saatleri ayarlama enstitüsü
bu entry bolca spoiler ve alıntı içermektedir.
ben, ben aldandım be sözlük, ikinci kez aldandığımı anladım.
roman çok kez söylendiği gibi arada kalmış insanların hikayesidir. bir başarının, zaferin değil, yenilginin anlatısıdır. kitabı ilk okuduğumda ne güzel ne ironik demiştim, ikinci okuduğum da, ne ironik ve acı dedim. eminim üçüncü kez okuduğumda çok daha farklı şeyler söyleyeceğim.
peki saatleri ayarlama enstitisü neden acı bir hikayedir.
sanırım, enstitüyü sorgulayarak başlamak en doğrusu olur.
enstitüsü kurulma amacı icabıyla mantıksızdır:
''tekrar odama döndüğümüz zaman heyetin reisi kendisine ikram ettiğim içkiyi kabul edeceği yerde doğruca telefona koştu ve 0135'i arayarak saatin kaç olduğunu sordu. aldığı cevap üzerine evvela duvardaki saate, sonra yüzüme baktı.
- böyle bir kolaylık varken bu müesseseye ne lüzum var ?.. diye sordu.''(s:377)
hayri irdal bu kurumdaki mantıksızlığı romanın muhtelif yerlerinde:
''endişelerimi artık nermin hanımdan gizlemiyordum. bana söz söylemek, yahut sözümü bitirmek fırsatını verdiği nispette bu işin sonu olamayacağını anlatmaya çalışıyordum.''(s:233)
''hatta ispritizma cemiyetinde bile birbirlerine ve kendilerine yalan söylemekten hoşlanan birtakım insanlara hizmet ettiğimi bildiğim için gülünç de olsa bir iş yaptığıma inanıyordum. burada o bile yoktu.'' (s:231)
dile getirir. bu enstitünün kurulma amacı neydi ? insanlara saat, zaman bilincini aşılamak mı ? insanlar pek tabi yollardan bu işi halledebilirdi. ama halit ayarcı ensititüyü öylesine baldırarak anlatır ki, okuyucuda, kitaptaki karakterler de onun bu ''yalan''ına inanır. halit ayarcı amiyane tabirle şark kurnazlığı yapar, yalancı bir adamdır. üzgünüm ama bu böyle. o yalan dairesi içerisinde insanları kendine inandırır, onlarla oynar. hayri irdal şöyle söyler:
''ne garipti, hepimiz halit ayarcı'nın elinde bir kukla gibiydik. o bizi istediği noktaya getiriyor ve orada bırakıyordu. ve biz o zaman, sanki evvelden rolümüzü ezberlemiş gibi oynuyorduk.'' (s:232)
hayri irdal'ın dediği gibi o oyunu yalanlar üzerine kuran biridir. eskiyi tamamen reddettiği gibi, işine gelen taraflarını da almaktan çekinmez. mesela kitapta bahsedilen insanlar içinde örnek iki tipten biri olan(diğeri hayri irdal'ın oğlu ahmet. aslında emine de kısmen örnek tip olabilir.) muvakkit nuri efendi gibi eski bir adamı yalnızca işine geldiği için kullanmaktan çekinmez. tanpınar'ın anlatmak istediği tam olarak budur, yeni denen şeyi kabul edip, eskiye tamamen sırt çeviren insanlar çelişki içindedir. halit ayarcının kendi içindeki çelişkisini hayri irdal'ın ustası nuri efendiyi anlattıktan sonra verdiği tepki:
''olur şey değil... diyordu. böyle bir adam, aramızda bulunsun... monşer, bu tam filozof... zaman felsefesi... anladınız mı? zaman, yani çalışma felsefesi... sizde filozofsunuz hayri bey, hem hakiki bir filozofsunuz!.. diyordu.'' (s:220)
ve
''siz teşebbüs fikrinden mahrumsunuz. sonra idealistsiniz. realiteyi
görmüyorsunuz… hülâsa eski adamsınız. yazık, çok yazık! biraz realist
olsanız bir parça, ufak bir miktarda, her şey değişirdi.” (s:224)
bu iki örnekte de halit ayarcının çelişkisi gayet net şekilde görülüyor. bu çelişki yalnızca halit ayarcı'nın çelişkisi değildir, yeniyi aldık her şey düzeldi diyenlerin çelişkisidir. tanpınar şunun farkında; ona göre, milli tarih anlayışına körü körüne bağlı kalmamak ve batının getirdiği yeniliklere de ayak uydurmak gerekmektedir. bu nedenle halit ayarcı hem çelişkili bir tiptir, hem de yanılmıştır. romanın son kısmında yazar halit ayarcı'nın yanıldığını:
''ben, dedi, ben aldandığımı anladım...'' (s:382)
''nasıl olur ?.. diyordu, nasıl olur ? dünyanın en modern müessesinde, en mükemmel ve yeni şartlar altında ve bu kadar yenilik içinde çalışan bu insanlar bu işi nasıl anlamazlar ? o halde enstitüde ne işleri var ? niçin yeni binayı alkışladılar ? niçin bizi tebrik ettiler ? demek yalan söylüyorlar!..
ben halit ayarcı'ya vaziyeti anlatmağa çalışıyordum.
hayır, yalan söylemiyorlar, diyordum. ikisinde de samimi idiler. yeniliği kendilerine ucu dokunmamak şartıyla seviyorlardı. hala da o şartla severler. fakat hayatlarında emniyetli ve sağlam olmayı tercih ediyorlar.''(s:374)
şu iki örnekte görebiliriz.
peki hayri irdal neden saçma, mantıksız, gereksiz olduğunu bildiği enstitü için çalışmaya devam eder. hayri irdal'ı anlatmak, onun enstitüden ayrılamamasını daha iyi açıklar. hayri irdal, tipik arada kalmış insandır. bir ayağı eskideyken, diğeri ayağı kabul edemiyor olsa da yenidedir. hayri irdal toplumun yarı aydın kesimini temsil ederde denebilir. hiç kitap okumaz değildir, bazı eserleri okumuştur, bildiği bişeyler vardır ama yarım yamalaktır. en iyi bildiği konu saatçiliktir ama muvakkit nuri efendiden sonra karşısına onu bu konuda yönlendirebilecek biri çıkmadığı için saatçiliğe kanalize olamaz. nuri efendi hayri irdal'ı şöyle tanımlar:
''oğlum hayri, derdi. iyi bir saatçi olup olamayacağını bilmiyorum. doğrusu, bunun senin hayrın için çok isterdim. sen erken yaşta iş tutup ona kendini vermezsen büyük sıkıntılarla uğrayabilirsin. yaradılışın mütevazı insan yaradılışı... hayata ve etrafa karşı yeter derecede dayanıklı değilsin. seni ancak iş kurtarabilir. yazık ki bu iş için lazım olan dikkat sende yok.''
nuri efendinin dediği gibi de olur, halit ayarcı, bu basit karakterli adamla istediği gibi oynar. hayri irdal eski yaşamına özlem duysa dahi parasızlık korkusu onun bu enstitüden ayrılmasına mani olur, aslında irdal bu enstitüyü ve getirdiklerini gayette sevmiştir, biraz nazlanıyor o kadar. halit ayarcı onun durumunu çok iyi özetliyor:
''size kendi hakikatinizi söyleyeyim! artık dönemezsiniz. çünkü hiçbir şeyden vazgeçemezsiniz. bütün tenkitlerinize ve küçük görmelerinize rağmen rahat ve güzel bir karınız var, ayrıca bir metresiniz var ki çıldırıyorsunuz. kızınız, oğlunuz için her an kendinizi fedaya hazır olduğunuza da eminim. üstelik şöhreti, hatta abes telakki ettiğiniz işler içinde olsa bile hareketi seviyorsunuz. hülasa bir ahtapot gibi sayısız kollarla dünyaya yapışmışsınız! hiçbir şeyden ayrılamazsınız. nasıl döneceksiniz ?''
gerçekten de hayri irdal bu hayatı sevmiştir. onun eskiye özlem duyduğu falan yoktur, en fazla çocukluğunda ve ilk gençlik yıllarında içinde bulunduğu toplumdan gelen alışkanlıkları onu arada bir yokluyor, o kadar.
bunu yazıp yazmamak konusunda tereddüt ettim(emin olmadığım için) ama ekleyeyim. hayri irdal'ın yozlaşmışlığı öyle bir noktaya ulaşır ki eşinin kendisini halit ayarcı ile aldatmasına dahi göz yumar.
bu iddia hayri irdal'ın şu sözlerinden geliyor:
''bu çocuğa karım pakize'nin arzusu üzerine rahmetli halit ayarcı'nın adını verdiğime ne kadar isabet etmişim. gün geçtikçe ona benziyor. küçük gül yaprağı yüzünden onun çizgileri peydahlanıyor, hatta tabiatı bile yavaş yavaş o tarafa kayıyor. onun gibi iradesini herkese kabul ettiriyor, hoşuna giden her şeyi istemeden elde ediyor.''
daha çok şey yazabilirim ama çok fazla uzatmakta istemiyorum. bir kaç karakterle ilgili bişey söyleyeyim bu faslı kapatalım.
seyit lutfullah: eskinin cahil kalmış kısımlarını, uzak durulması gereken kısımlarını temsil ediyor.
zarife hanım: her döneme ayak uyduran tip. ilk görünüşü meşrutiyet öncesindeki kadınını temsil ediyor.(sofuluğu vs.) ikinci görünüşü meşrutiyetin ilanını temsil ediyor. üçüncü görünüşü cumhuriyetin ilanı ve sonrasını temsil ediyor.
ahmet irdal: olması gereken türk tipini yansıtıyor. çalışan, ahlaklı, onurlu, yalana kanmayan ve içinde yer almak istemeyen insan.
muvakkit nuri efendi: eskinin örnek alınacak yönlerini temsil ediyor. babacan, çalışkan, ahlaklı.
abdüsselam bey: oturduğu konak ve aile yapısı itibariyle osmanlı imparatorluğunun minimize edilmiş halini yansıtıyor.
dr. ramiz: yeniliğe körü körüne bağlanmayı ve olduğu yerde sayan insanları temsil ediyor.
emine irdal(hayri'nin ilk eşi): eski ve yeni aile yapısındaki birleşimini temsil ediyor. ölmeseydi hayri irdal çok başka bir hayat yaşardı.
hayri irdal'ın iki baldızı: yeninin getirdiklerinden faydalanmak isteyen, hayatın tadına varmak isteyenleri temsil ediyor.
ve daha bir çokları...
kitabın en okunası bölümleri
3. bölümün 10. kısmı
- ben sizi kırdım o akşam... affedin!.. diye fısıldadı.
- ben size değil, kendime dargınım!.. diye cevap verdim.
2. bölümün 9. kısmı
4. bölümün 2. kısmı
- ben, dedi, aldandığımı anladım...
ve
birinci bölümün tamamı.
peyami safanın yalnızızını okurken çok etkilenmiştim. samim’in mükemmel ruh, toplum çözümlemeleri, ve simeranya ütopyası, meral’in ikilikleri içindeki bocalaması beni mahvetmişti.
yine ahmet hamdi tanpınarın huzur kitabını okurken, mümtaz’ın nuran aşkı, ihsan’ın mükemmel çıkarımlar, suat’ın o sanrılı ve alaycı halleri, nuran’ın korkuları içinde bocalaması çok etkileyiciydi.
orhan pamukun kara kitap ve benim adım kırmızıdaki mükemmel hayal gücüne hayran kalmıştım. ama bu kitap gerçekten çok başka. dört bölümün hepside birbirinden bağımsız olarak mükemmel, birbirine bağlı olarak inanılmaz. okuyun okutturun, öpün, sevin, koklayın, koynunuza alıp yatın.
not: dergah yayınlarına sesleniyorum, lütfen ahmet hamdi tanpınar'ın eserlerinin içindeki eski dildeki kelimelerin günümüzdeki karşılıklarını ekleyin. bir kelimeye bakayım diye kitabı bırakınca insanın konsantrasyonu bozuluyor.
ben, ben aldandım be sözlük, ikinci kez aldandığımı anladım.
roman çok kez söylendiği gibi arada kalmış insanların hikayesidir. bir başarının, zaferin değil, yenilginin anlatısıdır. kitabı ilk okuduğumda ne güzel ne ironik demiştim, ikinci okuduğum da, ne ironik ve acı dedim. eminim üçüncü kez okuduğumda çok daha farklı şeyler söyleyeceğim.
peki saatleri ayarlama enstitisü neden acı bir hikayedir.
sanırım, enstitüyü sorgulayarak başlamak en doğrusu olur.
enstitüsü kurulma amacı icabıyla mantıksızdır:
''tekrar odama döndüğümüz zaman heyetin reisi kendisine ikram ettiğim içkiyi kabul edeceği yerde doğruca telefona koştu ve 0135'i arayarak saatin kaç olduğunu sordu. aldığı cevap üzerine evvela duvardaki saate, sonra yüzüme baktı.
- böyle bir kolaylık varken bu müesseseye ne lüzum var ?.. diye sordu.''(s:377)
hayri irdal bu kurumdaki mantıksızlığı romanın muhtelif yerlerinde:
''endişelerimi artık nermin hanımdan gizlemiyordum. bana söz söylemek, yahut sözümü bitirmek fırsatını verdiği nispette bu işin sonu olamayacağını anlatmaya çalışıyordum.''(s:233)
''hatta ispritizma cemiyetinde bile birbirlerine ve kendilerine yalan söylemekten hoşlanan birtakım insanlara hizmet ettiğimi bildiğim için gülünç de olsa bir iş yaptığıma inanıyordum. burada o bile yoktu.'' (s:231)
dile getirir. bu enstitünün kurulma amacı neydi ? insanlara saat, zaman bilincini aşılamak mı ? insanlar pek tabi yollardan bu işi halledebilirdi. ama halit ayarcı ensititüyü öylesine baldırarak anlatır ki, okuyucuda, kitaptaki karakterler de onun bu ''yalan''ına inanır. halit ayarcı amiyane tabirle şark kurnazlığı yapar, yalancı bir adamdır. üzgünüm ama bu böyle. o yalan dairesi içerisinde insanları kendine inandırır, onlarla oynar. hayri irdal şöyle söyler:
''ne garipti, hepimiz halit ayarcı'nın elinde bir kukla gibiydik. o bizi istediği noktaya getiriyor ve orada bırakıyordu. ve biz o zaman, sanki evvelden rolümüzü ezberlemiş gibi oynuyorduk.'' (s:232)
hayri irdal'ın dediği gibi o oyunu yalanlar üzerine kuran biridir. eskiyi tamamen reddettiği gibi, işine gelen taraflarını da almaktan çekinmez. mesela kitapta bahsedilen insanlar içinde örnek iki tipten biri olan(diğeri hayri irdal'ın oğlu ahmet. aslında emine de kısmen örnek tip olabilir.) muvakkit nuri efendi gibi eski bir adamı yalnızca işine geldiği için kullanmaktan çekinmez. tanpınar'ın anlatmak istediği tam olarak budur, yeni denen şeyi kabul edip, eskiye tamamen sırt çeviren insanlar çelişki içindedir. halit ayarcının kendi içindeki çelişkisini hayri irdal'ın ustası nuri efendiyi anlattıktan sonra verdiği tepki:
''olur şey değil... diyordu. böyle bir adam, aramızda bulunsun... monşer, bu tam filozof... zaman felsefesi... anladınız mı? zaman, yani çalışma felsefesi... sizde filozofsunuz hayri bey, hem hakiki bir filozofsunuz!.. diyordu.'' (s:220)
ve
''siz teşebbüs fikrinden mahrumsunuz. sonra idealistsiniz. realiteyi
görmüyorsunuz… hülâsa eski adamsınız. yazık, çok yazık! biraz realist
olsanız bir parça, ufak bir miktarda, her şey değişirdi.” (s:224)
''ben, dedi, ben aldandığımı anladım...'' (s:382)
''nasıl olur ?.. diyordu, nasıl olur ? dünyanın en modern müessesinde, en mükemmel ve yeni şartlar altında ve bu kadar yenilik içinde çalışan bu insanlar bu işi nasıl anlamazlar ? o halde enstitüde ne işleri var ? niçin yeni binayı alkışladılar ? niçin bizi tebrik ettiler ? demek yalan söylüyorlar!..
ben halit ayarcı'ya vaziyeti anlatmağa çalışıyordum.
hayır, yalan söylemiyorlar, diyordum. ikisinde de samimi idiler. yeniliği kendilerine ucu dokunmamak şartıyla seviyorlardı. hala da o şartla severler. fakat hayatlarında emniyetli ve sağlam olmayı tercih ediyorlar.''(s:374)
şu iki örnekte görebiliriz.
peki hayri irdal neden saçma, mantıksız, gereksiz olduğunu bildiği enstitü için çalışmaya devam eder. hayri irdal'ı anlatmak, onun enstitüden ayrılamamasını daha iyi açıklar. hayri irdal, tipik arada kalmış insandır. bir ayağı eskideyken, diğeri ayağı kabul edemiyor olsa da yenidedir. hayri irdal toplumun yarı aydın kesimini temsil ederde denebilir. hiç kitap okumaz değildir, bazı eserleri okumuştur, bildiği bişeyler vardır ama yarım yamalaktır. en iyi bildiği konu saatçiliktir ama muvakkit nuri efendiden sonra karşısına onu bu konuda yönlendirebilecek biri çıkmadığı için saatçiliğe kanalize olamaz. nuri efendi hayri irdal'ı şöyle tanımlar:
''oğlum hayri, derdi. iyi bir saatçi olup olamayacağını bilmiyorum. doğrusu, bunun senin hayrın için çok isterdim. sen erken yaşta iş tutup ona kendini vermezsen büyük sıkıntılarla uğrayabilirsin. yaradılışın mütevazı insan yaradılışı... hayata ve etrafa karşı yeter derecede dayanıklı değilsin. seni ancak iş kurtarabilir. yazık ki bu iş için lazım olan dikkat sende yok.''
nuri efendinin dediği gibi de olur, halit ayarcı, bu basit karakterli adamla istediği gibi oynar. hayri irdal eski yaşamına özlem duysa dahi parasızlık korkusu onun bu enstitüden ayrılmasına mani olur, aslında irdal bu enstitüyü ve getirdiklerini gayette sevmiştir, biraz nazlanıyor o kadar. halit ayarcı onun durumunu çok iyi özetliyor:
''size kendi hakikatinizi söyleyeyim! artık dönemezsiniz. çünkü hiçbir şeyden vazgeçemezsiniz. bütün tenkitlerinize ve küçük görmelerinize rağmen rahat ve güzel bir karınız var, ayrıca bir metresiniz var ki çıldırıyorsunuz. kızınız, oğlunuz için her an kendinizi fedaya hazır olduğunuza da eminim. üstelik şöhreti, hatta abes telakki ettiğiniz işler içinde olsa bile hareketi seviyorsunuz. hülasa bir ahtapot gibi sayısız kollarla dünyaya yapışmışsınız! hiçbir şeyden ayrılamazsınız. nasıl döneceksiniz ?''
gerçekten de hayri irdal bu hayatı sevmiştir. onun eskiye özlem duyduğu falan yoktur, en fazla çocukluğunda ve ilk gençlik yıllarında içinde bulunduğu toplumdan gelen alışkanlıkları onu arada bir yokluyor, o kadar.
bunu yazıp yazmamak konusunda tereddüt ettim(emin olmadığım için) ama ekleyeyim. hayri irdal'ın yozlaşmışlığı öyle bir noktaya ulaşır ki eşinin kendisini halit ayarcı ile aldatmasına dahi göz yumar.
bu iddia hayri irdal'ın şu sözlerinden geliyor:
''bu çocuğa karım pakize'nin arzusu üzerine rahmetli halit ayarcı'nın adını verdiğime ne kadar isabet etmişim. gün geçtikçe ona benziyor. küçük gül yaprağı yüzünden onun çizgileri peydahlanıyor, hatta tabiatı bile yavaş yavaş o tarafa kayıyor. onun gibi iradesini herkese kabul ettiriyor, hoşuna giden her şeyi istemeden elde ediyor.''
daha çok şey yazabilirim ama çok fazla uzatmakta istemiyorum. bir kaç karakterle ilgili bişey söyleyeyim bu faslı kapatalım.
seyit lutfullah: eskinin cahil kalmış kısımlarını, uzak durulması gereken kısımlarını temsil ediyor.
zarife hanım: her döneme ayak uyduran tip. ilk görünüşü meşrutiyet öncesindeki kadınını temsil ediyor.(sofuluğu vs.) ikinci görünüşü meşrutiyetin ilanını temsil ediyor. üçüncü görünüşü cumhuriyetin ilanı ve sonrasını temsil ediyor.
ahmet irdal: olması gereken türk tipini yansıtıyor. çalışan, ahlaklı, onurlu, yalana kanmayan ve içinde yer almak istemeyen insan.
muvakkit nuri efendi: eskinin örnek alınacak yönlerini temsil ediyor. babacan, çalışkan, ahlaklı.
abdüsselam bey: oturduğu konak ve aile yapısı itibariyle osmanlı imparatorluğunun minimize edilmiş halini yansıtıyor.
dr. ramiz: yeniliğe körü körüne bağlanmayı ve olduğu yerde sayan insanları temsil ediyor.
emine irdal(hayri'nin ilk eşi): eski ve yeni aile yapısındaki birleşimini temsil ediyor. ölmeseydi hayri irdal çok başka bir hayat yaşardı.
hayri irdal'ın iki baldızı: yeninin getirdiklerinden faydalanmak isteyen, hayatın tadına varmak isteyenleri temsil ediyor.
ve daha bir çokları...
kitabın en okunası bölümleri
3. bölümün 10. kısmı
- ben sizi kırdım o akşam... affedin!.. diye fısıldadı.
- ben size değil, kendime dargınım!.. diye cevap verdim.
2. bölümün 9. kısmı
4. bölümün 2. kısmı
- ben, dedi, aldandığımı anladım...
ve
birinci bölümün tamamı.
peyami safanın yalnızızını okurken çok etkilenmiştim. samim’in mükemmel ruh, toplum çözümlemeleri, ve simeranya ütopyası, meral’in ikilikleri içindeki bocalaması beni mahvetmişti.
yine ahmet hamdi tanpınarın huzur kitabını okurken, mümtaz’ın nuran aşkı, ihsan’ın mükemmel çıkarımlar, suat’ın o sanrılı ve alaycı halleri, nuran’ın korkuları içinde bocalaması çok etkileyiciydi.
orhan pamukun kara kitap ve benim adım kırmızıdaki mükemmel hayal gücüne hayran kalmıştım. ama bu kitap gerçekten çok başka. dört bölümün hepside birbirinden bağımsız olarak mükemmel, birbirine bağlı olarak inanılmaz. okuyun okutturun, öpün, sevin, koklayın, koynunuza alıp yatın.
not: dergah yayınlarına sesleniyorum, lütfen ahmet hamdi tanpınar'ın eserlerinin içindeki eski dildeki kelimelerin günümüzdeki karşılıklarını ekleyin. bir kelimeye bakayım diye kitabı bırakınca insanın konsantrasyonu bozuluyor.
devamını gör...
sözlüğün en sevilen yazarı
yeni olduğumdan dolayı kimse görmedi herhalde. yine de teşekkürler.
devamını gör...
cahille tartışmak
t: anlamsız ve sonu olmayan bir savaşa girmek.
cahillerin ortak özelliği bağnaz olmalarıdır. yapacağınız tartışmada bilimsel tanımlar bir anlam ifade etmeyeceği gibi dışardan bakan birisi iki aptalın tartıştığını görecektir.
cahillerin ortak özelliği bağnaz olmalarıdır. yapacağınız tartışmada bilimsel tanımlar bir anlam ifade etmeyeceği gibi dışardan bakan birisi iki aptalın tartıştığını görecektir.
devamını gör...
eritropoetin
insan vücudunda böbreklerden salgılanır ve kemik iliğine etki ederek,
eritrosit yapımını uyarır. epo tedavisi en çok kronik böbrek yetmezliği olan ve diyaliz tedavisi gören hastalarda renal anemi için kullanılır.
eritrosit yapımını uyarır. epo tedavisi en çok kronik böbrek yetmezliği olan ve diyaliz tedavisi gören hastalarda renal anemi için kullanılır.
devamını gör...
erkekseniz teker teker gelin diyen adam
haklı isyanı olan adamdır. yalnız benim gibi biraz zayıf bir adamsanız, bu cümleyi kullanmamanız önerilir. üç kişilik bir gruba bunu derseniz adamlar önce sizi teker teker döverler. sonra aralarında değişmeli olarak ikişer gruplar halinde döverler. en son da üçü beraber temiz bir sopalarlar. üç faktöriyel dayak yersiniz kısaca.
allah dayağın da hayırlısını yedirsin inşallah.
allah dayağın da hayırlısını yedirsin inşallah.
devamını gör...
dilaver cebeci
1943 doğumlu, din kültürü öğretmeni ve şair. dilden dile dolaşan "türkiyem" şiirinin yazardır. bir dönem trafik kazası geçirmiş ve hafızasını tamamiyle kaybetmiştir. takvimler 2008'i gösterdiği vakit, 65 yaşında, hayata gözlerini yummuştur. en sevdiğim şiirlerinden birisi olan sitâre şiirininin bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum.
"nerden çıktın karşıma böyle sitare
efsaneler dökülüyor gülüşlerinde
kirpiklerin yüreğime batıyor
telaşlı bir kalabalığın ortasında
ayaküstü konuşuyoruz
nedimin nigehban nergisleri gibi
üstümüzde bütün nazarlar
çok utanıyorum sitare
dün oturup hesap ettim
sen doğduğun zaman
ben bir askeri mektepte talebeymişim
sen bilmezsin sitare
burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih
geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu
her akşam dokuzda yat borusu çalardı
yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı
bir derin uykuya atardım kendimi
siyah benli bir kız düşlerime kaçardı
bende onu alır anamın düşlerine kaçardım."
"nerden çıktın karşıma böyle sitare
efsaneler dökülüyor gülüşlerinde
kirpiklerin yüreğime batıyor
telaşlı bir kalabalığın ortasında
ayaküstü konuşuyoruz
nedimin nigehban nergisleri gibi
üstümüzde bütün nazarlar
çok utanıyorum sitare
dün oturup hesap ettim
sen doğduğun zaman
ben bir askeri mektepte talebeymişim
sen bilmezsin sitare
burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih
geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu
her akşam dokuzda yat borusu çalardı
yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı
bir derin uykuya atardım kendimi
siyah benli bir kız düşlerime kaçardı
bende onu alır anamın düşlerine kaçardım."
devamını gör...
aşı üretse korkmadan alınacak markalar
eyüp sabri tuncer
devamını gör...
bir yazarın tüm entrylerini okumak
sürükleyici bir roman okur gibi. devamı geliyor, bırakamıyorsun.
devamını gör...
normal sözlük mafyasından kamuoyuna duyuru
doktor raporu
kafa sözlük mafyasına sunulmak üzere
adı: celebrant
kayıt tarihi: 2020-11-14 19:47:27
bay celebrant, yanımda sinir tedavisi görmektedir. bilindiği gibi paranoid psikoz söz konusudur. bu nedenle defalarca hastanede stasyoner tedavi görmek ve düzenli olarak antipsikotik ilaç kullanmak zorunda kaldı. bay celebrant, rahatsızlığının tarz ve ağırlığından dolayı vergi muafiyetinden yararlanmaya elverişlidir.
imza:
psikiyatri ve nöroloji uzmanı
kafa sözlük mafyasına sunulmak üzere
adı: celebrant
kayıt tarihi: 2020-11-14 19:47:27
bay celebrant, yanımda sinir tedavisi görmektedir. bilindiği gibi paranoid psikoz söz konusudur. bu nedenle defalarca hastanede stasyoner tedavi görmek ve düzenli olarak antipsikotik ilaç kullanmak zorunda kaldı. bay celebrant, rahatsızlığının tarz ve ağırlığından dolayı vergi muafiyetinden yararlanmaya elverişlidir.
imza:
psikiyatri ve nöroloji uzmanı
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
af
işlemediği günahın bedeli
yüzsüz bir ziyaret
yatıya kalır mısınız bayım
bütün ev sizin olsun
bir tek tezgahta yatmayın
orası kedimin yeri
göğe bakıyor
vahşetin prangaları
kırılıyor
kuşların kanadında
yatıya kalmaz mısınız bayım
bu sefer sizi güzel ağırlarım
bir tek masa ve sandalyem
işte orası olmaz
orası aslanımın yeri
yattığı yeri belli ediyor
ormanın kalbi
kanıyor
kuşların uçuşunda
yatıya kalın bayım
kitaplığımda gezdiririm sizi
bir tek nurullah ataç
onun kitabını alamazsınız
bir türlü bitmek bilmiyor
kelimeler kanatlanıyor
kuşların süzülüşünde
yakalayamıyorum
affedemiyorum sizi bayım
ne yapsam olmaz
bir tek aşkınız
hayal ettiğim aşkınız
veremiyorum işte onu size
ateş küle dönüyor
saatlerin ölümünde
sadece seyredebiliyorum
saplayın hançeri bayım
kalbimin orta yerine
artık dayanamıyorum
işlemediği günahın bedeli
yüzsüz bir ziyaret
yatıya kalır mısınız bayım
bütün ev sizin olsun
bir tek tezgahta yatmayın
orası kedimin yeri
göğe bakıyor
vahşetin prangaları
kırılıyor
kuşların kanadında
yatıya kalmaz mısınız bayım
bu sefer sizi güzel ağırlarım
bir tek masa ve sandalyem
işte orası olmaz
orası aslanımın yeri
yattığı yeri belli ediyor
ormanın kalbi
kanıyor
kuşların uçuşunda
yatıya kalın bayım
kitaplığımda gezdiririm sizi
bir tek nurullah ataç
onun kitabını alamazsınız
bir türlü bitmek bilmiyor
kelimeler kanatlanıyor
kuşların süzülüşünde
yakalayamıyorum
affedemiyorum sizi bayım
ne yapsam olmaz
bir tek aşkınız
hayal ettiğim aşkınız
veremiyorum işte onu size
ateş küle dönüyor
saatlerin ölümünde
sadece seyredebiliyorum
saplayın hançeri bayım
kalbimin orta yerine
artık dayanamıyorum
devamını gör...
n tane hesap açıp bir tane hesabın tanımlarını beğenmek
sözlükte yaptığını düşündüğüm çok insan var. ip adreslerinden tespit edilip uçurulmaları lazım bence.
not: uygulaması çok basit, login oldukları an servera kaydedilen ip adreslerine bakıyoruz. ip adresleri aynı olup farklı hesap isimlerine sahip hesapları uçuruyoruz.
not: uygulaması çok basit, login oldukları an servera kaydedilen ip adreslerine bakıyoruz. ip adresleri aynı olup farklı hesap isimlerine sahip hesapları uçuruyoruz.
devamını gör...
sezgin baran korkmaz'ın yurt dışına çıkışı operasyondan önce serbest bırakılması
t24 haberine göre; sbk holding ve yönetim kurulu başkanı sezgin baran korkmaz'a yönelik 30 aralık 2020 tarihinde başlatılan, 10 kişinin gözaltına alındığı, aralarında korkmaz'ın da bulunduğu 9 kişinin arandığı operasyonun yankıları devam ediyor.
operasyondan kısa süre önce yurt dışına çıkış yasağı kaldırılan ve yurt dışına giden korkmaz'ın, istanbul başsavcılığı'nın aldığı karar ve başvurulurlarla bu imkanı elde ettiği ortaya çıktı. 6 kasım'da, yargıtay'a 27 kasım'da üye seçilen istanbul başsavcısı irfan fidan henüz görevindeyken, korkmaz'ın malvarlıklarına el koyma kararı, istanbul başsavcılığı tarafından resen kaldırıldı. istanbul 7. sulh ceza hakimliği de başsavcılığın başvurusu üzerine, 17 kasım'da, korkmaz hakkındaki yurt dışına çıkış yasağını kaldırdı.
kaynak
cüneyt özdemir'in yönelttiği soruları cevaplayan sezgin baran korkmaz, basında yer alan bütün iddialara gerçeği yansıtmadığını ve 04 ocak 2021 tarihinde türkiye döneceğini beyan etti.
ilgili röportaj ; cüneyt özdemir'in sezgin baran korkmaz röportajı
operasyondan kısa süre önce yurt dışına çıkış yasağı kaldırılan ve yurt dışına giden korkmaz'ın, istanbul başsavcılığı'nın aldığı karar ve başvurulurlarla bu imkanı elde ettiği ortaya çıktı. 6 kasım'da, yargıtay'a 27 kasım'da üye seçilen istanbul başsavcısı irfan fidan henüz görevindeyken, korkmaz'ın malvarlıklarına el koyma kararı, istanbul başsavcılığı tarafından resen kaldırıldı. istanbul 7. sulh ceza hakimliği de başsavcılığın başvurusu üzerine, 17 kasım'da, korkmaz hakkındaki yurt dışına çıkış yasağını kaldırdı.
kaynak
cüneyt özdemir'in yönelttiği soruları cevaplayan sezgin baran korkmaz, basında yer alan bütün iddialara gerçeği yansıtmadığını ve 04 ocak 2021 tarihinde türkiye döneceğini beyan etti.
ilgili röportaj ; cüneyt özdemir'in sezgin baran korkmaz röportajı
devamını gör...
ayrılığı anlatan en güzel cümle
öperek uyandırdım bu sabah ayrılığı.
fırından yeni çıkan bekleyişler satın aldım.
kırmızı mavi ekoseli yalnızlığımı serdim masaya.
manzaraysa ayrılığa sıfır! işte her şey hazır...
acılarımla iki lafın belini kırdık.
yokluğunda bir kuş sütü eksik..
yalnızlığım ve ben; seni çok bekledik… *
fırından yeni çıkan bekleyişler satın aldım.
kırmızı mavi ekoseli yalnızlığımı serdim masaya.
manzaraysa ayrılığa sıfır! işte her şey hazır...
acılarımla iki lafın belini kırdık.
yokluğunda bir kuş sütü eksik..
yalnızlığım ve ben; seni çok bekledik… *
devamını gör...
ilkokulun vazgeçilmezleri
tahtaya yazılan "konuşanlar" yazısına, başkan ve başkan yardımcıları tarafında acımadan çarpı atılması ve bu çarpı sayılarının gürültüyü çıkarana göre uzayıp gitmesi.
(fatma xxxxxxx
ahmet xx. )
(fatma xxxxxxx
ahmet xx. )
devamını gör...
film repliklerini sözlüğe uyarla
peki uyarlayayım. malı yoldaş benjamin franklin' den alıyorduk. karabükte ikinci yükleme yapılıyordu. adana' ya kadar da ben kullanıyordum kamyonu.
devamını gör...
27 mart dünya tiyatro günü
dünya tiyatro günü 1961'de uluslararası tiyatrolar birliği tarafından kuruldu. her yıl 27 mart günü dünya çapında tiyatro grupları tarafından kutlanmaktadır. pek çok ulusal ve uluslararası etkinlik kutlamalarda yer almaktadır.
sahnelere ve değerli izleyicilerimize bir an önce kavuşmayı bekliyoruz. pandemi sürecinde dijital olarak etkinlikler tiyatro ekiplerince devam etmektedir.
devamını gör...
a haber için birkaç kelime söyle
apolitik: politik olmayan
asosyal: sosyal olmayan
ahaber: haber olmayan.
asosyal: sosyal olmayan
ahaber: haber olmayan.
devamını gör...
mezopotamya
mezo+potam+ia (eski yunanca/grekçe yer adı)
mezo=orta,ara
potam=akarsu, nehir
ia=yer ismi eki
iki nehir arasındaki bölge anlamına gelen, yer adı olarak fırat ve dicle nehirleri arasındaki ırak, kuzey suriye, güneydoğu anadolu bölgemizi içine alan mıntıkadır. ancak zamanla çekirdeğinde bu mıntıka olmakla beraber daha büyük bir alanı ifade edecek şekilde anlamca ve mekanca genişletilmiştir.
mezo=orta,ara
potam=akarsu, nehir
ia=yer ismi eki
iki nehir arasındaki bölge anlamına gelen, yer adı olarak fırat ve dicle nehirleri arasındaki ırak, kuzey suriye, güneydoğu anadolu bölgemizi içine alan mıntıkadır. ancak zamanla çekirdeğinde bu mıntıka olmakla beraber daha büyük bir alanı ifade edecek şekilde anlamca ve mekanca genişletilmiştir.
devamını gör...
moderasyonun yazarları insan yerine koymaması
(bkz: ama bu beni üzer gençler)
(bkz: hele söyleyin canlarımmm bu modlar size ne etti)
--- alıntı ---
bakın benim parolam sevgidir ama ben şiddeti de yerine göre bir enstrüman olarak kullanırım.
--- alıntı ---
(bkz: hele söyleyin canlarımmm bu modlar size ne etti)
--- alıntı ---
bakın benim parolam sevgidir ama ben şiddeti de yerine göre bir enstrüman olarak kullanırım.
--- alıntı ---
devamını gör...
dünya klasiklerini türkler yazsaydı alacakları isimler
suç ve iki ay yatar çıkarım
devamını gör...