hepimiz cevaba "ışık hızı" desek de aslında tam olarak o olmayan limit.

yanlış anlaşılmasın; şu anda ışıktan hızlı gitmenin bilinen bir yolu yok. yani gerçekten bu hız, evrendeki limit hızı temsil ediyor ama ışık hızı olarak adlandırdığımız şeyin olayı ışığın kendisiyle ilgili bir özellik değil aslında.

nedensellik ilkesini duymuşsunuzdur. olaylar, daha doğrusu sonuçlar, bir nedene bağlı olarak gerçekleşir. önce sonucun gerçekleşmesi, sonra nedenin ortaya çıkması şeklinde bir durumu etrafımızda gözlemeyiz. yumurta düştüğü için kırılır. kırıldıktan sonra düşmez ya da kırıldığı için düşmez.

nedensellik dedik, bir de yerellik ilkesinden bahsedelim. bu ilke, herhangi bir olayın sadece yakın çevresindeki cisimleri etkileyeceğini, çok uzak bölgeler üzerinde hiçbir etkisi olmayacağını *söyler.

şimdi bir başka konuya kısaca değineyim. ışığın elektromanyetik dalga olduğunu biliyoruz. boş uzayın elektrik ve manyetik geçirgenliği adını verdiğimiz 2 özelliği var. bu özellikler, uzayın yani vakum ortamının elektrik alanı ve manyetik alan karşısındaki geçirgenliği ile alakalı. bir bakıma elektrik devrelerinin direnci gibi düşünebilirsiniz. elektromanyetik bir dalganın yayılmasına uzayın gösterdiği direnç gibi... eğer bu özellikler daha düşük olsaydı bu dalgalar ışıktan daha hızlı yayılabilirdi. eğer bu özellikler 0 olsaydı, bu dalgaların hızı sonsuz olurdu.

peki ışığın hızı sonsuz olsaydı ne olurdu?

ışık hızı, aynı zamanda bilginin yayılma hızına da bir limit getirir. bu da bazı şeyleri, evrende tam da şu anda olduğu haliyle deneyimlememizi sağlar. eğer ışık hızı sonsuz olsaydı, nedensellik ve yerellik ilkeleri çiğnenirdi. olaylarda mantıksal bir sıralama olmayacağı gibi, çok uzakta olan bir olay alakasız bir bölgeyi etkileyebilirdi. örneğin milyarlarca ışık yılı uzaklıktaki bir süpernova, dünyayı silip süpürebilirdi. zaten eğer ışık hızı sonsuz olsaydı, evren şu anda bildiğimiz şekliyle oluşmazdı belki de. dolayısıyla dünya da hiç var olmayabilirdi.

evren, ışıkla ya da onun hızıyla ilgilenmez. "evrenin umurunda" olan şey, bu 2 ilkenin çiğnenmemesi gerektiğidir. bilginin yayılma hızı, nedensellik ilkesi ile sınırlanmıştır. ışık sadece durgun kütlesiz fotonlardan oluştuğu için en hızlı hareket eden parçacıklardan sadece biridir ve ilk olarak keşfedilenlerden de biri olduğu için bu limit mesela gluon hızı olarak değil ışık hızı olarak anılır.

yani özetle evrenin bir sınır belirleyerek "dur" dediği şey aslında 2 ilkenin varlığının ihlal edilmesidir ve bunun gerçekleşebilmesi için ulaşılabilecek en yüksek hıza yalnızca durgun kütlesiz parçacıklar ulaşabildiğinden bu limit hıza ışık hızı adı verilir. gerçekteyse hızın limiti, ışığın hızının değil nedensellik ilkesinin çiğnenmeme limitidir.
devamını gör...

-sence hangisini alayım?
+oratadakini al
-ortada bir şey yok altan, sağdaki mi soldaki mi?
+ya ben ne anlarım defterden?
-he ben çok anlıyorum sanki
+ya git 2,5 liraya kareli defter al geç. bi deftere 50 tl verilir mi?

ve evet, içim acısa da o parayı verdim. peki hangisini aldım? tabii ki ortadakini**. karalama defterim bugün elime ulaştı. ulaşmasıyla karalanması bir oldu o ayrı konu.

he bir de akşama bulgur pilavı yaptım. misss gibi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

wilhelm schmid'e ait olan, psikoloji ve felsefe türünde yazılmış olan bir eser.

kitabın genel temasına baktığımızda ve ilk sayfasını açtığımızda bize şöyle bir soru sorduğunu görüyoruz: kendiyle dost olmak mı yoksa kendini sevmek mi?
ben epey üzerinde düşündükten sonra bu soruda bir cevap tercih etmeye karar verdim desem yeridir. bu tür soruların içimde kendi kendime savaş vermesinden mutlak bir keyif alıyorum. hani bir görsel vardı ya internette caps olarak paylaşılıyordu, kişi aynaya bakıyorsu işaret parmağını uzatarak, ayna da ona yansımasını veriyordu... hıh, işte tam olarak böyle bir içsel düşünme mücadelesine girişmekten büyük keyif alıyorum.

gelelim kitaba... kitap çok az sayfalı, bir çırpıda bitiverecek türden. lakin sürekli düşünüp, kendimi ölçüp tartarken bulduğum için hemencecik okumadım da günlere yayıldı. birçok felsefe tabanından da bahsetmiş kitap. yeri geldi cicero'ya yeri geldi platon'a yeri geldi sokrates'e yeri geldi marcus aurelius'a atıflar, göndermeler, düşünce tartmaları yaparak oldukça keyifli bir yolculuğa çıktım desem yeridir. kitap on bölüm+sonuç bölümü olmak üzere on bir soruda, düşüncede ele alınmış diyebiliriz. kişinin ben dünyası ile iletişimler kurup, onu yoklamasıyla harika bir keyif verdiğini de söylemeden geçemeyeceğim.

son olarak kitaptan sevdiğim bir alıntı bırakmak istedim:


kendinizi ve başkalarını dert edişiniz, hayatın safhalarıyla beraber değişir, çünkü bir benlik yolunda yürürken sürekli aynı kalmaz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ülkemizde uygulanması oldukça geç kalınmış bir yönetim sistemidir.

deniz kuşları ve kaplumbağalarının %44’ünün midesinde plastik atık parçaları var.
2050 yılında bu hızla kirletmeye devam edersek atıkların kütlesi denizlerdeki tüm balıkların kütlesine eşit olacak.

- dakikada 2 milyon çöp poşeti çöpe atılıyor.
- dakikada bin adet pet şişe çöpe atılıyor.
- dakikada 10 bin adet plastik pipet çöpe atılıyor.

çevre neden kirleniyor? hızlı nüfus artışı, plansız kentleşme ve endüstrileşme, ormanların yok olması, su kaynaklarının kirletilmesi ve atıkların doğru yönetilememesi…

üzerinde yaşadığımız toprak parçasının yaklaşık %45’i mineral, %25’i hava, %25’i su ve %5’i de organik maddelerden oluşuyor.
kalın bir toprağın meydana gelebilmesi için binlerce yıl süren bir zamanın geçmesi gerekir. örneğin kula civarında 300 bin yıl önce oluşmuş eski volkan konileri üzerinde yer yer 50 cm kalınlığında toprak oluşmuş iken yaklaşık 12 bin yıl önce oluşan volkan konileri ve bazaltlar üzerinde çok daha ince bir toprak örtüsü bulunmaktadır.

şimdi çevre ve şehircilik bakanlığı’nın 12 temmuz 2019’da yayınladığı sıfır atık yönetmeliği'ndeki tanıma bakalım.

çevre ve şehircilik bakanlığından:
sıfır atık yönetmeliği

birinci bölüm
amaç, kapsam, dayanak ve tanımlar
amaç

madde 1 – (1) bu yönetmeliğin amacı, hammadde ve doğal kaynakların etkin yönetimi ile sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda atık yönetimi süreçlerinde çevre ve insan sağlığının ve tüm kaynakların korunmasını hedefleyen sıfır atık yönetim sisteminin kurulmasına, yaygınlaştırılmasına, geliştirilmesine, izlenmesine, finansmanına, kayıt altına alınarak belgelendirilmesine ilişkin genel ilke ve esasların belirlenmesidir.

tamamını okumak isteyenler için link: www.resmigazete.gov.tr/eski...


“sıfır atık”, israfın önlenmesini, kaynakların daha verimli kullanılmasını, oluşan atığın miktarının azaltılmasını, etkin toplama sisteminin kurulmasını, atıkların geri dönüştürülmesini kapsayan atık önleme yaklaşımı olarak tanımlanan bir hedeftir.

atıkların geri dönüşüm ve geri kazanım süreci içinde değerlendirilmeden bertarafı hem maddesel hem de enerji olarak ciddi kaynak kayıpları yaşanmasına neden olmaktadır.

son yıllarda tüm dünyada bireysel, kurumsal ya da belediye genelinde sıfır atık uygulama çalışmaları yaygınlaşmaktadır.
sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde atıklarımızı kontrol altına almak, gelecek nesillere temiz, gelişmiş bir ülke ve yaşanabilir bir dünya bırakmak için sıfır atık prensibi hedef alınmalı ve entegre bir yaklaşımla atıkların yönetimi sağlanmalıdır.

1 ton atık kağıdın geri kazanımı ile;
• 17 ağacın kesilmesi önlenir,
• 12400 m³ kadar sera gazı önlenir,
2,4 m³ atık depolama alanından tasarruf sağlanır.

geri dönüştürülen her 1 ton cam için yaklaşık 100 litre petrolden tasarruf edilebilir.

lütfen ‘’bir çöpten ne çıkar’’ demeyelim, öncelikle atıklarımızı doğru ayrıştırıp sonrasında atık miktarımızı azaltmak için alışkanlıklarımızı değiştirmeye çalışalım.
devamını gör...

dışarıdan göründüğüm kişiyle alakam yok. beynimin içini gören olsa aklının kaçırır.
devamını gör...

kendimi asosyal zannederken bu kişilik tipine uygun olduğumu malûm sözlükte görmüştüm. şaşırmıştım. normal insan diye bir imge var ya hani, o imge tüketim çılgınlığının bir tezahürü gibi sanki. çok farklı kişiliğe sahip insanlar var. binlerce kişiye karşı konuşabilirim ama ikili konuşma sevmem. kafe sevmem. haydi takılalım diye dışarı çıkmayı sevmem. belirli bir plan dahilinde dolaşmak ve gezmek hoşuma gider. garip bir kişilik.
devamını gör...

"...
çünkü ayrılık da sevdaya dahil
çünkü ayrılanlar hala sevgili.
...
yaseminler unutulmuş tedirgin gülümser
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var."

attila ilhan
devamını gör...

burada iki kedi oldu ama neyse.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kankacılık lobisi as başkanı prezıdıntı olarak üye alımı açıktır.

edit: son 2 kişilik yer kaldi..
devamını gör...

özellikle popüler bir dizide ana karakterlerden biri ölüyorsa o karakter efsaneleşir.
(bkz: süleyman çakır)
devamını gör...

valilik yalanlamıştır. hidroelektrik santrallerde su seviyesi çok artınca su tahliye edilir. tahliye için farklı yöntemler var. kapak açılarak da tahliye edilebilir. kapakların patlaması gibi bir ihtimali düşünmüyorum çünkü hesapları ona göre yapılır ve su belirli bir seviyeye geldiğinde tahliye edilir.
çok acı görüntüler izledim, çok üzgünüm.
taşkınlarda can ve mal kayıplarında meteorolojik koşulların yanında insan ihmalinin de büyük bir etkisi vardır. yerleşim alanlarının planlaması afet alanlarına göre yapılmalı, riskli alanlardaki mevcut yapılar kaldırılmalı ve afet alanlarında erken uyarı sistemleri olmalıdır, telefonla da artık herkese ulaşılabiliyor. çok yağış olabilir, su tahliye edilmek zorunda kalınabilir ancak meteorolojik veriler değerlendirilip erken önlem alınabilirdi, insanlar su basmadan oradan tahliye edilebilirdi, sonuçta suyun nerelere yayılacağı bellidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kafalar karışık; hemen izah edeyim.

kıymetli dostlarım, gönülden seven kardeşlerim, aradığı anonim aşkı tanım aralarına saklayan arkadaşlarım; rafadan omleti kafadan omlet, kime niyet kime kısmet yazarlarım, maceraperest yoldaşlar;

rusya biliyorsunuz soğuk memleket, damak tatları da ciltleri ve havası gibi kuru oluyor; o yüzdendir ki salatalarına kurutulmuş et ekleme hususunda çok ciddiler ve taviz vermek istemezler.

o yüzdendir ki orjinal rus salatalarında, tıpkı bizim şu an mevzu bahis ettiğimiz salata gibi; kurutulmuş et bulunur. bu, bir.

italya'yı da biliyorsunuz; inşallah biliyorsunuzdur, yani sözlükte yazar olup da bilmiyorsanız hakikaten ayıp, kıvrım kıvrım bir akdeniz ülkesidir, pizza ve bizim el yapımı onların ev yapımı dediği makarnaları ile meşhurdur. pekiii, nereden nereye geldik. şimdi bu arkadaşlar uzun uzun spagetti tarzı el işçiliğine alışık olduklarından mütevellit, mümkün mertebe uzun ince bir yoldayım tarzı doğrama ve biçme tekniklerini tüm yemeklerine yansıtmışlar. bilin bakalım bizim yoğurtlayıp mayonezlediğimiz salatanın içine de ne katmışlar; bildiniz, ​jülyen salamlar!

buraya kadar anlaşıldı sanıyorum, kuru etlisi rus salatası, salamlısı italyan salatası.

geriye ne kaldı?

pek tabi ki de dünyanın süper gücü, fast food zincirleri ile dünyanı işgal etmiş, her ülke ve her mutfağa girmiş amerika!

fıtratlarında zaten yemek hazırlamak olmayan bu adamlar sizce salamdır, sucuktur, ettir, tavuktur; uğraşırlar mı; tabi ki de hayır. neydi, fast food. garnitür en çabuk nasıl servis edilir, mayonezli karıştır bitsin gitsin. al sana amerikan salatası...

burada öğrenin ki sonra sağda solda vay kafa sözlük yazarları salata çeşitlerini ve tarihini, gastronomik gelişmeleri takip etmiyor, anlamıyor demesinler. hadi bağalım.
devamını gör...

yunan tragedyasıdır.

yunan tanrıları insanları sadece onlara muhtaç olduğunda severdi. prometheus ise adildi. ateşi insanlara hediye etti. sonuçta zeus tarafından zalim bir cezaya çarptırılsa da zeus tarafından yakalanmamış,bunu zeus'a kendisi bildirmiştir. iş bankası yayınlarındaki basımı goethe'nin şu dizeleriyle biter:

karart göklerini zeus,
duman duman bulutlarla;
diken başlarını yolan çocuk gibi de
oyna meşelerin, dağların doruklarıyla.
ama benim dünyama dokunamazsın,
ne senin yapmadığın kulübeme
ne de ateşini kıskandığın ocağıma.
...
devamını gör...

o kadar da başak burcu olmadığımı anladığım ekşin.*
domestosum yetiyor bana, bende onu onla bunla karıştırmıyorum.
devamını gör...

on dört baskı yapan, metis yayınları tarafından basılan, yüz altmış sayfa kadar olan bir oruç aruoba kitabıdır. felsefe ağırlıklıdır. çok sağlam tespitler içerir.

--- alıntı ---

ölüm yaşamdan daha belirgindir.
ölüm yaşamdan daha kesindir.

yaşam belirsizdir; oysa ölüm,
belirgin ve kesindir.

hep bir süreç olan yaşam, ölüm anında,
sonunu değil, sonucunu bulur: ölüm
yaşamın sonucudur - kişinin nasıl bir
yaşam yaşadığı, öldüğü ölümden bellidir.

ölümü bilen, onun bilincinde olan bir yaşam,
yaşam sürecinin her anında ölümü yaşama katarak,
yaşamı bilinçli kılar - ölümü yaşamdan koparmadan,
ama ölümün yaşamı kaplamasına da izin vermeden,
ölümü, her an, yaşam kılar.

--- alıntı ---
devamını gör...

-forrest, sen büyüyünce ne olacaksın?
+nasıl yani? ben büyüyünce ben olmayacak mıyım?
devamını gör...

ara ara yanlışlıkla yapıyorum sanırım. o kadar yanlışlıkla yapıyor olabilirim ki ben bile yanlışlıkla yaptığımın farkında değilimdir. hayatla ilgili hiçbir şeyden emin değilim.

bunun haricinde sırf bir fikrimi beğenmediği için takipten çıkan birisi varsa en iyisini yaptığını düşünüyorum. insanların her zaman aynı fikirde olamayacağını anlayabilecek zeka seviyesinde olan insanlara ihtiyacım var benim. böyle baskıcı zihinleri sevmem. takipten çıkarma, eksiler ve oradan buradan laf sokma ile ders veren insanların ayrıca ne kullandığını çok merak ediyorum. hangi psikolojik hastalıkları kullanıyorsunuz? önemli bir konu.

offf durduk yere gerildim. sabah sabah aşırı şekilde seda sayan gibi uyandım. çok fena.
devamını gör...

görüş ayrılığı yaşayan insanlar karşılıklı hakaret, küfür aşağılama içerikleri girdikleri zaman dövüşmen guzum diyesim geliyor. tevellütüm eski benim *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim