sözde dindar liderin kendisi için yaptırdığı 350 milyon dolar tutarındaki saraydır.
asıl adı cumhurbaşkanlığı sarayıdır.
halk arasında ak saray diye, muhalifler arasında ise kaç-ak saray olarak geçer.

“ey muaviye! eğer bu sarayı kendi paranla yaptırdıysan israftır. eğer halkın parasıyla yaptırdıysan ihanettir ve haramdır. kul hakkına girer. bunu ancak firavunlar yapar”. hz. ebu zerri’-l ğıfari

allah ebû zer’e rahmet eylesin! o, yalnız yaşar, yalnız yürür, yalnız başına vefât eder ve yalnız başına haşrolunur.
işte iltifat-ı nebevi

dininiz bütün ise allah'tan korkuyor iseniz halk açlık ve sefalet içindeyken o halkın parasını kendi keyfiniz ve gücünüz uğrunda feda etmezsiniz.
devamını gör...

"esnek çalışma" saatleri yöneticiler tarafından suistimal edilmeyecekse elbette çok güzel bir karar.

ama gecenin 2'sine kadar insanın canını çıkaran işkolik müdürler, yalnız yaşayıp canı sıkıldıkça zoom dan toplantı gönderen direktörler insanı ürkütmüyor değil. bazı insanlar için işi, kendini yegane var etme şekli nihayetinde.
devamını gör...

yönetmen koltuğunda, daniel monzon'un oturduğu, 2009 yapımı hapishane filmi.
aksiyonu bol, dramı bol, oyunculuklar eh işte, verdiği mesajlar oldukça düşündürücü, mutlaka izlenmesi gereken bir film. yaw gel de ispanyol sinemasına hayran olma, ölme, bitme.
filmin içeriğine gelelim:
göreve yeni başlayan juan'ın ilk iş gününde hapishanede isyan çıkıyor ve kendisi bu hengamenin ortasında mahkummuş gibi davranmak zorunda kalıyor.
oyunculuğunu çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim.
filmdeki en dikkat çeken karakter ise şüphesiz "malamadre".
kötü biriymiş gibi görünen, başta gıcık kapacağınız ama sonra çoook seveceğiniz bir karakter, tam karizma.
haksızlığa göz yummayan, zeki ve cesur bir karakter kendisi.
filmin özeti niteliğinde olan şu cümlesini de eklemeden geçmeyeceğim:
"hayat farkında olmadan bazen s*k*yr seni
"
beni en çok üzen kısım ise şurası oldu:

moraon'un baş ağrısı onu burada öldürdü.
devamını gör...

''roma'da papa heykelinin önünde avrupa birliği anayasası'na imza attı, hamdolsun bugünleri de gördük dedi, sonra o imzayı başkası atmış gibi, avrupa birliği'nin istekleri bizi bağlamaz dedi.''

yazının devamı
devamını gör...

bir defaligina ölmek. ve insanların arkamdan verdiği tepkiyi görebilmek.
devamını gör...

doğu ekspresi
uzungöl
urla
akyaka
devamını gör...

klişe başlıklar arasındaki en baba başlıktır.

ikisini bir arada değerlendirmenin yanlış olduğunu düşündüğüm için siyah-beyaz ve renkli filmlere ait iki farklı liste ;

1- det sjunde inseglet (1957) / ingmar bergman
2- viridiana (1961) / luis bunuel
3- paths of glory (1957) / stanley kubrick
4- to be or not to be (1942) / ernst lubitsch
5- 12 angry men (1957) / sidney lumet
6- shichinin no samurai (1954) / akira kurosawa
7- to kill a mockingbird (1962) / robert mulligan
8- persona (1966) / ingmar bergman
9- the great dictator (1940) / charlie chaplin
10- stalag 17 (1953) / billy wilder


*1- lock, stock and two smoking barrels (1998) / guy ritchie
2- funny games (1997) / michael heneke
3- true romance (1993) / tony scott
4- oldeuboi (2003) / chan-wook park
5- before the rain (1994) / milcho manchevski
6- once opon a time in america (1984) / sergio leone
7- there will be blood (2007) / paul thomas anderson
8- rushmore (1998) / wes anderson
9- mononoke-hime (1997) / hayao miyazaki
10- * la grande bellezza (2013) / paolo sorentino *
devamını gör...

yönetmenin yapımcı baskısına maruz kalmadan, kendi yarattığı bütçeyle çektiği filmleri kapsayan sinemadır.

bağımsız sinema, soğanlı lahmacun yiyen sonradan görme yapımcıların maddi kaygılar güderek; bu rolde şu oynasın, bu sahne şöyle olsun, bu müzik yerine şu olsun, bu sahne fazla politik... gibi isteklerinin önüne geçer. anlatısını ortaya çıkarmak için büyük stüdyolara da gerek duymaz. sinemanın amatör ruhla yapılanıdır, özüdür.
ünlü yönetmenlerin ilk çektikleri filmler, genelde bağımsız bir şekilde çekilmiştir.
nuri bilge ceylan; kasaba, mayıs sıkıntısı.
quentin tarantino; reservoir dogs.
devamını gör...

yeni tanıtım videosu üç gün önce yayınlanan dizidir. biricik dexter'ımızı jimbo yapmışlar.*
devamını gör...

kağıda ev çizsem kağıt dile gelir ağlar.

isterseniz denemeyelim.
devamını gör...

fransızca bir kelime olan "honorer" kelimesinden gelir. onur duymak, onurlandırmak anlamına gelir.*
devamını gör...

şurada 13-14 yaşındaki ergenlerin bile yazmayacağı şeyler yazan kazık kadar insanlar (y kuşağı) varken z kuşağına gelene kadar ilk önce aranızdan onları aforoz edin sevgili yaşlı ve kırıcı insanlar.
devamını gör...

teneffüste birtakım değerli eşyalarını çöp kutusunda görebilecek öğrencidir. aman diyeyim, sonra neden 7 nesildir kuşaktan kuşağa aktarılan aile yadigarı rodyum kolyemi çöpe attın olmasın. o ödevi hatırlatmayacaktın!
devamını gör...

öncelikle hâlâ bitmedi: #367088. az önce 50. bölümü izlerken, nedendir bilinmez çok hoşuma giden bir diyalog oldu. "madem hoşuma gitti neden bunu sözlükle de paylaşmayayım ki?" dedim.


kenan birkan ile selma hünel yıllar sonra ilk defa karşılaşmıştır. aşağıdaki diyalog da, kendilerinin birbirlerine son sözleridir.**


kenan birkan: "beni seç." demiştim sana. hatırladın mı? bütün bunlardan önce. "beni seç..." sen de?
selma hünel: "seçtim bile," dedim, "başından beri seni seçtim bile."
kenan birkan: "yalan söyleme," dedim sana. "aşık değilsen, yalan söyleme. aşık değilsen katlanırım. üzülürüm ama yaşarım. yok ama aşığım dersen, bir de yalansa..." sen ne dedin?
selma hünel: "aşığım," dedim, "başından beri sana aşığım." dedim.
kenan birkan: öyle güzel söyledin ki... öyle güzel baktın ki... inanmamak aklıma bile gelmedi. yalan mıydı?
selma hünel: evet.
kenan birkan: teşekkür ederim. aşkı bana bıraktığın için teşekkür ederim.

selma hünel: kadın kim?
kenan birkan: nasıl?
selma hünel: uğruna şimdi beni terk ettiğin kadın... kim?
kenan birkan: dünyalar güzeli bir kadın. ama o da senin gibi, zehirli. senin gibi mahvedecek beni.
selma hünel: aşık mı sana?
kenan birkan: tabii ki hayır. ama ben galiba ona... şans dile bana.

devamını gör...

unutmayın ki ankara şehriyle ünlü bir soğuktur.
devamını gör...

batılı yazarlar " sorgulayan, itiraz eden, görüş ve fikir üreten, mevcut düzenden farklı düşünen" olarak tarif eder. hatta jean paul sartre, bu özelliklere " eylemde bulunan" diye de ilave yapar. sonra da şunu yazar :
entelektüel, kendisini ilgilendirmeyen şeylere burnunu sokandır.
devamını gör...

hâlâ yerinde sayıyorsun, farkındasın değil mi?
devamını gör...

bu aralar sözlükte sayıları artan tiptir. bu başlıkla ben de aralarına dahil olmuş oluyorum sanırım. evet sayımız hızla artıyor.
devamını gör...

yemin ederim şu regl olayına gösterdiğiniz duyarı başka çok az şeye gösteriyorsunuz ha. adam sormuş işte, yanıtla geç. hem neden regl başlığında erkekler var ki? siz buraya ne gibi bir anı yazabilirsiniz allasen? *

bir başkası da diyor ki normalleşme falan fıstık; sayın yazar kadınlar bunu kendileri için değil, anlamakta zorlanan zihniyetler için "normalleştirmeye" çalışıyor.
••
"kanser olduuuuğğm" diye ağlamıştım. annemin sakinleştirene kadar canı çıkmıştı, bir de "babamı araaağğ hastaneye götüüğğrsün beniğğ" diye çığlıklar atmıştım. *
devamını gör...

bazı sorulara düşünüp cevap vermesindense telepati yoluyla anlatmaya çalışan kişilik.
kızım
-anne şu kaç yaşında
ben
-benden küçük
kızım
-anne şunun boyu ne kadar
ben
-benden uzun
yormayın beni, anlayın daa.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim