocuğuyla bir araya gelmek istemezlerse asla zorlamadım.
çocukluğumun en güzel yıllarında dert sahibi oldum resmen, bari onlar olmasın dedim.
devamını gör...
kitap okumuyorum eksikliğini de hissetmiyorum diyen tip
-kitap okuyor musunuz bay anderson?
+okumuyorum, eksikliğini de hissetmiyorum.
-ama biz hissediyoruz.
(bkz: ölü ozanlar derneği)
+okumuyorum, eksikliğini de hissetmiyorum.
-ama biz hissediyoruz.
(bkz: ölü ozanlar derneği)
devamını gör...
dünyanın en güzel kokusu
kızımın kokusudur... evlat kokusu cennet kokusudur.
devamını gör...
inançla alay etmek
alay etmekten kasıt nedir ? misal kafamın basmadığı bir şey sorduğumda alay etmiş mi oluyorum, yoksa sen cevap veremeyince yersiz alinganlik mi yapıyorsun?
devamını gör...
babam öldü lan benim
sadece babası vefat edenlerin anlayacağı bir duygudur.
(bkz: kardeş payı) dizisinin 14. ( efsane ) bölümündeki müthiş sahnedir.
(bkz: kardeş payı) dizisinin 14. ( efsane ) bölümündeki müthiş sahnedir.
devamını gör...
çaya şeker atan zevksiz
bir bitmediniz!
devamını gör...
marquis de sade
filozof, romancı, aykırı.
kendisini diğer filozof ve romancılardan ayıran en önemli özelliği olan aykırılığı öyle bir boyuttadır ki; aristokrat olmasına rağmen kendisini hapse attıran kraliyet yönetimine dahi diş bilemiş, ihtilal sonrası ilan edilen genç cumhuriyetin en ateşli savuncularından birisi olmuştur. yeri geldiğinde, bu cumhuriyete dahi baş kaldırmasını bilmiştir, öyle ki, marquis de sade ya da cumhuriyetten sonra bilinen adıyla, yurttaş sade, simone de beauvoir'ın "sade'ı yakmalı mı?"da belirttiği üzere, pekala cumhuriyet rejimindeki terör döneminden faydalanabilir, gönlünce insanları işkence edebileceği veyahut onları öldürebileceği bir kamu görevine atanabilirdi.
ancak, yaygın kanının aksine sade, fransız ihtilali'nin terör dönemine şiddetle karşı çıkmış, hatta ve hatta "ılımlı" diye fişlenmiştir. sade hakkında yalapşap bilgisi olan pek-çok kişinin onun terör dönemini canla başla savunacağını düşündüğünden öylesine eminim ki.
de beauvoir kendisi hakkında şöyle bahsetmeye devam eder "sade'ı yakmalı mı?" isimli eserinde; "kuşkusuz, "kan akıtmak" belli hallerde coşku verici bir işti onun için. ne var ki kendi varlığının ve tek tek bireylerin etini olduğu kadar, bir özgürlüğü, bir bilinci sağlamasını de bekliyordu kıyıcılıktan. adsız kişileri geniş ölçüde yargılamak, onlara hüküm giydirmek, ölümlerini görmek, sade'ın yadsıdığı şeylerdi bunlar."
kendisi sadizme ismini vermiştir amenna, çok sayıda partnerine acı çektirmekten zevk aldığı, dinden nefret ettiği ve her türlü tabuyu tersyüz ederek yaşadığı da söylenebilir, ancak de sade, toplumsal ahlakın ikiyüzlülüğünü enfes bir şekilde ortaya koyar; hukuk bağlamında yasallaştırılan bir sadizmin, kontrol duygusunun ve baskıcılığın karşısındadır o, onun elezerliği bir bastırma değil özgürleştirme aygıtıdır, her zaman başkaları için olmasa da, kendisi için...
hapsedilmiş, akıl hastası olarak yaftalanmış, tüm onuru elinden alınmıştır.
ancak buna rağmen yazmaya devam etmiş ve dönemin aydınlarının, gençlerinin, masumlarının kellesini giyotinle patır patır alan fransızlara, "cumhuriyetçi olmak istiyorsanız, daha iyi denemelerde bulunmak zorundasınız" diye ayar vermekten çekinmemiştir.
eserleri 2017 yılından itibaren fransa devleti tarafından kültür hazinesi ilan edilmiştir.
daha fazlası için:
simone de beauvoir - faut il brûler sade ("sade'ı yakmalı mı?", yapı kredi yayınları)
georges bataille - la littérature et le mal ("edebiyat ve kötülük", ayrıntı yayınları)
marquis de sade - la philosophie dans le boudoir ("yatak odasında felsefe", ayrıntı yayınları)
kendisini diğer filozof ve romancılardan ayıran en önemli özelliği olan aykırılığı öyle bir boyuttadır ki; aristokrat olmasına rağmen kendisini hapse attıran kraliyet yönetimine dahi diş bilemiş, ihtilal sonrası ilan edilen genç cumhuriyetin en ateşli savuncularından birisi olmuştur. yeri geldiğinde, bu cumhuriyete dahi baş kaldırmasını bilmiştir, öyle ki, marquis de sade ya da cumhuriyetten sonra bilinen adıyla, yurttaş sade, simone de beauvoir'ın "sade'ı yakmalı mı?"da belirttiği üzere, pekala cumhuriyet rejimindeki terör döneminden faydalanabilir, gönlünce insanları işkence edebileceği veyahut onları öldürebileceği bir kamu görevine atanabilirdi.
ancak, yaygın kanının aksine sade, fransız ihtilali'nin terör dönemine şiddetle karşı çıkmış, hatta ve hatta "ılımlı" diye fişlenmiştir. sade hakkında yalapşap bilgisi olan pek-çok kişinin onun terör dönemini canla başla savunacağını düşündüğünden öylesine eminim ki.
de beauvoir kendisi hakkında şöyle bahsetmeye devam eder "sade'ı yakmalı mı?" isimli eserinde; "kuşkusuz, "kan akıtmak" belli hallerde coşku verici bir işti onun için. ne var ki kendi varlığının ve tek tek bireylerin etini olduğu kadar, bir özgürlüğü, bir bilinci sağlamasını de bekliyordu kıyıcılıktan. adsız kişileri geniş ölçüde yargılamak, onlara hüküm giydirmek, ölümlerini görmek, sade'ın yadsıdığı şeylerdi bunlar."
kendisi sadizme ismini vermiştir amenna, çok sayıda partnerine acı çektirmekten zevk aldığı, dinden nefret ettiği ve her türlü tabuyu tersyüz ederek yaşadığı da söylenebilir, ancak de sade, toplumsal ahlakın ikiyüzlülüğünü enfes bir şekilde ortaya koyar; hukuk bağlamında yasallaştırılan bir sadizmin, kontrol duygusunun ve baskıcılığın karşısındadır o, onun elezerliği bir bastırma değil özgürleştirme aygıtıdır, her zaman başkaları için olmasa da, kendisi için...
hapsedilmiş, akıl hastası olarak yaftalanmış, tüm onuru elinden alınmıştır.
ancak buna rağmen yazmaya devam etmiş ve dönemin aydınlarının, gençlerinin, masumlarının kellesini giyotinle patır patır alan fransızlara, "cumhuriyetçi olmak istiyorsanız, daha iyi denemelerde bulunmak zorundasınız" diye ayar vermekten çekinmemiştir.
eserleri 2017 yılından itibaren fransa devleti tarafından kültür hazinesi ilan edilmiştir.
daha fazlası için:
simone de beauvoir - faut il brûler sade ("sade'ı yakmalı mı?", yapı kredi yayınları)
georges bataille - la littérature et le mal ("edebiyat ve kötülük", ayrıntı yayınları)
marquis de sade - la philosophie dans le boudoir ("yatak odasında felsefe", ayrıntı yayınları)
devamını gör...
pasifizm
oxford sözlük pacifism kelimesini savaş dahil herhangi bir şiddetin hiçbir koşulda haksız olduğu ve tüm anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi gerektiği inancı olarak tanımlıyor.
ilk defa fransız barış aktivisti, hukukçu ve yazar émile arnaud tarafından kullanılan pacifsm terimi 1901'de glasgow'da evrensel barış kongresinde diğer aktivistler tarafından da kabul edilmiştir.
pacifism genelde passivism ile karıştırılmaktadır. pacifism aktif olarak barışı savunmak ve savaşa karşı çıkmak anlamına gelirken, passivism gerek politik gerek ise diğer alanlarda eylemsizlik anlamına gelmektedir.
pasifizm kendi içinde belli gruplara ayrılır. bbc sitesinde pasifizm 4 temel grupta ele alınmış. buradan
absolute pacifism - mutlak pasifizm : kendini savunma amaçlı olsa bile savaşın ve şiddetin ahlaki olmadığını savunur.
conditional pacifism - şartlı pasifizm : şiddeti önlemek, kendini savunmak, daha fazla şiddeti ya da daha kötü sonuçları önlemek adına belli şartlar altında sınırlandırılmış: ölçülü savaşın veya şiddetin kabul edilebilir olduğunu savunur.
selective pacifism - seçici pasifizm: sadece nükleer silahlar gibi toplu yıkıma neden olacak savaşlara karşıdırlar.
active pacifism - aktif pasifizm: politik anlamda savaşın durdurulması ve barış anlayışının yerleşmesi için aktif olarak çalışmanın gerekliliğine inanan pasifizm anlayışıdır.
pasifizm felsefesi ve inancı bugün kişisel inançlar anlamında ele alınmaktadır ve vicdani ret hakkının temelini oluşturur.
insanların askerlik hizmetine karşı vicdani ret hakkı insan hakları kapsamında ele alınır.
ilk defa fransız barış aktivisti, hukukçu ve yazar émile arnaud tarafından kullanılan pacifsm terimi 1901'de glasgow'da evrensel barış kongresinde diğer aktivistler tarafından da kabul edilmiştir.
pacifism genelde passivism ile karıştırılmaktadır. pacifism aktif olarak barışı savunmak ve savaşa karşı çıkmak anlamına gelirken, passivism gerek politik gerek ise diğer alanlarda eylemsizlik anlamına gelmektedir.
pasifizm kendi içinde belli gruplara ayrılır. bbc sitesinde pasifizm 4 temel grupta ele alınmış. buradan
absolute pacifism - mutlak pasifizm : kendini savunma amaçlı olsa bile savaşın ve şiddetin ahlaki olmadığını savunur.
conditional pacifism - şartlı pasifizm : şiddeti önlemek, kendini savunmak, daha fazla şiddeti ya da daha kötü sonuçları önlemek adına belli şartlar altında sınırlandırılmış: ölçülü savaşın veya şiddetin kabul edilebilir olduğunu savunur.
selective pacifism - seçici pasifizm: sadece nükleer silahlar gibi toplu yıkıma neden olacak savaşlara karşıdırlar.
active pacifism - aktif pasifizm: politik anlamda savaşın durdurulması ve barış anlayışının yerleşmesi için aktif olarak çalışmanın gerekliliğine inanan pasifizm anlayışıdır.
pasifizm felsefesi ve inancı bugün kişisel inançlar anlamında ele alınmaktadır ve vicdani ret hakkının temelini oluşturur.
insanların askerlik hizmetine karşı vicdani ret hakkı insan hakları kapsamında ele alınır.
devamını gör...
hani
türkiye’nin nietzsche’si, türk edebiyatının önemli düşünürlerinden oruç aruoba;
“kendin olmayı yeniden öğrenmen gerek. yıllar yılı unuttun onu yalnızca. bunu da ‘koşullara’, ‘hayatın akışına’, ‘sorumluluklarına’ falan bağlamaya da kalkışma, bahane bulmaya çalışma. sendin; sendeki asıl senin anlamını, önemini, değerini gözardı eden - korkaklıkla işin kolayına kaçan... o işte şimdi hesabını soruyor o sahici senin, senden:
‘ne yaptın sen, sana!”
diyor ‘hani’ kitabında…
içinde muhakkak kendinizi bulacağınız bu incecik kitap; bana kalırsa oruç aruoba ile tanışmak için de en uygun kitaptır.
‘bulabilirsiniz’ demiyorum bakın, burası önemli:
bulacaksınız!
kimi ne kadar sevdiyseniz,
kimden ne kadar kaçtıysanız,
kimlere acı verip,
kimlerden acı çektiyseniz;
hepsini bu incecik kitabın içinde oruç aruoba’nın ağzından, elinden, dilinden...
bulacaksınız!
mesela müthiş bir soru bulacaksınız:
‘’benden habersiz beni nasıl yazabiliyor?’’
bulacaksınız!
hayatın anlamının aşktan ibaret olmadığını bulacaksınız…
neye ihtiyacınız varsa mesela, onu bulacaksınız…
okumayan bir çoğunuz bu kitabı okuduktan sonra ona kutsal kitap muamelesi bile yapacaktır… (deistler lütfen alınmasın.)
kitabın ismi diyorum eyyyyy romalılar!
kitabın ismi, kitabın içi aslında!
hayatımı sorguluyorum diyor, sorguladım!
hayatınızı sorgulayın diyor, sorgulatıyor...
hepsini bu incecik, innnncecik kitapla yapıyor oruç aruoba…
hararetle, hayretle, heyecanla, şiddetle, mutlaka ama mutlaka okumayan herkese tavsiye ediyorum.
bu kitabı okumak da yetmez...
sevdiklerinize, tanıdıklarınıza, akrabalarınıza hediye ederek okutun da...
tanımadığınız, sevmediğiniz, hatta hayatınızın bir yerine küçücük de olsa muhakkak dokunmuş herkesin, ulaşabileceği yerlerde muhafaza ediniz...
“kendin olmayı yeniden öğrenmen gerek. yıllar yılı unuttun onu yalnızca. bunu da ‘koşullara’, ‘hayatın akışına’, ‘sorumluluklarına’ falan bağlamaya da kalkışma, bahane bulmaya çalışma. sendin; sendeki asıl senin anlamını, önemini, değerini gözardı eden - korkaklıkla işin kolayına kaçan... o işte şimdi hesabını soruyor o sahici senin, senden:
‘ne yaptın sen, sana!”
diyor ‘hani’ kitabında…
içinde muhakkak kendinizi bulacağınız bu incecik kitap; bana kalırsa oruç aruoba ile tanışmak için de en uygun kitaptır.
‘bulabilirsiniz’ demiyorum bakın, burası önemli:
bulacaksınız!
kimi ne kadar sevdiyseniz,
kimden ne kadar kaçtıysanız,
kimlere acı verip,
kimlerden acı çektiyseniz;
hepsini bu incecik kitabın içinde oruç aruoba’nın ağzından, elinden, dilinden...
bulacaksınız!
mesela müthiş bir soru bulacaksınız:
‘’benden habersiz beni nasıl yazabiliyor?’’
bulacaksınız!
hayatın anlamının aşktan ibaret olmadığını bulacaksınız…
neye ihtiyacınız varsa mesela, onu bulacaksınız…
okumayan bir çoğunuz bu kitabı okuduktan sonra ona kutsal kitap muamelesi bile yapacaktır… (deistler lütfen alınmasın.)
kitabın ismi diyorum eyyyyy romalılar!
kitabın ismi, kitabın içi aslında!
hayatımı sorguluyorum diyor, sorguladım!
hayatınızı sorgulayın diyor, sorgulatıyor...
hepsini bu incecik, innnncecik kitapla yapıyor oruç aruoba…
hararetle, hayretle, heyecanla, şiddetle, mutlaka ama mutlaka okumayan herkese tavsiye ediyorum.
bu kitabı okumak da yetmez...
sevdiklerinize, tanıdıklarınıza, akrabalarınıza hediye ederek okutun da...
tanımadığınız, sevmediğiniz, hatta hayatınızın bir yerine küçücük de olsa muhakkak dokunmuş herkesin, ulaşabileceği yerlerde muhafaza ediniz...
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
önce sesin gelir aklıma
çaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm
güzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçli
sonra cumartesi günleri gelir
sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum
bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak.
kırk kere söyledim bir daha söylerim
savaşta ve barışta, karada ve denizde,
düşkünlükte ve esenlikte
zamanımız apayrı bize göre
yan yana olduk mu el ele
aç kalsak ağlamayız biliyorum.
içim güvercinleri okşamış gibi rahat
sen yanımdayken ister istemez
geniş meydanlarda akşam üstleri
üst üste üç kere deniz, üç kere çınarlar.
sen yanımdayken ister istemez
uzak ırmakları hatırlıyorum.
ara sıra düşmüyor değil aklıma
yabancı kadınların sıcaklığı
ama allah bilir ya, ne saklıyayım
yanında ihtiyarlamak istiyorum...
çaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm
güzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçli
sonra cumartesi günleri gelir
sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum
bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak.
kırk kere söyledim bir daha söylerim
savaşta ve barışta, karada ve denizde,
düşkünlükte ve esenlikte
zamanımız apayrı bize göre
yan yana olduk mu el ele
aç kalsak ağlamayız biliyorum.
içim güvercinleri okşamış gibi rahat
sen yanımdayken ister istemez
geniş meydanlarda akşam üstleri
üst üste üç kere deniz, üç kere çınarlar.
sen yanımdayken ister istemez
uzak ırmakları hatırlıyorum.
ara sıra düşmüyor değil aklıma
yabancı kadınların sıcaklığı
ama allah bilir ya, ne saklıyayım
yanında ihtiyarlamak istiyorum...
devamını gör...
ekmek
buğday çeşitleri unu, maya ve suyun fermente edilerek mayalanması ve pişirilmesi ile elde dilen temel besin kaynağı.
yaklaşık olarak son birkaç aydır sadece kahvaltılarda bir dilim tam buğday unu ekmeği tüketiyorum. “ekmeği tamamen bırakamam ama azaltabilirim .” diyordum ve hayata da geçirdim. gerçekleştirilmesi gayet mümkün. ekmekten alacağınız gereksiz kaloriyi, daha sağlıklı besinleri tüketerek almak daha mantıklı.
yaklaşık olarak son birkaç aydır sadece kahvaltılarda bir dilim tam buğday unu ekmeği tüketiyorum. “ekmeği tamamen bırakamam ama azaltabilirim .” diyordum ve hayata da geçirdim. gerçekleştirilmesi gayet mümkün. ekmekten alacağınız gereksiz kaloriyi, daha sağlıklı besinleri tüketerek almak daha mantıklı.
devamını gör...
ihtiyacın lüks olarak karşılanması
türkiyede ve türkiye internet çevresinde deneyimlediğim davranış. mont gibi birinci dereceden ihtiyaçları bile lüks sayar oldu insanlar. mont fiyatlarının sorumlularına birkaç cümle yazmak yerine mont fiyatlarına yüksek diyenleri suçlayacak kıvama bile gelmişler hatta.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının nicklerinin hikayesi
bir gün bizim cengaverler ile cenk etmekteyiz.cenk sonrası çok fena yorulmuşuz.gittik bir kayalığın oraya oturduk.cengaverler uyuyup kaldılar.beni uyku bir türlü tutmadı.altıncı hislerim devrede.tehlike çanları çalıyor.
bir anda bir ses işittim.böyle yılan sesi mi desem kartal çığlığımı desem acayip bir ses.merak bu ya yerimde duramadım.gidip baktım hemen.ama gitmekte ne gitmek.en yüksek kayanın tepesine kadar çıktım.bir ne göreyim.ejderiya yuvası.yuvada 6 yumurta.gözlerim parladı.cenk sonrası zaten acıkmışız bir omlet ne kadar güzel gider.yanaştım yuvaya kaptım 2 yumurta.birini önüme bağladım birini arkama.tam yuvadan ayrılcam yine o ses.anaları çıka geldi.ana ejderiya.kapkara pulları kan kırmızısı gözleri.pençesini sallayıverdi bana.hey yavrum hey.öle bir pençe atam öldürem bize söker mi.atlayıverdim kenara ,kaçtım.ejderiya bu kapışmaya gelmez mecbur topuk atcaz. başladım bayır aşa koşmaya.ana ejderiya açtı ağzını 'vhaaaauuvvv' ateş atıverdi.bir adım önceme geldi.bir patlama ben bir uçuş.kayalıklardan aşa yavaş çekim uçuşumu hatırlıyorum en son.
ağaçların arasında açtım gözlerimi.cengaverler başıma toplanmış.nolduğunu merak ediyorlar.'yok birşey omlet yapcaktım sadece'dedim.aklıma geldi yumurtalar vardı.etrafıma bakıverdim.yumurtalardan biri kırılmış.en azından biri sağlamdı.yarımda olsa karnımız doyacaktı.'odun toplayın bana ateş hazırlayın menüde omlet var' dedim cengaverlere.
ateşi yaktılar.bu sırada ben de düz bir taşı taban yapıp yanına taşlar dizdiğim çamurla yapıştırdığım bir tava yapmıştım.koydum ateşin üstüne.tava ısınmaya başladı.tam yumurtaya yöneldim bir de ne göreyim.yumurta içerden kırılmaya başladı.gözlerimi ovuşturdum.gene aç kalacaktık.neyse içerden önce bir kafa çıktı çığlık ata ata.sonra gözlerini açınca ilk bana baktı boncuk boncuk kan kırmızı gözleriyle.nasılda anasına benziyordu.çıktı yumurtadan geldi yanıma sırnaşıverdi.cengaverler 'oo omletten ejderiya çevirmeye mi geçtik' dediler.bir bizimkilere baktım bir de ejderiya yavrusuna.aldığım gibi sıcak tavayı çaktım suraltlarına bir darbede 3 cengaver yerde.(hala suratlarında tava iziyle gezerler.)'bu ejderiya'ya dokunanı yemeğime ara sıcak yaparım ' dedim.
o günden beridir ejderiyaları büyütür,eğitirim.ejderiyasını eğitmek isteyen varsa dm'den ulaşabilir.ejderiya eğitmek bizim işimiz.
bir anda bir ses işittim.böyle yılan sesi mi desem kartal çığlığımı desem acayip bir ses.merak bu ya yerimde duramadım.gidip baktım hemen.ama gitmekte ne gitmek.en yüksek kayanın tepesine kadar çıktım.bir ne göreyim.ejderiya yuvası.yuvada 6 yumurta.gözlerim parladı.cenk sonrası zaten acıkmışız bir omlet ne kadar güzel gider.yanaştım yuvaya kaptım 2 yumurta.birini önüme bağladım birini arkama.tam yuvadan ayrılcam yine o ses.anaları çıka geldi.ana ejderiya.kapkara pulları kan kırmızısı gözleri.pençesini sallayıverdi bana.hey yavrum hey.öle bir pençe atam öldürem bize söker mi.atlayıverdim kenara ,kaçtım.ejderiya bu kapışmaya gelmez mecbur topuk atcaz. başladım bayır aşa koşmaya.ana ejderiya açtı ağzını 'vhaaaauuvvv' ateş atıverdi.bir adım önceme geldi.bir patlama ben bir uçuş.kayalıklardan aşa yavaş çekim uçuşumu hatırlıyorum en son.
ağaçların arasında açtım gözlerimi.cengaverler başıma toplanmış.nolduğunu merak ediyorlar.'yok birşey omlet yapcaktım sadece'dedim.aklıma geldi yumurtalar vardı.etrafıma bakıverdim.yumurtalardan biri kırılmış.en azından biri sağlamdı.yarımda olsa karnımız doyacaktı.'odun toplayın bana ateş hazırlayın menüde omlet var' dedim cengaverlere.
ateşi yaktılar.bu sırada ben de düz bir taşı taban yapıp yanına taşlar dizdiğim çamurla yapıştırdığım bir tava yapmıştım.koydum ateşin üstüne.tava ısınmaya başladı.tam yumurtaya yöneldim bir de ne göreyim.yumurta içerden kırılmaya başladı.gözlerimi ovuşturdum.gene aç kalacaktık.neyse içerden önce bir kafa çıktı çığlık ata ata.sonra gözlerini açınca ilk bana baktı boncuk boncuk kan kırmızı gözleriyle.nasılda anasına benziyordu.çıktı yumurtadan geldi yanıma sırnaşıverdi.cengaverler 'oo omletten ejderiya çevirmeye mi geçtik' dediler.bir bizimkilere baktım bir de ejderiya yavrusuna.aldığım gibi sıcak tavayı çaktım suraltlarına bir darbede 3 cengaver yerde.(hala suratlarında tava iziyle gezerler.)'bu ejderiya'ya dokunanı yemeğime ara sıcak yaparım ' dedim.
o günden beridir ejderiyaları büyütür,eğitirim.ejderiyasını eğitmek isteyen varsa dm'den ulaşabilir.ejderiya eğitmek bizim işimiz.
devamını gör...
