ekim ayı burç yorumları
bir iki burç hariç herkese iyi bir şey düşüyor.
onlar da üzülmesin, kasımda aşk başkadır.
hoş geldin ekim.
niyet ediyorum denge, mutluluk, güzellik, keyif, huzur, sağlık,başarı, para bulmaya.*
sizde edin. niyet edelim ki tüm istediklerimiz bize doğru gelsinler.
en son dua trendi, niyet üzerine.
niyet bizden, nasip etmek mevladan inşallah.
onlar da üzülmesin, kasımda aşk başkadır.
hoş geldin ekim.
niyet ediyorum denge, mutluluk, güzellik, keyif, huzur, sağlık,başarı, para bulmaya.*
sizde edin. niyet edelim ki tüm istediklerimiz bize doğru gelsinler.
en son dua trendi, niyet üzerine.
niyet bizden, nasip etmek mevladan inşallah.
devamını gör...
sarı mercedes
almanya'da bmw fabrikasında çalışan bayram'ın * sarı mercedesiyle türkiye'ye yaptığı yolculuğu ve başına gelenleri konu edinen türk-alman ortak yapımı film. bir mercedes sever olarak ara ara açıp bıkmadan izlediğim filmdir. özellikle vapur sahnesi ve ilyas salman'ın "b*k ettin bayan, s*çtın kapının içine" repliği unutulmazdır.*
devamını gör...
5 şubat 2022 erdoğan ve eşinin covid-19'a yakalanması
allahım sen konuyu biliyosun
amin.
amin.
devamını gör...
dergah dergisi
yahya kemal beyatlı, tarafından mondros mütakeresi yıllarında* kurulan edebiyat dergisi.
derginin kadrosunda ahmet hamdi tanpınar, nurullah ataç, ahmet kutsi tecer, abdülhak şinasi hisar gibi değerli isimler de yer almıştır. derginin kurulduğu yıllardaki asıl amacı halihazırda devam etmekte olan milli mücadeleye destek verip istanbul'da kuvayi milliye ruhunu canlı tutmak olmuştur.
1990 yılında tekrar kurulan derginin yönetmenliği ezel erverdi editörlüğünü ise mustafa kutlu* yapmıştır. 90'lı yıllarda ismet özel ve ismail kara'nın mensur yazılarından ötürü dergi sadece belirli bir kesime seslenmeye başlamıştır. günümüz şairlerinden ibrahim tenekeci, süleyman çobanoğlu, hakan arslanbenzer gibi isimler de bu dergide yetişmiştir.
derginin kadrosunda ahmet hamdi tanpınar, nurullah ataç, ahmet kutsi tecer, abdülhak şinasi hisar gibi değerli isimler de yer almıştır. derginin kurulduğu yıllardaki asıl amacı halihazırda devam etmekte olan milli mücadeleye destek verip istanbul'da kuvayi milliye ruhunu canlı tutmak olmuştur.
1990 yılında tekrar kurulan derginin yönetmenliği ezel erverdi editörlüğünü ise mustafa kutlu* yapmıştır. 90'lı yıllarda ismet özel ve ismail kara'nın mensur yazılarından ötürü dergi sadece belirli bir kesime seslenmeye başlamıştır. günümüz şairlerinden ibrahim tenekeci, süleyman çobanoğlu, hakan arslanbenzer gibi isimler de bu dergide yetişmiştir.
devamını gör...
insana kendini iyi hissettiren şeyler
sevdiklerim ile vakit geçirmek , eğlenmek , hatıra bırakmak sonra onları oturup onlar ile konuşmak , kamp yapmak .
devamını gör...
kaos futbolu
mehmet demirkol’un türk futbolu için ortaya attığı muhteşem tespitini belirten sözdür.
mehmet demirkol galatasaray lisesi mezunu olmasına rağmen fenerbahçe taraftarı olarak benim gibi bir galatasaray taraftarının bile hayranlığını kazanmıştır. zira bu önemli bir tavırdır.
dünya kupası hakkında yazdığı tae han min guk kitabını pek beğenmesem de genel olarak yazılarını ve fikirlerini takip ettiğim iyi bir spor yazarı ve yorumcusudur mehmet demirkol.
bu tanımlamayı ortaya attığında kendisine ilk tepkiyi fatih terim göstermişti. mehmet demirkol şöyle bir açıklama yaptı fatih hocanın tepkisinden sonra:
bu tanımlamada ‘kaos’ sonsuz kademeli bir presle sahada rakibe oyun kurma şansı vermeden oynamak ama topu aldığında hızla ve ustalıkla kullanabilen bir oyuncu grubuyla rakibi kedere itmeye karşılık geliyordu.
türk futbolunun çoğunlukla uyguladığı sistem buydu ama bu kadar düzenli sayılmazdı.
aslında sözü şöyle de açıklayabiliriz: galatasaray manchester united maçında maç başlar başlamaz 2-0 geri düştüğünde ne hissettikleri hakkında şöyle bir şey söylemişti şu an kaçak olan arif erdem; “ kaybedecek bir şeyimiz yok, bildiğimiz gibi oynayalım dedik.”
bildiğiniz gibi? yani allah ne verdiyse saldırmak. galatasaray o maçta üç gol atarak manchester united gibi bir devi eledi. ama sorun bu değildi.
sorun taktik ve tekniğin türk futbolunda anlamsız olmasıydı. bam bam bam. bilimsel çıkarımlar türk futboluna göre değil, genetiğimize öyle işlenmemiş. biz sıkılıyoruz düzenli işler yaparken.
kaos futbolu dediğimiz de bu. en özet tanım şu olacak aslında. hani takım, halı sahada istediğiniz gibi oynamaz. siz de sinirlenirsiniz ve bir gol daha yiyince santraya topla gidip yanınızdaki arkadaşa topu bana at dersiniz ya. sonra da topu alıp kamikaze gibi rakip savunmanın arasına dalıp düşe kalka ittire kaktıra gol atıp takımı gaza getirirsiniz ya. işte bu olay ve bundan sonra yaşanacak olanlar kaos futboludur.
mehmet demirkol galatasaray lisesi mezunu olmasına rağmen fenerbahçe taraftarı olarak benim gibi bir galatasaray taraftarının bile hayranlığını kazanmıştır. zira bu önemli bir tavırdır.
dünya kupası hakkında yazdığı tae han min guk kitabını pek beğenmesem de genel olarak yazılarını ve fikirlerini takip ettiğim iyi bir spor yazarı ve yorumcusudur mehmet demirkol.
bu tanımlamayı ortaya attığında kendisine ilk tepkiyi fatih terim göstermişti. mehmet demirkol şöyle bir açıklama yaptı fatih hocanın tepkisinden sonra:
bu tanımlamada ‘kaos’ sonsuz kademeli bir presle sahada rakibe oyun kurma şansı vermeden oynamak ama topu aldığında hızla ve ustalıkla kullanabilen bir oyuncu grubuyla rakibi kedere itmeye karşılık geliyordu.
türk futbolunun çoğunlukla uyguladığı sistem buydu ama bu kadar düzenli sayılmazdı.
aslında sözü şöyle de açıklayabiliriz: galatasaray manchester united maçında maç başlar başlamaz 2-0 geri düştüğünde ne hissettikleri hakkında şöyle bir şey söylemişti şu an kaçak olan arif erdem; “ kaybedecek bir şeyimiz yok, bildiğimiz gibi oynayalım dedik.”
bildiğiniz gibi? yani allah ne verdiyse saldırmak. galatasaray o maçta üç gol atarak manchester united gibi bir devi eledi. ama sorun bu değildi.
sorun taktik ve tekniğin türk futbolunda anlamsız olmasıydı. bam bam bam. bilimsel çıkarımlar türk futboluna göre değil, genetiğimize öyle işlenmemiş. biz sıkılıyoruz düzenli işler yaparken.
kaos futbolu dediğimiz de bu. en özet tanım şu olacak aslında. hani takım, halı sahada istediğiniz gibi oynamaz. siz de sinirlenirsiniz ve bir gol daha yiyince santraya topla gidip yanınızdaki arkadaşa topu bana at dersiniz ya. sonra da topu alıp kamikaze gibi rakip savunmanın arasına dalıp düşe kalka ittire kaktıra gol atıp takımı gaza getirirsiniz ya. işte bu olay ve bundan sonra yaşanacak olanlar kaos futboludur.
devamını gör...
10 kasım
anma günü. aksi gören gözler için mümkün olmayan bir anma bu. türkiye cumhuriyetinde var olan sayısız eseriyle mustafa kemal atatürk'ü anma günü.
sabah fırında bir ekmek için uzattım türk lirasını. seni andım.
fırında çalışan kadını gördüm. seni andım.
dönerken balkonlarda tereddütsüz süzülen bayraklara baktım. seni andım.
köşedeki iş bankası atm'sine uğradım. seni andım.
hür bir ülkenin okul çocukları geçti önümden. seni andım.
yan binanın bahçesinde boynu bükük mülteci çocukları gördüm. bizi ne hallere düşmekten kurtardığını bir kez daha hatırladım.
eve geldiğimde kapı zilimde yazan soyadımı gördüm. seni andım.
kahvaltıda zeytinin paketi üstünde 500 gram ifadesini gördüm. seni andım.
çayıma iki şeker attım. seni andım.
bunları yazarken klavyemdeki harflere baktım. seni andım.
üstüne türk tütününden bir sigara yaktım. tütünümü gavur ellerinde rehin olmaktan kurtarmanı andım.
tv'de bazı adamlar çıkmış diyorlar ki o artık yok; kalbimizde. öylece şaşakaldım. sen her yerdeyken nasıl böyle körleştiğimize yandım.
sevgili sinan meydan'dan esinlenip birkaç satır yazayım dedim.
sabah fırında bir ekmek için uzattım türk lirasını. seni andım.
fırında çalışan kadını gördüm. seni andım.
dönerken balkonlarda tereddütsüz süzülen bayraklara baktım. seni andım.
köşedeki iş bankası atm'sine uğradım. seni andım.
hür bir ülkenin okul çocukları geçti önümden. seni andım.
yan binanın bahçesinde boynu bükük mülteci çocukları gördüm. bizi ne hallere düşmekten kurtardığını bir kez daha hatırladım.
eve geldiğimde kapı zilimde yazan soyadımı gördüm. seni andım.
kahvaltıda zeytinin paketi üstünde 500 gram ifadesini gördüm. seni andım.
çayıma iki şeker attım. seni andım.
bunları yazarken klavyemdeki harflere baktım. seni andım.
üstüne türk tütününden bir sigara yaktım. tütünümü gavur ellerinde rehin olmaktan kurtarmanı andım.
tv'de bazı adamlar çıkmış diyorlar ki o artık yok; kalbimizde. öylece şaşakaldım. sen her yerdeyken nasıl böyle körleştiğimize yandım.
sevgili sinan meydan'dan esinlenip birkaç satır yazayım dedim.
devamını gör...
beyaz kalıp sabunla duş alan varoş
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
elvis presley-jailhouse rock.
devamını gör...
kanalize etmek
sistematik bir yönlendirme yapmak, rehberlik etmek anlamında kullanılan sözdür. belirlenen amaçların, plan ve düzen dahilinde gerçekleşmesi sağlanır. bildiğimiz kanal yollarının da yaptığı bu iştir aslında; suyun istenilen güzergahta kontrollü bir şekilde sona ulaşmasını sağlayan yapılardır.
nesneler için kullanıldığı kadar, kişi bazlı da ele alınabilir. çoğu davranış bir amaca hizmet eder. çoğu eylemimiz, bu sebeple, bir duruma kanalize olur. beynimiz aldığı kararlar doğrultusunda gerekli emirleri yağdırarak amaçladığımız sonuca yönelik iradeli davranışlarda bulunur. örneğin; üniversite tercihleri yaparken aldığımız rehberlik desteği beceri ve ilgi alanlarımıza göre seçimler yapabilmemiz adına önemlidir. "ben doktor olmak istiyorum, başarılı bir öğrenciyim, medikal konular hep ilgimi çekmiştir, elim neşter tutmak istiyordur.." sonuca baktığınızda ben tıp eğitimi almalıyım. bunu kendime amaç edinip bu doğrultuda çalışıp çabalıyorsam destek alıyorsam ben tıp eğitimi için "kanalize olmuş" oluyorum.
tip: ingilizceden direkt çeviri olduğundan olsa gerek, marjinal bir kelime olarak görülür. henüz ele ayağa düşmemiştir; kullanıldığı ortamlarda elitlik hissi verir.
nesneler için kullanıldığı kadar, kişi bazlı da ele alınabilir. çoğu davranış bir amaca hizmet eder. çoğu eylemimiz, bu sebeple, bir duruma kanalize olur. beynimiz aldığı kararlar doğrultusunda gerekli emirleri yağdırarak amaçladığımız sonuca yönelik iradeli davranışlarda bulunur. örneğin; üniversite tercihleri yaparken aldığımız rehberlik desteği beceri ve ilgi alanlarımıza göre seçimler yapabilmemiz adına önemlidir. "ben doktor olmak istiyorum, başarılı bir öğrenciyim, medikal konular hep ilgimi çekmiştir, elim neşter tutmak istiyordur.." sonuca baktığınızda ben tıp eğitimi almalıyım. bunu kendime amaç edinip bu doğrultuda çalışıp çabalıyorsam destek alıyorsam ben tıp eğitimi için "kanalize olmuş" oluyorum.
tip: ingilizceden direkt çeviri olduğundan olsa gerek, marjinal bir kelime olarak görülür. henüz ele ayağa düşmemiştir; kullanıldığı ortamlarda elitlik hissi verir.
devamını gör...
bir idam mahkumunun son günü
victor hugo bu kitabı ilk olarak anonim bir şekilde yayımlamış, ilk basımdan 3 yıl sonra ise kitabı kendinin yazdığını ilan etmiş. ilk başta, gelen tepkileri tartmak istediği için böyle bir yola girdiğini söyler önsözde. ayrıca kitabın başında ufak bir tiyatro sahnesi yer alır ve bu sahnede halkın kitaba karşı tepkisi ve yorumu mevcuttur. kitapta mahkumun işlediği suç yazılmamıştır. cinayet, hırsızlık veya dolandırıcılık... beni en çok etkileyen cümlesi gariptir önsözde yer alır.
“bu kitap herhangi bir hakime yazılmıştır”
“bu kitap herhangi bir hakime yazılmıştır”
devamını gör...
ilk defa tanışıp sabaha kadar mesajlaşılan o gece
tam, ruh eşimi buldum derken... genelde hayal kırıklığıyla biter. geriye o efsanevi saatler, muhabbetler kalır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
içten içe öldüğümü hissediyorum..
devamını gör...
evlenecek erkekler için öneriler
tipik türk erkeği kafasındaki yazarın açtığı başlık. 2020 yılı biterken hala maaş kıyaslaması yapan, baba evindeki hayat tarzını kendine dert eden.
annemin tek tavsiyesi vardır; evlenene kadar istediğin herşeyi yap, içinde hiç keşke kalmasın, kalmasın ki evlendikten sonra yapmaya kalkma. keşkelerinin peşinden giderken de kimsenin kalbini kırıp, ah alma. ah be annem, keşke herkes senin gibi saf duygularla yaklaşsa.
annemin tek tavsiyesi vardır; evlenene kadar istediğin herşeyi yap, içinde hiç keşke kalmasın, kalmasın ki evlendikten sonra yapmaya kalkma. keşkelerinin peşinden giderken de kimsenin kalbini kırıp, ah alma. ah be annem, keşke herkes senin gibi saf duygularla yaklaşsa.
devamını gör...
uğur şahin'in covid-19'un 10 sene daha aramızda olacak demesi
gecenlerde bir makale okudum, covid onlemleri olmasa su ana kadar enfekte sayisi toplamda 5,3 milyar insan, ölüm sayisi globalde 65 milyon olacakmis. bunu ulke vakalarina oranlarsak turkiyede yaklasik 1,5 milyon kisi virusten dolayi ölmüs olacakti demek bu. ve bunun daha varyantlari vs var yani bu rakamlar daha da yukselecekti muhtemelen. ınsanlar sunu anlamiyor, dunya her yuz senede bir global salgin yasiyor. yahu ispanyol gribi 1.dunya savasindan daha cok insan oldurmus avrupada. veba ise avrupa nufusunun 3te 1ini yok etmis. hatra ispanya ulkede erkek nufus cok azaldigi icin 2.dunya savasina katilamamis.
yani bu pandemide 3 secenek vardi;
1) hicbir onlem alinmayip, asi vs calismasi yapilmayip 2 senede bitecekti, ama bu esnada dunyada 150 milyon ölüm yasanacakti, turkiye'de ise yaklasik 2,5 milyon.
2) tum dunya tam kapanma yapacakti, gerekirse çin'in yaptigi gibi sehirlere zincir cekilecek, kapilar insanlarin ustune demirlerle kapatilacakti, kaos yasanacakti ancak pandemi hemen bitecekti.
3) kontrollu ve tedbirli ilerlenip tam kapanma yapilmadan zamana yayilacakti. bir asinin ortalama gelistirilme suresi sonucta 7 sene. aslinda insanlar asiyi 7 senede buldugundan degil. virus kendini ortalama bu surede pasifize ediyor ve olumcul olmaktan cikiyor. yillar icinde de eger kaybolmazsa gundelik hayata karisiyor. ornegin sizin normal zamanda gecirdiginiz influenza aslinda ıspanyol gribi. ancak ayakta atlatiyor cogu insan.
yani bu pandemide 3 secenek vardi;
1) hicbir onlem alinmayip, asi vs calismasi yapilmayip 2 senede bitecekti, ama bu esnada dunyada 150 milyon ölüm yasanacakti, turkiye'de ise yaklasik 2,5 milyon.
2) tum dunya tam kapanma yapacakti, gerekirse çin'in yaptigi gibi sehirlere zincir cekilecek, kapilar insanlarin ustune demirlerle kapatilacakti, kaos yasanacakti ancak pandemi hemen bitecekti.
3) kontrollu ve tedbirli ilerlenip tam kapanma yapilmadan zamana yayilacakti. bir asinin ortalama gelistirilme suresi sonucta 7 sene. aslinda insanlar asiyi 7 senede buldugundan degil. virus kendini ortalama bu surede pasifize ediyor ve olumcul olmaktan cikiyor. yillar icinde de eger kaybolmazsa gundelik hayata karisiyor. ornegin sizin normal zamanda gecirdiginiz influenza aslinda ıspanyol gribi. ancak ayakta atlatiyor cogu insan.
devamını gör...
saffir - simpson kasırga ölçeği
kasırgalarda şiddeti kategorilendirmek için kullanılan bir ölçek.
- kategori 1: yol işaretlerine, zayıf ağaçlara ve genel olarak zayıf "hedeflere" hasar verir.
- kategori 2: bina pencereleri ve çatılar gibi, biraz daha sert ve sağlam cisimlerde hasar oluşturur.
- kategori 3: büyük ağaçları devirir. bina duvarlarını yıkabilir. dayanıklı cisimlere zarar verir.
- kategori 4: çatılarda ciddi hasar oluşturur. tüm ağaçları kökünden sökerek devirir.
- kategori 5: hemen hemen her şeyin devrilmesine, hatta küçük evlerin yıkılmasına neden olur. çatılar tamamen çöker. sahil kesiminin boşaltılmasını gerektiren boyuttadır.
- kategori 1: yol işaretlerine, zayıf ağaçlara ve genel olarak zayıf "hedeflere" hasar verir.
- kategori 2: bina pencereleri ve çatılar gibi, biraz daha sert ve sağlam cisimlerde hasar oluşturur.
- kategori 3: büyük ağaçları devirir. bina duvarlarını yıkabilir. dayanıklı cisimlere zarar verir.
- kategori 4: çatılarda ciddi hasar oluşturur. tüm ağaçları kökünden sökerek devirir.
- kategori 5: hemen hemen her şeyin devrilmesine, hatta küçük evlerin yıkılmasına neden olur. çatılar tamamen çöker. sahil kesiminin boşaltılmasını gerektiren boyuttadır.
devamını gör...
unutulanlar dışında yeni bir şey yok
mustafa kemal'den sonra askeriyle yan yana çatışmaya giren tek komutanımız osman paşa'nın kitaplarından biridir. zamanın koşullarını ve doğunun halini kendi gözlemleri ve tespitleriyle, göreve nasıl geldiğinden başlayarak sonuna kadar anlatır. maalesef kendisinin günümüzde askeri tesislere girmesi yasaktır. başımızdaki hainliği varın siz hesaplayın..
''analar evlatlarını askere leş toplatmak için göndermedi. geberdikleri yerde kalırlar, askere leş toplatmam. biz imha eder, geçeriz. askerlerime bir kurşun atana beş kurşun atarım.''
''hakkari'de 23.000 asker var.
herkesin anne, baba, ağabey, kardeş, amca, dayı gibi yirmiye yakın akrabası olsa, şu anda sırf buradaki askerler için yarım milyonun kalbi; gece ve gündüz bizden kötü bir haber gelecek diye endişeyle atıyor.''
"cumhuriyet denilen şey onu ilan edenlerin canlarıyla, kanlarıyla imzalanır. ve kuranlar hangi bedeli ödediyse, ancak o bedel ortaya konularak savunulabilir."
''kimse türk ulusuna silah zoruyla bir şeyler kabul ettiremez, kendi vatanımızda türk ordusuna kabadayılık yapıp, caka satamaz.''
''analar evlatlarını askere leş toplatmak için göndermedi. geberdikleri yerde kalırlar, askere leş toplatmam. biz imha eder, geçeriz. askerlerime bir kurşun atana beş kurşun atarım.''
''hakkari'de 23.000 asker var.
herkesin anne, baba, ağabey, kardeş, amca, dayı gibi yirmiye yakın akrabası olsa, şu anda sırf buradaki askerler için yarım milyonun kalbi; gece ve gündüz bizden kötü bir haber gelecek diye endişeyle atıyor.''
"cumhuriyet denilen şey onu ilan edenlerin canlarıyla, kanlarıyla imzalanır. ve kuranlar hangi bedeli ödediyse, ancak o bedel ortaya konularak savunulabilir."
''kimse türk ulusuna silah zoruyla bir şeyler kabul ettiremez, kendi vatanımızda türk ordusuna kabadayılık yapıp, caka satamaz.''
devamını gör...
ayrı dünyaların insanıyız
çoğu film ve dizi sahnesinde bu sözü duymuşuzdur.
-anlamıyorsun aytenn biz.. biz ayrı dünyaların insanıyız o yüzden buseyle aldattım seni.. *
çocukken anlamazdım. nasıl yani birden fazla dünya var biri orda biri burda mı diye düşünürdüm.*
ayrı yaşanmışlığımız var, ayrı bir yetiştirilme tarzımız, ayrı kültürlerimiz var demekmiş.
sen çay içersin ben mocha içerim demekmiş.
sen tatile köye yaylaya gidersin ben italya'da tur yaparım demekmiş.
sen ekmek bandırırsın yemeğe benim için ise üç çeşit tatlı çatalı vardır demekmiş.
(bkz: burası tozludere değil)
ne olursa olsun işitildiğinde insanı bir parça kırabilir.
-anlamıyorsun aytenn biz.. biz ayrı dünyaların insanıyız o yüzden buseyle aldattım seni.. *
çocukken anlamazdım. nasıl yani birden fazla dünya var biri orda biri burda mı diye düşünürdüm.*
ayrı yaşanmışlığımız var, ayrı bir yetiştirilme tarzımız, ayrı kültürlerimiz var demekmiş.
sen çay içersin ben mocha içerim demekmiş.
sen tatile köye yaylaya gidersin ben italya'da tur yaparım demekmiş.
sen ekmek bandırırsın yemeğe benim için ise üç çeşit tatlı çatalı vardır demekmiş.
(bkz: burası tozludere değil)
ne olursa olsun işitildiğinde insanı bir parça kırabilir.
devamını gör...



