yazar: ahmet büke
yayım yılı: 2025
osmanlı devleti'nin son zamanlarında ege bölgesi'nde, değişen zamanların karmaşasında kaybolan bireylerin iç dünyalarını, aidiyet arayışlarını ve geçmişle olan hesaplaşmalarını derinlemesine işleyen bir eserdir.
yayım yılı: 2025
osmanlı devleti'nin son zamanlarında ege bölgesi'nde, değişen zamanların karmaşasında kaybolan bireylerin iç dünyalarını, aidiyet arayışlarını ve geçmişle olan hesaplaşmalarını derinlemesine işleyen bir eserdir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "anasının köyden aldığı kız ile nişanlanan adam" tarafından 23.05.2025 00:36 tarihinde açılmıştır.
1.
ahmet büke'nin yeni çıkan bir ege öyküsü. ege insanının doğayla, tarihle, efsanelerle beslenen hayatlarını çok farklı bir şekilde ele alan yazar akıcı bir okuma sağlıyor insana.
“âlemi uzaktan seyredince kuleler, konaklar, üzerinde koşan tavla tavla atlar, mayalı develer, yalçın dağlar, acı göller, şahin beyler, beylerin uzun elleri, körüklü çizmeleri ve de bağlanmış taşlar ile salınmış köpekleri görünür. bundan ibaret sanılan devranın derisinin altında asıl sahibin nehirden nabzı atar oysa. çoğu zaman derinlere kaçar, kendi bile unutur nefsini. sonra olmadık zamanda ve umulmadık anda öz magmasına rastlar. için için kaynar, elini öteki elinin örsünde döver, göbeğini keser ve onu gömdükleri kabuğu zelzelelerle yırtarak yazısını yeniden yazmaya çıkar. bütün iş çoğunluktadır. bütün iş buğdayı yatıracak acı rüzgârı beklemek yerine fırtına olup esmeyi hatırlamaktır. ehil bir el gelir, kazandaki süt taşına uzanır ve atar dışarıya. süt taşar!”
“âlemi uzaktan seyredince kuleler, konaklar, üzerinde koşan tavla tavla atlar, mayalı develer, yalçın dağlar, acı göller, şahin beyler, beylerin uzun elleri, körüklü çizmeleri ve de bağlanmış taşlar ile salınmış köpekleri görünür. bundan ibaret sanılan devranın derisinin altında asıl sahibin nehirden nabzı atar oysa. çoğu zaman derinlere kaçar, kendi bile unutur nefsini. sonra olmadık zamanda ve umulmadık anda öz magmasına rastlar. için için kaynar, elini öteki elinin örsünde döver, göbeğini keser ve onu gömdükleri kabuğu zelzelelerle yırtarak yazısını yeniden yazmaya çıkar. bütün iş çoğunluktadır. bütün iş buğdayı yatıracak acı rüzgârı beklemek yerine fırtına olup esmeyi hatırlamaktır. ehil bir el gelir, kazandaki süt taşına uzanır ve atar dışarıya. süt taşar!”
devamını gör...
2.
ahmet büke ilk kez okuduğum bir yazar oldu fakat bu kitabı son okuduğum olmayacak buna eminim.
kısaca kitaptan bahsetmem gerekirse: 1915-1922 yılları arasındaki ege bölgesini anlatıyor. bundan öncesinde akhisar'ın geçmişiyle ilgili birkaç bölüm okuyoruz, ana karakterimiz arap ali'yi anlamak için elzem bu bölümler de.
kitabı gerçekten çok sevdim. bu vatanın ne zorluklarla var olabildiğini bir kez daha hatırlattı. yazar o kadar yetenekli ki arap ali, yüzbaşı cemil, gani dayı gibi insanların acısı ne kadar hadsafhada olsa da bir an bile ajitasyon yapılmış gibi hissetmedim. aksine ben de onlarla acıyı yaşadım, düzeni sorguladım, kaybettim ve kazandım.
adnan bey, kahya mihail gibi adamların varlığı da bir kez daha cumhuriyet'e şükrettirdi.
genel olarak kitabın başlarında "ne oluyor, bunlar kim?" gibi bir alışma süresi yaşamış olsam da biraz içine girdikten sonra akıp gitti. olayların işlenişi, araya yedirilmiş masallar, geçmişe gidip gelişler hepsi çok özenli yapılmış ve kitabın dünyasına girmeyi kolaylaştırmış.
kitabın bittiği andan sonrasını çok merak etmeme rağmen yazarın bunu anlatmayışı hoşuma gitti. biraz tarih okuması yapmaya bile teşvik etti ki ben pek sevmem normalde.
ahmet büke'nin kalemiyle tanıştığım için mutluyum, ayrıca bu kitabı özellikle egelilere ve tarihe ilgi duyanlara şiddetle tavsiye ederim.
kısaca kitaptan bahsetmem gerekirse: 1915-1922 yılları arasındaki ege bölgesini anlatıyor. bundan öncesinde akhisar'ın geçmişiyle ilgili birkaç bölüm okuyoruz, ana karakterimiz arap ali'yi anlamak için elzem bu bölümler de.
kitabı gerçekten çok sevdim. bu vatanın ne zorluklarla var olabildiğini bir kez daha hatırlattı. yazar o kadar yetenekli ki arap ali, yüzbaşı cemil, gani dayı gibi insanların acısı ne kadar hadsafhada olsa da bir an bile ajitasyon yapılmış gibi hissetmedim. aksine ben de onlarla acıyı yaşadım, düzeni sorguladım, kaybettim ve kazandım.
adnan bey, kahya mihail gibi adamların varlığı da bir kez daha cumhuriyet'e şükrettirdi.
genel olarak kitabın başlarında "ne oluyor, bunlar kim?" gibi bir alışma süresi yaşamış olsam da biraz içine girdikten sonra akıp gitti. olayların işlenişi, araya yedirilmiş masallar, geçmişe gidip gelişler hepsi çok özenli yapılmış ve kitabın dünyasına girmeyi kolaylaştırmış.
kitabın bittiği andan sonrasını çok merak etmeme rağmen yazarın bunu anlatmayışı hoşuma gitti. biraz tarih okuması yapmaya bile teşvik etti ki ben pek sevmem normalde.
ahmet büke'nin kalemiyle tanıştığım için mutluyum, ayrıca bu kitabı özellikle egelilere ve tarihe ilgi duyanlara şiddetle tavsiye ederim.
devamını gör...
