zdzislaw beksinski
1929-2005 yılları arasında yaşamış polonyalı sürrealist-distopik-gotik ressam.
önce fotoğrafçılıkla ilgilenmiş, rüyaları fotoğraflamak istediği için resme geçmiştir.
eserleri korkunçtur. görebileceğiniz en karanlık kabusların fotoğrafının çekilmiş hali gibidir. hem korkutur hem kendine hayran bırakır.
eserlerinin hiç birine isim vermemiştir.
76 yaşında, bakıcısının oğlu tarafından borç vermeyi reddettiği için bıçaklanarak öldürülmüştür.
eserlerini incelemek isterseniz buradan.
verdiği röportajları izlemek için buradan.
kendisini ve ailesini anlatan ''the last family'' (ostatnia rodzia) filmini de önermiş olayım.
önce fotoğrafçılıkla ilgilenmiş, rüyaları fotoğraflamak istediği için resme geçmiştir.
eserleri korkunçtur. görebileceğiniz en karanlık kabusların fotoğrafının çekilmiş hali gibidir. hem korkutur hem kendine hayran bırakır.
eserlerinin hiç birine isim vermemiştir.
76 yaşında, bakıcısının oğlu tarafından borç vermeyi reddettiği için bıçaklanarak öldürülmüştür.
eserlerini incelemek isterseniz buradan.
verdiği röportajları izlemek için buradan.
kendisini ve ailesini anlatan ''the last family'' (ostatnia rodzia) filmini de önermiş olayım.
devamını gör...
10 yıl önceki kendimize söylemek istediklerimiz
"neden her şeyi sen düzeltmek zorundasın. boş ver bazı şeyler sen istesen de istemesen de olacaktır. dünya senin sayende kurtulmayacak. o yüzden başkalarından çok kendini önemse, kendine değer ver. insanlar nankör sen ne yaparsan niye şunu da yapmadın diye illaki kulp bulacaktır. içindeki ses ne diyorsa onu yap ve asla vazgeçme."derdim.
devamını gör...
lisede yaşanmış en garip olay
mezun olabildim. ihtimal vermiyordum hadi 2. 3. sınıf fena değildim ama birinci sınıf çok canımı sıkmıştı.
devamını gör...
dadaizm
1.dünya savaşı yıkıntıları sebebiyle, "alayına isyan" sebepli yayılmış akımdır. barbarlığı, sanat alanındaki entelektüelliği protesto eder. sanatçıların zürih’de toplanıp, bir sözlükten açtıkları ilk sözcüğün "dada" olarak bulunması sonucu, akım adını "dadaizm" olarak almıştır. sözcük; tahta at anlamına geliyor.
devamını gör...
dünyanın en güvenli şehirleri listesinde ilk 10'a türkiye'den giren şehir
dünya şehirlerini suç işlenme oranlarına göre sıralayan araştırma firması numbeo, 2020'nin en güvenli şehirlerini açıkladı.
listeye göre dünyanın en güvenli şehri bae'nin başkenti abu dabi oldu.
listeye türkiye'den de 6 şehir girerken, eskişehir, listeye 8. sıradan giren türk şehri oldu.
abu dabi (bae), doha (katar),
taipei ( tayvan), quebec (kanada),
zürih (isviçre), dubai (bae),
münih (almanya), eskişehir olarak devam eden listede,
61. sırada antalya,
74'de bursa, 77'de izmir,
182'de ankara ve istanbul 263. sirada yer alıyor. buradan
listeye göre dünyanın en güvenli şehri bae'nin başkenti abu dabi oldu.
listeye türkiye'den de 6 şehir girerken, eskişehir, listeye 8. sıradan giren türk şehri oldu.
abu dabi (bae), doha (katar),
taipei ( tayvan), quebec (kanada),
zürih (isviçre), dubai (bae),
münih (almanya), eskişehir olarak devam eden listede,
61. sırada antalya,
74'de bursa, 77'de izmir,
182'de ankara ve istanbul 263. sirada yer alıyor. buradan
devamını gör...
anneyle olan ilişki
kıyamet kopacağı zaman dünyada hiç, iyi bir insanın kalmayacağını söylemişlerdi küçükken. ben de "ohhh, annem yaşadığı sürece kopmayacak o zaman." diyerek rahatlamıştım. küçücüktüm ama onun içindeki iyiliğin farkındaydım. hala da öyle düşünürüm. kötülük istemez benim annem, merhametlidir. herkes mutlu olsun ister.
bizi yetiştirirken de hep adil olmaya çalışmıştır iki evladı arasında. ne biliyorsa ne kadar öğrendiyse öğretmiş, hep gururla arkamızda olmuştur. tabii ki bizim de küçük sürtüşmelerimiz oldu ergenlikle gelen ama ailem benim dağım, en çok da annem. büyüdükçe kıymetini daha da çok anlıyorum.
eşim askere gittiğinde tatil olduğu için ailemin yanındaydım. acemilik dönemi bitince askerliğinin kalanını bir dağ karakolunda, terörün de yoğun olduğu bir yerde yapacağını öğrendiğim an çok korkmuştum ve yalnız kalmak istediğimi söyleyip odama kapanmıştım. kara kara düşünürken sessizce girdi içeri. bir an birbirimize baktık. benden önce, gözlerinden süzülen yaşları gördüm. hiç konuşmadı. sessizce aktı gözyaşlarımız. içimi çeke çeke sarıldım, kollarında uyudum. kaç yaşına gelirsem geleyim, ne kadar güçlü olursam olayım, o benim her şeyim.
bizi yetiştirirken de hep adil olmaya çalışmıştır iki evladı arasında. ne biliyorsa ne kadar öğrendiyse öğretmiş, hep gururla arkamızda olmuştur. tabii ki bizim de küçük sürtüşmelerimiz oldu ergenlikle gelen ama ailem benim dağım, en çok da annem. büyüdükçe kıymetini daha da çok anlıyorum.
eşim askere gittiğinde tatil olduğu için ailemin yanındaydım. acemilik dönemi bitince askerliğinin kalanını bir dağ karakolunda, terörün de yoğun olduğu bir yerde yapacağını öğrendiğim an çok korkmuştum ve yalnız kalmak istediğimi söyleyip odama kapanmıştım. kara kara düşünürken sessizce girdi içeri. bir an birbirimize baktık. benden önce, gözlerinden süzülen yaşları gördüm. hiç konuşmadı. sessizce aktı gözyaşlarımız. içimi çeke çeke sarıldım, kollarında uyudum. kaç yaşına gelirsem geleyim, ne kadar güçlü olursam olayım, o benim her şeyim.
devamını gör...
anayasamız kuran olsun
ketçap mayonez de olsun mu ?
devamını gör...
ekşi sözlük'e malum sözlük denmesi
araba forumlarında ve gruplarında sahibinden.com a malum site ya da sarı site denmesiyle aynı sebeptendir. gerek var mı sansüre? gereksiz bir sansür bence.
devamını gör...
efsanevi yeşilçam replikleri
ula gavatlar 1 oyu ikiniz verdiniz de benim oy nereye gitti”?
devamını gör...
ülkeler hakkında ilginç bilgiler
izlanda'da hiç sivrisinek yoktur.
devamını gör...
çayı süt ile içmek
doğuş mistik chai ile denedim ve sonra gerçekten çok sevdim. ön yargılı olmamak lazım. içinde; siyah çay , tarçın , böğürtlen yaprakları , zencefil , vanilya aroması , hindiba kökü , karanfil , meyan kökü , kakule meyvesi , karabiber var. 20 ‘li poşet çay ve ılık süt ile demlendirip keyifle içebilirsiniz. daha çok ingiliz kültüründe var ama biz elite burujuva soyluları olarak arada içiyoruz.(swh)
devamını gör...
her meyveyi yoğurtla yiyebilmek
yoğurtta ki işlevselliği gözler önüne seren başlık.
devamını gör...
kurucu
kurma işini yapan kişi.
23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı etkinliği olarak; bütün yazarların profiline yazılmış ibaredir.
seneye, ondan sonraki seneye ve sonra yine, her sene konması, gelenek olması temennisiyle.
yaşasın 23 nisan!
23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı etkinliği olarak; bütün yazarların profiline yazılmış ibaredir.
seneye, ondan sonraki seneye ve sonra yine, her sene konması, gelenek olması temennisiyle.
yaşasın 23 nisan!
devamını gör...
kız yurdunda yaşanan tuhaf olaylar
odamıza giren haşmetli sineği öldürünce içinden larvalar çıkmıştı ve biz de gözlemlemek için pudralı deodorantla üstlerini kaplamıştık.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
"herkese içindeki iyilik kadar iyi bir hayat dilerim" demiş sabahattin ali , şahsen bende çok zaman kullanıyorum.
devamını gör...
erkekleri itici yapan detaylar
her şeyin kendisi ile ilgili olduğunu zannetmesi.
değil abicim, seninle ilgisi yok.
değil abicim, seninle ilgisi yok.
devamını gör...
freud diye bir şey yoktur
sen beni öpersen belki de ben fransız olurum
şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.
- senegalliler dahil değil
sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin
- yoksa seni rahatsız mı ettim?
sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak
- freud diye bir şey yoktur.
sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.
- haydi iç de çay koyayım.
ah muhsin ünlü
şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.
- senegalliler dahil değil
sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin
- yoksa seni rahatsız mı ettim?
sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak
- freud diye bir şey yoktur.
sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.
- haydi iç de çay koyayım.
ah muhsin ünlü
devamını gör...
son bakış
13 aralık 1980'de* daha 17 yaşındayken yaşı büyütülerek ankara ulucanlar ceza evinde asılarak idam edilen erdal eren'in anısına yazılmış bir şarkıdır. aysel gürel ve sezen aksu tarafından yazılmış, onno tunç tarafından bestelenmiştir.
şarkının hikayesi:
12 eylül 1980 darbesinin ardından 50 kişi idam edildi. idam edilenlerden biri de henüz 17 yaşında olan erdal eren’di.
orta doğu teknik üniversitesi öğrencisi sinan suner, 30 ocak 1980 tarihinde milliyetçi hareket parti'li bakan cengiz gökçek'in koruması süleyman ezendemir tarafından vurularak öldürüldü.
ilişkili haberler
rakamlarla 12 eylül darbesi
rakamlarla 12 eylül darbesi
12 eylül sürgünleri: 101'ler
12 eylül sürgünleri: 101'ler
ankara yapı meslek lisesi öğrencisi erdal eren, suner'in öldürülmesini protesto etmek için 2 şubat 1980 günü düzenlenen gösteride çıkan çatışmadan sonra gözaltına alınan 24 kişinin arasındaydı.
eren, çıkan çatışmada er zekeriya önge'yi öldürdüğü iddiasıyla tutuklandı. gözaltına alınmasından kısa bir süre sonra 19 mart 1980 günü hakkında idam kararı verildi.
13 aralık 1980’de ulucanlar cezaevi’nde idam edildiğinde henüz 17 yaşındaydı...
18 yaşından küçük olduğu araştırılmadı
eren'in avukatlarından ismail sami çakmak, geçen sene cumhuriyet gazetesi'ne verdiği röportajda idam kararıyla ilgili olarak şunları söyledi: "yargıtay üçüncü dairesi, kararı son derece yasal ve hukuka uygun gerekçelerle bozdu. bunlar otopsinin usul ve yasaya aykırı yapıldığı, ölenin vücudundan çıkan kurşunun erdal’ın tabancasından çıkıp çıkmadığının açıklığa kavuşturulmadığı, olay yerinde keşif yapılmadığı, tanıkların dinlenilmediği erdal’ın 18'inden küçük olup olmadığının araştırılmadığı, takdir hakkının kötüye kullanıldığı gibi gerekçelerdi. gerçek de buydu. ama başsavcılık hemen harekete geçti, bozma kararına itiraz etti. dosya gitti geldi, sonunda askeri yargıtay daireler kurulu idam kararını onayladı."
bir fotoğraftan 12 eylül şarkısı
eren’i idamından on altı saat önce ziyaret eden gazeteci savaş ay, eren'in son fotoğraflarını çekti. ve o fotoğraflar bir sezen aksu şarkısına, 'son bakış'a ilham oldu.
savaş ay, 'son bakış'ın hikayesini şöyle anlatıyor:
"erdal eren'i son anlarında çektiğim o fotoğrafları, milyonlarca kişi gibi sezen aksu da görmüş ve çok etkilenmiş. anlatırken, "öylesine masum, öylesine ölümden uzak, öylesine genç ki... hikayesini de okudum. ama beni esas vuran o 'son bakış' fotoğrafıydı savaş.
'ağıt gibi'
aysel gürel'e gösterdim o fotoğrafı. birlikte bir şeyler yazdık. onno'ya verdik besteledi (tunç). şarkıdan çok ağıta benzedi. yürekten kopup gelen, saf, duru, sahici..." dedi. ve işte o ağıtın sözleri.
"bir an duruşu gibi
ömrün gidişi gibi
veda ederken
aşk ateşi gibi söner iç çekişler
amman amman yandım aman
acı yüzler"
'o ağıt' daha sonra bir sezen aksu şarkısı 'son bakış' olarak karşımıza çıktı.
son bakış
bir söz bitişi gibi son buldu sevişler
bir yaz güneşi gibi eritir hep bu terkedişler
bir an duruşu gibi ömrün gidişi gibi
veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler
aman aman yandım aman
kurşun gibi izler
son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
aman aman acı yüzler
kurşun gibi izler
son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
aman aman…
erdal eren'in son mektubu:
sevgili annem, babam ve kardeşlerim;
sizlere bugüne kadar pek sağlıklı mektup yazamadım. ayrıca konuşma olanağımız ve görüşmemizde olmadı. zaten dışarıdayken de birbirimizi anlayacak şekilde konuşamadık. (bu konuda sizlere karşı büyük oranda hatalı davrandım. ancak bunu size karşı saygı duymadığım, bu nedenle böyle davrandığım şeklinde yorumlamamanızı dilerim) bu nedenle sizlere anlatacağım, konuşacağım çok şey var.
ancak olanak yok. düşüncelerimi bu mektupla anlatmaya çalışacağım. şu anda ne durumda olacağınızı tahmin ediyorum. ama çok açıklıkla söylüyorum ki benim moralim çok iyi ve ölümden de korkum yok. çok büyük bir ihtimalle bu işin ölümle sonuçlanacağını çok iyi biliyorum. buna rağmen korkuya, yılgınlığa, karamsarlığa kapılmıyorum ve devrimci olduğum, mücadeleye katıldığım için onur duyuyorum. böyle düşünmem, böyle davranmam,halka ve devrime olan inancımdan gelmektedir. ölümden korkmadığımı söylemem, yaşamak istemediğim, yaşamaktan bıktığım şeklinde anlaşılmamalı. elbette ki hayatta olmayı ve mücadele etmeyi arzularım. ancak karşıma ölüm çıkmışsa, bundan korkmamam, cesaretle karşılamam gerekir. biliyorsunuz ki bu ceza işlediğim iddia edilen suçtan verilmedi. asıl amaçlanan böyle bir olayla gözdağı vermek ve mücadeleyi engellemek hedefine dayalıdır. bu nedenle sizinde bildiğiniz gibi, kendi hukuk kurallarını çiğneyerek bu cezayı verdiler.
cezaevinde yapılan (neler olduğunu ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlık dışı zulüm altında inletildik. o kadar aşağılık, o kadar canice şeyler gördüm ki, bugünlerde yaşamak bir işkence haline geldi. işte bu durumda ölüm korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bir kurtuluş haline geldi. böyle bir durumda insanın intihar ederek yaşamına son vermesi içten bile değildir. ancak ben bu durumda irademi kullanarak, ne pahasına olursa olsun yaşamımı sürdürdüm. hem de ileride bir gün öldürüleceğimi bile bile. sizlere bunları anlatmamın nedeni yaşamaktan bıktığım yada meselenin önemini, ciddiyetini kavramadığım gibi yanlış bir düşünceye kapılmamanız içindir. bütün bu yapılanlar,başımdan geçenler, kinimi binlerce kez daha arttırdı ve mücadele azmimi körükledi. halka ve devrime olan inancımı yok edemedi. mücadeleyi sonuna kadar, en iyi bir şekilde yürütmek ve yükseltmekten başka amacım yoktur.
mesele benim açımdan kısaca böyle. ancak sizin açınızdan daha farklı, daha zor olduğunu biliyorum.
anne, baba ve evlat arasındaki sevgi çok güçlüdür, kolay kolay kaybolmaz. ve evlat acısının da sizin için ne derece etkili olacağını biliyorum. ama ne kadar zor da olsa bu tür duygusal yönleri bir kenara bırakmanızı istiyorum. şunu bilmenizi ve kabul etmenizi isterim ki, sizin binlerce evladınız var. bunlardan daha niceleri katledilecek, yaşamlarını yitirecek, ama yok olmayacaklar. mücadele devam edecek ve onlar mücadele alanlarında yaşayacaklar.
sizlerden istediğim bunu böyle bilmeniz, daha iyi kavramaya çaba göstermenizdir. zavallı ve çaresiz biriymiş gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar. bu konuda ne kadar güçlü, ne kadar cesur olursanız, beni o kadar mutlu edersiniz.
hepinize özgür ve mutlu yaşam dilerim.
devrimci selamlar
oğlunuz erdal
kaynak: www.ntv.com.tr/turkiye/son-...
şarkının hikayesi:
12 eylül 1980 darbesinin ardından 50 kişi idam edildi. idam edilenlerden biri de henüz 17 yaşında olan erdal eren’di.
orta doğu teknik üniversitesi öğrencisi sinan suner, 30 ocak 1980 tarihinde milliyetçi hareket parti'li bakan cengiz gökçek'in koruması süleyman ezendemir tarafından vurularak öldürüldü.
ilişkili haberler
rakamlarla 12 eylül darbesi
rakamlarla 12 eylül darbesi
12 eylül sürgünleri: 101'ler
12 eylül sürgünleri: 101'ler
ankara yapı meslek lisesi öğrencisi erdal eren, suner'in öldürülmesini protesto etmek için 2 şubat 1980 günü düzenlenen gösteride çıkan çatışmadan sonra gözaltına alınan 24 kişinin arasındaydı.
eren, çıkan çatışmada er zekeriya önge'yi öldürdüğü iddiasıyla tutuklandı. gözaltına alınmasından kısa bir süre sonra 19 mart 1980 günü hakkında idam kararı verildi.
13 aralık 1980’de ulucanlar cezaevi’nde idam edildiğinde henüz 17 yaşındaydı...
18 yaşından küçük olduğu araştırılmadı
eren'in avukatlarından ismail sami çakmak, geçen sene cumhuriyet gazetesi'ne verdiği röportajda idam kararıyla ilgili olarak şunları söyledi: "yargıtay üçüncü dairesi, kararı son derece yasal ve hukuka uygun gerekçelerle bozdu. bunlar otopsinin usul ve yasaya aykırı yapıldığı, ölenin vücudundan çıkan kurşunun erdal’ın tabancasından çıkıp çıkmadığının açıklığa kavuşturulmadığı, olay yerinde keşif yapılmadığı, tanıkların dinlenilmediği erdal’ın 18'inden küçük olup olmadığının araştırılmadığı, takdir hakkının kötüye kullanıldığı gibi gerekçelerdi. gerçek de buydu. ama başsavcılık hemen harekete geçti, bozma kararına itiraz etti. dosya gitti geldi, sonunda askeri yargıtay daireler kurulu idam kararını onayladı."
bir fotoğraftan 12 eylül şarkısı
eren’i idamından on altı saat önce ziyaret eden gazeteci savaş ay, eren'in son fotoğraflarını çekti. ve o fotoğraflar bir sezen aksu şarkısına, 'son bakış'a ilham oldu.
savaş ay, 'son bakış'ın hikayesini şöyle anlatıyor:
"erdal eren'i son anlarında çektiğim o fotoğrafları, milyonlarca kişi gibi sezen aksu da görmüş ve çok etkilenmiş. anlatırken, "öylesine masum, öylesine ölümden uzak, öylesine genç ki... hikayesini de okudum. ama beni esas vuran o 'son bakış' fotoğrafıydı savaş.
'ağıt gibi'
aysel gürel'e gösterdim o fotoğrafı. birlikte bir şeyler yazdık. onno'ya verdik besteledi (tunç). şarkıdan çok ağıta benzedi. yürekten kopup gelen, saf, duru, sahici..." dedi. ve işte o ağıtın sözleri.
"bir an duruşu gibi
ömrün gidişi gibi
veda ederken
aşk ateşi gibi söner iç çekişler
amman amman yandım aman
acı yüzler"
'o ağıt' daha sonra bir sezen aksu şarkısı 'son bakış' olarak karşımıza çıktı.
son bakış
bir söz bitişi gibi son buldu sevişler
bir yaz güneşi gibi eritir hep bu terkedişler
bir an duruşu gibi ömrün gidişi gibi
veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler
aman aman yandım aman
kurşun gibi izler
son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
aman aman acı yüzler
kurşun gibi izler
son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
aman aman…
erdal eren'in son mektubu:
sevgili annem, babam ve kardeşlerim;
sizlere bugüne kadar pek sağlıklı mektup yazamadım. ayrıca konuşma olanağımız ve görüşmemizde olmadı. zaten dışarıdayken de birbirimizi anlayacak şekilde konuşamadık. (bu konuda sizlere karşı büyük oranda hatalı davrandım. ancak bunu size karşı saygı duymadığım, bu nedenle böyle davrandığım şeklinde yorumlamamanızı dilerim) bu nedenle sizlere anlatacağım, konuşacağım çok şey var.
ancak olanak yok. düşüncelerimi bu mektupla anlatmaya çalışacağım. şu anda ne durumda olacağınızı tahmin ediyorum. ama çok açıklıkla söylüyorum ki benim moralim çok iyi ve ölümden de korkum yok. çok büyük bir ihtimalle bu işin ölümle sonuçlanacağını çok iyi biliyorum. buna rağmen korkuya, yılgınlığa, karamsarlığa kapılmıyorum ve devrimci olduğum, mücadeleye katıldığım için onur duyuyorum. böyle düşünmem, böyle davranmam,halka ve devrime olan inancımdan gelmektedir. ölümden korkmadığımı söylemem, yaşamak istemediğim, yaşamaktan bıktığım şeklinde anlaşılmamalı. elbette ki hayatta olmayı ve mücadele etmeyi arzularım. ancak karşıma ölüm çıkmışsa, bundan korkmamam, cesaretle karşılamam gerekir. biliyorsunuz ki bu ceza işlediğim iddia edilen suçtan verilmedi. asıl amaçlanan böyle bir olayla gözdağı vermek ve mücadeleyi engellemek hedefine dayalıdır. bu nedenle sizinde bildiğiniz gibi, kendi hukuk kurallarını çiğneyerek bu cezayı verdiler.
cezaevinde yapılan (neler olduğunu ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlık dışı zulüm altında inletildik. o kadar aşağılık, o kadar canice şeyler gördüm ki, bugünlerde yaşamak bir işkence haline geldi. işte bu durumda ölüm korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bir kurtuluş haline geldi. böyle bir durumda insanın intihar ederek yaşamına son vermesi içten bile değildir. ancak ben bu durumda irademi kullanarak, ne pahasına olursa olsun yaşamımı sürdürdüm. hem de ileride bir gün öldürüleceğimi bile bile. sizlere bunları anlatmamın nedeni yaşamaktan bıktığım yada meselenin önemini, ciddiyetini kavramadığım gibi yanlış bir düşünceye kapılmamanız içindir. bütün bu yapılanlar,başımdan geçenler, kinimi binlerce kez daha arttırdı ve mücadele azmimi körükledi. halka ve devrime olan inancımı yok edemedi. mücadeleyi sonuna kadar, en iyi bir şekilde yürütmek ve yükseltmekten başka amacım yoktur.
mesele benim açımdan kısaca böyle. ancak sizin açınızdan daha farklı, daha zor olduğunu biliyorum.
anne, baba ve evlat arasındaki sevgi çok güçlüdür, kolay kolay kaybolmaz. ve evlat acısının da sizin için ne derece etkili olacağını biliyorum. ama ne kadar zor da olsa bu tür duygusal yönleri bir kenara bırakmanızı istiyorum. şunu bilmenizi ve kabul etmenizi isterim ki, sizin binlerce evladınız var. bunlardan daha niceleri katledilecek, yaşamlarını yitirecek, ama yok olmayacaklar. mücadele devam edecek ve onlar mücadele alanlarında yaşayacaklar.
sizlerden istediğim bunu böyle bilmeniz, daha iyi kavramaya çaba göstermenizdir. zavallı ve çaresiz biriymiş gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar. bu konuda ne kadar güçlü, ne kadar cesur olursanız, beni o kadar mutlu edersiniz.
hepinize özgür ve mutlu yaşam dilerim.
devrimci selamlar
oğlunuz erdal
kaynak: www.ntv.com.tr/turkiye/son-...
devamını gör...
favori butonu
genelde tanımları oylamaktan çekinmiyorum fakat favori butonunu daha çok arada dönüp bakacağım tanımlar için kullanıyorum. arşiv gibi yani.
devamını gör...
türk gencinin ömrünü mahveden üç şey
- malum şahıs
- liyakatsizlik
- eğitim sisteminin bozukluğu
- liyakatsizlik
- eğitim sisteminin bozukluğu
devamını gör...