1.
kötünün bir tık üstü viski karışımcısı. bakın üretici demiyorum, zira kendileri üretmez, iskoçya'daki üreticilerden ucuza topladıkları varilleri kendilerince karıştırarak birşeyler elde ederler. yine de çok gömmemek lazım, gün geliyor lazım oluyor.
devamını gör...
2.
iskoç viskilerinin en bilindiğidir. yaygın bir dağıtım ağına sahip olması da marka bilinirliğine etkisi çok.
çok standard bir viski markası. listenin orta sıralarındadır. blended viskidir, kendine özel karışım formülü vardır.
en bilinen modeli red label olanıdır. bunun haricinde daha uygun fiyatlı olan red rye modeli var. dimple deki golden selection hesabi.
daha üst modelleri;
black label
double black label
gold label
platinium label
blue label
bir de johnnie walker 'ın ağa babası (bkz: king goerge v), sanırım 70'lik fiyatı 4000 tl civarı.
çok standard bir viski markası. listenin orta sıralarındadır. blended viskidir, kendine özel karışım formülü vardır.
en bilinen modeli red label olanıdır. bunun haricinde daha uygun fiyatlı olan red rye modeli var. dimple deki golden selection hesabi.
daha üst modelleri;
black label
double black label
gold label
platinium label
blue label
bir de johnnie walker 'ın ağa babası (bkz: king goerge v), sanırım 70'lik fiyatı 4000 tl civarı.
devamını gör...
3.
(bkz: johnnie walker blue label)
devamını gör...
4.
bugün adamın john walker hayatını izledim ve şok oldum. tam bir alkol karşıtıymış, hayatında ağzına bir damla alkol sürmemiş....
blended viskinin mucidi, sadece burnunu kullanarak yapıyormuş karışımlarını çok ilginç. normalde single malt viskiler, daha değerli ve pahalıdır ama her senenin hasatı birbirini tutmayınca böyle bir yola gitmiş.
düşünün kasapsınız ama vegansınız...
blended viskinin mucidi, sadece burnunu kullanarak yapıyormuş karışımlarını çok ilginç. normalde single malt viskiler, daha değerli ve pahalıdır ama her senenin hasatı birbirini tutmayınca böyle bir yola gitmiş.
düşünün kasapsınız ama vegansınız...
devamını gör...
5.
esasen blended viskinin mucidi andrew usher, daha doğrusu oğlu andrew usher jr. (1826–1898). ama burada ufak ve güzel bir tarihsel detay var: “tek bir adam icat etti” demek biraz fazla basitleştirme olur.
bir gün canım sıkıldı, iki viskiyi karıştırayım” diye ortaya çıkmış bir şey değilmiş meğer. blended whisky'nin babası olarak genellikle andrew usher gösteriliyor. 1800'lerin ortalarında iskoçya'da farklı viskileri harmanlamaya başlayan bu arkadaş, özellikle malt whisky ile grain whisky'yi bir araya getirerek bugün bildiğimiz blended scotch'un temellerini atıyor. mantık aslında gayet basit: malt whisky karakterli, yoğun ve pahalı; grain whisky ise daha hafif, yumuşak ve ucuz. ikisini düzgün oranlarda birleştirince hem içimi daha kolay hem de üretimi daha ekonomik, üstelik her seferinde benzer karakterde bir viski ortaya çıkıyor.
usher'ın usher's old vatted glenlivet isimli harmanı da bu işin erken ve önemli örneklerinden biri. tabii “blended whisky'yi tek başına usher icat etti” demek biraz tarihsel romantizm. farklı viskileri harmanlama işi ondan önce de vardı. usher'ın asıl olayı, bunu sistemli ve ticari bir ürüne dönüştürmesi. yani bugünkü johnnie walker, chivas regal, ballantine's, dewars gibi devlerin önünü açan mantığın taşlarını döşeyen adamlardan biri.
komik olan da şu: bugün bazıları single malt'ı viskinin aristokratı, blend'i ise “eh işte” diye görür. halbuki scotch whisky'nin dünyayı ele geçirmesinde blended whisky'nin payı muazzam.
kısacası; viskinin olayı sadece damıtmak değilmiş. bazen mesele, elindekileri doğru insanlarla tanıştırmakmış. andrew usher da viski tarihinin o çöpçatanı diyebiliriz.
bir gün canım sıkıldı, iki viskiyi karıştırayım” diye ortaya çıkmış bir şey değilmiş meğer. blended whisky'nin babası olarak genellikle andrew usher gösteriliyor. 1800'lerin ortalarında iskoçya'da farklı viskileri harmanlamaya başlayan bu arkadaş, özellikle malt whisky ile grain whisky'yi bir araya getirerek bugün bildiğimiz blended scotch'un temellerini atıyor. mantık aslında gayet basit: malt whisky karakterli, yoğun ve pahalı; grain whisky ise daha hafif, yumuşak ve ucuz. ikisini düzgün oranlarda birleştirince hem içimi daha kolay hem de üretimi daha ekonomik, üstelik her seferinde benzer karakterde bir viski ortaya çıkıyor.
usher'ın usher's old vatted glenlivet isimli harmanı da bu işin erken ve önemli örneklerinden biri. tabii “blended whisky'yi tek başına usher icat etti” demek biraz tarihsel romantizm. farklı viskileri harmanlama işi ondan önce de vardı. usher'ın asıl olayı, bunu sistemli ve ticari bir ürüne dönüştürmesi. yani bugünkü johnnie walker, chivas regal, ballantine's, dewars gibi devlerin önünü açan mantığın taşlarını döşeyen adamlardan biri.
komik olan da şu: bugün bazıları single malt'ı viskinin aristokratı, blend'i ise “eh işte” diye görür. halbuki scotch whisky'nin dünyayı ele geçirmesinde blended whisky'nin payı muazzam.
kısacası; viskinin olayı sadece damıtmak değilmiş. bazen mesele, elindekileri doğru insanlarla tanıştırmakmış. andrew usher da viski tarihinin o çöpçatanı diyebiliriz.
devamını gör...