nisa bölükbaşı
niye takip ediliyor diye çokça sorguladığım isim.
devamını gör...
geceye acı ama gerçek bir cümle bırak
“gerçek rahatsız ettiğinde yalan üstüne yalan söyleriz, ta ki yalanın orda olduğunu hatırlamayıncaya kadar.”
devamını gör...
gelincik şurubu
anneannem, topladığımız gelincikleri bir cam kavanoza bastırır, güneşe koyardı.
güneşte kırmızı rengini bırakan şuruba su, şeker ve limon tuzu ekleyip içerdik. pembe renkli nefis bir içecekti bu.
*internette rastlayınca aldım, ancak yoğun karanfil tadından gelincik anlaşılamıyordu ve çok şekerliydi.
güneşte kırmızı rengini bırakan şuruba su, şeker ve limon tuzu ekleyip içerdik. pembe renkli nefis bir içecekti bu.
*internette rastlayınca aldım, ancak yoğun karanfil tadından gelincik anlaşılamıyordu ve çok şekerliydi.
devamını gör...
yaşanan şehrin en güzel yanı
evimin denize beş dakika olması, yaza doğru balkonda otururken hem deniz kokusunun hem de mis gibi narenciye kokusunun içimizi doldurması.(bkz: antalya)
devamını gör...
thomas edison
(11 şubat 1847 - 18 ekim 1931)
20. yüzyıl yaşamını icatlarıyla büyük bir şekilde etkileyen amerikalı mucit ve iş adamıdır.
edison elinde bulundurduğu onun adını taşıyan amerikan patentiyle tarihteki en önemli ve en verimli mucitlerden biri olarak nitelendirilir. patentlerinin çoğu amerika'nın haricinde almanya, fransa ve ingiltere onaylarına da sahiptir.
ayrıca takma adı menlo park büyücüsü*dür.
20. yüzyıl yaşamını icatlarıyla büyük bir şekilde etkileyen amerikalı mucit ve iş adamıdır.
edison elinde bulundurduğu onun adını taşıyan amerikan patentiyle tarihteki en önemli ve en verimli mucitlerden biri olarak nitelendirilir. patentlerinin çoğu amerika'nın haricinde almanya, fransa ve ingiltere onaylarına da sahiptir.
ayrıca takma adı menlo park büyücüsü*dür.
devamını gör...
flörtün sevgililiğe dönmeme sebepleri
bu kişiden kişiye, ilişkiden ilişkiye değişecektir dostlar ama benim zannimca;
ilişki yaşayacak kadar sevmemek,
üşengeclik,
hayatlardaki farklılıklar vb. şeklinde gider. flört etmekten anlamasam bile kısaca bunları söyleyebilirim sanırım.
ilişki yaşayacak kadar sevmemek,
üşengeclik,
hayatlardaki farklılıklar vb. şeklinde gider. flört etmekten anlamasam bile kısaca bunları söyleyebilirim sanırım.
devamını gör...
beğeni alınca mutlu olan yazar
etkileşim manyağı insanların bağımlılığıdır aynı zamanda açtığı başlık entry ile dolunca da hoşuna gider. böyle ufak şeylerle mutlu olan insanları üzmeyin. onlara fav atın.
edit:
arkadaşlar kendim için demedim fav atmayın. etkileşim bağımlısı değilim ben ,fularım var french pressde kahve içiyorum ya. (!)
edit:
arkadaşlar kendim için demedim fav atmayın. etkileşim bağımlısı değilim ben ,fularım var french pressde kahve içiyorum ya. (!)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının içini ısıtan şeyler
işten eve dönünce kapıyı gülen gözlerle açan bir eş, hemen arkasından minnoş minnoş koşup bacaklarıma sarılan bir küçücük çocuk.
(bkz: huzur)
14.03.2023 tarihli not: minnoş çocuklar iki oldu.
(bkz: huzur)
14.03.2023 tarihli not: minnoş çocuklar iki oldu.
devamını gör...
6 kelimelik hikayeler
zaman geçiyor ve masadan eksiliyor dostlar.
devamını gör...
şaka maka normal sözlük’ün kaliteli bir sözlük olması
ilk yazar olduğumda “1 haftaya troll yuvasına döner.” diyordum, ama gün geçtikçe bilgi verici ve okunası entryler girildi. teşekkürler moderatörler ve yazar arkadaşlar.
devamını gör...
ölmüş birini özlemek
gerçekte ölmese bile artık hayatında olmadığı için ölmüş gibi de hissedebiliriz biri için. benim sevdiğim insanlar henüz hayatta ama hayatta olup ölmüş gibi olanlar da var.
devamını gör...
birine bir şey yedirirken senin de ağzının o lokmayı yer gibi açılması
başlıkta bilmem anlatabildim mi ama bu durum çok dikkatimi çekiyor sözlük. ağzına lokma uzattığım kişi ağzını açtığı anda benim de ağzım hayali bir lokmayı alıyor adeta. bunun bir sebebi var mı acaba? çocukken lokmalarımı mı saydılar bilemiyorum.
devamını gör...
ruh eşini bulamamak
yıllardır kendisiyle saklambaç oynuyoruz. ama hissediyorum az kaldı, ebeleyeceğim.
ted mosby’e saygılar.
ted mosby’e saygılar.
devamını gör...
yks 2021
yarın ve pazar günü gerçekleşecek olan sınav. çok stresliyim. umarım stresimi yenip sınava odaklanabilirim, biraz zor gibi duruyor ama.. sınava girecek arkadaşlarıma başarılar diliyorum.*
devamını gör...
27 yaş
24 gün önce girdiğim yaş. yirmi yedi yaşın muhasebesini yaptığım zaman, korkunç bir reçeteyle karşılaşıyorum. 20'lerin başlarındaki kayıtsızlığın olmadığı ama artık yaşlanıp da umutlarınızın bitmediği bir yaştır 27 yaş. biraz da yaşamdan bahsedelim.
içinde bulunduğumuz ülkenin ekonomik şartları bize uymuyor, çoğumuz bu konulardan rahatsızız ve bunu mızmız çocuklar gibi her yerde dile getiriyoruz. lakin yaşamı büsbütün bir sürgün haline getiren, içinde bulunduğumuz şartlar değil. hiçbir dönemde de olmadı. bir yaşamı mahveden şey, insanın var olan potansiyelini öyle ya da böyle harcamasıdır. zamanı yönetemedik, günceli yakalamakta çok zorlandık, riske girmekten korktuk. takım elbiselilere kaderimizi teslim etmekte müthiş bir arzu duyuyoruz ve bu birçoklarının yaşamını cehenneme çeviriyor. sözlerimizde bir devrimci havası varken, elitlere el açıp medet umacak kadar da yolumuzu kaybetmiş durumdayız.
ben, arturo bandini, yirmi yedi senede şunu öğrendim: yaşamak çok zor. ben bu hayatı beceremedim. hastalıklar yaşadım, en sevdiğim insanı, babamı kaybettim. aile düzenim bozuldu, abimle küstüm, evimi terk ettim ve evsiz kaldım. küsüratları da var bu işin ama işin çerçevesi bu. hayat bana zor geldi biraz. çok erken anladım yanık türkülerin hangi hislerle yazıldığını. şımarmanın ne olduğunu unuttum. çünkü bana göre gençlik demek kayıtsızlık demekti, vurdumduymazlık demekti, hata yapma lüksüydü; utanacak işler yapacağımız zamanlardı gençlik, birilerinin arkasını toplayacağımız değil, birilerinin arkamızı toplayacağı zamanlardı. ben böyle tahmin etmiştim çünkü çevremde böyle gördüm ve hala böyle görüyorum.
20'ler demek "ben bir şey yaptım arkadaşlar" deyip, saçma sapan bir şeyden övgü beklemekti. bu arzu, bu beklentiydi. kız arkadaşınla öpüşmekti, onunla gezip tozmaktı. kafaları çekip sabahlara kadar eğlenmekti. gençlik buydu. gençlik, bir elimizi pantolonumuzun cebine sokup sigara içerek kasvetli sokaklarda yürümek değildi. renkliydi be kardeşim. yaşam, bize hiçbir standartın olmadığını, işin içindeysen her türlü boku sana yedirebileceğini, her çeşit senaryoyu sana dayatabileceğini açıkça gösterdi. geri dönüşü olmayan izler bıraktı bizde. yirmi yedi yaşın defterini zorluklarla doldurdu.
artık zorlanıyorum. aşti otogarındayım ve istanbul'a kalkacak otobüsü bekliyorum. bir meçhule doğru yol alacağım. ne getirir, ne götürür bilinmez ama hayatın adamakıllı üstüne bindiği insanlar iyi bilirler ki: artık iyi bir şeyin olmasını istemekten, umut etmekten ziyade daha kötü şeylerin olmaması için temkinli olursunuz. temkinliyim artık, daha ne kadar üzerimize geleceğini bilmediğimiz bir yaşamın tehditi altındayım. 27 yaşındayım ve ben bu hayatı sevenlerden olamadım.
içinde bulunduğumuz ülkenin ekonomik şartları bize uymuyor, çoğumuz bu konulardan rahatsızız ve bunu mızmız çocuklar gibi her yerde dile getiriyoruz. lakin yaşamı büsbütün bir sürgün haline getiren, içinde bulunduğumuz şartlar değil. hiçbir dönemde de olmadı. bir yaşamı mahveden şey, insanın var olan potansiyelini öyle ya da böyle harcamasıdır. zamanı yönetemedik, günceli yakalamakta çok zorlandık, riske girmekten korktuk. takım elbiselilere kaderimizi teslim etmekte müthiş bir arzu duyuyoruz ve bu birçoklarının yaşamını cehenneme çeviriyor. sözlerimizde bir devrimci havası varken, elitlere el açıp medet umacak kadar da yolumuzu kaybetmiş durumdayız.
ben, arturo bandini, yirmi yedi senede şunu öğrendim: yaşamak çok zor. ben bu hayatı beceremedim. hastalıklar yaşadım, en sevdiğim insanı, babamı kaybettim. aile düzenim bozuldu, abimle küstüm, evimi terk ettim ve evsiz kaldım. küsüratları da var bu işin ama işin çerçevesi bu. hayat bana zor geldi biraz. çok erken anladım yanık türkülerin hangi hislerle yazıldığını. şımarmanın ne olduğunu unuttum. çünkü bana göre gençlik demek kayıtsızlık demekti, vurdumduymazlık demekti, hata yapma lüksüydü; utanacak işler yapacağımız zamanlardı gençlik, birilerinin arkasını toplayacağımız değil, birilerinin arkamızı toplayacağı zamanlardı. ben böyle tahmin etmiştim çünkü çevremde böyle gördüm ve hala böyle görüyorum.
20'ler demek "ben bir şey yaptım arkadaşlar" deyip, saçma sapan bir şeyden övgü beklemekti. bu arzu, bu beklentiydi. kız arkadaşınla öpüşmekti, onunla gezip tozmaktı. kafaları çekip sabahlara kadar eğlenmekti. gençlik buydu. gençlik, bir elimizi pantolonumuzun cebine sokup sigara içerek kasvetli sokaklarda yürümek değildi. renkliydi be kardeşim. yaşam, bize hiçbir standartın olmadığını, işin içindeysen her türlü boku sana yedirebileceğini, her çeşit senaryoyu sana dayatabileceğini açıkça gösterdi. geri dönüşü olmayan izler bıraktı bizde. yirmi yedi yaşın defterini zorluklarla doldurdu.
artık zorlanıyorum. aşti otogarındayım ve istanbul'a kalkacak otobüsü bekliyorum. bir meçhule doğru yol alacağım. ne getirir, ne götürür bilinmez ama hayatın adamakıllı üstüne bindiği insanlar iyi bilirler ki: artık iyi bir şeyin olmasını istemekten, umut etmekten ziyade daha kötü şeylerin olmaması için temkinli olursunuz. temkinliyim artık, daha ne kadar üzerimize geleceğini bilmediğimiz bir yaşamın tehditi altındayım. 27 yaşındayım ve ben bu hayatı sevenlerden olamadım.
devamını gör...
mide bulandıran hitap şekilleri
tatlım. tek geçerim. bir de fıstık var ki her duyduğumda aklıma hey hişt fıstık çiki çiki repliğini getiriyor.
devamını gör...
sevgilisi olmayan bireylerin yaptıkları
sıradan bir öğrenci gibi ders çalışıyorum, kitap okuyorum ve kendimi geliştirmeye çalışıyorum.
tanım: sevgilisi olmayan bireylerin ne yaptıklarını paylaştığımız başlıktır.
tanım: sevgilisi olmayan bireylerin ne yaptıklarını paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...
bir evi daha yaşanılır kılan detaylar
evcil hayvan beslemek,
şömine,
doğa manzarası,
hamak,
odanın bir bölümünün kütüphane gibi olması vs.
şömine,
doğa manzarası,
hamak,
odanın bir bölümünün kütüphane gibi olması vs.
devamını gör...

