türkçesi eponim.

kısaca bir şeyin isim babası veya isim annesi diyebiliriz. eponimler hem gerçek hem de kurgusal kişilere veya yerlere dayanabilir. tıpta pek çok hastalığa, onları keşfeden kişilerin adı verilmiştir. eponim'in başka bir formu ise başlangıçta marka isimleri olan ancak şimdi o kategorideki tüm ürünler için kullanılan kelimelerdir.

bazı eponim örnekleri:
amerika= ünlü kaşif amerigo vespucci,
obamacare= eski abd başkanı obama zamanında çıkartılan sağlık reformu yasası,
alzheimer= onu tanımlayan alman doktor alois alzheimer'dan adı gelmektedir,
sandwich= kumar masasından kalkmadan nasıl karnımı doyururum diyen ingiliz asilzadesi john montagu (kendisinin soyluluk ünvanı 4th earl of sandwich'tir ),
sana yağı = benzeri tüm yağlar için kullanılır,
fahrenheit = fizikçi gabriel daniel fahrenheit,
diesel (motor)= mucidi rudolph diesel.
devamını gör...

ne ağlarsın benim zülfü siyahım
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
gelir
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
geçer ağlama
devamını gör...

en beteri ise; gördüğün bolluktan, görülmemiş yokluğa düşmek olmalı...
ben dünyaya geldiğim zamanlar, ailemin durumu fena sayılmazdı. babam iki işi vardı. kardeşim ve ben özel okula gidiyorduk. babamın oturduğumuz ev dışında iki tane daha ev, mercedes arabasının dışında, herkese aşırı güveni vardı.
benim dedemin köydeki evinin balkonunu boyama vakamdan sonraki haftasonu köye gelen babam, daha evvelki eve su doldurma olaylarımı da düşünüp dedemin evinin tadilatına girişti. yaklaşık iki ay toprak damı beton yapmak için uğraştı. babam evle uğraşa dursun, mersin'deki halı mağazasının ortağı, uçan kuşa bile borç takıp paralarla halep'e kaçmıştı.

biz mersin'e döndük, kapıya gelen alacaklılar kuyruk olmuş. sanki elvis presley, ızzet altınmeşe, bob marley ve frank sinatra aynı anda bizim evde imza günü düzenliyordu, yok böyle bir izdiham!
tabii bu dönemde babam evleri, arabası, nesi var nesi yok satıp borçları kapatmaya çalıştı. evimizdeki eşyalara bile icra geldi.

babama her şeyini kaybetmek değil, itibarini kaybetmek zor gelmis olacak ki mersin'den istanbul'a göçmek zorunda kaldık.
....
istanbul'daki ilk iki sene çok zorlu geçti. odun kömür dahi alamadık. zaten "inancli müminlere" karşı iyi niyetin yaşayan son temsilcisi babamı mersin olayı da akıllandırmamış olacak ki, aldığı koca demir döküm sobayı evin bahcesine koyunca, sabahına sobayı yerinde bulamadık.
ilk aylar parasızlıktan tavana duy alıp takamadık ama mersin'den getirdigimiz çalışma masalarımızın lambalarıyla aydınlandık. resmen varlik içinde yokluk.
...

asıl yokluk ise benim yüreğimdeydi...
o dönem içimde aileme karş korkunç kin ve kırgınlık vardı. gün içerisinde okulda ve annemden yediğim dayaklardan çok benden gizli iş çevirdikleri için dolap ve kapı arkalarinda gizli gizli ağlardım.

sözde kuru ekmeğe muhtaç gibi halleri var ama gerçek bana göre öyle degildi. kardeşlerim ve annem hep meyve ve başka yiyecekler kokuyor, bana hic vermiyorlar sadece kendileri yiyordu.

defalarca dolapları aradim, o yiyecekleri nerede sakladıklarını hiç bulmadım. iyi ama bana sadece şekerli, yağlı ve hamurlu şeyler yasaktı. mesela annemin yediği çilek bana yasak degildi ama o bana hicbir zaman yediginden vermiyordu. bu durum yüzünden anneme olan kırgınlığım daha da derinleşmisti.
...
bir gün kardeşimi annemlerin odasına çekip kapıyı kapattım. kapının arkasinda fısıltıyla;
-"kardeşim bana yediğin mandalinalardan bir tane verir misin? söz anneme demeyeceğim."dedim.
+abla evde mandalina mi var? dedi.

onun bu soruyu sorarken bile ağzının mandalina kokması, gözlerimden yaşları boşaltmaya yetti... ağlayarak bağırmaya başladım.
-var işte! var! hepiniz benden gizli bir şeyler yiyorsunuz bir tek bana vermiyorsunuz. nefret ediyorum hepinizden! hep beni ayırıyorsunuz! keşke ölsem!
...
seslerimizi duyup gelen babama da aynısını dedim. babamın gözleri doldu kocaman açıldı bana sarılıp ağlamaya başladı. ona göre ben şizofrendim.
...
beni sizofreni korkusuyla bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesine götürdü. uzun uzun incelediler. nihayetinde bana sinestezi teşhisi konuldu. bendeki sinestezinin seslerin ve renklerin tadını kokusunu alan, renklerini gören türüydü. diğer insanlar serçelerin şarkısının pırıltılarını görmezken ben görüyordum. oysa ben herkesi benim gibi görüyor sanıyordum.
devamını gör...

hiç alakası yok bence .hepsi canımız kanımız .ben her ikisini görüncede kardeşimi abimi görmüş gibi mutlu olurum ve kendimi güvende hissederim.
devamını gör...

kişiden kişiye değişen bir şeydir. kimisi için çok büyük şeylere bağlı olabiliyor her istediğinin gerçekleşmesi gibi. kimisi için ise annesinin bir gülümsemesine sebep olmak bile yetiyor. ama asıl hayatın anlamı başkasını mutlu etmek falan değildir. mutsuz etmemek yeterdir. kişi hayatını kendi kararları doğrultusunda mutlu yada mutsuz geçirsin. başkasının sebep olduğu şeylerle mutlu ya da mutsuz olmak hiçbir anlam ifade etmiyor. önemli olan kendi kayatını kendin yönetmen. hayatın anlamı kendinde saklıdır.
devamını gör...

- örümce ağları antik yunan ve roma zamanında bandaj olarak kullanılırdı.
- tatlısu çipurası derisi yüksek derece yanıkların tedavisinde kullanılmıştır.
devamını gör...

aklına esen savcının hastaneden doktor aldırdığı ülkede hukuk işlemeyince üstüne bir de (bkz: akp’li dokunulmazlığı) eklenince gemi azıya alanlar da bitmiyor.

türkiye, hukuk alanında tarihinin en pespaye dönemlerinden birini yaşıyor.


akp diyarbakır gençlik kolları başkan yardımcısı vedat demirtaş, twitter'da kalaşnikof tüfeklerin yer aldığı fotoğrafı paylaşarak "emekli amiraller bekliyoruz" yazdı.


ve o kadar soysuz ki bunlar, tepki gelince hesabı kaptıp kaçıyorlar, üzerine bir de haberlerine erişim engeli gelince hiçbir şey olmamış oluyor.

yeminle sıdkım sıyrıldı bunlardan.


akçomar herzesi.
devamını gör...

tüm kitaplarını satın aldığım tek yazar / şair / kadın / insan.

bir de meşhur bir fotoğrafı vardır ya, o fotoğraftaki kadının bakışlarına aşığım ben, ilk gördüğüm andan beri.
ne çok şey anlatan ama hiç duyulmamış bakışlar. insana cümle kurmayı unutturan satırları var, yumuşak ve masalsı dokunan, sonra çok kızgın bakan cümleler.

mahallendeyiz biz hâlâ, geleceğiz ama arkandan merak etme olur mu?

"ah hemşerim, ah maviş, ah kadın."

https://i.ibb.co/5kmv1ps/ımg-20210415-032940.jpg
devamını gör...

hayatınıza hiçbir katkısı olmuyor. girdik tamam. ee ne oldu? ama o engin bilgilerimi paylaşmış olmanın verdiği iç huzur... anlayamazsınız.
devamını gör...

dadaizm'in öncülerinden biri olan ve sürrealizm'in temellerini atan fransız şair ve yazar. gayrimeşru bir çocuk olarak dünyaya gelen aragon, kötü ebeveynlerin büyük kırgınlıklarla beraber bazı zamanlar büyük şairleri de inşa ettiğinin yansıması gibidir. zaman zaman babasının onu istemeyişi, bu uzak ve isteksiz tutumu onun şiirlerine yansımıştır. sanat hayatına da yön veren sol görüşlerinden dolayı ikinci dünya savaşı yıllarında faşizm'e karşı büyük bir tutku ile direnmiştir ve bu süreçte okurken insanın kanının akışını dahi hızlandıran eserler ortaya koymuştur. aragon'un şiirleri; aşk, direniş, başkaldırı, politika ve tutku üzerineydi ama yalnızca şiir yazmadı, onlarca kısa hikaye ve roman yazmıştır ve aynı zamanda uzun yıllar gazetede (l'humanité) denemeler yayımladığını da eklemek gerek.

aragon söz konusu olduğunda; o öldüğünde günleri bile saymayı bıraktığı ve bir çok şiirini adadığı elsa triolet'i anmamak olmaz. 40'lı yıllarda elsa ile evlenen aragon şiirlerinde elsa'dan sık sık bahseder ve zaten bilinen bir gerçek ki aragon elsa'yı daima ilham perisi olarak görmüş ve eserlerine bunu yansıtmaktan da çekinmemiştir.

"ne çok kişi olmuşum yazdıklarımda" der aragon ama bana kalırsa bana baktın gözlerinle şiiri onun aslıdır. sait maden çevirisi ile;

--- alıntı ---

bana baktın gözlerinle

bana baktın gözlerinle ıssız ufka dek
anılardan yıkanmış gözlerinle
bana baktın saf unutuş olan gözlerinle
bana baktın üzerinden belleğin
başıboş nakaratlar üzerinden
solmuş güller üzerinden
aldanmış mutluluklar üzerinden
yürürlükten kalkmış günler üzerinden
mavi unutuş olan gözlerinle baktın bana.


bir şeyler hatırlamıyorsun olan bitenden
ve ilk defa dolaşıyorsun göğü bir baştan bir başa
o lav ve yavaşlık gözlerinle
önündedir dünya tıpkı göz kapaklarının
altında düşündüğün gibi sen onu
başlıyormuş gibi seninle senin önünde
senin rahat bakışınla bitimsizcesine genç
ben de oradayım kıskana kıskana güzelliğini
zavallı sararmış resimlerimle
sen ki yüz çeviriyorsun bunlardan
yeni çayırlar görmek için


sana söz geçmişten konuşmayacağım bir daha
bugün adımlarından başlıyor her şey
elbisenin bir kıvrımıdır bana yaşamaktan kalan
başka şeyin yeri olmadı seni buluyorum en sonunda ben
sevgilim sevgilim inanıyorum sana.

--- alıntı ---

(bkz: le paysan de paris)
(bkz: le mouvement perpétuel)
(bkz: les yeux d'elsa)
(bkz: anicet ou le panorama)
(bkz: pour un réalisme socialiste)
devamını gör...

öşür kelimesinin anlamı 'onda bir''dir.

öşür vergisi ise osmanlı döneminde müslüman halktan alınan 1/10 oranındaki toprak vergisidir.

bir diğer ismi ise (bkz: aşar vergisi)dir.
devamını gör...

dövüş sporlarıyla ilgilenmeme rağmen uzun süredir yumruk yumruğa kavgaya girişmedim. kavga sizi yere götürmez, kininizi pekiştirirsiniz.
ancak karşınızdaki kişiye, kavgayı sevmediğinizi gösterin. kavgayı bilmiyor sanıp da üstünüze çıkmasın. işte o zaman kaçınılmaz olur.
devamını gör...

genellikle genç kadınlarda görülen, yemek yememe, çok az uyuma ve buna rağmen oldukça aktif olmakla karakterize psikolojik bir bozukluktur.

bu hastalar, ince kalma konusunda oldukça takıntılılardır. yemek yemeyi reddederler, çok az uyurlar ve çok aktiflerdir. anoreksiya nervozada kişi, şişman olduğunu düşünürek çok düşük kalorili oldukça sıkı diyetler uygular.

kilo almaktan aşırı korkarlar ve zayıf olmalarına rağmen sıkı diyetler uygularlar. asla ince olduklarına inanmazlar ve sürekli tartılma davranışı gösterirler.

anoreksiya nervoza hastaları da aynı bulimia nervoza hastaları gibi yediklerini kusarak çıkarma davranışı gösterebilirler. ayrıca diyet hapları ve müshil de kullanabilirler.

bu hastalığın kendine özgü bir nedeni yoktur. birkaç faktörün bir araya gelmesi ile ortaya çıktığı düşünülmektedir. hastaların mükemmelliyetçi olması, bebeklik dönemindeki yanlış beslenme davranışları, genetik yatkınlık ve çevresel faktörler etkili olabilir. özellikle moda dünyasındaki zayıf olmanın güzellikle bağdaştırılması ergenlik döneminde olumsuz bir etki yaratabilir.

anoreksiya nervoza tanısı, kişinin normal kilosunu kabul etmemesi, kilo almaktan duyulan aşırı korkusunun değerlendirilmesi ile koyulur.
devamını gör...

yanında çikolata yemek için sebep oluşturan eylemdir.
devamını gör...

her parıldayanı altın sanma.*
devamını gör...

buğday, arpa, çavdar ve yulafta bulunan buğday proteini. çölyak hastalarının dışında gluten intoleransı olanlara da rahatsızlık verir. hazmı zordur. gluten alerjisini kesin olarak teşhis edebilecek bir yol yoktur. genellikle belli bir süre glutensiz diyet denenip vucudun verdiği tepki gözlemlenir. daha sonra gluten tüketilir tekrar vucudun verdiği tepkiler gözlemlenir. glutensiz diyet zordur. buğday ve türevlerinin girdiği mutfak, piştiği fırın, değdiği mutfak gereçleri iyi temizlenmelidir. çoğu paketli üründe glutensiz olup olmadığını belirten ibareler olmadığı için alışveriş yapmak işkence haline gelebilir. örneğin mısır unu glutensizdir ancak mısır ununun üretildiği fabrikalarda başka ürünler de üretildiği için çapraz bulaşmadan dolayı eser miktarda gluten içerebilirler. bağdat marka mısır unu glutensiz ibaresi taşımamasına rağmen glutensizdir. güvenle tüketilebilir. ülkemizde giderek farkındalık arttığı için hem glutensiz ürün yelpazesi genişliyor hem de firmalar gluten free ibaresini ürünlerinde kullanmaya başlıyor. bir de gluten hakkındaki büyük bir yanılgıya değinmem gerek. gluten hassasiyeti bağırsak hassasiyetidir. yani glutenin rahatsızlık verebilmesi için mideye girmesini gerekir. bu yüzden üzerinde glutensiz yazan şampuan ve benzeri ürünler pazarlama stratejisidir.
devamını gör...

allah o kıymığı bildiği gibi yapsın dediğimizdir. ufacık boyu var türlü türlü huyu vardır efendim kıymığın. iğne ve cımbızla çıkartılabilir. eğer uzun zaman geçerse cerrahi operasyon gerekebilir.
devamını gör...

1393'te, osmanlı'nın fethinin ardından, naldöken yörükleri, tanrıdağı yörükleri ve ofçabolu yörükleri yerleştirilmiştir.

1850'li yıllarda halkı çoğunluk olarak bulgarlar ve müslümanlar oluşturuyordu. ayrıca önceki yıllarda, yahudilere, ermenilere ve çingenelere ev sahipliği yapmaktaydı.

aynı zamanda tırnova ilk önce niğbolu sancağına, 1859/1860 yıllarında ise silistre, tuna vilayeti sancağına bağlı gözükmektedir.

1877 yılında ruslar tarafından ele geçirildikten sonra, halkın müslüman çoğunluğu göç etmiştir.

tırnova'dan göç eden müslümanlar önce bursa'nın karaorman ve kirmasti bölgelerine yerleşirler. fakat burada rahat edemeyince kayın ve meşe ağaçlarının yoğunlukta olduğu bir yere, tırnova isimli bir köy kurarlar.

günümüzde bulgaristan sınırları içerisinde önemli ve tarihi bir şehirdir.
devamını gör...

çeşitli provokasyon lara yol açacaktır. bu bilinerek yapılan bir hamle gibi sanki. sonuçta kaza etme imkanı var. diğer insanlar onu beklemek zorunda değiliz diye tepki verecektir. cemaat ler bilinçli şekilde bu durumu kullanacaktır. demişti dersiniz din elden gidiyor alt yapısı bunlar.
devamını gör...

ve işte yine bir intiharın eşiğinde seninleyiz
sen gelmesen de ben;
anlamlar aşıp geldim.
tek nefeste tüm renkleri verdim.

ellerini arıyordum bin kaç bin yıldır
dünya bir toz bulutuyken
ve henüz aristo doğmamışken ; ben
tümden geldim sana vardım.

sevinçlerini ve hüzünlerini topladım ardından
güneş’in kaybolunca, senden
kuşlar göçünce, onlarla birlikte gitmedim
üşüdüm ama üzerine titredim.

dış güzelliğinin içini mahvedişini izledim.
doğal seleksiyondan çok daha farklıydı
thebes’in kralı gibi gözlerimi oymak istedim.
ah! bütün gerçeklik, gözlerimin önünde saklıydı.

edit: yazarların yazdığı şiirler mi? hayatımda bundan daha az saçma çok az şey gördüm.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim