1.
hippotherapy sözcüğü, yunancada “at” anlamına gelen hippo sözcüğü ile therapy sözcüğünün bir araya gelmesi ile oluşmuştur. atlı terapi yani hipoterapi atla tedavinin özel bir alanıdır. atlarla tedavinin ilk olarak m.ö. 460 – 370 yıllarında yunanlı hippocrates tarafından natural exercises (doğal egzersizler) adı altında uygulandığı bilinmektedir. 1569 yılında yayınlanan italyan hieronymus mercurialis (geronimo mercuriali)’in yazdığı the art of gymnastics (jimnastik sanatı) adlı kitapta atlı terapiden söz edilmektedir. 1780 yılında fransada joseph clément tissot (1747-1826) medical and surgical gymnastics (medikal ve cerrahi jimnastik) adlı kitabında at sürmenin yararlı endikasyonları ile ilgili bilgiler vermektedir.

modern hipoterapi ilk kez 1940'lı yıllarda almanya ve isviçre'de uygulanmaya başlamıştır. 1950'lerde ingiliz terapistler, biniciliğin her tür engelli için uygulanabilecek bir terapi yöntemi olduğunu keşfettiler. 1952'den itibaren avrupa'da hipoterapi merkezleri açılmaya başladı. 1960'larda hipoterapi merkezleri avrupa, kanada ve amerika'da yaygınlaştı. aynı dönemde almanya, avustralya ve isviçre de gelişmeleri takip ederek, kendi modellerini oluşturdular. 1969'da kraliyet ailesi'nin de desteği ile özellikle ıı. dünya savaşı gazileri için kurulmuş olan, ingiltere'de riding for the disabled association – united kingdom - rda (ingiltere engelliler binicilik derneği), amerika'da north american riding for the handicapped association – narha (kuzey amerika engelliler binicilik derneği), 1993’te ise american hipotherapy association - aha (amerikan hipoterapi derneği), 1980 yılında da federation of riding for the disabled ınternational – frdı (uluslararası engelliler binicilik federasyonu) kuruldu. böylece hipoterapi dünyanın pek çok ülkesine yayılmaya başladı. hipoterapi üzerine sertifika programları ve eğitimler düzenlenmeye başladı. terapistler atla terapi konusunda yeni gelişmeleri takip ederek yeni yöntem ve çalışmalara imza attılar. günümüzde yalnızca amerika, kanada ve ingiltere’de 1000'in üzerinde hipoterapi merkezi bulunmaktadır.
hipoterapi, binicilikle çocuk ve yetişkinlerin duygusal devinimlerini ve dikkatlerini geliştiren, duruş, denge ve kas yapılarını güçlendiren bir metottur. zihinsel ve bedensel engellilerin algı ve fiziksel fonksiyonlarının gelişimine yardımcı olur. hipoterapi dersleri; teknik olarak eğitilmiş, lisanslı terapistler tarafından verilir. iletişim kuramama, algıda gecikme, öğrenme ve konuşma güçlüğü, duyduklarını anlamlandıramama gibi problemleri olan otistik, zihinsel ve bedensel engelli, depresif ve beyin travması geçirmiş kişiler için hipoterapi farklı ve etkili bir yöntemdir.
atların terapide kullanılmasının en önemli sebeplerinden biri; atın ritmik hareketlerinin, insan hareketlerine çok yakın olmasıdır. hipoterapi bedensel devingenliği geliştirmek ve eklemleri güçlendirmek için atı temel dinamik olarak kullanır. atın ileri-geri, yukarı-aşağı ve yanlara doğru ritmik hareketleri hastanın sinir sistemini düzenler. böylece doğal bir bilinçlenme başlar. sinir sisteminin harekete geçmesi hastanın dilini daha iyi kullanmasını sağlar, planlama ve hareket kabiliyetini otomatik olarak geliştirir. bu gelişim ise sinir sisteminin daha verimli ve düzenli çalışmasını sağlar. hasta, klinik ortamdan uzak, kontrollü ve doğal gelişen bu zevkli eğitime heyecanla cevap verir.
temple grandin

atlarla tedavi konusunda da çalışan ve kendisi de bir otistik olan temple grandin, otizmini yenmesini hayvanlarla kurduğu ilişkiler sayesinde olduğunu belirtmektedir. hayvan davranışları konusunda dünyadaki en önemli uzmanlardan birisi olarak kabul edilen prof. temple, bu alanda yaptığı uygulamalarla, yazdığı önemli kitap ve yazılarla da bunu kanıtlamaktadır.
birçok bilim insanının aksine hayvanların da bir bilince sahip olduğunu düşünen prof. temple, diğer insanlardan farklı bir bilinç düzeyine sahip olan otistik insanların özellikle atlardaki bilinç düzeyine inebildiklerini, bu sayede kendilerini geliştirebildiklerini kişisel deneyimlerine dayanarak belirtmektedir.
hipoterapi’nin başlıca yararları; kasların gelişimi, esneklik, güç, denge, koordinasyon, özgüven, disiplin, kontrol, adaptasyon, sosyal etkileşim, daha güçlü hareket yeteneği ve zihinsel rahatlamadır. eğlencelidir ve bütün yaş grupları için faydalıdır.
hipoterapi, engellerinin yaşamlarını kısıtlamasını kabul etmeyen tüm engelliler için hayatlarını yaşanmaya değer kılan zevkli bir metot haline gelmiştir. hipoterapi’nin kullanıldığı alanlar şunlardır; otizm, hareket bozukluğu ve spastisite, artrit, özbağışıklık hastalığı, kafa travması, inme, omurilik felci, davranış bozukluğu ve psikolojik bozukluklardır.

terapi sırasında hipoterapistler iki kişilik bir ekip halinde çalışırlar. biri atla ilgilenirken diğeri terapiyi yönlendirir. hipoterapistlerden en az biri iyi bir binicilik eğitimi almış fizik tedavi uzmanı ya da fizyoterapist olmalıdır.
hipoterapi atları fiziksel olarak hipoterapi çalışması için uygun ve eğitimli atlar olmalıdır. soğukkanlı ve ılık kanlı at ırkları bu alanda en uygun atlardır. örneğin haflinger, belçika brabant, american cream, comtois gibi yük atlarının yanı sıra shetland pony, yakut, camargue gibi pony ırkları ile bazı yumuşak karakterli yerli atlardan sırt yapısı eyersiz binişe uygun, geniş sağrılı ve sakin karakterli olan ırklar hipoterapi için oldukça uygundur.

modern hipoterapi ilk kez 1940'lı yıllarda almanya ve isviçre'de uygulanmaya başlamıştır. 1950'lerde ingiliz terapistler, biniciliğin her tür engelli için uygulanabilecek bir terapi yöntemi olduğunu keşfettiler. 1952'den itibaren avrupa'da hipoterapi merkezleri açılmaya başladı. 1960'larda hipoterapi merkezleri avrupa, kanada ve amerika'da yaygınlaştı. aynı dönemde almanya, avustralya ve isviçre de gelişmeleri takip ederek, kendi modellerini oluşturdular. 1969'da kraliyet ailesi'nin de desteği ile özellikle ıı. dünya savaşı gazileri için kurulmuş olan, ingiltere'de riding for the disabled association – united kingdom - rda (ingiltere engelliler binicilik derneği), amerika'da north american riding for the handicapped association – narha (kuzey amerika engelliler binicilik derneği), 1993’te ise american hipotherapy association - aha (amerikan hipoterapi derneği), 1980 yılında da federation of riding for the disabled ınternational – frdı (uluslararası engelliler binicilik federasyonu) kuruldu. böylece hipoterapi dünyanın pek çok ülkesine yayılmaya başladı. hipoterapi üzerine sertifika programları ve eğitimler düzenlenmeye başladı. terapistler atla terapi konusunda yeni gelişmeleri takip ederek yeni yöntem ve çalışmalara imza attılar. günümüzde yalnızca amerika, kanada ve ingiltere’de 1000'in üzerinde hipoterapi merkezi bulunmaktadır.
hipoterapi, binicilikle çocuk ve yetişkinlerin duygusal devinimlerini ve dikkatlerini geliştiren, duruş, denge ve kas yapılarını güçlendiren bir metottur. zihinsel ve bedensel engellilerin algı ve fiziksel fonksiyonlarının gelişimine yardımcı olur. hipoterapi dersleri; teknik olarak eğitilmiş, lisanslı terapistler tarafından verilir. iletişim kuramama, algıda gecikme, öğrenme ve konuşma güçlüğü, duyduklarını anlamlandıramama gibi problemleri olan otistik, zihinsel ve bedensel engelli, depresif ve beyin travması geçirmiş kişiler için hipoterapi farklı ve etkili bir yöntemdir.
atların terapide kullanılmasının en önemli sebeplerinden biri; atın ritmik hareketlerinin, insan hareketlerine çok yakın olmasıdır. hipoterapi bedensel devingenliği geliştirmek ve eklemleri güçlendirmek için atı temel dinamik olarak kullanır. atın ileri-geri, yukarı-aşağı ve yanlara doğru ritmik hareketleri hastanın sinir sistemini düzenler. böylece doğal bir bilinçlenme başlar. sinir sisteminin harekete geçmesi hastanın dilini daha iyi kullanmasını sağlar, planlama ve hareket kabiliyetini otomatik olarak geliştirir. bu gelişim ise sinir sisteminin daha verimli ve düzenli çalışmasını sağlar. hasta, klinik ortamdan uzak, kontrollü ve doğal gelişen bu zevkli eğitime heyecanla cevap verir.
temple grandin

atlarla tedavi konusunda da çalışan ve kendisi de bir otistik olan temple grandin, otizmini yenmesini hayvanlarla kurduğu ilişkiler sayesinde olduğunu belirtmektedir. hayvan davranışları konusunda dünyadaki en önemli uzmanlardan birisi olarak kabul edilen prof. temple, bu alanda yaptığı uygulamalarla, yazdığı önemli kitap ve yazılarla da bunu kanıtlamaktadır.
birçok bilim insanının aksine hayvanların da bir bilince sahip olduğunu düşünen prof. temple, diğer insanlardan farklı bir bilinç düzeyine sahip olan otistik insanların özellikle atlardaki bilinç düzeyine inebildiklerini, bu sayede kendilerini geliştirebildiklerini kişisel deneyimlerine dayanarak belirtmektedir.
hipoterapi’nin başlıca yararları; kasların gelişimi, esneklik, güç, denge, koordinasyon, özgüven, disiplin, kontrol, adaptasyon, sosyal etkileşim, daha güçlü hareket yeteneği ve zihinsel rahatlamadır. eğlencelidir ve bütün yaş grupları için faydalıdır.
hipoterapi, engellerinin yaşamlarını kısıtlamasını kabul etmeyen tüm engelliler için hayatlarını yaşanmaya değer kılan zevkli bir metot haline gelmiştir. hipoterapi’nin kullanıldığı alanlar şunlardır; otizm, hareket bozukluğu ve spastisite, artrit, özbağışıklık hastalığı, kafa travması, inme, omurilik felci, davranış bozukluğu ve psikolojik bozukluklardır.

terapi sırasında hipoterapistler iki kişilik bir ekip halinde çalışırlar. biri atla ilgilenirken diğeri terapiyi yönlendirir. hipoterapistlerden en az biri iyi bir binicilik eğitimi almış fizik tedavi uzmanı ya da fizyoterapist olmalıdır.
hipoterapi atları fiziksel olarak hipoterapi çalışması için uygun ve eğitimli atlar olmalıdır. soğukkanlı ve ılık kanlı at ırkları bu alanda en uygun atlardır. örneğin haflinger, belçika brabant, american cream, comtois gibi yük atlarının yanı sıra shetland pony, yakut, camargue gibi pony ırkları ile bazı yumuşak karakterli yerli atlardan sırt yapısı eyersiz binişe uygun, geniş sağrılı ve sakin karakterli olan ırklar hipoterapi için oldukça uygundur.
devamını gör...