1.
2018'de balkanlarda geçirdiğimiz haftanın dördüncü gününde adriyatik kıyılarında gezerken uğradığımız karadağ şehri. turumuzun bu etabı, adriyatik kıyısındaki koylarda sanki marmaris'in henüz yanmamış ağaçlarıyla bezeli koylarını kat edercesine geçmişti.
şehr-i kotor'un tarihi suriçini gezerken, türkiye'deki ve nice kalede görmediğim kadar güzel korunmuş bir yerle karşılaştık. rehberimiz,
bu kaledeki konutların şehrin büyüklerine ait olduğunu, eşrafın bu evleri korumasının ve yılın belli dönemlerini burada geçirmesinin zorunlu olduğunu söylemişti. daracık sokaklarda kediler de bizdeki gibi miskin miskin yatıyordu. ayrıca kalenin kapısında da şehrin ustaşa'dan kurtuluş tarihi, yugoslav arması ve josip broz tito'nun "başkasınınkini istemeyiz, bizim olanı vermeyiz" cümlesi halen korunmuş.
(dar sokaklar, apartman binalar).
şehrin içinde pek çok kilise var ki, bazısı katolik bazısı da ortodoks cemaatlerinin. katedralin kapısında da şehrin koruyucu azizi sayesinde nasıl osmanlı kuşatmasından kurtulduğu dövme kapıya rölyef olarak işlenmiş. ayrıntıları hatırlamıyorum ama ilginç bir hikayeydi bu. hem ilginç olması hem de osmanlı torunlarının dedelerinin bu limanlardan haraç almakla yetinip fethe tenezzül etmemesi ya da becerememesine ne kadar bozulacağı fikri aklımda kalmış.


kiliselerden detaylar:




daha sonra girişteki meydanda oturup moskovica denilen bir tatlı yedik. meydandaki kafelerin karşısında da saat kulesi ve dibindeki kazık (milleti oturttukları kazık işte) vardı.
(cadde detayları)
(kazık koni)

buradan sonraki durağımız, adriyatik'te demirli lüks yat ve katamaranlara otobüs penceresinden baka baka, arada dayton antlaşması'nda bosna hersek'e de kıyı verilmesi talebiyle verilen bölgeden geçerek ulaşacağımız; hırvatistan'ın en büyük destinasyonu dubrovnik.
şehr-i kotor'un tarihi suriçini gezerken, türkiye'deki ve nice kalede görmediğim kadar güzel korunmuş bir yerle karşılaştık. rehberimiz,

bu kaledeki konutların şehrin büyüklerine ait olduğunu, eşrafın bu evleri korumasının ve yılın belli dönemlerini burada geçirmesinin zorunlu olduğunu söylemişti. daracık sokaklarda kediler de bizdeki gibi miskin miskin yatıyordu. ayrıca kalenin kapısında da şehrin ustaşa'dan kurtuluş tarihi, yugoslav arması ve josip broz tito'nun "başkasınınkini istemeyiz, bizim olanı vermeyiz" cümlesi halen korunmuş.

(dar sokaklar, apartman binalar).şehrin içinde pek çok kilise var ki, bazısı katolik bazısı da ortodoks cemaatlerinin. katedralin kapısında da şehrin koruyucu azizi sayesinde nasıl osmanlı kuşatmasından kurtulduğu dövme kapıya rölyef olarak işlenmiş. ayrıntıları hatırlamıyorum ama ilginç bir hikayeydi bu. hem ilginç olması hem de osmanlı torunlarının dedelerinin bu limanlardan haraç almakla yetinip fethe tenezzül etmemesi ya da becerememesine ne kadar bozulacağı fikri aklımda kalmış.


kiliselerden detaylar:




daha sonra girişteki meydanda oturup moskovica denilen bir tatlı yedik. meydandaki kafelerin karşısında da saat kulesi ve dibindeki kazık (milleti oturttukları kazık işte) vardı.
(cadde detayları)
(kazık koni)
buradan sonraki durağımız, adriyatik'te demirli lüks yat ve katamaranlara otobüs penceresinden baka baka, arada dayton antlaşması'nda bosna hersek'e de kıyı verilmesi talebiyle verilen bölgeden geçerek ulaşacağımız; hırvatistan'ın en büyük destinasyonu dubrovnik.
devamını gör...
2.
star wars - knights of the old republic oyununun halk arasındaki adı.
devamını gör...
3.
denizi temiz, yüzmeli tekne turuna katılma imkanı bulunan turistik montenegro kasabası. pasaport ile girilip çıkabiliyorsunuz şimdilik. uçakla gidebilmek için tivat ya da podgorica'ya gitmeniz lazım. podgoricadan geçmek uzun sürer (2 saat falan otobüsle), en iyisi tivat'tan taksiyle 15 dkda geçmek olur.insanlari yardımsever, havası bizim marmara gibi. old town içinde pizza pronto var, old town dışında deniz kıyısında tanglja var. yemek için buraları tavsiye ederim. pazar günü süpermarket kapalı, dikkat edin.
devamını gör...
4.
(bkz: knights of the old republic)
devamını gör...