duygusal zeka
duygusal olmak yüksek duygusal zeka için gereklilik değildir. duygusal zeka duyguları anlamayı ve yönetmeyi sağlayan zekadır.
empati yeteneğinin hemen hemen tüm insanlarda farklı seviyelerde olduğu kabul edilmekte.
suç psikoloğu professor robert hare'in insanların çoğu için empati adeta varsayılan moddayken, psikopatlar ve sosyopatlar için empati modunun isteğe bağlı olduğunu ifade etmektedir. hare'in araştırmasında yer alan 21 psikopatik mahkum empati yetenelerini adeta elektrik düğmesini açıp kapatır gibi kullanma özelliğine sahip . bu araştırmada psikopatik özellik taşıyan insanların empati seviyesi ise normal insanlarla aynı çıkmıştır.
hare, psikopatların ve sosyopatların bu özelliklerini kurbanlarını avlamak sürecinde kullandıklarını, duyguları manipüle edebildiklerimi ifade etmekte ve duygusal zekaya sahip olduklarını ileri sürmekte. buradan
öte yandan hare'in iddiası bilim dünyasında tartışmalıdır. daha geniş gruplarla yapılan benzer testlerde çelişkili sonuçlar çıkmıştır. bu araştırmalardan biri psychopathy and ability emotional intelligence: widespread or limited association among facets? buradan
bilimadamları duygusal zeka testlerinin, gerçek duygusal içgörüden çok uyumu değerlendirdiğine ve günümüzde uygulanan duygusal zeka testlerinin duygusal zeka seviyesinin kesin olarak ortaya konulmasındaki yetersizliğine dikkat çekmekteler.
magazinlerde yayınlanan sözde duygusal zeka testlerinden birini yapıp ardından sonuçlar için üzülmeyin. magazinlerde yayınlanan testler bilimsel anlamda yapılan testlerden çok hangi burç erkek size daha uygun testlerine benzer nitelik taşımakta.
duygusal zeka sadece insanlara özgü değil. duyan ve düşünen varlıklar olan hayvanlarda duygusal zekaya sahip. bu konudaki ilk araştırmalar yunuslar, maymunlar ve fillerin duygusal zekaya sahip olduğunu dile getirmekte ve bu hayvanları diğer hayvanlardan ayıran zevk için seks yapan hayvanlar olma özelliğine odaklanmaktaydı. son 30 yılda yapılan çalışmalarsa memeli hayvanların yanı sıra kuşlar ve balıkların duygusal zekaya sahip olduğunu göstermekte. zevk için seks yapmak ya da kur yapmanın duygusal zekanın tek belirleyicisi olmadığına işaret etmekte.
örneğin köpeklerle yapılan araştırmalar köpeklerin duygusal zekalarını sadece diğer hayvanlar olan ilişkilerinde değil insanlarla ilişkilerinde de kullandıklarını ortaya koymakta. insanların yüz ifadelerini okuma ve hormon kokularıyla insanın duygusal durumunu anlama, duyguları yönetme ve istediği şeyi elde etmek için duyguları manipüle etme yeteceğini gösteriyor. buradan
empati yeteneğinin hemen hemen tüm insanlarda farklı seviyelerde olduğu kabul edilmekte.
suç psikoloğu professor robert hare'in insanların çoğu için empati adeta varsayılan moddayken, psikopatlar ve sosyopatlar için empati modunun isteğe bağlı olduğunu ifade etmektedir. hare'in araştırmasında yer alan 21 psikopatik mahkum empati yetenelerini adeta elektrik düğmesini açıp kapatır gibi kullanma özelliğine sahip . bu araştırmada psikopatik özellik taşıyan insanların empati seviyesi ise normal insanlarla aynı çıkmıştır.
hare, psikopatların ve sosyopatların bu özelliklerini kurbanlarını avlamak sürecinde kullandıklarını, duyguları manipüle edebildiklerimi ifade etmekte ve duygusal zekaya sahip olduklarını ileri sürmekte. buradan
öte yandan hare'in iddiası bilim dünyasında tartışmalıdır. daha geniş gruplarla yapılan benzer testlerde çelişkili sonuçlar çıkmıştır. bu araştırmalardan biri psychopathy and ability emotional intelligence: widespread or limited association among facets? buradan
bilimadamları duygusal zeka testlerinin, gerçek duygusal içgörüden çok uyumu değerlendirdiğine ve günümüzde uygulanan duygusal zeka testlerinin duygusal zeka seviyesinin kesin olarak ortaya konulmasındaki yetersizliğine dikkat çekmekteler.
magazinlerde yayınlanan sözde duygusal zeka testlerinden birini yapıp ardından sonuçlar için üzülmeyin. magazinlerde yayınlanan testler bilimsel anlamda yapılan testlerden çok hangi burç erkek size daha uygun testlerine benzer nitelik taşımakta.
duygusal zeka sadece insanlara özgü değil. duyan ve düşünen varlıklar olan hayvanlarda duygusal zekaya sahip. bu konudaki ilk araştırmalar yunuslar, maymunlar ve fillerin duygusal zekaya sahip olduğunu dile getirmekte ve bu hayvanları diğer hayvanlardan ayıran zevk için seks yapan hayvanlar olma özelliğine odaklanmaktaydı. son 30 yılda yapılan çalışmalarsa memeli hayvanların yanı sıra kuşlar ve balıkların duygusal zekaya sahip olduğunu göstermekte. zevk için seks yapmak ya da kur yapmanın duygusal zekanın tek belirleyicisi olmadığına işaret etmekte.
örneğin köpeklerle yapılan araştırmalar köpeklerin duygusal zekalarını sadece diğer hayvanlar olan ilişkilerinde değil insanlarla ilişkilerinde de kullandıklarını ortaya koymakta. insanların yüz ifadelerini okuma ve hormon kokularıyla insanın duygusal durumunu anlama, duyguları yönetme ve istediği şeyi elde etmek için duyguları manipüle etme yeteceğini gösteriyor. buradan
devamını gör...
bir insana hak ettiğinden fazla değer vermek
bu durum sadece kişinin kendisini üzer, kırar ve yıpratır. sonradan pişman olunan ama içindeyken farkedemediğin bir durum gibi.
devamını gör...
eski sevgiliye mesaj atmak için bahaneler
atmayın guzum atmayın yawrım benimm! cevap gelmeyecek mesaja sonradan pişman olacağın mesaja kafa ve zaman harcama yeğenn!
devamını gör...
sevgili edinme konusunda hiçbir şey yapmayan insan
dünyada yaygın bulunan ve sap adı verilen insan türüdür.
devamını gör...
germinal
okudukça gerçekçiliği karşısında karnınıza kramplar sokan ve sizi içten içe oyan émile zola kitabı. uzun yıllar boyunca işçi sınıfını temsil etmiştir. determinizmin kıyılarında gezen karakterleri ve sınıf çatışması hakkında en gerçekçi yorumlardan birini ortaya koyması sebebiyle okumaktan en çok keyif aldığım kitaplardan biridir aynı zamanda. zola betimlemeleri birebir çevrilebilecek bir yazar değil ne yazık ki ve bundan dolayı ana dilinde okumuyorsanız bazı durumlarda kopukluklar yaşamanız olası bir durum yine de hamdi varoğlu çevirisi oldukça güzeldir.
--- alıntı ---
les grèves ? des bêtises ! puis, au milieu du silence faché qui s'était fait, il ajouta doucement:
- en somme, je ne dis pas non, si ça vous amuse : ça ruine les uns, ça tue les autres, et c'est toujours autant de nettoyé... seulement de ce train-là, on mettrait bien mille ans pour renouveler le monde. commencez donc par me faire sauter ce bagne où vous crevez tous !
--- alıntı ---
--- alıntı ---
les grèves ? des bêtises ! puis, au milieu du silence faché qui s'était fait, il ajouta doucement:
- en somme, je ne dis pas non, si ça vous amuse : ça ruine les uns, ça tue les autres, et c'est toujours autant de nettoyé... seulement de ce train-là, on mettrait bien mille ans pour renouveler le monde. commencez donc par me faire sauter ce bagne où vous crevez tous !
--- alıntı ---
devamını gör...
boş a4 kağıdının fotokopisini çekerek sonsuz kağıt üretmek
kağıt üretmiş olmuyoruz. üretilmiş kağıdı, boş boş makineden geçirerek, ısıtmış oluyoruz. bazen ironi, ilgi çekme vs. şeklinde yazılmış şeylere cevap verme huyumun önüne geçemiyorum. bu konuda kendimi törpülemem gerekiyor.
devamını gör...
tercihlerde benzerlik teorisi
tercihlerde benzerlik teorisi, 1961 yılında staffan burenstam linder tarafından ileri sürülmüştür. linder aynı zamanda, dış ticaret teorisinde talep olgusuna ilk olarak yer veren iktisatçılardan biridir. linder, tercihlerde benzerlik teorisinin işleyiş mekanizmasını şu şekilde açıklamıştır: sanayi ürünleri ticareti, özellikle benzer tercihlere ve gelir düzeyine sahip ülkeler arasında yoğunlaşmaktadır. başka bir ifade ile, zevkleri birbirine benzer ülkeler arasında daha canlı ticaret ilişkileri kurulmaktadır. bu anlamda tercihlerde benzerlik teorisi, homojen olmayan, zevklerin ve ölçek ekonomilerinin önemli olduğu sanayi ürünleri ticaretini açıklamaktadır.
devamını gör...
optik
şimdi efenim david hockney diye bir ressam var ..bu adam pop-art resimlere önemli katkıları olmuş bir adamdır.... 20. yy'ın en etkin ressamlarındandır ..
bu ressam arkadaşımız california'da ki evinde güneşlenmeyi ve yüzmeyi çok sever...bu nedenle özellikle havuz temalı, su altında süzülen nesneler, optik etkileri resmetmeye bayılır... özellikle havuz temalılara dikkat etmeniz açısından ''
''
bu arkadaş ışığı, yarattığı kırınım ve efektleri o kadar iyi gözlemlemiş ki; 15 yy dan beri bazı ünlü ressamların eserlerini yaratırken merceklerden yararlanmış olduğunu ileri sürüyor...
bazı basit optik aletlerle bir manzara, tuval üzerine düşürülebiliniyor, ressamda üstünden geçebiliyordu. hockney'e göre; ingres ve caravaggio gibi bazı büyük ressamların dahil olduğu grup, bu optik hilelere başvurmuştu...
geride bazı geometrik izler bırakmışlardı.
bu izlerle ilgili bilgi optikte uzman olan charles falco ile birlikte çalışarak temellendirdiği 'secret knowledge: rediscovering the lost techniques of the old masters' adlı kitapta bu izlere değiniyor ve önemli ressamların 'sanatsal teknik ve becerinin' gelişiminden ziyade , camera obscura , camera lucida ve kavisli aynalar gibi optik aletlerden destek alarak bu resimleri yaptığını ileri sürüyordu
efenim bu olay büyük tartışmalara sebep oldu...
detaylı kaynak bilgi için: en.wikipedia.org/wiki/Hockn...
bu ressam arkadaşımız california'da ki evinde güneşlenmeyi ve yüzmeyi çok sever...bu nedenle özellikle havuz temalı, su altında süzülen nesneler, optik etkileri resmetmeye bayılır... özellikle havuz temalılara dikkat etmeniz açısından ''
''bu arkadaş ışığı, yarattığı kırınım ve efektleri o kadar iyi gözlemlemiş ki; 15 yy dan beri bazı ünlü ressamların eserlerini yaratırken merceklerden yararlanmış olduğunu ileri sürüyor...
bazı basit optik aletlerle bir manzara, tuval üzerine düşürülebiliniyor, ressamda üstünden geçebiliyordu. hockney'e göre; ingres ve caravaggio gibi bazı büyük ressamların dahil olduğu grup, bu optik hilelere başvurmuştu...
geride bazı geometrik izler bırakmışlardı.
bu izlerle ilgili bilgi optikte uzman olan charles falco ile birlikte çalışarak temellendirdiği 'secret knowledge: rediscovering the lost techniques of the old masters' adlı kitapta bu izlere değiniyor ve önemli ressamların 'sanatsal teknik ve becerinin' gelişiminden ziyade , camera obscura , camera lucida ve kavisli aynalar gibi optik aletlerden destek alarak bu resimleri yaptığını ileri sürüyordu
efenim bu olay büyük tartışmalara sebep oldu...
detaylı kaynak bilgi için: en.wikipedia.org/wiki/Hockn...
devamını gör...
bugün keşke yaşasaydı denilen müzisyen
neşe, dert, aşk neşet ertaş.
devamını gör...
pavlov'un göbeği
tanıma şerefi herkese nasip olmayacak, kibar, nazik, bilgi dolu moderatörümüz. aklımı çelip tüm yetkimi alabilecek seviyede kibar ve ikna edicidir. *
iyi ki var, iyi ki tanımışım dediğim kişilerdendir. sessiz duruşuna bakmayın, iş bitiricidir.
iyi ki var, iyi ki tanımışım dediğim kişilerdendir. sessiz duruşuna bakmayın, iş bitiricidir.
devamını gör...
tarih-i kadim
yüz yıl önce şairin serzenişte bulunduğu ve hala süregelmekte olan bir mahşerin tanımıdır. manzumede şair tarih ve tanrı ile hesaplaşma içine girer.
tarih-i kadîm, eski tarih anlamından çok dünyanın ve insanlığın varolduğu günden beri süregelen süreç olarak tanımlanmıştır.
etimle kemiğimle insan olmaktan nefret ettiğim bu yüzyılda daha çok alt başlık eklemek isterdim. pedofili gibi , insan öldürülmesi gibi (hem de savaşları ya da dini bile alet etmeden sırf vahşet için). uzunca bir metin ama kesinlikle okunmalıdır insan hayatında, en azından bir kez .
tarihi kadim
işte, der, insanoğlunun geçmiş hayatı bu.
ve başlar bize maval okumaya.
ninniler uydurup uyutur bizi
dedelerimizin derin boşluklar içinde, uzun,
zifiri karanlık hayatından.
gösterir bize evvel zamanı,
tek doğru, en güzel örnek, der.
bakarsın gelecek günlerin farkı yok geçen geceden.
senin tarih dediğin işte budur,
alnında altı bin yıllık buruşuklar
ve bir o kadar da kuşku.
başı geçmişe bir düşe değer,
sürünür ayağı bomboş bir geleceğe,
bir deri bir kemik,
ayakta zorla durur.
ben hiç tiksinmem ondan,
karşıma alırım onu arada bir,
anlat bakalım, derim, şu eskilerden.
bir parça feylesofa benzer o,
bir parça sırtlana benzer,
berbat suratıyla da bir hortlağa.
yoklar mezarını unutulmuş gecelerin,
başlar paslı, boğuk bir sesle
bir bir bana anlatmaya,
sırasıyle, ne olmuş ne bitmişse:
hep yıkım üstüne yıkım,
acı üstüne acı!
ne vakit geçse anlı şanlı bir ordu,
çöküverir ağır gölgesi bir bulutun,
kanlar yağar dört bir yana.
en başta bir kanlı bayrak.
kanlı bir taç gelir arkasından.
sonra araçlar sökün eder kan içinde:
balta, topuz, yay, kılıç, mızrak,
mancınık, top, tüfek, sapan.
arada, kanlı komutanlar ve savaş birlikleri.
en son alay alay esirler geçer.
yenen bir kişiye yenilen on kişi,
çiğneyen haklı, yiğnenen hapı yuttu.
yıkımlara, acılara alkış tut,
yüksekten bakanlar önünde eğil,
insafla birdir aşşağılık ve namussuzluk,
doğruluk lafta, yürekte değil,
iyilik ayaklarda, kötülük kucaklarda.
bir gerçek var, tek bir gerçek:
eli kolu bağlayan zincir.
bir tek şey var sözü geçen: yumruk.
hak güçlünün, kötünün yanı.
uzun lafın kısası:
ezmeyen ezilir!
nerde bir şeref var, iğreti.
nerde bir mutluluk var, yama.
bir şeyin ne başına inan ne sonuna.
din şehit ister, gökyüzü kurban.
her yanda durmadan kan akacak,
durmadan her yanda kan!
işte böyle inler, sayıklar o,
anlatır insanoğlunun bu belalı ömrü
ne yolda, nasıl sürdüğünü.
bakarım iskeletin kanlar köpürür dişlek ağzında.
duyarım sesinin titreyen kuyusunda
yankısını korkunç bir iniltinin,
ben de başlarım birdenbire titremeye,
toprak da tiksintiyle titremiş gibi gelir bana.
savaşın gürültüsü, patırtısı, indir artık
indir bu acıklı sahnenin perdesini!
dinsin sonu gelmeyen bu karışıklık!
sen de, gelenekçi iskelet,
yazdığın kara yazılara bir son ver,
aydınlığa susadık biz, aydınlığa susadık.
uzun karanlıklar içinde uyumak isteyen mi var?
bizden iyi geceler onlara,
bizden onlara iyi uykular!
kimsin, ey gölge, kendinden geçmiş,
koşuyorsun karanlıklara doğru?
kanla oynamış gibisin,
kırmış geçirmişsin insanoğlunu.
sen buna kahramanlık mı dedin?
onun kökü kan ve hayvanlık be?
şehirler çiğne, ordular dağıt,
kes, kopar, kır, sürükle,
ez, vur, yak ve yık.
yalvarmalara yakarmalara boş ver,
gözyaşlarına iniltilere aldırma.
ölümle, acıyla doldur geçtiğin yeri,
ne ekin ko, ne ot ko, ne yosun.
sönsün evler, sürünsün insanlar orda burda,
kalmasın alt üst olmayan hiçbir yer,
mezar taşına dönsün her ocak,
damlar çöksün yetimlerin başına.
bu ne alçaklık böyle bu ne namussuzluk!
hey bana bak, başbuğ musun ne?
yerin dibine bat, cakanla gösterişinle!
her başarı bir yıkım bir mezarlık,
işte bir yavrucak yatıyor şurda,
ey cihangir, onu gör de utan!
devril, bağımsızlığın eskimiş tahtı, devril,
nice acılar verdin bütün insanlara,
inim inim inlettin bütün insanları.
parçalan, kararmış tac, tuz buz ol,
hep senin yüzünden yoksulluğu insanların.
göz yaşından incilerin nerde hani?
nasıl da yosun tutmuşlar, bi görsen!
eski çağlar nasıl kanmış size?
ey kan içen kargalar,
bütün karanlıklar sizinle dolu!
artık yeter fikri susturduğunuz,
yerini hiç bir şey tutamaz bu dünyada
zincirsiz, kelepçesiz yaşamanın.
hadi gidin tarih korusun sizi,
-haydutlara en iyi sığınaktır gece-,
gidin, yok olun siz de o mezarlıkta.
işte müjdelerin en güzeli,
işte en gerçek özgürlük
düşümüzdeki gelecek çağlarda:
ne savaş, ne savaşan, ne salgın,
ne saltanat, ne yoksulluk, ne ezen, ne ezilen,
ne yakınma, ne de zulmün kahrı,
ne tapılan, ne tapan,
ben benim, sen de sen!
ey soyulan iskelet, kimse bilmeyecek o zaman,
kimse bilmeyecek senin sayıp döktüklerini,
savaş ne, karışıklık ne, zafer ne, anlaşma ne?
belki duyulmadık bir öykü,
belki korkunç bir masal.
çok sürmez köhne kitap,
fikri gömen sayfaların
bugün olmazsa yarın yırtılacak.
ama kim yapacak dersin bu işi?
bu öyle büyük, öyle kocaman bir devrim ki,
hangi güç kalkar, ben yaparım der?
yerlerin ve göklerin sahibi mi?
tamam, işte oldu şimdi!
yeri göğü elinde tutan o kibirli,
o somurtkan ve dokunulmaz.
bütün bu kavgalar onun yüzünden değil mi?
gökyüzü, sen söyle,
yüzyıllarca sel gibi akan su,
- şimdi esrik bir ağzın türküsü,
kuru sesi zindandaki bir adamın,
iç açan bir söz ya da yakan bir söz şimdi,
bir geniş "oh! ", bir derin "eyvah! ",
bir yakarış, bir övgü,
şimdi tüy gibi bir rüzgar,
şimdi ağzın bir kasırga.
dokunaklı bir yakınma şimdi,
sabredemeyen bir başa kakma,
bir titreme, bir çan sesi,
bir savaş davulunun gümbürtüsü,
için için ağlamasi çaresizliğin,
kahrın iyilikbilir kişnemesi,
bir söylev, apaçık, gürül gürül,
şimdi utangaç ve hasta bir yalvarış,
bir rahatlık bir iç sıkıntısı,
şimdi korkunç bir haykırma -
bütün bu karman çorman gürültü patırtıyla
inleyen boş kubbe, sen söyle!
sen ki her sesi yankılayansın,
söyle, bu bir sürü boş çabalama içinde,
daha yukarlardaki şu tanrı katına
hangi sesin yankısı varabilmiş ki?
hangi dua kabul olmuş bugüne dek?
binlerim seni, göklerin tanrısı,
din ulularından dinlerim seni:
"ne benzer var, ne noksanı,
canlı ve ölümsüz ve her şeye gücü yeten ve yüce.
odur veren yiyeceği içeceği,
düşleri gerçek yapan o,
bilen, haberi olan, kahreden ve öç alan,
açık, kapalı her şeyi duyan ve anlayan,
el uzatan yoksullara ve çaresizlere,
her zaman her yerde bulunan ve her yeri gören..."
seni böyle övüp duruyorlar işte.
oysa senin en üstün özelliğin ne,
"ortaksız" oluşun değil mi?
kaç ortağın var şu bataklıkta, bir bak.
topu ölümsüz ve her şeye gücü yeten ve kahreden.
ve topu ortaksız ve tek.
ve topunun buyruğu yasağı ve saltanatı var,
ve topunun yukarlarda bir gökyüzü.
bütün ordan gelir yüreğe doğan.
topunun güneşi, ayı, yıldızları var,
ve topunun görünmez bir tanrısı.
topunun adanan bir cenneti var,
ve topunun bir varlığı, bir yokluğu,
ve topunun saygıdeğer bir peygamberi.
ve topunun cennetinde körpecik güzel kızlar yaşar.
ve topunun cehenneminde birer lokmadır insancıklar.
tanrılar ne derse onu yapacak halk,
sabırla ve kahırla olacak iki büklüm.
ama tanrılar ne derse onu yapacak.
inanasım gelmiyor bunların hiçbirine.
"ne bileyim? " diyor kime sorsam.
hepsi bir kuruntu mu bunların yoksa?
belki aldanmak yaşamanın bir gereği.
belki de hepsi de doğrudur, kim bilir,
belki ben hiç bir şeyin farkında değilim,
karıştırmaktayım "yok" la "var" ı.
kusurum ne? kuşkuda olmak mı?
kuşku koşmaktır aydınlıklara doğru.
insan aklıdır eninde sonunda gerçeği bulacak olan.
belki de yok olacağız bir gün topumuz birden.
kimbilir, öbür dünya belki de var.
madem bu beden o ölümsüzün işi,
ne diye kıvranır durur bin türlü dert içinde?
hadi diyelim aslımız toprak bizim,
sen gel onu kederden bir çamur yap.
- her yeri kanla, göz yaşıyla dolu -
insaf be, bu kadarı da olur mu?
sen gel hem yoktan var et,
sonra da ettiğini boz, kötüle.
hiç bir yaradandan ummam bunu:
yaradan yok eder, ama perişan etmez!
en zorlu düşmanın işte, tanrı,
boğmak ister seni ulu katında,
çok iyi tanırsın sen o yılanı,
onun kızgın zehrinden bir vakitler bize
bir tadımlık vermiştin hani.
kuşku! en zalim en güçlü düşman.
bunu ya bildin ya koydun kafamıza,
ya da bilemedin işin nereye varacağını.
"şeytanlık, düzen, sapıklık" denen şey var ya,
bugün yerinden yurdundan edecek seni o.
tapınağında ışıklarını söndürüyor,
elleriyle parçalıyor heykelini.
sense, iler tutar yerin kalmamış,
göçüp gidiyorsun olanca gücünle.
burçlarında yıkılmalar falan hani?
nerde hani gümbürtüsü yıldırımlarının?
o kızgın soluğun hani nerde?
ne cehennemlerinde bir kaynama var?
ne büyük acını gören bir göz.
ne de kulaklarda dokunaklı bir çınlama.
oysa bir ufak parçası kopsa insanın,
bir sızlanma olur, duyulur bir ağlaşma.
sen yeryüzü ve gökyüzü'nle göç gir de,
bir inilti bile duyulmasın ortalıkta.
tam tersi, kahkahadan geçilmiyor.
zaten yalana ağlasa ağlasa,
bir ikiyüzlüler ağlar,
bir de ahmaklar.
t. f.
en sevdiğimdir.
tarih-i kadîm, eski tarih anlamından çok dünyanın ve insanlığın varolduğu günden beri süregelen süreç olarak tanımlanmıştır.
etimle kemiğimle insan olmaktan nefret ettiğim bu yüzyılda daha çok alt başlık eklemek isterdim. pedofili gibi , insan öldürülmesi gibi (hem de savaşları ya da dini bile alet etmeden sırf vahşet için). uzunca bir metin ama kesinlikle okunmalıdır insan hayatında, en azından bir kez .
tarihi kadim
işte, der, insanoğlunun geçmiş hayatı bu.
ve başlar bize maval okumaya.
ninniler uydurup uyutur bizi
dedelerimizin derin boşluklar içinde, uzun,
zifiri karanlık hayatından.
gösterir bize evvel zamanı,
tek doğru, en güzel örnek, der.
bakarsın gelecek günlerin farkı yok geçen geceden.
senin tarih dediğin işte budur,
alnında altı bin yıllık buruşuklar
ve bir o kadar da kuşku.
başı geçmişe bir düşe değer,
sürünür ayağı bomboş bir geleceğe,
bir deri bir kemik,
ayakta zorla durur.
ben hiç tiksinmem ondan,
karşıma alırım onu arada bir,
anlat bakalım, derim, şu eskilerden.
bir parça feylesofa benzer o,
bir parça sırtlana benzer,
berbat suratıyla da bir hortlağa.
yoklar mezarını unutulmuş gecelerin,
başlar paslı, boğuk bir sesle
bir bir bana anlatmaya,
sırasıyle, ne olmuş ne bitmişse:
hep yıkım üstüne yıkım,
acı üstüne acı!
ne vakit geçse anlı şanlı bir ordu,
çöküverir ağır gölgesi bir bulutun,
kanlar yağar dört bir yana.
en başta bir kanlı bayrak.
kanlı bir taç gelir arkasından.
sonra araçlar sökün eder kan içinde:
balta, topuz, yay, kılıç, mızrak,
mancınık, top, tüfek, sapan.
arada, kanlı komutanlar ve savaş birlikleri.
en son alay alay esirler geçer.
yenen bir kişiye yenilen on kişi,
çiğneyen haklı, yiğnenen hapı yuttu.
yıkımlara, acılara alkış tut,
yüksekten bakanlar önünde eğil,
insafla birdir aşşağılık ve namussuzluk,
doğruluk lafta, yürekte değil,
iyilik ayaklarda, kötülük kucaklarda.
bir gerçek var, tek bir gerçek:
eli kolu bağlayan zincir.
bir tek şey var sözü geçen: yumruk.
hak güçlünün, kötünün yanı.
uzun lafın kısası:
ezmeyen ezilir!
nerde bir şeref var, iğreti.
nerde bir mutluluk var, yama.
bir şeyin ne başına inan ne sonuna.
din şehit ister, gökyüzü kurban.
her yanda durmadan kan akacak,
durmadan her yanda kan!
işte böyle inler, sayıklar o,
anlatır insanoğlunun bu belalı ömrü
ne yolda, nasıl sürdüğünü.
bakarım iskeletin kanlar köpürür dişlek ağzında.
duyarım sesinin titreyen kuyusunda
yankısını korkunç bir iniltinin,
ben de başlarım birdenbire titremeye,
toprak da tiksintiyle titremiş gibi gelir bana.
savaşın gürültüsü, patırtısı, indir artık
indir bu acıklı sahnenin perdesini!
dinsin sonu gelmeyen bu karışıklık!
sen de, gelenekçi iskelet,
yazdığın kara yazılara bir son ver,
aydınlığa susadık biz, aydınlığa susadık.
uzun karanlıklar içinde uyumak isteyen mi var?
bizden iyi geceler onlara,
bizden onlara iyi uykular!
kimsin, ey gölge, kendinden geçmiş,
koşuyorsun karanlıklara doğru?
kanla oynamış gibisin,
kırmış geçirmişsin insanoğlunu.
sen buna kahramanlık mı dedin?
onun kökü kan ve hayvanlık be?
şehirler çiğne, ordular dağıt,
kes, kopar, kır, sürükle,
ez, vur, yak ve yık.
yalvarmalara yakarmalara boş ver,
gözyaşlarına iniltilere aldırma.
ölümle, acıyla doldur geçtiğin yeri,
ne ekin ko, ne ot ko, ne yosun.
sönsün evler, sürünsün insanlar orda burda,
kalmasın alt üst olmayan hiçbir yer,
mezar taşına dönsün her ocak,
damlar çöksün yetimlerin başına.
bu ne alçaklık böyle bu ne namussuzluk!
hey bana bak, başbuğ musun ne?
yerin dibine bat, cakanla gösterişinle!
her başarı bir yıkım bir mezarlık,
işte bir yavrucak yatıyor şurda,
ey cihangir, onu gör de utan!
devril, bağımsızlığın eskimiş tahtı, devril,
nice acılar verdin bütün insanlara,
inim inim inlettin bütün insanları.
parçalan, kararmış tac, tuz buz ol,
hep senin yüzünden yoksulluğu insanların.
göz yaşından incilerin nerde hani?
nasıl da yosun tutmuşlar, bi görsen!
eski çağlar nasıl kanmış size?
ey kan içen kargalar,
bütün karanlıklar sizinle dolu!
artık yeter fikri susturduğunuz,
yerini hiç bir şey tutamaz bu dünyada
zincirsiz, kelepçesiz yaşamanın.
hadi gidin tarih korusun sizi,
-haydutlara en iyi sığınaktır gece-,
gidin, yok olun siz de o mezarlıkta.
işte müjdelerin en güzeli,
işte en gerçek özgürlük
düşümüzdeki gelecek çağlarda:
ne savaş, ne savaşan, ne salgın,
ne saltanat, ne yoksulluk, ne ezen, ne ezilen,
ne yakınma, ne de zulmün kahrı,
ne tapılan, ne tapan,
ben benim, sen de sen!
ey soyulan iskelet, kimse bilmeyecek o zaman,
kimse bilmeyecek senin sayıp döktüklerini,
savaş ne, karışıklık ne, zafer ne, anlaşma ne?
belki duyulmadık bir öykü,
belki korkunç bir masal.
çok sürmez köhne kitap,
fikri gömen sayfaların
bugün olmazsa yarın yırtılacak.
ama kim yapacak dersin bu işi?
bu öyle büyük, öyle kocaman bir devrim ki,
hangi güç kalkar, ben yaparım der?
yerlerin ve göklerin sahibi mi?
tamam, işte oldu şimdi!
yeri göğü elinde tutan o kibirli,
o somurtkan ve dokunulmaz.
bütün bu kavgalar onun yüzünden değil mi?
gökyüzü, sen söyle,
yüzyıllarca sel gibi akan su,
- şimdi esrik bir ağzın türküsü,
kuru sesi zindandaki bir adamın,
iç açan bir söz ya da yakan bir söz şimdi,
bir geniş "oh! ", bir derin "eyvah! ",
bir yakarış, bir övgü,
şimdi tüy gibi bir rüzgar,
şimdi ağzın bir kasırga.
dokunaklı bir yakınma şimdi,
sabredemeyen bir başa kakma,
bir titreme, bir çan sesi,
bir savaş davulunun gümbürtüsü,
için için ağlamasi çaresizliğin,
kahrın iyilikbilir kişnemesi,
bir söylev, apaçık, gürül gürül,
şimdi utangaç ve hasta bir yalvarış,
bir rahatlık bir iç sıkıntısı,
şimdi korkunç bir haykırma -
bütün bu karman çorman gürültü patırtıyla
inleyen boş kubbe, sen söyle!
sen ki her sesi yankılayansın,
söyle, bu bir sürü boş çabalama içinde,
daha yukarlardaki şu tanrı katına
hangi sesin yankısı varabilmiş ki?
hangi dua kabul olmuş bugüne dek?
binlerim seni, göklerin tanrısı,
din ulularından dinlerim seni:
"ne benzer var, ne noksanı,
canlı ve ölümsüz ve her şeye gücü yeten ve yüce.
odur veren yiyeceği içeceği,
düşleri gerçek yapan o,
bilen, haberi olan, kahreden ve öç alan,
açık, kapalı her şeyi duyan ve anlayan,
el uzatan yoksullara ve çaresizlere,
her zaman her yerde bulunan ve her yeri gören..."
seni böyle övüp duruyorlar işte.
oysa senin en üstün özelliğin ne,
"ortaksız" oluşun değil mi?
kaç ortağın var şu bataklıkta, bir bak.
topu ölümsüz ve her şeye gücü yeten ve kahreden.
ve topu ortaksız ve tek.
ve topunun buyruğu yasağı ve saltanatı var,
ve topunun yukarlarda bir gökyüzü.
bütün ordan gelir yüreğe doğan.
topunun güneşi, ayı, yıldızları var,
ve topunun görünmez bir tanrısı.
topunun adanan bir cenneti var,
ve topunun bir varlığı, bir yokluğu,
ve topunun saygıdeğer bir peygamberi.
ve topunun cennetinde körpecik güzel kızlar yaşar.
ve topunun cehenneminde birer lokmadır insancıklar.
tanrılar ne derse onu yapacak halk,
sabırla ve kahırla olacak iki büklüm.
ama tanrılar ne derse onu yapacak.
inanasım gelmiyor bunların hiçbirine.
"ne bileyim? " diyor kime sorsam.
hepsi bir kuruntu mu bunların yoksa?
belki aldanmak yaşamanın bir gereği.
belki de hepsi de doğrudur, kim bilir,
belki ben hiç bir şeyin farkında değilim,
karıştırmaktayım "yok" la "var" ı.
kusurum ne? kuşkuda olmak mı?
kuşku koşmaktır aydınlıklara doğru.
insan aklıdır eninde sonunda gerçeği bulacak olan.
belki de yok olacağız bir gün topumuz birden.
kimbilir, öbür dünya belki de var.
madem bu beden o ölümsüzün işi,
ne diye kıvranır durur bin türlü dert içinde?
hadi diyelim aslımız toprak bizim,
sen gel onu kederden bir çamur yap.
- her yeri kanla, göz yaşıyla dolu -
insaf be, bu kadarı da olur mu?
sen gel hem yoktan var et,
sonra da ettiğini boz, kötüle.
hiç bir yaradandan ummam bunu:
yaradan yok eder, ama perişan etmez!
en zorlu düşmanın işte, tanrı,
boğmak ister seni ulu katında,
çok iyi tanırsın sen o yılanı,
onun kızgın zehrinden bir vakitler bize
bir tadımlık vermiştin hani.
kuşku! en zalim en güçlü düşman.
bunu ya bildin ya koydun kafamıza,
ya da bilemedin işin nereye varacağını.
"şeytanlık, düzen, sapıklık" denen şey var ya,
bugün yerinden yurdundan edecek seni o.
tapınağında ışıklarını söndürüyor,
elleriyle parçalıyor heykelini.
sense, iler tutar yerin kalmamış,
göçüp gidiyorsun olanca gücünle.
burçlarında yıkılmalar falan hani?
nerde hani gümbürtüsü yıldırımlarının?
o kızgın soluğun hani nerde?
ne cehennemlerinde bir kaynama var?
ne büyük acını gören bir göz.
ne de kulaklarda dokunaklı bir çınlama.
oysa bir ufak parçası kopsa insanın,
bir sızlanma olur, duyulur bir ağlaşma.
sen yeryüzü ve gökyüzü'nle göç gir de,
bir inilti bile duyulmasın ortalıkta.
tam tersi, kahkahadan geçilmiyor.
zaten yalana ağlasa ağlasa,
bir ikiyüzlüler ağlar,
bir de ahmaklar.
t. f.
en sevdiğimdir.
devamını gör...
mansur yavaş’ın tüm makam araçlarını satma kararı
en doğrusu yapılmıştır.tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan o arabaları kendi özel işleri için kullanan,hakka giren o kadar insan vardır ki buna sebep olmuşlardır.tebrik etmek gerekir.
devamını gör...
ölmeden önce söylenmek istenen son söz
steam id: *******
şifre: *******
kafasozluk şifre ********
şifre: *******
kafasozluk şifre ********
devamını gör...
normal sözlük mayıs devrimi
alkışlıyoruz, çünkü ekip çalışıyor. yoldaş ve saz arkadaşlarının her yenilik için sözlük emekçilerini bilgilendirmesi de güzel.
ancak nostalji sevenler de unutulmamalı.
yoldaş, bugüne özel şöyle okkalı bir indirim de olsaydı iyi olmaz mıydı? emeğe değer vermek lazım.
ancak nostalji sevenler de unutulmamalı.
yoldaş, bugüne özel şöyle okkalı bir indirim de olsaydı iyi olmaz mıydı? emeğe değer vermek lazım.
devamını gör...
kendini gözlemlemek
insanın insan olabilmesi için gerekli olan durumdur. her gün 10 dakika kendini gözlemlemek çok önemli ve gereklidir.
bir laf vardır annem küçükken ben öküzlük yapınca çok söylerdi "öküz geldin öküz gideceksin" işte kendini gözlemlemek öküz gitmemeni sağlayacak bir durumdur.
kendini tanımak kendini gözlemlemek seni beni bizi sağlıklı bireyler yapıyor yapacak.
uzun süredir düşündüğüm bir konu kendini gözlemleme meselesi.
kendini gözlemlemek kendini tanımak olaylara veya durumlara tepki verirken bizi dizginliyor. bizi güçlü birisi yapıyor.
bizim çevreyi ve kendimizi gözlemleyen bir tarafımız var ama uyuyor horlayarak uyuyor.
onu uyandırmak çok önemli.
peki nasıl yapacağız bunu ?
analiz ederek ve farkında olarak.
o nasıl olacak beyefendi?
şöyle mesela bir olaya sinirlendiğimiz zaman o olaya neden sinirlendiğimizi düşünmeliyiz. neden sinirlendim niçin böyle oldu gibi sorular sorup analiz etmeliyiz.
anlıyorum analiz ettiğimiz zaman bir daha ki sefere daha kontrollü bir tepki vereceğiz değil mi?
evet kesinlikle. bir sonraki olayda sağlıklı seçim yapabileceğiz ve ona göre hareket edebileceğiz.
evet gözlemledik ama bitmedi tabi ki bunu kaydetmemiz çok önemli. kendimizle iletişim halindeyken çıkardığımız dersleri kaydetmeliyiz.
duygularımızı, düşüncelerimizi takip edip kaydedersek başımıza gelen olaylara daha bilinçli şekilde yaklaşırız.
uyan! düşüncelerine tanık ol. sen gözlemleyenin ta kendisinin, gözlemlediğin değil. (bkz: buddha)
uzun zamandır kafa patlattığım ve merak ettiğim bir konuydu. değerli yazarlar fikirlerini belirtirlerse başlık altını okuyacağım.
tanım girerken araştırdığım okuduğum izlediğim kaynaklar.
www.derki.com/ruhsallik/ken...
bir laf vardır annem küçükken ben öküzlük yapınca çok söylerdi "öküz geldin öküz gideceksin" işte kendini gözlemlemek öküz gitmemeni sağlayacak bir durumdur.
kendini tanımak kendini gözlemlemek seni beni bizi sağlıklı bireyler yapıyor yapacak.
uzun süredir düşündüğüm bir konu kendini gözlemleme meselesi.
kendini gözlemlemek kendini tanımak olaylara veya durumlara tepki verirken bizi dizginliyor. bizi güçlü birisi yapıyor.
bizim çevreyi ve kendimizi gözlemleyen bir tarafımız var ama uyuyor horlayarak uyuyor.
onu uyandırmak çok önemli.
peki nasıl yapacağız bunu ?
analiz ederek ve farkında olarak.
o nasıl olacak beyefendi?
şöyle mesela bir olaya sinirlendiğimiz zaman o olaya neden sinirlendiğimizi düşünmeliyiz. neden sinirlendim niçin böyle oldu gibi sorular sorup analiz etmeliyiz.
anlıyorum analiz ettiğimiz zaman bir daha ki sefere daha kontrollü bir tepki vereceğiz değil mi?
evet kesinlikle. bir sonraki olayda sağlıklı seçim yapabileceğiz ve ona göre hareket edebileceğiz.
evet gözlemledik ama bitmedi tabi ki bunu kaydetmemiz çok önemli. kendimizle iletişim halindeyken çıkardığımız dersleri kaydetmeliyiz.
duygularımızı, düşüncelerimizi takip edip kaydedersek başımıza gelen olaylara daha bilinçli şekilde yaklaşırız.
uyan! düşüncelerine tanık ol. sen gözlemleyenin ta kendisinin, gözlemlediğin değil. (bkz: buddha)
uzun zamandır kafa patlattığım ve merak ettiğim bir konuydu. değerli yazarlar fikirlerini belirtirlerse başlık altını okuyacağım.
tanım girerken araştırdığım okuduğum izlediğim kaynaklar.
www.derki.com/ruhsallik/ken...
devamını gör...
yazarların çocukken en sevdiği çizgi film
(bkz: celementine)
sizin efsane dediğiniz, kayıtlarını aradığınız çizgi filmi ben canlı canlı izleyip altıma s.çıyordum afedersin.
sizin efsane dediğiniz, kayıtlarını aradığınız çizgi filmi ben canlı canlı izleyip altıma s.çıyordum afedersin.
devamını gör...
sözlük radyosu
açıldığı andan beri ah geldi iki gözümün çiçeği şeklinde dinlediğim sözlük radyosu'nda şu an resmen şampiyonlar ligi düzenlenmektedir.
gomercan var.
hoop kort tarikatı şeyhi eyluling var.
heeeey en büyük 2 kurucumuzdan biri benjamin amcamız da var.
e diğer kurucumuz, sırrı abimiz iko abimiz olmadan olmaz.
yetmedi mi? sakinliğiyle nam salan yöneticimiz pavlov'un göbeği de var. e daha kim olsun ama?
bizi epey bi süre sözlük radyosuz bıraktınız ama bu yayın*** ile tüüüm kırgınlıklarımızı aldınız. teşşeeekkürleeer.
gomercan var.
hoop kort tarikatı şeyhi eyluling var.
heeeey en büyük 2 kurucumuzdan biri benjamin amcamız da var.
e diğer kurucumuz, sırrı abimiz iko abimiz olmadan olmaz.
yetmedi mi? sakinliğiyle nam salan yöneticimiz pavlov'un göbeği de var. e daha kim olsun ama?
bizi epey bi süre sözlük radyosuz bıraktınız ama bu yayın*** ile tüüüm kırgınlıklarımızı aldınız. teşşeeekkürleeer.
devamını gör...
kar yağışını sosyal medya hesabında paylaşan insan
sosyal medya kullanan insandır. istediğini yapar efendim, çok rahatsızsanız ya takip etmezsiniz ya sessize alırsınız. içinize dert ettiğiniz konulara bak. insanların küçük mutluluklarını elinden almakta üstünüze yok.
devamını gör...
herkes hoşlandığı sözlük yazarını itiraf etsin etkinliği
her seçim bir kaybediştir durumu yaratan rica.
yok şimdi, yazacaksın acayip hoşlanıyorum, mıncırırım diye birini. diğer hoşlanacağın kısmetler kapanacak. olay riskli çok hafif ama heyecan dorukta. herkes kendi adını arayacak entrylerde.
diyelim hoşlandım yazdın iki shot tekila çakıp. kız mesaj atar,
"lütfen mesajını siler misin, erkek arkadaşım var böyle konulara karışmak istemiyorum."
al işte. püre gibi kalırsın. üstelik, o mesajı okuyan senden hoşlanan kişiyi de kırarsın. artık o da sana gelmez.
çok karışık işler. organize işler.
yok şimdi, yazacaksın acayip hoşlanıyorum, mıncırırım diye birini. diğer hoşlanacağın kısmetler kapanacak. olay riskli çok hafif ama heyecan dorukta. herkes kendi adını arayacak entrylerde.
diyelim hoşlandım yazdın iki shot tekila çakıp. kız mesaj atar,
"lütfen mesajını siler misin, erkek arkadaşım var böyle konulara karışmak istemiyorum."
al işte. püre gibi kalırsın. üstelik, o mesajı okuyan senden hoşlanan kişiyi de kırarsın. artık o da sana gelmez.
çok karışık işler. organize işler.
devamını gör...
