1.
hicret osma tarafından çekildiği bilgisi verilen kısa film; 2020 yılında yayınlanan kısa filmin isviçre'de çekildiği bilgisi verilmiştir.

doğanın güzelliklerinin ön planda olduğu, şükür temalı bir kısa filmdi, ilkbaharın gelişini mecaz anlamda da kullanmak mümkün gibiydi, zor zamanlardan, acı günlerden sonra iyileşmenin, daha mutlu, daha iyi, daha bahtiyar hissetmenin bir nişânesi niteliğindeydi.
hayatın zıtlıklardan ibâret olabileceğini de düşündüren bir kısa filmdi, kış yerini ilkbahara bırakırdı, mutluluklar yerini kayıplara, kayıplar yerini boşluklara, boşluklar yerini alışmışlığa, bu böyle devam edebilirdi, kışı salt bir mevsim olarak değil de ruhunda yaşamak da mümkündü, keskin ve zor zamanlar zemheri, kış gibiydi insan için.
nekâhet döneminin ardından insan biraz değişirdi, fiziksel veya ruhsal olarak değişim hep kaçınılmazdı, ilkbahar yeni başlangıçların vesilesi gibiydi.
acılar çekmiş olsan da bunun bir mükâfatı olacaktı, olgunluk, ruhen dinginlik, yitirdiğin insanı bir daha yitirmeyecek olmanın verdiği alışmışlık, sınanmışlık hâli,
kaybetmek kış, kaybetmekten korkmayacak hâle gelmek ilkbahar değil miydi?
görsel açıdan iyi bulduğum bir kısa filmdi,
verilmek istenen mesaj belki de şuydu;
doğayı koru, doğayı sev, doğayı yaşa, artık hayatta olmayan sevdiklerinin yerine de doğayı sev, onlar için artık bu mümkün olmayacak, onların yerine de kokla bir çiçeği...
mevsimler gelip geçerdi, değişirdi.
değişmeyen neydi?

doğanın güzelliklerinin ön planda olduğu, şükür temalı bir kısa filmdi, ilkbaharın gelişini mecaz anlamda da kullanmak mümkün gibiydi, zor zamanlardan, acı günlerden sonra iyileşmenin, daha mutlu, daha iyi, daha bahtiyar hissetmenin bir nişânesi niteliğindeydi.
hayatın zıtlıklardan ibâret olabileceğini de düşündüren bir kısa filmdi, kış yerini ilkbahara bırakırdı, mutluluklar yerini kayıplara, kayıplar yerini boşluklara, boşluklar yerini alışmışlığa, bu böyle devam edebilirdi, kışı salt bir mevsim olarak değil de ruhunda yaşamak da mümkündü, keskin ve zor zamanlar zemheri, kış gibiydi insan için.
nekâhet döneminin ardından insan biraz değişirdi, fiziksel veya ruhsal olarak değişim hep kaçınılmazdı, ilkbahar yeni başlangıçların vesilesi gibiydi.
acılar çekmiş olsan da bunun bir mükâfatı olacaktı, olgunluk, ruhen dinginlik, yitirdiğin insanı bir daha yitirmeyecek olmanın verdiği alışmışlık, sınanmışlık hâli,
kaybetmek kış, kaybetmekten korkmayacak hâle gelmek ilkbahar değil miydi?
görsel açıdan iyi bulduğum bir kısa filmdi,
verilmek istenen mesaj belki de şuydu;
doğayı koru, doğayı sev, doğayı yaşa, artık hayatta olmayan sevdiklerinin yerine de doğayı sev, onlar için artık bu mümkün olmayacak, onların yerine de kokla bir çiçeği...
mevsimler gelip geçerdi, değişirdi.
değişmeyen neydi?
devamını gör...