1.
cumhurbaşkanı, bakanlar ve belediye başkanları hakkında depremle alakalı suç duyurusunda bulunan, son on yılda zor görebildiğimiz en delikanlı hukukçulardan biridir. aydın insan gerçekten farklı oluyor. bu adamla kantır kurun bak avukat* nickiyle siler atar yemin ediyorum. adeta cz’deki humanların towna tek başına dalan bir warrior..
devamını gör...
2.
emir eri değil hukukçudur. şerefli bir adamdır. yaptığı şeyi yapmak değil düşünemeyecek hukukçular çok fazlayken memlekette, zalimlere zıt gidip mazlumların yanında olmayı bilmiştir*.
devamını gör...
3.
maalesef yazdığı dilekçenin kötü olduğu söylenmekte. hukukçu birkaç arkadaşa gösterdim. esas bakımından değil, usul açısından sıkıntılı olduğunu söylediler. sanırım avukat bey bir anlık öfkeyle yazmış. bir hukukçu öğretim üyesi arkadaşa sordum. böyle dilekçeye ""sıfır" veririm, ayrıca halkın kurtuluş partisi her zaman böyle dilekçeler yazıyor. takipsizlikle sonuçlansa da onların ki teknik açıdan daha doğru" dedi. neden diye sordum şöyle açıkladı:
"fiil tanımında "ülke ekonomisini dar boğaza sokmak suçları" yazılmış. tck'da böyle bir suç tanımı yok. kanunilik ilkesi 2. sınıfta ceza hukuku genel hükümler dersinde öğretilen en temel unsur. buna dikkat edilmemiş. öte yandan görevi ihmal ve kötüye kullanma sonucu 36.000 in üzerinde insanın ölümüne sebep olmak diye de bir tck'da suç yok. ifadeden görevi kötüye kullanma suçu ya da taksirle öldürme suçunun işlendiği kastedildiği anlaşılmaktadır ki gerçi dilekçenin devamında bundan da bahsedilmiş. ancak tutarlılık yok.
tutarlı olmayan olmayan kısımlar var. örneğin, şikayet edilenler kısmında
19. organizasyon ve koordinasyon eksikliği nedeniyle iletişim konusunda gerekeni yapmayan ve afete hazırlıksız yakalanan, haberleşememe nedeniyle ölümlere de sebep olan turkcell, vodafone ve türk telekom yetkilileri
derken
11. iletişim firmaları muhtemelen hükümetin emri ile ya da bağımsız olarak iletişimi aksatmışlardır. göçük altındaki kişilerin haberleşmesini engelleyerek ölümlerin artmasına neden olmuşlardır.
iddiasında bulunmuştur.
iletişim firmalarının hükümet emriyle iletişimi aksatmalarına ilişkin somut bir delili var mıdır? ya da bağımsız olarak iletişimi niye kasten aksatsınlar? adamlar diyor ki binaların tepelerindeki veya bağımsız baz istasyonları yıkıldı nasıl kasten aksatalım? ayrıca iletişim firmalarının felaket ve afet durumlarında iletişimi sağlama yönünde kanunla getirilmiş bir yükümlülükleri var mı? buradaki temel iletişimi sağlayan kurum devlet olmalı, özel kuruluşlar değil. bundan başka twitter mı kastediliyor? twitter'a erişim hükümet tarafından kısıtlandı. twitter yapmadı ki bunu. dilekçe belirsizlikler içinde.
ayrıca dilekçede ölümcül bir hatadan bahsediyor arkadaşım. o hata da şuymuş:
"
hükümet başkanı, cumhurbaşkanı; son 20 yılın iktidarının başıdır. her konuşmasında “bu ülkede sorumlu benim ben” diye bağıra bağıra beyanat vermiştir. (ek-cd). çıkarttığı “imar afları” yasaları ile ve verdikleri kontrolsüz ruhsatlarla övünmüş, bu aflardan yararlananların binalarını ilme ve fenne uygun olarak kontrol ettirmemiştir.
"
cumhurbaşkanı imar afları yasası çıkartmamıştır. yasaları tbmm çıkartır. cumhurbaşkanı yalnızca cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkartır ki imar affına dair hususlar bu kararnamelerin dışındadır. konuyla ilgili yasaları hep tbmm çıkartmıştır. kendisi avukat olduğu halde anayasa dersi terk galiba." dedi.
madem bu kadar failden bahsediyor, bazı müteahhitler yurt dışına kaçarken yakalanırken neden tutuklama istenmemiş? müteahhit kaçmayı düşünüyor da yapı denetim firma yetkilileri bunu düşünmez mi? adli kontrolün burada işe yarayamayacağı öngörülmüyor mu? dedi.
başka hukukçular daha iyi değerlendirir, ancak ilk izlenimlerin bu şekilde olduğu belirtildi.
"fiil tanımında "ülke ekonomisini dar boğaza sokmak suçları" yazılmış. tck'da böyle bir suç tanımı yok. kanunilik ilkesi 2. sınıfta ceza hukuku genel hükümler dersinde öğretilen en temel unsur. buna dikkat edilmemiş. öte yandan görevi ihmal ve kötüye kullanma sonucu 36.000 in üzerinde insanın ölümüne sebep olmak diye de bir tck'da suç yok. ifadeden görevi kötüye kullanma suçu ya da taksirle öldürme suçunun işlendiği kastedildiği anlaşılmaktadır ki gerçi dilekçenin devamında bundan da bahsedilmiş. ancak tutarlılık yok.
tutarlı olmayan olmayan kısımlar var. örneğin, şikayet edilenler kısmında
19. organizasyon ve koordinasyon eksikliği nedeniyle iletişim konusunda gerekeni yapmayan ve afete hazırlıksız yakalanan, haberleşememe nedeniyle ölümlere de sebep olan turkcell, vodafone ve türk telekom yetkilileri
derken
11. iletişim firmaları muhtemelen hükümetin emri ile ya da bağımsız olarak iletişimi aksatmışlardır. göçük altındaki kişilerin haberleşmesini engelleyerek ölümlerin artmasına neden olmuşlardır.
iddiasında bulunmuştur.
iletişim firmalarının hükümet emriyle iletişimi aksatmalarına ilişkin somut bir delili var mıdır? ya da bağımsız olarak iletişimi niye kasten aksatsınlar? adamlar diyor ki binaların tepelerindeki veya bağımsız baz istasyonları yıkıldı nasıl kasten aksatalım? ayrıca iletişim firmalarının felaket ve afet durumlarında iletişimi sağlama yönünde kanunla getirilmiş bir yükümlülükleri var mı? buradaki temel iletişimi sağlayan kurum devlet olmalı, özel kuruluşlar değil. bundan başka twitter mı kastediliyor? twitter'a erişim hükümet tarafından kısıtlandı. twitter yapmadı ki bunu. dilekçe belirsizlikler içinde.
ayrıca dilekçede ölümcül bir hatadan bahsediyor arkadaşım. o hata da şuymuş:
"
hükümet başkanı, cumhurbaşkanı; son 20 yılın iktidarının başıdır. her konuşmasında “bu ülkede sorumlu benim ben” diye bağıra bağıra beyanat vermiştir. (ek-cd). çıkarttığı “imar afları” yasaları ile ve verdikleri kontrolsüz ruhsatlarla övünmüş, bu aflardan yararlananların binalarını ilme ve fenne uygun olarak kontrol ettirmemiştir.
cumhurbaşkanı imar afları yasası çıkartmamıştır. yasaları tbmm çıkartır. cumhurbaşkanı yalnızca cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkartır ki imar affına dair hususlar bu kararnamelerin dışındadır. konuyla ilgili yasaları hep tbmm çıkartmıştır. kendisi avukat olduğu halde anayasa dersi terk galiba." dedi.
madem bu kadar failden bahsediyor, bazı müteahhitler yurt dışına kaçarken yakalanırken neden tutuklama istenmemiş? müteahhit kaçmayı düşünüyor da yapı denetim firma yetkilileri bunu düşünmez mi? adli kontrolün burada işe yarayamayacağı öngörülmüyor mu? dedi.
başka hukukçular daha iyi değerlendirir, ancak ilk izlenimlerin bu şekilde olduğu belirtildi.
devamını gör...