köy enstitüleri
beyaz zambaklar ülkesi'ni okuyanlar kırsaldaki korkunç sefaleti ve cehaleti bilir. osmanlı kırsalı o dönem belki fin kırsalından bile beterdi. dönemin anadolu kırsalını anlatan tek bir eser dahi okumuş birinin içi sızlamıyorsa köy enstitülerinden komünist yuvası diye bahsetmesi normaldir. aynı zihniyet üniversiteyi de fuhuş yuvası olarak görüyor.
1923 yılında 5 bin okulu ve yalnızca 10 bin öğretmeni olan, neredeyse hiç doktoru olmayan fakir cumhuriyet'in en önemli kalkınma hamlesidir. halkın %80'inin kırsalda yaşadığı düşünülürse yeterli kaynağı olmayan genç cumhuriyet için son derece akılcı bir çözümdür. sonraki yıllarda iklim ve kırsal alan anlamında türkiye'ye benzer ülkelere de bu kalkınma metodu bm tarafından önerilmiştir. bu enstitüler sadece okur yazarlık değil, tarım ve sağlık gibi osmanlı kırsalının yüzyıllardır kökünü kazıyan dertlere de çare oluyordu. zaten çok hızlı netice vermişti: okur-yazarlık hızla yükselmiş, tarımsal üretim artmış, bebek ölüm oranları düşmüş ve nüfus da haliyle artmıştı.
proje doğu vilayetlerinde de uygulanabilseydi ne aşiretler ne de feodalite kalır, pkk gibi bir derdimiz de olmazdı. köylüyü topraklandırma yasasına karşı çıkan büyük toprak sahibi adnan menderes tarafından abd talimatıyla sonlandırıldı. gerisi malum.
1923 yılında 5 bin okulu ve yalnızca 10 bin öğretmeni olan, neredeyse hiç doktoru olmayan fakir cumhuriyet'in en önemli kalkınma hamlesidir. halkın %80'inin kırsalda yaşadığı düşünülürse yeterli kaynağı olmayan genç cumhuriyet için son derece akılcı bir çözümdür. sonraki yıllarda iklim ve kırsal alan anlamında türkiye'ye benzer ülkelere de bu kalkınma metodu bm tarafından önerilmiştir. bu enstitüler sadece okur yazarlık değil, tarım ve sağlık gibi osmanlı kırsalının yüzyıllardır kökünü kazıyan dertlere de çare oluyordu. zaten çok hızlı netice vermişti: okur-yazarlık hızla yükselmiş, tarımsal üretim artmış, bebek ölüm oranları düşmüş ve nüfus da haliyle artmıştı.
proje doğu vilayetlerinde de uygulanabilseydi ne aşiretler ne de feodalite kalır, pkk gibi bir derdimiz de olmazdı. köylüyü topraklandırma yasasına karşı çıkan büyük toprak sahibi adnan menderes tarafından abd talimatıyla sonlandırıldı. gerisi malum.
devamını gör...
yaşı at pazarında sorarlar
atalarımız at satın alırken, yaşına bakar ve yaşlıysa tercih etmezdi. fakat insanlarda öyle bir durum söz konusu olmadığı için bu ifade atasözü oldu. yaşlarına göre değerleri değişen yaratıklar, hayvanlardır. insanların değeri yaşlarıyla değil, bilgisi, yeteneği, mesleği, karakteri, sanatı vb. ile ölçülür.
bazı liderlerin yaşları
abd başkanı donald trump yaşında 74
donald trump’tan görevi devralacak joe biden 78
birleşik krallık başbakanı theresa may 64
japonya başbakanı yoshihide suga 72
israil başbakanı benjamin netanyahu 71
rusya devlet başkanı vladimir putin 68
çin devlet başkanı şi cinping 67
almanya şansölyesi angela merkel 66
cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan 66
mhp genel başkanı devlet bahçeli 72
chp genel başkanı kemal kılıçdaroğlu 72
iyi parti genel başkanı meral akşener 63
genç liderler de var tabi ki…
italya başbakanı giuseppe conte 56
ispanya başbakanı pedro sánchez 48
fransa başbakanı emmanuel macron 42
100 yaşın üstündeki koronavirüse yakalananların bazıları kurtulurken, bazı çocukların ise kurtulamadığı da bir gerçek.
101 yaşında koronavirüsü yendi
103 yaşında koronavirüsü yendi
12 günlük bebek koronavirüsten öldü.
sağlığımızı her yaşta korumaya dikkat etmeliyiz.
karşımızdaki kişi 18 yaşındadır ama 40 yaş olgunluğunu gösterebilir. 40 yaşında olan biri ise 10 yaşındaki çocuk gibi davranabilir.
akıl yaşta değil, baştadır.
bazı liderlerin yaşları
abd başkanı donald trump yaşında 74
donald trump’tan görevi devralacak joe biden 78
birleşik krallık başbakanı theresa may 64
japonya başbakanı yoshihide suga 72
israil başbakanı benjamin netanyahu 71
rusya devlet başkanı vladimir putin 68
çin devlet başkanı şi cinping 67
almanya şansölyesi angela merkel 66
cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan 66
mhp genel başkanı devlet bahçeli 72
chp genel başkanı kemal kılıçdaroğlu 72
iyi parti genel başkanı meral akşener 63
genç liderler de var tabi ki…
italya başbakanı giuseppe conte 56
ispanya başbakanı pedro sánchez 48
fransa başbakanı emmanuel macron 42
100 yaşın üstündeki koronavirüse yakalananların bazıları kurtulurken, bazı çocukların ise kurtulamadığı da bir gerçek.
101 yaşında koronavirüsü yendi
103 yaşında koronavirüsü yendi
12 günlük bebek koronavirüsten öldü.
sağlığımızı her yaşta korumaya dikkat etmeliyiz.
karşımızdaki kişi 18 yaşındadır ama 40 yaş olgunluğunu gösterebilir. 40 yaşında olan biri ise 10 yaşındaki çocuk gibi davranabilir.
akıl yaşta değil, baştadır.
devamını gör...
ayam cemani
ortaya çıkışı bir nevi yeni olan, etiyle kemiğiyle siyah bir tavuk ırkı.

ırk, endonezya'da görülür, oldukça nadirdir. hakkında çok az şey bilinmektedir. renginin siyah olmasının sebebi zamanında asya'da da yayılmış olan bir çeşit gen mutasyonu. ayam endonezya dilinde tavuk demektir, cemani ise tavuğun çıkış yaptığı köyün ismidir. mistik güçleri olduğuna inanılan ırk, yıllardır dini ritüellerde de kullanılmakta. yiyenler de var elbette ama birçok yerde kullanımı uygun görülmüyor. hindistan'daki inek aşkıyla yarışır. yumurtası siyah değildir.
etini yiyenler şanslı sayılıyor ve servete boğulacakları düşünülüyor. değişik. *

ırk, endonezya'da görülür, oldukça nadirdir. hakkında çok az şey bilinmektedir. renginin siyah olmasının sebebi zamanında asya'da da yayılmış olan bir çeşit gen mutasyonu. ayam endonezya dilinde tavuk demektir, cemani ise tavuğun çıkış yaptığı köyün ismidir. mistik güçleri olduğuna inanılan ırk, yıllardır dini ritüellerde de kullanılmakta. yiyenler de var elbette ama birçok yerde kullanımı uygun görülmüyor. hindistan'daki inek aşkıyla yarışır. yumurtası siyah değildir.
etini yiyenler şanslı sayılıyor ve servete boğulacakları düşünülüyor. değişik. *
devamını gör...
sebep
arapça kökenli kelimedir. arapça sabab sözcüğünden alıntılanmış. bir şeyin olmasına yol açan şey, neden manasına gelir.
"insan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı."
- sabahattin ali
"insan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı."
- sabahattin ali
devamını gör...
kendimiz hakkında keşfettiklerimiz
yıllar yıllar önce develer pire, pireler tellal iken, facebook’un hala iyi günlerini yaşadığı zamanlarda bir sudoku vardı. hala var gerçi. varım, şimdilik. bildiğiniz gibi bir sn. sonra neler olacağı bilinmez.
belki, belki hatırlayan olur muhafazakar ailenin farklı düşünen çocuğu olmak başlığına yazmıştım. -miş gibi yaptığım, ailemle yaşadığım o dönemlerde sahuru beklerken bir yandan vakit geçsin diye okey falan oynuyorum. * kendi yaşıtlarım denk geliyor, herkesin fotoğrafı var, çok nadir fotoğrafsız insanlara denk geliyorum. konudan bağımsız bu detay. neyse efendim, o zamanlar bir hayalim var ama adı üstünde hayal, imkansız yani. psikolog olmak istiyorum ve sanki göklerden gelen bir misyon var omuzlarımda. tabiri caizse kendine müslüman’ın kendine peygamber versiyonuydum. ya da ikisi birlikte. cözülemeyen sudoku olmak taa o zamanlardan kalma anlayacağın...
bir psikologmuşum gibi dert dinliyor ve sorunlara çözüm üretiyordum. insanlara söylediklerimi yapmaları takdirde kaybedecek bir şeyleri olmayacak şekilde çare buluyordum. gerçekten köklü pozitif değişikler yaşıyorlardı o zamanlardaki sanal arkadaşlarım. inançlı biri olsam varya hesaplayamayacağım kadar çok sevap point yüklendi bana o sıralar derdim. kesinnnnn cennetlik oldum o ara, öyle söyliyim.
ve seneler geçti...
bir evlilik ve bir boşanma geçti başımdan.
ben yeniden sanal ortamda arkadaşlıklar kurmaya başladım. bu sefer “kendine peygamber/psikolog” yanlarımı rafa kaldırarak. havadan sudan, oradan, buradan ve hayata dair konuştuğum sanaldaki arkadaşımla aramda aydınlatıcı bir dialog geçti.
- kardeşim pikniğe gitti.
+ yaa öylemi? ne güzel, pandemide zor ama benim de canım pikniğe gitmek istedi şimdi.
- e git?
+ zamanım yok ki.
- zaman yarat!
telefonu saldım. gecenin bir yarısı balkonda sigara içerken zamanımın olmayışına ağladım. size dandik gelebilir ama o an çok doldum. hayat koşuşturmasında kendime bir pikniğe gitmelik imkanı bulamayışıma ağladım. bu kadar basit bi şeyi bile imkansız hale getirmiş olmama ağladım.
buna mı üzüldün? diyenler olabilir. istersem masa örtüsü yamuk duruyor diye üzülürüm. allah hallah!!! gerçi benim masamda örtü yok gereksiz atarlandım dur. devam ediyorum, sonrası çok(!) heyecanlı. *
sabah yine standart bi şekilde rutinimi yerine getirdim. sonrasında çocukları kreşe bıraktım ve yüzde on şarj ile kırk dakika trafikle cebelleşerek gittim o sahile. arabayı park edip, yürüdüm maviyi görebileceğim yere doğru. o sanatsal görüntü ile karşılaşınca, orada bir aydınlanma daha yaşadım.
meğerse ben çok uzun bir süredir, boşandığımdan sonra da diyebilirim, buraya gelmeyi içten içe reddetmişim. sanki artık güzel şeylerin beni bulması imkansızmış gibi bir bariyer* kurmuşum kendime. kendime güzel şeyler yaşamayı hak ve reva görüyordum tabii ki ama hareketlerim, davranışlarım tam tersi şeklindeymiş.
ben bunca zaman bu manzarayı kendime neden yasaklamışım sahi?
yazık etmişim kendime bir çok kez... o gün piknik yapmadım, şarjım az ve çocukların kreşinden ararlarda, ulaşamazlar diye yarım saat anca kalabildim bir bankta. o bile o kadar iyi geldi ki. o gece balkonda bir bariyeri aşmanın huzuru ile içtim sigaramı.
üstteki yazı ne alaka, niye okuduk orayı diye bağdaştıramayanlar için açıklıyım, tabi buraya kadar okuyan varsa;
benim yıllarca kendime misyon edinip, diplomasız yaptığım psikolog seanslarını, birisi çıkıp yıllar sonra bana yaptı. benim iyiliğimi enişten dilekleriyle* istedi ve farkında olmadan benim bariyerimi fark etmemi sağladı. kendisi de yazıyor burada.
okuduysan selam buddy.
belki, belki hatırlayan olur muhafazakar ailenin farklı düşünen çocuğu olmak başlığına yazmıştım. -miş gibi yaptığım, ailemle yaşadığım o dönemlerde sahuru beklerken bir yandan vakit geçsin diye okey falan oynuyorum. * kendi yaşıtlarım denk geliyor, herkesin fotoğrafı var, çok nadir fotoğrafsız insanlara denk geliyorum. konudan bağımsız bu detay. neyse efendim, o zamanlar bir hayalim var ama adı üstünde hayal, imkansız yani. psikolog olmak istiyorum ve sanki göklerden gelen bir misyon var omuzlarımda. tabiri caizse kendine müslüman’ın kendine peygamber versiyonuydum. ya da ikisi birlikte. cözülemeyen sudoku olmak taa o zamanlardan kalma anlayacağın...
bir psikologmuşum gibi dert dinliyor ve sorunlara çözüm üretiyordum. insanlara söylediklerimi yapmaları takdirde kaybedecek bir şeyleri olmayacak şekilde çare buluyordum. gerçekten köklü pozitif değişikler yaşıyorlardı o zamanlardaki sanal arkadaşlarım. inançlı biri olsam varya hesaplayamayacağım kadar çok sevap point yüklendi bana o sıralar derdim. kesinnnnn cennetlik oldum o ara, öyle söyliyim.
ve seneler geçti...
bir evlilik ve bir boşanma geçti başımdan.
ben yeniden sanal ortamda arkadaşlıklar kurmaya başladım. bu sefer “kendine peygamber/psikolog” yanlarımı rafa kaldırarak. havadan sudan, oradan, buradan ve hayata dair konuştuğum sanaldaki arkadaşımla aramda aydınlatıcı bir dialog geçti.
- kardeşim pikniğe gitti.
+ yaa öylemi? ne güzel, pandemide zor ama benim de canım pikniğe gitmek istedi şimdi.
- e git?
+ zamanım yok ki.
- zaman yarat!
telefonu saldım. gecenin bir yarısı balkonda sigara içerken zamanımın olmayışına ağladım. size dandik gelebilir ama o an çok doldum. hayat koşuşturmasında kendime bir pikniğe gitmelik imkanı bulamayışıma ağladım. bu kadar basit bi şeyi bile imkansız hale getirmiş olmama ağladım.
buna mı üzüldün? diyenler olabilir. istersem masa örtüsü yamuk duruyor diye üzülürüm. allah hallah!!! gerçi benim masamda örtü yok gereksiz atarlandım dur. devam ediyorum, sonrası çok(!) heyecanlı. *
sabah yine standart bi şekilde rutinimi yerine getirdim. sonrasında çocukları kreşe bıraktım ve yüzde on şarj ile kırk dakika trafikle cebelleşerek gittim o sahile. arabayı park edip, yürüdüm maviyi görebileceğim yere doğru. o sanatsal görüntü ile karşılaşınca, orada bir aydınlanma daha yaşadım.
meğerse ben çok uzun bir süredir, boşandığımdan sonra da diyebilirim, buraya gelmeyi içten içe reddetmişim. sanki artık güzel şeylerin beni bulması imkansızmış gibi bir bariyer* kurmuşum kendime. kendime güzel şeyler yaşamayı hak ve reva görüyordum tabii ki ama hareketlerim, davranışlarım tam tersi şeklindeymiş.
ben bunca zaman bu manzarayı kendime neden yasaklamışım sahi?
yazık etmişim kendime bir çok kez... o gün piknik yapmadım, şarjım az ve çocukların kreşinden ararlarda, ulaşamazlar diye yarım saat anca kalabildim bir bankta. o bile o kadar iyi geldi ki. o gece balkonda bir bariyeri aşmanın huzuru ile içtim sigaramı.
üstteki yazı ne alaka, niye okuduk orayı diye bağdaştıramayanlar için açıklıyım, tabi buraya kadar okuyan varsa;
benim yıllarca kendime misyon edinip, diplomasız yaptığım psikolog seanslarını, birisi çıkıp yıllar sonra bana yaptı. benim iyiliğimi enişten dilekleriyle* istedi ve farkında olmadan benim bariyerimi fark etmemi sağladı. kendisi de yazıyor burada.
okuduysan selam buddy.
devamını gör...
aşka uçma kanatların yanar
edebiyat ve şiir dünyasının en güzel nazirelerine vesile olmuş sadi şirazi sözü.
sadi şirazi : aşka uçma kanatların yanar.
mevlana : aşka uçmadıktan sonra kanatların neye yarar?
yunus emre : aşka varınca kanatları kim arar?
sadi şirazi : aşka uçma kanatların yanar.
mevlana : aşka uçmadıktan sonra kanatların neye yarar?
yunus emre : aşka varınca kanatları kim arar?
devamını gör...
normal sözlük'te bilgi içerikli başlıkların az yorumlanması
bunu çok önce fark ettiğim için artık başlık açmıyorum. açtığım başlıkların %90'ın da sadece benim entrym var.* artık forum niteliğindeki bazı başlıklara da ilgimi çeken varsa entry giriyorum.
devamını gör...
8 binler kulübü
an itibariyle "hi guys!" diyerek giriş yaptığım kulüptür. teşekkürler arkadaşlar, telefonumu çok fazla çaldığı için bir süre kapalı tutacağım maalesef, mazur görünüz.
devamını gör...
boğaziçi ekonomi vs ankara hukuk
bence boğaziçi ekonomi tercih edilmelidir. fakat burada kıyaslama yanlış olmuştur. ekonomi mi okumak istiyorsunuz? hukuk mu?bunun kararını vermeniz lazım öncelikle. fakat okul ismi ile yazdığınız için şunları söylemek gerekiyor: ankara üniversitesi artık o bilinen mükemmel ankara üniversitesi değildir. o üniversiteyi mükemmelleştiren hocalar yok edildiler. özellikle barış bildirisi imzacıları ve khk bahaneleri ile bu hükümet ankara üniversitesinin bütün bölümlerinin içinden geçmiştir deyim yerindeyse. bu gelişmelerin ardından yapılan haksızlıklara dayanamayan çok değerli hocalar kendi isteği ile istifa etmiştir. boşuna ankara üniversitesini tercih etmeyiniz. garip hocalarla dolu ve sıradan 3 yıllık bir anadolu üniversitesinden pek bir farkı kalmamıştır ne yazık kiii! boğaziçi ekonomi ile koç ekonomi karşılaştırması yapabilir veya galatasaray hukuk'u inceleyebilirsiniz.
devamını gör...
termoskop
1597 yılında galileo galilei tarafından icat edilen, bir sıcaklık farkının değerini vermeden sadece varlığını gösteren alet. bu icat aslında ilk termometredir.
içinde bulunan ufak, bir çeşit şamandıraya benzeyen cisimler, etraftaki sıcaklığın değişimine ve yoğunluk farkına bağlı olarak yükselir veya alçalır. böylece sıcaklığı derece olarak ölçmese de, sıcaklık değişimin gösterir.
içinde bulunan ufak, bir çeşit şamandıraya benzeyen cisimler, etraftaki sıcaklığın değişimine ve yoğunluk farkına bağlı olarak yükselir veya alçalır. böylece sıcaklığı derece olarak ölçmese de, sıcaklık değişimin gösterir.
devamını gör...
çok düşünen insanlara tavsiyeler
neden bu kadar düşündüĝünü sorgulayınca aslında hiçbir şey düşünmediğini farkedeceksin.
bazen sorular cevaplardan daha önemli değil mi? öyleyse düşünme gerisini. öldüĝünde kim yıkayacak seni, bunu düşün.
bazen sorular cevaplardan daha önemli değil mi? öyleyse düşünme gerisini. öldüĝünde kim yıkayacak seni, bunu düşün.
devamını gör...
beden eğitimi dersinde kasadan takla atan efsane nesil
beden eğitimi derslerini karın ağrısıyla beklemiş nesildir. sıra bana geldiğinde kalbim ağzımda atardı da ben o taklayı atamazdım.
devamını gör...
pandemi nedeniyle ölmeye yüz tutan türk gelenekleri
el öpmek. nefret ederim. çok iyi oldu.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük severler.
karantina görünümlü, çalışma günlerinden selam olsun.
durmak yok yola devam.
karantina görünümlü, çalışma günlerinden selam olsun.
durmak yok yola devam.
devamını gör...
herr mannelig
2009 yılında (bkz: v for vendetta) sayesinde tanıştığım şarkı.
ayrıca (bkz: haggard)'dan dinleyince daha hoştur bana göre...
(bkz: orijinalinden daha iyi olan coverlar)
ayrıca (bkz: haggard)'dan dinleyince daha hoştur bana göre...
(bkz: orijinalinden daha iyi olan coverlar)
devamını gör...
uzun boylu kadın
sadakatsiz'de aspiratöre üsten bakan cansu dere.
devamını gör...
şiir başlığı açan yazarlar
sözlükten keyif almamı sağlayan yazarlardır. bir kaç tane yazar dikkatimi çekti bu neymiş diye başlığa giriyorum bilmediğim bir şiirle karşılaşıyorum acayip keyif alıyorum var olsunlar . böyle başlıklar açan yazarlar da yazar saçma sapan başlık açan yazarlar da yazar kategorileri farklı işte seçim okuyucuların.
devamını gör...
çocuğunu döven kayınbabasını öldüren kadın
saban sabah içimizi karartan haberdir.
devamını gör...
yazarların duydukları enfes cümleler
"bu kadar mübalağanın arasındaki hakikat kırıntılarını hangi teleskopla görüp keşfedeceğiz? "
devamını gör...
ilhami abi sen söyle ben başka ilde miyim
ölümlü dünya adlı filmin güldüren repliklerindendir.
ayrıca sahibinin sesiyle okunan cümleler listesinde ilk sıradadır. şöyle bir repliktir.*
şimdi tabi kimse kusura bakmasın ama ben sizin yapacağınız işi ....
allah sizin teker teker belanızı versin, allah sizin belanızı versin allah sizin belanızı versin. beni yarım saat orada insan azmanına dövdürttünüz...tekmesinden tokatına, dönen tekmesinden uçan sırtına, ensesiyle bile vücudunun her zerresi ile adam beni dövdü, bir kişi demedi ki serbestciğim yardıma ihtiyacın var mı?
adam odadaki her şeyi benimle kırdı... dolabından komodinine, havlularından yastıklarına, beni boğdu boğdu boğdu, duvara attı.. boğdu boğdu, duvara attı. çığlıklar, yardım çığlıkları allah’ın belaları! bir kişi be, bir kişi...ben bu aileden değil miyim ya? ben bu aileden değil miyim ya??bir kişi gelip de napıyorsun sen burada demedi. neredeyiz biz? aynı otelde değil miyiz? ilhami abi, sen söyle ben başka bir ilde miyim? he, başka bir yerde mi dayak yedim ben? uzaklarda mı yedim de geldim? aynı yerdeyiz be...
bana paspasla adam öldürttünüz
ayrıca sahibinin sesiyle okunan cümleler listesinde ilk sıradadır. şöyle bir repliktir.*
şimdi tabi kimse kusura bakmasın ama ben sizin yapacağınız işi ....
allah sizin teker teker belanızı versin, allah sizin belanızı versin allah sizin belanızı versin. beni yarım saat orada insan azmanına dövdürttünüz...tekmesinden tokatına, dönen tekmesinden uçan sırtına, ensesiyle bile vücudunun her zerresi ile adam beni dövdü, bir kişi demedi ki serbestciğim yardıma ihtiyacın var mı?
adam odadaki her şeyi benimle kırdı... dolabından komodinine, havlularından yastıklarına, beni boğdu boğdu boğdu, duvara attı.. boğdu boğdu, duvara attı. çığlıklar, yardım çığlıkları allah’ın belaları! bir kişi be, bir kişi...ben bu aileden değil miyim ya? ben bu aileden değil miyim ya??bir kişi gelip de napıyorsun sen burada demedi. neredeyiz biz? aynı otelde değil miyiz? ilhami abi, sen söyle ben başka bir ilde miyim? he, başka bir yerde mi dayak yedim ben? uzaklarda mı yedim de geldim? aynı yerdeyiz be...
bana paspasla adam öldürttünüz
devamını gör...