2025 kanada yapımı dizi aynı adlı romandan uyarlanmıştır. iki buz hokeyi oyuncusunun ilişkilerini ve zamanla bu ilişkinin geçirdiği evreleri anlatır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "emine pir zola" tarafından 06.01.2026 23:10 tarihinde açılmıştır.
1.
2025 yapımı 6 bölümlük bir romantik spor dizisi. ikinci sezon 2027'de çıkacakmış. zamaaannn ileriii aksııın. *
öncelikle ana konu gayler olduğu için izlemeden önce çok önyargı ile doluydum. seks hikayesi mi yazıyorsun sen feridun abi diyerek her gördüğümüz gönderiyi aşağı kaydırdık. görmemek için çok mücadele ettik ama kadınlar arasında çok popüler. neden öyle olduğunu da izleyince ağladım. dizide insanı ağlatan bir aşk var da ondan. kardeşim ben niye durup dururken hıçkırarak gözyaşımı koluma siliyorum, sümüklerim niye akıyor? benim mi allahım bu ağlayan yüz? *
şuraya bir parantez açalım. dizide hokey oyuncuları ön planda olsa da ne kadar tüm erkeklerin vücutları tüm kadınların ağızlarını sulandırsa da bu iki erkek idealize edilmemiş iki erkek olsa da yine de etkileyici bir hikaye olurdu. çünkü aşk, love is love. hepimiz ağlamadık mı o tombik adamın filminde? söylesin vicdansızlar!
(bkz: the whale)
izlemeyi en sevdiğim şey iki insanın birbirine aşık olma süreçleridir. o ilk kabullenmeler, inkarlar, her türlü uyumun insanı derinden etkilemesi, o aşktan gelen göz dolmaları ve gözyaşları akmasın diye verilen çabalar,... cinsiyetlerden bağımsız bunlar her zaman etkileyici. bir de homofobikler yüzünden eşcinsellerin çektiği zorluklar düşünüldüğünde çok daha etkileyici bir dizi çıkmış ortaya. bu insanların ailelerine bile açılmakta bu kadar zorlanırken sırf bir insanı sevdikleri için katlanmak zorunda kaldıkları işkenceler insanı elbette ağlatıyor.
ve o oyunculuklar, aman aman. şu an bu dizinin popüler olmasının en büyük etkenlerinden biri de iki başrolün harika bir iş çıkarması. burada kendi oyuncularımıza biraz giydirmek istiyorum. çoğu hep eril işlerde karşımıza çıkıyor. bırakın bir erkeğe aşkla bakan bir erkeği canlandırmayı hanımcı bir erkeği bile oynamaktan kaçıyor çoğu. hep bir takım elbise, hep bir silah. açıkçası böyle bir rolü de oynayacak yetenekte çok az oyuncumuz olduğunu düşünüyorum.
aşk çok güzel bir şey. izleyin.
öncelikle ana konu gayler olduğu için izlemeden önce çok önyargı ile doluydum. seks hikayesi mi yazıyorsun sen feridun abi diyerek her gördüğümüz gönderiyi aşağı kaydırdık. görmemek için çok mücadele ettik ama kadınlar arasında çok popüler. neden öyle olduğunu da izleyince ağladım. dizide insanı ağlatan bir aşk var da ondan. kardeşim ben niye durup dururken hıçkırarak gözyaşımı koluma siliyorum, sümüklerim niye akıyor? benim mi allahım bu ağlayan yüz? *
şuraya bir parantez açalım. dizide hokey oyuncuları ön planda olsa da ne kadar tüm erkeklerin vücutları tüm kadınların ağızlarını sulandırsa da bu iki erkek idealize edilmemiş iki erkek olsa da yine de etkileyici bir hikaye olurdu. çünkü aşk, love is love. hepimiz ağlamadık mı o tombik adamın filminde? söylesin vicdansızlar!
(bkz: the whale)
izlemeyi en sevdiğim şey iki insanın birbirine aşık olma süreçleridir. o ilk kabullenmeler, inkarlar, her türlü uyumun insanı derinden etkilemesi, o aşktan gelen göz dolmaları ve gözyaşları akmasın diye verilen çabalar,... cinsiyetlerden bağımsız bunlar her zaman etkileyici. bir de homofobikler yüzünden eşcinsellerin çektiği zorluklar düşünüldüğünde çok daha etkileyici bir dizi çıkmış ortaya. bu insanların ailelerine bile açılmakta bu kadar zorlanırken sırf bir insanı sevdikleri için katlanmak zorunda kaldıkları işkenceler insanı elbette ağlatıyor.
ve o oyunculuklar, aman aman. şu an bu dizinin popüler olmasının en büyük etkenlerinden biri de iki başrolün harika bir iş çıkarması. burada kendi oyuncularımıza biraz giydirmek istiyorum. çoğu hep eril işlerde karşımıza çıkıyor. bırakın bir erkeğe aşkla bakan bir erkeği canlandırmayı hanımcı bir erkeği bile oynamaktan kaçıyor çoğu. hep bir takım elbise, hep bir silah. açıkçası böyle bir rolü de oynayacak yetenekte çok az oyuncumuz olduğunu düşünüyorum.
aşk çok güzel bir şey. izleyin.
devamını gör...
2.
ya bu nasıl bir diziydi... sadece bu diziyi görmek, konuşmak, izlemek istiyorum. beni 2012 fangirl zamanlarıma geri döndüren bir dizi. başta ben de biraz abartılıyor diye düşünmüştüm ama arkadaşlar... yani, oyunculuklar o kadar başarılı senaryo o kadar güzel ki izlerken bazı yerlerde durdurdum gözlerim doldu. "we didn't even kiss" kısmı, ilya'nın shane'e ilk kez adıyla hitap etmesi ve bunun üzerine shane'in kaçıp gitmesi, ilya'nın o rusça yaptığı monoloğu ve rusya'da eşcinsellik yasak olduğu için "seni seviyorum" demeden önce polis arabasının geçmesini beklemesi.
bilmiyorum ya beni mahvetti bu dizi, çok güzel ve gerçekti.
cumartesi günü başladım ve o gece bitirdim, pazar günü sadece bu dizinin playlistini dinledim ve kısa videolarını izledim. kitap serisini indirdim onu okuyacağım ve ayrıca ikinciye izleyeceğim diziyi. öyle takıldım kaldım yani. ne yazık ki ikinci sezonu 2027'de geliyor, bu dizi olmadan bir sene nasıl hayatta kalacağım bilmiyorum, herhalde üçüncüye de dönerim diziyi.
bilmiyorum ya beni mahvetti bu dizi, çok güzel ve gerçekti.
cumartesi günü başladım ve o gece bitirdim, pazar günü sadece bu dizinin playlistini dinledim ve kısa videolarını izledim. kitap serisini indirdim onu okuyacağım ve ayrıca ikinciye izleyeceğim diziyi. öyle takıldım kaldım yani. ne yazık ki ikinci sezonu 2027'de geliyor, bu dizi olmadan bir sene nasıl hayatta kalacağım bilmiyorum, herhalde üçüncüye de dönerim diziyi.
devamını gör...
3.
tüm sosyal medya hesaplarım bu dizi ile doluydu. bir ara başlarım diyip bugün başladım ve az önce bitirdim. şu an gerçekten bu dizi bana ne yaptı, ne hissettim bilmiyorum.
karakterlerin bu kadar iyi oynaması, o duygu geçişlerini ekrandan bu kadar iyi yansıtmaları inanılmazdı bence. her şeyiyle içime işleyen bir diziydi.
ve ben dizide ılya'cıydım. başta ki o umursamaz hâlinden bu kadar değişmesi, bu kadar sevmesi benim için aşırı iyiydi. kalbimi çaldı kendisi*.
all the things she said şarkısının çaldığı sahne favori sahnelerimdendi. garip ama bir o kadar da etkileyici bir sahneydi.
aşırı aşırı severek izledim. bitti ama hala etkisindeyim. keşke unutup tekrardan o hislere bürünerek izleyebilsem.
karakterlerin bu kadar iyi oynaması, o duygu geçişlerini ekrandan bu kadar iyi yansıtmaları inanılmazdı bence. her şeyiyle içime işleyen bir diziydi.
ve ben dizide ılya'cıydım. başta ki o umursamaz hâlinden bu kadar değişmesi, bu kadar sevmesi benim için aşırı iyiydi. kalbimi çaldı kendisi*.
all the things she said şarkısının çaldığı sahne favori sahnelerimdendi. garip ama bir o kadar da etkileyici bir sahneydi.
aşırı aşırı severek izledim. bitti ama hala etkisindeyim. keşke unutup tekrardan o hislere bürünerek izleyebilsem.
devamını gör...
