öne çıkanlar | diğer yorumlar

blut'ye gelmesiyle tekrardan izlediğim ve biter bitmez biraz zaman geçsin de tekrar izleyeyim dediğim, şahane bir pelin esmer filmi. senaryosu pelin esmer ve barış bıçakçı'ya ait. filmi sevme nedenim kesinlikle barış bıçakçı'ya olan büyük sevgimden bağımsız ama barış bıçakçı okumayı seven herkesin bu filmi de seveceği muhakkak. hayatı etrafındaki hikayeleri izleyerek seven ve ancak böyle katlanan, hikaye etmeyi seven, şiiri ve şiir sevenleri seven, insana dair her şeyde biraz güzellik ve çokça hüzün bulan herkeslerin seveceği bir film bence. adsız melankolikler, romantikler ve sinemaya ve bize yaptıklarına hayran olanlar hemen izlesinler, hazır blutv'ye gelmişken.
devamını gör...
leyla adlı karakterin elinde film boyunca gülten akın'ın "kırmızı karanfil " adlı şiir kitabı vardır. bilen biler, gülten akın’ın kırmızı karanfil’inde dört mevsimin şiiri vardır. güz, kış, ilkyaz, yaz.. insanın hayatının mevsimlerle kodlanması dikkate alındığında filmle uygunluğu ortaya çıkacaktır.

geçip giden tren camından görülen hayatlar, cama yansıyanlar, varılan son istasyon..
devamını gör...
pelin esmer'in biraz tren, biraz şiir filmi. barış bıçakçı ile beraber senaryosunu da yazmıştır.

--! spoiler !--

film, iki kadının hikayesiyle başlar. canan, hayatının nereye gittigini kontrol edemez, biraz öyle savrulup giden bir karakter iken, leyla hayatın kenarında durup yaşamadan yaşamı seyreden bir tiptir. leyla, işte o canan'ı hemen tanır bu yüzden de. içindeki gelgitleri tanır. şair ya, illa hikayeyi görür, peşini de bırakmaz.
canan'ın o kararsızlığı film boyu sürer. leyla ise çok az hareket eder o ırmağın kenarındaki yerinden ve ancak yavuz'la oturup konuştuğunda ayağını bir parça daldırır o nehre. o da, ufacık bir dalga yarattı mı bilmeden bitiririz filmi. leyla yavuz'u ikna etmeye, fikrini değiştirmeye çalışmaz da, yavuz'un da hikayesini öğrenme derdine düşer gibi gelir bana. hayatı yaşamak yahut bitirmek yavuz'un kararıdır. kalkıp o yavuz'a yol göstermek haddini görmez kendimde. severim bu halini.

leyla'nın yavuz'a söylediği her şeyi şuraya topluyor barış bıçakçı:

"yaşamak çukur yerlere doluyor diyorlar
bu yüzden yıkıntıya dönüşse de yaşıyormuş insan
ama hep yıkıldığımız yeter sevgilim, biraz da kekik toplayalım
kıymetini bilmediğimiz şeyler var"

yavuz ne der bize söylemez pelin esmer. sen ne dersen o olsun der. ben derim ki o yavuz dese dese şunu demiştir:
"ama baktım sen rüzgârsın sevgilim
kitapları bir başından bir sonundan okuyorsun
başucunda bir bardak su
beni başucumda bir bardak su gibi avutuyorsun"


--! spoiler !--
devamını gör...
"baktım rüzgarsın sen, baktım çamaşır ipini zorluyorsun."

julio cortázar'ın adını duyduğum an bir sarı çiçek öyküsünden söz edileceğini fark etmiş olmanın garip burukluğunu içimde bir yerde hissettiren şiir gibi bir film. ah be leyla, ıslık çalamayışın bile ben, sanki bir harf ve biraz metanet ile kaçırmış gibiyim sen olmayı ve tabii benim yazdığım şiirler barış bıçakçı'nın elinden çıkmadı. bu filmi nasıl anlatsam bilmiyorum. hani kalabalık, gürültülü bir masanın ortasında aniden bütün sesler kesilir ya; sanki masada biri ölmüş gibi derin bir sessizlik çöker sanki cenaze eviymiş gibi. bu filmi buna benzetiyorum. burası oldukça dengesiz bir dünya ama inanıyorum ki yaşamaya değer bir şeyler bulacağız elbet. bir sarı çiçek öyküsünde şöyle bir cümle var altını çizdiğim: "bizler için bir daha hiç çiçek olmayacaktı, bir daha hiçbir şey olmayacaktı, hiç ama hiçbir şey, hiçlik de buydu işte, bir daha hiç çiçek olmaması."

yavuz için de böyleydi sanırım. filmin sonu ne kadar belirsiz gibi görünse de onun için bir daha hiç çiçek olmadı gibi geliyor bana. belki ben fazla karamsarım ama şiirde dediği gibi barış bıçakçı'nın ve leyla'nın; işte yitirdik bütün taşlarımızı darmadağınık oyun tahtası. biz mi umut için çok geç kaldık yoksa hayat zaten umutsuz bir şey midir bilemiyorum.

edit: imla
devamını gör...
pelin esmer ve barış bıçakçı'nın beraber yazdığı, pelin esmer'in aynı zamanda yönetmen koltuğunda oturduğu ve yetmezmiş gibi gökhan tiryaki'nin görüntü yönetmenliğini yaptığı 2017 yapımı yerli filmdir. film bizlere hikayeler göstermektedir. öyle ki bir noktadan sonra bizi, kadraja sığan herkesin ve her şeyin hikayesini merak eder hale getirir. bir tren yolculuğu yapar gibi, pencereden dışarıyı izler gibi, yeni tanıştığınız biriyle hasbihal eder gibi bir filmdir. kafanızı kaldırıp etrafınıza baktığınızda gördüğünüz herkesin bir hikayesi olduğunu fark ettiğiniz ve bu hikayeleri merak etmeye başladığınız an gibi bir filmdir. bahsini ettiğimiz hikayeler, size ara ara düşünmek üzere olduğunuz ancak genellikle kıyısından dönmeyi tercih ettiğiniz o düşünceleri de hatırlatmaktadır. hayata dair her şeyi - bittabi ölümü- düşünmenize önayak olan bir filmdir. tüm bunların yanı sıra edebiyatın ve şiirin müthiş kullanımı da cabasıdır.
devamını gör...
bir yazarın eski arkadaşlarıyla buluşmak için çıktığı tren yolculuğunda bir hemşire ile karşılaşır ve bu hemşirenin o trende olma nedeni yazarın dikkatini çekmesi sonucu gelişen olayları anlatır. adeta şiir okuyor gibisinidir. nerde yazmak orada ben olduğumdan bu filmi çok seviyorum.

"mavi, yeşil, turuncu. ben turuncuyum, turuncu hiçbir şey ile kafiyeli değil."

pelin esmer ve barış bıçakçı'nın yazdığı 2017 yapımı film pelin esmer tarafından yönetilmiştir. başrol oyuncuları, başak köklükaya, öykü karayel ve yiğit özşenerdir.

filmde geçen ve barış bıçakçı' nın kaleme almış olduğu şiiri sizinle paylaşmak istiyorum;

bir kitabın sayfaları

baktım rüzgarsın sen
baktım çamaşır ipini zorluyorsun
hepimizin derdi güzel yaşlanmak sevgilim
baktım bir kitabın sayfalarını çeviriyorsun
ayağına terlik giy
bildiğimiz şeylerin taşında yalın ayak geziyorsun

biz satranç oyuncusuyuz sevgilim
üzerimizde kara bir leke biz satranç oyuncusuyuz
inanıyoruz ceketlere düğmelere
inanmıyoruz takvimleri savurarak gelen geleceğe
işte yitirdik bütün taşlarımızı darmadağınık oyun tahtası
bir tek şahımız duruyor sevgilim o da evli iki çocuk babası

kelimeler önümüze çıkıyor sevgilim
uykumuzu bölüyor buradan çocukluğumuzda kadar
buradan çocukluğumuzda kadar bir telaş
içi boş kuşları kovalıyoruz ve bir sebep arıyoruz
herkese küsmek için
hemen o cumartesi buluyoruz hemen o pazar

yaşamak çukur yerlere doluyor diyorlar
bu yüzden yıkıntıya dönüşse de yaşıyormuş insan
ama hep yıkıldığını yeter sevgilim biraz da keklik toplayalım
kıymetini bilmediğimiz şeyler var

yaşamak bir at gibi huysuzlanıyor kapımızda sevgilim
geçen günlere üzüldük tamam yollara düşelim
düşünelim: başka günlerin duvarı daha sağlam
düşünelim başka günlerin sokağı daha neşeli
başka evlerin kadınları erkekleri tam bir kahraman
tül perdeler uçuşurken başka evlerin penverelerinde
bizi bir kitabın sayfaları arasında kurutuyor zaman

ama baktım sen rüzgarsın sevgilim
kitapları bir başından bir sonundan okuyorsun
başucunda bir bardak su
beni başucunda bir bardak su gibi avutuyorsun
devamını gör...
pelin esmer'in yönetmenliğini yaptığı senaryoyu da barış bıçakçı ile paylaştığı 2018 yapımı film.
başak köklükaya ve öykü karayel'in güzel oyunculuklariyla taclandirdigi bir yol filmi.

yönetmeni yazmasaydi yine de pelin esmer; senaristi söylenmese barış bıçakçı derdiniz. o derece izleri var filmde.

filmin çekimleri ve neredeyse hiç yarım kalmayan müzikleri güzel olmuş. pelin esmer hikayelerin ortasından başlatıp sonunu seyirciye bırakarak bitirmeyi seviyor. hayatın bir parçası gibi filmleri o yüzden.kahramanlar sizden önce yaşıyorlar ve sanki film bittiğinde devam ediyorlar gibi. bütün bu parça hikayeye rağmen filmde müzikler tam olması güzel enstantane.

bir tren yolculuğunda tanışan şair ve hemşirelik öğrencisi iki kişinin garip hikayesi.hikaye sıradışı ama çok olağan anlatılmış.ve siz filmi izlerken sanki her on kişinin dokuzunun başına gelecek bir hikayeymis gibi izliyorsunuz.
ben çok şiir seven bir insan değilim.siirlerin yüksek sesle okunduğu yerlerden de koşarak uzaklaşmak isterim.o derece banal gelir bana. o yüzden filmin şiir okunan sahnelerinde biraz sıkıldım.
ama birazcık bile şiir seven biriyseniz,rakı masasında müziklerle eşlik edilesi anları seviyorsanız ,havalı cümleleri söylemek dinlemek sizi mutlu ediyorsa pelin esmer'in deyimiyle şiir gibi bir film.
ben izledim ama tekrar izlemem.yine de zaman kaybı değil.
devamını gör...
işe yarar bir şey filminin yönetmenliğini pelin esmer gerçekleştirmiş. senaristliğini pelin esmer ile birlikte barış bıçakçı üstlenmiş. başrollerinde başak köklükaya, öykü karayel, yiğit özşener bulunuyor.

filmde, trende karşılaşan iki kadının birbirlerine hayatlarından bahsetmesini, bu yolculuğa neden çıktıklarını anlatmalarını izliyoruz.


"baktım rüzgârsın sen
baktım çamaşır ipini zorluyorsun
hepimizin derdi güzel yaşlanmak sevgilim
baktım bir kitabın sayfalarını çeviriyorsun
ayağına terlik giy
bildiğimiz şeylerin taşında yalınayak geziyorsun

biz satranç oyuncusuyuz sevgilim
üzerimizde kara bir leke biz satranç oyuncusuyuz
inanıyoruz ceketlere düğmelere
inanmıyoruz takvimleri savurarak gelen geleceğe
işte yitirdik bütün taşlarımızı darmadağınık oyun tahtası
bir tek şahımız duruyor sevgilim, o da evli, iki çocuk babası

kelimeler önümüze çıkıyor sevgilim
uykumuzu bölüyor buradan çocukluğumuza kadar
buradan çocukluğumuza kadar bir telaş
içi boş kuşları kovalıyoruz ve bir sebep arıyoruz
herkese küsmek için
hemen o cumartesi buluyoruz, hemen o pazar

yaşamak çukur yerlere doluyor diyorlar
bu yüzden yıkıntıya dönüşse de yaşıyormuş insan
ama hep yıkıldığımız yeter sevgilim, biraz da kekik toplayalım
kıymetini bilmediğimiz şeyler var

yaşamak bir at gibi huysuzlanıyor kapımızda sevgilim
geçen günlere üzüldük tamam yola düşelim
düşünelim: başka günlerin duvarı daha sağlam
düşünelim: başka günlerin sokağı daha neşeli
başka evlerin kadınları erkekleri tam bir kahraman
tül perdeler uçuşurken başka evlerin pencerelerinde
bizi bir kitabın sayfaları arasında kurutuyor zaman

ama baktım sen rüzgârsın sevgilim
kitapları bir başından bir sonundan okuyorsun
başucunda bir bardak su
beni başucumda bir bardak su gibi avutuyorsun.”

devamını gör...
uzunca bir süre erteledikten sonra yeni izleyebildim. hatta bitireli henüz bir sigara içme süresi geçti. izlemeye başlarken büyük bir beklentiye sahip değildim açıkçası. ama işin içinde başak köklükaya olunca kötü bir film olma ihtimali ortadan kalkıyor.

film, sakince başlıyor ve sakince bir akıcılığa sahip. diyaloglar ve karakterler oldukça hayatın içinden. bu tarz filmlerde senaryodan çok karakterlere önem veririm. ama bu film her iki anlamda da oldukça doyurucu. hatta yağmurlu bir günde, cam kenarında oturup, bir çırpıda okunan kitap kadar da etkileyici!

film bittikten sonra tekrar tescillendi ki başak köklükaya gerçekten hak ettiği değeri görmüyor. yiğit özşener için de benzer şeyleri söylemek mümkün.

son olarak filmi gerçekten çok beğendim. bir süre sonra tekrar izlemekte fayda var.


leyla karakterinin tren yolculuğu boyunca yankılanan iç sesi oldukça etkileyici. şair olduğunu çok sonra öğrensek de yolculuk boyunca buna gönderme yapılıyor. canan'ın anlattığı hikayeye ortak olması da hayal gücünün onu yönlendirmesinden geliyor. kaç insan hayatında böyle bir hikayenin içinde olabilir ki?

tek plan çekilmiş mezuniyet yemeği de samimiyetsizliği çok güzel anlatmış.
devamını gör...
nedense tekrar izleme isteği uyandırmış bir film oldu benim için. az önce bitti ama zor duruyorum, acaba kaçırdığım detaylar nelerdi gibi bir endişe ile.

öneri güzel sağlam yerden geldiyse dinlerim, en sevdiğim film tarzı.. hayatın olağan akışından bir kesit.. sanki kamerayı sabitlemişler de bitti diye kesmişler gibi..

yönetmenin pelin esmer olduğunu görünce çarpı iki meraklandım çünkü şu an vizyondaki filmi de timuçin esen’den dolayı merak ediyordum geri dönüş yorumları gayet güzeldi.

tren yolculuğunun camından hayatlar, anlık kesişen hayatlar, anlık bir daha hiç aklına gelmeyecek biri hakkında bilgi sahibi olmak, sonra birinin hayatına dahil olmak, izmir, kordon, kitaplar sözler şiirler, hepsi acaba ne anlatmak istiyor merakı oluşturan cümleler, ve yavuz… ve hayat…

sonu ne oldu bilinmez.

muhtemelen tekrar seyredeceğim.
devamını gör...
tavsiye edene teşekkürlerimle..

allah' ım nasıl güzel bir filmdi.. tadı halen damağımda kaldı. keşke hiç bitmeseydi.. başak köklükaya nasıl güzel bir kadın..

güvendiğin her şeyi en başında da kendini yakıp yıkmadan şiir yazılmaz.
şair bir kadın mezun olduğu okuldan 25 sene sonra okul arkadaşları ile bir yemekte buluşmaya karar verir. bu yemeğe tren yolculuğu ile gitmeye karar verir. arkadaşı bu yemeğe gelebilmesi için onu tren yolculuğu ile ikna edebilmiş. neticede tren yolculukları, şairler için istedikleri gözlemleri yapabileceği alandır.

film tüm pencereleri şair leyla için açar...
biz de film boyunca insanlardan, ışıklardan, pencerelerden, yollardan, düşüncelerden geçeriz..

beni çocukken bir fotoğraftan çağırdılar vardığımda hüzünlü bir genç kadındım. şöyle bir şey hayal etmiştim, bir fotoğraf makinesini ayarlayıp deklanşöre basıyorsunuz, sonra poz vermek için hızla yerinize koşuyorsunuz. siz yerinize geçene kadar da olanlar oluyor.
leyla' nın yolculuk arkadaşı canan oluyor. canan yirmili yaşların başında bir hemşire; olmak istediği için değil öyle olması gerektiği için seçtiği mesleği taşımakta zorlanır. hayalleri onu başka yerlere savurmak ister. bu yolculukta canan'a bir görev verilmiş onun ağır yükü ile ilerlemeye çalışır. leyla ise canan'ın yükünü hafifletmek için yoldaş oluyor. canan'ın görevi leyla'nın da görevi olur. işe yarar bir şey yapmaya koyulur.

bu yolculuk; izmir'de denize nazır bir dairede, hayat yolculuğuna çaresizlikle son verilmesine karar vermiş başka bir şairin evine çıkar. çaresizlikler şiirle dile getirilir..

anlatımı, hikayesi oldukça etkileyiciydi.. başak köklükaya'nın oyunculuğuna bayıldım.. tek kelimeyle efsaneydi...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

oldum olası yolculuk filmlerini severim. eğer siz de seviyorsanız kaçırmayın derim..
ayrıca istanbul'dan izmir'e tren vardı da biz mi gitmedik?
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"işe yarar bir şey" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim