içimizdeki şeytan
iyilik, kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir."
diye bir aforizma ile sayfa başında hök diye kalmanıza sebebiyet verebilecek kitaptır da ayrıca.
diye bir aforizma ile sayfa başında hök diye kalmanıza sebebiyet verebilecek kitaptır da ayrıca.
devamını gör...
türklerin işgale fetih demesi
işgalle fetih cok ayrı şeylerdir. işgalde sonsuz gözyaşı, tecavüz, işkence vardır. fetihte ise olabildiğince az can yakmaya çalışılır. amaç yakmak, yıkmak değil ihya etmektir.
türkler ve müslümanlar ne kadar canidir, şudur budur deseniz de bu konuda batasıca batı'nın eline su dökemezler.
bizim yaptığımız fetihtir, evet.
türkler ve müslümanlar ne kadar canidir, şudur budur deseniz de bu konuda batasıca batı'nın eline su dökemezler.
bizim yaptığımız fetihtir, evet.
devamını gör...
kadınların kolay kolay unutmaması
bazı durumlarda pisliğin sürekli halının altına süpürülmesi nedeniyle ortaya çıkan durum.
bir sorun yaşarsınız karşı tarafla. konuşmaya, çözmeye çalışırsınız ama nafile! karşı taraf ya konuşmaz ya da "hallederiz", "bakarız" benzeri yuvarlak laflarla o anı geçiştirip atlatır. sorun gerçekte çözülmemiş, sadece ötelenmiştir. aynı sorun yine karşınıza çıkacak demektir bu.
ne olur aynı sorunla tekrar tekrar yüzleşince? "ee sen böyle demiştin ama şimdi böyle yapıyorsun?" denir mesela yahut "bunu bu şekilde yaşamıştık ve çözmek için şöyle konuşmuştuk. şimdi bu ne perhiz bu ne turşu?" diye sorarsınız ve bunun adı "kadın sürekli geçmişi yüzüne vuruyor" olur. oysa mevzu kaçak güreşmekten kaynaklı zorunlu yüzleşmelerle ilgili.
ha kapanmış olması gereken konuyu kapatmayan, ısıtıp ısıtıp öne süren hiç mi yok? var ama herkes aynı değil.
bu arada, hafızam iyidir. hiç sevmem enayi veya aptal yerine konmayı. çat diye söylerim yapanın yüzüne. beğenmeyen oğluna almasın. *
bir sorun yaşarsınız karşı tarafla. konuşmaya, çözmeye çalışırsınız ama nafile! karşı taraf ya konuşmaz ya da "hallederiz", "bakarız" benzeri yuvarlak laflarla o anı geçiştirip atlatır. sorun gerçekte çözülmemiş, sadece ötelenmiştir. aynı sorun yine karşınıza çıkacak demektir bu.
ne olur aynı sorunla tekrar tekrar yüzleşince? "ee sen böyle demiştin ama şimdi böyle yapıyorsun?" denir mesela yahut "bunu bu şekilde yaşamıştık ve çözmek için şöyle konuşmuştuk. şimdi bu ne perhiz bu ne turşu?" diye sorarsınız ve bunun adı "kadın sürekli geçmişi yüzüne vuruyor" olur. oysa mevzu kaçak güreşmekten kaynaklı zorunlu yüzleşmelerle ilgili.
ha kapanmış olması gereken konuyu kapatmayan, ısıtıp ısıtıp öne süren hiç mi yok? var ama herkes aynı değil.
bu arada, hafızam iyidir. hiç sevmem enayi veya aptal yerine konmayı. çat diye söylerim yapanın yüzüne. beğenmeyen oğluna almasın. *
devamını gör...
kimsesizlerinkimiraikkonen
geç keşfettiğim için cidden üzüldüğüm, kaliteli bilgi içeren tanımları olan bir yazar. ben kendisini gerçekten ilgiyle ve severek takip ediyorum. teşekkürler efeniim. *
devamını gör...
sözlük yazarlarının yaşları
bilmeyen kalmamış olabilir, yazayım gene.*
46 yaşındayım çocuklarrrr.
yeni yazarlara da söyleyin, seneye kadar, daha da yazmayayım.
seneye de 47 oldugumu yazarım.
46 yaşındayım çocuklarrrr.
yeni yazarlara da söyleyin, seneye kadar, daha da yazmayayım.
seneye de 47 oldugumu yazarım.
devamını gör...
19 yaşındakilere tavsiyeler
evlenmeyi hemen düşünmeyin eğitime önem verin gezebildiğiniz kadar gezin.
devamını gör...
allah tahsilatını affetsin
ölmüş mafya babası ardından söylenen sözdür efenim. tahsilat uğruna az can almamıştır. diğer tarafta hurmalar tırmalayacaktır.
devamını gör...
goethe'nin renk kuramı
hepimiz newton'un renk kuramını biliriz. ışık bir prizmadan geçirilir ve 7 renk gözlenir: kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mor. bir edebiyatçı ve düşünür olarak bilinen goethe'nin ise bu konuya yaklaşımı biraz daha farklıdı ve ana renklerin 7 tane değil 2 tane olduğunu söyler: mavi ve sarı. bu kuram özellikle renklerin psikolojik anlamlarına değinir.
newton'un kuramı matematikseldir, 7 renk; tek bir beyaz renkten çıkar, türer. bu renkler, beyaz rengin içinde vardır. onu oluşturur. goethe ise renklerin siyah ve beyazın karşılaştığı yerlerde oluştuğunu öne sürer. yani onun için aydınlık ve karanlık, birbiri ile etkileşim halindedir. sarıyı, karanlığın sınırladığı ışık; maviyi ise ışıkla sınırlanmış bir karanlık olarak düşünür. yani karanlık pasif bir unsur değildir, renk spektrumunun oluşması üzerinde söz sahibi bir durumdur.
goethe için renk ne olursa olsun insan ruhu üzerinde bir etkiye sahiptir. kendi renk çarkını da buna göre oluşturmuştur. renkleri iyi ve kötü olarak ayırmıştır. bunu tabii ki iyi ve kötü diyerek sınırlandıramayız, küçük bir örnek verelim: sarı, kırmızı tonlu renkler insana neşe ve mutluluk veriyorken mavi soğuk ve dingin bir renktir.
newton'dan sadece bu yönleri ile de ayrılmaz goethe. newton, 7 rengin birleşerek tekrar beyazı oluşturacağını söylerken, goethe renklerin gri tonlarında birleşeceğini söyler. kırılma, yansıma gibi olaylar goethe'ye göre ışıksız da gerçekleşebilir. ve newton ışığı bölünebilen bir heterojenite olarak tanımlarken goethe için ışık bölünmeyen, homojenik bir şeydir. newton dalgaboyunun göze girerek beyne kadar renk bilgisinin iletildiğini söyler, fakat goethe'ye göre renkler beyin tarafından oluşturulur.
bilimsel olarak newton'un kuramı doğru kabul edilse de sanatsal veya felsefi olarak da goethe'nın kuramı da önemlidir. çünkü renklere sadece fiziksel bir anlatım ile ele almamış, içlerindeki anlamları da bulmaya çalışmıştır. kendisi bu kuramın yazdığı tüm şiirlerden daha önemli olduğunu ve yaşadığı dönemde renk kuramının doğru bilgisine sahip olmaktan gurur duyduğunu şair johann peter eckermann'a söylemiştir.
newton ve goethe'den başka renk teorileri ve başka fikirlerde vardır. goethe kendi fikirlerini zur farbenlehre - renk teorisi - kitabında dile getirmiştir.
newton'un kuramı matematikseldir, 7 renk; tek bir beyaz renkten çıkar, türer. bu renkler, beyaz rengin içinde vardır. onu oluşturur. goethe ise renklerin siyah ve beyazın karşılaştığı yerlerde oluştuğunu öne sürer. yani onun için aydınlık ve karanlık, birbiri ile etkileşim halindedir. sarıyı, karanlığın sınırladığı ışık; maviyi ise ışıkla sınırlanmış bir karanlık olarak düşünür. yani karanlık pasif bir unsur değildir, renk spektrumunun oluşması üzerinde söz sahibi bir durumdur.
goethe için renk ne olursa olsun insan ruhu üzerinde bir etkiye sahiptir. kendi renk çarkını da buna göre oluşturmuştur. renkleri iyi ve kötü olarak ayırmıştır. bunu tabii ki iyi ve kötü diyerek sınırlandıramayız, küçük bir örnek verelim: sarı, kırmızı tonlu renkler insana neşe ve mutluluk veriyorken mavi soğuk ve dingin bir renktir.
newton'dan sadece bu yönleri ile de ayrılmaz goethe. newton, 7 rengin birleşerek tekrar beyazı oluşturacağını söylerken, goethe renklerin gri tonlarında birleşeceğini söyler. kırılma, yansıma gibi olaylar goethe'ye göre ışıksız da gerçekleşebilir. ve newton ışığı bölünebilen bir heterojenite olarak tanımlarken goethe için ışık bölünmeyen, homojenik bir şeydir. newton dalgaboyunun göze girerek beyne kadar renk bilgisinin iletildiğini söyler, fakat goethe'ye göre renkler beyin tarafından oluşturulur.
bilimsel olarak newton'un kuramı doğru kabul edilse de sanatsal veya felsefi olarak da goethe'nın kuramı da önemlidir. çünkü renklere sadece fiziksel bir anlatım ile ele almamış, içlerindeki anlamları da bulmaya çalışmıştır. kendisi bu kuramın yazdığı tüm şiirlerden daha önemli olduğunu ve yaşadığı dönemde renk kuramının doğru bilgisine sahip olmaktan gurur duyduğunu şair johann peter eckermann'a söylemiştir.
newton ve goethe'den başka renk teorileri ve başka fikirlerde vardır. goethe kendi fikirlerini zur farbenlehre - renk teorisi - kitabında dile getirmiştir.
devamını gör...
ben dili
ben dilinde, karşımızdakine yönelik yargılayıcı ifadelerden ziyade kendimizde oluşan etkilerini ifade etme şeklidir. kendimizdeki durumu ifade ederken karşı tarafın iletişime set çekmesine de engel oluruz. çünkü ondan değil kendimizden bahsederek farkındalık oluşturmak istenir. bence empati yeteneğini de geliştiren bir dil. suçlayıcı değildir. karşıdaki kişinin sizde bıraktığı etkiyi anlamasını sağlar. daha sağlıklı bir iletişim gerçekleşir. eğitimde önemi büyüktür. aslında eğitimden ziyade toplumumuzda da çokça kullanılması gerekir. örneğin, odası dağınık bir çocuğa annesi "yeter artık bıktım odanı toplamaktan hemen topla odanı" demek yerine "odanı toplamaman beni üzüyor ve ayrıca diğer işlerimden fırsat bulamıyorum ve oldukça yoruluyorum" derse daha etkili olur ve sağlıklı bir iletişim gerçekleşir. o yüzden odanızı toparlayın ve ben dilini kullanın.
devamını gör...
kadınların ekonomi hakkında hiç yakınmaması
başlığı açan arkadaşımız hangi sektörde çalışıyor acaba merak ettim doğrusu. pazarlık yapılıyor mu sizin çalıştığınız yerde hocam? ben şahsen bir yerde fiyattan yakınan insan görsem ''alma kardeşim'' derim. kimse zorla alın demiyor değil mi?
kadınlar genelde alacakları ürünü internette araştırırlar, muadillerine bakarlar, indirim kovalarlar. haa bunu erkekler de yapıyordur elbette. yani çalıştığınız yere gelip ürünü alan ''size denk gelmeyen, etiketi kontrol etmediğini düşündüğünüz kadınlar'' mutlaka ürüne bakmıştır. hayır bir de gelip ''yaaa bunların fiyatı neden arttı'' diye sorsa bir kadın, içinizden ''bu kadınında dünyadan haberi yok herhalde ekonomi çok kötü hanfendiiii, siz dolarlan mı maaş alıyorsunuz?'' diye dalga bile geçilebilir.
cinsiyetçilik ise vurgunuz; fiyat artışını sorgulamayanların, hayatlarında bir çok şeyi kısmadığını nereden biliyorsunuz? bu ülkede kremi, kıyafeti, takıyı aynı ay içersinde alabilen var mıdır yahu? bir ay saça para verirsin, bir ay kıyafet alırsın, bir ay bakım ürünlerini alırsın. her ay taksit ödersin tabi. ve hatta o ürünü almak için belki de iki ay boyunca hiç bir şey almayan müşterileriniz vardır belki.
ben ekonomi konusunda her gün yakınıyorum, ağlıyorum. illa benzin alıp kendimizi mi yakalım?
kadınlar genelde alacakları ürünü internette araştırırlar, muadillerine bakarlar, indirim kovalarlar. haa bunu erkekler de yapıyordur elbette. yani çalıştığınız yere gelip ürünü alan ''size denk gelmeyen, etiketi kontrol etmediğini düşündüğünüz kadınlar'' mutlaka ürüne bakmıştır. hayır bir de gelip ''yaaa bunların fiyatı neden arttı'' diye sorsa bir kadın, içinizden ''bu kadınında dünyadan haberi yok herhalde ekonomi çok kötü hanfendiiii, siz dolarlan mı maaş alıyorsunuz?'' diye dalga bile geçilebilir.
cinsiyetçilik ise vurgunuz; fiyat artışını sorgulamayanların, hayatlarında bir çok şeyi kısmadığını nereden biliyorsunuz? bu ülkede kremi, kıyafeti, takıyı aynı ay içersinde alabilen var mıdır yahu? bir ay saça para verirsin, bir ay kıyafet alırsın, bir ay bakım ürünlerini alırsın. her ay taksit ödersin tabi. ve hatta o ürünü almak için belki de iki ay boyunca hiç bir şey almayan müşterileriniz vardır belki.
ben ekonomi konusunda her gün yakınıyorum, ağlıyorum. illa benzin alıp kendimizi mi yakalım?
devamını gör...
sözlüğe boş yapmak için üye olmak
kafa dağıtmak için, sosyalleşmek için giriyorum buraya, biraz boş yapmak hakkım diye düşünüyorum.
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
sözlüğe verdiği aranın uzun sürmemesini umduğum yazar. umarım kendini çok özletmeden geri döner.
devamını gör...
doktordan satılık araba
buradaki tılsımlı sözcük doktor.
bundan yukarısı yok. kaymakamdan satılık, dekandan satılık, dsi müdüründen satılık, şirket ceo'sundan satılık, parti il başkanından satılık. ne yazarsan yaz basit bir pratisyen doktoru geçemez. hatta, bir üstü dene. başhekimden satılık araba diye yaz, yine fayda etmez. araba satmaya niyetli bir doktor olunca, önünde kimse duramaz.
bundan yukarısı yok. kaymakamdan satılık, dekandan satılık, dsi müdüründen satılık, şirket ceo'sundan satılık, parti il başkanından satılık. ne yazarsan yaz basit bir pratisyen doktoru geçemez. hatta, bir üstü dene. başhekimden satılık araba diye yaz, yine fayda etmez. araba satmaya niyetli bir doktor olunca, önünde kimse duramaz.
devamını gör...
mesajlara geç cevap veren insan
anlam veremediğim olaydır. bir de online olup olmadığını görebildiğiniz uygulamalarda daha da anlam veremiyorum. herkese cevap veriyor, cümle aleme mesaj atıyor ama size cevap vermiyor. 2 gün sonra da geri dönüyor. yahu 2 gün sonra geri döneceğini bilseydim mektup yazardım, niye acele ettin bu kadar?
devamını gör...
geceye bir şener şen repliği bırak
devamını gör...
her türlü nickaltı girilir
aga çok fena şişirici ve övücü nickaltlarım var dosta 150 ye gider.
devamını gör...
gereksiz yere pahalı olan şeyler
kesinlikle kitaplar. kitaplar 1 lira olsun
devamını gör...
yağmur sesi
eğer görmeyen biriyseniz sizin gözünüzdür bu ses. şairin "tıpırtı" dediği, gözünüzün görmediği tanelerin yapraklar üzerine düşerken çıkardığı sestir bu.
çoğumuz yağmuru görürüz, hissederiz ama bazılarımız önce işte bu tıpırtıyı duyarız. benim için "yaşam" demektir bir nevi. çünkü yağmur, değdiği ağaç, duyan insan...
çoğumuz yağmuru görürüz, hissederiz ama bazılarımız önce işte bu tıpırtıyı duyarız. benim için "yaşam" demektir bir nevi. çünkü yağmur, değdiği ağaç, duyan insan...
devamını gör...
ekşi sözlük
sıra bekleyen çaylaklar tarafından gün yüzü görmemiş küfürlere maruz kaldığınız sözlük. tanımlarınız sol fremada gözle görülemeyecek şekilde ışık hızıyla kaybolur. kaliteli yazarlar fazla ama kalite giderek düşmektedir. ayrıca bir tanımla anında yaftalanırsınız.
devamını gör...
