sma hastalarına yardım kampanyaları
bir hayalim var, çocuk olmak düsturuyla çıktıkları yolda kürşad ömer, annesinin deyimiyle, melek olmuştur...ailenin paylaşımı.
bi şeyler yapmalı, ama ne?
bi şeyler söylenmeli, ama ne?
öyle rezil bi hale geldik ki çocukları dahi koruyamıyoruz. toplanan miktar çok fazla, bir çocuk için o kadar para heba edilemez, diyenlere soruyorum; şu güzel çocukların halini görüp de hala konuşabiliyor olmak için ne yaşadın?
bi şeyler yapmalı, ama ne?
bi şeyler söylenmeli, ama ne?
öyle rezil bi hale geldik ki çocukları dahi koruyamıyoruz. toplanan miktar çok fazla, bir çocuk için o kadar para heba edilemez, diyenlere soruyorum; şu güzel çocukların halini görüp de hala konuşabiliyor olmak için ne yaşadın?
devamını gör...
sözlük radyosu
üzerine kafa patlattığımız hede.
var mıdır tecrübesi olan, işi bilen tekniğe hakim kimseler aramızda ?
var mıdır tecrübesi olan, işi bilen tekniğe hakim kimseler aramızda ?
devamını gör...
yazarların yaptığı en büyük dalgınlık
insanları dinliyorum sanarken dinlemediğimi anlıyorum, bu da sayılıyor mu?
devamını gör...
heysel faciası
tarihler 29 mayıs 1985'i gösteriyordu brüksel heysel stadyumu'nda oynanacak olan eski adıyla avrupa şampiyon kulüpler kupası (günümüz şampiyonlar ligi) final maçında juventus ile liverpool karşı karşıya gelecekti.
maçın başlamasına 1 saat kala ingiliz taraftarlar ile italyan taraftarlar arasında karşılıklı sataşmalar başladı.
ingiliz holiganlar aradaki bariyerleri aşarak, juventuslu taraftarlara hücum etti.
italyanlar'ın can havliyle kaçmaya çalıştı ama kaçacakları bir yer yoktu.
tribünün arkasındaki duvarın üzerinden kaçmaya çalıştı ama duvar dayanamadı ve çöktü.
duvarın çökmesiyle adeta bir can pazarı yaşandı.
betonarmenin altında kalan çok sayıda taraftar ve izdiham sırasında tel örgülerde sıkışan toplam 39 kişi hayatını kaybetti.
futbolcuların olayları öğrenmesi neticesinde liverpool efsanesi kenny dalglish başta olmak üzere maça çıkmak istemediler. uefa ve kulüp yetkilileri ise maçın oynanmasını emretti.
maç oynandı ama sahada futbol namına bir şey kalmamıştı artık. platini'nin penaltı golüyle juventus 1-0 kazanmıştı.
bu olaylar neticesinde liverpool avrupa kupalarından süresiz men edilmiş daha sonra bu karar 8 yıl mene düşürülmüştür. tüm ingiliz takımları ise 5 yıl avrupa müsabakalarından men edilmiştir.
dönemin demir lady lakaplı ingiltere başbakanı margaret thatcher, eğer bu ceza uygulanmazsa ingiltere'nin fifa ve uefa üyeliğini sonlandırmayı göze alacağını belirtmiştir.
maçın başlamasına 1 saat kala ingiliz taraftarlar ile italyan taraftarlar arasında karşılıklı sataşmalar başladı.
ingiliz holiganlar aradaki bariyerleri aşarak, juventuslu taraftarlara hücum etti.
italyanlar'ın can havliyle kaçmaya çalıştı ama kaçacakları bir yer yoktu.
tribünün arkasındaki duvarın üzerinden kaçmaya çalıştı ama duvar dayanamadı ve çöktü.
duvarın çökmesiyle adeta bir can pazarı yaşandı.
betonarmenin altında kalan çok sayıda taraftar ve izdiham sırasında tel örgülerde sıkışan toplam 39 kişi hayatını kaybetti.
futbolcuların olayları öğrenmesi neticesinde liverpool efsanesi kenny dalglish başta olmak üzere maça çıkmak istemediler. uefa ve kulüp yetkilileri ise maçın oynanmasını emretti.
maç oynandı ama sahada futbol namına bir şey kalmamıştı artık. platini'nin penaltı golüyle juventus 1-0 kazanmıştı.
bu olaylar neticesinde liverpool avrupa kupalarından süresiz men edilmiş daha sonra bu karar 8 yıl mene düşürülmüştür. tüm ingiliz takımları ise 5 yıl avrupa müsabakalarından men edilmiştir.
dönemin demir lady lakaplı ingiltere başbakanı margaret thatcher, eğer bu ceza uygulanmazsa ingiltere'nin fifa ve uefa üyeliğini sonlandırmayı göze alacağını belirtmiştir.
devamını gör...
beden eğitimi dersi
okul müfredatında olmasını desteklediğim sosyal ve entellektüel oluşumlardan biridir. beden, resim ve müzik gibi sosyal etkinliklere ev sahipliği yapan 1 saatlik derslerin diğer derslerdeki odaklanma ve başarıyı da olumlu etkilediğini biliyoruz.
eğitim sistemimizin kalitesi elbet tartışılır. ama konumuz bu değil. özel dersler, sınavlar ve dershaneler arasında sıkışıp kalan çocuklar için bu ders bir süreliğine kendine ve ihtiyaçlarına odaklanmasını sağlayacak araç niteliğindedir. sosyalleşme sağlayan, ders başarısından farklı bir alanda yaşama sevincini artıran bu etkinlikler motivasyonu da artırarak tekrar yola güçlü bir şekilde devam edebilecekleri enerjiyi sağlayacaktır. topa olan gücü ile vuran çocuğu durdurmayın, resim defterini anlamsızca karalayan çocuğa kızmayın, flütle desibelin sınırını zorlayan çocuğu engellemeyin. bunlar da bir nevi stresi ve gerginliği uzaklaştırma çabasıdır.
"benim çocuğum sosyal etkinlik sevmiyor, zaman kaybı olarak görüyor" diyen insanları samimi görmediğimi belirtmeliyim. adı üstünde, o bir çocuk. siz neyi öğretmiş iseniz o çocuk o olur. nefes almayı öğretmeliyiz. zihni sürekli çalışır halde tutmaya çalışırsanız dinlenme fırsatı olmayacaktır. verimli çalışma bu değildir. zihnin dinlenmesi de gerekir. nasıl olduğu önemli değil, herkes kendi yolunu yaratır. doğru yanlış diye nitelendirmemek gerek. ben kitap okurum, sen müzik dinlersin, diğeri halı saha maçına gider... bunlara engel olan ya da vakit kaybı gören aileler, çocuğun içinde ne duygular barındırdığını, hangi fırtınalara ev sahipliği yaptığını eminim bilmiyordur. çalışmadığı zaman suçluluk duygusu hissedebileceğini, eksik hissedebileceğini, kendine değer verme kavramının altını doldurmayacağını bilin değerli veliler. telkinlerimiz ne yönde?
sosyalleşmenin en çok kıymetini biz biliriz halbuki. burada yazmak da buna dahil midir? bir düşünelim.
yapılan etkinlik ne olursa olsun, ama ders dışı olsun. beden eğitimi benim bu konuda en çok desteklediğim derstir. fiziksel yansımalar ruhsal boşalımı destekler. parka gitmeyen çocuklar kıpır kıpır, molaya çıkamayan çalışan huzursuz, kahvesini içermeyen patron keyifsiz olur, bilirsiniz. çocuk dünyasının hengamesi içinde bırakın bir fincan kahve içme lüksü olsun. kahve sevmiyorsa çay içsin, onu da mı sevmedi? ne içmek istediğine kendi karar versin. kendi karışımları belki en lezzetlisi olacak. lezzeti olmasa bile seçme şansı onun olsun, sizin değil. çocuğunuzun zaten elinden alınmış olan gençliğine bir tekme de siz atmayın.
beden eğitimi dersi candır. en sevdiğimdir. her çocuğun en sevdiğidir. içimizdeki minik canavarın ihtiyacını karşılayabileceği en etkili derstir. salın efendim çocuklarınızı...
eğitim sistemimizin kalitesi elbet tartışılır. ama konumuz bu değil. özel dersler, sınavlar ve dershaneler arasında sıkışıp kalan çocuklar için bu ders bir süreliğine kendine ve ihtiyaçlarına odaklanmasını sağlayacak araç niteliğindedir. sosyalleşme sağlayan, ders başarısından farklı bir alanda yaşama sevincini artıran bu etkinlikler motivasyonu da artırarak tekrar yola güçlü bir şekilde devam edebilecekleri enerjiyi sağlayacaktır. topa olan gücü ile vuran çocuğu durdurmayın, resim defterini anlamsızca karalayan çocuğa kızmayın, flütle desibelin sınırını zorlayan çocuğu engellemeyin. bunlar da bir nevi stresi ve gerginliği uzaklaştırma çabasıdır.
"benim çocuğum sosyal etkinlik sevmiyor, zaman kaybı olarak görüyor" diyen insanları samimi görmediğimi belirtmeliyim. adı üstünde, o bir çocuk. siz neyi öğretmiş iseniz o çocuk o olur. nefes almayı öğretmeliyiz. zihni sürekli çalışır halde tutmaya çalışırsanız dinlenme fırsatı olmayacaktır. verimli çalışma bu değildir. zihnin dinlenmesi de gerekir. nasıl olduğu önemli değil, herkes kendi yolunu yaratır. doğru yanlış diye nitelendirmemek gerek. ben kitap okurum, sen müzik dinlersin, diğeri halı saha maçına gider... bunlara engel olan ya da vakit kaybı gören aileler, çocuğun içinde ne duygular barındırdığını, hangi fırtınalara ev sahipliği yaptığını eminim bilmiyordur. çalışmadığı zaman suçluluk duygusu hissedebileceğini, eksik hissedebileceğini, kendine değer verme kavramının altını doldurmayacağını bilin değerli veliler. telkinlerimiz ne yönde?
sosyalleşmenin en çok kıymetini biz biliriz halbuki. burada yazmak da buna dahil midir? bir düşünelim.
yapılan etkinlik ne olursa olsun, ama ders dışı olsun. beden eğitimi benim bu konuda en çok desteklediğim derstir. fiziksel yansımalar ruhsal boşalımı destekler. parka gitmeyen çocuklar kıpır kıpır, molaya çıkamayan çalışan huzursuz, kahvesini içermeyen patron keyifsiz olur, bilirsiniz. çocuk dünyasının hengamesi içinde bırakın bir fincan kahve içme lüksü olsun. kahve sevmiyorsa çay içsin, onu da mı sevmedi? ne içmek istediğine kendi karar versin. kendi karışımları belki en lezzetlisi olacak. lezzeti olmasa bile seçme şansı onun olsun, sizin değil. çocuğunuzun zaten elinden alınmış olan gençliğine bir tekme de siz atmayın.
beden eğitimi dersi candır. en sevdiğimdir. her çocuğun en sevdiğidir. içimizdeki minik canavarın ihtiyacını karşılayabileceği en etkili derstir. salın efendim çocuklarınızı...
devamını gör...
topuklu ayakkabı
şunu severek giyen tek kadın benim heralde. o kadar iyi hissettiriyor ki tüm gün topukluyla gezsem yine de canımın acısını pek duymuyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarları kendini nasıl tanıtır sorusu
ben hiç kimse olmayanım ve hiç kimse ben olmayanım.
devamını gör...
rekreasyon
--- alıntı ---
rekreasyon; yapay kurallar olmaksızın yapılan, fiziksel etkinliğe dayalı bir eğlencedir. kazanç amacı gütmeden, devamlılık zorunluluğu olmadan, kişiyi tazeleyen ve çevresiyle etkileşimini sağlayan bir zaman geçirme yoludur. iş ve kişisel zamandan arta kalan serbest zamanı kapsar.
--- alıntı ---
rekreasyon; yapay kurallar olmaksızın yapılan, fiziksel etkinliğe dayalı bir eğlencedir. kazanç amacı gütmeden, devamlılık zorunluluğu olmadan, kişiyi tazeleyen ve çevresiyle etkileşimini sağlayan bir zaman geçirme yoludur. iş ve kişisel zamandan arta kalan serbest zamanı kapsar.
--- alıntı ---
devamını gör...
anthropos
yunanca insan anlamına gelen kelime. ayrıca gnostik terim olan anthropos, tanrısal varlık tarafından yaratılmış, maddeden farklı saf zihinden oluşan göksel bir insan prototipidir.
"bu 'daha aşağı' ruh, physis'te hapsedilmiş, iran kökenli, doğasından ötürü ikicinslikli zamansal olarak ilk insandır. o, zamanın başlangıcında ve sonunda görünen ve kendi başlangıcı ve sonu olan göksel, yani kusursuz insandır. o cinslerin bölünmesinin ötesinde olan ve ancak erkekle dişi bir haline geldiğinde ulaşılabilecek olan, insanın bütünlüğüdür. bu daha yüksek anlamın açığa çıkması, 'uğursuz' temasın yarattığı sorunu çözer ve kaotik karanlıktan lumen quod superat omnia lumina'yı (tüm ışıkların üstünde yükselen ışığı) üretir.
(bkz: carl gustav jung)
(bkz: the psychology of the transference)
anthropos'un açığa çıkması olağan herhangi bir dinsel duyguyla ilişkili değildir; hristiyanlığa inananlar için mesih görünüşüyle neredeyse aynı şeydir. bununla birlikte o, ex opere divino (tanrısal bir eylemin sonucu olarak) değil, ex opere naturae (doğanın eyleminin bir sonucu olarak) yukarıdan değil, kendisi kötüye yakın olan ve pagan vahiy tanrısının adını taşıyan hades'ten, bir gölgenin dönüşümünün ürünüdür."
"simyada yumurta, usta tarafından kavranan kaosu, tutsak-dünya ruhunu içeren prima materia'yı sembolize eder. yuvarlak pişirme kabıyla sembolize edilen yumurtanın içinden, kartal ya da physis'in kollarında tutsak kalan anthropos'la özdeş zümrüdüanka, yani azat edilmiş ruh çıkacaktır.
(bkz: carl gustav jung)
(bkz: rüyalar)
"bu 'daha aşağı' ruh, physis'te hapsedilmiş, iran kökenli, doğasından ötürü ikicinslikli zamansal olarak ilk insandır. o, zamanın başlangıcında ve sonunda görünen ve kendi başlangıcı ve sonu olan göksel, yani kusursuz insandır. o cinslerin bölünmesinin ötesinde olan ve ancak erkekle dişi bir haline geldiğinde ulaşılabilecek olan, insanın bütünlüğüdür. bu daha yüksek anlamın açığa çıkması, 'uğursuz' temasın yarattığı sorunu çözer ve kaotik karanlıktan lumen quod superat omnia lumina'yı (tüm ışıkların üstünde yükselen ışığı) üretir.
(bkz: the psychology of the transference)
anthropos'un açığa çıkması olağan herhangi bir dinsel duyguyla ilişkili değildir; hristiyanlığa inananlar için mesih görünüşüyle neredeyse aynı şeydir. bununla birlikte o, ex opere divino (tanrısal bir eylemin sonucu olarak) değil, ex opere naturae (doğanın eyleminin bir sonucu olarak) yukarıdan değil, kendisi kötüye yakın olan ve pagan vahiy tanrısının adını taşıyan hades'ten, bir gölgenin dönüşümünün ürünüdür."
"simyada yumurta, usta tarafından kavranan kaosu, tutsak-dünya ruhunu içeren prima materia'yı sembolize eder. yuvarlak pişirme kabıyla sembolize edilen yumurtanın içinden, kartal ya da physis'in kollarında tutsak kalan anthropos'la özdeş zümrüdüanka, yani azat edilmiş ruh çıkacaktır.
(bkz: rüyalar)
devamını gör...
örnek vatandaş (yazar)
nickinin hakkını veren yazar.
devamını gör...
üstteki yazarın mahlasını cümle içinde kullanmak
kafamda birçok soru vardı ama neyse ki her şeyi bilen çay bardağım yanımdaydı.
devamını gör...
gerçekler acıdır
bu cümle gerçeklere subjektif anlam yüklemenin getirdiği bir sonuçtan doğan söz öbeğidir. çünkü gerçekler olduğu gibidir. onu acı yapan hep insanoğludur. insanlar gerçeklere karşı gözlerini ve kulaklarını kulaklarını kapatmaya çalıştıkça gerçekler onlara acı gelecektir. çünkü insanlar gerçeklere karşı algısını kapatırsa yalanlarla yaşamaya başlar. günün birinde gerçek bir tokat gibi insanın suratına çarptığında ise senin için elbette acı verici olur. duymak istemediğin şeylerle karşılaştığın için gerçekler sana acı gelir.
devamını gör...
ömer muhtar
libya'da 1858 yılında doğmuş, 1911 yılında italya'nın işgaline karşı 20 yıl mücadele etmiş bir kahramandır.
ilk başlarda osmanlı devleti'nin birçok subayından afrika'daki son toprağımızı kurtarmak için askeri yardımlarını almışlardır. ingiliz işgalinde bulunan mısır ve sudan'daki müslümanlardan lojistik yardımlar almıştır ama italyanların yoğun baskısı karşısında zorluklar yaşamışlardır. 1931'de 73 yaşındayken bir çatışma sırasında yakalanmış, mahkemeye çıkarılmış ve 16 eylül 1931'de asılarak idam edilmiştir.
mustafa akkad tarafından 1981 yılında çöl aslanı adıyla sinemanın gücünü gösteren bir filmi çekilmiştir. mesela cezayir'de müslümanların fransız'lara karşı direnişi 100 yıldan fazla sürmüş, milyon kişi şehid olmuşken, bir filmleri yapılmadığı için fazla bilinmez.
ilk başlarda osmanlı devleti'nin birçok subayından afrika'daki son toprağımızı kurtarmak için askeri yardımlarını almışlardır. ingiliz işgalinde bulunan mısır ve sudan'daki müslümanlardan lojistik yardımlar almıştır ama italyanların yoğun baskısı karşısında zorluklar yaşamışlardır. 1931'de 73 yaşındayken bir çatışma sırasında yakalanmış, mahkemeye çıkarılmış ve 16 eylül 1931'de asılarak idam edilmiştir.
mustafa akkad tarafından 1981 yılında çöl aslanı adıyla sinemanın gücünü gösteren bir filmi çekilmiştir. mesela cezayir'de müslümanların fransız'lara karşı direnişi 100 yıldan fazla sürmüş, milyon kişi şehid olmuşken, bir filmleri yapılmadığı için fazla bilinmez.
devamını gör...
çirkin olmak
çirkin olmak (bende dahil) kötü bir durum çünkü hep eksiden başlarsın. hiç sevmediğim ama çok doğru bulduğum bir söz vardır. "dışını sevmediğin birinin içini merak etmezsin." aşk konusunda baştan kaybedersin. diğer durumlara da bakınca ordada kaybediyorsun hemen örnek vereyim; diyelim ki dışarıda yürüyorsunuz tipi iyi olan insanlardan pek kimlik sorulmaz güvenilir gözükürler vs. ancak dış görünüşünüz kötüyse ve erkekseniz yandınız polisler hep sizi çeker kimlik sorar polislerin akıllarına hatta bir çok insanın aklına yakışıklı ve güzel hırsız algısı yoktur dış görünüşün iyi olması onlardan bu şüpheyi almıştır. iş hayatında yapılan araştırmalarda güzel kadınların ve yakışıklı erkeklerin performans bakımından aynı olup , dış görünüşü iyi olmayan diğer çalışanlara göre daha hızlı yükseldiği kanıtlanmıştır .( akademiklink(youtube) ilgili video var ,makale çalışmasıdır) türkiyede çirkinler derneği açmayı düşünüyorum çok ihtiyaç var benim gibiler için neyse sizide üzdüm gece gece :(
devamını gör...
sözlükteki nickaltı övücülüğü
bir çete var, onların en iyi yaptığı iş bu. inanılmaz samimiyetsiz inanılmaz. misal hiçbir şey yokken ortada çat diye nick altında övgüler düzülür. yahu ben en yakınlarıma bile öyle şeyler demem, bunlar burda soul mate olmuşlar. övme demiyorum hobi olarak yine öv ama ölçülü olun la biraz. anonim bir kişiliği nasıl bu kadar sevebilir bir insan hayret ya.
devamını gör...
spesifik bilgi tanımlarının neden akışa düştüğü sorunsalı
(bkz: celali isyanı)
devamını gör...
cahil insanların ortak özellikleri
"bilmiyorum" demeyi bilmemeleridir.
bilmiyorum demek herkes için kolay bir söylem değildir. çünkü "bilmeme" eylemi, "öğrenme" eylemine geçiştir. eğer bilmediğini kabul ederse öğrenme ihtiyacı hasıl olur.
hz ali der ki; "bilmiyorum demeyi unutan helak olur. "
bilmiyorum demek herkes için kolay bir söylem değildir. çünkü "bilmeme" eylemi, "öğrenme" eylemine geçiştir. eğer bilmediğini kabul ederse öğrenme ihtiyacı hasıl olur.
hz ali der ki; "bilmiyorum demeyi unutan helak olur. "
devamını gör...
m.ö. 26 ocak 1213 firavun 2. ramses'i mumyalayan işçilerin yevmiyelerinin verilmemesi rezaleti
rezalet puanım 10 üzerinden 10. nasıl bu hale geldik artık aklım almıyor. işçi sendikaları uyusun daha. (bkz: mısırdan gitmek için sebepler)
devamını gör...

