kafa filmler radyo yayını
harika!
özellikle totoro ve death note* için tek saniyesini kaçırmadan buradayım.
özellikle totoro ve death note* için tek saniyesini kaçırmadan buradayım.
devamını gör...
murat yılmazyıldırım
1964 doğumlu müzisyen ve söz yazarı. 2001 yılında düş sokağı sakinleri isimli grubun ayrılması sebebiyle düşlerin ressamı mahlası ile solo albümler çıkarmaya başladı. serbest vezin sembolik şizofreni (kitap) adında muhteşem bir kitabın yazarıdır aynı zamanda. daha önceleri vermiş olduğu bir röportajı bırakayım tam buraya .
ne güzel söylemiş;
ben sana ölüyorum
ne güzel söylemiş;
ben sana ölüyorum
devamını gör...
geceye bir söz bırak
rüya, bütün çektigimiz.
rüya kahrım, rüya zindan.
nasıl da yılları buldu,
bir mısra boyu maceram...
bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
bilmezler nasıl sevdik,
iki yitik hasret,
iki parça can.
çatladı yüreği çakmaktaşının,
ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde
çağlardır boğulmuş bir su...
ağıyor yeşil.
devamını gör...
feynman diyagramları
basit bir anlatımla teorik fiziği resimsel sunuma dökülmesidir.
devamını gör...
yaz mevsimini sevmemek
kış seven arkadaşlara meşhur halk ozanı aşık urlalı'nın en sevilen eserlerinin biriyle cevap vermek istediğim eylem.
"ben sizin yerinize de yaşarım yazı,
kış sizin olsun soğuğu da cabası,
isterse 50 derece olsun, sızlanmam
aşık urlalı'yım yaza taparım, usanmam."
"ben sizin yerinize de yaşarım yazı,
kış sizin olsun soğuğu da cabası,
isterse 50 derece olsun, sızlanmam
aşık urlalı'yım yaza taparım, usanmam."
devamını gör...
ander kalsın
sahipsiz kalsın, eksik olsun anlamında karadeniz sözü.
mesela, ander kalsın sevdalık şekinde kullanılır.
mesela, ander kalsın sevdalık şekinde kullanılır.
devamını gör...
öfke gelir göz kararır öfke gider yüz kızarır
öfkeli anında gözü dönmüş kişinin söylediği sözlerden ve yaptığı eylemlerden, öfkesi yatıştıktan sonra pişman olacağını anlatan bir deyim.
devamını gör...
cemal süreya'nın dediği gibi
siz hiç gözleriniz sabunluyken ağladınız mı?
devamını gör...
regl anıları
devamını gör...
sevmediğiniz bir yazarın sizi oylaması
nicki değil içeriği oyladığım için bazı yazarların başına gelen talihsizlikler silsilesi olarak düşünüyorum. oylama diyen dilekçe doldursun bakarız.
devamını gör...
nasreddin hoca
türk nüktedan, hafız. ne zaman doğduğu tam bilinmese de, kaynakların bildirdiğine göre 1208 senesinde sivrihisar'ın hortu köyünde doğmuştur. bu köyün adı günümüzde nasreddin hoca köyüdür. babası bu köyde imamlık yapardı. ilk öğrenimini de babası verdi. hafız oldu, arapça öğrendi, dinî bilgiler öğrendi... babası vefat edince de, yine hortu köyünde babası gibi imamlık yaptı. hocası mutasavvıf olan mahmud-ı hayrânî'dir. 1237 senesinde hocası akşehir'e geçince, nasreddin hoca da akşehir'e yerleşti.
peki nasreddin hoca ile ilgili fıkralar nasıl oluştu? halk, nasreddin hoca'yı çok severdi. ama öyle böyle değil, çok çok severdi. böyle olunca da, hayatı falan söylentilere de konu olmuş ve nasreddin hoca fıkraları falan öyle öyle oluşmuş. kendisinin yaşadığı söylenen fıkraların çoğunluğu uydurmadır. özellikle kendisine atfedilen ahlaksız fıkraların tümü kesin bir şekilde uydurmadırlar. sonradan sanki nasreddin hoca yaşamış gibi anlatılmıştır bazı ahlaksız hikayeler.
nasreddin hoca, vefat edene kadar akşehir'de kalmıştır. kadılık yapmıştır, müderrislik yapmıştır. işte bunlardan dolayı kendisine nasreddin hâce denmiş, ama zamanla bu ad, nasreddin hoca'ya dönüşmüştür.
hikayeye göre, nasreddin hoca vasiyeti üzerine eski bir kabre gömülmüş. münker ve nekir melekleri sorgu için geldiklerinde şöyle demiş:
ben eski ölüyüm, sorgum yapıldı. (bkz: aga be)
ama bu hikaye değiştirilerek şu hale getirilmiş: nasreddin hoca hayattayken, kendisine neden eski bir kabre gömülmek istediği sorulmuş, o da şöyle demiş: münker ve nekir gelince eski ölüyüm der sorgudan kurtulurum.
peki nasreddin hoca ile ilgili fıkralar nasıl oluştu? halk, nasreddin hoca'yı çok severdi. ama öyle böyle değil, çok çok severdi. böyle olunca da, hayatı falan söylentilere de konu olmuş ve nasreddin hoca fıkraları falan öyle öyle oluşmuş. kendisinin yaşadığı söylenen fıkraların çoğunluğu uydurmadır. özellikle kendisine atfedilen ahlaksız fıkraların tümü kesin bir şekilde uydurmadırlar. sonradan sanki nasreddin hoca yaşamış gibi anlatılmıştır bazı ahlaksız hikayeler.
nasreddin hoca, vefat edene kadar akşehir'de kalmıştır. kadılık yapmıştır, müderrislik yapmıştır. işte bunlardan dolayı kendisine nasreddin hâce denmiş, ama zamanla bu ad, nasreddin hoca'ya dönüşmüştür.
hikayeye göre, nasreddin hoca vasiyeti üzerine eski bir kabre gömülmüş. münker ve nekir melekleri sorgu için geldiklerinde şöyle demiş:
ben eski ölüyüm, sorgum yapıldı. (bkz: aga be)
ama bu hikaye değiştirilerek şu hale getirilmiş: nasreddin hoca hayattayken, kendisine neden eski bir kabre gömülmek istediği sorulmuş, o da şöyle demiş: münker ve nekir gelince eski ölüyüm der sorgudan kurtulurum.
devamını gör...
yatakta kendi kendine düşünürken lafın lafı açması
kirk tilki.. kirkinin da kuyruğu birbirine degmezse.. vay haline..
devamını gör...
yuva
bir jung yun kitabıdır.
çocukluğumuz boyunca yaşadığımız deneyimlerin kurguladığı bir hayatı yaşamaya çalışıyoruz hepimiz. o yüzden “ kime sorsak evinde bir oda eksik.” hepimizde bir telaş çocukken eksik kaldıklarımızı tamamlamak için, bozulanları tamir etmek için, kaybolanları yerine koymak için.
mark twain’e göre kişiliğimizi on beş yaşına kadar yaşadıklarımız belirlermiş. kitabımızın merkezinde duran kyung cho da çocukluk travmalarının, sevgi eksikliğinin, aile içi şiddetin oluşturduğu hasarı gidermek için kendine yapılanın tam aksini yapma peşinde ve tabii kırgınlıkları ile baş etmek.
bir çocuğu mutlu etmek, iyi ve düzenli bir geleceğe sahip olmak için onu maddi yönden doyurmak, özel hocalarla meşgul etmek yeterli midir? bir evde huzur yoksa o eve yuva diyebilir miyiz?
zengin bir ailenin çocuğu olan kyung aile içi şiddet mağduru olan bir çocuk ama zincirleme şiddet tamlamasının son öğesi o. babasından şiddet gören annesinden şiddet gören bir çocuk.
bu şiddet zincirini daha fazla uzatmamak için ailesinden uzak yaşamaya, onlarla görüşmemeye ve yeni kurduğu çekirdek ailesini onlardan soyutlamaya çalışırken bir yandan da madd zorluklara göğüs germek gibi ağır bir yükün altında. varlık içinde yokluk yaşatmayı tercih eden kyung farklı bir kültürden gelen, farklı bir ülkenin genlerini taşıyan eşi ve eşinin ailesine de kendini kabul ettirmek istemekte. ama bu kültürel farklılık kyung’un elini kolunu öyle bir bağlamakta ki olaylar çığrından çıktığında kyung kendini hiç istemediği bir durumda bulmakta.
belki de yoluna koyabileceğini düşündüğü hayatınız bahçenizde koşturan çıplak bir kadının vücudundaki şiddet izlerinin sızısıyla yeniden alt üst olsa neler hissederdiniz acaba? yuva’nıza koşmak en doğru çözüm olurdu belki de, belki de olmazdı.
çocukluğumuz boyunca yaşadığımız deneyimlerin kurguladığı bir hayatı yaşamaya çalışıyoruz hepimiz. o yüzden “ kime sorsak evinde bir oda eksik.” hepimizde bir telaş çocukken eksik kaldıklarımızı tamamlamak için, bozulanları tamir etmek için, kaybolanları yerine koymak için.
mark twain’e göre kişiliğimizi on beş yaşına kadar yaşadıklarımız belirlermiş. kitabımızın merkezinde duran kyung cho da çocukluk travmalarının, sevgi eksikliğinin, aile içi şiddetin oluşturduğu hasarı gidermek için kendine yapılanın tam aksini yapma peşinde ve tabii kırgınlıkları ile baş etmek.
bir çocuğu mutlu etmek, iyi ve düzenli bir geleceğe sahip olmak için onu maddi yönden doyurmak, özel hocalarla meşgul etmek yeterli midir? bir evde huzur yoksa o eve yuva diyebilir miyiz?
zengin bir ailenin çocuğu olan kyung aile içi şiddet mağduru olan bir çocuk ama zincirleme şiddet tamlamasının son öğesi o. babasından şiddet gören annesinden şiddet gören bir çocuk.
bu şiddet zincirini daha fazla uzatmamak için ailesinden uzak yaşamaya, onlarla görüşmemeye ve yeni kurduğu çekirdek ailesini onlardan soyutlamaya çalışırken bir yandan da madd zorluklara göğüs germek gibi ağır bir yükün altında. varlık içinde yokluk yaşatmayı tercih eden kyung farklı bir kültürden gelen, farklı bir ülkenin genlerini taşıyan eşi ve eşinin ailesine de kendini kabul ettirmek istemekte. ama bu kültürel farklılık kyung’un elini kolunu öyle bir bağlamakta ki olaylar çığrından çıktığında kyung kendini hiç istemediği bir durumda bulmakta.
belki de yoluna koyabileceğini düşündüğü hayatınız bahçenizde koşturan çıplak bir kadının vücudundaki şiddet izlerinin sızısıyla yeniden alt üst olsa neler hissederdiniz acaba? yuva’nıza koşmak en doğru çözüm olurdu belki de, belki de olmazdı.
devamını gör...
sevişmek isteyen kızlar
kızların sevişmemesi gerektiğini düşünüyorsanız, erkekler olarak birbirinizle sevişin konu kapansın.
devamını gör...





