kaza masrafını ödeyemem deyip kafaya sıkmak
adam artık ne kadar kötü durumdaysa dayanamamış intihar etmiş. yazık gerçekten yazık. bir taraftan bir araba parasına çanta alanlar bir taraftan parasızlıktan intihar edenler. dünya gerçekten de çok adaletsiz.
devamını gör...
en uzun entry
sonuna kadar okuyan ve anlayan bordo berelidir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının su ayak izi
buradan
hesaplanabilecek su tüketimi.
1 t-shirt üretiminin bile su tüketimine olan maliyeti, zevk için giyime harcama yapanları vicdanen rahatsız edecektir diye umuyorum.
su, sınırsız değil. onu akıllıca kullanmak hepimizin görevi. eğer dikkat etmez ve zamanında kamuoyu oluşturmazsak çocuklarımıza bile sıra gelmeden büyük problemler yaşayacağımız aşikar.
ben sade bir vatandaş olarak vicdanen kendimi yükümlü hissediyor, farkındalık amacıyla sözlüğümüzün duyarlı yazarlarının konuya desteğini bekliyorum.
edit: eraa adlı yazarımızın hatırlatmasıyla izlenmesi gereken belgesel (bkz: 25 litre (belgesel)) eklendi.
(bkz: kuraklık)
(bkz: 31 aralık 2020 küresel ısınma etkisi)
(bkz: 31 aralık 2020 sapanca gölü'nde su seviyesinin düşmesi)
(bkz: bursa'nın 75 günlük suyunun kalması)
(bkz: 25 litre (belgesel))
hesaplanabilecek su tüketimi.
1 t-shirt üretiminin bile su tüketimine olan maliyeti, zevk için giyime harcama yapanları vicdanen rahatsız edecektir diye umuyorum.
su, sınırsız değil. onu akıllıca kullanmak hepimizin görevi. eğer dikkat etmez ve zamanında kamuoyu oluşturmazsak çocuklarımıza bile sıra gelmeden büyük problemler yaşayacağımız aşikar.
ben sade bir vatandaş olarak vicdanen kendimi yükümlü hissediyor, farkındalık amacıyla sözlüğümüzün duyarlı yazarlarının konuya desteğini bekliyorum.
edit: eraa adlı yazarımızın hatırlatmasıyla izlenmesi gereken belgesel (bkz: 25 litre (belgesel)) eklendi.
(bkz: kuraklık)
(bkz: 31 aralık 2020 küresel ısınma etkisi)
(bkz: 31 aralık 2020 sapanca gölü'nde su seviyesinin düşmesi)
(bkz: bursa'nın 75 günlük suyunun kalması)
(bkz: 25 litre (belgesel))
devamını gör...
günümüz gençlerinin siyasi tepkisizliği
twitter'a hiç girmemiş veya hiçbir genç ile konuşmamış bir insanın diyebileceği bir cümle.
inanın bana günümüz gençleri kadar partizan bir nesil görmedim.
inanın bana günümüz gençleri kadar partizan bir nesil görmedim.
devamını gör...
henceforth dance radyo yayını
şarkı seçimleri falan çok güzel. ortalarında yakalayabildim ama olsun. hoş olmuş bence sürekli olmalı.
devamını gör...
mobil genelev
2003 yılında istanbul'da yaşanmış olan bir hadise. daha önce sokakta hayat kadını olarak çalışan 40 yaşındaki bir kadın 50 milyara bir otobüs satın alıp içine kabinler ve duşlar yaptırdı. eski tip bir 302'den müşterilerini duraktan alıp duraklara bırakan mobil bir genelev yarattı. bu olay o yıllarda epey gündem olmuştu. ilgili haberi şöyle bırakalım:www.hurriyet.com.tr/gundem/...
devamını gör...
yazarların yılbaşı gecesi yapacakları
birazdan felsefe taşını açarız. uykumuz gelene kadar tahminim ateş kadehini bitirmiş oluruz. yılbaşı deyince aklıma kar sahnelerinden olsa gerek harry potter filmleri geliyor.
devamını gör...
tunç devri
mezopotamya'da anıtsal tapınakların, mısır'da da piramitlerin yapıldığı dönemdi. ilk şehir devletlerinin de başlangıç dönemi.
devamını gör...
mahalle maçı
çok önemli bir olaydır. ciddiye alınmalıdır. maçtan sonra mahalleye dönüldüğünde hayatınız bıraktığı gibi olmayabilir. attığınız ya da kaçırdığınız goller, yedikleriniz tutamadıklarınız mahalledeki saygınlığınızı etkiler.
kendine has kuralları vardır:
1. atan alır: top zorlu bir yere gittiğinde ropu atan kişi almayan gitmek zorundadır.
2. alan atar: ilk kuralın tersi olan bu durumda topu atan kişi mızıkçılık yaparsa topu almaya giden takımın oyuncusu atışı kullanır.
3. üç korner bir penaltı: nedeni pek bilinmese de korner kullanmak yerine 3 kornere ulaşınca bir penaltı hakkı kazanılır ve kornerlerin sayımı büyük sorunlar çıkarır.
4. penaltı kullanmak: penaltı kullanılırken eğer kaleci değiştirilse penaltının kaçması durumunda ikinci penaltı kullanılır.
5. boyu aşan top: bir topun gol sayılabilmesi için kalecinin boyunu aşmayan bir şekilde kaleye girmesi gerekir. bu yüzden genelde takımın en kısa boylusu kaleye geçirilip avantaj sağlanabilir.
6. direk üstü: iki taşla belirlenen direkler manyetik çekim gücüne sahiptir. çünkü köşeye giden bütün toplar nedense hep bu taşların tam üzerinden geçer ve golle sonuçlanmaz.
7. adamın kabul etti: herhangi bir anlaşmazlık anında rakip takımdan bir kişinin karşı takım lehinde bir ifade kullanması anında sarılınan argümandır.
her yerinden öpüyorum rüştü...
kendine has kuralları vardır:
1. atan alır: top zorlu bir yere gittiğinde ropu atan kişi almayan gitmek zorundadır.
2. alan atar: ilk kuralın tersi olan bu durumda topu atan kişi mızıkçılık yaparsa topu almaya giden takımın oyuncusu atışı kullanır.
3. üç korner bir penaltı: nedeni pek bilinmese de korner kullanmak yerine 3 kornere ulaşınca bir penaltı hakkı kazanılır ve kornerlerin sayımı büyük sorunlar çıkarır.
4. penaltı kullanmak: penaltı kullanılırken eğer kaleci değiştirilse penaltının kaçması durumunda ikinci penaltı kullanılır.
5. boyu aşan top: bir topun gol sayılabilmesi için kalecinin boyunu aşmayan bir şekilde kaleye girmesi gerekir. bu yüzden genelde takımın en kısa boylusu kaleye geçirilip avantaj sağlanabilir.
6. direk üstü: iki taşla belirlenen direkler manyetik çekim gücüne sahiptir. çünkü köşeye giden bütün toplar nedense hep bu taşların tam üzerinden geçer ve golle sonuçlanmaz.
7. adamın kabul etti: herhangi bir anlaşmazlık anında rakip takımdan bir kişinin karşı takım lehinde bir ifade kullanması anında sarılınan argümandır.
her yerinden öpüyorum rüştü...
devamını gör...
uzak durulması gereken insanlar
alıngan daha doğrusu sürekli yanlış anlayan insanlardır.
devamını gör...
rescue dawn
bir werner herzog filmidir.
daha önce buzda yürüyüş kitabına yazdığım tanımda herzog hayranlığımı ve onun nasıl bir deli olduğunu anlatmıştım. aslında belki de herzog’a olan hayranlığımın asıl nedeni de bu deliliktir.

bu filminde deliliğin bir dışavurumu gibi adeta. daha önce belgesel bir yapım olan little dieter needs to fly‘da hayatını anlattığı dieter dengler’ı bu sefer bir filmle anlatır herzog.
vietnam savaşı esnasında uçağı laos’a düşen pilot dieter hapsedilip işkence gördükten sonra kaçış planları yapmaya başlar ve bu planlar bir ihanetle bölününce yanında kalan tek arkadaşıyla kaçışı sürdürmeye çalışır.

ama dieter ancak o zaman anlar ki asıl hapishane kaçmak için en derinlerine daldığı bu balta girmemiş ormandır. dieter dengler’ın gerçek hikayesinden uyarlanan bir film olduğu için de etkisi iki kat artar.
filmin beni etkileyen onlarca sahnesi var ama asıl hikaye benim için iki sahne üzerinde odaklanıyor. birincisi filmin başrol oyuncusu oscar ödüllü ve werner herzog’un deliliğine uyup yine vücut yapısını alt üst eden christian bale’nin gerçek bir yılanla güreştiği sahne idi. neyse ki bale röportajında yılanın zehirli olmadığını açıklayarak içime su serpti.

ikincisi ise yakalanıp hapsedildiği kampta bale’nin kurtçukları hapır hupur yemesiydi ve maalesef ki bu kurtçuklar gerçek kurtçuklardı. bale, bunun kendisi için bir sorun olmadığını sadece kurtçukların nerden geldiğini sorduğunu söyler. ilginç adamdır.

film baştan sona kadar izleyeni gerim gerim geren bir film ve izlediğinizde size aklınızdan hiç çıkmayacak sahneler hediye edecek.
daha önce buzda yürüyüş kitabına yazdığım tanımda herzog hayranlığımı ve onun nasıl bir deli olduğunu anlatmıştım. aslında belki de herzog’a olan hayranlığımın asıl nedeni de bu deliliktir.

bu filminde deliliğin bir dışavurumu gibi adeta. daha önce belgesel bir yapım olan little dieter needs to fly‘da hayatını anlattığı dieter dengler’ı bu sefer bir filmle anlatır herzog.
vietnam savaşı esnasında uçağı laos’a düşen pilot dieter hapsedilip işkence gördükten sonra kaçış planları yapmaya başlar ve bu planlar bir ihanetle bölününce yanında kalan tek arkadaşıyla kaçışı sürdürmeye çalışır.

ama dieter ancak o zaman anlar ki asıl hapishane kaçmak için en derinlerine daldığı bu balta girmemiş ormandır. dieter dengler’ın gerçek hikayesinden uyarlanan bir film olduğu için de etkisi iki kat artar.
filmin beni etkileyen onlarca sahnesi var ama asıl hikaye benim için iki sahne üzerinde odaklanıyor. birincisi filmin başrol oyuncusu oscar ödüllü ve werner herzog’un deliliğine uyup yine vücut yapısını alt üst eden christian bale’nin gerçek bir yılanla güreştiği sahne idi. neyse ki bale röportajında yılanın zehirli olmadığını açıklayarak içime su serpti.

ikincisi ise yakalanıp hapsedildiği kampta bale’nin kurtçukları hapır hupur yemesiydi ve maalesef ki bu kurtçuklar gerçek kurtçuklardı. bale, bunun kendisi için bir sorun olmadığını sadece kurtçukların nerden geldiğini sorduğunu söyler. ilginç adamdır.

film baştan sona kadar izleyeni gerim gerim geren bir film ve izlediğinizde size aklınızdan hiç çıkmayacak sahneler hediye edecek.
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
bu ekibin düşüncelerinde kaybolmaya hazır olun kafa sözlük ailesi! düşüncelerinin derinliği, sorgulamanın en tatlı hali ile ve verilen mesajlar kesinlikle beni etkiledi. emeklerinize, her hücrenize teşekkürlerimi sunuyorum sevgili agora meyhanesi!
devamını gör...
etin yanında servis edilebilecek şeyler
-sade/sebzeli bulgur pilavı
-pirinç pilavı
-mevsim salata
-acılı ezme salata
-patlıcan veya kabak beğendi
-patates kızartması veya diyetteyseniz, az yağla fırınlanmış baharatlı patates dilimleri
-közlenmiş çeşitli sebzeler (domates, biber, patlıcan, soğan, mantar vb.)
-haşlanmış sebzeler, mesela brokoli, havuç, karnabahar vb. *
-pirinç pilavı
-mevsim salata
-acılı ezme salata
-patlıcan veya kabak beğendi
-patates kızartması veya diyetteyseniz, az yağla fırınlanmış baharatlı patates dilimleri
-közlenmiş çeşitli sebzeler (domates, biber, patlıcan, soğan, mantar vb.)
-haşlanmış sebzeler, mesela brokoli, havuç, karnabahar vb. *
devamını gör...
içli köfte
herkesin yapamayacağı, yapanın da çok harika yaptığı yiyecektir.
köfteci yusuf'ta da hazır olarak satılıyor ama tavsiye etmem.
köfteci yusuf'ta da hazır olarak satılıyor ama tavsiye etmem.
devamını gör...
akira kurosawa
57 senelik yönetmenlik hayatına 30 filmden fazlasını sığdırmış samuray soyundan gelen japon yönetmen. aslında ressam olma hayali ile yola koyulmuş daha sonra sinemaya ilgi duymaya başlamıştır. japon sineması için çok büyük bir kazanımdır. çocukluğu ve gençliği trajediler ile geçmiş, en yakınım dediği abisini ve diğer kardeşlerinden bir çoğunu kaybetmiştir. döneminin yenilikçi yönetmenlerinden olan kurosawa'nın oldukça ilginç bir karakteri vardır hatta eşi yoko yaguchi 'ye ikinci dünya savaşı yıllarında toplu intihar fikrinin eşiğindeyken evlilik teklifi etmiştir. sinema tarihçisi -özel bir ismi varsa eğer bilen aydınlatsın- aldo tassone'un da akira kurosawa isimli bir eseri mevcut. kurosawa'nın iç dünyası ve bunun filmleri üzerine etkisini aydınlatan oldukça kısa ama etkileyici bir eser. kurosawa'nın rus edebiyatı ve fyodor mihayloviç dostoyevski'nin eserleri ile tanışması, bunları yorumlama biçimi ve kendi alanına bunu yedirmeyi başarması yönetmeni insanın gözünde ayrı bir noktaya koymaya itiyor. hakuchi zaten ilk izlediğimde aşık olduğum bir filmdi tassone'un kitabını okuduktan sonra tekrar göz atmamam işten bile değildi özünde. kurosawa'nın karakterlerinin nitelikli incelemeleri için bile okunması gerektiği düşüncesindeyim.
"insanoğlunun çekebileceği acı ve bunalımların en ağır ve katlanılmaz gibi görünenlerini en ince ayrıntılarına dek irdeleyip işleyen dostoyevski'nin bakışlarındaki ölçüsüz sevecenlikte insanüstü bir özellik vardır. ondan başka hiç bir romancı, hiç bir zaman insanoğlunu böylesine namusluca, böylesine derinlemesine ve böylesine sevgiyle tanımlamamıştır. dostoyevski, insanoğlunun davranışlarını en yalın durumundan ele alıp acıların son kertesine dek araştırır ve çözümler; işte bu nedenle de onun kahramanları gerçekten olağanüstü kişilerdir." kurosawa'nın bu satırları 1951 yılında yazılmıştı.bu nedenle de daha ilk gençlik çağlarından beri dostoyevski'nin ateşli bir hayranı olan yönetmenin, prens mişkin'in, bu meczup delinin, bu "mutlak iyi" adamın donkişotvari kişiliğinden etkilenmesi, elbette ki kaçınılmazdı. s.100
"zamanının önyargılarının kurbanı olmuş bir bürokrattan daha kötü bir şey yoktur. savaşın sonuna doğru birkaç dostla bir anlaşmaya vardık. eğer korktuğumuz şey gerçekleşir de imparator ulusal harakiri yapılmasını önerir ve telkin ederse, kendimizi öldürmeden önce içişleri bakanlığındaki tüm sansürcüleri gebertmeye ant içtik." bugün dahi sansürcüleri ve bürokratları çağrıştıran en küçük bir sözcük bile kurosawa'nın yüzünü ekşitmesine yetmektedir. memurların at gözlüklü kavrayış biçimlerine yönelik öfkesini de yaşamak'ta haykırmıştır. s.18
filmografisini amme hizmeti niyetine aşağıya bırakıyorum.
seven samurai
kagemuşa
rashōmon
sanjuro
ran
hakuçi ( dostoyevski'nin budala eserinin bir uyarlamasıdır , tavsiye ederim .)
--- alıntı ---
– bizler bulamaçla karnımızı doyuruyoruz. bir samurayı nasıl besleriz?
+ darı yiyebiliriz!
– ama bir samuray sadece yiyecek karşılığı bizim için savaşır mı? aşırı derecede gururludurlar!
— siz de aç samuraylar bulun! ayılar bile, aç olduklarında ormanı terkederler.
--- alıntı ---
"insanoğlunun çekebileceği acı ve bunalımların en ağır ve katlanılmaz gibi görünenlerini en ince ayrıntılarına dek irdeleyip işleyen dostoyevski'nin bakışlarındaki ölçüsüz sevecenlikte insanüstü bir özellik vardır. ondan başka hiç bir romancı, hiç bir zaman insanoğlunu böylesine namusluca, böylesine derinlemesine ve böylesine sevgiyle tanımlamamıştır. dostoyevski, insanoğlunun davranışlarını en yalın durumundan ele alıp acıların son kertesine dek araştırır ve çözümler; işte bu nedenle de onun kahramanları gerçekten olağanüstü kişilerdir." kurosawa'nın bu satırları 1951 yılında yazılmıştı.bu nedenle de daha ilk gençlik çağlarından beri dostoyevski'nin ateşli bir hayranı olan yönetmenin, prens mişkin'in, bu meczup delinin, bu "mutlak iyi" adamın donkişotvari kişiliğinden etkilenmesi, elbette ki kaçınılmazdı. s.100
"zamanının önyargılarının kurbanı olmuş bir bürokrattan daha kötü bir şey yoktur. savaşın sonuna doğru birkaç dostla bir anlaşmaya vardık. eğer korktuğumuz şey gerçekleşir de imparator ulusal harakiri yapılmasını önerir ve telkin ederse, kendimizi öldürmeden önce içişleri bakanlığındaki tüm sansürcüleri gebertmeye ant içtik." bugün dahi sansürcüleri ve bürokratları çağrıştıran en küçük bir sözcük bile kurosawa'nın yüzünü ekşitmesine yetmektedir. memurların at gözlüklü kavrayış biçimlerine yönelik öfkesini de yaşamak'ta haykırmıştır. s.18
filmografisini amme hizmeti niyetine aşağıya bırakıyorum.
seven samurai
kagemuşa
rashōmon
sanjuro
ran
hakuçi ( dostoyevski'nin budala eserinin bir uyarlamasıdır , tavsiye ederim .)
--- alıntı ---
– bizler bulamaçla karnımızı doyuruyoruz. bir samurayı nasıl besleriz?
+ darı yiyebiliriz!
– ama bir samuray sadece yiyecek karşılığı bizim için savaşır mı? aşırı derecede gururludurlar!
— siz de aç samuraylar bulun! ayılar bile, aç olduklarında ormanı terkederler.
--- alıntı ---
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
çünkü küfürsüz hava sahası.
devamını gör...




