1.
mağduriyet hissinin kronikleşmesi
sürekli aynı döngü içinde kendinizi çaresizlik duygularıyla baş başa buluyor, olan bitenden sürekli etrafınızdaki kişi ve olayları suçlu tutuyorsanız kurban oyununa dahil olmuşsunuz demektir.
ben çaresizim. ben çaresizim.. sürekli tekrarlar öğrenilmiş ve alışılmış çaresizlik doğurur. kurban zihniyeti acılarınıza sahip çıkmanızı ister. deneyimlerin yıpratıcı olması ve yaşanılan zorbalıkların bilinçaltına atılmasıyla gerçekleşir çoğu kez. ve bazıları ona yapışmak ister. ama böyle bir yaşamın iyi bir tarafı yoktur. bu zihniyet sürekli seni zehirler. her durumda haksızlığa uğramış hissiyatı gittikcede güçsüzleşmene neden oluyor.
patron bana taktı.
ben ne yapsam olmuyor.
bunlar hep benim başıma geliyor.
benim kısmetim bağlanmış.
beni kimse sevmiyor.
elimden daha fazlası gelmiyor.
bu örnek önermeler kurban üçgen'in içine sokuyor bizi. temelinde korku duygusu hakim. önemsenme ve sevilme ihtiyacı söz konusu. yine aile'de temelleri atılıyor. çocuğa sen güçsüzsün sinyali veriliyor. bu konuda toplumun da etkisi çok büyük.
ay yazık hiç kimsesi yok
o öyle şeyleri yapamaz.
bu ve benzeri ifaderi belki sıklıkla duyuyoruz.
aslında kendini sevmek dışında çok tesirli bir ilacı yok. kendine olan inancı kaybetmemek mesele.
sürekli aynı döngü içinde kendinizi çaresizlik duygularıyla baş başa buluyor, olan bitenden sürekli etrafınızdaki kişi ve olayları suçlu tutuyorsanız kurban oyununa dahil olmuşsunuz demektir.
ben çaresizim. ben çaresizim.. sürekli tekrarlar öğrenilmiş ve alışılmış çaresizlik doğurur. kurban zihniyeti acılarınıza sahip çıkmanızı ister. deneyimlerin yıpratıcı olması ve yaşanılan zorbalıkların bilinçaltına atılmasıyla gerçekleşir çoğu kez. ve bazıları ona yapışmak ister. ama böyle bir yaşamın iyi bir tarafı yoktur. bu zihniyet sürekli seni zehirler. her durumda haksızlığa uğramış hissiyatı gittikcede güçsüzleşmene neden oluyor.
patron bana taktı.
ben ne yapsam olmuyor.
bunlar hep benim başıma geliyor.
benim kısmetim bağlanmış.
beni kimse sevmiyor.
elimden daha fazlası gelmiyor.
bu örnek önermeler kurban üçgen'in içine sokuyor bizi. temelinde korku duygusu hakim. önemsenme ve sevilme ihtiyacı söz konusu. yine aile'de temelleri atılıyor. çocuğa sen güçsüzsün sinyali veriliyor. bu konuda toplumun da etkisi çok büyük.
ay yazık hiç kimsesi yok
o öyle şeyleri yapamaz.
bu ve benzeri ifaderi belki sıklıkla duyuyoruz.
aslında kendini sevmek dışında çok tesirli bir ilacı yok. kendine olan inancı kaybetmemek mesele.
devamını gör...
2.
bu psikolojiye sahip insanlar, sorumluluk tamamen kendilerine ait olduğunda bile yaptıkları hataları bir şekilde dış etkenlere bağlamakta ustadırlar.
maalesef geniş ailemizde var böyle birisi ve bunca yıl sonra şunu anladım ki bu insanlarla mantıklı bir diyalog kurmak mümkün değil. hayatlarında olumsuz olan her şeye mutlaka bir dışardan sebepleri var.
yetişkinliğe kadar ebeveynlerinden birinin ya da ikisinin birden kurbanıdır. evlenir, eşinin kurbanıdır. iş yerinde patronun ya da iş arkadaşının kurbanı olmuştur. hep kurbandır, hiç hata yapmamıştır. yaptığı en akla-mantığa sığmaz seçimlerde bile mutlaka bir dış etkenin etkisinde kalmıştır.
bu insanların ağzından hata yaptım/yanlış yaptım gibi şeyler duyamazsınız. bunları söylerken bile başkalarını suçlarlar: ona güvenmekle hata yaptım gibi.
bu psikolojiye sahip insanlar kendilerini kurban gibi göstererek rahatlasalar da istisnasız hepsi mutsuz. çünkü içerde bir yerde gerçeği biliyorlar. muhtemelen yaptıkları yanlış tercihleri de sorguluyorlar. gerçeklerle yüzleşemedikleri için mental olarak zayıflar. dirençleri düşük. insanın başkasına yalan söylemesi kendine yalan söylemesinden 50 kat daha kolaydır çünkü.
bir de sosyal olarak mağduriyetten beslenirler. bütün ilgi toplama stratejileri mağduriyet üzerinedir. bizim memlekette malum acı çeken insanlara sempati beslenir. demek çok acı çektin ha? bravo be bravo! diye ayakta alkışladığımız için sosyal olarak da kurban psikolojisinden çıkamazlar, çıkmak istemezler.
maalesef geniş ailemizde var böyle birisi ve bunca yıl sonra şunu anladım ki bu insanlarla mantıklı bir diyalog kurmak mümkün değil. hayatlarında olumsuz olan her şeye mutlaka bir dışardan sebepleri var.
yetişkinliğe kadar ebeveynlerinden birinin ya da ikisinin birden kurbanıdır. evlenir, eşinin kurbanıdır. iş yerinde patronun ya da iş arkadaşının kurbanı olmuştur. hep kurbandır, hiç hata yapmamıştır. yaptığı en akla-mantığa sığmaz seçimlerde bile mutlaka bir dış etkenin etkisinde kalmıştır.
bu insanların ağzından hata yaptım/yanlış yaptım gibi şeyler duyamazsınız. bunları söylerken bile başkalarını suçlarlar: ona güvenmekle hata yaptım gibi.
bu psikolojiye sahip insanlar kendilerini kurban gibi göstererek rahatlasalar da istisnasız hepsi mutsuz. çünkü içerde bir yerde gerçeği biliyorlar. muhtemelen yaptıkları yanlış tercihleri de sorguluyorlar. gerçeklerle yüzleşemedikleri için mental olarak zayıflar. dirençleri düşük. insanın başkasına yalan söylemesi kendine yalan söylemesinden 50 kat daha kolaydır çünkü.
bir de sosyal olarak mağduriyetten beslenirler. bütün ilgi toplama stratejileri mağduriyet üzerinedir. bizim memlekette malum acı çeken insanlara sempati beslenir. demek çok acı çektin ha? bravo be bravo! diye ayakta alkışladığımız için sosyal olarak da kurban psikolojisinden çıkamazlar, çıkmak istemezler.
devamını gör...