normal sözlük moderasyonu
bir zamanlar ben de aralarındaydım. ne olursa olsun kötü söylemek olmaz.
sonuçta hepsi gönüllülük esasıyla bu görevi icra ediyor.
takdir etmek lazım.
sonuçta hepsi gönüllülük esasıyla bu görevi icra ediyor.
takdir etmek lazım.
devamını gör...
insanları tanıdıkça yalnızlığı sevmek
kalbi paramparça olan insanlar, yalnızlığı severler. çünkü insanları sevmek birçok kez hayal kırıklığına uğramalarına neden olmuştur. insanların kötü yüzünü defalarca tecrübe eden bir insan, kendinden başka kimseye ihtiyaç duymayacaktır.
devamını gör...
çocukluk
ne desem bilmiyorum. nerden başlasam, nasıl tanımlasam.
dünyanın en güzel şeyi mi sahiden? bir daha düşün, herkes için öyle mi? en masum, en saf, en yalansız, en temiz yıllar... pür neşe, coşku? ya mutluluk? kimimiz sağlıklı, huzurlu, olması gerektiği gibi çocukluklar yaşıyoruz evet. iyi ki de öyle. minnet! ama lanet olsun ki her çocuk bu kadar şanslı olamıyor. sanırım genel geçer bir tanım yapacaksak "yetişkinliğe erişebilenler için hayatlarının en önemli dönemi" diyebiliriz sadece. gerisi tamamen subjektif. iyi, kötü, travmatik, mutlu. dünyada ne kadar insan varsa o kadar çocukluk var. hepsinin ise tek bir ortak noktası : çocukluk hayatın kaynağı. insanlığın tabula rasa'sı.
şimdi gelelim benim bunları neden yazdığıma. dünkü yayının etkisinden çıkamadım hala. şu 2 saate yakın süre favori farelerimizi ve çizgi filmleri konuştukları, bizim de her çaldıkları şarkıyla "hay aklınızla bin yaşayın yaa" dediğimiz yayından bahsediyorum evet.* çok büyük bir keyifle çok da kısa olmayan bir yol giderek çocukluğuma gittim ve yayını dinledim, sonra da biraz daha oyalanıp yatmaya karar verdim. buraya kadar her şey çok süperdi aslında. yatmadan önce "bu gece çok güldüm yeaa" diyerek aynada kaz ayaklarımı kontrol edecek kadar çok eğlendiğim güzel bir gece geçirmiştim, mutlu mesut uyumam gerekiyordu. yattım, çok da uykum var. ama dalamıyorum bir türlü. bilim bakalım neden? bu çok süper gecede gittiğim çocukluğumdan kopup, kazık kadar haliyle yatağında yatmakta olan bana sirayet etmek üzere bir öcü arkadaşımız ziyaretime gelmek istemiş çünkü! allahın belası deprem fobim! 10 yaşımdan beri hayatımda olan, ancak çok sevdiğim ve güvendiğim insanlar tarafından deprem olacak mı bu gece soruma verilen hayır, olmayacak, kesinlikle olmayacak, güven bana vb. bir cevapla güç bela savuşturabildiğim benim sevgili travmam! bana bu cevabı verebilecek çok mükemmel bir insan seviyorum neyse ki. iyi ki. daldım uykuya. sabahsa yerinde yeller esiyordu korkularımın. geriye sadece yayının beni götürdüğü yerlerdeki mutlu anıların pozitifliği kalmış. çok harika! yazmam lazım bunu.
benim çocukluğum türlü zıpırlıklarla dolu. mutlu, pozitif bir çocukluk. dışa dönük, enerjik ve muzip bir çocuktum ben. yaramaz mıydım evet. ama bana anlattıkları hikayelerde de benim hatırladıklarımda da baskın olan hep büyümüş de küçülmüş, yaşına, boyuna bakmadan insanlara laf sokan bir tip. 4. sınıfa giderken 6. sınıfa giden bir çocuğa aşık olan kız arkadaşımın kırılan gururunu yerden toplamak için tenefüste ortaokulların katına çıkıp (sırf o kata çıkmak bile inanılmaz gelirdi bize o dönem) mezkur çocuğun sınıfına dalarak elimdeki meyve suyunu çocuğun üstüne dökmüş hiçbir şey demeye tenezzül etmeden çıkıp gitmiştim sınıftan bir keresinde. hayır cesursun anladık da salaksın be kızım. tek başına o sınıfa çıkıp ilgili eylemi gerçekleştirdiğinde çocuğa aşık olan ve reddedilenin sen olduğun düşünülecek haliyle, hiç bunu hesap etmiyor musun? etmiyorsun, biliyorum. sinirimden ağlamıştım kendimi ifade edeceğim diye. "hayır hayııır tolga'yı seven ben değilim!!!" hoş, bunu hesap edecek kişi olsan, düzenlenen paten yarışmasında en yakın rakibinde aranda en az 200 mt fark varken son 50 mt'de kaymayı bırakıp yeni izlediğin ve aşık olduğun cameron'un rose'lu jack'li sahnesini tek başına performe edeceksin diye ikinciliğe razı gelmek zorunda kalmazdın sen! yahu bu nasıl bir kendini bilmezlik. beylikdüzü'nde titanic vardı da biz mi binmedik?
neyse efendim 7'sinde neyse 70'inde de o insan.*
bu da böyle bir hanımdır.
dünyanın en güzel şeyi mi sahiden? bir daha düşün, herkes için öyle mi? en masum, en saf, en yalansız, en temiz yıllar... pür neşe, coşku? ya mutluluk? kimimiz sağlıklı, huzurlu, olması gerektiği gibi çocukluklar yaşıyoruz evet. iyi ki de öyle. minnet! ama lanet olsun ki her çocuk bu kadar şanslı olamıyor. sanırım genel geçer bir tanım yapacaksak "yetişkinliğe erişebilenler için hayatlarının en önemli dönemi" diyebiliriz sadece. gerisi tamamen subjektif. iyi, kötü, travmatik, mutlu. dünyada ne kadar insan varsa o kadar çocukluk var. hepsinin ise tek bir ortak noktası : çocukluk hayatın kaynağı. insanlığın tabula rasa'sı.
şimdi gelelim benim bunları neden yazdığıma. dünkü yayının etkisinden çıkamadım hala. şu 2 saate yakın süre favori farelerimizi ve çizgi filmleri konuştukları, bizim de her çaldıkları şarkıyla "hay aklınızla bin yaşayın yaa" dediğimiz yayından bahsediyorum evet.* çok büyük bir keyifle çok da kısa olmayan bir yol giderek çocukluğuma gittim ve yayını dinledim, sonra da biraz daha oyalanıp yatmaya karar verdim. buraya kadar her şey çok süperdi aslında. yatmadan önce "bu gece çok güldüm yeaa" diyerek aynada kaz ayaklarımı kontrol edecek kadar çok eğlendiğim güzel bir gece geçirmiştim, mutlu mesut uyumam gerekiyordu. yattım, çok da uykum var. ama dalamıyorum bir türlü. bilim bakalım neden? bu çok süper gecede gittiğim çocukluğumdan kopup, kazık kadar haliyle yatağında yatmakta olan bana sirayet etmek üzere bir öcü arkadaşımız ziyaretime gelmek istemiş çünkü! allahın belası deprem fobim! 10 yaşımdan beri hayatımda olan, ancak çok sevdiğim ve güvendiğim insanlar tarafından deprem olacak mı bu gece soruma verilen hayır, olmayacak, kesinlikle olmayacak, güven bana vb. bir cevapla güç bela savuşturabildiğim benim sevgili travmam! bana bu cevabı verebilecek çok mükemmel bir insan seviyorum neyse ki. iyi ki. daldım uykuya. sabahsa yerinde yeller esiyordu korkularımın. geriye sadece yayının beni götürdüğü yerlerdeki mutlu anıların pozitifliği kalmış. çok harika! yazmam lazım bunu.
benim çocukluğum türlü zıpırlıklarla dolu. mutlu, pozitif bir çocukluk. dışa dönük, enerjik ve muzip bir çocuktum ben. yaramaz mıydım evet. ama bana anlattıkları hikayelerde de benim hatırladıklarımda da baskın olan hep büyümüş de küçülmüş, yaşına, boyuna bakmadan insanlara laf sokan bir tip. 4. sınıfa giderken 6. sınıfa giden bir çocuğa aşık olan kız arkadaşımın kırılan gururunu yerden toplamak için tenefüste ortaokulların katına çıkıp (sırf o kata çıkmak bile inanılmaz gelirdi bize o dönem) mezkur çocuğun sınıfına dalarak elimdeki meyve suyunu çocuğun üstüne dökmüş hiçbir şey demeye tenezzül etmeden çıkıp gitmiştim sınıftan bir keresinde. hayır cesursun anladık da salaksın be kızım. tek başına o sınıfa çıkıp ilgili eylemi gerçekleştirdiğinde çocuğa aşık olan ve reddedilenin sen olduğun düşünülecek haliyle, hiç bunu hesap etmiyor musun? etmiyorsun, biliyorum. sinirimden ağlamıştım kendimi ifade edeceğim diye. "hayır hayııır tolga'yı seven ben değilim!!!" hoş, bunu hesap edecek kişi olsan, düzenlenen paten yarışmasında en yakın rakibinde aranda en az 200 mt fark varken son 50 mt'de kaymayı bırakıp yeni izlediğin ve aşık olduğun cameron'un rose'lu jack'li sahnesini tek başına performe edeceksin diye ikinciliğe razı gelmek zorunda kalmazdın sen! yahu bu nasıl bir kendini bilmezlik. beylikdüzü'nde titanic vardı da biz mi binmedik?
neyse efendim 7'sinde neyse 70'inde de o insan.*
bu da böyle bir hanımdır.
devamını gör...
yazarların psikolojik durumunun 3 kelime ile özeti
devamını gör...
yazmayı aniden bırakan yazar
bazı yazarların profiline bakıyorum normal bir şekilde tanımlarını girerken birden yazmayı bırakıyor ve uzun süre yazmıyor. bazılarının işleri yoğun olabilir , sıkılmış olabilir veya merhum bile olmuş olabilir bir sürü sebep var.
devamını gör...
yazarların göz renkleri
(bkz: ela). kıyafete göre uyumlanma programına sahiptir, çok severim kendilerini.
devamını gör...
kedi besleyenlerin ortak özellikleri
kediler hiçbir şey yapmayıp sadece uyusa bile çok sevimli buluyoruz.* her halleri ayrı güzel.
devamını gör...
spontane radyo yayını
sevgili cenk'in arka bahçesi'nin sorusuna cevaben bir yazarın, sözlüğün gaz ve toz bulutu dönemlerinde yapmış olduğu isabetli bir tanımı hatırlatmak istediğim yayın. bkz: #40749
devamını gör...
4 nisan 2021 22 mumyanın yeni müzeye taşınması
mısır'da 22 firavunun mumyaları akşam saatlerinde başkent kahire caddelerinden kortejle geçirilerek ulusal mısır medeniyeti müzesi'ne taşındı. görkemli bir tören eşliğinde gerçekleştirilen nakil işlemine birçok mısırlı'nın yanı sıra online olarak dünyanın birçok ülkesinden kişi yoğun ilgi gösterdi.
buradan
devamını gör...
güzellik hariç erkekleri aşık ettirebilecek şeyler
değer vermesi,ilgi göstermesi.tatlı dilli, güler yüzlü ve anlayışlı olması.
bakımsız gezmemesi,her anın değerini bilmesi.
önem verdiklerimi,isteklerimi koşulsuz olarak yerine getirmesi.
kilosuna kesinlikle dikkat etmesi,güzel kelimelerle hitap etmesi.
bakımsız gezmemesi,her anın değerini bilmesi.
önem verdiklerimi,isteklerimi koşulsuz olarak yerine getirmesi.
kilosuna kesinlikle dikkat etmesi,güzel kelimelerle hitap etmesi.
devamını gör...
osuruk böceği
kötü bir anı…
tek amacım ağaçta dut yemekti ama o açlığın verdiği hızla bakmadan dutu ağzıma atarken meyvenin üstündeki bu şahsı fark etmedim ve kendisine küçük bir ısırık bahşettim farkına vardığımda çok geçti işin tuhafı alt dudağım uzun bir süre his kaybı yaşadı. kendisinden lanetli bir öpücük aldım.
tek amacım ağaçta dut yemekti ama o açlığın verdiği hızla bakmadan dutu ağzıma atarken meyvenin üstündeki bu şahsı fark etmedim ve kendisine küçük bir ısırık bahşettim farkına vardığımda çok geçti işin tuhafı alt dudağım uzun bir süre his kaybı yaşadı. kendisinden lanetli bir öpücük aldım.
devamını gör...
dr charles hoffe'un mrna aşısı yaptıranlara korkunç haberi
kısaca şunu açıklıyor sayın doktor. bu aşı içerisindeki trilyonlarca gen, hücrelere bir protein sentezletiyor. bu protein ise vücut tarafından yabancı olarak algılanıp vücudun kendi ürettiği bu proteine savaş açmasına sebep oluyor. ancak bu durum kan içerisinde tespit edilmesi çok zor pıhtılara sebep oluyor ve bu pıhtılar organların en kılcal damarlarını tıkayıp organın zarar görmesine sebebiyet veriyor. özellikle, kalp, akciğer ve beyin vurgulanmış. bu durumun geri dönüşü olmayan bir durum olduğundan da bahsetmiş kendisi. ayrıca kendi hastalarında yaptığı incelemelerde bu durumun aşı uygulanan kişilerin %62'sinde tespit etmiş. kısacası geçmiş olsun.
devamını gör...
dardanel
"ton mu yesek" isimli über saçma reklamı, sırf şov dünyasına yaptıkları göndermelerden ötürü desteklemiştim.
lakin bu video'yu izledikten sonra aklıma şu dizeler geldi. (bkz: hem dersini bilmiyor hem de şişman herkesten)
lakin bu video'yu izledikten sonra aklıma şu dizeler geldi. (bkz: hem dersini bilmiyor hem de şişman herkesten)
devamını gör...
kronofobi
zaman kavramına ve zamanın ilerleyişini endişe edenlerin yaşadığı korku.
devamını gör...
24 mayıs 2021 habertürk süleyman soylu yayını
programın özeti:
süleyman soylu soru sordu sedat peker yanıtladı.
süleyman soylu soru sordu sedat peker yanıtladı.
devamını gör...
normal sözlük'te herkesin fakir olması
halkın pek çoğu fakir, bu bir gerçek.
fakat bir çok insan ise fakir edebiyatı yapıyor, bu'da bir gerçek.
merak etmeyin kimse sizden borç para istemeyecek, yalan beyanlara gerek yok.
fakat bir çok insan ise fakir edebiyatı yapıyor, bu'da bir gerçek.
merak etmeyin kimse sizden borç para istemeyecek, yalan beyanlara gerek yok.
devamını gör...
meja (yazar)
biliyorum nickaltı okumayı sevmiyosun ama artık tutamayacağım kendimi be kadın!
o nasıl müthiş bir sestir ya
nasıl bir ses allahım yarabbi? seninki ses ise biz boşuna yaşıyoruz. bugün bir kez daha hayran kaldım sana kadın. bayılıyorum. efsolar efsosusun!
tanımlarını, zekanı övmeyeceğim, zaten biliyosun hayranınım. bugün aklım sesinde kaldı.
o nasıl destansı bir ses ya *
o nasıl müthiş bir sestir ya
nasıl bir ses allahım yarabbi? seninki ses ise biz boşuna yaşıyoruz. bugün bir kez daha hayran kaldım sana kadın. bayılıyorum. efsolar efsosusun!
tanımlarını, zekanı övmeyeceğim, zaten biliyosun hayranınım. bugün aklım sesinde kaldı.
o nasıl destansı bir ses ya *
devamını gör...


