normal sözlük fenomeni olacağını düşündüğünüz yazarlar
gözümü dört açıp ismimi arayacağım başlıktır.
noluyy yazar abiler noluyyy.
noluyy yazar abiler noluyyy.
devamını gör...
birlikteliklerde ideal boy hesabı
yoktur öyle bir hesap olmaması gerekir. bir tane reklam vardı şişman kadın zayıf erkeğe sarılıyordu siyahi bir beyfendi beyaz bir hanımefendiye sarılıyordu kısa boylu birisi uzun boylu birisine sarılıyordu. hayatın aynı o reklamdaki gibi olması lazım işte .
devamını gör...
kahve içmeye çağıran erkeğin nescafe 3'ü 1 arada yapması
devamını gör...
sevgiliye nude atayım derken enişteye atmak
eniştenin cebinden doblonun anahtarını düşürmesine sebep olacaktır.
devamını gör...
eski fotoğraflar
leman sam’ın sevilen bir şarkısıdır.
şarkıyı daha iyi hissetmek için önce eski bir fotoğrafa bakalım…
“avrupa bizim topraklarımızdan çıkan eserleri değerlendirmesini bilmiş, biz bilmiyoruz. bu bir para meselesi değil, bir kafa meselesidir” diyen deneme ve inceleme yazarı, eski yunan ve roma dilleri uzmanı, filolog, arkeolog, çevirmen ve düşünce insanı azra erhat’ın yanında
“huzur bulunan yerde, gurbet hasreti çekilmez” sözüyle bizi düşündüren nurullah ataç.
“unutmayın ki, dünyada en korkunç şey, ümidini kaybetmektir” diyerek bizi ümitli olmaya teşvik eden sabahattin ali’nin yanında “bütün şairler gökyüzüne pencereden bakarlar, halbuki kuş yuvalarının üstü açıktır ve kuşlar şiir yazmazlar” diyerek şiir yazmanın inceliklerini öğreten bedri rahmi eyüboğlu.
“insanı insan yapan duyguların ilkidir aşk. bir kişiyi seven, bütün insanları sever” diyen necati cumalı’nın yanında “yaşamın olmadığı her bir gezegen, başlayacak olan bir hayata işaret edebileceği gibi orada yaşamış canlıların tükettiği, hatta yok ettiği bir aleme dair izler de bırakmış olabilir bize” diyerek doğayı korumanın önemini anlatan orhan veli kanık'ın eserleri akla gelir... leman sam’ın eski fotoğraflar şarkısını dinlerken.
“bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı
elbet vardır demiş büyükler
sulanmış akşamüstü bahçelerinde
dostluk kokan kahveler içmişler
arıyorum nerde o bahçeler
dostluk dumanıyla tütsülü geceler
kaybetmeyin bu fotoğrafları
kaybolan dünümün son yadigarları
yok artık her gün son seferde geçerken
tüm yalıları selamlayan kaptan
ya da ince bir tebessümle balıkçıdan
küçücük paketini alan madam
ah çok mu zor karşıki komşuya
serin sabahlarda bir günaydın demek
ah çok mu zor eve dönüşlerde
yoldan geçenlere iyi akşamlar demek
karanlıkta kaybolmuşsa eğer zaman
yoksa aşk için konuşmaya bir an
utanırsam bir gün eğer ağlamaktan
düş olup akarım camlardan.”
“kayıp fotoğraflar bulunur ansızın, hayatın ve yılların gizli deliklerinde” -didem mamak.
şarkıyı daha iyi hissetmek için önce eski bir fotoğrafa bakalım…
“avrupa bizim topraklarımızdan çıkan eserleri değerlendirmesini bilmiş, biz bilmiyoruz. bu bir para meselesi değil, bir kafa meselesidir” diyen deneme ve inceleme yazarı, eski yunan ve roma dilleri uzmanı, filolog, arkeolog, çevirmen ve düşünce insanı azra erhat’ın yanında
“huzur bulunan yerde, gurbet hasreti çekilmez” sözüyle bizi düşündüren nurullah ataç.
“unutmayın ki, dünyada en korkunç şey, ümidini kaybetmektir” diyerek bizi ümitli olmaya teşvik eden sabahattin ali’nin yanında “bütün şairler gökyüzüne pencereden bakarlar, halbuki kuş yuvalarının üstü açıktır ve kuşlar şiir yazmazlar” diyerek şiir yazmanın inceliklerini öğreten bedri rahmi eyüboğlu.
“insanı insan yapan duyguların ilkidir aşk. bir kişiyi seven, bütün insanları sever” diyen necati cumalı’nın yanında “yaşamın olmadığı her bir gezegen, başlayacak olan bir hayata işaret edebileceği gibi orada yaşamış canlıların tükettiği, hatta yok ettiği bir aleme dair izler de bırakmış olabilir bize” diyerek doğayı korumanın önemini anlatan orhan veli kanık'ın eserleri akla gelir... leman sam’ın eski fotoğraflar şarkısını dinlerken.
“bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı
elbet vardır demiş büyükler
sulanmış akşamüstü bahçelerinde
dostluk kokan kahveler içmişler
arıyorum nerde o bahçeler
dostluk dumanıyla tütsülü geceler
kaybetmeyin bu fotoğrafları
kaybolan dünümün son yadigarları
yok artık her gün son seferde geçerken
tüm yalıları selamlayan kaptan
ya da ince bir tebessümle balıkçıdan
küçücük paketini alan madam
ah çok mu zor karşıki komşuya
serin sabahlarda bir günaydın demek
ah çok mu zor eve dönüşlerde
yoldan geçenlere iyi akşamlar demek
karanlıkta kaybolmuşsa eğer zaman
yoksa aşk için konuşmaya bir an
utanırsam bir gün eğer ağlamaktan
düş olup akarım camlardan.”
“kayıp fotoğraflar bulunur ansızın, hayatın ve yılların gizli deliklerinde” -didem mamak.
devamını gör...
normal sözlük kulüpsüzler kulübü
bütün kulüpler kapanın elinde kaldığı ve kendimi bir türlü bir yere ait / yetkin hissedemediğimden, ben ve benim gibiler için açmayı düşündüğüm mis gibi kulüp..
müzik dendiğinde viking metal ile zikirli ilahiyi aynı potada eritiyorsan buyur gel, bizdensin..
edebiyat konusunda yerde cin alikitabı bulsan öpüp alnına değdirip yüksek bir yere koyacak kadar içli misin, gel seni muhasip yapalım, üyelik kesmez.
sinema dendiğinde stalker ile atla gel şaban senin için aynı seyir zevkini veriyorsa boşuna israf etme kendini öbür kulüplerde, üzerler seni bize gel.
hayvanları çok seviyor ama eve aldığın hayvan senin yüzünden 10 gün sonra intihar mı ediyor? sorun sende değil inan, çık gel çare buluruz.
bilim teknoloji vs konularında anca kumandanın pilini değiştirecek kadar mı yetkinsin, sıkma canını ben o işi de yapamıyorum, aramızda ayarlarız bişiler çık gel.
isteyene başkanlık verilir, isteyene üyelik devredilir, 5 dakikada teslim edilir.
hey maaşallah, kulübe gel!
edit : faaliyetler ne olacak türü sorular geliyor, toplu cevap vereyim, hiç!
"yok telegram kuralım, yok discordda 25 saat kitap okuyalım, yok her cuma akşamı video konferans yolu ile hayatın anlamını bulalım, yok her sabah 500 mekik çekelim" türü hiçbişi yok, ve olmayacak da, size sözümdür..
ha anca arada bir buraya bakıp, "hacı kurbanı naptın?" diye hal hatır sorarız o kadar, kim uğraşacak ya öbür türlü?
edit 2: lütfen aidenjude denilen ajan provakatörü ciddiye almayın, tek kuruş para yok, olsa da size vermeye niyet yok. çay markası var 3 tane, anca o? jdkkdkd
müzik dendiğinde viking metal ile zikirli ilahiyi aynı potada eritiyorsan buyur gel, bizdensin..
edebiyat konusunda yerde cin alikitabı bulsan öpüp alnına değdirip yüksek bir yere koyacak kadar içli misin, gel seni muhasip yapalım, üyelik kesmez.
sinema dendiğinde stalker ile atla gel şaban senin için aynı seyir zevkini veriyorsa boşuna israf etme kendini öbür kulüplerde, üzerler seni bize gel.
hayvanları çok seviyor ama eve aldığın hayvan senin yüzünden 10 gün sonra intihar mı ediyor? sorun sende değil inan, çık gel çare buluruz.
bilim teknoloji vs konularında anca kumandanın pilini değiştirecek kadar mı yetkinsin, sıkma canını ben o işi de yapamıyorum, aramızda ayarlarız bişiler çık gel.
isteyene başkanlık verilir, isteyene üyelik devredilir, 5 dakikada teslim edilir.
hey maaşallah, kulübe gel!
edit : faaliyetler ne olacak türü sorular geliyor, toplu cevap vereyim, hiç!
"yok telegram kuralım, yok discordda 25 saat kitap okuyalım, yok her cuma akşamı video konferans yolu ile hayatın anlamını bulalım, yok her sabah 500 mekik çekelim" türü hiçbişi yok, ve olmayacak da, size sözümdür..
ha anca arada bir buraya bakıp, "hacı kurbanı naptın?" diye hal hatır sorarız o kadar, kim uğraşacak ya öbür türlü?
edit 2: lütfen aidenjude denilen ajan provakatörü ciddiye almayın, tek kuruş para yok, olsa da size vermeye niyet yok. çay markası var 3 tane, anca o? jdkkdkd
devamını gör...
sırt kaşıma aleti
bir zamanlar sokaklarda "10 evlattan daha hayırlı" sloganıyla satışı yapılmış alet.
devamını gör...
fareler ve insanlar
(bkz: john steinbeck) in klasikler arasına girmiş mükemmel romanı. kitabı çok küçük yaşlardayken okumuştum (sanırım ortaokul yıllarımda) şimdi tekrar okudum. george ve lennie'nin çıkarsız dostlukları beni inanılmaz etkiledi. ve tabi ki yaşama istekleri, yaşama sevinçleri, hayalleri ve o hayallerini gerçekleştirme isteğinin onları yaşatması. yine yeniden her büyük yazar ve her büyük eserde olduğu gibi fareler ve insanlar'da da varoluşçuluğun izlerini görüyoruz. şöyle ki : yaşamak için bir "nedeni" olan insan bütün "nasıllara" katlanabilir diyordu nietzche.
kitapta george ve lennie'nin yaşam mücadelesi anlatılırken, işçiler farelere benzetiliyor. yaşama amacı olmayan, tek istedikleri karnını doyurmak olan, sadece doymak için çalışan, yaşama amacı, hedefi, hayalleri olmayan tıpkı fareler gibi yaşayan insanlar olarak yazıyor işçileri steinbeck. george ve lennie'nin ise hayalleri var ve bu hayallerine kavuşmak için fare gibi yaşamayı reddediyorlar. yazıldığı dönem için protest bir kitap yazar işçi haklarını savunmuştur bu kitabında.
ben kitabı okurken en çok lennie'yi sevdim. lennie biraz yarım akıllı, koca cüsseli, saf, biraz zor anlayan ama gerçekten masum bir karakter. zekası az çalışıyor ama yüreği gerçekten çok büyük. dostu george ise daha akıllı, mantıklı, zihnini kullanabilen bir lennie'ye göre daha az duygusal ama ne olursa olsun lennie'yi bırakmıyor.
kitap tek seferde okunabilecek türden bir kitap gayet ince, akıcı ve bir öykü okur gibi okunabilir. benim okuduğum en iyi uzun öykülerden birisi.
kitapta george ve lennie'nin yaşam mücadelesi anlatılırken, işçiler farelere benzetiliyor. yaşama amacı olmayan, tek istedikleri karnını doyurmak olan, sadece doymak için çalışan, yaşama amacı, hedefi, hayalleri olmayan tıpkı fareler gibi yaşayan insanlar olarak yazıyor işçileri steinbeck. george ve lennie'nin ise hayalleri var ve bu hayallerine kavuşmak için fare gibi yaşamayı reddediyorlar. yazıldığı dönem için protest bir kitap yazar işçi haklarını savunmuştur bu kitabında.
ben kitabı okurken en çok lennie'yi sevdim. lennie biraz yarım akıllı, koca cüsseli, saf, biraz zor anlayan ama gerçekten masum bir karakter. zekası az çalışıyor ama yüreği gerçekten çok büyük. dostu george ise daha akıllı, mantıklı, zihnini kullanabilen bir lennie'ye göre daha az duygusal ama ne olursa olsun lennie'yi bırakmıyor.
kitap tek seferde okunabilecek türden bir kitap gayet ince, akıcı ve bir öykü okur gibi okunabilir. benim okuduğum en iyi uzun öykülerden birisi.
devamını gör...
2046'daki sen ve hayatın
"yıl 2046. nerdesin ve ne yapıyorsun?" temalı açtığım başlıktır. 2046 yılında 45 yaşında olacağım ve annemin babamın 70 yaşında olacağı gerçeğini kabullenemedim anlık.
devamını gör...
konuşmadan anlaşabilmek
uzun süre beraber yaşayan, sezgileri kuvvetli inanların zaman içerisinde edindiği kabiliyettir. en basitinden "bir kahve mi içsek?" diye düşündükten beş dakika sonra karşı taraf gülümseyerek bir bardak kahveyi yanınıza bırakabilir.
devamını gör...
misc radyo yayını
toparlayalım, şu ana kadar anladığımız; meriçler, karıncanın belini incitmeden, arkadaş ayağına içten içe yürüyen, ama dışarıdan belli olmayan, açılmaya, adım atmaya cesareti olamayacak kadar özgüvensiz tipler. bu yaptığının kendisi dahil, dünyada kimseye faydası olmamakla birlikte, ellerine zararı vardır. huh, migren krizinde bu kadar anlayabildim.
devamını gör...
şükret diyen adama küfür etmek
samsun'da yaşanan olaydır. gayet komiktir.
devamını gör...
800 tanım giren 101. kişi olmak
jübile maçında sakatlanan futbolcudan farksızdır.
devamını gör...
plaka harflerinden isim tahmini
para verip istediğiniz harflerde eğer daha satılmamışsa alabilirsiniz. genellikle sıfır ya da segmenti yüksek arabaların plakalarına bakarak sıkça oynadığım tahmin oyunu.özellikle bmv’ler de “aga” sıkça alınıyor. galiba kullananlar kendilerini ağa gibi hissediyorlar. *
devamını gör...
george orwell sözleri
düşünün. çünkü henüz yasaklanmadı.*
geç kaldık bu öğüt için, çok geç kaldık...
geç kaldık bu öğüt için, çok geç kaldık...
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak
bu başlığa kendimi yazmamak için zor tutuyorum kendimi.
devamını gör...
rozet resmini indirip profil yapan yazar
#288564 ilgili tanımda da nedeninden bahsettiğim olgudur. aklımın iyi ve güzel yönlü şeylere çalışmasını hep istemiş ama katiyen başaramamışımdır. malumunuz olmayınca olmuyor. hâl böyle olunca artık pek zorlamaya da kullanmaya da lüzum görülmemiştir. cehalet mutluluktur derler hem. cahil olmaya da lüzum yok. hoş, mutlu olmaya da gerek yok da neyse bakalım. ne yazdığım hakkında zerre fikrim yok ve okuyana da üzülüyorum şu an. hâlâ okuyor musun? buraya kadar okuduysan mantıklı bir şey söyleyeyim o zaman sana, ketçapla mayonez karışınca ayrılmıyor. velhasıl insanız, yaptık öyle bir şey. aleyhimde delil olarak kullanılabilmesi için başka rozetleri de indirip kullanmaya devam edeceğimin teminatını da vermek isterim. silivri’de hava şu an 10 derece, mevsim ve saate göre bence gayet makul. soğuk değil.
devamını gör...


