ayşe begüm onbaşı
siz sedat peker’in paylaşacağı yeni videoyu beklerken... bu güzel kız, ayşe begüm onbaşı. 18 yaşında. jimnastikte dünya şampiyonu oldu.
mafya babası olmadığı için duymadınız.
kendisi jimnastikçidir. ve çok güzeldir.
mafya babası olmadığı için duymadınız.
kendisi jimnastikçidir. ve çok güzeldir.
devamını gör...
türkiye’de asla yaşanmayacak fantastik olaylar
bir konuyu tartışırken karşı tarafın'bunun hakkında bilgim yok' demesi
devamını gör...
ilginç etimolojik bağlantılar
ingilizcede, latincede "s" ekinin çoğul anlam vermesine benzer bir işlev türkçede de "z" ekiyle görülüyor. siz, biz, göz, omuz, diz sözcüklerinin sonunun z harfiyle bitmesi bu sebepten. tarihin eski dönemlerinde latince ve türkçenin aynı kaynaktan kökler aldığı düşünülüyormuş.
devamını gör...
21 aralık 2020 dünyanın sonu iddiası
yarın art arda dört tane sınavım var. güzel zamanlama.
18.12 editi: ee nerede? dört sınava da girdim ben. hiç işime yaramadı. bundan sonra ne olursa olsun.
18.12 editi: ee nerede? dört sınava da girdim ben. hiç işime yaramadı. bundan sonra ne olursa olsun.
devamını gör...
itin ahmağı baklavadan pay umar
bir atasözüdür.
aptallığın neler yaptırabileceğini anlatır. sahip olamayacağını bile bile bir çıkar beklentisinin zavallılığıdır bu.
aptallığın neler yaptırabileceğini anlatır. sahip olamayacağını bile bile bir çıkar beklentisinin zavallılığıdır bu.
devamını gör...
yazarların içinde oldukları yaş ile ilgili fikirleri
her şey için çok geç olmak üzereymişçesine hissettiren bi yaş..
devamını gör...
buraya bakarlar
ankara'da metro ve ankaray duraklarında görülen gizemli reklam sloganı ve afişidir. siyah ve kırmızı'dan oluşan göz fotoğrafının üstünde "buraya bakarlar" yazar.
bunun reklam almak amacıyla yerleştirildiğini epey sonra öğrendim, uzun süre reklamın kendisi olduğunu ve gizli bir şey anlatmaya çalıştığını sanıyordum. acayip.
bunun reklam almak amacıyla yerleştirildiğini epey sonra öğrendim, uzun süre reklamın kendisi olduğunu ve gizli bir şey anlatmaya çalıştığını sanıyordum. acayip.
devamını gör...
doctor who
mahlasıma ilham olan gezegenin bulunduğu bilim kurgu dizisi. aynı zamanda izlediğim ilk yabancı dizidir doctor who. daha 3. sınıfa gidiyordum sanırım, abim izletmişti. blink bölümünü izledikten sonra rüyama ağlayan melek girmişti çok iyi hatırlıyorum. hala izlemeye devam ediyorum ve jodie whittaker'ın senarist yüzünden harcandığını düşünüyorum. evet, bence de bölümler eski tadı vermiyor. fakat bunun nedeni doktor değil, yoldaşların ve hikayenin ucuz olması. en sevmediğim clara bile bunların yanında iyi kalıyor. umarım bir an önce senarist gider ve 13. doktorun da gerçekten hatırlanası bölümleri olur.
kaptan jack harkness'ın gelişi elbette hatırlanacak çok büyük bir olay. ama demek istediğim jodie'nin dönemi ile ilgili tek hatırlayacağımız şeyin çok sevilen bir karakterin geri dönüşü olmasını istemiyorum. bence daha fazlasını hak ediyor.
kaptan jack harkness'ın gelişi elbette hatırlanacak çok büyük bir olay. ama demek istediğim jodie'nin dönemi ile ilgili tek hatırlayacağımız şeyin çok sevilen bir karakterin geri dönüşü olmasını istemiyorum. bence daha fazlasını hak ediyor.
devamını gör...
gaziantep
ülkemizdeki en iyi baklava ustalarının yetiştiği güzel şehrimiz.
sadece baklavası değil envai çeşit lezzetleri de 10 numara 5 yıldız diyebilirim rahatlıkla.
hele ki insanı, anlatmaya kelimeler yetmez*
sadece baklavası değil envai çeşit lezzetleri de 10 numara 5 yıldız diyebilirim rahatlıkla.
hele ki insanı, anlatmaya kelimeler yetmez*
devamını gör...
şarkılarda geçen etkileyici sözler
halimi hatrımı sormaz kullara bıraktın beni.
devamını gör...
hani benim nickaltım
benim nickaltıma yazan arkadaşlar arasında da böyle düşünerek yazan kişiler varsa kusura bakmasınlar, illa yazdı diye gidip, samimi olamayacağım bir şey yazamam nickaltlarına. aynısı beğeni için de geçerli. bunu coolluk olsun diye yapmıyorum. zaten benden ne kadar cool olur yahu?
sadece ve sadece yapmak istediğimi yapar, yazmak istediğimi yazarım.
ayrıca bu şekilde nezaketsiz birisi olduğumu da düşünmüyorum. iyi kötü kim yazarsa yazsın beğenirim ki bu benim için seni önemsiyorum, teşekkür ederim demektir.
bunları da başlık sahibi yazar arkadaşa, yapmayanları nezaketsiz buluyorsun demek için yazmadım. sadece bir iki defa buna benzer bir şeyler yazmaya niyet edip vaz geçmişken, bu nokta atışı konu olduğu için yazmak istedim.
sadece ve sadece yapmak istediğimi yapar, yazmak istediğimi yazarım.
ayrıca bu şekilde nezaketsiz birisi olduğumu da düşünmüyorum. iyi kötü kim yazarsa yazsın beğenirim ki bu benim için seni önemsiyorum, teşekkür ederim demektir.
bunları da başlık sahibi yazar arkadaşa, yapmayanları nezaketsiz buluyorsun demek için yazmadım. sadece bir iki defa buna benzer bir şeyler yazmaya niyet edip vaz geçmişken, bu nokta atışı konu olduğu için yazmak istedim.
devamını gör...
bir atın hikayesi
mark twain kitabıdır.
hepimizden üç kulaç daha derinde yaşayan ve döneminin kuşkusuz en büyük yazarı sayılan, william faulkner’ın kendini ve diğer amerikan yazarlarını onun varisi saydığı bir yazardır mark twain. katı bir emperyalist olan twain bu görüşünü 180 derecelik bir dönüşle tersine çevirir. o artık bir anti- emperyalisttir. ama mark twain’i mark twain yapan özellik bence bunların hiçbiri değldir.
o, benim okurken en çok güldüğüm yazardır. mizahın edebiyatı sulandırmadan nasıl yapılacağını en usta şekilde kanıtlamıştır edebiyat alemine hem de daha 1900’lü yıllara bile gelmeden. bazı mizahi öyküleri okurken insan sadece komik olduğunu ya da öyle olması gerektiğini anlar ve başka bir tepki vermez ancak mark twain okurken net bir tepkiniz vardır. gülersiniz. bize anlatmak istediklerini doğrudan anlatmaktansa daha farklı bir yol seçer twain ve der ki; “bir kediyi kuyruğundan taşıyan bir adam başka bir şekilde öğrenilecek bir şeyi öğrenir.” twain insanları güldürmenin neşelenmek için yeterli ve geçerli bir yol olduğuna inanır.
“bir atın hikayesi” bir öykü kitabıdır ve içinde “ölüm zarı” diye bilinen ünlü öykü de vardır. bloga yazmak için tekrar ve farklı bir yayından okuduğum kitap çevirinin önemini de bana bir kez daha göstermiş oldu. mark twain’i kötü bir çeviriden okumayınız. bu ek bilgiden sonra kitaba dönebilirim. “ölüm zarı”nda küçük bir çocuğun babasını hayatını nasıl kurtardığını anlatırken militarizme de hafiften bir dokundurur. “alonzo fıtz clarence and rosannah ethelton’ın aşkı” öyküsü ise garip bir aşk hikayesidir ki telefon marifetiyle sürdürülen ve nihayete erdirilen bir aşkı anlatır. zamane aşklarının örnek alması gereken bir öyküdür. “bir yargılama”da da önce idam edilip sonra yargılanmak istenen bir adamın hikayesi vardır ki ben okurken ciddi kahkahalar savurdum. en uzun hikaye olan “bir atın hikayesi”nde buffalo bill’in atının ağzından dinlersiniz öyküyü çoğu zaman ve bu öyküde yine askeri bir ortamda geçer ve içinde de çok sevimli bir kız çocuğu vardır.
mark twain çok büyük bir yazar olduğunu zaten ölmeden önce kanıtlama şansına erişmiş bir yazardır. okunmasını tavsiye etmek haddim değil elbette ama kitaplarına ilginizi çekmeye cesaret edebilirim sanırım. size yabancı olmadığına emin olduğum bu yazarı bir kez daha anma fırsatı olarak sunuyorum bu kitabı.
mark twain’in sözleriyle bitiriyorum yazımı:
araştır, hayal et ve keşfet…
hepimizden üç kulaç daha derinde yaşayan ve döneminin kuşkusuz en büyük yazarı sayılan, william faulkner’ın kendini ve diğer amerikan yazarlarını onun varisi saydığı bir yazardır mark twain. katı bir emperyalist olan twain bu görüşünü 180 derecelik bir dönüşle tersine çevirir. o artık bir anti- emperyalisttir. ama mark twain’i mark twain yapan özellik bence bunların hiçbiri değldir.
o, benim okurken en çok güldüğüm yazardır. mizahın edebiyatı sulandırmadan nasıl yapılacağını en usta şekilde kanıtlamıştır edebiyat alemine hem de daha 1900’lü yıllara bile gelmeden. bazı mizahi öyküleri okurken insan sadece komik olduğunu ya da öyle olması gerektiğini anlar ve başka bir tepki vermez ancak mark twain okurken net bir tepkiniz vardır. gülersiniz. bize anlatmak istediklerini doğrudan anlatmaktansa daha farklı bir yol seçer twain ve der ki; “bir kediyi kuyruğundan taşıyan bir adam başka bir şekilde öğrenilecek bir şeyi öğrenir.” twain insanları güldürmenin neşelenmek için yeterli ve geçerli bir yol olduğuna inanır.
“bir atın hikayesi” bir öykü kitabıdır ve içinde “ölüm zarı” diye bilinen ünlü öykü de vardır. bloga yazmak için tekrar ve farklı bir yayından okuduğum kitap çevirinin önemini de bana bir kez daha göstermiş oldu. mark twain’i kötü bir çeviriden okumayınız. bu ek bilgiden sonra kitaba dönebilirim. “ölüm zarı”nda küçük bir çocuğun babasını hayatını nasıl kurtardığını anlatırken militarizme de hafiften bir dokundurur. “alonzo fıtz clarence and rosannah ethelton’ın aşkı” öyküsü ise garip bir aşk hikayesidir ki telefon marifetiyle sürdürülen ve nihayete erdirilen bir aşkı anlatır. zamane aşklarının örnek alması gereken bir öyküdür. “bir yargılama”da da önce idam edilip sonra yargılanmak istenen bir adamın hikayesi vardır ki ben okurken ciddi kahkahalar savurdum. en uzun hikaye olan “bir atın hikayesi”nde buffalo bill’in atının ağzından dinlersiniz öyküyü çoğu zaman ve bu öyküde yine askeri bir ortamda geçer ve içinde de çok sevimli bir kız çocuğu vardır.
mark twain çok büyük bir yazar olduğunu zaten ölmeden önce kanıtlama şansına erişmiş bir yazardır. okunmasını tavsiye etmek haddim değil elbette ama kitaplarına ilginizi çekmeye cesaret edebilirim sanırım. size yabancı olmadığına emin olduğum bu yazarı bir kez daha anma fırsatı olarak sunuyorum bu kitabı.
mark twain’in sözleriyle bitiriyorum yazımı:
araştır, hayal et ve keşfet…
devamını gör...
hiçbir şey bitişik yazılmaz her şey ayrı yazılır
türkçe'nin hard core bir mizaha sahip olduğunu gösteren başlık.
devamını gör...
pardon
üniversitede iken bir arkadaşımla, ikimizin arasında sürekli olarak aynı diyaloğun geçmesini sağlamış güzel bir türk filmidir.
- kaç cigaramız kaldı?
* "cigaramız" diye genel bir kavram yok!
- kaç cigaramız kaldı?
* "cigaramız" diye genel bir kavram yok!
devamını gör...
ikilem
2018 yılında kurulmasını karar verilmiş, şöhretin basamaklarını yeni yeni çıkmaya başlayan müzik grubu. grup üyeleri ise serhat karan ve uğur ateş. ilerleyen zamanda bu grubun ismini çok daha fazla duyacağımıza eminim.
devamını gör...
işverenlerin yeni mezuna 3 bin lira teklif etmesi
devamını gör...
psikolojik sağlık
hayatta kalma iç güdüsünün psişik varyantıdır. hastalanmamak için pek çok önlem alırız ama psikolojik sağlığımızı korumak için ne yapmamız gereketiği konusunda pek fikrimiz yoktur.
psikolojik sağlık ve fiziksel sağlık bir çok benzerlik taşır. kafanızı bir yere vurduğunuzda kafanız ağrır şişer morarır vs, birinden duyulan kötü sözlerde canınızı sıkar sizi bunaltır sinirlerinizi bozar. fiziksel acıdan kaçınmak için bir yerlere çarpmamaya özen gösteririz peki psikolojik sağlığımızı korumak için ne gibi önlemler almalıyız? genelde bizim için sıkıntı oluşturabilecek şeylerden uzak durmayı tercih ederek bir savunma kalkanı yaratırız, fakat sosyal bir bireyin olası problemlerden kaçınmaya çalışmasıda başlı başına bir psikolojik rahatsızlıktır. sağlıklı bir psikolojisi olan birey, olası sorunlara karşı her zaman hazırlıklı olmalı ve zarar görmeden sorunlarla yüzleşebilecek şekilde bir psikolojik bağışıklık geliştirmelidir. işte buna inanç denir. inanç derken kastettiğim bireyin hayata bakış açısı, olayları kendisini etkileyemeyecek boyutlara indirgemesi ve yaşamla göğüs göğüse çarpışabilmesini sağlayan farkındalık seviyesi yada paradigması diyebiliriz.
inanç bireysel felsefe ile inşa edilir. din burda bir klavuzdur. asıl inanç bireyseldir. dinler katalizör görevi görür, bunun kanıtı aynı dine mensup, fakat farklı bakış açıları olan insanlardır. herkesin olaylara yaklaşımı ve tepkisi aynı değildir çünkü kişisel paradigmaları birbirinden farklıdır. felsefe ve onunla şekillenen inanç dinle yolunu bulur. bu şekilde psikolojik sağlık belirlenir.
psikolojik sağlık ve fiziksel sağlık bir çok benzerlik taşır. kafanızı bir yere vurduğunuzda kafanız ağrır şişer morarır vs, birinden duyulan kötü sözlerde canınızı sıkar sizi bunaltır sinirlerinizi bozar. fiziksel acıdan kaçınmak için bir yerlere çarpmamaya özen gösteririz peki psikolojik sağlığımızı korumak için ne gibi önlemler almalıyız? genelde bizim için sıkıntı oluşturabilecek şeylerden uzak durmayı tercih ederek bir savunma kalkanı yaratırız, fakat sosyal bir bireyin olası problemlerden kaçınmaya çalışmasıda başlı başına bir psikolojik rahatsızlıktır. sağlıklı bir psikolojisi olan birey, olası sorunlara karşı her zaman hazırlıklı olmalı ve zarar görmeden sorunlarla yüzleşebilecek şekilde bir psikolojik bağışıklık geliştirmelidir. işte buna inanç denir. inanç derken kastettiğim bireyin hayata bakış açısı, olayları kendisini etkileyemeyecek boyutlara indirgemesi ve yaşamla göğüs göğüse çarpışabilmesini sağlayan farkındalık seviyesi yada paradigması diyebiliriz.
inanç bireysel felsefe ile inşa edilir. din burda bir klavuzdur. asıl inanç bireyseldir. dinler katalizör görevi görür, bunun kanıtı aynı dine mensup, fakat farklı bakış açıları olan insanlardır. herkesin olaylara yaklaşımı ve tepkisi aynı değildir çünkü kişisel paradigmaları birbirinden farklıdır. felsefe ve onunla şekillenen inanç dinle yolunu bulur. bu şekilde psikolojik sağlık belirlenir.
devamını gör...
arkadaşların yanlış karar almasına engel olmak
bütün yakın arkadaşların boynunun borcu, var oluş amacıdır. işin kötüsü kalkıp kendi hayatında yanlış kararlar almaktır.
devamını gör...
yazarların unutamadığı film replikleri
why do fireflies have to die so soon?
-grave of the firefiles
-grave of the firefiles
devamını gör...