direkt sözlüğü satarım.
bir an düşünürsem ne olayım.
devamını gör...

direkt copy paste yapıyorum, yazım tuhaflıkları tamamen ona ait;

"ne donun biter ne tshirtun uskskskshah"

içimi acıtmasını boş verdim, bir de kel kafamla dalga geçti daha sonra.

(bkz: allahım neden ben)
(bkz: hayır bir de kıdemli yani)
devamını gör...

can yücel'e atfedilip kendisine ait olmayan şiirlerden sadece bir tanesidir.

büyüyü-tılsımını bozmak istemezdim ama bilgi bilgidir. *
devamını gör...

bazı insanların hala anlamakta güçlük çektiği bir şey var: eşcinsellik birilerinin örnek göstermesiyle, yönlendirmesiyle ortaya çıkan bir şey değildir. eşcinsellik doğuştan gelen bir yönelimdir, tercih değildir.

keşke dendiği gibi erkek çocukları onu örnek alsaydı. onun naifliğini, kibarlığını, sanatçı kimliğini örnek alsaydı. o zaman belki çok daha başka bir noktada olurduk.

topluma örnek olan kişileri eleştirecekseniz gündüz kuşağı programlarını, içinde her türlü şiddet bulunan dizileri eleştirin. yıl olmuş 2021 hala homofobiye karşı savaşıyoruz. hala eşcinselliğin normal bir durum olduğunu vurgulamak zorunda kalıyoruz. yazık.
devamını gör...

(bkz: nymphomaniac) filminin turkceye cevrilmis ismi.

2013 yapimi bir (bkz: lars von trier) filmi. -yazar ve yonetmen-
ikinci filmi de varmis ben izlemedim.*
bu ilk filmde konu soyle; genc bir hanimimiz bu hastaliktan muzdarip. oyle muzdarip ki yolda gordugu insanlari bile o an orada eyleme gecirmek istiyor. bu hastaliktan muzdarip oldugunu kendi kesfediyor. yani bor doktordan ogrenmiyor, kendi teshisini kendi koyuyor.
bu duygu durumu ona nuksettiginde gozu orgazm disinda hicbir sey gormuyor.
film tam bir konulu porno filmi gibi full +18 sahnelerle dolu.
ama ote yandan baya entellektuel de bir film. aski sorguluyor, insanlari sorguluyor, aski ariyor bla bla.
filmde joe-ana karakter- yine dayak yemis halde orta yasli bi adam tarafindan bulunup evine aliniyor.
adam kizcagiza bakiyor, yaralarini iyiilestiriyor falan derken kadin bu adamla dertlesmeye, kendi kendine koydugu teshisi anlatmaya basliyor.
bu yasadigi surecleri adama anlatirken anilarini ve olanlari izliyoruz aslinda film olarak.
gercekten aslinda izlenmesi gereken bir film. cunku yani oyle entel bi film ki ayni zamanda bi yerde fibonacci dizisi nden bile soz ediyorlar.
kizin babasi rolunda mr. robot'taki baba var. yine muhtesem oyunculuk.
joe'nin her yas grubu icin gercekten iyi oyunculuklar sergilenmis.

film toplamda 27 odule layik gorulmus ve 11 tanesini kazanmis.
bütçesi; $4.7 milyonmus. izleyince bu parayi nereye harcadiniz aluminyum diyorsunuz. ama belli olan para full oyunculara gitmis. cunku full biri birilerine atliyor. ben sadece kurtaj sahnesinden etkilendim oraya baya para gitmistir. gitmediyse de bilmiyorum.

kisacasi trier bey yine yapmis yapacagini.
ama turkceye neden itiraf diye cevirdiniz onu anlayamadim abiler.
bildigin (bkz: nemfomanyak) olmaliydi.
devamını gör...

aynı hassasiyeti cumhurbaşkanı olmanın şartları için de bekliyoruz.
küçümsediğin başörtülü kadın ingilizce bir şarkıyı gitar çalarak söylüyor. ama seni yönetenler dı spiiiç kürsü diyor. ön yargıları kıralım. hayat kısa. mâlum.
devamını gör...

kafamı çıkartmaktan çok korkuyordum. bir yunan askeri leşi almak için her şeyimi feda edebilirdim oysa. kafamı siperin ıslak yüzeyine yasladım. bir yastık gibi yumuşaktı. göz ucu ile bizim cepheye doğru koşan intihar bombacısını gördüm. "gözlerinde her şeyden bıkmış. yaşamayı ölmek ile nişanlamış birini görüyordum" savaştan mı yoksa delirdiğimden mi bilmem her şeyiyle bendim bizim cepheye koşan asker. cesaretimi topladım ve silahı doğrulttum. o askeri hala kendim olarak görüyordum. bana benden daha çok benzediği hissettim. bunu umursamadım ve tetiğe bastım. silah ateş etmiyordu. tekrar ve tekrar bastım. kendimi öldüremiyordum. üzerime koştu, aramızda 1 metre kalmıştı. koşarak zıpladı ve pimi çekmedi. bombayı patlatmadı. bana sarıldı. "ölmeyi göze alan bir adam sarılabilir miydi?" bir anda sesler kesildi. bu da yetmezmiş gibi kulağımda müslüm şarkısı çalıyordu. gözlerimi açtım. geçen sene binbir zorlukla boyadığım oda duvarımı gördüm. sabah zil sesimi arabesk şarkı yapmaktan vazgeçmeliydim.


kurduğum 8. alarmda uyanmıştım. her 5 dakika daha fazla uyumak istediğimde, ölüm döşeğinde azrail ile sözleşme yapıyor gibi hissediyordum. elinde sonunda uyanacaktım. elinde sonunda ölecektim. yatağımın karşısında boy aynam vardı karşısına güçsüz ve bitkin şekilde dikildim. gözlerime baktım. gözlerimde " her şeyden bıkmış, yaşamakla ölmeyi nişanlamış birini" görüyordum. kahvaltı yapmadım. ağzımda iğrenç bir tat vardı. hiç bu yoğun tadı bozmak istemedim.


kapıdan sonunda çıkabildim. bahçede beni hazır bekleyen kedimle karşılaştım. tebessüm ettim ve oturup sarıldım. "ölmeyi göze alan bir adam sarılabilir miydi?" sanırım gün içerisinde tek tebessüm ettiğim anıda arkamda bırakmıştım.

evde yalnızdım. iş yerinde yalnızdım. vücudumun her yerine temas edilen bu mahşer yerini andıran minibüste de yalnızdım. sağımda ve solumda ki cephelerde bulunan arkadaşlarım vardı. ancak hiçbiri bana isabet eden bir merminin önüne geçmeyecekti. işte bu yüzden yalnızdım. bu merminin önüne geçecek herkes uzak diyarlara göçmüştü. intihar bombacısı gibi üstüme koşan azrail annemi, babamı, bütün sevdiklerimi almış. bana sarılmıştı.


minibüs olduğundan fazla hızlı gidiyordu. girdiği her çukur nefret ettiğim insanların bana temas etmesini sağlıyordu. öyle ya insanlardan nefret ediyordum. sağıma baktığımda bir durak dolusu insanı almadan devam etmişti. ikinci durak, üçüncü durak. minibüs durmuyordu. üzerime koşan intihar bombacısının gözlerinde ki ışık kadar kararlıydı. ben kadar kararlıydı durmamakta. şoför arkasını döndü "fren boşaldı duramıyorum" diye bağırdı. şoför bendim. nasıl olabilirdi. yüzünde ki her mimik benimdi. öleceğiz diye bağırdı. ben bağırmıyordum. ama şoför ben olduğumdan emindim. bir darbeyle sarsıldım. minibüs yan devrilmişti. herkes çürümüş bir kadavra gibi yerlerdeydi. oysa daha yeni ölmüşlerdi. minibüsünün yan devrilişi bana kendimi hatırlattı. şuan ayağa dikilmiş bedenim, yıllardır sürünen ruhumu gizliyordu. bir darbe daha aldım. bu sefer minibüs çarpmamıştı. müdürüm öğlen arasının bittiğini, işime geri dönmemi söyledi. uykuyu mu yoksa yarı ölmeyi mi çok sevdiğimden bilmem, 1 saat arada her zaman uyurdum.


işten çıktım. uzun bir nefes aldım. elimde olsa gün içerisinde tek nefes aldığımi hissettiğim bu anda aldığım bu nefesi geri vermezdim. ki öyle oluyordu. bebeğini kaybetmiş bir annenin yürek acısının binde birini hissetmeden bu nefesi vermiyordum. bu acı bile beni bazen yere düşürmeye yetiyordu. minibüse bindim şoförün yüzüne baktım. tekrar tekrar baktım. minibüsünü ben sürmüyordum. buna sevindim mi bilmiyorum. çünkü kaza yapmak, bedenimin bir minibüs gibi yan devrilmesini istiyordum.


eve girdim. annem kahvaltıyı hazırlamıştı. hafif sitemkar, hafif tebessüm ederek anne zamanları karıştırıyorsun akşam akşam ne kahvaltısı dedim. canım sabah kahvaltı yapmadın o yüzden bu gece kahvaltı yapacağız dedi. bir saniye? annem mi? öl.. doğru ya, evet evet bugün ikinciye gülümsedim.


odama girip üstümü değiştirdim. bembeyaz geceliklerimi giymiştim. boy aynama döndüm. üstümde kefen gibi duruyordu. o yüzden en sevdiğim kıyafet bunlardı. gözlerime baktım. gözlerimde " her şeyden bıkmış. yaşamakla ölmeyi nişanlamış birini"
görüyordum.

babam hadi kahvaltıya diye bağırdı. misafirimiz var dedi. kim olduğunu merak etmiyordum. ama içimi bir heyecan kaplamıştı. kapıyı açtım geçen hafta askerde şehit olmuş arkadaşım bize akşam kahvaltısına gelmişti. bu beni çok sevindirdi. sarıldık.
"ölmeyi göze alan bir adam sarılabilir miydi?"bilmiyorum
arkadaşım soğuktu. ben ise yanıyordum.

evet kahvaltı yapmamıştım. öğle arasında da uyumuştum. annecim ne hazırladın diye sordum. önüme büyük bir kapak içerisinde bir şey getirdi. sürpriz dedi. masada ki 5 kişi yemeği görmek için kapağı aynı anda kaldırdık. annem, babam, arkadaşım, ben ve ...

5. kimdi bilmiyorum. onu daha önce görmemiştim.

önümüzde silah şeklinde pastalar vardı. kahvaltı da pasta mı yenirdi? masada ki dört kişi de heyecanlı bir şekilde yiyordu. ben de çok açtım. vişne aroması bana hep güzel gelmiştir. bu yüzden kırmızı olan namlusundan başlamak istedim yemeye. gözlerimi kapattım ve başladım. gözlerimi açtım.
ve kafamı ıslak olan sipere yasladım. yastık gibiydi. bir yunan askerinin leşini almak için her şeyimi verebilirdim ama korkuyordum. cesaretimi topladım. kafamı çıkarttım. bana doğru koşan intihar bombacısını gördüm. yüzü bana çok benziyordu. mimikleri benimkilerin aynısıydı. aldırmadım. bedenimi doğrulttum ve tetiğe bastım. bu sefer silah ateşlenmişti. vişne tadı ağzıma geldi. fazla suluydu. ama tadı güzel ve ıslaktı. müslümün şarkısını duymadım. müdürüm de uyandırmadı. anne çok güzel olmuş. eline sağlık diyebildim. sonra uyudum ve birdaha uyanmadım.
devamını gör...

nickaltı açılışını yapmak istediğim yazar dişisi. yeni yazar olmuş sanırım kıvırcık saçları çok tatlı.
hoşgelmiş diyorum kendisine.
devamını gör...

"suriye'den 3-5 roket attırırız" planının, "3-5 hdp'li katlederiz" şeklinde güncellenmesine kurban edilmek istenen parti.

hdp kapatılsa da, benim üyesi olduğum başka bir parti kapatılsa da, herkesi cezaevine tıksanız da, yiyip semirdiklerinizden çatlasanız da biz buradayız. kapatmazsanız da hatırım kalır.
devamını gör...

hiç tanımadığınız bir insanın size günaydın demesidir.
günaydın dostum. kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası kolay gelsin şimdiden.

edit: lan o günaydın o demek miydi. allah korumuş. zort.
devamını gör...

başlık altına girilen tanımlarda budizm için din yazan da olmuş. felsefedir diyen de. bana sorarsanız ikisi de değil. öncelikle wikipedia’da yer alan her bilginin kesin doğruluk içermediğini belirtelim. kaldı ki bunu zaten kendileri de söyler. wikipedia tanımına göre budizm dindir. oysa ne dindir ne de felsefe. budizm bir öğretidir.

bir din değildir çünkü bir yaratıcının varlığına inanmaz. budizme göre yaratan bir tanrı yoktur, fakat yaratılma düşüncesinden baǧımsız olarak, her şey birbirine baǧlıdır. bu anlamıyla din yapısından uzaktır.

yaygın görüşlerden biri de budizmin felsefe olduğu yönündedir. sanırım böyle anlaşılmasında bana göre almancanın en iyi yazarlarından hermann hesse’nin katkısı çoktur. farklı bir hikaye ile budizmi anlattığı kitap “siddhartha” ciddi anlamda felsefi görüş ortaya koyar. ancak aslında bu yazarın, hikayeyi ele alma biçimidir.

şu soruyu sormak gerekir. hangi filozof kendi akımıyla etrafına müritler toplamış ve bir amaca doğru ilerlemiştir? felsefe, kesinlik aramaz efendim. ancak budizmin yol haritası çizilmiş ve müritleri bu yolu kendilerine rehber edinmişlerdir. bu anlamıyla felsefi bir akım denilemez.

konuyu açmak için ingilize ve almanca, budizm için yapılan tanımlara bakalım;
“buddhists follow the teachings of a man called siddhattha gotama.”
bu cümlede yapılan tanım “teachings” kelimesidir. çevirisi; öğretilerdir.

almanca, budizm için “lehre” kelimesi kullanılır. çevirisi “öğretidir”

bugün hayatta olan zen budist rahip tesshin ryozan’a göre ise;

“budizm, psikoloji ve felsefeyi de kapsayan bir dindir. denilebililir ki, aynı zamanda huzur ve barış içinde yaşanabilecek bir hayat biçimidir.”

şeklinde açıklar ki, bu biraz zorlama tanım gibidir. psikoloji, felsefe ve din bir arada.

budizm bir öğretidir efendim. çok kasmaya gerek yok.

kaynak: k1 k2 ing k3 alm

bu tanım, tamamen kendi bakış açım olup, kesinlik içermez. tartışmaya açık konudur.
devamını gör...

bir ara finlandiya'ya giden mülteciler "bu ne biçim memleket yav çok soğuk, soğuktan etrafta kızlar gezmiyor, bizi ispanya'ya gönderin" diyorlardı.
en azından bizden bin kat şanslılar, bizim hayaller kurduğumuz yerleri beğenmeyip, daha iyisine gidebiliyorlar. galiba en şanssızları türkiye'ye gelenler.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mecnun çöllere düşmüş leyla gratis'de
bu havada herkes'in gözü marmaris'te
corona geliyor aheste aheste
hint kumaşı sanki hareketlere bak hele..
devamını gör...

pame'de bu hafta yunan müziğine en az iyi bir müzisyen kadar katkısı olmuş şahane bir kadının sözlerini yazdığı şarkılar var.

yunan müziğinde mitolojik sayılabilecek bu sıradışı hanımefendinin, eftihia papagiannopoulou'nun sözlerini yazdığı şarkıların içtenliği, hüznü, ahengi, müzikle dolu bir akşamda hepimize çok iyi gelecek. sözlerini yazdığı laikos türündeki şarkılarını ve öyküsünü sizlerle paylaşmak bu programda hepimiz için sürprizlerle dolu bir deneyim olacak. dinleyeceğimiz şarkıların, müzik keşfinizde yepyeni kapılar açacağını şimdiden söyleyebilirim.

pame radyo yayını, her pazar olduğu gibi bu akşam saat 22:30'da sözlüğümüzün biricik radyosunda yayında!

radyo.kafasozluk.com
devamını gör...

ocak ayı enflasyonu %1,68.
devamını gör...

asla yapmadığım eylem, ben ki kitapları okurken tam açmıyorum bile yıpranmasın diye.
bunun yerine hoşuma giden cümleleri kara kaplı bir defterim var oraya not ediyorum.
bütün kitaplarım hiç okunmamış gibi yepisyenidir ben de buna tutuluyorum.
devamını gör...

küçük çocuk, yavru anlamına gelen sözcük.
devamını gör...

benim için kesinlikle özgüvendir.
bazı işleri yapamam diyorum, başkaları koyuluyor yapmaya fakat bakıyorum ben daha iyi yaparmışım onlar kadar kendime güvenmiyormuşum sadece.
devamını gör...

1974 istanbul doğumlu yazar aynı zamanda bir saat tamircisi. kimi okurların tabiriyle zaman bükücü bir yazar. cambridge üniversitesi'nde felsefe eğitimi almış yazar, kitaplarında da felsefe ve edebiyatı hep içiçe kullanmıştır. 2012 yılında zamanın farkında kitabıyla oğuz atay öykü ödülünü kazanmıştır.

saat tamiriyle ilgili kısa video

katıldığı bir radyo programı
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim