bu hayat pahalılığında gerçekleşmesi zordur. açıkçası her yaz çalışan kesimdeyim ve en son hangi yaz tatil yaptığımı hatırlamıyorum.
devamını gör...

hiç oturup da bir ünlünün libidosu hakkında düşünmemiştim.

esas soru şu: siz niye düşündünüz ki be!
devamını gör...

üzüldüğüm durumdur. elalemin dediklerini bu kadar çok önemserseniz, kendinizi gereksiz yere üzmüş olursunuz. yapmayın, değmez.
kendi pisliklerini bulaştıracak birilerini aramak her zaman hobileri.
devamını gör...

ernest hemingway tarafından kaleme alınan müthiş bir romandır.

hemingway nobel edebiyat ödülü sahibi dünyaca ünlü ve ilginç bir adamdır. intihar ederek hayatına son veren ernest hemingway, bunu mutsuz olduğu, acı çektiği için değil, güzelliğini yitirmemek için yapmıştır. artık zamanın dolduğunu düşündüğünde kendi işini kendi bitirmek istemiştir.

kardeşi hemingway’in ölümü için şunları söylüyor;
“…ertesi sabah, yedi sularında, en son olumlu işini gördü. başka birinin sözü ya da davranışı yüzünden şerefinin lekelendiğini anlayan bir samurai gibi, ernest de vücudunun kendisine ihanet ettiğini hissetti. buna göz yummaktansa, silâhını doldurdu, sonra eğilerek bu en gözde tüfeğinin dipçiğini salonun döşemesine dayadı ve geride duran horozları indirmenin bir yolunu buldu”

hemingway bu hacimsiz romanda insanın doğayla olan mücadelesini anlatıyor ama bunu yaparken çok vurucu cümleler seçiyor. artık yaşlanmış olan balıkçı santiago -ki bu isim incil’e bir göndermedir ve “acı çekmenin” sembolüdür, hatırlarsan eğer simyacı’daki çobanın adı da santiago idi- yanından ayrılmayan ve onun balıkçıların en büyüğü olduğuna inanan küçük manolin’in yardımıyla balık avlamayı sürdürmektedir. çocuğu mahçup etmemek için çok büyük bir balık yakalamanın peşindedir.

bir gün çocukla vedalaşıp yola çıkar ve çok büyük bir balık takılır oltasına ve böylece uzun sürecek bir mücadele başlar. yaşlı adam gücü yettiğince balıkla mücadele eder ve uzun uğraşlar sonucu balığı kayığa bağlamayı başarır. yaşlı adam bu yakalama-kaçma, ölüm-kalım mücadelesin her safnasında balığa sonsuz bir sevgi ve saygı duymaktadır. der ki. “seni seviyorum balık ama gün bitmeden seni öldürmüş olacağım.” aklından geçen düşüncelerden biri oldukça manidardır santiago’nun. yıldızları öldürmek zorunda olmayışımızı büyük bir şans sayar santiago. balığı kardeşi gibi görür ama yine de onu öldürmek zorundadır çünkü işler böyle yürür. bu mücadele asırlardır sürüp gitmiştir ve devam edecektir elbette. ama santiago’nun balığa olan sevgisi görülmeye değerdir.

yaşlı adam tam 84 gündür balık tutmamıştır, o yüzden de küçük çocuk artık onunla balığa çıkamamaktadır. bunun nedeni elbette ki ailesidir. çocuk yaşlı adamın teknesinde olmayı çok istemektedir. o yüzden balığı yakaladığında santiago durmadan “keşke çocuk da burda olsaydı.” der.

5 gün süren mücadele esnasında yaşlı adam bir “şampiyon” olduğunu göstermiştir ancak zafer kazanmak o kadar kolay değildir. kanın kokusunu alan köpek balıkları, balığa üşüşürler. santiago onlarla da mücadele eder, hatta birkaç tanesini haklamayı da başarır. ancak 5 günün sonunda karaya vardığında balkıtan geriye kalan sadece kılçıklardır. “yendiler beni manolin” der yaşlı adam. bu mücadele de kaybeden kimdir, kim kazanmıştır, ortadan bir zafer ya da hüsran var mıdır? bu soruların cevapları size kalmış ama bu roman okunmalıdır.

“ben başka şeylerle ilgiliyim, iyi bir yaşam sürüyorum, ama yazıyorum, çünkü yazmazsam yaşamın geri kalan yanından tat alamıyorum. gücümün yettiğince iyi yazmak, yaşadıkça öğrenmek istiyorum. bir yandan da tadını çıkardığım bir yaşam sürüyorum, gerçekten de tadına doyulmaz bir yaşam.” diyor bu enfes romanın yazarı. işte bu yüzden okunmalıdır. balıkçı yıldızları öldürmek zorunda olmadığımız için mutludur, işte bu yüzden okunmalıdır. manolin yaşlı adama olan inancını hiç kaybetmiyor işte bu yüzden…

“yaşlı adam ve deniz” birkaç kez filme alınmıştır. 1958 yılında john sturges filmi çekmiştir. 1990 yılında tv dizisi olarak yayınlanan romanda yaşlı adam santiago’yu anthony quinn oynamıştır. 1999 yılındaysa aleksandr petrov en iyi kısa film oscar’ı alan ” the old man and the sea” yi çekmiştir.

hemingway ” benim amacım gördüklerim ve hissetiklerim en basit ve en iyi şekilde kağıda geçirmektir” der, oku ve karar ver hemingway bunu başarmış mıdır?
devamını gör...

- sana ne! doktorum musun?

cevap olarak en saçmasapanı buydu herhalde.
devamını gör...

oksijen tüketicisi ve karbondioksit üreticisi
devamını gör...

dilimize ergin altay tarafından ham toprak adı altında kazandırılmış ivan sergeyeviç turgenyev eseri. sanıyorum nov olarak da bilinmekte. turgenyev'in geç dönem eserlerinden biri olduğu için turgenyev karakterlerin ruh hallerini oldukça güçlü bir biçimde aktarmış kanımca. yazarın dönemin rusyasına karşı tutumunu her karakterde bir parça okumak mümkün ki belki yanlış bir düşünce ama solomin düşünceleri ve davranışları ile bana kalırsa turgenyev'i - özellikle hayatının son dönemlerindeki düşüncelerini- en çok yansıtan karakterlerden biriydi. yine de nejdanov hikayenin en temiz yazılmış karakteri; zihnindeki kırılganlık, davranışları, iç karmaşası ve tutarsızlıkları ile beraber etten kemikten bir insan figürü var karşımızda. ne kadar lirik bir dil ile sunulmuş bir ana hikaye olsa da -ki bana kalırsa bu hep biraz gerçekliği öldürmüştür- nejdanov tamamen sert ve sivri bir gerçeklik ile tasvir edilmiş. yaşamından intiharına kadar kurgudan uzak, gerçek hayattan kopuk olmayan bir karakter sunuyor turgenyev. dönemin taşrasına huzursuz edici bir yolculuk, toplum ve geleneklere karşı baskın bir dil ile yapılmamış hiciv denemeleri, aşk ve devrim bu eserin genel bir özeti aslında. blok'un güzel bir şiiri ile sonlandırayım tanımı:

"rusya, yoksul rusya!
kül rengi köy evlerin senin
ve rüzgârın taşıyıp getirdiği türküler
gözyaşları gibidir ilk sevgimin"



"why, what is the matter, alexai dmitritch, hamlet of russia? has something happened, or are you just simply depressed, without any particular cause?"

"oh, stop! mephistopheles of russia!” nejdanov exclaimed irritably. “ı am not in the mood for fencing with blunt witticisms just now.”


“goodbye, my dear friend, goodbye! when this reaches you, ı shall be no more. don’t ask why or wherefore, and don’t grieve; be sure that ı am better off now. take up our immortal pushkin and read over the description of the death of lensky in ‘yevgenia onegin.’ do you remember? the windows are white-washed. the mistress has gone—that’s all. there is nothing more for me to say. were ı to say all ı wanted to, it would take up too much time. but ı could not leave this world without telling you, or you might have gone on thinking of me as living and ı should have put a stain upon our friendship. goodbye; live well.—your friend, a. n.”

enough of this! ıs there not something higher and better in this world? ın other words, put on your filthy coat and go among the people... oh, yes, ı am just going.

devamını gör...

böbrekte henle çıkan kalın kolunda bulunan na-2cl-k kanalı fonsiyonunu bozan genetik mutasyon sonucu oluşan sendromdur.
bu sendromu uzun süre furosemid diüretik(idrar söktürücü) ilaç kullanmış biri gibi düşünmek mümkündür.
bu sendromda laboratuvarda poliüri(çok idrar yapma) polidipsi(çok su içme
sodyum ve sıvı kaybına bağlı renin-aldosteron seviyesi yüksek
kan basıncı genelde normal ya da düşük
hipokalemi(kanda potasyum düşüklüğü)
hipokloremi(kanda klor düşüklüğü)
hiperürisemi görülür.
devamını gör...

lahmacun.

*
devamını gör...

"inciler denizde olur, sizin burada ne işiniz?" diyerek varlığını sorguladığım hakiki yazar. tanımlarıyla ayrı, sohbeti ve de kibarlığıyla ayrı etkiler. üslubuyla, tavrıyla, duruşuyla tam bir cemiyet adamıdır.

eksik olmasın.
devamını gör...

oğlum bu ne kadar çok konuşuyor ya bi susmadı
la sende çakmaları cebine atma koca evde çakmak bulamıyoruz..
devamını gör...

her türlü dedikoduyu çeviren, zengin ailenin mutfak ekibi ve kaldıkları müştemilat.
devamını gör...

en yakınlarımdan birini özleten şarkı. durmadan çalıyor kafamda türü bir şey. sabah da bir postta denk geldim, değişik duygular.

normalde hoşlanmıyordum bu şarkıdan, şişirilmiş balon gibi geliyordu. insan insanın üzerinde ne kadar etkili lan?

"kırgınım kendime, üşüyorum gölgende" ama gitmeyeceğim tabii ki. buralardayım, sana biraz izin olsun.
devamını gör...

yılan beslemek isterdim ama bu eve de iki yılan fazla.
devamını gör...

kesinlikle izlenmesi gereken filmdir. o kadar da sert değildir hatta sıradandır filmin içindeki olaylar döngüsü. zevkli filmdir eğlencelidir memleketim belgrada gitme isteği uyandırmıştır.

hafif gerilim,biraz drama azıcık ucundan da vahşet gösterilmektedir çünkü benim gibi gözler gerçek hayatta ne vahşetlere tanık olmuştur yazsa müebbet hapsi istenebilir o yüzden film aşırı sıradan ve hergün yaşanan olayları biraz sanatsal açıdan ele almıştır hassas bünyeler disney filmlerine yönelmelidir.
devamını gör...

her şey edebiyat değildir, edebiyat da her şey değildir.

edit: toplamda 9 kitap okudum anca bu sevgili yazarlar.*
devamını gör...

bir öğretmen olarak diyorum ki "öğretmen öğretemez. "
devamını gör...

seni seviyorum baba diye hiç söyleyemedim. toplum bize, baba ile çocuğun arasında bir mesafe olması gerektiğini dayatmış. ama gözlerimizden anlıyorlardır sevgimizi, eminim.
devamını gör...

bebekler nasıl parmaklarını emiyorsa yavru filler de hortumlarını emiyormuş efendim, ben böyle bir tatlılık görmedim!
fotoğrafa 5 saniye bakınca yavru fil sahiplenme formu doldurmaya başlıyorsunuz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sir alex ferguson dönemindeki manchester united için de sıklıkla kullanılmış terim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim