yazar: tacettin şimşek
yayım yılı: 2025
aşk, özlem, ayrılık gibi konuların işlendiği şiir kitabıdır.
yayım yılı: 2025
aşk, özlem, ayrılık gibi konuların işlendiği şiir kitabıdır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 10.03.2025 23:45 tarihinde açılmıştır.
1.
aslında edebiyat öğretmeni olan tacettin şimşek tarafından yazılan kitap;
şiir türünde yer alır iken kitabın bu sene yayınlandığı bilinmektedir.
neredeyse her edebiyat öğretmeninin içinde bir şiir kitabı çıkarma hevesi vardır, aslında öğretmen olup kitap yazmak isteyen insanların da olduğu gibi.
bu gözlem ve fikir salt bu kitaptan yola çıkılarak varılmış bir kanı değildir,
şair olmadığı halde şiir kitabı çıkaran insanların ortak özelliği genellikle edebiyat öğretmeni olmalarıdır diyerek bu konuya bir son verip kitap tanıtımına geçiyorum.
daha önce adını duymadığım bir isimdi tacettin şimşek
insanın ön yargısız olabilmesi imkansıza yakındır ve bu yüzden şiirlere karşı istemsiz bir ön yargı ile yaklaştım, kötü veya etkisi olmayan şiirler okuyacağımı düşünüyordum,
çok güçlü şiirler olduğunu körü körüne savunamam ama beklentimin biraz daha üzerinde şiirlerdi.
muhafazakâr bir bakış açısının da şiirlere yansıdığı görülür iken, insan olmanın ve aşkın hâllerine dair şiirler de kendisine yer bulmuş.
sevdiğini söylemek de yıkımdır dizesi örneğin, en çok dikkatimi çeken dizeydi, insanın sevdiğini söylemesinin artık kendisinden çıkmış bir sır olması, aşkına karşılık bulamamanın getirdiği yıkım hâli, bu dizenin düşündürdüğü şeylerdendi.
o çocuğun yarısı sendedir hâlâ dizesi de oldukça farklıydı.
giden veya ölen birinin yarısının hâlâ bizim varlığımızda yaşıyor olması gibi durumları hatırlatan bir dizeydi.
sevmenin kendisine yasak olduğunu düşündüğü zamanlar, gerçekten sevilenin her yerden gitse bile kalpte asılı kalacağını belirttiği şiir formunda olan dizeler de oldukça etkileyiciydi.
istanbul imgesinin şiirlerde çok yoğun olduğunu düşünmüyorum, elbette isim olarak var ama şiirlerin genelinde baskın olarak yer tutmamış gibi.
duygularını yansıtma biçimi fena değildi, hatta iyiydi.
birkaç dize bırakıp burada bitiriyorum, gerisini istanbul bilir...

var git yine yeniden
sere serpe savruk bir gazel söyle
söz sana özgü kalsın
ses bir parça divanca
ve daima ozanca.
sevdiğini söylemek de yıkımdır.
eskiyim çok eskiyim
al götür sen yeni olan ne varsa
kalanlar borçlu kalır gidenlere.
aynalarda silik bir suretim yok...
ismine tutunmasam
beni var kılmak için
gizli bir çığlık yeter.
neyi beklesem uzak
neye tutunsam yalan
göz yumup açmak gibi
“günaydın”la “hoşça kal”ın arası..
cebimde tüm hayatım.
onun sesi rengi kokusu yoksa
renk de yalan koku da ses de yalan.
bir hayatta daha kaç kez öleyim?
şiir türünde yer alır iken kitabın bu sene yayınlandığı bilinmektedir.
neredeyse her edebiyat öğretmeninin içinde bir şiir kitabı çıkarma hevesi vardır, aslında öğretmen olup kitap yazmak isteyen insanların da olduğu gibi.
bu gözlem ve fikir salt bu kitaptan yola çıkılarak varılmış bir kanı değildir,
şair olmadığı halde şiir kitabı çıkaran insanların ortak özelliği genellikle edebiyat öğretmeni olmalarıdır diyerek bu konuya bir son verip kitap tanıtımına geçiyorum.
daha önce adını duymadığım bir isimdi tacettin şimşek
insanın ön yargısız olabilmesi imkansıza yakındır ve bu yüzden şiirlere karşı istemsiz bir ön yargı ile yaklaştım, kötü veya etkisi olmayan şiirler okuyacağımı düşünüyordum,
çok güçlü şiirler olduğunu körü körüne savunamam ama beklentimin biraz daha üzerinde şiirlerdi.
muhafazakâr bir bakış açısının da şiirlere yansıdığı görülür iken, insan olmanın ve aşkın hâllerine dair şiirler de kendisine yer bulmuş.
sevdiğini söylemek de yıkımdır dizesi örneğin, en çok dikkatimi çeken dizeydi, insanın sevdiğini söylemesinin artık kendisinden çıkmış bir sır olması, aşkına karşılık bulamamanın getirdiği yıkım hâli, bu dizenin düşündürdüğü şeylerdendi.
o çocuğun yarısı sendedir hâlâ dizesi de oldukça farklıydı.
giden veya ölen birinin yarısının hâlâ bizim varlığımızda yaşıyor olması gibi durumları hatırlatan bir dizeydi.
sevmenin kendisine yasak olduğunu düşündüğü zamanlar, gerçekten sevilenin her yerden gitse bile kalpte asılı kalacağını belirttiği şiir formunda olan dizeler de oldukça etkileyiciydi.
istanbul imgesinin şiirlerde çok yoğun olduğunu düşünmüyorum, elbette isim olarak var ama şiirlerin genelinde baskın olarak yer tutmamış gibi.
duygularını yansıtma biçimi fena değildi, hatta iyiydi.
birkaç dize bırakıp burada bitiriyorum, gerisini istanbul bilir...

var git yine yeniden
sere serpe savruk bir gazel söyle
söz sana özgü kalsın
ses bir parça divanca
ve daima ozanca.
sevdiğini söylemek de yıkımdır.
eskiyim çok eskiyim
al götür sen yeni olan ne varsa
kalanlar borçlu kalır gidenlere.
aynalarda silik bir suretim yok...
ismine tutunmasam
beni var kılmak için
gizli bir çığlık yeter.
neyi beklesem uzak
neye tutunsam yalan
göz yumup açmak gibi
“günaydın”la “hoşça kal”ın arası..
cebimde tüm hayatım.
onun sesi rengi kokusu yoksa
renk de yalan koku da ses de yalan.
bir hayatta daha kaç kez öleyim?
devamını gör...
