hyaluronik asit
n-asetil glukosamine ve glukronik asitten oluşur.
sülfatlanmamıştır.
proteinlere kovalent bağlanmamıştır.
eklemlerde,sinovial sıvıda,kordon kanında bulunur.
sülfatlanmamıştır.
proteinlere kovalent bağlanmamıştır.
eklemlerde,sinovial sıvıda,kordon kanında bulunur.
devamını gör...
wonderwall (yazar)
güzel tanımlar yazan, güzel alıntı ve şiirler paylaşan; şimdinin çaylağı, geleceğin yazarı. bir süredir takipteyim ve yazdıklarıyla hiç hayal kırıklığına uğratmadı. ileride bu başlık değerlenecek, yerimizi alalım.*
devamını gör...
şeyh sait isyanı
dillerine pelesenk ettikleri 'resmi tarihe inandırıldık' gevezelikleriyle, bilerek veya bilmeyerek, okuma yazma bilmez bir toprak ağasını dahi bir kahraman,bir önder gibi gösterdiklerinin farkında olmayan insanları bize gösteren başlık.
uzunca bir süredir, akıllarınca işlerine gelmeyen her tarihi hadiseyi; ''bu resmi tarihtir'', ''bu zırvadır'' minvalinde geveleyerek kendini tarih ve belge okuma uzmanı sanan bilgisizlere sormak gerekir: peki siz nereden okuyorsunuz bu tarihi? ingiliz resmi tarihinden mi? yaşamınız boyunca kaç tarihi vesika okuyup yorumladınız? ya da hepsini bırakın bir tarafa,resmi tarih diye bir şey var mıdır? eğer varsa çıkarırsınız resmi bir belgeyi,bu da yetmez; eksik kalan hususları siyasi ve ideolojik saplantılarınızdan sıyrılarak tarafsızca, tarihçilik metodu çerçevesinde yorumlayıp doğru tarihi ortaya koyarsınız.hoş,bu cenahın tarihçileri genelde mustafa armağan,kadir mısırlıoğlu gibi zevatlar olduğu için bu da pek mümkün görünmemektedir.bir de bu gerizekalılara ve onların tarihçiliğine paralel olarak bölücü terör örgütünün sözde ileri gelenleri bu konuda onları destekleyici yaklaşımlar ve tarihi değerlendirmelerde bulunurlar. bu teröristlerin ağzından ''resmi tarih'', ''kemalist tarih'' kavramlarını sık sık duyarsınız.oysa ki bunların hedeflerine tam olarak neyi koydukları ve karın ağrılarının ne olduğu çok net anlaşılabilir şeylerdir.
şıh sait ya da şeyh sait denilen okuma yazma bilmez bu cahil; yobaz ,gerici ve din kurumunu kullanarak aşiretinin gücüne güç katmış, bu güç ve nüfuzla da yerel bir servet değerindeki hayvanlarını,insanlara karın tokluğuna otlatan tipik bir feodal beyidir.cumhuriyetle birlikte ilerde bu nüfuzunu ve gücünü kaybedeceğini düşünüyordu.kimi yabancı istihbarat örgütlerinin raporlarında saitin ,öteden beri ingiliz istihbaratıyla ortak çalıştığı ve ayrılıkçı kürt hareketinin liderliğini üstlendiği yazsa da bu çapsızın bunu başarabilecek bir kabiliyetinin olmadığı ve bu sebeple doğrudan türkiye cumhuriyeti devleti sınırları içinde sözde bağımsız kürdistan amacıyla başlatılmış bir isyan olmadığı zaten bilinmektedir. söz konusu isyancı zaten mahkeme süreci boyunca bu kalkışmayı bir ''kıyam'' olarak nitelendirmekte ve diğer aşiret önderlerine gönderdiği mektupların çoğunda bunun bir cihat ve dini kurtarma hareketi olduğunu açıkça beyan etmektedir.dönemin bölücü örgütleri 'azadi' ve kürt teali cemiyeti nin planlama safhasında olayın direkt içinde olduğuna dair hiç bir belge ve bilgi bulunmamaktadır. hatta azadi örgütünün, söz konusu kalkışma neticesinde devletin isyanı bastırmak suretiyle bölgede gücünü artıracağından çekindiği ve ilk aşamada kalkışmaya engel olmak istediği bir çok belge ve delilde mevcuttur.elbette klasik bölücü huyları sonucu sonradan isyanın parçası ve destekleyicisi haline gelmişler ve isyan gerici ve ayrılıkçı bir niteliğe bürünmüştür.yine doğrudan saitin ingiliz istihbaratına çalıştığına dair belge olmamasına rağmen dönemin gizli ve askeri istihbarat servislerinin raporlarında ve bizzat gazi atatürk 'ün değerlendirmelerinde ingilizlerin isyanda parmağı olduğu, hatta bizzat tertipleyicileri olduğu vurgulanmıştır.lozan'da net bir bir çözüme kavuşturulamayan musul sorununun milletler cemiyeti'ne intikal etmesinden kısa bir süre sonra bu isyanın başlaması, sebep sonuç ilişkisi kurabilen azıcık zeka sahibi insan için bile durumu gayet özetler niteliktedir.
tüm bunları bir yana bıraktığımızda insanı hayretler içinde bırakan başka bir şey vardır ki; o da bölücülerle dinden geçinen siyasal anlayışın, cumhuriyete ve onun getirdiği yeni düzene karşı aynı içi boş eleştirel yaklaşımlarda nasıl ağız birliği ettiği ve nasıl bir kenetlenme halinde bulundukları gerçeğidir.bu şaşkınlığı üstümüzden atmak için ise emperyalizm kavramını ve onun kullandığı araçları iyi bilmek yeterli olacaktır.
uzunca bir süredir, akıllarınca işlerine gelmeyen her tarihi hadiseyi; ''bu resmi tarihtir'', ''bu zırvadır'' minvalinde geveleyerek kendini tarih ve belge okuma uzmanı sanan bilgisizlere sormak gerekir: peki siz nereden okuyorsunuz bu tarihi? ingiliz resmi tarihinden mi? yaşamınız boyunca kaç tarihi vesika okuyup yorumladınız? ya da hepsini bırakın bir tarafa,resmi tarih diye bir şey var mıdır? eğer varsa çıkarırsınız resmi bir belgeyi,bu da yetmez; eksik kalan hususları siyasi ve ideolojik saplantılarınızdan sıyrılarak tarafsızca, tarihçilik metodu çerçevesinde yorumlayıp doğru tarihi ortaya koyarsınız.hoş,bu cenahın tarihçileri genelde mustafa armağan,kadir mısırlıoğlu gibi zevatlar olduğu için bu da pek mümkün görünmemektedir.bir de bu gerizekalılara ve onların tarihçiliğine paralel olarak bölücü terör örgütünün sözde ileri gelenleri bu konuda onları destekleyici yaklaşımlar ve tarihi değerlendirmelerde bulunurlar. bu teröristlerin ağzından ''resmi tarih'', ''kemalist tarih'' kavramlarını sık sık duyarsınız.oysa ki bunların hedeflerine tam olarak neyi koydukları ve karın ağrılarının ne olduğu çok net anlaşılabilir şeylerdir.
şıh sait ya da şeyh sait denilen okuma yazma bilmez bu cahil; yobaz ,gerici ve din kurumunu kullanarak aşiretinin gücüne güç katmış, bu güç ve nüfuzla da yerel bir servet değerindeki hayvanlarını,insanlara karın tokluğuna otlatan tipik bir feodal beyidir.cumhuriyetle birlikte ilerde bu nüfuzunu ve gücünü kaybedeceğini düşünüyordu.kimi yabancı istihbarat örgütlerinin raporlarında saitin ,öteden beri ingiliz istihbaratıyla ortak çalıştığı ve ayrılıkçı kürt hareketinin liderliğini üstlendiği yazsa da bu çapsızın bunu başarabilecek bir kabiliyetinin olmadığı ve bu sebeple doğrudan türkiye cumhuriyeti devleti sınırları içinde sözde bağımsız kürdistan amacıyla başlatılmış bir isyan olmadığı zaten bilinmektedir. söz konusu isyancı zaten mahkeme süreci boyunca bu kalkışmayı bir ''kıyam'' olarak nitelendirmekte ve diğer aşiret önderlerine gönderdiği mektupların çoğunda bunun bir cihat ve dini kurtarma hareketi olduğunu açıkça beyan etmektedir.dönemin bölücü örgütleri 'azadi' ve kürt teali cemiyeti nin planlama safhasında olayın direkt içinde olduğuna dair hiç bir belge ve bilgi bulunmamaktadır. hatta azadi örgütünün, söz konusu kalkışma neticesinde devletin isyanı bastırmak suretiyle bölgede gücünü artıracağından çekindiği ve ilk aşamada kalkışmaya engel olmak istediği bir çok belge ve delilde mevcuttur.elbette klasik bölücü huyları sonucu sonradan isyanın parçası ve destekleyicisi haline gelmişler ve isyan gerici ve ayrılıkçı bir niteliğe bürünmüştür.yine doğrudan saitin ingiliz istihbaratına çalıştığına dair belge olmamasına rağmen dönemin gizli ve askeri istihbarat servislerinin raporlarında ve bizzat gazi atatürk 'ün değerlendirmelerinde ingilizlerin isyanda parmağı olduğu, hatta bizzat tertipleyicileri olduğu vurgulanmıştır.lozan'da net bir bir çözüme kavuşturulamayan musul sorununun milletler cemiyeti'ne intikal etmesinden kısa bir süre sonra bu isyanın başlaması, sebep sonuç ilişkisi kurabilen azıcık zeka sahibi insan için bile durumu gayet özetler niteliktedir.
tüm bunları bir yana bıraktığımızda insanı hayretler içinde bırakan başka bir şey vardır ki; o da bölücülerle dinden geçinen siyasal anlayışın, cumhuriyete ve onun getirdiği yeni düzene karşı aynı içi boş eleştirel yaklaşımlarda nasıl ağız birliği ettiği ve nasıl bir kenetlenme halinde bulundukları gerçeğidir.bu şaşkınlığı üstümüzden atmak için ise emperyalizm kavramını ve onun kullandığı araçları iyi bilmek yeterli olacaktır.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
zulümler yağmur gibi yağmaya başlayınca
"dur!" diyen olmaz artık,
cinayetler üst üste yığılmaya başlayınca görülmez oluverirler.
çekilen acılar dayanılmaz olunca duyulmaz hiçbir çığlık.
çığlıklar da yaz yağmuru gibi yağar.
(bkz: bertolt brecht)
"dur!" diyen olmaz artık,
cinayetler üst üste yığılmaya başlayınca görülmez oluverirler.
çekilen acılar dayanılmaz olunca duyulmaz hiçbir çığlık.
çığlıklar da yaz yağmuru gibi yağar.
(bkz: bertolt brecht)
devamını gör...
mayıs
gül mevsimidir.
yılın neredeyse tamamı açık çiçekli kalacak güllerin açmaya başladığı aydır.
sabahattin ali'nin yazdığı mayıs ayların gülüdür diye başlayan mayıs şiirini de böylece anlamak mümkündür.
yılın neredeyse tamamı açık çiçekli kalacak güllerin açmaya başladığı aydır.
sabahattin ali'nin yazdığı mayıs ayların gülüdür diye başlayan mayıs şiirini de böylece anlamak mümkündür.
devamını gör...
basiret
arapça "basar" yani görmek sözcüğünden gelir. basiret, insanın sadece gözüyle görmemesi kalp gözüyle de görebilmesidir. insanın kalp gözüyle, br şeyi anlaması, kavraması ve idrak etmesi anlamına gelir. basiret, uzağı görüş sağgörü, seziş anlamlarına da gelir
ayrıca dilimizde, gerçeği kavrayamama ve ileriyi görememe, doğru karar verememe anlamına gelen basireti bağlanmak deyimi de yer alır.
ayrıca dilimizde, gerçeği kavrayamama ve ileriyi görememe, doğru karar verememe anlamına gelen basireti bağlanmak deyimi de yer alır.
devamını gör...
karikatür
insan hayatında trajik olan bazı durumların çizime yansımasıyla durumun trajikomik hale gelmesini sağlayan çizim sanatıdır. birçok karikatürde kendi yaşanmışlığımızı görüyoruz, bu yüzden ilginç ve çekici geliyor. gayet sıradan bir olayın karikatürize edilmiş halini gördükten sonra karikatür okumaya ilgim artmıştı. insana farklı bir bakış açısı ve mizah anlayışı kazandırıyor.
devamını gör...
kütüphanede ders çalışmak
bana biraz göstermelik eylem gibi geliyor.sonuçta olabildiğince sessiz tutulmaya çalışılsa da, etrafında bir sürü insan oluyor.mutlaka konsantrasyonunu dağıtacak bir hareket, ses , eylem ile karşılaşıyorsun.
bence kişinin kendi odası, çalışabilmesi adına en izole olabileceği yer ama tez yazıyorsan ya da ulaşman gereken kaynaklar varsa, bilgisayarını alıp işini bitirene kadar kütüphanede vakit geçirmen mantıklı.
ya da ilham olması açısından gidip ortamını sevdiğin kütüphanenin seçtiğin bir kısmına otururarak acil olmayan işlerini halledebilirsin.
onun dışında benim sıcak bakmadığım bir eylem çünkü ben çalışırken bölündüğümde delirebiliyorum özellikle bir şey üretmeye çalıştığım ya da ciddi bir şeye kendimi hazırlamaya çalıştığım anlarda çünkü ders çalışırken kendime dahi katı davranırım.sorumluluklarımı yerine getirme konusunda doğal bir asilik geliştirdim.o an istemesem bile, mutlaka o işin başına oturuyorum.
zaten üniversiteyi onurla bitirip, yüksek ve doktora’ya dahil olmamıda sağlayan bu kişisel direncim oldu diye düşünüyorum.daha üniversitede okurken, proseför olmayı planlamıştım.şimdi 2. doktorayı hatta 3. cüyü cümle içinde kuruyorum.
kısaca; kütüphane çoklu bir ortam olması sebebiyle bana göre bir yer değil ama var oluş mantığı her zaman çok güzel.
bence kişinin kendi odası, çalışabilmesi adına en izole olabileceği yer ama tez yazıyorsan ya da ulaşman gereken kaynaklar varsa, bilgisayarını alıp işini bitirene kadar kütüphanede vakit geçirmen mantıklı.
ya da ilham olması açısından gidip ortamını sevdiğin kütüphanenin seçtiğin bir kısmına otururarak acil olmayan işlerini halledebilirsin.
onun dışında benim sıcak bakmadığım bir eylem çünkü ben çalışırken bölündüğümde delirebiliyorum özellikle bir şey üretmeye çalıştığım ya da ciddi bir şeye kendimi hazırlamaya çalıştığım anlarda çünkü ders çalışırken kendime dahi katı davranırım.sorumluluklarımı yerine getirme konusunda doğal bir asilik geliştirdim.o an istemesem bile, mutlaka o işin başına oturuyorum.
zaten üniversiteyi onurla bitirip, yüksek ve doktora’ya dahil olmamıda sağlayan bu kişisel direncim oldu diye düşünüyorum.daha üniversitede okurken, proseför olmayı planlamıştım.şimdi 2. doktorayı hatta 3. cüyü cümle içinde kuruyorum.
kısaca; kütüphane çoklu bir ortam olması sebebiyle bana göre bir yer değil ama var oluş mantığı her zaman çok güzel.
devamını gör...
çilek
çok güzel kokan; kremşanti, pudra şeker, çikolata sos vs ile iyi giden süper meyve. reçeli de güzel olur.
devamını gör...
30 yaşından fazla olup kendini genç gören insan
zaten genciz kardeşim, 39 yaşındayım, boyu çoktan beni aşmış ergen bir oğlum var diye ben şimdi yaşlı mı oluyorum? yıllardır pilates, fitness, zumba, yoga yapıyorum, herkes 20'li yaşlarda gösterdiğimi söylüyor, ben de kendimi gayet enerjik hissediyorum. önemli olan hisler bence, sayılara takılmayın. yaş almaktan daha kötüsü, 20'li yaşlarda olup içindeki yaşam sevincini öldürmüş, ruhu yaşlanmış biri olmaktır bence, umarım aramızda öyle birileri yoktur.
devamını gör...
sözlük yazarlarının boş vakit aktiviteleri
dizi izlemek, müzik dinlemek, podcast keşfetmek ve sevdiğim insanlara mesaj atıp onlar görene kadar darlamak**.
devamını gör...
garip fobiler
çocukken tuvalet penceresinden korkardım. binanın içine açılıyordu. orada yaratıklar var sanıyordum.
devamını gör...
babun
eski dünya maymunları ailesinden bir primat cinsi. babun türlerinin kaç tane olduğu konusunda ihtilaf vardır. bazıları tüm babunların tek bir türe ait olduğunu söylerken genelde 5 ayrı tür oldukları söylenir. babunlar nerdeyse afrika'nın tüm bölgelerinde yaygın olarak yaşarlar. ayrıca mısır ve sudan'da bulunan tek primat cinsidir. fakat madagaskar'da bulunmazlar.
erkek babunlar dişi babunların nerdeyse iki katı büyüklüğüne sahiptir. babunların kuyrukları gövdelerinden daha kısa olup kavisli bir şekildedir. boyları 40 ila 110 cm arasındadır. babunlar gündüzleri aktif olurlar, bozkırlarda, yarı çöllerde, savanlarda, ormanlık alanlarda, kayalık bölgelerde bulunurlar. yerde dört ayak üzerinde hareket ederler, bu zaman kuyrukları da bükülmüş bir vaziyettedir.
büyük sürüler halinde yaşarlar, iletişim için 30'a kadar ses sinyalleri vardır, ayrıca iletişim için yüz ifadesi ve jest de kullanırlar. çok dikkatlidirler, kendilerini korumak için etrafı dikkatlice izlerler. vahşi bir hayvan kendilerine doğru yaklaşırsa, o zaman hilalimsi bir şekilde dizilirler ve sonra genç erkeklerin öncüsü gelip vahşi hayvanı karşılar. hasılı vahşi hayvan neye uğradığını şaşırır.
babunlar umutsuzcasına ve acımasızcasına savaşırlar. ayrıca birlikte çalışırlar. onlar sanki tüm güçleriyle hayata tutunmaya çalışırlar, hayata olan bağlılıklarını kaybetmezler. işte vahşi hayvan bu durumla karşılaşınca tehlike içerisinde olduğunu anlar. çünkü vahşi hayvan onlardan birine saldırıp onu yakalayabilir ama karşılığında diğer tüm babunlar hayvana saldıracaklardır. bunu "anlayınca" bir kural olarak babun avlamaktan vazgeçer.
eğer olur da bir gün bir babunla yaklaşırsanız, onun zararsız olduğunu düşünmeyin. çünkü birçok insan babunun zararsız olduğunu düşünür. oysa tam tersidir. bilhassa yetişkin erkek babunlar, insanlara saldırır ve dişleriyle ciddi yaralanmalara sebep olurlar. babunların insanlarla çatışmasının sebebi çoğu zaman insanları yavrulara yönelik tehdit olarak görmeleridir.

erkek babunlar dişi babunların nerdeyse iki katı büyüklüğüne sahiptir. babunların kuyrukları gövdelerinden daha kısa olup kavisli bir şekildedir. boyları 40 ila 110 cm arasındadır. babunlar gündüzleri aktif olurlar, bozkırlarda, yarı çöllerde, savanlarda, ormanlık alanlarda, kayalık bölgelerde bulunurlar. yerde dört ayak üzerinde hareket ederler, bu zaman kuyrukları da bükülmüş bir vaziyettedir.
büyük sürüler halinde yaşarlar, iletişim için 30'a kadar ses sinyalleri vardır, ayrıca iletişim için yüz ifadesi ve jest de kullanırlar. çok dikkatlidirler, kendilerini korumak için etrafı dikkatlice izlerler. vahşi bir hayvan kendilerine doğru yaklaşırsa, o zaman hilalimsi bir şekilde dizilirler ve sonra genç erkeklerin öncüsü gelip vahşi hayvanı karşılar. hasılı vahşi hayvan neye uğradığını şaşırır.
babunlar umutsuzcasına ve acımasızcasına savaşırlar. ayrıca birlikte çalışırlar. onlar sanki tüm güçleriyle hayata tutunmaya çalışırlar, hayata olan bağlılıklarını kaybetmezler. işte vahşi hayvan bu durumla karşılaşınca tehlike içerisinde olduğunu anlar. çünkü vahşi hayvan onlardan birine saldırıp onu yakalayabilir ama karşılığında diğer tüm babunlar hayvana saldıracaklardır. bunu "anlayınca" bir kural olarak babun avlamaktan vazgeçer.
eğer olur da bir gün bir babunla yaklaşırsanız, onun zararsız olduğunu düşünmeyin. çünkü birçok insan babunun zararsız olduğunu düşünür. oysa tam tersidir. bilhassa yetişkin erkek babunlar, insanlara saldırır ve dişleriyle ciddi yaralanmalara sebep olurlar. babunların insanlarla çatışmasının sebebi çoğu zaman insanları yavrulara yönelik tehdit olarak görmeleridir.

devamını gör...
yazarların bugünkü mutsuzluk sebebi
şu covid illeti 2 yıl sonra bize de bulaştı, ailecek pozitifiz (bu kelimeyi bunun için kullanmak çok sinir bozucu). annem hastanede yatıyor ve ben de refakatçıyım.
insanın annesini bu durumda görmesi çok üzücü bir şey. boğazımda yumruyla dolaşıyorum.
insanın annesini bu durumda görmesi çok üzücü bir şey. boğazımda yumruyla dolaşıyorum.
devamını gör...
herbert von karajan
zamanında trt-1 kanalında hikmet şimşek tarafından hazırlanan ve sunulan pazar konseri programı sayesinde tanıştığımız 1908-1989 tarihleri arasında yaşamış dünyaca ünlü avusturyalı orkestra şefidir. kökenleri yunanistana dayanmakta ve karayani soyadından gelmektedir.
34 sene boyunca berlin flarmoni orkestrası şefliği yapmıştır. 1933-1945 yılları arasında nazi partisi üyeliği sebebiyle daha sonra çok eleştirilsede, aynı durumda olan eski naziler gibi başka şansım mı vardı? diyerek mahkemede aklanmıştır.
gelmiş geçmiş en büyük orkestra şeflerinden biri olarak kabul edilir, ölümünden sonra hintli zubin mehta bayrağı devralmıştır denebilir. mehta'da gene hikmet şimşek sayesinde türkiye'de tanınmıştır.
bir zamanlar viyana filarmoni orkestrasının yeni yıl konserlerini hep von karajan yönetirdi:
34 sene boyunca berlin flarmoni orkestrası şefliği yapmıştır. 1933-1945 yılları arasında nazi partisi üyeliği sebebiyle daha sonra çok eleştirilsede, aynı durumda olan eski naziler gibi başka şansım mı vardı? diyerek mahkemede aklanmıştır.
gelmiş geçmiş en büyük orkestra şeflerinden biri olarak kabul edilir, ölümünden sonra hintli zubin mehta bayrağı devralmıştır denebilir. mehta'da gene hikmet şimşek sayesinde türkiye'de tanınmıştır.
bir zamanlar viyana filarmoni orkestrasının yeni yıl konserlerini hep von karajan yönetirdi:
devamını gör...
bir oturuşta okunacak kitap önerileri
mart menekşeleri
sarah jio
sarah jio
devamını gör...
türk kadınının eleştiri kabul etmemesi
çünkü haklıyızdır . bizi eleştirme hakkınız size verdiğimizde ne yaptınız bir düşünün bakalım .
erkekler bizi eleştirmiyor .bize karışma hakkı buluyor kendinde.
ne giymeleri gerektiğini söyleyenlerden tutun da, "bunu giyin" diyenlere kadar pek çok işsiz kişi kadınlara kendi zevklerini dayatmaya çalışıyorlar.
birtakım şeylere sahip olmayan, bazı şeyleri yapamayan, onu giyemeyen, bunu taşıyamayan kadınların kendine kadın dememesi gerektiğini düşünüyorlar . hem de bunu yalnızca erkekler yapmıyor . kadınlar da hemcinslerini aynı şekilde gömmek için sıraya giriyorlar. bir insan bir insanın neden getir götürünü yapsın arkadaşlar sadece tipi yerinde diye? ayrıca, kime göre ve neye göre konuşuyoruz?
yaşadığımız coğrafyada bu elbiseyi giyebilecek kadın yok paylaşımlarını da unutmayalım.buradan
bir yandan türk kadınının dış görüntüsüyle ilgili eleştiri yapmaya çalışırken, diğer yandan da giyim zevkine bulaşıyor.
pardon da siz kimsiniz ? biz iki kadın görünce salya akıtan tipler yüzünden kendimiz olamıyorken , siz kim olarak bizi eleştiriyorsunuz ?
erkekler bizi eleştirmiyor .bize karışma hakkı buluyor kendinde.
ne giymeleri gerektiğini söyleyenlerden tutun da, "bunu giyin" diyenlere kadar pek çok işsiz kişi kadınlara kendi zevklerini dayatmaya çalışıyorlar.
birtakım şeylere sahip olmayan, bazı şeyleri yapamayan, onu giyemeyen, bunu taşıyamayan kadınların kendine kadın dememesi gerektiğini düşünüyorlar . hem de bunu yalnızca erkekler yapmıyor . kadınlar da hemcinslerini aynı şekilde gömmek için sıraya giriyorlar. bir insan bir insanın neden getir götürünü yapsın arkadaşlar sadece tipi yerinde diye? ayrıca, kime göre ve neye göre konuşuyoruz?
yaşadığımız coğrafyada bu elbiseyi giyebilecek kadın yok paylaşımlarını da unutmayalım.buradan
bir yandan türk kadınının dış görüntüsüyle ilgili eleştiri yapmaya çalışırken, diğer yandan da giyim zevkine bulaşıyor.
pardon da siz kimsiniz ? biz iki kadın görünce salya akıtan tipler yüzünden kendimiz olamıyorken , siz kim olarak bizi eleştiriyorsunuz ?
devamını gör...


