sinema ve dizi oyuncusu, türk tiyatro tarihinin sayılı ustalarından biridir. 80 yıllık yaşamına sayısız ödül sığdırmıştır. ömrünü tiyatroya adayan bu güzide insan, 2009 yılında aramızdan ayrılmıştır. karacaahmet mezarlığında ebedi huzura çekilmiştir.
11 sene ne çabuk geçmiş dedim kendi kendime...
devamını gör...

sinkaflı küfürler etmeden bu haber hakkında ne kadar yorum yapabilirim bilmiyorum. diplomamı yakmayı isteyecek kadar beni tiksindiren adalet sistemine mi arabasında ne işi varmış diye soracak kadar aptal insanlara mı bu şeref yoksununa mı neye sövsem içim rahat etmeyecek. şurada kendimizi de parçalasak bir halta yaramayacak olduğunu bilmek kadar çaresiz hissettiren bir şey yok. düşünüyorum bir yol, bir çıkış, bir şey, herhangi bir şey... yok hiçbir şey yok! sadece oturup dehşetle okumaktan başka, ağız dolusu sövmekten başka elimiz kolumuz bağlı öylece durmaktan başka bir şey yapamamak insanın midesini bulandırıyor. tecavüze uğruyor, yakılıyor, gömülüyor, çatıdan veya balkondan aşağı itiliyoruz; bir gece yarısı apartman boşluğunda bıçaklanıyor, sırf o an orada olduğumuz için boğazımız kesiliyor, akrabalarımız hatta iş arkadaşlarımız bazen tanımadığımız insanlar tarafından tacize uğruyor, dövülüyoruz sonra ne giydiğimizden tutun ne içtiğimize kadar suçlu bulunuyoruz. bizi öldürüyorlar ve hepimiz sadece izliyoruz. hayatımızı mahvediyorlar ve mahkeme utanmasa madalya takacak bu heriflere. utanmasalar, ellerine ödül tutuşturup tebrik edecekler. yazık, sadece çok yazık.
devamını gör...

amerikanın nashville eyaletinde yaşamakta ve mesleği diş hekimliğinin yanı sıra birçok yeni icatın altına imzasını atmış olan william morrison 1897 yılında şeker üreticisi john c. wharton ile ortaklık kurup bugün kullanılmakta olan ve "fairy floss" yani sihirli ip olarak da bilinen pamuk şekeri üretecek elektrikli bir makineyi dünyaya sunmuşlardır. william morrison'ın kliniğe gelen hasta sayısını arttırmak gibi gizli bir planı olup olmadığı bilinmez ancak dişlerimizdeki çürük sayısının arttığı su götürmez bir gerçek.
devamını gör...

keşke test kitaplarını çoktan başka bir yere vermiş olmasaydım ama yine de güzel bir kutu hazırlamaya çalışacağım çocuklar için.
devamını gör...

duygu boşalımından sonra oluşan hiçlik hissidir. hele de uzun ve anlamlı bir ağlayıştıysa ardında bıraktığı boşluk, hiçlik ve sakinlik hissi de o kadar büyük oluyor. pek bir şey yapılmaz genelde bunu geçirebilmek için ya da ben henüz bilmiyorum. sadece uyumayın derim, uyandığınızda daha berbat bir hal alabiliyor. o anınızı kabullenin ve kendinize sarılın, sanırım yapılabilecek en doğru hareket bu olur.
devamını gör...

en son lahmacunu yaklasık 10 ay once falan yedıgımden, kola da olur, ayran da olur. allah'ını seven ustume lahmacun atsın.
devamını gör...

sözlükte ''kabul edilmesi için öne sürülen görüş, düşünce.'' anlamına gelen sözcüktür.

(bkz: teklif) kelimesi yerine de kullanılabilir.
devamını gör...

markus zusak' en iyi kitaplarından biridir. kitapta liesel'in evlatlık verilmesi için çıktığı yolculuktan-evlatlık verilmesi ve ondan sonra yaşadığı olaylar anlatılır. kardeşini yolculukta kaybetmesi ve mezarı kazmak için gelen adamların cebinden düşen siyah kitabı çaktırmadan alması ilk kitap hırsızlığıdır ve bu kitap hırsızlığı devam edecektir. daha sonra yeni ailesine alışma serüveni anlatılır kitapta. zamanla üvey annesine ve babasına alışır. hatta arkadaş bile edinir (rudy) . okula başlayacağı zaman yaşıtlarından çok çok geridedir. üvey babası sayesinde kitap okumayı öğrenir. babası her gece liesel'ın çaldığı kitabı ona okur. 2. kitap hırsızlığı yakılmak için toplanan ve yakılan kitaplarının arasından kimseye çaktırmadan çaldığı "omuz silkiş" kitabıdır. 3. çaldığı kitap ise çamaşır toplamak için gittiği valinin karısına aittir. okumayı günden güne ilerletir. hitler döneminde toplanıp öldürülen,işkenceler edilen yahudi max ile tanışması ,münih'in bombalanması ve daha birçok olay anlatılır kitapta. kitabın aynı zamanda filmi de bulunmaktadır ama filmi yerine kitabı okumanızı tavsiye ederim. çünkü filmde bazı kısımlar üstünkörü geçilmişken, kitapta konulara daha ayrıntılı yer verilmiştir.tavsiye edilir.

--- alıntı ---

caddenin her yerinde insanlar vardı ama boş olsa, yabancı bundan daha yalnız olamazdı.

--- alıntı ---
devamını gör...

malcolm x'in babasıda bu adamın destekçisidir. onlara göre bütün siyahlar beyazlardan ayrılıp, jamaika yada afrikaya dönmeli ve siyahların devleti kurulmalıdır.
devamını gör...

her geçen gün, her yeni yaşımda değerini biraz daha iyi anlıyorum.sonsuz minnetle anıyorum.
devamını gör...

tartışmanın arap saçına döndüğü bir noktada karşı tarafa söylendiğinde afallatabilecek bir cümle.
devamını gör...

yenir yutulur şey değil.

özlem bunun yanında hafif siklet kalıyor, özlersin / haline göre / bişiler yaparsın, geçer, geçme ihtimali var en azından.

bunun yok, çekilen hasretin müsebbibi ya ölü ya da ölü, bu kadar.
canlıya hasretlik bana biraz bol geliyor ama gitmiş ve bir daha dönmeyecek birine duyulan hasret çok can yakıyor.

tek çaresi / öbür taraflar / bilinmezlik, bilimsel olmayan tahminlere dayalı içe umut pompalama.

yok ki gidip döneni? soralım.
devamını gör...

tabiri itici gelen, sevginin içini boşalttığını düşündüğüm söylem.
t: flört başlığı.
devamını gör...

önce baş döndürür sonra tebessüm ettirir.
çok lezzetli sigaradır.
ama bir şeyi uzun süre sonra tekrar yapınca zaten keyif alırsın bu her durumda böyledir.
devamını gör...

o ne öyle yan cebimde dursun misali. hayatınızdan çıkarın böyle toksik insanları.
devamını gör...

seks, futbol, siyaset.
devamını gör...

gaye su akyol şarkısı. gain medya reklamımda kullanınca şeetmiş oldum güzel bir havası var sevdim.

of bu ne biçim hayat
bu nasıl bi’ kafa
yatırır adamı hop falakaya
dere gibi akar
dertte yüzeriz
uçuyoruz evet çünkü güzeliz

istikrarlı hayal hakikattir
ölüm var mı yoksa bi rüya mı
derdim derdine ortak olsun
aşk şarabın düşle dolsun

al sazım anlat, ben yoruldum
sığamadım, her yerden kovuldum
denize yakışan martı gibiyiz
nereye eserse oraya gideriz

istikrarlı hayal hakikattir
ölüm var ve bu bi rüyadır
derdim derdine ortak olsun
salla be hayat rakınroldur

devamını gör...

ispanyol yönetmen achero manas'ın bir sinema filmi çekerek sinemacılığı, kurguculuğu yerine dibine soktuğu 2003 yapımı ters köşe filmi. istisnasız izleyen herkesi based on a true story olup olmadığı ile ilgili kuşkuya düşürmüş, bu konuda ürkütmüş, oturduğu koltuğa çivilemiş bir filmdir. görmeyenin görmesi elzemdir.

hayatımda hiçbir filmin based on a true story olmasından bu denli korkmamıştım. yönetmenin filmin sonundaki a mi padre* notu filmin bir an için de olsa alfredo'nun kızı anita tarafından yıllar sonra çekilmiş olduğunu düşündürse de hemen sonra asıl mevzuyu kavrıyorsunuz. yani film bittikten sonra filmi izliyor, idrak ediyorsunuz esasında. kurgu şahane demeyeceğim, çünkü senelerdir birçok filmin kurgusu için bu sıfatı kullandım. bu başka bir şey. belgesel-film dediğiniz şeyde anlatıcılar günümüzde yaşar. bu filmde gelecekte olmalarının sebebi -benim anladığım, ki zaten bu filmin kaygısı herkese farklı bir şey düşündürmek- film denilen olgunun yapaylığı, kurgusal oluşu bu yüzden de eleştirilmek zorunda olduğu. bir yönetmen düşünün ki bir film çekerek, kurguculuğun sınırlarını zorlayarak sinema sanatını yani yaptığı işi yerin dibine soksun! yönetmen alfredo'nun kızı değil, ama bu film yine de gerçek bir yaşam öyküsü sayılabilir. bana göre alfredo'nun kızı doğduktan sonra manifesto'ya ihanet etmek zorunda kalması, kendini satması ve arkadaşlarına bir nevi ihanet etmesi filmimizin yönetmeninin yaşam öyküsünden kesitler. oturup, kasıp araştırabilirim ama benim için önem arz etmiyor açıkçası. ben filmden alacağımı aldım. sondaki babam için notu alfredo'nun tiyatro hocasına yaptığı rol gibi yönetmenimizin bize oynadığı bir oyundan ibaret.
devamını gör...

balkonuma çıkmış dışarıyı seyrediyorum kedimle beraber. ılık bir rüzgar tenimizi okşuyor. yoldan geçen insanları, arabaları seyrediyoruz. herkesin kendine ait, kimsenin asla tam olarak kavrayamayacağı bir dünyası var. kedime dönüp soruyorum: "yalnızlık nedir?". yanıt gecikmiyor: "miyaaav!" yine anlaşılması güç bir cevap, en azından benim açımdan.

bu akşam hep beraber yalnızlık üzerine kafa yoracağız, hayatlarımızın özüne inmekten çekinmeyeceğiz. bakalım bu dünyanın yalnız gezginleri olarak bir noktaya ulaşabilecek miyiz? siz değerli sözlük yazarlarının da soruları ve katkılarıyla güzel bir yayın ortaya koyacağımıza inanıyorum, şimdiden heyecanlıyım ve tüm dinleyicilere teşekkür ediyorum.
devamını gör...

her yazdığı tanıma sonuna kadar katıldığım yazar.

yok böyle bir şey. bazen ben mi yazdim diyorum tanımını. her başlık altında yazmak için yazanlara inat ben seni takip edeceğim.

tanımlarını oylarken hissettiğim;
pat nokta atışı! pat mizah anlayışı!! bu da sözlük için ulan! öyle bir beğeniye basıyorum ki sözlüğün koridorlarında yankılanıyo.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim