nedense sevdiğim insanların avuç içini öperim ben. bir anda gelen sevgi patlamasının ardından coks diye avucunun içini öperim. garip bir eylemdir. hiç bir fantezi barındırmayan saf sevgiyle. oy yazarken sevgi pıtırcığı oldum.
devamını gör...

çok acı bir durum. tıbbi destek almak her insanın temel hakkıyken türkiyede bundan bile mahrum kalıyoruz.
devamını gör...

maraş dondurmacılarını ağlatmıştır:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

beddua anlamındaki kelime.
devamını gör...

"türkiye'de deniz var abi kıymetini bilin."
"eee siz de lükse kaçıyorsunuz, ayağınızı yorganınıza göre uzatın."
"eee bizde de aynı fiyat, çarp 9, 10'la aynı fiyat bak."
devamını gör...

sabah ezanına kalkmıştır, müsterih olun.
devamını gör...

17. yüzyılda londra civarında 2 ayrı zamanda ortaya çıkan ama aynı suçu işleyen 2 saldırgana verilen isim.

saldırganların ikisi de, yalnız yürüyen kadınlara musallat olurmuş. ara sokaklarda, arka bahçelerde saklanarak, oradan geçmekte olan kadınları çekerek kalçalarına şaplak atan bu iki değişik, bir yandan da bunu yaparken şaplak/şaplak atmayı sevmek anlamına gelen kelimeyle "spankoooo!" şeklinde bağırırlarmış.

saldırganlar bunu yaparken zaman zaman çıplak el yerine kırbaç da kullanırmış. bu nedenle son derece ağır yaralar alan kadınlar olmuş. kadınlar yanlarında sürekli olarak silah yerine geçebilecek sivri eşyalar taşımaya başlarken, erkekler de devriye gezmeye başlamış bölgede.

saldırganlardan biri yakalandığında, suçunu itiraf etmiş. bunu yapmasına neden olarak da, daha önce bir kadın tarafından kendisine yapılan bir hareket nedeniyle kadınlardan intikam alma isteğini göstermiş.
devamını gör...

varlığı kanıtlanamayan/tartışmalı varlıkların kanıtlanmasını amaçlayan* bir pseudoscience alt türüdür.* bu varlıklara da kriptidler* denir. en bilindiklerinden örneğin; van gölü canavarı ve koca ayak. kriptidlerin listesine buradan ulaşabilirsiniz.

the pseudo​-​scientific study of oceanic neo​-​cryptid zoology
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

efsanevi 1977, kansas şarkısıdır. supernatural izlediyseniz bilmeme ihtimaliniz yoktur zaten. sözleri adeta deani anlatıyor.

''carry on, my wayward son
there'll be peace when you are done
lay your weary head to rest
don't you cry no more.''

'' once ı rose above the noise and confusion.
just to get a glimpse beyond this illusion.
ı was soaring ever higher.
but ı flew too high. ''

dinlerken kendinizi 1960 model chevy impalanın içinde teksasdaymış gibi hissedebilirsiniz.
devamını gör...

hastanın hastalığı ile ilgili bilgilerin sistematik olarak elde edilmesi ve
kaydedilmesidir. klinik olarak doğru tanı koymayı asıl sağlayan anamnez almaktır. tanının %70’i anamnez, %20’si fizik muayene, %10’u ise laboratuvardır. iyi bir anamnez doğru yönlendirmeler ile çok daha hızlı tanı koyulması ve tedaviye daha erken başlanılabilmesi adına önemlidir. açıklayıcı ve tıbbi olmaması gerekir.
anamnez şeması
1-demografik veriler
2-ana şikayet
3-son hastalık hikayesi ve seyri
4-özgeçmiş
5-soygeçmiş
6-sistemlerin gözden geçirilmesi
devamını gör...

bir nevi tapu senedi.
devamını gör...

kendini geliştirmeye başladıkça yetersizlik hissinin artması durumu. öyle ki hiç okumazsın, araştırmazsın tamsındır eksik yok gibi gelir. bir iki şey öğrenirsin bir tık üstüne koyarsın tamam ben oldum baya bir şey biliyorum hissi gelir. tabi ardından yeni bilgiler öğrenme ihtiyacı duyar gibi olursun sanki, bir tık daha koyalım üstüne dersin ama bir şeyler olur... hani sen çok şey biliyordun ya? emin misin ki acaba? diye sesler gelmeye başlar içinden, görmezden de gelemezsin artık bir kez başladı gelişim çünkü bunu istedin sen öylesine olsa bile. bir şeyler daha öğrenirsin akabinde ama sen içindeki boşluğu doldurmak isterken o boşluğun ne kadar büyük olduğu gerçeğiyle karşılaşırsın.
artık hiçbir şey bilmiyormuşsun gibi gelir, daha fazla gelişmelisindir, daha fazla öğrenmeli. okursun, izlersin, araştırırsın, dinlersin ama bir gariplik ki devam eder. dolması gereken boşluk sanki gün geçtikçe daha da artırıyordur. hatta artık bağımlı olmuşsundur. bir kere isteyerek yapınca bu şeyleri daha fazla yapmak zorunda hissedersin. aslında nasıl bir hiç olduğumuzu fark edersin. bu hiçliği, hepliğe dönüştürmek ister insan ama ne mümkün? bırak hepi, daha da hiç olmuş gibi gelir insana. gerçekte olan ise sadece farkına varırsın sahip olduğumuz hiçliğin ve artık kendini geliştirmek zorundasındır. ne yani? yerinde mi sayacaksındır? ne garip... geliştikçe ne kadar eksik olduğunu anlarsın, oysaki hiçbir şey bilmiyorken tastamam olduğunu sanırsın bütün eksikliğinin farkına bile varmazsın.hoş, güzel ve sonu olmayan bir döngüdür ama bir o kadar da tuhaftır.
farkındalığın tuhaflığı, ne kadar olduğunu bilmenin getirdiği yetersizlik hissi.

akıllara "bir kitap okuyan her şeyi bildiğini zanneder. ikinci kitabı okuyan kuşkuya düşer. üçüncü kitabı okuyan hiçbir şey bilmediğini anlar." sözünü getirir.

ve sen dördüncü kitabı da okuyarak doldurulamaz hiçliğin, hepliğe dönüşmesi umuduyla yola çıkar daha da fazlasını okuyarak hepliği ulaşılmaz görmeye başladığında hep olana yaklaşırsın.
devamını gör...

an itibariyle 196 adet rozet/özellik aktivasyonu yapılmış ve toplamda 173.500 karma puanı kullanılmıştır.
devamını gör...

giysi, renk. türkülerimiz bile yeni nesle tuhaf geliyor neylersin:

'türlü donlar giymiş gülden naziktir
bülbül cevreyleme güle yazıktır'

(bkz: derdim çoktur hangisine yanayım)
devamını gör...

herhangi bir kişinin, herhangi bir kişiye cinsel manada ilgi göstermiyor olmasıdır. aseksüeller de sever, aşık olur. ama o kadar. sizi sadece biblo gibi izlemek veyahut birlikte uyumak falan isterler. kendileri ile cinsel birliktelik yaşarsınız o ayrı. ama ha cansız manken. ha aseksüel birey.
devamını gör...

belki gülmenizi bir şekilde kamufle edebilirsiniz ama benim gibi güldüğünüz zaman kaniş köpek gibi çapraz çapraz yürümeye başlıyorsanız yandınız. dikkat edin polisi aramasınlar.
devamını gör...

normalde biyografik tanım girmekten hazzetmem fazla. ancak şeyh abdülvahid yahya için biyografiyi tekrar yazmak bile bi şereftir. fransa'da katolik bi ailenin çocuğu olarak doğdu. gençlik dönemine kadar fen,edebiyat,matematik ve felsefe öğrendi. kendisinin felsefe-edebiyat bölümünden diploması vardır. matematik okumak üzere tekrar kaydoldu lakin sağlık problemlerinden sebep bırakmak zorunda kaldı ve o dönemde metafiziğe ciddi merakı başladı. okülist cemaatlerle tanıştı ve onlara katılıp kısa sürede kabul gördü. hatta mason localarında bile bulunduğu, yüksek derecelere çıktığı, daha sonra spritüalist akımların olmazsa olmazı olan reenkarne inancıyla karşılaştıktan sonra ayrılıdğı nakledilir. hayatı 1910'da tanıştığı şeyh abdulhadi(ıvan agueli) ile değişir. şeyh abdulhadi bir şazeli tarikatı halifesidir. isveçli ressam ve yazardır. (türkçeye tercüme edilmiş bi romanı da var hatta). guenon onun vesilesiyle müslüman olarak abülvahid yahya adını almıştır. daha sonra kısa bi cezayir macerasından sonra fransa'ya dönmüş, kütüphanecilik yapmıştır. 1930'da eser tercümesi için gittiği mısır'da hayatının sonuna kadar kalmıştır. bu süreçte münzevi bi hayat sürdüğü ve sadece birkaç yakınıyla görüştüğü söylenir. hatta kendisi için kahire'de bir posta kutusu kiralandığı, okuyucu ve yakınlarıyla mektup yoluyla haberleştiği için, belli zamanlarda oraya gidip geldiği de naklolunur. arapça, sanskritçe, latince, yunanca, ibrânîce, ingilizce, almanca, italyanca, ispanyolca, lehçe ve rus dilini bilen ve akıcı konuşan şeyh, aynı zamanda metafizik ve sembolizm konusunda eşsizdir. eserlerinde her metafizik doktrinden kavramlar barındırsa da hinduizm,tasavvuf ve felsefe kavramlarına sıklıkla müracaat eder. dilini anlamak meleke gerektirir. ''demir leblebi'' ayarında eserleri çokçadır. özellikle 2 ciltlik ''inisiyasyona toplu bakışlar'' insanın kendisini duvara saatlerce bakarken bulmasına sebep olabilir. kendisinin müslümanlığı çok tartışmalı olsa da -geçmişteki intisapları ve takipçileriye kullandıkları ortak dil sebebiyle ''tradisyonalist'' akıma nispet edilmiş ve grubun salt spiritüalist faaliyetlerle uğraştığından ötürü, onun da müslüman olmadığı söylense de- rivayetler, onun tercihinin islam olduğu yönündedir. takipçileri arasında tradisyonalist akımın içinde bulunan meşhur frithjof schuon, ananda coomaraswamy,titus burckhardt gibi isimler de vardı. son olarak aşağı, oğlu yahya guenon'un röportajını bırakıyorum. malesef kayıt arapça bilenler için.
ufak spoiler : kendisine einstein'ın bi öğrencisinin mektup gönderdiğini ve einstein'in, babasından çok etkilendiğini yazmış, ilginç tarihi bir anekdot olarak....
devamını gör...

farklı tarzdaki kitaplarla yapıldığında daha güzel olan eylem.

ben bunu daha çok 2-3 kitap arasında (10 ya da 15’er dakikalık periyotlarla) mekik dokuyarak yapıyorum. en heyacanlı yerinde diğerine geçmenin tarifi ise tam olarak; (bkz: zevk alınan ufak sapıklıklar)

bunu ilk defa denememe de vesile olan, vakti zamanında 2 filmi 10 dakikalık periyotlarla yayınlayan cnbc-e’dir. *filmde oluyorsa kitapta niye olmasın demiştim.
devamını gör...

evet benim uzuun zamandır beklediğim o gün geldi*. bugün karadereli panda’nın yani benim için çok önemli birinin doğum günü.bulabildiğim her yerden kutlamaya çalışıyorum o yüzden burdan da bi şeyler yazmak söylemek istedim*.iyi ki varsın, iyi ki tanışmışız.bana kattığın her şey için çok teşekkür ederim.doğum günün kutlu olsuunnn*.
devamını gör...

insanların beyin tembelliğini gördükçe her istediğimizi yapabileceğimizi anladık.diyerek herşeyi özetlemiştir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim