fotoğrafa resim diyen insan
bu insan müziğe de şarkı diyordur kesin.
devamını gör...
sergey yesenin için
vladimir mayakovski tarafından sergey yesenin'in intiharı üzerine kaleme alınmış şiir. sergey yesenin için ve/veya sergey yesenin'e olarak anılan şiir, mayakovski tarafından öyle keskin kaleme alınmış ki ne zaman okusam sanki mayakovski kalemi kağıda değil etime batırıyor gibi hissediyorum. intihar, ölen kişi için artık anlamsızdır zaten acı çekilmiş ve son bulmuştur oysa kalanların sırtına fazladan bir acı ve umutsuzluk yükler. dizelerin altında yatan o derin özlem, anlayış ve sitem insanın kemiklerini bile uyuşturacak cinsten. yesenin'e bu şiiri yazdıktan tam beş yıl sonra mayakovski'nin de intihar etmesi üzerine ise söyleyecek pek az şeyim var.
elveda dostum şiirinde şöyle diyor yesenin;
"ölmek yeni bir şey değildir bu dünyada
ama yaşamak da yeni bir şey olmasa gerek." ve daha bir anlam kazanıyor mayakovskinin bu şiirindeki son satırları:
"şu yaşamda
en kolay iştir ölmek
asıl güç olan
yepyeni bir yaşama
başlamak."
--- alıntı ---
sergey yesenin'e
"sen gittin, diyorlar yukarılarda bir dünyaya.
sonsuzlaşma-
uçuyorsun,
parıldayan yıldızlara çarparak.
ne borç var artık bize,
içki ne de
ayılma.
hayır, yesenin,
oh çekmek değil benim istediğim.
görüyorum ben
kesik bileklerinle sendeleyişini
ve alayla değil
acıyla
düğümleniyor yüreğim.
görüyorum
bir kemik çuvalı gibi
yere atışını gövdeni.
-dur! diyorum.
bırak !
delirdin mi sen?
sürer mi ölümü hiç insan
tebeşir tozu gibi
yanaklarına?
sen ki çok daha
iyi verirdin ölüme
ağzının payını herkesten.
yeryüzünde başka
kimsede olmayan
o efece konuşmanla.
niçin?
nedeni ne?
donup kalıyorum şaşkınlıktan.
homurdanıyor eleştirmenler:
-bizce,bunun asıl nedeni
şu...
ya da bu...
ama daha çok,
kopmak toplumdan,
çok fazla bira
ya da şarapla kafayı çekmesi.
başka deyişle
satsaydın
bohemleri
işçi sınıfına, diyorlar.
sınıf bilincin olsaydı,
bak, bu gelmezdi başına.
oysa işçiler de
kvastan sert içkilerle
kafayı çekiyorlar.
o sınıf da içerek
güzelce sıçıyor kendi ağzına.
başka deyişle
parti'den biri
denetleseydi seni
sağlansaydı böylece
asıl önemi
içeriğe vermen.
yazardın o zaman
her gün
o dizelerin
yüzlercesini
uzun uzun
ve sıkıcı
doronin de gördüğümüz türden
ama bence
böylesi bir deliliğin içine düşseydin
sen çok daha önce
son verirdin
yaşamına.
votkadan gitmek daha iyidir
inan bana
böylesi sıkıntıdan boğulmaktansa.
hiçbir zaman söyleyemeyecekler
nedenini bize
seni yitirişimizin.
şuracıkta duran
çakı mı, yoksa ip mi?
ama bulunsaydı
mürekkebi, elbette
angelleterre otelinin
damarlarını kesmen
ve ölüp gitmen
gerekmezdi.
sana öykünenler çıldırdılar sevinçten:
bir daha, bir daha !
neredeyse bir yığın insan
zıvanadan çıkıp
öldürdü kendini.
neden çoğaltmalı
intiharları
böyle sayıca?
daha kolay değil mi
mürekkeple doldurmak
oteldeki şişeleri!
sonsuza dek
kilitlendi artık dilin
arkasında dişlerinin.
benim bu bilmecemsi sözlerim
yersiz
bir bilgiçlik sayılmamalı
halkımız,
yaratıcısı ve yaşatıcısı o güzel dilimizin,
yitirdi ölümünle
yansılı sesler üreten
en güçlü çırağını.
ve o herifler tayışıp duruyorlar
ölü şiir döküntülerini
geçmiş,
gömülmüş ölülerden
hemen hiçbir yeniliği olmayan.
üstüste yığıyorlar
tatsız uyaklarını
mezara toprak atar gibi: daha beterlerini.
onurlandırmak için oğlunu
esin peri'sinin bile
işine yaramayacak olan.
sana yaraşacak
bir anıt henüz dökülmedi
hani nerde o anıt,
döğülmüş tunçtan
ya da yontulmuş mermerden?
oysa çoktan doldurdular
yığın yığın
parmaklarının dibini
çöplerle,
adama sözcüklerinden, anılardan, o bok püsür şeylerden.
adın
hıçkırıklarla birlikte doldurdu mendilleri.
sözcüklerini
geveleyip duruyor sobinov ağzında
kıvrılıp oturmuş da
altına suyu çekilmiş bir kayın ağacının-
"hiçbir şey söyleme,
ah dostum,
içini de çek-me ne olursun."
ah,
sen onu ne kimbilir nasıl da alaya alırdın,
şu leonid lohengrinski'yi,
baş belası, tanrının!
ortalığı kimbilir
nasıl da ayağa kaldırırdın:
"izin veremem
şiirsel gargaralarına
anıran eşşeklerin!"-
sağır ederdin kulaklarını
üç ayaklı ıslıklarınla, sonra,
yazdıklarının hepsini
kıçlarına sokmalarını söylerdin.
harcardın bozuk para gibi
o yeteneksiz heriflerin hepsini,
doldururdun
smokin ceketlerinin
kara yelkenlerini,
öyle ki savrulurdu
sağa sola
kogan gibileri,
süngüleyerek
sivri bıyıklarıyla
gelip geçenleri.
oysa bu arada
sayısı hiç de azalmadı
bu serserilerin.
çok zorlu bir iş
onları sayıca geride bırakmak.
yaşam
yepyeni bir biçimde
yeniden kurulacak.
işte o zaman
yepyeni şarkılar söylenmeye başlayacak.
böyle bir çağda
ağırlaşıyor sorunları
kalemin,
iyi ama, gösterin bana
sizi ey zavallı
hortlaklar sürüsü, hadi
nerede görülmüştür
ve ne zaman
yüce bir kişinin,
dikenli yolları bırakıp da
gül bahçelerini seçtiği?
sözcükler
yönlendirir
insanoğlunun güçlerini.
yürüyün!
arkamızda
zaman patlasın
bir mayın gibi.
bizim geçmişe sunacağımız
yanlızca
bukleleri
rüzgarda
geriye savrulan saçlarımızın.
eğlenceye ayrılacak yeri yok
gezegenimizin.
yarınlardan
koparıp
almalıdır mutluluğu
insan.
şu yaşamda
en kolay iştir ölmek
asıl güç olan
yepyeni bir yaşama
başlamak."
--- alıntı ---
elveda dostum şiirinde şöyle diyor yesenin;
"ölmek yeni bir şey değildir bu dünyada
ama yaşamak da yeni bir şey olmasa gerek." ve daha bir anlam kazanıyor mayakovskinin bu şiirindeki son satırları:
"şu yaşamda
en kolay iştir ölmek
asıl güç olan
yepyeni bir yaşama
başlamak."
--- alıntı ---
sergey yesenin'e
"sen gittin, diyorlar yukarılarda bir dünyaya.
sonsuzlaşma-
uçuyorsun,
parıldayan yıldızlara çarparak.
ne borç var artık bize,
içki ne de
ayılma.
hayır, yesenin,
oh çekmek değil benim istediğim.
görüyorum ben
kesik bileklerinle sendeleyişini
ve alayla değil
acıyla
düğümleniyor yüreğim.
görüyorum
bir kemik çuvalı gibi
yere atışını gövdeni.
-dur! diyorum.
bırak !
delirdin mi sen?
sürer mi ölümü hiç insan
tebeşir tozu gibi
yanaklarına?
sen ki çok daha
iyi verirdin ölüme
ağzının payını herkesten.
yeryüzünde başka
kimsede olmayan
o efece konuşmanla.
niçin?
nedeni ne?
donup kalıyorum şaşkınlıktan.
homurdanıyor eleştirmenler:
-bizce,bunun asıl nedeni
şu...
ya da bu...
ama daha çok,
kopmak toplumdan,
çok fazla bira
ya da şarapla kafayı çekmesi.
başka deyişle
satsaydın
bohemleri
işçi sınıfına, diyorlar.
sınıf bilincin olsaydı,
bak, bu gelmezdi başına.
oysa işçiler de
kvastan sert içkilerle
kafayı çekiyorlar.
o sınıf da içerek
güzelce sıçıyor kendi ağzına.
başka deyişle
parti'den biri
denetleseydi seni
sağlansaydı böylece
asıl önemi
içeriğe vermen.
yazardın o zaman
her gün
o dizelerin
yüzlercesini
uzun uzun
ve sıkıcı
doronin de gördüğümüz türden
ama bence
böylesi bir deliliğin içine düşseydin
sen çok daha önce
son verirdin
yaşamına.
votkadan gitmek daha iyidir
inan bana
böylesi sıkıntıdan boğulmaktansa.
hiçbir zaman söyleyemeyecekler
nedenini bize
seni yitirişimizin.
şuracıkta duran
çakı mı, yoksa ip mi?
ama bulunsaydı
mürekkebi, elbette
angelleterre otelinin
damarlarını kesmen
ve ölüp gitmen
gerekmezdi.
sana öykünenler çıldırdılar sevinçten:
bir daha, bir daha !
neredeyse bir yığın insan
zıvanadan çıkıp
öldürdü kendini.
neden çoğaltmalı
intiharları
böyle sayıca?
daha kolay değil mi
mürekkeple doldurmak
oteldeki şişeleri!
sonsuza dek
kilitlendi artık dilin
arkasında dişlerinin.
benim bu bilmecemsi sözlerim
yersiz
bir bilgiçlik sayılmamalı
halkımız,
yaratıcısı ve yaşatıcısı o güzel dilimizin,
yitirdi ölümünle
yansılı sesler üreten
en güçlü çırağını.
ve o herifler tayışıp duruyorlar
ölü şiir döküntülerini
geçmiş,
gömülmüş ölülerden
hemen hiçbir yeniliği olmayan.
üstüste yığıyorlar
tatsız uyaklarını
mezara toprak atar gibi: daha beterlerini.
onurlandırmak için oğlunu
esin peri'sinin bile
işine yaramayacak olan.
sana yaraşacak
bir anıt henüz dökülmedi
hani nerde o anıt,
döğülmüş tunçtan
ya da yontulmuş mermerden?
oysa çoktan doldurdular
yığın yığın
parmaklarının dibini
çöplerle,
adama sözcüklerinden, anılardan, o bok püsür şeylerden.
adın
hıçkırıklarla birlikte doldurdu mendilleri.
sözcüklerini
geveleyip duruyor sobinov ağzında
kıvrılıp oturmuş da
altına suyu çekilmiş bir kayın ağacının-
"hiçbir şey söyleme,
ah dostum,
içini de çek-me ne olursun."
ah,
sen onu ne kimbilir nasıl da alaya alırdın,
şu leonid lohengrinski'yi,
baş belası, tanrının!
ortalığı kimbilir
nasıl da ayağa kaldırırdın:
"izin veremem
şiirsel gargaralarına
anıran eşşeklerin!"-
sağır ederdin kulaklarını
üç ayaklı ıslıklarınla, sonra,
yazdıklarının hepsini
kıçlarına sokmalarını söylerdin.
harcardın bozuk para gibi
o yeteneksiz heriflerin hepsini,
doldururdun
smokin ceketlerinin
kara yelkenlerini,
öyle ki savrulurdu
sağa sola
kogan gibileri,
süngüleyerek
sivri bıyıklarıyla
gelip geçenleri.
oysa bu arada
sayısı hiç de azalmadı
bu serserilerin.
çok zorlu bir iş
onları sayıca geride bırakmak.
yaşam
yepyeni bir biçimde
yeniden kurulacak.
işte o zaman
yepyeni şarkılar söylenmeye başlayacak.
böyle bir çağda
ağırlaşıyor sorunları
kalemin,
iyi ama, gösterin bana
sizi ey zavallı
hortlaklar sürüsü, hadi
nerede görülmüştür
ve ne zaman
yüce bir kişinin,
dikenli yolları bırakıp da
gül bahçelerini seçtiği?
sözcükler
yönlendirir
insanoğlunun güçlerini.
yürüyün!
arkamızda
zaman patlasın
bir mayın gibi.
bizim geçmişe sunacağımız
yanlızca
bukleleri
rüzgarda
geriye savrulan saçlarımızın.
eğlenceye ayrılacak yeri yok
gezegenimizin.
yarınlardan
koparıp
almalıdır mutluluğu
insan.
şu yaşamda
en kolay iştir ölmek
asıl güç olan
yepyeni bir yaşama
başlamak."
--- alıntı ---
devamını gör...
normal sözlük'te gündem konularının konuşulmaması
sözlük hala çok yeni arkadaşım. aktif yazar sayısı arttıkça dediklerin olacaktır. saydığın konulardan ilgili olduklarınla alakalı başlık açarak katkı sağlayabilirsin.
devamını gör...
seri oylanınca hissedilenler
bunu ben çok sık yapıyorum, hoş bir şey olmadığını hiç düşünememiştim. bir yazarın profiline girip tanımlarını uzun uzun okumayı seviyorum, o insanı tanımak gibi oluyor. sol frame çok yorucu, benim kafam götürmüyor bazen. yine de çok fazla yapmamak gerek demek ki bu seri beğenme olayını.*
devamını gör...
gezegen alırken dikkat edilmesi gereken hususlar
otoban geçip geçmeyeceğine dikkat edilmelidir.
devamını gör...
ailenin en küçük çocuğu
aile bireyleri genellikle disiplin, kontrol ve diğer kuralları büyük çocuklar üzerinde tatbik edip, kendileri de belirli bir olgunluğa ilk çocuk ile ulaştığı için, ikinci çocukları ya da evin küçüğünü biraz daha rahat ve özgür büyütmeye meyillidir.
bu durum ailenin küçük çocuğu için çoğu zaman avantajlı bir durum yaratır.
bu durum ailenin küçük çocuğu için çoğu zaman avantajlı bir durum yaratır.
devamını gör...
jar jar binks
star wars serisinin inek şabanı. çok sakar olması dolasıyla kendi türü gunganlar tarafından dışlanmış ve otoh gunga`dan sürülmüştür. yıllarca naboo bataklıkları'nda tek başına yaşamış, sakarlıkları sadece bataklık hayvanlarını etkilemiştir. daha sonra padme'nin himayesine girmiştir. haza bey efendi bir yaratıktır. nezaket konusunda kimse onun eline su dökemez.
jar jar bahtsız bedevi gibi bataklığa düştüğü günlerden sonra gunganların arasına ordu generali olarak dönmüştür. pörtlek gözlerine kurban jar jar, sonunda hak ettiğin itibara kavuştun demekten başka söylenecek bir şey yok kendisine.
bu arada, jar jar ile ilgili birçok eleştiri yapılıyor. yok efendim çocuklar için yaratılmış karaktermiş, yok efendim doğru düzgün konuşamıyormuş. star wars'ın ruhaniliğini bozuyormuş. hadi oradan! sanırsınız bu eleştirileri yapanlar gücün sırrına mazhar olmuş, damarlarında midi- chlorian'lar dolaşıyor. arkadaş bilim kurgu filmlerini nasıl izliyorsunuz siz? takım elbise giyip, papyon takım falan mı otuyorsunuz filmin başına? bu tarz sevimli karakterler serilere ve filmlere renk katar. yahu filmin en önemli karakterlerinden biri olan yoda d'kana' nın konuşması pek matah sanki! ama yeri geldi mi kodu mu oturtuyor adam.
jar jar' a laf eden karşısında beni bulur. ayrıca onun kulaklarındaki karizmaya kurban olun siz.
şöyle de nanik yapsın size; yakarsa evreni jar jar'lar yakar haberiniz olsun! aklınızı bir an önce başınıza devşirin.
jar jar bahtsız bedevi gibi bataklığa düştüğü günlerden sonra gunganların arasına ordu generali olarak dönmüştür. pörtlek gözlerine kurban jar jar, sonunda hak ettiğin itibara kavuştun demekten başka söylenecek bir şey yok kendisine.
bu arada, jar jar ile ilgili birçok eleştiri yapılıyor. yok efendim çocuklar için yaratılmış karaktermiş, yok efendim doğru düzgün konuşamıyormuş. star wars'ın ruhaniliğini bozuyormuş. hadi oradan! sanırsınız bu eleştirileri yapanlar gücün sırrına mazhar olmuş, damarlarında midi- chlorian'lar dolaşıyor. arkadaş bilim kurgu filmlerini nasıl izliyorsunuz siz? takım elbise giyip, papyon takım falan mı otuyorsunuz filmin başına? bu tarz sevimli karakterler serilere ve filmlere renk katar. yahu filmin en önemli karakterlerinden biri olan yoda d'kana' nın konuşması pek matah sanki! ama yeri geldi mi kodu mu oturtuyor adam.
jar jar' a laf eden karşısında beni bulur. ayrıca onun kulaklarındaki karizmaya kurban olun siz.
şöyle de nanik yapsın size; yakarsa evreni jar jar'lar yakar haberiniz olsun! aklınızı bir an önce başınıza devşirin.
devamını gör...
yazarların kendini tanımlama şekli
hani bi bilgisayar vardır ya, oyun oynayayım dersin kaldırmaz, film izleyeyim dersin donar kalır işte aynen buyum ben. her şeyi yapacakmış izlenimi verip hiçbir şey yapamam.
devamını gör...
sigara içmeyen insan
buyrun benim.
ama ne acı ki tüm arkadaşlarım içiyor.
haliyle pasif içici oluyorum.
kendi dumanımda mı boğulsam diye arada sorguluyorum kendimi.
sonra vazgeçiyorum.
dünyanın parası ya.
ben bir de kalite meraklısıyım, içeceksem kaliteli olanı içecem illa.
yok ben böyle iyiyim.
arkadaşlarım da kalsın.
öyle de ölecem böyle de ölecem.
bari ölümüm sevdiklerimin elinden olsun.*
ama ne acı ki tüm arkadaşlarım içiyor.
haliyle pasif içici oluyorum.
kendi dumanımda mı boğulsam diye arada sorguluyorum kendimi.
sonra vazgeçiyorum.
dünyanın parası ya.
ben bir de kalite meraklısıyım, içeceksem kaliteli olanı içecem illa.
yok ben böyle iyiyim.
arkadaşlarım da kalsın.
öyle de ölecem böyle de ölecem.
bari ölümüm sevdiklerimin elinden olsun.*
devamını gör...
modlar uyurken sözlükte parti yapmak
yaşı küçük yazar daha parti başlamadan kapıda uyusa da, uykusuz kahve uyumaz diyeceğim başlıktır. (bkz: basıldık)
devamını gör...
breaking the law
judas priest grubunun 1980 tarihli british steel albümünden son derece basit bir ana riffe sahip olmasına rağmen (bazılarınca) gelmiş geçmiş en iyi heavy metal şarkılarından biri olarak kabul edilen gaz şarkısıdır. "kanunu çiğnemek" demektir.
sözlerinde sıradan bir hayat yaşayan, hayatı gün geçtikçe sıkıcı bir hal alan ve her şeyden bıkan, işsiz birinin artık "kanunu çiğnemesini" anlatır. şarkının sözlerini de yazan frontman rob halford sözleri yazarken 1979 da ingiltere' de iktidara gelen margaret thatcher hükümetinin icraatlarından hoşlanmadığı için bu sözleri yazdığını belirtir. demir lady iktidara geldiğinde ülkenin ağır sanayisinin olduğu orta kesimlerinde patronlar, işçiler ile çatışma halindedirler ve fabrika kapatmaktan bahsetmektedirler. işsizlik artmaktadır ve daha da kötüsü, milyonlarca gencin işlerin düzeleceğinden pekte bir umudu yoktur, halford, "sözleri yazarken kendimi onlardan birinin yerine koymaya çalıştım. " demiş.
bu kadar güzel ve özel bir şarkının maalesef klibi iğrenç ötesidir. dio' nun holy diver' ın klibi ile yarışır. böyle taş gibi şarkılara böyle klipler yapılması, üstelikte rob halford ve dio' nun bu klipleri kabul etmesi nasıl bir kafa anlayamadım.
not: benim için bu şarkının en güzel yanı; bu şarkı her çaldığında tam şuradan itibaren "air drum" yapmamdır (01:47-02:00 arası).
sözlerinde sıradan bir hayat yaşayan, hayatı gün geçtikçe sıkıcı bir hal alan ve her şeyden bıkan, işsiz birinin artık "kanunu çiğnemesini" anlatır. şarkının sözlerini de yazan frontman rob halford sözleri yazarken 1979 da ingiltere' de iktidara gelen margaret thatcher hükümetinin icraatlarından hoşlanmadığı için bu sözleri yazdığını belirtir. demir lady iktidara geldiğinde ülkenin ağır sanayisinin olduğu orta kesimlerinde patronlar, işçiler ile çatışma halindedirler ve fabrika kapatmaktan bahsetmektedirler. işsizlik artmaktadır ve daha da kötüsü, milyonlarca gencin işlerin düzeleceğinden pekte bir umudu yoktur, halford, "sözleri yazarken kendimi onlardan birinin yerine koymaya çalıştım. " demiş.
bu kadar güzel ve özel bir şarkının maalesef klibi iğrenç ötesidir. dio' nun holy diver' ın klibi ile yarışır. böyle taş gibi şarkılara böyle klipler yapılması, üstelikte rob halford ve dio' nun bu klipleri kabul etmesi nasıl bir kafa anlayamadım.
not: benim için bu şarkının en güzel yanı; bu şarkı her çaldığında tam şuradan itibaren "air drum" yapmamdır (01:47-02:00 arası).
devamını gör...
köpektapar
köpeğim insanların ezici çoğunluğundan kıymetli. mesela herhangi bir ülkeden rastgele bir adam tut getir, "o mu yaşaşın köpeğin mi?" deseler muhtemelen "köpeğim" derim.
ama bir de sokağa mama, pilav attım diye köpeksever oldum sanan bir tayfa var. apartman altında kedi beslemeye kasan ikiyüzlü ekiple aynı mayadan. al lan evine o zaman? neden sevmeyeni, istemeyeni getirdiğin hayvanın bokuyla uğraştırıyorsun? sen mi temizliyorsun sıçar sıçmaz?
hayvan severlik yemek saçıp "cucu cici" yapmak değildir. bokunu temizlemek, kürkünü temizlemek, aşısını yaptırmak, eğitmek ve en önemlisi başkalarının rahatsız olmamasının sorumluluğunu almaktır.
"ülkede x,y,z kötü o yüzden buna laf edemezsin" diyenin ise, zaten kendine bakabilmesi mucize. gerçi hala ana babasıyladır sorsan.
ama bir de sokağa mama, pilav attım diye köpeksever oldum sanan bir tayfa var. apartman altında kedi beslemeye kasan ikiyüzlü ekiple aynı mayadan. al lan evine o zaman? neden sevmeyeni, istemeyeni getirdiğin hayvanın bokuyla uğraştırıyorsun? sen mi temizliyorsun sıçar sıçmaz?
hayvan severlik yemek saçıp "cucu cici" yapmak değildir. bokunu temizlemek, kürkünü temizlemek, aşısını yaptırmak, eğitmek ve en önemlisi başkalarının rahatsız olmamasının sorumluluğunu almaktır.
"ülkede x,y,z kötü o yüzden buna laf edemezsin" diyenin ise, zaten kendine bakabilmesi mucize. gerçi hala ana babasıyladır sorsan.
devamını gör...
kadınların abi diyeyim de yavşamasın mantığı
ülkemizdeki normlarla alakalı bir durumdur. sadece kadınların değil erkeklerin de kullandığı benzer ifadeler vardır. bunlar abla, bacım ve yenge gibi ifadelerdir.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
ve işte en sevdiğim şarkılardan biri.. yavrum baban nereli ? nereden bu kaşın gözün temeli?
kaçın kurası
çok keyiflendim çok tutmayınız beni efenim.
kaçın kurası
çok keyiflendim çok tutmayınız beni efenim.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
ah aydınlıklardan uzaktayım
kafamda o dağılmayan sükûn.
ölmedim lâkin, yaşamaktayım
dinle bak: vurmada nabzı ruhun.
yarasalar duyurmada bana
kanatlarının ihtizazını.
şimdi hep korkular benden yana
bekliyor sular, açmış ağzını.
ah aydınlıklardan uzaktayım
kafamda dağılmayan sükûn.
ölmedim lâkin, yaşamaktayım
dinle bak vurmada nabzı ruhun.
siyah ufukların arkasında
seslerle çiçeklenmede bahar
ve muhayyilemin havasında
en güzel zamanın renkleri var.
ölmedim hâlâ.. yaşamaktayım.
dinle bak: vurmada nabzı ruhun!
ah aydınlıklardan uzaktayım
kafamda o dağılmayan sükûn.
ruhum ölüm rüzgarlarına eş,
ışık yok gecemde, gündüzümde.
gözlerim görmüyor... lâkin güneş
o her zaman, her zaman yüzümde.
orhan veli kanık- güneş.
kafamda o dağılmayan sükûn.
ölmedim lâkin, yaşamaktayım
dinle bak: vurmada nabzı ruhun.
yarasalar duyurmada bana
kanatlarının ihtizazını.
şimdi hep korkular benden yana
bekliyor sular, açmış ağzını.
ah aydınlıklardan uzaktayım
kafamda dağılmayan sükûn.
ölmedim lâkin, yaşamaktayım
dinle bak vurmada nabzı ruhun.
siyah ufukların arkasında
seslerle çiçeklenmede bahar
ve muhayyilemin havasında
en güzel zamanın renkleri var.
ölmedim hâlâ.. yaşamaktayım.
dinle bak: vurmada nabzı ruhun!
ah aydınlıklardan uzaktayım
kafamda o dağılmayan sükûn.
ruhum ölüm rüzgarlarına eş,
ışık yok gecemde, gündüzümde.
gözlerim görmüyor... lâkin güneş
o her zaman, her zaman yüzümde.
orhan veli kanık- güneş.
devamını gör...
türkiye'de iş kazasında ölen 17 yaş altı çocuk sayısı
tüik'e göre türkiye'de 17 yaş altı çalışan çocuk sayısı 720 bin.
buradan
yine 2020 resmi kayıtlarına göre türkiye'de çalışırken bir kaza sonucu hayatını kaybeden 17 yaş altı çocuk sayısı 66.
evet, 17 yaş altı 66 çocuğumuz, covid salgını sebebiyle bir çok yerin kapalı da olmasına rağmen iş kazalarında hayatını kaybetmiş.
bu 66 çocuğun 22'si , 14 ve altı yaşa sahipmiş.
bu utanç da bize yeter dediğim durum.
kaynak; halk tv'de program yapan emin çapa.
eğer istenirse, konuyla ilgili çektiğim tv ekran fotografları buraya eklenecektir.
buradan
yine 2020 resmi kayıtlarına göre türkiye'de çalışırken bir kaza sonucu hayatını kaybeden 17 yaş altı çocuk sayısı 66.
evet, 17 yaş altı 66 çocuğumuz, covid salgını sebebiyle bir çok yerin kapalı da olmasına rağmen iş kazalarında hayatını kaybetmiş.
bu 66 çocuğun 22'si , 14 ve altı yaşa sahipmiş.
bu utanç da bize yeter dediğim durum.
kaynak; halk tv'de program yapan emin çapa.
eğer istenirse, konuyla ilgili çektiğim tv ekran fotografları buraya eklenecektir.
devamını gör...
kahve falı bakanların klişeleri
göz var hanende.
seni düşünen biri var
uzak yol görünüyor vb. safsatalar. hiçbirine inanmıyorum.
seni düşünen biri var
uzak yol görünüyor vb. safsatalar. hiçbirine inanmıyorum.
devamını gör...


