#ödüllü filmler
2004 yılı türk filmi. hayata dair bu filmde ,hafızasını kaybetmiş ali’nin yanında ve destek olan ailesi ve mahalle sakinleri vardır. ali ile zaman geçiren herkes hayatı sorgulamaya ve kendileriyle ilgili yeni şeyler keşfetmeye başlarlar. imdb:7,5/10.
* uluslararası istanbul film festivali -fipresci ödülü
* ankara uluslararası film festivali - en iyi yönetmen/ en iyi senaryo/ en iyi erkek oyuncu/ en iyi yardımcı kadın oyuncu/ en iyi yardımcı erkek oyuncu/ umut veren oyuncu
* nürnberg film festivali - en iyi erkek oyuncu
* altın koza festivali - en iyi senaryo / en iyi yardımcı kadın oyuncu/ jüri özel ödülü
* antalya altın portakal film festivali -en iyi senaryo/en iyi kurgu/en iyi sanat yönetmeni/ en iyi kostüm tasarımı
film, toplamda 20 ödüle sahiptir.
* ankara uluslararası film festivali - en iyi yönetmen/ en iyi senaryo/ en iyi erkek oyuncu/ en iyi yardımcı kadın oyuncu/ en iyi yardımcı erkek oyuncu/ umut veren oyuncu
* nürnberg film festivali - en iyi erkek oyuncu
* altın koza festivali - en iyi senaryo / en iyi yardımcı kadın oyuncu/ jüri özel ödülü
* antalya altın portakal film festivali -en iyi senaryo/en iyi kurgu/en iyi sanat yönetmeni/ en iyi kostüm tasarımı
film, toplamda 20 ödüle sahiptir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "morticia" tarafından 01.05.2022 21:07 tarihinde açılmıştır.
1.

reha erdem'in yazıp yönettiği, 2004 yapımı türk filmi.
zamanı belli olmayan bir dönemde geçen film, hafızasını yitiren ali (ali düşenkalkar) karakterinin kafa karışıklıkları ile gelişen karmaşayı anlatır. öykünün paralelinde insan vücudunda olanların aktarımıyla "insan nedir ki?" sorusunun yanıtı aranır.
kendine has bir film diyebilirim ve izlediğim ilk ve tek reha erdem filmidir de aynı zamanda. üzerine pek çok yorum yapılabilir, aratıp türlü eleştirileri bulabilirsiniz hakkında. beğeneni de bol ayrıca, ancak itiraf etmeliyim ki, bir noktadan sonra bana sıkıntı bastı izlerken. tarzım olmadığından muhtemelen; çünkü bir reha erdem filminden bahsediyoruz haliyle, kötü değil illaki.
küçük insanlarla, küçük cümlelerle aslında büyük sorunları işaret ediyor ve bunu yaparken de zihinlerde iyimser bir pencere açtırmayı da ihmal etmiyor. bazı yerlerinde de güldürüyor.
mesela bi kahvehane ortamında hastalıklarını yarıştıran tipler vardı ki orada gülerken bi düşündüm. annemlerin altın günü ortamındaki teyze muhabbetleri geldi aklıma. onlar da farklı bir üslupta yarıştırıyorlar çileli hallerini.
insanlar ikiye ayrılır.
-eğri basanlar
-doğru basanlar.
eğri basanlar bel ağrısından kurtulamazlar. beli ağrıyanın gövdesi ve başı rahat olmaz. başı rahat olmayan da hayatta doğruyu bulamaz. hep doğru basmaya gayret edeceksin hep!
kadınlar ikiye ayrılır.
-ince belliler
-kalın belliler
ince belliler de kendi içinde ikiye ayrılır.
-ince belinden yakınanlar
-ince belinden memnun olanlar
kalın belliler de ikiye ayrılır.
-kalın belini beğenmeyenler
-kalın belinden şikayeti olmayanlar...
insanlarla uğraşmak zordur...
konusu da şöyle:
hikayemizdeki esas oğlan ali, bir kaza sonucu hafızasını yitiriyor. babası, komşuları, ali'nin küçük dünyasında kim varsa artık onun hafızasını geri getirmek için kendilerince uğraşıyorlar ama tabii kendi dertleri de var bu insanların. ali'nin karışık hafızası, selektör yaparak üzerine gelmekte olan bir kamyonmuş gibi arada hatıralardan bir şeyler bulup getirip ona göz kırpıyor da tabii. bir yandan, hafızasını yitirmesine sebep olan kazanın ardını sorgulayan polislerle de uğraşıp duruyor.
biraz daha derin izleyecek olursanız (ki filmin hakkını vermek için böyle izlemeniz lazım), ali hep yetişkin ali ama hikaye bir erkeğin yaş yaş büyümesi gibi aktarılmış. mesela sünnetten korkan o çocuk tıpkı ali gibi, sonra bir yerlerde ergenliğe göndermeler de var, askerlik ve erkeklik vurguları vb... ali, toplumun kendisinden beklediği gibi çift rli şu avcı erkeklerinden olamamış (filmdeki kasap dayı da bunu simgeliyor) bir erkek ve totalde, ali'nin üzerinden de erkek egemen toplumda insanın anlatıldığı, insanın ne olduğunun arandığı bir film diyebilirim. bu arada kadınların gücünün vurgulandığı yerleri de çeşitli sahne ve sahne geçişlerinde hissedeceksiniz filmde.
80'leri, 90'ları özleyenler için de ayrı bir tat tabii; evlerinin dekorasyonları, eski mahalle görüntüleri, manzaralar filan... ha ben sıkıldım ve yarısından sonra da "bitirmiş olam bariğ" fikriyle sallapati izledim diye de yiğidi öldürüp öyle koyamam, hakkını vereyim, güzel replikler de var. izlenebilir, seveni sever böyle filmleri... de işte zaten vaktinde bunları irdelemekten burn out olmuşum, beni baydı. bana oradan bol aksiyonlu, bol fantastiklisinden hollywood filmi verin, gideyim 46348 kez the matrix izleyeyim filan daha iyi *
şuraya da fragmanı bırakıyorum:
devamını gör...
"korkuyorum anne" ile benzer başlıklar
korkuyorum
13
